17 Nisan 2020 Cuma

Neoliberalizmin Bilmem Kaçıncı Çöküşü

Neoliberalizm, Keynes’in klasik iktisatçılar diye sınıflandırdığı iktisatçıların ‘bırakınız yapsınlar’ yaklaşımına dayalı ekonomik felsefeye geri dönüşü desteklemek üzere ortaya atılmış görüşleri temsil eden bir terim. 1929 Büyük Depresyonunun ardından bütün dünyada ekonomik toparlanma amacıyla uygulanan Keynesyen ekonomi yaklaşımı, klasik iktisatçıların öne sürdüğü gibi ekonominin kendi haline bırakıldığında dengeye kavuşamayacağını, devlet müdahalesinin zorunlu olduğunu öne sürüyordu. Neoliberalizm taraftarları, 1970’lerden itibaren seslerini yükselterek, Keynesyen yaklaşıma karşı çıkmaya, piyasaların kendi haline bırakılmasını savunmaya ve bu serbestlik çerçevesinin oluşturulması halinde ekonomik sistemin hiçbir aksamaya meydan bırakmadan çalışacağını öne sürmeye başladılar. Bu görüşler, 1980’lerde arz yönlü ekonomi yaklaşımına temel oluşturdu. Arz yönlü ekonomi yaklaşımının savunucuları; üretimin arttırılmasının, dolayısıyla toplumsal refahın yaygınlaştırılmasının vergilerde indirim yapılması, üretimi kısıtlayan çevre koruma standartlarının hafifletilmesi, kuralların gevşetilmesi, kamu kesimine ait üretim birimlerinin özelleştirilmesi gibi adımlarla gerçekleştirilebileceğini öne sürdüler. Onlara göre talep denetimi yoluyla sağlanacak enflasyonla mücadele politikasının yerini arzı arttırmak suretiyle yaratılacak fiyat ucuzluğu politikası almalıydı. Arz yönlü ekonomi yaklaşımı ABD’de Reagan, İngiltere’de Thatcher ve Türkiye’de Özal zamanında yaşama geçirildi ve günümüze kadar uygulanmaya devam etti.  

Öteden beri neoliberalizmin önerdiği yaklaşımlara ek olarak, paraların yabancı paralar karşısında dalgalanmaya bırakılmasını, sermaye hareketlerinin serbest kalmasını savunan IMF, bu felsefenin özellikle gelişme yolundaki ekonomilerde de uygulanmasının önderliğini üstlendi. Neoliberalizmin doruk noktası 1990’larda yaygınlaşan küreselleşme çerçevesinde paraların dalgalanmaya bırakılması ve sermaye hareketlerinin dünya çapında serbest kalması oldu. 20’inci yüzyılın son çeyreğinden itibaren bunlar yaşama geçirildi ve neoliberalizmin bütün önerileri kapitalizme egemen kılındı.

Gevşetilen kurallar, başlangıçta yaratıcılığı ve büyümeyi teşvik etti. Zaman ilerledikçe kurallar gevşetildikçe daha fazla kazanmak için ahlâk dışı yollara sapmayı teşvik eden bir ortam doğmaya başladı. Bu ortamla birlikte ahlâk dışı yollara sapmak konusunda gelişmekte olan ekonomilerle gelişmiş ekonomiler arasında büyük farklar olmadığı da ortaya çıktı. Kuralların gevşetilmesi, devlet müdahalesinin kaldırılması, bol kaldıraçlı işlemlerin yaygınlaşması derken sonuç olarak neoliberalizmin vaat ettiği cennet, cehenneme dönüştü ve kapitalist sistem 2008’de tarihin ilk küresel krizine girdi. Buradan dersler çıkarılıp neoliberal politikalar yerini daha insancıl, daha doğayla barışık, daha etik uygulamalara bırakır diye düşünülürken, birkaç göstermelik kısıtlama dışında, neoliberalizmin önerileri gündemde kalmaya devam etti. Çevre sorunlarını çözecek önlemler uygulanacak yerde betonlaşma yeşilin yerini almaya devam etti, etik uygunluğa bakarak kazanç elde etme öne çıkacak derken ne pahasına olursa olsun kazanç arttırma temel hedef olmaya devam etti, özelleştirmelerin verimliliği artıracak şekilde yapılması amaçlanacak yerde parayı alıp gerisine aldırmama yaklaşımı sürüp gitti. Sonuçta küresel krizden çıkılmaya başlandığı düşünülürken bu kez Covid-19 ile birlikte çok daha ağır tahribat yaratacak bir ekonomik krize daha girildi. Aslında girilen kriz Covid – 19 pandemisinin değil neoliberalizm pandemisinin yarattığı bir krizdir.

Neoliberalizm bir kez daha iflas etmiş görünüyor. Ne var ki bu yeni bir düzene geçileceği anlamına gelmiyor. Yine IMF önderliğinde bazı çalışmalar yapılıyormuş gibi görünse de, çok daha derin çöküşler yaşanana kadar, muhtemelen bu uygulamalar devam edecek.

138 yorum:

  1. yine çok güzel bir yazı, teşekkürler hocam

    YanıtlayınSil
  2. Hocam merhaba kısa vadede ödenmesi, çevrilmesi gereken 170 milyar dolar borcumuz olduğu söyleniyor. İmf veya fed ile yapılcak anlaşma, swaplarla ülkeye giricek tutar maksimum 40 50 milyar dolar civarında. Geri kalan 110 120 milyar dolar nasıl karşılanıcak? Saygılarımla

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir kısmı borç yenilemeleriyle, bir kısmı ihracatla, bir kısmı da yeni borçlanmalarla.

      Sil
    2. Hocam peki Türkiyenin borçlarını ödeyemeyip temerrüte düşeceğini düşünüyor musunuz? Zira bu sene ihracat da sıkıntılı olacak. Turizm geliri zaten olmayacak. Dışarıdan gelecek para da belli.

      Sil
    3. Bunu soruya herhangi birinin bile cevap vermesi 'şu anki koşullarda' başının derde girmesine yol açabilir. En azından ben bi' çekinirdim.

      Sil
    4. Net Hata Noksan kalemini de eklesek nasıl olur hocam? :)

      Sil
  3. Sayın Eğilmez emeğinize, elinize, zihninize sağlık. Açıklayıcı ve güzel yazınız için teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  4. Hocam yazılarınızı sürekli takip ediyorum. Yine çok değerli ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Teşekkürler.

    Bundan önceki yazınızda size bir soru sormuştum. O sorumu tekrarlamak istiyorum. Cevabı belki kısaca vermek mümkün değil ama ben yine de sorayım.

    Ütopik bir soru? Bir an dünyadaki tüm ülkelerin, kurumların, şirketlerin, şahısların borçlarının karşısında "ödendi" yazdığını düşünelim? Ne olurdu? Borçsuzluk anından sonra kredi vs. gibi araçların yeni düzenlemelerle tekrar çalışacağını varsayalım? Örneğin bazı sınırlar olsun. Bu işlemin yapılacağının açıklanmasından, işlemin yapılmasına kadar geçen sürede hiç bir şekilde borç alış-verişi olmadığını varsayalım. İşlemden sonra da kredi almak vs açısından yeni kurallar tanımlansın? Bu durumda ne olurdu?

    Sonuçta şu an yaşadığımız dünyada borçları taşımaya dayalı bir sistem var. Bu borçlar hiç bir zaman ödenemeyecek. Sürekli sonraki yıllara taşınacak ve giderek de büyüyecek. Bu tüketim ve büyüme çılgınlığını bitirecek bir yol yok mu?

    Saygılarımla

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu ütopik düşüncenizin gerçek olduğunu borçların alacakların sıfırlandığını ve yeni borçlanmalar için yeni kurallar konduğunu, kaldıraçlı işlemlerin kısıtlandığını varsayalım. Bu durumda büyüme oranları düşer. Ama eğer kısıtlamalar gelmezse çok daha hızlı bir bozulmaya yol açar.

      Sil
    2. Borçlara ödendi yazarsa, çarşı pazar karışır.
      Alacaklıya para vermen lazım, alacaklıya para vermezsen kan çıkar.
      Alacaklı canını verir, parasını bırakmaz.
      Dünya düzeni böyle, nasıl oluyor bilmiyorum, binlerce yıldır alacaklılar parayı alıyor.

      Para bastın, alacaklının borcunu ödedin diyelim, o zaman alacaklıda para var, önceki borçlu, yeni borçsuz da para yok. Cıbıl cızdak ortada borçsuz şekilde durur.

      Yeni düzende, kimse bu adama ister kurallı ister kuralsız kimse borç vermez ise elined para olan önceki alacaklının kölesi olur boğaz tokluğuna. Bu düzeni kim ister?

      Bir tarafta kurallı kredi alanlar, diğer tarafta cebinde para şişmiş olan eski alacaklılar. Yine faiz alacaklar, yine para eski alacaklıda olduğu için peşin para tüm sermaye mallarını toplacaklar, yine kredi alana kredi yetersiz gelecek.

      Eğer, kısıtlama gelecek ise, bir kısım kısıtlı kredi alır, diğer kısım cıbılcızdak ortada kalır, cıbıldak kalanlar diğerlerinin kölesi olur.

      Düzen ortadan kalkar, hukuk devletleri ortadan kalkar, ortaçağ serfleri gibi vahşi kapitalistler yığınları ezdikçe ezer.

      Sil
  5. Merhaba Hocam. Ben de sizler gibi bu düşüsün sistemsel bir değişikliğe evrileceğini asla düşünmüyorum. Hatta 2008 krizinden sonra olduğu gibi kurallar yine hiçe sayılacak ta ki yeni bir dip yaşanana dek.

    YanıtlayınSil
  6. Hocam merkez bankasının para basıp basmadığını vatandaş olarak tcmb sayfasından anlayabilme yolumuz var mı hangi metriklere bakmamız gerekir? Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu bazı hesaplamaları gerektiren bir meşgale. Ama en basiti parasal ve finansal istatistikler sayfasından dolaşımdaki para miktarının değişimine bakmak. Tam olarak sonucu vermese de bir fikir verir.

      Sil
    2. Avrasya yatırım'ın dünkü veya önceki günkü Youtube yayınında bunun nasıl öğreneceğiniz anlatılıyor,kolay gelsin

      Sil
    3. Ben onu atm cihazı gıcır para verince anlıyorum zaten:)

      Sil
  7. Kıymetli Hocam,

    Hiç bir otoritenin hiç bir suretle hesap edemeyeceği böylesi bir krizi nasıl olur da neolibarelizmin çöküşüne bağlayabiliyorsunuz anlayamıyorum. Modern teknolojinin geldiği bu noktada en fazla etkisi bir miktar daha az olabilirdi gibi geliyor.

    Saygılarımla

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunca yıldır kazanç hırsıyla çevreyi mahveden, bilim insanlarının defalarca uyarmasına karşılık buna devam edip doğal çerçeveyi mahveden bu sistem değil mi?

      Sil
  8. Emeğinize sağlık. Şu iki soruyu nasıl yanıtlardınız merak ettim: Neo-liberal politikalar bir "uygulama tercihi" değil de kapitalist gelişmenin eriştiği düzeyin doğal ve zorunlu bir gereksinimi olabilir mi? Sizi neo-liberal uygulamaların, kapitalist gelişmenin gereksinmesinden değil de, "ahlak dışı yollarla" kazanma hırsından kaynaklandığına ikna eden şey nedir? Teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. S&P 500 endeksi 2010 yılında 735 seviyesine kadar düştü. Salgında çökmeden önce 3.380 seviyesine kadar çıktı. 10 senede yıl bazında kesintisiz yükseldi. Dow jones ya da diğer borsalar da aynı hareket ettiler. Yeryüzündeki hiçbir ekonomik gelişim ve sebep bu endeksin 10 senede %450 artmasını açıklayamaz. Bazı hisseler %450 hatta %1000 artabilir. Çok aşırı verimli bir yazılım, yöntem, iş modeli bulmuşsunuzdur olur ama tüm endeks hep birlikte %450 artamaz. Fed para bastı. Kaybetmek yok dedi. Zengin daha zengin oldu. Fakir daha fakir oldu. Madem kapitalistiz, madem serbest piyasa var. O zaman bırakacaklardı 2008-09 krizinden sonra kötü yönetilen şirketler batacaktı. Fakat siyaset ve ekonomi bu kötü yönetilen şirketlerin hakimiyetinde olduğundan kötü yönetilen şirketler ödüllendirildi ve değerleri daha da arttı. Kar edersem ben alırım zarar edersem devlet beni kurtarır... Yani hep kazanıyorum. İşte bu ahlaksızlık.

      Sil
  9. Hocam evrimsel iktisatçı schumpeterin ifade ettiği gibi yaratıcı olan yıkımlar ve kapitalizmin kendi kendini krizlerle güçlendirmesi her iktisadi sorundan sonra kapitalizm yıkalacak söylemlerinin bir anlam ifade etmedigini söylüyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Esasen biz de kapitalizm yıkılacak demiyoruz, neoliberalizm çöküyor diyoruz.

      Sil
  10. Sosyalizm varken ne diye bu ucube kapitalizmde ısrar ediyor insan oğlu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. belki de sosyalizmin üretemediklerini kapitalizm ürettiği için. Temel nokta burası. Buraya yorum atmanızı sağlayan telefon muhtemelen kapitalist bir ülkenin ürünü

      Sil
    2. Çünkü sosyalizm de (kuzey ülkelerinin uygulaması dışında) Sovyetler Birliği deneyiminde çok başarısız sonuçlar verdi.

      Sil
    3. Hocam, gelişmekte olan bir iki ülkede sosyalizmin yeşermeye çalışması,diğer arda kalan ülkelerin büyük sermayelerine karşı başarılı olması beklenebilir mi? Buna sosyalizm başarılı olmadı denebilir mi?
      Saygılar..

      Sil
    4. Hocam,gelişmekte olan bir iki ülkenin, arda kalan büyük sermaye karşısında başarılı olmasını beklemek gerçekçi mi? Ve dolaysıyla sosyalizmle olmuyor yargısı gerçekçi mi? Şu da aklıma geliyor; kapitalizmle oluyor ise bizim(TC)bu halimiz bir çelişki yaratmıyor mu? Tşk.ler
      Saygılar..

      Sil
    5. Sosyalizm tarihine bakarsan, ya diktatörlüğe yada başı boşluğa götürür. Afganistan mı olmak istersin, Kuzey Kore mi?

      Sil
    6. Öncelikle, Sosyalist merkezi planlı ekonomik sistemi ve yaşanan kısa süreli deneyimi (SSCB, Yugoslavya, vd..) kapitalist ekonomi ilkelerine göre değerlendirmek yanlıştır. Sosyalizm deneyimin hiçbir zaman, kapitalizm gibi dünyanın çok büyük alanında hakim olmaması ve ayrıca "kapitalizm gelişir, sosyalizm inşa edilir" gerçeğinin bir kenara bırakılması da değerlendirmeleri sağlıksız kılması kaçınılmaz olur. Örneğin, abluka altında bir ada ülkesi olan Küba. BM Genel kurulunda her yıl 2 ülke hariç (ABD ve İsrail), diğer bütün ülkelerin ambargonun kalkması yönünde oy kullanmasına karşın, ambargo devam etmekte ve ABD nin bu haksız tutumu karşısında diğer dünya devletleri de boyun eğmektedir. Yine de ingiliz devletinin ricasıyla, karantinadaki covid-19 lu hastaları taşıyan ve bölgedeki bütün ülkelerin geri çevirdiği gemiyi kabul etmiş ve tedavilerini sağlamıştır. ABD gibi olanakları olması durumunda yapabilecekleri düşünülmelidir. SSCB yi ele alacak olursak; sosyalist planlı ekonomisini oturtmaya başlamasıyla halkının refah ve entellektüel seviyesini geliştirmeye başlamışken, 2. dünya savaşına maruz kalmış ve vatandaşlarının 6 da 1 ine yakınını kaybetmiştir(sakat kalanlar hariç). Ayrıca, uzay konusunda 1960 lı yıllarda dünyanın çok ilerisinde bir gelişim göstermesi ve 1930 lardaki yazılımcı sayısı gibi dikkat çekici seviyesi, sosyalist ekonominin teknoloji alanında da kapitalizmin çok ilerisinde olabileceğini, ondan farklı olarak sistemi gereği bu teknolojiyi bireylerin ve sermayenin kar hizmetine değil, çoğunlukla toplumun genel ihtiyacı için hizmete sunacağını göstermektedir. Çevre duyarlılığına gelecek olursak; çok küçük bilinçli kesim dışında, halklar genel olarak gelecek ve geçim kaygısı taşımadığında bu duyarlılığa sahip olur. Çevrenin korunması içinse büyük çoğunluğun, belki de bütün insanların çabası ve bugünkü anlamda tüketimden vazgeçmesi gerekmektedir. Şu an kapitalizmin kirlettiği ve tüketim çılgını insanlık bunu başaramaz, ancak sosyalist devrimle, yeni insanın yaratılması koşulu bunu sağlayabilir.

      Teşekkürler, iyi çalışmalar Mahfi Bey.

      Sil
  11. Tesekkurler sevgili Hocam.
    Covid-19 sonrası kapitalizmin daha da vahşileşme ihtimalinin akla en yatkın sonuç olduğu fikrinize katılıyorum.
    Çünkü ahlâkı değerler sisteminde bir düzeltme olmadan ,ki o da eğitim işi onlarca yıl.alir, kriz sonrası için daha ahlâkı, daha adaletli,eşitlikçi bir dünya beklemek ham hayal..
    Saygılarımla.
    Sağlıkla kalın.

    YanıtlayınSil
  12. Hocam, bende Tek sefer de koklu bir degisim olacagina inanmiyorum ama bu degisimlerin toplami bizi en sondaki koklu degisime goturecek diye dusunuyorum.

    YanıtlayınSil
  13. Hocam, elinize sağlık. önceki yazınızda "dünya artık dolar merkezli ticaretinin sonuna geldi mi? Yoksa böyle devam edecek mi?" diye sormuştum, ona cevap gibi geldi, teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
  14. Akıl, vicdan ve paylaşımcılık sosyalizm derken akılsızlık, vicdansızlık, kolaycılık, bencillik neoliberalizm der. Bir nevi saldım çayıra, mevlam kayıra sistemi ya da sistemsizliği olan neoliberalizm, dünyada yönetici sınıfının giderek akıl ve vicdanını yitirmesinin ya da bunları zaten yitirmiş olanların seçilerek, bilinçli olarak yönetici sınıfı yapılmasının doğal sonucu olarak bizleri bugünlere getirdi. "Yöneticileri halklar seçer, demek ki dünya halkları bu sistemi istedi" diye düşüneceklere ise ünlü anarşist Emma Goldman'ın "oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı" sözünü hatırlatmak isterim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mahdut bey, size tesekkur ederim.

      Emma Goldman gibi kiymetli birini, Turkiye gibi corak birakilmis topraklarda hatirlayanlarin oldugunu bilmek cok guzel.

      Hannah Arendt'in pek cok kitabiyla birlikte, ozellikle "Insanlik Durumu" adli kitabini herkese tavsiye ederek, Emma'ya destek olalim.

      Yilmayiniz, devam ediniz Mahdut bey, gorusmek uzere...

      Sil
    2. Rica ederim. Emma Goldman çok saygı duyduğum bir kişidir...

      Sil
    3. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak romantizminden gına geldi. İnsanoğlu bu musibetten ders alıyormuş, düzen böyle sürdürülemezmiş, eski sistemin çöküşünün ispatıymış falan fıstık... Tarih ezenler ve ezilenlerin hikayesidir. Altta kalanın canı çıksın sistemi aralıksız devam ediyor.

      Sil
  15. oksa? bu Pandemi’ nin arkasında toplumlar ile paylaşılmayan başka gizli gerçekler mi var?
    Gelinen noktada, tüm dünya ülkeleri “parasal genişleme paketleri” ile, işlevini yitiren iktisadi birimleri ve halkını ağırlıklı olarak “borçlandırılarak” ekonomilerini kurtarma çabasındalar. Üretmeden dünyaya hakimiyet sürdüren ve yıkılmakta olan dolar sistemi ve sisteme entegre kapitalist iktidarların ömrü uzatılıyor. iktidarları tayin eden, çok uluslu şirketler, tayin ettikleri iktidarlara ve dünya halklarına ölümü gösterip, mevcut sisteme razı ediyor, olabilirler mi? Bu durum, çok uluslu şirketlerin ilk kazanımları ise, sonrasında yeni kazanımlar için projeleri çoktan hazırdır belki de. ilaç sektörü, yeni teknoloji pazarları vb. Benim komplo teorim de bu

    YanıtlayınSil
  16. Sayın Eğilmez, Güzel ve açık yazınız için teşekkür ederim. Ancak " kazanmak için ahlâk dışı yollara sapmayı teşvik eden bir ortam doğmaya başladı. Bu ortamla birlikte ahlâk dışı yollara sapmak konusunda gelişmekte olan ekonomilerle gelişmiş ekonomiler arasında büyük farklar olmadığı da ortaya çıktı." cümlenize katılamıyorum. Çünkü gelişmiş ekonomiler, gelişmekte olan ekonomilerin ahlak dışı yollara sapmalarını teşvik ettiler, bilhassa ahlak dışılığın bu ekonomilerde artması için siyasetçileri ve inanç Dini grupları da buna bulaştırdılar. Gelişmiş ekonomiler kendi aralarında yapamadıkları ahlaksızlıkları, yolsuzlukları gelişmekte olan ekonomilerde yaptılar, hatta bir birleriyle bu konuda yarıştılar. Ahlaksızlık, yolsuzluk gelişmiş ekonomilerde 1 birim arttıysa, gelişmekte olan ekonomilerde 4 birim arttı. Globalizim gelişmiş ekonomilerin lehine, gelişmekte olan ekonomilerin aleyhine çalışıyor. Neden dünyada mal dolaşımları serbest, ancak insan dolaşımları yasak yapıldı? Ekonomi alanındaki kuralları gelişmiş ekonomiler düzenliyor, gelişmekte olan ekonomilere empoze ediyorlar. Gelişmekte olan ekonomilerin güçlü ancak ahlak seviyesi düşük, maddi imkanlar için halkını satacak insanlarını, siyasetçilerini, eğitimsiz halkın inanç değerlerini ele geçirerek kendileri çok daha fazla kazanıyorlar. Lütfen gelişmiş ekonomilerin kendi aralarında uyguladıkları kurallara bir bakın, gelişmekte olan ekonomilerle uyguladıkları kurallara bir bakın. İlaveten gelişmekte olan ekonomilerdeki şirketlere ve şirket sahiplerine bir bakın. Bu şirketlerin ve sahiplerinin siyaset ile, dini inanç ile bağlantılarına bir bakın. Aynı durumu gelişmiş ekonomilerdeki şirketlere, şirket sahiplerinin siyaset ile , dini inanç ile bağlantılarına bir bakın.
    Sayın Eğilmez gelişmekte olan ekonomilerin siyaset ile halkın dini inançları ile ilişkileri çok azaltılmadan Neoliberalizm değil, hangi tip ekonomik düzeni uygularsanız uygulayın netice alınamaz diye düşünüyorum. Ekonomik sistemleri yozlaştıran gelişmiş ekonomilerin gelişmekte olan ekonomilerdeki halkın siyasetçileri ve dini inançlarını kullanarak yozlaştırmalarıdır. Yani özetle ekonomilerin Ahlaksızlaşmaları, Yobazlaşmaları gelişmiş ekonomilerin işine gelmektedir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kuralları doğru koyup uygularsanız bence birçok aşırılık engellenebilir.

      Sil
  17. çok güzel bir yazı. Teşekkür ederim. Yazınızdan anladığım bir daha ki dünya savaşına kadar bu yapı çökmeyecek. En güçlü tahribat onun olduğunu ve gücün el değiştirmesi sistemin el değiştirmesi demek olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
  18. Bu yazıyı yazmak için hoca olmaya gerek yok. IMF tezlerini fiilen uygulamış eski bir MB başkanından derdimize çare olabilecek makaleler beklerdim. Yazının bir bölümünde yer alan "ahlak" konsunun ekonomide nasıl garantiye alınacağı konusunun, yada insanın sınırsız kazanç hırsının nasıl kontrol edilecileceğine dair görüşleri olmalıydı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzla ilgili düzeltmem gereken üç mesele var: (1) Bu yazıyı hoca olduğum için yazmadım. (2) Hayatımın hiçbir döneminde Merkez Bankasında bırakın başkanlığı hiçbir unvanla çalışmadım. (3) Ahlâk konusunun nasıl garantiye alınacağı sınırsız kazanç hırsının nasıl kontrol edileceği meselesi yazıda yer alıyor. Onu görememiş olmanız yazıyı bir kez daha ama bu kez dikkatinizi vererek okumanızı gerektiriyor.

      Sil
    2. Ahlâk..kaç para?.
      Ahlâk= erdem olduğu gün "O" sizi bulmuş demektir..

      Sil
  19. Yagma Yok Komunizm var

    YanıtlayınSil
  20. Peki hocam bizim gibi gelişmekte olan ülkeler bu krizi nasıl çözecek, hele dolarizasyon sorunu olup, yapısal reforma yanaşmayan doğal olarak da rezerv parayı ülkesine çekemediği bir ortamda?



    YanıtlayınSil
  21. Sevgili hocam neoliberalizm i dönüştürdü sermaye ne yazik ki. Neoliberalizm kurallardan saptığı için bir çöküş yaşadı ama bir Sovyet modelinin yani planlamaya dayalı müdahaleci politikalar da ciddi anlamda üretim sorunu doğuruyor. liberal ekonominin de kuralları var. Dünya'nın o kuralları şeffaflık ve hesap verilebilirlik ile birleştirmesi ve piyasaya dayalı ekonomik modeli yeniden dizayn etmesi gerekiyor. Aksi taktirde piyasaya aşırı müdahaleci politikalar üretimi/ hasılayı düşürecek arz yönlü enflasyon artacak(karaborsa tehlikesini de katmak lazım) üretimin düşmesiyle istihdam azalarak ciddi ölçüde işsizliğin artmasına neden olacaktır. Sık sık ifade ettiğiniz, hatta kitaplarınızda da yer verdiğiniz gibi ahbap çavuş kapitalizmi neoliberalizm'in canını okudu. Ez cümle Dünya'nın serbestlesmeye dayalı kuralları daha insancıl hale getirmesi gerekiyor.
    Üretim altyapısını koruyacak hatta daha da güçlendirecek yeni bir bakış açısına ihtiyacı var.

    YanıtlayınSil
  22. Osman Cem Uzun17 Nisan 2020 15:58

    Hocam bu bize neoliberalizmin sağlamlığını kanıtlamaz mı bir yandan da?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında sağlam olan kapitalizm, neoliberalizm onun bir uygulama biçimi.

      Sil
  23. Hocam öncelikle bilgilendirici yazılarınız için minnettarız. Bir sorum olacak, bu yazıdaki konuyla direkt alakalı olmasa da, Türkiye'nin cds primi ile dolar kuru arasında yüksek bir korelasyon olduğu çıkarımını yapıyorum son 5 yıllık grafikleri beraber incelediğimde. Ancak, kabaca ekim 2019'dan mart 2020'ye(pandemi dolayısıyla kriz büyüyene kadar) dolar ılımlı artış gösterse de, cds primimiz ciddi düşüş trendindeymiş. CDS üzerine olan yazınızı okumama rağmen bu duruma bir yanıt bulamadım ve görüşünüzü merak ettim, farklılık neyden kaynaklanmaktadır?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kriz hallerinde bu tür ilişkiler şaşar. O nedenle kısa vadeli değil uzun vadeli bakmak gerekir.

      Sil
  24. Hocam emeğinize sağlık. Küçük bir sorum olacak benim de. Mevcut sistemin sürekli olarak krize girmesinin ardında yatan temel sorun aslında olmayan şeyler üzerinden para kazanma iştahıdır diyebilir miyiz?

    Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz nedenlerin en önde gelenleri arasında yer alıyor.

      Sil
  25. Bugün de neoliberalizmi çökerttik çok şükür.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O o kadar kolay değil. Çöküyor gibi olup yine ayağa kalkıyor.

      Sil
  26. Hocam kaleminize sağlık. ABD ekonomisi kötüye giderken dolar neden yükselmeye devam ediyor?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İki nedeni var: (1) Yalnız ABD değil bütün gelişmiş ekonomiler kötüye gidiyor. En büyük ikinci ekonomi olan Çin de kötüye gidiyor. (2) Dolar artık sadece ABD'nin parası değil herkesin parası konumunda ve o haliyle ABD ekonomisine bire bir bağlı değil.

      Sil
    2. Dolar yükseliyor çünkü fırtınada saklanılacak liman $. Dünya ya kabul ettirilmiş para birimi. Misal : 3. Dünya savaşı oldu ve Meksika ya kaçman gerekti. Orada yeni bir hayat kuracaksın. TL yi alırlar mı? Drahmi yi alırlar mı? vs vs Altının veya doların varsa onları verir peso alır ve dükkanı açıp yeni hayatına başlarsın. EUR $ a alternatif olamadı. Ha yıkıldı ha yıkılcak korkusuyla insanlar özellikle kriz zamanı uzak duruyor ama biraz daha sabır. Petrol ün bitmesi ile Çin in şahlanma ihtimaliyle yeni Dünya düzeni çok çok uzak olmayabilir.

      Sil
    3. Ülkede şirketlere verilen destek kapsamında ki yardım karşısında çoğu şirket bu yardımını alıp dolara yatırıyormuş.Böyle olunca da dolan düşmüyormuş. Güncel olarak en son konu bu şekildeydi.

      Sil
  27. Hocam merhaba,
    Her şey de olduğu gibi ekonomide de dengenin olması gerektiğini düşünüyorum. Para ve maliye politikalarının birlikte uygulandığında başarılı olunabileceğini düşünüyorum. Klasik ve keynesyen politikalar yıllarca birbirinin tersi kavramlar olarak söylense de beraber dengede uygulandığı zaman krizlerin daha kolay atlatılabileceğini düşünüyorum. Sizce bu iki temel politikadan sadece birini mi seçmek zorundayız?
    Teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
  28. Canlar erenler,

    Dünya hay huy dünyasıdır, hay dan gelen huy a gider.
    Biz kendimize bakalım, kendimizi güzelleştirelim.

    Bu dünyanın lafı meşgalesi bitmez.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Peki eşiniz ve siz işsizseniz. 6 aydır iş bulamıyorsanız ve okul çağında 2 çocuğunuz varsa? Borçlarınız biriktikçe birikiyorsa?

      Sil
    2. umudumuzu yitirmeden çabalayacağız. yapacak bir şey yok. tüm insanlık tarihi bu hikayelerle dolu. insan yapar, yıkar yine yapar.

      Sil
  29. Hocam merhaba çok teşekkürler paylaşım icin yorumlarınızı sürekli takip ediyorum. Acaba çözüm Keynesci politikalara geri dönmek olabilir mi? Aslında kendimce uzun süredir bu konuyu araştırıyorum çeşitli kitaplar okuyorum. Ve bildiğim reagan döneminden sonra bu politikalara son verildiği ve sadece çok az bir bölümünün uygulamada olduğu. Birde sormak istediğim karma ekonomi hakkında ne düşündüğünüz. Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim hocam. Iyi günler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Karma ekonomi en doğrusudur.

      Sil
    2. Atatürk 'ünde savunduğu karma ekonomiymis sanırım. Hocam çok teşekkür ederim ilginiz için. Iyi akşamlar

      Sil
    3. kar ın yüksek oranda vergilendirildiği çalışan elemanın vergi ödemediği liberal düzen en doğrusudur diye düşünüyorum.

      Sil
  30. Mahfi hocam, çok teşekkür ederim. Aradığım soruya cevap buldum.

    YanıtlayınSil
  31. Düzeltme bilerek geciktirilmeli bence.Sonra hem bireysel hem tüzel kisilerde kredi kanalları kapatılmalı.Sonra üretim kapasitesi olanlara müdahele edilmeli.Sonra şirket kurmak zorlastirilmalı ki sağlıklı zeminde hayat devam etsin derim ne dersiniz.

    YanıtlayınSil
  32. Ellerinize Sağlık, Yine Bir Solukta Okuduğumuz bir yazı oldu.
    Mahfi Bey, iki sorumuz olacak. Zaman ayırarak, cevap yazarsanız, minnet duyarız.
    Aralık 2020'ye kadar ödenmesi gereken 168 Milyar USD kadar dış borcumuz olduğu söyleniyor. (özel sektör, bankalar ve kamu) Oysa bu kadar paramız yok. Aynı konuda yukarıda başka biri daha sormuş. Yeniden Borçlanarak, bu borcun ödeneceğini söylemişsiniz. Ancak şu anda CDS Primi 623-640 aralığında ve zaten virüs etkisiyle FED para bassa bile, dolar dışarıda bol olsa bile, bu paranın bizim ülkeye uğramadığı söyleniyor. Ve yine Yabancıların, Borsa'dan vs. çıktıkları söyleniyor. Bu durumda, yeniden borçlanma daha yüksek maliyetle olmayacak mıdır? Bir de, bu şekilde borcu, yine başka bir borçla kapatarak ödemeye devam etmek, daha ne kadar sürdürülebilir birşey. Üstelik Maliyet daha fazla olurken. Borcu, Yeniden Borçlanarak Ödemenin sonu yok mu? Kötü bir sonu ne olabilir?
    Siz olsaydınız nasıl bir çözüm bulurdunuz?(Kısa Vadede)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bütün dünya benzer durumda o nedenle borcu borçla ödeyerek çevirmeye devam edeceğiz çare yok.

      Sil
    2. ABD'ye yıllık haracınızı veriyorsunuz (Usd faizi) yolunuza devam ediyorsunuz.

      Sil
  33. hocam neoliberalizm klasiklerden besleniyor ancak işine geldiği yerlerden:) İktisadın babası adam smith Bireysel çıkarların kollektif zenginliğe dönüşebilmesinin şartını karın üretime koşulması yoluyla gerçekleşeceğini ifade etmiştir. Yani kar, üretim ve refah döngüsünün toplumun refahını arttıracağını savunmuştur. Zenginlik ile ahlak arasındaki bağlantıyı komşuyu sömürerek değil, kar elde edenin yeni yatırım alanları açarak toplumsal refaha katkı sağlayabileceğini savunmuştur. Şimdi günümüz neoliberalizminde gömüleme, sömürme gibi ciddi durumlar var. Klasikler bunları savunmuyordu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğru neoliberalizm klasik görüşleri daha uçlara taıdı.

      Sil
  34. Ekonomi üzerine bu kadar bilgili ve seviyeli paylaşımlar yapan üç beş insandan birisiniz tebrik ederim

    YanıtlayınSil
  35. Mahfi bey, beni lütfen yanlış anlamayınız.

    Sanırım siz, sosyal demokratsınız.

    Not: Dikkat ederseniz, "Stalinistsiniz" demedim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu blogda Hakkımda diye bir bölüm var orayı okursanız benim herhangi bir görüşe bağlı olmadığımı göreceksiniz. Ben düşüncemi bağımsız tutarım.

      Sil
  36. hocam farklı bir sorum var size. Sizce bu yazılarınızın altındaki yorumlar gençliği de düşündüğünüzde umut verici midir? Soran, sorgulayan, öğrenen. Yani sadece boş soru soran mı yoksa sorgulayan öğrenen gurup mu ağır basıyor burada. Yorum yazan takipçileriniz hakkında ne düşünüyorsunuz:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş, sorgulayan ve bilgi düzeyi yüksek bir topluluk olsaydı, hocamız daha derin konularda makale üretir, daha spesifik bir alanda derinlemesine çalışırdı.

      Hocamız içeriği üretir, yorumcular hakkında yorum yapmaz. Herkesin farklı seviyelerde olduğunu çok iyi bilir, ona göre herkese saygı ölçüsünde cevap verir. Yine hocamız bilir ki bugün burada basit bir yorum yazan genç ilerde bu alana emek verirse çok iyi bir uzman olabilir.

      Kısaca Mahfi hocamız insanlar ile değil, kendi uzmanlık alanı ile uğraşır.

      Hocam, cevap iyi mi?

      Sil
    2. kardeş cevap mahfi hocadan gelse daha iyi olurdu :) Ben hocamıza burada yorum atanları olumsuz gördüğüm için sormuyorum neticede bende yorum atıyorum sadece görüşlerini merak ediyorum. Bazen sorulan sorularda bir konuya olan ilgiyi, bilgiyi ortaya çıkarır. Benim mahfi hocadan öğrenmek istediğim buydu ama eminim ki boş soru soranlardan ki bu hakaret değildir bunlardan daha çok bir başkası adına hüküm verip cevap vermeye çalışan insanları sevmiyordur:) Üstüne alınma yani senlik bir durum yok hocam :)

      Sil
  37. Hocam, durduramıyoruz, sürekli çöküyor,
    Çinli o son yarasayı yemeyecekti.

    YanıtlayınSil
  38. Covid 19 pandemisinin nedeni de neoliberal ekonominin dayattığı gdo bazlı tarım ve hayvancılık olabilir. Virusların genetik çeşitliliğin olduğu bir çevrede pandemi yapma olasılığı ya da konakçıdan insana bulaşma olasılığı daha düşük olabilir. Bitki ve hayvan genetiği verimli ama tek tip olursa virusun mutasyonuna seyirci kalırız.. Neoliberal pandemi ve covid pandemisi akraba süreçler. Elinize emeğinize sağlık Mahfi Bey..

    YanıtlayınSil
  39. Neoliberalizm ile Keynesyen akımın çatışması bir nevi Fizyokratlarla, Merkantilistler arasındaki çatışmaya evriliyor gibi. Bir taraf doğa ile bütünleşik bir gelişme vaad ederken diğer taraf aksine madenlerle,betonla varlığını sürdürme gayesinde. Konumuza dönecek olursak günümüz Neoliberalizm'inin çıkmazı bana göre;
    Piyasaların kendi haline bırakılmasını savunmaya ve bu serbestlik çerçevesinin oluşturulması halinde ekonomik sistemin hiçbir aksamaya meydan bırakmadan çalışacağını öne sürmesiyle birlikte oluşacak gelir adaletsizliğini,toplumsal yozlaşmayı ve en önemlisi de insanlardaki doymazlık yaklaşımını hesaba katmıyor oluşu! Yok bunları hesaba katıyorsa da önlem almak yerine çözümü yine sosyalist bakış açısıyla açıklamaya çalışması? Yani bu kadar bireysellik ekseninde kurulması düşünülen bir düzen için, sosyal hayat gerekliliği olan adalet,eşitlik,özgürlük gibi kavramları nasıl sosyalist bir düzendeki gibi işleyeceğini öne sürüyorlar aklım almıyor? Siz ne dersiniz Mahfi Bey?

    YanıtlayınSil
  40. Hocam, gözümüz aydın, hep dediğimiz yapısal reformlar içinde hukukun üstünlüğü alanında gelişmeler var. Mafya lideri serbest bırakıldı! Fiili ve sembolik olarak bir şeyler ifade ediyor.

    YanıtlayınSil
  41. İç işler film minden sonra, bu yazı iyi geldi

    YanıtlayınSil
  42. Mahfi hocam, yazıya yine bayıldım. Öğretici, düşündürücü. Elinize sağlık

    YanıtlayınSil
  43. CEO ların karlarını maksimize edeceğiz diye biz fakirler ölüp gideceğiz☹️

    YanıtlayınSil
  44. Mahfi Hocam, iyiki varsınız Hocam.

    Ne zaman ümitsizliğe düşsem girip sizin yazılarınızı okuyorum. Ekonomi makalesi insan moralini düzeltir mi demeyin sizin bu sade ve anlaşılır yazılarınızı okumak, insan aklının ne kadar güzel bir şey olduğunu görmek ve böyle bir İnsan ile aynı toprakların çocuğu olmak bana umut veriyor Mahfi Hocam.
    Allah sizi başımızdan eksik etmesin.

    YanıtlayınSil
  45. Üç temel ekonomik sistem vardır; Sermayenin-Üretim araçlarının sahipliği sistemin adını belirler. Sermayeye sahip olma ve emrinde çalışan kişilerin olması ve onların emekleri ile bireysel zenginleşmenin olduğu kapitalizm, üretim araçlarının herhangi bir özel mülk sahibinin olmadığı ve zenginleşmeye yol açacak bireysel birikime imkan vermeyen sosyalizm/komünizm, sınırlı ve kontrollü özel mülkiyete izin veren her alanda üretimi bulunan devletçi kapitalizm (bireysel sermaye birikimine izin verdiği için). Liberalizm, Neo Liberalizm v.s. isimler kapitalist sistemi revize etme ve krizlerine çözümler için doğan uygulamalarıdır. Kapitalizm, bilimsel üretim yöntemlerini uygulayıp, rekabet nedeni ile kendisini geliştirip, toplumsal refahı göreceli olarak artırsa da, esas olan üretilen ve tüketilen dengesini oluşturmaktır. Bunu hiçbir zaman yapamamıştır, hırsından kaynaklı yapmak istememiştir. Kâra dayalı bir sistem emrinde çalıştırdığı kişinin refahını artıramaz. Adam Smith'ten bu yana arz ve talep bir noktada buluşamamış, krizler ve savaşlarla evrile evrile günümüze kadar gelebilmiştir. Sosyalizm denenmiş, süreç içerisinde kendini kapitalist rekabete kaptırarak (ABD-SSCB rekabeti) geç kalınmış bir revizyomizm ile 1990'da çözülmeye girmiştir. Kapitalizmden, sosyal adalet, reel ekonomik refah, doğa ve çevre korumacılığı, inançlara-kültürlere saygı gibi insancıl duyarlılıklar bekleyemeyiz. Oluşan-oluşacak muhtemel krizlerinde bu nitelikleri, cambaza bak misali ya mikro-makro düzeyde sosyal siyasal krizlere dönüştürür ya da baskılamayı azaltır, sosyal sorumluluk projeleri v.s. ile şirin bir sistemmiş gibi önümüzdeki maçlara kadar bir süre daha nefes alır. Aslında herkes biliyor zarların hileli olduğunu. Lafı dolandırmadan ve korkmadan ifade etmek gerekirse, insanlığın kurtuluşu Sosyalizm ve devamında Komünizmdedir. Aslında bireysel ilişkiler bazında konuşunca herkes kapitalizmin suçlu olduğunu biliyor ve kabul de ediyor, çözüm de koyuyor. Üçüncü bir kişi yanında veya sosyal arenalarda henüz kralı çıplaklaştıramıyoruz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sorun, her zaman sistem değil "insanın dogasi" olmuştur.
      Sosyalizmde de, Komünizm de uygulamalar hep belli bir azınlığın halka göre - tesadüfen,hep yonetenler!- seçkin ve ayrıcalıklı bir yasam sürmesine dönüşmüştür..

      Sil
    2. 'Sosyalizmde de, Komünizm de uygulamalar hep belli bir azınlığın halka göre - tesadüfen,hep yonetenler!- seçkin ve ayrıcalıklı bir yasam sürmesine dönüşmüştür..'

      Bugün dünyadaki varlıkların %90'dan fazlası %1'lik bir kesimin mülkiyetinde. Tamam, SSCB dahil hiç bir sosyalist ülke bir yeryüzü cenneti olmadı. Ama Komünist Parti yöneticilerinin içtiği konyak ve yediği havyarla, milyarlarca insanın emeğinden çalınan ve finans piyasalarında katlanan, merkez bankaları eliyle iç edilen trilyonlarca doları kıyaslamak biraz ayıp olmuyor mu?

      Sil


  46. Öncelikle Mahfi Bey elinize sağlık. Bizleri değerli yazılarınızla aydınlattığınız için kendi adıma teşekkür ediyorum.
    Sorun neoliberalizm ya da kapitalizm değil. Sorun bu sistemi uygulayamayan insanlarda. Zihniyette. Mükemmel bir sistem sunulsa dahi insanlar bunu uygulamamakta ısrarcı. Akıllı, yalıtımlı evler yapıyoruz deprem oluyor yıkılıyor. Yağmur yağıyor sel basıyor. Ekonomik düzeni sağlıyoruz (!) kriz oluyor. Değişmesi gerekenler sistemler değil. İnsanlar. Bu ne yazık ki eğitimle de düzelebilecek bir şey olduğuna inanmıyorum. Örneklendirirsek: beyaz yakalı diye tabir ettiğimiz en az lisans mezunu insan bile bir üst model telefon alabilmek için bir ayda 40 saatini heba ediyor. (Dikkatinizi çekerim maaş demedim. Zamanından harcıyor.) İnsan evladı bunun farkına varması için illa ki kriz mi olması gerekiyor? Aç mı kalması gerekiyor? Daha sağlıklı ve kaliteli beslenmek için gıda arzını geliştirebiliriz diye düşünseydik, insana olduğu gibi diğer canlılarında yaşam hakkının olduğunu bizim de aynı onlar gibi aynı ekosistemde var olduğumuzu idrak edebilseydik şu an kriz, savaş, açlık, çevreyi koruma gibi konuları konuşmuyor olurduk. Bizler maslow piramidini tersten okuyoruz adeta. Organik ve sağlıklı beslenmek yerine arabamızı değiştiriyoruz. Evimize bir üst model elektronik cihazı almak için çalışıyoruz. Kısacık ömrümüzde kendimiz için değil evimizin içindeki elektronik eşyalar için yaşıyoruz. Hayatlarımızı telefonların içinde yaşıyoruz. Sorun ne yarasa da ne neoliberalizmde. Sorun bizde. İnsanlarda. Refah seviyesi yüksek bir dünya temenni ediyorum. Sağlıklı ve mutlu yarınlara inşallah.
    Değerli vaktine ortak olduğum okuyan herkese teşekkürler.
    Yazım veya noktalama hatası yaptıysam affola.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir yorum. Kesinlikle katılıyorum. İnsanoğlu kendini dışsallaştırarak suçu sisteme atmaya bayılır. Sorunun kendisi olduğunu görmeyi reddeder. Trafiğin içindeki adamın trafikten şikayet etmesi gibi. Senin araban da trafiğin parçası işte

      Sil
    2. Sorun sistemde değil sistemi uygulayamayan insanda demişsiniz. Öncelikle mevcut sistem insan eseridir. Yani insan hem sistemi kurgulayan öznedir hem de sistemin işlemesinde nesnedir. Sistemden (kurgudan) beklenen gerçekleşmiyorsa ya farklı bir sistem (kurgu) geliştirilmeli ya da sistemin nesnesi (insan) eğitimle ya da zor kullanılarak değiştirilmeli.Sistemin beklenen sonucu vermesi için insanın zor kullanılmadan eğitilmesi etik açıdan tartışma konusudur ama zor kullanma insan hakkı ihlalidir.

      Sil
  47. Bence bu kez tamir edilemeyecek bir çöküş olacak Hocam. Mohikan kabilesinin çekirge için dediği gibi, bir sıçrarsın. iki sıçrarsın, sonunda kaçamazsın. 2-3 nesil süren bir paradigmanın sonuna geldik, neoliberalizmin geri dönüşü Hattuşa’nın yeniden başkent olmasından daha zor gibi gözüküyor. Sanırım yeni paradigmayı biz değil, çocuklarımız/torunlarımız tarif edecek. Teşekkür ve saygılarımla.

    YanıtlayınSil
  48. Bugün sizi biraz karamsar gördüm, üzüldüm değerli Hocam. Umarım önümüzdeki günlerden birinde herkesi eve tıkıp sadece 65 yaş üstüne sokağa çıkma izni verilir ve bize her daim ilham kaynağı olan moraliniz temiz bir hava alır. Sevgiler, saygılar.

    YanıtlayınSil
  49. Bu zor durumda sizce Azerbaycandan Turki Cumhuriyetlerden Turmenbasi vsden borc alinmali midir?

    Sonucta bunlar bizim gardas dedigimiz ulkeler. Bizim hemserimiz. Bugune kadar biz onlara dunya siyasetinde yol yordam gosterdik Dunya siyaset arenasinda edep haya rajon gosterdik abilik yaptik bir kere de onlar yapsa olmaz mi? Bu baglamda bizim onlardan yardim istememiz rajona ters bir durum degil sanki

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Azerbaycan'ın ekonomisi 47 milyar usd. Türkiye ekonomisi 750 milyar usd. Azerbaycan nesini verip de bizi kurtaracak? Büyüklük önemlidir.

      Sil
    2. Azerbeycan Türkiyenin en büyük yabancı yatırımcısıdır, destek vermek amacıyla krizi beklemeye gerek mi var? Ekonominin el verdiği kadar yatırım edilerek destek sağlanmışdır zaten.

      Sil
  50. Hocam, neoliberal uygulamalar kapsamında bizim gibi ülkelere dayatılan gümrük birliği, karlı kamu kurumlarının özelleştirilmesi, işçi haklarının kötüleşmesi gibi durumlar hakkında ne düşünürsünüz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hocamin cevabını ben de merakla bekliyorum.hatta hocamdan karma ekonomik model ne demektir, nasıl uygulanir,Turkiye boyle bir modeli hiç uygulamışmıdir. Bu sorularin cevabını alabileceğimiz bir makaleyi merakla bekliyorum.

      Sil
  51. hocam kaleminiz kavi olsun..
    Covid-19 azazel i sakinleştirir umarım...

    YanıtlayınSil
  52. süper güçlü bir süper güç bir ülke olduk.Italya ingiltere bizden yardim istiyor.

    YanıtlayınSil
  53. Hocam selamlar, bende bu alanda araştırmalar yapıyorum şuan uluslararası ilişkiler doktora öğrencisiyim, daha çok ekonomi-politik çalışıyorum aynı zamanda daktilo1984'de yazıyorum. Biz bu sizinkine benzer tespitleri yapınca okurlarımız; ne var bunda kardeşim Marx zaten bunu 200 sene önce söylemişti, kapitalizm çökmez uygulama şeklini değiştirir falan filan hikayeler anlatmayın, bize bilmediğimiz birşeyler söyleyin diye eleştiriyorlar bizi. Sizce bu eleştirilerinde haklı mı insanlar acaba ? Ayrıca mail adresinize yüksek lisans tezimi gönderdim bir göz atıp küçük bir değerlendirme yaparsanız sevinirim. İyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlayınSil
  54. Yine çok güzel bir yazı. Neo Liberal sistemin artık terkedilmesi gerekiyor. Kapitalist sistemin terkedilmesi mecburi değil. Güçlü Sosyal devlet sistemi ile kapitalist sistem kontrol altına alınarak devam edilebilinir.

    Benim diğer merak ettiğim Hocam, Türkiye İmf ye gitmez ve Swap ile para bulamaz ise ve Salgın 2 ay daha devam ederse Türkiye Temerrüte düşer mi? Yoksa dış borç sahipleri ile masaya oturulur ve dış borç ertelenir mi? Benim görüşüm Türkiye temerrüte düşecek ve Hükümet bunun sorumlusunu Covid-19 - Dış Güçler - İç Hainler üzerine atacak gibi. Siz ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye Osmanlı'nın borçlarını bile ödemiş ve tarihte hiç temerrüde düşmemiştir. Temerrüde düşmez ama borcu yeni borçla çevirmek için yüksek faiz ödemek zorunda kalır.

      Sil
  55. Hocam, kaleminize saglik. Neoliberalism esasen insan dna.sina en uygun yasam bicimi. 1.5 yuzyil icerisinde butun dunya malinin %70ini %0.01'lik bir azinliga birakti. %90 ise %1in elinde. Bundan sonrasi atik yonetimi degil mi? Dogacak, tuketecek, gen havuza katki yapacak, olecek. 20kadar marka, birkac tane - Ben merkezli- sanal mikrokozmos cevresinde, yasayacak, %0.01 sahipler, bos sokaklarda gezmesin diye dolasacak biraz. UBI ile bu atik yonetimi yapilsa daha insancil olmaz mi? Neoliberal sistem icinde upward mobility umudu, herkese esit mi sanki? Guvenligi ve dengeyi secmek isteyeceklere bu kenara cekilis imkani verilse? UBIsini alip kenarda dursa? Conficiuen kultur sonucta bu degil mi? Vahsi dunyaya karsi guvenlik ve denge arayanlarin gonlunu calip, sonucta %0.01'e giremiyorsa bile bari hizmet edip varlik biriktirmeye odakli, siyaseti donusturmek gerekmiyor mu? Yeni toplum sozlesmesi gerekmiyor mu artik? Katma deger ureten, uretemeyene bakar. Koskoca devlet yapilariyla, Kompleks burokrasiyle, parti sultasiyla kafa karistirmak yerine, herkes uberization sistemiyle, ozerk sehir devlet yapisiyla, birbirinkn bakimini ustlenerek federatif kafayla cozer bu isi. Sistem Ugruna feda edildigi yetmedi mi insanoglunun?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Size kesinlikle katiliyorum Vedat bey. UBI'in onundeki tek engel bence sermayenin dunyadaki serbest hareketi. Eger ki Dunya ticaret orgutu gibi bir Dunya Maliye orgutu kurulup belli bi buyuklukteki firma veya belli gelir seviyesindeki insanlara butun dunyada ayni vergi oranlari uygulanirsa , UBI fonlanabilir. Ne yazikki UBI'in fonlanmasi icin vergi yuzdelerinin cok artmasi gerek ve yuksek vergi uygulayan ulkelerden kacisin onlenmesi icin Global vergi oranlarinin belirlenmesi gerekiyor. Onumuzdeki yillarda EMEK ihiyaci cok azalacak ve Talebin azalmasini onlemek ancak UBI ile mumkun. Simdiye kadar Talebin dususu hanehalkini borclandirarak onleniyordu

      Sil
  56. Gerçekleri tüm açıklığı ile dile getirmişsiniz.. Teşekkürler Mahfi bey . Acaba diyorum neoliberalizm yerini yavaştan otoriter yöneticiler ve onlarla içli dışlı çok uluslu karteller eliyle despotik ekonomiye dönüşür mü?

    YanıtlayınSil
  57. "Sevgili hocam, öncelikle yazınız ve yorumlara dönüş yaptınız icin teşekkür ederim. Bende bir öğretmen olarak bir çözüm onerim olacak değerlendirirseniz senivinirim.
    Bu krizden veya icinde bulunduğumuz sarmaldan çıkış yolu eğitim ise bu bağlamda,
    1. Öğretmenlerin şirketleşmesi düşünülemez mi ?
    Ülkemiz de ihracatçı sayısı 20 bin mi ?
    Ülkemizde dünyaya açılacak dil bilen öğrtmen sayısı en az 5 katıdır
    Her şirkette bir veya birkaç dil bilen öğretmen olma ihtimali nenden düşünülmüyor?
    Turkiyenin her m2si potansiyelse o potansiyeli değerlendirecek yerelde öğrtmen ve öğrenci veli yok mu?
    81 anonim şirket, bin Kadar ilçe şirketleri ve binlerce öğretmenlerin limited şirketleri veya diğer bileşimler...
    Aile icin 4 yil, ulkenin düze çıkması icin 20 yil yeterli diye okumuştum. Ama 20 yılda yapılanlar orta...
    Bu topraklarda vatansever birileri varsa onu yetiştiren öğretmenlerdir.Öğretmenler vefalı insanlardır,paralarının değerini korumak icin elinden geleni yapar. Acilen Türkiye Öğretmen Bankası geri gelmeli iktisadi hayata atılma adına düzenlemeler hayata verilmeli, yerelim özelliklerine göre okullar dönüştürülmeli, yaklaşık 10 bin lisemizden bin kadarı ulkenin doktorunu, mühendisini,öğretmenini,vb. Yetistirmeye yeterde artar bile. Saygılar...(redaksiyon yapmadan yolluyorum kelime harf hatalarım olabilir.)"

    YanıtlayınSil
  58. Rana Çömlekçi18 Nisan 2020 12:00

    Hocam dibe vurulmadığı sürece ekonomilerde net ve geniş kapsamlı yeniliklere gidilmiyor, ekonomi ve iktisat öngörülebilir ve nicel verilerden oluştuğu halde bu şekilde. Peki bu neoliberalizm dibe vurduktan sonra yeni dünya modeli ne olacak? Ve biz o zamana kadar yatırımlarımıza nasıl bir yön vermeliyiz sizce?

    YanıtlayınSil
  59. Hocam merhaba,
    2020 yılında ülkemiz için %5 küçülme bekleniyor. bu rakamla gsmh, kişi başı gelir vs ne olur, bu konuda bir şeyler yazmanızı bekliyoruz. saygılar.

    YanıtlayınSil
  60. Neoliberalizmin yeni modelini devlet eliyle uygulamaya başladılar. Ülkemizde milli gelirin %25'i hükümet tarafından harcanmaktadır. Diğer G20 ülkelerinde de durum çok farklı değil.

    YanıtlayınSil
  61. Değerli Hocam Bu para basma meselesini biraz detaylı anlatabilir misiniz, merkez bankası bankalardan döviz alıp , tl vermesi bir nevi para basımı olduğunu soylediniz, ilgili paralar merkez bankasının bilançosunda olan tutarlardan verilmiyor mu, bunun dışında piyasada veya mb bilançosunda olmayan para basımı var mı, para basımı işlemi bildiğim kadarıyla bir yasa veya meclis onayıyla olmuyor mu?? Teşekkürler..

    YanıtlayınSil
  62. Hocam, insanoğlunun ruhunu ilerletemedikçe krizler yaşamaya devam edeceğini düşünüyorum. Yazınız için teşekkür ederim. "Düşünceden ibaretsin geriye et ve kemiksin, gül düşünürsen gül bahçesi, kötü düşünürsen dikenlik olursun" Mevlana.

    YanıtlayınSil
  63. Hocam emeğinize sağlık. Daha önce Default olmuş olan ülkelerin CDS oranları ne civarda idi bu konu ile ilgili bir bilgi var mı elinizde? Ya da Default olmak ile CDS arasında matematiksel bir oran/bağlantı var mı? Selamlar

    YanıtlayınSil
  64. Yani hocam insandaki bu doyumsuzluk olduktan sonra herşey kaldığı yerden devam eder..

    YanıtlayınSil
  65. Hocam Neoliberalizm Ekonominin kendi haline bırakıldığında dengeye kavuşacağını devlet müdahalesi olmaması gerektiği savunuluyor.
    Peki ülkemizde ekonomiye ne kadar müdahale edilmiyor !.Bu gün ülkemizde ekonominin müdahale edilmeyen bir yeri yok.
    Neoliberalizm ülkemizde ne kadar etkin hocam

    YanıtlayınSil
  66. Hocam, neoliberaller neden özelleştirmeye taraftılar özelleştirmenin artıları ve eksileri nelerdir

    YanıtlayınSil
  67. Hocam,
    Tam olarak yazınız ile ilgili olmasa da birkaç sorum olacaktı; özellikle şu an bulunduğumuz dönemdeki gibi kriz dönemlerinde "güvenli liman" saikiyle talep gören ve volatilitenin yüksek seyrettiği Ons Altın ile GAU/TL nin fiyatlamasındaki etkenler nelerdir (Örneğin; GAU/TL nin içinde belli ağırlıkta $/TL var sanırım.)
    Makaleleriniz üzerinden soruma ilişkin tarama yaptım fakat sonuç alamadım. Eğer ki böyle bir makaleniz varsa ve paylaşırsanız daha aydınlatıcı olur.
    Syg.

    YanıtlayınSil
  68. Hocam dünyada insan nüfus artışının kontrol altına alınmasına yönelik ortak bir çalışmanın olmayışını ekonominin sürekli büyümek zorunda olması gerektiğine inananlar yüzünden olmasına bağğlayabilirmiyiz?

    YanıtlayınSil
  69. Harfiyen katılıyorum. Teşekkürler

    YanıtlayınSil
  70. Hocam, korporatizm hakkında ne düşünüyorsunuz? Kapitalizm,Sosyalizm ve Keynesyen ekonomiler de bir yerde tıkanma durumana geliyor. Rekabetsiz, farklı tip ürün olmadan ekonomi modeli daha iyi olmaz mı?

    YanıtlayınSil
  71. Neoliberizm hic bir zaman tam olarak uygulanamadi çoken karma sistemler iki yüzlü neo liberalizm

    YanıtlayınSil
  72. Size göre içinde bulunduğumuz Covid-19 döneminden sonra neoliberal iktisat politikaları ve uygulamaları bir değişiklik yaşayacak mıdır? Yaşayacaksa bu nasıl olacaktır?

    YanıtlayınSil
  73. Size göre içinde bulunduğumuz Covid-19 döneminden sonra neoliberal iktisat politikaları ve uygulamaları bir değişiklik yaşayacak mıdır? Yaşayacaksa bu nasıl olacaktır?

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...