Fenerbahçe'nin Sorunu

“Sen ne anlarsın futboldan da yazıyorsun?” diye soranlar ve eleştirenler olacak. Hemen yanıtlayayım: Evet futboldan bu işin içinde olanlar kadar anlamam ama ben seyirci ve taraftarım ve futbol benim gibi seyirci ve taraftarlar için oynanıyor. O nedenle bu konuda futbolun içindekiler kadar benim de konuşma ve yorum yapma hakkım var. İşin tekniğine, taktiğine girmeden kadro, oyun şekli ve yönetim hakkında konuşabilirim. Fenerbahçeli olduğum için yalnızca Fenerbahçe konusunda yazıyorum, başka takımlar hakkında yazmıyorum. O nedenle de yalnızca Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu sorunun nedeni hakkında yazacağım. Bence sorununun futbolla ilgisi çok az. Asıl sorun yönetim biçimiyle ilgili. İşin bu kısmı futbol tekniğini bilenlerden çok yönetim meselelerini bilenlerin uzmanlık alanına giriyor.

Fenerbahçe, geçen yılın ortalarından başlayarak eski futbolcu-abilerin yönlendirdiği bir model uygulamaya başladı. Bu yıl abilerin sayısı arttı. Öyle bir noktaya gelindi ki oynayan futbolcuların üçte biri kadar oynamayan ve ortada dolaşan eski futbolcu var. Bunlar yokken ya da sayıları azken Fenerbahçe iyi gidiyordu. Bu arkadaşların sayısı arttıkça Fenerbahçe sorunlar yaşamaya ve peş peşe yenilgiler almaya başladı. 

25 Haziran 2020 günü yine bu blogda Fenerbahçe yönetimine yazdığım açık mektupta şöyle demiştim: “Son olarak birkaç yıldan beri yaşama geçirdiğiniz ağabeylik müessesesinin yanlışlığına değinmek istiyorum. Bu tür düzenlemeler oyuncuların kafasını karıştırır. Teknik direktörle oyuncu arasında hangi sıfatla olursa olsun birileri varsa oyuncu kime bakacağını, kimden talimat alacağını şaşırır. Bir teknik direktörün danışacağı kişiler elbette olmalıdır ama bu kişiler oyuncularla aynı yerlerde olmamalı. Sizler hepiniz şirket yönettiniz ya da yönetimlere danışmanlık yaptınız. CEO olduğunuz bir şirkete patron iki tane ağabey yollasa ve o ağabeyler şirketteki çalışanlara talimat verse, tavsiyede bulunsa CEO olarak sizin otoriteniz zedelenmez mi? Şirkette çalışanların kafası karışmaz mı? Bu, her yerde böyledir. Bunları da sizler benden daha iyi bilirsiniz. O nedenle bu ağabeylik müessesesini zaman geçirmeden kaldırın ve oyunculara onların tek muhatabının teknik direktör olduğunu söyleyin.”

Futbolun içinde olanlar oynanan futbolla, teknikle, taktikle ilgili yorumlar yapıyorlar ve bu yorumların çoğu da doğru. Ama benim görebildiğim kadarıyla Fenerbahçe takımının asıl sorunu yukarıda değindiğim yönetim sorunu.

Fenerbahçe’nin bu durumdan sıyrılabilmesi için atılacak ilk adım eski futbolcu-abi modelinden vazgeçmektir. Çünkü bu model, oyuncuların kimden talimat alacağını karıştırarak bugünkü gibi anlamsız ve amaçsız bir futbol oynamasına yol açıyor ve Fenerbahçe bir türlü toparlanamıyor. Hatanın nereden kaynaklandığı bir türlü görülemediği için de sürekli yeni futbolcu transferi peşinde koşuluyor, dünyanın parası harcanıyor. Oysa yapılacak şey çok basit eski futbolcu-abi yönetim şeklini bırakıp tek yetkilinin teknik direktör olduğunu açıklayıp dümeni tümüyle ona bırakmak.

Bir Çin atasözü: “Kaptanı çok olan gemi karaya vurur” diyor. 

Yorumlar

  1. Ali Koç geldiğinde yönetim anlamında bir kurumsallaşma olacak ,liyakat olacak beklentisi ile heyecanlandık ancak son dönemlerimde yönetim başarısızlıklarını görüp önlem ve hedef belirleyeceğine ,sizin tabirinizle “ ağabeylik müessesesinin ” oluşmasına ön ayak olup , tabiri caizse denize düşüp,yılana sarıldılar!
    Tez! bu oluşumdan vazgeçilmeli ,yazınız dikkate alınmalı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurumsallaşmadan gelinen nokta maalesef abi modeli oldu.

      Sil
    2. Bana ülkemizin son 20 yıllık gidişatını hatırlattı nedense.

      Sil
    3. Sevgili hocam fenerbahce icin tespitiniz ne kadar dogru ise abi futbolcu modeli sorunu tam tersi galatasaray icin ise pozitif etkisi var. Yillarca hasan sas umit davala umit karan ve suan selcuk inan riera vs vs eski oyuncularindan kulubede ve takimin icinde cok faydasini gordu . Sizce bu sorun sadce fenerbahceye mi ozgu yoksa diger kulublerinde bu durumdan kurtulmasi mi gerekir.

      Sil
    4. Ali Koç başkanına videodaki gibi alaycı seslenerek daha seçilmeden başarısız olacağını göstermişti. https://m.youtube.com/watch?v=Gkb2his1Ep8

      Sil
    5. galatasaray'da pozitif etkisinin olması bir şeyi göstermez keza orada fatih terim var.

      Sil
  2. Ben de bir Fenerbahçe taraftarı olarak size aynen katılıyorum Hocam. Maalesef yönetimin bu yazdıklarınızı anlayacak kapasitede olduğunu düşünmüyorum. Vizyon denilen şey bir avuç abi kalabalığından başka bir şey çıkmadı. Giderek de ne futbol ne de basketbol hiç keyif vermemeye başladı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Basketbolda da ciddi hata yapıldı. Şubenin maliyeti yüksek olduğu için düşürülebilir. Bunu anlayışla karşılarım. Ama o zaman Nando de Colo, Wesely gibi pahalı oyuncuları tutmanın anlamı yok. 30 milyon euroluk kadroyu 15 milyona indirip de bu sonuçları almak çok anlamsız. 5 milyon euroya düşersiniz hiç değilse tasarruf olur.

      Sil
    2. Sizinle aynı fikirde değilim. Bahane üretmeye gerek yok ama futbolda ilk iki yıl yaşanan bocalamanın dış sebepleri azımsanmayacak düzeyde. özellikle geçen yıl ocak-şubat döneminde yaşananlar hepimizin malumu.

      bu sene nispeten doğru işler yapıldı bence. flu işler de vardı. örneğin aurelio ve volkan'ın ardından koordinatör vasfıyla selçuk şahin ve hangi sorumluluğa sahip olduğunu bilmediğimiz semih şentürk geldi.

      Bu kişilerin erol bulut'un otoritesinin sarsılmasına yol açtığı, futbolcularda kafa karışıklığına yol açtığı endişenizi anlıyorum ama bu söyleminizin bir delili, emaresi yok. sadece kötü bir takım ve kötü oynayan futbolcular var.

      biraz uçuk görünebilir ama belki de bu yıl samandıra'da otorite dediğimiz şey bir teknokrasidir :) ya da buna evriliyordur.

      ne olursa olsun ben bu sene şampiyonluk yolumuzun açık olduğunu ve erol bulut dahil kimsenin gönderilmesini istemeden sadece destek olunması gerektiğini düşünüyorum. tüm hesaplaşmalar mayıs'a bırakılmalı.

      basketbol ise bu yıl yeniden kurulan bir takım olarak düşünülmeli. bambaşka bir anlayış oturtulmaya çalışılıyor. pandemi yılında playoff'a kalmazsak dünyanın sonu değil yeter ki yarının doğruları yapıyor olsun. kokoskov'u tanımıyorum ama fb arması altında gherardini görev yaptığı sürece umudum taze ve güçlü.

      sedat soydan, sen de Küçükyalı- Karargah Bölüğü 295 KD isen selamlar.

      Sevgiyle kalın.

      Sil
    3. Selamlar bizden Ahmet Çavuş. :)

      Sil
  3. Futbolcu oynama zevkini , iş yapma hazzını yitirmiş , yitirtmişler. Messi , Ronalda gelse öğütecek kapasite var şu an . Bu maçlardaki bitsede gitsek havası , dağlara taşlara vurulan şutlar yaratılan stres ortamından kaynaklı , özgüvenlerini yitirtiyorsun futbolculara . Yönetilemeyen bir güruhun rüzgarda savrulmasını izliyoruz , saz gibi titriyor futbolcu. . Bunun adını koyalım . Yönetimsel hataların aynaya yansıması. Bu iş sürekli aynayı değiştirmekle olmaz . Aynanın karşısına değişerek geç , bir an önce.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Bence oyuncuların kafası karmakarışık, kime, neye bakacaklarını bilmiyorlar.

      Sil
  4. Profesyonel bir yönetim gelmeyecek bu kulübe.

    YanıtlaSil
  5. Ağabeylik müessesi zaten fenerbahcenin karakterine aykırı bir uygulama. Kaldı ki ağabey sınıfında olan arkadaşların futbolculuk dışında antrenörlük konusunda gerçek profesyonel eğitimleri varmı ? Formalite alınan lisanslarda bahsetmiyorum . Dediginiz gibi hocam profesyonnelsmek yerine daha da köhne bir sistem getirildi , hadi ölüm yaparsın ölüm gibi gazla olacak işler değil. . . .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanki teknik ve sportif direktorun belirttiginiz egitimleri varmis gibi buradan vurmak cok dogru degil. Futbolcularin %99 zaten egitimsiz buna eski futbolcu-yeni yorumcu Ridvan Dilmen de dahil! Dolayisiyla bu futbolcular gun geliyor teknik direktor ya da yorumcu yapiliyor. Oysa ki bu isin teknigi diger dogal ve sosyal bilimler kadar kompleks olmadigi icin bu mevkilere egitimli insanlari getireblmeye de acik. Yapmayin su eski futbolculari teknik direktor!

      Sil
  6. Hocam yönetimin ilk geldiği sene yani Cocu döneminde ağabeyler yoktu ama işler yine kötü gitti.Aslında şu anda sayıca çok görünüyor ama 2’si Erol hocanın yardımcısı.Sadece Emre ve Volkan var.Ben ağabeylerin takımın mental anlamda düştüğü durumlarda(yani şu an ki durum gibi)devreye girip direnç sağlamaları tecrübeleriyle takımı ayağa kaldırmaları.Doğru işlediğinde futbolcuların özel yaşantısından tutun bir çok kişisel sorununa çözüm bulacak bir müessese.Benim anlamadığım asıl mevzu takıma iyi olarak gelen futbolcu ve hocaların herkesin dip yapması.Maalesef bu 2,5 senedir böyle.Herşey nasıl bu kadar ters gider anlayamıyorum.Bir mağlubiyette enerji dip yapıyor.Bizi kaybettiren sorum bu.Geçen sene iyiyken 3 haftada havlu attık.İlk önce şu kırılganlık işimi halletmeliyiz.

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Ben Galatasaraylıyım yazsammı yazmasammı kararsız kaldım ama yazacağım.Belki bana kızanlar olabilir ama Gs enteresan şekilde öyle 3 sene bu takımı başkan yaptı yok onu yaptı yok bunu yaptı yok takım 2 sene şampiyon olamadımı hadi eyvallah bilader diyip yapılandırılıyor Gs asla ama asla acı reçete içmekten gocunmuyor bazen düşünüyorum Fatih Terim gibi bir karekter Fenerde olsa 30 sene Feneri yönettirirlerdi bizde uzaydan adam gelse takım 4 maç kötü oynansa öyle Fatih matih dinlenmiyor hadi birader deniyor ^kupalı Hamza Lider durumdaki Tudor Cl liginde Çeyrek görmüş şampiyon olmuş Terim isimler hiç önemli değil başarı tek kıstas Fenerde bu yok Emre Volkan Ersun hoca gelecek bir değnek değecek hop oldu bitti bekliyorlar birde aklım bir türlü almıyor Transfer politikaları Gs Bjk kimi alacaksa bizde onu alalım üzerine ........ uzadıkça uzar bu Sevgiler Saygılar Hocam Ellerinizden öperim

    YanıtlaSil
  9. Ali Koç un yaptığı en büyük hata Aykut Kocaman ı gelir gelmez göndermek oldu. 1 sene deneyip şans vermeliydi. Zira, Aykut Kocaman elindeki mevcut kadroyla çok iyi iki sezon geçirdi. Kim ne derse desin Aykut Kocaman çok iyi bir hoca ve bu kulübün en büyük değerlerinden biridir. Belki şimdi değil ama ileride tekrar şans verilmelidir. Şu an ki en büyük sorun bence sabırsızlık. Oyuncular yeni, teknik heyet yeni. Maç kazanmak için her iki tarafta acelece yanlış kararlar veriyor. Oyuncular saha içerisinde özellikle rakip ceza sahası önünde acele edip düşüncesizce yanlış paslar veriyor. Teknik heyet geciken yada yenen gol sonrası yanlış kararlar veriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Komik olma kuzen Larry diyorum bu yoruma. Yan top yan top yan top yan top yan top.... 1-0, 2-1 ile zor bela alınan galibiyetler... Kendi sahanda GS'yi şampiyon yaptın bunun korkak yan top futbolu ile... Hala inanamıyorum o maça Alex yedek başladı... 76'da Allah cezamı verecek diye oyuna aldı. Bana hala Aykut dendiğinde tansiyonum çıkıyor. Küçük takımların büyük hocası Aykut Kocaman....

      Sil
  10. Abiler ablalar ile teknik direktör neredeyse akran olursa sorun olması kaçınılmaz. Kaldı ki Pirlo gibi bir karakter, bir Oliver Kahn gibi ağır bir duruşu olan insanlar da abi olarak lanse edilmiş değil, bu durumda lider vasfı olanı bile lider olarak empoze etmeniz futbolcu ve diğer tüm ekibin bunu içselleştirmesini garanti etmez, edemez, bunu sağlamadığı da net olarak ortada....Bu insanlar acilen vitrinden uzaklaştırılmalıdır, çok net...

    YanıtlaSil
  11. Ali Koç ve yönetim şekli ülkenin temel sorunları ile benzer. Liyakat sorunu Ali Koç ile başlıyor. Koç ismi ile göreve talip olduktan sonra popülist büyük grubun para ve güç ile ilişkilendirdiği Ali Koç'u ne yazık ki kulübümüzün başkanlığına getirdik. Sayın Ali Koç da popülist uygulamalara başvurdu. Bu uygulamalar farklı olaylarda farklı popülist tavırlar olarak ortaya çıktı:

    - Akhisar maçından sonra takımı otobüs ile göndermek gibi çağ dışı sözümona cezalandırmak(!),
    - Taraftar gibi tepki verme, abileri taraftar arasına göndermek,
    - Galatasaray maçında tribünden atlamak (her ne olursa olsun Fenerbahçe'mize asla yakışmayan görüntü),
    - Sizin işaret ettiğiniz gibi eski futbolcu-abiler kurulu modeli getirmek,
    - Trabzonspor maçından sonra futbolcuların ve menajerimiz Volkan Ballı'nın olduğu yerde şampiyonluk benzeri kutlamalar yapıp algı yaratıyorlar diye dış dünyayı suçlamak,
    - Emre Belözoğlu gibi (ırkçılıktan ceza almış, kişilik olarak çok sorunlu) asla Fenerbahçe'mize yakışmayan birisini direktör yapmak (Daum'u getirdiği için Aziz Yıldırım ile ters düşen sayın Uğur Dündar gibi Emre Belözoğlu'na karşı gelinmesini beklerdim),

    gibi örnekler hiçbir şekilde kabul edilemez. Basketbolda yapılanlar da ayrı bir yara...

    Hocam, umarım sizin gibi insanları yönetimde görebiliriz...

    YanıtlaSil
  12. Hocam Erol hoca daha önce büyük takım çalıştırmamış bir koç. İlla ki maç kaybedeceğiz, önemli olan kaybedilen maçlardaki hatalardan ders çıkarılıp tekrarlanmaması. Örnek verecek olursam bu hatalardan birine; maçlarda yediğimiz ilk gollerden sonra oluşan kırılganlığımızı ortadan kaldırıp 2. 3. golleri yemememiz lazım. İlk yenilen golden sonra takımın hemen acelece ve acemice reaksiyon vermeye çalışması bize 2. 3. golleri yememize neden oluyor. Bir diğer konuya gelicek olursak taraftarın maalesef ciddi anlamda tahammülü kalmadı. Ancak alınan 2-3 yenilgiden sonra erol bulut istifa hashtagine hiç gerek yok. Bence bir koça en az 1 yıl tolerans tanınmalı. Türkiye ve Fenerbahçe şartlarını düşündüğümüz zaman maalesef bunun imkanı yok.

    YanıtlaSil
  13. Çok doğru, bu konudaki önceki yorumlarınızı da biliyorum ve hak veriyorum ama ince bir ayrıntıyı da ben eklemek istiyorum. O abilik müessesi dediğiniz o kadar da masum değil, aralarında haddini bilmezlik, psikopatik arızalar ve cehalet de var ! Başkanın yerinde olsam hiçbirini kulübe sokmam ve kredilerini sıfırlarım ! Verdikleri zarar işler yoluna girdiğinde daha iyi anlaşılacaktır ! Umarım tez vakitte halledilir !

    YanıtlaSil
  14. Hocam kaleminize sağlık. İşe başlarken kurumsallık ciddiyet vs gibi modellerle gelip süreç içerisinde ağabeylik modeline geçmek sportif alan dışında yönetim başarısızlığıdır. Ön teker nereye giderse arka teker oraya gider derdi rahmeytli dedem. Yönetimin kendi başarısız olduğu yerde takımın başarısını beklemek en hafif tabirle horoz altında yumurta aramaktır. Kişisel tüm hesapları kenara koyup Aziz Yıldırım ile kıyasladığımızda basketbol şubesinin geldiği nokta herşeyi özetlemektedir.
    Saha içinde başarı çok oyuncu ile değil iyi oyuncu ile kazanılır

    YanıtlaSil
  15. Yorumların sayısına bakılırsa blog takipçileri arasında çok Fenerbahçeli yok galiba :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vardır aslında ama yorum yapacak kadar takip etmiyorlar muhtemelen. Kendi adıma 2011-13 seneleri sonrasında futbolu ve koyu Fenerbahçeli'liğimi bıraktım. Eskiden stadyuma giderken şimdi takımdan tek bir isim sayamam. Tek bir özet, tek bir haber izlemiyorum bile.

      Benim gibi çok tanıdığım insan var, çeşitli takımlardan ama çoğunluğu Fenerbahçeli. Şimdi mesela seyir zevki olarak futbol izlemek makul geliyor ama bir takımı destekleyerek, kazanmasını umarak izlemek çok saçma geliyor. Hatta Mahfi Hocama da çok şaşırıyorum bu yazıları nedeniyle.

      Sevgiler.
      TPR

      Sil
  16. Hocam iyi, güzel demişsinizde cocu-comolli dönemi gayet kurumsal bir ortam oluşturulmuştu hatta ağbey diyebileceğimiz (Volkan) kadro dışı bırakıldı, daha sonra özür dilettirildi ki kulupteki kurumsal hava bozulmasın ancak o seneki sonuçlar hepimizin malumu, kadro kalitesi çok düşüktü diyecek olursanızda ayew, valbuena, moses, skrtel, slimani'nin gittikten sonra yaptıklarına bakmakta fayda var. Kulüplerin tarihlerinde katkısı olan kişilerin antrenör, gözlemci, sportif direktör gibi mevkilerde görevlendirilmesi de tamamen yerinde çok akıllıca makul ve mantıklı ( tabiki gerekli kurs eğitimlerini tamamladıktan sonra) dünyada da bir çok örneği mevcut, bizde ağbey diye nitelendirilmesi ve öyle bir pozisyonda hissedilmesi lanse edilmesi durumu da bi o kadar yanlış. Ana sonuç diyeceğim o ki bence sorunu bu kadar basite indirgemek yerine farklı açılardan bakmakta fayda var. Örneğin Premier Lig ile Türkiye ligi arasındaki kondisyon farkının sebebleri (Beslenme şeklimi, kondisyon antrenörü farkımı, oyuncuların yaşam düzeni gibi gibi) veya antrenör kadro uyumu (Alex Fergusondan sonra Man unt. bir çok antrenörle çalışsa da kalite kadrolar olmasına rağmen bir türlü başarı elde edememesi veya jürgen klopp ün kadrodaki oyuncuları büyüterek elde ettiği başarılar aynısı şenol güneş içinde söylenebilir), oyuncuların işini ciddiye alması, farkındalık, takımı sahiplenme gibi durumları da dikkate almamız gerektiğini düşünüyorum. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  17. ağabeylik sistemi fatih terim gibi asabi dediğim dedik kontrollü disiplinli ve ne zaman sinirleneği ve küfür edeceği belli olmayan ve gazatecilerin bile soru sormaya korktuğu ve kariyerine türkiyedeki teknik direktörlerin hayaline bile sığdıramayacağı başarıları katmış basgın bir karakterin olduğu ortamda olur yoksa erol gibi ali koç gibi pısırık türkçeyi bile doğru düzgün konuşamayan başarısız kariyersiz eğitimsiz sünepe bir karakterin olduğu ortamda olmaz olursada fenerbahçe olur birde ağabeylik müesesesi olsun yada olmasın kenardaki teknik direktör kendini kanıtlamış ve futbolcuların saygı duyacağı bir karakter olmalı bence oyuncuların çoğu erolu ve onun teknik takdik düşüncelerini küçümsüyor ve kaale almıyor

    YanıtlaSil
  18. Hocam evet haklı olabilirsiniz fakat ligde sıralamayı maalesef hakemler belirliyor moral motivasyonu yerle bir ediyorlar saygılar.

    YanıtlaSil
  19. horozu cok olan koyde sabah olmazmis

    YanıtlaSil
  20. Çok isabetli bir çıkarım olmuş hocam. Eski futbolcular elbette kulübün çeşitli kademelerinde rol alarak katkı sağlamalı, ancak teknik direktörün otoritesi bir kulüpte başarının en büyük anahtarlarındandır, bunun sağlanmasını baltalayan etkenler devre dışı bırakılmalı.

    YanıtlaSil
  21. Hocam merhaba, eski futbolcularimiz teknik ekipte veya ortalikta yokken de kötü sonuçlar alıyorduk. Ayrica futbolculara eski futbolcularimiz talimat vermiyor.
    Bununla birlikte malesef takimimiz iyi yonetilmiyor.
    Saygilarimla

    YanıtlaSil
  22. Tabutun arz ve talep esnekligi nedir?

    YanıtlaSil
  23. Ali Koç beklentiyi malesef ki karşılayamadı.

    YanıtlaSil
  24. Abi denecek kisiyi, model olacak kisiyi secerken biraz dikkatli davransalardi da oynadiklari devirde en cok elestirilen, en sevilmeyen, cok kart goren, saldirgan (oyun icerisindeki hirsi kast etmiyorum) ve politik olarak tartismali kisileri secmeselerdi bari.

    YanıtlaSil
  25. Lefter Küçükandonyadis döneminde ağabeylik müessesesi yok muydu?

    YanıtlaSil
  26. Ali Koç Fenerbehçe'de yapılmaması gereken herşeyi yaptı.. AKP gibi.. Gökhan Gönül, Caner Erkin, Sosa, Cisse , Ozan Tufan gibi sadece para için oynayan gereksiz lejyonerleri canım takıma doldurdu. Başlarına Volkan Demirel ve Emre Belözoğlu gibi kimsenin sevip benimsemediği agresif itici "abileri" getirdi. Fenerbahçelinin uzak kaçacağı , Fenerbahçe değerlerinin aksini savunan, tesisleri bir yığın "sevgisiyle" dolduran bir teknik adama "ağaz" eydi.. Comolli gibi bir fırsatçıya sabretti.. Ailesinin kalitesini kendindenmiş gibi düşünüp kendini Aziz Yıldırım'ın 3 gömlek üstüymüş zannetti..

    Fatih Terim gibi kazanmak için her ama her şeyi yapabilecek bir tiyatrocu da bulamayınca, iyice saçmaladı..

    Canım Fenerbahçe'm, Türkiye'ye döndü..

    Aziz Yıldırım, lütfen nerdeysen çık ve gel..

    YanıtlaSil
  27. Hocam

    Bir de, 'internetçi abi' var. Duymuş muydunuz?

    https://twitter.com/taylanyildiz?lang=en

    https://www.mynet.com/internetci-arkadas-olayi-nedir-internetci-abi-arkadas-kimdir-vedat-taylan-yildiz-kimdir-110106593902

    YanıtlaSil
  28. Hocam
    Covid aşısı yaptırdınız mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam da futbol virüsünden muzdarip olmuş. Futbol aşısı var mı?

      Sil
  29. Futbol yazısı olunca, direk yorumlara atladım.

    2004 yılında askerlikten zorunlu emekli olduğumda, ordu içinde yeni yeni duymaya başlamıştım bu abi lafını. O zamanlara kadar duymadıydım. Bir kere albayın biri binbaşına abi diye hitap etmişti, beynimden vurulmuşa dönmüştüm (bir kaç ay sonra da kafadan gerçekten vurulup emekli oldum.).

    Abi lafı, iş ortamında kullanılırsa çürümenin göstergesidir.

    İş ortamı adı üstünde iş yapılan yerdir, profesyonel çaba, emek, çıktının ast-üst ilişkisine sunumu, aktarımı yeridir. Yılların deneyim, birikim ve yeteneğini gösterirsiniz.

    Abi, lafı bu ortamda, kendi iş yeteneğini eksik hisseden kişinin, kendinden güçlü gördüğü erkeğe onun üstünlüğünü kabul ettiğini göstermesi, mevkisini korumak için güçlü gördüğü erkeğe sığınmasıdır. Zayıf karakteri gösterir, kendine güvensizliği, iş becerisinin eksikliğini gösterir, abi lafı.

    Fenerbahçe bir işyeridir. İşyerlerinin iş tanımları olur. "Abi" diye bir iş tanımı mı vardır? Abi diye bir iş tanımı varsa, sorumlulukları, tanımın getirdiği somut yeteneklerin listesi, ast-üst ilişki tanımlarının da olması lazımdır.

    Eğer futbolcu isem, benim işim klüb ile sözleşme imzaladığım gün başlar. Ben futbol oyunun gereğini yaparım. İşimi yapar başka da kimseyi dinlemem. Benden yaşlı diye başka bir futbolcudan işim ile ilgili asla emir dinlemem, hatta o iş ortamında bulunmam. Futbolcular, işlerinin doğası gereği zamana bağlı sözleşme yapmak zorunda oldukları için kafalarına göre istifa edip gidemiyorlar.

    O iş, benim sorumluluğumdur. Yaptıklarım ve yapamadıklarım sezon sonu maaşımı belirler. Başkasının dıdısını dinlemem.

    Birisi bana dese ki, şu senin abin, küfrü basar giderim. Türkiye'de iş ahlakı yok diyelim, yabancı futbolcu gelmiş ise, biri ona bu senin abin derse, adam klüpten kaçacak delik arar. Abin dediğiniz saniye o adamı kaybedersiniz.

    Şimdi gelelim bize, yukarda yorumları okuduğum kadarı ile kimsenin profesyonel bi işi yok ki, abilik diye kavramın peşinden gidiyorlar. Abi diye iş tanımı olmaz. O tanımı da kimse dinlemez. Abi diye somut bir tanım olmadığı için, yukardaki yorumcuların da kafası karışmış. Herkese göre bir abi tanımı çıkmış.

    Bizim abi diyen askerleri de gördük, temmuz darbesinde millet onları sokaktan topladı.

    Abi tanımının, profesyonel insandaki etkisini yazalım. İsteyen kullansın, isteyen kullanmasın.

    Mc@Hj2Iwho7*0l!N

    YanıtlaSil
  30. Kurumsallık diye başlayıp, ağabeylik modeline geçmek. Emre Belezoğlu’ndan Sportif Direktör yaratmak . Volkan, Selçuk konularına hiç girmeyelim.
    Ali Koç’un oluşturduğu yönetim kuruluna ve hedeflerine bakıp oy vermiştim.
    İlk hata, tribün sesine kulak verip , takımda olup biteni anlamadan Teknik Direktörü değiştirmek oldu.
    Kurumsallaşma denilen şey Kurum Kültürü ve değerler üzerinde yükselir. Siz bir zamanlar İdol olan ismi bir anda kapının önüne koyarsanız vefa, değerler gibi bir çok kavramın içini boşaltırsınız. En zor zamanda takımın başında yer almış Aykut’a yapılan vefasızlıktı. Takımın başında tutup, Comoli yerine ondan yararlan, yeni teknik direktör önerisini ondan da dinle, bir süre sonra danışman olarak fikirleriden yararlan. Emre Belezoğlu kadar bilgisi ,saygınlığı yoktu sanırım, gönderdik ,üstelik her ay tazminat taksitlerini ödeyerek :))
    Değişim yerine devrim yapacağız iddiası ile yola çıkıp, işi nümayişe dönüştürdük.Şimdi Basketbol ve Futbolda fena dayak yiyoruz.

    YanıtlaSil
  31. 3 büyüklerin en büyük sorunu çok sabırsız olmaları içlerinden en sabırsızı ise Fenerbahçe taraftarı 2. sırada kimse yok 3. sırada Galatasaray taraftarı 5. sırada Beşiktaş taraftarı var. Bu sabırsızlık size çok şey kaybettiriyor hayaller Real Madrid sonuçlar ortada ve bu her yıl tekrar ediyor kimse ders çıkarmıyor aslında iyi bir teknik adamınız var takımınız da fena değil ama bu oluşturulan baskıcı ortamda işiniz biraz zor

    YanıtlaSil
  32. Ben farklı bir takımın taraftarı olarak objektif düşüncemi söylemek isterim, FB Sayın Aziz Bey’den sonra kimliğini kaybetmiş ve bir arayış içine girmiştir. Her yıl yeni şeyler denenmektedir. Yeni Başkan da şampiyonluk başarısını yakalamak için her şeyden medet umar duruma gelmiştir. Eminim ki bir şampiyonluk yakalanmasında topyekün rahatlayıp daha sağlıklı kararlar alınacaktır ama bu başarı yakalanmadığı müddetçe daha farklı fantastik model denemelerine hazır olmak lazım. Aynı ülkemizin ekonomik, eğitim ve siyasal yönetim düzenleri gibi. Buralarda da gerçek bir reformist başarı yakalanana kadar sürekli fantezi modeller üzerinde denemeler yapılmıyor mu?

    YanıtlaSil
  33. Fatih Kömürcüoğlu18 Aralık 2020 13:28

    DÜŞÜK PROFİL SEVDAMIZ

    Bu topraklarda idareciler altındakilerin kendileri ayarında veya onlardan daha donanımlı olmasınından hazzetmezler. Her daim taleplerini yerine getirecek, ortaya koydukları fikirleri tasvip etmeseler, yanlış bulsalar bile sahiplenecek birilerini ararlar. Hatta altındaki Başbakan bile olsa.

    Dediğiniz gibi sorun Başkanın yanlış politikası. Ama ya bu duruma razı gözüken Erol Bulut. Ben aslında bu kariyeri zaten hak etmiyordum deyip sesini çıkarmaması. Doğal haklarından feragat etmesi. O ağabeylere ben burada bostan korkuluğu muyum futbolculara bir şey söylenecekse onu da ben söylerim haddinizi bilin çıkışı yapabilir mi? Yapamıyorsa Fenerbahçe Teknik Direktörlüğünün ona bir lütuf olduğunu düşündüğü için olabilir mi?

    Bence suçlu yönetim değil izzetinden tasarruf eden Erol Bulut'tur. Aslında haketmediği noktalara gelip kendi ikbali için onurundan taviz veren yanlışlara göz yuman herkestir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O top toplayıcı çocuklar yok mu? Tüm kabahat onların, onları değiştirirsek herşey düzelcek. Bir de bizim Rambo var ya, onu da stada tesislere yaklaştırmayın. Yanlış tezahüratlar yapıyo, takımı yanıltıyor.

      Bu iki değişiklik yapılsın, seneye Şampiyonlar ligi çeyrek final garanti.

      Sil
  34. Ali Şen başkan FB şampi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ali Şen ne yapıyor bu aralar? Unuttuk yahu kendisini.

      Sil
  35. Hocam yazdıklarınıza katılmakla birlikte,başarı için gereken tarihte olduğu gibi Brezilyalı oyuncular ve teknik adam ekipleriyle mümkün olabilir, Brazil ekolüyle en çoşkulu ve başarılı yıllarını yaşayan takımda ,bunun tekrarlı sambacıların dönüşüne bağlıdır.

    YanıtlaSil
  36. Mahfi bey

    Biliyorsunuz, geçen günlerde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Öztürk'e yönelik "linç kampanyası"ndan sonra kendisi emeklilik dilekçesini verdiğini, akademisyenliği bıraktığını duyurdu.

    Fakat inzivaya çekilmeyeceğini, konuşmaya, yazmaya, üretmeye devam edeceğini de belirtti.

    Medipol Üniversitesi'nde İşletme İktisadı dersleri veren Dr.Öğr.Üye. Hakan Şahin ile beraber "Ribâ ve Faiz" isimli bir kitap yazmakta olduklarını, yakında bitireceklerini haber verdi.

    Hakan Şahin "faiz"in iktisadî uygulamalarını yazıyormuş, Mustafa Öztürk de "ribâ" ve "faiz" aynı şey mi? sorusu üzerinden ilerleyerek bu konuların tarih boyunca İslam dünyasında nasıl algılandığını ve uygulandığını kanıtlarıyla yazıyormuş. (İslami kurallara göre koyulmuş kanunların etrafından dolanarak "faiz" nasıl uygulandı? Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki "para vakıfları" ne idi? Ve diğer başlıklar.)

    Türkiye'de sözüne itibar edilen iktisatçılarından biri olmanız sebebiyle, yakında çıkacak bu kitabın dikkatinizi çekeceğini düşündüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşım için teşekkür ederim. Faiz konusunda şimdiye kadar yazılmış en iyi Türkçe kitap Şudur:
      https://bilgiyay.com/kitap/faiz-meselesi-tarihte-ornek-uygulamalar/

      Sil
    2. Beni yanlış anlamayın Mahfi bey ama eğer siz Osmanlı devrinde yaşamış olsaydınız, muhtemelen kafanız uçurulurdu muhalif olduğunuz için.

      Sil
    3. Bizim gibi ulkelerde olmasi gereken enflasyon %4 ve alti olmasi lazim. %3.5luk bir enflasyonu baz alirsak bunun uzerinde en az 1.5 puan uzerinde MB politika faiz orani olmasi lazim. Yani MB Politika faizi boyle bir durumda %5 olmasi lazim. Enflasyonla MB politka faizinin arasindaki fark MBnin namusudur oyun alanidir joyistigidir hareket alanidir ozgurlugu ve bagimsizligidir. Ulke ekonomisi uzerinde urettigi para ile soz sahibi olma hakkidir urettigi parayi yonlendirme spekule etme firsatir. Bu fark ulke ekonomisindeki dengesizlere gore sekillenebilir buyur ya da kisalir.Genel olarak parelel bir sekilde bu fark korunur. Reel faizin bu tur seviyelerde olmasi israfi gereksiz yatirimlari tuketimi engeller. Tam aksi durumda ise israf artar gereksiz yatirimlar ve luks tuketim artar. Bu baglamda Biz gibi GOUlerde enflasyonun %3.5 bandinda olmasi son derece makul yerinde olmasi gereken bir fiyat istikrari seviyesidir. Bunun en az normal sartlarda 1.5 puanlik ustunde MB faiz orani ise son derece makul bir seviyedir.

      Faiz kavrami yerinde ve makul oldugu olcude tutarlidir. En buyuk hastalik enflasyondur. Faiz enflasyonun altinda olursa israf artar benim bildigim israf haramdir.

      Sil
  37. Hocam merhaba. Bugün Dünya gazetesindeki bir yazıda Türkiye’nin Cds primlerinin son 2 yılda çok yüksek seviyelere ulaşmasının önemli bir nedeni olarak swap önlemleri gösterildi. Bu şekilde hedge olacağı kısıtlanan yabancı sermaye cds işlemlerine yöneldi denildi.
    Ancak bu benim aklıma yatmadı. Çünkü, CDS ile hedge birbirinin ikamesi varlıklar değil. Yani bir yabancı yatırımcının yatırımını kur riskine karşı koruyacak işlemler kısıtlanıyorda bu neden yatırımcıyı iflas riskini ifade eden CDS’e yöneltsin? Çünkü CDS, kur riskine karşı korumayacak bu yatırımcıyı?

    YanıtlaSil
  38. "Merkez Bankası verilerine göre, bir önceki hafta 15 milyar 585 milyon dolar olan net uluslararası rezervler 11 Aralık ile sona eren haftada 15 milyar 602 milyon dolara geldi."

    Mahfi Hocam selamlar, bu veriler TCMB'de nerede yer alıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Net rezervleri bulmak için bazı verileri kullanarak kendiniz hesaplama yapmanız lazım. Bu yazımda verileri nereden alıp nasıl hesaplayacağınızı anlatmıştım:
      https://www.mahfiegilmez.com/2020/07/rezervleri-hesaplama-rehberi.html

      Sil
  39. Hocam kesinlikle haklısınız öncelikle basketbolda ne yapıldı denildi ki kim giderse gitsin 2,3 yıldızla istediğimiz sonuçları alırız ama olay öyle değil takıma aidiyeti yüksek savunmada bilhassa enerji yüksek oyuncular gönderildi yerlerine görece daha az maliyetli oyuncular geldi ve şuan takım dibe vurdu. Yapılması gereken şuydu madem yeni bir yapılanma içine girilecek takımdaki tüm yabancıları yollayıp yerlerine gelecek vaat eden maliyeti düşük oyuncular alınıp daha sonra eksik parça transferi yaparak tamamlamak final four yoluna sokmak daha mantikliydi. Futbol içinse şunu söyleyebilirim kesinlikle kurumsallık ve ağabeylik müessesesi arasında birakmiycaksiniz futbolcuyu ancak bakıyorum oyunculardaki isteksizlik, kondisyonsuzluk çok dikkat çekici zaten ligimizin kalite seviyesi Avrupa'da aldığımız sonuçlardan ortada benim hayal ettiğim Fenerbahçe sonuç ne olursa olsun mücadele eden güzel futbol oynayan ve onu için uğraşan Fenerbahçe'dir. Hatta 2004 yılındaki kaybettiğimiz Beşiktaş maçındaki hırs, mücadele takımda görmek istediğim noktadır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Futbolculara o kadar çok karışan var ki buradan doğru sonuç çıkması mümkün değil.

      Sil
  40. Emre'nin direktör oldugu yerde iş kültürünün toksikleşmemesi mümkün değildir.

    YanıtlaSil
  41. Merhaba Mahfi Bey,
    Yazdıklarınız genel yazım ve düşünüş şeklinizle tutarlı ve ufuk açıcı. O nedenle de teşekkür ederim.
    Bir kaç nokta da ise belki de kastınızı aşan anlamlar da çıkarılabileceği için itirazlarımı belirtmek isterim.

    Öncelikle "usta" kavramından söz etmek isterim. Usta kısaca bir işi iyi yapan anlamına sahiptir desem sanırım yanlış olmaz. Eski futbolcular da birer "ustadır". İşlerini bir zamanlar "iyi" yapmışlar sonrasında da zamanın yıpratması sonucu kenara çekilmek zorunda kalmışlar.

    Yönetici ise "işi yapması gerekenleri yöneten, organize eden" kişidir diye tanımlanabilir.

    Usta ile yönetici arasında çok ciddi farklar vardır. Eski, deneyimli, karizmatik futbolcuların "ağabey" olarak bir takımda bulunması eğer "yönetici" bilgi ve becerileri ile donanmamışlar ise sıkıntı yaratabilir. Bu nedenle yazdıklarınıza katılıyorum. Ama sorunun kaynağı olarak eski futbolcuların "ağabey" olmarını değil, yeterli "yönetici" bilgi, beceri, eğitim ve deneyime sahip olmamalarına bağlıyorum.

    En iyi ustayı CEO yapmak doğru bir seçim değildir. Ama yeterli bilgi, beceri, deneyim, eğitime sahip bir ustanın CEO olması ise avantaj olabilir. Süreci bilen birinin tepeden atanan birine oranla avantajları olacağı açıktır.
    Fenerbahçe de bu "ağabeylik sistemi sonuç vermiyor. Haklısınız. Bunun nedenlerini sıralarsam,
    - Ağabeylerin yeterli bilgi, beceri, deneyim ve eğitime sahip olmamaları
    - Görev tanımlarının tam yapılmamış olması
    - Futbolcuların bu ağabeylerin konumunu tam kavrayacakları eğitime sahip olmamaları
    - Yetki-Sorumluluk dengelerinin net olmaması
    Kısaca "kurumsallaşmamış" bir ortam da yaşanması kaçınılmaz olan verimsizliğin yaşandığını söyleyebilirim.

    Son olarak "çok kaptanlı gemi" benzetmenize gelmek istiyorum. Konu dümeni tutan kişi sayısının çok olup olmaması değildir. Konu rotanın belirlenmesi ve bu belirleme sürecinin olabildiğince "çoğulcu" bir ortamda gerçekleşmesidir. Aksi halde "tek adam" yönetimine yol açacak bir yaklaşım olur ki, zaten ülke olarak "tek adam" yönetiminin her alanda açtığı sorunları görüyoruz.

    Çoğulcu ortamda kararlar alınmalı veya rotalar belirlenmeli, kurumsal bir ortamda alınan kararlar hayata geçmeli diyenlerdenim.

    Bir Japon Atasözü ile bitireyim, " hiç birimiz hepimizden akıllı değiliz"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun abilik müessesesinde değil. Abi olarak seçilende...

      Sil
  42. Size katılıyorum hocam. Aile şirketlerinde çalışan profesyonellerin yaşadıklarına benzer bir durum var. Yönetici yani Teknik Direktör bir profesyonel olarak yeterince güçlü değil. Akrabalar yani '' abiler'' onun gücünü zayıflatıyorlar. Dolayısıyla futbolcular üzerinde mutlak hakimiyet kuramıyor Teknik Direktör.

    YanıtlaSil
  43. Arkadaslarla oturup futbol konuştugumuz da hep benim tabirimi kullanirlar kenardaki adama bakarim telakkisi futbol da benim en onemli anlayisim galatasarayli olarak yaziyorum yine bir arkadasim gs'li degil senin bir lafin var diyip hatirlatirlar fatih terim derbiden once bir hafta kampa cikti cumlesini ekran da gorurseniz almaniz derbiyi zorlasir diye (2011-13 arasi siklikla duyuyorduk) yani kisacasi kenardaki adam faktoru cok onemli bu sergen yalcin icin de gecerli heyecanlandirmaliheyecanlandirmaliheyecanlandirmaliheyecanlandirmali.

    YanıtlaSil
  44. Zaten ciddi gelir ve prestij kaybı yaşayan Türk futbolu covid19'un da etkisiyle dibi gördü buradan daha çok zor toparlar ayrıca ben bankaların yapılandırdigi borçlarını nasıl ödeyeceklerini de ciddi ciddi merak ediyorum

    YanıtlaSil
  45. Sportif Başarı olmayabilir ama hissedarları Kulüp Yönetiminin başarısız olduğunu düşünmüyor olabilir, hele bazı yazarlar FB hissesi üç beş gün tavan yapıp köşe yazısında futbol takımları hisseleri niye tavan yapıyor diye yazmasa, kulüp yönetimini tüm hissedarlar ÇOK BAŞARILI bulacaktı sanırım! NİYE FB HİSSESİ GÖZE BATTIDA DİĞERLERİ BATMIYOR? BİR YILDA %500-%1975 ARTAN HİSSELER VAR, VAR MI BÖYLE BİR KAZANÇ? Hadi onları da bulun yazın!

    YanıtlaSil
  46. hocam türkiyenin 2019 vergi geliri yaklaşık 820 milyar tl. gelir ve kazanç üzerinden alınan 295 milyar tl. %36lık oran. gelir vergisinin %20sinin kayıt dışı olduğunu varsayarsak esas toplanması gereken bedel 368 milyar tlye, toplam vergi geliri 893 milyar tlye çıkıyor. bu durumda alkolden alınan ötv ve taşıtlardan alınan ötv yaklaşık 14+15 milyar tl=29 milyar tl yapar(popüler vergiler olduğu için bunları seçtim). bu vergileri kaldırsak dahi 864 milyar tl toplam vergi geliri. %42lik oran. sorum şu: kayıt dışı tutulan gelir vergisi oranı sizce kaçtır böyle bi öngörüde bulunabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  47. İyi Akşamlar hocam
    size bir konuda danışmak istiyorum umarım bu şekilde sizle iletişim sağlayabilirim. Lisans eğitimimi siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında tamamladım. Şu an yüksek lisansımı ekonomi alanında yapmaktayım. Tez konusu seçmekte çok fazla kararsızım. Hem güncel olabilecek hem de kendimi geliştirebileceğim bir çalışma konusu bulma endişesindeyim. Dijital ekonomi e ticaret ve düngüsel ekonomi alanında bir çalışma yapmak istiyorum. Fakat ne şekilde ele almam gerektiği konusunu bilmiyorum. Yani hangi analizleri yapmam gerekir vb. Bu konular hakkında ya da farklı çalışma konuları hakkında bana yardımcı olursanız çok sevinirim.
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  48. Mahfi bey

    İktisat bilimi para merkezli bir bilim midir? Bütün teori ve uygulamalar, paranın çevresine mi örülür iktisatta?

    YanıtlaSil
  49. Mahfi bey, 24 Aralık'taki PPK toplantısında çıkacak karardan sonra mı yazısını yazacak acaba?

    Kaç gün geçti... Mahfi bey yeni yazı yazmadığı gibi yorum/soruları da yanıtlamıyor!

    YanıtlaSil
  50. Türkiye'de her şey özünden koparılıyor. Futbol, futbol oynamayı seven sporcular ile izlemeyi seven taraftarlar dışına çıkarıldığı zaman iş çığrından çıkıyor. Türkiye'de yönetim kademesinde nedense hep her şeye müdahil olma hastalığı var. Bunu futbola uyarlarsak yönetici soyunma odasında, yönetici kulübede, yönetici sahada vs... sonuç bu.

    YanıtlaSil
  51. Hocam elinize sağlık, Türk futbolu nereye gidiyor böyle belli değil.

    YanıtlaSil
  52. Bana göre Fenerbahçe'denin sorunu eski futbolcu-abi yönetim şeklinden ziyade klüp yönetimin anlayışından kaynaklanmaktadır. Çünkü Fenerbahçe'nin sorunu bu seninin sorunu değildir. Fenerbahçe geçmişi olan, tarihi ve özel bir klüptür. Buna kimsenin bir şüphesi yok. Fakat sadece bu büyüklük olgusunun altına sığınıp 18 adam aldık kesin şampiyonuz, şampiyon olduk, and içtik falan gibi kendini avutmanın bir alemi yok. Artık eskisi gibi 3-5 futbolcu transfer ederek şampiyon olabildiğin günler çoktan geride kaldı. Kimse kimsenin gözüne yaşına bakmıyor. Şampiyon olabilmek için rakiplerin çook daha fazla çalışıp, çabalaman gerekiyor. Kuru kuru şampiyon olacağız demek dışında bu çalışmaları yaptın mı? Maçlara gerektiği kadar motive oldun mu, önem aldın mı, rakipleri tanıyıp hatalarından ders çıkarıp çok çalıştın mı? Eğer yapılmış olsaydı, her sene ligin orta sevilerinde standard bir takım görüntüsü vermezdik. Bu irade, bu anlayış, futbolculara üst yönetim taraftan silsile yoluyla verilmedir. Fenerbahçe futbol şubesi senelerdir inişli çıkışlı performans gösterdiği de ortada..Yönetim tarafından alınan kararlar hep taraftar baskısına göre alınıyor, profosyonel bir görüntü sergilemiyor. (örnk, Ersun Yanal'ın getirilmesi ...) Rüzgar nereden eserse o yöne giden sandal gibi savruluyor takım. Tıpkı faiz/enflasyon ilişkisini manuel düzeltmeler ve geçici yöntemlerde düzeltmeye çalışan, yapısal reformları yapmayan ya da yapamayan yönetimler gibi hep kısa zamanda çabuk ama geçici çözüm arama çabaları gibi görünüyor. Halbuki sistemi öyle kuracaksın ki (disiplin, motivasyon, çalışmak v.b. ön plana çıkarara) şartlar kendiğinden olumlu yöne evrilecek. Yani maç sırasında teknik direktör sahanın kenarın olmasa dahi takım belli düzen içinde kendiliğinden iyi top oynayacak.. Kenarda Morinho'mu, Erol Bulut'mu ya da Aykut Kocaman olmasından bağımsız bir standarda çekilmeli takım.

    YanıtlaSil
  53. Hocam bence Fenerbahçe’nin sorunu sevilecek yanının kalmaması maalesef, aziz yıldırımdan beri gelen anti patik söylemler geçen bjk derbisindeki hakeme rağmen ağır mağlubiyetin faturasının hakeme yüklenilmesi ,aynı şeyler Fatih terimli Galatasaray içinde geçerli türk futbolunu gererek algılarla yönlendirerek yıllardır başarı elde etmeleri. abi abla ceo da olsa başarıyı elde etme şekilleri değişmiyor bu takımların maalesef ki (2000deki altın nesil dışı)..Avrupa’da ki sonuçlarımız da bunların ispatı, bu konuda Beşiktaş’ ın her zaman geride gösterilip kazanma arzusu, mücadele ruhu, şerefiyle oynayıp hakkıyla kazanma isteği diğer takımlardan onu bir kaç adım öne çıkarıyor, belki bu yaştan sonra değişmek zor ama ülkenin ekonomi yönetimi gibi ısrar etmenin faydası yok takımınızı değiştirmek sizin için en faydalı karar olacağı kanaatindeyim. Ayrıca
    Yazılırınızı zevkle okuyorum allah uzun ömür versin hocam sağlıcakla kalın :)

    YanıtlaSil
  54. Geçtiğimiz bir maçta sizin yazdıklarınız aynen gerçekleşti. Mert hakan yandaş, erol hocanın yanına geldiğinde tribündeki emre belözoğluna dert yandı. Tam olarak anlatılmak istenen budur.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?