Demokrasi Sınıflandırmasındaki Yerimiz

 The Economist Dergisinin The Economist Intelligence birimi bir süredir demokrasi endeksi adı altında 167 ülkeye çeşitli ölçütlere göre notlar veriyor ve bu notlara göre de ülkeleri demokrasideki yerlerine göre sınıflandırıyor. Bu ölçütlerin esas alındığı değerlendirmeler şu kategoriler çerçevesinde yapılıyor: (1) Seçim süreci ve çoğulculuk, (2) Sivil özgürlükler, (3) Devlet fonksiyonları, (4) Politik katılım, (5) Politik kültür.

The Economist 2020 yılı demokrasi endeksinde[i] bu esaslara göre 2020 yılı için yapılan değerlendirmelerde 167 ülke aldıkları notlara göre şu kategorilere yerleştiriliyor: (1) Tam demokrasiler: Sivil özgürlüklere ve temel siyasi özgürlüklere saygı duyan, demokratik ilkelerin gelişmesine elverişli bir siyasal kültürce desteklenen ülkeler bu kategoriye giriyor. Bu ülkelerde hükümetler üzerinde denetimi sağlayan bağımsız bir yargı sistemi ve bağımsız medya söz konusu. Demokratik işleyişle ilgili olarak ancak sınırlı sorunlar söz konusu. (2) Kusurlu demokrasiler: Seçimlerin adil ve özgür olduğu ve temel sivil özgürlüklere saygı duyulduğu, buna karşılık örneğin medya özgürlüğü ihlali ve siyasal muhalif ve eleştirmenlerin hafifçe bastırılması sorunlarının var olabileceği ülkeler bu kategoriye giriyor. (3) Karma rejimler: Düzenli seçim sahtekârlıkları yapılan, adil ve özgür demokrasi olmalarını engelleyen unsurlara sahip ülkelerdir. Bu ülkeler genellikle siyasal muhaliflerin baskıya tabi tutulduğu, yargının bağımsızlığının tartışmalı hakle geldiği, yolsuzlukların yaygınlaştığı, medyaya taciz ve baskı uygulandığı, hukukun üstünlüğünün kaybolduğu, siyasal alanda kusurlu demokrasilere göre daha belirgin hataların görüldüğü ülkelerdir. (4) Otoriter rejimler: Siyasal çoğulculuğun olmadığı ya da son derece sınırlı olduğu ülkeler bu kategoriye giriyor. Bu Ülkeler genellikle mutlak monarşi veya diktatörlükle yönetilen ülkelerdir. Bazı geleneksel demokrasi kurumlarına sahip olsalar bile sivil özgürlüklerin ihlali ve kötüye kullanımı yaygındır, seçimler yapılsa bile adil ve özgür değildir, medya genellikle iktidar rejimi ile ilişkili gruplar tarafından kontrol edilir, yargı bağımsız değildir ve hükümet eleştirisinin bastırılması ya da sansürlenmesi söz konusudur.

Bu çerçevede ele alınan 167 ülkenin bu gruplara dağılımı şöyle bir tablo oluşturuyor:

Buna göre 167 ülkenin üçte biri diktatörlükle yönetiliyor. Tam demokrasi kategorisine ise ancak ülkelerin yüzde 14’ü girebiliyor. Kusurlu demokrasileri de katarak bakarsak demokrasi liginde ülkelerin yüzde 45’i, diğer tarafta ise yüzde 55’i yer alıyor. 1215 Magna Carta’yı ilk organize demokratikleşme adımı olarak alırsak aradan geçen 800 yılda geldiğimiz yer hiç de parlak görünmüyor.  

Endeksin en yüksek puanlı on ülkesi tam demokrasiler kategorisinde yer alan; Norveç, İzlanda, İsveç, Yeni Zelanda, Kanada, Finlandiya, Danimarka, İrlanda, Avustralya, Hollanda. Bu ülkeler 10 üzerinden sırayla 9,81 ile 8,96 arasında puan almışlar. İsviçre, Almanya, İngiltere, Japonya, Avusturya ve Güney Kore de bu kategorideki ülkeler arasında bulunuyor.

Fransa, ABD, Portekiz, Yunanistan, İsrail, Brezilya, Arjantin, Macaristan, Sırbistan, Hindistan, Endonezya gibi ülkeler kusurlu demokrasiler arasında bulunuyor.

Türkiye, Bangladeş, Ukrayna, Senegal, Ermenistan, Uganda, Zambia, Bolivya, Pakistan, Lübnan gibi ülkelerle birlikte karma rejimler kategorisinde yer alıyor. Türkiye’nin 167 ülke içindeki sırası 4,48 puanla 104’üncü sıra.

Otoriter rejimler arasında yer alan ülkelerden bazıları da şöyle: Kuveyt, Cezayir, Rusya, Ürdün, Vietnam, Küba, İran, Suudi Arabistan, Suriye, Kuzey Kore.

Orta doğu coğrafyasında Türkiye dışındaki bütün ülkeler otoriter rejim kategorisi içinde yer alıyor. Orta doğunun sahip olduğu petrol varlığına karşın bir türlü gelişmiş dünyaya ulaşamamasının en önemli nedenlerinden birisinin demokrasiye ulaşamaması olduğu kanısındayım. Benzer biçimde Türkiye’nin bu olağanüstü coğrafyayla ve iyi yetişmiş insan gücüyle bir türlü gelişmiş ekonomi olamaması da aynı nedene dayanıyor.

Türkiye’yi ilk on ekonomi arasına sokmaktan çok daha önemli olan ilk gruba yani tam demokrasi kategorisine taşıyabilmektir. O kategoriye girebilirsek risklerin büyük çoğunluğu ortadan kalkmış olacağı için ilk on ekonomi arasına da gireriz.  



[i] https://www.eiu.com/n/campaigns/democracy-index-2020/



Yorumlar

  1. Yazı için elinize sağlık. Hocam bu yazınız, doğrudan yabancı sermaye gelmemesinin sebebi. AKP zamanında Türkiye'ye 600 milyar dolar para girdi. Bu giren paranın 180 milyar doları doğrudan yabancı yatırım. Yani Türkiye'ye giren 100 doların, 30 doları doğrudan yabancı yatırım. 2005-2008 arası giren doğrudan yabancı yatırım miktarı 72 milyar dolar. Türkiye'ye giren 180 milyar doların %40'ı, 2005-2008 yılları arasında girmiş. Önemli olan İlk on ekonomisine arasına girmek değil. Refah seviyesi ve buna benzer konularda üst sıralarda olmamız gerekir. Hindistan, Dünya'nın en büyük ekonomileri arasında yer alıyor. Hindistan'da yaşamak ister misiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çıkan para kaç milyar dolar,onu da yazsaydın?

      Sil
    2. Anonim 17:44, yabaci dogrudan yatirim gelmis de neye gelmis? Banka almaya gelen, devlet imtiyazlarinin rsnti icin gelen yabaciyi fabrika kurmus gibi degerlendiremezsiniz.

      Sil
    3. Yabancı yatırımın fabrika kurmaya ya da kurulu fabrika satın almaya gelmesinden daha önemli olan o fabrikayı yabancıya satanların aldığı parayla ne yaptığıdır. Eğer onlar fabrikalarını satıp yeni bir fabrika kurmuşsa gelen yabancı yatırımcı fabrika kurmuş gibi olur.

      Sil
    4. Mahfi Egilmez, neden elindeki bankayi satip fabrika kursun ki? Bunun icin de bir aciklamaniz var mi?

      Eger 'fabrika kurmak' daha karli idiyse, yabancilar neden mevcut fabrikalari almak yerine, banka almayi tercih etti?

      Sherlock Holmes olsa bu sorulari sorardi, sizin sormamaniz cok ilginc.

      Sil
    5. Benim verdiğim örnekte banka satıp fabrika kurmak yok. Fabrika satıp fabrika kurmak var. Biraz dikkat lütfen. Konuya atlarken iki kez okuyun. Banka sattıysa banka kursun. Yani yabancıya "niçin yeni yatırım yapmıyorsun?" diye soracağınıza malını satan yerliye "niçin yeni yatırım yapmıyorsun?" diye sorun.

      Sil
  2. Dolar/TL kuru 7.12'ye düştü, demek ki "Yapısal Refomlar"a gerek yok.

    Türkiye siyaseti ve sosyolojisi kriz içindeyken "piyasaların umursamazlığı" devam ediyor.

    Demek ki Türkiye'de piyasalar için "fiyat istikrarı", "demokrasi & özgürlükler"den daha önemliymiş:

    https://www.mahfiegilmez.com/2017/12/piyasa-aldrmazlg.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar kuru Ocak 2020: 5,90 Kasım 2020; 8,50 Şubat 2021; 7,15 Mart 2021; 6,50 ya da 9,50, belki her ikisi de. Bu seviyelerin hiç birinde ses çıkmadığına göre buna piyasa aldırmazlığından farklı bir isim koymak lâzım. Piyasa çaresizliği daha uygun olabilir belki...

      Sil
    2. Yapısal reformlar dolar kurunu düşürmek için değil istikrarlı tutmak için yapılır. Türkiye açısından dolar kurunun düşmesi, yükselmesi kadar sıkıntılıdır.

      Sil
  3. "Demokrasi bizim için amaç değil araçtır, tramvay gibidir, istediğimiz durakta ineriz" zihniyeti ile yönetilen ülkemizi aslında çok iyi bir yere koymuşlar. Açıkçası bu şartlarda ben son 10 içinde olmamızı beklerdim, önümüzdeki yıl o da olur kısmetse...

    YanıtlaSil
  4. Diyelim ki demokrasi gereği bir referandum yapılıyor, soru şu "yeşil alan olsun mu? Yoksa heryer betonerme bina mı olsun?" Yine diyelim ki %99.9 hayır yeşil alan olmasın heryer betonerme bina olsun diyor. Bu durumda demokrasi gereği her yer betorme olmalı, öyle mi? Ya efendim öyle şey olmaz diyebilirsiniz, ancak evlerimiz kentsele giderken birçoğumuz evlerimizi küçültmek değil büyütmek istiyoruz gerekirse yeşil alanları azalt diyoruz, bu bir örnek ancak çoğaltılabilir, bence burdaki sonuç şu; cahil toplumlarda demokrasi iyi işlemez. Önemli olan bir an önce cehalet yerine eğitimli insanların çoğalmasıdır. Bizim sorunumuz da aynıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam ihtiyarlar halinden memnun mesut yaşarken gençlerin demokrasi talebini neye bağlıyorsunuz?

      Sil
    2. Haklısınız. Gelişmemiş toplumlarda demokrasinin işlemesi sorunlu oluyor. Ama Türk Milletinin demokrasiyi yürütme açısından gelişmişlik düzeyi, mevcut iktidar zihniyetinden ileride. Demek istediğim bu kadar da kötü yönetilmeyi bu halk hak etmiyor. Seçen kim o zaman ? diye sorarsanız;
      1) Bir arkadaş daha önce yazdı.2015'den itibaren seçimler şaibelidir. Dikkat ederseniz 2015'te hükümet kuramayacak kadar düşük oy alan AKP, tekrar seçime gitmişti. O dönemde Ülkede oluşturulan terör eylemleri çok ilginçtir. Birden patlamalar,kitlesel ölümler.Yani ülke korku ve güvensizlik ortamına birileri tarafından sokuldu ve oylar yükseltildi.
      2) Bu tarihten sonra yapılan tüm seçimlerde yapılan usulsüzlükler. Seçin günü değişen kurallar,mühürsüz oylar ve gündeme gelemeyen diğer bir sürü yolsuzluklar.
      Bu nedenlerle şunu diyemeyiz.Halk seçiyor. Gelecekte bunların hepsi ortaya çıkar. Ama ülke felaketten felakete bilerek sürüklendiği için, hiçbir yasa dışılıkla,yolsuzlukla hesaplaşılamıyor. Üstelik şu andaki baskının boyutunu düşünürseniz,tek suçlu halk değil.Bu ülkenin insanının gelişmişlik düzeyi daha iyiyi hak ediyor. Ama yürütmenin baskısı artık özgür iradeyi baskılıyor.Korku büyük çoğunluğa egemen

      Sil
    3. Şimdi aydınlanmış bir toplum talebinizi kenara bırakarak yazdıklarınıza bakarsak. Ülkemizin sosyolojik durumunu net olarak ortaya koymuşsunuz. Yani, "ben ve benim gibi düşünenler azınlıktayken demokrasi çağrısı yapalım iktidar olursak totaliterliğimize kılıf buluruz" mantığı. Şimdiki iktidar 20 yıl önce demokrasi, özgürlük, insan hakları söylemiyle geldi 20 yıl sonunda tüm bu argümanların tersi ile suçlanıyor. Şimdi demokrasi vurgusu yaparken "eğitimsiz insanlardan pek bişey beklemeyin" ya da "kesin çaldılar" gibi söylemler gelecekte sizin gibilerin aynı totaliter yapıya dönüşebileceğini işaret ediyor. Sizin için değil benim için değil herkes için demokrasi talep edelim. Türkiye seçime katılım oranı en yüksek ülkelerden biri ve siz, ben isteyen herkes seçimleri fiilen takip edebilir. Muhalefetin gücünü azımsayan böyle söylemlerin olayı sulandırdığını karşı tepki oluşturduğunu düşünüyorum. Bu ülkenin yarısından biraz azı muhalif ve iktidar olmanın yolu bence gerçekten samimiyet.

      Sil
    4. Sayın Anonim 10:21; Üstte yazdıklarımdan bu anlam nasıl çıkmış şaşırdım.Yazımla ilgili biraz daha çalışmam gerekli demek ki.

      Sil
    5. Dediğiniz doğru olsaydı, yıllardır seçim sonuçları böyle olmazdı.

      Sil
  5. Sandık açısından değerlendirirsek,

    Sondan 4üncü: Sandık var ama yok kardeşim

    Sondan üçüncü: Sandık var ama elini çabuk tutan ya da hakkına sahip çıkan alır kardeşim (Burdayız)

    Sondan 2 inci : Sandık var kardeşim, hile yapılmaya çalışılsa da yemez

    Sondan 1inci : Sandık var kardeşim otur arkana yaslan keyfini çıkar.

    Bunlar böyle olmakla birlikte sandık demek herşey demek değildir. Naziler de sandıkla gelmediler mi?

    Demokrasi en kötü yönetim biçimidir, diğerlerini saymazsak. W. Churchill

    Kusurlu olan sistemi daha tam olarak uygulayamıyoruz, çok yol almamız lazım daha çok.



    YanıtlaSil
  6. Kerem İNANIR3 Şubat 2021 23:25

    Hocam ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş 👏
    Ortadoğu ülkeleri ile ilgili yorumunuz bence tam yerinde, son paragrafta Türkiye için söyledikleriniz de umarım en kısa sürede gerçekleşir.
    Sevgi ve saygılarımla 🤗

    YanıtlaSil
  7. Kanada da meşrutiyet yokmu? Nasıl girmiş oraya ilginç. Ingiltereye bağlı bi yandan da.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İngiltere'de de meşruti monarşi var, o da ilk grupta. Ama gerek İngiltere gerekse Kanada demokraside çok ileri ülkeler. Meşruti monarşi, cumhuriyet gibi bir devlet şekli. Demokrasi ise ülkenin nasıl yönetileceğini gösteren rejimin adı.

      Sil
    2. Sadece Kanada mi? Oradaki on ulkenin hepsi mesruti monarsi, bir tane Cumhuriyet yok.

      Sil
    3. Önemli olan insan hakları açısından değerlendirmek. İngiltere ve adı geçen ülkelerde insana saygı ve özgürlükler üst düzeyde. Bizde adı var kendi yok. Üniversiteler Yök baskısında, parti içi demokrasi yok, yayın eşitliği yok, medyada yalan çok, gerçek yok. Vergi toplamada adalet yok. Vergi geliri harcamalarında şeffalık yok, verim yok. Kurum bağımsızlığı yok. Saymakla bitmeyecek. Böyle demokrasi olurmu ? Önce tanı, sonra talep olmalı ki arz olsun. Uyanmalıyız.

      Sil
  8. Dolar TL hareketliliğini hesaplama yöntemi için arkadaşım Eren Ocakverdi bir makale ile öneri yazmış.

    http://blog.eviews.com/2021/02/univariate-garch-models-with-skewed.html#sec5

    Umarım, ilgilisine faydası olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tarz çalışmaların ilgilisi kaldı mı ki artık ülkemizde?

      Sil
  9. Toplum ağırlıkla neyi içine sindiriyorsa o sıralamada yer alıyor ülke de.

    YanıtlaSil
  10. Otoriter rejimdeyiz gercekte. 2021 yilinda bu daha da netlesecek. 2022 de bakmak lazim bu listedeki yerimize.

    YanıtlaSil
  11. Hocam sizce Türkiye'nin rejimi her geçen gün "otoriter rejim"e mi yoksa "kusurlu demokrasi"ye mi kayıyor? Yoksa bunların hiçbiri olmayıp yerimizde mi sayıyoruz?

    YanıtlaSil
  12. Yöneticiler ve toplumda demokrasi kültürü gelişmedikçe zor

    YanıtlaSil
  13. Bazi insanlar kendi icinde paradoks yasiyor biz suanki siyasi iradeden oncede mukemmel degildik basortulu annelerin, orduda esi basortulu diye emekli edilen komutanlari kürt olan insanlara tepeden bakilan tavirlar apo haysiyetsizinin milletvekili olmak icin cabalayip temel arguman olarak kullandigi kurtleri asagilama (geske o donemkiler bu zemini olusturmasaydida pkk illeti diye birsey cikmazdi) secim ile gelenlerin askeriyeyi hedef gosterip gazete mansetleri ile hukumetleri tasfiye etmesi demokrasiye bak! 2003 yillarinda hilmi ozkok sirf erdogan a darbe yapmadigi icin sefer tasi ile genelkurmay baskanligina geliyordu Turkiye de basbakandan once genelkurmay baskanin ismi bilinirdi gecen afrikada bir ulke darbe yapip hukumeti indirdi teknoloji gelisiyor vs ediyor diye bunlar olmaz diyenler var oluyor oluyor bal gibide oluyor ki iyi ki de suan genelkurmay baskanin ismini bilmiyoruz daha neler var saymakla bitmez Erdogan esi 2012 de gataya giremedi demokrasiye bak be! Tabi yersen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sui misal emsal olmaz. Geçmişte kötü yapılan bir şey bugün de kötü yapılması için örnek oluşturmaz.

      Sil
    2. Bu durumun degismesi icin mucadele edenler bedelini oduyorlar. Megerse teroristlermis. Erdogan bile onlardan sikayetci siz ovuyorsunuz.

      Bu arada eskiden MSB bakani sivildi, simdi o bile asker bilmem farkinda misiniz? Hem de yonettigi ordusunda darbe girisimi olmus bir asker.

      Sil
  14. Hocam menkul kıymetler istatistiklerine baktım: Ocak ayında 250 milyon dolar hisse senedi stoku azalmış. 1 milyar dolar DİBS stoku artmış. Bir de cari açık veriyoruz. Bunlar var iken döviz rezervi 3,4 milyar dolar artmış. Bu nasıl oluyor ? Cari açık verirken, menkul kıymet istatistikleri girişi az iken nasıl oluyor da rezerv artıyor ? Rezervlerdeki 3.4 milyar dolarlık artış, dış borç veya swap rezerv olabilir mi? Ocak ayında Gelişmekte Olan Ülkelere 53,5 milyar dolar para girişi olmuş. Dünya'da yüksek faiz vermemize rağmen ocak ayında para girişi az.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Giderek artıyor. Faiz, dünyaya göre çok yüksek ayrıca dolar girişiyle kuru düşürüp çifte kazanç elde ediyorlar.

      Sil
  15. Hocam üniversiteye giriş sınavı için başvuru ücretlerini nasıl buldunuz ?

    YanıtlaSil
  16. Mahfi Hocam Merhaba,
    Emeğinize sağlık. Mevcut duruma ışık tutan bir yazı kaleme almışsınız.

    Bu duruma vurgu yapan bir çalışmayı entegrasyon konusunda bizde yapmıştık ( Economic Integration Problem of Turkey: An Evaluation about Shanghai Cooperation Organization within the Frame of Alternative Searches) sizin tespitlerinizi destekler sonuçlar ortaya çıkmıştı.

    YanıtlaSil
  17. Türkiye’yi ilk on ekonomi arasına sokmaktan çok daha önemli olan ilk gruba yani tam demokrasi kategorisine taşıyabilmektir. O kategoriye girebilirsek risklerin büyük çoğunluğu ortadan kalkmış olacağı için ilk on ekonomi arasına da gireriz." Hocam finali mükemmel bitirmişiniz şiir gibi, varlığınızla övünç duyuyoruz gerçekten, sağ olun

    YanıtlaSil
  18. Değerli Hocam ilgili derginin sayfasında Türkiye 110.sırada yer alıyor.

    YanıtlaSil
  19. Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

    İlk organize demokratikleşme eylemini Magna Carta olarak kabul etmek sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir. 1688'deki Glorious Revolution'a kadar Magna Carta tahttaki monarkın gücüne bağlı olarak uygulanmış veya rafa kalkmıştır. Dolayısıyla devamlı bir şekilde ilerlememiştir.

    Yasama ve yönetim erkinin barışçıl bir şekilde el değiştirdiği 1796 ABD başkanlık seçimlerini, demokrasinin ilk somut uygulaması olarak kabul etmek %45'lik orana daha iyimser gözlerle bakmaya yol açabilir diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dolar, Euro ve Altın

Rezervlere Ne Oldu?