Büyüme ve Tahmin Revizyonu
İlk çeyrek büyümesi yüzde 4,3 olarak açıklandı. Piyasa
tahmin ortalaması yüzde 4 idi. Benim cnbce de Son Baskı programında geçen hafta
açıkladığım tahminim yüzde 4,3 idi. Bu tahmini yaparken yüzde 5,3’lük ilk
çeyrek sanayi büyümesini, tarımsal üretimle, hayvansal üretimle yine inşaat ve
ticaret kesimiyle ilgili TÜİK’in yayınladığı çeşitli verileri ele alarak
hesaplama yapmıştım.
Nominal GSYH büyümesi yüzde 14,8, reel büyüme yüzde 4,3
olduğuna göre enflasyon etkisi ilk çeyrekte oldukça yüksek boyutta
gerçekleşmiş. Enflasyon bu kadar yüksek gerçekleştiğine göre talep hiç de
sanıldığı kadar düşük değil demektir. Hanehalklarının tüketim harcamalarına
baktığımızda yüzde 2,9 oranında reel artış görüyoruz. Devletin nihai tüketim
harcamalarındaki reel artış da yüzde 8,6 gibi yüksek bir oranda gerçekleşmiş.
Demek ki iç talep bu tüketim artışlarından yansıdığı kadarıyla çok da düşük
kalmamış. Büyümeyi etkileyen önemli bir kalem de ihracat. Mal ve hizmet
ihracatımız ilk çeyrekte reel olarak yüzde 11,4 oranında artış göstermiş. Demek
ki dış talepte de ciddi bir artış var. İhracatımızın yarısına yakın kısmının
yöneldiği Euro bölgesinin toparlanmaya başlamasının etkisini burada
görebiliyoruz.
Özetle söyleyebiliriz ki büyüme iç ve dış talep ağırlıklı
olarak gerçekleşmiş bulunuyor.
Önümüzdeki dönemler için bu ilk çeyrekten bir sonuç
çıkarabilir miyiz? Siyasal kadrolar ve bazı yorumcular şimdiden bu sonuçları
çıkarmaya başladılar. Ben henüz sonuç çıkarmak için erken olduğunu düşünüyorum.
İkinci çeyreğe ilişkin elimizdeki tek somut veri sanayi üretimine ilişkin Nisan
ayı verisi (yüzde 4,6’lık artışı gösteriyor) ve Nisan ve Mayıs aylarına ilişkin
imalat sanayi kapasite kullanım oranları (her iki ayda da yüzde 74,4.) Bu
veriler ikinci çeyrek büyümesinin ilk çeyrek kadar parlak olmayabileceğini
gösteriyor. Nisan ayı sanayi üretimi, ilk çeyrek ortalamasının altında, imalat
sanayi kapasite kulanım oranları ise iki aydır değişmiyor. Yine de önümüzdeki
dönemler için bu ilk verilere bakarak tahmin yapmanın erken olacağını
düşünüyorum. Çünkü bu yıl, önceki yıllara göre çok daha inişli çıkışlı bir
görünüm içinde bulunuyoruz.
Büyümeyi olumlu ve olumsuz etkileyebilecek noktalara dikkat
çekmek belki daha anlamlı olacak.
Büyümeyi olumlu etkileyecek faktörler: (1) Enflasyonun ve
faizlerin düşmesi, (2) Türkiye’ye gelecek yabancı fonların artması, (3) İhracatın
bu tempoyla devam etmesi, (4) Konut sektörünün yeniden canlanması ve sanayi
üretimini daha da arttırması, (5) Siyasal ve sosyal ortamın yumuşaması ve
yatırım ortamının iyileşmesi, (6) Dış dünyada lehimize birtakım gelişmeler
olması.
Büyümeyi olumsuz etkileyecek faktörler: (1) Enflasyonun
düşmemesi, faizlerin yükselmesi, (2) Dış finansman girişinde sıkıntı olması,
(3) İhracatın hız kesmesi, (4) Konut sektöründe sıkıntıların artması, (5)
Siyasal ve sosyal gerginliklerin devam etmesi ve yatırımların ertelenmesine yol
açması, (6) Dış dünyada aleyhimize birtakım gelişmeler olması.
Önümüzdeki dönem bu olumlu ve olumsuz gelişmelerin bir
kokteylini göreceğiz sanırım. Yani her iki gruptan oluşan bir karmayla
yaşayacağız.
Tahminlerimi üçüncü kez revize ediyorum (OVP hükümetin
tahmini, IMF, Uluslararası Para Fonu’nun tahmini, ME benim tahminim.)
Gösterge
|
OVP
|
IMF
|
ME
|
Büyüme (%)
|
4,0
|
2,3
|
3,5
|
TÜFE (Yılsonu, %)
|
5,3
|
8,0
|
8,0
|
İşsizlik (%)
|
9,4
|
10,2
|
10,2
|
Bütçe Açığı / GSYH (%)
|
1,9
|
2,4
|
2,2
|
Cari Açık / GSYH (%)
|
6,4
|
6,3
|
5,7
|
USD Kuru
|
1,98
|
2,26
|
2,20
|
Ek: Bu yazıyı
yayınladıktan sonra iki yeni gelişme oldu: (1) Güney Kore ve Tayvan’ın MSCI (Morgan
Stanley Capital International) endeksinde gelişmiş ülke statüsüne yükseltilmesi
bekleniyordu. Eğer bu gerçekleşseydi yatırım fonları gelişme yolundaki ülkelere
ayırdıkları fonlardan Türkiye’ye düşecek pay da artacak yani Türkiye’ye daha
fazla yabancı kaynak girişi olacaktı. Eğer bu değişiklik olsaydı Türkiye’nin bu
endekste halen yüzde 1,68 olan payı yüzde 2,3 dolayına yükselecekti. Güney Kore
ve Tayvan’ın gelişmiş ülke statüsüne yükseltilmesi gerçekleşmeyince Türkiye’nin
payı da eski düzeyinde kaldı. Böylece artması gereken fon girişleri için en
azından bu endeksteki değişiklikten kaynaklanacak olumlu bir gelişme için umut
kalmadı. (2) Dünya Bankası Global Economic Prospects raporunu yayınladı. Dünya Bankası'nın Türkiye için 2014 büyüme tahmini yüzde 2,4, cari açık tahmini yüzde 6.
Yaziniz için teşekkurler birsey soracagim turkiye potansiyelinin altinda buyume mi gosteriyor acaba?? Cari acik problemi yuzunden ekonomi yonetimi hiz kesmek zorundami kaliyor problem buysa çozum nedir bence buyume orani düsük gibi.
YanıtlaSilTeşekkürler.
SilBen Türkiye'nin büyüme potansiyelini yaklaşık yüzde 5 olarak hesaplıyorum (1924'den bugüne büyüme ortalamaları.)
Böyle bakarsak yüzde 4,3 potansiyelin altında kalıyor. Bazı yıllar potansiyelin üzerine çıksak da bazı yıllarda altında kalıyoruz. Çünkü potansiyelin üzerine çıkarken ya bütçe açığı ya da cari açık veriyoruz.
Bu açıkları vermeden potansiyeli yukarı çekmenin tek bir yolu var, yıllardır değindiğimiz yapısal reformları yapmak.
Yaziniz için tesekkürler birsey soracagim diger ulkelerin ilk ceyrek buyumeleribe baktigimizda türkiye potansiyelinin altinda buyuyor gibi bunun sebebi cari açikmidir?? Ekonomi yonetimi bu yuzdenmi hiz kesiyor bu buyume oranlariyla 2023 hedeflerine ulaşma imkani varmi??
YanıtlaSilTürkiye, 2023 hedeflerine varma şansını hedeflerle birlikte yapısal reformları açıklamayarak kaçırdı. Dünyanın hiçbir ülkesi buluş yapmadan, teknolojiye katkı yapmadan, marka yaratmadan en büyük ekonomiler arasına giremez. Bugün hızlı büyüsek de yarın yavaş büyürüz.
SilHocam, bugün açıklanan büyüme verileriyle ilgili 2 husus dikkatimi çekti:
YanıtlaSil1. 2000 yılından bu yana hiçbir dönem, herhangi bir yılın ilk çeyrek nominal GSYH rakamı, bir önceki yılın son çeyreğinin nominal GSYH rakamından fazla olmamış. 2014 ilk çeyrek nominal GSYH rakamı 407,3 milyar TL, 2013 son çeyrek nominal GSYH rakamı 405,4 milyar TL. %12'nin üzerinde büyüme olan 2010 ve 2011 yıllarının ilk çeyreklerinde bile nominal GSYH, bir önceki çeyreğin rakamından az olmuş. bunun oldukça dikkat çekici olduğunu düşünüyorum.
2. tıpkı 2012 ve 2013'te olduğu gibi bu yıl da altın ticareti gerçek büyüme rakamlarını gölgeliyor. biz altın üreten bir ülke değiliz. sadece ithal hammadde ile mücevher imal ediyoruz. imal ettiğimiz mücevher de zaten normal ihracat ve sanayi üretimi içinde gözüküyor. ödemeler dengesindeki "parasal olmayan altın" kaleminin önemli bir kısmı aslında sermaye-para hareketi. 2013'ün ilk çeyreğinde sermaye hareketi niteliğindeki altın ticareti hariç büyüme oranı aslında %3,6'ydı ama altın ticaretinin yanlış kategorize edilmesi nedeniyle %2,9 olarak açıklandı. 2014 ilk çeyrek büyümesi ise altın ticareti hariç %3,2'dir. %4,3'lük rakam aslında sermaye hareketi olan altın ticaretinin yanlış sınıflandırılması nedeniyle oluşan yanıltıcı bir büyüme rakamı.
sermaye-para hareketlerinden arındırılmış gerçekçi büyüme rakamının şu anki tahmininiz olan %3,5 ile sene başındaki tahmininiz olan %1,5'in ortasında bir yerlere (%2,5 gibi) geleceğini düşünüyorum.
Evet bütün bu saptamalar doğru. Altın meselesi gerçekten 3 yıldır bütün yapıyı alt üst ediyor.
Silİkinci çeyrek sonunda bir kez daha revizyon yaparız gibi geliyor.
blogunuzda sermaye hareketi niteliğindeki altın ticareti hariç büyüme rakamlarını verebilirseniz belki ziyaretçiler daha gerçekçi bir büyüme resmi görmüş olurlar. altın ihracatının tamamı parasal nitelikte kabul edilebilir. ithalatın ise aylık 200-300 milyon doların (mücevher imalatçılarının hammadde ithalatı) üstünde kalan kısmı ise sermaye hareketi oluyor.
SilHocam oncelikle tesekkuler yaziniz icin. Turkiye'nin buyumesinin potansiyel buyume oranina ulasabilmesi icin sizin cok uzun zamandir belirttiginiz gibi yapisal reformlari uygulamaya koymasi gerekiyor. Yapisal reformlar yaninda kangren olmus bir cari acik sorunumuz var. Bu sorunsali ortadan kaldirmaya yonelik soyle bir politika izleyemez miyiz : Oncelikle bizim uretebilme potansiyeline sahio olup da ithal ettigimiz urunlerin listesini cikarsak. Bu urunleri uretebilecek olan yatirimcilara sifir faiz ya da cok dusuk oranlarda faizden arsa, gerekli donanim,..vb. fiziki imkanlar sunup enerji fiyatlarini da dunya fiyatlari duzeyinden yararlandirsak boylece hem uretim artar, hem issizlik azalir, enflasyonumuzu asagiya cekeriz ve diger mikro- makro degiskenler de simdiki degerlerinden cok daha iyi yerde olmaz mi?
YanıtlaSilEvet bu sözünü ettiğiniz konu da bir yapısal reform. Ben bunu geçici ve kısmi ithal ikamesi diye adlandırıyorum. Bunu yapmazsak cari açık sorunumuzu çözemeyiz.
SilHocam güzel yazınız için teşekkürler.Dolaylı vergi oranının bu kadar yüksek olduğu bir ülkede sizce kamu harcamalarındaki artışın hanehalkı harcamalarına göre görece yüksek olduğu bir yapıda,ekonomik büyümenin kaynağı(kaynaklarından biri) yeterince sağlıklımıdır ve sürdürülebilirmidir sonuçta kamu harcamalarını o ya da bu şekilde yine hanehalkı finanse edecek ve vergilerdeki artış harcanabilir gelirin düşmesine yol açmayacak mı
YanıtlaSilSaygılarımla;
Teşekkür ederim.
SilBu çeyreğe ilişkin büyüme sağlıklılık açısından iyi görünüyor. Çünkü büyük ölçüde ihracat artışıyla beslenmiş. Ama öte yandan bir parçası da kamu harcamalarındaki artıştan kaynaklanmış. O kısmı sağlıklı değil.
hocam bugünkü tv yayınınızda konuğunuzla birlikte tasarruf sahibinin sıkıntısını bir nebze de olsa ifade ettiniz faizlerin düşmesinin olumlu olumsuz yanlarını anlattınız borsa da yapısal sorunlar olduğu için küçük yerli yatırımcının bu haliyle borsa ya girmesini uygun bulmadığınızı ifade ettiniz yatırım tavsiyesi vermediğinizi biliyorum ama özellikle küçük tasarruf sahiplerinin klasik ifadeyle ayşe teyzenin faizlerin düşmesi ile belki de negatif faizde eriyen birikimini nasıl koruyacağını borsa konut mevduat döviz ekseninde anlatan kıyaslama yapan bir yazı bu sitenizde yazabilirmisiniz yada en azından yatırım tavsiyesi olmayacak şekilde ufak tüyolar verirseniz minnettar olurum hocam sizi hergün hem tv de hem de burda sürekli takip ediyorum iyi ki varsınız saygılar
YanıtlaSilÇok teşekkürler. Yatırım tavsiyesi yapmıyorum. Israr edilirse daima sepet yapılmasını öneriyorum.
Silhocam bu altın ihracatını açıklanan verilerde ayrıca göstermeleri lazım.geçenlerde yanılmıyorsam ege cansen tüik ne kadar büyüme açıklarsa onu 1,5 puan iskonto edin gerçekte para transferi olan altın ihracatı büyümeyi şişirecek demişti.geçen sene 1.çeyrek büyümesinide 1 puan düşürmüş galiba.hocam 1,5 puan çok büyük bir fark hani binde 3-5 olsa çok öenmli değil sonuçta dışarıdan aldığımız külçe altını aynen geri satıyoruz üretim işçilik katma değer vs yok.üretimle alakası olmayan bir şeyi milli gelir verilerine dahil etmemek lazım
YanıtlaSilHocam, analiz için teşekkür ederiz. Benim merak ettiğim konu, ECB ve özellikle de FED politikalarındaki muhtemel öngörülerinizin sayılara ne oranda yansıdığı. Sözgelimi ECB'nin LTRO programından Türkiye'ye gelecek paranın oransal anlamda FED'in QE programı kadar olabileceğini mi öngörmeliyiz?
YanıtlaSilDaha da önemlisi, FED'in yıl bitmeden faiz arttırımına dair bir takvim vermesi, veya ima etmesi gibi bir olasılık görüyor musunuz? Tahminlerinizi ibu olasılığı hariç tutarak mı okumalıyız?
Ve son olarak, tahminlerinizde EUR/USD paritesini de görebilmek çok güzel olurdu; zira önümüzdeki dönem için daha da kritik bir değer haline geldiğini düşünüyorum. Teşekkürler...
Euro / Dolar paritesi tahmini yapmak neredeyse imkansız bir şey. Her hafta yeni bir gelişme oluyor. Evet tahminlerim bu tür gelişmelerin bir bölümünü içeriyor ama hepsini öngörmek olanak dışı tabii.
SilMerhabalar hocam
YanıtlaSilKıymetli yorumunuz için teşekkürler. Sizlerden bir tavsiye almak istiyorum. Finans alanına ilgi duyuyorum ve bu alanda önerebileceğiniz kitaplar var mıdır? (iktisat alanında öğrenim görüyorum) Teşekkürler
Tekrardan Merhaba
YanıtlaSilYukarıda finans için tavsiye istemiştim ama bu kitap hakkında bilginiz var mı önerir misiniz? http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=689848&sa=170280978
Bu kitaba göz atmıştım. İyi bir kitap, öneririm. Bu alandaki en iyi kitaplardan birisi Frederic Mishkin'in kitabıdır: http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=126172
SilTeşekkürler hocam. Yalnız tavsiye etmiş olduğunuz kitabın 2000'den sonra baskısı yok baya eski bir kitap. 2000'den sonra baya bir değişiklik oldu mu fazla bilmiyorum. Diğeri ise 2014 basım. Tercihiniz Mishkin mi?
SilYeni baskısı yoksa ötekini tercih edin çünkü çok değişiklik oldu gerçekten de.
SilHocam yazınız çok net ve aydınlatıcı. İlk çeyrekte ihracatta yaşanan bu düzeydeki bir artışın diğer bir sorumlusu da kurlarda yaşanan artışın maliyetlerimizi düşürmesi değil midir? Enflasyon ve faizler düştüğünde dahi kurdaki bu rekabetçi düzeyi koruyup, ihracatı yine yüksek tutabilecek miyiz?
YanıtlaSilTeşekkürler.
SilKurlardaki artış maliyetlerimizi düşürmedi arttırdı (çünkü ihraç ettiğimiz her 100 USD'lik malın 60 USD'lik kısmı ithal girdi) ama gelirlerimizi daha çok arttırdı. Kurlar ilmüç aya gööre geriledi. Bu düzeyde kalırsa ihracatta yavaşlama olur.
HOCAM MERHABA,
YanıtlaSilÖncelikle İktisat ''öcü'' değilmiş.Bunu sizinle anladık.Lisansa yeni başlayan arkadaşlara da kitaplarınızı öneriyorum. Teşekkürler.
Ben bir kamu bankasında Uzman olarak görev yapıyorum. Bankacılık alanında tavsiye edebileceğiniz kitaplar var mıdır?
En temelden - En tekniğe :)
Teşekkürler..
Çok teşekkür ederim.
SilMutlaka okunması gereken bir kitap önerebilirim:
Frederic Mishkin Para, Bankacılık ve Finansal Piyasalar İktisadı.
http://www.akademikitabevi.com/magaza/prddet.php?pid=55833
Hocam Merhaba,
YanıtlaSilBugün Sanayi Bakanı bir açıklama yaptı. Türkiyenin bu dönemki büyüme oranında ihracatin katkısının azımsanmayacak düzeyde olduğunu, bu kapsamda döviz kurunun 2.10'nun altına inmeyecek şekilde merkez bankası tarafından ayarlanması gerektiğini, aksi takdirde cari açığın artacağını ifade etti. bu açıklamalar nezdinde siz ne düşünüyorsunuz?
Merkez Bankası'nın ne kadar zor bir durumda olduğunu düşünüyorum. Döviz kurunu ideal düzeyde mi tutacak, enflasyonu mu denetleyecek, büyümeye arka mı çıkacak? Bunların hepsini MB yapacaksa hükümet ne yapacak?
SilTam da bu sebeple olası bir ekonomik daralmada veya krizde MB'nın günah keçisi yapılmasından, ve Merkez Bankası'nın özerkliğinin tartışmaya açılmasından endişe ediyorum.
SilAynı şeyden ben de endişe ediyorum.
SilHocam merhaba,
YanıtlaSilBir iktisat öğrencisi olarak yazılarınızı ilgiyle takip etmeye devam ediyoruz. Benim sormak istediğim soru şu ; Vermiş olduğunuz T tabloda gördüğüm kadarıyla OVP rakamları ile IMF'nin Türkiye için hazırlamış olduğu veriler arasında önemli miktarda farklar bulunuyor özellikle de Tüfe ve büyüme verileri birbirinden çok alakasızmış gibi gözüküyor. Sizce Kalkınma Bakanlığımız piyasada olumlu beklentiler oluşturabilmek için bu rakamları olduğundan daha fazla mı iyimser gösteriyor yoksa IMF Türkiye verilerini hazırlarken kaba mı davranıyor ?
İlginiz için teşekkür ederim.İyi çalışmalar...
Teşekkürler.
SilHer ikisi de mümkün olabilir. Ama Türkiye'ye kötümser bakan sadece IMF değil. OECD'de Dünya Bankası da aynı çerçeveden bakıyor.
Hocam tüketici açısından bakarsak geleceğe dönük beklentileri oluştururken hangi veriyi göz önüne almak bizim için daha gerçekçi olur ? Yani reel beklenti oluşturabilmek için hangi veriyi kullanmalıyız ?
SilBen sizin dediğinizi yaptığımı sanıyorum. Yani benim son tahminlerim tam bu dediğiniz gereçekçiliği yansıtmaya çalışıyor.
SilHocam merhabalar,
YanıtlaSilöncelikle iktisat 1. Sınıfı henüz bitirmiş bir öğrenci olduğumu belirteyim. Kazara seçip okuduğum bu bölümü çok sevdim. Ve kendimi bu alanda gelistirmeye çalışıyorum. Sizinde tavsiyelerinizi göz önünde bulundurarak işe ingilizceden başladım su anda öğrenme aşamasındayim ve bir sonraki sıraya muhasebeyi yerleştirdim. Muhasebeyi hem teori hem pratikte öğrenmek istiyorum. Ama işe tam olarak nereden başlayacağımı bilemedim. Su anda da muhasebe derslerinde pek de başarılı bir öğrenci değilim açıkçası. Bu yaz kendimi buna adayıp bir mali müşavir veya Serbest muhasebecinin yanında çalışmaya bir şeyler ogrenmeye çalışmak gibi bir planım var fakat ne kadar doğru bir plan bilemedim ve size danışmak istedim. ( gerçi o is vereni bulabilecek miyim bundan da pek emin değilim).
Henüz junior bir iktisatçı olarak değerli tecrübelerinize ihtiyacım var. Yardımcı olursanız çok sevinirim.
Teşekkürler. .
Bence çok doğru bir iş yapıyorsunuz. Eğer staj yapabilecek bir işyeri bulamazsanız bir genel muhasebe kitabı ve bir de soru cevaplı muhasebe kitabı alıp ikisini de okuyun. Ve bol problem çözün. Bir süre sonra muhasebenin mekanik bir dal olduğunu göreceksiniz. Bu dediğimi yaparsanız muhasebe sorununu büyük ölçüde çözmüş olursunuz.
SilÜstad siz bu gidişle 31 aralık haftasında bile tahminlerinizi revize edeceksiniz?
YanıtlaSilİkinci bir şey söylemek istiyorum OVP tahminleri ve Merkez bankasınınbu yıl için enflasyon tahmini görülüyorki şu an çok komik görünüyor. İnandırcılığı yok bence bu tahmini enflasyon açıklamasından artık vazgeçilmesi lazım piyasalardan anlaşılıyor ki zaten kimse bu rakamlara inanmıyor
Evet görünen o ki ben daha çok tahmin revizyonu yapacağım. Aslında bu yılki en önemli tahminim sık revizyon yapmak zorunda kalacağımı tahmin etmiş olmamdı herhalde.MB'ni enflasyon hedeflemesi ve tahmini gerçekten de artık anlamsız hedefler haline geldi.
SilHocam Merhaba
YanıtlaSilAciklanan ilk ceyrek buyume oranlarindan sonra garanti bankasinin yayinlamis oldugu bir grafigi inceledikten sonra grafik uzerinde yapilan tartismalarda stok degisiminin buyume uzerindeki negatif etkisinden sikca bahsedildi. Burdaki Stok degisiminden tam anlamiyla kastedilen nedir aciklayabilirmisiniz?
Stok değişimi iki şekilde olur: (1) Stoklara ekleme yapılması (stoklarda artış olması), (2) Stoklardan kullanım yapılması (stoklarda azalma olması) Eğer stoklara ekleme yapılması söz konusuysa bu üretim yapılmış ama satıl(a)mayarak stoka konmuş demektir. Üretim olduğuna göre bunun büyümeye etkisi pozitiftir. Eğer stoklardan kullanım yapıldıysa o zaman satışların bir bölümü yeni üretimle değil mevcut stoktan kullanımla yapılmış demektir. Bunun büyümeye katkısı negatiftir. Çünkü üretim yapılmamış eskiden üretilip stoka konulanlardan kullanım yapılmıştır.
SilMahfi hocam elinize saglik,
YanıtlaSilHazir konu buyume iken aklima bir soru geldi. Ekonomi politikasi kitabinizda 1929 da turkiye reel %21.6 buyumus. Bunu anlayamaiuorum. Dunya krizdeyken nasil gerceklesmis, ustelik reel.