1 Temmuz 2020 Çarşamba

Reel Ekonomide 2020’ye İlişkin İlk Sonuçlar

Sanayi Üretiminin Durumu
Ekonominin üretim tarafındaki durumu saptayabilmek için sektörlerin durumuyla ilgili verilere sahip olmak gerekiyor. Bu konuda eldeki tek güncel veri sanayi üretimi olduğu ve sanayi üretimi GSYH’deki payının yüksek olmamasına karşılık bütün sektörleri etkileyecek bir yapıda olduğu için sanayi üretimindeki değişimi almamız bize bir fikir verecektir. Grafik sanayi üretimi değişimi gösteriyor (Kaynak: http://www.tuik.gov.tr/HbGetirHTML.do?id=33799)


Grafiğe göre 2018 yılının ikinci yarısında başlayan ivme kaybı 2019’un son çeyreğine kadar sürmüş, sonrasında sanayi üretiminde geçen yılın aynı dönemine göre artmış ortaya çıkmıştır. Bu eğilim 2019 yılının mart ayında yeniden düşüşe dönmüş ve nisan ayında geçen yılın nisan ayına göre yüzde 31,4 oranında bir küçülmeyle dibe vurmuştur.

Perakende Satış Hacminin Durumu
Ekonominin talep açısından ne durumda olduğunu saptayabilmek için ekonominin talep durumuna bakmak gerekiyor. Bunu gösterecek en iyi gösterge perakende satış hacmi yıllık değişim oranı. Grafik perakende satış hacmi yıllık değişim oranını 2018 yılı başından bu yana gösteriyor (kaynak: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33813)


Dışticarette Durum
Aşağıdaki tablo dışticarette Ocak – Mayıs sonuçlarını geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıyor (Kaynak: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33853)

Ocak - Mayıs
2019
2020
Değişim (%)
İhracat
76,7
61,6
-20
İthalat
87,1
82,6
-5
Dış Ticaret Hacmi
163,8
144,2
-12
Dış Ticaret Dengesi
-10,4
-21,0
-103
İhracat/İthalat (%)
88,1
74,6


Dışticaretteki bu son gelişmeler ‘kur yükselirse ihracat artar’ sloganının normal koşullarda geçerli olduğunun, kriz koşullarında geçerli olmadığının tipi bir örneği. USD TL kuru geçen yılın ortalamasından (5,70) bu yana (6,85) yüzde 20 oranında TL aleyhine değişmiş, bir başka deyişle TL yüzde 20 değer kaybetmiş bulunuyor. Bu durumda normal koşullarda ihracatın artması ve ithalatın düşmesi gerekirdi. Ne var ki bizim ihracat yaptığımız ekonomiler (ihracatımızın yarıya yakını Avrupa Birliği ülkelerine) küçülmeye başladıkları ve o nedenle ithalatlarını düşürdükleri için bizim fiyatımız ne kadar düşerse düşsün ihracatımız artmıyor tam tersine azalıyor. İlk 5 ayda ihracat yüzde 20 düşerken ithalat yüzde 5 düştü. Bu gidiş cari dengenin beklendiği gibi fazla vermeyebileceğinin işareti.

Turizmde Durum
Aşağıdaki tablo Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısında Ocak – Mayıs  sonuçlarını geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırmalı olarak gösteriyor Kaynak: https://yigm.ktb.gov.tr/TR-9851/turizm-istatistikleri.html)

Aylar
2019
2020
Değişim (Miktar)
Değişim (%)
Ocak
1.539,5
1.787,4
247,9
16
Şubat
1.670,2
1.733,1
62,9
4
Mart
2.232,4
718,1
-1.514,3
-68
Nisan
3.293,2
24,2
-3.268,9
-99
Mayıs
4.022,2
29,8
-3.992,4
-99
4 Aylık Toplam
12.775,5
4.292,6
-8.464,8
-66

Turizmde ilk 2 ay, geçen yılın ilk 2 ayına göre gelen yabancı turist sayısında artış olmuşken mart ayında ciddi bir düşüş olmuş, nisan ve mayıs aylarında ise neredeyse hiç turist gelmemiştir. İlk 5 ayın sonuçlarına göre gelen yabancı turist sayısı geçen yılın ilk 5 ayına göre yüzde 67 azalmıştır. Geçen yılın toplam turizm gelirinin 35 milyar dolar olduğunu düşünür, Avrupa Birliği’nin ve Rusya’nın tatil konusunda olumsuz yaklaşımlarının varlığını dikkate alırsak bu yıl bu gelirin üçte biri düzeyinde bir turizm geliri oldukça başarılı bir sonuç olarak kabul edilmelidir.

Konutta Durum
Aşağıdaki tablo yeni konut fiyatlarındaki gelişmeleri gösteriyor. Fiyat artışları piyasadaki canlanmaya işaret eder) (Kaynak: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/8bbac42a-c854-4c58-8b0c-e7e55c35ec2d/KFE.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE-8bbac42a-c854-4c58-8b0c-e7e55c35ec2d-naYVauP)


2015’den Mayıs 2017’ye kadar reel fiyat artışları azalarak gitse de pozitif seyrederken o aydan itibaren negatife dönmüş ve 2020’de tekrar pozitif olmuş görünüyor. Covid – 19 pandemisiyle birlikte gerek faizlerin düşürülmesi gerek uygulanan büyük teşvikler sonucunda konut piyasasında ciddi bir canlanma ortaya çıkmış ve konut fiyatları yükselişe geçmiş bulunuyor. Mevcut durumda TL mevduatın negatif reel faiz aldığı, yabancı para mevduatlarının sıfır faiz aldığı, fonların getirilerinin vergiyle düşürüldüğü bir ortamda insanların zorunlu olarak konut yatırımına yönlendiği düşünüldüğünde bu durumun sürdürülebilir olmadığı genel kabul görüyor.

Otomotivde Durum
Cpvid – 19 pandemi sürecinde en çok korkulan kesimlerden birisi de otomotiv alt kesimiydi. Aşağıdaki grafik otomotiv sektörünün durumunu gösteriyor (kaynak: http://www.odd.org.tr/folders/2837/categorial1docs/2719/ODD%20BasinBulteni%202%20Haziran%202020.pdf)


Grafik, otomotiv alt kesiminin, 2020 yılının özellikle nisan ve mayıs aylarında, 10 yıllık ortalamaların oldukça gerisinde kaldığını ortaya koyuyor. Buna karşılık 2019 ile karşılaştırıldığında bu yılın kötü olmadığı görülebiliyor.

Büyüme Tahminleri
Bu gelişmelere göre uluslararası kuruluşların Türkiye ekonomisinin 2020 ve 2021 büyümesiyle ilgili tahminleri aşağıda listelenmiş bulunuyor:


2020
2021
IMF
-5
5
Dünya Bankası
-3,8
4,2
OECD
-4,8 (-8,1)
4,3 (2,0)
S&P
-3,1
4,2
Moody's
-5
3,5
Fitch
-3,9
5,4

OECD’nin parantez içinde verilen tahminleri Covid – 19 pandemisinde ikinci dalga yaşanması olasılığında ortaya çıkabilecek sonuçlara ilişkin tahminleridir. 

Geleceğe Bakış
Toplumun geleceğe nasıl baktığını değerlendiren bazı anketler var. Bu anketlerin en önemlilerinden ve en kapsamlılarından birisi TÜİK’in hazırlayıp aylık olarak yayınladığı Ekonomik Güven Endeksidir. Bu bileşik endeks; tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirmelerini, beklenti ve eğilimlerini özetler. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşuyor. Endeksin elimizdeki son görünümüne göre oluşturulmuş karşılaştırmalı grafik aşağıdadır (kaynak: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do;jsessionid=nQckp8PP1nGK1pGWw0hyvDZtnp9D4YhvpdzJQScGbBhnlPwpscYG!268723157?id=33930)


Buna göre mart ve nisan aylarında yaşanan büyük güven kaybı mayıs ve haziran aylarında oldukça telafi edilmiş gibi görünüyor.

Özetle; reel ekonomide durum kötü ama toplumun geleceğe dönük beklentisi olumlu yönde değişiyor diyebiliriz. 

63 yorum:

  1. Ömer AYÇİÇEK1 Temmuz 2020 17:48

    Güncel ve net verilerle yine güzel bir yazı hocam. Teşekkür ederiz...

    YanıtlayınSil
  2. Güven endeksinde insanlar herhalde "bundan beter olacak değil ya" diye olumlu beklentide bulunmuşlardır ama Temmuz'un Haziran'dan, Ağustos'un Temmuz'dan, Eylül'ün ise hepsinden beter olduğunu gördüklerinde korkarım o endeks de dibe vuracaktır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beklentilerin olumlu hale donmesinin sebebi herhalde anketin telefonla yapiliyor olmasidir. Kolaysa olumlu beklenti ifade etmeyin. Veya belki de erken secim olur da para musluklari biraz daha acilir umudu olabilir. Aksi halde makul bir sebep goremiyorum ben bu tabloda.

      Sil
    2. mig.29
      bu tablonun sonu kurda olasi bir ataktir. Cunku Turizm bu sene yok.Yok oglu YOK. Turizm, cash yani nakit sicak doviz paradir. Ihracat vs gibi degil aninda ekonomiye girer enjekte olur. Dis ticaret acigi almis basini gitmis bir yerde kurda dalgalanma her daim soz konusudur. Turizm bu ulke ekonomisinin doviz getiren bir bacagidir. Tarimdan ticarete insaata kadar bir cok sektoru besler.
      Turkiyenin yasadigi butun ekonomik krizlerde turizm kurtarici olmustur. Hatta oyle ki kriz donemlerinde Turizm bolgeleri, Turkiye eksi buyurken yilin tamamini pozitif buyumeyle kapatmistir.

      Sil
    3. Memlekette mutlu olan yüzde 52 var, reis başta olduğu sürece ne olursa olsun onlar mutlu olurlar.

      Sil
  3. Mahfi Bey lütfen söyler misiniz:

    Sakin kalmayı nasıl başarıyorsunuz?

    YanıtlayınSil
  4. TÜİK çok çalışıyor.pirim verilmeli

    YanıtlayınSil
  5. Hocam, güven endeksinin 100 ün altında olmasına rağmen yine de pozitif bir yön çizdiğini görüyoruz, yazınızdan anladığım kadarı ile beklentileri etkileyen reel sektör verileri değilse beklentileri pozitife yonlendiren etkenler sizce nelerdir?

    YanıtlayınSil
  6. Özetiniz borsanın durumunu da anlatıyor hocam

    YanıtlayınSil
  7. Hocam olumlu bakıştan ziyade merkez bankalarının bastığı paralar , bazı teşvikler ve ucuz faizli krediler olmasın?

    YanıtlayınSil
  8. Hocam eğer enflasyon , işsizlik vb verilere çok güvenemiyorsak bu verilere de çok bakıp değerlendirmek ne derece doğru bilmiyorum, sonuçta hepsi birbiriyle ilişkili veriler ve kaynak TÜİK.bakın işsizlik bile azalıyor ama SGK'ya kayıtlı kişi sayısı 1 ayda 600 bin kişi azalmış ve üstelik işten çıkarma yasağı var.

    YanıtlayınSil
  9. Selam Hocam, yazınız için teşekkürler,
    Dış Ticaret açığı +103 artmış olmalı, tablo da - görünüyor.
    Nacizane farkettim.
    Saygılarımla

    YanıtlayınSil
  10. Türkiye son bir kaç yıllık trendine aynen devam ediyor.
    Veriler gerçekleşmeleri gösteriyor, Türk entelektüelleri
    yavaş yavaş ülkenin geleceği yeri kavramaya başlamışlardır.

    Türk toplumu henüz başına neler geleceğini bilmiyor,
    onların bir iki seneye daha ihtiyaçları var.

    Malesef, toplumda durumun farkında olan bir kısım bireyler ise
    muhalefet partilerinin rahatlatıcı psikolojik telkinlerine ve toplum
    mühendisliğine yenik düştüler. Bu kesim işlerin hala düzelebileceğine
    dair bir umut ile yaşamlarına devam ediyor.

    Türk devlet rejimi değişmiştir, kabaca 50 yıllık bir çalışmanın ürünüdür
    bu değişim. Geri dönüşü yoktur.

    Türkiye ekonomisi bir kaç yıl daha küçülerek mevcut trendine devam edecektir.
    Tahminen ekonomi bu süreç sonunda yüzde 10 yüzde 15 kadar daha küçülecektir.
    Yüzde 25 küçülmeye kadar potansiyeli vardır.

    Önümüzdeki dönemde, iç ve dış sorunlara hükümet kanadı ülkeyi yönetebilmek için,
    daha sert toplumsal yaptırımlar ve baskılar ile cevap verecektir.

    Dışlanan yüzde 35 lik halk kesimi politika yanında ekonomik olarak da dışlanacak.

    Ülke içinde olası bir iç çatışma durumu, mevcut rejimi değiştirebilecek kuvvette olmayacaktır.
    Sadece ülke ekonomisinin potansiyel %25 lik seviyesinden daha fazla küçülmesiyle sonuçlanacaklardır.

    3 aşağı 5 yukarı, Türkiye benzeri süreçlerden geçen ülkelerin tamamı yukardaki durumları yaşamıştır.

    En kötü senaryo nedir derseniz de, eğer bir dış güç ile savaş ve iç savaş olursa; Türkiye 3 temel parça ile yönetilecektir. Kıyı Ege, Trakya da ve İstanbulda özerk tarafsız bölgeler, Ortada karışık bir devletimsi (Şimdiki Suriye gibi bir bölge, Rusya ve Nato tarafından kontrol edilen),
    Güney doğu da dış destekli bir Kürt özerk bölgesi veya devleti.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Anonim 22:14

      Şu anda yaşananların kabaca 50 yıllık değil ikinci dünya savaşının sona ermesiyle başlayan 75 yıllık bir çalışmanın sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Bunun bir rejim değiştirme projesi olduğu da ortada. Bu projeyi yapanlar tam da sizin söylediğiniz gibi en çok %30-35'lik bir halk kesiminin bu projeye karşı çıkacağını ve azınlıkta kalacaklarını, böylece geri kalan %65-70'le bu işi kotaracaklarını hesapladılar ama bu hesap baştan itibaren tutmadı. Karşı çıkan kesimin oranı, her türlü kirli psikolojik savaşa rağmen hiçbir zaman %50-55'in altına düşmedi ve hesap şaştı. Yaşanmakta olan ekonomik küçülme ise bu oranı gittikçe büyütüyor.

      Halkın %35'ini baskıyla, zulümle belki sindirip dışlayabilirsiniz ama bu oran %65'lere çıkmışsa ve paylaşılacak pasta küçülüp baskı arttıkça hem sayıları hem de öfkeleri çoğalıyorsa böyle bir toplumu kontrol etmek çok güçtür, bu şartlarda bir iç savaşa cesaret etmek de pek akıl kârı iş değildir. Hele de tamamen ele geçirdiğinize inanıyor olsanız da bazı stratejik kurumların bir çatışma durumunda ne yapacaklarından halâ tam olarak emin değilseniz hiç akıl kârı değildir...

      Sil
  11. Elinize sağlık Mahfi hocam,

    İnternet gündeminde Volkswagen meselesi var, benim şahit olduğum durumu sizlere aktarayım.

    Benim bildiğim tarihi olan 8 sene kadar önce VW grubu yatırım fizibilite raporlarını hazırlamaya başlamış, sene 2012 olmalı. Grup içi finansta farklı görevde olan ismini belirtmeyeceğim bir Türk finans uzmanına da, yöneticisi çalışmanın bir kısmını vermiş.

    Bizim ki, drama yapmaz, politik konulara da girmez, ne işiniz var orada diyememiş, grup içindeki gelişmekte olan ülke raporlarından derleme bir sunum ile Türkiye yatırımı hakkında ta o zamanlar olumsuz durumları belirtmiş.

    Gel zaman git zaman VW üst yönetim aklında bu proje demek ki çok önemliymiş ki bugünlere kadar hep alternatif olarak bulunmuş.

    Şimdi basın bilgilerine göre, grup 1.4 Milyar euro veya usd sabit sermaye yatırımı yapacak.
    Grub 5 yıl öncesine göre finansal olarak zor bir dönemde, özellikle büyük pazarlarında ciddi kan ve itibar kaybı yaşadı, aleyhine mahkeme süreçleri de var.
    Bu parayı grup nakden değil, elindeki kağıtları teminat gösterip kredi alacak.
    Karşılığında ister kendi içinde, ister başka finans kurumlarına gösterebileceği bir teminat lazım.
    Fabrika yatırımı yapıldığı gün itibarı ile VW TL ye yatırım yapmış olacak.
    TL yüzde 12 her sene değer kaybederse, teminatı iki sene sonra faiz maliyetiyle 1 milyar altına düşecek,
    bu fabrika iki senede o açığı kapatacak kadar pazar sahibi olamayacak, Türkiye de KHK ile herkese zorla VW satılsa bile yine o karlılığı yakalayamaz.
    Dünya genelinde pazar payını artıracak, rekabet için o kaynakları harcadık diyebilecekleri dünya da bir pazar da yok.
    O halde bu işe hiç girmemek girmekten daha avantajlı duruyor.

    Türkiye'nin önümüzdeki yakın gelecekte görülen tek büyük yatırım imkanı da hem yatırımcı hem ülke gerçekleri sebebi ile uçtu.

    Finans uzmanı o arkadaşıma sordum, şimdi başka bir kurumda çalışıyor, ben diyor, Türkiyedeki anne babamın oturdukları evi bile yıllar önce sattım, onları kiraya geçirip kiralarını ödüyorum, koskoca firmalar için çok ciddi güvenceler almaları lazım ki girsinler piyasaya diyor.

    YanıtlayınSil
  12. TL deger kaybetmesine ragmen niye ithalatta dusus cok fazla degil?
    Mesela %10 gibi bir dusus en azindan tatmin edici olabilirdi.Sonucta TL deger kaybetmis. 2018 kasimindan beri ozellikle Insanlarin alim gucu zaten ortada.Isszilik almis basini gitmis Dahasi sokaga cikma yasaklari da ticareti orta yerde birakti. Tuketim-talep bu haldeyken ithalatin %5 dusmesi cok ilginc.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Altın ithalatı patlamış

      Sil
    2. Sagol,
      Tevekkeli liraya guvenmeyen Altina gidiyor.
      Isin yine garip tarafi Dugun mugun toren vs de yok hem krizden hem koronadan.Varsa da formaliteden zaten altin takan da kim

      Sil
    3. Anonim 2324,
      Türkiye'de üretim adına düşünebileceğimiz her şey ithal ürünlere bağlı olduğu için ithalat düşüşü bir seviyede azalır. Yani, ekonominin bir doğal en dip ithalat seviyesi vardır. Türkiye en dip ithalat seviyesine yaklaşmıştır.

      Bu yazdığım mevcut ekonomik büyüklükte geçerli elbette. İthalatın bu dip noktasından daha da aşağı gitmesi demek, ekonominin çok daha farklı başka bir kulvara düşmesi anlamına gelir.

      Misal, orta halli bir esnaf dükkanı açsa da açmasa da 450-500 TL günlük sabit masrafı vardır. Kira, sabit zorunlu vergiler, muhasebeci ücreti, eleman maaşı, mal alımı, elektrik, su, mal taşıyan ticari araba benzini gibi.

      Bunlardan elemanı çıkarsa, maliyet ile ciro da küçülür, eski büyüklüğüne gelemez, en dip seviyesinde 300-350 TL maliyeti yine de vardır. Sık giden ürünleri tutup ürün çeşidini de azaltır. Artık küçük esnaf olmuştur.

      Kira ve muhasebeden de kurtulayım der ise, daha küçük bir dükkanda günlük 100-150TL maliyetle götürü usulü parça başı iş yapan, ne iş olsa yaparım adamı olur. Bir gün sucunun damacanasını taşımaya yardım eder, öbür gün mobilyacının yeni mallarını indirir, başka bir gün bir komşunun elektrik sayacını takar. Artık esnaf değildir.

      Türkiye ithalatı da böyledir. Hakkari'deki bir fırında ekmek yapmak için bile ithalat lazımdır.

      Sil
    4. 16:51
      Kiymetli gorusleriniz icin tesekkur ederim ancak bahsettigim kusku kaygi sorgulama bu dediklerinizden bihaber degil.
      Benim burda acikcasi merak ettigim sey su zaten vaziyetler ortadayken ithalatin daha da dusmesi gerekmez miydi en azindan bir %10 dusmesi daha normal kabul edilebilir bir durumdu. Ancak eger bu sartlarda ithalat %5 dusmusse o zaman gercekten uretim yapisinda cok cok ciddi bir bozulma soz konusu.
      Mamafih 2018 kur krizi daha dun yasandi o donem mesela ithalat gercekten tatmin edici bir sekilde dusmustu. En azindan tatmin edici beklenenden daha uzun sureli ve yuksek dusmustu.Ki Ithalata bagli oldugu dusunulen ihracat artmasina ragmen.
      Su asamada ocaktan beri kur zaten yuksek tl deger kaybetmis piyasa donuk karantina halinde talep ve alim gucu zaten yorumsuz oto lukus tuketim ihracatta kullanilan ara mali en onemlisi petrol fiyatlari alimi da ortada dahasi ithalata dayali ihracatta dusmus... Boyle bir durumda ithalatinda en azindan %10 dusmesi lazimdi. En azindan hic olmazsa dusen petrol fiyatlarinin namina. O da en az %10. Bana gore bu ahvalde %5 dusen ithalat bu yukaridaki tablolar acisindan beni en cok korkutan sinsi bir veri olacak. Malum; Seytan ayrintilarda gizlidir.

      Sil
  13. Ben sonbaharda kur şoku bekliyorum şahsen, beklentiler daha da iyi olur inşallah!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. sonbaharda sok olma ihtimali yuksek. Turizm yoksa ekonominin cash anlik doviz getiren bacagi yok demektir.

      Sil
  14. Hocam devlet tasarruf tedbirleri almaya başlamış.

    Sosyal medyayı kapatıp, trollere milyonlarca maaş vermekten kurtulacakmış.

    YanıtlayınSil
  15. Teşekkür ederiz, elinize sağlık. Eskilerin deyimiyle: tek kelimeyle özetleyecek olursak, durum “iyi”. İki kelimeyle özetleyecek olursak, “iyi değil”.

    YanıtlayınSil
  16. Kardeşim, hoca ; olumlu ve olumsuz yanları ortaya koyarak yazmış, olduğundan daha fazla kötü göstermeye veya olduğundan daha fazla iyi göstermeye çalışmayın! Birde bu verilere güvenmeme durumu var, az çok istatistik bilen herkes verilerin SÜREKLİ manipüle edilemeyeceğini bilir. Tüik verileri Eurostat formatına uygun hazırlamaktadır. AB teyit ediyor, siz kabul etmiyorsunuz. cehalet çok kötü, çok. hele hele demokrat, sosyalist ve aydın görünenin cehaleti!!! Köylünün cehaletine kurban olayım.

    YanıtlayınSil
  17. Nisan - Mayıs döneminde girenler büyük ihtimalle kaçak giren Suriyeli ve Iraklılardır.

    YanıtlayınSil
  18. Hocam bir de işsizlik rakamları olursa tam olucak.

    YanıtlayınSil
  19. Toplumun yarısını yok saymakla, her geçen gün baskı ve zulmü artırmakla, ülkenin kaynaklarını bir avuç yandaşa peşkeş çekmekle (Ör. Otoyol, Köprü, Havaalanı ve Şehir Hastaneleri garantileri) en kötüsü de tek adam rejimiyle dünyanın en iyi ekonomi programı uygulansa bile (ki öyle bir niyet yok) ekonomi asla ve kat- a düzelmez.NOKTA En korktuğum da 3-5 yıl daha böyle giderse ülkede karışıklık çıkmasının kaçınılmaz olacağı ve Tarım ve Hayvancılık yapabilecek insanın kalmayacak olmasıdır... Saygılar hocam

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tarim-Hayvanciligi Afganlar pakistanlilar bangladesliler yapiyor artik.

      Sil
    2. Hangi 3-5 yil? Kasim 2020'de ABD'de baskanlik secimleri var. Biden secilirse gorevi yil sonunda devralacak. Ondan sonra seyreyle sen gumburtuyu. Ya 2021'de Turkiye de efendice erken secim olur ya da durum uzun sure hic secim yapilamayacak hale gelir. Eger ekonomik durum 2021'e kadar dayanabilirse tabii.

      Sil
    3. Merak etme, Reis onu da düşündü, Sudan dan arazi kiraladı. Türkiye karışırsa Sudan dan bize tarım ürünleri gelecek.

      Sil
  20. teşekkürler hocam sizce yıl sonu büyüme ve cds primimiz ne olur teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
  21. Hocam, ekonomi de umut sifir. Ancak, Turkiyenin yonetim sorunu kalmamistir, akp koalisyonu, MC hukumetleri gibi, yonetim, tartismaya gerek olmadan istikrari devam ettirmektedir. Yani siyasi istikrar mevcuttur. Koalisyon disinda kalan kitle, refah dagitiminda pay istemektedir. Etnik kesim bu payin, sadece koalisyona biatla mumkun olacagini bilen, kadim obedient durusunu devam ettirmektedir. Ekonomi, siyasi istikrara ragmen duzelmemektedir. Siyasi istikrarsizlik geldiginde, yani azinliklar da hak sahibi gibi konustugunda, duzelecegine dair bir delil de yoktur. Konusmak ve fikirler serbest birakildiginda da veya hukukun ustunlugu saglandiginda da, ekonomi duzelecegi garanti edilmemektedir. Koalisyon, status quo, dogal omrunun sonuna kadar var olup, kendisini tuketen ates gibi yanip, yakip bitmedikce sona ermeyecektir. Yani ekonomik yanginin butun odunlari tuketmesinden baska bir gelecek yoktur. Odun kalmayinca, yukselis baslayacagini bilen ust-akil, hizmetkarina yeterli odunu saglar.

    YanıtlayınSil
  22. Elektirikler kesilmiş ama biz parmağımıza pirize sokmuş bekliyoruz. Sıkı para politikası bir tarafa para manyağı olmuş piyasa enflasyon yok iyi mi?,işsizlik Dulkdiroğullarından beri en yüksek seviyesinde beklenti iyi , iyi mi?, sağır sultan biliyor ki bu enflasyon azar durmaz, ama bankalar hunharca 10 yıllık 0,74 fazile kredi veriyor iyi mi? hani likitide sonsuz değildir bir gün biter, 1 yılda 160 milyar usd ödememiz var biz gayet rahatız iyi mi? Barolar bölünüp sosyal medya yasaklanacak dedikodular ayyuka çıkmış ve gayet iyi beklentimiz var iyi mi? MB swap işlemleri düşüldükten sonra eksi olan rezervimiz var , cari açığımız var finanse edeceğimz, YP cinsi ödemelerimiz var yapacağımız, turizm yok 35 milyar usd gelmeyecek, enerji başta olmak üzere ithalat yapmamız lazım ama beklentimiz iyi , iyi mi? ehe bende iyiyim iyi mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Abi sen bir yerlere tatile git, gündemden biraz uzak dur, gazete dergi, hatta sosyal medyayı bir kaç gün açma, iyi gelir.

      Sil
  23. Bir vesile ile siyasi zihni ideolojik diplomatik vs herhangi bir sebeble; Ekonomin %25 ini olusturan Turizm yok iken Ekonominin %50'sini olusturan Kadin yok iken ekonominin %50'sini olusturan muhalefet yok sayilirken
    Bu tablo cok normal.
    Bilmem yaniliyor muyum?
    Yaniliyorsam lutfen soyleyin

    YanıtlayınSil
  24. ELİNİZE SAĞLIK HOCAM PANDEMİ EKONOMİYİ BAYA SARSMIŞ DURUMDA YÜKSEK DÖVİZ KURUNA RAĞMEN İHRACAT TA ARTIŞ YOK AZALIŞ VAR KRİZ OLUNCA YÜKSEK DÖVİZ KURU İŞE YARAMAMIŞ TURİZM DE HAKEZA ÖYLE DÜŞÜŞTE TURİST GELEMİYOR İTHALAT ZATEN OTOMATİK AZALIYOR BİRDE ENFLASYON BELASI VAR FAİZ DÜŞÜK OLSA DA MEVDUATLARIN KREDİYE DÖNÜŞÜMÜ KISITLI AKTİF RASYOSU FORMÜLÜ ÜRETSELERDE ÖZEL BANKALARIN RİSK İŞTAHI KAPALI SYR RASYOSU GEREĞİ YA DA KRİZ ORTAMINDA KREDİ VERMEK RİSKLİ OLABİLİR BU DA ÜRETİMİ DÜŞÜRÜYOR ÜRETİCİ DESTEKLİ KREDİLER İÇİN ANCAK TÜKETİCİ KREDİLERİ İÇİN BANKALAR CANAVAR GİBİ DAVRANIYOR HERKESE KREDİ VERMEK İSTİYOR BANKALARDA AKILLI AMA HALK TA AKILLANDI ESKİSİ GİBİ DEĞİL BENCE SONUÇ ÜRETİ AZALIYOR BUDA ARZI AZALTIYOR TALEP ŞİŞİYOR FAKAT ARZ YOK MALİYETLER YÜKSEK SONUÇ YÜKSEK ENFLASYON BENCE.BÜYÜMEDE BİR SIÇRAMA BEKLENİYOR BÜYÜMEDE FAKAT ORTA GELİR TUZAĞI DEVAM %5 ÜSTÜ ÖNGÖRÜLMÜYOR KEŞKE OLSA AMA ZOR GİBİ ÖZETLE HERKES TEMKİNLİ VE DE OLMALI DA BİR SÜRE KİMSE RİSK ALMAZ ALAMAZ PİYASALAR AÇILDIKÇA OLACAK BU PANDEMİ GEÇMEDEN OLMAZ..... RİSKİ VE KRİZİ FIRSATLARA ÇEVİRMEK GEREKİR TÜRKİYE NİN ÖNÜ AÇILACAK ANCAK DAHA ERKEN GİBİ

    YanıtlayınSil
  25. Sayın Eğilmez, yazınız için teşekkürler. Ben büyüme ile zenginleşmenin farklı şeyler olduğunu düşünüyorum. Daha önce seçim zamanında Binali Yıldırım beyin İBB ye aday olduğu zamanda %7,5 büyüme olmuştu, ancak halkımız %7,5 oranında zenginleşmemiş, aksine daha da fakirleşmiştik. Cumhurbaşkanımız bu sene sonunda sürpriz bir büyüme rakamına ulaşacağımızı söyledi. Hepimiz bu yılın sonunda biraz zenginleşeceğimizi düşünüyoruz. Ancak bu yılın sonunda büyüme olsa bile zenginleşme nasıl olacak çok şüpheli. Cumhurbaşkanı bu gün Katar'a gidiyor, büyük ihtimalle para istemeye gidiyor. Yine 10 Milyar dolar para koparsa ekonomimize ne kadar katkısı olacak? Bu yaz turizm geliri olmayacağı için kaybımızın 35 Milyar dolar olduğu düşünülürse Katar'dan alacağı 10 Milyar dolar çok yetersiz kalacak. Bu durumda yıl sonunda büyüme olsa bile zenginleşmemiz olabilecek mi acaba?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ooo Reyiz Katar dan yine bir tomar para ile döner.

      Katar verir o parayı, adamları koruyoruz, bedava değil elbette, kaç bin askerimiz orada.

      Katar Emiri olacak eleman tabi ki verecek bizim Reise haracını, yok öyle 3 kuruşa 5 köfte.

      Sil
  26. 82 milyon nüfus nasıl 60 milyar ihracat yapıyor enteresan.kişi başına bin dolar bile ihracat yapamıyoz.bir ülkede hiç sanayi-tarım olmasa,babaanneleler tığ&nakıs işi yapsa,gelinler takı tasarımı yapsa,erkekler dedeleeinden,bababalarından kalma zanaatı devam ettirseler,ayakkabıcılık,bakırcılık,demircilik ve saire,hepimiz çadırlardan oluşan obalarda yaşasak diriliş ertugrul kuruluş osman gibi,deve kervanlarıyla elimizdeki satamadığımız fazla malı almanyaya "değerinde" satsak yine de bundan fazla ihracat yapardık.ben hayatımda bukadar verimsiz bir ülke görmedim..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Turkiye konumu itibariyle ticarete alim satima lojistige depolamaya re-exporta cok uygun bir ulke.
      Al-sat re-export yapsak krallar gibi geciniriz. Bu Al-satcilik re-exportculuk oyle bir sey ki hem egitimli insanlara hem egitim duzeyi dusuk insanlara firsat is guc sahibi olma hatta is kurma penceresi sunabiliyor.

      Sil
    2. Anonim 1641,
      Neyin al-satını yapacaksınız?

      Mal çinden geliyor, Çinli malını satıyor Avrupaya, niye Türkiyedeki adama komisyon ödesin?
      Avrupalı da malı Çinden alıyor, niye malı Türkiyede durduğu için komisyon ödesin?

      Al-satçı Çinlinin sattığından daha fazla miktarı alabilmeyi, Avrupalının aldığından daha düşük fiyata sunabilmeli ki araya girebilsin.

      Bunun için uluslar arası ticaret networku, sermaye ve kargo firmalarının olması lazım ki arbitrajı olsun. Hiç biri yok, kelaynak kuşu gibi ortada duran ülke. Şansına bir kaç kişi alsat yapabiliyor, bir kaç alsatçı da alanlarında tecrübeli olduğu için satıyor, gerisi ne olacak?

      Sil
    3. Oncelikle ben Cin vs demedim.
      Dahasi ben salt bugune ait bir iddia eylemedim.
      Al-Sat rexport derken Hollanda guzel bir ornek sanirim. Ispanyadan afrikadan g.amerikadan aliyor paketliyor avrupaya hatta dunyaya satiyor.
      Benim bahsettigim komisyonculuk vs de degil.
      Cok klasik olacak ama bu boyle Avrupa ve Ortadogu hattinda bir ulkeden bahsediyorum. Depolamaya lojistige uygun bir iklimden bahsediyorum. Kulturel gecisin oldugu bir yerden bahsediyorum. Arkeolojik olarak bunun bu rexport ticari kulturun oldugundan bahsediyorum.

      Sil
  27. Elinize sağlık Mahfi Bey. Anlayamadığım konu örneğin 2017 yılında dış ticaret açığı -60 milyar $ civarında ve turizm gelirleri de yaklaşık 26 milyar $ seviyelerinde. Fakat $ kuru 2017 başındayken 3,52 iken yıl sonunda 3,81 olmuş. Yani ülkeden bu kadar döviz giderken kurun daha fazla artmasını beklemez miyiz ? Nasıl bir matematiksel korelasyon kurulmalı ? Major değişkenlerin ne olduğunu iletir misiniz lütfen ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merkez bankasının rezervleri eritildi, yetmedi dışarıdan Swap borcu ile döviz alındı.
      Onlar dövizi bu seviyede tuttular.

      Sil
  28. Kerem İNANIR2 Temmuz 2020 17:45

    Teşekkürler hocam, eksik olmayın, sevgiler :)

    YanıtlayınSil
  29. Verileri görünce bir çok kişi "yandik, bittik, sonumuz geldi" türünden yazılar yazmış..Türkiye batmaz merak etmeyin...
    Mantar gibi ülkedir !! :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Şimendifer,

      22:14 Anonim yorumcu Türkiye'nin nasıl bir mantar olduğunu yazmış.

      Sil
  30. Hastanın durumu iyi değil ama morali yerinde diyebilirmiyiz. Sayın, hocam.

    YanıtlayınSil
  31. Hocam merak ettigim bir husus var . Yanitlarsaniz mutlu olurum.Sorum şu;
    Dolar iki aydi ayni seviye de...
    Talep olmasa asagi gelmesi lazim.
    Talep olsa yukari gitmesi lazim.
    Ayni yerde duruyor. Bu nasil mumkun oluyor?
    Kisaca 6.85 demir atti . Ne asagi ne yukari .Tesekkurler yorumunuz icin .

    YanıtlayınSil
  32. Selamünaleyküm. Hocam sabit dolar kurunamı geçtik? Bununla ilgili bir yazı yazacakmısınız?

    YanıtlayınSil
  33. Değişim sürecinde Türkiye diyelim.

    2025 yılına kadar ekonomik düzelme beklemiyoruz. Türkiye üst üst dehşet hatalar ile hem yönetim şeklini hemde yönetici üst aklını değiştirdi.

    Bundan sonrası yavaş yavaş kendi kendine parçalanma modeline evrildi. Kesinlikle hızlı ve acil bir program yapılmıyor çözülme yavaş yavaş sindire sindire oluyor.

    Aslında Türkiye ye artık merkezi yönetim tek rejim olmuyor her bölge kendini yönetsin özerklik modeline geçsin başarılı olan kazansın başarısız olan kaybetsin deniliyor.

    Bununda örneği başkanlık sistemi ile Türkiye daha merkezi ve daha orotiter yönetim oldu bundan sonra özgürlükler çoğalacak diye özerklik aşılamaya başlanacak.

    Bu gelecek senaryonun ön çalışması kötü adam belli kötü yönetimde belli artık bu böyle gitmez nidaları atılır sonrada istenilen parçalı bulutlu ülke modeline geçiş sağlanır.

    İnşallah herkes akıllı olursa yaşadığı cumhuriyetin kıymetini bilir ulus devlet olmaktan tiksinen insanlar eğer bu şekilde devam ederse emin olsunlar istedikleri özerklik yani eyalet sistemi başlarına öyle belalar açacak ki bir daha toplanamayack şekilde küçücük devletçikler olacak ve sonunda itirafları diye kitap yazmak zorunda kalmazlar inşallah.

    Birlik beraberlik ümmet olmak diyenler bakıyorum eyalet sistemi savunucuları çok garip büyümek için güçlü olmak için parçalanmak değil birlikte olmanın anlamını çözrrle mi bilemiyorum.

    Cumhuriyet olmanın nimetlerini ulus devlette demokratik haklarını aramaktan çekinmeyenler yarın öbür gün araplar gibi kukla devlet modeline özenmeleride çok garip

    YanıtlayınSil
  34. Sayın hocam yaklaşık 24 saat önce yazdığım yazıyı aşağıdaki " yayınla " ya tıklayarak gönderdim ve karşıma yazınız incelendikten sonra yayınlanacaktır çıktı, ancak şimdi tüm yazılara baktım benim yazım yok. Sizden sansür yemediğine inancım tamdır, ancak neden yayınlanmadı diye de merak ettim. Saygılar...

    YanıtlayınSil
  35. Bahri Akdeniz3 Temmuz 2020 03:59

    Sayın hocam bilgilendirmeleriniz için teşekkürler, iyi ki varsınız...

    YanıtlayınSil
  36. Bu bilgilendirici ve bir o kadar da iç karartıcı yazınız için teşekkür ederim hocam. Elinize sağlık.

    Bir de müsaadenizle ufak bir soru soracaktım: Ülkeye gelen yabancı ziyaretçi miktarını gösteren tabloda neredeyse bütün sayılar ondalık küsurata sahip(1.539,5 veya 718,1 gibi). Yani mesela 2019'un şubatında ülkeye 1670 kişi + 1671. kişinin beşte biri mi gelmiş?

    Bir de yanlış hatırlamıyorsam geçen yıl(2019) Türkiye'ye 45 milyon civarı turist gelmişti(bakınız: https://www.turizmguncel.com/haber/turkiyeye-2019-yilinda-kac-turist-geldi#:~:text=K%C3%BClt%C3%BCr%20ve%20Turizm%20Bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1'n%C4%B1n,milyon%20747%20bin%20olarak%20a%C3%A7%C4%B1kland%C4%B1.). Yani tablodaki aylık rakamlar zaten başlı başına ufak kalmıyorlar mı?

    Aklıma ilk gelen tablonun bir kenarında bize gözükmeyen bir "*1000" ifadesi olması gerektiği ama yine de bizi aydınlatırsanız çok memnun olurum

    Saygılar..

    YanıtlayınSil
  37. Hocam ellerinize saglık. Ekonomiye güven endeksi Tüik verileri ile desteklendigi için bana çok güvenilir gelmiyor. Çünkü iyiye dogru hicbir gidisin olmadiğı bir ekonomide neye güveneceksiniz. İşsizlik enflasyon dış borç artarken hazine tam takırken rezervler erirken dış açık büyürken ekonomi küçülürken bu ekonomiye güvenin olması pek olası degil gibi.

    YanıtlayınSil
  38. Hocam konudan biraz bağımsız ama piyasa mekanizmasını kısmen ikame etmek için Şili'de şöyle ilginç bir girişimde bulunmuşlar 1970'lerde:
    http://www.abstraktdergi.net/cybersyn-gelecek-toplumun-izinde/
    İlginizi çekebilir belki..

    YanıtlayınSil
  39. Merhaba Hocam ,
    ''Grafiğe göre 2018 yılının ikinci yarısında başlayan ivme kaybı 2019’un son çeyreğine kadar sürmüş, sonrasında sanayi üretiminde geçen yılın aynı dönemine göre artmış ortaya çıkmıştır. cümlesindeki 2019 yerine 2018 olmayacak mı?
    Bir de Turizm deki durum bölümünde 4 aylık toplam 5 aylık toplam olmalı Yazılarınızdan çok istifade ediyorum . Sağ olun hocam.

    YanıtlayınSil
  40. Hocam,

    Konut sektorunde bir canlanma oldugunu soylemissiniz. Bu canlanma fiyatlardaki artisa dayali, sanirim. Ancak, bu fiyat artisi arz tarafinda bir hareletlilik yaratip, is imkanlarini arttiracak gucte degil, sanirim. Siz de bunun surdurulebilir olmadigini soylemissiniz. Bunu sadece hukumetin konut faizlerini azaltarak, bir canlanma alani yaratip, islerin iyiye gittigine dair ufak bir arguman yaratma projesi olarak gorebilir miyiz?

    YanıtlayınSil
  41. Hocam, cok tesekkurler degerli bilgiler icin. Sanayi üretimi kısmında son çeyrekte düşüşün başladığı yıl 2020 olması gerekirken 2019 kalmış iletmek istedim.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...