18 Şubat 2020 Salı

İstanbul Finans Merkezi Olabilir mi?

İstanbul finans merkezi olabilir mi? Uzun süredir tartışılan bir soru bu. Aslında İstanbul zaten ulusal ve bölgesel anlamda bir finans merkezidir. Yanıtlanması gereken asıl sorular İstanbul’un uluslararası alanda üst düzey bir finans merkezi olup olamayacağı ve enerji hatlarında olduğu gibi uluslararası finansal akımlara ev sahipliği yaparak bundan bir kazanç elde edip etmeyeceği soruları.  

Bu soruları yanıtlayabilmek için öncelikle Z/Yen ticari think tank grubunun hazırladığı 26’ncı Küresel Finans Merkezleri Endeksine bir bakalım. Endeksin yöntemi iki ayrı veri grubunun değerlendirilmesiyle oluşuyor. İlk grupta rekabete açıklık ölçümleri yer alıyor. Bunlar söz konusu merkezin sahip olduğu telekomünikasyon altyapısının rekabet gücü endeksinden (Birleşmiş Milletlerden alınıyor) iş yapma kolaylığı endeksine (Dünya Bankasından alınıyor), hükümetin etkinliği reytinginden (Dünya Bankasından alınıyor) yolsuzluk algısı endeksine (Uluslararası Saydamlık Örgütünden alınıyor) kadar uzanan 134 farklı değerlendirmeden oluşuyor. İkinci grupta yapılan anketler ve onların değerlendirilmesi yer alıyor.

Küresel Finans Merkezleri Endeksinin 26’ncısı 2019 yılı sonuçlarını gösteriyor. Alttaki tablo finans merkezlerinin en önde gelen 10 tanesini sıralıyor

Kent
Sıra
Puan
New York
1
790
Londra
2
773
Hong Kong
3
771
Singapur
4
762
Şanghay
5
761
Tokyo
6
757
Pekin
7
748
Dubai
8
740
Shenzen
9
739
Sidney
10
738

Alttaki tabloda da İstanbul’un aynı endekse göre durumu gösteriliyor.

Kent
Sıra
Puan
Hamburg
49
650
Bangkok
50
649
Nur-Sultan
51
648
Münih
52
645
İstanbul
53
641
Viyana
54
640
Lizbon
55
639
Brüksel
56
638
Calgary
57
637
Prag
58
636

Buna göre İstanbul dünyada küresel finans merkezi endeksi sıralamasında 53’üncü sırada yer alıyor.
İstanbul’un buradan yükselerek ilk 5’e ya da 10’a girmesi mümkün müdür? Buna yanıt vermek zor. Ama İstanbul’un bulunduğu yerin kötü olmadığını Viyana, Lizbon, Brüksel gibi kentlerden önde olmasına bakarak söyleyebiliriz. İstanbul’un, bulunduğu yerden yukarı çıkabilmesi için ne yapmak gerekir? Ne yazık ki bu sorunun yanıtı da diğer birçok sorunun yanıtı gibi yapısal reformlarda yatıyor.

Her şeyden önce bir kentin finans merkezi olabilmesi için o kentin bulunduğu ülkenin ve toplumun finans olayının merkezinde yer alan, finansın çekirdeğini oluşturan faiz ile sorunu olmaması gerekiyor. Eğer toplumun faizle sorunları varsa ve bu sorunlar yönetimi de etkiliyorsa o zaman o ülkenin bir kentinin üst düzey bir finans merkezi olması pek kolay değildir.

Yapısal reformları çok anlattığım için bu kez yalnızca konuyla doğrudan ilişkili iki ölçüye değineceğim. İlk ölçü söz konusu kentin bulunduğu ülkede hukukun üstünlüğü ilkesinin durumudur. Türkiye, World Justice Project adlı bağımsız örgütün yayınladığı hukukun üstünlüğü endeksinde 126 ülke arasında 123’üncü sıradadır. Demek ki Türkiye, hukukun üstünlüğü konusunda çok gerilerdedir. Eğer bir ülkede hukukun üstünlüğü söz konusu değilse orada yatırım meselesi fazla gelişmez. Yatırımcıların rağbet etmediği bir ülkedeki bir kent de finans merkezi olamaz. Olsa olsa yüksek faizden yararlanmak isteyen yabancı fonlar borç verip para kazanmaya gelir ki bu da orayı finans merkezi yapmaz, borçlanma merkezi yapar. Listede ön sıralarda yer alan birçok kentin bulunduğu ülkede hukukun üstünlüğü konusunun Türkiye’den farklı olmadığı argümanı ileri sürülebilir. Buradaki kriter mevcut durumdan çok gidiş yönüdür. O ülkeler çok geriden başlayıp ilerlerken Türkiye çok daha iyi bir konumdan başlayıp geriye girmektedir.   

İkinci ölçü söz konusu kentin bulunduğu ülkede risk priminin yüksek olup olmadığıdır. Risk primini ölçmekte kullanılan en yaygın ve doğru ölçü CDS primidir. CDS primi ne kadar düşükse o ülkede riskler o kadar düşük demektir. CDS priminin yüksek olduğu ülkelere yabancı sermaye ve yabancı fonlar yeteri kadar gitmeyeceği için o ülkenin bir kenti üst düzey bir finans merkezi olamaz. Türkiye’nin CDS primi 200’ün üzerindedir ve bu risk primiyle Türkiye, dünyanın en riskli ekonomileri arasındadır. Son dönemde Türkiye’nin CDS primi iyiye gitmiş olmakla birlikte zaman zaman tekrar yükseldiği için ülke, risk azalışında istikrarlı bir iyiye gidişi henüz ortaya koyamamıştır. Türkiye risklerini sürekli olarak düşürmediği, CDS primini 100’ün altına kalıcı biçimde çekemediği sürece riskli bir ülke olmaya devam edecektir. Yatırımcıların en sevmediği konu yüksek risktir. Bu durum İstanbul’un üst düzey bir finans merkezi olmasının önündeki en önemli engellerden birisidir.

Son olarak bir kentin finans merkezi olabilmesi için o kentin bulunduğu ülkenin ekonomik istikrarı sağlamış olması gerekir. Bunun için, enflasyonun, bütçe açığının ve cari açığın yüksek olmaması, ülke parasının dış değerinin sürekli ve yüksek oranlı dalgalanma yaşamaması gerekir.

İstanbul’u finans merkezi yapma projesini gerçekleştirmek için atılacak ilk adımların bunlar olması gerekiyor.

60 yorum:

  1. Günaydın hocam. Özellikle üretimde ithal girdi kullanımımız yüksek olduğu sürece istikrarlı bir ekonomi olmamız neredeyse imkansız çünkü döviz hareketlerine karşı kırılgan bir ekonomimiz var ne yazık ki bu durumdan kurtulmadıkça (bence bunun yolu yapısal reformları gerçekleştirip, katma değeri yüksek ürünleri üretip, Dış pazarda satmak) Finans merkezi haline gelmemiz imkansız gibi gözüküyor

    YanıtlayınSil
  2. Nur Sultan'ı İstanbul'un üstüne çıkaran sebepler vs. Brüksel'i istanbul'un altına iten sebepler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. En zengin başkent Brükselin yatırıma ihtiyacımı var,adamlar finans merkezi yapmak için uğraşsınlar?

      Sil
  3. Faydalı bilgiler veriyorsunuz çok teşekkür ederim,
    Benim sorum ise; İsviçre listede yok ,ancak ciddi boyutta bankaların da parasal birikimleri var, bu durumda ülkenin finans merkezi içinde olması için yeterli değil midir? Saygılarımla

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. tıklayınız https://www.longfinance.net/media/documents/GFCI_26_Report_2019.09.19_v1.4.pdf

      Sil
  4. Linkini verdiğiniz raporu yazanların kırmızı font ile koyduğu notlar çok dikkatimi çekti. Notlardan birisi şu: Quality of life is very important to get people to work in the vicinity of company headquarters.” Özetle genel müdürlüklerin civarındaki yaşam kalitesi çok önemlidir diyor. İstanbul'daki yaşam kalitesine bakıyorum yerlerde sürünüyor. Trafik rezalet, nefes alınacak yeşil alan yok, insanlar trafikte ve toplu taşımada kural tanımıyor, zırt pırt değişen imar planları sonucu betona gömülmüş bir şehir. İkinci not şu: "There is no path to growth without skilled and flexible people, and without them, competitiveness does not have a future" Özetle yetenekli ve uyum sağlayabilen insanlar olmadan rekabetçi olamayacağımızı söylüyor. Ülkenin en yeteneklileri maalesef yurtdışına kaçıyorlar. Bu iki not bile herşeyi anlatmaya yeter. Özetle İstanbul finans değil bir borçlanma merkezidir. Zihniyetimizi değiştirmezsek de öyle kalır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet borçlanma merkezi olarak kalacak gibi görünüyor.

      Sil
    2. Olsun ama hocam, borçlanmak da finans ile alakalı bir şey değil mi?
      Finans Merkezindeki binaları teminat gösterip para alırsınız, o parayı başka bir işte kullanırsınız. Başka iş batarsa, finans merkezine yabancılar yatırım yaptı dersiniz.

      Zaten ümmet tepedeki ne derse desin seviniyor.

      Sil
  5. Uzun listede var. Zürih, 14. sırada.

    YanıtlayınSil
  6. Hocam son zamanlarda borsanın aşıır yükselişi ülkeye duyulan güvenin bir göstergesi mdir yoksa borsa hormonlanıyor mu hocam

    YanıtlayınSil
  7. Malesef bizim yönetim sadece bina yaparak birşeylerin merkezi olabileceği zannediyor. Muhtemelen kendileri de biliyor olmayacağını ama ne yapsınlar? Anladıkları tek iş inşaat.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne yapsınlar 11:06,

      Birşeyin merkezi denilen nereye gitseler, gözleri bina görüyor,
      sonra diyorlar ki o binaları dikelim bizim de merkezimiz olsun.

      Sil
  8. Hocam,

    Türkiye'nin, dolayısı ile de İstanbul'un çağdaş bir şeylerin merkezi olabilmesi için bundan 17 yıl önce bahsettiğiniz yapısal reformlar yeterli olabilirdi. Şimdi ise öncelikli olarak başka bir şey yapması gerekiyor, o da ahlâk reformu. Kendi kurucusunun miras bıraktığı ve vasiyetinde nasıl yönetilmesini istediğini açıkça belirttiği banka hisselerine çökmeye uğraşan bir zihniyetin neredeyse tüm yönetim kadrolarını örümcek ağı gibi sardığı, herhangi bir kadroda yükselebilmek için olmazsa olmaz şartın en amansız şekilde hak yeme ve ahlâksızlık yapabilme yeteneğine dönüştüğü, yönetiminin ilkel tarikat ve cemaatler tarafından paylaşıldığı, yöneticilerinin dünyada bir ilki gerçekleştirerek kendi ülkelerini fethetmeye uğraştığı Türkiye, bu kafayla giderse ve İdlib'deki 100 bin civarındaki cihatçı militanı da bünyesine katıp kol kanat gererse olsa olsa uluslararası terör merkezi olur, başka da bir şey olamaz...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kafana takma bunları mesuliyetli hayat kısa.

      Sil
    2. Bu ülkede yaşamak gibi bir niyetin varsa sen de tak bence hacı. Yok, laf ola beri gele yazdım, mesaj başı para alıyorum, bu ay kotayı dolduramadım diyorsan onu bilmem...

      Sil
    3. Az önce 840 gündür hapiste tutulan Osman Kavala dahil gezi davası sanıkları beraat ettiler. Müebbet isteyip beraat verebilmeyi benim aklım ve mantığım kabul etmiyor. Bu nasıl bir keyfiliktir! Bu insanlar neden keyfi şekilde yıllarca hapiste tutuldu? Kim bilir daha kaç masum insan var hapislerde. Böyle bir ülkeye para sokmadan önce 50 kere düşünürsün. E nasıl finans merkezi olacaksın? Bu adaletsizlikle finans merkezi olsan kaç yazar?

      Sil
    4. Mahdut, dünya global oldu artık, paran var ise atla git istediğin yerde güzel bir yaşam sür.

      Dünya değişti, bırak ortadoğu çomarları birbirlerini yesinler.

      Borsadan kazandığın para ile git Londra dan ev al, burdakini sat, git Paristen al.
      Çocuk var ise, iyi bir ülkede büyüt, eğitim verdir o sürede.
      Ne yapıcan Türkiye de?

      Artık devir değişti, parası olan için bütün dünya onların memleket.
      Barış abi diyor ya hemşerim memleket nire? Bu dünya benim memleket dersin onun gibi.

      Sil
    5. Sayın Adsız 15:38

      Bir ülkede “hükümeti devirmeye teşebbüs” diye bir suç varsa, cezası ağırlaştırılmış müebbet hapisse ve o ülkenin hukukçuları, demokratik güçleri “böyle suç mu olur kardeşim, muhalefetin işi ne o zaman” diye ayağa kalkmıyor, halk da bu nasıl iş diye sorgulamıyorsa başka ne beklersiniz ki?

      Sil
    6. Adsız 16:58

      Hacı, biz bu ülkeyi sokakta bulmadık, kimseye de bırakacak değiliz. O süper fikirlerini kendine sakla, çok meraklıysan pılını pırtını topla, istediğin yere bas git o global dünyada...

      Sil
    7. Bırak Mahdut bırak,

      O köprünün altından çok sular aktı,
      en son 15 temmuz muydu 25 temmuz muydu neydi darbede,
      millet devletin kalan kısmını sokaktan topladı.

      Sokaktan toplanan devletin davasını yapmaya değmez.

      Hasbelkader, çocuğum asker olsun dersin okula gönderirsin,
      sonra çocuğu alırlar hapse tıkarlar, 18 20 yaşında gençler,
      yıllardır hapisteler.

      Kimseye bırakmadığın hali bu mu ülkenin? Kendi çocuğunu hapse tıkan?

      Sil
  9. İstanbul ilk 20 ye giremediği için bulunduğu yer kötüdür zira Viyana, Lizbon, Brüksel zaten gelişmiş küçük ülkelerin merkezleri olarak İstanbulun rakibi değillerdir.

    YanıtlayınSil
  10. Sevgili üstat,

    hem ranking’ imizin hem de reyting’imizin yükselmesi ilginç geldi bana.

    Çok selamlar

    YanıtlayınSil
  11. Finans merkezlerinde arasinda rekabet neyin üzerinde kurulu kim daha ucuz faizle kredi satabilme kabiliyetine veya gücüne bağlı ,sizce ?

    YanıtlayınSil
  12. Eğer global şirketler yaratabilirsek istanbul paranın toplanıp paranın kıymet bulduğu yer olabilir ama bu holdinglerimizle olacak iş çünkü bunlar zatem marka düşnanı

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben Türkiye de iş yapar iken, niş bir alanda sıfırdan bir ofis kurdum,
      15 çalışan sayısına ulaştım.

      Rakip kim mi oldu?
      Bu işte pazar vardır diyen, yine benim o alandaki müşterim olan milyar dolarlık sermaye gruplarından ikisi oldu.

      Önce bir tanesi en tecrübelisinden 3 tane çalışanımı daha yüksek maaş ile yanına aldı.
      Sonra diğeri iki çalışanımı işe aldı.

      İki süper sermaye firmasının da ana iş alanı değildi, başka alanlarda faaliyet gösteren kendi kardeş firmalarına yaptırmak istediler.

      İkisi de yönetici olarak, benim müşterim olarak toplantılarıma katılan yöneticilerini koydular.

      Sonra başladılar, benim referansım olan firmalara düşük fiyatlar ile teklif vermeye.

      Adamlara anlatmaya çalışıyorsun, anlamıyorlar, ben de İngilterede iki müşteri bulmuştum, yatırımları oraya kaydırdım.

      4 sene geçti, bizim sermaye grupları ofisleri kapattı.

      Türk holdingleri yamyam gibi ve zombi kardeş firmalarını holding finansı ile destekliyorlar. Düzgün iş yapan yenilikçi firmaları batırıyorlar.

      Bunlardan global şirket filan olmaz, ellerindekini de kaybederler.

      Sil
    2. Holding kavrami zaten gelismis ulkerde yok boing ,airbus bunlar holding degil

      Sil
  13. Hocam,

    "Değişim Sürecinde Türkiye" kitabınızda Esnafın İktidara Gelişi bölümünde bir paragraf var:

    "AKP ilk kez iktidara geldiğinde çoğunlukla esnaf iktidarı söz konusuydu. Zaman ilerledikçe burjuva gibi görünen ama aslında esnaf burjuvası olanlarla sonradan zengin olarak esnaf burjuvası konumuna gelenler iktidarı ele geçirdiler."

    Bu paragrafı anlayamadım. Esnaf ile Esnaf burjuvası arasındaki fark nedir? Normal burjuva ile esnaf burjuvası arasındaki fark nedir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Esnafın çok iyi para görmüşüne esnaf burjuvası denir.
      Kafa esnaf kafasıdır, para miktarı burjuva parasıdır.

      Türk kurumsal hayatını bitirmişlerdir,
      Firmalarında işçiler ve yöneticiler arasında ayrım vardır,
      Beyaz yakalılar arasında da ayrım vardır,
      Yöneticilerin bir kısmı kontrol amaçlı patronun akraba ve yakınıdır.

      Ben iki avrupa burjuvasının firmasında çalıştım;

      Şöyle söyleyeyim, birinde patron ile aynı anda (ki kendisinin mal varlığı Forbes te,
      3 milyar euro ile dünya süper zenginlerindendir) şirkette yan yana psivurlarda işimizi yaptık, kendisi de tüm ofislerinde bizle aynı klozete oturur. Türkiye'de mavi yaka denilen temizlikçi, kargocu vb de aynı tuvaletleri kullanır, ayrım yoktur.

      Niye bunu böyle vurgulayıcı yazdım? cevabı size bırakıyorum.

      Bir diğer firmada, patron 1.9 milyon euro varlığı olan birisi, açık ofis tarzında, aynı masalarda otururuz, sabah erken gelen istediği masaya oturur, patronun kendine özgü ayrı bir masası yoktur. Toplantı odalarımız çok değil önceden online randevu ile tutulur, kendisi patron diye ayrıcalığı yoktur. O da bizler gibi aynı yerden yemeğini söyler, aynı yemeği yer, aynı tuvaletleri kullanır, aynı asansör sırasına girer, aynı taksiyi tutar, toplantılarda aynı sürede konuşur.

      Türk burjuvası komik şirket kuralları ve ayrıcalıklı iş ortamı ile daha çok kaliteli ve katma değerli işçi bekler.


      Sil
    2. Adsız 18:51 e teşekkür ederim. Harika bir yanıt.

      Sil
  14. Hocam, İstanbul'un finans merkezi olması için önce İstanbullunun finansının iyi olması gerekir.
    Fakir toplum kimin ne parasını çeker?

    Yanımda Brezilya'lı bir arkadaşım var, Brezilya için aynısını sordum, saçmalama dedi, fakir zengin uçurumu Brezilyada o kadar fazla ki, nüfusun çoğu fakir, bu kadar fakir kimin parasını çekecek dedi.

    Akıl bir hocam, İstanbullu zengin olursa, başkaları kendiliklerinden gelir, finans merkezi yaparlar, fakire kim gelip, güvenip para versin?

    Adamların(hükümetin) parasını geçtim, fikri bile fakir, Ataşehir deki 4-5 tane bina bile merkez için yetersiz.

    Hocam, şebeke suyunu kontrol ettirmek lazım, millete bir şeyler içiriyorlar.

    YanıtlayınSil
  15. Istanbul KUltur sanat moda Turizm Kongre ticaret Merkezi olabilir.
    Ancak oyle saniyorum ki bu firsat kacti.
    Suan olsa olsa rant insaat geleneksel olarak da sanayi merkezi olabilir. Butun bunlarda zaten Istanbulun nufusunun ve aldigi gocun neden arttiginin en buyuk gostergesidir. Nufus oransal olarak artmasinin yaninda sorunlar geometrik oranda artmasinin da kaynagi budur.
    Zaten Kultur sanat moda turizm kongre ticaret merkezi olsaydi bunun yaninda da kolaylikla otomatikman finans alaninda isler yukselise gecen bir ivmeye sebeb olurdu.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İstanbul bu saatten sonra ancak tarihin nasıl yok edildiğinin sergilendiği bir açık hava müzesi olabilir.

      Sil
    2. Hocam kusura bakmayın ama Dünya'nın bu anlamda saat kavramı olduğunu sanmıyorum. Bence her zaman sıfırlanıp baştan başlanabilir. Bunun için akıl, zeka, sınırlanamaz hayal gücü (her koşul altında özgür düşünebilme), bilgi birikimi, yürek, cesaret gerekir. Bunun en büyük ve bilinen örneği Mustafa Kemal Atatürk' tür. Oda herkes gibi birisidir. Birisi bir gün bir şey yapmışsa o konunda artık duvar yıkılmıştır. Herhangi birisi herhangi bir zaman aynı şeyi yeniden yapabilir.

      Sil
  16. Mahfi bey

    Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi ile ilgili görüşleriniz nedir?

    Bu kütüphaneye abone olmayı düşünüyor musunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İyi güzel de, şu problemimiz var:
      Ülkede kitap okuyan sayısı hâlâ iyi değil. Birkaç iyimser istatistik, sadece göz boyamak amaçlı.

      Bu kütüphaneye gelenler de, genelde, liselere giriş, üniversiteye giriş sınavlarına hazırlık amacıyla; ellerinde cep telefonu, kulaklarında kulaklık, çantalarında taşıdıkları test kitaplarından soru çözmek için gelecek. Kütüphanenin sessiz, sakin bir ortam olmasından istifade edecekler. Instagram ve twitter hesaplarından "Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde sınavlara hazırlık keyfi, You Only Live Once #YOLO" gibi notlar düşerek, onlarca fotoğraf paylaşacaklar. Sonrası, hiç.

      Parıltılı binalarda en iyi köşeyi kapmaya, hiç okunmayacak kitapların üstüne markalı plastik kahve bardakları koyup fotoğraf çekmeye çok düşkününüz; ama nitelik aramaktan kaçıyoruz.

      Bu kütüphanenin; sadece gösteriş, sadece "ego tatmini mekânı" olmaktan öteye bir anlamı yok; çok yazık...

      Sil
    2. Düşünce özgürlüğü olmayan bir ülkede kütüphane açmak anlamsız bir hareket ve israftır.

      Sil
    3. Olsun,düşünmeme özgürlüğü var.

      Sil
  17. Lütfen kimse finans merkezi planına karışmasın,
    Ataşehirden 3 yıl önce iyi kötü bir daire aldım,
    Finans Merkezi denilen ucubeye yürüyerek 4-5 dk mesafede,
    mortgage ına para yetiştirmekten hayattan soğudum,
    fiyatlar da istenilen seviyelerde değil,
    finans merkezini bilemem ama Ankaradan merkez bankası, hazine filan
    gelirse, en azından kira fiyatları artar,
    beni biraz rahatlatır,
    finans merkezi istemezük diyenin kalbini çok fena kırarım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazdığınıza ben "piyasa aldırmazlığı" diyorum. Yani kendi çıkarı için toplumsal çıkarı bir kenara itme davranışı. Sonuçta herkes böyle davrandığında toplum kaybediyor.

      Sil
    2. Hocam merhabalar,
      Münferit örnek bazında ifadenize sonuna kadar katılmakla beraber "rasyonel davranışlar" sebebi ile toplumsal akıl ve dolayısı ile menfaatin kaybetmemesi gerekmiyor mu?
      Teşekkürler,
      Mehmet Arıkan

      Sil
  18. Hocam merhaba alaatin aktaşın gündeme taşıdığı işgücü - 15+ nüfus tutarsızlığı hakkındaki görüşleriniz nedir? teşekkürler

    YanıtlayınSil
  19. Bence İstanbul'u İslami İlimler Merkezi yapmaya çalışsınlar,
    daha başarılı sonuç alırlar, rakip sayısı da azalır.

    YanıtlayınSil
  20. Hocam, Osman Kavala için tweet atmışsınız,
    yetkililerimiz hatalarını görmüşler,
    Kavala'yı tekrar içeri almışlar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Benim tweetimde Osman Kavala adı geçmiyor. Osman Kavala için değil Gezi Davasından yargılananlar için tweet attım.

      Sil
  21. Mahfi Bey

    Ekonomi zor be.

    Yani, Çin'de bir şey oluyor, hooop Türkiye ekonomisi de etkileniyor.

    Trump tweet atıyor, hooop Türkiye ekonomisi de etkileniyor.

    Olasılıkların bu kadar çok ve hızlı geldiği bir bilimle uğraşmak zor.

    Ekonomide rasyonellik ne kadar yer kaplıyor acaba?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bütün bu irrasyonel koşullar içinde rasyonel düşünüp bir çıkarım yapmak oldukça zor. Haklısınız.

      Sil
  22. https://www.facebook.com/DuvarTurkiye/videos/1151749941561080/
    buda burda dursun

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Taner Özarslan'ın harika analizi. Bugün için de geçerli.

      Sil
  23. O ülkeler çek geriden başlayıp ilerlerken...
    O ülkeler çok geriden başlayıp ilerlerken... olması gerekmiyor mu hocam?

    YanıtlayınSil
  24. Bu yazı saka mi?? Tam anlayamadım da ne finans merkezi. Tüm zenginler parayı bulur bulmaz buradan kaçırma derdine düşüyor başka ülkelerden vatandaşlık alma peşinde herkes. Finans merkezi vs bu hayal akpde bile artık kalmadı hocam

    YanıtlayınSil
  25. Doviz kurunun 1% artmasi ,enf,oraninin 0.9% artacagina isarettir..
    Kamu aciklari devam ettigi muddetce enflasyon dusmez
    Enflasyon belli bir oranin altina inmedikce faizleride geri cekemezsiniz,
    Enflasyon oraninin altinda bir mevduat faizi tespit etmeye kalkmak,tasarruflarin baska alanlara yonelmesine neden olur.Ornegin; Altina,dovize,baska getirisi yuksek fonlara,veya yastik altina gidebilir,,,En azindan okudugumuz Iktisat teoris kitaplarinin bazilarinda boyle yaziyor?

    YanıtlayınSil
  26. Kibarcası bu.. Kabacası olamaz..

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...