Ekonomide Sokak Teorileri

Finanse Edildiği Sürece Cari Açık Sorun Olmaz

Sokak kültürünün geliştirdiği en önemli ekonomi teorilerinden birisi finanse edildiği sürece cari açık sorun olmaz teorisidir. Bu teori harika bir totoloji örneğidir.[i] Cari açık, finanse edilmeden yaratılamaz. Bir başka deyişle örneğin ihracattan fazla ithalat yapabilmek için aradaki farkın finansmanını bulmak gereklidir. Bu farkın finansmanı bulunamayacaksa zaten cari açık oluşmaz. Buradaki sorun cari açığın nasıl finanse edileceğidir.

Faiz Neden Enflasyon Sonuçtur

Türkiye ekonomisinin son otuz yılına damgasını vuran sokak teorilerinin başında gelir. Türk insanı mucizelere inanmaya meraklı olduğu için bu teoriyi sevmiş ve benimsemiştir. Defalarca denenmiş, faiz düşürülmüş olmasına karşılık enflasyon inmek bir yana yükselmiş olsa da yine de denenmeye devam edilmektedir. İşin doğrusu enflasyonun yükseldiği yerde faizin de yükseleceğidir, enflasyon düşerse faizin düşeceği şeklindedir. Aksi olursa yani enflasyon yükseldiği halde faiz düşürülürse enflasyon daha da yükselir.

Cari Açığı Düşürürsek Enflasyon Düşer

Doğruluğunu gösteren hiçbir kanıt olmamasına karşın son zamanlarda moda olan teoriler arasında bu da yer alıyor. Cari açığı olmayan ekonomilerde enflasyon düşük olabileceği gibi cari açığı olan ülkelerde de enflasyon düşük olabiliyor. Aşağıdaki tablo bize cari açığı olan ama enflasyonu yüksek olmayan (hatta bazısında eksi enflasyon olan) birkaç ülkeyi göstermektedir (Veriler için IMF, World Economic Outlook Database, October 2021):

Cari açık birçok kötülüğün nedenleri arasında sayılabilir ama yalnızca cari açığı düşürerek ekonomiyi düzelmek hatta enflasyon sorununu çözmek mümkün değildir. Enflasyonu düşürmenin yolu, aralarında cari açığın da bulunduğu riskleri azaltmaktan geçer.

Merkez Bankasının Rezervlerini Kullanalım

Sokaklarda, kahvehanelerde hatta esnaf çevrelerinde en çok dile getirilen ekonomi teorilerinden birisi de budur: ‘Madem ekonomide sorun var Merkez Bankasının rezervlerini satalım sorunları çözelim.’ Oysa ekonomideki sorunlar merkez bankasında rezervler olduğu için değil muhtemelen yeterli rezerv olmadığı için ortaya çıkmaktadır. Bu da tıpkı faiz enflasyonun nedenidir yaklaşımında olduğu gibi sonuçtan nedene giderek sorunu çözme yöntemi örneğidir. Türkiye, sokakların sesine uyarak, bu bilim dışı yöntemi uygulamış ve Merkez Bankası (swaplar hariç net) rezervlerini eksiye düşürmüştür. Bunun sonucu olarak Türkiye’ye döviz girişi hızla gerilemiş, yabancı yatırımcılar paralarını alıp ülkeden çıkmış, kurlar alıp başını gitmiştir.  

Çin’de Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğü Yok Ama Onlarda Enflasyon da Yok

Çin’in demokrasiyle yönetilmediği bir gerçek, ama onlar yıllardır aynı sistemle ve piyasaya saygılı bir biçimde yönetiliyor. Yani dünya Çin'i bu sistemle tanımış ve benimsemiş bulunuyor. Sistemin uzun süre sabit kalması ve piyasaya saygılı olması ekonomi için demokrasiden daha önemlidir. Demokrasiyle ya da demokrasi dışı yollarla ekonomiyi düzeltmenin birçok örneği var. Buna karşılık sürekli sistemle oynayarak, demokrasiyle demokrasi dışılık arasında gidip gelerek, riskleri artırarak, piyasaya karışarak ekonomiyi düzeltmenin örneği yok.

İktisatçılar Öneri Yapacaksa Ekonomi Dışı Konulara Girmemeli

Sokak teorilerinin en ünlülerinden birisi olan bu teori aslında ekonomi ile sınırlı değil. Herkesin yalnızca uzmanı olduğu alanda konuşmasını öne süren bir teorinin ekonomi alanına yansıtılmış hali bu. Oysa sosyal ve siyasal riskler ekonominin bozulmasına yol açan meseleler. Bu riskleri yok sayarsanız faizi yükseltmekten veya düşürmekten mucizeler beklemeye başlarsınız. Ekonomi politikası asla ve kesinlikle sosyal ve siyasal politikalardan soyutlanamaz. Soyutlansaydı Türkiye sürekli faizlerle oynayarak bugün gelişmiş ülkeler arasında olurdu. O nedenle de sosyal bilimlerin bir parçası olan ekonomiyle uğraşanların olaya bütüncül yaklaşması gerekir. Eğer bir ülkede ekonomi sosyal ve siyasal sorunlardan etkileniyorsa, örneğin CDS primi bu nedenlerle yüksekse, o zaman onları yok sayarak yalnızca faiz ve kurla oynayarak hiçbir şeyi düzeltme imkânı olmaz.







[i] Totoloji; bir şeyi kendisiyle ya da kendisini oluşturan parçalardan birisiyle tanımlamaktır. Örneğin ‘adam gibi adam’ tanımı böyledir. Adamın ne olduğunu tanımlamadan ‘adam gibi adam’ demek bir anlam taşımaz.

Yorumlar

  1. Ekonomik birimler öngörebilmek ister, belirsizlik ortamı istemez. Hele oyunun ortasında kural değişikliğini ise hiç mi hiç istemezler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Bu kadar riskle, fırsatçılar dışında yatırım yapan pek olmaz.

      Sil
  2. Elinize sağlık. Çin ve Kore başlığı altındaki ilk Kore kelimesi muhtemelen "kuzey" olacaktı. Esenlikler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz karışık. O nedenle Kore'yi çıkardım.

      Sil
  3. Güney Kore'de demokrasi yok mu Mahfi bey? Sanırım Kuzey Kore demek istediniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz karışık. O nedenle Kore'yi çıkardım.

      Sil
    2. Eskiden yoktu. Yani milli geliri hızla yükselirken.

      Sil
  4. Elinize sağlık. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. Sokaklarda duyduğumuz bir diğer müthiş teori de "Bak herkesin cebinde son model cep telefonu, altında iyi kötü bir araba var! Dış güçlerin taarruzu olmasa kur düşecek ve ekonomi daha da şahlanacak ama onu da halletmeye çalışıyorlar işte..." şeklinde özetlenebilir.

    Naçizane görüşüm; bu düşünceyi dile getiren sevgili vatandaşlarımızı zorunlu finansal okur yazarlık eğitimleri vermek suretiyle uykularından uyandırmak ve ekonomide yapısal reformlarla "iç güçler" yeterli seviyeye getirildiğinde bahsettikleri o süper "dış güçler" etkisinin azalarak etkisiz hale geleceğini tek tek anlatmak gerekiyor.

    Bilemiyorum hocam bilemiyorum...zaten önceki yazınızda "Yaban"'ı hatırlatarak beni iyice kötümserliğe sürüklediniz ama yine de her zaman umut var diye düşünüyorum tabii. :)

    Saygılar, sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zırvalara teori dememek lazım çünkü teori (kuram) bir doğa olayı için bilimsel yöntem tarafından elde edilen ve gözlem ve deneyler aracılığıyla tekrar tekrar test edilen açıklamalar bütünüdür.

      Ülkemizin güzide insanları teori deyince zırva anladığı için bu tip zırvalara ya hipotez ya da direkt zırva demek daha uygun olabilir.

      Sil
  6. MB'ları bu yüzden bağımsız kurumlar oldular.1929 bunalımından sonra da para basarken altın karşılığını kaldırdılar ve siyasi risklere daha dirençli oldular.. piyasanın serbestliğini de fırsata çevirmiş oldular sosyoloji ile birlikte...ne yazık ki biz siyaseti iyice ekonomiye sokmakla kalmadık serbest piyasanın da görünmez elini kırdık...Mahfi Bey bu sebeplerle uzun vadede uğraşmak siyasilerin elini zayıflatıyor anlaşılan kısa vadede faizleri arttırıp doları dizginleyip enflasyonu azaltmak onu da yapmadıklarından sizce Türkiye 2022 de tekrar stagflasyona girer mi? Hollanda bunalımı olur mu? Veya başka bir krize girme ihtimali var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence Türkiye zaten bir süredir bunalımda.

      Sil
    2. altın karşılığı para basmaktan 1973'te vazgeçilmedi mi?

      Sil
    3. Altın standardı demek istedim

      Sil
    4. altın standartı ile karşılığı arasındaki fark nedir?

      Sil
    5. Altın standartı: bir ülkenin ulusal parasının değeri altına bağlıdır.Döviz kuru sabittir.
      Altın standartı kalktıktan sonra MB'ları daha rahat oldular 1971' de para basarken altın karşılığını da tamamen bıraktılar...yani şöyle örnek vereyim; damperli kamyonda kumun boşalması nasıl oluyor? Önce hidrolik çalışır değil mi? -Bu şu demek Altın standardının kalkması-... kum sonra yavaş yavaş dökülür ...ta ki 1971' de artık para basılırken Altın karşılığı da kalkmış oldu..böylece kamyondaki kum tamamen boşalmış oldu!

      Sil
  7. Hocam selamlar,
    Gördüğümüz kadarıyla siyasetçiler genel itibarıyla kendi çıkarını, yani tekrar seçilmeyi ve gücü elinde tutmayı düşünen bir bakış açısıyla politika yürütüyorlar. Ekonomi politikaları da buna göre şekilleniyor. Dolayısıyla uygulanması gereken uzun vadeli politikalar bir kenara itiliyor, kısa vadeli popülist politikalarla ve hatta sizin de yazdığınız gibi sokak teorileri ile yola devam ediliyor. Bunun bir orta yolu olması gerekmez mi? Yani siyasetçinin önüne hem kendi çıkarını koruyacak, ama uzun vadede de kamuya faydalı olacak politikalar önerilemez mi? İktisat disiplininde buna benzer bir "ikinci en iyi" çözümünü araştıran bir akım var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zor. Bunun tek yolu siyasetçinin iki dönem seçilemeyeceği düzenlemesidir.

      Sil
    2. Tabii denetimin sıkılığı ve yargının bağımsızlığı sağlandıktan sonra

      Sil
    3. İkinci kez seçimi yasaklamak işleri daha da berbat edebilir. Bizde yönetim şekli "aklıma bişi geldi" yöntemidir, uzmana danışmak zafiyet görüntüsüdür. İş yazboz tahtasına dönebilir.
      Vizyonu ve projesi olan liderler gerek.

      Sil
  8. Hocam değerli bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Anlamak istediğim bir konu var. Amerika' da gerçek enflasyon değerinin %1,6' dan çok daha yüksek olduğu bir çok kanalda konuşuluyor. Farklı endeksler ortaya konularak ispat edilmeye çalışılıyor. Bu durum ana konumuz olmasa da değerlerin gerçekliği konusunda fikrinizi duymak isterim.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD'de sokaktaki insan da enflasyonun gerçekte daha yüksek olduğunu ileri sürüyor haklısınız. Buna karşılık doların dünyadaki değeri onu göstermiyor.

      Sil
    2. ABD' de açıklanan Ağustos enflasyonu aylık % 0.3 ve yıllık % 5.3. Adsızın sözünü ettiği %1.6 enflasyon, o kış uykusuna yatmadan önceki enflasyon rakamıydı.

      Sil
  9. Ülke de her konuyu bilen, her konudan anlayan ve alanı olmamasına rağmen her konu da konuşan gazetecilere ne demeli? Özellikle ekonomi konuşan bilgiç, bilge gazeteciler!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha tehlikelisi taraf tutan ve tuttuğu tarafın yanlışını da savunanlar.

      Sil
  10. Hocam teşekkür ederim. Sokak kültürü yerine bilimsel gerçekleri ve en önemlisi "okumak" kültürünü uygulayan milletler ile Ülkemizin farkını maalesef açıkça görüyoruz.

    YanıtlaSil
  11. Songül Akyıldız8 Kasım 2021 10:48

    Stiglitz, özellikle IMF dayatmalarından biri olan yüksek faiz ile enflasyonu düşürme politikasının gelişmekte olan ülkelerin hep aynı seviyede kalmasına neden olduğunu ileri sürmektedir (Küreselleşme Büyük Hayal Kırıklığı adlı kitabında birçok ülkenin IMF ve DB ile olan anlaşmalarını ve sonuçlarını ele almıştır). Bu durumda Türkiye'nin öncelikle enflasyonu düşürmek yerine piyasayı canlandıracak politikalar belirlemesi ve uygulaması gerekmez mi? Ayrıca toplumun devlete/hükümete güvenmesi ile piyasa ekonomisinin canlandırılması daha kolay olmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence Türkiye'nin sorunları ekonomiden önce sosyal ve siyasal sorunlar. Onları çözmeden ekonomi politikası değişikliği fazla katkı yapmaz.

      Sil
    2. Songül Akyıldız8 Kasım 2021 11:38

      Sizinle aynı fikirdeyim hocam. Ama genelde birçok kişi (sokak teorisini savunan iktisat bölüm hocaları da var maalesef) yanlış düşündüğümü savunmaktadır. Yorumunuz için teşekkür ederim hocam.

      Sil
  12. Hocam japon yeni tl karşılaştırması yapar mısınız . Maalesef sokakta tl nin japon yenin den üstün olduğunu savunanlar var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu savunanlara Japonya Yen'den bizim gibi altı sıfır atarsa ne olacak diye sorun.

      Sil
  13. Çin tamam da, Güney Kore demokrasi ile yönetilmiyor demek doğru mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz karışık bir durum o nedenle Kore'yi metinden çıkardım.

      Sil
  14. Yunanistan'ın bu enflasyon ayrışmasının nedeni nedir acaba? :S
    Eu mali destekleri ile alakalı mı?

    YanıtlaSil
  15. Ülkemizdeki enflasyon, maliyet enflasyonu mu yoksa talep enflasyonu mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisinin de payı var ama asıl pay kur kaynaklı maliyet enflasyonu.

      Sil
    2. Hocam eskiden bilimsel makaleler yazardınız.

      https://www.mahfiegilmez.com/2014/05/enflasyon-ile-faiz-iliskisi.html

      Bu yazınızda da belirttiğiniz üzere, maliyet enflasyonunun düşmesi için faiz indirilmesi gerektiğini söylemişsiniz. Eğer şimdi kur kaynaklı maliyet enflasyonu fazla ise, kuru sabit tutmak için cari açığı düşürmek amacıyla faiz indirimi yapmak doğru değil mi? 2014 tarihli yazınızda böyle diyorsunuz.

      Ama şimdi, farklı şeyler söylüyorsunuz. Sırf iktidarı eleştirmek için, doğruya yanlış demek bilimsel mi? Hepimiz muhalifiz hepimiz iktidarın değişmesini istiyoruz. (Bu blogta hiçbir Akp'li görmedim.).

      Ama doğru yapılanları da desteklemeliyiz. Cari açığı kapatmazsak, doğalgazın, petrolün nereye gittiğinin belli olmadığı bir ortamda, kur şoklarına daha dayanıksız olmayacak mıyız?

      Fed Faiz arttırımlarına başlıyor, kara kış geliyor. Çatıyı onarmayalım mı? Kara kışa bu bozuk çatıyla mı girelim?

      Sil
    3. 2014 tarihli yazının sonunu bir daha okuyun bence.

      Sil
    4. 2014 nerde 2021 nerde. Kışın kombiyi yakıp yazın kapatırsanız bu çelişki olmaz.

      Sil
    5. Merhaba, kuru sabit tutmak için faiz indiriminin nasıl bir katkısı olacağını açıklar misiniz, sanırım Türkiye’de yaşamıyorsunuz.

      Sil
  16. Hocam yazi icin tesekkurler. Hocam Ulkemizde ozerk ve bagimsiz bir ekonomi yonetimi olmadigi icin problem burdan kaynaklaniyor diye dusunuyorum. Ayrica butun kurumlar siyasilerin yonetiminde oldugu icin hicbir kurum tam olarak olgunlasmiyor. Neredeyse her yil bir kac kurum kapatilip birkac kurum aciliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu sistem meselesi. Sistem aynı kaldığı sürece bağımsız da olsa düzelmez.

      Sil
  17. Birinci sokak teorisi “Finanse Edildiği Sürece Cari Açık Olmaz” mı, yoksa “Finanse Edilebildiği Sürece Cari Açık Sorun Olmaz” mı olacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, doğrusu odur, düzelttim, teşekkür ederim.

      Sil
  18. Hocam mal ve hizmetlerde piyasaya tabi olma oranını nasıl düşürebiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye böyle bir şey yapmaya çalışıyorsunuz ki?

      Sil
    2. Enflasyonist baskı sebebiyle.

      Sil
  19. Bunun sonucu olarak ta (ta değil da olmalı) Türkiye’ye döviz girişi hızla gerilemiş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler ta sözcüğü yanlışlıkla girmiş, sildim (gereksizdi.)

      Sil
  20. Hocam merhabalar, yazilariniz icin tesekkurler.

    Merkez Bankasi ile ilgili kismin son cumlesinde " olarak ta", ta ya gerek yok. Illa yazacagim diyorsaniz da "da" olmali. Saygilar. Kusuruma bakmayin, "da" takintili bir muhendisim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önemsiz bir ayrıntı ama takıntılıyım dediğiniz de, da değil bu. Bağlaç olan de, da evet ayrı yazılır ve sertleşme olmaz. Burada çekim eki olan de, da var ve kelimeye ek olarak eklenecek. Doğru yazım 'olarakta'

      Sil
  21. Sokakta ki işini yapmasa devrimler olmaz di.

    YanıtlaSil
  22. Hocam ihracatçılar ne istediğini biliyormu?

    YanıtlaSil
  23. Değerli Mahfi Hocam;
    Eskilerin tâbiri ile "nihani" bir inceden kafa buluşunuza bayıldım.
    Hatta, ilk sokak teorisinin harika bir "totoloji örneği" olması hususu, bana da ilham verdi doğrusu.
    Ben de geri kalan teorileri- nitelemem için özür dilerim- gayet yerinde bir "popoloji" ürünü olarak tanımlıyorum..Hani "...den uydurmuş" derler ya öyle..Bunlara sığınarak, hayli bilimsel ve gerekçeleri kendilerinde menkul açıklamalar ve daha da önemlisi icraatlar yaparak milyonların canını yakan , hatta ülkeyi dönülmez çıkmaz sokaklara sürükleyen siyaset ve bürokrasi aymazlarının cehaletten ziyade gizli ajandaları olduğunu düşünüyorum. Bu kadarının liyakatsizlikle değil, artık hıyanetle açıklanabileceğine inanıyorum. Çok sevdiğim bir sözü tekrar edeyim: "Bu kadar cehalet ancak tahsil ile mümkündür." (Yanlışım varsa düzeltin-Sakallı Celal'in sözü idi..)
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bürokrasinin karar alma ve hatta uygulama yetkisi yok. Siyasetçilerin ne kadar var o da karışık.

      Sil
    2. Cari dengenin kur artisi ile duzelme egilimine girmesi icin o ulkede fiyat istikrarinin uzun senelerdir devam ediyor olmasi ve buna mutakip dolarizasyonun olmamasi lazim.
      Dalgali kur rejiminde dusuk enflasyon kosullarinda daha verimli calistigini cari dengedeki dengesizliklere daha duyarliligi yuksek oldugunu dusunursek eger dusuk enflasyon kosullarinda olan bir ekonomide kurun cari dengedeki dengesizlikler hasebiyle kademeli yukselis trendine girmesi cari dengedeki dengesizlikleri absorve etmeye yonelik duzeltmeye yonelik bir dalgali kur mekanizmasidir. Zaten IMF temelli ortodoks iktisatcilarin dalgali kur rejimini savunmadaki temel argumanlari da genellikle bu mekanizmadan yola cikar.
      Yuksek enflasyonlu dolarizasyonun oldugu bir ekonomide ise dalgali kur rejimi daha cok o ulkenin birikimli enflasyonu sureci dahilinde hareket alani bulan ve diger ulkelerle birikimli enflasyon farkini kapatmaya yonelik yukselisli bir surec izler.

      Bana gore dalgali kur rejiminde kurun kademeli olarak yukselerek cari dengedeki dengesizliklerin otomatik bir sigorta gibi dalgali kur rejimine ozgu mekanizma ile giderebilmesinin kosulu

      1) O ulkede fiyat istikrarinin olmasi bu fiyat istikrarinin uzun yillardir devam ediyor olmasi
      2) Cift para sisteminin dolarizasyonun olmamasi yani yerli paraya herkesimin herkesin guveniyor kullaniyor sakliyor olmasi
      3) MBnin o ulkede yasal sistemde politika ve arac bagimsizligina sahip olmasi
      4) MB politka faizi ile enflasyon arasinda en az 1 puanlik pozitif yonde reel faizin olmasi yani negatif reel faiz olgusunun o ulkede olmamasi
      5) Butce disiplinin olmasi yani o ulkede ikiz acik surecinde olmuyor olmasi

      Bu sartlar dahilinde boylesi bir ulkede kurda herhangi bir yukari yonlu yukselis cari dengedeki acigi kapatici sureci yakalayabilir. Boyle bir ulkede dalgali kur rejimi daha saglikli isleyebilir. O ulke icin en saglikli sinyali veren bir mekanizma halini alir.

      Sil
    3. Sayın 17.29.
      Tespitlerinize kısmen katılıyorum.

      Dolarizasyon varlığında kur artışı daha fazla olacağı için cari dengenin kapanması kolaylaşır.
      Fiyat istikrarı çok önemli değil.Cari açığın kapandığı 2001 ve 2019 yıllarından önce de fiyat istikrarı yoktu. 2018 Rahip krizini hatırlayalım.

      Düşük enflasyonlu ortamlarda kur artışının cari açık kapatıcı etkisi daha fazladır. Buna katılıyorum. Ama bu etkiyi arttırmak için de cari açığın kapanması ve enflasyonun düşürülmesi gerekir. Yani biryerden başlanmalıdır.

      Mesela domatesi düşünelim .

      1 Ocak 2021de 6 Tl olsun.%50 enflasyon olduğuna göre 1 Ocak 2022de 9 Tl olur. Şimdi, ihracatçının global domates pazarında daha fazla satış yapabilmesi için doların 1 Ocak 2021 den 1 ocak 2022’ye kadar %50den daha fazla artmış olması gerekir. Bu sayede 1 kilo domatesin dolar değeri düşmüş olur ihracatçı için bu durum iyidir.

      Eğer kur, %50 den daha az artarsa o zaman domatesin dolar değeri yükselir ve global piyasada ihracatçı, rekabet avantajını kaybeder ve daha az satış yapma imkanı olur. İşte yeni model teorinin işlemesi karşısındaki en büyük zorluk budur.

      Cari açık kapatılmak isteniyorsa ve Cari açıkla enflasyon düşürülmek isteniyorsa, dolar değerindeki artışın mutlaka gerçek enflasyonun (%50) üstünde olması gerekiyor.

      Aksi takdirde enflasyon, devalüasyonu ve ihracatçının rekabet gücünü etkisizleştiriyor ve cari açığın artmasına sebep oluyor.

      Bu sebeple Tcmb, faiz düşürerek veya piyasadan dolar çekip dolar borçlarını kapatarak istikrarlı bir şekilde dolar artışını devam ettirmelidir.

      Buna karşılık iktidar da ücretlilere, gerçek enflasyon kadar zam yapmalıdır. Bu şekilde cari açığın kapanmasıyla orta-uzun vadede kurdaki artış durdurulabilir ve bundan kimsenin zarar görmemesi sağlanmış olur...


      Bana göre iktidar, özel sektörün işçi çıkartırız işsizliği arttırırız tehditlerine boyun eğmemeli ve asgari ücrete en az %50 zam yapmalıdır. Çünkü özel sektör zaten ürünlerine 1 yılda %70-%100 arası zam yaptı. Bugün alışveriş yapan herkes bu zamların farkında.

      Sonuç olarak eğer devalüasyon, korkusuzca, gerçek enflasyonun üstüne çekilirse bu model çalışır.

      Eğer korkulup da bu yapılmazsa, o zaman cari açık hiçbir zaman kapanmaz ve model yarardan çok zarar verir ve cari açığın artmasına yol açar. Bu kısır döngü, ülkeyi morotoryuma kadar götürür.

      Sil
    4. Sn 0456,
      Bahsettiğiniz tarihlerdeki cari açık kapanması ihracat artışı değil, alım gücü düşmesi sebebi ile ithalat yapılamamasıdır.

      Şimdi haberlerde ilaç yokluğu, teknolojik ürün fiyat yüksekliği sebebi ile teknolojisini yenileyemeyen firmaları, artan araç fiyatları sebebi ile trafikte artan araç yaşını, uçak bilet fiyatlarının artması sebebi ile iç hat talep düşüklüğünü vs duyuyorsanız, alım gücü düşüşü sebebi ile ithal edilemediği için doğal olarak cari açığın azalmasıdır.

      Bi sonraki dönemde, ya açığı kapatmak için bu ürünler ithal edilip açık artacak veya aynen devam edip, ekonomi küçülecektir. Yaşanan süreç alım gücü düşüklüğüdür, ihracat artışı ile cari açık kapanması kesinlikle değildir.

      Sil
  24. Bir sokak teorisi daha doğuyor hocam "1 Dolar 137 Japon Yeni. Japonya ekonomisi çok iyi. 1 Dolar 20 TL olsa nolur" diye.

    YanıtlaSil
  25. Mahfi bey belki biliyorsunuzdur.

    ABD'nin kurucusu George Washington'un öldüğü gün, her yıl aynı gün ABD'de anma törenleri düzenleniyor mu?

    İngiltere'nin kurucusu Winston Churchill'in öldüğü gün, her yıl aynı gün İngiltere'de anma törenleri düzenleniyor mu?

    Fransa'nın kurucusu Charles de Gaulle'ün öldüğü gün, her yıl aynı gün Fransa'da anma törenleri düzenleniyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biliyorum.
      ABD'de her yıl Şubat ayının üçüncü Pazartesi günü George Washington'un doğum günü olarak ve President's Day adıyla tatildir, doğduğu evin önünde (3200 Mount Vernon Memorial Highway
      Mount Vernon, Virginia 22121) tören yapılır.
      Churchill İngiltere'nin kurucusu değildir.
      De Gaulle Fransa'nın kurucusu değildir.

      Sil
    2. Basit tarih sorularıyla hocamızı meşgul etmeyin,açın vikipediayı bakın.

      Sil
    3. Adsız 8 Kasım 2021 20:10 Arkadaşım, Mahfi hocamıza bu soruları sormalarının özel bir nedeni var:

      Aklı sıra "ima etmeye" çalışıyorlar 10 Kasım'ın anlamını!

      Mahfi hoca, bu tuzağa düşmez!

      Atatürk, unutulmaz!

      Sil
    4. Bu millet 19:36 gibi düşünenler yüzünden Anadolu gibi öz türk yurdu olan Balkanları kaybetti. En iyi tahminlere göre o dönem 8 milyon türkçe konuşan insan öldürüldü. O dönem Anadoluda 10 milyonun biraz üzerinde türkçe konuşan insan olduğunu düşünürseniz, günümüz rakamı ile 40 milyon kadar insanın öldürülmesi gibi bir faciayı bu kültür yaşadı, ki Atatürk'ün kendisi de Balkanlardan Selanik kökenli.

      Suriye'den Mısır'a kadar öldürülenleri saymıyorum bile.

      1995 yazında 19. yaş günümü Mostar Köprüsünde bölgenin Türk ileri gelenleri minik bir pasta ile kutlamışlardı. Benim ilk yurtdışı görevimdi, Srebrenica katliamında binler öldürülmüştü, biz gitmeseydik onbinler öldürülürdü. O zaman da 19:36 nın zihniyetindeki hükümet ve siyasetçileri yüzünden bizim gidişimiz bir hafta gecikmiş, bir birlik sözde sehven Kuzey Irak'a gönderilmiş, o hatalar yüzünden binlerce insan katledilmişti.

      CB Süleyman Demirel Genelkurmay Başkanlığını'nı bybass edip direk özel kuvvetlere görevi vermişti öyle gitmiştik. Gittiğimiz gün Sırplar katliamı durdurdu, o gün ilk kez şehit gördüm, çok sevdiğim bir büyüğümün, hocamın beyni ve kanı tüm vücudumu kapladı, o gün ilk kez bu ülke için kurşun attım, ilk canı aldım, o gün otuz dört kişi Sırp özel timi temizledik, sözde militan denilen seksenden fazla silahlı adam temizledik. Tepelerde sırtımda küfe dolusu bebe cesedi taşıdım. Sen hiç ölü bebe gördün mü? Anasından mama beklerken acından ölmüş yaşını doldurmamış bebe gördün mü? Kaç tane ana babası kayıp yavruyu helikopterle İstanbul a gönderdik. Yaralı anası doğumda ölen bi yavru vardı, ona görev sonrası yorgun gece kaç saat kapı kapı dolaşıp yeni doğum yapmış süt verecek kadın aradım. İstanbul'da izin günlerimde yuvadan alıp yıllarca gezdirdim, gençliğimin tek eğlencesi idi, ben evlenirken de kız istemeye beraber gittik, evlat edindim.

      Şimdi hala gitsem, tanıyanlardan dönemin 40lı yaşındaki, şimdinin aksakallıları ellerime kapanır.
      Atatürk'ün bu millet için yaptıklarını düşününce, milletin sinesindeki yerini hiç bir şey sarsamaz. Boş insanın teki kendince dalgasını geçiyor.

      Bu milletin son bin yılında, milleti yok olmaktan kurtaran bir başka lider var mı? Varsa ben bilmiyorum bilen yazsın. 1400 yıl önce Bilge Kağan varmış, yok olan milleti kurtardım diye anıt dikmiş. Sonra Mustafa Kemal çıkmış, milletin kaderini bir zümrenin elinden alıp milletin kendine vererek Cumhuriyeti anıt olarak bırakmış. İki lider arası Lafonten masalı...

      z@g+u}3YCP9W^Xk.

      Sil
  26. Mahfi bey

    Angela Merkel'in siyasi ideolojisini savunmuyorum. Açıkçası, "Almanya'yı yıllarca 'Özal'ın kadın versiyonu' yönetmiş." diye düşünüyorum.

    Neyse...

    Görevinden ayrılmadan önce DW'ye verdiği mülakatta şunları söylemiş: "Fakat şunu da söylemek isterim ki, birisinin dünyaya bakışı tamamen farklı olsa bile, yine de onu dikkatlice dinlemek gerekir. Çünkü birbirimizi dinlemeyi bırakırsak, çözüm de bulamayız."

    En azından, kof düşmanlık beslemeyen, diyaloğa açık bir siyasetçi olmasını takdir ettim.

    Siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkel'in bu davranışı eğitimli bir insanın göstermesi gereken bir davranış. Ne yazık ki bizim için olağanüstü bir şeymiş gibi görünüyor.

      Sil
  27. Hocam ÖTV denen vergi neden var ve ne den kaldırılmıyor teşekkürler

    YanıtlaSil
  28. Ege Cansen ile seviyeli ve bilgilendirici atışmanızı zevkle okuyorum, teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nerede bu tartışma? Biz de okuyalım.

      Sil
    2. Benim amacım Ege Cansen ile atışmak değil, doğruyu aramak.

      Sil
  29. Sayın Eğilmez elinize sağlık.
    Bir de meşhur "siyaset yapmayın,siyaset yapacaksanız partilere katılın" lafı var.Siyasi iktidarlar,eğitimimden sağlığıma,geçimimden yaşam biçimime kadar hayatımın her kademesine etki eden kararları alırken halkın her kademesinden insanlara oyunuzu verdiniz gerisine karışmayın deme saçmalığına son verilmesi gerekiyor.
    Ve en önemlisi yolsuzlukla etkin bir mücadele yapmayan ve çalınandan daha fazla üretemeyen toplumların refaha ulaşması mümkün görünmüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet o da var haklısınız. Çünkü Türk aydınının kafası karışık. Entelektüelliği içki içip boş tartışmalar yapmak sanıyor.

      Sil
  30. Üfe tüfe makası bu kadar acıkken, şirketlerin gelir tablolarında brüt kar marjları nasıl düşmüyor? TÜİK'in tüfesine de bir sokak teorisi denebilir mi artık sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya da belki ÜFE - TÜFE makası bu kadar açık değil.

      Sil
  31. MB'nın net rezervleri negatife dönünce tüm yandaşlarca dillendirilmeye başlanan bir başka teori de "net rezervler değil, brüt rezervler önemli" teorisi ki bugünkü zorunlu karşılık oranları artışı ile Allah'ın izni, Şahap bey'in kavliyle brüt rezervler hafta sonuna kadar alelacele o sihirli miktar olan 128 milyar dolara ulaştırılacak. Bir şey deniyorlar da bakalım ne, yakında kokusu çıkar. Umarım ayın 18'inden önce elin parası ile dövize basmayı plânlamıyorlardır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru. Önemli olan bizim ne dediğimiz, nereye baktığımız değil, buraya yatırım yapacak olan yabancıların nereye baktığı.

      Sil
  32. Kendimi bildim bileli sattığımızdan çok alıyoruz. 2010 öncesinden beri çok şaşıyordum. "doğru düzgün ürettiğimiz bir şey yok, tüketimimizse olağanüstü ve değerli şeyler. Her sene yenilenen telefonlar, arabalar, bilgisayarlar, beyaz eşyalar vb ithal edilirken ne satıyoruz da bunları alabiliyoruz" diye merak ediyorum. En sonunda patladı tabi ve sanırım bu hazırdan yemenin diyetini ödüyoruz sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama büyüyoruz. !!!

      Dünya'da, kişi başı geliri 12.500 dolardan , 7.000 dolara inen, ama büyüdüğünü iddia eden tek ülkeyiz.

      Nasıl bir büyüme bu?

      Demekki borçla =cari açıkla büyümek büyümek değildir .

      Yüksek faiz,düşük kurla paranı değerli hale getirip sanal olarak büyüdüğünü sanarsın, ama birgün mecbur kalıp da faizi düşürdüğünde o para ülkeni terk eder ve sen günün sonunda büyümediğini, küçüldüğünü görürsün..

      Yüksek faiz kolaycılığıyla değil, cari fazlayla yani tükettiğinden fazla üreterek ülkeye getirdiğin para senindir.

      Terle sulanan toprak kurumaz.

      Kolay yolla gelen para kolay yolla gider.

      Zorlukla , üretimle kazanılan para senindir ve seninle kalacaktır.

      Sil
  33. Mahfi bey merhaba. Yukarıdaki bir yorumunuzda, ülkemizdeki enflasyonun kura bağlı maliyet enflasyonu olduğunu söylemişsiniz.

    Bana göre bu tespit hatalıdır. Çünkü son 1 yılda dolar kuru %14 artmış, 8.52 den 9.70’e gelmiştir.Ama Enagrub’a göre enflasyon, %49.80 artmıştır. Bu sebeple ülkemizdeki enflasyon, maliyet değil talep enflasyonudur.

    Talep enflasyonunun olduğu bir ortamda, maliyet enflasyonu varmış gibi faiz indirmek, yangına benzin dökmektir.

    Faiz düşüşü, enflasyonu daha da arttırıp, devalüasyonla(%14) enflasyon(%50) arasındaki farkın daha da açılmasına sebep olur ve cari açığın artmasına sebep olur.

    Faiz düşüşünden dolayı Dibs’e ve Borsaya para girişi olursaki borsaya ciddi bir giriş başladı, bu durumda devalüasyon daha da azalabilir ve makas , devalüasyon ve cari açık alehine daha da açılabilir..

    Talep enflasyonunun olduğu bir ortamda cari açık kapatılmak isteniyorsa, devalüasyonun enflasyonun üstüne çıkması sağlanmalıdır.

    Devalüasyon arttırılmalı ve enflasyon düşürülmelidir. (Hem kur, hem de faiz yukarı çekilmelidir )

    Bu amaçla Tcmb, faiz indirimine gitmemeli, tam tersine faiz artışı yapmalı, bununla birlikte, piyasadan dolar çekerek istikrarlı bir devalüasyon süreci başlatmalıdır.

    Devalüasyon , gerçek enflasyon +500 baz puan seviyesine gelirse o zaman cari açık kapanmaya başlar. (Yani %50 enflasyon’a karşı %55 devalüasyon olmalı.)

    Bu yapılırsa enflasyon ciddi anlamda düşmeye başlar, bir süre sonra kurdaki artış da cari fazladan dolayı durur ve enfllasyon (talep ve maliyet),kalıcı olarak düşer. Enflasyonla beraber faizler de aşağıya çekilir. Düşük faizli, enflasyonsuz cari fazlalı büyümeye geçilir.

    Bunun için tek şart, devalüasyonun enflasyondan fazla olmasıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de enflasyon maliyet (büyük ölçüde kur) ve talep artışı kökenlidir. Yani karma bir enflasyon vardır. Ama talep enflasyonu da ilginç biçimde kur kökenlidir. İnsanlar kurdaki yükselişe bakarak daha çok yükselmeden alayım mantığıyla taleplerini öne çekmektedir. Mesela araba fiyatları artarken talebin de artma nedeni buradadır. Daha fazla pahalanırsa alamam diye düşünenler arabalarını yenilemeye koşuyor.

      Sil
    2. Araba almalarının sebebi, kurun uzun süre artmamasıdır. Bunu alanlar, geliri gerçek enflasyon kadar artan, özel sektör mensuplarıdır. Ücretlilerin araba alması nerdeyse imkansız hale geldi.

      Yani Doları gereği kadar arttırmazsanız , maliyet enflasyonu düşüyor ama talep enflasyonuna çanak tutmuş oluyorsunuz. Bu sebeple devalüasyon ve enflasyon beraber gitmelidir. Devalüasyon , Enflasyonun bir adım önünde gitmelidir. Eğer Cari denge hedefleniyorsa, Enflasyon=Devalüasyon olmalıdır. Cari açık hedefleniyorsa, Enflasyon> Devalüasyon olmalıdır.

      Enflasyon >Devalüasyon = Cari Açık
      Enflasyon =Devalüasyon = Cari Denge
      Enflasyon< Devalüasyon = Cari Fazla

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?

Faiz Niçin Artırıldı, Şimdi Ne Olacak?