Eski ve Yeni Rejimde Ekonomi

Türkiye, 2017 yılında yapılan Anayasa Referandumu sonrasında partili Cumhurbaşkanlığı rejimine geçti. Bu rejimde Cumhurbaşkanı yürütmenin başı olarak konumlandırıldı. Bu değişiklikle birçok konuda eskiye göre farklı bir yapı ve karar mekanizması ortaya çıktı. Birçok konu Cumhurbaşkanı kararıyla düzenlenmeye başladı. Türkiye, eskiye göre çok daha hızlı kararlar almaya başladı. Bunun sonucunda acaba ekonomik göstergelerimizde nasıl değişiklikler oldu?

Aşağıdaki tabloda 2016 ve 2017 yılları eski rejim (güçler ayrımına dayalı parlamenter sistem), 2019 ve 2020 yılları yeni rejim (partili Cumhurbaşkanlığı sistemi) uygulaması sonucunda ortaya çıkan durumu gösteriyor. 2018 yılının yarısı eski, yarısı yeni rejim altında geçtiği için değerlendirmeye alınmamış bulunuyor (Veriler için kaynaklar: TÜİK, TCMB, HMB, IMF, Bloomberg HT.)

Tabloda eski rejime ait 2016 ve 2017 yıllarını, yeni rejime ait 2019 ve 2020 yıllarıyla karşılaştırdığımızda; yeni rejimin Türkiye ekonomisini eski rejime göre daha kötü bir duruma getirdiğini açık biçimde görebiliyoruz. 2020 yılında yaşanan Covid-19 salgınının dengeyi bozduğunu dikkate alarak yalnızca 2017 ve 2019 yıllarını karşılaştırırsak karşımıza farklı bir sonuç çıkmıyor. Tablonun son sütunundaki durum iki şekildeki karşılaştırmada da cari denge dışında her alanda Türkiye’nin yeni rejimle daha kötü bir ekonomik görünüm yaşadığını ortaya koyuyor. Cari dengede 2019 yılında görülen geçici düzelme ise ekonominin yüzde 1’in altındaki büyüme ile stagflasyona girmesinden kaynaklanıyor. 2020 yılında büyüme biraz kıpırdandığında cari dengedeki bozulma görülebiliyor.

Birçok bozulmanın altında USD/TL kurunun yükselişini döviz satarak önleme ve faizi artırmama hedefi olduğu halde gerek USD/TL kurunda gerekse faiz konusunda alınan sonuçların da tam anlamıyla bir hayal kırıklığı olduğu yine tablodaki verilerden görülüyor.

Tabloyu daha net görebilmek için aynı dönemde Türkiye’yi, çok daha sonra demokrasiye geçmiş, bizden çok sonra başvurduğu halde AB üyeliğini almış olan komşumuz Romanya ile karşılaştıralım (Veriler için kaynaklar: IMF, https://tradingeconomics.com/romania.)


Romanya ile yapılan karşılaştırma bizim 2017’den sonra geri düşüşümüzü ve Romanya’nın bizi geçip gitmesini net bir biçimde gösteriyor. Balkanlardaki diğer komşularla yapılacak karşılaştırmalar da aynı sonucu veriyor. 

Bu tablolar; yeni sistemle birlikte eski kazanımlarımızı hızla kaybettiğimizi sergiliyor ve bir tek gün bile geçirmeden güçler ayrımına dayalı parlamenter demokratik sisteme dönmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.  


Yorumlar

  1. Yaptıklarımızın tersini yapmazsak her geçen sene alım gücümüz düşmeye devam edecek. Romanya, Bulgaristan, Polonya gibi ülkeler hepsi bizi geçti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Polonya, Gelismis Ulkeler sifatina girdi. Konumu yanlis hatirlamiyorsam 2019da Gelismis ulkeler sifatina yukseldi

      Sil
    2. Parlamenter rejime geçmeden önce hukukun ve yasaların hızla tesis edilmesi ve sorumluların ivedilikle yargılanması için geçici süreliğine başkanlık sisteminin devamı gerekmektedir. Yasal mevzuat tam oturduğunda muhtemelen 3 ila 4 senelik bir periyotta sert kuvvetler ayrılığının olduğu bir parlamenter rejime geçilmelidir kanaatimce. Mevzuat ve kurumlar tam oturtulmadan yapılırsa mevcut sistem gibi parlamenter sistem de hatalar verir.

      Sil
    3. bunlar daha iyi günler. çok daha kıskanılacağımız günler gelecek. yiyecek ekmek bulamayacağız. daha yeni başladılar. bunca senedir memleketin ocağına diktikleri ağaçlar yavaş yavaş temeli yıkacak.

      Sil
    4. Selam K. Yalçın,

      Başkanlık sistemi geldiğinde siyaset uzmanları bu konuyu tartışmıştı. Yeni başkanlık makamına oturacak, parti, kişi, grup vs her ne ise Başkanlık sistemini geriye döndürebilir mi? Yoksa, hazır bulduğu yetkiler ile yoluna devam eder mi? Siyaset uzmanları bu yetkiler ile devam edeceğini belirttiler.

      Sizin yazdığınız gibi sosyal medyada da insanlar geri dönüşüm için Başkanlık yetkilerinin kullanımını söylemeye başladılar. Bu başkanlık sisteminin kalıcı olması için uydurulmuş bir yalandır.

      Türk başkanlık sistemi, özellikle batı dünyası tarafından destek gören bir mekanizmadır. Batı, Türkiyede 2003 yılının bahar aylarında az demokratik bir başkanlık sisteminin getirilmesini istedi. Uzun yılların çabasi ile getirdiler.

      Ülkede 2003 yılı öncesi parlamenter sistem altında hem yaşamış insan, hem görev almış, hem de iyi kötü parti teşkilatlanmasını bilen nüfus sayısı her geçen yıl azalıyor. Yeni başkan kim olursa olsun, yöneteceği 4-5 yıllık sürede, ülke kalan bilgili nüfusu da kaybedecek. Başkanlık sistemi, işin doğası gereği geri dönülemez bir noktaya geldi.

      Türk siyasi muhalif liderlerin size söylemediği bir şey daha var. Tüm siyasi partilerin işine gelen bir sistem bu. Şu anda muhalefet de, başkan ile siyasi konularda gücüne göre iktidar nimetlerinden faydalanıyor. Mevcut başkan, siyaset konusunda çok oportunist ve pragmatist bir insan. Yani CHP, İyi ve diğerleri başkanlık sisteminden mutlular. Siz farkında değilsiniz. Türk halkı farkında olsa epey bir üzülürdü.

      Özet: Hem batının teşvik ettiği, hem iç siyasetin destek verdiği bir sistemi allame-i cihanı gelse değiştiremez. Bizim ahali de bilirsiniz, her gün içindesiniz, ah şöyle oldu, tüh böyle oldu, vah oldu, uf oldu, artık oldu bitti der, umursamaz, boş bir günlük yakınma konusu yapar.

      Türkiye henüz ekonomik dip noktasına ulaşmadı; biraz daha hocamızın yazdığı düşüş devam edecek, sonra dengelenmeye başlayacak. Benim tahminim İran, Türkiye'nin bir adım önünde olabilir ekonomik denge noktasında. İran uzun yılların ambargosu sebebi ile TR dan daha sönük görünüyor.

      2Bmy#VY:&`$.SVy>

      Sil
    5. K.YALCIN,

      Dogru soyluyorsunuz baskanlik sistemi sorumlularin yargilanmasi icin bir sure devam etmelidir AKPden sonra. Aksi halde parlementer sisteme direk girersek humanistci insan haklarci liberal sol tayfa AKP ve AKPlileri cansiperhane savunmak kollamak icin kollarini sivar onlara yardimci olur

      Sil
    6. Selam Adsız2 Ağustos 2021 17:33,
      Görünen gelecekte, başkanlık sistemi sorumluları yargılanmayacak. Yargılayacağını söyleyen siyasiler olabilir, onlar başkanlık sistemine duyulan tepki oylarını toplamak için böyle konuşuyorlar. Bizatihi, mevcut başkanın kendisi yasal olarak yaptıklarından sorumlu değil. Aldığı kararlardan dolayı yasayı geriye doğru yürütemezler. Bu teknik kısım.

      Gerçek hayatta ise olan, muhalefet devşirdiği oy gücünü başkan ile pazarlık yapmak için kullanıyor. Esas türk tipi başkanlık sisteminin özü budur. Türk muhalif parti liderleri, koalisyon oluşturma ihtimali ile elde edebilecekleri güç kazanımını bugüne tahvil edip başkan ile pazarlık yapıyorlar, pazarlık edip istediklerinin bir kısmını alıyorlar. Arada böyle bir alış veriş olmasa idi; yani türk muhalefeti olası gücünü bugünden tahvil etmese idi, başkanlık seçimlerinde güçlü bir aday ile başkanlığı alırlar der idim. Ancak olan tam tersi, büyük ihtimalle başkanlık seçim sürecini muhalefet daha pasif yürütüp mevcut başkanın önünü kesmeycek.

      Yaşadığınız sistemin özü budur. Türk muhalefeti, iktidar ile benzer şekilde halktan kopuk siyaset yapmaktadır. Hal böyle olunca, onların çabası daha farklı oluyor. Ahali ve entel kesim siyasetin içinde olmadığı için muhalif söylemleri kendini temsil ediyor gibi algılıyor. Ortada olan ise oy toplama süreci.

      Özet ile TR de mevcut başkanı yargılamayı düşünen hiç bir siyasi oluşum bulunmuyor. Lafa gelince meydanlarda idam ipi atıp, başkanı yargılayacağını söyleyip oy toplayan Bahçeliyi görüyorsunuz. Benim dediğim gibi oldu, Bahçeli oy gücünü tahvil etti. Diğerleri de aynı. Güççük bahçeli her birisi.

      Sevgiler.

      Çözüm nedir? Bu ülkenin çalışan kesimleri giderler, iktidar partisinden muhalefetine kadar üye olurlar, kendi değerlerini siyasete sokarlar, o zaman siyaseti temizlerler. Koltukları sizin doldurmanız çözümdür. Belki 10 yıl olur çalışan kesimin iktidar olabilmesi ama olur. Ben bu yönde toplu bir hareket görmedim, göreceğimi de düşünmüyorum. Mevcut sistem devam edecektir. Çalışan kesim 20 yıl sonra da yakınmaya devam edecektir.

      fvh!M*3y&8q5MTo3

      Sil
  2. Bu sorunların çözümleri belli ise sorunları çözememek niye? Hukuk, sosyoloji, felsefe, bilim ve mantık olmazsa olmaz diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bilime geri dönmemiz lazım.

      Sil
    2. Hocam dönemeyiz zira bilim beklemez.

      Sil
    3. Sorunun en temeli Türk eğitimli insanının, entellektüelinin, savaşmayı bilmemesi, malesef Ortadogunun en güçlü halkının geldiği seviye bu, kendi paraları ile kendi düşmanlarını besliyorlar, görünür gelecekte de besleyecekler. Mücadele ruhları yok, hemen koyveriyorlar, ülkelerine, insanlarına ve devletlerine sahip çıkmıyorlar.

      Çaresiz olduklarını düşünüp arabeskvari bir eziyet çekmeyi tercih ediyorlar. Sosyal medyada o kadar çoklar ki, savaşcı ve mücadeleci bir ruhları olmadığı için kelime oyunlarından sözde espri üretiyorlar, kimsenin umrunda olmayan, işe yaramaz boş espri üretmek konusunda yarışıyorlar.

      Garip hukuk, sosyoloji, felsefe, bilim ve mantık olması için onların varlığı için mücadele eden insan lazım. Sayıca az sayıda olan mücadeleci insanı da gördüklerinde, mücadele eden insana takılacak kulp bulup, hem onları pasifize ediyorlar, hem morallerini bozuyorlar. Garip, bilmiyorum, anlam da veremiyorum.

      Neyse;
      Bu hafta sonu evin badana, boya işini yaptım. Dış cephede tamirat yaptım. Çocuklara da öğrettim, gösterdim. Böyle uzun işlerde; sesli kitap açarım, Mahfi hocamızın twit mesajında gördüm, İnferis, Kubilay Tunçer'in sesinden. Kubilay'ı dinleyince konuştuğumun Türkçe olmadığını anladım.

      6 yaşındaki, sabah ve akşam bir kitap okur, Mahfi Eğilmez'in kendisinden daha çok kitap okuyup okumadığını sordu. Cevap hoşuna gitmedi, bir kaç sene içinde okulu bitirene kadar Mahfi Eğilmez'den daha fazla kitap okuyacağını söyledi. Gerçek ile moralini bozmaya gerek yoktu, gazladım.

      4 yaşındaki Mahfi amcanın nur cemalinin nasıl olduğunu merak etti, internetten resmini gösterdim. Çok kitap okuyanların kafasında saçı azalır gibi bir çıkarıma vardı. Benim saçım ile hocanın saçını kıyaslayıp, hocanın daha fazla kitap okuduğunu belirtti.

      Hocam emeklerinize sağlık, teşekkür ederiz.

      0P7d3$008OoXMq^$

      Sil
    4. Sn adsız 07:18
      Çatışma kültürünün  egemen olduğu toplumlarda entelektüelin savaşması değil uzlaşı kültürüne hizmet etmesi gerekir.

      Sil
    5. Adsız3 Ağustos 2021 15:07, yapıcı katkınız için teşekkür ederim, haklısınız. Savaşmayı kelimesini "mücadeleyi" olarak düzeltirim.

      Zd2^GU*duyNv0#JG

      Sil
  3. Tablo çok net ortada. Arkasından reçete de yazılmış. Çok güzel. Orta direk çökmüş, soğan pramite dönmüş. Dibe çöken orta direk herşeyin farkında. Bu yeterli olur mu yoksa dipte olanlarında mı artık işin farkında olması gerekiyor reçetenin uygulanması için bilemiyorum. Ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Hocam emeğinize bilginize sağlık.Türkiye sadece ekonomik bu enkazın altından kaç yılda düze çıkar yada çıkar mı bilinmez.Biz zaten şanssız bir nesilmişiz de en çok çocuklarımıza üzülüyorum.çok uzunömrünüz olsun .saygıyla🙏

    YanıtlaSil
  5. Hocam güçler ayrımına bağlı parlamenter sistemdeykende 2013 yılından sonra ekonomide ciddi şekilde bozulmalar olmuştu. Her anlamda reform yapmak önemli eğitimde bilimin ön plana alınması gerekiyor. Sosyal ve siyasal birçok alanda reform şart fakat bu reformları yapabilecek bir yönetim bir kadro çıkar mı çıkacak mı tartışılır. Velev ki bu reformları yaptık sizce AB'ye kabul edilir miyiz veya bu reformları yaptığımız takdirde AB'ye girmeden gelişmiş ülkeler kategorisine girebilmemiz mümkün olabilir mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız ama biz o zaman da zaten tam anlamıyla güçler ayrımı rejiminde değildik.

      Sil
    2. Ülkede güçler ayrılığı olsada biz o güçleri birleştiriyoruz aynı canaktan besleir hale gelen bir gruh oluşturuyoruz..sonuç halkın bilinçlenmesi gerekiyor ama nasıl.

      Sil
  6. Mahfi, bey gene çok bilgilendirici bir analiz yapmışsınız. Görünen o ki bunlar daha iyi günlerimiz. Son afetler, ,covid sorunu , sıcak para yokluğu ve "dediğim dedik " yönetimin devamında kötü durumlar bizi bekliyor, Yönetim ve sistem değişse bile elimizde koskoca bir " enkaz " olacak....

    YanıtlaSil
  7. Hocam ilk tabloda anlamadigim bir sey var. 2016 senesinde ekonomi %3.2 büyümüs ancak gsyh 861 milyar dolardan 851 milyar dolara düsmüs. Yani aslinda bir kücülme yok mu? Ayni sey tablodaki diger yillar icin de gecerli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme TL ile hesaplanan GSYH'ye göre hesaplanıyor.

      Sil
  8. Hocam, 2. tabloda USD/Rumen Ley yazmissiniz ancak galiba TL/Rumen Ley olmali.

    YanıtlaSil
  9. Yenı rejim kötü ama verileri bu şekilde yorumlamak doğru değil...2019 ve 2021'de yaşadıklarımızın sebebi 2002-2018 arası biriken hatalar.

    Şimdi 2021'de yüksek büyüme ve GSYH'da yuksek artış gelecek gibi görünüyor.

    Ne yani bu yeni rejim daha iyi demek mi olacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek başına büyüme rejimi tanımlamaz. Enflasyonu var, işsizliği var, bütçesi var. Ayrıca 2021'de büyümenin yüksek gelecek olması 2020'deki düşüklükten yani baz etkisinden kaynaklanacak.

      Sil
  10. Değerli hocam yeni rejim tam olarak bu : https://twitter.com/Ahaber/status/1421733696168660992?s=20

    Hocam sansürlemeyin lütfen. Yeni rejim haberdeki gibi bizimle taşşak geçiyor. Buna kim yardım ediyorsa, Allah belasını versin.

    Bizim ülke insanının çok büyük kesimi kalitesiz hocam. Anlık yaşıyor, mantık mekanizması eksik çalışıyor.

    YanıtlaSil
  11. Moneyland isimli kitap Paravatan olarak türkçeye de çevrildi, okuyun neden bu halde olduğumuzu anlayın. 2010-2014 arası Başkan Yanukoviç dönemini anlatıyor, tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  12. Gelin ben size anlatayım:

    Türk milleti balık hafızalı derler. Doğru mu? Bilmiyorum.

    Peki hergün bir ton olay olan ülkede, sürekli geçmişte ne olmuştu diye hatırlamak kolay mı? Sanmam.

    Şuanki duruma bakınca evet liyakat, hukukun üstünlüğü, demokrasi, yapısal reformların eksik olması gibi nedenler sayabiliriz.

    Ancak size bir tarih vericem. İşte o tarihten sonra hiçbirşey eskisi gibi olmadı. Temmuz 2016 da başlıyor. Darbe girişimi ve asıl can alıcı nokta Bahçelinin Ekim 2016 da sistemin adını koyalım diye konuşması. Ekim 2016 işte bu tarih sarı öküzün verildiği tarih.

    Ekim 2016 ile başlayan çöküş, nisan 2017 referandumundan sonra katmerleşti.

    Siz bakmayın başkanlık gelince uçacağız diyenleri. Onlar gerçekten uçtu birkaç yerden aldığı ballı maaşlarla. Sen sürünmeye devam kardeşim.

    Sanırım son kozu şu olacak, bu başkanlık sistemine evet hazır değiliz herkes gördü, parlamenter sisteme dönelim, eski Türkiye şahlanarak devam etsin, son kez oyunuzu verin diyecektir.

    İşte o anda, yine çıkarıp oyunu verirsen kardeşim..... Boşluğu siz doldurun. Fantezi yapmak serbest :)


    YanıtlaSil
  13. Senato olmadan yani çift meclisli sistem olmadan milli Bakiye secim sistemi olmadan demokratik sistem zor.

    Dhont secim sistemi Olan tek meclisli yapi bizi tekrar ayni yere getirir.

    Milli bakiye secim sistemi + senatolu cift meclisli yapiyla demokratik duzen denge balans sagligina kavusur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senato herhangi bir siyasi partilerin olmadigi bir defaligina secilen bagimsiz senatorlerden olusmalidir. Adalet ve Milli Egitim bakanlari bu senatorlerden olusmak kaydiyla100 kisilik senato icinde oylama ile belirlenmelidir. Bu bakanlar diger bakanlar gibi hem senatoya hem meclise karsi sorumludur.
      Milli Bakiye sistemi en adil secim sistemidir. Bireysel tercih ve farkliliklarin meclise en net yansidigi secim sistemidir. Dhont sistemi ise isterse 0 barajli olsun adil bir sistem degildir.

      Sil
    2. Seçim konusunda bende daha önce yazmıştım. Sadece Avrupa Amerikada olduğu gibi çift meclis değil nitelik mutlak şart olduğunu defalarca tekrarladı.

      2 meclisli sistemde 1 senatörler olacak bağımsız daha önce hiçbir partiye üye olmamış kişilerden seçilecek. 2 millet meclisi olacak bunlar siyasi partilerin oyları ile gelecek.

      Cumhurbaşkanı tam bağımsız ve hiçbir partiye üye olmamış 65 yaşını geçmemiş kişilerden seçilecek bu seçimde senato yapacak.

      Senatörleri millet meclisi seçecek 65 yaşını geçmemiş daha önce parti üyesi olmayan kişilerden seçilecek.

      Millet meclisi halk tarafından seçilecek başbakan yani yürütme ve bakanlar buradan seçilecek vekillerden. Bakanlar ve başbakan senato ve cumhurbaşkanına karşı sorunlu olacak denetime tabi olacak.

      Tüm seçilecek kişilerde ehliyet ve liyakat aranacak cumhurbaşkanı dahil kimse 65 yaş sonrası seçilmesi yasak olacak. 40 ile 65 yaş arası kişilerden tüm seçilecek vekil senatör dahil hepsi doktora mezunu şartı olacak.

      Belediye başkanlarına aynı şekilde 40 ile 65 yaş arası kişilerden doktora mezunu olan kişilerden seçilecek. Belediye meclis üyesi olmak içinde 40 ve 65 yaş arası en az üniversite mezunu kişiler arasında seçim şartı getirilecek.

      Sadece muhtarlık için ve sadece köy yerlerinde muhtarlık olacak mahallede muhtarlıklar kaldırılacak ki zaten gelişen teknoloji ile mahalle muhtarların ihtiyaç kalmadı. Bunun yerine mahalle temsilcileri olacak meclis üyeleri mahallelerden sorumlu olacak sorunları çözecek. Köy muhtarlarıda 25 ile 65 yaş arası en az lise mezunu kişiler arasından seçilecek.

      Cumhurbaşkanı 1 kez seçilme hakkı olacak tekrar görev alamayacak. Senatörleri en fazla 2 kez seçilebilecek. Milletvekilleri en fazla 2 kez seçilecek ve aynı şekilde 1 kişi en fazla 2 kez başbakan ve bakanlık yapabilecek. Belediye başkanlarıda en fazla 2 kez seçilebilecek. Meclis üyeleri dahil. Sürekli değişim hem partileri dinamik tutacak hemde değişimi sürekli yakalamış olacak görev süresi sınırlı olduğu için kendinden sonrası için kimse aymazlık yapamayacak denetim ve güç ayrımı korunmuş olacak.

      Sil
    3. Bugunlere gelmemizde en buyuk neden 65 yas ustu kisiler. Bunlarin hem secme hem secilme hakki budanmalidir. Hesap verecekler genclere o kadar.
      Ve yalniz Turkiyede degil dunyada boyle bir egilim soz konusu.

      Sil
  14. Hocam yazı icin teşekkürler. Karşılaştırmalı basit bir sekilde konuyu anlatmışsınız. Parlamenter sisteme gecilmesi yetmez kurumlarinda bağımsız ve tarafsız olarak yeniden inşa edilmesi gerekli ama bu o kadar kolay değil. Uzun zamana ihtiyac olacak diye dusunuyorum. Ayrica toplumsal bir donusumunde olmasi gerekiyor. Bu da bilimsel bir egitimle mumkun olabilir. Aksi takdirde durum daha da kotuye gidiyor ve gidecektir.

    YanıtlaSil
  15. Hocam 2016 2017 yi baz alarak yorum yapmışsınız eleştirmek haddimize bile değil sizin gibi bir üstadı yalnız şöyle bir durum olmuş "teşbihte hata olmaz"(gerçek anlamı farklı olsada bu sözün , doğru bilinen yanlis az bilinen dogrudan daha geçerlidir sözüne sığınarak kullandım )yeni doğmuş 2 3 yaşında bir bebegin yaptığı yanlış ile yaşı ilerlemis bir kişinin yanlışı kiyaslanmıs gibi, bir kıyaslama yapilacaksa parlementer sisteme geçişte geçtikten snra sistemin güzellikleri olumlu yanları veya odenen bedeller geçiş sistemlerin içinde bulundugu koşullar göz önünde bulundurularak yapılacak kıyaslama daha doğru bir kıyaslama olur bu bir siyasi söylem kesinlikle değil yanlış anlaşılmasın ben ekonomi süper veya partili cumhurbaşkanlığı sistemi çok faydalı gibi bir düşüncede değilim bu sadece çıkarım . 🙏

    YanıtlaSil
  16. Birbirinden farklı iki sistem arasında kıyas yapmak için basit bir sadeleştirme yeterli.

    Bilim sürekli gelişmeyi değişmeyi teknolojiyi yakalamayı ve dünyayı anlamaya çalışır. Kısaca bilim sürekli ileri işareti temsil eder.

    İrtica ise gerici demektir geçmişe dönük yaşamayı geçmişte olduğu gibi kalmayı olduğuna şükretmeyi eski yaşam tarzında at binmeyi soba yakmayı kerpiç evde yaşamayı padişahlık sistemini ve padişahın kulu olmayı ister. Kısaca irtica yani gerici denilen yaşam tarzı geri işaretidir.

    İleri mi gitmek geri mi gitmek kişilerin tercihi evet ancak bunu yaparken ileri gitmek isteyenlerde aynı vagonda olduğu için tekrar aynı filmi izlemeyi kurtulduklarından tekrar kaçmaya çalışmayı asla istemez.

    Çok gaptir ki tüm gericiler bilimin tüm nimetlerinden faydalanırlar tıp alanında ameliyat tedavi hatta araların saç ektirmesine kadar tüm evrensel bilimsel metodları uygularlar ancak koltukta kalmak için sürekli 1500 yıl önceki peygamber zamanını tavsiye eder över yaşanması gerektiğini söyler cahil halka. Tabi bu kesim lüks oteller araçlar yatlar uçaklar hepsine biner hepsini yaşarlar.

    Çok garip ikilem gibi görünen gerçekte ikilem değil ikiyüzlülüktür. Kendi çocuğu ABD de okusun ama başkasının çocuğu vatan için şehit olsun gelen tabutlar bizim şerefimizdir diye konuşsusun ve maalesef anlamayan idrak edemeyen bir halk ile yaşamak aslında bildiğini yapamamak gibi birşey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız 03:36,

      Tarif ettiğiniz bu sistemin devamını sağlamanın tek yolu, insanları düşünemez, analiz yapamaz hale getirmektir ki bu da ancak eğitimle olur. Elbette bu eğitim, bildiğimiz eğitim değil Kur'an kursları ile verilen dogmatik eğitimdir. Yoksa tek başına cehalet, halkın bir kesiminin içinde bulunduğu acınası durumu açıklamaya yetmez. İnsanların içinde insan olmaktan gelen içgüdüsel sağduyu, feraset, merak ve öğrenme arzusu gibi erdemler vardır. Bunlar, evrim sürecinde zaten genlerimize işlemiştir. Eğer kendi halimize bırakılırsak, hiç eğitim almasak bile bu özellikleri taşımaya devam ederiz ve gerektiğinde kullanırız ama 6 yaşına kadar çocuk beynini bilmediği, anlamadığı dildeki safsatalarla doldurup bunları ezberletir, sonra da hayat boyu ihtiyaç duyacağı tek şeyin bu "bilgiler" olduğuna ikna ederseniz tam da istediğiniz gibi bir halk oluşturursunuz.

      Bu nedenle dikkat ederseniz tüm dini rejimler, kendi dinlerine ait dogmaları mümkün olduğu kadar erken yaşta çocukların beyinlerine kazımak için adeta yarışırlar. Elbette islâm, bu konuda liderliği kimseye bırakmaz. Zaten tarikatlerin varlığının temel nedeni de budur...

      Sil
  17. Hocam değerli yorumlarınız ve paylaştığınız bilgiler için çok teşekkür ederiz. Sayenizde biz gençler ekonomik okur yazarlığımızı arttırıyoruz.

    YanıtlaSil
  18. yapmayin hocam 1980 lerde almanya isci gonderen eski rejimde hersey gul pembeydi ,dunya da esi benzeri olmayan holding kavramini yaratan turkiye ,montaj sanayisinin şampıyonluğun yaptı dönemlerde batı mühendislik geliştirip üretimini doğu ya kaydırak enflasyon göndedi ,komunist rejim altında bulgaristanda yaşamış birisi olarak bunu görüyorum türkiye nın aydın kesimi bunu nasıl görmez artı pandemı ve savaşlar yaşanmamış gibi ekonomiye değerlendirmek işin içine siyaset karıştırmaktır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dediğiniz tarihlerden bu yana 40 yıl geçti. Pandemiyi herkes yaşadı. Türkiye halen montaj sanayisinde bulunuyor. Sizin yaşadığınız komünist Bulgaristan'a 1980'lerde biz acırdık, şimdi onlar bize acıyor neredeyse.

      Sil
    2. Bulgaristanin durumu cok iyi durumda bir 5 yil oncesine gore. Dis dogrudan yatirim aliyor ozellikle agir sanayi ve temel tuketim mallari kimya sanayi uzerine, emege dayali sicak para geliyor( avrupadaki calisnalarindan) enflasyon yok issizlik dusuk asgari ucret reel olarak her yil artiyor. Turizmde ve yazilimda sessiz sedasiz bir ilerleme katediyorlar. Pandemi oncesi butce fazlasi veriyor ve cari fazla veriyordu. Para birimi Leva bir cok ulke para biriminden daha guvenilir itibar sahibi bir para birimi.Gelir dagilimi bozuk degil. Dunyada kendi konutuna sahip olma ev sahipligi orani en yuksek ulke Bulgaristan.
      Daha ne olsun

      Sil
  19. Hocam

    3. cümlenizde düşüklük var.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  20. Hocam her zaman ki değerli yorumlarınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  21. Kişi başı milli gelir hesaplanırken mülteci sayısı dikkate alınmadığı için rakamlar biraz daha aşağıya düşüyor diye biliyorum, yani fiili durum daha kötü.

    YanıtlaSil
  22. bulgaristanin da yunanistani iyi bilirim gerçekte ekonomide bir şey yaptıkları yok ama iyiler bunun tek nedeni avrupa birliğinden aldıkları bahşişler sayesınde , kredi derecekendirme kuruluşları onlara daha yuksek not veriyorlar haketmedikleri halde yolsuzluk herşey var ama evet iyiler hak etmedikleri halde ekonımi kitablarına belki de girecek yeni bir teori

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem Bulgaristan hem Türkiye vatandaşıyım. Türkiyede dönen rüşvet ile tüm Bulgaristan satın alınır. Türkiyede askere araç satarken rüşvet alıyorlar.

      Sil
  23. evet epidemeyi herkes geçirdi ama parası rezerv statüsünde olanlar parayı yan etki yaratmadan basabildikleri için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Romanya'nın parası rezerv para değil, Bulgaristan'ın da. Onlar henüz Euro'ya geçmedi.

      Sil
  24. bunu tekrar söyluyorum holding kavramı çağdışı bir kavram nasıl bir profesyonel sporcu hem iyi bir basketbolcu ve fotbolcu olamayacaksa bu şirketler içinde geçeriı ,üzülerek göruyorum turkiye h bir zaman tüsaid a kusurlar aramayacak ,farkımız bu maalesef

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İktidarı temize çıkarmak için suçlu arayan bir hacı, şimdi de kusuru holdinglere atmış. Hacı, TÜSİAD bu sistemin en büyük destekçisi, ancak ucu kendilerine dokununca mırın kırın ediyorlar, onun dışında hallerinden çok memnunlar, farkında değilsin galiba. Tek adam despotizmi altında yerleştirilen kölelik düzeni siyasal islâmın olmazsa olmazıdır, bizdeki gibi ahbap-çavuş kapitalizmlerinde en büyük destekçileri de sermaye kesimidir. Körün fili tarifi gibi sen de fili kuyruğundan yakalamışsın ama bir türlü kulaklara, oradan da kafaya ulaşamıyorsun...

      Sil
    2. afersin ama laik kimliğe ne zaman sahip oldu bu ülke eski kimlikte kimin ne dinden olduğ yazıyordu bunu hep kabul edimez görmüşumdür ,laik olan kimlik şu anki kimlik

      Sil
    3. İsim verince çok üzülüyorlar, hadi Tüsiad diyerek genel söyleyelim. Tüsiad içindeki aklınıza gelen tüm büyük zenginler türk devletinin bilerek ve isteyerek, sistemin devamı için zengin ettiği insanlardır. Hepsi hükümetin kontrolündedir, hepsinin ticari hayatları başkanın iki dudağı arasındadır.

      Hocamızın yazısındaki bahsettiği verimsizliğin kaynağının bir ayağı devlet destekli özel sektördür. Hem Koç, hem Sabancı Başkanlık sistemini desteklemişlerdir.

      Türkiye de bu kadar çok holding olmasının sebebi de budur. Devlete bağlılığı ispat edilmiş bu insanlara değişik iş kolları paslaştırılır.

      Hadi daha da ileri gideyim, hayatımda yaşadığım bir vakayı anlatayım. Çok sevdiğim bir abimiz İTO da memurdu. Arada yanına giderdim, askeri lisede tanışmıştım. O zaman İTO, Haliç kenarındaki eski yerindeydi. Memur dediysem, esas görevi, masasının yanındaki pencereden taa uzaklardan görünen büyük kule sahibi iş ailesinin, binasının girdi çıktısını takip etmekti. O iş adamı TV lerde çok çalışmanın zenginlik getirdiğini anlatırken, o memur bana neler neler anlatmadı ki? Türk narenciyesi işadamının! tarladan toplayıp, karaborsa için açık denizlere çıkarıp 4-5 katına istanbul hallerine indirmesini mi dinlersin, yoksa aile kutsallığını anlatırken Pariste kaçamak yaparken polisin elinden dış işleri devreye sokan Türk istihbaratının çabasını mı dersin?

      Bi akşamüstü yanına uğradım, üzgündü. Ne oldu dedim. Bir şey demedi, Kadırga'ya kadar yürüdük, orda bi balık lokantasına oturduk, rakı-balık söyledik, rakısını hemen hızlı içti, belli ki hızlı çakırkeyif olmak istiyordu. Görevden alındım evlat dedi. Pasif bir görev vermişler, istememiş, emeklilik isteyeceğim dedi. Ama dedi, beni niye aldılar, bu ailenin başına bir iş yapmasınlar diye de şüphesini dile getirdi. Bir süre geçti, iş adamının! kardeşi kendi güvenlikli binasında vuruldu.

      Bu işler böyledir. O tüsiadı çok gözünüzde büyütmeyin. Vergilerinizden kaynaklanan koruma kalkanı altında, parasını verdiğiniz siyasilerin ve bürokratların ayakta tuttuğu firmamsı yapılardır. Saygımı kazanmış bir Türkiye zengini ilk 10 arasında yok, sizin varsa söyleyin.

      QSNb@O#P3xUBfi5Z

      Sil
  25. pandemi aklima geldi çin ,abd ve avrupa hem aşı için disarıya para vermediler hemde dişarıya aşı satarak zangiliklerine zenginlik katılar kimin sırtından daha fakir olanların sırtından tani pandemi gelişmiş ekomilere para kazanmak için fırsat bile oldu ama çin e evala yapıyorum kendi aşısını zamanında geliştirek kendinden daha zengin olanlara para kaptırmadı ,benim de olaylara bakış açım bu en güncel örnek bu olduğumiçin günümüzden paylaşmak istedim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşı parası, gelişmekte ülkelerin diğer aldıklarının yanında devede kulak parası. Aşı hiç bir ülkeyi zengin etmedi. Aksine gelişmekte olan ülkelerin çalışması, gelişmiş ülkelerin daha çok işine gelir.

      Sil
    2. evet devede kulak kalır ama eğer yazımı bir defa okursanız en güncel örnek olarak gösteriyorum

      Sil
  26. Hocam bu acayip sistemin sadece ekonomide yarattığı bozulma bundan daha iyi anlatılmazdı elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  27. AKPden sonra parlemneter sisteme direk girilirse sayet Humanist liberal sol insan haklarci tayfa cansiperhane bir sekilde sorumlulari savunur aklar onlarin haklari icin kose bucak calisir sorumlular da bu arada isin icinden cikar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam elinize sağlık. Hürmetlerimle. Sevdiğim, saydığım,değer verdiğim, kıymetli bir büyüğümsünüz. Sizin gibi bir değerin daha cok yazması gerekir.

      Sil
    2. Adsız2 Ağustos 2021 17:37,
      Çok karışık yazmışsınız anlayamadım bir türlü.

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim. Bir yandan bir roman bir yandan da bir ekonomi-sosyoloji denemesi yazdığım için ancak bu kadar yazabiliyorum blogda.

      Sil
  28. Bu kriterlere göre parlamenter sistem daha iyi gibi gözüküyor. Peki o zaman 1990 -2002 yıllarında parlementer sistem vardı neden o yıllarda ülke çok kötü günler yaşadı. Sistemin değişmesi herşeyi düzeltmeyeceği aşikar değilmi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ülke, 2002-2021 yılları arasında yaşadığı kadar kötü bir dönem hiç yaşamadı. Bunun nedeni, siyasal islâmın tek başına iktidar olduğu dönemin bu dönem olmasıdır. Bu aşamaya elbette bir günde gelinmedi. 1950 yılından itibaren tarikatların, cemaatlerin önü açılarak ve sınırsız destek verilerek, milletin dini hassasiyetleri kullanılıp irtica ile mücadelenin önü kesilerek, laiklik ilkesi göz göre göre aşındırılıp yok edilerek gelindi.

      1990-2002 dönemi, siyasal islâmın tek başına iktidarını sağlamak için 12 Eylül'de başlatılan sistemik çalışmanın son aşamasıdır, o nedenle de elbette eskiyle kıyaslandığında kötü bir dönemdir zira siyasal islâm bu dönemde artık devlet yönetiminde iyice güçlendirilip palazlandırılmış durumdadır ama 2002 sonrası ile kıyaslandığında yine de çok iyi bir dönemdir...

      Sil
    2. Çünkü biz parlamenter sistemi de hiçbir zaman gerçek bir parlamenter sistem gibi yürütmedik.

      Sil
    3. Parlementer sistemin sağlıklı işlemesi için parlementerlerin gerçekten halk tarafından seçilmesi, denetlenmesi ve kendini seçenlere karşı sorumlu hissetmesi lazımdır. Oysa 1980 anayasasından beri parlementerler aslında halk tarafından değil, parti liderleri tarafından seçilmektedir. Halk ise seçimlerde liderlerin hazırladığı listelere oy vermektedir. Bu durumda doğal olarak parlementer de kendini halka karşı değil asıl seçimi yapan pati liderine karşı sorumlu hissetmektedir. Halkın tepkilerine değil parti liderinin gösterdiği ve işaret ettiği doğrultuda davranmaktadır.
      İktidar partisi açısından bakılınca bu durum fiilen teoride 3 ayrı kuvvetten biri olan yasamanın doğrudan aynı zamanda başbakan olan yürütmenin başı tarafından kontrol edilmesi ve etkisizleştirilmesi sonucunu doğurmaktadır.

      Velhasıl, aslında görüntüde olmasına rağmen 12 Eylül rejimi ve Kenan Evren tarafından yapılan anayasa ve kanunlar sayesinde 1980 yılından beri Türkiye'de gerçek parlementer rejimin oluşması ve yasamanın esas görevi olan yürütmenin denetlenmesi mümkün olmamıştır. Dikkatinizi çekecektir herhalde 1980 yılından beri darbe rejiminin yaptığı pek çok kanun değiştirilmesine rağmen, bir tek parti liderlerine kendi partilerinde padişah yetkileri veren siyasi partiler kanununa dokunulmamaktadır.
      Bu durum 12 Eylül darbesi ve Kenan Evren'in Türkiye'ye verdiği en büyük ve kalıcı 2 zarardan birisidir. Diğeri ise ilk öğretimde din dersinin zorunlu hale getirilerek çocuk yaştaki zavallı ve korumasız kafalara dini hurafelerin boca edilmesidir.

      Sil
    4. Kimse kusura bakmasın siyasal islamı başımıza musallat edenler 1990' larda kendisini liberal demokrat veya sol ideolojiye yakın hissedenlerdir. Bu kişiler her fırsatta eşitlik, özgürlük kavramlarını kullanmasına rağmen 2000 li yıllara kadar "islamcı" tayfaya uyguladıkları baskı (iş yerlerinde mobing, sosyal hayatta dışlama, 28 şubat vb.) yüzünden 21. yy ilk çeyreği siyasal islamcıların iktidarı oldu. 1990 ile 2000 yılları arasında yetişkin olan her birey bilerek/bilmeyerek akp yi beraber iktidara taşıdılar. O gün haksızlıklar ve eşitsizlikler karşısında sesini çıkarmayan abilerimiz; sizin hiç konuşmaya hakkınız yok!

      Sil
  29. Selam ben bir özet ile Türkiye'nin niye başaramayacağını Halil İnalcık'tan da bir alıntı ile yazayım.

    Askeri okulda, bir sınıf tartışmasında şöyle bir açık soru soruldu, PKK terörünü bitirmek ve ülke güvenliği için ne yapmak gerekir? Görüş bildiren öğrencilerin nerdeyse tamamı, Türk - İslam sentezi üzerinden yorum yaparak, mücadelenin yollarını söylediler.

    Sınıfta bir tek ben, Kürtler ile uzlaşır, anlaşır, resmi zemine anlaşmayı taşır, iki tarafa da dengeli kontrol ve güç dağılımı verir, Kürtlerin söz hakkının korunmasını sağlar, Kürtleri de feodal yapıların elinden kurtaracak altyapıyı kurarım dedim. Birebir aynı olmamakla beraber Ermeniler, Azeriler, İran, Yunan ve Bulgar komşular ile de yaparım demiştim. Niye sorusuna da şunu demiştim; güvenlik isteyen bizim ülkemiz, çünkü güçlü ekonomiye sahip olmak isteyen bizim ülkemiz, sorunları temizlemek isteyen bizim ülkemiz, en güçlü ordu bizim ordumuz, en güçlü ekonomi bizim ekonomimiz. Tarihin Anadolu insanına yüklediği sorumluluk hoşgörü, uzlaşma, anlaşmadır.

    Bölgeye hoşgörü kültürünü Kürtler yayamaz, Ermeniler yayamaz, Iraklılar yayamaz, Suriye yayamaz; isteseler bile yayamazlar çünkü güçleri yetmez. Ortadoğu da hoşgörü iklimini oluşturabilecek en büyük güç Türkiye'dir. Ardından İran, Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail gelir.

    Yıllar sonra, tarihçi Halil İnalcık hocanın da benzeri tesbitini gördüm, kendisinden olmasa bile talebelerinden öğrendim. Tarihteki tüm büyük türk devletleri gücü uzlaşma kültürü ile elde etmiştir. Askeri güç ardından gelir. Şimdi Anadolu da kendine Türk'üm diyen insanlar ile Türkmenistan'dakilere bakın, fizikleri tamamen farklıdır.

    Ancak, mevcut Türk insanına baktığımda, bu blogda yorumlara baktığımda, twit hesaplarından türkleri okuduğumda, farklılıkların zenginlik olduğunu göremiyorum. Aksine Türk insanı hoşgörüsünü kaybetmiş, uzlaşmacı kültürünü kaybetmiş, kavgacı, boş, ayrımcı dil kullanır hale gelmiş. Hele siyasiler; toplumları ayırmak için atmadıkları takla kalmıyor.

    Hep yazıyorum, sizi yabancı istihbaratının etkisindeki kişiler yönetiyor diye.

    Eğer, ülkeyi gerçekten Anadolunun halkı yönetiyor olsaydı, sizler yönetiyor olsaydınız, siyasetçilerinizin dili uzlaşmacı olurdu, farklılıklarınızı kabul edip ona göre siyaset yapardı. Semtindeki komşusu ile dahi kavga eder hale gelmiş olan insanlar, cihan devleti kuramazlar. Cihan ekonomisinden büyük pay alamazlar, hayatın kanunu bu.

    Bir söz vardır ya; eğer suda iki balık kavga ediyorsa ordan uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir diye. Şimdi umarım anlamışsınızdır, niye yabancı istihbarat diye sık sık söylediğimi. Aynı toprakta binlerce yıl yaşamış Türk ve Kürt kavga ediyorsa, aynı semtte yaşayan Laik Türk ve gelenekci Türk kavga ediyorsa, biri sizinle feci dalga geçip, sizi tufaya getiriyor. Bana inanmıyorsanız, Halil İnalcık'a inanın.

    Siz uzlaşmayı öğrenin; ekonomi de düzelir, yukardaki tablolardaki yeriniz de düzelir, ekonomik işbirlikleriniz de artar, gücünüz de artar.

    2JBG#ZUkvl*fRV36

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. M.Ö. 1600'lerden başlayarak Anadolu'da birliği sağlayan Hititler Anadolu'daki kavgaya son vererek büyük bir dünya gücü yarattılar. Bunu yaparken ele geçirdikleri toprakların tanrılarını da kendi tanrıları olarak kabul ederek uzlaşmacı bir yaklaşım sergilediler. Bu açıdan da bakarsak söylediklerinizde haklısınız.

      Sil
    2. Yorum katkınız için teşekkür ederim Hocam, Anadolu devletleri içinde gücü temsil eden insanların idraki, dinlerin insan yönetimi üzerindeki ilişkisini objektif değerlendirdiğinde; devletin hukukunu -anayasa- da o yönde değiştiriyorlar. İster istemez devlet o idrake sahip oluyor, hükümdarlığı altındaki vergi verenlerine de yansıyor. Bir şekilde civar kavimlere göre yüksek üretim yapan toplum oluşuyor.

      Keşke imkan olsa da; Hitit kralları veya üst düzey yöneticilerinin iş liyakati, işi ehline verme konusundaki sözleri ortaya çıksa, ehil insana işverme konusundaki hikayeleri ortaya çıksa.

      W{8A4F&"fczg*tE]

      Sil
  30. Hocam Kizil Saclilar Kulubunde cok karakter var. Ben fazla derin anlamlar aradim, isin icinden cikamadim. Sonra dedim takma kafana bu kadar yat uyu.

    YanıtlaSil
  31. herkes bir kişinin ağzına bakınca, kimse iş yapamaz oluyor.. o bir kişide her şeye zamanında yetişemiyor.. olan yine vatandaşa oluyor, ama vatandaş hala uyanamıyor. bu nasıl bir gaflettir Allahım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet özeti bu: Tek kişiye kalırsanız kimse yetki kullanmaz, sorumluluk almaz, yangın da söndürülemez.

      Sil
    2. Aslında tersi gibi görünse de yani sanki güçleri ve yetkileri elinden alınmış ve zayıflamış gibi görünse de devlet memurlarını en sevdiği durum budur. Yani kendisinin hiç bir yetki kullanmadığı ve sorumluluk almadığı ve tepedekinin ağzına baktığı durum. Vatansever memurları işlerin yürümemesi ve gerekenin yapılamıyor olması bakımından üzse de eyyamcı memurların en sevdiği ortamdır bu.

      Sil
  32. Sayın hocam ülkemizdeki göçmen ve sığınmacı sayısının beş milyon civarında olduğu anlaşılıyor. Yine bildiğim kadarıyla bunların ürettikleri GSMH'ya ekleniyor. Fakat kişi başı milli gelir hesaplanırken yok sayılıyorlar. Bu tüm dünyada böyle midir?Kişi başı milli gelir hesabında bu kişileri de hesaba katarsak 2020 yılıdaki yaklaşık rakam ne olur?

    YanıtlaSil
  33. rejim, ilginç bir kelime esasında. Fransızca "régir" kökeninden gelen; yönetmek, düzenlemek anlamına gelen kelimenin farklı alanlarda kullanımı söz konusu (perhizden akarsuya...)
    Kullanım yönetim biçimi olunca, rejim kelimesi olumsuz anlamda kullanılır. Fransızca sözlüklerde olumsuz anlamlarda kullanım açık olarak belirtilir ama Türkçe sözlükler bu olumsuzluğu göz ardı ediyor.
    Baas rejimi dendiğini duyarız yada Esad rejimi...
    Otuzlu yılların Türkiye'sini anlatırken cumhuriyet rejimi gibi bir ifade kullanıldığını pek duymadım. Yönetim biçimlerde eli yüzü düzgün olanlara; demokrasi, cumhuriyet, sistem, vb., denirken derme çatma olanlara rejim deniyor.
    Mahfi hocamın bu güzel yazısındaki tek yanlışlık eski dönemin "rejim" kelimesi ile ifade edilmesi olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rejim yönetim biçimini anlatmak için kullanılıyor. Demokratik rejim, otoriter rejim gibi. Sistemle rejim arasındaki farka belki bu kadar derin anlamlar yüklememek gerekir.

      Sil
  34. Hocam ülkede kriz var deniyor ama çevreme bakıyorum hiç de öyle bir kriz görünmüyor. Biraz işsizlik var sadece o kadar. Mesela memur maaşları gayet yüksek asgari ücret de aynı şekilde. Bu maaşlarla insanlar evet lüks yaşayamaz ama rahatlıkla kendilerini geçindirebilir. Bu kadar "krizin" olduğu bir ülkede Bodrum'un sahillerin nüfusunun bu kadar artması normal mi sizce? Sert bir kriz olsa bu hükümeti anında götürürler oy moy vermezler. Ben bu 15 yıllık dönemde insanların yaşam standartının korkunç arttığını düşünüyorum. Evet son 1 senedir biraz kısıldı ama ülkedeki maaşlar bence hak edilmeyen bir şekilde çok çok yüksek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Evet Adsız3 Ağustos 2021 10:33 kardeş, maaşlar çok yüksek katılıyorum. Kayseri sanayide asgari ücret ile iş veren yok, herkes 2bin lira aylık ile sigortasız Suriyeli çalıştırıyor. Asgari ücret düşük olsa hiç Suriyeli daha da düşük ücrete çalışır mı?

      İnsanımız nankör kardeşim, üniversiteden yeni çıkan çocuk, hiç tecrübesi yok, 4 bin lira maaş istiyor. Hele bir iş öğren değil mi? Hadi okudu diye 2500 TL maaş alsın, biraz tecrübe kazansın, yaptığı patrona ise öğrendiği kendine değil mi?

      İşsizlik de yok, sen nerede gördün işsizliği, hükümete mi laf atmaya çalışıyorsun? İş beğenmeme var. Gel Kayserimize, gençler aylak aylak geziyorlar, gir sanayiye millet usta bulamıyor. Aylak aylak gezeceklerine gelsinler bi matkap tutsunlar, çekiç sallasınlar, tecrübe kazansınlar, ayda da helalinden bi 2 bin lira alsınlar. Hepsinin cebinde bir telefon, internette geziniyorlar. Yahu kardeşim yazık değil mi annene babana, sana internet yetiştirmek için uğraşıyorlar. Git evine, limitli bir hat çektir, günde yarım saat bi saat eğlen çık. yok illa ki her an internete girecekler. Lüsk yahu lüsk, milli servete yazık.

      Siz fetöcü müsünüz? Hükümet düşmanı mı? Son bir senede biraz kısıldı diyorsunuz? Son bi senede ne kısıldı? Hükümetimiz her zaman halkının yanında oldu. Lütfen bilip bilmeden konuşmayın.

      İnsanlar bir de takmışlar, milletvekili maaşına. Kardeşim, o adam kaç yüzbin kişiyi temsil ediyor sen biliyormusun? Meclise her gün hemşeri akını oluyor, vekillerimiz ceplerinden onları doyuruyor, çay ısmarlıyor, buna maaş mı dayanır. Olacak o kadar.

      Sil
  35. Hocam kaleminize sğalık!

    YanıtlaSil
  36. hocam biz aslında geri kalmış bir ülkeyiz ama gelişmekte olan ülke ekonomik kriterlerine ve uluslararası hukukuna tabiyiz,sorun burada..cari açık artmasın diye tüm ithal mallara ek vergi koymak,halkın alım gücünü azaltmıyormu?hani bıraksalar,ithal hiçbir şeyden ek vergi alınmasa cari açık patlasa,şimdikinin 5-10misli olsa halka şimdiki kadar zararı olmaz :)
    nitekim afrika ülkelerinde ve dünyanın pek çok geri kalmış ülkesinde böyle,oralarda ithal mallar da ucuz,mesela kuzey ırak kürt yönetim bölgesinde 3-4yüzbin tl ye (üstelik tl de kabul ediyorlar)alabilceğiniz lüx bir arabanın aynısı 20km kuzeydeki mardin veya urfadaki bir bayide 2milyon tl,nerdeyse 5katı,üstelik onlarda motorlu taşıtlar vergisi diye birşeyde yok,yani sadece alırken para veriyosun,tamam onlarda petrol var ama bizde de borr var,dgaz da yolda.benim anlamadığım bu cari açık sadece şu 765bin kmkarede yaşayanlara mı dokunuyor,yoksa işin içinde başka şeyler mi var,halk tüketmesin,zenginler de vergisini versin aldıklarının 3-4misli,bizde yolumuzu bulalım mı diyorlar..hangisi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ithalat anonim kota ve denetim koruma kurulu kurulmali ithalati luksu israfi onlenelidir

      Sil
    2. Polisiye önlemlerle ekonomi yönetilemez. Koyarsınız vergiyi fiyatı iyice yükselir alan varsa alır vergiyi de öder.

      Sil
  37. Tek Adam sistemi hizli karar alinmasi ve ulkenin bir anda parlamasi uzay cagina erismesi icin 2017de evet dedim bu durumlar beni de yakti turizmde artik yaprak kimildamaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Tek Adamciydim. Tek adam dedik tek tek yandik. Akil sagligimi yitirdim. Psikolojik bir tedavi goruyorum.

      Sil
    2. Tek adam rejiminden yararlı sonuç alınamaz.

      Sil
  38. Hocam madem rejim ve ekonomik duruma etkisi tartışmasına geldik,bende sorumu sorayım:sizce 15temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı şu 3 olası projeksiyona göre ülke ekonomisinin bugüne göre nasıl olabileceğini karşılaştırabilirmisiniz?
    1-ilk durumda erdogan rejiminden bile daha otoriter ve daha muhafazakar ancak insancıl ve humanist bir türk islam cumhuriyeti rejimi mesela hocaefendinin humeyni gibi türkiye'ye geldiği,tek yürütme organı dini lider olduğu bir yönetim,enazından devletin bütün icra ve alacaklarından vazgeçtiği,vergileri sadece zenginden alacağı bir rejim,otoriter ama insancıl..
    2-bir diğer varsayımım darbeyi gerçekleştircek sözde yurtta sulh konseyinin f.g sadece bir figür,biz birleşik devletlerin emriyle bu işi yaptık.yönetimi alır sonra batı emrinde tam demokratik seçimle gelecek yeni bir rejime devrederiz modeli..bu model bana bir nevi 2.adnan menderes yada özal dönemi algısı yaratıyor nedense,belki de bu durumda chp ve hdp dışında tüm partiler kapatılır,uzan bile ülkeye getirilip onlara rakip kılınabilirdi,sizce bu durumda ülke ekonomisi nasıl bir yola girerdi?
    3-diger bir durumda darbeyi gerçekleştiren askerlerin evet f.g tarafından yetiştirildik,amerikadan destek aldık ama biz türk milliyetçisiyiz ve atatürkçüyüz.tıpkı 80deki gibi gerekli gördük ancak 6-8aylığına ülke yönetimine el koyduk en yakın zamanda seçimler yapılacaktır,ve tüm mevcut partiler kapatılmıştır dedikleri bir varsayım...
    Benim şahsi fikrim bu gruba da tıpkı mevcut iktidar gibi hiçbir sempati duymama rağmen her 3koşulda da işler bugünkünden kötü olamazdı
    .Türkiye ekonomisi şuanda rejimden bağımsız olabilcek en berbat koşullarda,kötünün kötüsü,siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Soru Mahfi hoca'ya sorulmuş ama ben araya girip kısaca fikrimi yazayım: 15 Temmuz, tam da amaçladığı sonuca ulaştı. Başka bir sonuç vermesi zaten beklenmiyordu, nasıl olması gerekiyorsa öyle oldu...

      Sil
    2. Dünyada hiçbir otorite rejim insancıl olmaz. Türkiye ekonomisi sosyal ve siyasal duruma göre daha iyi durumda. Asıl büyük çöküş sosyal ve siyasal alanda yaşanıyor.

      Sil
  39. Sayın Hocam,
    Cahilliğime verin ama Romanya tablosu ile ilgili bir şey sormak istiyorum. Hem büyüme verisi hem de işsizlik oranında 2020 yılında 2019'a göre bozulma olduğu halde enflasyon oranı 2020 yılında 2019'a göre gerilemiş gözüküyor. Bunun nasıl bir izahı olabilir. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Hocam,

      a-Tabloda dış borç yükünü gördüm. Bu rakama dahil değilse, Hazine Garantileri de ayrı gösterilse iyi olabilir. Çünkü ihmal edilemeyecek makro bir büyüklüğe ulaştı. GSMH'yı ve Kişi Başına Geliri diğer ülkelere göre şişiriyor olabilir.

      b- TCMB net ve brüt rezervleri de eklenebilir.

      c- Göçmen sayıları da eklenebilir. Kişi başına geliri hesaplarken, KBG (Göçmen hariç) ve KBG (Göçmen dahil) ayırımı yapılabilir. Çünkü bu rakamlar da ihmal edilemeyecek makro bir büyüklüğe ulaştı.

      Örneğin: Bol bol Hazine garantisi verelim, üretim ve GSMH'yı artıralım, kişi başına geliri artırır. Önemli olan eğer diğer ülkeler Hazine garantisi vermeden kişi başı geliri hesaplıyorsa, aramızda bir değerlendirme farkı olacaktır.

      B şıkkında yine net rezervler yıldan yıla çok büyük bir değişim göstermişse, evdeki gümüşleri sattığımıza bir delalet olabilir. Eğer döviz kuruna yansımadıysa, kişi başına gelirin daha da düşeceğinin habercisi olabilir. Diğer göstergeleri de yorumlamak için etkili olabilir. Normal koşullarda gerek olmayabilir. Ama normal koşullar altında yönetilmiyor ekonomimiz.

      C şıkkı zaten açık. Bir GSMH var ve bunun nasıl dağıldığı 'göçmen dahil' ve 'göçmen hariç' ayrı ayrı belirtilebilir. Normal koşullarda bunu yapmaya da gerek olmayabilir ama dünyada nüfusuna göre göçmen almada en yüksek paya biz sahipsek ve bu rakamlar bir kaç milyonu geçip GSMH içinde azınsanmayacak bir paya sahipse, ayrı bir başlığı hak ediyor diye düşünüyorum. Saygılar.

      Sil
    2. Büyüme düştüğü ve işsizlik arttığı için para harcama (talep) düşmüş ve bu düşüş enflasyonu da düşürmüş.

      Sil
    3. Bu dediklerinizi yapabilmek için elde düzgün seriler olması lazım, ne yazık ki yok.

      Sil
  40. Merhabalar Mahfi hocam
    Bu ülkelerin AB üyeliği almış olmasından kaynaklı bu ekonomik ilerleyişleri olduğunu hepimizin bildiği bir durum lakin Türkiye sadece akp zamanın dan beri 1959 dan beri AB kapasında AB bize söylenen büyük bir masal bu yüzden karşılıklı değerlendirilmesi çok mantıklı değil Türkiye AB üyeliği sınavını çoktan geçti kasıtlı olarak alınmadı hiçbir zaman da alınmayacak eğer alınsa idi şuan ne dolar ne euro bu seviyelerde olacaktı nede ekonomik büyüme bunların hepsi ve dahi enflasyon ve işsizliğe kadar çok daha makul seviyelerde olacaklardı o yüzden girmeyi hak ettiğimiz lakin kasıtlı olarak alınmadığımız bu sistemin ülkeleri ile türkiye yi bire bir kıyaslamak çok da makul değil, saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin, Kore, Hindistan, Malezya, Vietnam, Çekya, Estonya, siz söyleyin onunla kıyaslayalım. Başkanlık sistemine geçtiğimizden bu yana bizden kötüsü Venezuela ve Arjantin. Hepsi o.

      Sil
    2. Bakış açımızla alakalı hocam Çin diyorsunuz Hindistan diyorsunuz buralarda milyonlarca insan sadece günlük 1 dolar karşılığın da çalıştırıyorlar Hindistan herhangi bir kamu harcaması var yada devletin hizmeti mi var hastahaneleri neredeyse çöplük ÇİN nüfus fazlalığı olduğu için dünyanın tüm markaları işci ücretleri aşırı ucuz olduğu için orada üretim yapıyorlar .
      Ben başkanlık sistemini savunan biri değilim ama mesele sadece bu değil parlenmeter sisteme döndüğümüz zaman herşey bir anda güzel mi olacak siz iktisat daki genel anlayış gibi diğer tüm değişkenler sabit tutmak kaydı ile sadece bir değişkenin etkisine bakıyoruz öte yandan Fransa yarı başkanlık ABD başkanlık Rusya hakeza buralarda neden eko iyi demek ki mesele sistem değil siz daha iyi bilirsiniz ki ekonomik kalkınmanın bazı temel hamlelere zamana ve eğitimli insanlara ihtiyaç vardır bu şartlar her sistem de sağlana bilir.
      Tarihsel olarak baktığımız da bende her ne kadar başkanlık sistemini istemesem de bu bir kaçınılmazdı neden mi?
      Cumhuriyet kurulduğunda ilk olarak meclis hükümeti vardı sonra karma bir rejime geçildi biraz parlamenter biraz meclis hükümeti sonra da parlamenter sisteme tamamen geçildi daha sonra parlamenter sistem deki zorlukları açmak ve kolaylaştırmak adına rasyonelleştirilmiş parlamenter sisteme geçildi bu sıralama gösteriyor ki öyle yada böyle günün birinde ya yarı başkanlık yada başkanlık gelecek.

      Sil
    3. İki farklı konu. Ben son dönemdeki gelişmeden söz ediyorum siz genel durumu anlatıyorsunuz.

      Sil
    4. Sn Emir Sipahi,
      Cin denen ulke o asamalari coktan gecti. Cindeki asgari ucret Turkiyeden ve bir cok ulkieden yuksektir. Dahasi her yil da gerceklesen enflasyonun kat be kat uzerinde reel olarak artan bir ivmeye sahiptir. Cinde, Asgari ucretin ve genel ucret dengesinin enflasyon karsiisndaki reel olarak artis hizi bir cok gelismis ve gelismekte olan ulkelerden kiyaslanmayacak olcude fazladir.
      Cin artik sadece ureten satan iceride de ilimli olculerde ic tuketiminine dayali buyumeden yavas yavas artik halkinin refahini onceleyen bir politikaya evrilmistir. BU durum 2011lerden beri peyder pey suregelmektedir..
      Dahasi Cinde calisabilir nufus orani her gecen sene azalmaktadir Bu durum; hem oran olarak hem de sayi olarak bir olgu halini almistir. Bu da takdir edersiniz ki ucretler seviyesi uzerinde yukari yonlu baski olusturdugu gibi zaten dusuk issizlik ve enflasyon kosullarini da daha da asagi yonlu baski olusturan bir mekanizmayi olusturmustur. Boyle bir yerde 1 dolar alti ucretten bahsedilmez bahsedilse bile ya soylentidir ya da varsa da gelip gecici ileriye donuk yok olma ihtimali yuksek bir durumdur.

      Sil
    5. Sayın adsız bilgilendirmeniz için teşekkür ederim ama ufak bir ayrıntı var ki Çin de genel bir asgari ücret politikası bulunmamakta aşama aşama asgari ücret politikası uygulanmakta(ki bence çok mantıklı bir politika)bu aşamanın birinci basamağı Türkiye de ki asgari ücret politikasından çok da farklı değil
      Ama altını çizmek isterim ki kalkınma teknik eğitime ve yatırımla önem vermekle meydana gelir Almanya nın yaptığı gibi Çinin son dönemde çıkarmış olduğu markaları var ama ekonomik büyümenin bu kadar olmasının asıl nedeni fazla nüfusa sahip olduğu için tüm dünya devlerinin Çin de üretime başlamasıdır. Bu durum sizin anlattığınız durumlara tetiklemiştir.
      Gerçek büyümeyi ölçmek için nasıl ki nominal büyümeden enflasyon oranını çıkarıp reel büyümeyi elde ediyoruz bence başarıyı analiz ederken de tüm şartlara bakmak gerekir eğer ilk baş da tüm yatırımlar Çin e gelmemiş olsa idi bugün bu kadar güçlü olabilirler mi idi...

      Sil
  41. Kredi notlarının yıllar itibariyle seyrini de bu siteden görebilirsiniz:

    https://tradingeconomics.com/turkey/rating

    YanıtlaSil
  42. Bugunlerde tekrar konusulan faiz kur enflasyon surecine dair tartismalar karsisinda tekrar hatirlatmakta beis gormuyorum

    Faiz-Enflasyon-kur denklemi kendi icinde diyalektik bir mekanizma halinde bir dengesel dongusel butundur. Bu dengesel kendi icinde dongusel butunun saglam diyalektik sartlar dahilinde calismasinin formulu ise ; Fiyat Istikraridir. Fiyat istikrari ise uzun zamandir suregiden dusuk enflasyon kosullaridir. Bu enflasyonun GUler icin perspektifi %2.2dir. Biz gibi GOUler icin ise %4 ve alti enflasyondur. Genis bir aralikta; %2.5 ile %4 enflasyon araligidir. Faiz kavrami ise bu bir politika ensturmani olarak bu rakamlar uzerinden belirlenir. Bunun icin en guzel oran taylor prensibine de uyan formulasyon enflasyonun 1 1.5 en fazla 2.5 puan uzerinde bir politika faizidir. Bu reel faiz ile piyasa dinamikleri olcumlenir yonlendirilir Faiz-Enflasyon-kur diyalektik surecinin ve buna diyalektik surecler olarak bagli yine kendi icinde diyalektik bagimliliklari olan makro dengelerin saglikli caLISMasini saglanir.

    Fiyat istikrarinin oldugu ulkelerde saglikli dalgali kur politikasi yuksek enflasyonlu ulkelere gore daha stabilize daha saglikli calisir sinyal alir. Normalde fiyat istikrarinin oldugu ulkelerdeki dalgali serbest kur rejimindeki doviz kuru artis ve inisleri daha cok genellikle dis ticaret ve cari denge dinamikleri dahilinde calisir. Zaten literaturde de dalgali kur rejiminden beklenen istenilen etki calisma prensibi buna dayalidir.

    Bu baglamda Fiyat istikrarinin oldugu ulkelerde uygulanan dalgali kur rejimi; daha koruyucu daha nitelikli calisir ve makro dengeleri gozeten yerli uretimi onceleyen bir surecin yerli para- yabanci para deger olusumu bakimindan saglikli olusmasini saglar.Bunun da ilk ve en onemli sarti fiyat istikraridir.

    YanıtlaSil
  43. Hocam dünyadaki zenginliği(refahlığı) kişibaşı milli gelir/$ olarak bakıyoruz.2020 yi tamamen es geçebilmemiz için Abd ye covid vurmaması lazımdı değil mi? Sonuçta abd de covidle mücadele etti 2020 de az çok değerlendirmeye alınabilir ve karşılaştırılabilir değil mi?

    YanıtlaSil
  44. Sistem deyince bir makina mühendisi olarak devlet yönetimini kayış-kasnak sistemine benzetiyorum. Döndüren kasnak, kayış ve döndürülen kasnak. Döndürülen kasnak hep halk. Döndüren kasnak, iktidar gücünü elinde tutan (başbakan veya cumhurbaşkanı). Bu sistemin çok önemli bir kasnağı, avara (boş dönen) kasnak. Bu kasnak kayışın gerginliğini ayarlayarak kaymayı ve kayışın atmasına mani oluyordu. Döndüren başbakanken avara kasnak cumhurbaşkanı, döndüren cumhurbaşkanı iken avara kasnak başbakanlar idi. Sistem kendi içinde dengeli çalışıyordu. Şimdi ise cumhurbaşkanı döndürüyor, ama avara kasnak olmadığından kayış gevşiyor, kaymalar oluyor ve döndürülen tam dönemiyor. Iki sistem arasında verim farkı oluşuyor. Dileğim kayış atmadan sistemi gözden geçirmek. Ataleti yenmek, sistemi döndürmekten daha fazla güç ister. Yazılanların siyaset değil, bir sistem olarak düşünülmesi ve anlaşılmasını dilerim.

    YanıtlaSil
  45. Cok nazik ve Naif bir yazi hocam. Onlar ulkemizi hunharca yagmalarken biz akp secmenine Boyle nazik nazik anlatmaya calisiyoruz ya insanin kanina cok dokunuyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?

Faiz Niçin Artırıldı, Şimdi Ne Olacak?