18 Eylül 2019 Çarşamba

Kate Raworth’un Simit Ekonomisi Üzerine Düşünceler

Kate Raworth, 21’inci Yüzyıl İktisatçısı Gibi Düşünmenin Yedi Yolu: Simit Ekonomisi (Türkçesi: Akın Emre Pilgir), Tellekt Yayınları, 2019

Tellekt Yayınları tarafından yayınlanan İngiliz İktisatçısı Kate Raworth’un Simit Ekonomisi adlı kitabına yazdığım takdim yazısını sizlerle paylaşmak isterim.

Kapitalist sistem birçok kriz yaşadı. Bunların en ağırları; 1873’de başlayan Uzun Depresyon, 1929’da başlayan Büyük Depresyon, 2008’de başlayan  ve halen devam eden Küresel Kriz’dir. Kapitalizmi açıklayan teori olan Adam Smith ile başlayıp devam eden klasik ekonomi teorisi 1870’lerdeki krizden sonra neoklasik yaklaşımla revize edildikten sonra 1929 Büyük Depresyonu sonrası sorgu masasına yatırıldı. Böylece ilk kez o zaman geçerli olan ekonomi teorisinin bir işe yarayıp yaramadığı tartışma konusu oldu. Ardından Keynesyen ekonomi teorisinin tamamlayıcı katkıları devreye girdi. Böylece ana akım ekonomi teorisi klasik, neoklasik ve Keynesyen teorilerin bir karışımı haline geldi. Sonradan bu yaklaşıma birçok katkı daha yapılmış olsa da ana çerçeve hep neoklasik teori ve Keynesyen teori karışımı olarak kaldı.

Küresel kriz, bütün bu katkılarla yetkinleşmiş olduğu düşünülen ana akım ekonomi teorisinin krizi öngörmek ve önlemek bir yana krizden çıkışta bile işe yarayıp yaramadığı sorusunu gündeme taşıdı.   

Birleşik Krallık başbakanı Gordon Brown’ın kriz dönemlerinin geride kaldığını açıklamasından ve Fed başkanı Ben Bernanke’nin “Büyük Ilımlılaşma” yı selamlamasından kısa bir süre sonra çıkan küresel kriz, o zamana kadar dikkatlerden kaçmış olan Minsky’nin istikrarın istikrarsızlık yarattığını açıkladığı hipotezini gündeme taşıdı.  Kate Raworth’un değindiği konu çok önemli: “Gordon Brown şu itirafta bulunmuştu: Tek tek kurumlara bakan gözetleyici bir sistem yaratmıştık. Bu koca bir hataydı. Riskin sistemin geneline yayıldığını fark etmedik, farklı kurumların birbiriyle nasıl karmaşık ilişkiler kurduğunu anlamadık ve hakkında çokça konuşmamıza rağmen işlerin ne derece küresel bir boyuta ulaştığını göremedik.”

Küreselleşmeye, hatta küresel krize gelinceye kadar büyük eleştirilerle karşılaşmamış olan ekonomi biliminin bu krizi öngörüp de önleyici tedbirleri önerememesinin nedeni neydi? Raworth’a göre bunun nedeni ekonomi teorisinin yetersizliği ve öngörüsüzlüğü ve daha da önemlisi karar alıcı pozisyonlarda bulunan kişilerin kökleri 1850’lere kadar giden ekonomi teorisine göre yetişmiş olmalarıdır. Bir başka ifadeyle insanların bilerek ya da bilmeyerek 21’inci yüzyılın getirdiği yenilikleri, küreselleşmeyi içermeyen yanlış bir kurguyla koşullanmış olmalarıdır.

Bugün ekonomi okuyanlar bundan 150 yıl önce ekonomi okuyanlarda olduğu gibi aynı şekle bakarak başlıyorlar öğrenmeye. Bu ünlü şekil Britanyalı iktisatçı William Stanley Jevons’un, Newton’un hareket kanunlarını anlattığı şemalardan yola çıkarak, talep kanununun işleyişini göstermek amacıyla çizdiği şekildir. Dünya değişti, algılar, anlayışlar değişti ama bu şekil hiç değişmedi. Buna Keynesyen iktisadın eklediği şey ekonominin büyüklüğünü ve büyümesini ölçmekte kullanılan GSYH’dir. Ölçtüğü şeyin refahı veya geliri ne kadar temsil ettiği tartışmalı da olsa GSYH, karşılaştırma ölçüsü olma durumunu hiç kaybetmedi. Koskoca ekonomi teorisi yıllardır GSYH’ye sıkışıp kalmış görünüyor. Raworth her şeyden önce GSYH’nin doğru bir ölçü olmadığını öne sürüyor. Bunda çok haklı. Çevreye verilen zarar mesela bu ölçünün içinde yok. Buna karşılık o zararı gidermek için yapılan harcamalar GSYH’ye dahil.

Raworth, ekonomi eğitimi almamış olanların da ekonomi eğitimi almış olanlarla aynı koşullanmaların içinde olduğu kanısında. Hayatında ekonomi okumamış olanların da bu etkilerden uzak kalmış olması pek olası değil. Çünkü tartışmaları, yazılanları görmemiş olsak da duyup etkilenmemiş olmamız pek mümkün değil. İşte orada zaten bu yanlış kurgulamalardan kurtulma zorluğu başlıyor. “Keynes’in Genel Teoride dediği gibi; “Sorun yeni fikirlerde değil, içinde yetiştiğimiz, zihinlerimizin her köşesini kuşatmış eski fikirlerdedir.”

21’inci yüzyıl, özellikle de küresel kriz, bu eskimiş ve yetersiz hale gelmiş ekonomi teorisine birçok yerden yöneltilmiş saldırılar ve eleştirilere sahne olmaya başladı. Post Otistik İktisat, Davranışsal İktisat bunlardan en bilinenleri. Bu akımlar günümüz ana akım ekonomi öğretisini birçok yaklaşımı yüzünden eleştiriyorlar. Bunların en başında ana akım ekonomi teorisinin insanların rasyonel bireyler olduğunu kabul eden temel varsayımı geliyor. Raworth’un deyişiyle “rasyonel ekonomik insanı yalıtılmış (başkalarının tercihlerinden etkilenmeyen) bir birey olarak tarif etmek, ekonomiyi modellemek için son derece elverişli olmuştur, fakat disiplinin içinde dahi yıllarca sorgulana gelmiştir.”

Rasyonel insan kurgusuna ilk itiraz Henri Poincare’den gelmişti. Poincare, insanların rasyonel olduğunu öne süren teorilerin “insanların koyun gibi davranma eğilimlerini” göz ardı ettiğine işaret etmişti. Oysa insanlar birçok durumda koyun gibi birlikte hareket eder ve bu toplu hareketler çoğunlukla irrasyonel tavırlar getirir. Gerçekten de insanlar özellikle korku ya da kuşku yaratan bir durumla kalabalıkla birlikte rasyonel tavırların dışında hareket etmeye eğilim gösterirler.
Raworth, kitabının temel önermesi olan simidi şöyle tanımlıyor: “Simit özü itibariyle şöyledir: Kimsenin altına inmemesi gereken bir toplumsal tabanla kimsenin ötesine geçmemesi gereken, küresel baskıların yarattığı ekolojik tavan. Herkesin güvenli ve adil bir şekilde yaşayacağı alan bu ikisi arasında kalmaktadır. Simidin iç halkası (yani toplumsal tabanı) kimsenin eksik bırakılmaması gereken on iki temel ihtiyacı sıralar. Bu on iki temel ihtiyaç şunlardır: Yeterli miktarda gıda; temiz su ve düzgün bir sıhhi temizlik; enerjiye ve temiz yemek pişirme imkanlarına erişim; eğitime ve sağlığa erişim; düzgün barınma şartları; asgari bir gelir ve düzgün bir iş; son olarak bilgi ve toplumsal destek ağlarına erişim.”

Yazara göre 21’inci yüzyılın amacı insanlar için bu simidin içine girmek olmalıdır. İşte burada kritik soru çıkıyor karşımıza: “Eğer insanlığın 21. yüzyıldaki hedefi simidin içindeki alana girmekse, hangi ekonomik düşünce yapısı oraya ulaşma konusunda bize en iyi şansı sunar?” Raworth, bu soruya yanıtı 21’inci yüzyıl iktisatçısı gibi düşünenlerce verilebilir. Bunun da 7 yolu vardır: Önce hedefi değiştirmek ve GSYH ölçütünden kurtulmak gerekir. Sonra büyük resmi görmek şarttır. Üçüncü olarak insan doğasını geliştirmelidir. İnsan doğası bize anlatılan rasyonel insan tanımlamasından ötede bir şeydir. Dördüncü olarak sitemi kavramak gerekir. Bu, ekonomi öğrencisine anlatılan arz ve talebin kesiştiği basit grafikten farklı bir şeydir. Beşinci olarak bölüştürmek için tasarlama yapılmalıdır. Eşitsizlik, ekonomi teorisinin ima ettiği gibi denge için bir zorunluluk değildir. Altıncı olarak yenilemek için yaratmaya çalışılmalıdır. Ekonomi teorileri uzun süre “temiz” çevreyi sadece zenginlerin erişebileceği lüks bir meta olarak betimlemiştir. Oysa böyle bir şey yoktur. Yedinci olarak büyümeye karşı kuşkulu olmak gerekir. Ana akım iktisatçıları büyümeyi zorunluluk görürler. Oysa ihtiyaç büyümek değil gelişmektir.

Ana akım ekonomi teorisine yönelik eleştiriler genellikle eleştiri aşamasında kalır. Bir başka deyişle bu eleştirileri yapanlar, yerden yere vurdukları ana akım ekonomi teorisinin yerine aynı kapsamda yeni bir teori koymayı denemezler. Kate Raworth, bu son derecede uyarıcı ve ilginç eserinde, diğer çoğu eleştirmenden farklı bir iş yapıyor. Önce ana akım ekonomi teorisinin takıntılarını, yanlışlarını, eksiklerini pek çok farklı iktisatçı veya sosyal bilimcinin görüşlerinden de yararlanarak ortaya koyuyor sonra da bu şekilde eleştirdiği parçaların yerine kendi görüşlerini yansıtan parçaları yerleştiriyor. Böylece teoriyi eleştirmekle kalmayıp yerine neyin konulması gerektiğini de gösteriyor. Raworth’un Simit Ekonomisi’ni, ana akım ekonomi teorisini eleştirmek amacıyla yola çıkan benzerlerinden ayıran en önemli fark bence bu.

Kitabı, ana akım iktisat teorisinin gerçek hayatta pek de rastlanmayan rasyonel insan, serbest piyasa, marjlarda alınan kararlar gibi yaklaşımlarından rahatsız olan meslekten iktisatçılar kadar ekonomi veya sosyal bilimlerle ilgilenenlerin de okuması gerektiğine inanıyorum. 


58 yorum:

  1. İnsani rasyonel bir varlik olarak gormek ve ekonominin temeline bu varsayimi oturtmak ne acaip ve ne gercek disi.. hayir insan dogasi geregi aslinda rasyonel olmadigini kendinden ve cevresinden zaten bilir ki, niye nasil bu kadar gercekdisi bir tanimi kabulle yurumusler acaba? Kolaylastirmak icinse, daha kolay girilen bir cikmaz sokak icad etmisler demektir.. tıh tıh tıh..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü modern toplumlarda siyaset gereği insanların pek çok konuda bağımsız karar verme hakları vardır. İnsanlar bu sayede refah içerisinde mutlu bir şekilde yaşarlar. Bunlar aynı zamanda toplumun genel gelişmişlik seviyesinin göstergesidir. Bir araçtan ziyade amacı temsil eder.

      Rasyonel davranma meselesi ise insanları yetiştirilme biçimiyle alakalı bir problem. Bu sağlanamadığı taktirde ise özgürlükler birer lüks veya gereksizmiş gibi algılanabilir.

      Sil
    2. İnsani rasyonel bir varlık olarak görmek akademik bir yaklaşımdır,neticede hangi insan, sorusunun
      cevabı havada kalıyor.

      Sil
  2. 2019 çalışanları ve emeklileri işin pratik yönünü ekteki linkten izleyebilirler.

    https://www.facebook.com/yener.tiktas/videos/1152300848298228/

    YanıtlaSil
  3. Güzel bir yazı olmuş hocam. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Hocam guzel yaziniz ve takipcilerinizi bu eserle tanistirdiginiz icin tesekkurler. En kisa zamanda edinip okumaya calisacagim.

    YanıtlaSil
  5. Uzun depresyonda jp morganın şirketleri daha ılmlı bir rekabetle uzlaştırıp krizi hafiflettiğini teslanın anılarında okumuştum.2008 krizindede aşırı rekabet var bir taraf cari fazla verirken bir taraf cari açık veriyor.1929 krizindede uzun depresyondada altın standardı başa bela olmuş.benmarke parayı gevşeterek bunu çözdü.fakat 1929 krizini asıl bitiren rusveltin özellikle gölge bankacılık başta olmak üzere finans sistemini düzeltmesiydi.1980 regan ve teacher ile başlayan kuralsızlaşma tekrar sıkı kurallara bağlanır ve sosyal güvenlik devletleştirilirse(David graeber almanyanın sosyal güvenlik sisteminin daha iktisadlı olduğunu medicare projesinin amerikada saglıgı daha ucuza getirdiğini söylüyor.30 dan fazla dünya ve türkiye sosyal güvenliği ile ilgili master ve doktora tezi okudum bencede en ucuz ve etkili sistem sosyal güvenliğin devletçe sağlanmasıdır)bir çözüm olur.babillerde bir yönetici başa geçince ticari borçlar hariç halkın borçlarını affederdi.şu anda şahısların borçlarına af getirerek temiz bir sayfa açılabilir.insanların maaşları artırılıp iş bulunarak sahte krediyle oluşan yalancı cennete son verilmeli.krediyi alanında vereninde ödenmeyeceğini bildiği bankaya para yatıranında nasıl olsa devlet garantisinde dediği bir sistem çöker.2008 krizinde sorun herkes parasının risksiz olduğunu düşünüyordu.kredi temerrüt sigortaları vardı fakat kimse sigortanın batacağını düşünmedi.insanlara 0 riskin olmadığını biri anlatmalı.iç işler diye bir film var izlemenizi öneririm.insan irrasyoneldir fakat ne yazıkki tüm denetleyici kurumlarda irrasyonel davranıyor. Yeterli miktarda gıda; temiz su ve düzgün bir sıhhi temizlik; enerjiye ve temiz yemek pişirme imkanlarına erişim; eğitime ve sağlığa erişim; düzgün barınma şartları; asgari bir gelir ve düzgün bir iş; son olarak bilgi ve toplumsal destek ağlarına erişim.”bunu ancak gelirin yeniden dagıtıldıgı sosyal bir devlet sağlar.kime sorsam almanyaya gitmek istiyor bu şartları sağlamak için almanya para harcıyor ama başkalarının milyonlarca ero harcadığı parlak beyinleri bedava alıyor.

    YanıtlaSil
  6. Satın almayı planladığım bir kitaptı "Simit Ekonomisi". Siz değerli hocamın durum değerlendirmesi çok iyi oldu. Sağ olun, var olun. Ömrünüz uzun olsun.

    YanıtlaSil
  7. dünyanın büyümesi imkansız doğal sınırlarına dayandı.herkese iş bulmak imkansız.sosyal devletler geliri yeniden dağıtmak suretiyle insanların ihtiyacını karşılaya bilir.şu an büyük bir sermaye birikimi var gerekirse varlık vergisi alınarak toplumun en ızdırablı kesimleri desteklene bilir.korkunç bir kriz yaşıyoruz fakat etkileri nispeten az niye işsizlik sigortası.çevremde kaç kişi gördüm 6 aylık işten faydalanmış.çocugum destekten faydalandı iş açtı gerçi anca bagkurunu çıkarabildi devlet bunu almadığı için bu para cebine kaldı.hem işsiz değil hem kira ödüyor üretimi canlandırıyor.2 çocuğum içinde aynı şekilde iş açacağım.benim birikimdende gidiyor ama olsun çocuklarıma işsizim denmesin alın verin ekonomi ye can verin oluyor.devlet 1yıl bagkur pirimi almıyor ama 3 büronun kirasının stopajı bundan fazla.hem 3 genç iş sahibi oldu aslında devlettende 1 kuruş çıkmadı.çocugu evlendirdim 100 bine yakın para harcadık vergisi 20binlira tutar bize bu teşvik olmasaydı bunu yapamazdık.sosyal devletler batmaz halkına 1 verse 10 alır.besim tibükten dinlemiştim Allah rahmet etsin menderes vergiyi azaltmış insanlar dünya kadar hayvan beslemiş.açlık tarihe karışmış.sosyal devlet sosyal devlet .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. menderes vergiyi azaltmış mış. menderes dışarıdan borç almaya başladığı için vergileri düşürdü. ama aynı menderes nitelikli beşeri sermaye üretme potansiyeli olan köy enstitülerini kapattı. uçak fabrikasını kapattı. abd den bolca süt tozu ithal etti. zeytinyağımıza ilk darbeyi o vurdu. margarini hayatımıza o soktu. biraz da bu icraatlarından bahsetseydiniz ya. bu ülkede ne kadar çok cumhuriyet karşıtı siyasetçi varsa ölmüşü de yaşayanı da el üstünde tutuluyor. 70 senedir ders alamayan bir halka ALLAH ne ceza verse azdır. gerçi ceza olarak verileni de ödül gibi algılayan bir halka söylenecek söz kalmamıştır.

      Sil
    2. bir de işsizlik fonunu kuran rahmetli ecevite değinseydiniz ya. hani şu aselsanı kuran karaoğlana da iki satır ayırsaydınız ya. işsizlik çok yükseldi ama işsizlik fazla hissedilmiyormuş. ben 44 yaşındayım. bu ülkede ilk defa işsizlikten kendisini yakmaya çalışan insanlar gördüm. tabi canım işsizlik enflasyon bunlar yüksek değil aslında. aman yeter ki bu hükümete bir şey olmasın. gerisi teferruat zaten.

      Sil
    3. 14:22
      Turkiyemiz 17 yildir bu hukumet tarafindan yonetiliyor iyi kotu. Iyi yonetildigi zamanlarda oldu kotu oldugu zamanlarda. Her sey pesparlak olacak degil. Iyiyken iyiydi kotu durumdayiz diye hukumet kotu olmamali. Turkiyede var gucunle calisan bir idare var. Nankor olmamak lazim. evet issizlik var ama hukumetin elinde mi dis gucler etrafimizi sarmis iceride de ayaklari var. Suan krizden cikmak adimlari atiyoruz 2020de 6 buyume hayal bile degil. Bu hukumete guvenmeli yipranmamasi icin elimizden geleni yapmaliyiz evlilik gibi bu durum iyi zamanlarda olur kavgali kotu zamanlarda. 17 yil boyle gecti ilerideki zamanlara bakmak lazim bu hukumetle guzel gunler gorecegiz yeterki sabredelim yeterki nankor olmayalim yeterki destek olalim bu hukumete.

      Sil
    4. işsizlik fonunu rahmetli Ecevit kurdu.ama anap mantığıyla kuruldu şartları çok agır.şu an fonda yeterli para var süre uzatılıp bütün işsizlere avrupadaki gibi maaş verilebilir.benim amacımda hükümetin bu fonu daha etkin olarak işsizler için kullanması.her fırsatta bu ülkede işsizliğin korkunç boyutlara ulaştığını söylüyorum.john bellemy foster tekelci sermaye kitabında Birleşik Devletler'de resmi işsizlik oranı hala % 10 dolaylarındadır; ancak gerçek işsizlik bundan çok daha fazladır. Resmi işsiz oranında eşi görülmemiş% 44'lük dilim, altı aydan fazla çalışmayanlardan oluşmaktadır.diyor 6 aydan az çalışanı modern dünya işsiz sayıyor.bizde ayda 1 gün çalışan işsiz sayılmıyor.bu fonun daha etkili kullanılmasını istiyorum.maaşların daha uzun olmasını istiyorum. aynı yazarAmerika'nın en zengin 400'leri, şu an yaklaşık 150 milyon insanın, yani nüfusun alt sınıftan yarısının toplam zenginliğine sahiptir.bu durum en iyi, küçük bir sınıfın, sosyal zenginliğin parçalarını gittikçe artan bir eğilimle kontrol altına aldığı "plutonomy" olarak tanımlanır diyor.zenginligin bu kadar sıkıştığı yerde devlet yeniden gelir dağılımı yapmalı daha çok sosyal güvenlik açığı vermeli.aynı yazar dünya büyümesinde çok büyük bir yavaşlama olduğunu söylüyor.şu an insanlara iş bulmak kısa vadede imkansız biran önce işsizlik fonu tüm işsizlere daha çok ve daha uzun maaş vermelidir.benim amacımda budur.4,4 milyon işsisimize 1000tl 12 ay maaş verilse.yılda 50milyar tl piyasaya çıkar.10 milyarı vergi olarak geri döner paranın devir hızının artması ekonomide /1lik büyüme yapar 1trilyonluk milli gelirde 100milyarda ordan gelir.devlet 100milyar kara geçer.fakir zengin gibi değil eline geçen her kuruşu harcar.ekonomiyi canlandırma etkisi çok fazladır.ben yetkilileri ikna etmeye çalışıyorum.onları övmüyorum.inşallah biri dinler.abd nin 2008 krizinde 2 defa 1500 dolar vergi iadesi yaptığı malum.biz bütçeden verin demiyoruz işçinin kendi parasını verin diyoruz.

      Sil
    5. Şu 1974 krizinde dunya Petrol tüketiminde daralmaya giderken, petrol kullanımını sübvanse edip cari açığin artmasına neden olup krize neden olan ecevit mi?

      Sil
    6. insanın bir amacı olmalı şuan vergi çok yüksek 2 maaşlarımızdan kesilen işsizlik fonu var.hükümetinde 4 yılı var makul insan ne yapar bu konuda sürekli ister.hükümeti ikna etmeye çalışır.illaki bir şey alır.aziz nesin bir anısını anlatıyor hapisanede yazı yazacak habire birileri geliyor türkiye nasıl kurtulur habire konuşuyor.bir parça yazı yazamıyor.reşat nuri Güntekin memleket notlarında anadoluyu hiç görmeden kurtarmaya çalışanları hicveder.elimizde bizim biriktirdiğimiz bir fon var Nasrettin hocanın dediği gibi un var yag var niye helva yapmıyoruz.men talebe ve cedde, vecede.gerçekten istersek allah verir.hele bir vergiler insin işsizlik maaşı hakkedenlere verilsin.yogunlaşmak lazım üstün dökmenden dinlemiştim kısaca elimizin yetişdigini istersek elde edebiliriz diyordu.milletce ısrarla vergilerin azalması ve işsizlik maaşına yoğunlaşırsak inşallah istediklerimiz olur.esnaf faaliyetini yürütür işsizin evindede çorba kaynar.el tekraru ahsen velevkane 180.annem ister babam yapmaz annem hiç usanmaz sonra babam yapar.biz istiyelim illaki hükümet verir.

      Sil
    7. Seyfettin hocam bu günkü yazısında.Ekonomi yönetimimize bir tavsiyem var: "Hızlı toparlanma" umuduna fazla bel bağlamayın. Yüksek işsizlik hiç görülmediği kadar uzun sürebilir. En azından Avrupa'nın en cimri işsizlik tazminatı sistemimizin seçile bilirlik koşullarını, süresini ve tazminat tutarını bir an önce gözden geçirin.diye yazmış inşallah tüm hocalarımız bu konuda yazar.ekonomi anlatan youtuberlerde dolar fiyatını bir gün unutup bu işsizlik sigortasını gündeme getirir.

      Sil
    8. adsız 10:02 en azından tank palet fabrikası gibi milli ve yerli değeri ordu malını satmadı. eğer birisi gibi tüm iktisadi değerlerimizi küresel sermayeye değerlerinin 1/5 ine peşkeş çekseydi uzun yıllar iktidarda kalırdı merak etme. dünya o dönemde sanayisi yavaşlatırken elbette petrol tüketimini azalttı Ecevit ise ülkenin büyümesini sanayinin güçlenmesini istiyordu. cari açığı sanayi için artırdı birisi gibi sürekli betonlaşma ve ithal malların tüketiminin patlaması için cari açığı artırmadı. bir o dönemlerdeki cari açığın yapısına bak önce bir de son 17 yılda verilen cari açığın yapısına bak ve ondan sonra yorum yap derim. bu blog da bile hala iktisada dönemin koşulları açısından ve özellikle de analitik bakış perspektifi açılarından analiz yapmayı değerlendirmede bulunmayı ya yapamayan ya da yapmak istemeyenler var sanırım. Ecevit hiçbir zaman küreselci olmadı ki dünyanın yaptığının aynılarını yapsın. ama birisi dibine kadar küreselci tıpkı dünya gibi ülkemizi dibine kadar borç batağına sürükledi hem de tüm verimli kamu işletmelerimizi son derece yerli ve milli duygularla sattığı halde. buna da birileri neden iki satır da olsa değinmez. hoş bu vaziyete satırlar da yetmez ya ayrı bir konudur.

      Sil
    9. Adsız10:02 eksik yazmışsın kardeşim.2001 yılında devlet denetleme kurulunun yolsuzlukla mücadele edecegini duydugunda donemin Cumhurbaşkanı sezerle girdiği tartışma sonunda ülkeden bir gecede 7.6 milyar dolar para cikmasina ve gecelik faizin %6000lere kadar yükselmesine ve yine krize neden olmuştur Bülent Ecevit

      Sil
    10. adsız 16:25 klişe ve tam da uluslar arası finans kapitalin istediklerini yazmışsın. bir düşün bakalım. tabi düşünme eylemini gerçekleştirebiliyorsan!. 15 temmuzda Ergenekon balyoz poyrazköy gibi kumpaslarda çözüm süreci adı altında öcalanının sayın yapıldığı pkk nin ayağına mahkemelerin hakimlerin götürüldüğü zamanlarda neden döviz kurları patlamadı da sözüm ona anayasa kitapçığı atıldı diye sıcak para kaçtı dolar kuru patladı?. geçiniz bu hikayeleri. küresel sermaye güdümündeki yazılı ve görsel medyanın öne sürdüğü sebebi burada tekrarlamaktan başka bir şey yaptığınız yok. ben sana gerçeği söyleyeyim. 1- 1974 de kıbrısı sahiplendiği için yaptırımlarla cezalandırılmaya çalışıldı rahmetli Ecevit. yani ulusalcı siyaset izlediği için. 2- 2001 de abd nin bop una hayır dediği için evet hem de hem finansal operasyondan önce hem de operasyondan sonra yani dolar kuru patlatılıp dış finansman ihtiyacı büyütüldükten sonra tekrar geldiler ama Ecevit onları şaşırtarak hayır dedi komşu ülke ırakın işgaline ve türkiyenin parçalanmasına gidecek projeye hayır dedi. ondan sonra da baktılar finansal operasyon eceviti pes ettirmeye yetmedi siyasal operasyona başladılar. partisini parçaladılar hasta bile ettiler. siz hala şunu anlayamamışsınız ki: bu ülkede 1945 sonrası uzun süre iktidarda kalan bir siyasetçi mutlaka taviz vermiştir. taviz vermeyip direnenler mesela Erbakan gibi ya 28 şubatı yaşar ya da Ecevit gibi 1974 yaptırımlarını yaşar veya 2001 deki gibi büyük finansal operasyonlara maruz kalır. bu kadar net. adsız 16:25 klişelerden ezberlerden uzaklaşmanı ve analitik düşünmeni tavsiye ederim. aynanın önünde sizlere sunulana değil aynanın arkasındakileri görmeye çalışınız çünkü gerçekler oradadır. mesela türkiye suriyenin kuzeyine girdi afrin el bab o dönemdeki kur hareketlerini bir bakın bakalım ne olmuş?. ben söyleyeyim size hemen; dolar kuru 3,82 lerden 3,74 e doğru geriledi. bir düşünün türk askeri riskli tehlikeli bir bölgeye savaşmaya giriyor ama kurlar aşağı yönlü oluyor. çünkü uluslararası sermaye zaten bunu istiyordu. olumlu fiyatlama yaptılar.ezberlerden sizlere güdümlü gladyo medyasının sunduklarına değil biraz araştırıp analiz ederek ortaya çıkardıklarınıza inanınız derim. hocama da saygılarımı sunuyorum.

      Sil
    11. Adsiz09:26 yukarıdaki yazan arkadaşa analitik dusunmemekle sucluyorsun asıl sen analitik dusun.Sanki Erdoğan'a hiç operasyon yapılmamış gibi partizanca düşünce sistemine sahipsin tabi dusenebiliyorsan. 2013 öncesi dolar 1.7 yerdeyken Mit operasyonu,gezi parkı,15 temmuz gibu olaylardan sonra bu seviyelere geldi.Ekonomi göstergeleri bozulduğunda hukumete söylemediğiniz laf kalmayanlar Türkiye'nin yapmış olduğu yurtdışı operasyonu sonucu doların yukselmemesinden rahatsız olmuşsunuz.O zaman ekonomi dış gucler müdahalesi ile bozulduğundada bu tavrı gosterebiliyorsaniz analitik dusunuyorsunuz demektir.

      Sil
    12. adsız 13:59 ben doların yükselmemesinden rahatsızlıktan bahsetmiyorum. operasyon operasyon diyorsunuz da nedense erdoğana yapılan her operasyon kendisine tek adamlığı getirdi. diğer siyasi liderlere yapılan hemen her operasyon nedense sonlarını getirdi. strateji der ki ortada ister operasyon ister komplo adına her ne derseniz deyiniz kime kimlere yaradığına bakınız de
      miştir. kime kimlere yaradığı çok açıktır.ben hiçbir parti yanlısı değilim benim taraftarlığım sadece futboldadır. çünkü futbol bu ülkenin geleceğini etkileyen bir alan ve konu değildir. ancak ekonomi-siyaset gibi alanlar hepimizin bugününü ve en önemlisi yarınını direkt etkileyen parametrelerdir. bu konularda taraftar gibi olunmaz olunmamalıdır. 2013 öncesi dolar 1,7 idi çünkü küresel çapta büyük merkez bankaları para basıp dünyaya dağıtıyorlardı. 22 mayıs 2013 zamanın fed başkanı bernanke artık genişleyici para politikasından çıkmamız gerekiyor zira fed bilançosu aşırı büyüdü. artık normalleşme dönemine geçilmeli açıklamasını yaptı. o tarihten bu yana kademeli şekilde fed faizleri artırarak dağıttığı dolarları yavaş yavaş çekmeye başladı. birçok gelişmekte olan ülke buna uygun yeni para,maliye ve iktisat politikaları revizyonları yaptı. peki sizin hala üzerine toz kondurmadığınız hükümet zihniyeti ne yaptı tam gaz betonlaşmaya devam dedi. çünkü siyasal geleceğini tamamen rant üzerine kurmuştu. rant devam etmeliydi. sanayi tarım ar-ge know-how gibi ileriye dönük yüksek gelir ve istihdam kapasiteleri yaratacak alanlar önemli sayılmadı hiç!. ülkeyi betona gömdüler doğasını talan ettiler ettirdiler. türkiyenin yurt dışı operasyonunu kim finanse ediyor biliyor musun. tabi ki hayır!. düşünmekten bahsedene de bakınız. ben diyorum ki; asker savaşmaya gidiyor risk artıyor buna karşın ekonomi kanunu gereği piyasada olumsuz fiyatlanması gerekirken olumlu fiyatlanıyor. çünkü türk askerinin orya girmesini isteyen bir güç vardır. 15 temmuz başarısızlık üzerine kurulmuş sözde darbe girişimidir yani benim için bir tiyatrodur sonucu da malum. nasıl ki derin abd 11 eylülü yaparak ortadoğuya operasyon zemini hazırladı 15 temmuzda aynısıdır. bu hangi lider zamanında olsa aynısını söylerim ona ve partisine çıkarlarına ve en önemlisi onun ardındaki güç odağına yaramıştır derim. ister akepe chp MHP hdp iyi parti bilmem ne!. eğer düşünebiliyorsanız son 65-70 yıldır türkiyede nato üzerinden yapılanan ve sık sık kendini revize edip level atlayan gladyo yapısını araştır. tabi araştırma kabiliyeti ve analitik düşünme yeteneğiniz varsa. daha doların 1,7 den neden önce 7,21 tl ye sonra hangi tavizler verilerek 6 tl nin altına indirilebildiğini bilmiyorsun beni düşünememekle itham ediyorsun. hakikaten modern cehalet devrine girmiş türkiyemiz.

      Sil
    13. Adsız 18:08 soylemlerin"tek adam tiyatro vs." buram buram kendini aydın sanan CHP zihniyeti kokuyor.Yine bağnazca tek taraflı, yandaş düşünceden taviz vermemissin.Ak partinin çok yanlısı var ama bunun yanında 17 yıldır bu ülkeye hizmetleri de var.Ama senin gözün hep yanlışları görüyor.2002'de kisi başı gelir 3492 dolardı; şimdi yaklaşık 10.000 dolar.GSYH 232 milyar dolardı; şimdi yaklaşık 850 milyar dolar.Yollarin,hastanelerin durumunu soylememe gerek yok.Ama muhalefetinde sicili temiz degil.SGK'yı kimlerin batırdığı da ortada.ımf'yi bu ülkeye cuntacı zihniyet soktu.İlk stand by antlasmasinin altında İnönü'nün imzası var. Dün CHP sözcüsü Faik Öztrak hukuksuz bir şekilde devletten habersiz otel odalarında ımf temsilcileriyle ne konuştu.Bunları da görün.Daha iktidar olmadan ülkemizi ımf'e peşkeş çekenlere ülke anahtarı verilir mi?Ama sizin gibi kendini aydın sanan modern cahiller olduğu sürece bu ulkenin katetmesi gereken çok yol var.

      Sil
  8. Hocam, istikrarın istikrarsızlık yaratmasını Oynaklık Endeksi'nin (VIX) kriz öncesi dönemlerde çok düşük olması ile ilişkilendirebilir miyiz?

    YanıtlaSil
  9. fed faiz indirimi yaparak hatasını ikiye çıkardı. aslında hata da değil belli ki 2008 krizinden farklı olarak deflasyonist değil enflasyonist kriz çıkarmak derdindeler. çünkü deflasyonist kriz olursa aynı parasal sistem devam ettirilmek zorundadır tıpkı 2008 de olduğu gibi dünyaya dolar euro yen sterlin saçılır. ancak enflasyonist krizde paraya güven hızla düşer ve var olan sistemin değişimi için geniş kitleler daha kolay ikna olurlar. nitekim fed e bu yüzden faiz indirimleri yaptırmaya başladılar kanaatimce. yoksa abd ekonomisinde faiz indirimi gerektiren hiçbir veri ve gelişme yoktur. tamamen enflasyonist kriz yaratmak derdindeler. 2008 de kriz fed in faiz artırımlarıyla gelmişti şimdi ise faiz azaltımıyla daha beteri gelecektir. skı tutunun derim. uzun ve sert bir türbülans yakında başlıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katiliyorum.
      Fed, elini verdi simdi de kolunu veriyor.
      Haziranda yok 25 indirsin biraz piyasalar rahatlasin sozlerine yuz verdi indirim yapti simdide ayni sozlere yuz verdi kolunu kaptirdi.

      Fed, ABD ekonomisine bakacak dunya ekonomisine bakacak petrol emtia tarim fiyatlarina baltik endexe bakacak bir aksi durum var mi yok
      faiz maiz indirimi yok arttirimi da yok bekle-gordeyim. Enflasyona buyumeye gore hareket edecem.
      Buyume enflasyon mevcut haldeyken bir de bunun ustuine petrol emtia gida baltik endexleri yukseliyorsa faiz artirimima devam ederim mantigi ile hareket edecekti.

      Fed makro ekonominin degil uc bes teknik analizci finansci saklabanin piyasada dolandirdigi sozlerinin dedikodularinin korkusuna kapilmis ve esiri olmustur.

      Sil
    2. Mahfi Hocam, ellerinizden öperim, çünkü yurdum insanını değiştirdiniz hocam.

      Lütfen 01:41 ve 14:27 nin yorumlarını okuyunuz.

      Ülkemiz insanı sayenizde, sadece Türkiye'yi, Türk Futbolunu değil, FED'i de kurtarmaya başladı.

      Hocam, çok ciddiyim, bu başarıyı kolay kolay kimse yapamaz.

      (01:41 ve 14:27, yorumunuzu gördüm ve artırıyorum:

      Abiler bu Powell akıllı olsun akıllı. Trumpun çok suyuna gitmeye başladı, dışarda kavga edermiş gibi yapıyorlar, içerde kankalar.

      Powell Trump ne istedi de vermedi? Trump ta az değil tabi, her faiz indirimi ile istediğini alırken, haybeden twit atıyor millete, neymiş faiz indirimi yeterli değilmişmiş. Bunlar şirketi kurmuşlar ortak olmuşlar, milleti ütüyorlar.

      Beyler, şirketi de arkadan Trumpun damadı organize etmiyorsa ben de hiç bir şey bilmiyorum. Damat deyince siz olayı anladınız tabi...)

      Sil
  10. Dilerim Raworth’un Simit Ekonomisi uygulamalarını 22.yy da ülkemizde görebiliriz.

    YanıtlaSil
  11. Hocam konudan bağımsız ama demokrasi-kapitalizm ilişkisine dair şöyle bir yazı var, MIT'ten Darom Acemoğlu'nu da eleştiriyor. Ne düşünürsünüz?
    http://www.abstraktdergi.net/daron-acemoglu-ali-babacan-demokrasi-ve-kapitalizm/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazar temel eleştirilerinde cümleleri şu şekilde kurmuş:

      (Daron Hocanın verdiği cümlenin gerçekleşmeme ihtimali).... bilir,
      (Sonra o ihtimal gerçekleşmezse, somut bir örnek).... mez (maz).

      Bu tarz cümleler de Daron hocanın bahsettiklerinin %2-%5 civarı olmazsa, o ufak ihtimal üzerinden somut bir gerçekliğe dayanıp kendi haklı çıkarma gayesi (mez, maz eklerini kullanarak).

      Bu tarz bir eleştiri, yazarın %95-%98 oranında Daron hocanın yazdıklarını doğru bulduğunu gösteriyor.

      Daron ile Babacan'ın aynı makalede bulunması bence ciddi bir hatadır. İşi bilmeyen insanlara yazıyı iteleme amacı taşıyor.

      Ali Babacan'ın finans bilgisi veya ekonomik bilgisi bulunmamaktadır. Bu konular üzerine eğitimi de yoktur. Böyle birisini Daron hoca ile aynı makalede anmak saçmalıktır.

      Daron hocanın popüler satış amacı güttüğü bir yazı ile eleştirmek yersizdir, akademik makalelerinde Daron Hoca, bu yazıdakinden daha ağır olabilecek eleştirilere derin cevaplar vermiştir.

      Ali Babacan, bir kaç bakanlık görevi yapmış bir şahsiyettir, ben kendisinin ne işe yaradığını bir türlü anlayamadım. Şimdilerde parti mi kuracak, dernek mi örgütleyecek nedir bilemiyorum, iki kelimeyi bir araya getiremeyen bir tip, ben takip etmiyorum, whatsapp gruplarımdan birine arkadaşlarımdan birisi yeni bir röportajını iletti. 48. saniyede kapattım. Akp nin kovduğu, ismini şimdi unuttuğum, Taş...lı bir soyadı olan yazar vardı, o yazar çanak soru soruyor, Babacan da hiç duymamış gibi 1. çoğul kişi ağzından cevap veriyordu. 48 saniyeme yazık oldu diyebilirim (bir de burda onu yazarken harcadığım saniyeler).

      Sil
    2. Doughnut (Donut), Türkçeye Simit olarak çevrilmiş olması çok güzel olmuş.

      Doğal kaynakların sınırı ve sosyo-politik kazanımlar arasında denge kuran bir modeli vardır.

      https://en.wikipedia.org/wiki/Doughnut_(economic_model)
      buradan hangi kaynaklar ve kazanımlar arasında model kurduğunu inceleyebilirsiniz.

      Sil
    3. Batarel,Babacan Davutoglu ne yapacağı belli;chp-iyp ittifakına kaçan oyları tırtıklayıp tekrar
      akp çatısı altında buluşturmak olacaktır.

      Sil
  12. Islam hakkinda ne dusunuyorsunuz? Islamiyette demokrasi hos goru baris durustluk bireycilik flort etme seveme sevilme ozgurlugu var mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uygulamalara baktığımız zaman hiçbiri yok.

      Sil
    2. Dogru, Islamda Flort ask sevgi yasak zina ve gunah olarak goruluyor oyle olunca da kavga dogus savas oluyor; demokrasi uzlasma birbirni tanima tolerans kulturu olmuyor.

      Sil
  13. Bir kaynakta Keynesin Neoklasik oldugu, Onu diger neoklasiklerden ayiran aktif maliye politikasinin oldugu soylenmis. Sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keynes neoklasik sayılmaz çünkü klasik ve neoklasik yaklaşımlar devlet müdahalesini reddderler.

      Sil
    2. Klasik ve neoklasikler piyasanın dengeye devlet müdahalesi olmadan ulaşabileceğine inanır Keynes bu durumun istisnai olduğunu ekonominin genel durumunu yansıtmadığı görüşündedir.

      Sil
  14. Almanyada AFDnin guclenisi hakkinda ne dusunuyorsunuz?

    Tanidigim bildigim ne kadar sekuler Kurt Turk Iranli varsa AFDye oy veriyorlar.Cunku Korkuyorlar iki korku arasinda AFDyi guvenli liman olarak goruyorlar.

    Siz bu husuda ne dusunuyorsunuz?

    YanıtlaSil
  15. Makalenizden anladığım kadarıyla söyliyim,Kate Reworth Revizyonist bir anlayış içinde ne acımasız kapitalizm ve ne de kollektif mülkiyeti esas alan kominizm insanlığı yaşatabilir demek istiyor.,Adam Simith'in insanca yaşamın olmazsa olmazı 12 vazgeçilemez kuralı bir ordinat şemasında düşünerek, orijinin yukarısında apsis doğrusuna paralel bir çizgi ile belirttiği tavanın altına düşmeyecek,tabi sermaye sahipleri ise bu "O" üssü çizginin üstüne çıkabildikleri yükseğe çıkmalarında,bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler say kanununa tabi olarak herhangi bir engele takılmasınlar demek istiyor.Demek oluyor ki; Reworth Türkiye'de yoksul %20 kendi ülkesinde artık nasıl bir yoksul rasyosu varsa,bunlara acıma hissine kendisini kaptırmış.Anlaşılan odur ki,Reworth ne yardan olalım ne de sevdadan diyor:))) Hocam bu Reworth herhalde Bayan olsa gerek.Yine de Allah onu cennetine koysun diyelim. Saygılarımla Münir Kebir (Emekli Bankacı)

    YanıtlaSil
  16. Mahfi bey

    Çarşamba akşamı 5,67'lere kadar gerileyen Dolar/TL kurunun, yine 5,74'lere yükselmesinin sebep veya sebeplerini biliyorsanız anlatır mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB nin döviz tevdiatlarında zorunlu karşılık oranlarını arttırmasının bu etkiyi yarattığını düşünüyorum

      Sil
  17. Hocam eskiler krizlere "turşu kurma zamanı" dermiş doğru mu?

    YanıtlaSil
  18. Hocam bugün negatif faizli tahvil alan yatırımcılar neden paralarını vadesiz mevduat hesaplarında değerlendirmiyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel faiz bugünkü enflasyonla değil bir yıl sonraki beklenen enflasyonla ölçülür. Bir yıl sonrası için de beklenti tek hene (olur olmaz onu bilemem ama piyasa beklentisi öyle)

      Sil
    2. ben negatif faizli tahvilleri fonlar zorunlu alıyormuş diye duymuştum ??

      Sil
    3. toprağa niye gömmüyorlar :) ??

      Sil
  19. ASO başkanının biz üretim yapamadığımızdan cari fazla veriyoruz yorumu ne kadar doğru ? Doğru ise neden başkaları tarafından dillendirilmiyor ve ekonomik referanslar tarafından pozitif bir durum olarak tanımlanıyor ? Yazı içinde emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dillendiriliyor. Farklı ifadelerle. Mesela ben ve bazı hocalar "cari fazla vermek çok da iyi bir şey değil bu ekonominin büyümeyip küçüldüğüne işarettir" dedik

      Sil
    2. Herkes dalgasına bakıyor.

      Sil
  20. Hocam benim aklima farkli tasarruf formulu geldi. Sizin fikrinizi almak isterim.

    Diyelim ki herhangi bir ulkede tasarruflari arttirmak ve gelir dagilimini da duzenlemek adina calisma yapilacak

    Bu ulkede en dusuk asgari ucret duzeyi vergiden sonra 1000Birim
    En yuksek maas da diyelim 10.000birim
    Ortalama maas 2000 ve5000 arasinda dagiliyor.

    Boyle bir ekonomide enflasyon %2 faiz orani %2.5 buyume orani %2

    Bu ulkede 7000 ve ustu geliri olandan 200lira
    5000-7000 arasi 150lira
    3000-5000 arasi 100lira
    2000-3000 arasi 50lira
    1000-2000 arasi 10lira

    yillik bir defaligina para alinsa bu para bir fonda toplanip %2.5 faizle 3 yilligina devlette kalsa
    sonra devlet 3 yilin sonunda isletilen parayi faiziyle odese 200 lira verenin faizini 10 lira veren adama verse 10 lira veren adamin faizini de 200 lira veren adama verse sizce nasil olur. her 3 yilligina devlette boyle bir tasarruf progragrami acsa hic fena olmaz

    YanıtlaSil
  21. Teoriyi eleştirmekle kalmayıp yerine neyin konulması gerektiğini de göstermesi gercekten guzel , cunku gunumuzun en buyuk sorunu bence ;herkesin elestirel bakis acisi ile yaklasip sorun tespit etmesi fakat sorunlari adam akilli ele alip da bir turlu sentez yapamamasi. Analiz etsek bile sentez yapamiyorsak , yaptigimiz analizle kaliriz.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...