22 Haziran 2018 Cuma

Soğan Fiyatı Niçin Arttı?

Pazarlar, iktisatçının laboratuvarıdır. Günümüzde önemini yitirmiş gibi olsa da hala fiyat oluşumunu gözlemlemenin en iyi yeridir pazarlar. O nedenle ben pazara her hafta giderim. Yıllardır gelip gittiğim için pazarcıların çoğu ve televizyonda göründüğüm için de alış verişe gelenlerin bir bölümü beni tanır. Her hafta “Dolar veya Euro ne olacak, altın nereye gider, borsaya ne oluyor ya da bitcoin alalım mı?” gibi sorular sorarlar bana.

Bu hafta sorular farklıydı.  “Soğana ne oldu, soğan fiyatı nerede duracak?” gibi normal rutinin dışında sorular soruldu. Pazarda soğanın kilosu 7 liraydı. Merak ettim markete baktım, orada 7,5 liraydı.

Bu yüksek fiyat artışının nedenleri arasında sayılabilecek çeşitli meseleler var: (1) Soğan yetiştirilen alanlarda daralma olması arzı düşürdüğü için talebin karşılanamaması sonucu fiyat artıyor. Soğan tarımı alanlarının daralmasının da iki nedeni var: (a) Önceki yıl fiyatın düşük kalması, (b) çiftçiliğin giderek para kazanamaz hale gelmesi. (2) Soğanın daha çok ihraç edilmesi içeriye verilen ürün miktarının azalmasına yol açtığı için iç talebin tam olarak karşılanamaması sonucu fiyatlar artıyor. (3) Hava koşullarının kötü olması nedeniyle ürünün az olması. (4) Komisyoncunun, fiyat artışı yaratıp daha çok kazanç sağlamak amacıyla stoklama yapması.   

Kuru soğanın üretim miktarları ve örnek olarak alınan İstanbul Halinde geçen yıl ve bu yıl 22 Haziran tarihlerindeki fiyatı aşağıdaki tabloda karşılaştırmalı olarak yer alıyor: (http://halfiyatlari.ibb.gov.tr/, http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=temelist) 

22 Haziran 2017 (TL/Kg)
22 Haziran 2018 (TL/Kg)
Fark (%)
2,30
5,50
139
2016 Üretimi (Ton)
2017 Üretimi (Ton)
Fark (%)
2.121
2.132
0,5

Soğan fiyatı bir yıldan ötekine yüzde 139 artmış, buna karşılık üretimde bir düşüş görünmüyor. Fiyat halde böyle olursa pazarda ve markette daha yüksek olması da normaldi doğal olarak.

Hangi nedenle olursa olsun fiyatlar yıldan yıla dalgalanma gösterince ekonomide örümcek ağı teoremi diye bilinen mekanizma çalışıyor. Bunu açıklayalım. Bazı piyasalarda yıldan yıla ortaya çıkan fiyat dalgalanmalarının miktar ve fiyat dengesine olan etkisini inceleyen iktisatçılar Coase, Leontief ve Kaldor’un bu çalışmalarından kısa bir süre sonra iktisatçı Mordecai Ezekiel Örümcek Ağı Teoremi başlıklı bir makalede denge fiyatının oluşamamasını ayrıntılarıyla ortaya koydu. Özellikle her yıl yeniden yetiştirilmek zorunda olunan tarım ürünleri için geçerli olan örümcek ağı teoreminin dayanağı, bu yılın arzının yani üretim miktarının, geçen yıl piyasada oluşan fiyata bağlı olduğu yaklaşımıdır. Söz konusu durumu açıklayan tablolar örümcek ağına benzediği için de bu yaklaşım örümcek ağı teoremi olarak anılıyor. Bir yıl soğan üretiminin bol olduğu ve arz fazlası nedeniyle piyasa fiyatının düştüğünü varsayalım. Düşük fiyat nedeniyle zarar eden üreticiler izleyen yılda daha az soğan yetiştirmeye yöneliyor, bu kez arz daralması sonucu piyasa fiyatları yükselmeye başlıyor. Bu yeni yüksek fiyata bakan üreticiler ertesi yıl üretimlerini artırıyor, bu kez de arz bolluğu sonucu fiyatlar düşmeye yöneliyor. Bu şekilde fiyatların artması ve düşmesi sonucunda üretimde ve fiyatlarda yıldan yıla dalgalanmalar ortaya çıkıyor. Yani bu yüksek fiyatlar devam ederse gelecek yıl bu kez soğan bolluğu nedeniyle fiyatların düşmesi söz konusu olabilir.

Tarım ürün ve fiyatlarında hangi nedenle olursa olsun ortaya çıkan dalgalanmaları aşabilmenin yolu tarım kesiminde destekleme alım ve satımlarıyla görevli bir kamu kuruluşunun tanzim alış ve satışı yapmasıdır. Bir ülkede bir yılda fiyatların düşük kalmasının çiftçiye zarar ettirdiği saptandığında ona göre tarım planlaması yapılarak üretimin düşmesinin önüne geçilebilir. Tersine üretim fazla olmuşsa fiyatların düşmesinin ve üreticinin zarar etmesinin de önüne geçilebilir. Aslında üretici yönlendirilerek ne kadar üretim yapılacağı da önceden planlanıp talebe ve ihracata göre biçimlendirilebilir. Komisyoncuların malı ucuza alıp, soğuk hava depolarında bekletip bir süre kıtlık yarattıktan sonra pahalıya piyasaya çıkarması kuşkusuz şikâyet edilmesi gereken bir davranıştır. Ama devletin elinde üreticiyi de tüketiciyi de koruyacak, ikisini de mutlu edecek, tanzim alış ve satış mekanizmasını yürütecek kurumları var. Bunlar basit planlamalara ve yönlendirmelere dayanan işlerdir. Bütün mesele planlamayı doğru yapabilmek ve destekleri ona göre verebilmektir. Türkiye son yıllarda ne yazık ki bu planlamayı doğru yapamadığı için tarım ve hayvancılıkta üretim eksikliğini ya da fiyat yüksekliğini söz konusu ürünü ya da hayvanı ithal ederek gidermeye çabalıyor. Oysa ithalat da faiz artışı gibidir. Yapısal önlemlerle desteklenmediği takdirde sorunu sadece geçici olarak çözer. 

Eğer bir planlama yapmaz ve ona uygun düzenleme politikası uygulamaya koymazsak gelecek yıl bu kez tersine dalgalanmalar yaşanması, onun yol açacağı düşük fiyat ve dolayısıyla üreticinin mağduriyetiyle karşılaşılması kaçınılmaz olur.

151 yorum:

  1. Dolardan kaynaklı arzdaki maliyet artışından olduğunu düşünmüştüm. Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar kurunun soğan fiyatına etkisi (nakliye işi, gübre vb) oldukça az.

      Sil
    2. Hocam saptamaniz çok doğru peki ya bu örümcek ağı teoremi nasıl son bulacak sonuçta bir kısır döngü söz konusu sizinde gördüğünüz üzere.

      Sil
  2. Ekonomi alanında aktif bir rol almamanızın sebebini anlamış değiliz. Özellikle de sizin gibi değerli iktisatçılarımız varken ve ihtiyaçta had safhada iken.(sitemli bir yorum oldu ama gidişat gözler önünde hocam )
    İyi çalışmalar
    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi hocanin tespitleri cok yerinde ama durumun farkinda olan tek kisi o degil. Sorun, devleti yonetenlerin is bilen degil bas egen yonetici tercihinden kaynaklaniyor.
      Saygilarimla

      Sil
    2. Türkiye'de devlet kurumlarındaki pozisyonlara liyakat sahibi insanlar getirilmiyor. Yazık ki, ne yazık.

      Sil
    3. Ben zamanında ekonomi alanında aktif rol aldım ve o zaman gördüm ki benim aktif rol almamla bu iş olmuyor. Siyasetçi, siz ne derseniz deyin doğru olanı değil, kendi bildiğini, oy alabilecek olduğu işi yapıyor.

      Sil
    4. Hükümet aktif rol teklif etmiş mi? Ak Parti'nin güzide iktisatçılarından Mahfi Bey'e sıra gelir mi? Varsayalım Mahfi bey aktif rolü kabul etti; istediği yapısal dönüşümleri (oy kaybettirecek) yapmasına izin verirler mi?

      Sil
    5. Bir kez daha söyleyeyim. Görüşlerimi zaten blogumda yazıyorum. Adı kendime yazılar olsa da yazılar herkese açık. Bu haliyle ben aktif görev yapıyorum zaten, eleştiriyorum ama öneri de getirmeye çalışıyorum. Beğenilenler uygulanır, beğenilmeyenler uygulanmaz. İlla bir görevde olmaya gerek yok.

      Sil
    6. Hocam,
      Kusura bakmayın bunu yazmak zorundayım.
      İnsanımız Türk bürokrasinin ne olduğunu hiç bilmiyorlar,
      Bildikleri tek şey gittikleri devlet dairesinde masada oturan memurun bugün git yarın gel demesi. İnsanımızın ilgisizliği, eğitimsizlik ile birleşince, siyasetçi ne der ise ona inanıyorlar, sonra bildiğimiz tüm sahtekarları bürokratların başına taç ediyorlar.

      Bürokraside Mahfi bey gibi çalışan bürokratlara jargonda "kelaynak kuşları" denir.
      Bunlar fizibilite, proje çalışmaları hazırlarlar, sorunları tespit ederler, sorunların çözümlerini üretirler, ilgili müşteşar aracılığı ile bakanlara iletilir.

      Bakanlar uygular veya uygulamaz. Bakan uygular ise, bu işi bakan yaptı olur, kelaynağın ismin anılmaz. Bakan uygulamaz ise, kelaynak projesi elinde, o proje yapılmadığı için devletin ettiği zarara öylece bakakalır.

      Benim ailemde babam ve amcalarımın hepsi bu kelaynaklardandır.

      Mesela, sizin duble yol dediğiniz yolların projelerini bunlar 90 lı yılların başında hazırladılar. Siyasi koşullar uygun olmadığı için yapılması 2000li yıllara kadar ertelendi.

      Ben bilirim, amcalarım, mesai arkadaşları ile 1985 ile 1988 yıllarında Türk tarımında, damlama metodu ile sulama, gübre, tohumculuk, yerli ve bölgesel tarım, çiftçilerin uygun koşullarda kredilendirilmesi, yerli sulama aletleri geliştirilmesi, yerli tarım ilaçlarının üretimi gibi konularda İç, Güney ve Doğu Anadoluda pek çok çalışmalar yaptılar.

      Bu sorunların çözümleri tüm siyasi partilerde rapor olarak var, tüm devlet arşivlerinde var, ilgili kamu kurumlarında var.

      Bu ülkede yeterince kelaynak kuşu var, halkımız merak etmesin ama bir zahmet kendini azıcık eğitip, kitap okusun, demokrasi nedir diye öğrensin, temel haklarını bilsin sonra gelip ondan bundan siyasete girmesini istesin.

      Halk bunları zahmet edip yapmayınca, siyaset kelaynak çöplüğüne döndü, Mahfi bey ve onun gibi değerli kaç kişi siyasi arenada harcandı, önce bunları öğrenin, ondan sonra gelin siyasete gir diye insanlara gaz verin, ki o insanlar sizin gazınızın kaç bastığını sizden daha iyi bildikleri için sizin gazınıza güvenmezler.

      Biraz argo oldu ama her gün televizyona çıkan siyasetçilerden daha seviyeli oldu.

      Hocam, durum bu, kusura bakmayın ama sizin burada yorum yazanlar eğitimli kesim, bunların bile durumları fecaat ötesi... Liseli gençler olur, bahar ayları gelince akılları 5 karış havada gezerler, sizin yorum yazanlar, siyasete gir filan diyorlar, bunlar iyice akılları uzayda gezenler.

      Sil
    7. Cok haklisin adsiz, ben de devlet dairesinde calistim bir sure ve ben de kelaynaktim. Baktim kimse iplemiyor, yukaridan ne gelirse sacma dahi olsa onu yapmak zorunda kaliyoruz, istifa ettim, cektim yurt disina gittim. Simdi bakinca cok dogru bir karar vermisim diyorum. Memlekette kelaynak cok ama memlekette yalaka ve hain de cok ve inanin yalakaligin getirisi kelaynakligin getirisinden cok cok fazla. Hem makam / unvan olarak, hem itibar olarak hem de maddi olarak. Ve hala "calsin ama is yapsin, caliyorsa benden caliyor sana ne" diyebilenleri gordukce bu memleketin insanindan bir ... olmaz diyorum malesef. Kusura bakmayin biraz genel ve nahos oldu ama siz de benzer dusunceleri yasamissinizdir coktan.

      Sil
    8. Ben de Türkiye’de yıllarca eğitim aldım ve iyi pozisyonlarda çalıştım. Sonra yurtdışına taşındım. Benim gördüğüm, hoşunuza gitmeyecek ama insanlar ABD’de daha iyi niyetli, dürüst, kurallara uyuyor ve karar vericiler nerede ne zaman ne yapması gerektiğini biliyor. Halk da yöneticilerine güveniyor. %100 değil mi? Değil. Ama herşey kurallı ve düzgün. Bakmayın filmlerde her yerde suç var gibi, aile değerleri vs yok dendiğine. Uzun yıllardan sonra, Türkiye’ye dönerek çocuklarıma haksızlık yapamayacağıma karar verdim. Acı ama gerçek. Hepimiz Türkiye’yi nasıl yaşanır bir yerine, yaşanmaz bir yere getirdiğimizi görmeliyiz. Vasatilik diz boyu. İstanbul harap halde, İstanbul insanlarının kültür seviyeleri ve yaşam seviyeleri de. Mahfi Hocam hiç bir zaman umudumuzu kaybetmeyelim diyecek ama 40 fırın daha ekmek yememiz gerekir. Yazık olan, devlet bize yıllarca yatırım yapıyor ve biz gidip başka ülkede çalışıyoruz. Bir Mülkiye’li bunu söyleyecek hale geldiyse, bizi bu hallere getirenler u-tan-sın-lar. Özellikle taşra kültürlü siyasetçiler.

      Sil
    9. Herkes düşüncesinde, tercihlerinde özgürdür buna diyeceğimiz yok. Lakin kusura bakmayın ama bize göre sizler kolaya kaçan insanlarsınız. Ülkede aydına, alanında uzman insanlara bu kadar ihtiyaç varken, sizlerin ülkenizi tabiri caizse yüzüstü bırakıp bir de çok iyi yapmışım demeniz? Sonra da gelip bu sitede/blogda ülke yorumları okumanız? Ne gittiğiniz ülkeye ait olabiliyorsunuz ne buradan kopuyorsunuz. Diliyorum ki eğitimli yetişmiş insanımız ülkemiz için bir şekilde kendi kapasitesi ölçüsünde çaba harcasın. Zira bu ülke kolay kazanılmadı ve kendini bilmez siyesetçiler yüzünden de asla kaybedilmemeli! “İmza; 2 senedir kpss ile devlet kurumuna girmeye çalışan ve sonrasında bürokrasiye bir şekilde (elinden geldiği ölçüde) destek vermeye çalışan bir kadın.”

      Sil
    10. Merhaba, kelaynak tabirini ilk kullanan arkadaş doğru konuları yazmış.

      Türk tarımı için yukarda yazılanlar ve daha fazlasını rapor olarak ben de gördüm.

      Rahmetli Adnan Kahveci bu konuları çok önceleri inceledi, bürokratlara araştırma yaptırır, sonuçlarını da köylere giderek bizzat denetrler idi.

      30 yıl önce hazırlanan o raporlar bugün Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde bile yapılamayan tarım verimlilik uygulamaları içerir.

      O dönem yurtdışına çıkanlar az idi. Çoğu memur ev alabilir, emeklilik için birimi veya tarlası olabilir idi. Yani refahı hayatını yaşamaya müsait bir seviye de idi.

      Şimdi gençler ve yetişmiş insanımıza kızmıyorum yurt dışında yaşadıkları için. Çünkü refah sahibi olmaları çok zor şu anda ülkede.

      Sil
    11. Bir Mülkiyeli olarakta ben yorum yapayim açıkçası ABD yaşayan yukarıda yorum yapan kişiye katılıyorum çok akıllıca bir davranış. Tükiye de kitlesel dönüşüm şart oda 100 yıl sonra belki fakat onada umudum yok Türkiye bir Orta-doğu ülkesi,hep öyle kalacak.

      Sil
    12. Insanlarin dogal icgudusudur tehlikeden uzaklasmak. Bu kimi insanlarda daha baskin bir gendir.

      Direnmek mucadele etmek de oyle.

      Anlayacaginiz bugun buralardan 'daha mureffeh' yerlere gidenlerin muhtemelen atalari da buralara daha mureffeh diye gelmislerdi.

      Direnenler ise nesillerce hep buradalardi ve burada kalacaklar.

      Tehlikeden kacanin anasi aglamaz diye bosa dememisler. Onlari da anliyorum. Ama bu da bir gercek.

      Sil
    13. Bugun secimlerden sonra 1. gun. Simdi soyleyin bakalim gercekten bu milleten bir cacik olur muymus? Hala bu memlekette harcadiginiz zamana ve cabaya deger diye mi dusunuyorsunuz? Gercekten hala bir umut gorebiliyor musunuz? Kendinizi kandirdiginizi ne zaman anlayacaksiniz? Direnin tabi de nereye kadar ve bundan sonra nasil?

      Sil
    14. Adsiz 12:33, o sandiga gidip oy verebildigimiz muddetce, dusuncelerimizi o kosede, bu sitede, veya dost meclisinde tartisabilecegimiz ve ifade edebilecegimiz muddetce biz direnecegiz.

      Baska diyarlarda, kendi yurdunda gecmiste direnmis insanlarin cocuklarina yalakalik yapip 'mutlu' yasamaktansa, cocuklarima yarin birileri hayranlikla baksin diye bugun 'mutsuz' yasamaya razi olmaya deger mi diye sormak bile gereksiz.

      Baska kulturler icinde yogurulup kaybolmak bir tercihtir. 'tehlikeden uzaklasma' geni zaten bu yuzden hic yok olmayacak.

      Sil
    15. Selam, bugün seçim sonrası ilk gün, tıpkı sonraki pek çok seçimde gelişmiş ülkeler seviyesinde eğitim isteyen, liyakata dayalı bir sistem olsun diyen insanların kaybedeceği onlarca seçimden sonraki ilk gün.

      Türkiye sadece eğitimsiz ve lider sultasında emir bekleyen insanlardan oluşmuyor. Bu ülkenin çok güzel insanları var ve o güzel insanlar bu ülkeyi yaşanır hale getiriyor, dünyada da güzel bir yer olması için çaba sarfediyorlar.

      Bizler bu güzel insanlar hatırına, mücadelemize devam edeceğiz.

      Her ne kadar, tiyatro oyuncusu muhalefet liderleri bu güzel insanları kandırsa da,
      her ne kadar, ülkenin lider kadrosu bu güzel insanların geleceklerini ellerinden alsa da,
      her ne kadar, ülke yöneticileri batı dünyası ile bu güzel insanların buluşmasına engel olsa da,
      Türkiye'yi güçlü ve istikrarlı yapanlar bu güzel insanlardır. Eğer bugün Ortadoğunun en güçlü ülkesi Türkiye ise, bunu bu ülke insanı her seçimde yenilen bu güzel insanlara borçludur.

      Bugün milliyetçiler, ordumuz ile övünüyor ise, bunları bu seçimde yenilen güzel insanlara borçludur,
      Bugün dindarlar, camilerinin büyüklükleri ile övünüyor ise, o camileri ve içindeki imamların maaşlarını bu güzel insanlara borçludur.

      Ne acıdır ki, bu güzel insanları oy verdiği ve onları kandıran siyasetçiler, dün gece, bu sözleri söylememişlerdir. Çünkü yüreklerinde bu güzel insanları hissetmemektedirler.

      İnanıyorum ki, bu ülkenin güzel insanları, bir gün içlerinde güzel bir lider çıkaracak, ve o lider ile ülkemizi muassır medeniyet seviyesine çıkaracaklardır.

      Sil
    16. 21:09’da yazan kişiyim ben. Gidene de kalana da saygım var. Ben, yurtdışında yaşarsam, kişisel olarak Türkiye’ye daha fazla katkıda bulunacağımı düşünüyorum. Aziz Sancar, Halil İnalcık, Mehmet Öz ya da Çobani yoğurtlarının sahipleri buna güzel bir örnek. Ayrıca Fazıl Say’a neler yaşattığımızı da hepimiz biliyoruz. Türkiye’ye yararlı olmak için Türkiye’de kalıp kaybolmaktansa, başka yerden katkıda bulunarak daha fazla yararlı olacağımı düşünüyorum. Bu arada Ege Cansen’in bugün çıkan yazısını da paylaşmak isterim. Durumumuzu gösteren yazılardan biri.
      https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/ege-cansen/okuz-nereye-scr-2483079/

      Sil
    17. Adsiz 07:45, baska yerde hicbir zaman bulundugunuz yere oldugundan daha fazla Turkiye'ye faydada bulunamazsiniz, kendinizi kandirmayin.

      Turkiye'nin icinde bulundugu durum rakiplerinin gerisinde kalmasindandir, rakiplerini gecemiyor ki lig atlasin ya da o cesareti gostersin.

      Sizin Turkiye'ye fayda dediginiz 'Turk'luge fayda ise irkciliktan kimseye fayda gelmez ve listenize baktigimizda en azindan hamdi ulukaya'nin etnik kokeni Turk degil digerlerini de tam bilmiyorum Aziz Sancar da fenotip olarak pek Turk gibi durmuyor. Mardin'de dogdugu yillarda 'Turk' varsa fakir olma ihtimali yok gibi. Neyse kendisi etnik kokene bakmayacak kadar aydin.

      Anlayacaginiz, ya gelirsiniz burada sirket mi kurarsiniz, iyi bir calisan mi olur musunuz ya da bilim uretir yurtdaslarinizin egitimine katkida bulunsunuz bilemem, ama 'ben uzaktan daha faydaliyim' diye kendinizi kandirmayin. Disaridakilerin faydasi Almanya'ya giden isciler kadardir, en fazla uc nesil kadardir yani.

      Gittiuyseniz bir yerlere, bosverin siz buralari. Bu topraklarda binlerce yildir medeniyet var, bitmesi icin de hicbir neden yok.

      Sil
  3. Nasıl yani serbest piyasa sistemindeki fiyat sinyalleri mekanizması tarım sektöründe düzgün çalışmıyor mu? İlla planlama mı yapılması gerek sabit bir fiyat oluşması için?? Devlet planlaması değilde teknolojik tarımla maliyetleri düşürerek bu sorunu çözen ülkeler var..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aksine, serbest piyasa sisteminin islemesine izin verilirse su anda yasanan ornekte oldugu gibi fiyat dalgalanmalari sertlesiyor. İstediginiz kadar maliyet dusurun, piyasa sunulan urun arzi artarsa fiyat duser. Devlet veya devlet kontrollu ozel sektor tarafindan kurulacak tampon bir kurulus, arz-talep dengesizliklerini engellemek icin gorev alir bu gibi durumlarda.

      Sil
    2. Tarım kesimi serbest piyasa sisteminin en az etkisinin görüleceği alandır. O nedenle dünyada en fazla serbest piyasacı olan ekonomiler bile tarımda destekleme, düzenleme ve planlama yaparlar.

      Sil
    3. Hocam Merhaba, vermiş olduğunuz tabloda 2016 ve 2017 yıllarına ait soğan arzı nerdeyse aynıyken bahsetmiş olduğunuz örümcek ağı modeline de uymamasına rağmen fiyat artışının sebebini bu bilgiler ışığında anlayamadım.

      Sil
    4. Planlama kimsenin isine gelmez.

      Sil
  4. Stokculuk, piyasa manipulatorleri her donem vardi.

    Devlet goz yummadigi muddetce bunlarin ticari hayatina devam etmesi mumkun degildir.

    Her iktidar da kendi asalaklarini yaratir. Iktidar degisimleri bu asalaklarin temizlenmesi icin bir firsat olusturur.

    Bugun bu fiyat manipulasyonlarini yapanlar bakiyorsunuz ya iktidar partisinin il yonetiminde, ya baska bir yerde organik iliskisi var. O yuzden iktidar sorunu tespit etse bile eli kolu baglaniyor. Sorun giderek artiyor, insanlar isyan noktasina geliyor.

    AKP ilk iktidara geldiginde kendinden once coreklenmis olan bu firsatcilari temizliyordu, ulkede baslarda olusan adalet hissiyati bundandi. Ancak simdi, bu sefer "kendi icinden" firsatcilar turedi. Sayet iktidar degisimi olmaz ise bunlarla, kendisinin mucadele etmesi pek olanakli degil, et tirnaktan ayrilmaz.

    Malesef ulkenin ben deyim rejimi, siz deyin sistemi bu tip firsatcilarin turemesi icin elverisli. Bozuk bir sistemi olan bilgisayariniz yavasladiginda acip kapattiginiz gibi, bizim sistemimizde de iktidari degistirmekten baska kisa vadeli cozum yok.

    YanıtlaSil
  5. Dedemgiller bu yıl kurutulmuş ve çuvallanmış soğanın kilosunu tarladan 1.5TL'ye sattı ama pazarda 7TL. Konunun bir de bu boyutu var. Çözüm kooparatifleşme ama o gomünist işi olduğu için (!) midir nedir olmuyor bir türlü. Aracılar hem üreticinin hem de tüketicinin canına okuyor! En azından şu kooparatifleşme konusunu siz gündeme getirseniz (sizi dinlerler), hepimiz kazansak. Şehir halleri ile bu iş olmuyor. Alın size bir yapısal reform alını daha!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu her yıl geçerli yani bu yıla mahsus değil. Dediğiniz çok doğru bu da bir yapısal reform ama önce tarım üretimini ve çiftçiyi örgütlemek gerekli.

      Sil
    2. Gene aynı konu ama ülkenin sosyal ve insan dokusu değişti hocam.Yerel bölgede Kimse çalışmak hele sabah 5 de kalkıp 6 da bahçede ürün toplamaya yanaşmıyor.Kirazlarımı bu senede kuşlara ve eşe dosta fitre zekat niyetine dalında bırakacağım.İşçi organizasyonu yapıp kiraz tüccarlığı yapanlar kirazın kilosuna işçilik hariç 90 kuruş teklif etti.Bu 90 kuruşluk kirazı siz İstanbulda 10 liraya satın alacaksınız.Aynı kiraza >5 Tl veren Alanar firmasına ürünü teslim edemiyoruz zira dediğim gibi kirazı toplayacak yerel insan kaynağı
      var ama artık pasif.

      Sil
    3. Geçtiğimiz yıllarda 40-50 tl ye yani boğaz tokluğuna ( üstelik geçici) çalışan tarım işçilerinin dönemi malesef geride kaldı. Bu zamana kadar bu bozuk düzene rağmen onların sırtından sistem kör topal yürüyordu. Fiziksel gücü olanlar çoktan şehrin yolunu tuttu, geriye kalanlar ise dediğiniz gibi pasif. Artık gündelik işçi fiyatlarında yılda %50 ye varan artışlar yaşanıyor.
      Türkiye 'deki tarım sektörü bir taraftan eski sovyetler birliğindeki, diğer yandan AB ve Amerika kıtasındaki düşük maliyetli, üretim fazlalığı olan ürünlerle rekabete zorlanırken ilk önce aile işletmeleri çareyi şehre göçmekte buldu. Şimdi sıra daha büyük ölçekli üretim yapan, sezonda 30-40 işçi çalıştıran çiftçilerin batmasinda.
      Dolayısıyla siz zaten ilk gruba giriyorsunuz gibi görünüyor bana.
      Soru ise bu aşamadan sonra ne olacağı. Çoğunluğu kartel olan batıdaki örnekleri gibi ölçek ekonomisine uygun tarımsal üretim oluşabilecek mi yoksa inşaat da olduğu gibi nasıl dünün inşaat işçileri bugünün müteahhitleri olduysa tarımda da bugünün suriyeli veya türki cumhuriyetli işçileri yada bugünün komisyoncuları yarının üreticileri mi olacak.
      Bu arada her defasında övgülerle anlatılan avrupadaki tarım üretimini patates özelinde incelersek göreceğimiz birkaç üreticinin veya üretici birliğinin piyasaya hakim olduğu üretim fazlalığı olduğunda mümkünse ihracat yapıldığı, mümkün değil ise depolama sorunları yüzünden pazar fiyatının düşmemesi için ürünün bir kısmının imha edildiğini görürüz.

      Sil
    4. Günaydın;Ben ölçek olarak kirazlığimı biraz boyumu aşacak şekilde büyük tesis etmişim.O zaman gençtim.Aslında emeklilik döneminde bir meşgale (hem öğrenme olarak hemde aktif hareket) ve hobi olarak düşünmüştüm.Ne zamanki ağaçlar yetişti ,bilinçli bakım ve teknik ihtiyaçlar başkasına akıl parası vermeden tamamlandı ve gereksiz masraflar yapılmadan ürün alınmaya başladı (yaklaşık 20 ton ürün uzun saplı ziraat 900) buradan para kazanılacağını zannettim.İlk 3 yıl para kazanma gerçekleşti fakat 2015 sonrası yukarıda anlattığım sıkıntılar başladı.Beni esas üzen böyle kıymetli bir meyvenın tüketiciye ulaşamaması ve yıllık 2000 tl gübre, ilaç masrafının 40 çarpanlı katma değere dönüşememesi ve ekonomiye atıl kalması.Dediğim gibi başında para kazanma amaçlı bir bahçe değildi.Benim açımdan batma vs söz konusu olmadığı için ben gene devam edeceğim ama insan inanın üzülüyor.

      Sil
    5. Ne güzel işte size iş fırsatı.Dedenizden 1.5 liraya soğanı alın, 1).kamyona yükletin 2).Nakliye ödeyerek taşıyın.3). İndirin.4). Kirasını verdiğiniz dükkanda satın.4). Vergi verin vs...Hem siz kazanın hem dedeniz.Zengin olun.

      Sil
  6. Su anki fiyatlarin orumcek agi teoremi yuzuden oldugunu nerden biliyoruz peki? Elinizde veri var mi bunu destekleyen? Diger bahsettiginiz nedenlerden de olabilir fiyat artisi

    YanıtlaSil
  7. Qs=f(Pt-1) ve Qd=f(Pt)
    yani fiyatın 7.5TL olduğunu gören cin ama cobweb'den haberi olmayan çiftçilerimiz seneye sağa-sola heryere soğan ekecekler böylece iyi üründen kötü hasılat elde edilmesi şeklindeki king kanunu devreye sokacak ve avuçlarını yalayacaklar...
    şimdilik kötü üründen iyi hasılat ediyor olmanın tadını çıkarsınlar...

    YanıtlaSil
  8. cobweb: kurum sınavlarının ve mülakatların joker sorusu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :-) Kuşaklar bu teoremle yetiştiği halde çözüm için bunu akıl edemeyişimiz de eğitimimizin içler acısı durumunu ortaya koyuyor.

      Sil
    2. slumpflasyon kavramını ilk ortaya atan siz misiniz?

      Sil
  9. Hocam kurdaki artış ihraç edilen ürünlerin iç piyasadaki fiyatını da artırıyor.kur artışı ağırlıklı girdileri tl olan ihracatçı şirketlere rekabet avantajı sağlıyor ve daha fazla ihracat yapıyorlar.Bu iç piyasaya verdikleri ürünlerde de fiyat artışına sebep oluyor.(madencilik-tarım gibi)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu da planlama sorunu. Rusya 2010 senesinde bugday ihracini yasaklamisti dusuk rekolteden dolayi.

      Eger bu ayarlamayi yapamazsak, 'kur firladi faizi arttiralim' korosunun sesi hic bir zaman kesilmez. Simdi oldugu gibi 20% seviyesindeki faizleri 'az' buluruz.

      Isi sadece bu olan, ve sadece isini yapan insanlar icin dusunulmesi zor tedbirler degil bunlar.

      Sil
    2. Selam Serhat bey,
      Tarımda şu anda soğan üretimi olan ve soğanı sübvanse eden bir devlet, soğanı bir yıl stok yapamayacağı için, bugün ister ise, Türk çiftçisinin canına okuyacak bir fiyattan soğanı Türk piyasasına sokar.

      Yurkarda bir arkadaş cobweb den bahsettmiş, gelecek seneki Türk Ds i düşürmek için bu seneki P yi dip yaptırabilir. Böylece Türk çifçisinin seneye soğan üretmesini engeller.

      İşte o gelecek sene P sini öyle bir ayarlar ki, ne döviz dinler ne faiz dinler gelecek sene P si.

      Sil
  10. Tabiki bu kadar yüksek bir artış bariz bir planlama sorunu olduğuna işaret ediyor hocam

    YanıtlaSil
  11. Hocam yazılarınızı elimden geldiğince takip ediyorum öncelikle teşekkür ederim soğan fiyat artışlarını COBB-WEB teoremiyle açıklamayı doğru bulmuyorum hocam benim yorumlamam şöyle 🙂
    cobb Web teoremine uygun durum olabilmesi için 2016 yılındaki soğanın kg fiyatın 1.8 olmaması lazım 2016 yılındaki 1.8 fiyata göre 2017 yılındaki üretimini arttıran soğan üreticilerin 2017 yılında 2.30 olan kg fiyatı soğanın 2018 yılında geçen sene fiyatı düşük diye üretimini azaltalım demesi saçma geliyor ben asıl nedenin sizin de paylaşımınızda bahsettiğiniz gibi artan maliyetler yüzünden soğan üretiminin azalması ve piyasa spekülatörleri tarafından soğanın stoklanması olarak görüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam tersine fiyatları yan yana koyunca tam olarak örümcek ağı teoreminin çalıştığını görüyoruz.

      Sil
    2. Eğer cobb Web teoremine uygunsa neden 2016 yılındaki 1.80 tl düşük gelmedi ve fiyat düşüklüğüne 2017 yılında tepki verilmedi üretim azalmadı hocam aynı şekilde 2017 yılında ki kg 2.30 tl soğanın üretici açısından fiyatı düşük olarak yorumlanabilmesi ve bir sonraki sene üretimini azaltması için üreticilerin dayanağı ne hocam ? 2016 2015.....2000 li yıllarda soğanın kg fiyatının 10 tl olması mı ? Dediğim gibi asıl sebebin maliyetlerin artması ve çifçinin artan bu maliyetlerle kendi geçimini sağlayabilmek için patates üretiminden vazgeçmesi gibi geliyor hocam:) açıklamalarınız için şimdiden teşekkürler hocam

      Sil
    3. Eğer hocam son yıllardaki soğan fiyatının değişimleri ile ilgili bir tablo varsa elinizde paylaşırsanız sevinirim ben internetten bulduğum fiyatlar ışığında yorumluyor :)

      Sil
    4. 2017 yılında 2016 ya göre soğan fiyatları yaklaşık %28 artmış(Enflasyon %10) yani soğan 2016 ya göre para etmiş.Teorem çalışırsa bu sene arzın artması soğan fiyatının düşmesi veya en azından arzın aynı kalması fiyatın geçen seneki fiyattan oluşması gerekiyor.yanlış mı düşünüyorum hocam

      Sil
    5. Enflasyon tarlada daha farklı. Çiftçiyle bir konuşun isterseniz.

      Sil
    6. Maalesef bu fiyatlar ve miktarlar sağlıklı bir seri olarak yok.

      Sil
    7. Teşekkürler hocam cevap için

      Sil
  12. Zor işler bu işler.Bir 15 yıl daha lazım heralde

    YanıtlaSil
  13. Hocam Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşları ile ilgili yazı yazmayı düşünüyor musunuz neler olup bittiğini anlatabilir misiniz

    YanıtlaSil
  14. Selam hocam,
    Tarım ürünlerinde arz/talep ve fiyat oluşumları sorunu yeni bir sorun değil,
    4-5bin yıl boyunca tarım üretimi yapan toplumlarda devletlerin denge/kontrol sistemi koydukları bir pazar.

    Günümüzde teknoloji gelişimi, ithalat ile bazı problemleri, toplumsal hayatı eski devletlerin zamanlarındaki kadar ciddi etkiler yapmıyor.

    Binlerce yıllık uygulanan taktikler olduğu için, günümüzde bunları sizin yazınızda belirttiğiniz gibi basit önlemler olarak kabul edebiliriz.

    Toprak Mahsülleri Ofisi gibi devlet kurumları, üretici birlikleri, ürün sübvansiyonları, üretim destekleri gibi yapılar bu sorunları 4-5bin yıldır ta Sümerlerden beri uygulamaktadır.

    Endüstri devrimi sonucunda tarım ekonomisi 5-6 yıl gibi kısa bir sürede devletleri yıkıma götürecek kadar etkili değildir eskisi gibi ancak uzun dönemde devletlere ciddi sorunlar üretecek bir yapısı vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Bunlar binlerce yıllık sorunlar ve çözümleri de binlerce yıldıur var ama biz hala bu tuzaklara düşüyoruz. İşin en acı yanı o.

      Sil
  15. Balkon tarımına geçerek bu sorun kısmen de olsa çözülebilir..Ben dahil yapanlar var ama doğrusu kurusoğanı denemedim hiç

    YanıtlaSil
  16. Fatih Kömürcüoğlu22 Haziran 2018 17:11

    Yıllardır her Tarım Bakanına tarımla ilgili otoritelere gönderdiğim bir önerim vardır. Bugüne kadar dikkate alan olmadı. Ya benim önerim saçma sapalak ya da senin neyine bu işler deniyor. Öneri şu: Her çiftçi ekim öncesi bulunduğu yere en yakın Tarım İl/İlçe Müdürlüğüne giderek arazi büyüklüğü, ekmek istediği ürün ve tahmini rekolte bilgilerini verir. Bu bilgiler web tabanlı bir program aracılığı ile Türkiye çapında anlık takip edilebilir. Geçen yıl tüketim ve ihracat miktarı belli olduğundan eğer rekolte fazlası belli bir oranın üstüne çıkmışsa görevli kişi çiftçiyi uyarır ve başka bir ürün dikmesinin kendisi için daha faydalı olacağını söyler. Çiftçi hazır gelmişken bahçe ve meyve ağacı bilgileri de eğer varsa alınır. Emin olun programlamadan biraz anlayan bir kişi bu uygulamanın altyapısını 1 hafta içinde hazırlar. Çiftçi de her yıl kumar oynamak zorunda kalmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amaç üzüm yemek değil ki, bağcı dövmek. Rant ne olacak o zaman?

      Sil
    2. Bu sistem uzun yıllardır uygulanmaya çalışılıyor zaten. Adi ÇKS yani çiftçi kayıt sistemi.

      Sil
    3. Fatih Kömürcüoğlu23 Haziran 2018 03:03

      Evet ama şu anki sistem tek seferlik bir kayıt ve çiftçi ile bilgi paylaşılmıyor. Çiftçi her ekim öncesi tarım il/ilçe müdürlüğüne gidip beyanda bulunmalı ve danışmanlık hizmeti almalı.

      Sil
  17. Hocam sorum biraz konu dışı kalacak ama, 10 yillik TR tahvil faizleri 2 yillik olanlardan düşük. 10 yil cok uzun bir sure, bugunden para verip tahvil almam icin 2 yila gore daha dusuk bir fiyattan yani daha yuksek faizle satin almak isterim. Sonucta parami bi sekilde 10 yilligina kiraya veriyorum.

    Bu mantıkla 10 yillik veya 5 yillik tahvili satin alanlar neden satin aliyorlar Hocam?
    2 yillik alsinlar, faizi daha yuksek. Böylece hem daha düşük fiyattan alırlar hem de daha kisa vadeli bir islem yapmis olurlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 10 yıllık tahvil alanların 10 yılda enflasyonun düşeceği beklentisi var o nedenle paralarını şimdiden yüksek faize yatırarak değerlendirdiklerini düşünüyorlar.

      Sil
    2. Hocam, son bir sey soracagim bu konuyla ilgili: Enflasyonun hic degismeyecegini düşündüğümüz bir ortamda 2 yillik tahvil faizi 10 yilliktan daha dusuk olur teknik olarak. Degil mi? Teşekkürler..

      Sil
    3. 10 yillik tahvillerin cogu issizlik fonu ve diger benzeri fonlarin elindedir. Tahvilleri alip vadesine kadar tuttukklari(piyasadan cektikleri) ve mevcut durumdaki getirileri bu fonlar acisindan "yeterli" gorundugu icin faiz getirileri olamasi gerekenin altinda kaliyor.

      Sil
  18. Tarım bukadar basit şekilde şekilmenmez sorunu öğrenmek için tarım ile uğtaşan insanları dinlemelisiniz. Tarımda en büyük sorun aracı olan insanların ürünü üretenden maliyetinden daha ucuz fiyata ürün talep etmesi ve devletinde bu fiyat konusunda kontrol mekanizması olmaması. Tarım borsası oluşturulmalı ürün fiyatları anlık değişimlerini üreticide tüketicide görmeli hatta gelecekte para kazanacağı ürüne yatırım yapanlar olmalı ve aracılar dilediği fiyattan ürün alamaması hatta karaborsayı önlemesi için bu öneriyi çok eskiden beri yapar söylerim. tarım arazilerinin yok olmasının sebebplerini öğrenmek lazım HES projeleri birçok tarım arazisini yok etti barajlar yollar kafasına göre heryere HES kurulunca tarımda çöküşe geçmeye başladı sadece arazi kuraklığı değil barajlara yakın yerlerde tarım yapamazssınız gece çiğse olur ürünün üzerine sabaha karşı düşer ve rüzgarla don gerçekleşir ürün çürür bu planlamalar tarımda yok. arazi planlaması ürün gamı belirlemesi ve hangi ürünü o yıl için nekadar üreteceğinize kadar il tarım müdürlüğü ve kooparatiflerin tarım teçhizat yardımları ile desteklenen kurumların düzgün şekilde çalıştırılması gerekir. Tarımla ilgili bilende bilmeyeninde konuşup önermeler sunduğu değil asıl sebepleri araştırılmalı yani örümcek ağı oldu demekle olmuyor bu işler örümcek ağı neden oldu. sadece fiyattan mı yoksa talepte varmı bu işin içinde. mesela rusya ile uçak krizinden sonra turizm sektörü bitti ve tursit sayısı inanılmaz düştü ürün fazlalığı oldu elimizde hem ihraç edemedik hemde ülkemizde tursit olmadığı için iç talepte düşme yaşandı yıllık 30 milyon turist çeken bir ülke birden turizm sıkıntıya girince talepte yavaşlama fiyatları çok aşağı çekti daha sonraki senelerde hem ihracatın hemde turist talebi tekrar hareketlenince talep artışı 30 milyon artışı ve dengesizliğini düşünün. yani bunlar hükümetin popilist yaklaşımı sonucu acısı sonradan çıkacak olan gerçekleri görmemesi ve bu ülkeyi yönetemeyecek insanların yönetimde olmasından kaynaklı sebepler. HES projelerinin tarım sektörüne zararını araştırın gündüz buharlaşıp kalkan su sabaha karşı ürünün üzerine inince kimse artık verim alamıyınca ürün üretmez oldu zaten maliyet karşılamaz oldu hatta tarlada üretmektende pazardan almak daha karlı oldu buna inanmazsınız belki ama köylü ile görüşün burda yazmakla değil pazara gitmekle olmaz, gidip üretici ile görüşeceksiniz.

    YanıtlaSil
  19. Hocam merhaba Türkiyenin ÇMVA (Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sistemini) bir an önce tamamlaması gereklidir.Arz tarafında bilgi eksikliğinin çözümü olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne bilgisayar varken ne de ag varken insanlar tarimsal planlamayi yapiyorlardi. Bunun en temel yolu borsalardir, daha bunu beceremedik veri toplasaniz kac yazar.

      Sil
    2. Sorarım size iyi bir veri tabanına sahip olmadan ileriye dönük nasıl bir tarım politikası oluşturmayı,insanları yerlerinden ayrılmamalarını,rekabete hazırlamayı,tarımsal İŞLETMECİLİK mantığını yerleştirmeyi,fiyat dalgalanmalarından korumayı becereceksiniz.KERVAN YOLDA DÜZELİR MANTIĞI yok artık.Geçmişini bilmeyen geleceğini hiç bilemez.

      Sil
    3. Türkiye 20 yıl öncesine kadar çok daha kötü bir altyapıyla bunları becerebiliyordu.

      Sil
  20. Sayın hocam 2-3 ay önce istanbul beylikdüzü yerel marketlerinde topraklı patatesi 1 tl , 1,25 tl'ye alabiliyordum. gene marketlerde 80-90 kuruştan 4-5 kilo soğan almıştım. soğanlar fazla geldiğinden çocuklar su bardaklarının içinde yeşil soğan yapmak için oynuyorlardı. 2 ay önce soğan patates üretimi mi vardı. bunun üretimle alakası olmaması lazım. stokçular patatesin soğanın tüketim sürecini bilmiyorlar mı ki. 2 ay önceki ibb hal fiyatlarına bakınca görülüyor kuruş düzeyinde fiyatlar.

    YanıtlaSil
  21. 15 gün önce işlemeyen örümcek ağı teoreminin şimdi işleyeceği mi tutmuş! Manipülasyonun, stokçuluğun ve aksak işleyen piyasa mekanızmasıyla hakim pozisyon kazanan spekülatörlerin hiç etkisi yokmuş! Herşey teorilerdeki gibi olsa hayat ne kadar anlaşılır olurdu. Maalesef durum böyle değil ve sorun da örümcek ağı ile açıklanabilek durumda değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Stokçuluğun tabii ki etkisi var. Ama stokçular geçen yıl veya önceki yıl yoktu da şimdi mi ortaya çıktı? Her yıl var bunlar. Dönün bakın evvelki yıl patates aynı durumda. Teori dediğiniz şey masa başında uydurulmuş şey değildir. Yaşanmış şeylerin basite indirgeyip yazılmasından ibarettir.

      Sil
  22. Sayın hocam 15 gün sonra fiyatları görelim. Fiyat artışının gerçek sebebini anlarız.Stokçular geçen yıl da vardı. Ama geçen yıl seçim yoktu. Seçimden 10 gün önce fiyatlar artışa geçince meseleyi farklı açıklamak da bir gereklilik olur.

    YanıtlaSil
  23. İstatistiklere göre(https://www.tarim.gov.tr/sgb/Belgeler/SagMenuVeriler/BUGEM.pdf)
    Patates üretimi (1000 ton): 2016 yılı 4750, 2017 yılı 4800 bin ton. Soğan üretimi 2016 yılı 2121, 2017 yılı 2132 bin ton. Üretimde bir sıkıntı gözükmüyor.
    Bu sene 2017 yılı üretilen patatesi tüketiyoruz. Soğan ise 2017'den kalanlarla birlikte piyasaya yeni çıkan ürünü tüketiyoruz.

    Bu rakamlar olmasa da üretimin % 50'den fazla düşmesi gerekir. İstatisliklere göre de bu pek olası gözükmüyor.

    YanıtlaSil
  24. Bu yıl yaşanan bu üretim düşüşü tamamen iklim kaynaklı. Geçen yıl üretici zarar etmiş iken ekim yapılan alan çok az daralmış fakat aşırı yağıştan dolayı verim kaybı çok yüksek. Sadace patates ve soğan etkilenmedi başka ürünlerde de çok yüksek kayıplar var. Bu kayıplar yöresel mi yoksa genel mi yakında belli olur.

    YanıtlaSil
  25. Hollanda tarım uygulaması bahsettiğiniz gibidir.üretici ile Ortâklaşa ne ekileceginin seçimi,bilirkişi ve kooperatif desteği, devletin ürünü satımı ortaklaşa paylaşım .....

    YanıtlaSil
  26. Hocam örümcek ağı teorisinden kaynaklanmis olabileceğini varsayabiliriz en mantıklı neden, tek sorun tam seçim haftasında daha mevsimsel kıtlık süresine gelmeyen ürünlerin bu şekilde fiyat artışı dikkat çekmiyor mu? Tuhaf geliyor insana.

    YanıtlaSil
  27. hocam haberleri geriye dogru tarayin bir ay 40 gun once patatesine alici bulamayinca dopada zillenen patatesini gosterip aglayan ciftciyi gormeden bu artisa orumcek teoremi denemez bence. ,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Örümcek teoremi değil zaten karaborsacılar tarım bakanını ve devleti kandırmışlar ihracat yapacaz diye 50 kuruşa almışlar ama stok yapıp fiyatı yükseltmişler bunu şikayet edende tarım bakanı fakıbaba'nın kendisi bizzat. Yine kandırıldık yani

      Sil
  28. Sn.Mahfi Bey,

    Arjantin geçen günlerde IMF ile 50 milyar USD büyüklüğünde 3 yıllık bir Stand By anlaşması yaptı.


    Rica etsem Arjantinin ekonomisinin neden Stand By anlaşmasına gerek duyduğuna dair bir yazı yazar mısnız? IMF'den kredi almanın piyasadan almaktan daha ucuz olduğundan bahsetmiştiniz, bu Stand By anlaşmasında Arjantin'e uygulanan faiz ve piyasa faizi arasındaki farktan da bahsedebilir misiniz? Olmasını kimse istemez ama belki işler kötü giderse piyasadan borçlanmak pahalılaşırsa IMF'den almak bizim içinde cazip olur mu, yoksa borç ile birlikte illa Stand By programı da mı yürütmemiz gerekir?


    29 Temmuz 2012'de Arjantin ve Brezilya ekonomilerini bloğunuzda karşılaştırmışsınız, bu vesile ile bu yazınızı da güncellenecektir.

    Çalışmalarınızda başarılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi herkes, hepimiz Türkiye ekonomisine odaklıyız. Bu haftadan sonra yazarız.

      Sil
  29. Hocam merhaba. Soğanın fiyatının dolayısıyla ekonominin durumunun seçimlerde tercihleri belirleyeceği çok açık olmasına rağmen, sokakta ekonominin çok kötü olduğunu savunanlar kadar bunun tam tersini de savunanlar da çoğunlukta. Aynı toplumda ekonomi ile ilgili taban tabana zıt iki görüşün taraftar bulması nasıl açıklanabilir? İnsanların ekonomik hayata katılımları ve sosyal yardımlara ulaşmalarına göre aynı toplumda çok farklı ekonomik yaşam düzeyleri oluşmuş görünüyor. Düşüncelerinizi paylaşırsanız sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taraftarlıkla. Bizde insanların çoğu konulara objektif olarak bakmıyor, taraftar gözlüğüyle bakıyor. Öyle olunca da gerçekleri görmüyor.

      Sil
  30. Hocam merhabalar, TCMB verilerine göre 1-16 Haziran 2018 tarihlerinde tedavüldeki TL miktarı %16 artış göstermiş. Bunun sebebi nedir, sonucu ne zaman ortaya çıkar?

    YanıtlaSil
  31. Merhaba Hocam, ''Pazarlar, iktisatçının laboratuvarıdır.'' gerçekten çok doğru bir cümle.Bende ekonomi adına alınan kararların ve uygulanan politikaların iktisatçıların sahaya çıkarak yaptıkları
    tespitler doğrultusunda uygulanması taraftarıyım. Yuvarlak masa etrafında alınan kararların sadece orada kalması özellikle üretici açısından pek de yapıcı olmadığı görülüyor. Bir hafta öncesi kadar icar usulü alınan tarlada sarımsak üretici ile konuştum. Şuan hasat zamanı fakat ürününü toplayamıyor.Sebebi ise toplama sırasında oluşan maliyetin satıştan elde ettiği tutardan doğan zarardan olduğunu söylüyor. Üretici desteklenmeden üretim olmaz. Üretim olmadan da kalkınma ve refah bir toplum. Üretimde bu kısır döngünün kırılması gereklidir...

    YanıtlaSil
  32. Herşeyi Dış güçlere bağlamak

    Güneş Gazetesi yazarı Ömer Özkaya katıldığı TV programında, mayıs ayında Ankara'da meydana gelen dolu ve yağmurun, Doğu'daki depremlerin dış güçler tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti.

    Özkaya, "Ankara'daki yağmurun doğal ve normal olmadığı kanaatindeyim. Böyle bir yağmuru İstanbul'da denemek isteyebilirler. Bunları deniyorlar, 15 dakikada ne oldu, bir saat yağsa ne olurdu. AK Parti yerel yönetimlerdeki başarılarıyla bilinir. Bunu sonlandırmak istiyor olabilirler. " dedi.

    Özkaya geçtiğimiz yıllarda da Fethullah Gülen'in bilgisayar programı ile canlandırılan bir karakter olabileceğini iddia etmişti.

    Tarım bakanı fakıbaba bu sefer iç güçlere bağladı olayı ve karaborsacılar bizden soğanı patatesi 50 kuruşa aldı ihracat yapacam diye ama stok yaptılar bu ülkede karanlık eller var dedi. Sanki muhalefet partisi ozaman müdahele etseydiniz kandırılmasaydınız MİT asker polis herşey sizde kimi kime şikayet ediyorlar anlaşılır gibi değil.

    YanıtlaSil
  33. Hocam, tabloda yıllarda karışıklık var sanırım.

    YanıtlaSil
  34. hocam merhaba! tahmin ediyorum, 18 saat içerisinde seçim tahmini yaptığınız bir yazı paylaşacaksınız burada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşmayacağım çünkü TÜİK'in yeri serisi iktidar partisinin oy oranıyla büyüme oranı arasındaki korelasyon ilişkisini kopardı.

      Sil
  35. Sevgili üstat,

    tablonun ilk sütünündaki 2017 yılının 2016 yılı olması gerekmiyor mu?
    Bir de, bu seçimden önce ekonomik büyüme ile seçimdeki oy verme davranışı arasındaki ilişkiyi gösteren bir yazı yazmayı düşünmüyor musunuz?
    Teşekkür ederim
    çok selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzelttim, teşekkür ederim.
      TÜİK, GSYH revizyonu yaptıktan sonra bu ikisi arasındaki ilişki koptu. Ben yine de yaptım ve iktidar partisinin oy oranının % 42,8 olacağı sonucu çıktı. Ama yeni seride çeyreklik büyümeler yayınlanmadığı için bu sonuçta korelasyon katsayısı 0,62 çıktı. Oysa benim eski hesaplarımda eski seri GSYH'ye göre katsayı 0,82 idi. Bu düşük katsayıya güvenmediğim için bu konuda bu seçim öncesinde yazmamayı uygun buldum.

      Sil
    2. Sevgili üstat,

      Yanıtınız için teşekkür ederim.
      her sene yapmış olduğunuz değerlendirmelerde sonucu önemli ölçüde tahmin ettiğimiz için merak ediyordum. Paylaştığınız için teşekkür ederim.

      İyi pazarlar diliyorum.

      Sil
    3. Üstat,

      Gene de çok yüksek oranda yakınsadınız. Fark sadece 0,5 puan.
      Kıskanmamak elde değil:-)

      Çok selamlar
      Cafer Demir

      Sil
    4. Teşekkür ederim Cafer bey.

      Sil
    5. Hocam %42.8 AKP icin tutmus gibi gozukuyor. Bence artik AKP'nin oylari GSYH'ye veya baska birseye bagli degil o yuzden korelasyon'lar fazla birsey ifade etmiyor. Secmen eli kime alistiysa ona oy veriyor Hangi partiye degil, kime). Bu is RTE emekli oluncaya kadar gider bu sekilde bence.

      Sil
  36. SEBZE SOGAN KIRMIZI KG 3,00 TL 7,00 TL
    SEBZE SOGAN KURU KG 1,50 TL 6,00 TL
    SEBZE SOGAN TAZE KG 3,00 TL 7,00 TL Hocam yer yer fiyatların değiştiğini hesap edersek izmir fiyatları bu arada bunlar, olayın sadece örümcek ağı teoremi ve arz kısıtlanmasına bağlı olmadığını düşünüyorum. 2017 2018 kıyaslaması yapılırsa evet izmirdede ciddi bir artış söz konusu fakat il il fiyatlar değişiyor şu an pazarda 3 liraya soğan bulunuyor.Analize ufak bir derinlik katmak istersek bence mazotu ve diğer maliyetleride hesaplamalıyız. Soğanın Patatesin nereden hale ulaştığınıda tabi. Örneğin Afyon patatesini 3 3,5 liraya alabiliyor izmirli.Bide Ödemişten gelenler var tabi bunun ucuz daha ucuz olması normal.

    YanıtlaSil
  37. mahfi hocam iyi günler...birkaç yerde merkez bankasının dolaşıma soktuğu paranın düzeyini mayıstan bu yana karşılıksız olarak %17 arttırdığı söyleniyor.. bu tür artışlar dönemsel olarak gerçekleşebilir mi normal midir ve bu keskin artışlara piyasa fiyatları anında tepki verir mi ? iyi günler hocam..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayramlarda genellikle emisyon artar. Bir hafta sonra bu miktara bir daha bakacağız o zaman değerlendireceğim.

      Sil
  38. Hocam ben samsunda yaşıyorum istanbul da nasıl bilmiyorum ama burada patatesin kilosu 7.5 tl. Bu fiyatı duyduğumda aklıma direkt üniversite 1. Sınıfta gördüğüm örümcek ağı teoremi gelmişti. Sizin de burada değinmemiz çok güzel olmuş. Bilgilerimi tazelemiş oldum sayenizde. Yazılarınızı büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  39. Finansal okur-yazar oranı artmadıkça ilerlememiz mümkün değil. Hangi meslek grubunda olursa olsun temel bilgi hayati öneme sahip.
    Devletten çare beklemek için çok geç kalmadık mı ?
    Tarım sektöründe verimliliğin en önemli kriteri olan alan genişliği tersine işliyor. Atatürkten sonra hiçbir idareci toprak rejimi ile ilgilenmedi, yanlışsam düzeltin lütfen. her nesil değişikiliğinde daha da küçülen alanlarda üretim yapılıyor.
    inovasyon ve teknolojik gelişme konusunda çağın 30 yıl gerisinden geliyoruz.
    Devlet politikası kötü demiyorum çünkü ortada politikadan çok popülist söylemler var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Finansal okur - yazar oranı önemli ama yeterli değil.

      Sil
  40. Mahfi bey

    Eğer CHP-İP-SP-DP ve HDP mecliste çoğunluğu elde ederse,

    68 yaş ve üstü emekli bütün müsteşarların özellikle Hazine Müsteşarlarının tekrar kamuya, görev başına çağrılacağı, parlamenter sisteme geçene kadar ekonomiyi yeniden rayına sokmak için çalışacağı, bunun için adreslerine tebliğ gönderileceği, konusunu içeren bir kanun hükmünde kararname çıkarılacakmış.

    Haberiniz var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunu duydum ve dün mahkemeye giderek yaşımı 66 olarak küçülttüm.

      Sil
    2. AHABER'de mi izlediniz acaba ? Malum havuz medyası yalan dolan onlardan sorulur.

      Ancak fena fikir değil 16 yıllık pisliği anca Mahfi hoca ve onun gibi değerli iktisatçılar düzeltebilir.

      Sil
    3. iyi tarafından bakın hocam, gençleşmiş oldunuz.

      Sil
  41. Ciddiyim, şu an AKP milletvekili olup, sizin "ekonomi politikaları nasıl olmalı?" yazılarınızı doğru bulan milletvekili arkadaşlarınız var mı?

    (İsim vermek zorunda değilsiniz.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece milletvekili değil AKP'li olup siyasette olsun olmasın yazılarımı (genel olarak) doğru bulan çok sayıda AKPli var.

      Sil
    2. Ne yaman celiski.. Nail bir birseydir AKP li olmak. yanlislari gördügü halde, dogrulari yazanlari Kabul ettikleri halde, oyunu AKP ye vermeye devam ediyor.

      Burada bir yanlislik yok mu?

      Sil
  42. sayın hocam ,sogan ve patates ön plana çıktı ama diger ürünlerde farklı degil.4 tl ten 5tl ten aşagı ürün yok.artış hükümetin dedigi gibi degil.her sene bir ürün ön plana çıkıyor.hükümetin hedefi yıllık 7- 8 ama bu tamamen hikaye.25 den 30 dan aşagı hatta bazı ürünlerde daha fazla artış var.kanımca dogru rakamlar açıklanmıyor.sonuçta tüikte devlet kuruluşu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Soğan patates gibi ürünlerin özelliği fiyatın burada kalmayıp düşebilmesidir. Oysa mesela süt ürünlerinde bir kez fiyat yükseldi mi bir daha düşmüyor.

      Sil
  43. Bu fiyat artışı yüzünden şartlar normalleşse bile önümüzdeki yıllarda artık eskisi kadar ucuzlamayacak diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  44. Hocam benim de aklıma ilkelde cob webb (örümcek ağı) teorimi gelmişti. Bu soğan için olabilir,patetes içinde fakat bunlarla sınırlı değil bir çok ürün fiyat artışı sergiliyor süt peynir tereyağ dahası... Bütün bu fiyat artışlarını Cob web diye düşünmek fazla masumca değil mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Soğan patates gibi ürünlerin özelliği fiyatın burada kalmayıp düşebilmesidir. Oysa mesela süt ürünlerinde bir kez fiyat yükseldi mi bir daha düşmüyor.

      Sil
  45. Soğana ve patatese ihracat izni verilesiyle birlikte avrupada bu malı 8-9 liraya almaya razı müşteriler oluştu şimdi bu müşteriler varken yurt içine düşük fiyattan satmayı kim kabul eder. Bu izni verenler bunu bilmiyorlarmıydı bu işten kimin para kazandığı gayet açık.

    YanıtlaSil
  46. Hocam bir önceki yazınızda sefalet endeksinden bahsetmiştiniz fakat işsizlik+enflasyon iktisadi hoşnutsuzluk endeksi değil miydi? ( Erdal Ünsal'ın makro iktisat kitabında öyle yazıyordu sanırsam)

    YanıtlaSil
  47. Hocam halka sorduk enflasyonun sebebi faiz dediler, siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Halin secimde verdigi oy oranlarina bak, bu cevap dogru mu yanlis mi anlarsin. Demek ki imam hatipte oyle ogretmisler.

      Sil
    2. Halka yanlış anlatılmış derim.

      Sil
    3. Fatih Kömürcüoğlu28 Haziran 2018 09:24

      Adsız 14:23; Bir İmam-Hatipli olarak mevcut iktidara oy vermedim ve karınca kararınca da iktidar değişikliği için elimden geleni yaptım. Ama siz insanları böyle aşağıladığınız müddetçe sittin sene "kamyonun plakasını aldınız mı" der durursunuz.

      Sil
  48. Merhaba efendim, ilgi yazımda devletlerin bürünmesi gereken yeni misyonundan bahsediyorum, acaba ne derece doğru bir yaklaşımdır değerlendirirseniz çok memnun olurum, saygılarıımla.

    http://www.financalletter.com/2018/05/trader-devlet-ksa-vadeyle.html

    YanıtlaSil
  49. Mahfi bey hiçbir komplo teorisine dayanmadan soruyorum:

    1) IMF gibi uluslararası kurumların bünyelerinde, ülkelerin risklerini analiz eden, çeşitli kriz modellerine önerecekleri çözüm paketleri üzerine çalışan departmanlar vardır diye düşünüyorum; 'X ülkesi bizden yardım isterse şöyle müzakere edebilmeliyiz, Y ülkesi bizden yardım isterse şöyle müzakere edebilmeliyiz.' Böyle departmanlar var mı?

    2) Önümünüzdeki aylarda, Türkiye'nin IMF'nin kapısını çalıp/çalmaması meselesi sizce (şu an, seçim harareti devam ettiğinden peşin peşin deklare edilmese de) hükümetin planları arasında olabilir mi? Bu ihtimali görüyor musunuz?

    3) Yine sizce, IMF'nin yetkili departmanları kapılarının önümüzdeki aylarda Türkiye tarafından çalınma ihtimalini göz önünde bulundurarak, ŞİMDİDEN DERSLERİNE ÇALIŞIP, Türkiye'ye sunacakları çözüm paketlerini ŞİMDİDEN hazırlamışlar mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye IMF nin kapisini calmayacak. IMF Türkiyenin ayagina gelecek.

      Aradaki farki bilmem anlatabildim mi. Ne de olsa 16 yildan sonra bir defa daha secilmis, IMF ye olan 23 milyar Dolar borcu ödedikten sonra 5 milyar Dolar borc verdigini meydanlarda haykiran bir CB imiz var.

      IMF nin kapisini calmak, karizmayi cizer. Fakat tam tersi karizmaya karizma katar.

      Düsünebiliyormusunuz Malum medyanin mansetlerini.

      ""IMF ayagimiza geldi.""

      Sil
    2. IMF ile bilinmesi gerekenleri yazayım da yanlış izlenimler doğmasın.
      IMF, Türkiye'ye yılda bir misyon gönderir (üye ülkelerin hepsine gönderir) Bu misyon burada verileri inceler, yetkililerle görüşür ve sonunda bir ülke değerlendirme raporu yazar. Öte yandan Türkiye, IMF'nin üyesi olduğu için sürekli olarak IMF'ye istatistiklerini yollar. IMF'de Türkiye'nin yer aldığı bölüm bu veriler üzerinde sürekli çalışarak ekonomik gidişi izlerler. Öte yandan IMF'nin Türkiye'de bir temsilciliği vardır. Onlar da zaten Türkiye ekonomisini, siyasetini sürekli değerlendirir, incelerler. Yani Türkiye için ayrıca bir çalışma yapmalarına gerek yoktur. Türkiye'yi bizim kadar bilirler.
      Son Türkiye raporunda ekonomi konusunda birçok önerileri zaten vardı.

      Adsız arkadaşımızın yorumuna gelince. IMF, bir ülkeye gidip ben sana program yapayım demez. Ülke yetkilileri IMF'ye başvurur ve ne yapacaklarını anlatan bir niyet mektubu verirler. IMF onun üzerine yola çıkar.
      IMF'ye borç vermeye gelince. IMF, kota artıramadığı için parasal kaynak daralması yaşadığında çeşitli ülkelerden borç talep etmiştir. Türkiye de bunlardan birisidir. Sonradan neden olduğunu bilmediğimiz bir şekilde Türkiye'den borç almamıştır. (Bunun nedeninin konunun iç politikaya alet edilmesi olduğunu düşünüyorum.) Buna karşılık batmış olan Yunanistan'dan ve Güney Kıbrıs'tan borç almıştır. Yani sizin anlayacağınız IMF'ye borç vermek öyle övünülecek bir şey değildir. Ama konu Türkiye olunca her konuda olduğu gibi bu da iç politika meselesi olmaktadır.

      Sil
    3. Amlatamadim galiba..

      Söyle ki..

      Tabii ki IMF bir ülkeye gidip sana program yapayim demez. O ülkeyi ilk önce program yapilacak hale sokar, kapisina getirip bana program yap kivamina getirir.

      Türkiye icin de aynii olacak süphesiz,

      Demem odur ki, bizim medya bunu ne yapar eder, tersine cevirir

      " ülkenin ekonomisi o kadar iyi ki IMF bile bizimle isbirligi icin kapimiza geldi, tekrar 5 milyar istiyorlar"

      Kivamina getirir bu millete bunu da yedirir.

      Öyle ya 5 yildir meydanlarda IMF ye borcu kapattik 5 milyar da borc verdik.. söyleminin alti nasil doldurulacak.

      Ne dersiniz.? Yeni bir secim zaferinden sonra bunu yapmak zor olur mu?

      Sil
    4. IMF kimsenin ayagina gelmez. IMF sana geliyorsa demek ki senin borc almaya ihtiyacin vardir. IMF den borc almak demek doviz cinsi borclarini odeyemeyecek durumdasin demektir. Bu da ovunulecek birsey degildir. IMF'nin sana borc vermesi senin iyiligini dusundugu icin degil, sana borc verenler aciga dusmesin diye dir. Istersen odeme borclarini moratorium ilan et, bu da bir alternatif tabii, bakalim o zaman sarayi nasil aydinlatip isitacaksin, margarin ve benzin kuyruklari geri gelince, gece elektrik kisintilari yapilip evler ev mum isigi ile aydinlatilinca eskiden firin mi vardi diye nasil ovunecekin bakalim.

      Sil
  50. Cumhuriyet dönemi ekonomi politikasıla ilgili kitap önerir misiniz dili sade olursa çok memnun olurum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye Ekonomisi kitaplarında bu konuyu bulabilirsiniz.
      Burada bir özet var: file:///C:/Users/user/Downloads/5000122793-5000187488-1-PB.pdf
      Korkut Boratav'ın kitabı da iyi bir kitaptır:
      https://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=4847

      Sil
  51. seçimden bu yana 5 yıllık tahviller 17,13 ten 17,85'e, 10 yıllıklar 16,29dan 17,23'e çıktı. Bu artışlar inanılmaz boyutlarda. Yatırımcı yeni hükümetten ekonomiyi düzeltecek hamle gelmeyeceğini yada yetersiz olacağını düşünüyor. Uzun ve orta vadede türk ekonomisine güvenmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yatırımcı bekliyor ve beklerken de riskleri yüksek maliyetle fiyatlıyor. Olan budur. Tersine adılar gelirse düzelir.

      Sil
  52. "Facebook un 2012 yilinda 1 milyar dolara satin aldigi Instagram in degeri 100 milyar dolari gecmis durumda."

    Teknlojik zeka, marka bu mudur?

    YanıtlaSil
  53. Varsayalım, 80.999.999 milyon vatandaş, 'faiz sebep, enflasyon sonuçtur' diyor.

    Siz Mahfi bey, 1 (bir) kişi bile kalsanız, 'enflasyon sebep, faiz sonuçtur' demeye devam edecek misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Galileo dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ettiğinde bütün dünya, dünyanın düz olduğunu iddia ediyordu. Yargılama sonucunda Galileo'yu evinde hapse mahkum etti kilise. Galileo haklıydı. Yıllar sonra anlaşıldı bu gerçek. Ve kilise 21'inci yüzyılda Galileo'dan özür diledi.
      Bilim bir kişi kalmaya veya on kişi olmaya bakmaz. Bilim gerçeklere dayanır.

      Sil
  54. Ekonomi kötüye gidiyor diyorsunuz ama sizle aynı görüşü paylaşmayan da var Mahfi bey.

    Bloomberg HT'deki Yatırım Kulübü'ne konuk olan Rabobank Gelişen Piyasalar FX Stratejisti Piotr Matys TL'de en kötüsünün atlatılmış olabileceğini, TL varlıklarına ilgi olabileceğini söyledi.

    Matys seçim sonrası siyasi belirsizliğin azalacağına dair inanç oluştuğunu, bu nedenle piyasanın sonuçlara ilk tepkisinin olumlu olduğunu belirtti.

    Yabancı yatırımcı için yapısal reformların hayati önem taşıdığını ifade eden Matys "Bundan sonra reformlara odaklanılıp odaklanılmayacağı izlenecek. TCMB'nin sıkı para politikasını devam edip ettirmeyeceği ve gerektiğinde faizi artırıp artırmayacağı da takip edilecek" dedi.

    "TL VARLIKLARA GİRİŞ OLABİLİR"

    Dün 2. seansta Lira'nın düşüşünde ABD - Çin arasındaki ticaret gerilimiyle ilgili endişelerin etkisi görüldüğünü belirten Matys "Lira bu nedenle dün ilk yarıdaki kazancını 2. yarıda geri verdi. Şu an faiz oranı nispeten düşük. Aşırı ısınmış ekonomi biraz soğutulabilir ve TCMB enflasyonun kontrolünü sağlarsa kısa vadede TL varlıklarına sermaye girişi görebiliriz" diye konuştu.

    TL konusunda 'ihtiyatlı iyimser' olduğunu ve Lira'nın önümüzdeki aylarda daha stabil olmasını beklediğini söyleyen Matys "Ekonomi biraz olsun soğuyacak, bu da enflasyonu düşürecek inancındayım. TL nispeten ucuz. TL varlıklar da nispeten cazip. Tahvil ve hisse senetlerine kısa vadede spekülatif sermaye girişleri olabilir." yorumunu yaptı.

    Çin ve ABD'nin 'tam gaz' ticaret savaşının Lira'yı negatif etkileyeceğini belirten Matys "Ama TL belki de en kötüsünü atlatmış olabilir. Önümüzdeki aylarda daha stabil olabilir" dedi.

    Piotr Matys de iktisatçı.

    Mahfi Eğilmez de iktisatçı.

    Peki neden "farklı" sonuca ulaşıyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benden size bir tavsiye. İki iktisatçıdan birisi bu piyasalara para yatıranlara verdiği tavsiyeler üzerinden para kazanıyor, diğeri ise bilimle uğraşıyorsa bu ikisinden ikincinin dediklerine bakın. Çünkü onun bu işlerden bir çıkarı yoktur.

      Sil
  55. Hocam seçim atmosferinden bunaldıysanız,

    Claude Lévi-Strauss ve Jack Goody'nin kitaplarından okuduklarınız var mı? Varsa, tavsiye ettiğiniz kitapların adını yazar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Jack Goody'yi okumadım. Levi-Strauss'un

      http://www.idefix.com/kitap/modern-dunyanin-sorunlari-karsisinda-antropoloji/claude-levi-strauss/bilim/antropoloji/urunno=0000000390815

      kitabını tavsiye edebilirim.

      Sil
  56. Hocam merhabalar,

    AB'nin Tarım Politikası araçlarının belirttiğiniz spekülatif yada düzensiz fiyat hareketlerini kontrol altında tutmada etkin olduğunu düşünüyor musunuz? Zira bu yaklaşımın birliğe maliyetleri konusunda da oldukça yoğun eleştiriler ve tartışmalar bulunmakta..

    YanıtlaSil
  57. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  58. Bu fiyat artışları karşısında giffen malı için irlanda patatesi yerine soğanı örnek vermeye başlayabilir miyiz değerli hocam

    YanıtlaSil
  59. Koyduğunuz tablo, arz veya üretim miktarıyla alakası olmadığını göstermekte Mahfi Bey. Bu da spekülasyon ihtimalini arttırmıyor mu? Yani geçen yılın fiatı nedeniyle çiftçi daha az ekmemiş... Saygılar

    YanıtlaSil
  60. 2017 ve 2018 yıllarında yapılan üretimleri karşılaştırdığımız zaman bir örümcek ağı teoremi ortaya çıkmıyor hocam ya da ben mi yanılıyorum ?

    YanıtlaSil
  61. Sağlıklı bir karşılaştırma için 2018 yılının ilk yarısındaki üretimin bilinmesi gerekmez mi? Selamlar..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...