Türkiye’nin Dünyadaki Yeri 2020

Aşağıdaki tablo; Türkiye’nin dünyadaki sosyal, siyasal ve ekonomik yerine ilişkin gösterge ve endeksleri bir araya getiren ve aynı gösterge ve endeksleri 2015 yılındaki durumla karşılaştırıyor (Kaynak: https://knoema.com/atlas. Bu site yayımladığı verileri IMF’nin World Economic Outlook April 2021 Database setinden alıyor. İkisi arasında fark olduğu hallerde IMF verisi esas alınmıştır. Endeksler içinde yalnızca Yolsuzluk Algı Endeksi ‘en düşük puan en iyi’, diğerleri ‘en yüksek puan en iyi’ olarak düşünülmelidir.)


Türkiye’nin nüfusu artıyor olsa da nüfus büyüklüğü açısından dünya sıralamasındaki yeri değişmiyor. Buna karşılık kentli nüfusu arttıkça orada yukarı doğru ilerliyor. Doğuşta beklenen yaşam süresi de artıyor.

Türkiye, son beş yılda 200 milyar dolardan fazla GSYH kaybıyla, kişi başına gelirde 2.400 dolardan fazla kayıpla karşılaşmış, GSYH büyüklüğü açısından 16’ncı sıradan 18’inci sıraya, kişi başına gelirde 64’üncü sıradan 72’nci sıraya gerilemiş bulunuyor. Enflasyon ve işsizlik sıralamalarında daha yukarı sıralara çıkmış görünüyor. Tabloya bakınca Türkiye’nin, turizm gelirleri dışında kalan bütün ekonomik göstergelerde, son beş yılda hızla bozulma yaşamış olduğu ortaya çıkıyor. 

Sosyal göstergeler / endeksler kategorisinde yer alan verilere baktığımızda, orada da Türkiye’nin son beş yılda inanılmaz bir zemin kaybı yaşadığını görebiliyoruz.

Bütün bu bozulmalar karşımıza ‘son beş yılda ne oldu da Türkiye böylesine hızlı bir kayıp içine girdi?’ sorusunu çıkarıyor.

Yorumlar

  1. Gysh açısından 17den 18e değil de 16dan 20ye olması lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF yeni seride düzeltmiş ama Knoemada aynı kalmış olduğundan ben IMF'nin düzelttiklerini aldım.

      Sil
    2. Yazı ile tabloda fark var hocam. Emekleriniz, yazılarınız için çok teşekkürler, iyi bayramlar

      Sil
    3. Türkiye mevcut dünya konjonktüründe, özellikle Avrupa'nın kendi ekonomik geleceği için kurduğu projeksiyonda, komşu-kenar ülke konumunda olacak. Birlik içine almak istemiyorlar. Bir şekilde üyelik görüşmelerini AB kendi bürokrasisinin hızına göre bitirecek.

      Bu ister istemez, ülke gelir seviyesinin biraz daha alt seviyelerde olmasını beraberinde getirecek.

      Yani, gelecek Türkiye Milli Gelir hesaplaması yaparken, Doğu AB ülkelerinin altında, İran - Irak - Tayland - Kazakistan - Türkmenistan - Nijerya ortalamalarında bir kişi başı gelir seviyesi makul fikir verir. Türkiye benim tahminlerime göre daha yavaş, arada büyüyerek bu seviyelere düşecekti. Ancak, beklentimin aksine daha hızlı düşüş gösterdi. Düşüş devam edecektir.

      Geldiğimiz noktada, Batı için, üstünde kim nasıl yaşarsa yaşasın, Türkiye'nin toprağı çok değerli. Hem güvenlik için, hem ortadoğu kargaşasından kopan büyük halk kitlelerini barındırmak için ideal.

      Mevcut siyasi rejim de, Türk başkanlığını -başkanın şahsından bağımsız olarak- batı için kontrole açık halde tutuyor. (kontrole açık olması, uzlaşacakları anlamına gelmez).

      Türkiye, bugünden sonra, muhalefetin bahsettiği gibi parlamenter sisteme geçebilir mi? Geçemez. O eşik aşıldı. Hem kurumsal bozulma, hem de gelir seviyesi parlamenter sistem ile ülkeyi yönetmeye müsade etmez. Eğer olur da, muhalefet partisi iktidarı alırsa görürsünüz. Onlar da yan çizecekler. Yani ekonomik verimsizlik ve gelir kaybı muhalefet ile de devam edecek.

      En kötü senaryo da, Türk hükümetleri ülkeyi yönetemeyip ciddi bir kargaşa olursa, Batı kendi güvenliği için Ege ve Marmara bölgesini tampon askeri bölge yapar. Bizzat askeri olarak siviller ile muhatap olmaz, şehirlere girmezler, bizim boşaltılan kışlalara ordu yerleştirir, etrafını korumaya alırlar, bizim askeri kışlaların yerleri güvenlik için mükemmel konumlanmıştır.

      osmiP#u5lyj08P1l

      Sil
    4. Gdp de taiwan hemen arkasinda 21. Sirada oldugumuz farkli kaynaklardan gordum. Hangi kaynak guvenilir emin degilim ama seneye yuksek ihtimal ile ilk 20 de olmadigimiz soylemek mumkun

      Sil
  2. Hocam keşke göstergelerin yanına, "yüksek olması iyi" "düşük olması iyi" gibi bir ifade koysaydınız. Mesela sanki işsizlikte durum düzelmiş gibi bir algı oluşmuş, fakirlikte ise aynı gösterge ters olmuş. Umarım dediğimi anlatabilmişimdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında böyle bir uyarı tablonun hemen üstünde var.

      Sil
  3. Başkanlık sistemine EVET diyen ülke batmayı sonuna kadar hakediyor. 16 nisan 2017'de batış serüvenimiz hız kazandı.

    YanıtlaSil
  4. Son beş yılda ne oldu da Türkiye böylesine hızlı bir kayıp içine girdi sorusunun cevabi Turkiye'ye ozel baskanlik sistemi olmali. Daha acik anlatimla yari demokratik tek adam sistemi. Aslinda yari demokratik bile denemez, icinde demokrasi lafinin gecmesi bile abes ama neyse, durum bu iste...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk siyasetçiler dış etkilere dayalı politika üretirler, son 40 yıl hiç değişmeden devam etti.
      Parlementer sistemde, az da olsa, işini gücünü layıkı ile yapmaya çalışan bürokratlar siyasileri durdurup, ikna edip, uygun işlerin yapılmasını sağlardı.

      Düzgün iş yapmanın yüzde 80 i bürokratların baskısı, belki yüzde 20si parlamento varlığından kaynaklı olurdu. Benim kısa bürokrasi tecrübemde, çok vaka vardır hatalı siyasi emirler bir şekilde kitabına uydurulup sümen altı edilir, işin gereğine uygun olarak sahada yapılırdı, tabi yetkin bürokratların yasa, sistem bilmesinin etkisi vardı.

      Başkanlık sistemi, bürokratın insiyatif almasını imkansız hale getirdi. Bürokratların da kovulması kolaylaştırıldı. 35 yılını kamuda çalışmaya vermiş, emekliliğine 7-8 yılı kalmış bir kamu görevlisi bir günde kovulup tüm hayatını çöpe atmamak için susmayı, "bir an önce zaman aksın da emekli olayım" ı tercih ediyor. Hatta mümkünse maksimum izin ve sağlık rapor ile süreyi daha da azaltmak en iyisi. Çevremizde çok var, 20 yıldan fazla görev yapıp, bir gece işinden atılan.

      Bürokrasi, Çandarlı'lardan beri Anadolu Türk devletinin çekirdeğidir. Askeri, katibi, memuru ile padişahlar, sultanlar, bakanlar, başbakanlar gelir gider, bürokrasi baki kalır, kendini yeniden üretir, yeni insanları bulur, kendi kuralları vardır.

      Şimdiki ağaların tepede uzun süre kalması da, bürokrasi içine giren Fetöcülerin bunlara katkısıdır. Yoksa, bunlar 2006 de yolcudur abbas bağlasan durmaz durumuna gelmişti, bi seçimlik işleri kalmıştı. 2 yolsuzluk, 3 çarpık cinsi münasebet haberi, 1 davalık işleri vardı. Hayatın garip bir tecellisi, Cumhurbaşkanı A.N. Sezer'in net verdiği mesajı ne ordu komutanı Büyükanıt uyguladı, ne de muhalefet lideri Baykal (ki kendisinin donu ile ekranlarda arzı endamı olayını açıklıyor.).

      O dönem emekli olmuştum, orduda kalsaydım şimdiye Orgeneral olurdum. O kafa ile baktığımda 15 yıl geçmiş hala anlamam, niye Sn Cumhurbaşkanının (basından aldığımız kadarı ile) net iradesi sümen altı edildi?

      Demokrasi hiç yoktu, bu eğitimdeki ahali ile asla olamaz, ama işlerin mümkün oldukça düzgün yapılması ülkeyi kurtarırdı, ahalinin de kültürel olarak dünya ile daha entegre olması demokratik açılımları hızlandırırdı, ki AB süreci başlamıştı. Bizler de gençler zaten kışlalara gelmek zorunda 6 8 12 aylık eğitimlerinde, onları dünyaya entegre olacak şekilde kışlada rehabilite ederdik.

      F@wQ3&86FQWClKCz

      Sil
  5. Hocam, is yapma kolayligi endeksinin icerigi nedir? Acaba. Yani genellikle diktatorluklerde rusvet tek Elden kontrol edildigi icin, grabing hand, seklinde bir benzetme vardir da. Dagitik yetki, beslenecek cok fazla bogaza sebeb olur. Reis varsa butun burokrasi etkisizlesir.. anlaminda midir? Bu endeks. Biliyorsunuz, bunlara "sise" sistemler de denir, iceriye girer, tum siseyi kaplayincaya kadar buyursunuz.. o cusseyle kapaktan cikmak mumkun olamayacagindan, genelde "kazanimlar" lidere bosaltilir ve ancak oyle siseden cikilir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muazzam bir olaydır.

      Sil
    2. Vakti zamanında Ege de bulundum, bir süre. O zaman bir sorun olmuş, yabancı ortaklı bir fabrika sıkıntı yaşamış, inceleme ekibi oluşturmuşlar, ben de ekibe dahil edildim.

      Olay şu, yerel belediye ve parti, yabancı ortaklı fabrikanın müdüründen rüşvet istemişler dolaylı olarak. Yani bir sosyal etkinliğe bağış yapılması şeklinde rüşvet. Müdür bütçesinde olmadığı için yapamayacağını, senelik bütçeleri olduğunu, vs... söyleyip böyle bir para çıkaramayacağını belirtmiş.

      Belediye de, fabrika önünde altyapı çalışmasına başlamış. Mal giriş çıkışları yavaşlamış, su tedariğinde aksamalar olmuş, üretim yüzde 80 oranında düşmüş, çalışma bitmek bilmemiş.

      Belediye çalışanları, onları denetlemesi gereken kamu görevlileri bir şekilde yerel insanlar, aralarında sıkı bir çete tarzı iş birliği olmuş, işlerine karışanları da korkutmuşlar, savcılık makamı da delil bulamıyormuş! İçlerinde de resmi hiç bir kurum ile ilgisi olmayan bir kabadayıları vardı, memurları da o tehdit ediyormuş.

      Kabadayı ile nazik bir görüşme yaptık, savcılık makamına delilleri sunmak için gönüllü olmuştu.

      Bunun gibi konular, iş yapma kolaylığı içine girer.

      Y3%pelEV4t115SbY

      Sil
  6. Başkanlık sistemi sebep, negatif refah artışı sonuç olabilir. Önemli olan halkın algısı. İlk cümlemi okuyunca sevinecek çok insan var.

    YanıtlaSil
  7. Geçiniz bunları, yılsonu büyümesi %5 ,6 yı bulur.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim beklentim de büyümenin yüksek olacağı yönünde. Keşke her şey büyümeyle bitseydi.

      Sil
    2. Esas olan reel büyüme ve $ bazlı kişi başı gelir değil mi hocam.

      Sil
    3. Bazı arkadaşların ekonomi konusunda bilgisi yok fikri var. Bu arkadaşa “2001 Ocak ayı ilk haftasında açıklanan verilere göre 2000 yılında toplam 259 bin 9 adet ithal otomobil satıldı. İthal otomobil satışı bir önceki yıla göre yüzde 97.2 arttı. Böylece 2000 yılında ithal otomobiller tarihinin satış rekorunu kırdı. ama kriz olacak.” desem “geçiniz bunları, ekonomi uçuyor” der, 1 hafta sonra kriz çıktı bankalar battı:))

      Sil
    4. Buyume yuzde 5, 6 yi bulur, dolar basinda kisi basi gelir daha da duser, enflasyon tek haneye inerken fiyatlar yuzde 30-40 artar ve en onemlisi bu sene aldigimizin yuzde 90ini seneye alabiliriz. Evet gecelim bunlari yuzde 5, 6 buyuyelim..

      Sil
    5. Anonim12 Mayıs 2021 17:29, tabi ki kriz olur, millet paraları arabalara gömdü, sonra arabalar ellerinde kaldı. Bu kadar çok araba alınır mı? Biraz da ev alsınlar.

      Sil
  8. Hocam emeğinize sağlık. 2002 ve 2008 yıllarındaki durumu da merak ettim açıkçası. Daha uzun vadeli bir karşılaştırma yapabilirdik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişte birkaç kez yapmıştım bu blogda.

      Sil
    2. Araştıracağım hocam. Teşekkürler.

      Sil
  9. İktisat akademisine ve güncel ekonomiye dair köşe yazıları ve benzer paylaşımlar... https://t.me/iktisatuzerine

    YanıtlaSil
  10. Elinize sağlık. Hocam inşaat maliyeti yıllık %32 artmış. İnşaat sektörü cirosunu %27 artırmış. Maliyet %32 artarken, cironun %27 artması, nette zarar anlamına gelir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tek basina gelmez, diger verilere (kar, vs) bakmak gerek..ama yaklasik o fark kadar karda dusus beklenebilir. trx

      Sil
  11. Dış politika göstergesi de dip yaptı. Hiç böyle olmamıştık. Kayıplar büyük.

    YanıtlaSil
  12. Hocam, dünya sıralamasına bakarsak iyiye gittiklerimiz de var. Yani genel olarak dünya daha kötüye gitmiş. Yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam, dünya sırası kısmı yanıltmış beni. Mesela işsizlikte 28. Sıradan 15. Sıraya çıkılmış gibi ama bu olumsuz bir yükseliş. Şimdi anlaşıldı, teşekkürler hocam.

      Sil
  13. Hocam bu turizm sezonunu da korona gölgesinde geçirmemiz demek gsyh için ne denli öneme sahip?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok önemli ama daha önemlisi hiçbir alanda doğru politika uygulayamamız.

      Sil
  14. Sayın Mahfi Bey, yolsuzluk algısı endeksindeki muhteşem yükseliş her şeyin başlıca sebebi sayılabilir diyebiliriz mi?

    YanıtlaSil
  15. Hocam, enflasyon 2020 %14,6 acaba IMF farklı mı gösteriyor? Zira göstergeler tablonuzda da %14,69 burada %11,09.

    YanıtlaSil
  16. Hocam turbun büyüğü heybedemi?

    YanıtlaSil
  17. Hocam 2020 enflasyon %14,6 değil mi? Göstergeler tablonuzda da öyle (%14,69) ancak burada %11,09 görünüyor.

    YanıtlaSil
  18. hocam 19 yasindayim hedeflerim var tüm yatirimimi gt, palkadot ve huobi tokene dogeye yatırdım ülkeyi terkedip Kıbrıs'a yerleşme hayalim var 2 yıla kadar
    şu anki yönetim tekrar başa gelir diye düşünüyorum 2023 de gelirlerse bitcoini yasaklatir bunlar o yüzden seçimden önce terketmeyi düşünüyorum vergi getirme ayağı sonra yasaklıcak amaç kimse kazanmasin mantığı baktılar herkes borsadan kaçıyor önce yüzde 40 vergi çıkarmaya çalışıyorlar sonra yasaklicaklar Allah herkesi kurtarsın herkes iyi yerlere gelsin

    YanıtlaSil
  19. Hocam herşey bozulurken Mutluluk endeksindeki yerimiz iyileşmiş görünüyor. Çok enteresan geldi bana!

    YanıtlaSil
  20. Hocam Ben Almanyada yasiyorum burda pandemi suresince devlet ozellikle egitim konusunda seferberlik yapti.
    Turkiyede bildigim kadariyla tam tersi cogu gencin dersleri takip edecek bilgisayari yok. Bu ileride ne tur bir sorun yaratir sizce?

    Safak Salda

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ciddi sorunlar yaratacak gibi görünüyor.

      Sil
  21. Hocam yazi icin teşekkürler. Yapısal sorunlar çözülmeden, dogru politikalar uretmeden bu gortergelerdeki bozulmalar artarak devam edecek diye dusunuyorum.

    YanıtlaSil
  22. 5, 10, 15 yil once durum daha iyi degildi. ornek ihracatin ithalati karsilama orani, cari acik vb. ancak. o donemde hala satilabilecek bir seyler vardi (80 yilin birikiminden arta kalanlar) ve henuz uluslararasi kredibilite/guvenilirlik, vb bu denli kaybedilmemisti. uluslararasi, ozellikle de batiyla iliskiler bugunle karsilastirildiginda oldukca iyiydi. bugun ise hem uluslarasi ortam hem de ic durum ic acici gorunmuyor. sanayicisinden burokratindan, koylusunden askerinden aylaklarindan, her kesimiyle hep beraber mirasi yedik tukettik. ses cikarmadi kimse aman basimiza bir sey gelmesin, duzenimiz bozulmasin diye. bugun elestirenlerin pek cogu o donemlerde alkisladi (k) yanlislari. populisme daha cok populismle karsi cozum aradik. bugun bu sayfanin yoneticisi dahil yorumcular bile en acisi suruyle(gercek terim malumunuz) uredik. IQ 20+ yani tavuk kadar beyine sahip olmak yeterli soruyu cevaplamak icin bedeli iste bu. KISS

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin durumu, dünyadaki itibarı, kurumlarının durumu, demokrasisi, hukuku vb hiç bu kadar kötü olmadı.

      Sil
  23. hocam merhabalar tüm verilerde sayısal olarak geriye düşmemize rağmen dünya sıralamasında daha iyi noktalara gelmemiz çok şaşırtıcı. Bu konunun detaylıca incelenmesi lazım. Sizce bunun nedeni ülkelerin korona sürecinden bizin gibi %1,5 GSYH sını değilde daha fazlasını kullanması olabilir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayir sebebi bu degil, bunun sebebi saftirik Avrupalilarin sark kurnazi TUIK'in sahte istatistiklerne inanma gafletini gostermeleri. Ya da belki aslinda inanmiyorlar ama Turkiye'ye en cok borc veren bankalarin Avrupa bankalari oldugunu bildikleri icin mezarliktan gecerken islik caliyorlar.

      Sil
  24. Hocam makroekonomik göstergelere çok güzel ve doğru eğiliyorsunuz. Ama sanırım aynı eğilimi mikro ekonomik yapıda fazla göremiyoruz. Bu konuda "benim açımdan" tek yetkin ve etkin bilgi kaynağı sizsiniz.

    Enflasyon, faiz gibi temel göstergeler konusunda yeterli argüman sunuyorsunuz.

    Ancak esnafın durumu, hane halkının durumu, gelir eşitsizliği, milli gelirden hane halkının ve esnafın aldığı paylar konusunda ölçülebilir bir makale sunmanız; büyüme rakamları, ihracat rakamları gibi "olumlu görünen" ama aslında birkaç kişiyi ve şirketi ilgilendiren konuları değil de, asıl olan halkı ilgilendiren konulara bazı arkadaşların da eğilebilmesini sağlar düşüncesindeyim.

    cümle biraz uzun oldu, bozukluklar olabilir kusura bakmayın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam,

      Mikro konuların çözümleri, daha çok gelir paylaşımına girer. Gelir paylaşımı tamamen siyasetin konusu. Bu konulara eğilen uzmanlar, mutlaka siyasi - ekonomik görüş belirtmek zorunda.

      En objektif görünen mikro konu içinde de siyaset mutlaka olur. Türkiyenin siyasi ortamında bu tarz uzmanların düşüncelerini yaymaları kendileri açısından zor olur. Akademisyen düşüncesini yaydığında, özel üniversitede ise, üniversite yönetimine siyasi baskı yapılır, akademisyen işinden atılır, kamu üniversitesinde yapsa, kamu rektörleri de siyasi erkin kontrolünde. En son eylem yapan Boğaziçi Ün. eğitmenleri var, hepsinin fişleri tutulmuştur, onlar kariyerlerini bırakıp eylemlerini yaptılar.

      Siyasete bulaşmayan mikro ekonomi hesaplamalarını da halk anlamaz.

      Bizim ahali, eğitimli insanına sahip çıkmayı bilmiyor, dışlamayı sever. Eğitimli insan da bizim ahalinin bu durumunu bilir, ahalinin sorunları hakkında çok açılıp konuşmaz.

      CmB@S5Z18*!xwLbN

      Sil
    2. Bir de şimdi aklıma geldi, akademisyen, sivil toplum örgütü, sivil organizasyonlar ve halk zincirinde giden bir demokratik bilgi akış zinciri vardır.

      Bazı sivil toplum örgütleri bahsettiğiniz konulardaki bilgi üretimini yapan akademisyenlerin çalışmalarını daha hafif ve anlaşılır olarak seminer, kitap, broşür, etkinlik, yasal öneri, üyelerine anlatma vs gibi faaliyetleri yapıyorlar.

      Esnafların sorunlarını da incelemiş çok akademik çalışma var.

      Esnaf konusunda, esnafların sivil toplum örgütleri var misal, esnaf ve sanatkarlar odası var, meslek dernekleri var, meslek odaları, ticaret odaları vs var. Eğer Esnafa akademisyenlerin bilgileri akmıyorsa, çözüm gelmiyorsa, esnafın bu dernekleri yoklaması lazım. Bu derneklerde kimler var? Bu dernekler esnaf ile niye konuşmuyor?

      Biri, esnaf olacak ve dükkan açacak ise, yukardaki yazdıklarım hiç bir zaman aklına gelmez. Bunlar ilkokul seviyesi bilgi düzeyi, esnaf sormaz da yahu bana bunlar niye öğretilmedi? Çoğu zaman, dükkan açılıp ticaret odasına kayıt yapılırken de esnafa, yasal sorunlarda kimler ile konuşacağı, mesleği ile ilgili konularda hangi odaların hangi bilgileri esnafa sunacağı, ucuz kredi imkanları, kamu yardımları vs gibi konuları açıklayan kitapçıkları kayıt aşamasında vermesi lazım. Ben veren ticaret odası görmedim. Böyle esnafa böyle oda, mantığı ile siyasi rant merkezidir odalar.

      Böyle düşününce de esnafın sorunu, o esnafa, o bölgeye ve o mesleğe özgü çok teknik bir konu haline de gelir. Misal, kayseri esnafı ile niğde esnafının sorunları farklıdır, aynı şehirdeki elektrikçi ile su tesisatçısının da sorunları farklıdır. Akademisyenin o spesifik alana girip çözümleri sıralaması da hem siyasi hem detay teknik bir konu olur. Bu alanda da esnafın taleplerini somutlaştırıp, maddi bir destek ile akademiden istemesi lazım ki bilgi üretimi olsun.

      Wr2Q#ntQX9&3V63u

      Sil
    3. Yine esnaf demişken, aklıma gelen yaşadığım bölgede kovid sebebi ile etkilenen restoranlar oldu. İş niteliği gereği bu insanlar, paket hizmet verenler ve dondurmacılar dışında kovid kısıtlamalarına uygun hizmet vercek durumda değiller.

      Belediye bu durumun üstesinden gelebilmek amacı ile; basit bir uygulama yaptı. Esnaf masalarını yemek için ayrılan büyük bir dış mekana taşıdı. Masalar numaralandırıldı, mesafeleri artırıldı. Esnaf düzenledi. Dışardan yemek isteyenler yine telefon ile sipariş verdier, kendilerine masa rezerve edildi orda yediler. Bozuk hava dışında nakit akışı bozulmadı, ahçılar, garsonlar işten atılmadı. Keza elektrik su tesisatı gibi işler de azalsa da bitmemiş oldu. Hazır giyim, dükkanına göre aynı anda 1-2 müşteri 10-15dk ile işleri aksatmadan devam etti.

      Bu çözümler her yere uymaz, ama her yerin esnafı, odası, siyasetçisi, akademisyeni; o bölgeye uygun ortak bir çözüm bulur. Bu insanlar, oturup bir sorun hakkında görüşemiyorlarsa da yeryüzünde hiç kimsenin onlar için yapacak bir şeyi olmaz.

      Halkın içinden gelen akademisyen, halkın seçtiği siyasetçi, halktan olan esnaf, esnafın seçtiği oda yöneticileri, bunları bir araya getirmek değil, birbirinden ayırmak dünyanın en zorlu işi olsa gerek, ya da başka bir şeyler vardır.

      4KQ66P^O9t*k6*nU

      Sil
  25. Hocam tüfe ile üfe arasındaki makas çok fazla açıldı ve bu makas daha önce bu denli olmamıştı. Bu durum göstermelik enflasyondan mı kaynaklı bu kadar açıldı sizce.

    Birde yıllar itibarı ile tüfe ve üfe arasında bu kadar açılma yaşanmamıştı ve bundan sonrası için enflasyon yukarı fırlayacak bu durumu yine kağıt üzerinde göstermelik enflasyonla çözebilirler mi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türk ekonomisi, dünyadaki kendi sektörlerinin ortalamasına göre verimsiz üretim yapıyor.
      Verimsiz üretim ister istemez dış dünyadaki enflasyonu da ülkenin ithal etmesine sebep veriyor. Makas ayrışması bu temel sebepten.

      Önümüzdeki dönemde, enflasyon ağırlıklı bir yapıya dünya girecek. Esasen batı dünyası, kendi enflasyonunu baskılamak için politik bir seçim yapmıştı, Batı dünyasındaki enflasyon düşmüştü, şimdi o seçimin hatası farklı bir dönüş yaptı Batıda. Hatadan dönmek için, batı ekonomilerinin tekrar enflasyonlu bir ekonomik döneme girmesi gerek. Bu aynı zamanda Çin tarafında da ekonominin verimsizleşmesine ve enflasyona sebep olacak.

      Türkiye de, Çin tarafında oluşan enflasyonu da almak zorunda.

      Kağıt üzerinde Türkiye, geçici bir dönem boyunca bunu çözer, örtbas eder. Bunu her ülke yapar. Bir gün o maliyet gün ışığına çıkar. Dış dünya ile mal akışının olduğu bir ülke Türkiye. İster istemez yansır.

      Türkiye, para musluklarını açmalı. Başka türlüsü de olabilir, yapısal reformlar ile, ama Türkiye yapamaz onu. Türkiye, kendi içinde dünya çapına göre gelirlerin düşmesine, ardından mal akışının devamına odaklanacaktır. Bana göre, para musluklarını açıp, iç firmalar küçük de olsa benimdir yaklaşımına Türkiye dönmek zorunda gibi. Aksi durumda da ekonomisi küçülecek, bu durumda da.

      r*pjKyTuI1fx06Em

      Sil
    2. Enflasyon da ithal ediyoruz maşallah bunu da duydum artık insan ithalatında sonra para ithalatı mal ithalatı şimdide enflasyon ithalatı süper ülkeyiz herşeyi ithal ediyoruz. Birde bilim ithal etsek yada din falan ithal etsek olurmu acaba.

      Sil
  26. Hocam elinize sağlık, sayenizde çok şey öğreniyoruz. Bu arafa mutluluk endeksi kafama takıldı. Nasıl ölçüyorlar acaba? Bana pek gerçekçi gelmedi de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://sssjournal.com/Makaleler/1791815078_12_5-50.ID1896_Arpac%c4%b1o%c4%9flu%20%c3%96zdemir_6598-6608.pdf

      Şöyle bir türkçe makale buldum, tanımları güzel vermişler.

      K3Rv$%4#8jTd&zk9

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim

      Sil
  27. Baz etkisiyle birlikte bu sene yüksek bir büyüme açıklanacak gibi duruyor fakat kalkınmanın çok uzağındayız. Sosyal göstergeler bu denli kötüyken önceliklerimizi gözden geçirmeliyiz bence.

    YanıtlaSil
  28. Hocam bu risk iştahı nereden geliyor ve alınan bu risklerin kazanımları nerede?

    YanıtlaSil
  29. Merhaba Mahfi bey,
    Yeni NAFTA anlaşması ile ilgili bir yayınınız olacak mı?

    YanıtlaSil
  30. Hocam neden sadece büyümeye odaklanıyoruz ülke olarak? Neden kalkınma değil de büyüme? Yani enflasyon çok yüksek, işsizlik had safhada, genç işsizlik uçmuş durumda ama büyüyoruz diye seviniyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim millet büyük seviyor Hasan bey.

      Sil
  31. Mahfi bey

    Umarım bayram günü size bu soruyu sorduğum için kızmazsınız. Çünkü soru sormayı bırakırsak, gerçeğe ulaşamayız!

    Liyakattaki devasa erozyona rağmen, TCMB başkanı bir TV yayınında "Hazine ile TCMB arasında protokol imzalandığını", rezervlerdeki dövizin bu protokol üzerinden kullanıldığını söylemişti hatırlarsanız.

    Size sorularım şunlar:

    (1) Bu "protokol", bugün de devam ediyor mu?

    (2) Eğer, 17 Mayıs Pazartesi Dolar/TL kurundaki yükseliş riskine karşı piyasalara "Dolar" enjekte edilirse, TCMB başkanının bahsettiği "protokol"ün hâlâ devam ettiği sonucu çıkar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorularınız hakkında hiçbir bilgim yok çünkü bu alanlarda şeffaflığı kaybedeli çok oldu.

      Sil
  32. https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Nominal_GSY%C4%B0H_de%C4%9Ferlerine_g%C3%B6re_%C3%BClkeler_listesi
    hocam imf verileri ile sizin verileriniz arasındaki farklılık neden

    YanıtlaSil
  33. Hocam dikkatimi çeken bir gösterge şu oldu: 2015 kişi başına düşen gelir 11 bin dolar iken 2020 de 8500 dolara gerilemiş. Bütün mal varlığımız TL iken, TL bu kadar değer kaybetmişse Hem de 4 kat değer kaybı. Nasıl oluyor da sadece 2500 dolar kadar fakirleşiyoruz?

    Bu kadar değer kaybında dahi intihar vakaları çok arttı. Kişi başına düşen gelir herhalde 2000'lerdeki duruma düşse intihar oranında Kore ve Japonya'yı sollarız herhalde

    YanıtlaSil
  34. Siyasal haklar indeksinde ilerlemisiz sanki (137->109)

    YanıtlaSil
  35. Hocam elinize sağlık, enflasyon oranında dünyada bizden daha düşük enflasyona sahip 16 ülke mi var? Kaynak verdiğiniz siteye göre sondan 6. sıradayız.

    YanıtlaSil
  36. Hocam kamu borçlanma rasyosu hatalı gibi

    YanıtlaSil
  37. Mahfi hocam yazilarinizi begeni ve ulkem icin gururla takip ediyorum. Bu yazinizla ilgili bir tanim sorum var - "Endeksler içinde yalnızca Yolsuzluk Algı Endeksi ‘en düşük puan en iyi’, diğerleri ‘en yüksek puan en iyi’ olarak düşünülmelidir" deniliyor. Endeksten kastedilen Corruption Perceptions Index ise yuksek puanlar daha iyi anlamina gelmiyor mu? Saygilar.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?