2021 Yılında Dünya ve Türkiye Ekonomisi

Büyüme, Enflasyon ve Ticaret Hacmi Tahminleri ve Değerlendirilmesi

2020 yılı ekonomilerde küresel krizle Covid–19 Salgınının birlikte yarattığı büyük hasarla tamamlandı. Covid-19 Salgını olmasaydı da başta Euro Bölgesi olmak üzere gelişmiş ekonomilerde sıkıntılar büyümeye yüz tutmuştu. 2020 başında gelen salgın bu sıkıntıları iyice artırdı ve sonuçta gelişmiş ekonomiler bir kez daha resesyon gerçeğiyle yüz yüze geldiler.

Ekte sunduğum tablo 1’de IMF’nin Ocak ayında revize ettiği tahminler yer alıyor. 2020 yılı son çeyrek büyüme oranları henüz belli olmadığı için hala tahminler geçerli. 2020 yılında dünya GSYH’sinin yüzde 3,5 oranında küçülmesi bekleniyor. Bu küçülme gelişmiş ekonomilerde çok daha sert olacak. Tabloda yer alan ekonomilerden 2020 yılında Çin (yüzde 2,3) ve Türkiye (yüzde 1,2) dışındaki bütün ekonomilerin küçüleceği tahmin ediliyor. En ciddi küçülme gelişmiş ekonomilerde İspanya, İngiltere, İtalya ve Fransa’da görülürken gelişme yolundaki ekonomilerde en sert küçülme Meksika, Hindistan ve Güney Afrika’da ortaya çıkacak gibi görünüyor.   

2020 yılında dünya ticaret hacmi yüzde 9 dolayında küçülmüş olduğu tahmin ediliyor. Bu da kapitalizmin temel kabullerinden olan ‘uluslararası ticaretin gelişiminin uluslararası refahı artıracağı’ görüşünü bir kez daha doğrulayan bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Uluslararası ticaret hacmindeki büyük düşüş 2020 yılında dünya büyümesini küçülmeye dönüştürmüş bulunuyor.

2020 yılı küresel krize ek olarak Covid-19 Salgının da etkisiyle dünyada enflasyonun giderek gerilediği bir yıl oldu. Türkiye, yüzde 14,6 oranındaki enflasyonuyla içinde yer aldığı gelişmekte olan ekonomiler ortalamasının üç katı daha yüksek enflasyona sahip olmaya devam etti.  

Covid-19 virüsüne karşı dünyanın dört bir yanında geliştirilmeye başlayan aşılar 2021 yılının bir toparlanma ve hatta çıkış yılı olacağının düşünülmesine ve başta büyüme olmak üzere ekonomik gösterge tahminlerinin yukarıya doğru revize edilmesine yol açtı. 2020 yılının ciddi çöküşler yaratmış olması her şeyden önce ekonomilerin baz etkisinden yararlanarak toparlanmasına yol açacak gibi görünüyor. Her şeyden önce dünya ticaret hacmi tam bir olumlu baz etkisiyle yüzde 8,1’e çıkarak büyümeleri de peşinden sürükleyecek gibi görünüyor. Bütün ekonomilerin hızlı bir büyüme periyoduna girmeleri bekleniyor. IMF’nin Türkiye için 2021 büyüme tahmini yüzde 6. Bu oran gerçekleşirse yine en yüksek büyüme oranlarından birisi olacak. Buna karşılık tahminler gerçekleşirse Türkiye dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkelerden birisi olmayı da sürdürecek.

2021 yılında beklenen bu çıkışın önünde durabilecek en önemli engel Covid-19 virüsünün mutasyona uğramış halinin (mutant Covid-19 virüsü) dünyada yaygınlaşmaya başlamış olması olarak gösteriliyor. Aşıların bu mutant virüs üzerinde etkili olup olmadığı ya da ne kadar etkili olduğu konusu henüz tam olarak bir sonuca ulaşmış değil.    

Kamu Kesimi Borçluluğu Zirve Yaptı

Covid-19 Salgınıyla birlikte dünyada kamu kesimi borç stoku / GSYH oranları hızla yükseldi. Bundan 30 yıl önce gelişme yolundaki ekonomilerin kamu kesimi borç yükü yüksek gelişmiş ekonomilerin kamu kesimi borç yükü oldukça düşüktü. O dönemlerde gelişmiş ekonomiler, borçlarını ödeyemeyecek duruma düşen başta Latin Amerika ülkeleri olmak üzere gelişmekte olan ekonomiler için çeşitli borç düşürme planları hazırlarlar, bu ülkelerin borçlarını azaltmaya çalışırlardı. Ekte yer alan tablo 2 bize bu durumun tersine döndüğünü; asıl borçlu konuma gelişmiş ekonomilerin geldiğini gösteriyor.

Gelişmiş ekonomilerin kamu kesimi borç yükü yüzde 124,9 iken gelişmekte olan ekonomilerin borç yükü yüzde 65,3. Japonya yüzde 258,7 ile en borçlu ekonomi unvanını alırken onu İtalya (yüzde 159,7) ve ABD (yüzde 132,5) izliyor. Gelişmekte olan ekonomiler içinde kamu kesimi borç yükü en yüksek olan ekonomi Brezilya (yüzde 92,1.) Günay Afrika (yüzde 84,9) ve Hindistan (yüzde 83,1) onu izliyorlar. Türkiye, kamu kesimi borç yükü bakımından oldukça iyi bir konumda (yüzde 40,3.)

2021 yılında dünyada kamu kesimi borç yükünün azalmayacağı hatta artacağı bekleniyor.

Değerlendirme

Covid-19 virüsüne karşı geliştirilen aşıların başarılı olması ve mutant virüslere karşı da benzer aşıların geliştirilmesi halinde dünyanın 2021 yılında hızlı bir çıkış yaşaması olası görünüyor. Bunda başlıca iki itici güç etkili olacak: (1) 2020 yılındaki küçülmenin 2021’de yaratacağı olumlu baz etkisi (lastik bir topun yere düşmesi ve zıplaması gibi.) (2) İnsanların evlerine kapanarak birçok harcamalarını ertelemelerinin normale dönüş halinde ciddi bir tüketim patlamasına ve büyük bir canlanmaya yol açacak olması. Bu tepki eğer çok büyük olursa fiyat artışlarına yol açabilir. Bu anlamda 2021 yılı farklı bir belirsizliğe gebe hale gelebilir.

2021 yılı için küresel ekonominin en olumsuz görünümü; her ekonominin giderek daha borçlu hale gelmesi olarak karşımızda duruyor. Devletler, özel kesime ve kişilere borçlular ve bu borç giderek artıyor. Bu sorunun çözümü ileriki yıllara ertelenmiş gibi görünüyor.

 

Ekler (Kaynak: IMF, World Economic Outlook ve Fiscal Monitor, Ocak 2021):




Yorumlar

  1. Hocam teknik bir sorum var;

    “Merkez bankasının politika faizi, piyasa faizinden, piyasa faizi de dibs faizlerinden genelde küçüktür” diyebilir miyiz?

    Mantığım da şu;

    Merkez bankası politika faizini artırırsa, bankaların kredi maliyeti yani mevduat faizi artar, sonra bankaların piyasaya arz edeceği faiz olan piyasa(gösterge) faizi artar. Devletin de Dibs’lerini cazip kılması için piyasadan daha yüksek faiz vermesi gerekir. Bu da dibs faizlerinin piyasa faizlerinden daha yüksek olması anlamına gelir.

    Doğru mu sizce? Hatam varsa da nerede söylerseniz düzelteyim hocam.

    Okuduğunuz ve vereceğiniz cevap için şimdiden çok teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. An itibarıyla TCMB politika faizi % 17, bankalar bunun altında mevduat faizi veriyor. DİBS faizleri ise hepsinden düşük.

      Sil
  2. Hocam yazı için elinize sağlık. Sağlık durumunuz nasıl ? Türkiye'nin de kamu borcunun/GSYH oranına düşük olmasının sebebi de 2001 krizi sonrası yapılan reformlar. Türkiye ancak krize girince reform yapıyor. Krize girmeden önce reform yapsak, büyük sorunlar yaşamayacağız. Türkiye'de bilgisizce bir öz güven patlaması var. "Bize bir şey olmaz" düşüncesi Türkiye'yi geri bıraktı. Geçmişte mali disiplini yaptık, cari dengeyi bozduk. İkisini de düzeltsek olmaz mı ? Bir şeyi düzeltiyoruz, diğerini bozuyoruz. Gerçekten ilginç bir ülkeyiz. Türkiye gelişmemekte ısrar eden ülkelerin başında geliyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağlığım yerinde teşekkür ederim. Çok doğru dedikleriniz.

      Sil
  3. Hocam öncelikle emeğinize sağlık,

    damat sonrası, londralı sıcak paracılar ile yapılan anlaşma sonrası ekonomi yönetiminin ağız değiştirerek enflasyonla mücadele, sadeleşme, şeffaflık, rönensans reform söylemlerine başlaması türkiye ekonomisinin ve yönetenlerinin içine düştüğü acziyetin son noktası... sıcak parayla yapılan anlaşmanın gizli maddesi ise yabancıya verilen düşük kur garantisi, çıkış tarafında..tıpkı ağustos 2018 kur şoku sonrasında olduğu gibi..

    oysa biliyoruz ki kısa vadeli sıcak para ile ekonomi iyiye gitmez; tam tersi riskler daha da artar. üstelik yüksek faiz mevcut pandemi ortamında özellikle banka bilançolarındaki faiz ve kredi risklerini de ciddi ölçülerde artıracaktır.

    bu şartlar altında, büyüme hikayesinde yine turizm ve tüketim ekonomisine bel bağlanmış görünüyor bu yıl da..

    sanırım buradaki asıl amaç turizm sezonuna kadar biraz vakit kazanmak. ve döviz tevdiat hesaplarını mümkün olduğunca silkelemek, ne kadar düşerse..bu arada kamunun gittikçe artan devasa açık pozisyonu ise kimselerin umrunda değil. Ayrıca, bu açıkların izlendiği takip hesaplarının büyük bölümü bilançodışı..sıcak paracıların emrindeki yandaş ekonomi basını da bu gibi haberleri görmezden geliyor her zaman ki gibi..

    yeni paradigmanın kazananları yine londra ve yerli işbirlikçileri olacak..enflasyonla mücadele ve büyüme masalları eşliğinde..

    xyzttp..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Türkiye'nin bütün zamanı zaman kazanmaya çalışmakla geçti.

      Sil
  4. Hocam birkaç yılda bir anayasa yapıyoruz. Yaptığımız anayasalara uymuyoruz. Bakalım şimdiki anayasada neler olacak ?

    YanıtlayınSil
  5. emeginize saglık hocam yeni bir bakış açısı kazandırdınız.

    YanıtlayınSil
  6. Hocam merhabalar ben maliye 3. Sınıf öğrencisiyim. Sizi tanımadan önce bölümle ilgili ve ne yapacağımla ilgili endişelerim vardı. Daha sonra sizin yazılarınızı okuduktan sonra özellikle İİBF sorunu vs. Hemen kitaplarınızı aldım. Örneklerle kolay ekonomi, Makro ekonomi, mikro ekonomi, Türkiye ekonomisi ve değişim sürecinde Türkiye kitaplarınızı okudum. Sadun Aren'in ekonomi dersleri kitaplarını okudum. Aynı zamanda Zweig Dostoyevski Freud Gogoldan önerilerinizi okudum. Yaklaşık 2 ayda bu kadar ilerleme kat ettim. Son olarak ekonomide analiz kitabınızı okumayı düşünüyorum. Sonra Erdal Ünsal ve Zeynel dinler kitaplarını almayı ve daha sonra da para politikası üzerine çalışmalarımı yoğunlaştırmayı düşünüyorum. Bir yandan geç kaldığımı düşünüyorum. Bunları 1 ve 2. Sınıfta yapsam diğer dersler için daha fazla zamanım olurdu. İktisattan sonra muhasebe ve hukukta çalışacağım. İngilizce de çalışmaya çabalıyorum. Keyifli de oluyor fakat çok sıkışıyor hocam zaman açıkçası biraz kafam karışmış durumda. Durumum hakkında tavsiyeler de bulunabilir misiniz hocam

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunları geç yapmak hiç yapmam aktan iyi olduğu için durumunuz fena sayılmaz. Doğru bir yol çizmişsiniz, devam.

      Sil
  7. Hocam kamu borcu dolar bakımından miktarı ne kadar

    YanıtlayınSil
  8. Hocam 2020 büyüme rakamımızın 2019 dan yüksek çıkmasının mantıklı bir açıklaması var mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Baz etkisinden dolayı. Yani aslında 2020 deki büyümenin 2019 dakinden yüksek olmasının nedeni 2019 daki düşük büyüme.

      Sil
  9. Hocam dolar olarak baktığımızda Türkiye ekonomisi küçüldü. 2021 yılında IMF'nin %6 lık tahminine dolar olarak baktığımızda Türkiye ekonomisi yine küçülmeye mahkum mudur

    YanıtlayınSil
  10. Finansal okur yazarlik tavsiyesi. Bir metinde borc geciyorsa kim kime kac faizle borclaniyor o gelsin, faiz kelimesi geciyorsa da kim kime ne kadar borclaniyor o gecsin. Cunku bunlar finans kapitalizminde ayrilmaz ikilidir, ve duruma gore birinden digeri servis edilir.

    Borc kelimesinden bahsetmek pek sevilmez aslinda. Bir donem kredi kullanilyordu, simdi yeni algi soz obegimiz: 'ekonomiye katki'. Bilmem ne bankasi ekonomiye su kadar katki yapti, bu kadar kadar katki yapti. Sanirsiniz patronlari yatlarini, mulklerini satmis da halka hibe etmis.

    Milleti su kadar borclandirdi demek yerine 'ekonomiye su kadar katki yapti' demek dogrudur kulaga daha hos gelir, ama aldaticidir.

    YanıtlayınSil
  11. Son derece ayrıntılı ve referans niteliğinde bir değerlendirme olmuş, bunu basıp dosyamın en üstüne koyacağım. Teşekkür ederiz.
    Bu vesileyle Inferis’i bir solukta bitirdiğimi ve büyük keyifle okuduğumu da belirtmek isterim. Her ne kadar hayal mahsulü gibi görünse de, içinde çok değerli hayat ve meslek dersleri var. Elinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  12. Ödünç alınan bir şey geri verilir.

    YanıtlayınSil
  13. Hocam, bu kadar borç yükünün altında beyaz bayrak çekecek ekonomi var mıdır?

    YanıtlayınSil
  14. Mahfi bey

    Bu yazınızdan şu sonucu mu çıkarmalıyız?

    Aşama 1: İnsanlar uzun süre harcama yapmadığı için, talep patlaması olacak.

    Aşama 2: Talep patlaması olacağı için, ticaret hacmi artacak.

    Aşama 3: Ticaret hacmi artacağı için, lojistik, taşımacılık ama özellikle denizyolu taşımacılığı artacak.

    Aşama 4: İstanbul Boğazı'nın kapasitesi, artan denizyolu taşımacılığının yaratacağı trafik yoğunluğunu karşılayamayacak.

    Sonuç: "Kanal İstanbul" inşaatı 2021'de başlayıp en kısa sürede tamamlanacak. Böylece, hem artan denizyolu taşımacalığı deniz trafiğinde yığılma yaratmadan hızlı bir şekilde akacak, hem Türkiye ekonomisi şaha kalkacak.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 2020=4 disinda daha guzel bir yorum gomedim hic. bir blog acin gunde 50 kere ziyaret sozu benden..Allah zihin acikliginizin devamina erdirsin..

      Sil
    2. Aşama 1: Doğru. Talep patlaması olacaktır; insanlar işsiz, işletmeler borç batağına saplandıklarından kaynak talep patlaması yaşanacaktır.

      Aşama 2: Bu da doğru. Kaynak talep patlaması olacağından icra ve iflas işlemleri artacaktır. Bu da taksi ve dolmuş esnafını şaha kaldıracaktır.

      Aşama 3: Deniz yolu taşımacılığı her zamanki gibi dalgalı olacaktır.

      Aşama 4: İstanbul Boğazı, corana virüsünün insan vücuduna yaptığı tahribat nedeniyle, rastgele
      denize açılmış insanlarla dolup taşacak ve yetersiz kalacaktır. Gemiden gemiye kadeh tokuşturanlar için yasal işlem yapılacaktır.

      Sonuç: "Kanal İstanbul" inşaatı 2021 yılında başlayacak ve kısa sürede tamamlanacaktır. Kanala bakmak 10 dolar, suya ayağını sokmak 20 dolar, Kanal'da yüzmek ise 50 dolar olacaktır. Kanal üzerinde yapılacak, onlarca, köprülerden geçmek için, halk karşıya geçtiğine şükredip, her geçişinde 46 TL ödeyecektir. Omuza çocuk almak yasak olacaktır.

      Ve böylece şahlanıp gideceğiz.

      Sil
  15. Gelişmiş ülkelerin kamu borçları içerisinde halka dağıtılan paralar çıkartıldığında bu borçluluk oranları nasıl bir yön alıyor( kredi değil hibe)? Ülkemizde halka para yardımı yapmak yerine kredi genişlemelerine gidildi. Bu kredi genişlemesi ne gibi ileri etkileri olacaktır? İyi çalışmalar, teşekkürler( kredi değil hibe)

    YanıtlayınSil
  16. Mahfi Bey,

    Biat iklimi, kültürü ile ilgili yazınız, analiziniz var mı?

    YanıtlayınSil
  17. Hocam kur böyle devam ederse, enflasyon nisan ayından itibaren duraklar. Tahminim böyle. Bunun içinde baz etkisi de mevcut.

    YanıtlayınSil
  18. Hocam özel sektör borçları da önemli değil mi? Yüzde 6 büyüme cari açık finansmanı gerekliliği yaratmayacak mı? Bu da kuru ve enflasyonu yukarı yönlü baskılamayacak mı? İnşaat işlerini büyütmek için faizi tekrar düşürüp enflasyon döngüsüne yine yeniden girme riskimiz yok mu? Yeme içme kanalı ve diğer esnafların 3 de 1i tekrar ticarete başlamayacak. Bankalarda batık kredi oranları çok yüksek değil mi? Bunlar realize olmayacak mı? İşsizlik oranı artacak zengin fakir daha da uçlara doğru gidecek vs vs.. Tebrik ederim siz bunlar içinde pozitif bir konu bulmuşsunuz.

    YanıtlayınSil
  19. Türkiye'nin kamu kesimi borç yükü %40 görünüyor ama özel sektör tarafından yapılıp devlet garantisi verilen büyük yatırımların borçlarının da devlet borcu gibi değerlendirilmesi gerekmez mi? Sonuçta garanti verilen borçlar borçlu şirketler tarafından ödenmezse devlet tarafından ödenecek, ya da zaten verilen doluluk/geçiş garantileriyle devlet tarafından ödenmekte. Bence bu oran çok yanıltıcı.

    YanıtlayınSil
  20. hocam merhaba

    merkez bankası her gün bir sonraki iş günü rezervini açıklıyor ve bu genel de eksi rakkam

    bu nedemek acaba

    YanıtlayınSil
  21. Son günlerde basın yayın organlarında küresel firmaların Türkiyeye ardı ardına yatırım haberleri geçiliyor,Varlık Fonuda 2021 yılında en büyük ithal kalemlerinden olan kimyasal ürünler için Hatayda tesis yatırımlarına başlanacak biz açıklanan verilerin doğru olduğunu kabul etmekle mesuluz bu doğrultuda bulunan doğalgazın yatırım için sermaye olarak kullanılması düşünülüyor,biden yönetiminin seçilmesi ile Körfezle yakınlaşma ve ticaretteki engellerin kaldırılması bana Türkiyede farklı bir döneme girildiğini gösrteriyor gibi geldi son olarak açıklanan nüfüs verileri ülkenin nüfus artış hızında büyük düşüşler söz konusu gelecekte ülkeyi kafamda farklı yerlerde konumlandırmam pembe rüyamı sizce ?

    YanıtlayınSil
  22. Hocam selamlar, gelişmiş ülkelerin borcunun yüksek bizim ülkemizin düşük olmasının ardında ucuz krediye erişim olanakları da olduğunu düşünürsek, bu bizim açımızdan ne gibi bir olumlu sonuç doğurur? Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  23. Hocam bizim 2020'de 1,6 2021'de de %6 büyeyecek olmamızın temel sebepleri nelerdir? Mülakatlarda çok çıkar bu sene?

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dolar, Euro ve Altın

Rezervlere Ne Oldu?