TCMB'nin 2013 Yılı Para Politikası
Para politikası öne çıkıyor
Sermaye hareketlerinin eskiye
göre çok daha fazla ve esnek bir biçimde serbest kalmasıyla doruk noktasına
çıkan küreselleşme büyük bir sistem değişimi yarattı. Bu değişime teorik altyapı
da sistem altyapısı da uygun olmadığı için ortaya çıkan boşluğu doldurabilmek
için hızlı ve etkin politika uygulamalarına ihtiyaç duyuldu. Benzer bir durum
1929 Büyük Depresyonu ile de oluşmuş, o dönemde de benzer boşluklar çıkmıştı
ortaya. O dönemdeki boşlukları Maliye ya da Hazine Bakanlıklarının önderliğinde
uygulanan Keynesyen genişletici maliye politikası uygulamaları doldurmuştu.
Küresel krizin yarattığı değişimde ortaya çıkan boşluğu ise merkez bankaları ve
onların uyguladığı yeni para politikası yaklaşımları kapatıyor. Özetle diyebiliriz
ki 20. yüzyıldaki krizlerin çözümünde anahtar rol maliye politikasındaydı, 21.
yüzyılın krizlerinin çözümünde anahtar rol para politikasında bulunuyor.
Para politikası ayrıntılarda çeşitleniyor
Geçmişte faiz, karşılıklar ve APİ
araçlarının klasik ve fazla esnek olmayan uygulamaları ile biçimlenen para
politikası son birkaç yılda bu uygulamaların çeşitlendirilmesine dayanan gelişmelere
sahne oldu. Bunların çoğu aslında bilinen politikaların farklı uygulama
biçimleri. Örneğin Fed’in ve AMB’nin yürüttüğü geniş çaplı tahvil alım
programlarını, APİ uygulamasının genişletilmiş bir çeşidi olarak sınıflandırmak
doğru olur. Ya da TCMB’nin uyguladığı rezerv opsiyon katsayısının, zorunlu
karşılıklar uygulamasının değişik bir uygulama biçimi olduğunu söylemek yanlış
olmaz.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
(TCMB) para politikasını bir süre enflasyon hedeflemesine dayalı olarak fiyat
istikrarı odaklı uyguladıktan sonra fiyat istikrarının yanına finansal
istikrarı da ekledi. Böylece iki farklı hedefe aynı anda yönelmiş oldu. Bunları
bu blogda daha önce yayınlanmış olan Güncellenmiş Para Politikası Uygulamaları
başlıklı yazımda ele almıştım (http://www.mahfiegilmez.com/2012/09/guncel-para-politikas.html.)
TCMB’nin 2013 yılı para politikası
TCMB, 2013 yılında fiyat
istikrarı ile birlikte finansal istikrarı da hedefleyeceğini açıklıyor. Buna
göre 2013 yılı para ve kur politikasının amaçları fiyat istikrarı ve finansal
istikrarı sağlamak olacak ve bu amaçlara ulaşmak için kullanacağı araçlar da
yapısal araçlar ve konjonktürel araçlar olacak.
Fiyat istikrarı amacının,
enflasyonu önlemek, fiyat artışlarının belli bir düzeyden yukarıya gitmemesini
sağlamaya çalışmak olduğunu söylemek mümkün. TCMB, bunu sağlamak için enflasyon
hedeflemesi uygulamasına başvuruyor. Burada bir nokta ve bu hedeften sapma
aralıklarını belirliyor ve para politikasını bu hedefi yakalamaya yönlendirerek
uyguluyor. 2013 yılı için nokta hedef % 5 olarak belirlenmiş durumda.
Finansal istikrarı sağlama
amacının, finansal kesimin işleyişine ilişkin makro risklerin giderilmeye
çalışılması olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye açısından finansal riskler son
yılarda parasal akımların ülkemize yönelmesiyle ortaya çıkıyor. ABD ve
Avrupa’nın uyguladığı parasal genişlemenin yarattığı likidite fazlası dünyada
faizlerin yüksek olduğu ekonomilere akıyor. Türkiye, yabancı fonlar açısından
reel faizin en yüksek olduğu ekonomilerden birisi. O nedenle Türkiye’ye
ihtiyacın oldukça üzerinde yabancı kaynak girişi oluyor. Bunun sonucunda döviz
kurunda yaşanan dalgalanmalara ek olarak kredilerin de hızla artması ve finans
kesiminde risklerin yükselmesi olgusu ortaya çıkıyor. TCMB, finansal istikrarı
yakalamaya uğraşırken de bu dalgalanmaları önleyecek araçlar kullanmaya
çalışıyor. TCMB’nin son dönemde uyguladığı TL zorunlu karşılıkların belirli
bölümünün isteğe bağlı olarak döviz ve altınla ödenebilmesi yaklaşımı bu hedefe
yönelik bir yaklaşım. Bu yolla TCMB, bankaların elindeki dövizin bir bölümünü
alarak TL’nin daha fazla değerlenmesinin önünü kapatmaya çalışıyor.
TCMB’nin para politikasının fiyat istikrarına ve finansal istikrara
farklı etkileri
Aşağıdaki tabloda TCMB’nin fiyat
istikrarını ve finansal istikrarı sağlamak amacıyla uyguladığı para ve kur
politikası araçları ve bu araçları fiyat istikrarı ve finansal istikrar
üzerindeki olası etkileri yer alıyor. Bu gösterimde + sayısının yüksekliği
uygulanan politika aracının o alanda daha fazla etkili olduğuna işaret
etmektedir (Tablo bana aittir ve dolayısıyla + işaretleri benim gözlemlerime
dayanıyor.)
Para ve kur politikasının araçları Politika araçlarının olası etkileri
Fiyat istikrarı
|
Finansal istikrar
|
|
Faiz politikası
|
||
Politika faizi
|
++
|
+
|
TCMB’nin gecelik borç verme faizi
|
++
|
++
|
TCMB’nin gecelik borç alma faizi
|
+
|
+
|
Zorunlu karşılıklar
|
||
Normal karşılıklar
|
++
|
+
|
Rezerv opsiyon katsayısı uygulaması
|
++
|
++
|
Kaldıraca dayalı zorunlu karşılıklar
|
+
|
+++
|
Açık piyasa işlemleri (APİ)
uygulaması
|
++
|
++
|
Yeni düzenleme: Kaldıraca dayalı zorunlu karşılık oranları
TCMB’nin 2013 yılı son
çeyreğinden başlayarak uygulamaya koyacağını açıkladığı yeni araç kaldıraca
dayalı zorunlu karşılık oranları uygulamasıdır. Küresel kriz, o zamana kadar
yapılan Basel I ve Basel II düzenlemelerinin bankaların sermaye yapılarını yeterince
güçlendirmediğini ortaya koyunca üçüncü düzenleme yapıldı. TCMB, Basel III
düzenlemesiyle yürürlüğe girecek olan uygulamalardan birisi olan kaldıraca
dayalı zorunlu karşılık oranını yaşama geçiriyor. Kaldıraç oranı şöyle hesaplanacak:
Kaldıraç Oranı = Anasermaye / (Pasif Toplamı +
Bilanço Dışı Kalemler)
Bu denklemin amacı anasermayenin borç
ve borç benzeri yükümlülükler karşısındaki ağırlığını ölçmektir. Türkiye’de
bankacılık kesiminde ortalama kaldıraç oranı yıllar itibariyle yüzde 8 ile 7
arasında değişiyor. Yani 8 TL’lik anasermaye ile 100 TL’lik borç ve benzeri
yükümlülük taşınıyor. Türkiye’de son verilere göre kaldıraç oranı en düşük olan
banka yüzde 3 orana sahip, yani 3 TL anasermaye ile 100 TL’lik borç ve benzeri
yükümlülük taşıyor.
2013 yılının son çeyreğinde
ortalama kaldıraç oranı yüzde 3 ile 3,5 arasında kalan bankalara 2014 yılından
başlayarak 1 ile 2 puan aralığında ek zorunlu karşılık yükümlülüğü getirilecek.
İzleyen yıllarda bu oranlar arttırılarak yüzde 5’e kadar çıkarılacak ve o
düzeyde korunacak. Böylece ek zorunlu karşılık vermekten kurtulmak isteyen
bankaların kaldıraç oranını daha makul düzeylere çekmeleri sağlanacak. Bankalar
kaldıraç oranlarını şu üç yoldan birisini izleyerek düzeltebilirler: (1)
Anasermayelerini güçlendirmeye gidebilirler. (2) Borç ve benzeri yükümlülüklerini
azaltmaya çalışabilirler. (3) Bir yandan anasermayelerini güçlendirirken bir
yandan da borç ve benzeri yükümlülüklerini azaltmayı hedefleyebilirler.
Para politikası niçin tek başına kaldı?
Bunun iki nedeni var: (1) Maliye
politikasını uygulamak yasa değişikliği gibi uzun sayılabilecek süreçler gerektiriyor
ve istikrarsızlıklara anında yanıt veremiyor. Oysa para politikası çok daha
basit süreçlerden geçerek hızla yürürlüğe konulabiliyor. (2) Maliye politikasını
hükümet ve onun yönetimindeki birimler uyguladığı için maliye politikası
uygulamalarında fatura doğrudan siyasetçiye çıkıyor. Oysa para politikasını
bağımsız merkez bankaları uyguladığı için siyasetçi sıkıştığı noktada
vatandaşla birlik olup merkez bankasını eleştirebiliyor. Bu da siyasetçiye
sorumluluktan kurtulma olanağı veriyor.
Merkez bankaları bağımsızlıklarını koruyabilecekler mi?
Para politikasının, ekonomi
politikası uygulamasının temel aracı haline gelmesine merkez bankaları hiç
karşı çıkmadılar, hatta bu işe gönüllü olarak girdiler. Merkez bankaları
eskiden yalnızca fiyat istikrarından sorumluyken şimdilerde bütün ekonomik
konulardan sorumlu hale geldiler. Bu gelişme merkez bankalarını bir yandan
eskiye göre çok daha önemli bir konuma yükseltirken bir yandan da ateşin içine
itti. Bundan böyle ekonomi politikasında işler iyi gitmediğinde fatura merkez bankalarına
kesilecek, hükümetler de fatura kesilen taraf olmaktan çıkarak fatura kesen
taraf haline gelecekler. Eskiden merkez bankası yalnızca fiyat istikrarından
sorumluyken hükümetler para politikasını veri olarak kabul ediyor ve ona göre
diğer istikrar önlemlerini alıyorlardı. Tek konuda sorumluluk taşıyan merkez
banklarının bağımsız kalabilmesi daha kolaydı. Şimdi artık hükümetler, merkez
bankalarına bütün ekonomik istikrarı sipariş verebilecek durumdalar. Bu
gelişmenin merkez bankalarının bağımsızlığı üzerinde ileride olumsuz etki
yaratacağını düşünüyorum.
Notlar:
Basel bankacılık denetim
düzenlemeleri Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) tarafından yürütülen ve ülkelerin
merkez bankaları ve bankaların denetiminden sorumlu organlarının katılımıyla
yapılan toplantılar sonucunda ulaşılan kararları içermektedir. BIS’in merkezi
İsviçre’nin Basel kentinde olduğu için kararlar Basel I, Basel II ve Basel III adıyla
anılmaktadır.
Hocam benim anlamadığım bir konu var. 3-4 yıldır "FED şöyle parasal genişleme yaptı, şu kadar para verdi" vs. bir yığın laf ediliyor. ABD'de M3 para arzı verilerine baktığımız zaman 2008 sonunda 14,62 trilyon dolar iken en son veri 14,81 trilyon dolara işaret ediyor. Lafın özü geniş tanımlı para arzı 4 yıldır yerinde sayıyor. Bu nasıl bir parasal genişlemedir anlamış değilim. Anlatırsanız sevinirim. (Not: M3 para arzı verisi 2006 başlarına kadar FED tarafından yayınlanıyordu, sonra FED yayınlamayı bırakınca bazı ekonomistler bu veriyi kendi başlarına hesaplamaya devam ettiler)
YanıtlaSilBence Fed'in bilançosuna bakmak gerekiyor, büyümeyi orada göreceksiniz. Konu sadece para arzı büyümesi değil, finansal kesime verilen destek de söz konusu.
SilFed bilançosundaki gelişim için http://stimulus.org/financialresponse/federal-reserve-balance-sheet
Silelinize sağlık hocam.
YanıtlaSilTeşekkürler
SilHocam, 1933'te FED'in yaptığı açık piyasa alımları 1929'a kıyasla %150'nin üzerinde artarken, M2 para arzı 47 milyar dolardan 32 milyar dolara gerilemiş. Para arzındaki hareketlerin ekonomi üzerindeki etkisi FED bilançosuna kıyasla çok çok daha önemli gibi.
YanıtlaSilHocam cevabı beni tatmin etmeyen bir soru var.döviz Türkiye'ye menkul kıymet,bona vs almak için gelip parasını bozduruyorsa tl ye talebi artar ve tl nin değeri yükselir. Yalnız gelen döviz tl ye çevrilmeyip direk döviz mevduat hesabına yatırılırsa tl ye talep artmadığından yine de piyasada döviz arttı deyip kur düşer diyebilirmiyiz?
YanıtlaSilTürkiye'ye giren döviz bozdurulunca döviz bollaşır TL kıtlaşır. Çünkü dövizi bozdurunca TL alacaklar. O nedenle de kıtlaşan TL değerlenir, bollaşan döviz değer kaybeder.
SilHocam onu anlamımda gelen döviz tl ye çevrilmesse de yine aynı etkiyi gösterir mi? Yani gelen döviz tl ye çevrilmeden döviz mevduatı hesabına yatırılırsa
SilGösterir çünkü banka onu TCMB'ye satar ve karşılığında TL alıp onunla kredi verir.
SilSevgili Adsız, döviz kuru "döviz rezervi" arz ve talebi tarafından belirleniyor. Bir bankaya döviz mevduatı gelirse bankanın döviz rezervi artar, kur düşer veya döviz mevduatı efektif olarak çekilir yada yurtdışına çıkarsa döviz rezervi azalır, kur artar. Bazen rezervler çok yetersiz kalır TCMB döviz verir yada fazla gelir TCMB döviz alır. Şimdi bir çift taraflı muhasebe kaydı düşünelim. Bankanın pasifinde döviz mevduatı var, aktifte ise döviz rezervi var. Döviz mevduatı yatıran dövizi bozdurup TL'ye çevirirse bankanın pasifinde döviz değil TL olur, ancak aktif tarafı değişmez. Döviz kuru ise bankanın aktifindeki kalemle, yani döviz rezervi arz-talebiyle belirlendiği için dövizin bozdurulup bozdurulmamasının hiçbir önemi yoktur.
SilBir iki düzeltme yapılmış hali daha açık olacak gibi:
Sil"Sevgili Adsız, döviz kuru "döviz rezervi" arz ve talebi tarafından belirleniyor. Bir bankaya döviz mevduatı gelirse bankanın döviz rezervi artar (kur düşer) veya döviz mevduatı efektif olarak çekilir yada yurtdışına çıkarsa döviz rezervi azalır (kur artar). Bazen bankacılık sisteminin döviz rezervleri çok yetersiz kalır TCMB döviz verir yada fazla gelir TCMB döviz alır. Şimdi bir çift taraflı muhasebe kaydı düşünelim. Bankanın pasifinde döviz mevduatı var, aktifte ise döviz rezervi var. Döviz mevduatı yatıran dövizi bozdurup TL'ye çevirirse bankanın pasifinde döviz değil TL olur, ancak aktif tarafı değişmez. Döviz kuru ise bankanın aktifindeki kalemle, yani döviz rezervi arz-talebiyle belirlendiği için dövizin bozdurulup bozdurulmamasının hiçbir önemi yoktur."
Üstad, dünyanın her yerinde finansal kuruluşların kaldıraç oranı ([Toplam Bilanço İçi Aktifler + Bilanço Dışı Kalemlerin Net Değeri] / Özsermaye) formülüyle hesaplarken bizim merkez bankası yine kulağı tersten göstermiş. "Bir banka yüksek kaldıraçla çalışıyor" denilince aktiflerinin özsermayesine olan oranı artıyor anlamına gelir. Şimdi TCMB'nin yaptığı gibi pay ile paydanın yerini değiştirilince daha düşük oran daha yüksek kaldıraca işaret eder hale gelmiş. Ben şahsen anlam veremedim. Bir de "pasifler" denilince sade vatandaşın aklına sadece borçlar ve yükümlülükler gelir. Oysa pasiflere özsermaye de dahildir. Bunun yerine "aktifler" dese daha anlaşılır olurdu.
YanıtlaSilÇok haklısınız. BDDK'nın yayınladığı 2010 tarihli Basel III açıklamalarında da aynen sizin kullandığınız denklem yer alıyordu. Sonradan her ne hikmetse aktiflerin yerine pasifler girmiş ve dolaylı bir tanıma dönüşmüş bulunuyor.
SilSerdar Kelleci;
YanıtlaSilSanırım 2009 yılında bir yazınız vardı A.B.D. Büyük Buhranı Keynesyen modelle para baSıp atlatmıştı ancak şu an dünya ekonomisi bu kadar globalleşmişken A.B.D. yine bu keynesyen modeli denemekte, böylelikle ekonomi canlanacak, doların değeri düşecek,tahvil satın almış olanlar da A.B.D. nin zararına ortak olacak.
Çin gibi kendi parasının değerini sürekli düşük tutmayı hedef yapmış ekonomilere aynı şekilde cevap verilecek demiştiniz. Dünya ekonomisi bu kadar globalken bu arz edilen likitidenin A.B.D. de kalması zor ; o halde Fed bunu düşünemedi mi? diye sormuştunuz. Akabinde de bu müdaheleye Çinin nasıl tepki vereceğini yazmıştınız. Yani düşük usd =cari açık azalacak. değerli usd ile tahvil satın almış olanların tahvilleri değer kaybedecek.
Bu yazınız benim sizinle sürekli tanışmamı sağlayan yazınız olmuştu. Sanırım her salı ve perşembe yazılarınız çıkıyordu ve her sabah işe giderken gazete bayine ''radikal ltf'' diyerek uğramadan geçemedim. Ta ki radikalde bu son yazım adlı yazınıza kadar.... Çok üzülmüştüm o gün:) neyse ki üzüntümüz fazla sürmedi. :)
Aslında sormak istediğim şu; para basmaya devam eden A.B.D. yaşadığı her bunalımda kendi zararına ortak aramakta. Aklıma mortgage krizi geldi o krizde de kendi zararına ortak ettikleriyle şu an için en azından Avrupa kadar kritik bir kriz eşiğinde olmayan bir ülke durumundalar, madem fed bu kadar hafife alınmayacak kadar iyi bir kurum neden her krizin öncüsü A.B.D. oluyor. Kriz A.B.D. için bir fırsat mı?
Çok teşekkür ederim ilginize ve analizinize.
SilKomplo teorisi gibi görünse de sanırım bu gelişme ABD'nin biraz isteyerek biraz da zorunlu olarak girdiği bir yol. Yani biraz da fırsat gerçekten.
Hocam TL'nin değerlenmesinin sıcak para girişine nasıl etki ettiğini açıklayabilir misiniz? Teşekkürler
YanıtlaSilDiyelim ki ekonomi 20 milyar dolar cari açık veriyor. Yani ihtiyacı olan dış kaynak 20 milyar dolar. Ve diyelim ki o ülkeye 40 milyar dolar döviz giriyor. Bu durumda cari açığı aşan 20 milyar dolar ne olacak? Eğer doğrudan yabancı sermaye yatırımı olarak gelmemişse ya hisse senedine ya mevduata ya da tahvile gidecek. Bunun olabilmesi için o dolarların önce TL'ye çevrilmesi gerekiyor. Bu durumda 20 milyar dolarlık TL talebi olacak. Arz yasasına göre bir malın arzı arttı mı fiyatı düşer. Dolar bollaştığına göre TL karşısında değeri düşecek. Talep yasasına göre bir mala talep arttığında o malın fiyatı düşer. TL'ler dolarlara gidince TL talebi artacak ve TL dolara karşı değer kazanacak.
SilHocam 21.12.2010 tarihli radikal deki yazınızda ''Faiz indirimleri ve TL nin değer kaybından oluşan bileşim sıcak para girişlerine ciddi fren olur'' diye bir cümle var. Faizlerin sıcak para girişi üzerindeki etkilerini biliyorum fakat TL nin değer kazanması sıcak para girişlerinin bir sonucu değil midir? Yani TL değerli olduğu için de sıcak para girer mi?
SilDiyelim ki yabancı 100 USD getirip 1.80 den bozdurdu ve 180 TL yi bir yıllığına % 9 dan bankaya yatırdı. Yıl sonunda yaklaşık 196 TL tutan anapara+ faizini diyelim ki o tarihte 2 olan kurdan dolara çevirdi baktı mi elinde 98 USD var bir daha gelmez. O nedenle TL değer kaybederse yabancı yatırımcı için kaçma nedendir. TCMB onun için TL yi değerli tutmaya çalışıyor.
SilHocam çok teşekkür ederim değerli bilgileriniz için.. şimdi netleşti kafamda .
SilRica ederim.
SilMerkez bankalarinin yetkileriyle eslesmeden artan sorumluluklari sonucu sinirlari zorlanan para politikalarinin kendi basina etkililikleri konusundaki sikintilar merkez bankalarinin portfoylerine ekledikleri kiymetlerin dagilimini gozden gecirmelerine yol acar mi? Ornegin doviz, tahvil, degerli maden vb. agirlikli bir "para esdegeri" portfoy yerine dogrudan yatirimi esas alan bir portfoy yapisi merkez bankalarinin isguzarca genislemekte olan sorumluluklarini yerine getirmek icin yeni bir arac olabilir mi? Eger boyle bir yetki genislemesi durumuyla karsilasilirsa teknokrat bir es dost kapitalizmi tehlikesinden kacinmak icin yapilmasi gerekenler nedir?
YanıtlaSilAslında çok önemli bir saptama bu. Geçmişte bazı merkez bankaları (bizimki de dahil) banka gibi çalışır, mevduat kabul eder kamu kesimine çeşitli başlıklar altında kredi açardı. Çünkü o dönemlerde merkez bankalarının tek amacı fiyat istikrarı değildi. Merkez bankaları neredeyse ekonomideki her konudan sorumluydular. Bu durumda da bağımsızlıkları söz konusu değildi. Bugün krizle gelinen nokta yeniden o tarafa dönüş işaretlerini taşıyor. Bu devinimin nasıl bir sonuç getireceğini tahmin etmek zor. İki tarafa da devrilebilir. Yani sağduyu ağır basarsa kriz sonrasında yeniden fiyat istikrarı hedefine dönebilirler ve o zaman çok büyük sıkıntılar doğmaz. Ama bence merkez bankalarının tek amaçlı para politikasına dönmeleri oldukça zamana alacak. Türkiye'de durumun hangi yönde gelişeceği önümüzdeki bir kaç yılda Merkez Bankası'nın konumunda yaşanacak değişikliklere bağlı olacak gibi görünüyor.
SilHocam kurun düşük olması ithalat yapmayı çekici hale getirdiğinden ithalatçıların kredi talebinin arttığının ve bu da TCMB nin artan kredileri denetim altına almasının sonucu olarak zorunlu karşılık politikasına başvurmaktdır diyebilirmiyiz?
YanıtlaSilKredilerin artma nedenlerinden yalnızca birisi bu sizin dediğiniz. Tüketici kredileri, konut kredileri, yatırım kredileri de artıyor. Zorunlu karşılıklar hem kredileri denetlemeyi hem de yabancı paranın TL'nin değerini düşürmesini önlemekte kullanılıyor.
SilHocam zorunlu karşılıkların tl nin değerini düşürmesinde kullanılması rok uygulamasıyla oluyor değil mi?
Silhocam iyi günler bizim gibi merak eden insanları aydınlattığınız için teşerkürler.hocam size şunu soracaktım abd doları 2.dünya savaşından sonra dünya revize parası haline geldi dimi?bidigiğim kadarıyla 2.dünya savaşı bittikten sonra dünya altın rezervinin %40 nı merkez bankasında bulunruyordu ama bu geçişi nasıl yaptı?bir diğer sorumda geçen günkü ntv programında başbakan sizin dediğiniz gibi vergi sistemini değiştircez gelire göre vergi alıcaz dedi bunu nekadar gerçekçi buluyorsunuz ? şimdiden teşekürler...
YanıtlaSilrevize demişim ama rezerv olucak
SilABD'nin altın rezervi hala çok yüksek. Gerek Fed kasalarında gerekse Ford Knox'da saklanıyor. Toplamda 10 bin tonun üzerinde. Altın karşılıklı paradan karşılıksız paraya geçtiğinde altını rezerv olarak saklamaya devam etti. Çünkü doların rezerv para olarak devam etmesi önemliydi.
SilBen vergi konusundaki değişiklikler hayata geçmeden verilen sözlere inanmamayı öğrendim. Türkiye'de sorun vergi vermeyeni yakalamak. Şimdiye dek hep vergi verenden daha çok almaya yöneldik. O nedenle görmeden inanmam.
Hocam işin bir de altın leasingi boyutu var. FED'in altın mevcudunun önemli bir kısmını özellikle Avrupa merkezli külçe altın bankalarına lease ettiği, külçe altın bankalarının ise kiraladıkları altını özellikle 90'lı yıllarda piyasaya sattığı söyleniyor. Bununla ilgili birçok kuruluş (Kongre dahil) FED'den ne miktarda altının lease edildiğine ilişkin bilgi istemiş ancak FED bilgi vermeyi reddetmiş. "Lease etmedim" de dememiş, "ettim ama şu kadar miktar ettim" de dememiş. Ayrıca Fort Knox ve West Point'te muhafaza edildiği söylenen altın GAO (Government Accountability Office) tarafından en son 1956'da audit edilmiş. ABD'nin kasalarında kaydi olarak gösterilenden çok daha az altın olduğu anlaşılırsa ciddi skandal olur gibi.
SilEğer gerçekse ciddi skandal olur.
SilHocam elinize sağlık. Merkez bankacılığında paradigma değişimini ele alan Ercan Kumcu'nun son iki yazısının da okunmasında fayda var diye düşünüyorum.Tekrardan teşekkürler.
YanıtlaSilEvet Ercan Kumcu'nun son iki yazısıyla birlikte okunduğunda ikimizin de merkez bankacılığı konusunda aynı görüşü ve endişeleri paylaştığımız ortaya çıkıyor.
SilHocam sürekli yazılarınızda cari açığı kapatmadaki finansman kalitemizin bozukluğundan bahsediyorsunuz. Bunun sakıncası bize doğrudan değilde faiz için gelen paraya güvenerek iş yaptığımızda ne kadar kalacağı belli olmayan bu paranın birden çıkmak istemesi durumunda zor duruma düşmemizden mi kaynaklanmaktadır?bsşka bilmediğim sakıncaları varmıdır?
YanıtlaSilİşin bir yönü bu paranın geçici olmasıdır. Yani bir bölümü kısa ya da uzun sürede para kazanıp gitmek için geliyor (borsaya gelen para gibi) bir bölümü faiz kazanıp gitmek için geliyor (tahvile mevduata gelen para gibi.) En küçük bir riskte bunlar anapara ve kazandıkları getiri ya da faizi de alıp çıkıyorlar. Oysa doğrudan yabancı sermaye olarak gelip burada işletme kurmuş olan para kârını çıkarıyor ama anaparası burada duruyor. O nedenle kaliteli finansman doğrudan yabancı sermaye yatırımı, daha düşük kaliteli olanı borsaya gelen para en kalitesiz olanı ise faiz kazanmaya gelen yabancı kaynaktır.
SilHocam merhaba,
YanıtlaSilYazıyı hafta sonu beklerken 1 gün önce geldi.Bunu sizin üretkenlik ve çalışkanlığınıza veriyorum.Kaleminize sağlık.Bu kadar karmaşık ve hassas konuları çok net bir biçimde aktardığınız ve bizleri bilgilendirdiğiniz çok teşekkür ederiz.
Sizin de çok iyi bildiğiniz üzere,bankacılık sektörü aktif toplamı 1.328 mia TL.Bilanço içi kalemlerden krediler 2011'den 2012'ye 690 mia TL seviyesinden 790 mia TL seviyesine gelmiş.Mevduat ise 731 mia seviyesinden 807 mia seviyesine yükselmiş.Artışlar makul.Ancak bilanço dışı yükümlülükler ise 843 mia dan 1.633 mia seviyesine yükselmiş.Artış oranı ise %93.Türev finansal araçlar ise 640 mia seviyesinde.Artış dikkat çekici.
Basel kriterlerine göre SYR %8.BDDK ise %12 olarak uyguluyor.Sektörün SYR'si ise %16.Burada sorun yok ama kaldıraç oranı %8.Bilanço dışı işlemlerde ciddi bir risk oluşmuş durumda SYR,bilanço dışı işlemleri dikkate aldığımızda %16'dan %8'e düşüyor.Bilanço dışında bilanço içinden daha fazla risk oluşmuş.
Bilanço dışı işlemlerde de SYR %12 olarak uygulanmalı.Bu durumda bankalar ya forward,opsiyon ve future gibi türev işlemlerini azaltacaklar ya da sermaye arttırımı gündeme gelir.ABD'de meydana gelen türev işlemlerden kaynaklanan sıkıntının Türk bankacılık sektöründe ortaya çıkmaması için TCMB 'nın buraya dikkat çekmecesi son derece önemli.
Fazla zamanınızı aldığım için özür diler yeni yazılarınız 4 gözle bekliyoruz.
Hayırlı hafta sonları
Çok teşekkür ederim.
SilBelirttiğiniz bu teknik konunun bizde dediğiniz şekilde uygulanması Basel III düzenlemesinde ne kadar geçerli bilmiyorum ama oldukça önemli bir konu olması nedeniyle bunun dikkate alınmasında yarar var gibi görünüyor.
Hocam, sermaye yeterliligi hesaplamasinda bilanco disi kalemler de dikkate aliniyor.basel iii ile getirilen basel ii altinda yeterince sermaye ayrimayan karsitaraf kredi riskine iliskin sermaye gereksinimlerinin arttirilmasi. Saygilar.
SilHocam karşılıksız karşılıklar uygulamasının bankaların kredi faizlerini artırıp kredi genişlemesine engel bir uygulama olmasından başka ne gibi bir sonuçları vardır?örneğin sıcak paraya engel olur mu olursa nasıl olur ?
YanıtlaSilKarşılıklar uygulamasından bu kadar fazla şey beklemek çok doğru olmaz. Bu uygulamanın asıl işlevi kredileri denetim altına almaktır. TCMB ayrıca değişik bir uygulama yaparak TL karşılıkların bir bölümünü dövizle alarak TL'nin değer kaybını da denetim altında tutmaya çalışıyor. Bu yolla sıcak paraya engel olmayı değil tam tersine döviz girişinin devamını sağlamaya çalışıyor.
SilHocam rok uygulamasının amacını şu şekilde özetlesem yanılmış olurmuyum;faizlerin yüksekliğinden dolayı gelen para piyasada işleme konu olan dövizi bollaştırarak tl karşısında değerini düşmesini sağlıyor aşırı değerli olan tl nin cari açığı artırma tehlikesi olduğundan merkez bankası bankalardaki karşılıkların dövizle ödenmesine izin vererek işleme konu olan döviz yani piyasada ki döviz azalarak tl nin aşırı değerini alıyorlar ve bankaların elinde tl miktarı bu uygulamadan dolayı artıyor ve de paranın fiyatı olan faizde düşüyor böyle desem yanılmış olurmuyum?
YanıtlaSilTam tersine çok doğru özetlemiş olursunuz.
SilHocam merhaba,
YanıtlaSilİnter aktif iletişime imkan tanıdığınız için teşekkür ederiz.
Yabancı portföy yatırımları ülkeye genelde kısa vadeli gelmekte.Yüksek kurdan döviz bozdurup,daha sonra düşük kurdan döviz alıp ülkeyi terketmekteler.Bu kısa vadeli sıcak para girişi ülke ekonomisinde ciddi tahribatlara yol açmaktadır.
Borsada yabancı portföylerin payı %65 seviyesinde ve yabancı portföylerin borsada kalma süreleri uzuyor.Çünkü 1,80 'den bozdurdukları doları yine 1.80'den almak işlerine gelmiyor.Bu durumda sadece faiz geliri ile yetinmek zorunda kalırlar.Bu fonlar,1,80'den bozdurup 1,50'den almaya alışmışlar.
Dövizin bu şekilde yüksek kalması hem portföy yatırımlarının vadesini uzatmakta hem de borsa endeksinin yüksek kalmasına yol açmaktadır.
diyebilir miyiz hocam.
İyi günler
Ben de katılımınız için teşekkür ederim. Kesinlikle diyebiliriz, güzel özet.
SilHocam TCMB nin politika faizini 0.25 puan düşürmesinin etkisi bankaların TCMB sına vade sonunda ödediği miktarı azaltarak bankaların maliyetlerinin azalmasını sağladı.tcmb nin amacı ise bankaların. Maliyetlerini azaltarak verecekleri kredilerin faizlerini düşürmek ve de bu sayede talebi artırmak olduğunu söyleyebilirmiyiz?i TCMB bankaların maliyetlerini etkileyerek kredi faizlerinin belirlenmesinde politika faizi borç alma ve verme faizini kullanıyor değil mi? Yoksa bunların başka bir amacı var mıdır?
YanıtlaSilÖzetiniz doğru. Temel amaç sizin özetlediğiniz gibi.
SilHocam çok teşekkürler yine çok güzel bir yazı olmuş.
YanıtlaSilİktisat bölümü öğrencisiyim ve derslerde gördüklerimin gerçek hayatta da uygulanabilir olduğunu gösterdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.
Takipteyiz hocam :D
Ekonomi gerçek yaşama uygulandığında bir anlam taşıyor. Eğer derslerde işlenen arz ve talep eğrilerini pazarda, bakkalda, manavda görmeye başlarsanız ekonomiyi gerçek yaşama uygulamaya başlamışsınız demektir. O aşamada bilgileriniz işe yaramaya başlıyor.
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilsermaye yeterlilik rasyosu Basel standartlarına göre %8 olması gerekiyor. oysa ki politika uygulayıcı kurum olarak BDDK bu hedefi geçmiş yıllarda %12 idi. Ve gerçekleşen 2010da %18-20 civarıydı.(hocam, yanlışım varsa lütfen düzeltin) Peki bu rasyonun hedeflenen üzerinde çıkması ekonomiyi nasıl etkiler?
YanıtlaSilSon durumda bizdeki sermaye yeterliliği oranı ortalama olarak yüzde 18 dolayında. ve Basel III uygulandığında yüzde 16'ya düşmesi bekleniyor. Türkiye bankacılık krizi yaşadığı için yoğurdu üfleyerek yiyor ve oranı yüksek tutmaya çalışıyor. Bu oranın düşürülmesine ihtiyaç da yok çünkü krediler yeterince yüksek.
SilHocam öncelikle yazılarınızdan bir iktisat öğrencisi olarak ne kadar faydalandığımı anlatamam. Yazınızın bir bölümünde para politikasının tek başına kalmasının nedenlerinden bahsetmişsiniz. Şu anda uygulanmakta olan kentsel dönüşüm projesi aslında harcamaları arttırmaz mı ve bu da kredi taleplerinin ve yatırımlarının artmasını sağlamaz mı? Böyle bir ilişki kurmam yanlış mı olur
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim, yararlanıyorsanız ne mutlu bana.
SilPara politikasının yalnız kalışı konusunda benim vurguladığım daha çok dünyadaki genel eğilimdi. Bizde de eskisi kadar yaygın kullanılmıyor maliye politikası. Buna karşılık kentsel dönüşüm projesi harcamaları artırır haklısınız ve bu bir çeşit genişletici maliye politikası uygulamasıdır.
Hocam diyelim ki
YanıtlaSil-- 100USD ile gelen yabancı ve mevduatta TL cinsinden faiz aldı ve o günkü kur olan seviyeden dolara geçerek tekrar karşılığı olan 98USD ile ayrıldı.. Bir daha gelmez tamam.. Ama tersi durumda kur farkı ile 104USD ile ayrıldığını düşündüğümüzde ki genel hareket budur.Sonuç olarak yabancı fonun bu 4 usd elde ettiği kar bizim de 4 USD lik bir kaybımız olacak. Tamam yatırımlar,krediler için finansman sağlandı ancak döviz eksikliğinden dolayı kur yine yukarı sıçradı ve TL ezildi ??
-- Aynı durumum benzeri de borsaya giren fonlar; biz ki sürekli yabacı yatırımcı borsamıza gelsin diye ortam hazırlama gayretindeyiz tamam halka arzlar için gerekli fakat belli seviyelerden alıp orta-uzun vadede muazzam kar sağlayıp yine bizden,bizim yatırımcımızdan alıp götürüyorlar. Başbakanımızın da önem verdiği borsa endeksi ve istikrarı konusunda bu alanda sanki bir kısıtlama ya da düzenleme gerektirmez mi ? Bunlar her zaman döviz dengemizi bozan, reel olmayan ve birebir üretim odaklı olmayan girişler,,, aynı zamanda da ve de daha kötüsü yerli yatırımcıyı zarara uğratan bir konu.
İlk grupta söyledikleriniz doğru. Ne var ki son 7 - 8 yılda TL değer kaybından çok değer artışı yaşadı. O nedenle yabancılar kar ettikleri gibi zarar da ettiler. Yabancılar açısından ideal durum hem faizden hem anaparadan kazanmak kuşkusuz. Bu da dediğiniz gibi bizim kaybımız oluyor.
Silİkinci grupta dedikleriniz ise kısmen doğru. Borsaya gelen yabancıyı kısıtlamak pek de işimize gelmiyor. Çünkü sonuçta 50 - 60 milyar dolar cari açığımız var ve bunu bir yolla finanse etmek zorundayız.
Hocam iyi pazarlar,
YanıtlaSilBDDK tarafından yayımlanan günlük bankacılık sektörü tablosunda 'Taahhütler'kalemi altında diğer taahhütler kalemi var ve 993 mia.Oldukça yüksek.Bu kalemin içeriği hakkında çok fazla bir bilgiye ulaşamadım.
Bu kalemin içeriği hakkında bana yardımcı olabilir misiniz.
Şimdiden teşekkür eder,iyi hafta sonları dilerim.
Ben de detay bilgi bulamadım. TBB Başkanı Ekrem Keskin'e sordum yanıtı gelir gelmez burada yayınlayacağım.
SilBana (mahfie@gmail.com) email adresinizi yollarsanız size o tabloyu gönderebilirim.
SilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilHocam uluslararası alanda geçerli para dolar olduğundan dolayı bizim borçlarımızı basarak ödeyemeyeceğimiz açık yalnız benim sorumu ekonomi derslerine yeni başlamış biri olarak maruz görürseniz sevinirim. Hocam peki biz yurtdışına çıktığımızda yanımıza istediğimiz kadar tl alıp örneğin ingilterede bozdurabilirmiyiz?yoksa tl yi burada bozdurup yurtdışına öylemi çıkmak gerekiyor.? Eğer istediğimiz kadar tl alıp yabancı ülkede bozdurabiliyorsak kamu istediği kadar para basıp orada bozdurazmı? Kısacası yabancılar dolarla gelip burada işlem yapmak istiyorlarsa tl ye çevirmek zorunda olduğundan bizde tl ile gidip orada döviz bürolarında bozdurmamız mı gerekir?
YanıtlaSilTIR şoförlerinin meşhur bi lafı vardır: "Almanya'dan Türkiye'ye dönerken Türk lirası ile alışveriş yapsam, o para Türkiye'ye benden daha hızlı geri döner" diye :)
SilTL konvertibl bir para. Bunun eskiden anlamı altına olan konvertibiliteydi, şimdiki anlamı siz TL'yi götürünce Türkiyedeki bankalar alıp karşılığında dilediğiniz dövizi veriyorsa para konvertibl demektir. Ne var ki TL, dünya ticaretindeki yeri fazla olmadığı için tanınmıyor olabilir. O nedenle Londra'da bir bakkala verirseniz almaz. Bizim bakkala da Arjantin Peso'sunu almaz. Buna karşılık Londra'da bankalara verirseniz TL'yi alırlar. Avrupa'da alabilirler. Ama Brezilya'da bankaya verirseniz adam almaz. Bizde de bir Brezilyalı gidip bankaya Real verse almayabilirler.
SilHocam çok teşekkür ederim sağolun cevabınız için teşekkür ederim
YanıtlaSilHocam Brezilya'da almamasının sebebi bizim paranın Reale konvertibil olmamasıdır değil mi?
YanıtlaSilHayır sadece bizi ve paramızı tanımazlar. Çünkü onlarla fazla alış verişimiz yok. Bizde de Real'i tanımayız.
SilBir banka yöneticisi olsaydınız Hazine Bonosu mu alırdınız,kredi mi verirdiniz. Açıklayınız(Banka mülakat sorusu). Soruyu cevaplayabilir misiniz rica etsem?
YanıtlaSilBugünkü ortamda kredi vermek daha akıllıca. Kredi faizi yüzde 12 - 15 arasında, Hazine Bonosu faizi ise yüzde 6 dolayında.
SilBuna karşılık kredinin batma riski ver Hazine Bonosunun ise yok.
Enflasyonun bir yıl sonra yüzde 6 dolayında olmasının beklendiği buna karşılık batma risklerin artmasının beklenmediği bir ortamda kredi vermek karlı görünüyor.
Hazine bonosundan faizinden vergi alınıyor mu?
YanıtlaSilCevap için teşekkür
% 10 gelir vergisi stopajı uygulanıyor.
Silhocam gerçekten güzel olmuş bende bu düşüncelerinize katılıyorum ve tezimde sizin bu makalenizi yayınlamayı düşünüyorum izniniz olursa tabi ki ....
YanıtlaSilTeşekkürler, elbette kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
SilMerhaba hocam iktisat 3. sınıf öğrencisiyim blogunuzu yeni keşfettim. Ciddi anlamda ders kitaplarında olmayan açıklıkla konuları o kadar güzel anlatmışsınız ki eminim bir çok kişi sizin sayenizde ezber değil de konuların mantığını kavrayarak öğreniyor. Teşekkür ederiz...
YanıtlaSilMahfi Eğilmez19 Temmuz 2013 12:05
YanıtlaSilİkisi de kullanılıyor. SGP'li olanı kullanmak daha doğru olabilir. Ben, SGPli GSYH ve kişi başına gelir hesaplarını nedense hep gelişme yolundaki ülkeleri "Durumunuz göründüğünden iyi" diye kandırmak için kullandıklarını düşünürüm ve düz GSYH'yı kullanırım.
chapultura25 Temmuz 2013 17:09
Yanıtınız için teşekkürler hocam. Zaten SGP hesaplaması da metodolojik olarak epey sorunlu, yani mal sepetinin kurulması sürecinin vs. birçok istatistiksel defekti var bildiğim kadarıyla.
Mahfi Eğilmez25 Temmuz 2013 19:09
Çok doğru.
Eğer kredi arayan yorgun musunuz? sen
YanıtlaSilsürekli olarak bankalar ve diğer tarafından reddedildi
finansal kurumlar? İyi haber burada! biz
R $ 7,000.00 ile $ Min arasında değişen krediler sunuyoruz
Max 40.000.000,00. yılda% 2 faiz oranı.
Sertifikalı ve güvenilir giyer.Kanıtı ikna edecek
Sen. Tam: aşağıdaki bilgileri bize
Adı ............... Ülke: ........... Cinsiyet: ..... .............
Telefon numarası ......... Miktar Gereken: .............
Süre: ........ ................. Aylık Geliri: .................
Biz aşağıdaki türleri sunmak için onaylanmıştır
Krediler: * Bireysel Kredi (Teminatsız) * İş
Kredi (Teminatsız) * Konsolidasyon Kredi *
Öğrenci Kredisi * Mortgage * Kredi ve Yatırım
çok daha fazla. , Tüm yanıtlar gönderilmelidir Lütfen
Şirket E-posta: bonifaceloancompany@gmail.com
Merhaba,
YanıtlaSilEğer kredi ihtiyacı var mı? Ne zaman kendi sorunlarını çözmek için başlayabilirsiniz
bunu çalıştırmak. Yılında Am Mehmet, Türk, geçen hafta Pazartesi aradığım
benim faturaları ödemek için kredi, bu yüzden elimi vuruş farklı vuruş koymak ve ben
farklı bir borç veren, değilse Mrs.Elif için, benim iyi bir arkadaşım tanıtmak olduğunu
Bana Bayan Kate Alexandra (CEO) ile Kate kredi şirketleri, ve o bana yardım
hiçbir stres ile 700.000 $ kredi. Türk benim iyi insanlar, yapabilirsiniz Yani
e-posta yoluyla ona temas: kateloancompany346@gmail.com ve anlatmak için unutmayın
onu ben Şirketinizin size tanıtmak - daha fazlasını görün:
Kime bu endişe olabilir ...
YanıtlaSilBu Amerikan Birleşik Sayın Devlet Raj Lawrence Kredi Şirketi uygun kredi veren genel kamuoyunu bilgilendirmek ..
Bu e-posta veya telefon numarası (loandept948@superposta.com) bugün bize veya daha fazla bilgi için 16153498917 bizi arayın ..
Teşekkürler yönetimi ....
Raj Lawrence
Hocam; Yeni Keynes yaklaşım temelinde Türkiye MB sının uyguladığı para politikasına nasıl bir yorum getirebiliriz? Hangi yönden ele almam gerektiği konusunda yol gösterebilir misiniz ? Teşekkür ederim
YanıtlaSilHocam merhabalar,
YanıtlaSilAcaba ROK'lar ve ZK'lar ile ilgili de bilgilendirici bir yazı yazabilmeniz mümkün müdür acaba ?
Çok teşekkürler.
Hocam bem size bir sorum olucaktı buda şu Türkiye hangi para politikası araçlarınıkullanıyor ve neden diğer para politikası araçlarını kullanmıyor
YanıtlaSil