23 Haziran 2020 Salı

Türkiye İlk 10 Ekonomi Arasına Girebilir mi?

Meselenin Ortaya konuluşu
Son günlerin gündemde en fazla yer tutan konularından birisi Türkiye’nin en büyük 10 ekonomi araya girmesinin mümkün olup olmadığı tartışmasıydı. Çoğu insan halen GSYH büyüklüğü bakımından son 4 yılda 17’ncilikten başlayarak 19’unculuğa gerilemiş olan Türkiye’nin nasıl olup da ilk 10 ekonomi arasına gireceği konusuna akıl erdiremiyor. Oysa burada kastedilen sıralama Satın alma Gücü Paritesine Göre (SAGP) ölçülen GSYH sıralamasıydı. Türkiye SAGP’ye göre ölçülen GSYH sıralamasında 2019 yılı itibarıyla 13’üncü sırada yer alıyor (2000 yılındaki yeri 17’ncilikti.) Buradaki kritik soru şu: Türkiye cari fiyatlarla GSYH sıralamasında 17’ncilikten 19’unculuğa gerilerken nasıl oluyor da SAGP’ye göre GSYH sıralamasında 17’ncilikten 13’üncülüğe çıkıyor?

Bu soruyu yanıtlayabilmek için önce cari fiyatlarla GSYH ile SAGP’ye göre GSYH arasında ne fark var onu ortaya koyalım.

GSYH’nin İki Farklı Yolla Ölçülmesi
GSYH (üretim açısından ölçüldüğünde) bir ekonomide yerleşik olan üretici birimlerin belli bir dönemdeki ekonomik faaliyetleri sonucunda yaratmış oldukları tüm mal ve hizmetlerin değerleri toplamından bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan girdiler toplamının düşülmesi sonucu elde edilen değerdir.

GSYH cari fiyatlarla ölçüldüğünde üretilen nihai mal ve hizmet miktarı bu mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarıyla çarpılır ve GSYH bulunur. Yukarıdaki tanım gereği örneğin üretilen ekmek GSYH’ye katılırken içindeki girdiler (un, maya, tuz gibi) hesaptan düşülür (aksi takdirde çifte sayma dediğimiz sorun ortaya çıkar ve GSYH olduğundan büyük görünür.) Bu şekilde hesaplanan GSYH son fiyatlar dikkate alınarak bulunmuş olur. Genellikle konuşulan GSYH bu şekilde hesaplanan GSYH’dir. Bulunan bu miktar o yılın ortalama Dolar kuruna bölündüğünde Dolar cinsinden GSYH bulunmuş olur. Örneğin Türkiye’nin 2019 yılı için hesaplanan GSYH’si 4.280,4 milyar TL ve aynı yılın ortalama Dolar kuru 5,679’dur.  Buna göre Dolar cinsinden GSYH yaklaşık olarak 754 milyar Dolar olarak bulunur.

GSYH SAGP ile ölçüldüğünde, SAGP’ye dayalı olarak hesaplanan uluslararası Dolarla dönüştürülmüş bir katsayıyla hesaplanır. SAGP’ye dayalı uluslararası Dolar hesaplaması Doların sahibi olan ABD’deki fiyatlar baz alınarak bulunur. ABD’deki bazı mal ve hizmetlerin oluşturduğu bir sepetin değeri hesaplanır. Sonra bu sepetin bir başka ülkede (örneğin Türkiye) kaç para ettiği bulunur. Bulunan bu değer Dolara dönüştürülür. Bunu bir örnekle açıklayayım. Bütün ülkeler için aynı mal ve hizmetlerin esas alındığı bir sepet düşünelim. Bu sepetin ABD’de bugünkü ederi 300 Dolar, Türkiye’deki ederi ise 685 TL olsun. Kur bugün 1 Dolar  = 6,85 TL olduğuna göre bu sepetin Türkiye’deki Dolar karşılığı 100 Dolar olacaktır. ABD’nin cari fiyatlarla ölçülmüş GSYH’si 21 trilyon Dolar, Türkiye’ninki ise 754 milyar Dolardır. Söz konusu sepetten hareketle SAGP katsayısını (300/100 =) 3 olarak hesaplayabiliriz. Buna göre Türkiye’nin SAGP’ye göre GSYH’si (754 x 3 =) 2,3 trilyon Dolar olarak bulunuyor.  

GSYH Ölçüm Yöntemi Değişince Sıralama Niçin Değişiyor?
Türkiye cari fiyatlarla ölçülen GSYH karşılaştırmasında 2005 yılında 501 milyar Dolarlık GSYH’siyle dünyada 17’nci sırada yer alırken 2018 yılında 771 milyar Dolarlık GSYH’siyle yine 17’nci sırada bulunuyor. Aradan geçen 14 yıllık sürede bir şey değişmemiş görünüyor. Aynı ölçümü SAGP’ye göre yaptığımızda işler değişiyor. SAGP’ye göre GSYH karşılaştırmasında Türkiye 2005 yılında 966 milyar Dolarlık GSYH ile 18’inci sırada iken 2018 yılında 2,3 trilyon Dolarlık GSYH ile 13’üncü sıraya yükseliyor. Cari fiyatlarla GSYH karşılaştırmada önünde yer alan Kore, İspanya, Kanada ve Avustralya’yı SAGP ile ölçülen GSYH sırlamasında geride bırakıyor.

Gerçekte böyle bir iyileşme var mı? Türkiye’de enflasyon ABD’den çok daha yüksek olduğu halde nasıl oluyor da SAGP’ye göre GSYH’de böyle bir artış ortaya çıkıyor? Bu soruyu yanıtlayabilmek için bazı karşılaştırmalar yapmamız gerekiyor. Aşağıdaki tabloyu bu amaçla hazırladım (tabloda yer alan sepet ederleri farazi değerleri gösteriyor, buna karşılık diğer bütün göstergeler  https://knoema.com/ sitesinden alındı.) (Bu tabloda hesaplamayı anlaşılabilir kılmak için başlangıç yılı olarak aldığım 2017 yılında aynı sepetin ABD’de de Türkiye’de 100 Dolar olduğunu varsayıyorum.)

Birim
2017
2018
Değişim %
ABD Cari Fiyatlarla GSYH
Milyar Dolar
19.519
20.580
5,4
Türkiye Cari Fiyatlarla GSYH
Milyar Dolar
853
771
-9,6
ABD SAGP’ye Göre GSYH
Milyar Dolar
23.157
20.580
-11,1
Türkiye SAGP’ye Göre  GSYH
Milyar Dolar
2.183
2.300
5,4
ABD Kişi Başına Cari Fiyatlarla Gelir
Dolar
60.000
62.869
4,8
Türkiye Kişi Başına Cari Fiyatlarla Gelir
Dolar
10.551
9.405
-10,9
ABD SAGP’ye Göre Kişi Başına Gelir
Dolar
60.000
62.869
4,8
Türkiye SAGP’ye Göre Kişi Başına Gelir
Dolar
27.018
28.044
3,8
ABD Sepet Ederi
Dolar
100
102
2,0
Türkiye Sepet Ederi
TL
366
425
16,0
Türkiye Sepet Ederi
Dolar
100
89
-11
ABD Enflasyon
%
2
2,0
Türkiye Enflasyon
%
16
16,0
USD/TL Kuru
3,66
4,77
30,3

Bu tabloya göre ABD’nin cari fiyatlarla GSYH’si 2017’den 2018’e yüzde 5,4 artarken Türkiye’nin cari fiyatlarla GSYH’si yüzde 9,6 geriliyor. ABD’nin SAGP’ye göre GSYH’si 2017’den 2018’e yüzde 11,1 gerilerken Türkiye’nin SAGP’ye göre GSYH’si yüzde 5,4 artıyor. Aynı dönemde ABD’de yıllık ortalama enflasyon yüzde 2 iken Türkiye’de yüzde 16. Türkiye’de yüzde 16, ABD’de yüzde 2 enflasyon yaşanırken, ABD’nin SAGP’ye göre kişi başına geliri yüzde 4,8, Türkiye’de ise yüzde 3,8 artarken nasıl oluyor da Türkiye’nin SAGP’ye göre GSYH’si artıyor.

İşin Sırrı TL’nin Dış Değerinin İç Değerinden Hızlı Düşmesinde
Bu soruya yanıt ararken TL’nin Dolara karşı değerinin yüzde 30,3 düştüğüne dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü işin sırrı orada. SAGP’ye göre GSYH ölçümü ülke parasının dış değerinin iç değerinden daha fazla düştüğü durumlarda sanal bir iyileşme ortaya çıkarıyor. Tersi olduğunda yani ülke parasının iç değeri dış değerinden hızlı gerileğinde ise bu kez o ülkenin cari fiyatlarla GSYH’si sanal olarak artmış görünüyor. Ki Türkiye 2003 ile 2010 arasında bu olguyu yaşamış cari fiyatlarla GSYH’si hızla artmıştı.

Tabloya farazi olarak yazdığım sepet değerine bakalım. Sepetin ABD’de 2017 yılı için ederi 100 Dolar. Aynı sepetin Türkiye’deki değerinin 366 TL olduğunu düşünelim. Kur 3,66 olduğuna göre bu sepetin Dolar değeri de aynen ABD’deki gibi 100 Dolar eder. ABD’de enflasyon yüzde 2 olduğuna göre bu sepetin ederi 2018 yılında 102 Dolara çıkar. Türkiye’de enflasyon yüzde 16 olduğuna göre sepetin ederi (366 TL x 1,16 =) 425 TL eder. Bunu 2018 yılının ortalama kuruyla Dolara çevirirsek (425 TL / 4,77 =) 89 Dolar eder.

Diyelim ki TL, 2018 yılında enflasyon oranı (yüzde 16) kadar dış değer kaybetmiş olsaydı sonuç ne olurdu? O zaman kur 1 Dolar = 4,25 olurdu ve sepet ederi 100 Dolarda kalır, SAGP’ye göre GSYH de değişmezdi.

Görüleceği gibi TL’nin dış değer kaybı, iç değer kaybından yüksek olduğu için sepetin değeri Dolar cinsinden 89 Dolara düşmüş ve dolayısıyla satın alma gücü ve SAGP’ye göre hesaplanan GSYH tümüyle sanal bir artış sergilemiş görünüyor. TL’nin dış değer kaybı 2010 yılına kadar iç değer kaybından düşüktü. O nedenle Türkiye’nin sıralamadaki yeri 2010 yılında hem cari fiyatlarla GSYH hem de SAGP’ye göre GSYH açısından aynı yerdeydi (ikisinde de 17’nci sıradaydı.)

Bu tezimizi doğrulamak için parasının iç ve dış değer kaybı birbirine yakın olan bir ülkeye mesela Almanya’ya bakalım. Almanya’da 2018 yılı ortalama enflasyonu yüzde 1,9. Aynı yıl Euro’nun Dolara karşı değer kaybı yüzde 2,1. Bu sonuçlarla Almanya’nın SAGP’ye göre GSYH sıralamasındaki 4’üncülük olan yeri değişmiyor. 2000’e kadar geri gidersek değişiklik bir basamakla sınırlı bulunuyor. Çünkü Almanya’da enflasyon ile Euro’nun dış değeri arasında önemli bir fark yok.
 
Önümüzdeki yıllarda TL’nin dış değer kaybı, iç değer kaybından fazla olmaya devam ederse Türkiye’nin, cari fiyatlarla GSYH’si küçülse de SAGP’ye göre GSYH’si büyüyeceği için ilk 10 ekonomi arasına girmesi mümkün olabilecektir.

111 yorum:

  1. Hocam anladığım kadarıyla soğan ile sarımsak yer değiştirmiş yani sonuç değişmemiş kokular geliyor değilmi

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence tüketimi, dolayısıyla ihracat, üretim ve hizmetlerdeki artış aşırı borçlanma ile oluşturulmuş durumda. Ülkenin rekabet gücünde artış yokken, ihracat kayıpları afrika dışında kaçınılmaz gibi duruyor. Tl basarak aktiviteyi bir süreliğine koruruz, fakat oluşan varlık balonu patladığında herkes sıgınak bulamayacak.

      Sil
  2. Şeytana pabucunu ters giydireceğiz sanırım hocam.

    YanıtlayınSil
  3. Hocam biz ABD'ye göre SAGP hesaplıyorsak ABD neye göre hesaplıyor?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ABD referanstır. onunkini ancak bir yılı sabit alarak sonraki yıllar hesaplanır. hoca hesaplarken 2017 100$, 2018 102$ olarak belirtmiş.

      Sil
  4. Yine kafa karışıklığına mahal vermeyecek, muazzam açıklayıcı bir yazı olmuş Hocam. Emeğinize sağlık. Ancak hükümetler ekonomi politikalarını başarılı göstermek için GSYH ya da SAGP'ye göre GSYH hesaplama yöntemlerinden işlerine geleni seçseler de, ülkemizde vatandaşın formülü basit; X yılında asgari ücretle misal 50 çeyrek altın alınabiliyorken, cari yılda bu rakam 50'nin altına düşmüşse X yılına göre fakirleşmişiz demektir. Yani siyasilerin rakamları bir yana, vatandaş kendi cebindeki paraya bakıyor artık. Saygılar Hocam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. X yılında alınan zeytinyağı ile y yılında alınan zeytinyağı litre hesabı yaparsan neden farklı çıkıyor.Bakış açısı art niyetli olunca....

      Sil
    2. Selam Ulaş Bütüner,

      Hangi yıl asgari ücret ile 50 çeyrek altın alınabildi?
      Ben o yılı kaçırmışım.

      JP Morgan amcamız da vakti zamanında derdi, "Altın paradır geri kalan kredidir".
      e507 de twitter da paylaşıyor, ancak Morgan Amca Bretton Woods u yaşamadan söyledi bu sözü.

      Sil
    3. 50 altından önce "misal"diye bir kelime daha var, sanıyorum gözden kaçtı

      Sil
  5. Anladığım kadarıyla SAGP'ye bağlı GSYH'sının artması paramızın alım gücündeki azalışa işaret. Bütün değerler aynı kalıp eğer yıl sonunda dolar 10 tl bandında olsa, SAGP katsayısı 4,37 olacak ve GSYH çarpıldığında dolar cinsinde 3,302 küsur milyar dolar çıkacak. Türk milleti olarak her yükselen değeri karımıza bir şeymiş gibi görme ya da kabul etme hastalığından bir türlü kurtulamadık. Bunda böyle bir algı yaratanların da etkisi tartışmaya açılamayacak kadar fazla tabi. Ama siz, hocamız gibi aydın kimseler sayesinde böylelikle bilginin gücünü bir kez daha anlamış bulunmaktayız. Emeğinize sağlık.

    NOT: Kolay ekonomi kitabınızı ve mevcut site içerisindeki yazılarınızı okuyarak yaklaşık iki aydır ekonomiyle ilgilenen biri. Bu arada tarihsel süreç içerisinde dünya ekonomisi kitabınıza da başlamış bulunmaktayım. Teşekkürler Mahfi Bey.

    YanıtlayınSil
  6. Emeğinize sağlık hocam. Her şey daha mantıklı gelmeye başladı.

    YanıtlayınSil
  7. Hocam bir ödev sorum olacaktı cevaplarsanız çok mutlu olurum.
    Soru şu şekilde hocam ; Tcmb gecelik borç verme ve gecelik borç alma faiz oranlarının eylül 2018 döneminden beri olan değişimini ve ekonomiye olası etkileri nelerdir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 2018 Mayis ayindan beri hocanin yazdiklarini oku yeter.
      Burasi sinav ve odev sorularinin yanitlandigi yer degil.
      Burasi siradan insanlarin bile anlayabilecegi bir sekilde iktisadi konularin ve sorunlarin irdelendigi entellektuel duzeyde ekonomik tartismalarin yurutulmeye calisildigi bir yer.

      Sil
    2. Adı üstünde ödev. Yani senin yapman gerekiyor bunu öğrenmen için. Ülkede her şey yozlaşınca, öğrencilik de yozlaşıyor. Mahfi beyin bunu cevaplamayacağını bilerek bir umut soruyorsunuz ama yapmayın. Adam yapısal reformlar diye bağırıyor buradan.onun içinde de eğitim sistemi geliyor. Onun içinde de birinci sırada değerler eğitimi olması gerek kanaatimce. Ahlak, Aldatmamak, aşırmamak, ve bir çok yok olan insani değeri öğretmek, eğitmek bu ülkenin en başta gelen işi olmalı. Ardından GSYH zaten artar.

      Sil
    3. hoca bu tarz şeylere cvp vermez. bosa kürek çekme

      Sil
  8. Ne kadar güzel havuz medyasıda bunu bi güzel haber yapar hocam ilk 10 ekonomiye girdik diye miss

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yapıyorlar zaten. Google’a “2030’da Türkiye ilk 5’e giriyor” diye yazıp bakın

      Sil
  9. bu sürdürebilir değil, ithal girdiye dayalı ekonomide eninde sonunda SAGP tekrar dengeye gelmesi gerekecek. Aksi halde ne olur? (veya enflasyon rakamlarımız gerçeği göstermiyor)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Eğer enflasyonu doğru ölçüyorsak orta uzun vadede iç ve dış değer kayıplarının eşitlenmesi gerekir. Ama Türkiye hiçbir zaman kısa vadeden ötesine odaklanmadı.

      Sil
    2. hocam ilk defa "eğer enflasyonu doğru ölçüyorsak" tabirini görüyorum sizden. daha önceleri hep tüik verilerine güvenmek zorundayız derdiniz. değişen birşey mi oldu, yoksa analizleriniz tüik hakkında şüpheye mı düşürdü sizi?
      Başka sorum gayrimenkulde son seneler ya sıfır veya eksi olarak çıktığı için enflasyonu baskılıyordu. Son kampanyalar ile neredeyse %50 artışlar oldu fiyatlarda. Bu durum enflasyona ne kadar etkisi olur hocam?

      Sil
  10. Mahfi hoca yani diyorsunuzki eğer enflasyonu küçük tutabildiğin kadar SAGP büyürde büyür.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ya da TL'nin dış değerini enfasyondan fazla düşürürsen

      Sil
  11. Keşke sanal GSYH yükselmelerinde, yanlış yansıtılan işsizlik oranlarında yaşasak.
    Hayat belki o zaman güzel olurdu lakin günün sonunda işsizliği artan, enflasyonu artan yaşamanın zor olduğu gerçek hayata geri dönüyoruz.
    Teşekkürler hocam, haberlerde bu iddiaları izleyip gurur duyanlar sizden gelip aslını zaten öğrenmeyecek.
    Televizyonlar da sizin yazınızı yayınlamayacak ama olsun.
    Teşekkürler.
    Siz üstünüze düşeni yapıyorsunuz bizim üstümüze düşen de elimizden geldiğince anlamak, anlatmak.

    YanıtlayınSil
  12. Peki hocam yaptığınız sonuçta ki 2017 yılı Türkiye için 100$ olan sepeti 2017 yılı dolar bazında alınan asgari ücrete (430$) bölündüğünde çıkan sonuç , 2018 yılında 89$ olan sepeti yine 2018 yılı dolar bazında alınan asgari ücrete (384$) bölünüp karşılaştırıldığında 0,01 gibi fark ortaya çıkıyor. Bu bizim bahsedilqdiği kadar büyüyemediğimize kanıt olabilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme hesabı TL ile olan GSYH üzerinden yapılıyor.

      Sil
  13. Baz alınması gereken, önemli olan hangisi,işler iyiye mi gidiyor kötüye mi, bunun yorumunu yapmadan eksik bir yazı olmuş

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hala anlamadin mi? SAGP'ye gore GSYH'nin buyuyebilmesi icin Önümüzdeki yıllarda TL’nin dış değer kaybınin, iç değer kaybından fazla olmaya devam etmesi gerekiyor. Sence bu iyi birsey mi yoksa kotu bir sey mi? Yani TL'nin yabanci para birimlerine gore deger kaybetmeye devam etmesi ve iceride TUIK'in enflasyon oranlarini manipule edip dusuk enflasyon gostermesi bunun icin yeterli olacak. Yillardan beri yapilan ve son zamanlarda giderek siddetlenen olgu da aynen bu zaten. Sence son zamanlarda isler iyiye mi gidiyor kotuye mi?

      Sil
    2. MİG.29 çok haklı ! Anlayana sivrisinek saz

      Sil
  14. ülke parasının dış değerinin iç değerinden daha fazla düştüğü durumda. O ulke enflasyonu fiyat istikrari halinde bir enflasyona sahipse %4 ve alti. Bana kalirsa boyle bir durum o ulkeyi turizm acisindan ucuzlatacagi varsayimiyla ve cari dengeleri de olumlu etkileyecegi dusuncesiyle zamanla refahi artiran bir durum olabilir.
    Ancak, bu Turkiye icin cok gecerli degildir. Cunku Turkiyenin enflasyonu yuksektir eger hesaplamalar dogruysa. Enflasyonda gercegin dusmanidir. Gercegi perdeler. Fakirlesmeyi arttirir. Boyle bir ulkede %8 enflasyon %16ya ciktiginda fakirlesme getirir. Kur avantajinin zamanla azalmasini saglar.

    Ancak %4un altinda enflasyona sahip olan bir ulkede yerel para birimi dis basat paralara karsi ortalama %8 deger kaybettiyse o ulke bunun avantajini yer. TUrizm ve cari dengeler uzerinden avantajini saglar. Boyle bir ulkede %2 enflasyon kisa bir sureligine en fazla 3 ay boyunca %4e ciksa ne sorun olabilir ki ulkede yasayan insanlar icin.
    Dogallayin; cok uzun zaman once bir yerde okumustum. Bir ulkenin para birimi diger para birimlerine karsi deger kaybediyorsa yani devaluasyonun basarili ve uzun vadeli olmasi icin o ulkede enflasyonun dusuk olmasi lazim. Dusuk enflasyonlu ulkede yapilan develuasyonla yuksek enflasyonlu ulkede yapilan develuasyon sonuclar bakimindan dusuk enflasyonlu ulke lehine cari dengler acisindan olmasi daha olasidir

    YanıtlayınSil
  15. Demek ki tl nin daha fazla değer kaybetmesi planlanıyor eğer ilk 10 ülke arasına gireceksek.

    YanıtlayınSil
  16. Sn. Eğilmez,
    Yazınızı okudum her zamanki gibi çok basite indirgeyerek anlatmışsınız, yalnız yazınızda SAGP'ye göre hesaplamanın aslında çok da bir önemi yok gibi bir kinayeli dokundurma algıladım. GSYH, SAGP, kişi başına yıllık gelir rakamları birebir refah sıralaması olmasa da hepsi bir bakıma bir bilgi veriyorlardır. Ama benim ülkelerin refah hesaplanmasında kişisel görüşüm o ülkedeki asgari ücret bölü (/) yazınızda bahsettiğiniz sepet değeridir. En yüksek katsayı en refah ülke en düşük katsayı en az refah ülkedir. Örneğin abd de asgari ücret 1000 usd / sepet ederi 300 usd ise katsatı 3.33 türkiyede asgari ücret 2324 tl / 685 tl = 3.39 oluyor. Belki de böyle bir hesaplama yöntemi vardır
    Saygılarımla
    Volkan Arslan

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. SAGP bu haliyle bizim gibi ekonomilerin durumunu yanlış ölçen bir araç. Gelirle ilişkiledirilerek yeniden dizayn edilmesi gerekir.

      Sil
  17. "Önümüzdeki yıllarda TL’nin dış değer kaybı, iç değer kaybından fazla olmaya devam ederse Türkiye’nin, cari fiyatlarla GSYH’si küçülse de SAGP’ye göre GSYH’si büyüyeceği için ilk 10 ekonomi arasına girmesi mümkün olabilecektir."

    Hükumet de bunu bol bol propaganda aracı olarak kullanır, iyi bir şeymiş gibi...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ENFLASYONUN KARDAR YERLİ PARANI DEVALÜE ETMEZSEN BİR GÜN MUTLAKA PATLAR.BİZDE HER 10 SENEDE DOLAR KURUNUN PATLADIĞI GİBİ.BU BASINÇLI KAPLARA BENZER. ZAMANINDA HAVASINI ALMAZSAN PATLAR VE PİYASALAR DENGEYE GELİR. OLAN GENE SABİT GELİRLİ VATANDAŞA OLUR.

      Sil
  18. Hocam eğer siz Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşasaydınız, "Hazine Müsteşarı"nın karşılığı ne olurdu?

    Ve çalışma yeriniz (ofisiniz) neresi olurdu; Topkapı Sarayı'ndaki hangi oda? Yıldız Sarayı'ndaki hangi oda? Başka bir yer mi? Hangisi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşım siz biraz istiharat edin, dinlenin kafanızı toplayın.

      Sil
  19. Yazı zor olunca yorum sayısı da az oluyor doğal olarak.

    YanıtlayınSil
  20. Verilen sözler tutuluyor o halde...Uçuyoruz..Aşıyoruz...Kıskanılıyoruz

    YanıtlayınSil
  21. Selam hocam, konuya bir de kimin söylediği açısından bakmak gerekiyor.

    Reisimiz, 2013 yılında, 130 Milyar dolar rezerve ulaştık demişti.
    Aynı Reis, bu hafta, çok şükür rezervlerimiz 93 Milyar dolara yükseldi dedi.

    Şimdi işi bilmeyenler soruyor bu nasıl oluyor diye?
    İzah edelim.

    2013 yılında 1.78 TL olan USD kurundan rezervlerimiz 231.40 Milyar TL yapıyor idi.
    2020 yılında 6.85 TL olan USD kurundan rezervlerimiz 637.05 Milyar TL yapmaktadır.

    Görüldüğü üzere matematiksel olarak, Sn Reisimizin dediği gibi rezervlerimiz 130 Milyar USD den, 93 Milyar USD ye yükselmiştir, vatana millete hayırlı uğurlu olsun.


    Not 1: Evet, trol maaşları yattı.
    Not 2: Evet, matematikçi Gauss mezarında ters döndü.
    Not 3: Evet, Einstein görelilik teorisinde TL, USD göreli hareketini düşünemediği için, e = mc2 formülünü silip, tahtaya e = rt2 formülünü yazdı, istifa mektubunu dekanlık sekreterliğine bıraktı.

    YanıtlayınSil
  22. Hocam aslında sanal iyileşme bizim enflasyonu katakulli ile düşük göstermemizden kaynaklanmıyor mu ? Enflasyon gerçek değerinde olsa, TL nin değer kaybını dengeleyip sepeti 100 dolarda tutması gerekir.

    YanıtlayınSil
  23. Eğer kullanılan sepet doğruysa, enflasyon oranları doğruysa, satınalma gücü paritesini kullanmak daha doğru olmalı. Ülke insanın esas satınalma gücünü yansıtan değer bu aslında. Eğer bu yanıltıcı ise sepet yanlış olmalı? Sonuç olarak tüm malları bir Amerikalıdan çok daha ucuza alabiliyor bir Türk. Amerikalının geliri çok ama mallar da daha pahalı. Döviz inse de çıksa satınalma gücü paritesi karşılaştırması daha doğru bir ölçüm olmalı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. SAGP nin gelire bağlı biçimde yeniden tanımlanması ve dizayn edilmesi gerekli.

      Sil
  24. Hocam o zaman türk lirası çok fazla değer kaybettiği için (reel döviz kuru 70 civarı) şu anda doğrudan dolar bazlı karşılaştırma yapmak da yanıltıcı olmaz mı? SAGP göre çok yüksek çıkan doğrudan dolar bazlı karşılaştırmada da çok düşük çıkacak haliyle. O zaman iki göstergeyi de sağlıklı olarak kullanamayacak mıyız? Elinize sağlık yazı için.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet bence SAGP'nin gelirle ilişkilendirilerek yeniden dizayn edilmesi lazım.

      Sil
  25. Hocam tl nin dış pigasada iç piyasadan daha fazla deger kaybetmesi sonucu ilk 10 a gireriz tamam ama bunun birde dönüşü olmaz mı? Yani dışarda fazla kaybedersen sonuçta bu olumsuz bişey dışa bağımlı bir ülke için ve alım gücü bir süre daha kaldırır durumu ve birden iç piyasadaki deger kaybı dış piyasadaki degere doğru koşar. Yanlış mı düşünüyorum?

    YanıtlayınSil
  26. Hocam Merhaba,
    Dolar cinsinden Türkiye sepet ederindeki değişim miktarının -%12,35 olması gerekmez mi?
    Saygılar.

    YanıtlayınSil
  27. Yani Hocam, birkaç yıl içerisinde "...ilk 10 ülke arasındayız..." sözünün geçtiği cümleleri duyacağız demek istiyorsunuz. Üniversite de okurken bir hocam vardı "Yalan, kuyruklu yalan, istatistik" derdi. Kulakları çınlasın.

    YanıtlayınSil
  28. Hocam peki TL nin yurtdışı değer kaybı %30 iken yurt içinde enflasyon nasıl %16 oluyor. Yani bu fark reel mi yoksa bizim içeride hesaplama hilelerimizden mi kaynaklanıyor?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. TUIK sayesinde oluyor, Kartal imam hatip lisesinde bunun nasil yapilabilecegini ogretiyorlar.

      Sil
  29. Hocam ellerinize sağlık, çok güzel anlatmışsınız. Ama, yazınızda bahsettiğiniz "Önümüzdeki yıllarda TL’nin dış değer kaybı, iç değer kaybından fazla olmaya devam ederse Türkiye’nin, cari fiyatlarla GSYH’si küçülse de SAGP’ye göre GSYH’si büyüyeceği için ilk 10 ekonomi arasına girmesi mümkün olabilecektir" ifadesini sürekli kullanıp kendilerini haklı çıkartacaklar korkarım :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kerem, kendilerini surekli hakli cikardiklarinda sen de buna inanacak misin diyecektim ki bir de baktim soyadin İNANIR'mis. Kadir abi'ye selamlar.

      Sil
  30. Yani arkadaşlar enflasyon düşük kalıp dolar yükselirse sepet fiyatı düşecektir.
    hocamın örneğindeki gibi 366 olan sepet fiyatı %16 enflasyonla çarpın sepet 425 tl yapar dolar kuru 4.77 sepet 89$ yapar .
    aynı şekilde bir sonraki sene 425 tl olan sepete Muhtemelen %15 enflasyon koyduklarını varsayalım sepet 489 tl yapar dolar kuru 6.85 olduğunda sepet 71 $ düşüyor .

    YanıtlayınSil
  31. Güzel bir istatistik, 1 Dolar 15 TL oldugunda dünyanin GSYH si en yüksek ilk 5 ülkesi icine giriyoruz. Hele ürettigimiz mallarin girdi maliyetlerini düsürüp (ör. malzemeden calip) satis fiyatlarini ayni tutarsak, daha da yükseliyoruz.

    Faizlerin iyice düstügü, kredilerle anlamsiz yatirimlarin patladigi böylece hasilanin arttigi, dolarin basini alip gittigi, üreticinin ahlakini kaybettigi bir senaryoda (ki istenen bu saniyorum) ilk 3 e de giriyoruz.

    YanıtlayınSil
  32. İnsanların kafasını karıştırmak için güzel bir Siyasi düşünce!! Ayrıca güzel açıklama olmuş hocam Ağzınıza sağlık.

    YanıtlayınSil
  33. Değerli Hocam, S&P türk bankacılık sistemindeki sorunlu kredilerin %20 oranında olacağını öngördüklerini belirtti, sizin görüşünüz nedir sayın hocam? Bu varsayımda bildiğim kadarıyla takip ve ikinci grup krediler dahil ediliyor. Bankacılık sisteminin,sorunlu krediler vb olarak gördüğünüz başka riskler var mıdır? Bununla ilgili güncel bir yazınız olursa her zamanki gibi bizleri çok mutlu edersiniz. Saygılar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. S&P'nin hesabı neye göre yaptığını ve % 20'yi nasıl bulduğunu bilmiyorum ama ben de batık kredilerin ciddi oranda artacağını tahmin ediyorum.

      Sil
  34. Mahfi Bey, bankalar faizler olması gerektiğinden fazla düşürüp, borçlanmayı yada kendileri açısından kredi vermeyi önceliklendiriyor. Daha önce de aktif rasyosundan bahsetmiştiniz. Sizce doğru fiyatta ev veya diğer bir yatırım olduğunu varsayar isek, kredi çekmek için doğru zaman mı? Ben enflasyonun önümüzdeki 3-4 yıl yine 6-7% ve üzerinde olacağını bu nedenle kredi çekme ve düşük faiz anlamında bir fırsat olduğunu düşünüyorum ( tabii ki yatırımın enflasyondan çok daha fazla getireceği varsayımı ile)
    sizin bu konuda görüşünüz nedir değerli hocam? saygılar selamlar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Eve kendiniz oturacaksanız alabilirsiniz.

      Yani değeri yüksek olacağı için değil, kafanız rahat oturmanız için. Her sene ev sahibi ile kira artış görüşmesi yapmamak vs için almak iyidir.

      Cebinizde ev alacak kadar paranız var ise, peşinatını az ödeyip, kredi ile evi alabilirsiniz. Ana paranızı altın veya döviz de tutarsınız.

      Kredi için düzenli gelir sahibi olmanız da kafanızı rahatlatan bir unsur olur.

      Ben yurtdışındayım, iki yıl kirada oturdum. İki yıl çalışanlara, devlet destekli ev alma kredisi var, yüzde 2 peşinat ödeyerek alınabiliyor. Çocukların okuluna yakın bir evi aldım, ucuz bir ev aldım, aylık kredi + vergi ödemesi kabaca 1 aylık kira parası. Şimdi faizler düşünce refinans ettim, aylık kira parasının altına düştü ödemem.

      Kendim oturduğum için kredi ile aldım, ama derseniz ki kredi ile yatırım amaçlı ikinci bir ev alır mısın? Asla almam, ne Türkiye'den ne de başka bir yerden.

      Herkese kendi oturdukları evi şartlarına bağlı olarak almalarını tavsiye ederim.

      Faizler düşünce ister istemez tüm dünya genelinde mal fiyatları artıyor. Bir kaç sebebi var. En önemlisi arz talep dengesinde, düşük faiz ile eve talep artıyor, fiyatları yükseliyor. Bir başka sebep, düşen faizin rantını ev alan ve satan ortak paylaşmak istiyor, ev fiyatı artıyor. Yani faiz düştü diye hemen yüksek oranda bir fırsat ortaya çıkmıyor. Türkiyeden duyuyorum, insanlar ev almak istemişler ev fiyatları yüzde 10 15 artmış. Doğaldır düşen faizlerle böyle olması.

      Hesabı iyi yapmak lazım.

      Sil
    2. Dunyada hukumetlerin yatirim amacli ikinci ev sahibi olmak isteyenlerden daha fazla emlak vergisi ve daha yuksek ozel durumlu kredi faiz orani belirlemesi lazim.
      Boylelikle hem emlak balonu olmaz hem gelir dagilimi duzelir hem genc ve dar gelirli insanlarin orta ve uzun vade de konuta ulasabilme talep edebilme kapasitesi artar. Boylece ev sahipligi kendi evinde oturma orani artar. Bu da bir nevi sosyal ekonomik mekanizlari daha islevsel kilar

      Sil
    3. Yorumunuzu merak ediyoruz Mahfi hocam

      Sil
  35. Hocam bir şey iki türlü ölçülmemeli bir standart olmalı , GSMH bence toplamdır, satınalma paritesi işi karıştırır, hesaplaması da komplekstir, günün sonunda benim maaşım bir Alman'a veya Kanadalı' ya göre eriyor; ben ona bakarım. Onlar Türkiyeye gelir yer içer ne kadar ucuz der gider, biz yurtdışını anca TV'den izleriz. Bence 2. önemli ve esas problem; alt gelir ve üst gelir dengesizliği, ara o kadar açık ki, alt gelirli vatandaşlar, normal insani şartlarda yaşamakda zorlanıyorlar. Siz istediğiniz kadar yükseltin toplamı, dağılım düzelmedikçe yine birşey değişmez.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Iki seyde hatalisin 13:46
      1)Senin maasin hic bir vakit bir Alman ve Kanadali kadar olamadi. Isin aci tarafi da olamayacak
      2)Yurt Disini TVden izleme devri bitti. Artik bir cok ulkeye ait "YASAM" konulu "kacip kurtulmus" genc insanlarin youtuberlik mahiyetinde kanallari var. Insanlar yasam kisisel gelir gibi odak noktali konulai oralardan ogrenebiliyorlar artik. Daha isin apolitik aekonomik kismi ile iglinenelerde bir suru "gezgin" arasinda bir suru ulke secimi yaparak youtubedan yurtdisini gorebiliyorlar artik. Yani TV isi bitti tipki Secim isinin bittigi gibi.

      Son olarak sana katildigim ama katilamayacagim bir husus var. Alt gelir gruplari. Evet haklisin yerden goge kadar gelir dagilimi adaletsizligi soz konusu ve duzeltilmeli! Ancak sen bunu istiyorsun da bakalim Alt gelir gruplari bunu istiyor mu? Istemekle kalmayip mucadele ediyor mu? Ben Alt gelir grubundan gelen bir kimseyim benim geldigim sosyal ekonomik ve kulturel atmosferde boyle bir duygu dusunus birligi yok iddia da yok. Varsa da suana kadar tanik olmadim. Tam tersi nereden edindigi belli olmayan ne edugu belirsiz lumpen zenginlerin bmw ve lukus ciplerine sevinenen tipler var.

      Sil
    2. Mahfi Hocam sizden yanıt alabilirsek çok mutlu oluruz , saygılar

      Sil
  36. Bu hesaplamayı zincir marketlerde satılan GDO'lu ürünlerden oluşan sepet ile yaptığımızı hesaba katmak lazım. Özellikle gıdada aynı sepeti yerli-sağlıklı ürünle 100 liraya da doldurabiliriz. Gidip BİM'den ithal GDO'lu ürünlerle 50 liraya da doldurabiliriz. Satılan ucuz ürünlerin çok büyük kısmı uzak doğu ve güney Amerika'dan geliyor. Vatandaş ucuz olduğu için büyük oranda ithal malı tercih ediyor. Etinden pirincine durum böyle. Acaba Amerika'nın sepetindeki ürünler nasıl.

    YanıtlayınSil
  37. TL'nin dis deger dususune ornek olarak kripto para alisverislerinde USD ile ayni seviyede tutulmasi icin planlanmis USDT isimli kripto paranin genellikle yurtdisi borsalarinda bizim ic piyasamizdaki USD'ye kiyasla neredeyse surekli olarak yuksek bir TRY fiyatina sahip olmasini rahatlikla ornek olarak verebilirim.

    YanıtlayınSil
  38. Uzun bir süredir üzerinde düşündüğüm fakat bir türlü anlamlandıramadığım bir konuyu basit bir üslupla anlatmışsınız Hocam. Çok teşekkür ederim, elinize kaleminize sağlık.

    Yeni çıkan kitaplarınızı okudum, üzerinde çalıştığınız yenileri de yolda mı? :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Şu anda üzerinde çalıştığım bir kitap var ama o bütün ötekilerden farklı bir alanda.

      Sil
  39. Türkiye; bir ülkede liyakatin ne kadar düşürülebileceği, verilerle hangi limite kadar oynanabileceği, gerçeklerin tam tersini anlatarak halkın kaç yıl süreyle oyalanabileceği, gelir dağılımının bu kadar bozuk olduğu bir ülkede açlık-yoksulluk sınırının altında yaşamakta olan kitlelerin bu duruma yol açan iktidarı ne kadar süreyle kayıtsız şartsız destekleyeceği gibi konularda tam bir laboratuar oldu.

    Bir halkı yeteri kadar dindarlaştırıp cahilleştirir, muhalefeti de yeteri kadar pasifize ederseniz bu durumu sonsuza kadar sürdürebiliyorsunuz gibi görünüyor. O zaman yönettiğiniz ülkeyi her konuda ilk onu bırakın ilk üçe de sokabilirsiniz, sıkıntı olmaz...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mahdut,

      Türkiye kitleleri, iktidarlarını her koşulda destekler daha önce de destek vermişlerdi. Halife ve Sultan her zaman bu toprakta destek bulur.

      Türklerden bağımsız olarak, dünya politik güç dengeleri değişmediği sürece Türkiye devleti kimlerin yönettiğinden bağımsız olarak tek devlet olarak devam eder.

      Dengeler değişir ise, Türkiye haritası da değişir.

      Kurtuluş savaşı sonrasında ordu ile İstanbul'a yürümeye başladık. Politik olarak Rusya destek vermişti. Lenin, öyle uygun görmüştü. Olası bir İngiliz direnişi ve uzun savaşına karşın, Rus silah üretimini Türk ordusunu takviye etmeleri için artırma, Güney limanlarından bizim Samsun limanına lojistik ikmal yolu ve güvenliği için Rus donanması da proje hazırlamıştı.

      İngilizler, bizim ordunun İstanbul'a önce yürüyüşünü imkan dahilinde görmemişlerdi. Rusların hazırlıkları, bizim ordunun durmayan ilerleyişini görünce Ruslar ile anlaştılar. Nihayetinde İstanbul a girdik.

      Sil
    2. İngiliz Dışişleri Bakanlığı (ABD'de aynısını yapar) bir antlaşmanın üzerinden 75 yıl geçtiğinde onu yayınlar. Antlaşma gizli de olsa saklı da olsa yayınlar. Her yıl 75 yıl önceki antlaşmaları kitap halinde piyasaya çıkarırlar. Meraklıları alır okur. Büyükelçilikler bu kitapları alırlar. Sizin dediğiniz gibi bir anlaşma olsaydı bu çoktan çıkardı ortaya. Ayrıca Ruslar'ın İngilizlerle anlaşması da hiç makul görünmüyor. Çünkü Çanakkale Savaşı zaten İngilizlerin Rusya'da bolşevik rejimi devirmek için yaptığı bir girişimdi ve bu iki devlet birbirine oradan beri ölesiye düşmandı. Yeni kurulmuş SSCB, Türkiye'nin kurtuluş savaşına silah ve komuta yardımı yapmıştır, doğrudur ama bu yardım İstanbul'un İngilizlerden geri alınmasında bir anlaşma yapma noktasına filan gelmemiştir. Bu iddialar Kurtuluş Savaşını küçük düşürmek için Atatürk düşmanlarının ortaya attığı yalanlardır.

      Sil
  40. Hocam merhaba,
    Bundan önceki yazınızda ben de bu konuyu düşünmüştüm kendimce. Acaba durum buyken alım gücü nasıl değişir diye yani. Bu yazınız benim için muhteşem oldu. Çok teşekkür ederim, ancak anlamadığım bir kaç nokta var.
    Eurostat sitesindeki Monthly minimum wages - bi-annual data tablosuna göre Türkiyedeki asgari ücret 400-450€ arasında değişmiş sürekli.
    Bu durumda Türkiyedeki enflasyon daha fazla olsa bile alım gücümüz SAGP arttığı için artmış olmaz mı?
    Bu konuda yaptığınız çalışmaya asgari ücreti de eklesek nasıl olur?
    Çok merak ettiğim bir konu gerçekten. Tabi Türkiye'nin yüzde kaçı asgari ücretle çalışıyor bu gibi sorularda ilginç olabilir?








    YanıtlayınSil
  41. Hocam gayet bilgilendirici bir yazı. Fakat asıl sanal olanın satın alma gücüne göre düzeltilmemiş tutarları karşılaştırmak olduğunu düşünüyorum. SAGP'ye göre GSYH karşılaştırmasına sanal dersek ekonominin satın alma için yapıldığını atlamış oluruz. ABD'deki 1000 usd ile 100 gün geçirebilirken Türkiye'deki 1000 usd ile 150 gün geçirebiliyorsam Türkiye'deki 1000 usd tabii ki daha kıymetlidir. Buna sanal diyemeyiz. Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence de SAGP daha tutarlı bir ölçü ama SAGP'nin ölçülüş biçimi yanlış. Sepetle bulunanın gelirle karşılaştırılıp sonra dolara çevrilmesi gerekiyor. Yani bir yöntem değişikliği gerekli.

      Sil
  42. Fatih Kömürcüoğlu24 Haziran 2020 17:01

    Kimse rakamlara takılıp kalmasın. ABD'deki sepeti kim nasıl belirledi? Enflasyon sepetinde 400 küsur mal veya hizmet var. Pek çoğunu hayatınız boyunca bir kere bile satın almayacaksınız. Herkes hayat standardını az çok bilir.
    Şurası bir gerçek ki Türk halkının hayat standardı AKP öncesine göre daha yüksek. Ama bu da iktidarın iddia ettiği gibi onlardan kaynaklı bir mucize değil. AB perspektifi, bol para, yapılan bir kaç reformla birleşince bir süre kusursuz fırtınanın oluşturduğu dalganın üzerine bindik.
    Ekonomi bilimi kadar gereksiz bir disiplin yok. Herşeyi ceteris paribus'la babam da açıklar.
    Ekonomi için en fazla bir tahmin sanatı diyebiliriz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Fatih bey,
      Buyursunlar babanızı ceteris paribus ile sahnelere alalım :)
      O olmadı siz de ailenizi temsilen Ceteris Paribus açıklamalarınızı yazın.
      Bakalım hangi ekonomistten daha fazla okunacaksınız?

      Sil
    2. Fatih Kömürcüoğlu25 Haziran 2020 08:43

      Selam 19:41, 2008 global krizi önceden bilen Nouriel Roubini'ye neden ekonomi bilim adamı değil de kriz kahini deniyor sizce? Bir hastalığı tedavi eden bir reçete vardır ama ekonomide bu kural işlemez. Aynı hastalığın pek çok reçetesi vardır.
      Sonuç olarak ekonomist olacağıma astrolog olurum. Onlar da sene başında 2020'de salgın hastalık ve ekonomik kriz olacağını söylüyorlardı.

      Sil
    3. Fatih Kömürcüoğlu25 Haziran 2020 11:24

      Ekonomist: “Dün öngördüklerinin, bugün neden gerçekleşmediğini, yarın açıklayan kişiye denir."

      Sil
    4. Fatih Bey, satın alma gücü paritesi hakkında bir bilginiz olmadığı ve oradan giderek ekonomi bilimini hor görmeye kadar vardığınızı görüyorum. Bu sepet enflasyon sepeti değil, dünyada her ülkede kullanılan mallardan oluşan ortak bir sepet. Siz sepette pinpon topu olduğu duymuş ve buna inanmış insanlar gibi yorum yapıyorsunuz. Duyduğunuza değil okuyup öğrendiğinize inandığınızda ceteris paribus'un önemli bir varsayım olduğunu anlayacaksınız.

      Sil
    5. Fatih Kömürcüoğlu26 Haziran 2020 08:44

      Keynes'in ekonomist tanımı:

      “Bir ekonomist hem biraz matematikçi olmalı hem tarihçi, hem devlet adamı, hem de filozof. Sembolleri anlamalı ama sözcüklerle konuşmalı. Özel olanı genel açıdan değerlendirebilmeli, bir düşünüşte hem soyuta hem de somuta dokunabilmeli. O şimdiki zamanı geçmişin ışığında ve gelecek amaçlar için incelemeli. İnsan doğasının hiçbir parçası ya da kurumu onun düşünme alanı dışında kalmamalı. Bir ekonomistin amacı olmalı ve karmaşık ruh hali içinde olmamalı. Bir sanatçı kadar uzakta ve düzgün ahlaklı, ama dünyaya bir politikacı kadar yakın durmalı.”

      Böyle ekonomist varsa başım üstüne.

      Sil
  43. Almanyada yasiyorum 35 yildir. Turkiye bana neden ucuz geliyor.
    Turkiyede yazlik dairem var. Her sene odedigim aidat dusuyor. Diger yazlikcilar aidata zam gelince kopuruyor benim ise umrumda degil cunku her sene odedigim aidat rakam olarak dusuyor.
    Mesela 2010da 200 euro aidat oderken simdi 85 euro oder hale geldim.
    Her sene Turkiye bana daha da ucuz hale geliyor.
    Bence bu hukumet Turkiyeyi ucuzlatarak turisti cekmek kusen gurbetciyi de rahat ettirmek icin cabaliyor. Boylelikle Turizmi canlandiriyor. Ulkemizde turizmle kalkiniyor

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Kayseriliyim, her sene Almancılar gelir ofis satın alır. Son beş yıldır sene Euro cinsinden fiyatlar düşer. Gerçi bir ara Alamancılar epey sinirleniyordu 2007 2013 arasında ev fiyatları euro cinsinden de artıyordu.
      Şimdi çok şükür hepsi mutlu, Reise bayılıyorlar her sene geldiklerinde.

      Her geldiklerinde 1-2 ay kalıyor, çok şükür ülkemiz ne güzel, her şey alınabiliyor diyorlar.

      Alamanya çekilmiyor, her şey çok pahalı deyip, tüm dişleri yaptırıp, Reis propagandası basıp gidiyorlar.

      Anı: Önceki yıllarda hacı hoca takımından bir alamancı akraba geldi, kızları büyüyünce Kayseri'ye gelmez oldular. Akraba ile sıkmabaş karısı, kızların çok çalıştığını memlekete gelemediğini söylediydi. Bir gün adamın telefon çaldı, arayan kızı imiş öyle dedi. Masa üstündeki telefonda bir anlık gariplik dikkatimi çekmişti, alan kodu idi garip olan, internetten baktım, Muğla numarasıydı. Kayserliyiz, iki gün sonra adama dedim, ya senin telefonda şu özellik var mı bir bakayım diye. Telefonu aldım numaraya baktım. Oteli buldum, Bodrum civarından bir otel no.

      Bizim alamancı milleti böyledir.

      Sil
  44. Yabanciya gore mi yerlilere gore mi sagp? Ben anlamadim $ cinsinden ucuzladigi icin mi bu oluyor cunku biz tl kazanip tl harciyoruz sagp den bizim payimiza eksi bakiye dusuyor, ekonomi nerden baktiginiza bagli benim gibi asgari ucretin bir tik ustu alanlar icin her taraf bos bu soylemede kendim katilmiyorum bunu siyaseten ilgisi yok yasam kalitem duserse kimin ne soyledigi umurumda degil

    YanıtlayınSil
  45. Benim için önemli olan kişi başı düşen milli gelir. GSYH'de nüfus ne kadar fazlaysa GSYH'de sıralaman yüksek olur. Örnek olarak İskandinavya ülkeleri GSYH'de üst sıralarda yoklar ama refah gibi endekslerde ilk sıralarda yer alıyorlar. Hindistan GSYH'de üst sıralarda ama insani gelişmişlik endeksi, kiş başı düşen milli gelir gibi konularda alt sıralarda. Nüfus ne kadar fazlaysa GSYH sıralamasında o kadar yüksek olursun. Kısacası önemli olan kişi başı düşen milli gelir ve diğer önemli endeksler.

    YanıtlayınSil
  46. Mahfi bey,

    Türkiye'nin ekonomisini ayakta tutan doğal kaynakları (petrol, doğal gaz vb.) yok, biliyorum.

    Özellikle Ağustos 2018'den (Rahip Brunson'ın tutuklanması dönemi) bugüne, ekonomimizin hızla çöküşe sürüklenişi sonucunda; Venezula ekonomisi gibi olur muyuz? Cevabınız nedir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bilim dışı yollarda devam edersek işler kötüye gitmeye devam eder. Bildiğim odur.

      Sil
  47. TL Dış değer kaybı ile iç değer kaybi arasında oluşan bu tutarsızlığın bir bedeli olmalı yani demek istediğim bu durumun sübvanse etmek gerekiyor diye düşünüyorum bir şekilde, bu durum ülke ekonomisine maaliyeti nedir? Ve bu maaliyeti Karşılamaya devam ettirmek mümkün müdür ve gerekli midir? Uzun vadede ne gibi zararları olur?
    Teşekkürler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki bunun maliyeti çok yüksek. Mesela dış borçları daha yüksek faizli yeni borçlarla karşılıyoruz, ekonomi sürekli geri gidiyor, bir atılım yapamıyoruz. O kadar çok ki maliyeti. Ne var ki bu maliyetlerin çoğu kısa vadede görünmediği için anlaşılamıyor.

      Sil
  48. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  49. Benim anladığım şu.Bizde sepet yurt dışından gelen 100$ lık bir ürün ve tamamen el emeği ile yurtiçinde üretilen değeri yine 100$ olan bir üründen oluşsun.Kur 3 liradan 5'e çıkınca sepetteki malların maliyeti usd olan için 300'den 500'e çıkıyor ama yurdum insanının 100$'lık emeği 300'den en fazla 400'e çıkıyor yani 80$ a düşüyor.Yani sepetin tutarı 200 dolardan 180 dolara düşmüş oluyor.Benim cebimde 200$ varsa ben artık daha fazla mal ve hizmet satınalabileceğime göre,ne oldu sanal olarak zenginleştim.Sonuç,biz ithal otomobillere uzaktan bakarken yabancılar ülkemize gelip doyasıya tatil yapıyor.Çünkü niye,bizim emeğimiz diğer ülkelere göre daha değersiz.

    YanıtlayınSil
  50. Almanya ve ABD bizi kıskanıyor :)

    YanıtlayınSil
  51. Hocam yaklasan cismin buyuklugu goruldu sanirim faiz dusurulmedi😅

    YanıtlayınSil
  52. Hocam iyi akşamlar. Ben dün gece son verileri analiz ettiğimde, Batı komşularımızdan olan Bulgaristan'ın Nominal ve Reel GSYH değerlerinde ülkemize yaklaştığını, kimi değerlerde ise ülkemizin üzerinde yer aldığını gördüm.

    Sorum şudur ki; Türkiye, bölgesel güç olma anlamında, Batılı en önemli rakiplerinden olan Bulgaristan'ın yavaş yavaş gerisinde mi kalmaktadır ? Yunanistan ekonomik krizi aştığında aynı durumla karşılaşma ihtimalimiz nedir ? Bulgar ekonomisi bizim ekonomimizi sollamakta mıdır ? Halk Cumhuriyeti rejiminden sonraki gelişme aldatıcı mıdır ?

    Yanıtlarsanız çok ama çok sevinirim. Teşekkürler şimdiden :)

    YanıtlayınSil
  53. SAGP hesaplanırken direk malların kıyaslaması yerine beyaz peynirin 20 tl olduğu tüfe ye göre hesaplama yapıliyorsa siz olmak istediğiniz sırayı söyleyin, onlar vatan, millet bekası için ayarlıyıverirler.

    YanıtlayınSil
  54. Şayet bir ülke milli parasını her sene sonunda yıllık enflasyonu kadar devalüe etmezse o ekonomide döviz kuru bir gün patlar.Bizde her 10 senede bir büyük ekonomik kriz yaşanması da bu nedendendir. Bu basınçlı kaplara benzer. Havasını zamanında almazsan patlar. Kimse kimseyi kandıramaz. % 30 enflasyonun olacak, döviz kurunu % 20 artıracaksın.Yani yabancının parasını % 10 ucuza getireceksin.Yok böyle bir şey.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz doğru olmakla birlikte kısa vadede olmaz. Türk siyaseti için uzun vade zaten gündemde değil göründüğü kadarıyla.

      Sil
  55. Çok aydınlatıcı bir yazı hocam, şimdi anlam kazandı durum. Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  56. İyi günler sn. Mahfi Bey,

    Yazılarınız, yaptığınız işler ve ekonomi, devlet yönetimi başta olmak üzere görüş bildirdiğiniz tüm alanlardaki nesnel tavrınızın çok önemli ve anlamlı olduğunu hissediyorum. Teşekkür ederim.

    SAGP için bir formül oluşturdum, daha önce yüksek ihtimalle başka birisi de oluşturmuş olabilir.
    (T.C'nin amerikan doları cinsinden GSYİH'si)/(T.C'deki sepetin amerikan doları türünden değeri)
    =(x)/(ABD'deki sepetin amerikan doları türünden değeri)

    x: T.C'de, T.C'nin geliri aldığımız sepet miktarını; T.C'nin geliri ile ABD'de almak isteseydik, ihtiyacımız olan amerikan miktarı.

    İyi çalışmalar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yazınızı örnek aldım ve böyle bir yazı oluşturdum.

      http://benveyazilar.blogspot.com/2020/06/satn-alma-gucu-paritesi-ile-hesaplanan.html,

      paylaşmak istedim, teşekkür ederim.

      Sil
  57. Yazınız için teşekkürler. Ancak ben okuldan bu yana SAGP'ne pek itibar etmem. Bana matematiksel paradoks gibi gelir hep, dolayısıyla yanıltıcı olduğunu düşünürüm. Mesela neden Bencmarkt göre değerlendiririz. Breton Wodds nedeniyle mi? Siyasilerin şirin görünmesi için iyi ama. Düşünüyorum da Türkiye 2023 yılında 950 milyar USD.'lık GYİH ile mesela GYİH'sı 2,5 Trilyon USD olan bir ülkeyi geçmiş ve dünyanın 10. büyük ekonomisi olmuş. Kulağa hoş geliyor doğrusu.

    YanıtlayınSil
  58. Başka bir deyişle enflasyon %21'un altında diyorsunuz yani. Dolar son bir yılda = (6.85 - 5.65) / 5.65 = %21 yükseldi.

    YanıtlayınSil
  59. Hocam,

    SAGP terimini de sayenizde ogrenmis oldum. Ben PPP olarak ele alacagim, kusura bakmazsaniz.

    PPP hesaplamasi kur dengeleri cok kirilgan olmayan ekonomilerde dogru bir kiyaslama araci. Turkiye gibi ulkelerde bunun dogru bir gosterge olarak kullanilmasi cok zor. Turkiye icin uygun bir yontem degil.

    Eger ki hukumet, buna dayanarak ilk 10 girecegiz yakinda diyorsa, bu hic guven verici bir gosterge olmaz.

    Issizlik oranlarinda discouraged workers kisminin denklem disina itilmesi gibi bir durum bu. Is aramaktan umidini kesenler issiz sayilmayinca, issizlik rakamlari azaliyor. Yani, Turkiye'nin PPP'ye dayali hesaplamada Kanada'yi gectigini soyleyip, bunu da global dunya ile paylasirsak, sanirim pek bir guvenilirligimiz kalmaz.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...