3 Temmuz 2020 Cuma

Can Sıkıcı Bir Dış Borç Hesabı

Türkiye ekonomisinde son dönemlerde ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor. Örneğin TL’nin dış değer kaybı enflasyondan yüksek olduğunda satın alma gücüne göre hesaplanan GSYH’si hızla artıyor. Tersi olur da enflasyon dış değer kaybından yüksek olursa bu kez cari fiyatlarla GSYH’si artıyor. Her ikisi de gerçek durumu değil sanal durumu gösteriyor.

Bir başka ilginçlik dış borç stoku azaldıkça dış borç yükü artıyor. Dış borç stoku kamu kesiminin, TCMB’nin ve özel kesimin mevcut dış borçlarının toplanmasıyla bulunan büyüklüğü ifade ediyor. Dış borç stoku dolarla ifade ediliyor. Bunu dolar cinsinden hesaplanan GSYH’ye böldüğümüzde dış borç yükü ortaya çıkıyor:

Dış Borç Yükü = Toplam Dış Borç Stoku / GSYH

Toplam dış borç stokunu biliyoruz, bilmediğimiz büyüklük dolar cinsinden 2020 yılı GSYH’si. Bunu tahmin etmemiz gerekiyor. Aşağıdaki tablo eldeki verilere ve haziran ayına ait TCMB Beklenti Anketindeki tahminlere[i] göre hazırlanmıştır.

GSYH Tahmin Seti I (TCMB Beklenti Anketi)
Miktar / Oran
Açıklama
A
2019 Yılsonu USD/TL
5,9507
Gerçekleşmiş durum
B
2019 Ortalama USD/TL
5,6760
Gerçekleşmiş durum
C
2020 Yılsonu USD/TL
6,9922
TCMB Beklenti Anketi (2020 Haziran)
D
2020 Ortalama USD/TL
6,4715
Tahmin: (A+C)/2
E
2019 Yılsonu Enflasyonu
0,1184
Gerçekleşmiş durum
F
2020 Yılsonu Enflasyonu
0,0954
TCMB Beklenti Anketi (2020 Haziran)
G
2020 Ortalama Enflasyonu
0,1069
Tahmin: (E +F)/2
H
2020 Büyüme Oranı
-0,013
TCMB Beklenti Anketi (2020 Haziran) 
İ
2019 GSYH (Milyar TL)
4.280
Gerçekleşmiş durum
J
2019 GSYH (Milyar USD)
754
Gerçekleşmiş durum
K
2020 GSYH (Milyar TL)
4.682
Tahmin: İ+[İ*(H+G)]
L
2020 GSYH (Milyar USD)
723
Tahmin: K/D
M
2020 Yıl Ortası Nüfusu (Milyon)
83,4
Tahmin
N
2019 Kişi Başına Gelir (USD)
9.127
Gerçekleşmiş durum
O
2020 Kişi Başına Gelir (USD)
8.675
Tahmin: (L/M)*1000

Buna göre 2020 yılı dolar cinsinden GSYH’nin 723 milyar dolar olacağını tahmin ediyoruz. Şimdi bu tahminle birlikte dış borç stokunu ve dış borç yükünü önceki yıllarla karşılaştırmalı olarak bir tabloda toparlayalım.[ii]

2017
2018
2019
2020/IÇ
Kamu Kesimi
136,2
139,9
158,0
169,2
TCMB
1,8
5,9
8,4
8,4
Özel Kesim
316,8
298,1
271,2
253,5
Toplam Dış Borç Stoku
454,8
443,9
437,6
431,1
GSYH
851
789
754
723
Toplam Dış Borç Yükü (%)
53,4
56,3
58,1
59,6









Tabloya bakılacak olursa asıl düşüş özel kesim dış borç stokunda görülüyor. Son 4 yılda özel kesim dış borç stoku 63,3 milyar dolar (yüzde 20) azalmış. Buna karşılık kamu kesimi ve TCMB’nin dış borç stokunda toplam 39,6 milyar dolar artış olmuş. Türkiye geneline baktığımızda toplam dış borç stokunun son dört yılda düzenli olarak gerilediğini görüyoruz. Son dört yıldaki gerileme yüzde 5,2 olmuş.

Tablonun bize gösterdiği bir başka durum, dış borç stokundaki gerilemeye karşılık dış borç yükünün artmakta olması. İlk bakışta tuhaf görünen gelişmenin nedeni Türkiye’nin dolar cinsinden GSYH’sinin sürekli bir gerileme içinde olması. Yukarıdaki formülde payda yer alan dolar cinsi dış borç stoku küçülmekle birlikte paydada yer alan dolar cinsi GSYH daha fazla küçüldüğü için dış borç yükü azalacak yerde artıyor. Gerçekten de son 4 yılda dolar cinsinden GSYH’deki gerileme yüzde 15 olmuş. Bu tuhaf durum dış borçların dolar cinsinden olması ve kurdan etkilenmemesine karşılık GSYH’nin TL cinsinden hesaplanıp dolara çevrilmesi dolayısıyla kurdan etkilenmekte olmasıdır.

Sanal göstergeler bazen lehte çalışır, bazen de aleyhte. Satın alma gücü paritesiyle GSYH hesabında lehte çalışan kur, burada aleyhte çalışıyor. 


67 yorum:

  1. Hocam, elinize saglık. Yazılarınızı surekli takip ediyorum.
    Sizden rica etsem, kamu bankalarının zararına verdigi konut kredilerinin halka verdigi zararı gosterebilecek bir yazı yazar mısınız. Herkez, bu kredilerin halkın yararına oldugunu dusunuyoru fakat bence sadece bu krediler mutahitlere yarıyor.
    Mesela, benim gibi onumuzdeki birkac yıl konut alma fikri olmayan kişiler, bu zararına verilen kredilerin borc yukunu cekecek. Halkın belki binde 1 ini mutlu edip, kalan herkezin cebine dokunan bir durumdur bence.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tespitiniz çok haklı ve yerinde. Bakayım bu kredileri tam olarak bulabilirsem bir yerden yazarım. Buradaki ciddi sorun veri şeffaflığı.

      Sil
    2. Konut satışlarında muvaazalı satışlar da var.

      Bir örnek:

      Arkadaşım, darbeden bir ay sonra yurtdışına yerleşmek için, 2016 Ağustos ayında 4 evini satışa çıkardı, 7 ay satamadı. Borçlarından dolayı haciz gelmesin diye 2 tanesini kayın biraderi üzerine yaptı, 2 tanesini kardeşi üzerine yaptı. Faizler bir ara düşmüştü. O zaman kardeşi kayın biraderindeki, diğeri de tam tersi olmak üzere evleri kredi ile devlet bankasından nakde çevirdiler. Fiyatı da yüksek tuttular.

      İstatistiğe baktığında, adam 4 evi için 8 kere tapu işlemi yaptı.

      Mütahit A AŞ, Kayseriye ofis yapmış, satamamış. Mütahit B AŞ de Kırşehir e yapmış satamamış.
      2 firma sahibi anlaşıp, banka ile ofisleri birbirlerinden satın alıyorlar. TTK uyarınca, banka alamayacağı borçları için firmalara, firmalardan alamayınca kefil ettiği mütahitlere şahsen rücu edebilir. Ancak, mütahitler ya bir akraba ya da güvendikleri biri üzerinden rücu edilemeyecek şirket kuruyorlar.

      Devlet bankalarının zarar maliyeti toplum geneline biniyor.

      Bunların sayısı çok değildir elbette, bizim millette herkes mal mülk sahibi değil, olanların da hepsi muvazaalı satış yapmaz, ancak yüzde 2 bile olsa yandı gülüm keten helva.

      Sil
    3. yanıtı biliyorsun zaten.. Devlet bankalara zorla yarı fiyatına kredi verdiriyor.. Bu durumda ev alan kazanıyor ama onun 2 katı da müteahhit kazanıyor..
      Peki yıl sonu bu bankalarda oluşacak diyelim 10 milyar TL zarar nolacak.. işte onu da sen.. Ben.. milyonlarca fakir ödeyecek çile çekerek.. Bu sırada daireyi ballı kaymak satan garibim müteahhit ise çıtır sevgilisi ile maldiv tatilinde terliyor olacak

      Sil
    4. Hocam bankacılık sektörü ile ne data isterseniz yardımcı olabilirim. Bi mail atmanız yeterli:)
      gameprojectsturkey@gmail.com

      Sil
    5. Aslında kredi alanları karlı gibi görmek de çok doğru değil zamanla anlayacaklar ki aldıkları konut fiyatı balon muş ve ne yazık ki yüksekmiş, ayrıca yüksek enflasyon ile gelirleri yeterince artmazsa ve üstüne kriz ile işsizlik sorunu yaşarlarsa aldıkları kredi ödenemez, ve diare mezarlığı olur ülke;

      Sil
    6. Tabi kur 6,99 olursa ya burada bir artış olursa hesap Bağdat'dan döner.

      Sil
    7. Bir Ekonomistin yazısında okumuştum, düşük kredi vermenin kamu bankalarına, dolayısıyla bize maliyeti 2019 yılında 8 milyar lira, 2020 ilk beş ayda 4,8 milyar lira diyordu, diğer yandan Türkiye de son 10 yılda aylık ortalama konut satışı 50 bin civarında iken Haziran ayında 90 bin küsur olduğunu dikkate aldığımızda zarar 10 milyar lirayı geçecek gibi duruyor.

      Sil
  2. Sayın Hocam,

    Bu yazı ile doğrudan bağlantılı olmasa da dış borç ile ilgili bir soru sormak istiyorum;

    Türkiye Cumhuriyeti ve öncülü Osmanlı Devleti takriben (aralıklı olarak gerçekleşmiş olsa dahi) 1850 yıllarından itibaren dış kaynak açısından hep borç alan veya almaya çalışan konumda olmuştur. Bu uzun süreçte gelişmekte olan diğer ülkelerin bir kısmı tabloyu tersine çevirmeyi başarabilmişken, Türkiye Cumhuriyeti’nin konumu niçin hiç “döviz fazlası veren” duruma geçememiştir: dış kaynağa ihtiyaç duyan büyüme talebimiz mi çok yüksek, yoksa tüketimimiz mi?

    Saygılarımla,

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunuzun yanıtı başlı başına bir yüksek lisans tezi olacak kadar kapsamlı. Kısaca belki şunu söylemek gerekir: Yanlış kullanılan teşvik politikası uygulamaları Türkiye'yi ithal eden ülke konumuna sokmuş bulunuyor. O nedenle hep döviz açığı veriyoruz ve borçlanmak zorunda kalıyoruz.
      Osmanlı'da da bu böyleydi. Kapitülasyonlarla batan sistem sonunda dışarıdan borç almaya mahkûm oldu.

      Sil
    2. Tuna bey selam
      Yüksek katma değer üretip dış dünyaya satarsanız ve tüketimizi makul ve akılcı miktarlarde tutarsanız olur bunlar. Ayranımız yoksa içmeye mercedesle gidersek gezmeye sonuç bu olur.

      Sil
    3. Hocam özel sektördeki azalmanın sebebi batan firmalar olabilir mi? Batan firmanın borcuda ortalıktan gider diyerek çok basit bir mantıkla düşünebilir miyiz?

      Sil
  3. Merhaba Hocam. Yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. USD bazli kisibasina gsmh'yi yillar arasinda karsilastirirken USD (ABD) enflasyonunu hesaba katmak gerekir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında gerekir ama yapılmıyor. Yapılsa sonuç değişmez çünkü geçmişe doğru hepsi ona göre hesaplanacak. Ancak ABD'de enflasyonun çok yüksek olduğu dönemlerde (1970'ler gibi) sonucu etkileyebilir.

      Sil
  4. Sayın Eğilmez,
    çökme kaçınılmaz ama daha ne kadar ertelenebilir? Bu ertelemelerin ekonomi üzerine getirdiği yük konusunda bir veri üretilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkler erteleme konusunda uzmandırlar. Ertelemelerin ekonomi dışındaki alanlara getirdiği yük daha fazla. Bunu ölçmenin bir yolu olup olmadığını bilemiyorum.

      Sil
  5. Türkçemizi doğru kullanalım herkez değil herkes yazılır. Bu arada yazdıklarınıza katılıyorum Sayın Mustafa Doğa

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dogurudur, kusura bakmayın. Cep telefonu ile yazdım ve yazımın yayınlanacapı için heyecanlandım.

      Sil
  6. Hocam 2020 ortalama US dolar tahmininiz tutarlı değil. 2020 ilk 6 aylık ortalama dolar kuru 6,48 civarında. bence ilk 6 ay için gerçek değerleri kullanmak gerekli. Geri kalan aylar için ortalama dolar kuru tahmini yapılabilir.

    Tahmini gerçekleşen verilere göre düzeltirsek ortalama dolar kururnun 6,70 civarına gelmesi gerekir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu benim tahminim değil. TCMB'nin Beklenti Anketine göre tahmin. Bana kalırsa ben de sizinle aynı hesabı yaparım.

      Sil
    2. O hocanın tahmini değil 2019'daki gerçekleşme ile 2020 yıl sonu TCMB anketinin ortalaması. Gerçekçi olmadığı ise doğru, aynen 2020 enflasyon tahmini gibi. İlk 6 aylık dolar ortalaması zaten yıllık tahmini tutturmuş durumda. Bundan sonra doların 6,40'ın altına inmesi ve yıl sonuna kadar orada kalması lazım ki o tahmin tutsun. Enflasyonun ise en az birkaç ay negatif gelmesi lazım ki enflasyon tahmini gerçekleşsin. Bunların ikisi de mümkün değil, dolayısı ile de 2020 dolar bazlı GSYH büyük olasılıkla 700 milyar $ altında olacak.

      Durum tahmin edilenden de kötü diyenleri felâket tellalı olarak niteleyenler bence tekrar düşünsünler.

      Sil
    3. Tablodan:
      D: Tahmin: (A+C)/2

      U: ilk 6 aylık ortalama dolar kuru
      V: haziran sonu dolar kuru
      W: ikinci 6 ay ortalama dolar kuru
      hesaplamanın

      W=(U+C)/2
      D = (U+W)/2 şeklinde düzeltilmesi gerekli.

      Sil
  7. "Son dört yıldaki gerileme yüzde 5,2 olmuş." 6,2 olması gerekmiyor mu hocam? Sevgiler.

    YanıtlayınSil
  8. Hocam öncelikle sevgiler, sizi ve diğer hocalarımızı ekodiyalog zamanından beri severek ilgiyle takip ederim. Ama bir eleştirel yorumum olacak; bu GSYH ve SAGP konusunda, kavram yöntem karmaşası içinde bir bakış açınız olduğunu düşünüyorum. GSYH hesaplama işinin zorluğu, ölçüm karmaşası, kayıtdışı ekonomi vs. Hepsini bir kenara bırakarak ben SAGP ile GSYH hesabının sanal değil aksine daha doğru olduğuna inanıyorum fakat tabiki verilerle oynama olmuyorsa. Son zamanlarda hemen hiçbir veriye haklı olarak güven kalmadı. Bu konuda da GSYH verilerinin şüpheli olduğunu düşünüyorum. Neden SAGP savunduğuma gelirsek;

    Şöyleki; en basit örnekle Türkiye de bir sene boyunca sadece 1000 kg un üretildi farz edelim ve un fiyatı da 3 TL olsun, Türkiye GSYH Nominal olarak bu sene için 3000 TL ve dolar olarak 438 dolar olacaktır.
    Ve yine aynı şekilde para birimi dolar olan bir ülkede 1000 kg un üretildi ve un fiyatı da 2 dolar olsun bu ülkenin nominal GSYH si 2000 dolar olacaktır. Aynı mal aynı üretim miktarı ama bir ülke 438 dolar diğeri 2000 dolar. Buna göre asıl sanal bir durum varsa o da nominal GSYH hesaplamasında var.

    Temelde SAGP ile hesap bu para birimlerinin aşırı değerli/değersiz olmasının yarattığı iluzyonu ortadan kaldırmaya yönelik yapılıyor gibi bence. SAGP hesabı ile düzeltme yapınca az önceki hesaplamalarda iki ülkenin de GSYH si 2000 dolar olacaktır. Ve bence de ülkeler arası karşılaştırmalar da doğru olan da bu gözüküyor. Ama tekrar belirteyim burda veriler üzerinden illüzyon ve sanallaştırma yapacak bir sürü yol var ve bunların sonuna kadar kullanıldığı düşünüyorum. Sevgiler saygılar iyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam İstenmeyen Arkadaşım,

      1000kg un hesabı, genelde son tüketici hesaplarına göre yapılıyor. İşin, uluslar arası toptan ticari tarafında fiyatlar dünya genelinde biraz daha yakınsıyor. Büyük tüccar malı satarken, diğer maliyetlerin yanına kazancı yükseltmek için farklı ülkeler arasındaki tüketici gücü farkını da koyuyor.

      Misal: Kahve üretimi olan bir kahve üreticisinin Türkiye de 7TL ye sattığı aynı kahve, Fransada 1.5Euro, Amerika'da 2.6 USD. Bu örnekte SAGP haklı çıkmış gibi görünüyor çünkü kahveci yerel maliyetlere göre kazancını bu fiyatlardan ençok hale getiriyor.

      Aynı kahveci, rakip şirket alırken de tam tersi işliyor, 10 milyon dolara Amerikada şube zor açarken, Türkiye de rakibini tüm şubeleri ile satın alıyor. Serveti hızlı transfer ediyor.

      Tüketim açısından bakınca da, bir Türk'e ayda 3 kahve satarken, Amerikalıya 20, Fransıza 10 kahve satıyor. Ciro ve kazanç konusunda SAGP tersine sonuç veriyor bu tüccara.

      Un, kahve, fındık gibi temel ürünlerde, uluslar arası tüccar malı ucuz ülke ile pahalı ülke arasında aynı maliyet ile topluyor.

      Aynısı cep telefonu, araba gibi teknoloji ürünleri için de geçerli. Ancak bu ürünlerde ise verimsiz SAGPsi yüksek ülkelerin devletleri vergi toplamak için bu ürünlere fahiş vergi uygulayınca, Amerika da 700USD, Fransada 680 Euro, Türkiye de 8000TL gibi fiyat oluşumu ortaya çıkıyor. Kabaca söylemek gerekir ise, SAGPsi yüksek ülkenin ekonomik verimsizliği olduğu için, yabancı ülkelerde üretilen ürünlerin fiyatları aşırı yüksek oluyor.

      Dünya serbest ticareti arttıkça, SAGPsi yüksek ülke görece fakirleşiyor, ekonomisi verimsizleşiyor.

      Mal ticaretindeki bu durum ücret durumunda da etkisini gösteriyor. Yazılım, matematik, finans matematik, veri madenciliği gibi ekonomik verimi hızlı artıran insanların ücret farkları onları cari fiyatlar ile ücretin yüksek olduğu ülkelere, yine uluslar arası tüccarlar tarafından çekiliyor. Türkiye toplumu kapalı toplum, sokaktaki insan çok farketmez, en iyi farkedilen ülkeler Hindistan ve Çin'dir. Yetişmiş eleman hızla ülke değiştiriyor. Misal; Google, Microsoft, Adobe gibi dev firmaların CEO ları Hindistan kökenli insanlar.

      Sil
    2. Persona Non Grata kardeşim,
      Olay nerede bitiyor biliyor musun?

      Bu iki ülke askeri olarak savaşınca. O zaman ak koyun kara koyun ortaya tam çıkıyor.
      SAGP si yüksek görünen ülke, uzun süreli sıcak bir savaşı kazanamıyor.

      Uçak üretemiyor, askerine benzin alamıyor, savaş gemisi üretemiyor, uzun menzilli roket yapamıyor, bunların yerine ne yapıyor bol bol tüfek, tabanca ve mermi yapıyor.

      Olayın özü budur.

      Sil
  9. Emeğinize sağlık hocam her zaman ki gibi doyurucu bir yazı olmuş

    YanıtlayınSil
  10. Bir eğitimci olarak sizi kıskanıyorum hocam, ancak böylesine yalın ve berrak anlatılır mevcut durum. Tabi anlamak isteyene....

    YanıtlayınSil
  11. https://www.youtube.com/watch?v=_XETuBkcCzE bu çok ilginç fed neden toyota, daimler, bp gibi tahviller alıyor? apple ın 10 milyar dolar nakiti varken neden apple tahvillerini alıyor ? daimlerin ortakları kuveytliler ve Çinliler hemde :)

    YanıtlayınSil
  12. Dolarda yıllık % 2,5 enflasyon var.. bu on yılda yüzde 25 kabaca değer kaybı demektir .. tüm karşılaştırmalarda mesela 2010 daki 30 milyar dolar borç bugün yine 30 milyarda kalmışsa gerçekte alım gücü olarak 7,5 milyar dolar daha düşük.. bizde bu hata çok yapılıyor 2010 daki altın 1918 dolar ons tavan ..bugünkü değeri asgari o paranın 2180 dolar ons yapıyor

    YanıtlayınSil
  13. Bu yıl %59,6 oranına çıkan dış borç-GSMH oranı %100 olduğunda mı kıyamet kopacak Mahfi bey ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. % 100 olmadan da kıyamet kopar ama bir yandan da GSYH miz artacağı için oralara varmaz.

      Sil
    2. Bazı avrupa ülkelerinde 100ün üstünde kıyamet kopuyor gibi durmuyor yada bir paradox var :)

      Sil
    3. Selam Sn Etoner,

      Demirel'in tabiri ile ödeyemeyecek olana borç vermezler, diyerek yoruma başlıyorum.

      Türkiye için kıyamet seviyesi olduğunda alacaklılar kapıya dizilmeye başlarlar.

      Ben eski askerim, güç'ten anlarım, ama bu alacaklı-borçlu düzeni dünyada nasıl kurulmuş ise anlayamıyorum, alacaklı bir şekilde parasını devletten tahsil ediyor.

      Kanaatimce, kıyamet zamanı kapıya IMF gelecektir. Yok hükümet IMF'yi istemiyor, yok hükümet şeffaf değil, yok hükümet şudur budur bilemem, onlar işin laf kısmı. Alacaklı kapıya dayanmak istediğinde, IMF istemeyen hükümet gider, yerine IMF kurallarını uygulayan hükümet gelir. Bu alacaklıların böyle bir güçleri var. Nasılını bana sormayın, bilmiyorum. Kıyamet günü geldiğinde, şeffaflık istemeyen hükümetin yerine gelenler öyle bir eski defterleri açarlar ki, ahalimiz "yoh artıh bu gadder de olmaz" deyip, eskileri mazisinden de siler. Her hükümet bunu bilir, bilmesi gerekir.

      Hocamızın dediği gibi 100% borçluluk oranının çok altındadır bizim kıyamet seviyemiz. Alacaklı o seviyelere gelmesini istemez.

      IMF gelmeden iyi bir devalüasyon, ardından bol bol ihracat ile eldeki malları ucuza dışarı verme, cari dengenin alacaklının borcunu riske etmemesinin sağlanması, sonrasında alacaklının alacağı kadar IMF borcu oluşturmak ile TL değerinin borç çıkışından etkilenmemesi, borcun IMF leştirilmesi ...

      Hükümet IMF yi istemez ise, borç bulamaz, yukarda hocamızın tahtasında yazıyor, borç giderek azalıyor, ekonomi küçülüyor, ülke siyaseten de dışlanıyor...

      Sil
  14. çok şükür kötü günler bitti tek sorun daha kötü günlerin bizi bekliyor :) bu arada elinize emeğinize sağlık hocam

    YanıtlayınSil
  15. Emeğinize sağlık hocam yine güzel bir yazı olmuş. Ek olarak konudan bağımsız bir şey söylemek istiyorum. İİBF öğrencileri olarak kariyer konusunda çok büyük bir karmaşa içerisindeyiz. Bilhassa sizin de alanınız olduğu için iktisat alanındaki kariyer fırsatları, öğrenciler nerelere yönelmeli, iktisat öğrencileri için özel sektörde veya kamuda çalışmanın avantajları-dezavantajları, Merkez Bankasında kariyer gibi genel olarak aslında iktisatçılar için bir kariyer rehberi niteliği taşıyan bir yazı kaleme almanız mümkün mü acaba? Çok ciddi kafa karışıklıkları yaşıyoruz. Yardımcı olursanız şahsım adına çok minnettar olurum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne yapıp edip kamuya girin,
      1. Sizin gibi aydın düşünceli kamu personeline hep ihtiyaç var.
      2. Özele her zaman geçersiniz.
      3. Maaş güvencesi var.
      4. Kamuda kurumun tepesinde güreşçi bile olsa, işi yapacak iktisatçıya hep ihtiyaç vardır, tepedeki güreşçi bile olsa, orada oturmak için iktisatçıyı tutmak zorunda. Eski Osmanlı bürokrasisi tabiriyle, tepedeki güreşçiye söz geçirmek daha da kolaydır.(Bu topraklarda liyakat gideli 500 yıl oldu, yeni değil, bizim devlet erkanı tepedekiyle nasıl baş edeceğini iyibilir, siz de kamuda öğrenirsiniz.)

      Sil
  16. Ekonomik veriler ne kadar kötüyse sosyal ve siyasal alanda da zulüm ve baskı o kadar artacaktır.sosyal medya yasakları barolara yönelik baskılar eleştirel yayın yapan halk TV tele 1 gibi medya organlarına kesilen cezalar vb.leri.iktidar kaynaklı baskı ve şiddet dili sokakta da yansımasını buluyor kin ve nefret dolu güruhun bireysel şiddet eğilimi de artıyor.kötülüğün sıradanlaşması tüm ülkeye egemen hale geliyor.
    *bkz.Kötülüğün Sıradanlığı,Yazar: Hannah Arendt
    Konuyla İlgili bir yazı https://www.birgun.net/haber/olagandisiligin-degil-kotulugun-siradanlasmasi-158176

    YanıtlayınSil
  17. Mahfi bey

    Twitter'da kitaplarınızın fotoğraflarını çekip paylaşıyorsunuz.

    Ama blogunuzda, son okuduğunuz kitaplar hakkında kısa değerlendirmelerinizle yayınladığınız yazılar da var.

    Bu yazılarınızı ihmâl etmeyeceksiniz, değil mi?

    1 Mart 2020'den beri hiç yazmamışsınız çünkü (http://www.mahfiegilmez.com/2020/03/kitaplar-ve-okumalar.html)

    4 aydır hiç yazmamışsınız, cevabınız nedir?

    YanıtlayınSil
  18. Hocam merak ettigim bir husus var . Yanitlarsaniz mutlu olurum.Sorum şu;
    Dolar iki aydir ayni seviye de...
    Talep olmasa asagi gelmesi lazim.
    Talep olsa yukari gitmesi lazim.
    Ayni yerde duruyor. Bu nasil mumkun oluyor?
    Kisaca 6.85 demir atti . Ne asagi ne yukari .Tesekkurler yorumunuz icin .

    YanıtlayınSil
  19. Some unpleasant .... arithmetic. :)

    YanıtlayınSil
  20. Devletin memur sayisini arttirmasi lazim suanki seviye cok az. Issizligin cozumu memuriyetin az alimindadir. Kamu personeli sayisi artarsa hem verimlilik artar hem de issizlik

    YanıtlayınSil
  21. Hocam yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum benim sorum;
    Kamunun dış borcunu nereden temin ettiği ve bu borcun maliyetinin diğer ülkelere göre kıyası nasıl
    hayırlı günler temennisiyle

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kamu kesimi dış borçlanmayı büyük ölçüde tahvil satarak yapıyor. Borcun maliyeti gelişmiş ülkelere göre çok yüksek gelişmekte olan ülkelere göre de yüksek.

      Sil
  22. Hocam, mrb, özel sektör açısından bakarak, dış borç stokunun azalmasıyla ithal girdinin azaldigini, dolayısıyla ithal girdi kullanılarak yaratılan katma değerin de azaldığını ve katma değerdeki azalmanın GSYİH'de kendinden daha büyük bir azalmaya sebep oldugu şeklinde de ifade edebilir miyiz bu durumu? (Örneğin, 1 dolarlık girdiden 3 dolarlık ürün elde ettiğimizi varsayarsak)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir de kur meselesi var. Kur arttıkça bizim cari fiyatlarla GSYH düşüyor

      Sil
  23. Hocam yazılarınız için teşekkürler. Cevremdeki herkes al sat yapıyor. Herkes aldığına 3 5 10 fazla yazip satıyor ve gerçektende satıyor. Kendimizi böyle insanlardan nasıl koruyabiliriz. Çünkü bunlar tüm piyasayı etkiliyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Meking kardeşim,
      Benim de çevremde herkes alsat yapıyor.

      Dün kitapçıya gittim,
      adam Mahfi hocamın ekonomi kitabını almış,
      aldığına 3 5 fazla yazıp satıyor,
      ben şok tabi, hemen çıktım.

      Sil
    2. Bu olması gereken durum , arz-talep dengesinin sozkonusu fiyarlarda gerceklesmesinden alici da satıcı kadar sorumludur. Talep az olsa, satıcı aldığı fiyatın da altında satış yapmak zorunda kalacaktır.

      Sil
  24. cok tesekkurler beynim yandi gene.Cok fakirlestik hocam cook

    YanıtlayınSil
  25. Hocam elinize saglik. Yine guzel bir açıdan bakmışsınız. Özel sektör endişe edip borç azaltıyor, akp koalisyon yönetimindeki kamu ise; özel sektör sağlıklı karar verdi, ileride bu kazları yolarken gelirlerim artar deyip, olmayan keseden harcıyor yine. Neyseki, gelecek nesillere çıkacak fatura, yani bu aylarda birşey olmaz,eh, 2023e kadar da.. domuzdan ne koparsa artık. Ya gözümüze kaçsaydı? Gsmh büyüklüğünü açıklayacak makam da, tanıdık, aileden.. Bir kıyak yapar zamanı geldiğinde. Bu yıl korona yılı, bir de Gsmh düşük çıkarsa ne olacak hocam?

    YanıtlayınSil
  26. Hocam 1 yıl içinde Türkiye'nin 164 milyar dolar borç döndürmesi gerekir. Rezerv 90 milyar dolar. 90/164=0.55 Hocam borcu finanse etmemiz zor görüküyor. Ayrıca cari açığı rezerv ile finanse ediyorlar. Bu iki durum var. Bu olaylar doları yukarıya götürür mü ?

    YanıtlayınSil
  27. Hocam, ben ekonomik sistem konusunda fikir almak isterim. Ekonomik gidisat global olcekte de cok zorlu bir surecten geciyor. Kapitalist sistem, buyumeye endeksli ve virus sorunu buyumenin aksine kuculecegimizi gosteriyor. Sizce ekonomik sistem.degisikligi gerekli mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kapitalizm, katı formda bir sistem değil, daha çok sıvıya benziyor, o nedenle bulunduğu yerin şeklini alıveriyor hemen.

      Sil
    2. Serbest piyasa buyume endeksli degildir, galiba aklinizdaki ponzi sistemi. Nufusunuz surekli artiyorsa ekonominin buyumesi lazim. Tabi hukumetler de hep ilerde isler daha iyi olacak gibi kendini ayarlar ve buyuk borclar alir, bu borclari odemek icin buyumek gerekir yoksa enkazin altinda kaliriz.

      Sil
  28. hocam birşey üretmezsek, faiz politikasını değiştirmezsek daha çok gsyh düşüşüne şahit oluruz.

    YanıtlayınSil
  29. UGUR CIFTEHAN5 Temmuz 2020 18:32

    Hocam, sizi hazine mustesarligi doneminizden beri ilgi ile takip eden birisiyim. Yildiz Teknik'te bir programiniz olmustu ve orada tanismitik. 20-21 yil onceydi tabii bu. Halen de ilgi ile yazilarinizi, kitaplarinizi okurum. Su an Kanada'dayim ve umarim Turkiye'ye bir gelisimde cay icip, ekonomi ile ilgili bir sohbet imkanimiz olurum. Bundan cok memnun olurum.

    Yorum kisiminda da belirtmek istedigim birkac husus var. Calismaniz cok bilgilendirici olmus. Ancak, ben Turk ekonomisinde daha cok yapisal planlara yogunlasmak istiyorum. Turkiye'nin en buyuk sorunu uretmemesi, su an. Bir ulkenin uretim merkezi haline gelmesi icin comparative advantage'nin oldugu alanlari bulmasina bagli.(Ingilizce terimler icin ozur diliyorum. Ekonomik terimlerin ingilizcesine daha hakim oldugum icin Turkce karsiligini bazen bilemiyorum). Bir de bu alanlarda surdurulebilir bir buyume imkanininin olmasi lazim. Butun bunlar cok saglam 15-20 yillik planlarla olur ve bunun DPT taraindan yapilmasi gerekli benim bildigim kadariyla. Su anki hukumet/DPT kadrosunda, boyle bir plan/proje haziriligi var mi? Asil bunlarin uzerinde yogunlasilmasi gerektigini dusunuyorum. Bu konuda burokrasi'de nasil bir isleyis hakim? Dusuncelerinizi paylasirsaniz, cok sevinirim.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...