Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?

Bugünlerde en çok karşılaştığımız sorulardan birisi şu: Ekonomik veriler kötü ama piyasaya, sokaklara, eğlence yerlerine, tatil yörelerine baktığımızda öyle görünmüyor. Her yerde para harcayan insanlar var. Bu çelişkiyi nasıl açıklıyorsunuz?

Türkiye’de piyasalara ve insanlara baktığınızda iki farklı dünya görüyorsunuz: Toplumun büyük bölümü ya geçinemiyor ya da borç harç idare ediyor. Buna karşılık bir bölümü de üst düzey bir harcama eğilimi içinde görünüyor. Konut satışları geçen yıla göre biraz düşüş gösterse de hala çok yüksek görünüyor, otomobil satışları rekorlar kırıyor, kentlerdeki alışveriş merkezleri dolup taşıyor, trafik son derecede yoğun görünüyor, tatil yerlerinde yer bulunmuyor, salgın sonrası açılan lokantalar, kafeler dolmaya başlıyor, e-ticaret bütün zamanların en yüksek satışını yapıyor.

Örnek olarak otomobil ve hafif ticari araç satışlarını ele alalım. Aşağıdaki grafikte çubuklar son on yılın, mavi çizgi geçen yılın, turuncu çizgi de bu yılın aylık satış miktarını gösteriyor (Kaynak: Otomotiv Distribütörleri Derneği Haziran 2021 Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazar Değerlendirme Raporu)


Grafikten görülebileceği gibi geçen yılın Haziran ayından itibaren birkaç ay dışında satışlar on yıllık ortalamaların üzerinde, bu yılın ilk altı ayında ise geçen yılın ilk altı ayının oldukça üzerinde seyretmiş görünüyor. Lüks ve lüks üstü olarak sınıflandırılan otomobillerde satış miktarı ilk altı ayda (198.336) geçen yılın ilk altı ayına göre (141.139) yüzde 41’e yakın artış göstermiş durumda.   

Resmi verilere baktığımızda Türkiye’nin GSYH’si 2013 yılında 951 milyar dolar, kişi başına ortalama yıllık geliri 12.480 dolardı. Bugün GSYH yaklaşık 750 milyar dolar, kişi başına gelir ise yaklaşık 9.000 dolar dolayında. Yani gelirlerimiz son yedi yılda yüzde 30’a yakın gerileme sergiliyor. Buna karşılık piyasa yukarıda değindiğimiz gibi son derecede canlı görünüyor.

Demek oluyor ki gelirlerimiz düştüğü halde birçok alanda talepte artış var ve ekonomi canlılığını koruyor. Bu çelişkili durum nasıl açıklanabilir? (1) Enflasyondan kaçma çabası: TL’nin yabancı paralara karşı yaşadığı değer kaybı, bir başka deyişle sürekli karşılaştığımız kur artışı, fiyatları artırıyor ve enflasyonun daha da artacağı beklentisi yaratıyor. Bu durumda insanlar fiyatlar daha da artmadan bir an önce elindeki arabayı, beyaz ve kahverengi eşyayı, mobilyayı yenisiyle veya daha iyisiyle değiştirmeye çalışıyor. Hatta daha ileri giderek fiyatlar daha fazla artmadan dayanıksız tüketim mallarını da stokluyorlar. (2) Negatif reel faiz izleniminin yarattığı tüketim artışı: Sokakta kimle konuşsanız enflasyonun açıklandığı gibi yüzde 17,5 değil en az yüzde 30 – 35 oranında olduğunu öne sürüyor. Hangisinin doğru olduğunun önemi yok, önemli olan insanların inandıkları enflasyona göre hareket etmeleri. Bu durumda açıklanan yüzde 17,5 dolayındaki enflasyona inanmadıkları için bankaların mevduata verdiği yüzde 18 - 19 dolayındaki faizi yetersiz buluyorlar ve zihinlerinde oluşan negatif reel faizli yatırım araçlarına yatırmak yerine paralarını gayrimenkul, otomobil, diğer mal ve hizmetlere ya da döviz veya altın alımına yöneltiyorlar. (3) Kayıt dışı kazançların etkisi: OECD’nin tahminine göre Türkiye’de kayıt dışı ekonomi GSYH’nin kabaca üçte biri oranında ki bu yılda 250 milyar dolar eder. Bunların bir bölümü vergi dışı kalmış kazançlardan bir bölümü de kara para denilen yasa dışı, vergi dışı ve GSYH dışı kazançlardan oluşuyor. Bu tür paralar kolay harcanıyor (halk arasında ‘haydan gelen huya gider’ diye adlandırılan kategori.) Ayrıca bu paraları aklayarak ekonomiye sokabilmenin en kolay yolu lüks arabalar, lüks konutlar almak, lüks restoranlarda, barlarda en pahalı içkileri içerek en pahalı yiyecekleri yiyerek on binlerce liralık faturalar ödemekten geçiyor. (4) Kayıt ve sistem dışı varlıkların tampon etkisi: Yukarıda değindiğimiz kayıt dışı kazançlar yıllık kazançları gösteriyor. Bir de yıllardır kayıt içinden veya kayıt dışı olarak elde edilmiş ve kayıt ve sitem dışına çıkarılmış varlıklar var. Bu varlıklar kabaca 300 milyar dolar değerinde altın (kabaca 5.000 ton) ve döviz olarak (yurtiçinde banka hesapları dışında veya yurtdışında kayıt dışı olarak) tutulduğu tahmin edilen yaklaşık 150 milyar dolar olmak üzere toplam 500 milyar doları buluyor. Bu varlıklara sahip olanlar işler kötü gittiğinde kendi varlıklarından kendilerine borç vererek şirketlerine para koyuyorlar. İşler düzelince o paraları, borcu geri öder gibi yapıp çıkarıyor ve yeniden varlıklarına ekliyorlar. (5) Yabancıların getirdiği dövizler: Türkiye’ye yabancılar kanalıyla döviz girişi söz konusu. Borç ya da kredi dışında gelen dövizlerin bir bölümü gayrimenkul alımına geliyor olsa da bir bölümü nakit ve altın olarak giriyor. Yabancıların Türkiye’de gayrimenkul alımı eski yıllara göre hız kesmiş olsa da geçen yıla göre bu yıl artış var. (6) Köprüler, otoyollar, hava limanları, kent hastaneleri gibi büyük kamu yatırımlarının yarattığı ekonomi: Bu yatırımlar toplumun sırtına borç yüklemiş olsa da buralarda çalışanların elde ettiği gelirleri harcamaları ekonomide canlılık yaratıyor. (7) Bunlara ek olarak salgının yarattığı ortamın da bazı etkileri var: Toplu taşımadan kaçınmak için krediyle araba alanların, evden çalışmanın avantajıyla yazlık konut alıp işini oradan yapanların yarattığı talep, bunlara örnek olarak verilebilir.

Türkiye’de gelir dağılımında 2019 yılında (son yayınlanan veri bu) 2018 yılına göre ciddi bir bozulma var. Bunu hem Gini Katsayısının 0,41’e yükselmesinden hem de nüfusun en zengin yüzde 20’lik bölümüyle en fakir yüzde 20’lik bölümü arasındaki farkın giderek açılmasından anlıyoruz. 2020 yılında salgının yarattığı etkiyle gelir dağılımındaki asıl bozulmayı büyük olasılıkla 2020 ve 2021 yıllarında göreceğiz. Bu bozulma sonucunda orta sınıfın bir bölümü zenginler kategorisine terfi ederken büyük çoğunluğu yoksullar kategorisine düşmüş durumda. Orta sınıftan geriye kalanlar da aslında tam anlamıyla bir orta sınıf değil, daha çok yoksul olmayanlar grubu. Bugün karşımızda üç grup insan görünüyor: (1) Zenginler. Bu grup ikiye ayrılıyor: (a) Öteden beri zengin olan ve parası kayıt içinde olanlar. Bu grup öteden beri lüks yaşamını sürdürüyor ama bu yaşamı sergilemekten kaçınıyor. (b) Kayıt dışı kazançlarla sonradan zengin olanlar. Bunlar zengin olduklarını, sınıf atladıklarını çevreye kanıtlamak için sürekli lüks ve hesapsız harcama yapıyorlar. (2) Orta halliler: Özel kesimde ve kamu kesiminde nispeten yüksek ücretlerle çalışanlar, serbest meslek sahipleri, küçük çapta işletme sahibi olanlar. Bu kesimin yıllık ortalama geliri toplumun ortalama geliri (9.000 Dolar/Yıl) dolayında bulunuyor. Bunlar zaman zaman çeşitli etkiler altında kredi kullanarak kendileri için nispeten lüks sayılabilecek harcamalar yapıyorlar. (3) Yoksullar: Bunlar TÜİK’in açıkladığı yoksulluk sınırının altındakileri hatta biraz üstünde olanları da kapsayan bir grup. Bu grupta bulunanlar günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlandıkları için çocuklarının eğitimini, ailenin sağlık sorunlarını çözemiyorlar ve ‘sadaka ekonomisi’ denilen yardımlarla yaşamaya çalışıyorlar. Aldıkları yetersiz eğitim bu grupta yer alan insanları, durumlarını kader olarak kabullenmeye, kendileriyle hiç ilgisi olmayan bir takım tuhaf yatırımlarla övünüp avunmaya itiyor.

Bugün geldiğimiz noktada bütün mesele bu yapıyı bu haliyle sürdürebilmenin mümkün olup olmadığında düğümleniyor. Şimdilik görünen o ki kayıt dışı kazanç trafiği kesildiği anda bu yapı alt üst olacak.


Yorumlar

  1. Kayıt dışı ekonomi bittikten sonra da Mahfi Hocam, borç deflasyonu da başlayacaktır. Buna da dikkat çekmek gerek. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet orada da büyük sıkıntı birikti.

      Sil
    2. Bu yazıyı yazan kıymetli arkadaşıma soruyorum. BORÇ DEFLASYONU NEDİR? SONUMLARI NELER OLUR? Ben bu kavramı ilk kez duydum. Av. Cahit Can YANIK/İST.

      Sil
    3. Borç Deflasyonu: Ekonomide durgunluğun derinleşmesi ve bunun da temel sebebinin tasarruf sahiplerinin tüketim yapmak yerine sürekli paralarını bankaya yatırıp ( yani bankaya borç verip karşılığında faiz geliri kazanması) toplam talebin azalması ve toplam talebin azalmasından dolayı meydana gelen olgudur

      Sil
    4. Siz Türkiye'de mi yaşıyorsunuz? Mevcut iktidar mudiyi enayi yerine koyup önce enflasyonu olduğundan düşük açıklatıp, sonra da enflasyondan daha düşük bir faiz veren para politikasını dayattığı sürece kimse TL tasarruf etmez. Döviz mevduatı karşılıkları o kadar yüksek ki, bankalar artık döviz mevduatına %1' in altında faiz veriyor. Bu durumda en iyi tasarruf gelecekte yapılacak harcamayı erkene almak olmaz mı?

      Sil
  2. Resmi verilere göre %60 asgari ucretli asgari ucretin 100-400 tl uzerinde ucret ile calişanlarida eklediginizde %75 asgari ucretli.. %75 aclik sinirinda iken nasil ev araba aliniyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devletin saçma sapan vergi politikaları nedeni ile çalışanın işverene maliyeti çok yüksektir. Bundan mümkün olduğu kadar kaçınmak için çoğu işveren, çalışanlarını bordroda asari ücretli gösterse de çalışanın eline aslında daha çok para geçer. Asgari ücretle çalışıyor gibi görünen oranının bu kadar yüksek olmasının önemli bir nedeni de budur, yani kayıtlı gibi görünen ekonominin önemli bir kısmı da aslında kayıt dışıdır...

      Sil
    2. Saçmalamışsın. Sen hangi ülkede yaşıyorsun? Milyonlarca insan , asgari ücretli olarak gösterllip onun yarısı kadar maaş alıyor bu ülkede.. Sen neden bahsediyorsun?

      Yaşadığın ülkeye bu kadar uzak olma.

      Sil
    3. Hangi ülkede yaşıyorsun diyorsunuz benim bildiğim kadarıyla hepimiz Türkiye Cumhuriyeti ülkesinde yaşıyoruz

      Sil
    4. Hacı, hayat şartları zor, biliyorum ama bu saçmalık için prim alamazsın, hatta trollük maaşından bile olabilirsin, benden uyarması :)

      Sil
    5. Borcu borçla ödeyen ekonomiyi iki aylık tatil süresi olan turiste bağlayan her şeyi dışa bağımlı olan bir ülke geleceği karanlık

      Sil
    6. Mahdut ben şimdi CHP trolümüyüm yoksa AKP trolümüyüm vallahi bilemedim. Bankaya gidip maaşı kimin yatırdığına hiç bakmadım kardeşim. Maaş yatıyor ama kim yatırıyor bütün mesele bu..

      Sil
    7. Asgari ücretin yarısı mı? Gerçi ben olsam sana boğaz tokluğuna bile iş vermem ama sizin yönetim anlaşılan ya eleman sıkıntısı çekiyor, ya da çok insaflı :)

      Sil
    8. Geleceğin meslek kolunu açıklıyorum. "Herkes her şeyi biliyor ama ne oluyor bilmiyorum." :)) Koku iletimini bile buldular, parfüm kokuları oradan oraya dolaşacak. Sizin tartıştığınız şeyler e bakın:))

      Sil
  3. Hocam merhaba, öncelikle çok teşekkürler kıymetli bir yazı ve bu dönemde çoğu kişinin aklında olan soruya net bir cevap olmuş.

    Benim sorum başka bir konuyla ilgilim olacaktı. Merkez Bankası faiz artırınca, ticari bankaların merkezden kullandığı kaynağın maliyeti artıyor ve bu da kredi faizlerine artı olarak yansıyor. Peki neden mevduat faizleri de artıyor. Çünkü mevduat faizleri bankaların giderini oluşturuyor. Zaten merkezden gelen kaynağın maliyeti arttı bir de neden mevduat faizini artırıyorlar? Açıklarsanız çok sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Mevduat faizleri de artıyor çünkü MB'nin faiz artırması enflasyonun artacağının bir göstergesi. Bu durumda insanlar faiz düşük kaldığında dövize dönmeye başlıyorlar. Bu da bankalar için daha ciddi bir sıkıntı.

      Sil
    2. MB'nin faiz arttirmasi nasil enflasyonun artacaginin gostergesi oluyor? MB muneccim mi? Yoksa faiz artinca enflasyon mu artiyor, onun gibi bir sey mi oluyor? :))

      Sil
    3. Dünya İnsanı17 Temmuz 2021 21:18

      Adsız arkadaş; MB Enflasyonu kontrol etmek için çeşitli araçlara sahiptir. Faizde bunlardan birisidir. Merkez Bankaları senin mahalle bakkalın değildir. Devletin kredi, para değeri, finans konularında kararlar vermesi gereken kurumlardır. Tüm Türkiyenin bankacılık hareketleri ve bilgileri Merkez Bankasına akar. Merkez bankası enflasyonun artacağını bu verilerden anlar ve enflasyonu düşürmek için faiz arttırıp teşvik-cazibe gösterir. Piyasadaki TL eksikliğini veya fazlalığını, bu paraların bankalara yatırılması ile giderir. TL fazla ise para toplar( Tahvil Satar ), piyasada kredi verecek likidite yoksa faiz artırır dolarların bozdurulması için bir sebep verir ve komşunun 40bin dolarını 360bin TL ye çevirip bankaya yatırmasını sağlar. Faiz enflasyon dalgası geçeceksen hiç yeri değil.

      Sil
    4. Dunya Insani, tartismak istemedigim icin sadece TCMB'nin 'devletin kurumu' olmadigini ya da en azindan olmamasi gerektigini ve bunun onemini belirtmek istiyorum. Malesef Turkiye'de egitim eksikliginden dolayi, kavramlarin tarihi ve neden sonuclari, Merkez Bankaciligi neden var, neden bagimsiz olmali, ya da pratigimize donersek, neden 'faiz' ile bu kadar icli disli bilmiyoruz. Bunlarin sistematik bir sekilde ogretilmesi gerekiyor ancak, anladigim kadariyla ogretilmek de istenmiyor.

      Bu sayede isteyen atini istedigi gibi oynatiyor. Banka-finans korosu cikip 'enflasyonu ancak faizle yenebiliriz' diyip faiz arttirtiyor, kamu yonetimini eline alan 'MB tabi ki devletin kurumudur baskani da memurdur' diyor, ve halk da bunlari isine geldigi oranda yiyor. Haliyle cehalet herkesin isine geliyor.

      Kapitalist sistemlerde MB'lari sermayedarlarin cikarlarini gozetirler. Her birey de birer sermayedar oldugu icin bu bireyi devletin onune cikartir. Yani dogrudan devletlerin cikarlarini gozetmezler. Devletin cikarini gozeten kurumlara modern anlamda Merkez Bankasi denemez, olsa olsa devletin hazinesi denir. Yani 703 numarali KHK ile aslinda TCMB, merkez bankasi olmaktan cikmis Gosbank olmaya dogru evrilmistir.

      Umarim bunun ulkeye refah getirmeyecegi bir an once anlasilir ve kamuoyundaki 'devlet-mb' algisi da bir an once kapitalist bir sistemde olmasi gerektigi noktaya gelir.

      Onemli olan tartisma bence budur, hangi kosulda ne olacagi da yazili cizili zaten, toplumlara ne fayda getirmis, ne zarari olmus tarihte istemediginiz kadar ornegi var.



      Sil
  4. Hocam merhaba, ben son yıllarda yurdışına freelance olarak çalışmaya başladım. Benim gibi birçok arkadaş aynı şekilde kayıt dışı dolar geliri sağlıyor bu şekilde. Bu kişiler de haliyle Türkiye ye göre zengin oluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet tabii ama buna gelene kadar yurt dışında çalışan Türkler var. Euro ile kazanıp parayı buraya getirdiklerinde (otomobil vb hariç) birçok şeyi çok ucuz alabiliyorlar.

      Sil
    2. otomobil gibi bazı ürünleri ucuza alamazlar diye düşünüyorum hocam çünkü 2. eli 1.700 bin olan BMW orda 60 bin $

      Sil
    3. Kazandiginiz para banka araciligiyla geliyorsa kayit disi degildir. Kavramlari karistirmayin lutfen. Vergi vermiyorsaniz bu ayri ve sizin probleminiz devlet yeri geldiginde onu almasini bilir siz merak etmeyin. Kaldi ki kazancinizi harcarken zaten vergi veriyorsunuz. Yurt disina hizmet verenler icin bir cok vergi muafiyeti var duzgun bir mali musavir ile konusup verginizi de verebilirsiniz.

      Ayrica bu saydiginiz kesim yok sayilacak kadar az. Cevrenizde cok oldugu icin secim yanilgisina dusuyorsunuz.

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  5. Hocam bir de alışkanlıklar var. 10-15 yıl önceki koşulların değiştiğini reddediyor insanlar. Aynı koşullarda yaşamak istiyorlar. Gördüklerinden geri gideceklerini kabul edemiyorlar. Gelirleri olmasa da aynı harcamalara devam etmek istiyorlar. Ben tüketim harcamalarının bir kısmını buna bağlıyorum.
    İlerisi için riskli bir durum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hocam. Bir kesim insan hâla 40-50 yıl geride yaşıyor. Darı ekmeği yiyerek günü kurtaran insanlar şu anda şükür halinde. Ha, o şükür halide şu anda biraz sallantıda ama : ).

      Sil
  6. Neredeyse tum vatandasin okumasi gereken, basit, acik, anlasilir bir yazi olmus. Otomotiv sektoru ile ilgili oldugum icin tablodaki satislar benim icin yorumlanabilir seviyede fakat bu tablo uzerinden ulkenin yorumlanmasi gercekten keyif verdi, ayrica bir bakis acisi da kazandirdi. Tesekkurler hocam.

    YanıtlaSil
  7. Hocam öncelikle emeğinize sağlık,
    Belirttiğiniz gibi, enflasyonun kontrolden çıkmasıyla birlikte paradan kaçış ve gelir dağılımındaki bozulmaya bağlı olarak ekonomik talepteki canlılık artarak devam ediyor. ben bu artışta farklı bir faktörün de, eski orta sınıflar adına rol oynadığını düşünüyorum. şöyle ki, y-kuşağı dediğimiz grubun büyük çoğunluğu, özellikle sabit gelirli olanları, bir süredir ana-babasının(x kuşağı ve öncesi diyelim) birikmişlerini harcıyor, yani son birkaç yıldır belki 5 yıl, özellikle büyük kentlerde ayakta kalmak adına ailelerin tasarrufları ve birikimleri bu minvalde harcanıyor; genç ve orta yaşlı aileler bu şekilde ayakta kalabiliyor, otomobil ev gibi büyük harcamalara ailevi desteklerle girebiliyorlar. kısaca bir süredir x-kuşağı,yenileri finanse ediyor.

    ancak bu finansman modeli de artan enflasyon ve gelir bozukluğu ile birlikte bitecektir, ve dolayısıyla yeni kuşakları ekonomik anlamda çok daha karanlık bir ülke bekliyor. çünkü hazıra dağ dayanmaz..

    xyz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Evet bana da sürdürülemez bir model gibi geliyor.

      Sil
    2. tam bu konuyu yazacaktım deginilmis

      Sil
    3. Etrafta geliri asagi yukari belli olan kisilerin boyundan buyuk harcamalarina baktigimizda aynen bahsedildigi altindan aile destegi cikiyor. 35 yasina gelmis babasinin ek kartini kullaniyor. 1 hafta 20bin tl tatile verebiliyor ya da ust segment bir araba alabiliyor. Bu deniz de bitecektir, hazira dag dayanmaz.

      Sil
  8. Bu yazınızda, zihnimdeki bir çok sorunun cevabını buldum. Ekonomideki belirsizliklerin, kayıt dışı ekonominin oluşturduğu risklerin ortadan kaldırılabilmesi için yapısal reformların bir an evvel düzenlenmesi gerekiyor.

    YanıtlaSil
  9. Hocam hem ekonomik hem sosyolojik bir tahlil olmuş. Keyifle okudum her zaman ki gibi... iyi varsınız. Yakinen şahit olduğum "sadaka ekonomisi" kavramını da eklemeniz çok yerinde olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ekonomi, sosyolojiyle çok iç içe gerçekten.

      Sil
  10. 2020 geçti, cümlede anlam bozukluğu var gibi...2020 yılında salgının yarattığı etkiyle gelir dağılımındaki asıl bozulmayı büyük olasılıkla 2020 ve 2021 yıllarında göreceğiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlam bozukluğu yok. Son açıklanan gelir dağılımı verisi ve Gini Katsayısı 2019 yılına ait. 2020 yılı verisini 2021 yılının ortalarında göreceğiz.

      Sil
  11. Ekonomik bir bilgi vereyim. Yuksek faiz varligi fakirden zengine aktarir. Gelir dagilimini bozar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlı 1.Dünya Savaşı sırasında.Harp enflasyonundan kaçmak için Osmanlı Kaymesinden Osm anlı Altın Lirası geçerdi.Hükümet Kayme bastırmak isterse,Osmanlı Bankası getir Külçe Altını basa lım.Kurtuluş Savaşı Osmanlı Bankasının Bastığı Kayme ile yapıldı.Falıh Rıfkı Atay.Cumhuriyetin ilk yılları.Maliye Bakanı Şükrü Saraçoğlundan hatıra.Ulusda ki Maliye Banlığından mesai bitimi çıkmış ,Keçiören tarafında evine gidecek.Atına binmiş.O devirde 120.000 makam aracı yok.Tam gidecek Ankara dışından bir görevli ödenek istemeye gelmiş.Bakandan isteyince.Odama git,Ne kadar lazım sa al,Kasa açık.Kısaca para yok.Seçmene yatırımcı gözükmekye her ile epeyce temel atılırdı.Ayaş Tünelinde Işık gözükmedi.Geçenlerde Necati Doğru yazısında X Kurumun bütçesi yetmemiş,Ek ödenek.O da yetmemiş Ek ödenek.O da yetmemiş Ek ödenek.Meclisin yaptığı Bütçe şeklen var. Suriyeci yerleşimcilere ödenen 200$,İdlipte Trablusta harcanan paraları,Bütçedede bulamazsınız. Kısaca bir bütçe var mı?Rh Babam 20 sene kadar önce 0 daire satmıştı.Yüzbin$.Şimdi ₺ çevirirse niz yine aynı para.Osmanlı savaş dönemi gibi Aylığını alan,Döviz bürosu önünden geçerken bir yüz lük £,$,€,¥ alıp.İhtiyaç halinde bozdurmakta.Faizi geçin.İtibarı kalmadı.Yahudiler ötelenirken.Israil kuruluşu ile toplanıp Uygarlık yartırken,Başka Ülkelerden Senelik tatillerde gelip ücretsiz hizmet et tiler.Burada doğanlar ötelenme görmediler,aynı buradaki Kendilerinden menkuller.Ne ise !

      Sil
  12. Hocam kayıt dışı kazanç trafiği nasıl ve neden kesilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Avrupa mesela uyuşturucu işinde ciddi önlemler alırsa kesilir.

      Sil
    2. Sedat Peker'in anlatımlarına göre uyuşturucu Türkiye'de Avrupadan daha pahalı ve asıl tüketim Türkiye'de..
      Dolayısıyla ciddi önlem alması gereken Avrupadan ziyade Türkiye olmalı.
      Keza Türkiye'de ciddi önlemler alınırsa Avrupanın da uyuşturucu yollarından biri kesilmiş olur.
      Neler yapılabilir;
      1-Mesela dünya uyuşturucu üretiminin merkezlerinden biri olan Afganistan'daki Kabil havaalanının koruma ısrarından vazgeçilebilir..
      2-Hangi liman olursa olsun varış noktası Türkiye olan tüm deniz araçları belli merkezlerde ön arama noktalarında kontrole tabi tutulabilir.
      3-Yurtdışından gelen tüm özel jetler aynı şekilde özel arama noktalarından geçirilebilir.
      Konu hakkında fikir, bilgi edinmek isteyenler "Narcos" ve "Narcos mexico" dizilerini izleyebilir.
      Konu dışı ama "Narcos mexico" dizisinin 2. sezon 7 ve 8. bölümlerinde işlenen 1988 Meksika seçimlerinin Türkiye'deki son 2 seçim arasındaki benzerliğini görüp şaşırabilir.

      Sil
    3. Kardeş, sen niye sedat peker dedikten sonra olaya giriyorsun.

      Araba avrupadan pahalı, bilgisayar, tüm elektronik eşyalar, tüm teknoloji ürünleri, internet, bebek maması, bebek bezi, daha sayamadığım bir çok temel kullanım ürünü.

      Bir de et, süt, yumurta vb temel ihtiyaç gıdaları var, bunlar avrupadan nominal olarak ucuz, alım gücü olarak bize pahalı.

      iki sokak gezen herkes bunları bilir. Tabi, bizim milletin tuzu kuru olanları hariç. Onlar başlıyorlar sidit pikir vidiiyi çikti, uyiştirici bizdi avripidin pihilii , herşey pahalı be, herşey, hem de yeni değil on yıllardır pahalı, biraz ayaklarınız yere bassın.

      Sil
  13. Hocam yazi icin teşekkürler. Mevcut Durumu her zamanki gibi cok isabetli ve dogru sekilde yazmışsınız. Her yazinizda bir cok soruya cevap bulabiliyorum. Bundan dolayi ayrica tesekkur ediyorum.

    YanıtlaSil
  14. Elinde nakiti yada düzenli kaliteli geliri olanlar kesinlikle mala yatırım yapıyor.(Misal bizim evde bir senelik kuru erzak yağ (evdeki ayçiçeği yağı hala kilosunu 9 liradan aldığım yağ ) temizlik maddesi vesaire )
    İkincisi kredi kartına dayanmalar (tefeci cep telefoncu kuyumcu ) vatandaşlar buralardan takla artırarak çarkı döndürüyor.
    Küçük esnaf ne vergi ne SGK primi hiçbir ödeme yapmıyor,kasaya giren direk cebe gidiyor.
    Kayıt dışı ekonominin gelir getirileri.
    Para aklama ekonomileri TV dizi dünyası futbol ve spor klüpleri,turizm sınır ticareti sahte fatura devlet dolandırıcılığı, vesaire

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de boyle kucuk esnaf dusmani maasli koleler var. Hic vergi vermiyormus, SGK primi hicbir odeme yapmiyormus. Yapmiyorsa SGK'dan faydalanamiyor, borc hanesine de yaziliyor o primler. SGK'nin 4/a'lilara sagladigi garantiler de 4/b'lilere gore fazladir. Kaldi ki 2005 yilina kadar Bag-kur gelir gider dengesi acisindan en az acik veren kurumdu, en fazla Emekli Sandigi, sonra SSK idi. Bugun de durumun farkli oldugunu sanmiyorum. 4/b'liler tahsilati en fazla yapilanlardi cunku bireyler odemeyi kendisi yapiyor, kurumlar gibi biriktirip biriktirip iflas ilan edip primleri vatandasin sirtina birakmiyor.

      Vergi nasil odemiyormus, kucuk esnaf ile alakaniz olmadigi besbelli. Kucuk esnaf dediginizin gelir vergisi sartlari size 'kaliteli gelir saglayan' buyuk esnaflarin 'istisnalar cenneti' kurumlar vergisi sartlarindan kat ve kat agirdir. Size kaliteli gelir saglayan kurumlar duzenledikleri 'jazz festival'lerini bile vergiden duserken, kucuk esnaf evine goturdugu ekmegi bile vergiden dusemez.

      Para aklamanin da ne demek oldugunu bilmediginize bahse varim.

      Ozetle neresi dogru, kulliyen yanlis bir yorum.

      Sil
    2. Şu küçük esnaf düşmanlığını bir türlü anlamıyorum. İnsanların küçük esnaf ile en büyük sıkıntıları düzgün iş yaptıramamak, muhatap olunamamak, işin detaylarını bilememek vb sorunlar.

      Babam elektrikçi esnafı. Hayatında bir kere bile kalitesiz mal kullanmadı. Her işine zamanında gitti. İşini de iyi bilir, kimse işinden dolayı şikayetçi olmadı, yaptığı işlerdende hiç sorun yaşamadı.
      Bunlar için ücreti yüksek. İşine göre zaman ve maliyet çıkarır, insanlara ücreti hep yüksek gelir. Babamın arkasından ben çok duydum, yaa filana yaptırdık 100 liraya, babamdan için iki vida sıkmaya 250 lira istedi beriki diye. insanlar hep babamın ücretinden şikayet ettiler, şikayetle kalmayıp gittiler daha ucuza çalışan, eğitimsiz sertifikasız insanlardan hizmet aldılar, onları esnaf yaptılar.

      35 yıllık dükkan sahibi, semtte onun üzerine kaç tane elektrikçi dükkanı açıldı kapandı sayısını bilmiyorum. Bir tane elektrikçi hatırlarım, süslü bir dükkanı var diye herkes ona giderdi. Babamın dükkan kendisinin, adam kirada, babam derdi bu fiyatlara bu işi yapamaz, bu adam vurguncu olacak diye. Fiyatı yarı yarıya düşük tutup herkesin işine koşmaya çalışır, her yere geç kalır, gecelere kalır, hem yorgun hem dikkatsiz iş yapardı. Bir sene dayanabildi, gitti. Kaç tane daha geldi gitti. Babam hepsinin hatasını arkadan düzeltti, insanların maliyeti arttı.

      Küçük esnafı küçük görenler, kendileri b.ktan esnaf yarattılar, farkında değiller. Kızdıkları ve küçümsedikleri şey kendilerinden başka bir şey değil.

      Sil
  15. Eminönü’nde mağazamıza kahve içmeye bekleriz değerli hocam; 3 aydır o kadar sakinki hemen hergün birbirini ziyarete gidiyor esnaf. E-ticaret derseniz o kanalda da ciddi bir hacim kaybı yaşandığını görüyoruz. Pandemi sürecinde haklı olarak bunalan toplum tatile uçtu diyelim. Salgında yeni evreler yaşamamak dileğiyle, ticaret adına umutlar Eylül’e.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet henüz oralarda kıpırdanma yok ne yazık ki.

      Sil
  16. Çok değerli bir paylaşım hocam kaleminize sağlık, 5 Nisan 94 de, 2001 de, 2008 de 2011 sonrasında hep.... kayıt dişinin sağladığı tamponla hayat devam etti, alt orta sınıf maalesef kaynayan kurbağa

    YanıtlaSil
  17. Çok faydalı bir yazı olmuş. Çok teşekkürler hocam.

    Parasal birikimi olan bireyler, aileler, şirketler vb, enflasyonun daha da artacağı beklentisiyle ve faizi artırmanın önünde siyasi engel olduğu düşüncesiyle taleplerini öne çektiler.

    Öte yandan eksi reel faiz, düşük gelir ve enflasyon, tasarruf eğilimini de düşürüyor. İnsanlar eline ne geçerse harcıyorlar, harcamak zorunda kalıyorlar diye düşünüyorum.

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Evet talebin, fiyat artışı endişesiyle öne çekildiği doğru.

      Sil
    2. İlginç olan kısmı insanlar bu tabiri caizse bu balon fiyatlardan aldıkları konut otomobil vs nin fiyatının düşme ihtimalini aklından bile geçirmiyor. Tasarruf oranı sanırım son dönemde işsiz kalıp gelir kaybı yaşayıp tasarrufundan harcamak zorunda kalan vatandaşlarımızı tenzih ederek söylüyorum saçma sapan bi şekilde düştü. Çok şükür bir kısmın borsaya atılması biraz bu oranı dengeledi. Ancak konut ve otomobil konusunda bu kadar talep gerçekten çok saçma geliyor. Talep öne çekildi evet ama bu fiyatlar düşünce yatırım amaçlı alınanlar pişman olup satıp başka şeylere yönelecek ve rasyonel sonuçlar çıkmayacak maalesef. Çok üzülüyorum çok sinirleniyorum bu durumlara. İçimi döktüm biraz kusuruma bakmayın

      Sil
    3. Ufuk, bu soylenenler Bitcoin icin de senelerdir soyleniyor, bir turlu patlamiyor. Ev, araba fiyatlari da oyle. Normal sartlarda bu saydiklarina talep az ya da cok her zaman olacaktir.

      Insalar bu tip seylere genellikle birikimleri ile sahip oluyorlar. Amaclari da kar etmek ise, neden aldiklarindan daha dusuk (reel) bir degere satsinlar? Tabi ki arada plani istedigi gibi islemeyip zararina satmak zorunda olan olacaktir, ama serbest piyasada bunlar olagan seyler. Insanlarin cogunun rasyonel davrandigini dusunursek (kim ne derse desin bu boyledir), insanlar kar edene kadar sahip olduklari evi, arabayi, ya da bitcoin'i satmazlar bu da kisitli kaynagi olan bu metalar icin fiyatlarin surekli yukselmesi anlamina gelir.

      Fiyatlarin dusmesinin tek yolu, bunlarin arzinin artmasidir ki, bu da gene normal sartlarda pek mumkun degil. Akli basinda hicbir muteahhit, stok fazlasi var ben biraz daha cok ev yapayim da daha ucuza satabileyim diye is yapmaz. Baktilar fiyat yukselmiyor ev yapmazlar, zaten oyle de oluyor. Araba biraz daha istisna bu konuda ama onda da dolarin etkisi ile surekli bir fiyat artisi gormek olasi.

      Sil
  18. Satılan otomobillerin %kaçı filo kiralama firmalarına ait,kaçı rent a car firmalarına,kaçı şirketler üzerine,kaçı hafif ticari ve kaçı orta sınıfın aldığı araçlar?85 milyonluk nüfus olarak yıllık 650 bin satışla 11 milyonluk Belçika ile ancak mukayese ediliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazı bunu anlatmıyor, son dönemdeki fiyat artışlarına karşın satışlardaki artışı anlatıyor. Belçika'da kişi başına gelir 50 bin dolar, Türkiye'de 9 bin dolar, Belçika'da araba fiyatı bizdekinin üçte biri.

      Sil
    2. Yazınızda otomobil satışlarının rekor kırdığını söylediğiniz için yazdım,evet rekor kırdı ancak bana göre belirttiğim şartlarda rekor kırdı,bunun yanında otomotiv sektöründe araç başı kar oranı çok yüksek olduğu için, otomotiv firmalarının yüz binlerce satmasına da gerek kalmıyor,o yüzden de piyasa çok fazla daralmıyor.

      Sil
  19. iki ayağıyla suyun derinliğini kontrol etmeye çalisan insan kadar ekonomimiz o kadar mantıklı ve akla yatkın.

    YanıtlaSil
  20. Hani bittiydik, ne oldu?

    Çok şükür ülkemiz hem sağlık hem ekonomi alanında avrupanın en büyük devletleri ile yarışır hale geldi.
    Onların trilyonlarca para basmasına rağmen Türkiyemiz kendi ayakları üzerinde kendi yağı ile kavruldu, hem de bugünlerimizi onca savaşa, kargaşa çıkarmaya çalışanlara, turist gelirlerinin azlığına rağmen yaptı.

    Ülkenin kaptanı tecrübeli olunca, böyle fırtınaları güçlenerek atlatıyoruz. Hamdolsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıyı okumadınız değil mi?

      Sil
    2. İroni yaptığını tahmin ediyorum.

      Sil
    3. İroni olduğunu sanmam, bu arkadaş ve benzerleri Tofaş serçe modeli ile formula1'e katılmış sürücü (kaptan) gibi. Kontağı çevirirken dikiz aynasına bakıyor, arkadan tur bindirip gelenleri görünce kendisini önde zannediyor...

      Sil
  21. Hocam, yazınız çok güzel, bu coğrafyanın insanı yediden yetmişe gösteriş budalası bir topluluk haline gelmiş, desinler diye aç gezer, pompalarını yırtarlar, her pisliğe müstehaktırlar, herkes kendine göre yolunu bulmaya çalışır,bu da bu toplumun insan ve eğitim kalitesinin yerlerde sürünmesindendir.. Velhasıl ne ekonomisi, ne kendisi adam olmaz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Kartal ne yazıktır toplum olarak gösteriş merakınız çok fazla... gösteriş yapmak itibarlı olmakla eş anlamlı sanki

      Sil
  22. Otomotiv yönetim danışmanı kimliğimle 3 senedir hemen her gün kendime bunu soruyorum, zira sektörde yaşanan canlılık bildiğimiz hiç bir parametreye uygun değil. Ben yanıtımı "kolay paranın bazı sektörlerdeki büyümeye doping etkisi" olarak bulmuştum.
    Değerli yazınızla siz de kafamdaki pek çok açığı kapattınız. Teşekkür ederim.
    Ama bu sarmaldan çıkmak, sosyal/siyasi/yapısal değişimler gerçekleşmedikçe pek mümkün gözükmüyor.
    Kayıt dışı kazanç trafiğinin kesilmesi demek, mevcut döngünün yerle bir olarak üst düzey gelir sahibi kesimde derin bir ekonomik kriz yaşanması demektir. Bunu ancak yeni ve dirayetli bir kabine yapabilir ve yaptıkları takdirde de bombayı kucaklarına almış olurlar. Menfaat kanalları kesilen para babaları (ya da oğulları) ortalığı velveleye verirler. Yukarı tükürsen bıyık.
    Ortamın aynen devamı demek, mevcut hükümetin, yani ortadoğu tarzı devlet yapısının devamı demektir ki, yeni Türkiye = Rezalet. Aşağıdakiler daha da ezilecek ama ses çıkartamayacaklar. Aşağı tükürsen sakal.
    Çok karışık, çok belirsiz ve çok zor bir dönemin içindeyiz. Çözüm net değil. İki kere iki dört etmiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir analiz, ne yazık ki çözümler zor ve uzun vadeli.

      Sil
    2. Kayıt dışı ekonomi ve gelirler, ülkemizi dış etkenlere karşı korumada etkili olabilir mi?

      Sil

    3. Kayıt dışı kazanç trafiğinin kesilmesi ne münasebet,neticede alan memnun satan memnun.

      Sil
    4. ülkede kayıt dışı güçleri oluşturan grup Rusların oligarklari gibi.birkac gruptan oluşan gruh siyasi ,bürokrasi dekiler ve işadamı kılıklı grup ki bunların içinde kayitdisilik,, çok yaygın olan tefecilik uyuşturucu grubu vergiden kaçınan veya göz yumulan büyük bir gruh.ulke tarım sektörünün çok büyük bir kısmı kayıtdışı veya düşük fiyatla kayitlarda

      Sil
  23. Mahfi Hocam- Kayıt dışı ekonomik büyüklük olarak bahsi geçen 250 milyar dolar, iç tüketime yönleneceğinden (ne kadarı bilemiyorum…), 750 milyar dolar GSYH hesabının zaten içinde yer almıyor mu? Yıllar önce yazdığınız kitaplardan birinde çok güzel anlatıyordunuz bu olguyu.

    Sevgiler/ Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamı değil ama harcanan bölümünün önemli bir parçası kayda giriyor ve GSYH'de yer alıyor.

      Sil
  24. Seksenlerin özellikle ikinci yarısında da yazınızda belirttiğiniz satınalma psikolojisi çok güçlüydü. Piyasa enflasyonu ile devletin enflasyonu arasındaki fark o dönemde de açılmıştı. Hatta bir çok kişi ve işletme enflasyon oranı için İTO endeksini kullanmayı tercih ediyordu. Bu kez devlet farklı bir strateji uyguluyor, iç borçlanma için TL yerine döviz tercih ediyor. TL faizindeki kontrol kolaylaşmış gibi görünse de sonuçları çok daha ağır olacaktır. Açığı artan paralar ile borçlanmak ödeme krizini kaçınılmaz hale getirecektir.

    YanıtlaSil
  25. Merhaba Mahfi bey,
    Türkiye GSYH paylaşımında, GSYH nin %80i nüfusun %10’nda tespitine katılır mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK verilerine göre nüfusun % 60'ı GSYH'nin % 31,4'üne, % 40'ı ise 68,6'sına sahip.

      Sil
  26. Veriler kötü ama satışlar artıyor. Canlı piyasadan bir esinti hisseden halk sokaklara dökülüyor, piyasamiz ne kadar da canlıymış diyor, huzurdan kendini kaybediyor.

    YanıtlaSil
  27. Hocam bir kesim açlıktan kırılırken bir kesimin milyonları harcamasının sebepleri arasında gelir dağılımındaki adaletsizliği ve bu lüks tuketimi haz duyarak ve göze sokarak yapmalarini da kültürel erozyon olarak değerlendirebilir miyiz?

    YanıtlaSil
  28. Merhaba Hocam
    Ben genel anlamda piyasaların içerisindeyim. Farklı sektörlere yönetim danışmanlığı verdim. Bilinen ile yaşananın tezat olmasının tek nedeni bana göre; sizinde açıkladığınız, ancak bana göre çok daha yüksek olan -GSYH- rakamına denk kayıtsız ekonomidir. Siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar büyük bir kayıt dışı ekonomi yok ama yüzde 30 makul görünüyor.

      Sil
  29. Sayın Eğilmez, Bu günkü durumumuz rahmetli Turgut Özal zamanında bize anlatılan " Enflasyonlu Kalkınma " modeline benziyor gibi. Bu modelin sonucu ekonomimizi batırmıştı , siz bu dönemi çok yakından biliyorsunuz tahmin ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben o dönemle bu dönem arasında benzerlik kurmadan sizin bahsettiğiniz durumun "gelişme" olduğunu, "kalkınma" olmadığını düşünüyorum. Ekonomi büyür, işsizlik azalır, cari açık düşer, enflasyon azalır, ülke bir şekilde gelişir. Gelişen ülkede demokratik söylemler azsa, adalet kurumları devlet ve vatandaş arasındaki dengeyi tam kuramıyorsa, insanlar konuşurken rahat değilse, buluş yoksa, eğitimde fırsat eşitliği yoksa, sanatta, sporda başarı yoksa, insanlar konuşmakta bile zorlanıyorsa kalkınma yoktur ortada. Kalkınmış ülke, ekonomisi bozulunca onu tekrar düzeltecek güce sahip oluyor ama kalkınamamış ülke bunu başaramıyor. Enflasyon konusuna gelirsek, resmi enflasyon ve hissedilen enflasyon arasında fark var. Bizim hem resmi enflasyonu hem de psikolojik enflasyonu düşürmemiz gerekiyor ve vatandaş resmi enflasyona itimat etsin. Enflasyon daha fazla artmadan harcamalarını artırarak parasını bir şekilde değerlendiren kesim varlıklı ya da orta halli kesim. Enflasyonu herkes hissediyor ama bunun altında ezilen kesim sabit gelirlilerdir. Siz batırmaktan bahsederek bunun kalkınma modeli olmadığını itiraf etmişsiniz. Gerçek bir kalkınma modeli kurmak zor değil ama inançlı, istekli, gözü açık ve kandırılmayan yurttaşlara ihtiyaç var.

      Sil
    2. Adsız 13:00. Bu ülkede ne enflasyonlu ne de enflasyonsuz kalkınma olmaz kardeşim. Ülkenin ayarları bozuk. Bağnaz olan da bağnaz değilim diyen de bağnaz bu ülkede. Herkes bir dümen tutmuş gidiyor. Atatürk gibi biri gelmeden bu ülke düzelmez. Öyle biri de gelmez zaten. Atatürk güç elindeyken demokrasi adına birçok girişimde bulundu ama ülke o zamanlar buna hazır değildi. O öyle bir devrim yaptı ki şu an 600 mv. + malum kişi tersini yapıyor. Sistem bozuk, sistemin içinde doğru insanlar varsa onlar da bozuluyor. Gerçek hayata dön bak kalkınamamışlığı görürsün. Demokrasi yok en basitinden. Demokrasi seçim değil, yönetici değiştirmek hiç değil, Farklı fikirleri ve sesleri seçimden önce ve sonra ülke çıkarına aynı paydada toplayabiliyorsan budur demokrasi. İki kişi karşılıklı konuşup anlaşamıyorsa orada düzelme beklemek nafile bir çabadır. Demokrasi istemeyenlerin demokrasi istiyormuş gibi göründüğü ülkede bilgi, fikir düzleminden ileriye gidilmez. Fikirler ülke çıkarına kullanılmaz. Diğer ülkeler fikirleri çarpıştırıp yenı yenı şeyler bulurken siz oturduğunuz yerde kalırsınız. Bir şeyler doğru değil bunu düzeltecek insanlar da doğru değil. Sen de bu ülkede yaşıyorsun ben de. Bir kesim -buna yönetenler dahil- rahat içinde yaşarken ben niye rahat değilim. Benim beklentilerim farklı. Benim maddi ihtiyaçlarım yanında sosyal ihtiyaçlarımın da karşılanması gerekiyor.

      Sil
  30. Değerli hocam , 6 nolu madde ekonomide canlılık sağlıyorsa bu isletmelerin devreye girdiği dönemde işsizliğin azalması beklenmez miydi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimi sektörde iş yok oralarda işsizlik artıyor kimi sektörde ise ek talep var.

      Sil
  31. Ne kadar güzel anlatıyorsunuz, basit ve herkesin anlayacağı biçimde. Özledik sizin gibi bilgili ve bilimsel açıklama yapanları. Keşke ekonomi bakanı olsanız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim ama ülkenin ekonomik sorunları ekonomi bakanının çözebileceği sorunlar olmaktan çoktan çıktı.

      Sil
    2. Damat da durumu bizzat yaşadı ve ekonomi bakanı tarafından çözüm bulunamayacağını anlayınca istifasını sundu. Yoksa damat bu durumu çözerdi.

      Sil
  32. Hocam söyle diyorsunuz "Lüks ve lüks üstü olarak sınıflandırılan otomobiller" Devletin gözünde lüks olmayan yok olsa ÖTV almazdı :) S M L X XL lüksler diye sıralamışlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada kullandığım veriler Otomotiv Distribütörleri Derneğinin satış verileri ve onlara göre sizin sıralamanızdaki sadece X ve XL kategorisi lüks ve lüks üstü kabul ediliyor.

      Sil
  33. En az vergi verenler ülkede en çok söz sahibi , bu yüzünden kayıtdışı ile mücadele edilmiyor.

    YanıtlaSil
  34. Mahfi hocam,orta halliler olarak belirttiğiniz grubun kazancı bence $9000/yıl'ın biraz daha üzerinde,biraz iyimser yaklaşmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam bu tanımınıza ben de katılamadım. 9000 dolar yıllık gelir ile orta halli olunamaz gibi.

      Sil
    2. Türkiye'de kişi başına düşen gelire göre hesaplamış olabilir. Sonuç olarak yıllık ortalama gelirimiz 7000-10000 dolar arası. Tabi bu gelir, tek bir kişiyi orta sınıf yapacak gelir, yani iki kişi söz konusuysa o zaman 14-20 bin dolar yıllık gelir konuşulur. Dört kişilik bir ailede belki de 28-40 bin dolar yıllık kazanç gerekebilir.

      Sil
  35. hocam elinize sağlık, harika bir yazı.

    YanıtlaSil
  36. Elinize sağlık hocam. Piyasadaki canlılığın bizlere uğramasını bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  37. Hocam elinize sağlık. Otomotiv sektörü örneği çok somut ve herkese temas edebilen bir örnek. Belki bir tabloda da satış adetleri yerine, ortalama araç fiyatı ABD doları olarak olsaydı, sanırım, alım gücünün düştüğü, insanların 1-2 model alt ürünü aldığı ve toplam otomotiv pazarının enflasyonsuz bir para birimi ile küçüldüğü gözlemlenirdi. Benimki bir öngörü, ancak veriyle ispatlayabiliriz. Saygılarımla

    YanıtlaSil
  38. Hocam merhaba. Türkiye’de yaşayan nüfus 84 milyon satılan araba sayısı 900 bin bile etmiyor. Romanya nüfusu 20 milyon, yıllık 650 bin civarı araç satışı var. Yani kısacası araç satışına bakarak toplumda kriz yok ve tüketim devam ediyor gibi bir algı yaratmak anlamsız. Hatta olmasa gereken neden bu kadar az araba satılıyor sorusu sorulmalıydı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada konu olan o değil. Burada konu olan bu dönemde öncekilere göre fiyatlar kat kat arttığı halde satışların artıp artmadığı.

      Sil
  39. Kıymetli Mahfi hocam, biliyorsunuz Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 20 civarında. Bu oran, ekonominin bu maaş ve ücretleri karşılayamadığı için oluşan bir sonuç olarak yorumlanabilir mi? Örneğin, asgari ücret ve maaşları yüzde 30 oranında döviz bazında düşürsek veya bir süre TL bazında zam yapmazsak, işsizlik oranında bir düşüş gözlemlenebilir değil mi? Bu sonuçlardan hareketle maaşların, piyasanın kaldırabileceğinin üzerinde olduğunu düşünüyorum.

    Tabi bu dediğim doğruysa eğer, hiçbir siyasetçi, kurul veya sendikanın yapmayacağına da eminim ama sanki şu anki geliri hak edecek üretim yapmıyoruz gibi geliyor. Siz ne düşünürsünüz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kanıdayım. Zaten kayıt dışılığın % 30'lar düzeyinde olması da bunu gösteriyor.

      Sil
  40. Ekonominin kötüye gitmesi ile talebin artması arasındaki tuhaf çelişkinin sebebi buradaki yorumların hiçbirisi değil mesele şu: AKP iktidara Geldiği günden beri Özel sektörün yanında oldu Elbette bunun sonucu olarak ülke zenginleşti 2002 de 3 bin dolarlık kişi başı gelir 12 bin dolara kadar çıktı ama sonradan uygulanan keynesyen politikalar sonucunda bütçe çok fazla açık verdi borçlar çok yükseldi bunun faiz maliyetini indirmek için TÜİK , enflasyonu olduğundan çok düşük gösterdi. Çünkü faizler, açıklanan Enflasyona yakın olmak zorundadır. Öyle olunca ücretli kesim çok düşük zam aldı ve ücretli kesimin aldığı maaş, enflasyon karşısında erirken ücretlilere ödeme yapan işverenlerin gelirleri gerçek enflasyon oranında hatta bundan çok daha fazla arttı ama personel giderleri tüİK enflasyonu kadar arttı.



    Yani önceden Özel sektör işvereni 1000 lira brüt kar kazanırken bunun 300 lirasını personel gideri olarak ödüyordu 700 net karı vardı. şimdi işverenin Kazancı yani brüt karı gerçek enflasyon (%50) kadar arttı 1500 lira oldu ama personel gideri tuik enflasyonu kadar arttı%20 artı 360 lira oldu önceden kazanıyordu 700 (1000-300) lira şimdi kazanmaya başladı 1140(1500-360) lira yani özel sektör işvereninin 700 tl olan net karı 1140 tl oldu. Nekadar artmış? %63 artmış. Bakın özel sektör işveren sayısını küçümsemeyin bugün 2 milyon bağkurlu var ülkede.

    Tuikin enflasyonu düşük açıklaması sadece ücretliyi değil, kira geliri olanları da vurdu. Yaşlı Ayşe teyzenin 1 dul maaşı, 1 de kira geliri var. Ayşe teyze kiracısına tuik enflasyonundan daha fazla zam yapamadı. Ayşe teyzenin kiracısı olan , 5 işçi çalıştıran patronun 700 tllik geliri 1140 tl oldu ama 300 tllik kirası , 12 aylık ortalama artışla 350 tl oldu. Ayşe teyze mağdur. Özel sektör Patronu yine kazandı.

    Tuik'in Ayşe teyze gibi mağdur ettiği milyonlar var. İşte bu otomobillere olan talep patlaması, geliri gerçek enflasyon kadar artan, gideri tuik enflasyonu kadar artan özel sektör patronlarının yarattığı bir talep patlamasıdır. Elbette bunların içinde yüksek geliri olan ücretliler de olabilir. Ama azınlıkta..

    Biraz da kehanet..
    2023 te Ekrem İmamoğlu %58 oyla başkan seçilecek. Özel sektöre tanınan her türlü ayrıcalığa son verilecek.

    Ekonomide her rakam olması gerektiği gibi olacak. Zombi şirketlerin yaşatılması son bulacak. Tuik Enflasyonu %45 olacak. Dolar 15 tl civarına gelecek. Tcmb faizi %50 gibi olacak. Her kesimin geliri, gerçek enflasyon oranında artacak. Yok olan orta direk tabaka tekrar oluşacak.

    2025e gelindiğinde enflasyon ve faizler tek haneli rakamlara inecek. 2030 yılında Türkiye, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacak.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kahin,2024'de İmamoğlu'nu İmam'ın elinden kimse kurtaramaz

      Sil
    2. 2024 yılında imamlar arasında Silivri Merkez Cami-i Şerif'ine tayin için ciddi bir rekabet olacak, bakalım yüce rabbim bu kutlu makamı kime nasib eyleyecek...

      Sil
  41. Hocam en büyük sorunlarımizdan biri de zengin ile fakir arasındaki makasın çok açılması ve bunun yanında orta kesimin vergilerle ve zamlarla fakir kısma yaklaşması diye düşünüyorum. Sizin yorumunuz nedir?

    YanıtlaSil
  42. amerika daekonomik veriler kotu geldikce borsa ariyor cunku stimulus devamon habercisi simdi turkiye de bu durum nasil olur cunku stimulus parasi rezerv sratusunde olan ulkelerde pozitif etki yaratiyor bu yuzden hep demisimidir ayni yontemler farkli ekonomilerde farkli etki yaratiyor bu ekonomistlerin su ana kesfetmedigi bir nokta bence bu nobel odulu getirir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de hep çarşambadan sonra perşembe gelir demişimdir ama ekonomistler bu noktayı da şu ana kadar keşfedemediler. Bakalım, kısmetse bu yıl nobele aday olacağım ama önümde faiz sebep, enflasyon sonuç teorisi gibi güçlü bir aday var, belki teşvik ödülü alırım diye umuyorum. Seni üçüncü yazdım Adsız 12:47...

      Sil
  43. Hocam, piyasa canlılığı konusunda akış olarak araba satışlarını geçen yıllara göre kıyaslamışsınız. Türkiye toplam araç satışı ile nüfus kıyaslaması yaptığınızda ne kadar düşük kaldığını görebiliriz.

    Türkiyenin yarı kadar nüfusu olan batı ülkeleri bu toplu satışları görse, ülke ölmüş derler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada konu olan o değil. Burada konu olan bu dönemde öncekilere göre fiyatlar kat kat arttığı halde satışlqaın artıp artmadığı.

      Sil
  44. guzel bır yazı hocam ancak bazı kesım bunu ekonomıyı cok ıyı gıdıyor dıyecek yanlıs yorumlar yapmalarına sebep oluyor.. kaldı ulkede sureklı sehırden koyune kadar arsasını tarlasını hayvanını satan cıftcı onlar yoksa devlet desteklerıyle ayakta durmaya calısan yada tarım kredıye bankya kredı borcları olan cıftcıler var esanta muhtemeln aynıdır..bıreysel kredıler kredı kartlarındakı sısen otelenen borclar.. zamanı geldıgınde odeneeyınce ve ınsanların nakıt ıhtıyacı mevcut sıstemı donduremeyınce ne oluacak.. IMF ye gıdermıyız yıne....

    YanıtlaSil
  45. Bakıyorum hiç , kul Hakkı beyi , Alın terini , Helal kazancı , İsrafı anlatan yok !

    YanıtlaSil
  46. Hocam merhaba. Bir ülke sizce tasarruf açığı olduğu için mi cari açık verir yoksa cari açık verdiği için mi tasarruf açığı olur ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tasarruf açığı olduğu için cari açık verir.

      Sil
  47. Doğru tespitler barındıran güzel bir yazı. Peki bu sistemin kırılması için kayıtdışı ile mücadele gerekmiyor mu? Kayıtdışı ekonomiyi yaratanlarla bundan faydalanlar aynı kişiler değil mi? Bu dilemma nasıl çözülür?

    Bir diğer nokta da türkiyede ücret geliriyle geçinen milyonlar hemen hemen hiç kayıtdışı işlem yapamıyor, maaşından vergi kaynakta tevkif yolu ile alınıyor. Ama azınlıo sermaye sahibi sürekli ve yeniden kayıtdışı ekonomi ve vergiden kaçınma ile sermayelerini-servetlerini artırıyor. Sermaye sahiplerini ülke yönetiminde ücret geliri ile geçinenlerden güçlü olması da bir noktada çözümü imkansız hale getirmiyor mu?

    Kişibaşına milli gelirdeki sert düşüş ve yüksek enflasyon ve hızlı şekilde tl nin değer kaybı derin bir ekonomik krizin göstergesi değil mi? Ayrıca reel efektif döviz kuru yayınlandığı tarihten itibaren 94 ve 2001 krizi dahil en düşük seviyesinde. Bu türk mallarını ve gayrimenkullerini ciddi anlamda ucuz hale getir miyor mu? Aslında kayıtdışı ile 10 yılda sermayesini ve varlığını artıranlar son noktada çok kolay ve basit bir şekilde ülkede muhteşem bir alım gücüne ulaşmıyorlar mı? Biraz spekülatif olacak ama belki de bu sermaye sahipleri (ihale, inşaat vb nedenlerle ciddi sermayeye kavuşanlar) ülkedeki devalüasyondan çok yüksek fayda sağlıyorlar ve bunu istiyorlar olmasın?

    Son ve esas sorum, açıklanan enflasyondan 3-4 puan yüksek faiz oranı belirlemek gerekiyor. Ama merkez bankası bunu yaparsa bir nokta da faiz sarmalı ve derin bir durgunlukta kaçınılmaz olacak. Ülkedeki döviz rezervide oldukça azalmış durumda. Bu noktada türkiyeye yabanci bir kaynak (swapla geçici çözümler üretmek yerine) bir borçlanma ihtiyacı var mı? Yoksa süreç acı reçete, vergi artışı, enflasyonla mücadele, MB bağımsızlığı başta olmak üzere kurumsal yapıların güçlendirilmesi, ab ye uyum sürecinin hızlandırılması, ücret gelirinin enflasyon oranında zam alması, maliyet enflasyonu ile mücadele ve bütçe açıklarını azaltmak, hukuk sistemini güçlendirmek gibi yapısal reformlara ihtiyaç duyulan bir süreç mi gerekli? Ayrıca türkiyede tüketime dayalı büyüme modelinden, üretimin ve ihracatın teşvik edildiği tüketimin yerini tasarrufun aldığı yeni bir büyüme modeline ihtiyaç var mı? Milli geliri azalan bir ülkede bu büyüme modeli değişikliği başarılı olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet elbette kayıt dışıyla mücadele gerekiyor ama sistem kayıt dışı ilişkiler üzerine kurulmuşsa kayıt dışıyla kimin mücadele edeceği karışıyor.
      Kayıt dışı, ekonominin tamponu gibi işlev görse de uzun vadede aleyhe çalışıyor.
      Sadece sermaye sahipleri değil, birikimlerini dolarda tutanların çoğu da TL'nin değer kaybetmesiyle kazançlı oluyor.
      Son sorunuzdaki temel mesele açıklanan enflasyon. Açıklanan enflasyon eğer gerçeği yansıtmıyorsa o zaman faiz de gerçeği yansıtmıyor demektir. Örneğin insanlar enflasyonun % 30 olduğunu düşünürken açıklanan enflasyon % 18 ise ve faiz de % 19 ise bu durumda reel faiz eksi 11 puan dolayında demektir. Yani faizi % 22 bile yapsanız tasarruf sahibini parasını bankada TL olarak tutmaya ikna edemezsiniz.

      Sil
    2. Selam Avam adam,
      Kayıtdışı, devlet politikasıdır. Siyasi ve siyasetçiler tarafından desteklenen varlık sahiplerinin finansmanı sağlanır.

      Türkiye yi düzeltecek olan, kayıtdışını kaldıracak olan grup, vergiyi tevkif yolu ile ödeyenlerdir. Türk sistemi onların sesleri çıkmasın diye dizayn edilmiştir. Parti kuramazlar. Memur iseler siyasi partiye üyel olamazlar. Onların isteklerini savunan siyasiler arenadan temizlenir. Neymiş, kürt meselesiymiş, neymiş ülkenin bekaasıymış, neymiş yerli ve milli değerlermiş, neymiş avrupadan uzaklaşırmışız vs gibi reel karşılığı olmayan gündem ile siyaset yapıyor diğerleri. Yani siyaseten insanların kafaları gerçek sorunlardan uzaklaştırılıyor.

      Bir de milletvekillerini bu işlerin başındaki parti liderleri seçiyor, halka onay mührü basmak kalıyor. Bunlar halkın seçtiği insanlar değilller.

      Bu bir sömürge sistemidir. Adına cumhuriyet, başkanlık denilmesi işi değiştirmez. Bu sistemde Türkiye halkının parası olduğu sürece ülkesinde bir şekilde yaşamını sürdürür. Para bittiği gün, Türkiyenin ipi çekilir.

      Sil
  48. Hocam kavunkarpuzda mı almayalım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karpuzlar iyi çıkmıyor bu aralar ama siz bilirsiniz tabii.

      Sil
    2. Hangi yerden yazıyorsunuz bunu adsız? Adana karpuzları iyi oluyor.

      Sil
  49. Hocam cok guzel aciklamissiniz❤️Mümkun degildir belki,haluk tatarla bir canlı yayinda gormeyi o kadar cok isteyen varki.mumkunse eger❤️❤️❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben televizyona çıkmıyorum.

      Sil
    2. Unknown17 Temmuz 2021 21:28, haluk sen misin?

      Sil
    3. Haluk nasılsın abi? Mahfi hocayı çağırır, büyük oynarım diyorsun. Güzel. Bu arada yorumuna koyduğun kalpleri çok sevdim, bloğa renk katmışsın.

      Sil
    4. Haluk kendi isteğini milletin isteği gibi yazmışsın. Yemezler kardeşim.

      Sil
  50. Merhaba hocam çok açıklayıcı bir yazı olmuş.Elinize sağlık.
    Benim sorum şöyle;
    Dijital paralar, blockchain tabanlı teknolojiler sayesinde para trafiğinin takip edilmesi ve nakit paranın ortadan kaldırılması kayıt dışı ekonominin önüne geçebilir mi, devletlerin bu sistemi kullanmasında bir sakınca ya da endişe var mıdır? Blockchain üzerine ayrıca bir yazınız olursa onu da severek okuruz. Teşekkür ederim.
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Dijital para ile blockchain farklı. İlki bir çeşit para, ikincisi ise bir sistem. Bu sistem birçok konuda yardımcı olabilir. Buna karşılık dijital paralar soğuk cüzdan sayesinde kayıt dışılığı teşvik ettiği için tam tersine yani kayıt dışı kalmak için kullanılıyor şimdilik.

      Sil
  51. Turizm açmak lazım tabi çünkü en kolay kayıt dışı para turizm ile giriyor. Birçok kayıt dışı para sahibi otel alır ve odalar dolu görünür yüksek fiyattan sonrada çıkan vergiyi ödememek için yine yatırım kredi derken parası daha da büyür. Sistem yanlış yani sonuçta zenginden aldığın vergi falan yok.

    Yust dışında çalışanların getirdiği paralar var bir çoğu ülkede TL değersiz olduğu için ev arsa falan alıyor sürekli ve yurt dışında yaşıyorsa kredi imkanlarıda çok ucuz hemde 10 bin euro kredi kullansa türkiyede köşe başında arsa parası ama kredi fai, leri çok ucuz rahat ödüyor. Bunun haricinde çalışıp para gönderen yurt dışında iş yaptım diye para sokanlar çünkü varlık barışı hep var.

    Bu lar dışında kayıt dışı para cenneti zaten hertürlü ticaretten ülkeye gelen paralar var. Tabi birde Suriye konusu varki orada dönen paranın haddi hesabı yok şuan ve araştırabilende yok. 250 bin dolara Türk vatandaşlığı gibi sebepler ülkeye sürekli para çekmek ve transit ülke olması sebebi ile giren paralar transit ülkede komisyonculara giren paralar var demek istiyorum anlayın gerisini.

    Daha başkaca çok sebep var önemli olan paranın girmesi değil para bir şekilde sokarlar buna nekadar izin verecek abd bunun cevabıda taviz aldığı sürece ses çıkarmaz istediğini aldığı zamanda tehdit eder. Sen bunları yaptın diye.

    Ülke mülteci cenneti oldu. Suriyeli artık mülteci sayılmıyor afganlardan. Özbek Türkmen Kırgız kazak hatta azeriler bile şikayetçi ülkede artık para değersiz kazanamıyoruz diye. Yolunu bulan İsraile gidiyor. Kısaca hikayelerin sonu yazarın kalemine bağlıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu Suriyeliler ilginç oldu Türkiye tarihinde. Çok önemli bir dönem noktası olarak anılacaklar ilerde.
      Türk devletinin, hatta avrupanın bile tarihini değiştiren bir vaka oldu.

      türk siyasi yapısında suriyeli yok henüz, yakında olacaklar. kürtlerden daha fazla ağırlıkları olucak. Kürt siyasetini türklerin ne hale getirdiğini biliyoruz, bakalım suriyeliler ile nasıl bir ortam bulunacak. hele bir de anadilde eğitim diye tuttururlarsa, sonraki nesilleri bizim kimliğimizi türkler silmek istedi filan derse epey değişik olacak. çünkü diyenler de türkiye devletinin vatandaşları olmuş olacaklar.

      Sil
  52. Hocam bence veriler kötü değil.Nereye gitsem insanlar krallar gibi hayat yaşıyor Türkiyede.Biz fakiriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonda dünyada en kötü ekonomiler arasındaysak, paramız yabancı paralara karşı en çok değer kaybeden paraysa, dünyada faizler sıfırlar dolayındayken bizde yüzde 19 ise, gelir dağılımı bir önceki yıla göre bozulmuşsa, geniş işsizlik yüzde 30'a yakınsa veriler kötüdür. Gördüğümüz insanların krallar gibi yaşaması görmediğimiz insanların sefil durumda olmadığını depğil gelir dağılımının bozuk olduğunu gösterir.

      Sil
    2. Hocam, az yukarida yapmis oldugunuz tespitlerden ben sunu mu anlamaliyim. "Biz aslinda krizin icersindeyiz. Krizi yasiyoruz. Ancak kötü durum sureklilik kazandigi icin fark edemiyoruz. Kriz kosullarina alistik."

      Sil
  53. Hocam eski bir yazınızı paylaşmışsınız. Aldığınız öğüt gayet güzel. Benim dedem de bize söylediklerim bugün söğüt olur yarın öğüt olur derdi. Anlamı daha net oldu her şeyin.

    YanıtlaSil
  54. Mahfi hocam selamlar,

    Kaleminize sağlık gündemde olan bir soruya çok güzel açıklama getirmişsiniz.Bir konuda fikrinizi de almak istiyorum, yakın çevremden gözlemlediğim bir durum olması nedeniyle ekonominin bu kadar hareketli olmasında insanlarda covid etkisiyle oluşan travma sonrası psikolojik davranış değişikliğinin etkilerinide görüyor olabilirmiyiz diye düşünüyorum.
    Şu şekilde açıklayayım; covid sonrası birçok insan psikolojik olarak yaşadıklarından etkilenerek (ölüm korkusu, parası olamsına rağmen harcayamama korkusu vs) daha fazla para harcama davranışını sergilemeye başladı, buna ek olarak önümüzdeki dönemde tekrar kapanma korkusuyla da açık olan dönem içinde daha fazla yeme-içme ve gezme-tozma ve alışveriş yapma davranışını sergilemeye başladı ki bazıları hayatında bu davranış şekli hiç olmamasına rağmen yaptıklarını gözlemliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para olunca harcamak güzel olur. Tabi para varsa, yoksa ne yapacak?
      Benim çevremde de harcamalarını çok artıran insanlar oldu. Aylık gelirleri çok değişmese bile birikimlerini yabancı para üzerinde tutanlar refah artışı hissine kapıldılar.
      İki buçuk sene önce yarı ev parası biriktirip, ev alamayan, kredi düşünen arkadaşım, peşin para ile ev aldı, üstüne yarı ev parasından fazla parası kaldı, ona da kredi ile ev alıp, kiraya verdi. Dediğine göre kiracının parasının yarısı 6 yıllık kredisine, yarısı kendisine kalıyormuş.

      Bizim orada özellikle fransa ve almanya da çalışanların akrabaları var. Paraları aşırı değer kazandı, arsaları topluyorlar. Almanyada mühendislik yapan biri var, yine tanırım, babasının küçük bir patates tarlası vardı, Ziraat bankasından çiftçi kredisi çekmiş, köyün yarısını toplamış, arsaları birleştiriyor, fiilen ağa oldu. O tarlalarda 10 tane traktör vardı, şimdi tek traktör ile tüm işi yaparım, köylüden de bir kaç çiftçi bulur patates üretirim diyor, başına da babasını koyacak. Ziraat in kredisinin yarısını enflasyon yer yarısını da patates satar öderim, diyor.

      Bunların hiç birinin aklında bu işlere para yatırmak, böyle bir para harcamak yok idi. Doğru atı yakaladılar.

      Sil
  55. Bu sene danaya mı girdiniz n'aptınız Mahfi bey?

    YanıtlaSil
  56. Hocam

    Müsilaj bitti mi? Kimse konuşmaz oldu dikkat ederseniz.

    Sizin gözleminiz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye öyle bir hale geldi, insanlar öylesine aldırmaz oldular ki en ciddi konu bile bir hafta sürüyor.

      Sil
  57. Asya ülkeleri tüketimi artırmaları gerekir ki ithalatları artsın ve böylelikle piyasa canlanır. Dünya piyasaları canlı ama uzun vadede de durgunlaşacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin dışardan çöp bile almıyor. Tüketirsem bile ürettiğimi tüketirim diyor. Adamlar dolar turşusu kurdular. Yetmiyor, milletin işini de ellerinden alıyorlar.

      Rabbena hep bana diyor Çin. Ne demiş atalar, biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.
      Çin kıyamet istiyor.

      Hocam, bu Çin ile ne olcak böyle? Adamlar yurtdışında bir şey üretilip, çinliler tüketmeye başlayınca hemen marka veya ürünün satışını yasaklıyor, kendi ülkelerinde üretime zorluyor, günün sonunda yine Çin malı tüketiyorlar.

      Sil
    2. Çinliler Teslaya ne yaptı gördünüz. Adamlar ülkelerinde millet tesla araba isteyince, çağırdılar Elon Musk'u. Al sana 49 yıllık arsa, üstüne fabrika kuracaksan al sana uzun vadeli Yuan cinsinden kredi kur fabrikanı dediler.

      Musk yemi aldı.

      Tesla bir fabrika parası borçlandı. Şimdi borcu ödemek için Çin de sattığı arabanın parasını Çinli bankalara ödüyor. Çin hükümeti böyle yaptı çünkü, Teslanın Çinde kazandığı yuanları dolara çevirip çıkarmasını istemedi. Şimdi Tesla sattığı cirodan daha fazlasını kredi ödüyor, yurtdışından dolar getirip Yuana çevirip kredi borcunu ödüyor. Çin de o kredi borcunu ödemek için 150 bin araç satması lazımmış.

      Çinli bu bunu da düşünmüş. Tesla çok araba satamasın diye tüketici mahkemelerine şikayetler yağdırılıyor. Ne zamana kadar? Teslanın tüm teknolojisini çalıp, Çinli bir firma aynı arabayı üretene kadar. Sonra Elon Musk'un kıçına tekmeyi vuracaklar.

      Elon un da işine geliyor tabi, para tatlı geliyor adama. Aradan milyar dolarlık maaşını alıp, borçla teslayı başbaşa da bırakır.

      Sil
    3. Adsiz 20:26, Cin'de ayda 30 bin civari arac satan Tesla icin 150 bin arac satmak cok zor olmasa gerek, yoksa 5 aylik satisi olmasin? Kulaktan dolma bilgilerle yazarken biraz da bilginin icerigini suzmek lazim gibi. Bilgiler halka acik, baskasinin soyledigine inanip, dogruymus gibi yazmaya gerek yok, 2020de Tesla Cin'de 6 milyar dolarin uzerinde ciro yapmis, sadece Cin'de. Neyse, bastan asagi ufurme olmus..

      Sil
  58. Eskiden millet bayram geldi diye sevinirdi. Şimdi nasıl kurban kesicem diye üzülüyor. Şimdi vakıflar çıktı da, ele güne mahçup olmamak için kurban kesemeyenler biz vakfa verdik demeye başladı.

    Müslüman ülkelerin kurban ihtiyaçları için en büyük et satan ülkelerin yüzde 85 i müslüman olmayan ülkeler.

    Kimin bayram yaptığı belli. Hadi yumuşak söyleyelim de, bayram bereketi et üreticisi müslüman olmayan ülkelere bile gidiyor diyelim, cenabı hakkın hikmeti diyelim.

    YanıtlaSil
  59. yazılarınız genellikle açık ve cesur, lâkin bu beklediğimden de sert ve direk.. durum tam olarak da bu şekilde, içinde yaşadığımız coğrafya, pratik ve çalışarak kazanmaktan memnun olabilecek insanlarla doluyken, ülke gezegende dönen 660 milyar dolarlık uyuşturucu trafiğinin 220 milyar dolarını direk veya dolaylı kontrol eden bir avuç hödük, cahil mafyözler ve aşiret üyeleri tarafından sürekli içsömürge noktasında sabitleniyor.. bütün yapısal sorunlarımızın kangren haline gelmesi bundandır..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. coğrafyadaki pratik ve çalışarak kazanmaktan memnun olabilecek insanlar bir zahmet ülkelerine sahip çıksınlar, o bir avuç hödüğü ve cahili temizlesinler. Bir avuç hödüğü temizleyemiyorlarsa boşuna lafla peynir gemisi yürütmesinler.

      Sil
  60. Hocamızın son paragrafındaki soruya atfen: bu sistem daha devam edecek. Türkiye kayıt dışı para çekme konusunda batı tarafından destek bulacak.

    Erdoğan, bu yönde adımları son iki ay içinde attı. Gazetelere yeni yeni düşmeye başladı. Kuzey Suriye ve Afganistan yatırımları batı tarafından Erdoğanın yine tek muhatap olarak kalmasını sağlar. 2-3 gün önce Kılıçdaroğlu da ingilizce bir tweet mesajı atarak bu durumu anlayan kişiler için teyit etmiş.

    Geriye Akdeniz, yani Türkiyenin güney tarafı kaldı. Belli ki orada anlaşma olamadı henüz.

    Erdoğan dün ingilizce bir gazetedeki makalede yukardaki yaptıklarının maliyetinden bahsedip para istemiş. Tabi meşru batı toplumlarının bütçelerinde böyle bir ödenek yok. Geriye kalıyor dünya kayıt dışı para pastasından Türkiyenin maliyetleri için kaynak aktarmaya. Batı istihbaratı bu miktarı, batı siyaseti onay verince aktaracaktır.

    Umarız, bir cevap olmuştur.

    Db0^^L*31W14121A

    YanıtlaSil
  61. Merhaba Mahfi Hocam,

    Kayıt dışı ekonomi ve detaylarıyla ilgili bilgilenmek istiyorum. Bunun için kaynak önerebilir misiniz? çok sevinirim

    Yazılarınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski ama iyi bir yayın:
      https://www.wiego.org/sites/default/files/publications/files/Chen_WIEGO_WP1.pdf

      https://www.imf.org/external/pubs/ft/fandd/2020/12/what-is-the-informal-economy-basics.htm

      Sil
  62. Zorba Nasıl Olunur belgeselinde çıkan sonuç şu: Hukukun ve özgürlüğün olmadığı yerde despotluk başlar. Bu sebeple gelişmek için liberalizm uygulanması gerekir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hukukun ve özgürlüğün olmadığı yerde zorbalığın başladığı doğrudur ama hukukun ve özgürlüğün olabilmesi için liberalizm değil hukuk ve özgürlüğü talep edecek eğitim ve gelir düzeyine ulaşmış bir topluma ihtiyaç vardır. Toplum bu düzeye ulaşmamışsa ister sosyal demokrasi ister liberalizm veya başka bir rejimin olması sürdürülebilir bir hukuk ve özgürlük düzeni kurmaya yetmez.

      Sil
    2. Toplum hukuk ve özgürlük bilincine ulaşmalı, aynı zamanda sistem adil bir şekilde işlemeli. Sistem işlemeye başlayınca ister liberalizm olsun, ister sosyalizm herkes refaha kavuşur.

      Sil
    3. Hocamıza bir ek de ben yapayım, mevcut Türk toplumu yapısı ile demokrasi ve özgürlüklere ulaşamaz. öyle yapacağını iddia eden siyasiler bilerek ve isteyerek mevki için halka yalan söylemektedirler. Halkı o seviyeye ulaştırmak için halka yatırım yapacağını söyleyen bir siyasi görüş türkiyede yoktur.

      türkiyede ahbap çavuş liberalizmi uygulanır. tüm siyasi partilerin hedefi kendi ahbaplarını zengin etmektir. aksi olsa, meydanlarda birilerine idam ipi atarak oy toplayanlar, topladıkları tepki oyu ile elde ettikleri siyasi gücü iktidar desteği için kullanmazlardı.

      Türkiyede despotluk vardır. Ama brezilya, meksika ve güne amerika ülkeleri kadar yüksek seviyede değildir. Türkiye bir sömürge ülkesidir, o seviyeye gelir mi gelir, biraz daha sömürüldüğünde gelir.

      Sil
  63. Hocam zombi şirketler hakkında yazı yazarsanız yada araştırma yapılırsa bu konu aslında ekonomik birçok gerçeği ortaya çıkaracak.

    Zombi şirketleri çok ilginç yapan şirket kar etmediği halde faaliyetlerine devam etmesi kredilerle şirket ayakta tutmak ki bu aslında ekonomide birçok verinin problemli olması demek.

    Zombi şirketler gerçek ticaret gibi evet ancak görünmeyen bir örtü gibide bir taraftan. Şirketler batıksa neden kredi verilir aslında ekonomi küçülmesin istihdam azalması piyasa canlı kalsın harcama tüketim devam etmesi vergi gelirlerini artırsın gibi birçok sebepten bu yapılıyor yıllardır dünya ekonomisi bu şekilde ilerliyor. Ancak bunun en büyük sıkıntısı halı altına süpürülen sıkıntılar. Kaldı ki bu sorunlar halka pay ettiriliyor. Ödenmeyen krediler banka zararları vergiden düşma muafiyet ve istisna gibi birçok haksız kazancı içinde barındırıyor.

    Zombi şirketlerin içini boşalttığınızda ki bizim mevzuat buna çok müsait bir şirket kurup envanteri sürekli fazla gösterip kredi alınıyor yada alacakları şişik gösterip alınan krediler ile büyük kısmı sonra şirket sahibi parası oluyor ve bunlar ödenmediğinde şirket iflas ediyor ancak o krediler çoğu alınamıyor sadece şirketin varlığına el koyuyorlar şirketin varlığı ise ödenmeyen vergiler krediler ve özel sektör borçlarının yarısı yapmıyor.

    Kısaca hayali şirketler vardı eskiden gerçekte ticaret yok ama sözde karapara yı aklamak için iş yapıyormuş gibi fatura kesilirdi veya ihracat yapıyormuş gibi fatura kesilir devletten KDV iadesi alınırdı daha birçok iş için kullanılırdı. Şimdi bu yüzyılın sorununda zombi şirketler ve bu iş dünya çapında yapılıyor.

    Aslında bize su ulan verilerde birçok şirketin sözde verileri ancak halk ile alakası olmayan veriler. Gerçek veri işsizlik insanların geçin standardı ve çalıştığı ücret ile kaç yılda ev araba alabileceği toplumda huzur refah eğitim sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam.

    Zombi şirketler birçok veriyi şişiriyor kredileri büyüme rakamlarını satışları vb birçok bilanço oyunları ile maalesef rant için müthiş bir kapı özellikle gayrimenkul fiyatları ve arsa arazi fiyatları üzerinde sürekli sahte bir fiyat algısı oluşturuyor. Bu şirketler patlamasın diyede dünya sürekli eksi faizli kredi pompalıyor. Yalnız bu düzen patlarsa altından kolay kolay kalkılmaz güven kalmaz dahası varlık fiyatları yerlerde sürünür bunu tetikleyecek olanda gıda olur diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  64. Hocam

    Magazin amaçlı sormuyorum:

    - Profesyonel anlamda çalışmaya ne zaman başladınız, kaç yaşındaydınız?

    - İlk işyeriniz kamuda mıydı özelde miydi? Sakıncası yoksa, adını yazar mısınız? Bu kurum, bugün de hayatına devam ediyor mu? (Belki adı değişmiştir, belki başka bir kurumun bünyesine katılmıştır vs.)

    - Aldığınız ilk maaş ne kadardı? 2021'e göre kaç paraya tekabül ediyor?

    Samimiyetiniz için teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 22 yaşında Maliye Müfettiş Muavinliği giriş sınavını kazanarak (3 kişi kazanmıştı) kamu kesiminde çalışmaya başladım. Maliye müfettişliği dönemin en prestijli kamu görevlerinin başında geliyordu. Üniversite mezunları kamu görevine ilk girdiğinde 1.175 TL alırken Maliye Müfettişleri ilk girişte 2.500 TL (1.175 TL maaş ve günlük 45 TL yevmiye( alıyorlardı.

      2011 yılında Maliye Müfettişliği kaldırıldı. Şimdi Hazine Ve Maliye Müfettişliği adıyla yeniden kuruldu görünse de ne yetki olarak ne de yapı olarak eski kurulun yerini doldurmuyor.

      Aldığım ilk maaş (1972 yılında) 2.500 TL idi. Bugün kaç paraya karşılık geldiğinin hesabı zor. Satınalma gücü paritesine göre hesap yapacak yeterli veri yok elimde, buna karşılık simit fiyatını hatırlıyorum: 25 kuruştu. Bugün simit 2,5 TL. Demek ki çok kaba bir kıyaslamayla o günün 2.500 TL'si bugünün 25.000 TL'sine eşitmiş (Bu tek malla yapılan hesaplama doğru sonuç vermez ama bir fikir verebilir diye yazdım.) Şunu söyleyebilirim: O zaman bu para son derecede iyi bir maaştı.
      Memuriyete ilk kez giren üniversite mezunu 1.175 TL alıyordu, yine simit hesabıyla gidersek bugünkü 11.750 TL'ye karşılık geliyor.

      Sil
    2. Eminim o zaman ki simit simdikilerden cok daha kalitelidir.

      Sil
    3. Babam da o dönemde devlet memuriyetine başlamış. 2000TL maaş alırmış. 1000 liranın biraz altında bir paraya bahçeli iki katlı bir ev kiralamış. Paranın bir kısmını annem ile kendi anne babasına diğer kısmı ile iaşelerini gidermeye kullanırlarmış. Çok az bir para kalırmış. Sonraları maaş artsa bile durum değişmemiş.

      O ev kiralandığında ben iki yaşındaymışım. Hayal meyal çocukken bahçesini ve demir kapısını hatırlarım. Babamı vurmaya karar vermişler. Sokağın iki tarafından eve girerken çapraz ateşe tutmuşlar, o da can havliyle nasıl çevirdiyse, bahçe kapısının anahtarını kırmış elinde kalmış. Bahçe duvarına tırmanıp bahçeye atlamış. Bacağında 3 kurşun izi hala durur. Annem bi telaş ile sandıktan av tüfeğini alıp fişekleri havaya patlata patlata yanına gitmiş.

      İşçi kadrosu isteyen siyasileri küfredip kovmuşluğu vardır. Dönemin şartları bir o şehirden bir bu şehre böyle memurları süründürürdü. Hatta bir tane var, bizimkini ikna etmek için aşırı uğraşıp taa Ankaradan bölgeye gelen. İTÜ Yüksek mezunu, o dönemin ODTÜsünde de ders verecek kadar kapasiteli, Profesör ünvanı olan biriydi o siyasetçi de. Çok tehlikeli bir adam derdi babam. En son tehditleşerek ayrılmışlar. O siyasetçinin gözetiminde bu ülkeye bir tane başbakan, bir tane Cumhurbaşkanı, bir tane de başkan yetişti (üçü de ayrı kişiler), iki siyasi partinin de kuruluşunda aktif rol aldı. Önümüzdeki iki başkandan birini de yetiştirdi, artık ikinci başkan mı olacak, üçüncü mü olacak ben bilemem.

      Böyle memurları vardı bu devletin.

      Bi şekilde o evin bodrumuna saatli bomba düzeneği koymuşlar. Ben de yürümeyi öğrenmişim. Bahçede tavuk deliğinden yan komşunun bahçesine gitmişim. Annem de telaşlanmış evde aramış beni bulamamış, bana bakınırken bodrumda düzeneği görmüş ama anlam verememiş babamın koyduğu bir şey diye üzerinde durmayıp bahçeye beni aramaya çıkmış. Komşu bahçesinde beni görünce kapıdan çıkıp yanıma gelir gelmez ev havaya uçuvermiş.

      Babam da bize baktı, korkmadı da bizi kaybetmek istemedi, uğraşmasınlar diye küçük bi anadolu kentine tayin istedi, bir sene daha durup istifa etti.

      qtQl45#f#dR84pbn

      Sil
  65. Yıllar önce Türkiye'de araba almak için insanlar sıraya giriyormuş, doğru mu bu bilgi Mahfi hocam?

    Araba almak için sipariş veriyormuşsun (listeye adını yazdırıyormuşsun), "kimbilir ne zaman sıra gelir" anlamında, arz yetersizliği sanırım. Bir tek marka olduğu için mi böyleydi? Yabancı markaları ithal edip Türkiye'de satanlar hiç yok muydu?

    Gerçekten bunlar yaşandı mı Türkiye'de?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunlar yaşandı Türkiye'de ama o zaman da bugün yaşanan sorunlar yoktu. Mesela üniversiteyi bitirip de aç kalmak gibi bir sorun yoktu ya da bugünkü gibi neredeyse kanıksanır hale gelmiş kadın cinayetleri yoktu, renkli televizyon da yoktu mesela ama olan televizyonların saygınlığı bugünkü faciayla kıyaslanamayacak kadar yüksekti. Dolayısıyla geçmişi kıyaslarken zamanın koşullarını göz önünde bulundurmak lazım.

      Sil
    2. Bugün de dünyanın özellikle zengin ülkelerinde de araba bulmak zor.
      Eğer teknolojisi yüksek Tesla ve Lucid gibi bir araba alacaksanız, sırada beklemek gerekiyor.
      Yok, hibrit iyi bir araba alayım dediğinizde sıfır araba bulamıyorsunuz, tüm oto satış yerlerinin arabaları bitmiş durumda, ikinci el fiyatları artıyor.

      Zamanın koşulları derken hocamız çok güzel bir cümle kullanmış. Bu zaman sıradan arabalar için Kovid var, üretim eski üretici ülkelerden yenilerine kayıyor, kayarken aksamalar oluyor. Yüksek teknoloji üretiminde ise sınırlı kapasite üretim var, her an bulamıyorsunuz.

      Sil
  66. Mahfi bey

    Sorumu özellikle Türkiye için soruyorum: "Ekonomik kriz" deyince insanların aklına hemen "yarı baygın, aç-susuz binlerce insanın sokaklarda, caddelerde, yerde sürüne sürüne yardım için yalvarması" gibi en uç örnek geliyor olabilir mi?

    Böyle binlerce insanı etraflarında göremeyince, "Türkiye ekonomisinde sorun yok öyleyse" gibi absürt bir çıkarım yapıyorlar.

    Ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazılarına kriz bazılarına refah vardır. Eğer bir ülkede gelir dağılımı bozuksa düşük gelirliler krizde hissederken yüksek gelirliler "ne krizi?" sorusunu sorarlar.

      Sil
    2. Bir kesimin problemi ekonomik sorunlari ‘kriz’den ibaret saymasi. Ekonomik durum buyume, enflasyon, istihdam, cari acik vs. bir suru farkli sekilde olculuyor. Tek basina ‘ekonomik kriz’ diye bir tabir de yok. (Kimileri resesyon ile eslestirip iki ceyrek ust uste kuculme olarak adlandiriyor)

      Bana gore kriz demek alim satimin durmasi, ekonominin temeli olan guvenin ortadan kalkmasi, pazar mekanizmasinin (arz-talep iliskisi) islemedigi duruma verilen zamandir.

      Turkiye ic piyasada bu duruma kur soku yasadigi gunlerde, insanlarin bankalara hucum edip dolar alma kuyrugu olusturdugu zamanda gireyazdi. Onun disinda son yillarda kriz ortami olmadi.

      Bu demek degil ki ekonomi dort dortluk. Aksine sosyal donusume sebep olan, krizlere gore duzeltilmesi, normale cevrilmesi cok daha zor bir bozulma yasiyoruz.

      Su kriz saplantisini birakip sayet salt ekonomik sorunlara bakiyorsak mesela faiz oranlari, reel kur, enflasyon, istihdam oranlari ya da buyume gibi kavramlari on plana cikartsak daha iyi olmaz mi? ABD’de neredeyse 0% faiz ile borclanilirken Turkiye piyasasinda 20% faiz oraninin olmasindan daha buyuk bir sorun olabilir mi?

      Sil
    3. Yanlis noktalara yogunlasiyoruz. Dediginiz cok dogru

      Sil
  67. Hocam, blog'unuza iyi ki reklam banner'ı, advertorial falan koymuyorsunuz.

    "Mahfi beyi de birileri 'fonluyor'...!" diye ortalığı ayağa kaldırırlardı.

    Sataşmak için bahane arıyorlar, anlamışsınızdır!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu özellikle tercih ettiğim bir şey. Sponsor almıyorum, reklam kabul etmiyorum. Özgür ve bağımsız yazı yazmanın koşulları bunlar.

      Sil
  68. Romanya ve Bulgaristan bile bizi geçti. Romanya kişi başı düşen milli gelir 12600 dolar. Bulgaristan 9500 dolar. TR, 8600 dolar.

    YanıtlaSil
  69. SMMMlik mesleği hakkında ne düşünüyorsunuz hocam? Sormak istediğim dijitalleşme ile birlikte defter tutmanın eski usulle yapılmaması ve yeni SMMMlerin önünün tıkanması meselesi bu mesleğin geleceğini nasıl etkiler?

    Bunlar göz önüne alındığında staj baslatmak makul bir yol mudur?

    Bu unvanı alıp başka zaman kullanmak istesem yanlış bir tercih mi yapmış olurum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bu dediğiniz dijitalleşme öyle hemen olacak bir şey değil. Ama onun da mutlaka bir insan eli değecek yeri olacak.

      Sil
    2. Selam,
      SMMM mesleği hakkında dijitalleşme ötesinde daha ilerisini de söyleyim, yapay zeka ve botlar ile maliyetler, finansal hatalar, veri ve bilgi paylaşımları, ürün bazlı maliyetlerin kırılımlarına kadar, vergi dairesine raporların iletilmesine kadar işler gidiyor.

      Çoğu firma elektronik fatura, olmazsa kağıt faturayı, taratarak ön muhasebe işlemlerinde de digitalleşmede bir yerlere geliyorlar.

      Ancak, muhasebe, sistemin kalbidir. Her zaman insanın girmek zorunda kalacağı detay konular var. Oralarda uzmanlaşmanın, firmalara, sektörlere özgü ince detaylara hakimiyetin önem kazanacağı bir alana dönüyor. SMMM işinde yoruma açık çok konu var.

      Gördüğüm kadarı ile SMMM tarafında, firmalar çok zorlanıyorlar, sadece TR özelinde konuşmuyorum, batı dünyasının büyük firmalarını kastediyorum. Özel konulara eğilip uzmanlaşmış SMMM uzmanlarını Tesla, Facebook, Chobani, SAP gibi dev firmalar bile kendi kaynakları bulamıyorlar. Dışardan havuz olarak yetenekli SMMM uzmanlarını barındıran şirketlerden hizmet alıyorlar. Ayrıca, 3. taraf bağımsız şirket olması en azından raporların ilgili kısmına ve bağımsız denetimin hızlı ve düşük maliyet ile yapılmasına da katkı sunuyor.

      Misal; Tesla'nın sadece oto kontrol ile sürülen araba yazılım maliyetlendirilmesi, araç, müşteri, bölge, üretim birimi başına genel maliyet hesabı, farklı departmanlara maliyetin adil-eşit paylaşımı, defter değerlerinin belirlenmesi, farklı firmalar arasında konsolidasyonu vs işlemler öyle hemen bir firmanın ürünü yaptım, bir muhasebeci bulayım mantığı ile olacak işler değil.

      İşin TR ayağında da, ne kadar büyük olursa olsun firmaların muhasebe sistemlerinde yetkin, konusuna hakim insanların varlığının yarattığı sorunları görüyoruz. Yurtdışı kredi ve denetimlerde hemen ortaya da çıkıyor. Bana göre dolar bazında yüzde 5 ile yüzde 6 bandında faiz ile borçlanması gereken Türk firmaları, bir bakıyorum yüzde 7.5 - 8 ile kısa vadeli kredi alabilmiş.
      Çok uyumsuzlukları, eksiklikleri olmuş kredi sürecinde, bir kısmı da muhasebe tarafından kaynaklı.

      Yani, özet ile teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, teknoloji firmalarının da, tüm sektöründe SMMM tarafındaki ihtiyaçları özelleşiyor, insan talebi artıyor. Çok insan bilmez ama Google kendi yazılım ayağından, ev ürünleri, güvenlik ürünleri ve farklı fiziki cihazlar ürettirip satma gayretine girdiğinde 5-6 ay muhasebe tarafını oturtamadı, bağımsız denetimden o birimler geçemedi, dışardan destek aldı. Keza, Google dan Alphabet firmasına dönüşüm de. Bunlar teknoloji ve yapay zekalar ile çözülecek konular değil.

      Sevgiler
      $BGYuYa989fJAi%Z

      Sil
  70. Değerli hocam konu ile ilgili değil bir konu var araştırdım okudum işin içinde çıkamadım. Şimdi liberalizm bireysel özgürlüğü savunuyor, özgürlüğe önem veren çok sevdiğim bazı hocalarımız mesela ö.demirtaş hocamız liberalizm karşıymış gibi geldi. Sizce hangi sistem doğru ve sistemleri nerden okuyup analiz edebiliriz. Sizi seviyor saygı duyuyoruz hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özgür hoca liberalizme karşı çıkacak en son kişidir. Bir kere adamın adı Özgür. Ama o da mevcut konjonktüre ters düşmemek için faiz artışını savunuyor. Nasıl savunmasın? Atilla Yeşilada,Emre Alkin, Murat Muratoğlu, Mert Yılmaz, Mahfi Eğilmez v.b tüm popüler ekonomistler bunu savunurken?

      Ama önemli olan herkesin gördüğünü değil göremediğini görmektir. Faiz artışıyla gelişmekte olan ekonomiler, hem ekonomik toparlanmayı geciktirmekte, hem de paralarını revalüe edip gelişmiş ülkelerin ekmeğine yağ sürmektedir. Bu düzen böyle gitmez.

      Fed faiz arttırdığında, cari açığını düzeltmeyen , merkez bankası rezervini güçlendirmeyen ülkeler tepetaklak gelecek. Biz de gelelim mi? İktidarın değişmesi için biz de ters gelelim diyebilirsiniz ama iktidarı değiştirmenin yolu, milyonlarca insanı işinden gücünden etmek olamaz. Bu fırtına bir kere başlarsa yeni iktidarı da götürür tıpkı Yunanistan'da Çiprası götürdüğü gibi.

      İktidar elbette değişsin ama ekonomik kriz de olmasın. Bu ülke hepimizin. Bu sebeple 1-)Fed faiz arttırmadan, faiz artışı faiz düşüşüne dönüştürülmeli. Cari açık ve rezerv erimesi durdurulmalı..
      2-) Özgür hoca liberaldir. O kadar liberaldirki milyonları mağdur eden, ne olduğu belli olmayan blockchain sisteminin yasaklanmasını savunmamaktadır, bu sistemi desteklemektedir.

      Özgür ,özgürdür ve özgürlükçüdür.

      Sil
    2. Emin değilim ama sanırım Mahfi bey, bankada çok miktarda parası olduğu için faizlerin yükseltilmesini savunuyor. Böylelikle, anaparası erimeden faiz geliri elde ederek daha da zenginleşmeyi planlıyor olabilir.

      Mahfi beyin kendisi buna cevap verirse daha doğru olur elbette.

      Sil
    3. Tamamen yanlış Sayın Adsız 17:01. Anaparayı eriten enflasyondur, kurtaracak olan da enflasyonu düşürmektir.
      Ben faizlerin artırılmasını değil enflasyonun düşürülmesini savunuyorum. Bunun yolunun risklerin düşürülmesinden, risklerin düşürülmesinin yolunun da yapısal reformlardan geçtiğini söylüyorum.

      Sizin bu dediklerimi ters anlamanızın nedeni sebep - sonuç ilişkilerini ters kurmanızdan kaynaklanıyor.

      Sil
  71. Mahfi bey,

    AK PARTİ iktidardan çekildiğinde, başörtüsü yasaklarının yeniden getirileceği yönünde bazı söylentiler var.

    Sizin yorumunuz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç kimsenin böyle boş işlerle uğraşacağını sanmıyorum.

      Sil
    2. Adsız 16:56,

      AKP iktidardan çekilmeyecek, rezil ola ola, bir daha gelmemek üzere gidecek. Bıraktıkları enkazı kaldırmak için tüm ülkede öyle bir seferberlik gerekecek ki o işlerle uğraşılırken kafasını poşetlemek isteyenler kimsenin umurunda olmayacak, bundan emin olabilirsiniz...

      Sil
    3. Selam Mahdut, rezil partimiz malesef halkı düşünmedi hiçbir zaman. Balığı verdi ama tutmasını öğretmedi.

      Sil
    4. Adsız 19:32,

      Balık tutmasını bilmeyen başkasına öğretemez. Sizin o partinin bildiği tek şey, düşman bellediği toplulukların tuttukları balıklara çöküp kendi yandaşlarına dağıtmaktır. Nehir kuruyup balık kalmayınca sorunlar baş göstermeye başladı haliyle...

      Sil
  72. Hocam merhaba konuyla ilgili olmayan bir soru soracam
    George politzer'in felsefenin temel ilkeleri kitabıyla
    Marx'ın Ekonomi politiğin eleştirisine katkı kitapları analitik düşünmemizi geliştirir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisini de okudum. Yalnızca bu kitapları okursanız olaylara yanlı bakmaya başlayabilirsiniz ama başka felsefe kitapları ve başka ekonomi politik kitapları okursanız bu kitaplar analitik düşünme yeteneğiniz geliştirir.

      Sil
    2. Değerli hocam konu ile ilgili değil bir konu var araştırdım okudum işin içinde çıkamadım. Şimdi liberalizm bireysel özgürlüğü savunuyor, özgürlüğe önem veren çok sevdiğim bazı hocalarımız mesela ö.demirtaş hocamız liberalizm karşıymış gibi geldi. Sizce hangi sistem doğru ve sistemleri nerden okuyup analiz edebiliriz. Sizi seviyor saygı duyuyoruz hocam" sorusunu değerli hocama sordum başkaları cevaplamış açıkçası mahfi hocamada saygısız ifadeler kullanmış, mahfi hocam o saygıyı aşanlrdan dolayı ben özür dilerim. Benim bilgi kazanmaktan başka amacım yok, sizin gibi bir değerden. Soruma cevap verme imkanınız olursa mutlu olurum.

      Sil
  73. hocam elinize sağlık, güzel bilgilendirme

    YanıtlaSil
  74. Hocam belki biraz haddi aşmış gibi olacağım ama kahve ağzıyla konuşulan %30 enflasyoma inanmıyorum ben. Bir yıl diye bahsettiğimiz vakıt oldukça hızlı geçiyor oldu ki %17 oldukça yüksek miktar. Hangi ürün 3 yılda 100 birimden 225 birime çıkıyor(%30 enf.)

    YanıtlaSil
  75. Merhaba hocam çok güzel bir yazı olmuş. Bence çok önemli bir noktayı atlamışsınız. Sosyal medya etkisi bu işte büyük pay sahibi. İnsanlar instagramda facebookta arkadaşlarının,akrabalarının paylaşımlarını gördükçe bir yarışa sürükleniyor. Onun yaptığını bende yapmak istiyorum bende paylaşımda bulunmak istiyorum gibi. Bir nevi sosyal medyadan başkalarından geri kalır yanım yok mesajı vermek istiyor.
    Ve cebindeki parayı düşünmeden zengin fakir pahalı harcamalarda bulunuyor.
    Bence etken faktörlerden birisi de bu hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zengin fakir ayrımı yapmadan herkesin sosyallesmeye ihtiyacı var. Yarışa girmez olur biter. :-)

      Sil
    2. Bence paylaşım yapmak gereksiz mesele. Yaşadığın hayatı paylaşmanın bir mantığı yok. Gerçek dünya ile sanal dünya ayrımı önemli. Gerçekte mutluysan bir de sanala taşımanın ne anlamı var. Bazıları görgüsüzlük yapmamayı bilmiyor. Fakir kesim de buna özenebilir ama yarışa girmesine gerek yok. Ben özgün davranmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Gönül zenginliğin varsa yeterli miktarda paran da varda çoğu zenginin yaşayamadığı hayatı yaşarsın. :))

      Sil
  76. Hocam ellerinize sağlık harika bir yazı daha. Sizden satın alma paritesi ile iligli bir yazı da bekliyoruz. Ekranlardan bas bas bağırdıkları gibi geçmişe göre satın alma gücümüz gerçekten yükseldi mi? Yükseldiyse bunun sebepleri siyasi mi ? hammadde kaynaklı mı ? Yoksa endüstrileşmenin artması mı? Şuan ellerinde tek argüman bu kaldı savunabilecekleri. Bunu da çürüten bir makale yazarsanız o kadar makbul geçer ki...

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Ne Oldu da TL Değer Kazandı?