19 Nisan 2018 Perşembe

Merkez Bankası'na Esnek Faiz Politikası Önerisi

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı yaklaşırken Banka’nın uyguladığı faiz oranı her zaman olduğu gibi yine tartışma konusu oluyor. Bu kez yabancı fonlar ve yatırımcılar Merkez Bankası’nın 25 ile 150 baz puan faiz artırması gerektiğini savunuyorken yerli fon yöneticileri Merkez Bankası’nın faiz artırmasına gerek olmadığını ileri sürüyorlar. Konuya objektif olarak bakarsak enflasyonun yüzde 10’un üzerinde seyrettiği ve TL’nin sepet kura karşı, erken seçim kararının olumlu etkisine rağmen, yılbaşına göre yüzde 8,5 kayıp yaşadığı bir ortamda Merkez Bankası’ndan faiz artırımı kararı beklenmesi doğrudur. Yerli fon yöneticileri burada yaşadıkları için ister istemez kendilerini sistemle özdeşleştiriyor ve Merkez Bankası’nın yerine kendilerini koyarak düşünüyorlar. Öyle olunca da konu objektif değerlendirmenin dışına çıkıyor ve Merkez Bankası’nın karşı karşıya kaldığı baskılar vb devreye girince faiz artıramayacağı düşüncesi ağırlık kazanıyor. Sonuçta kendilerini Merkez Bankası’nın yerine koyarak meseleye baktıkları için de faiz artırmaması gerektiği sonucuna varıyorlar.

Merkez Bankası’nın bankaları fonlamakta kullandığı üç aracı var: (1) Gecelik borç verme imkânı (mevcut faiz oranı yüzde 9,25), (2) Haftalık repo ihalesiyle borç verme imkânı (mevcut faiz oranı yüzde 8) ve (3) Geç likidite penceresi fonlama imkânı (mevcut faiz oranı yüzde 12,75). Merkez Bankası uzunca bir süredir haftalık repo ihalesi açmıyor ve bankaları haftalık olarak fonlamıyor. Bu durumda da politika faizi olarak ilan ettiği yüzde 8 oranındaki haftalık borç verme faizi hiçbir anlam taşımıyor. Buna karşılık dünyadaki Merkez Bankası faizleri listesinde bu yüzde 8’lik oran bizim Merkez Bankası’nın politika faizi olarak yer almaya devam ediyor. 2017 öncesinde geç likidite penceresi fonlaması sadece zor durumda olan bankalara kullandırılan bir imkân iken 2017 yılında önce gecelik borç verme imkânıyla birlikte sürekli kullanılmaya başlandı, sonra gecelik borç verme uygulaması da askıya alındı ve geç likidite penceresi fonlaması tek başına kullanılmaya başlandı. Bugünkü görünümde Merkez Bankası’nın dünyaya açıkladığı politika faizi yüzde 8 olsa da gerçekte bankaları gecelik olarak fonlamakta uyguladığı faiz yüzde 12,75.

Merkez Bankası’nın faiz oranları 1,5 ayda bir toplanan Para Politikası Kurulu kararlarıyla belirleniyor. Kurul, ya mevcut oranları değiştirmeden bırakıyor ya da artırma veya indirme kararı alıyor.

Merkez Bankası, faiz oranlarını uzunca bir süredir dünya uygulamasından farklı olarak esnek biçimde uyguluyor. Örneğin bugün için geçerli tek uygulama olan geç likidite penceresi uygulamasında faiz oranı yüzde 12,75. Bu, üst limiti gösteriyor. Yani Merkez Bankası, Para Politikası Kurulu kararı olmaksızın bunu daha düşük olarak uygulama yetkisine sahip olsa da daha yüksek uygulama yetkisine sahip bulunmuyor. Bu uygulama bir anlamda aşağı yönlü bir esneklik sağlayan tek taraflı esnek faiz uygulaması.

Benim önerim bu esnekliği iki yönlü hale getirmek. Merkez Bankası gecelik borç verme uygulamasına geri dönmeli. Bu faiz oranının alt ve üst limiti Para Politikası Kurulu kararıyla belirlenerek bu iki oran arasında güncel gelişmelere göre faizi indirip artırma yetkisi Merkez Bankası yönetimine verilmeli. Bu önerimi sayısal bir örnekle açıklayayım. Diyelim ki Para Politikası Kurulu 25 Nisan’daki toplantısında gecelik borç verme faizinin alt limitini yüzde 9 üst limitini de yüzde 14 olarak saptamış ve bu iki oran arasında borç verme faizini belirleme yetkisini Merkez Bankası yönetimine bırakmış olsun. Merkez Bankası yönetimi de bugünkü oran olan yüzde 12,75 ile işe başlamış olsun. Varsayalım ki ilerleyen günlerde Dolar kurunda hızlı bir yükseliş başlamış ve bu yükselişin enflasyonu artıracağı endişesi ortaya çıkmış olsun. Bu durumda Merkez Bankası yönetiminin Para Politikası toplantısını beklemesine gerek kalmayacak ve faizi yüzde 12,75’den mesela yüzde 13,50’ye çıkarabilmesi mümkün olacaktır. Bu hamle Dolar kurundaki yükselişi anında frenleyecek, piyasa normale döndüğünde de Merkez Bankası yönetimi faizi tekrar düşürebilecektir.

Ben buna 'esnek faiz politikası' adını veriyorum.

Bu uygulama iki üstünlük sağlayacaktır diye düşünüyorum: (1) Merkez Bankası’nın herhangi bir dalgalanma durumunda müdahale esnekliği artacaktır. (2) Piyasa, Merkez Bankası’nın bu tür müdahalesini görünce paniğe kapılmadan durabilecektir. Bu da piyasanın paniğiyle bozulmanın daha da hızlanmasını önleyecektir.

Bu uygulama ayrıca geç likidite penceresinin tanım gereği olağandışı haller için kullanılan bir imkân pozisyonuna geri dönmesini sağlayacaktır.

174 yorum:

  1. Aslında bu kadar sıkıntıya da gerek yok. Hiç limit belirlemesinler, döviz kuru gibi faizi de dalgalanmaya bıraksınlar. Dalgalı kur gibi dalgalı faiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O daha büyük bir belirsizlik yaratır. Bankalar maliyetlerini belirleyemeyeceği için nasıl bir faiz uygulayacağını da bilemez.

      Sil
    2. Mahfi hocam merhaba
      Türkiye'deki kobilerin sayısı oldukça yüksek olmasına rağmen ihracat rakamlarının düşük olmasını neye bağlıyorsunuz.Yüksek döviz kuru üreticilere cazip gelmiyor mu ?

      Sil
    3. Emre Temelkuran22 Nisan 2018 05:11

      Bugün üzerinde İtalyan bayrağıyla Türk makarnası, İspanyol markasıyla Türk zeytini, pek alakası olmasa da Alman mutfağı diye Türk döneri Dünya'ya satılıyor. Salt ekonomiye yoğunlaşıp ekonomiyi düzeltemezsin. Sinema, tiyatro, müzik, performans sanatları, turizm, yüksek teknoloji, uzay gibi alanlarda kendini tanıtman ve marka olman gerekiyor. Politik başarılar elde etmen gerekiyor. Bugün bir Türk veya Filipinli aynı fiyatta Türk ürünü mü yoksa İngiliz ürünü mü tercih eder? Kobiler anca devlete dilensin mandıra açıp ampüle oy bassın, vergi ödemeyip sürekli yapılandırsın. Bizim her yere çok çok kötü cami yapmakta ustalığımız var, bir de uzun bina yapmakta, bir de koyun olmakta.

      Sil
    4. bankada döviz tevdiat hesabı açıldığında banka buna karşılık döviz alırmı ? demek istediğim bu hesaplar karşılığında efektif olarak döviz olurmu kasalarında.kim biliyorsa ...teşekkürler.

      Sil
    5. Bildiğim kadarı ile , bankalar fon fazlası olanların kaynaklarını toplar ve fon ihtiyacı olanlara satarlar , bu toplama işlemi karşılığı faiz öder satma işleminden de faiz alırlar aradaki makas banka karıdır . Toplanan fonu emsali cinsinden satabilirse satar, satamaz ise satabileceği cinse dönüştürmek için merkez bankası yoluyla swap işlemi yapabilir yada başka yollarla . Dolayısı ile banka topladığı dövizi kasasında tutmaz zira tl yi de tutmaz hatta mümkünse para tutmaz , çünkü tutulan her kaynak atıldır ve bunun bir maliyeti vardır .

      Sil
  2. Morgan Stanley 0.75 arttirir diyor.

    Siz 1.25'e cikartmissiniz.

    Sene sonuna 20%'leri goruruz artik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim önerim oraya kadar artırmayı kasdetmiyor. Bu aralığı belirledikten sonra hiç artırmayabilir de. Ama piyasa, sıkıntı haline artırabileceğini bilir.

      Sil
    2. Ama hocam doviz burolari nasil belirliyir maliyetlerini dalgali kur oldugunda?

      Sil
  3. http://www.remzi.com.tr/kitap/degisim-surecinde-turkiye

    Kitabınızın korsan baskısını yapıp satsak, elde ettiğimiz geliri charity kurumlarına bağışlasak; iktisadi kâr maksimizasyonu iyi olmaz, ama, epistemolojik değer maksimizasyonu çok iyi olur.

    Ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dilenci felsefesi derim.

      Sil
    2. Polis yakaladığında hapse girerseniz refah maksimizasyonu sarsılmış olur.

      Sil
    3. Emre Temelkuran20 Nisan 2018 19:27

      Rakuten Kobo'da e-kitap olarak olsa barasıynan alıp okurduk. Alıp biri taratıp korsan olarak ta koymaz ki korsan okuyalım.

      Sil
  4. hocam öncelikle değişen gündeme ayak uydurabilen ve kalitesini bozmayan sayılı insanlardansınız, yazılarınız için teşekkür edeyim.

    soruma gelecek olursak, verdiğiniz 9-14 arası örneği gibi oynak piyasa faizleri bankalarda ve kredi kullanıcılarında maliyet belirsizliğine yol açmaz mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Çok doğru yaratır. Ama mevcut durum da aynı belirsizliği yaratıyor. Aslında önerdiğimiz bütün bu çözümler Merkez Bankası üzerinde yaratılmış olan gayrı ekonomik baskılara çözüm arayışlarından kaynaklanıyor. Doğrusu MB nin tek bir faiz oranının olması ve gerektiğinde her türlü baskıdan uzak olarak artırıp indirebilmesidir.

      Sil
    2. Cevabınız için teşekkürler, şimdi yazı amacınızı daha iyi anladım. Şahsen, belirttiğiniz gayri ekonomik baskıların da ekonomi gerçeklerine dayanamayacağını ve ilk belirtiyi haftaya görebileceğimizi düşünüyorum. İyi çalışmalar.

      Sil
  5. Sayın Mağfi Hocam;

    Biz öncelikle konvansiyonel bankaları bu ülkeden komple yok etmediğimiz müddetçe ve faizleri tamamen yok etmediğimiz müddetçe hiç bizaman refaha kavuşamayız. Faizin %1 ide kötü % 15 ide kötüdür. Hepsi aynı. Paradan para kazanma= Haksız kazanç. Faiz belası komple kaldırılmadan tam anlamıyşa bir çözüm üretemeyeceğiz. Kapitalist düzene hiç bir şekilde kalıcı cözüm bulamazsınız. Sıkıntıların yaşanmasını hangi politikalarla uygularsanız uygulayın sadece zamanını ertelersiniz ve o sıkıntılar yine gün yüzüne çıkar. Saygılarımla hocam verdiğiniz her bilgi için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonu düşür, faiz kendiliğinden kalksın. Ama geçmeyeceğin köprülere, tünellere verilen, bizim ve torunlarımızın ödeyeceği dolar bazlı fahiş garantilerle, devletin betona gömülen gelirleriyle, şatafatlı saraylarla, biri yetmeyip 10 küsur taneye çıkan lüks uçaklarla, kısacası görgüsüzlük ve savurganlıkla enflasyon düşmez elbette. Faiz de artarak, giderek tefeci düzeyine çıkarak devam eder.

      Sil
    2. Faiz ile kapitalizmin bir alakasi yok. Bugunki gibi bankalar yokken de kapitalizm vardi.

      Sil
    3. Ege Cansen'in son yazılarından birinde faizi anlatıyor,bilgi sahibi olmakta fayda var..iyi fazi kötü faiz yanlış bunlar

      Sil
    4. Kapitalizm ozaman başka türlü sömürüyordu , şimdide faiz ile sömürüyor. Hepsi yine kapitalist sömürme düzeni. Enflasyonu düşür faiz kalksın değil mesele. Tamamiyle faizci sistemi kaldırmalıyız. Faiz hiç olmazsa enflasyon da otamatikmen düşer. Dikkat cekmek isterim düşük demiyorum tamamiyle kaldırmadıktan sonra enflasyonlada uğrasırsın herşeyle uğrasırsın. Hiç bir problemi tam anlamıyla cözemezsin.

      Sil
    5. Selam Murat ne çekip yaziyorsunuz boyle? Faiz paranin kira bedelidir, dunyada her zaman vardi ve her zaman olacaktir.

      Sil
    6. Faiz kalkmaz, hiç canınızı sıkmayın, kimse kimseye parasını bedavaya kullandırmaz. Faiz, kapitalizmin değil ekonominin gereğidir. Tıpkı kira gibidir. Birinde evinizi kiraya verirsiniz ötekinde paranızı. Arada bir fark yoktur.

      Sil
    7. O zaman soyle diyelim, evinizi kiraya verirseniz insanlara iyilik etmis olursunuz, paranizi 'kira'ya verirseniz kotuluk. Kimse kimseye parasinizi 'kira'ya vermesin odunc versin sadece.

      Sil
    8. islamcilarin mantigi boyle isler faize dusmaniz derler ama hicbiri parasini evde tutmaz bankaya kor faiz yer. 15 yilda 750 milyar faiz odedi sadece devlet. Birde yabanciya yalvariyorlar adeta parani getir diye en son tahvil ihalesinde dolara %6.5 faiz verdiler hadi sifirlasinlar islamci zihniyet bunu

      Sil
    9. Kiraya verdiğiniz evi krediyle (faiz ödeyerek) almışsanız ne olacak? Kiraya verdiğinizde iyilik mi etmiş olacaksınız kötülük mü? Ev alacak parası olmayıp da bankadan faizli kredi alanlar ne olacak?
      Faiz ekonomik bir olgudur.

      Sil
    10. Parayı ödünç versin diyen arkadaş kime hayatında büyük mebla ödünç vermiş acaba. 3 kuruş verir arkadan 100 laf ederler. Borç alacagima gider bankadan faiziyle kredi çekerim.

      Sil
    11. Boş muhabbetler bunlar.

      Sil
    12. Mahfi hocam peki bir sorum olacak. Piyasadaki paranın sanal olarak faiz ile arttırılması ekonomide dengesizlik yaratmıyor mu? Yani demek istediğim bankalardaki %10'luk rezerv uygulaması?

      Sil
    13. Piyasadaki para 123 milyar TL. Eğer sanal olarak artırılmamış olsa bu para kimseye yetmez.

      Sil
    14. Arkadaşlar ben burada sadece düşüncemi belirttim. Yok osmalıcı yok başkanlık sistemi yok TROL gibi imalarda bulunmuşsunuz. Hiç yakıştıramadım sizlere. Osmanlıda su dönem faiz vardı su dönem yoktu gibi tartışmaları açıkçası kayda değer bulmuyorum. Osmanlıda bu uygulamalar görüldü diyede faizci kapitalist sistem aklanamaz. Birde size su açıdan yorum getireyim. Kapitalist iktisat politikalarının özüne baktığınızda hiç bir şekilde somut bir gelişme ve değişme yoktur. Elde ettiği iddia edilen sözüm ona başarılar, sadece söz konusu iktisadın dış görünüşü itibariyle gerçekleşmiştir. İşin özüne bakarsanız sürekli yeni politiklarla , yeni tarzlarıyla ( neo, yeni , post ) sürekli makyaj yapılmakta, makyajı akıncaya kadar yani kapitalistlerin ( emperyalistlerin ) çıkarlarını koruyamaz ve isteklerini karşılayamaz duruma gelinceye kadar politikalarından yararlanılmaktadır. Nitekim beraberinde getirdiği kan ve gözyaşı makyajını bozup onu çıkmaz sokağa soktuğunda makyajı tazelenmektedir. Kapitalist ekonomide sömürge düzenini hakim kılabilmek için bir çok uygulama vardır bunlardan biride FAİZ dir. Faiz , hangi açıdan bakarsanız bakın haksız kazançtır. İşçinin, üretmenin, büyümenin, enflasyonun vb. Net bir biçimde ekonomik olarak sağlam temeller üstüne oturmanın önünde hep bir engeldir. Emekçi halk kitleleri üzerinden emek sömürüsüne devam edilmesi hedefine yönelik girişimşerden başkaca bir şey değildir. Yani açıkçası A.Smithden bu yana 250 yıllık tarihi geçmişi içinde değişen hiç birşey yoktur. Araçlar değişir sürekli fakat amaç hep bellidir. Faiz kapitalizmin bel kemiğini oluşturmaktadır. Kısacası kısa dönemde faydalı bir politaka gibi gözüksede uzun dönemde hiç bir faydası yoktur faizin. Ekonomik istikrarı sağlamak istiyorsak , büyümeye ve kalkınmaya devam etmek istiyorsak yapısal reformalar hayata geçirmeliyiz. Bu reformlarla yerli üreticimizi dünya piyasalarında rekabet edecek koşullara getirmeliyiz. Dışa bağımlılıkta en önemli paya sahip olan enerji yani hammadde ve ara mallarıdır. Bu alanlarda yatırımlarımızı artırıp dışa bağımlılığımızı azaltmalıyız. Teknolojimizi daha üst seviyelere taşımalıyız. Maliyetlerimizi daha aza indirgeyecekek politikalar uyguladıgımızda fiyatlar genel seviyesinide aşşağı cekeriz. Faizleri daha fazla artırmakla kısa dönemde problemi cözmüş olursunuz belki ama uzun dönemde bu tam tersine tepki vererek bizi daha fazla sıkıntıya sokacaktır. O yüzden üretim üretim üretim diyorum başkada bişey demiyorum. Bu ülkede tüten fabrika bacaları olmadıgı müddetçe , sanayileme artmadıgı müddetçe daha çok günlük politikaların kolerasyonu içerisinde boğulur gideriz.

      Saygılarımla.

      Sil
    15. Osman Cem Uzun21 Nisan 2018 15:35

      Murat Beldağ sen olayı çok yanlış anlamışsın. Ekonomi bir din değildir, ekonomi bir bilimdir. Bundan dolayı yanlışlanarak ilerler. Senin makyaj dediğin şeyler şu meseleden çıkar; bir teori n tane sonucu açıklar ardından n+1'inci sonuç çıkar ve teori bunu açıklayamaz. Bunun üstüne onuda açıklayacak daha kapsamlı bir teori ortaya konar. (Neo, yeni, post gibi isimler alır genelde.) Üretimden bahsederken ki kullandığınız kelimelerden iş dünyasından uzak olduğunuz veya en fazla işçi olduğunuz belli. Faiz özelinde ise diğerlerinden daha fazla üreten ve bunun bir kısmını saklayan insanların emeğini bedavaya alamazsınız. Eğer bu bedel yüzünden sıkıntıya düşenler hakketmedikleri bir hayatı yaşamaya cüret etmişlerdir.

      Sil
    16. Başkasının parasını bedavaya kullandırmak dile kolaydır. Başka bir deyişle bekara eş boşamak kolaydır. Enflasyonun %10'un üzerinde olduğu bir ülkede faizsiz "başkasının parasını" kullanmayı hayal etmek aç tavuğun kendini darı ambarında hayal etmesi gibidir. Bugün 100 liraya aldığın bir ürünü 1 ay sonra enflasyon yüzünden 101 liraya satın alabildiğin bir piyasada 100 lira borç aldığın kişinin parasını 1 ay sonra 100 lira olarak geri vermek borç verenden çalmaktır. Hak yemektir. Kaldı ki o 1 liranın yanında senin olmayan ama kullandığın o 100 liranın "kullanım hakkını" da ödemek gerekir (yukarıda 'ev kirası' ile yapılan benzetme buna çok uygun bir örnek). Kapitalizm, emperyalizm yakıştırmalarıyla ekonomi gerçeklerini örtbas etmeye çalışmak nereden bakarsanız bakın çocukça bir tutumdur. Enflasyonun sıfırlandığı ütopyalarda buluşmak üzere.

      Sil
    17. Arkadaşlar, İslam'daki faiz kavramı ile Kapitalist sistemdeki faiz kavramı tam olarak birbirini karşılamıyor. Mesela İslam Hukuku'na göre borç veren kişi borcunu geri alırken değer kaybını talep edebiliyor. Çünkü paranın satın alma gücü enflasyon nedeniyle düştüğü için 100-TL'ye alınan mal bir sene sonra 110-TL ye alınabiliyor.
      Başka bir örnek, para bozdurmak (sarf akdi) istediniz. Karşınızdaki esnaf size benden alışveriş yaparsan paranı bozarım dedi ve sizde bu şartı kabul edip paranızı bozdurursanız burada riba (faiz) meydana geliyor. Yani konular ince... İşin ehli ile görüşmek detaylı bilgi almak lazım.

      Bu arada Mecelle'de ele alınmayan 3 konu ile ilgili aşağıdaki dokümanı incelemenizi tavsiye ederim.
      http://dergipark.gov.tr/download/article-file/184618

      Sil
  6. Kitabınızın PDF tanıtımını inceledim:

    http://www.remzi.com.tr/files/books/3358/dosya/degisim-surecinde-turkiye-issuu.pdf

    'İçindekiler' kısmına baktığımda, "Türkiye'deki faiz algısı ve uygulamaları" konusunu ayrıntılı şekilde anlattığınız bir başlık göremedim.

    Sadece İslam'da değil, diğer dinlerde de "faiz" konusu var mı?

    Çeşitli ülkelerin siyasetçileri ve merkez bankaları, faiz konusunda açıklama yaparken dine gönderme yapıyorlar mı?

    Cumhuriyet öncesi Türk devletleri ve toplumlarında, "faiz" nasıl algılanıyordu ve mekanizma nasıl işliyordu? (İslamiyeti kabul etmeden önceki "faiz mekanizması" dahil.)

    "İslami ekonomi" diye bilinen tür gibi "Hristiyanlık ekonomisi", "Yahudilik ekonomisi", "Budizm ekonomisi", "Ateizm ekonomisi", "Hinduizm ekonomisi" gibi türler de var mı?

    gibi soruları kapsayacak şekilde, geçmişten günümüze ayrıntılı bir değerlendirme yazacağınızı söylemiştiniz. Yazdınız mı?

    Eğer yazmadıysanız, niçin yazmadınız? Unuttunuz mu?

    Açıkçası, sizin bu konuda hakkında kitabınızda bir başlık açmanız, kitabınızı satın almak için ilk sebebimdi. Eğer bu konuda yazmadıysanız, kitabınızı yine alacağım ama üzülerek.

    En önemli soru: Eğer bu konuyu yazmadıysanız, kitabınızın 2. baskısı raflardaki yerini almadan önce yazıp kitaba ekleyecek misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dedikleriniz bu kitabın konusu değil. Ama içinde biat kültürü ve gelişmeye nasıl engel olduğu var mesela.
      Bu arada faiz konusunda size hemen bir bilgi vereyim. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Şeyhülislam Ebussuud Efendinin fetvasıyla uygulanan faizin oranı % 12 idi.

      Sil
    2. Hiçbir siyasi angajmana, polemiğe girmeden soruyorum.

      Siz bir biliminsanısınız. "İktisat" bilimi, bizim gibi ülkelerin üniversitelerinde öğretilirken, "faiz" konusu bir mekanizma olmasının ötesinde ister istemez önemli yer kaplar.

      Kuran'da "faiz" kelimesinin geçtiği, doğrudan geçmese bile ima edildiği bir ayet (ayetler) var mı Mahfi bey?

      "Faiz"e karşı çıkanlar, Kuran'dan hangi ayetleri kendilerine referans yapıyor? (Polemiğe girmek için sormadım. Öğrenmek için sordum.)

      Sil
    3. Kuran'da faizi yasaklayan ya da daha doğrusu riba'yı yasaklayan ayetler var. Ayetlere buradan bakabilirsiniz: http://meal.ihya.org/kurandan-ayetler/kuranda-gecen-faiz-ile-ilgili-ayetler.html
      Yalnız Kuran'ın yasakladığının tefeci faizi olduğu görüşü de var. O da burada: http://www.gazetevatan.com/suleyman-ates-54552-yazar-yazisi-kur-an-da-yasak-olan-tefeciliktir/
      Ben de ikinci görüşteyim. Çünkü o dönemde bankalar ve faizle ilgili yasal düzenlemeler yoktu.

      Sil
  7. Sayın Mağfi Hocam;

    Ne kadar politika üretirsek üretelim tam anlamıyla sorunları ortadan kaldırmamız mümkün değildir. Bunun sebebide konvansiyonel bankalardır. Biz bu bankaları komple yok etmediğimiz müddetçe ve faizleri komple ortadan kaldırmadığımız müddetçe hiç bir sorunu kökünden kopartıp çözemeyiz. Sadece bütün sıkıntıları biraz ertelemiş oluruz ve birgün yine gün yüzüne cıkar. Paradan para kazanma sistemini yok etmeliyiz. Doğrudan yatırımlara önem vermeliyiz. Hem yerli yatırımcıların yapacağı yatırımları hemde yabancıların ülkemize yapacağı doğrudan yatırımları artıracak faaliyetleri benimsemeliyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Terminatör devreye girmeli o her şeyi yok eder

      Sil
    2. Murat.. icinde Bankanin olmadigi bir yatirim modeli nasil calisir kisaca izah edebilirmisin.?

      Hele icinde Banka olamyan bir modelde özellikle yabanci yatirimciyi nasil ikna edeceksin.?

      Sil
    3. Murat gibi trollere prim vermeyin arkadaslar, gitsin nerde banka yoksa yasasin adam. Murat, parani bankadan ceksene? Ne diye bu duzene destek oluyorsun? Boyle tipler de var iste!

      Sil
    4. Katılım bankalarıyla kardeşim. İslami finansla kalkınmayı ön gören modelle. İngiltereki katılım bankası sayısı bizim ülkemize oranla kat ve kat daha fazla. Onların seviyesinde bile değiliz. Faiz dediğimiz kavram ; fiyatların içerisine yansıyan bir olgudur. Tabi bu islami ekonomik sistem sadece faizle anlatılacak bişeyde değil daha uzun konusmamız gerekir :)

      Sil
    5. Mağfi kimse o yazar artık bir yanıt herhalde.

      Sil
    6. Sayın Murat Beldağ, önce sorunu saptamalı size göre "bankalar",

      Nedeni ortaya konmalı yine size göre "faiz" ve "paradan para kazanma",

      Buraya kadar tamam. Ama yeterli değil.

      1- Ana nedenin, sorunun kökeninin "faiz ve paradan para kazanma" olduğunu, aksi iddia edilemeyecek bir şekilde ortaya koymalısınız.

      2- "faizi" ve "paradan para kazanmayı" ortadan kaldırdığınızda o ekonomide özü aynı adı başka bir şeyin ortaya çıkmayabileceğini de ispatlamalısınız. Faizi kaldırırsın yerine risk primi gelirse o zaman sorun faiz değil demektir.

      Paradan para kazanma için de aynı süreç geçerli. Kurumu ortadan kaldırırsın ama yerine koyduğun, bankaya yada türevlerine dönüşecekse o zaman sorun yine o değildir.

      Konuların, tanımların içinde boğulmamak için asıl nedene ulaşmak gerekir.

      Nedir peki? Ülke içinde Gelir dağılımı, ülkeler arasında da adil bölüşümü ortaya koyabilmek. Dengesizlikleri dengeleyebilmek. Bunu sağlayan ekonomik düzende bahsettiğin nedenler bir sorun olarak karşımıza çıkamaz.

      Yoksa herşeyi neden olarak sayabiliriz tüm bunlara da kendimizi ve başkalarını inandırabiliriz. Sorun çözülmez nihayetinde

      Sil
    7. Hocam kusura bakmayın. Tamamen klavyede yazarken benim hatam. Saygılarımla mahfi hocam.

      Sil
    8. Arkadaşım, sen hayatı anlamamışsın bir kere. Hali hazırda var olan bir parayı harcamayı, misal, bir sene sonraya ertelemenin bir bedeli olmalıdır. Çünkü hayat, garanti değildir. Ve ayrıca, o kapitali birine borç olarak vermek, onu geri alamamak gibi bir riski de beraberinde getirir. Faiz dediğimiz şey bunların bedelidir. No free lunch...

      Sil
    9. M harfi büyük olacak!

      Sil
    10. Katılım Bankalarının verdiği kar payının adı dışında faizden ne farkı var?

      Sil
    11. Insanlarin gercekleri, eldeki verileri iyi niyetli olarak fakat tam bilgi olmadan inandiklari degerlere adapte etme cabalarini anliyorum. Ama baktik ki ne yapsak uymuyor ısrar etmeyelim, tembellik yapmadan yeni argumanlar gelistirelim. Bu sekilde olmuyor cunku, iyi niyetin sempatikligi de kayboluyor, cekilmez hale geliyor.

      Sil
    12. Murat demek istiyorsun ki BANKA'lar olmasin ama katilim BANKA'lari olsun. Fuzzy logic gibi birsey yani var ama yok, var ile yok arasi birsey bu bankalar. Sacmaligin daniskasi yani.

      Sil
    13. Yav kardeşim adam gibi ekonomini yönetir, adam gibi hukuk sistemi kurar, adam gibi eğitim sistemi kurarsan ;eti , samanı , mercimeği ithal etmeyi bırakıp adam gibi üretim ekonomisine geçersen ;Avrupada ,ABD , Japonya da olduğu enflasyonu 1 olur , 2 olur faizinde enfazla 2 olur 3 olur ...Onun için ötmeyi bırak da adam gibi yönetim ülkenin başına gelsin diye çalış ,yandaşlık yapma....

      Sil
    14. Mahfi Hocam, katılım bankaları bildiğiniz üzere kar-zarar ortaklığı esasına göre katılım hesaplarını kullandırıyor. Bankalar gibi sene sonunda yüzde x kadar faiz veririm demiyor. Katılım Bankası olarak bugün itibariyle yüzde x kar dağıttım diyor. Yatırımcıya sene sonunda yüzde x oranında kar garanti etmiyor. Dönem sonunda zarar etmek, zarara ortak olmak da var.
      Bir Katılım Bankasının sayfasından alıntıladığım açıklamayı aşağıda paylaşıyorum.

      "Katılma Hesapları; hesap sahibi ile Kuveyt Türk arasındaki kâr-zarar ortaklığı çerçevesinde getirinin paylaşıldığı hesap türüdür. Katılma Hesapları’nda toplanan fonlar, faizsiz bankacılık ilkeleri doğrultusunda ticaret, sanayi ve hizmet sektörlerinin finansmanında kullanılır.
      TL, Dolar, Euro ve Altın cinsinden minimum aylık vadeli olarak hesap açılabilir.
      Klasik, Gümüş, Altın, Platin ve Platin+ olmak üzere 5 hesap türü bulunur.
      Kar paylaşım oranları hesap türlerine göre değişiklik göstermektedir.
      Hesap türüne göre belirlenen limitler dahilinde vade bozulmadan para çekilebilir, vade tarihinde kalan bakiye üzerinden kar payı ödenir.
      Getiri oranı; vade başında değil, vade sonunda belli olur."

      Sil
  8. Hocam milli gelire oranla en yüksek asgari ücretin Türkiye olması aslında olumsuz bir durum değil midir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğinizin doğru olduğuna emin misiniz? Yani asgari ücret / milli gelir oranı en yüksek bizde mi? Kaynak gösterebilir misiniz.

      Sil
    2. Hocam, bu konuya da kafa yormustum zamaninda:), TRdeki asgari ucret oldukca yuksek (tuketim urunlerinin maliyeti cok yuksek oldugu icin yetmiyor, benim gorusum).
      Eger soruyu dogru anladiysam asagida bir link gonderiyorum, 2016 verilerini, kisi basi gelire bolersek en yuksek oran bizde olabilir.
      https://stats.oecd.org/Index.aspx?DataSetCode=RMW

      Sil
    3. Adsiz 20:44 sunu demek istiyor sanirim: "Asgari ucret yuksekse paranin alim gucu dusuk demek ki. Bu da enflasyonun sonucu."
      Amerika'yla kiyaslarsak Amerika ortalamasi 8 ile 10 Usd arasinda sanirim. Turkiye'de ise 6,5 TL. Yani Turkiye'nin bu anlamda asgari ucret seviyesi satinalma gucu paritesine gore yuksek degil. USD'a donersek hepten dipte.
      Dogru mu düşünüyorum Hocam?

      Sil
    4. Goktug'a katiliyorum. Asgari ucret, milli gelir'e orani olarak bakilirsa yuksek olabilir. Fakat asil sorun mal ve hizmetlerin Turkiye'de pahali olmasi ve aile butcesi icinde oransal olarak fazla yer tutmasidir. Dolayisiyla, insanlar zorunlu mallari aldiktan sonra (alabilirse) geriye biriktirebilecekleri az para kaliyor. ABD'de yasiyorum ve soyle ornek vereyim. Bir ogretmen iki ulkede de 4000 birim Maas aliyor. Ama 1 lt sut ABD'de 0.6, Turkiye'de 3.7 birim. Normal bir pantolon ABD'de 25-30 birim, Turkiye'de 100 birim civari. Bunun gibi bir cok seyi eklerseniz, Turkiye'de asgari ucret oransal olarak yuksek olsa da (mutlak olarak dusuk), alinan mal ve hizmet daha az oldugu icin Turkiye'de daha az refah var. Ozetle Turkiye'de mallar uluslararasi fiyatlamaya gore belirlenirken, ucretler ic piyasaya gore belirleniyor. Asgari ucret'in milli gelir'e orani yuksek olsa da maalesef daha az mal alinabiliyor. Bunun cozumu, uzun donemde, katma degerli uretim yapip paranin degerinin artirilmasindan geciyor. Bu da bizi yapisal reformlara getiriyor. (Bu arada SSK emeklilerinin maasini enflasyona endekslemekten vazgecip memurlar gibi toplu sozlesmeyle yapilmasina calisiliyor. Bu da gosteriyor ki, oransal olarak maaslar milli gelir'e gore yuksek ve dusurulmeye calisilacak onumuzdeki 5-10 sene icinde. Bakiniz Takvim'de bunun altyapisinin nasil yapildigina. Emekliler, toplu sozlesmeyle memurlarin aldigi zam basta guzel gosterilip sizi buna ikma etmeye calisabiliriler. Uyanik olun enflasyona endesklemekten vazgecilirse, bu zor gunleri de arar hale gelirsiniz. Herkesi dolayli vergileri azaltip, dolaysiz vergilerin artirilmasini desteklemeye cagiriyorum. Yoksa, emekliler, calisanlar hep boyle sefil kosullarda yasayacaklar.)

      Sil
  9. baskanlik sisteminde faiz maiz olmayacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizle birlikte yasadigin ülke de olmayacak.

      Sil
    2. Maiz zaten hiçbir sistemde yok. Faiz ise her sitemde değişik adlar altında var.

      Sil
  10. Hocam o durumda bankalar glp’ye göre pozisyon alır. Doğrudan glp’yi maliyet yaparlar. Zaten iştahlı değiller. Kaynakları sınırlı bile değil, yok! Direkt faiz artırımı etkisi yapar yani.

    YanıtlaSil
  11. Hocam kurlarin dusmesinin sebebi olarak MB'nin faizleri arttiracagi beklentisinin kesin olmasi gosteriliyor. Peki Merkez'in bu karari vermesi neden bu kadar uzun surdu? Daha erken karar vermesini engelleyen sey neydi de simdi bu engel kalktı?

    YanıtlaSil
  12. Tavan faiz belirtirseniz piyasa yukarı doğru olan esnekliğinizi görür, bunu ister.

    MB bankası ile piyasa arasında bir pazarlık dönüyor her fiyatlamada. Gerekirse faizi 14%'e çıkarırım derseniz, piyasa en kötüye hazırlık yaptığınızı anlayıp pozisyonunu şimdiden koruma altına almak için bu faizi isteyecek.

    MB'nin faizi, enflasyonu kontrol edebilme becerisi ortadan kalkmış durumda. Biraz MB onu yapsın bunu yapsın demeyi bırakalım, kamu ve özel şirketler maliyesinde ülke risk primini arttıran bozulmalara bakalım. Siyasi riski geçiyorum; herkes alıştı fiyatlanmıyor bile.
    Syg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB geçmişte bunu koridor faiziyle uyguladı ve piyasada böyle bir istek olmadı. Kaldı ki MB'nin faizi artırması bankaların lehine değil. Çünkü bu faiz bankalar için bir maliyet unsuru.

      Sil
    2. Tesekkurler Mahfi Bey.

      Koridorun uygulandigi donem ile bu donem arasinda fark var. O zamanki enflasyon beklentileri ile, ulke risk primi sizce ayni mi? Bence degil. Sunu demeye calisiyorum; bu kadar belirsizligin oldugu, tutarli bir hikaye sunamadiginiz ortamda faizin siniri yok, verebildiginizi isterler.

      Piyasadan temel kastim kurumsal yerli ve yabanci yatirimciydi. Bankalar ozelinde: Belki de piyasadan simdiden -ilerideki en kotu senaryodaki faiz artisi ihtimaline kiyasla- daha avantajli oranda kaynak toplayabilmek icin faizlerini kendileri yukseltecekler ve MB’ye ancak olusan teyit etmek dusecek, ve faizi bu sistemdeki tavana yaklastiracak.

      Sil
  13. Hocam sizden ricam Osmanlı döneminde uygulanan ekonomik modeli kısaca yazı halinde okurlarınıza sunarmısınız. Mesela Osmanlının aldığı faiz borçları yada uyguladıkları bunları çok merak eden arkadaşlar var ve kendince Osmanlı zamanında yaşamış gibi Osmanlı Faizle borç almadı yada vermediğini iddaa eden şahışlar biraz olsun belgeli bilgili şekilde okumuş olurlar. İnanın elimden gelse ben toplayıp yazmak isterim ama beni kimse okumaz ve kayda değer olarakta algılamaz. Siz olunca konu ve bilgi sunan mutlaka çoğu ikna olacaktır çünkü Mahfi Eğilmez belgesiz araştırmadan ve yalan bilgi sunmaz algısı insanlar oluştuğu için ve sizin saygınlığınıza zarar verecek yazı yazmayacağınız için bence çok olumlu ve gerçekçi olur. Eğer böyle bir yazınız varsada tekrar yeniden güncelleyerek yada olduğu gibi okurlarınızla paylaşırsanız muhteşem Osmanlı tarihinde'de ekonominin bir takım kurallarını olduğunu bilgisiz arkadaşlarımız öğrenmiş olurlar saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://isletmeiktisadi.istanbul.edu.tr/wp-content/uploads/2013/09/Yonetim-33-2000-7.pdf
      http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/taha-akyol/faiz-27083285
      http://islamdafaiz.blogspot.com.tr/p/blog-page.html

      Sil
    2. Hocam çok teşekkürler

      Sil
  14. Hocam merhaba, bahsettiğiniz esnek faiz politikası uygulanırsa alt ve üst limitler arasında faiz farkının yüksek olmaması gerektiğini düşünüyorum. Aksi halde bankacılık sektöründe spekülatif faaliyetleri tetikleyecektir. Örneğin kurun yakın zamanda artacağı, dolayısıyla da faizlerin paralel olarak üst limite yükseleceği beklentisi hakimse erkenden ve gereğinden fazla borçlanma yolunu seçebilirler. Paraya olan ani ve yüksek talep faizleri doğal olarak zorlayarak beklentinin kendini gerçekleştirmesine dönüşebilir. Siz bu konuda nasıl bir aritmetik önerirsiniz ? Yoksa alt-üst limitte doğrudan belirleyici olan enflasyon baskısı mı olur ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda haklısınız. Belki 1,5 - 2 puandan fazla fark olmamalı.

      Sil
  15. daha once yazmıştıniz hocam, raporlarda turkiye'nin potansiyel buyume orani 5% civarinda diye. bu oran okudugum kadariyla doğal issizlik oraniyla hesaplanan milli hasilaya ulasmak icin mevcut milli hasilanin artmasi gereken oran.
    turkiye ise gecen yil 7% buyumus. potansiyelin uzerine nasil cikiliyor hocam? cunku formule gore potansiyele bile ulaşmak icin min. bir issizlik orani gerekiyor. halbuki bizim issizlik oranimiz cok yuksek. o zaman biz nasil potansiyelin ustune cikabiliyoruz? potansiyelimiz mi yanlis hesaplaniyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizdeki potansiyel hesabı 1923 ile 2018 arasındaki yılların ortalaması alınarak bulunuyor.

      Sil
  16. Hocam Merkez Bankamızın dünyaya açıkladığı faiz oranı %8 iken uyguladığı faiz %12.75; yani ilan ettiğinden %60 fazlasıyla fonluyor. Bu çok yüksek oranlı bir aldatmaca (takiyye) değil mi ve yabancı yatırımcı bunun farkında değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimi aldatiyor? Siz bile bu kandirmacayi cozebildiginize gore isi bu olanlar hayli hayli cozer degil mi? MB kendi kendini kandiriyor oyleyse.

      Sil
  17. Bahsettiginiz politikanin ise yarayabilmesinin onunde buyuk bir engel var.

    Dolar faizleri artinca bundan yararlanmak isteyen yerli/yabanci yatirimci elindeki Turk lirasini satiyor. Bu da Turk lirasinin deger kaybetmesine neden oluyor.

    Siz cozum olarak Turk lirasi cinsinden faizlerin gecici olarak arttirilmasini teklif ediyorsunuz. Turk lirasi deger kazaninca tekrar faizleri asagi indiririz nasil olsa diyorsunuz.

    Sorun su ki bu politika surpriz niteligi tasidigi surece ise yarar. Turk lirasi cinsinden faizlerin yalnizca gecici bir sure yuksek kalacagini ogrenince, kimse Turk lirasi faizlerini arttirdiginizda elindeki Turk lirasini satmaktan vazgecmez.

    Kisacasi onerdiginiz politika bir veya iki kere kullanilabilir. Sonrasinda herkes ne olacagini bildiginden bu politika calismaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama MB mesela şimdi tavanı % 16 olarak belirlese ve hiçbir şey yapamasa bu yine de faizi artırabileceği mesajı olarak algılanır ve kurları tutar.

      Sil
    2. Isin suprizi gecici surenin ne zaman biteceginin bilinmemesi zaten. Kurun ve piyasa faizinin stabil olduguna ikna olana kadar belki 5 sene bu ‘gecici’ politika devam edecek. Bu durum yatirimci icin ongorulemeyecek birsey, TL’yi almaktan kendisinin alikoymaz gorusundeyim.

      Ben de bu politikanin calisacagini dusunmuyorum bu arada, blok portfoy yatirimcilari ile ilgili baska bir sebepten.

      Sil
    3. @Msentrk

      Sizce, "Turk lirasi faizlerini ne zaman bitecegini kimsenin bilmedigi bir periyot boyunca artirmak istiyoruz. Boylece Turk lirasindaki deger kaybinin onune gecmeyi planliyoruz." seklinde bir teklifi duyan Cumhurbaskani ve danismanlari (ozellikle Yigit Bulut'u merak ediyorum) ne der?

      Mevcut hukumetin faizler artarsa enflasyon da artar seklindeki Neo-Fisherian para politikasi teorisini ve Yigit Bulut'un "Israil Cumhurbaskani'mizi telekinetik guclerle oldurmeyi planliyor" (https://www.youtube.com/watch?v=NDbMezzwD7o) seklindeki marjinal fikirlerini hesaba katarsak, onerilen politikanin kabul gormesi imkansiz gibi...

      Sil
    4. Haklisiniz fakat politika faizini, bakin faizi arttirmiyoruz mesaji vermek icin gostermelik 8’lerde tutup, gec likidite penceresideki orani arttirma celiskisi de bu iktidarda yasandi.

      Sil
    5. Celiski degil aslinda. Merkez Bankasi'nin 3 farkli faizinin (gecelik, haftalik repo ve gec likitide penceresi) olmasinin sebeblerinden birisi, halen acinacak bir bicimde bagimsizligini korumaya calismasi.

      Daha basit Turkce'yle, Merkez Bankasi Cumhurbaskani'nin itirazlarina maruz kalmadan faiz arttirmaya calisti/halen calisiyor.

      Cumhurbaskani "Neden faiz arttirdiniz? Uluslararasi faiz lobisnin ekmegine yag suruyorsunuz!Israil'in siyonist emellerine ait oluyoruz" diyince, Merkez Bankasi baskani "Arttirmadik sayin Cumhurbaskanim. Bakin haftalik repo faizi halen %8." seklinde kendini savunabiliyor.

      Sil
  18. Hocam,

    Ohal 7.kez uzatıldı, başlangıcından şimdiye kadar geçen surede ekonomimize etkileri neler olmuştur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsiz 07:32

      Etkilerini burada yazmaya kalksak sayfalar yetmez sanirim.

      Böyle bir Kritik dönemde var sen Hocayi ve Diger paylasimcilari yorma,

      Bugünkü Sözcü Gazetesi yazari "Yilmaz Özdil"i oku. orada ögrenmek istedigin hersey var.

      Sil
    2. 1. Hocamız müsaitse zaten cevap verecektir.
      2. Bu gibi durumları Mahfi Hoca gibi bir ekonomistin yazması hepimiz için daha bilgilendirici olacaktır diye düşünüyorum yine de teşekkür ederim

      Sil
    3. Yilmaz Özdil"i oku. Eminim, Mahfi Hoca böyle yazamaz.

      Sil
    4. Evet uzun bir konu belki biraz daha ileride ayrıca yazarım.

      Sil
  19. Hocam keşke Cumhurbaşkanı olsanız. Ben bu seçimlere karşıyım, ülkeyi bir kaç sene de eğitimli ve tecrübeli insanlar yönetsin. Çok çektik bu diplomasız asalaklardan.
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sandiktan korkma.

      Sil
    2. bence en fazla diplomalı asalaklardan çektik, cumhuriyet tarihini (öncesi de öyleydi) biraz düşünün anlarsınız.

      Sil
    3. Yaşlılara oy verme.

      Sil
    4. Benden siyasetçi olmaz. Olur da buralarda olmaz.

      Sil
    5. Seçimlerde Eğitim kriteri getirilmeli bunu yeni nesil istiyor zaten.
      Cumhurbaşkanı : En az yüksek lisans mezunu olmalı
      Başbakan : En az yüksek lisans mezunu olmalı
      Bakanlar : konularında uzman en az yüksek lisan mezunu olmalı
      Milletvekilleri : En az 4 yıllık lisans mezunu olmalı
      Belediye başkanları ve İl Meclis üyeleri : En az lisans mezunu olmalı
      Muhtarlar : En az lise mezunu olmalı

      Belediyelere gidip bakın lise mezunu özel kalem müdür ortaokul mezunu Park bahçeler müdür dolu ve altında çalışan insanlar yüksek lisans okumuş peyzaj mühendisi yada mimarlık, mühendislik okumuş personelin üstüne lise mezunu fen işleri müdürü getirilmiş, Sosyal işler müdürü dışardan lise bitirmiş altında çalışanları turizm yada sosyoloji mezunu lisan okumuş eğitimli insanlar üreten insanlar eğitimsizlere ezdiriliyor resmen çarpık kentleşme gibi çarpık bir iş ilişkisi oluşmuş durumda. kurdu kuzuya boğdurtma meselesi.
      türkiyede çarpık bir yönetim olduğu için çarpık düzen devam edecektir. lise mezunu milletvekili yada belediye başkanı oluyor ama adam üniversite okumuş doktora yapmış memur olmak için kıvranıyor. lisans mezunu kpss yds ales tus gibi yüzlerce sınava sokanlar yada kanun çıkaranlar okadar eğitimli mi yada kpss sınavına mı tabi tutuluyor çok gülünç çarpık bir yapı bu. tanıdığın varsa bakansın vekilsin belediye başkanı meclis üyesi olursun imar çıksın yada çıkmasın onaylarsın ama eğer tanıdığın yoksa alim dahi olsan mahfi eğilmez olursun ama birgün herkes değerini kıymetini anlar. keşke önümüzdeki büyüklerimiz abilerimiz ablalarımız saygı değer gördüklerimiz mahfi eğilmez kalitesinde tecrübesinde eğitim ve araştırma yapan insanlarla dolsada bize hiç sıra gelmese inşallah öyle olur biz mevki makam sırası bekleyen değil, saygı duyacağımız bilgili kültürlü eğitimli büyüklerimizin olmasını isteyen TÜRK Gençliğiyiz.
      Ne mutlu Türk şuuru ile yaşayabilene.

      Sil
    6. Adsız20 Nisan 2018 17:55

      bu dediginizin gerceklesmesi icin senato sistemi sarttir. Senato sistemi bu turlu sorunlari algilayislari ortadan kaldirir en aza indirir.

      Cumhuriyet Senatosu kurulmali
      Senato 150 kisiden olusmalidir. Bu 150 kisinin 50 kisisi odalar meslek birlikleri barolardan sendikalardan ve universitelerden kendi icinde secimle gelen yuksek ogretim yapmis kisilerden olmalidir.
      Geriye kalan 100 kisilik senato kontajenini ise her 5 yilda bir yapilacak en az universite mezunlarinin sececegi(diploma tastiki yokten onaylanarak yskya gonderilecek ysk da oy kullanibilir tercih yapabilir olarak secmen listesine ekleyecek) senatorlarden olusmalidir. Bu senatorler de yuksek ogretim yapmis son 5 yilda hic bir siyasi partinin uyesi olmamais bagimsiz senator adaylari olmalidir.
      kisaca senatoda parti falan olmayacak

      meclis ise 500 kisiden olusmali bunun da 100 kisisi bagimisiz turkiye milletvekili olmalidir. buyuksehirlere 2 kisi kucuk sehirlere bir kisi olmak uzere bagimsiz adaylardan olusmalidir bu bagimsiz adaylarinda gecen 5 yilda bir siyasi parti ile iliskisi olmamis olmasi lazim. kesinlikle de meclise girdiginde parti uyesi olmaz oldugu taktirde vekilligi duser!

      Milli egitim bakanligini
      adalet bakanligini
      senatodan gelen adaylar arasindan meclisin ve senatonun yapacagi gizli oylama ile sececegi kisi olmalidir. milli egitim ve adalet bakani hukumetten ayri olacak senatodan gelen adaylar arasinda meclisin ve senatonun yapacagi gizli oylama ile salt ortalama cogunlukla belirlenmelidir. bu bakanlar bagimsiz parti ile bagi olmayan senatodan cikmis hem senatonun hem de meclisin onayindan gecmis kisiler olmasi takdire sahandir

      son olarak secim sistemi milli bakiye sistemi olmalidir.

      Sil
    7. Adsiz 17:55, belli ki Ataturkcusunuz (Kemalist). Siyaset yapanlara okul mezunuyetini ancak bu fikir mantikli gorebilir cunku. Bakin modern dunyaya hic bir ulkede var mi boyle mantiksiz engeller.

      Sil
    8. okuma yazma bilmeyenlerin oy kullanmamasi lazim bir de 70 yasin uzerinde olup ilkokul mezinlarindan secme hakki alinmasi lazim bu herifler comar oldugu icin comar seciyor.

      Sil

    9. Adsız21 Nisan 2018 09:35

      Adsiz 17:55 adli yazar yerden goge kadar hakli!

      Bakin modern dunyaya hic bir ulkede var mi boyle mantiksiz engeller.
      diye soracaginiza

      Bakin modern dunyaya hic bir ulkede var mi boyle sacmaliklar comarliklar "kurdu kuzuya boğdurtma meselesi" diye sorsaniz sanirim daha mantikli bir is yapmis olursunuz!

      Sil
    10. Adsız21 Nisan 2018 09:35 ; Belli ki AKP'lisiniz.

      Sil
    11. Adsiz 13:17, degilim. Ayrica AKP anayasa degisikliginde yuksek okul mezuniyeti mantiksizligini korudu, demek ki benimle ayni fikirde degil, sizinle ayni fikirde.

      Sil
  20. ""Türkiye genelinde konut satışları 2018 Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14 oranında azalarak 110 905 oldu. ""

    Hocam bu haber hayra alamet degil. Ne dersiniz.?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil ama bir süredir böyle.

      Sil
    2. Üzülme kardes ekonomi her zaman dengededir. 2013 den itibaren peynir ekmek gibi konut satıldı.Hirdavatcilar,pvciler hatta boyacilar bile muteahhit oldu. Şimdi tencerenin doğduğuna inanıyoruz da oldugune neden inanmayalim..

      Sil
  21. Farklı şehirlerde iki evim var. İkisini de banka kredisi ile aldım ve doğal olarak faiz ödedim ama hiç şikâyetçi değilim zira ikisi de aldığım fiyatlara göre ciddi şekilde primli. Eğer banka kredileri -ve faizler- olmasaydı iki evi de alamazdım, o kadar birikimim yoktu. Senenin yarısını birinde, kalanını diğerinde geçiriyorum, yani ikisini de aktif olarak kullanıyorum. Kira getirisi gibi bir beklentim yok ama bu sayede kira giderim de yok, kendi evlerim olduğu için istediğim değişikliği yapabiliyorum, keyfini çıkarabiliyorum.

    Bu örnekten yola çıkarak sizce faiz iyi midir, kötü mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haydi baska kapiya... Burada sana ekmek yok.

      Sil
    2. Faiz iyidir ya da kötüdür diye bir şey yok. Faiz, enflasyonlu bir dünyada bir zorunluluktur hepsi o.

      Sil
    3. Adsız 11:12

      Kızmışsın belli de neden kızdığını anlamadım. Bak örneği biraz daha açayım. İlk evi 2005'de aldım, İngilizlerin yoğun olduğu bir bölgede olduğundan pound ile satılıyordu. 150 bin pound'a aldım. Pound 2,3 TL idi, 350 bin TL ödedim. Bugün evin değeri 250 bin pound. Diğer evi 2007 sonunda 175 bin dolara aldım, dolar 1,2 civarındaydı. İçine de o zamanın doları ile 50 bin dolar harcadım, etti 225 bin dolar. Bugün evin değeri 400 bin dolar (en az). Banka kredisi olmasaydı ikisini de almam mümkün değildi. Şimdi sen söyle, faiz iyi mi, kötü mü?

      Sil
    4. Hocam, yukarıdaki örneği veren kişi olarak faiz iyidir diye bir iddiam yok ama bazı arkadaşların faiz kötüdür gibi bir iddiaları var. Eğer elinizde olmayan, başka türlü de ulaşma olanağınız bulunmayan toplu bir paraya belli bir kira (faiz) karşılığında ulaşma imkânınız ortaya çıkarsa ve ulaştığınız bu parayı iyi şekilde değerlendirebilirseniz kazanırsınız, kötü şekilde kullanırsanız ise kaybedersiniz, bu kadar basit. Sonuçta her iki durumda da sorumluluk sizdedir, faizde ya da size o parayı belli bir kira karşılığı sağlayan bankada değil.

      Sil
    5. Ekmek yoksa pasta alabilir miyiz? Saka bir yana faiz iyi midir koyu mudur diye bir soru sacma olur ve konuyu yanlis konumlandirmaktan baska bir ise yaramaz. Faiz isleyen bir sistemin bir parcasi sadece, sistemi bir tarafa birakip bu parca iyi mi kotu mu diye dusunmek sacma. Faizi cikarinca yerine ne koyacaksiniz ve sistemi ayni sekilde isletebilecek mi o onemli. Ama katilim bankaciligindaki kar payi sacmaligina ve kandirmacasina girmeden. Kar payi olan yerde zara payi (negative faiz) de olmasi gerekir, neden simdiye kadar hic olmadi cikin bunu da anlatin. Kelime oyunlari yaparak kimseyi kandiramazsiniz.

      Sil
  22. En Yandas medyada günün manseti.

    """Seçim kararıyla birlikte Türkiye'ye para aktı"""

    "Siyasi istikrarı kalıcı hale getirecek seçimin erkene alınması, yabancı yatırımcıların iştahını artırdı. Borsada bir günde 300 milyon liralık yabancı girişi gerçekleşti."

    Bu haberler panigin ve tükenmisligin resmidir. Inaniyorum ki bu tür haberler Kuzey Korede bile yoktur.

    En güzel kismi da, " siyasi istikrari kalici hale getirecek secim"" tespiti

    Hani tek parti ve tek Adam iktidarinda siyasi ve ekonomik istikrar vardi 16 yildir.

    YanıtlaSil
  23. Hocam, oneri iyi de, bahsettiginiz gibi uygulanabilir mi? Kur yukseldiginde gereginde faiz oranı tavana çıktı diyelim, kur düştü, kur dusunce faiz dusuruldugunde kur yine yükselişe geçmez mi? Bu uygulama sonucunda ya faiz hep tavandan calisir ya da hic bir şey degismez. Bu da hükümetin işine gelir mi? Ya da ben çok yanlış dusununuyor olabilirim de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benzer bir uygulamayı MB geçmişte yaptı.

      Sil
  24. Yaziniz icin tesekkurler hocam. Ozellikle secimden sonraki surecte, sizce Turkiye'nin kambiyo rejimine gecme ihtimali var midir? Bir suredir buna kafa yormaktayim (baskanlik sistemine de gecilecegi icin). Sonuclari cok agir olsa da mevcut ekonomik gidisati ve siyasi durumu goz onune aldigimda iktidarin boyle bir hareket yapma ihtimali oldugunu dusunuyorum. (Umarim yaniliyorumdur).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım yanılıyorsunuzdur çünkü bu Türkiye için intihar olur.

      Sil
  25. https://odatv.com/sabah-muhabirinden-turkiyeye-tehdit-19041854.html

    https://twitter.com/martin_lejeune

    her zaman her yerde soyluyorum. Simdi de bir alman akpli cikmis cumhuriyeti ataturku yikcagiz demis. yine soyluyorum siradan bir akpli degil sorun sorun akpye destek veren bu turlu tipler kim bunlar cogunlukla arap paki ve iste boyle oryantalist avrupalilar bu heriflere karsi mucadele verilmeli anladiklari dil neyse onu uygulamali. siradan bizim yurttasimiz akpliler benim kardesimdir ama bu herifler de kim bir paki cikar bir arap cikar bir alman cikar benim ulkemin kurucusuna laf ederse gerektirdigi cevabi almalidir

    YanıtlaSil
  26. AKP tekrar seçimi kazanırsa seçim sonrası nasıl bir ekonomi politikası izler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seçim öncesinde izlediği gibi.

      Sil
    2. Simdikinden farki olabilir mi? Farkli olmasi icin bir sebep var mi? Daha iyi bir fikirleri varsa simdiye kadar onu uygulamalarina mani olan neydi? AKP kazansa bir degisiklik olmaz durum negatif gidisat negatif devam eder ta ki...Ta ki ikinci Nikolay Cavuseku olayi tekrarlanincaya kadar.

      Sil
  27. Hocam aslında faizi 0 yapmak en iyiisi olmazmı Üretime harcamaya teşvik etmezmi belli bir süre biraz sıkıntıya gireriz ama sonra herşey normale dönmezmi ABD bunu yaptı diye hatırlıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD'de o dönemde enflasyon eksiydi. Bizde enflasyon yüzde 10. Faizi sıfır yaptığınız anda bankacılık sisteminden bütün para çekilir, millet dövize hücum eder ve para yrtdışına kaçar.

      Sil
    2. Sifir faiz olur tabi ama o zaman da doviz fiyati astronomik olur. Normal dedigin bu mu? ADB bunu yapmis olabilir cunku kendi parasi doviz zaten. Senin paran doviz mi?

      Sil
  28. Parayı ne yapacağınızı bilmiyorsanız ister sıfır faiz olsun, ister esnek faiz olsun aldığınız o parayı-krediyi-borcu geri ödeyemezsiniz !!
    Ehliyetsiz kişilere yani akılsız,bilgisiz,öngörüsüz insanlara dağıtılan para-kredi-borç, ticari ahlaktan nasibini almamış kişilerin ellerinde çarçur olur gider !!
    Bir sistemdeki hukuki ve ahlaki altyapıyı koruyamazsanız,hep çarçur edilen o birikimi,sermayeyi yerine koymak için dışarıdan kaynak arar durursunuz.Sistemde para yada kaynağın nasıl kullandırılacağını belirleyen kriterlerin neler olduğunu irdeleyen,inceleyen para-sermaye yada kaynak sahibi,hukuki güvencesi kalmamış sistemin,ticari ahlaktan ve dürüstlükten nasibini almamış bireylerini finanse etmez !!
    Hukuk sistemi tam olarak devreye girmediği sürece bütün bu tartışmalar son derece gereksiz !! Çünkü fen derslerinde bizlere maddenin özgül ağırlığının nasıl hesaplandığını anlatan hocalarımızın altını çize çize anlattığı "24C oda sıcaklığında ve 1 atmosfer hava basıncı altında belirlenen maddenin özgül ağırlığı" tanımı gibi bir ortam ve ortak kabul görmüş referans değerler yok !!
    En yakın ve en taze örnekte daha geçenlerde açıklanan sektörel teşvik paketi !! Hukuki mi,adil mi,akılcı mı,yatırdığımızı geri alabilecek miyiz ?? Çünkü sonuçta dağıtılan para-kredi bizim bankaya yatırdığımız tasarruf ve birikimler kullanılarak dağıtılacak.!!

    YanıtlaSil
  29. Merhaba benim anlamadığım bir konu var merkez bankasının faizleri düşük deniyor.bankalar bu düşük faizden yararlanıp pisaya satıyorlar mesela %12,75 dem alip %15 den satmak

    YanıtlaSil
  30. Mahfi hocam selamlar,

    Bizim gibi ödemeler dengesi devamlı açık veren ülkelerde, ülkeler geçmişte kambiyo kontrolüne başvururlardı. Döviz talebini daraltmak adına bu tip politikanın büyük iktisadi sıkıntılar doğuracağı açıktır. Ancak Türkiye deki mevcut yönetim bakış açısıyla böyle bir politikayaTürkiye başvurulma olasılığını nasıl görüyorsunuz?

    YanıtlaSil
  31. Gözden kaçıranlar için Mahfi Hocamız bunu ilk kez geçen sene Mart 2017'de dile getirmiş ve bu tavsiyeyi vermişti. Hatta bu yazıdan sonra defalarca kullanılmayacak bile olsa masanın üstünde sopanın olması caydırıcı etki yaratır demişti.

    https://www.mahfiegilmez.com/2017/03/dalgal-kur-rejiminden-dalgal-faiz.html

    Bu sopanın gösterilmemesi nedeni ile dövizi ve haliyle enflasyonu durduramadık hemde dünyada en yüksek faizi veren ülkelerden biri olduğumuz halde. Bu bize piyasa ile iletişim dilinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. FED'in iletişim politikalarını biraz örnek alsak, sanki herkes için daha iyi olacak gibi duruyor..

    YanıtlaSil
  32. Hocam, Türkiye'nin en büyük sorunlarından birinin de benden politikacı olmaz diyen nitelikli ve ahlaklı insanlar olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görünüşe göre haklı gibisiniz ama işin özünde nitelikli ve ahlâklı insanların niteliksiz ve ahlâksız siyasete girmemesi yatıyor. Bu biraz tavuk ve yumurta hikayesi gibi. Nitelikli ve ahlâklı insanlar girmediği için mi siyaset böyle oluyor yoksa siyaset böyle olduğu için mi nitelikli ve ahlâklı insanlar girmiyor. Orası karışık.

      Sil
    2. bu dediginizin gerceklesmesi icin senato sistemi sarttir. Senato sistemi bu turlu sorunlari algilayislari ortadan kaldirir en aza indirir.

      Sil
  33. http://www.eurasiafuture.com/2018/04/20/turkey-takes-all-of-its-gold-back-from-us-plans-to-ditch-dollar/

    Turkey Takes All of Its Gold Back From US – Plans to Ditch Dollar

    Hocam yorumunuz nedir bu yazı için mümkün mü sizce bu bahsedilen şey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru. MB, Fed de sakladığı altınları muhtemel bir olumsuzluğu önlemek için oradan çekerek BIS'e ve Türkiye'ye taşıdı. Bu konuda Uğur Gürses'in Hürriyet'te yazısı var.

      Sil
  34. Hocam seçimlerden sonra Kur ne olur? Iktidar mevcut kalirsa ve degisirse?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seçimlerden sonra kurun ne olacağı uygulanacak para ve maliye politikasına ve açıklanacak yapısal reformlara bağlı olacak. Şimdiden bir şey söylemek mümkün değil.

      Sil
    2. Hocam, birseyler söyleyebilmelisiniz. Ülke enkaz halde. Derin bilimsel iktisadi analizler yapan birisi olarak birseyler söylemelisiniz.

      Demem odur ki artik sadece tespit yapmak degil kesin cözüm önerileri de sunmak Zamani gelmedi mi. Birikiminiz ve bu blogda yazan delirgin bir kitle bunu yapabilecek durumdadir diye düsünüyorum.

      Ülkemiz icin elzem bir durumdur bu. 25 milyon insanin sadece takip ettigi bir blog degil kamuoyu olusturabilecek bir sekil olmasi gerekir kanaatindeyim.

      Sil
  35. Sayın hocam,

    Mevcut durumda, enflasyonu düşürmek isteniyorsa esneklikten fazlası gerek diye düşünüyorum. Ortalama fonlama faizini konjonktüre göre, diyelim 13.00 veya 13.20 yapmak döviz kurları üzerinde kısa vadeli bir etki yapar. Ama orta vadede enflasyonun geleceği yeri ne kadar fark ettirir?

    Faizlerde esneklik, geçmişte iki şekilde kullanıldı: döviz kuru dalgalanmalarını yumuşatmak ve hissettirmeden para politikasını gevşetip iç talebi desteklemek. İkincisine bir ara sadeleştirme etiketi takılmıştı. Geldiğimiz noktada son beş senedir Arjantin'den sonra dolar karşısında en çok değer kaybeden para bizim paramız. TL aşırı değersiz durumda ve kısa bir sürede aşırı değerlenme tehlikesi yok denecek kadar az. Talep tarafında ise, geçen sene krediler ve iç talep patlatılırken, merkez bankası buna seyirci kaldı. Enflasyon da kur+talep etkisi+biraz da petrol fiyatı derken, yüzde 10'un üstüne çıktı. Engel olunmazsa yukarı doğru sürüklenip gitme tehlikesi var. Bu şartlarda faizlerde aşağı yönlü esnekliğin faydasının değil zararının olacağını düşünüyorum.

    Yukarı yönlü esneklik ise döviz kurundaki her sıçramada merkez bankası üstünde sıkılaşma baskısı oluşmasına sebep oluyor. Kur hedeflemesi uygulamıyoruz ki; merkez bankası her piyasa hareketine anında cevap veremez, vermemeli. Gerekiyorsa toplantı zamanı geldiğinde PPK aksiyon alır.

    Peki ne yapmak lazım? Döviz kuruna istikrar kazandırıp iç talebi yavaşlatmadan enflasyonu yönetme stratejisi başarılı olmuyor. Enflasyon makul seviyelere kalıcı olarak düşürülecekse, bir noktada büyümeden feragat edilmesi gerecek. Bu da yüksek bir faiz artırımıyla talebin yavaşlamasına yol açmak demek.

    Peki ne yapılacak? Siyasi koşullar büyümeden feragat etmeye imkan vermediği için, bugüne kadar yapılana devam edilecek ve mesele ötelenecek. Bu hafta yabancı fonları tatmin edecek 50-100 baz puanlık bir sıkılaşma yaparlar bence. Belki yine sadeleştirme gibi bir etiketle politika araçlarında teknik değişiklikler de yapılabilir. Etkili ve kararlı bir adım atılacağı konusundaysa pek ümidim yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizin ister esnek olsun ister sabit ol-sun tek başına çözüm olamayacağı çok açık. Eğer arkasından bir takım köklü reformlar gelmezse faiz ayarlamasıyla ekonomiyi toparlamak mümkün değil. Ancak zaman kazanılabilir.

      Sil
  36. Hirisizlik gasp doladiricilik tecavuz taciz etmis olanlar Oy kullamamali. Cunku benim bildigim bu suclari isleyeleer Sag partilere oy veriyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rahşan Affı olarak bilinen affı kim yapmıştır ve bu saydığınız suçluları sokağa salmıştır? Laf olsun diye yorum yapacağınıza okuyun öğrenin biraz.

      Sil
    2. bana ne rahsan affindan. bos bos yazacginiza gercekleri gorun biraz!

      Sil
    3. Adsız 19:02
      anap mhp dsp yapmis bu suclulari fb dypnin oldugu meclis ve komisyonlarin destegi ile gecirmistir. iftira atacagina tarihe bak tarihi oku

      Sil
  37. sayın hocam nice zorluklarla birikim yaptıgım parayı neden birinin veya devletlerin karşılıksız kullanımına sunayım.burda birileri faiz kalksın veya ödünç versin diye tavsiye sunuyor.çok saçma. kendisi böyle bir şey yapmışmıki.kardeşler,ülkeler,kendine imanlı diyen hiristiyan,müslüman, musevi,vs... kim birine karşılıksız bir iş yapmış veya para vermişmi.kapitalist sistemde durum bu.ekonomin düzgün oldumu sen istesende faiz artıramassın.millet türkiye ekonomisinin neden kötü oldugunu tartışacagına kolayına kaçmışlar faizleri düşürelim.burda sizinde defalarca yazdıgınız gibi faiz sebeb degil sonuçtur.ekonomi rayında gittimi faizler,dövizler,hazine tahvilleri aşagı gelir.tersi oldumuda yükselir.sayın hocam,burda okadar bir nevi ders ve bilgi verdiginiz halde ögrencileriniz olan bizlerin bazıları kanımca bu derslerden çakıyor.siz ne dersiniz.saygılar iyi günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru derim, çünkü yazdığınız tamamen doğru olanlar.

      Sil
  38. kimse kesin olarak,faiz iyi veya kötüdür diyemez.bu parayı nası kullandıgınla ilgili bir şey.aldıgın parayı iyi kullanır işini genişletir,kapasiteni artırır ve işçi alırsan,sende olmayan bu parayı sana veren kişiye dua edersin.bunun sonucuda o kişiye bir miktar para ödersin.bunun nesi haram günah.herkes kötü örnekleri söylüyor,niye kimse yukarda belirttigim gibi olumlu durumlardan bahsetmiyor.kötü örnek örnek degildir.parayı döviz yapıp veya yastık altına gömsek dahamı iyi olacak ekonomi için.devlet reklamlarla halkın yastık altına gömdügü parayı çıkarsın diye kıçını yırtıyor,sizler tam aksi için ugraşıyorsunuz.türkiyede herkes bankalar,esnaf,holding,dönerciler ayakkabıcı,çay ocakları,fırıncılar,marketler,vs.....kar payı adı altında iş yapıyor.haramsa hepsi haram,faizse hepsi faiz.kim yaptıgı işte o malın üstüne kar payı koymuyor.oda bir nevi yaptıgı işin faizidir. faizi dinselleştirmeyin.faizin adını degiştirip kar payı yaparsan ruhen rahatlarsın ama o iş degişmez.katılım bankalarıda bence faizin ismini degiştirip dindar insanların kandırıyorlar demiyorum ama gazını alıyorlar. olay budur

    YanıtlaSil
  39. Hocam konudan alakasiz merak ettigimebirn soru olacak. Dolar paritesi son 10yildir diyelim reel olarak artış gostermiyor diyrbilir miyiz? Teşekkürler ellerinizi saglik yazilarinizi titizlikle takip ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunuzla tam olarak neyi kastettiğinizi anlamadım. Ama eğer meseleye enflasyonu çıkarıp bakalım diyorsanız orada da Dolar reel olarak TL'ye karşı değer kazanmış çıkıyor.

      Sil
  40. Mahfi hocam dolar paritesini uzun vadede ele aldığımızda reel olarak artmiyor diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
  41. Hocam biraz geç kaldım ama umarım görür ve cevap verirsiniz; bu yazıyı, Turkiye'yi uluslararasi olcekteki konjonkture de oturtan bir yazıyla tamamlarsiniz dite umuyorum. Malum, secim donemlerinde sanki Dunya kendimizden ibaretmis ve tarafimıza uygun dusen yorumu mutlak hakikatmiş gibi bir algiyla her seye bakıyoruz. Oysa, Rusya ve Brezilya başta olmak üzere rakibimiz olarak görebileceğimiz gelişmekte olan ekonomilerin ekonomi politikalarının, mesela faiz politikalarının bizi çok yüksek korelasyonla etkileyebileceği kadar borç bulma ihtiyacı olan bir ekonomi değil miyiz? Bunu aşana kadar, mevcut durumu her zaman aklımızın bir köşesinde tutarak analizlerimizi icra etmemiz gerekiyor sanki! Siz ne dersiniz? Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum. Bir yıl içinde 235 milyar Dolar dış kaynak bulması gereken bir ekonomide faizin yüksekliği ya da neden mi sonuç mu olduğu üzerine konuşmak kadar hatalı bir şey olmaz.

      Sil
    2. Sayin Hocam, Rakam büyük, Tam 235 milyar Dolar.

      Pekiyi böyle bir siyasi ve Ekonomik kmjunktürde bu paranin bulunmasi mümkünmüdür.

      Biliyorum siz yine bir sürü iktisadi tanimlamalar ile mümkün olabilecegini yazacaksiniz.

      Bana cok zor gibi geliyor. Erken Baskin secim de bunun icin geldi. Asrin liderimiz ve Ekibi bunu gördüler. 2019 Kasim secimlerine Kadar yürürtülmesi mümkün degil.

      Sayin Cumhurbaskani son birkacgündür erken secim kararini muhalefetin hodri meydan restine istinaden aldik gibi kargalari bile güldüren gerekseyi anlatmaya basladi.

      Inaniyorum ki olasi bir iktidar degisikliginde, yeni iktidar bir enkaz devralacak.

      Yine, bak biz demistik iktidara geldiler 6 ay gecti hicbirsey yapamadilar diyecekler.

      Kumpas cok büyük.

      Sil
    3. O yüzden deprem olmadan önlem alalım dedide ne yapack onu söylemedi,söyleyemez çünkü ülkeyi ve halkı sömürüüp kanını bitirdiler.Son süratle, seçimi kim kazanırsa kazansın duvara çarpacağız.

      Sil
  42. Faiz ile riba da tam olarak ayni.sey degil. Bugunku.anlamda bir kilo altin verip bir kilo yuz gram altin almakla 1000 tl verip 1100 tl almak arasinda da bir fark var. Verdiğimiz varligin reel degeri ile tanimlanmis degeri arasindaki fark gibi. Ben konut kredisi cektigimde maasima orani ile.bugun bes yil.sonraki orani ve fiyatlar ayni.degil. mesele faizin kendisi degil onu tartismak bos o.bir.gerceklik mesele faizin.haddi. Ebusuud Efendinin de yapmaya calistigi bu. Bir tarihci olarak Osmanli doneminde 17 yuzyilda faizin yaygin.oldugu yuzde 13e kadar mumkun oldugu ancak fahis oranlarda sikayete sebep oldugunu gordum. Bunla ilgili kadi kayitlari cok okudum. Antakya.seriyye.sicilleri 18 yuzyil.
    Kullandigim ekonomik terimlerde hata olabilir simdiden uzgunum ama anlatmak istedigim umarim anlasilmistir

    YanıtlaSil
  43. Bence onemli olan buyume oranini car acik oranindan yuksek tutmamtir gi buyume yaratigi acigi finanse edebilsin,buna ne dersiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir şey diyemem çünkü bu zaten olan bir şey. Önemli olan o cari açığı finanse eden dış borcu nasıl ödeyeceğimiz.

      Sil
  44. Değerli hocam, kambiyo rejimine geçmenin ülke için intihar olacağını belirtmişsiniz. Evet intihar olabilir ama aynı zamanda ihtimal de olabilir. Çok uzak değil, 2000 yılında bir gecede kur sisteminin değiştirildiği bir ülkede yaşıyoruz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İntihar olmaz. Millet için katliam, iktidar için ise ikbal olur. Bu nedenle ihtimal çok yüksektir.

      Sil
    2. kambiyo rejimine bir ulkenin gecmesi icin ciddi manada cari fazla veriyor olmasi lazim ya da butce dengesi fazla veriyor olmasi lazim. biri tam dengede olacak digeri fazla verecek ki kambiyo sistemi sorunsuz islesin. dahasi enflasyonu da ulkenin %2lerde olmasi lazim.

      Sil
    3. Bir yılda 235 milyar Dolar dış finansman ihtiyacı olan bir ülke kambiyo denetim rejimine geçerse o ihtiyaç birden iki katına çıkar.

      Sil
  45. Merhaba Hocam,

    Merkez Bankasının faiz oranının üst limitini para politikası kurulu belirliyor. Faiz oranının alt limitini de para politikası kurulu belirlerse bu merkez bankasının esnekliğini artırmaktan çok azaltmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB'nin alt limitini enflasyon belirliyor.

      Sil
  46. Hocam ellerinize ve zihninize saglik. Benim gibi okumus fakat ekonomi bilgisi cok temel kalmis kisilere anlayacaklari dilden yaziyorsunuz. Tesekkur ederim.

    Bir sorum olacak izninizle. GSS ile vatandaslari suni olarak borclandiran devlet bunu gelir hanesine mi yaziyor? Hangi temel parametreleri iyilestirmek icin yapiliyor bu gibi seyler?

    YanıtlaSil
  47. Liberal ekonomistler rakamsal ifadelerle sermaye birikimini destekliyor,önemli olan refahın tabana yayılması için çalışmalar yapmaktır.

    YanıtlaSil
  48. Merhaba hocam seçimden sonrası için devalüasyon beklentiniz var mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seçim sonrasında değişen birşey olmazsa, kurlarda artış devam eder. Dalgalı kur sisteminde olduğumuz için kur ve faiz dengesindan bahsetmek daha doğru olur. Eskiden olduğu gibi hükümet kararı yada merkez bankası kararı ile develüasyon uygulaması kalmadı. Devalüasyon, piyasada ortaya çıkan finansman arz ve talebinin anlık denge sonucu olarak bizlere yansıyor.

      Sil
  49. Herzamanki gibi bilgilendirici yazınızdan dolayı elinize sağlık.
    Seçim sonrası için Yaşar Okuyan'ın dile getirdiği varlık vergisi için ekonomik açıdan görüşünüz ne olur?

    YanıtlaSil
  50. hocam yıllık büyüme hızı belirlenirken çeyrek büyümeler toplanıp 4e mi bölünüyor. yoksa farklı bir hesaplaması mı vardır?

    YanıtlaSil
  51. Hocam,

    Özel sektör için size sorum var.

    Üniversiteden yeni mezun olmuş (Uluslararası Ticaret), iş tecrübesi fazla olmayan, yurtdışındaki bir şirkette staj yaparak hem deneyim kazanıp hem İngilizcesini ilerletmiş bir aday, Türkiye'de bir şirketin ihracat/ithalat departmanında çalışmak için iş başvurusu yaptığında, maaş sorulduğunda, net bir cevap verilmesi tavsiye edilmiyor.

    Mülakat sırasında "maaş sorusu" sorulduğunda, nasıl cevap vermemi önerirsiniz?

    Hangi aralıkta (scale) bir miktar söylemeliyim? Ve bunu "üsluba uygun" nasıl ifade etmeliyim?

    İşe girmeye mecbur benim gibi kişiler için, ilk aşamada, maaş miktarı o kadar önemli değil. İşe girebilmek, en önemli basamak şu an benim için. (Az paraya da çalışmaya hazırım.)

    Lütfen yanıtlar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel sektör icin sorulan bu soruya Hoca cevap verirse.. Aha buraya da yaziyorum birdaha bu sayfayi okumayacagim.

      Soruyu sorana da bir tavsiye. Sen ihracati ithalati birak git pazarda limon sat. Garanti ediyorum Ayda net 5 bin TL

      Sil
    2. Mahfi beyin cevap vereceğini tahmin ediyorum. İnsanlara kıymet veren bir karakteri var çünkü.

      Adsız 16:23 gibi kösteklik yapmaz Mahfi bey!

      Sil
    3. Yurt disinda staj yaparak deneyim kazanmis, ingilizcesini gelistirmis, üniversite mezunu, bir beyin ne kadar maas isteyecegini bir baskasindan ögrenmek istiyorsa, kusura bakmayin yapacagi tek is limon satmaktir. Bunu da hakaret, köstek möstek sanmayin. asla böyle bir amac yok. Allah askina böyle soru olurmu. Hocam ne kadar maas isteyeyim.? 25 bin iste dese, isteyecekmisin.? la git. Devlet memuru ol.

      Sil
  52. Faizin yükseltilmesi kolay, indirilmesi zordur. Üst limit söz konusu olunca o üst limit uygulanır. Sermaye yüksek fiyat olasılığını görünce düşük faiz olasılığı azalır. Özetle zam yapılması olasılığı karaborsayı arttırır. Fiyatlar kolay yükselir zor düşer. geriye reel olarak düşürmek kalır bu da enflsyonun yükselmesi demek. Dolayısıyla iki bant arasında (9-14)... dediğiniz anda oran 14'de yakın izler...

    YanıtlaSil
  53. Sayın hocam; kanal istanbul gibi bazi uzun vade yatırımlarının tamamlanamayacağını, yarım kalacağını düşünüyor olsam saçmalamış olur muyum?

    YanıtlaSil
  54. Faiz iyidir ya da kötüdür diye bir şey yok. Faiz, enflasyonlu bir dünyada bir zorunluluktur hepsi o. YANLIŞ,KİMSE PARASINI BEDAVA KULLANDIRMAZ DEMİŞTİNİZ BU DURUMDA ENFLASYON OLMASA DA FAİZ OLUYOR.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. negatif faiz olan yerlere ne diyeceğiz... japonya örneği... Ayrıca faiz var, faiz var... 0 ile 1 arasındaki faiz ile 10-20 arası veya 100-200 ... dolayısıyla kısır döngü şu... faiz enflasyonu, enflasyon faizi besler konumu...

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...