22 Aralık 2018 Cumartesi

Sisifos ve Tantalus'un Öykülerinden Dersler

Korint kralı Sisifos, Zeus’un bir sırrını açıkladığı için tanrılar tarafından büyük bir kayayı dik bir tepenin doruğuna yuvarlayarak çıkarmakla cezalandırılır. Her seferinde tam tepenin doruğuna ulaştığında kaya elinden kayar ve dibe düşer. Sisifos her şeye yeniden başlamak zorunda kalır. Bu ceza böylece sonsuza kadar sürecektir.[i]

Albert Camus[ii], ünlü denemesi ‘Sisifos Söyleni’nde[iii] yaşamın saçmalığı[iv] kuramını kral Sisifos’un kayayı taşıyıp durması ve bir türlü olayı sonlandıramaması üzerine inşa eder. Yaşamın kendisi de tıpkı Sisifos’un bu anlamsız çabası gibidir. Camus’ye göre her gün aynı şeyleri yaparak ve her gün yeniden başlayarak süregiden bir yaşam saçmadır. Buradan Camus’nün ünlü başkaldırı edebiyatına geçiş köprüsü çıkar. İnsan bu saçma yaşama başkaldırmalı ve onu değiştirmeye çalışmalıdır.

Türkiye ekonomisi, içinde bulunduğu labirentten bir türlü çıkamıyor, büyüme, işsizlik, cari açık reel sorunları üçgeninde, birinden ötekine odaklanarak birisini feda etme açmazı içinde bulunuyor. Dış görünümde ya da reel dünyanın dışında bu açmazların yansıması kur, enflasyon ve faiz olarak ortaya çıkıyor. Çoğu kez bu dış görünüme odaklanılıyor ve asıl reel sorunlar üçgeni dikkatten kaçıyor. Türkiye’nin durumu Sisifos’un sürekli ve anlamsız saçma çabasını andırıyor. Bu saçmalıktan kurtulmanın tek yolu Albert Camus’nün dediği gibi saçmalığa başkaldırmaktan geçiyor. Bu başkaldırı reel sorunların çözümüne yönelmek yani yapısal reformlara girişmekle olacak. Bunları yapamazsak sonsuza kadar bu kayayı tepeye taşıyıp duracağız.

Zeus ve Pluto’nun oğulları olan Spylus[v] Kralı Tantalus, sıklıkla Olimpos dağındaki tanrılar sofrasında yemeğe davet edilir. Tantalus, bu sofrada ilk kez gördüğü ve tattığı nektar ile ambrosia’yı[vi] çok beğenir ve kimseye belli etmeden bunları çalarak halkına götürür. Böylece tanrıların yiyeceği ölümlü insanların eline geçmiş olur. Tanrılar bu hırsızlığı öğrendiklerinde çok kızarlar, Tantalus’u Olimpos’tan kovarlar ve sonsuza kadar bir havuzda yaşamaya mahkûm ederler. Havuz su doludur ve üzerinde meyve ağaçlarının havuza kadar sarkan dalları vardır. Beline kadar su içinde olan Tantalus ne zaman meyve yemek isteyip dallara uzansa dallar yükselir ve ulaşmak imkânsız hale gelir, ne zaman su içmek için havuzun sularına eğilse sular çekiliverir. Tantalus sonsuza dek ne meyve yiyebilecek ne de su içebilecektir.[vii]  

Tarımı öylesine ihmal edip öylesine yanlış işler yaptık ki bu toprakların temel ürünlerinden olan mercimek ve nohutu karlar altındaki Kanada’dan ithal eder olduk. Bütün dünya tarıma inanılmaz destekler verirken biz destekleri ya kaldırdık ya da azalttık. Hatta Dünya Bankası’nın önerilerine inanıp doğrudan gelir desteği vererek çiftçilik yapan insanlarımızı tarımdan uzaklaştırıp kentlere taşıdık. Oysa Kanada, tarımı desteklemeye devam etti. Çiftçilik yapacak, tarımla uğraşacak olanlara toprak tahsis etti, maddi destek verdi. Mercimek ve nohutu orada yetiştirip bize satmaya başladılar. Sonuçta biz ihraç edeceğimiz mercimek ve nohutu ithal eder duruma geldik, kendi çiftçimize TL ile vermediğimiz desteği Kanada’ya dövizle verir olduk. Özetle Tantalus’un meyve ağaçlarıyla dolu bir havuzda meyve yiyememesi gibi bir duruma soktuk kendimizi.

Şimdilik Tantalus’tan farkımız sularımızı içebiliyor olmamız. Ne var ki yalan yanlış bir yapılaşmayla sularımızı öylesine kirletiyor ve hor kullanıyoruz ki yakında içme suyunu da ithal eder konuma gelebiliriz. O zaman Tantalus’tan bir farkımız kalmaz.

Bu iki mitoloji öyküsünün uyarlanmasından iki sonuç çıkar (kıssadan[viii] hisse): (1) Yapısal reformlar, sürekli tekrarlanan ve sonuç vermeyen çabaların bir sonuca ulaşmasını sağlayabilir. (2) Tarım politikamızı değiştirip düzeltmez ve çevreyi kirletmeye devam edersek yiyecek, içecek bulmakta zorlanırız.




[i] Sisifos öyküsünden hareketle bitmek, tükenmek bilmeyen işlere İngilizce’de Sisyphean deniyor. 
[ii] Albert Camus, 1957 yılı Nobel Edebiyat ödülünü kazanmış Cezayir asıllı Fransız filozof, edebiyatçı, yazar.
[iii] Söylen: Mit
[iv] Absurdite
[v] Lidya ve Frigya’ya sınırdaş Anadolu’da bir ülke.
[vi] Homeros, ambrosianın nektar olduğunu söyler.
[vii] Tantalus’tan türetilmiş olan İngilizcedeki tantalize sözcüğü
[viii] Kıssa: Ders çıkarılması gereken anlatı, olay

219 yorum:

  1. Harika bir benzetme. Mıcheal Köhlmeier yazdığı Tanrıların masalları adlı Mitolojiyi anlatan kitabı okurken,iyi bir raslantı oldu.Sisifos ve Tantalus kurnazlık yapmanın bedelini,sonsuza kadar ödemektedir.Bizde kurnazlığın adı popülizm.Elbette bir sonu var.mantıksızlığın sonu mantığı öğrenmekle sonuçlanır.Bir an önce mantığın çalışması dileğiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ali bey merhaba
      Tespit ve dileklerinize katiliyorum fakat guncel popilizm in kendini koruma ilaci cehaleti ve dogmatik inanişı yayip kendi omrunu uzatma, asil sorun bu zehirli ilactan korunamamak bizler icin.slmlar....

      Sil
    2. Hocam "24 ocak 1980 kararlarının" ekonomimize etkileri nelerdir?!.

      Sil
  2. Sağolun Hocam ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  3. Hocam Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu çok iyi anlattığını düşündüğüm şiiri de paylaşmak isterim: Alacakaranlık (Yücel Ertan)

    YanıtlaSil
  4. 3. sonuç ise ... başkaldırı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onu gececeksiniz. Kaynama noktasindaki kurbagalarin birakin bas kaldirmayi.. parmaklarini oynadatacak ne hali ne de Fikri olur.

      Gecti Bor`un pazari sür essegi Nigdeye.. Uydu mu bilmiyorum..

      Sil
    2. Başkaldırı hesap sormak demektir. Hakkını hukukunu aramaktır. Bizden topladığın vergilerle ne yaptın kimlere transfer ettin demektir. Bana sormadan yaptığın dış borçlanma ile ne yaptında batırdın ve şimdi benim vergilerimle oluşturulan hazinenin bu borçlara rehin edilmesine itirazdır başkaldırı. Beni fakirliğe düşürmenin hesabının sorgulanmasıdır başkaldırı. Başkaldırı her zaman sandıkta gösterilemez.

      Sil
    3. Bir elinde oy pusulasi, diger elinde mühür. Kendisinden baska kimsenin olmadigi perdenin arakasindaki 3 metrekarelik yerde sadece ve sadece dogruya oy vererek baskaldiri yapamayan bu Halktan baska ne tür bir baskaldiri bekleyebilirsiniz.

      Ülke nüfusunun yarisinin yarisini kadinlar olusturuyor. Yani hepsi birer anne. Ister üniversite mezunu ister ilkokul, hic farketmez. son 18 Ayda sadece resmi kayitlara gecmis 20 Bin hamile kiz cocugunun varligini ögrendiginde sizce secim sandiginda oy verirken nasil bir secim yapmalidir.

      16 yildir hep birlikte görüyoruz.

      Demem odur ki ülkenin tüm kaleleri ehil olmayan insanlar tarafindan isgal edilmis sadece ve sadece kendi cikarlari icin ülkeyi talan ediyor ise.. Devlet sistemini liyakatsiz yandaslarla ele gecirmis ülke kaynaklarini kendilerine ve birilerine hortumluyorsa..

      En etkin baskaldiri secim sandiginda olur. En agir sartlarda yamanini devam ettirdigi halde aklini birilerine teslim etmis alkisliyorsa yapacak hicbirsey yoktur.

      Buna kendi anladiklari ve inandiklari dilden "Bu topluluk helak oluyor" demektir. Hem de kendi kendilerine.

      Asla egitimsizlik ya da cehaletten oluyor demeyiniz. Herseyin farkindalar. Bilerek yapiyor ve seciyorlar.

      Toplumlar layik olduklari sekilde yönetilir ve yasarlar.

      Sil
    4. Yane?? O zaman oylar LDP ye mi yoksa HAYDAR BAŞ'a mı?? Ben anlamadım ne demek istediğini? Lacivert mi kahverengi mi? Ehil mehil derken? Hangi pırtı? Güleyim bari

      Sil
    5. Yane? Si!!! Ne zaman ilimle, irfanla, adaletle, liyakatla, rasyonel uygulamalarla insani şartlarda yaşamaya karar verirsen. Bunları gerçekleştirecek insanları bulup. Böyle insanlar tarafından yönetilirsin. Yaneeeeeee istediğin (ya da layık olduğun) şekilde yönetilirsin. Nazım Hikmet'in Suçun çoğu sen de be kardeşim dizesi geldi aklıma. Şiirin tamamı kim bilir kimin aklına geliyordur.

      Sil
  5. Teşekkürler hocam kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  6. Harika yazılar emeğinize sonsuz teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. Hocam konuyla ilgili değil ama sormak istiyorum: ''Türkiye'de iç tasarruf yetersizdir, onun için dış borç almaya mecburuz'' önemesi sizce doğrumudur yoksa zırvamıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yatırımları yüksek tutarsanız yani yüzde 5 büyüme hedeflerseniz bu önerme doğrudur.

      Sil
    2. Hocam söz doğruda alınan borçlar yatırıma üretime gitmiyor ki lüxe şatafata transfer harcamalarına gidiyor. Beylerin hovardalığı yüzünden vatandaş olarak biz kirizin sıkıntılarını çekiyoruz malesef.

      Sil
    3. Bütçedeki cari transferlerin oranı epey yüksek. Verimsiz alana gidiyor kaynak.

      Sil
  8. Zavallı Camus,hayatın nimetlerinden yararlanamamış,tadına varamamış,tutmuş hayat saçma ve anlamsız demiş.Şaka tabi.Bizim kuşağımızı derinden etkilemiş, o dönemde marksist leninist kalıpların dışına çıkamayan katı solcu gençliğe Sartre'la birlikte özgür düşünce perspektifi kazandırmıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Camus önemli bir filozoftur. Hepimize özgür düşünce koridorunu açanların başında gelir.

      Sil
  9. Hocam bu güzel yazı için çok teşekkürler. Ayrıca bu mecradan da size ulaşmak istiyorum Birçok arkadaşım sizi dinlemek için üniversitemizde bekliyor. Sizi tekrar Türk Alman Üniversitesi'ne İşletme ve Ekonomi Kulübü olarak davet ediyorum. Kırmayın bizi hocam ufak da olsa zamanınızı ayırın. İlginiz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ufak bir mail gönderdim hocam tekrar

      Sil
    2. Burak bey hocanın anlattıklarını konferansını youtube da yayınlarsanız bizde faydalanırız diye düşünüyorum

      Sil
  10. Hocam siz ne kadar anlatsanızda en iyi onlar bilir ama iş dediğinize gelince dış güçler yaptı denilir.
    1 müsibet 1000 nasihattan evladır denir gerçekten öyle, Mutlaka kriz olmalı yoksa sürekli tedavi ile devam etmeye çalışacaklar eskinin hala daha geçerli olduğunu zannedecekler. Eğer yeni yıl dolar 7 TL ve euro 8 TL olursa işte ozaman birşey yapmak lazım tedavi yetmiyor diyecekler ama yine geç kalmış olacaklar.

    Allah bu düşüncedeki insanlara nasihat değil müsibet verir ki ozaman kendileri yaşayarak anlarlar. çünkü bunlar düşünmezler akıl etmezler fakat Allahı anlatırken ben size düşünüp tutasınız diye öğüt verdim diyen Allah. Şimdi müsibet zamanı yoksa bizi kandırdıklarını zannetmeye devam edecekler. İnşallah yaşarlar ve görürler yaptıkları yanlışların devam edilemez olduğunu görürler, yoksa halk kendi kendini aynı düzene oy vermekle helak edecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu iktidar yaptıklarını bilerek yapıyor, yapmadıklarını da bilerek yapmıyor.Yani konu bilgisizlik değil,deneyimsizlik hiç değil..İktidar (bu veya başkası) gerçekten ülkeyi düşünse bilim adamlarına kulak verir ve yapısal reformları yapar.İktidarın yegane amacı ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak,iktidardan düşmemek..Dolar isterse 15 TL olsun,benim ve yakınlarımın parası Cayman Adasında off-shore hesaplarda ise hiç sorun olmaz.Maalesef Allah bu konumdaki insanlara musibet filan vermiyor.Sisifos zamanında çok tanrı vardı,şimdi sayıları bire düştü.Değişen bir şey yok üzgünüm.

      Sil
    2. Güzel yorum. Konselide edeceğın yığınlar oldukça yapılacak bir şey yok ne yazık ki... Ne zaman kapıların önüne torbalar çuvallar bırakılamayacak duruma düşülürse o zaman bu devran döner.
      Ama onunda çaresi suriyeli afganlı özbek kırgız uygur afrikalı göçmenlere vatandaşlık verilerek bulunur. Onlara torba servisi olmasa da olur.

      Sil
    3. Mustafa Bey,
      Bence eksiğiniz var paranız bilmem ne adasında ise kriz sizin için fırsattır. Yapılan bütün yanlış işler kamu eliyle siradan vatandaşın sırtına yüklenirken, siz görece zenginleşir, onlar sefalete sürüklenir. Ondan sonra kanun da sizsiniz, vatan da. Dün de böyle idi, yarin da. Sadece tepedekiler yer değistiriyor.

      Sil
  11. Anlayana saz anlamayana davul zurna az

    YanıtlaSil
  12. Baskaldiran insan hayir diyebilmeyi bilen insandir demis Camus.Demek ki guclu bir hayira ihtiyacimiz var diye dusunuyorum Hocam.

    YanıtlaSil
  13. hocam kısacası türkiye ekonomisinde paradigma değişimi gerekiyor. paradigmanın reel anlamda dönüşüme çevrilmesi gerekiyor. bunun da temeli başta eğitim sistemi olmak üzere hukuki ve sosyal sistemin değişmesi yoluyla paradigmayla uyumlu alt yapının kurulmasından geçiyor. 1923-1940 paradigma değişiminin 21.y.y a uyumlu halini yapmamız ve bu sefer yarım kalmayacak biçimde gerçekleştirmemiz elzemdir. yoksa yıllardır içinde debelenip durduğumuz paradoks labirentinden çıkamayacağız.

    YanıtlaSil
  14. Hükümet kendi ayağına kurşun sıkıyor şuan hem ekonomi berbat hemde kaçak işçi çok büyük problem oldu artık insanlar hükümete isyan etmeye başladı tekstil atölyelerinde çalışanları işten çıkarıyorlar sigortasız çalışacaksan asgari ücretin altında devam edersin, yoksa yabancı işçi çalıştıracam yetiştiremiyorum diyor hemde 10 yıllık işçisine.

    tekstil şuan 60 kişi çalışan atölyede en az 30 kişi kaçak çalışıyor türkmen, özbek, kırgız, afgan işçiler var hepsi kaçak bunlara zaten sigorta ödemeyen işveren hafta sonu parasıda ödemiyor bakalım ne olacak. Seçimler öncesi soğan patates depoları basacaklarına işyerine baskın yapsınlar şikayet ediyorsunuz her türlü kurtuluyorlar nasıl yapıyorlarsa. işveren şuan okadar rahat ki hükümet işyerlerini kapatmamak için birşey demez göz yumacak mecbur diyor ama insanlarda seçim zamanı gösterecek yazık kendi ülkemizde kendi insanımızı aç bırakıyoruz. kendi topraklarımızda tarım yaptırmıyorlar kendi memleketimizde çalıştırmıyorlar, bu gidiş gidiş değil millet cinnet geçiriyor kendi karısını çocuğunu kesen öldürenler haberlerde çıkıyor bu şekilde devam edilirse isyan çıkar.

    Sizin politikalarınız yüzünden bu millet cinnet geçirip isyan edecek, Halk ayaklanması olmaz diyorsunda sen kendi vatndaşını resmen kurda kuşa yem ediyorsun. işveren hükümetle dalga geçiyor bunlar birşey yapamaz diye yazık sizin büyük ülkeyiz naralarına

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir sey olmaz suriyeliler 7 yıldır bu memleketteve bu adamlar girdiği her seçimi kazanıyor Din olgusunu öyle güzel kullanıyorlar ki başkasına oy vemeyi dinden çıkmak gibi bir şey sanıyor insanlar öyle olunca her seçim garanti yani anlayacağın .Seçimlerde bir koli yağ ve makarnayı bunlar veriyor bize diyerek başka hiçbir seyi nazara almadan oy veren milyonlar var bu ülkede. Bir dahaki seçimlere de yağ ve makarna desteğiyle seçim sonuçları şimdiden belli. Bu zihniyet hiç bir zaman bedava dağıttığı paraları kesmez her daim artırmaya devam ediyor ne zaman bu paralar kesilir işte o zman kafa kumdan dışarı çıkar.

      Sil
  15. Güzel yazınız için teşekkürler

    YanıtlaSil
  16. Allah razı olsun güzel bir şekilde anlatmisiniz. Hocam yapısal reformları neden yapmıyorlar şuanda yapısal reformları kaldıramaz miyiz o yüzden mi yapamıyorlar ? Ben sizi okuyalım okuyalım yapısal reformlardan bahsediyorsunuz ama maalesef hiç yok? Yani bu reformlari yaparlarsa zararlı mı çıkacak Türkiye ?

    YanıtlaSil
  17. Değerli hocam, 2004 yılinda "Yatırım ve Teşviklerin sektörel dağılımının optimizasyonu" başlığında, olması gerektiğine inandığım bir ekonomi modelini matematiksel yöntemle YL tezi olarak hazırlamaya giriştim.( ki hala daha içimde uktedir) -Yöneylem Araştırması BD-
    Bu tez için bir çok Türkçe iktisadi kaynak(Erden ÖNEY dahil) taramama, o zamanki DPT, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı'ndan bir çok uzman ile yerinde görüşmeme rağmen konunun yakınından geçen bir çalışma dahi bulamamıştım.
    2004 İzmir İktisat Kongresindeki tüm çalışma guruplarının bildirgelerinde de durum tespiti ve tavsiye dışında malesef başka bir yaklaşıma rastlayamadım.
    Bölgesel/Ülkesel kalkınma için yetim hakkından kesilen beşeri ve iktisadi sermayenin, bu çağda bile, bilimden hesap kitaptan yoksun bir şekilde "çar-çur" edilmesi; kahvehane-cafe ismi değişir gibi, esası öncekilerin çoğundan farksız şekilde boş kalkınma planları ile göz boyanması vicdanı gerçekten çok rahatsız ediyor.
    1998-2002 arası krizlerde ve yine bugün olduğu gibi hiçbir dış kaynağa ihtiyacımız olmadığını, kendi kaynak ve dinamiklerimizle kalkınabileceğimize her zaman inandım ve hala daha inanıyorum. Ülkemizin 1924 ve 1934'deki sanayi ve kalkınma planları ile yaptığı atılımların (ve hatta engellenen ikincilerinin de) hemen hemen aynı prensibiyle hazırlanmış olanını Çin H.C. 1966'larda uygulamaya başliyor ve bugün geldiği durum malum. 1998de iflas eden Guney Kore ise başka bir örnek(Halk inandıkları güvendikleri politikalar için 40Milyar $ lık ziynetini devletine bağışlamıstı).
    Mesleğimin de yoğunluğu ile ertelediğim, kaynakların verimlilik ve katma değer üretmeye yönelik dinamik(belirli dönemler sonunda revize edilebilen) bir matematiksel model ile sektörel bazda paylaştırılması konusundaki düşüncemi hem sizinle paylaşmak hem de bu konuda, olabilir ise, birikimlerinizden ve yönlendirmelerinizden faydalanmak isterim.
    Saygılarımla.

    ozgurtrn74@gmail.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ozgurtm74

      Bu projen kurtuluş savaşı ve sonrasında uygulanan ekonomik strateji hamlelerine kalkınma odaklı halkın katılımı sağlanmış üstelik 29 kirizinde de karma ekonomi uygulamalarıyla o günün şartlarına göre sonuç alınabilmiş ise bunu başbuğumuz yüce önderin milleti bir araya toparlayıp çağdaş medeniyetler arasına girmeyi hedef ve amaçına ikna edebilmesiydi.

      Günümüz Türkiyesinde tezini, kasıtlı olarak bile istiye bir birinden ayrıştırılmış ve kamplara böldürülmüş toplumdan mevcut siyasi koşullarda bir takım krizden çıkış politikaları çerçevesinde gelirinden ödün vermesini beklemek ham hayelden öte bir şey değildir.

      Hepimiz aynı gemide değiliz ne yazık ki? Siz o ödünleri padişah kayığında yol alanlardan istemelisiniz yani tezinizde 16 yıldır nemalandırılanlar paralarını yurt dışına kaçırttıracaklarına varlıklarından infak edebilmeyi önermelisiniz.

      Sil
    2. Benim kastettiğim bu kaynaklar zaten hali hazırda toplanan ve ne yazık ki verimli kullanmayı bırakın, sizin bahsettiğiniz çerçevede hiç edilen vergiler ve devlet gelirlerinden oluşuyor. Yoksa ayrı bir fedakarlık beklemiyorum. Ve hatta verimli kullanılabilse bu kaynaklar artacak ve vergi yükü dahi azaltılabilecek düşüncesindeyim.
      Her ne kadar dünya görüşüm farklı olsa da, rahmetli Erbakan, kendi iktidarinda, tek havuzda topladığı devlet gelirlerinin ne kadar muazzam olduğunu gördüklerinde bunları %100 zam ile işçi ve memura nasıl pay ettigini de anlatır.(Erbakan röportajı bulunabilir)
      Yani düşük gelirlinin değil, doyurulamayanların fedakarlık yapması gerekiyor.. :) . Saygılar.

      Sil
  18. Bence evrensel yasalar çıkarıp yani global olup çok calismamiz gerek çocuklarımızı iyi eğitmeliyiz

    YanıtlaSil
  19. Yanlız bu sisifos olayi işte kendimi bildim bileli bunu yikmaya çalıştım bende

    YanıtlaSil
  20. Tekrardan harika bir benzetme, böyle makalelerin devamını bekliyoruz Mahfi Eğilmez hocam.

    YanıtlaSil
  21. Hocam biz İkarus'u zaten otobüs olarak biliyoruz. Sisifos da olsa olsa fasfisfos kabul edilir. Aynı şartlar altında, aynı riski iki kez alana aptal denir (ceteris paribus).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ikarus körüklülerdi galiba bide leyland vardı. Arkadaş ne saçmalıyoruz ekonomi ile kriz ile ilgili bir yorumun katkın yoksa işgal etmenin faydası ne anlamıyorum.

      Sil
    2. Ironiden de anlamiyor. ne dersen de nafile. Sonra bizim toplum neden böyle?

      Sil
  22. Süleyman kanyılmaz22 Aralık 2018 23:28

    Staj arıyoruz yok iş arıyoruz yok. Daha girer girmez kötü alışkanlık var mı yok mu? Sigara alkol varsa iş yok, ama soran yok ki kitap okuyor musun film izliyor musun? Yeni Türkiye’de iş bulmanın tek yolu malum partiye üye olmak dindar olmak vs. Korkarım bu iş böyle sürüp gidecek ve yakında bilim değil din konuşacak. Sanki dini ne kadar anlayabiliyorsak ve uygulayabiliyorsak. Tantalus’tan farkımız yok hocam. Yapısal reformlardan önce kafalarımıza reform gerekli. Kafalar değişmeden hiçbir şey değişmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafaların değişmesi için 95yıl önce yapısal reformun şahı yapıldı. Demek bizim mayamız tutmamış kafalar yine örümceklenmiş geçen o kadar yıldan sonra.

      Sil
  23. Mahfi usta,

    Şu sözü unutmayalım:

    Harâbât ehlini hor görme zâkir

    Defineye mâlik vîrâneler var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarımın batmasından falan bahsediyor herhalde...

      Sil
  24. Hocam bir sonraki atakda kur ne olur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 10 olur. Atakta çok yakın önlemini al.

      Sil
    2. Vay be çok güzel cevaplamışsın, bunu neye dayanarak söylüyosun. Düz 10 ))

      Sil
    3. Mart basinda 7

      Sil
  25. Yapısal reformların bedelini kim,nasıl ödeyecek? Hangi hükümet o bedeli ödemek ister?

    Halk öyle bir bedeli ancak büyük bir krizden çıktıktan sonra tolere edebilir o da çaresizlikten dolayıdır.

    Bir çözüm ya da yapısal reform arıyorsanız şu sorunun cevabını vermelisiniz. Türkiyede normal şartlar altında , ortalık günlük güneşlik iken ne olmalı da insanlar kısa vade yerine uzun vadeyi düşünüp, anlık çıkarların kendisine uzun vadede zarar getirdiğini düşünüp sonrasında da bu politikalara girişip önce cefasını çekip sonra sefasını sürmeli ? Asıl sorumuz budur ve çözümü ekonomik olmaktan çok sosyolojiktir psikolojiktir.




    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaş senin kafa iyice şaşırmış sen bi pisikolojik destek alsan bi sakinleşip sadece takip etsen saçmalamasan nasıl olur değerli kardeşim.

      Sil
    2. Bu nasıl bir yorum, kirli düşüncelerini burada paylaşmak yerine kendine saklasan hem kendine hem bize daha büyük iyilik etmiş olursun. Yazdıklarımı algılayacak aklın belli ki yok.

      Sil
    3. Adsız 06:15 verdiğin cevap, arkadaşımızın tezini destekler nitelikte farkında mısın?

      Küfre sarılarak, küçümseyerek, ne ispat edebilir?

      Yapman gereken seni rahatsız eden fikri ortaya koy ve o fikri çürütecek karşı argümanlarını yaz. Karşı taraf senin argümanını çürütemez, bir orta yol koyamaz ya da daha üstün bir argüman çıkaramaz ise senin fikrin geçerli olur.

      Bilim senin yaptığın gibi yapsaydı hiçbir konuda ilerleme sağlanamazdı.

      Sil
    4. Timur hakli..

      Sil
    5. Birileri krizi tahammüden çıkarsın sonrada çözümü pisikolojide sosyolojide arasın benim itirazım bunadır. Kimseyi üzmek kırmak niyetli davranmadım yazmadım feveranım ekonominin yanlış yönetilmesinin faturasını iliklerimize kadar benim senin onun vatandaşın ödüyor ödeyecek olmasıdır. Bir kesimin sosyolojik patolojiyle, pisikolojik hezeyanları olan birilerine ram olduğunu tabiki biliyoruz.Onu sosyologlar ve pisikologlar araştırır elbet ancak mevcut duruma başkaldırı itiraz bu tesbitlerle olmuyor.

      Sil
    6. Hayek : ' Ekonomi insan yapması değildir ama içinde insan vardır'
      Yine gelmiş geçmiş en büyük iktisatçılardan biri sayılan(ki kendisi istatistikçidir) Keynes eserlerini verirken insan psikolojisinden ne kadar yararlandığı aşikardır. Bknz: iStihdam faiz ve paranın genel teorisi

      Bütün bilimlerin birbiriyleriyle ilişkisi vardır, ekonomiyle sosyolojinin psikolojinin etkileşimi de vardır. Davranışsal iktisat bunun çalışma alanıdır.

      Ekonomik bir aktördür insan. Kararları, davranışları ekonomiye yön verir. Siz kriz olmasa bile , kriz var deyin insanlar bundan etkilenip harcamalarını kısarlar ve gerçekten kriz olur.

      Ben şunu dile getirmek istedim. Yapılması gereken politikalar vardır ve bellidir ve Mahfi hoca da bunu yıllarca yazar.

      Yapılması gereken politikalar için ne yaparsak neyi düzeltirsek bu politikalara gerek kalmaz ya da yapılması gereken politikalar başarıya ulaştırır ben düşünce metoduyla hareket ettim.

      Günümüzden somut örnekler vererek durumu açıklayayım. Eyt yasası var. Yani emeklilikte yaşa takılanlar. Sayıları da hayli fazla. Şimdi bu kadar insan seversiniz sevmezsiniz hükümeti her seçimde bir nevi tehdit eder oylarıyla. Belki evet etmelidir de diyebilirsiniz.

      Lakin bir de madalyonun diğer yüzü var. Diyelim ki eyt kabul edildi. Eytliler mutlu oldu gayet güzel. Ya sonra? Sgknın açığı katlandı. Bütçeden aktarım arttı. Bütçe açığı arttı. Vergiler arttı. Ne değişti? Birilerinin anlık çıkarı tüm topluma mal oldu yetti mi? Hayır o emekli olanların çocuklarının ileride emeklilik yaşı da arttı. Peki bu emekli bunu idrak etti mi? Hayır etmedi.
      Şimdi siz bu emekliye bunu idrak ettiremiyorsanız yapısal reform falan yapamazsınız. Çünkü yazdığınız reçete acı olacak. İlk önce o emeklinin bilinç düzeyini arttırmalısınız ki bunu yaptığınızda zaten çoğu şeye gerek kalmayacak.

      Eyt basit bir örnek. Örneğin af örneğin taşeron meselesi, örneğin eğitim sağlık sistemi vergiler.

      Ülke insanımızın ben kendimi kurtardım gerisinden banane diye düşünmesinin önüne geçmeliyiz.
      Kısa vadede evet sen kendini kurtardın doğru ya uzun vadede ? Uzun vadede hem kendine hem topluma zarar verdin. İşte mesele bu bilinci aşılayabilmek.


      Sil
    7. Tamamda yöntem bu olmamalı. Herkes fikrini burada ortaya koyuyor. Elbette bunun sonucunda eleştirecek, eleştirileceğiz ki ilerleme olabilsin.

      Birde ilk okumamızda bazı ayrıntıları kaçırabiliyoruz o da yanlış anlamamıza yol açabiliyor. Şimdi daha sakince karşı tarafı anlamaya çalışarak okuduğunuzda farklı bir anlam çıkaracağınıza eminim.

      Arkadaşımız burada psikolojimizi düzeltirsek, sosyolojik bir yaklaşımla faiz düşer, enflasyon düşer, istihdam artar demiyor. Dediği şu dönemlerde veya iyi olduğumuzu sandığımız günlerde acı reçete içeren yapısal reformların neden yapılamamasıdır.

      Sil
    8. Adsız 21:22 teşekkürler arkadaşım anlayışın için.

      Sil
    9. Arkadaşlar değerli ve güzel yorumlarla konuya açıklık getirmenizden dolayı teşekkür ederim.

      Belki bugune kadar bir çok kez yaşadığımız, yöneticilerimizin basiretsizliği nedeniyle yaratılan krizlerin verdiği bıkkınlık çaresizlik ve güven kaybı hisiyatı ile artık o kayayı tekrar tepenin üstüne çıkaracak şevk ve isteğe sahip değilizdir.

      Anlayışınız ve yanıtlarınız başım gözüm üstüne canlar...

      Sil
  26. Hocam tarım da üreten biri olarak hislerimize tercüman olduğunuz için teşekkür ediyorum.gerek hayvancilik olsun gerek diğer ürünler olsun tarim sektöründe bir diyanet kadar bütçemiz yok 32 hayvanim var her yıl ,7'8 adet kurbanlık yetiştiriyor uz ama maalesef bir imamın kazandığını kazanamıyor um,50.60bin lira gibi bir ciro yapıyoruz bunun en az 25 bin lirası masraf dışardan da hayvan almıyoruz kendi ineklerimizin. Yavru lari uretim yapıyoruz.avrupali çiftçi 80 Euro dekara destek alırken buz buz sadece 19 lira destek aliyoruz ondan sonrada tukiye et pahalı diyoruz;175 dekar arazi ekleme rağmen. Ancak yıllık net kazancın 25 bin lira devlet bizi bir imam kadar değer vermiyordu yapacak bir şey yok,gelecekte açlıkla mucadele etmeye mahkumuz

    YanıtlaSil
  27. Devlet teşvikleri tarım da arttırmayı yoksa kimse bu işleri yapmayacak yapacaksanız insan bulayamacak gelecek karanlık boyle giderse ithal ikamesi okuzle eflasyon dusmez bu anlamayan sayın büyüklerimiz taşi her defasında cifçinin kafası nasıl düşürüyor, sonuç o kadar ithal et sonuc gene aynı yaprak kimildamiyor şu an hayvan cilikta

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Numan aldıkları şarbonlu etleri ucuz marketlere satamadıklarından irana itelemeye çalışıyorlar.

      Sil
    2. Almayın ucuz et al almayın derim
      Ucuz etin yahnisi nasıl olur,

      Sil
    3. Londra da biftek 45euro

      Sil
    4. Deztek dekara 80euro

      Sil
    5. Herkese et yedirecekleermis bunu komonist bir ulke lideri söylemez ABD de bile herkes et yiyemiyor biz ABD den daha gelişmiş bir ülke miyiz

      Sil
    6. 20 yıl truzim sektör ünde calistim baba toplari bos kalmasın ekelim hayvancılik yapalım dedik 8 yıldan beri alçak surunme her yıl kazandığımız bankaya borc olarak ödüyoruz en azından borçlarımizi vade yapsınlar ödeyemez duruma geldik 80 binlira borcum var yatır yeniden çek dosya masrafi sigorta güya düşük faiz her yıl borcu ertelemek için 4000 binlira ödüyoruz en azından 5 yıl vadeyapsinlar batiyoruz Mahfi bey

      Sil
    7. Numan sallama, Londra'da Euro kullanilmaz. Bonfile'nin kilosu da 32 Sterlin.

      Sil
  28. Hocam, Twitter'da yorum yazmıştım tekrar aynısını söylüyorum. Mitolojilerden,yaşanmış olaylardan veya öykülerden bahsedip, sonucu ekonomiye bağlandığınızda hepimiz çok rahat ve unutmayacağımız şekilde anlıyoruz. Zihnimize kazınıyor adeta. Çok teşekkürler.. Saygılar..

    YanıtlaSil
  29. Elinize sağlık Mahfi bey, çok güzel bir yazı olmuş. Mitolojiden girip dan diye kafaya vurmuşsunuz. Herşeyden önce bu devlet israfı kesse bu borçta ödenir. Devlet işlerinde aksamadan çevrilir. İtalya ve Yunanistan'ın borç oranı bizden yüksek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Girau darmaz temerrüte düşeceğiz böyle giderse o borç zor ödenir sanırım bu şatafatla! Hala inşaat hala mega projeler! Torunumun torunu dahi ödemeye devam eder o projeleri. Yap işlet devretme, geçiş-kullanım sayısı garantili, hazine garantili dolara bazlı fiyatlama sistemi ile devletin 3 birime yapacağı işi yandaşa 15 birime yaptır. Bunun adı hazine gelirini birilerine transfer etmek değilde nedir acaba? Göz göre göre bu soygun yapılıyorsa o borçlar yeni gelecek projelerle halkın sırtından hiç kalkmaz.

      Sil
    2. Giray, hala olayi anlamamissiniz. Malum kisi multi milyar dolarlari istifledi, torunlari icin de yuksek geliri garantiledi (onumuzdeki 25 yillik mega projelere yapilacak odemelerden alinacak komisyonlar sayesinde). Bunlari senin cocuklarin ve trunlarin odeyecek, o komisyonlar da malum kisinin torunlarina gidecek. Bu girdaptan cikisin tek yolu var: Nikolay Cavuseku.

      Sil
  30. Teşekkürler kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  31. Yuzde doksan dokuzumuzun hayati aynı kısır döngü, sabah kalk işe git, eve gel, yemek tv yatak... Kazandığın parayla da (az veya çok) seni kosullandirdiklari şeyleri tüket. Özgür insan diye bir şey yok aslında. IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar da hep güçlünun çıkarını koruyup zayiflari daha da zayiflatacak öneriler verirler. Zayif olduğun icin bile bile uygularsin. Bu da başka bir döngü. Zayıf, az gelişmiş oldugundan az gelişmişlikten kurtulamazsin. Yapısal reform yapabilecek, tarım reformu yapabilecek iraden zaten yok ki. Ben karamsarim hocam kusura bakmayın. Teşekkürler bu arada yeni tarziniz daha da surukleyici oldu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Imf nindünya bankasının suçu ne üstelik sana kaynak sağlayıp işine devam etmeni sağlayacak. Asıl soru yıllardır vergileeimizi nereye harcamışlar da biz bu sefalete düşmüşüz. Kim dışardan borç almışta kaç tane fabrika yapmış. Kimler zenginlwşmiş kimler fakirleşmiş ve bu krizi kim çıkartmış faturasını kimler ödeyecek.

      Sil
  32. hocam öncelikle iyi bir pazar günü diliyorum. hocam, abd ekonomisi güçlü büyüme momentumunu yakaladı buna karşın ab euro bölgesinde yavaşlama emareleri görünmeye başladı. keza dünya ekonomisinin büyüme motoru haline gelmiş olan çin ekonomisinde de yavaşlama belirginleşmeye başladı. kısacası küresel ekonomide bir yavaşlama başlangıcı var. hocam abd ekonomisi giderek gelişmiş ekonomilerden pozitif ayrışmaya başladı. keza neredeyse tüm gelişmekte olan ekonomilerden de !. 2019 yılı ve sonrası için fed faiz kararı alırken daha abd ekonomisi odaklı karar vermek zorunda kalabilir mi?. çünkü; küresel ekonomiye bakıp da faiz artırımlarını ertelese abd ekonomisi aşırı ısınır ve daha sert ve sık faiz artırımları yapmak zorunda kalabilir. zira tüketim potansiyeli çok yüksek bir iktisadi yapısallığı var abd ekonomisinin. eğer abd odaklı faiz kararı alırsa bu defa da küresel ekonomide yavaşlama riski iyice büyüyebilir. yani kısacası fed, yakında dünyaya ne yaparsanız yapın başınızın çaresine bakın çünkü ben abd de faizleri artırmak zorundayım diyebilir. bu konuda bir fikriniz var mı hocam?. iyi günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiyw olarak ev ödevlerimizi yapmayıp evi derleyip toparlaamayıp kıt kaynakları boş şwylere zararlı alışkanlıklara harcayıp borç ala ala elalemin parasıyla asalaklar gibi yaşamasaydık şimdi fed ne yapacak fed faiz arttıracak mı diye elin amerikalısının ağzına bakmazdık. Hiç heveslenmeyin fed amb ne yaparsa yapsın dışardan bizi besleyecek kaynak gelmez biz üretmeden tembel hayvan misali hayatı sürdüremeyiz. Sadaka gibi dağıtılan el parası ile mutlu mesut milli iradeciler sikkat iki dönüm bostan yan gel yat osman devri bitti game over.

      Sil
    2. adsız 15:47 ben türkiye özeli için sormadım ki sayın hocamıza!. ben dünya ekonomisi için genel olarak düşüncesini sordum hocamıza. türkiyeyi gayet iyi biliyorum. türkiye 2001 krizinde sadece bankacılık sistemini reforme etti. reel tarafı ki en önemli taraftır; dokunmadı bile. çünkü reformu yapan monetarist bir iktisatçı olan derviş idi. sadece parasalcı yaklaşımlara dayalı reform yapmak sorunları çözemez. kaydi para yoluyla ekonomiye kan akışı sağlayan bankacılık sisteminin tekrar çalışır hale getirerek sorunun çözüldüğü büyüsüne kapıldılar. oysa önemli olan kan dolaşımını sağlayan damarlar ve bağlı bulunduğu kalp organıydı. oralara dokunulmadı ve daha kötü bir kriz yapısıyla karşı karşıyayız. her neyse ben hocama fed in 2019 ve sonrası olası hamlelerinin neler olabileceğini soruyorum o kadar.

      Sil
  33. Sevgili üstat,
    Twitter’da katıldığınız bir sempozyumdaki sunumunuzda 2019 $ yol sonu kurunu 7:30 diye tahmin ettiğinizi gördüm.
    Doğru mudur? Bilginizi rica ediyorum.

    İyi pazarlar diliyorum.
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O eski bir tahmin Cafer bey. Ekonominin bu kadar küçülmeye gittiği bir dönemde kur da muhtemelen 6'nın biraz üzerinde olur.

      Sil
    2. Atilla Yesilada Mart 2019'da 7 diyo...

      Sil
  34. Tanrı, yarı tanrı vs. olmadığımıza göre yorgunluk açlık veya susuzluktan ölünce bakacağız artık cennet'in ırmaklarını kurutmanın bir yolunun olup olmadığına.

    YanıtlaSil
  35. Hocam, başka bir yazıda sizin de bahsettiğiniz gibi "yapısal reform" denerek ne kastedildiği farklı kişiler tarafından farklı yorumlanıyor. Ben başkanlık sistemine geçmeden önceki bir televizyon programında Efgan Ala'nın yapısal reformlar yaptıklarını anlattığını, başkanlık sistemine geçişin de önemli bir reform olduğunu anlattığını hatırlıyorum. Karşısındaki sunucu da "Evet şimdiye kadar reformlar yapıldı ama herhalde başkanlık sistemine geçilmeden Türkiye bu 10 bin 15 bin dolar orta gelir tuzağından çıkamayacak" diye konuyu sonlandırmıştı. Birilerinin bu işleri bu kadar basitçe kestirip atmasına çok şaşırmıştım.
    Bense ülkedeki insanların farklı kimliklere bölünüp adeta bir mezhep savaşı gibi mücadeleye girdiğini görüyorum. Savaştıkları şey bir ideoloji veya yönetim biçimi değil sadece kendilerini ait gördükleri grup. Kendini "ülkenin esas sahibi" olarak gören gruplar savaşıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Ben de ondan şikayetçiyim. Hiçbir konuda ortak bir noktada buluşamayan hatta birbirine yaklaşamayan insanların ülkesi oldu Türkiye.

      Sil
  36. Hiç birşey yapamıyorsak dağın tepe noktasını aşağı indirip küçük hedeflerle ağır ağır sonuca ulaşmalıyız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taş ocakları dinamitle öyle yapıyorlar. :)

      Sil
  37. "Sonuçta biz ihraç edeceğimiz mercimek ve nohutu ithal eder duruma geldik, kendi çiftçimize TL ile vermediğimiz desteği Kanada’ya dövizle verir olduk" Bu kadar basit bir gerçeği ülkeyi yönetenlerin görmemesi ne kadar acı!Tarım bakanı olan şahıs ne diyor "paramız varmış da ondan ithal ediyormuşuz" o parayı çiftçimize versen olmaz mı?Hem işsizlik önlenir hem varolan ve her an bitecek olan paramız içerde kalır, cari açık artmaz...

    YanıtlaSil
  38. Mahfi bey tüketicinin, bazı ürünlere ve fiyat politikalarına karşı tüketmeyerek tepki vermesi ile tüketici lehine sunuç alınabilir mi? Tabii tüketicinin örgütlü olması sosyal medyayı iletişim kanallarını bu örgütsel yapının etkili kullanması ile kamu ve özel kesimin zam güncellemelerini geriletebilir miyiz? Dünyada örnekleri varmıdır? Tüketicinin gücü tüketmemesinden gelir anlayışındayım. Son dönemde halkımızda böyle bir eğilimi gözlemliyorum ancak fiyatlarda gerileme olmadı henüz.

    Katkılarınız için teşekkürler mahfi hocam.

    YanıtlaSil
  39. hocam Anadolu üniversitesindeki ekonomiye bakış sunumunuzu izliyorum. hocam 200-2004 aralığında hiç Anadolu üniversitesine gelmiş miydiniz?. ben o yıllar arasında işletme fakültesinde öğrenciydim hocam. eğer geldiyseniz çok şey öğrenebileceğim bir konferansı veya sunumu kaçırdım demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anadolu Üniversitesine 2 kez geldim. Ama dediğiniz yıllarda gelmedim.

      Sil
  40. Mahfi bey, rockefeller ın meşhur tek para tek bayrak tek devlet tek ulus ütopyası aklıma Babil imparatorluğunu getirdi. acaba küresel efendiler yeni 'Babil devleti' mi kurmak istiyor. bir de hocam, bunların ezoterik örgütlerin üyeleri olduğu tahmin ediliyor tabi bilmiyorum hocam ezoterizm araştırmanız var mı?. pagan inançları nedeniyle de yeni bir din anlayışını dünyaya kabul ettirmek istiyorlar da olabilirler. bilginiz var mı bu konuda hocam?. iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni Dünya Düzeni dedikleri proje devletler ortadan kalkacak tek merkezden yönetim herkes sözde eşit bir kişi dünyayı yönetecek ayrıca yeni din anlayışlarıda yok tamamen dinsizlik üzerine kurlu bu düzen.

      Yeni para bitcoin gibi ortak sanal bir para herkesin harcaması kontrol edilebilecek vergi kaçağı olmayacak herşey internetten yapılacak.
      Tek bayrak dediğiniz tüm dünya insanları onların liderliğinde toplanacak.
      Tek devlet denilen zaten tek merkezden yönetim devletleri ortadan kaldırmak.
      Tek ulus dediğiniz aslında ulus devlet yada uluslar olmayacak en büyük karşı çıkışları bu herkes aynı tip tek tip robot gibi görürler ve ulus devletleri kaldırmak istemelerinin sebepleri bunlar parçalanmış küçük devletler sonra hepsi iptal uluslar yok sınırlar yok kısaca şuan trump kavgası olan bu aile ulus devlet sınır güvenliği kapitalizmin bu para baronlarında olmasından dolayı kavgası bu ailelerle ve bu rockefeller ve rochild gibi ailelere karşı mücadelesi ama bu aileler parayı yeni süper güç olması için ÇİN HALK Cumhuriyetine taşımak istiyor. kavga büyük yani.

      Trump herkesle kavga etmesinin sebebi aslında bu yapılarla ciddi kavgaları var ve istedikleri olmadığında herkesin görevine son veriyor ABD en son 2016 de 19 trilyon dolar borcu vardı

      Sil
  41. ‘’devletin zirvesindeki kavga ekonomiye ağır darbe indirdi Sezer ile Ecevit’in kavgası duyulur duyulmaz yurt dışına 5.1 milyar dolar döviz çıktı, gecelik faizler yüzde 760 a fırladı.’’

    Hocam merhabalar konuya alakalı değil ama öncelikle cahilliğimi mazur görün okuyup da anlayamadığım bir kavramdır faiz. Bu metni sadece örnek olması açısından yazıyorum 2001 krizi ile alakalı.

    Sorum şu; burada faizin %760 olması ne anlama geliyor faiz yüksekse eğer neden döviz çıkıyor ülkeden ve faiz nasıl bu kadar fazla artabiliyor? Faiz’in bu seviye olması faiz geliri elde edecek insanlar için iyi mi kötü mü? Faiz neye göre böyle artabiliyor? Bu sorularıma kısaca cevap verebilirseniz inanın çok mutlu olurum hocam. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son 16 yılda sadece türk telekomdan 4,5 milyar dolar yüklediler sırtımıza. 95 yıllık ülkenin nesi var nesi yok sattılar. Üstüne 465 milyar dolar borç yaptılar. Geçemediğin otoyolun, tünelin, köprünün sağlık hizmeti alamadığın hastahanenin, uçmadigin havaalanının parasını ödüyorsun..25 yıl ödeyeceksin. Şeker fabrikan yok. Tarim bitmiş.. ot ve et ithal ediyorsun. 5 milyon suriyeli ülkeye girmiş sen besliyor ve bakıyorsun.

      Birebir yasadigin o kadar olay ve soru var ki.. bunları pas geçip 20 yıl önceki olayı öğrenmek istiyorsun.

      Öğrendiğinde kendini iyi hissedecekmisin.

      Sil
    2. 21:57 Yanlış anladınız sanırım merak ettiğim 20 yıl önceki mesele değil bunu örnek teşkil etmesi açısından yazdım asıl merak ettiğim buradaki bahsedilen faiz ve onun fonksiyonu ne anlama geldiği bunlar.

      Sil
    3. Haklısın gh.. Ben yine de yazdim. Anlamayanlar hala çok sayıda..

      Sil
    4. çok teşekkür ederim.

      Sil
    5. gh bahsettiğin faiz bankalararası piyasadaki gecelik faiz. Kısa vadeli olarak para ihtiyacı olan bankalar ile para fazlası olan bankalar bu piyasada borç alıp veriyor. Bankalar açık pozisyondaydı. Yani döviz cinsinden borçları döviz cinsi alacaklarından fazlaydı. Hazine bonosu ve tahvillerine yüksek miktarda yatırım yapmışlardı. Anayasa kitapçığı fırlatma olayı da sabit kur siteminin çöküşü için son darbe oldu. Bankalar döviz almak için gerekli olan TL'yi bulabilmek için bankalararası piyasada fahiş miktarlara çıkan faizlerle borçlanmaya çalıştı.Bankaların amacı bir şekilde TL bulup kur patlamadan döviz almaktı.

      Sil
    6. çok teşekkür ederim Ali bey

      Sil
  42. Güzel yazılarınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  43. Sayın hocam, güzel yazınız ve müthiş benzetme için teşekkürler. Ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  44. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  45. Hocam merhaba, TL dolar karşısında değer kaybediyor ya, Norvec kronu isveç kronu da 2019 da dolar karşısında değer kaybeder mi yoksa değer kazanır mı?

    YanıtlaSil
  46. 1- Biz bir kendimizi akıllı zannediyoruz. Başkaları değil. (Bakınız tarım politikası)
    2- Kurnazlığı akıllılık zannediyoruz. Ama reel sorunlar olduğu gibi duruyor. ( Bakınız yıllardır dövizi düşük tutmak, sürekli şapkadan tavşan çıkartmaya çalışmak)
    3-Bu nedenlerle sürekli kriz çıkıyor, zavallı halk adaletsizce faturaya ortak oluyor. Oysa tek amacı aydan aya ailesini geçindirmekti.

    Etkin piyasa işleyişi, hukuk devleti, adil uygulamaları nedeniyle, Avrupa ve ABD’nin bizden daha çok Kuran’a göre yaşadığını düşünüyorum.

    Hukuk devleti değiliz. Sadece lafta. Başkalarını görüp karşılaştırmadan sadece kendi kendimize sosyal, hukuk devletiyiz deyip duruyoruz.

    YanıtlaSil
  47. Sevgili hocam yazılarınız artık bize bağımlılık yaptı. Verdiğiniz teşbihler mitolojiden ve tarihten örneklemlerle yaşadığımız duruma manzara koymanız inanılmaz tuttu kült olacak yakında yazılarınız.

    Tantalus çalıp çırptıklarını halkına tattırırken panteonun cezasını kendi çekti.
    Günümüz Türkiyesinde doğrudan destek alan çiftçide, ejder smoothie içenler ve içtirende halinden hiç müzdarip değil işittiğimiz kadarıyla. Sanırım tantalusun gazabını işe gidip gelen biz bordro mahkumları cekeçek. Tabii bu kriz ortamında gidebilecek işimiz kalırsa.

    Hocam bizi uzun bir L mi bekliyor acaba?

    Eğer öyleyse şu an obezce harcadığımız birikimlerimizi maaşlarımızı tüketmek yerine zula yapmalıyız evin altına.

    Teşekkürler,

    YanıtlaSil
  48. Hocam her zaman yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyor ve hepsinden çok şeyler öğreniyorum.
    Fakat bu yazıda ileri sürdüğünüz bir savla ilgili aklımda kuşkular var. O da Kanadanın kendi çiftçilerine destek verip mercimek ürettirerek akıllıca davrandığı ve bizim de aynı şeyi yapmamız gerektiği. Kanada'nın kendi soğuk ikliminde mercimek üretmenin ne kadar verimli bir çiftçilik olduğu meselesi bir yana, bildiğiniz üzere Kanada gelişmiş bir ülke yani az olan nüfüsüyla katma değeri yüksek sınai ve bilişim malları üreterek ve bunları tüm dünyaya satarak bir artı değer yaratma imkanına sahip. sonra da bu artı değeri nasıl kullanacağı yönünde bir takım tercihler yapma hakkına sahip. Anlaşılan bu artı değerin bir kısmıyla da mercimek üreticisini destekleme kararı vermişler.
    Biz ise yaklaşık 90 yıldır gelişmekte olan ( ayıp olmasın diye gelişmemiş ülke demiyoruz biliyorsunuz) ve anlaşılan önümüzdeki bir 90 yıl daha bu kategoriden çıkamayacak olan bir ülkeyiz. Değil artı değer üretmek sürekli borç almak zorunda olan bir ülkeyiz. Şimdi bu kıt kaynaklarımızla acaba tarım sektörünü desteklememiz doğru mudur? Onun yerine kendi ülkesinin kaynaklarıyla kendi çiftçisini destekleyerek ucuza ürettirdiği mercimeği bize belki maliyetini de altında satan bir ülkeden bu mercimeği almak daha rasyonel değil mi? Biliyorum burada pek çok dışsallıklar söz konusu ve bunları da dikkate almak lazım. Ama kendi olmayan kıt kaynaklarımızı baştan tarımı hedefleyerek değil tüm sektörleri ( eğitim, sağlık, yüksek katma değerli sanayi ve ARGE gibi) dikkate alarak tahsis etmemiz gerekmez mi?

    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buradaki soru şu: Kendi çiftçimizi köyünde tutacak TL desteğiyle bu üretimi ona yaptırmamız mı doğru yoksa onun da kentlere göçmesine yol açacak biçimde bu desteği kaldırıp dövizle borçlanıp yurt dışından ithal etmemiz mi doğru olur?

      Sil
    2. Hocam bence ithal etmemiz daha doğru çünkü bundaki tek endişe köylünün kentlere göç etmesiyse, köylü öyle veya böyle yine kentlere göç eder. Hatta köylüye destek vermek bana göre göçe de destek vermek anlamına geleceği için göç azalmaz çoğalır. Sebebi ise bizim köylümüzün yalnız kendisi değil kültürü de cahil olduğundan çocuk yapmayı marifet sanmasıdır. Bundan dolayı eline para geçtikçe o fazladan paraya güvenerek normalde doğuracağından daha fazla doğuracağına şüphe yoktur. Köydeki iş hacmi de çocuk sayısına göre artmayacağına göre o fazlalığın da kentlere göç etmemesine imkan yok. Halbuki köylünün kültürel cehaletinden dolayı verimliliğin çok düşük olduğu tarım sektörü yerine daha verimli ve gelecek vaad eden sektörler desteklense ilk etapta kentlere aşırı göç olur daha sonra ise doğurganlığın kaynağı olan köylünün nüfusu azalacağı için, göç eskisinden kat kat az olur.

      Sil
    3. İthal ürünlerin daha ucuz olmasından dolayı tarımsal üretimden çıkmanın sonuçlarını bu gün her Venezuela'lı kilo kaybı ile yaşamaktadır.Konuyu bir inceleyin ve karar verin derim.

      Sil
    4. Acaba tarımsal üretimin tek yolu köylüyü köyde tutmak mıdır? yani küçük ölçekli ve her köylünün kendi ihtiyacını ve biraz fazlasını ürettiği bir tarımsal yapılanma. Bunun çok verimsiz bir üretim tarzı olduğu herkesçe malum.
      Yoksa tarımsal üretimi arttırmanın yolu büyük ölçekli ve mekanize bir tarımsal organizasyon mudur? Bu ise köylüyü çok fazla yerinde tutacak bir tarım tarzı değildir. Zira bu tarımsal organizasyonda 1 çalışan 10 köylüden daha fazla üretim yapar. Yani köylü yine işsiz kalır ve kente göçer.

      Sil
  49. Yurt dışından gelen tarım ürünleri gemiler vasıtası ile taşınıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başarılı bir tespit..tebrikler

      Aslında deve kervanları ile taşınması gerekiyordu.. gayret

      Sil
    2. Deve kervanlarınız var galiba.

      Sil
    3. Evet..Tasiyacak binlerce deveden olusan.

      Sil
  50. Bizi günümüzden alıp tarihte bir seyahat ettirerek kendimize uzaydan bakmamızı sağlamanız çok güzel ama manzara biraz sıkıntılı.

    YanıtlaSil
  51. Mahfi bey beni lütfen yanlış anlamayın.

    Biliyorsunuz, Metin Akpınar ve Müjdat Gezen de soruşturma için adliyeye götürüldü.. Bu günleri de gördük!!!

    Siz birkaç gündür, Yunan mitolojisinden hikayeleri metafor olarak kullanarak Türkiye'nin yapMAması ve yapması gerekenler konusunda tavsiyeler veriyorsunuz.

    Şimdi, özellikle "'Yunan mitolojisi'ni yazılarınızda kullanarak, birilerine, biryerlere sinyal mi gönderiyorsunuz?!" bahanesi ile sizin de üzerinize yürürlerse diye işkilleniyorum!!!

    Biliyorsunuz, bahane bulmakta, eğer yoksa bahane uydurmakta çok maharetliler!!!

    Cevabınız nedir Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi bey

      Size bir fotoğraf gönderiyorum:

      (Virüslü değil)

      https://pbs.twimg.com/media/DvIx6GgWsAA-Tmi.jpg:large

      Yorumunuz nedir?

      Sil
    2. Ben basit şeyler yazarım, kimseye ayrı ayrı sinyal yollamam, herekse sinyal yollarım. Yanlış gördüğümün doğrusunu yazarım. Hepsi budur.

      Sil
    3. Anlaşılan o ki şu "post-truth" meselesini konuşmaya daha çoooook devam edeceğiz Mahfi bey!!!!!!

      İsterseniz, twitter hesabınızın girişine bir ataçlanmış tweet hazırlayın, "post-truth" yazınızı da oraya ataçlayın. Her gün sizin twitlerinizi okumaya gelenler, özellikle o yazınızı okuyarak nasıl günlerden geçmekte olduğumuzu anlarlar.

      Ne dersiniz? Ataçlamayı düşünür müsünüz?

      Sil
  52. İşkur a müracaat eden işçilere sanayi bakanlığı maaş ve prim teşvikli belirli bir süreliğine iş bulunuyor ancak işverenler sanayi bakanlığının teşviki bittikten sonra bu işçileri deneme süresini geçemediniz bahanesiyle işlerinden çıkartıp yenilerini alıyorlar ve bu süreç sürekli bir hal almaya başladı..Olan hem işçilere hem de devletimiz bütçesine oluyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu iktidarı seçen işçisi, emeklisi, sen, ben, o. Demek ki bunu hakediyoruz.

      Sil
    2. Demokrasi'nin fikir ozgurlugunun olmadigi yerde 'biz seciyoruz' diyerek insanlari saf yerine koyuyorsunuz. Insanlara alternatifler ulastirilmiyor, yanlislar dile getirilemiyor, dogrulari soyleyenler itibarsizlastiriliyorsa o zaman insanlarin secim yapmasini nasil beklersiniz. Merak etmeyin herkesin deger yargisi, hayattan beklentisi az cok ayni ancak bilgi edinme yollari farkli.

      'Karsi censh cahil biz super zekaliyiz' diye dusunmek sizi daha mutlu hissettirebilir ancak sebep bu degil. Emin olun iki tarafin da cehaleti birbiri ile yarisir.

      Sil
    3. 12 Eylül'ün Türkiye'ye yaptığı en büyük kötülüklerden birisi siyasal partiler yasasıdır. Bu yeni siyasi parti düzeninde parti başkanına sonsuz yetki verilmiştir. Milletvekili listelerini o hazırlar seçimlerde de halk milletvekili seçiyorum diye oy verdiğini zanneder. Oysa aslında parti liderinin seçtiği listeyi onaylamaktadır. Yani seçimi o değil parti lideri yapar.
      Bunu en iyi bilen seçilmiş milletvekilinin sadakati ve sorumluluğu da halka karşı değil kendini listeye koyan ( seçen) parti başkanına karşıdır. Yani bugünkü tek adam rejiminin kökleri siyasi partiler kanununda saklıdır.

      Sil
  53. Hocam bu eski efsaneleri birarada bulabileceğimiz bir kitap var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok var.
      Birisi bu:
      https://www.dr.com.tr/Kitap/Adan-Zye-Dunya-Mitolojisi/Din-Mitoloji/Mitoloji-Efsane/urunno=0001693088001?gclid=Cj0KCQiApILhBRD1ARIsAOXWTzud8Ib6KXD6R4juEFa7FLX5CJHJu_RBClYr5HKI6avFWt8Tti_7KXgaAhhNEALw_wcB

      Sil
    2. Tesekkurler...

      Sil
  54. "Kendime Yazılar" kitabınız, otobiyografi mi?

    (Bu arada, kitabı hiçbiryerde bulamıyorum. Bilginize...)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır o kitap benim günlük yazılarımı kapsayan bir deneme-felsefe kitabı. Otobiyografim daha çok Light Günlük'de yer alıyor.
      Kitaplarım yeniden basılıyor. Bugün yarın hepsi bulunur olacak.

      Sil
  55. Merhaba bir maliye öğrencisi olarak biraz konunun ve alanınızın dışına çıkarak araştırıp kavrayamadığım bir soru sormak istiyorum. Neden adli harç alınır? Adli harç bir tam kamusal mal değil midir?

    YanıtlaSil
  56. Mahfi bey korkarım yakında Deli Dumrulun hikayesini yazacaksınız ekonomik durum ona doğru gidiyor😎😎😎

    YanıtlaSil
  57. Mahfi bey satınalma gücü paritesi üzerine bir değerlendirme yapmanız mümkün olur mu?
    Aydınlatıcı olduğunuz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  58. Sayın hocam ,

    Yapısal reformlar ve ekonomik aktörlerin oy maksimizasyonu nedeniyle elde etmek istediği menfaatler elde edilmesi beklenen sonuçlar bakımından birbirleriyle çelişmektedir.

    Bu durumda çözüm ne olmalı partilerüstü reform mu ?

    YanıtlaSil
  59. Bence ekonomiyle geldiler, öyle gidecekler. Bunu sağlamak için dediğinin tersini yapmalı. Yani parayı tl'de değil dövize çevirmeli, yurda getirme değil tersini yapmalı. Yastık altı yapmayın dediyse tersini yapmalı anca öyle gider.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İttihatçılarda Abdülhamit'e aynı şeyi yaptı. Sonuç Abdülhamit'in naaşı kaldırılırken en çok ağlayan Tal'at Paşa idi. "Senin kıymetini bilemedik." diye hüngür hüngür ağladığı merasim kayıtlarında yazılı.

      Sil
    2. Gitmez merak etme IMF ile anlaşılmış seçim sonrası para geliyor para

      Sil
    3. Adsiz 11:22, kamera kaydini gorsem inanmam ne merasim kayidindan bahsediyorsunuz. Talat'in hungur hungur aglayacak bir vicdani olsa Abdulhamitin cenazaesine gelene kadar evinden yurdundan sokup atilan coluga cocuga aglardi. Tarihimizin utanc abideleri.

      Sil
    4. adsız 11:22 ABDÜLHAMİT han ile r.t.erdoğanı aynı kefeye koymak rahmetli Abdülhamide saygısızlık olur. Abdülhamid han, kendisini öldürmeye çalışan Edward jorrisi affedip yurtdışında devlet-i aliyye adına hafiyelik yaptırabilecek kadar yüce gönüllü idi. böyle bazı kandırılarak hain durumuna düşürülenleri devlete kazandırmayı tercih etmiştir. istihbaratta İngilizleri bile defalarca şaşırtmış hatta porsmouth takımının kurulmasını gizlice finanse ederek futbolcularının arasına hafiyeler yerleştirecek kadar zeki bir lidermiş. evet Osmanlı devletinin yıkımını durduramadı ancak yeni türk devletinin kurulabilmesi için ciddi zaman kazandırmış ve istihbarat alanında ciddi yapılanmalar sağlamıştır. kadim türk teşkilatına mensup idi Abdülhamit han. Abdülhamit deyip Osmanlıdan dem vuranlar onların da kemiklerini sızlatacak amellere imza atıyorlar bugün. M.K.ATATÜRK DE ABDÜLHAMİT HAN da bizim değerlerimizdir.

      Sil
    5. Ben de aynı fikirdeyim. kendimden örnek vereyim eskiden yerli ürün ile muadili yabancı ürün arasında karar verirken fiyatı %10-15 pahalı olsa bile yerli ürünü tercih ederdim. Bugün ise tam tersi.

      Sil
    6. Bu kadar cehalet ancak okumakla olur. Eski yazı bilmezsiniz, Lisan-i Osmaniyye yani Osmanlı Türkçesi bilmezsin, Arapçadan, Farisi lisandan bihabersiniz; ama üçüncü sınıf tarihçi zevatın uydurmalarına ayet-i kerime gibi inanırsınız. Tal'at Paşa hüngür hüngür ağlamıştır. O Tal'at ki Abdülhamit'e "Halk seni hâl etti." diyen, 31 Mart vakıa-i şeriyesinin baş müsebbiblerinden biridir. Abdülhamite ihanet eden bu zat bile onun dehasını, devlet-i ali osman elden gidince anlamış, ama senin gibi lisans bilmez zevat, sırf Erdoğan düşmanlığından cahil cahil konuşuyorsun. İlk önce lisan öğren, sonra Osmanlı Türkçesi öğren, devlet arşivlerine gir dirsek çürüt, 5 numara gözlük kullan, 4 defa sadeleştirilmişi değil, eseri aslından okumayı öğren ondan sonra konuşalım.

      Sil
    7. Normal de aglamamis hungur hungur aglamis. Torununa sorun (Hasan Cemal) hala hayatta belki yuzunu sildigi mendil duruyordur hatira olarak saklarsiniz.

      Bu konu ozelinde soylemiyorum ama bir de su 'Osmanli Arsivi' meselesi var. Osmanli'nin son yillarinda ve Osmanli yikilinca o arsivler Ittihat ve Terakki'cilerin elinde degilmiydi? Arsivlerin yok edilmesi ya da tagsis edilmesi kontrolun mumkun olmadigi bir ortamda ne kadar zor olabilir? Gunumuzden ornek vereyim. 17-25 aralik icin bu iktidar sonrasi devlet arsivlerinde bir bilgi belge kalacagini mi saniyorsunuz? Kalmis ki 100 sene oncesi.

      Sil
    8. Hasan CEMAL, CEMAL Paşanın (Meşhur Ittihatçı, Şehremin-i Stanbul) torundur. Daha kimin, kimin torunu olduğunu bilmiyorsun, boş boş konuşuyorsun.

      Sil
  60. Fed'in AMB'nin elinde kac milyar dolarlik/euroluk Türk Menkul kiymeti var? Yani parasal gevsemelerin baslangicindan itibaren Turkiyeye bu yolla ne kadar para girmistir?

    YanıtlaSil
  61. Merhaba Hocam,
    Dün basına yansıyan beyanatınızda, 2019 daki süreçte, resesyon ile stagflasyon arasında bir yerlerde olacağımızı söylemişsiniz.
    Bu biraz fazla iyimsir bir yorum değil mi? Acaba basın beyanatı olduğu için mi bir nevze umutlu?
    Çünkü sizin genel görüşünüze bakılırsa slumpflasyon bile hafif kalacak gibi.
    Saygılarımla
    Murat

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında herkes benim yazıp çizdiklerimden kendisine göre çıkarımlar yapıyor. Halbuki ben kimseye demeç filan vermiyorum.

      Sil
    2. Bu aralar çok gündemde olmanızı fırsat bilip, sizin üzerinizden piyasaya iyimserlik pompalamaya çalıştıklarını şimdi anlamış bulunuyorum :))

      Sil
    3. Aslında piyasadaki herkes ilk çeyrekte sıkıntı artacak sonra ikinci yarıdan itibaren tekrar dengelenme başlayacak diyor sebebide IMF gelecek deniliyor

      Sil
  62. Asgari ücret 2020 TL oldu aynen dediğim gibi 2 li rakam yaparlar seçim var diye ve oldu hayırlı olsun.

    Seçim nelere kadir bee

    YanıtlaSil
  63. Hocam bir şey sormak istiyorum.Akademik bir çalışma hazırlıyorum, büyüme oranlarını hesaplarken GSYH yı cari fiyatlarla mı yoksa sabit fiyatlarla mı almamamız gerekiyor ? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  64. asgari ücret 2020 tl oldu. birçok işletme bunu ödemekte zorlanacaktır. muhtemelen işçi çıkarımları hızlanacaktır. 50 kişi çalıştıran bir kobi çalışan sayısını 40 veya 35 kişiye indirip bu ücretleri verebilecektir. gerçi kobileri sübvanse etmek için stopajlarda filan sigorta primlerinde nispi indirimler de yaparlar tahminimce ancak yine de işsiz sayısındaki artış hacmini biraz azaltmak dışında olumlu etkisinin olmasını beklemiyorum ki zaten şirketler bu yıl ciddi kambiyo zararı yazmış durumdalar ve yaklaşık 3 yıllık net karlılık hacimlerine eşit sermaye erimesi yaşadılar. ayrıca bu artışla beraber enflasyonist baskı biraz da tüfe yönlü artabilir. bu da ileride yeniden cari dengedeki düzeltme eğilimini sekteye uğratarak döviz çıkışını artırıp tekrar kur baskısını getirebilir. seçim ekonomisi tıpkı 24 haziran öncesinde olduğu gibi sahaya getirilmiş durumda!. aynı sonucu yani yine sert kur ve faiz artışını yaşayabileceğimi kanaatindeyim. şimdi sevinenler yakında artan kurlarla verilen bu zammın da kuş olup uçacağını hesap etmeyenlerdir. önceden enflasyon üfe bazlıydı artık buna tüfe yi de ekleyeceğiz sanırım.

    YanıtlaSil
  65. Hem Türkiye hem dünya geneli, 2019 yılı ekonomi görünümü (projeksiyon tutma) yazılarınızı niçin yayınlamadınız?

    Gecikmenizin sebebi nedir?

    Ülkemizdeki aşırı kutuplaşma nedeniyle, çekimser kalmayı mı tercih ediyorsunuz? Başka sebepleriniz mi var? Nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En azindan son 5 yazisini ve Okur yorumlarini okusaydiniz 2019 konusunda bircok bilgiye sahip olabilirdiniz.

      Sil
  66. Not: Hacker değilim ;-)

    Şahsi bilgisayarınızda, ekonomi-ekonometri çalışmalarınız için, lisans parasını ödeyerek kullandığınız yazılımlar, programlar var mı? Benim gibi iktisatla akademik düzeyde teması olmayan kimselerin böyle programlara pek ihtiyacı yoktur ama siz kullanıyorsunuzdur belki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizin ihtiyacınız yoksa merak etmeniz de çok anlamlı değil.

      Sil
  67. Merhaba Hocam,

    Bir mitolojik hikaye değil ama ülke durumunu öeztelediğini düşündüğüm bir hikaye paylaşmak isterim.

    Evlerin ahşap olduğu zamanlarda köyün ağası bir taş ev yaptırır ve evini her gittiği yerde anlatır, ne kadar sağlam ne kadar güzel olduğunu heryerde övünerek anlatır.
    Bir gün köyde dumanlar yükselir ve ahali koşarak toplanır. Bir de ne görsünler ağanın evinde yangın var. Millet ne yapacağını şaşırır. içlerinden imam Süleyman “ bu canım güzel ev ve eşyalara yazıktır. Ben böyle eli kolu bağlı duramam Allah hesap sorar, vebalini ödeyemem ne kurtarırsam sevaptır der dalar yangının içine...
    Hemen yanındaki Dursun ise bişeyler yapmak ister ama alevler de şiddetlenmiştir. Vicdanı eli kolu bağlı durmasına izin vermez. Elimden geldiği kadar kenardan doğru bişeyler kurtarayım der. Kenarda uğraşır eşyayı tutup dışarı çekmeye çalışırken büyük bir gürültü ile yanan eşyalar ve parçalar üstüne devrilir. Bunu gören vatandaşlar hemen koşup Dursun’u çıkartırlar ama Dursunun vücudunda ciddi yanıklar ve kırıklar oluşmuştur.

    Gözler evin sahibi Zülfü ağayı arar ama ağa ortada yoktur. Kahvehanede olduğunu düşünürler. Mustafa ve Metin haber vermek için koşarak kahveye giderler..
    Ağa oturmuş nargilesini fokurdatırken kan ter içinde kalmış Mustafa ve Metin kahvenin kapısından içeri girerler. Mustafa “Zülfü ağa evin yanıyor koş yetiş! Yazık olacak güzelim eve” der. Der demesine de Zülfü ağa istifini bile bozmadan gülerek“ “Kimin! Benim ev mi yanacak” der basar kahkahayı. Sonra kahvedekilere dönerek “duydunuz mu millet benim ev yanıyormuş” der ve bir kahkaha daha patlatır. Mustafa şaşırır! “Ağam evin cayır cayır yanıyor yazıktır günahtır der. Der demez ağa patlatır tokadı silleyi “ bre kıskanç, bre iftiracı nerede görülmüş taşın yandığı, top atsan yıkılmaz! kale gibi evdir benim evim.. hele söylediğine bak şu kendini bilmezin, defol karşımdan!” der tutar kolundan atar dışarı. Keyifli keyifli nargilesini fokurdatmaya devam eder.
    Mustafa yediği dayaktan dolayı çok sinirlidir. Metin ise şaşkınlık içindedir ne diyeceğini bilemez. Mustafa evine gider Metin ise yangın yerine döner. Metin “böyle mendebur bir adamın evinin yanışını anca keyifle izlerim, ne hali varsa görsün" der ve kenardan hiçbir şey yapmadan sakin sakin evin yanışını izler. Sonra Mustafa görünür elinde gaz yağı tenekesi ile söylenerek yangına doğru koşar.. vatandaşlar farkedip dur ne yapıyorsun deyince “böyle mendebur bir adamın evi kurtarılmayı değil tamamen kül olmayı hakediyor” der..
    Bu sırada ağa gelir. Abdullahın cansız bedeni şiddeti azalmış yangın içinden çıkarılmakta, Dursun izlerini ömür boyu taşıyacağı yanık ve kırıklar içinde bir kenarda kıvranmakta, 8-10 kişi elinde gaz yağı tenekesi olan Mustafayı tutup sakinleştirmeye çalışmakta, Metin ise kenardan tek kelime etmeden yangını izlemekte.. Ağa ise gördüğü manzara karşısında donup kalmış gözlerini kırpmadan donmuşçasına yanan evine doğru bakar tek kelime etmez, köylüler hemen koşup etrafını sararlar. Ağam geçmiş olsun, iyi misin, yapabileceğimiz bir şey var mı, cana geleceğine mala gelsin, sıkma canını gibi sözlerle teselli etmeye çalışırlar ama ağa söylenenleri duymuyormuşçasına tek kelime etmeden öylece kalır.. etrafını saranlardan biri “ adam üzüntüsünden şoka girdi, aklını yitirdi, çıldırdı vah vahh” deyince ağa adama döner “ ne çıldırması lo hırbo hangi şehre taşınsam diye düşünüyorum, bu kadar servetimle napayım böyle köhne bi yerde” ...

    YanıtlaSil
  68. Merhaba hocam size bir sorum olacaktı nüfus artışı ekonomide kısa dönemde ilerleme gösterirken uzun dönemde ekonomi de neden gerileme olur? Cevaplarsanız çok sevinirim şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her iki önerme de kanıtlanmış şeyler değil.

      Sil
  69. sağolun hocam bilgilendirici bir yazı

    YanıtlaSil
  70. Hocam, TÜSIAD Baskani "Gelecek yıl yüzde 1'ler civarında bir büyüme, yüzde 17'ler civarında bir enflasyon öngörüyoruz." demis.

    Böyle bir iklimde cok iyimser bir öngörü.

    Yoksa ihtiyatli bir aciklama mi desek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İş alemi daima iyimser bakar meseleye. Başka türlü işleri yürütemezler.

      Sil
    2. Hocam, Seçimden sonra IMF gelir mi?

      Sil
    3. Secimden sonra IMF gelmez..Bizimkiler IMF ye gider.

      Sil
    4. Bence gerçekçi

      Sil
    5. IMF'nin gelebilmesi icin ABD'nin razi olasi, razi olmasi icin de S-400'den vazgecmek ve tutuklu AND'lileri salivermek gerekiyor. Yoksa zaten IMF'ye gidilirdi, verdigimiz borclari aliyoruz derlerdi ama kosullar agir.

      Sil
  71. MAHFİ BEY'İN VAKTİ YOKSA, OKURLAR YANITLAYABİLİR Mİ?

    "2020 TL kime yeter ki?!" tartışmalarını şimdilik hariç tutarak soruyorum.

    Asgari ücretin 2020 TL'ye yükseltilmesi:

    (1) Kısa ve orta vadede, enflasyonu yükseltir mi?

    (2) Orta ve uzun vadede, işsizliği yükseltir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Enflasyon orta ve uzun vadede sadece bu yıl için yükselen asgari ücretle yükselmez esas maliyet enflasyonunda kur maliyetleri ile yükselmiş olan fiyatların geri çekilememesi enerji fiyatları belirsizliği ihracatımızın % 65 ithalata bağlı olması ve yüksek kur sebebi ile ham madde maliyetlerin kendi para birimimize göre yüksek kalması enflasyonu düşürmek için rekabete dayalı üretim olması gerekir fakat bizde sorun direk işçi maliyetlerine atılır bu tamamen beceriksiz işverenlerin saçmalamasıdır. sanayide endüstri 4 sınıfına geçmiş modellerde işçi maliyetleri daha çok düşer çünlü daha az işçi ve daha yüksek ücretle çalıştığı için daha verimli işçi çalışır. bizim temel sorunumuz çalıştırmayı planlamayı iş yapmayı bilmeyen eski teknolojiyi öğrenip ona ayak uydurmaya başladığımız zaman yeni teknoloji karşımızda bulmamız. Klasik işçi maliyettir edebiyatı tamamen saçmalık işçi maliyetse aldığınız makinanında bir maliyeti vardır ve bu makine teçhizat fiyatını indirmek size bağlı değildir herşeyden etkilenir fakat bizde savunmasız işçi maliyet görülür ve fiyatları düşürülecek ilk kalem mal olarak görülür kimse kusura bakmasında işçi mal değil insandır yaşam hakkı var olan kendisininde yaşaması için bir maliyeti vardır.

      2) Kısa vadede işsizliği yükseltir evet ama işsizlik sadece asgari ücretten yükselmiyor firmaların işçilik maliyetlerinden daha yüksek maliyetleri var esas o kalemler yükseldiği için en çabuk fedakarlık işçi olandan isteniyor ve bu maliyetlerde enflasyonu yükseltiyor. Orta ve Uzun vade işsizlik yükselmesi asgari ücretten kaynaklanmaz bunun sebepleri şirketlerin yüksek borç çevirme oranları katma değersiz ürün üretmeleri rekabet gücünü tamamen işçiliğe endesklemeleri dünyada paranın pahalılaşması borç maliyetlerinin daha yüksek olması ticaret savaşları ve jeopolitik riskler işsizlikte en büyük etken.

      Bakın devlet 500 işyerine kadar işçi başı 101 TL işverene destek veriyor, 500 işçiden az çalıştırana 150 TL her işçi için destek veriyor. bunların haricinde çoğu işveren zaten işçiden sürekli çalıyor bunlar AGİ dediğimiz işçinin vergi iadesi olan parayı işçiye ödemiyor devlette bunu işverenle kendi arasında mahsuplaşıyor tabi ödemesi gereken primlerinden indiriyor fakat işveren 200 tl 230 tl gibi rakamı burada da cebine indiriyor kaldı ki bu para evli olan ve çocuk sayısına göre yükselen bir para. kısaca devlet bir takım maliyetlere katlanıyor işverene burada çok maliyet binmiyor aksine sattığı ürün fiyatları hepsinin enflasyondan dolayı yükseldi ürün fiyatlarında yükselme işçi maliyetlerinden devletin yardımı yetmiyor üzerine bir vergi sgk indirimleri alıyorlar kısaca bu asgari ücret işsizliğe sebep olmaz. işsizliğe sebep olan verimsiz firmaların kapanacak olması bu zaten kaçınılmaz bir gerçek bunu asgari ücrete bağlamak ise saçmalık. inşaatta aynı asgari ücretle insan çalıştırsalarda bina fiyatları aşırı yüksek olduğu için balon oluştu şimdi satamıyorlar sektör durdu ve bunun sorumlusu işçi değil kendileridir şuan 1000 TL asgari ücrete çalıştırsalarsa iş yok yine batacaklar.

      1) İşçilik maliyeti enlasyona etki eder fakat işçilik maliyeti her ay artan bir maliyet değildir yıl sonuna kadar artış bellidir dolayısı ise kısa vadede enflasyona çok az etkisi olur

      2) işsizliğin yükselmesi asgari ücrete bağlı değildir bu uydurmadır eğer işçi para kazanamazsa harcayacak kimse bulamazsınız ve ozamanda üretim yine durur yine işsizlik oluşur kısaca bunlar yanlış ekonomi yönetimi sonucu ortaya çıkan sorunlardır.

      Sil
    2. Sordugun sorulara tek tek cevap vermeye gerek yok sanirim. Zira bircok cevap cikacak farkli yorumlayanlar olecek. Nacizane baska türlü cevaplamaya calisayim.

      Söyle ki..

      Asgari ücret komisyonu toplantilarina biliyorsunuz "milyonlarin sesi" seklinde adlandirilan bir hanimefendi katildi ve konusmalari medyaya yansidi.

      Komisyon kararini Verdi ve rakam 2.020 TL oldu.

      Uzatmayalim bu Hanim kardesimiz de bir aciklama yapti.

      Aynen söyle.. dikkatle okuyunuz lütfen..

      ""Bizim TÜRK-İŞ olarak hedefimiz 2 binin altına düşmemekti. Biz bunu başardık ve en azından 2 binin altına düşmemiş oldu"" dedi.

      Yani ablamiz memnun arkadaslar. hedef 2000 nin alti ve üstü.. Yani diyor ki.. 1.985 TL olsaydi bu bizim icin iyi olmayacakti.. Türk is olarak 2020 TL uygundur. memnunuz.

      Simdi anliyormusunuz 16 yildir AKP nasil iktidarda kalmis. Veren memnun Alan memnun..


      Sil
    3. akepe yoksulluğu bitirmek ya da azaltmak için çabalamayıp yoksulluğu yönettiği için iktidarda. son 16 yıldır eğitimde ekonomide hukuk da birçok alanda ülke geriye götürüldü. küresel sermayeye peşkeş çekildi tüm yerli ve milli ekonomi kurumları. küresel sermayeye arkasını yasladığı için ve necip halk da bunu anlayamadığı ya da anlayıp da kendi menfaatini düşündüğü için yani menfaatizmin geçerli olması nedeniyle akepe 16 yıldır ayakta. alan da veren de memnunmuş. çünkü alan da aynı çapta veren de aynı çapta. yani tencere yuvarlanmış ve kapağını bulmuş. akepe cehaletin ve yoksulluğu yönetmenin iktidarıdır. zaten halk da çile çekmeye bayılıyor. zaten başkanları da daha önce söylemişti: bu halk çilekeştir. yani keş olmak bağımlılıktır. bağımlı olduğunu verirsin geçici olarak rahatlar. çileye alışık bağımlı halka ne versen razı olur. halk zaten gönüllü yoksulluğun yönetilmesine. merak etmeyiniz bu zam da seçim sonrasında a dan z ye yapılacak yeni zamlarla kuş olup ellerimizden uçar gider. akepe yine gemisini yürütmüş olur biz de çilekeş olmaya devam ederiz. bu ülkenin en büyük sorunu bizzat halkın ta kendisidir. bugün rahmetli ATATÜRK kalksa gelse o bile bu halkı düzeltemez.

      Sil
  72. Mitoloji konusundan uzaklaşmadan evvel bir sorum var.

    Kuyuya (madeni) para atma, havuza (madeni) para atma, dereye (madeni) para atma... gibi yüzyıllardır süregelen alışkanlıklarımız var. Sadece Türkiye, Anadolu özelinde değil, dünya genelinde bu alışkanlığı gözlemleyebilirsiniz.

    Her kültürün belki kendine özel bir sebebi vardır ama "su"yun, bereketi simgelemesi nedeniyle mi (madeni) para atılıyor Mahfi bey? Başka sebepler mi var?

    Bilginiz var mı? Paylaşır mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda bilgim yok ama Ekşi Sözlükte şöyle bir açıklama buldum. Doğru mudur bilmem.

      Eski zamanlardan kalma bir gelenektir. teknolojinin çok da olmadığı bu nedenle insanların bilinmezlikten korktuğu ve hayal güçlerini bu yönde geliştirdikleri zamanlardan kalma bir harekettir. özellikle iskoçya'da bazı bölgelerde kuyularda perilerin yaşadığına inanılırmış ve bu periler bir faninin kuyudan su içebilmesi için ondan bir hediye veya bir giysi parçası isterlermiş. bugün hala bu geleneği devam ettiren insanlar bulunmaktadır, birtakım kuyuların yanında kıyafetlere rastlanması da bundandır.

      avrupa'da da aynı durum hemen hemen geçerlidir. şifa veren kuyular ve kaynaklar zamanında periler ve doğüstü güçler, pagan tanrılarla bağdaştırılırken, hıristiyanlık zamanında bunlar azizlere ve kutsal insanlara mal edilmiştir.

      dünya çapında sıklıkla görülen bu havuza para atma eylemi ise günümüzde, eski zamanlarda istek karşısında perilere sunulan hediyelerin, bozuk para olarak şekil değiştirmiş halini göstermektedir.
      13.10.2011 13:35 kedu

      Sil
  73. Türkiye'de baştan aşağı yapısal reformlar gerçekleşmekte ama anlaşılan siz göremiyorsunuz.

    YanıtlaSil
  74. Demokrasimiz ve ekonomimiz gucludur Alluselam

    YanıtlaSil
  75. Hocam merhaba, kiymetli paylasimlariniz icin tesekkurler- elleriniz dert gormesin.

    Investing.com sitesinde Turkey1Y bond faizi %30’a cikmis(8.5 puan artmis) gozukuyor. Bu ne anlama geliyor? Yanitiniz icin tesekkurler

    YanıtlaSil
  76. Hocam, ekonomi ile ilgili veriler acikladginda benim en cok dikkatimi ceken rakam issizlik orani ve sayisidir.
    Hicbir zaman verilen rakamlarin Dogru olduguna inanmadim. Ülkemizdeki issiz oraninin ve sayisinin söylenenin 2 misli oldugundan eminim.

    Bu fikirde olmamin sebebi reel hayatta etrafimiza baktigimizda, özellikle nüfusun yarisini teskil eden kadinlarin durumuna bakinca bunu kolayca anliyorum.

    Bir de iskur üzerinden yapilan is ilanlarina olan basvuru sayisindan.

    Örnegin..

    ""İŞKUR tarafından Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi'nde 6 ay süreyle istihdam edilecek 160 kişilik iş için 1571 kişi başvurdu. Alınacak kişi sayısının yaklaşık 10 katı başvuru olunca, 160 kişi kültür merkezinde çekilen kura ile belirlendi.""

    haberini okuyunca ben hakliyim diyorum. Yukaridaki sadece kücük bir is ilani ve örnegi.

    Bence durum gercekten vahim.. Siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...