Faizi Düşürünce Ne Oldu?

Enflasyon, faizden önceki aşama olduğu için faiz, ilk bakışta enflasyonun sonucu gibi görünür ama aslında enflasyon da faiz de başka şeylerin sonucudur. O nedenle çözümü bulabilmek için zincirin ilk halkasına kadar geri gitmek gerekir. Son yazılarımda sıkça kullandığım şemamı bir kez daha yazayım:

Görüleceği gibi faizi yükselten şey aslında ülke riskinin yükselmesiyle başlayan zincir reaksiyonlardır. Ülke riskinin yüksek olduğunu anlamak için bakılması gereken gösterge CDS primidir. Bu prim 300 baz puanın üzerindeyse ülke aşırı riskli demektir. Türkiye’nin CDS primi 411’dir. Bu oranla Türkiye, dünyanın en riskli birkaç ülkesi arasındadır. Bu zincir reaksiyonların çözümü için en başa gidip riski düşürmeye çalışmakla başlamamız gerekirken biz tam tersini yaparak sondan başlıyoruz ve faizi indiriyoruz. Bakın sonra ne oluyor?


Kurun ve enflasyonun yüksek olduğu ve daha da yükselmeye eğilimli olduğu bir ortamda faizi düşürünce riskleri yükseltmiş oluyoruz ve kurla yükseliyor sonra şemadaki reaksiyonlar tekrar devreye giriyor, enflasyon yükseliyor. Grafik 2019 başından bugüne kadar Merkez Bankası Politika Faizi (MBPF) ile USD/TL kuru arasındaki ilişkiyi gösteriyor. Merkez Bankası ne zaman faizi indirmişse kur yükselmiş. Kur yükselişi, ithal girdiler üzerinden giderek maliyetleri ve fiyat artışlarını tetikliyor ve sonuçta enflasyon da artıyor. 2019 başından bu yana görünüme baktığımızda hep aynı hatayı yaparak kısır döngü içinde kaldığımız açıkça görülüyor. Bu sefer de öyle olacak. Bir noktada faizi tekrar yükseltmek zorunda kalacağız.

Bir sorunun çözümü için o sorunu yaratan şeyin ne olduğunu bulmak gerekir. Sürekli başı ağrıyan bir kişi kendi kendine ağrı kesici alarak sorunu geçici olarak çözebilir. Ama doktora gidip gerekli tahlilleri ve tetkikleri yaptırdığında sorunun yüksek tansiyon kaynaklı olduğu anlaşılırsa o zaman tansiyon ilacı ağrı kesicinin yerini alır ve sorun kalıcı olarak çözülmeye gider. Tabii sadece doğru ilacı almak da yeterli olmayabilir, diyete dikkat etmek, stresten uzak durmaya çalışmak, egzersiz yapmak da önemlidir.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey faizi indirmek değil, yüksek enflasyonu çözmektir. Bunun da yolu diyet yapmaktan yani risklerden uzak durmaktan geçiyor. Kilosuna, yaşamına dikkat etmeyen bir kişinin eninde sonunda yüksek tansiyon veya şeker ya da kolesterol sorunuyla karşılaşmasında olduğu gibi risklerini düşürmeyen bir ekonomi de eninde sonunda yüksek enflasyonla, kur riskiyle, işsizlik artışıyla karşılaşır. Tansiyon, şeker veya kolesterol sorunu nasıl ağrı kesiciyle çözülemezse ekonomi de risklerden kaynaklanan sorunlarını faizle oynayarak çözemez.

Ne zaman risklerden söz etsek bazıları Kıbrıs’tan vaz mı geçelim ya da Akdeniz’deki haklarımızı savunmayalım mı diye soruyor. Benim söz ettiğim riskler bunlar değil. Ama mesela komşularımızla yarattığımız sorunlarda bizim hatamız var mı diye kendimize sorabiliriz. Ya da hukukun üstünlüğü, daha iyi bir demokrasi, insan hakları gibi konuları geliştirmeye çalışabiliriz. Bilim dışı kararlarımızı gözden geçirip bilime dönebiliriz. Kamu hesaplarının şeffaflığı, denetlenmesi, kamuda savurganlığın önlenmesi için adımlar atabiliriz. Enflasyonun yükseldiği ortamda faizi artırmak yerine düşürmemizin bizi daha da kötü bir pozisyona sokup sokmadığını gözlemleyip doğruyu bulabiliriz. Bunları yapmaya başlasak risklerimiz de CDS primimiz de düşüşe geçer.

Yorumlar

  1. Hocam elinize ve yüreğinize sağlık, iyiki varsınız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam iyi ki sizin gibi bilim adamları var. Sizler dinlenseydiniz bunlar olmazdı.

      Sil
    2. Hocam Tesekkürler.2014 teki enf. Cesitleri yazinizda maliyet enf. U kisminda faiz düsürülmesiyle maliyetler düser demistiniz. Hadsizlik yapip elestirmek degil,ögrenmek icin soruyorum; faiz indirilmesiyle kurun yükselmesi olusan fark da maliyet degil midir?
      Saygilarimla

      Sil
  2. Yapılması ve yapılmaması gerekenleri tane tane açık ve anlaşılır bir şekilde belirtmişsiniz.

    YanıtlaSil
  3. Hocam faiz düşürmekle uzun vadeli olumlu yanı var mı? İhracat açısından benim bildim j eğrisi zamanla olumlu yanları olur mu? Olur mu tabi ben sabit kur açısından bakmıyor o yok zaten...ama kurlar sürekli yükseliyor hükümet bu şekilde düşünüyor alabilir mi? Şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten ne olacak hocam bu işin sonu freni patlamış kamyon gibi nereye çarpacağız.

      Sil
  4. Çiviyi duvara çakmak için çekiç gerektiğini, çekiç yerine elimizi kullandığımızda amacımızı başaramayacağımızı, canımızın çok fena yanacağını, hastanelik olmamızın kaçınılmaz olacağını gayet iyi biliriz. Gerçekçi olmak, popülist politikalarda ne kadar zormuş, bunu da yaşayarak görüyoruz.

    YanıtlaSil
  5. Sanki yapısal reformları gerçekleştirmek, hukuku üstün kılmak, insan haklarında seviye atlamak Kıbrıs'ı veya Adaları savunmaya engel.

    YanıtlaSil
  6. Hocam bu söylediğiniz şeyler boş ya boş yorulmadınız sanırım yazmaktan.

    Bize asıl olayı anlatın lütfen. Kuru neden düşük tutuyorlar ihracat falan yalan dolan. Öyle birşey yok.

    Kuru neden düşük tuttuklarını söyleyin millete ya.

    Çünkü yabancı Varlık yönetim şirketleriyle el altından anlaşma yaptılar deyin. Onları borsaya çekmek istiyorlar. Swap mwap kalmadı bişey çünkü deyin. Ve onlar girdikten sonra aynı bu senede olduğu gibi çıkmak isterlerse Naci Ağbal gibi bir adamı Merkez Bankası Başkanı yapıp kademeli faiz artışıyla onları çıkartmak amaçları deyin.

    Bütün olay yabancının parası ya anlamadınız mı?

    İhracat artışı, istihdam artışı, NAS suresi, enflasyon faiz sebep sonucu hepsi yalan ya. Onlar siz uğraşın diye uydurdukları şey. Allah aşkına kim aptal onlar mı yoksa biz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bilimle uğraşırım sevgili kardeşim, o yazdıklarınız gazetecilerin, savcıların, müfettişlerin işidir.

      Sil
  7. Bu kısır döngüyü sürekli yapmak kötü niyetle açıklanamaz mı. Sonuçlarının verdiği zararlar kendilerine de verilen zarar olarak görülmüyor mu .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nas dedi Cumhurbaşkanı konuyu açıklamak için.

      Sil
  8. Hocam enflasyon faizin sebebi ise neden gerçek enflasyon, %60 lardayken hazine borçlanma faizi %18lerde kalıyor? Onun da %60 larda olması gerekmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerekir ama öyle olmadığı için da dolarizasyon hızla yükseliyor.

      Sil
    2. İktidar, bütçe açığını merkez bankasına para bastırarak kapattığı için hazine faizi 18lerde . Para basma durumu olmasa, bu faiz gerçek enflasyonun üstüne çıkar...

      Sil
  9. Zar tutup düşeş atmaya çalışırken iki bir atan bir takım yeteneksiz daktilocuların, tesadüfen oturdukları uluslararası poker masasında dünyanın en iyi oyuncularına 450 milyar dolar ütüldükten sonra masayı devirip borcu ödemeden tüyme çabaları elbette hüsranla sonuçlanacaktır. Bizlere düşen, o borcu üstlenmeyip bir şekilde bu beceriksizlerin üzerine yıkmak. Eğer o borcu üstlenirsek torunlarımızın ömrü bile bu işin altından kalkmaya yetmez. Daha önce bunların ecdadının yaptığı benzer borçları ödemek 40 yıl almıştı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Hukukçuların bu konu üzerinde çalışması gerekir.

      Sil
  10. Şuanda ülkenin en büyük riski, Tcmb rezervlerinin ekside olmasıdır. İktidar, döviz kurunu yükselterek bu riski ortadan kaldırmaya çalışıyor.

    Çünkü kurun yüksek olması, ihracatın ithalatı karşılama oranını yükseltiyor. Son 2 ayda cari fazla verilmesi bunun işe yaradığını gösteriyor. Ama siz, yazılarınızda kurun yüksek olmasını eleştiriyorsunuz. Bir yandan riskler azaltılsın diyorsunuz diğer yandan riskleri azaltacak adımları b
    eleştiriyorsunuz.

    Cds'i düşürecek şey de, Tcmb rezervlerinin dolmasıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkenin tek riski yok, çok riski var. Bu dediğiniz de onlardan sadece biri.

      Sil
    2. Adsız kardeş, 2014 yılında dolar kuru 2,2 TL iken ihracat 150 milyar dolardı. Bugün dolar 11,23, 10 aylık ihracat 180 milyar dolar. Senin ve ekürinin dediği doğru olsaydı ihracatın 800 milyar dolara falan ulaşması gerekirdi. Artık iktidar ve yandaşlarının pompaladığı bu zırvaları bırakın da gerçek dünyaya dönün. Türkiye'nin yapabileceği ihracatın bugünkü alt yapı ile üst sınırı budur, sen doları 50 TL de yapsan sadece halkını hepten süründürür, ülkenin varlıklarını pul eder, cebine 100 milyar dolar koyup gelen yabancıya tüm ülkenin şirketlerini teslim edersin.

      NOT: Bugün BIST'e kote tüm şirketlerin toplam değeri 150 milyar dolar. Eğer TL'deki bu değer kaybı devam ederse yakında 50 milyarı cebine koyan tüm Türkiye'yi satın alacak. Saçmalamayı ve ezberleri tekrarlamayı bırakın da açın şu gözünüzü biraz...

      Sil
    3. Mahdut bey merhaba. İhracatın, kurdaki artış kadar gerçekleşmemesinin sebebi ,devalüasyonların enflasyonun gerisinde kalmasıdır.

      Eğer sizin gibi ,doların değerini yükseltmeyin kafasındakilerin dediği yapılmasaydı ve 128 milyar dolarlık rezerv satılmasaydı , devalüasyonlar gerçek enflasyonun üstünde olacaktı , ihracattaki artış çok daha yüksek olacaktı..

      Tlnin değerlenmesini istiyorsunuz günün sonunda hepimizin istediği elbette budur(ama uygun koşullar gerçekleştiğinde istiyoruz şimdi değil. Rezervler dolmadan Tlnin değerlenmemesi gerekir, Tl değerlenirse rezervler hiçbir zaman dolamaz).

      Biz de Tlnin değerlenmesi sayesinde avrupayı gezelim, lüks arabalara binelim istiyoruz.


      Şuanda Tlnin değerlenmesi için neler yapılabilir lütfen bizi bilgilendirirmisiniz?

      1-)Mesela 450 milyar dolarlık dış borcumuzu 600 milyar dolara çıkartabiliriz Tl değerlenir.(faizini ödeyemeyecek duruma geliriz)

      2-)Faizleri %80’e çıkartırız ülkeye dolar yağar Tl değerlenir.(Ekonomi felç olur milyonlarca insan işsiz kalır, intiharlar,yıkılan yuvalar, aile faciaları, anası babasız kalacak çocuklar)

      3-)Merkez Bankasındaki 125 milyar dolarlık brüt rezervi satarız Tl değerlenir.(Cds primi 800 mü olur900 mü olur bilinmez. İthalat yapamayacak duruma geliriz. İlaç yok petrol yok doğalgaz yok v.b.)


      Bu ilk 3 maddenin yapılması durumunda ,doların düşmesi sonucunda oluşacak cari açığı nasıl finanse edeceksiniz?

      Lütfen bize yol gösterirmisiniz? Tl nin değerlenmesini nasıl sağlayabiliriz?
      Eğer bir çözümü eleştiriyorsanız, daha iyi çözümleriniz olmalıdır. Gelinen noktada , seçimler yapılana kadar, ne yapılırsa sağlıklı bir şekilde ülkemizin döviz açık pozisyonu kapatılabilir?(ımf ile anlaşma da olmayacağını iktidar açıkladı imf dönemi bitti dedi. Çünkü imfnin yüksek faiz düşük kur politikası artık işe yaramıyor. Arjantini kurtaramıyorlar. ) Saygılar.

      Sil
    4. FED karşılıksız olarak bir günde basacağı parayla BIST'e kote tüm şirketleri satın alır :=)

      Sil
    5. 2 yıl turizm kötü gidince her yer delik deşik oldu, bilinçli bir şekilde devalüasyon yapılıyor, ihracat artışı kurdan falan gelmiyor, tedarik zincirinin aksamalarından ve bizim alıcılara daha yakın olmamızındın kaynaklanıyor, hükümet çok çaresiz durumda ve uzun vadede iyi olabilecek planların daha meyvelerini almadan temellerini atıyorum demekle küçük bir Kısımın gözünü boyuyor, ne yaparsa yapsın artık bir kere güven kalmayınca, kendileri kendi birliğini koruyamayarak dağılıp gidecekler ve tabii kim bilir daha neler oluyor ? her zaman bardağın dolu tarafına da baktık ve iyi işler de oldu ! ama şu an aynen satır başlarında söylediğim gibi bilinçli devalüasyondan başka bir şey yapılmıyor, bu güzelim ülkede insanlarımız ne zaman önünü görebilerek plan yapabilecekler ?

      Sil
    6. Adsız beyefendi,
      Cari açık mı verip açığı dış borçlanma ile mi kapatalım, yoksa döviz kurunu patlatıp halkın alım gücünü sıfırlayarak cari fazla mı verelim seçenekleri aynı paranın yazı ve tura yüzü gibidir. Yani kırık satır mı kırık katır mı seçeneğine benzer. Her iki problemin çözümü de orta ve uzun vadeli yaklaşımları gerektirir. Bu sorunları ve onların çözümlerini Mahfi hoca onlarca defa yazdı. Fakat aşağılık Türk politikacılarının ve onları destekleyen halkın böyle gerçek çözümlerle işi olmadığından ve bedavacılığa alıştığından ben bu kırık satır ve kırık katır çözümlerinden ilkini tercih ederim.

      Sil
    7. Adsız 11:41,

      Bir yol göstereyim: Bu iktidardan derhal kurtulmak ve akıl/bilim temelli ekonomi politikaları uygulamaya başlamak.

      Bu iktidar ilelebet tepede otursun, zırt pırt kuyuya taş atsın, biz de o taşları çıkartmak için akla zarar bir takım zihni sinir projeleri geliştirelim dediniz mi aynen yukarıdaki gibi zırvalamak durumunda kalırsınız. Sanırım biliyorsunuzdur, zırva tevil götürmez...

      Sil
    8. Mahdut bey iktidar değiştiğinde de aynı şeyler yapılmak zorunda.

      Sil
  11. Kaleminize saglik hocam.Faiz,Enflasyon ve Doviz kuru sebep sonuc iliskisi ancak bu kadar kolay anlasilabilir anlatilabilir.

    YanıtlaSil
  12. Hocam merhabalar. Yukarıdaki çözümlerinize katılıyorum. Ancak toplum olarak sürekli ahlaki yönden zayıflamamızla ekonomik sorunlarımız arasında ilişki olduğunu düşünüyorum. Farkında mısınız bilmiyorum ama ülkede dürüst olana, çalışana, idealist olana enayi ya da saf gözüyle bakıyor toplum. Ama yanına işçi aradığında dürüst olsun istiyor. Bence öncelikli hedefimiz yasalarla insanımızı ahlaklı olmaya zorlamak olmalı diye düşünüyorum. Saygılarımla. Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tersi de doğru. Yani ekonomideki zayıflama ahlaki çöküşe de yol açıyor.

      Sil
  13. Elinize sağlık hocam. Kurda artışın ihracat artışına etkisi üzerine bir çalışma var mı? Biz sanayide yerli olarak üretilen ürünleri zaten döviz kurundan alıyoruz. Tek avantaj belki işçilik diyebiliriz. Tekstil inşaat gibi sektörlerde etkisi daha yüksek olabilir.
    Bir diğer husus da; kur artınca fiyatlar kur ile çarpılarak güncelleniyor, bir süre sonra biraz düşüş yaşandığında fiyat geriye gitmiyor. Bunun da enflasonist etkisi var sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Maalesef iç fiyatlar kurla ilişkili olsa da olmasa da kurla çarpılıyor. Dolarizasyon böyle bir şey.

      Sil
  14. Hocam öncelikle yazınız için çok teşekkür ederim. Yıllardır merak ettiğim bir konuyu sormak istiyorum. Karar veren merciler sizin gibi değerli hocalarımız ile iletişime geçme zahmetinde hiç bulunmuyor mu? Eğer hayır cevabını verirseniz, Buchanan'ın politikacılar için ileri sürdüğü tüm yargılarında ne kadar haklı olduğunu anlayacam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siyasetçiler genellikle muhalefetteyken iletişime geçerler sonra iktidara gelince o kişiler yanlışları söylemeye devam ettikleri için ilişki kesilir.

      Sil
  15. Aynen sayın hocam; mesela Suriye devletinin seçilmiş hükümetini düşürmek için ayrılıkçıları desteklemesek bugün en ağır kısmını bizim yaşadığımız bir Suriyeli göçmen sorunu bu raddede olmayacaktı. Ha keza geçen karı koca İsraillileri sorgusuz sualsiz tutuklayıp bunlar ajan diye dünyaya ilan edip, 2 gün sonra hata yaptığımızı farkedip bu aileyi serbest bırakıp kendimizi komik ve güvenilmez duruma düşürüp itibarımızı ve cds riskimizi arttırmayacaktık. Güven paradan da önce gelir. Yatırım ve döviz gelmesi için önce güven ortamını tesis etmek gerekir. Bilim, hukuk herşeyin üzerinde olmalı.Tekirdağ, Süleymanpaşa, Aydoğdu mahallesinden selam ve saygılarımızla.

    YanıtlaSil
  16. Bu sofracık, efendiler – ki iltikaama muntazır
    Huzurunuzda titriyor – bu milletin hayatıdır;
    Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
    Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
    Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
    Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
    Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
    Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
    Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
    Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
    Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
    Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
    Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
    Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
    Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
    Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
    Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
    Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Tevfik Fikret
    "Han-ı Yağma", 1912

    YanıtlaSil
  17. Hocam, "Türkiye garaj satışına çıkarıldı" diye kısa ve net açıklama yapsanız nasıl olur?

    Para bulmanın kolay yolu, dağıyla tarlasıyla, şirketiyle bankasıyla tüm ülke 2-3 ayda %40 değeri indirildi.

    Seçim döneminde bize faiziyle verilecek krediler, ülkemizi satın almak üzere gelecek yabancı yatırımcının dövizlerine dayanacak. Hani zaten ülkenin tüm varlığından değer azaltma ile ülkeyi satışa çıkartma yoluyla gelecek.


    Ülkemiz çok ucuza satışa çıkarılıyor, seçim dönemi kredi dağıtabilmek için.

    Niye bu kadar açık söylemiyorlar anlamıyorum!!

    YanıtlaSil
  18. Mahfi Bey merhaba. Faiz , enflasyon oranının altında kaldıkça yastık altındaki ve bankacılık sistemi dışındaki doların miktarı artacak ve bankacılık sistemindeki dolar ihtiyacı artmaya devam edecek. Bunun sonucunda da hem cari açık düzelmeyecek, hem de dış borç ödemesinde sıkıntı devam edecek. Netice olarak ta dolar ihtiyacı ve buna bağlı olarak ta enflasyon artmaya devam edecektir. Bu düşüncem ne derece doğru sizce? Yada yanıldığım yer neresidir ? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  19. Hocam

    Budist misiniz?

    Lütfen yanlış anlamayınız, sakin kalabiliyorsunuz bu nedenle belki Budistsinizdir diye düşündüm (belki yanılıyorumdur?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbir konuda tam olarak taraf değilim. İnsan yaşlandıkça daha sabırlı oluyor.

      Sil
    2. hocam yaşlanmanız , emekli olmanız ve hatta ölmeniz bile yasak (Allah uzun ve sağlıklı ömürler versin) , ülkeye lazımsınız.

      Sil
  20. Sınırsız özgürlük yoktur mutlaka bir sınırı vardır ve olmalıdır. Siyasilerinde sınırsız ve sorumsuz bir özgürlüğü yoktur buna bürokratlar dahil.

    Sürekli hızla gelişen dünyada sürekli yeni fikirler ve yeni bilimsel gelişmelerle birlikte hayatımıza giren yeni teknolojilere nasıl çabuk alışıyoruz ve eskiyi hızla unutuyoruz.

    Siyasettede sınırsız seçilme olmamamalı özellikle yaş sınırı konulmalı diğer memuriyete gibi 65 yaş dolduran siyasete girmemeli ve vekillik en fazla 2 defa yapılmalı devlet başkanlığı en fazla 2 kez yapılmalı sonra değişmeli mecburi ister aynı partiden başkası olsun diğeri gelmeli yoksa sürekli değişen dünyada aynı kişinin hayat görüşü ile aynı fikirler aynı bilgiler ile gelişme malaseef sınırlı kalır ve dış dünyanın baskısı ile olan değişikler olur.

    Siyasete mutlaka yaş sınırı getirilmeli mutlaka 65 yaş üstü siyasete giremememli derhal ve acilen bu insanlar gitsin çok meraklı olan hizmet edecek olan danışmanlık yapsın ancak devlet kademesinde yetkili olmasın yeter artık dedelerden ninelerden bıktık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adını gizleyen adam sen haddini aşan yazılar yazıyorsun.Sen ne olduğunu sanıp ta 65 yaş a tavır koyuyorsun basitlemenin dibindeyim.

      Sil
    2. Mimarlara da yıllandıkça(yaşlandıkça) şarap gibi olur derler. Ama yıllandıkça 55 ten sonra şarap gibi olan bir mimara denk gelmedim. Mıhtemelen ben de 55 yaşıma gelince fosilleşeceğim için, 65 yaş değil 55 yaş üstü siyaseti girmeyip gidip torun sevmeli.

      Sil
  21. Bu adamın değerini bilin çünkü ileride işimize çok yarayacak şimdi değeri bilinmiyorsa işten ve adamdan anlamayanlar suyun başındadır.

    YanıtlaSil
  22. Hocam tespitleriniz çok yerinde. Fakat bir yerde kafamda soru işareti var. Ekonomi konusunda sizin sözünüz ile benim sözümün eşit derecede kabul görmesi çok saçma olmaz mıydı? Sorunun demokrasi olduğunu düşünmüyorum ne de olsa seçilmiş bir iktidar ile yönetiliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu, demokrasi sorunundan daha çok bir eğitim sorunudur. İnsanlara eğitim sırasında haddini bilmeyi de öğretsek mesele büyük ölçüde çözülür.

      Sil
  23. Baktılar kuru tutamıyorlar. Merkez Bankasındada dolar kalmadı .Amaç Yabancı sermayeye kapayı aralamak
    dolar girişi sağlamak.Ayrıca yabancı şirketlerin kurun yükselişinden dolayı burada yatırım cazibesi oluşturmak. ondan sonra özelleştirmeler hız kesmeden devam. Üretmeden Günü kurtarmak ...

    YanıtlaSil
  24. Elinize sağlık hocam . Riski azaltacak şeyler yapmak suanki iktidarın kesin olarak yap(a)mayacağı şeyler. Onun için iktidar değişene kadar durum kötüleşerek devem edecek .

    YanıtlaSil
  25. Hocam bende bir iki soru sormak isterim, umarım saçma olmaz.
    Politika faizi en basit şekilde nedir?
    Turkiye faiz artırımı yapınca, uzun vade de bu da bir kayıp olmaz mi? Yani yabancılara getir parani yüksek faiz al diyorsun, para geliyor ülkeye... ama sonunda faiz ödüyorsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Politika faizi merkez bankasının nakit ihtiyacı olan bankalara verdiği borca uyguladığı faiz oranıdır.
      Faiz artırımı kısa vadeli çözüm getirir. Uzun vadeli çözüm için riskleri ortadan kaldıracak yapısal reformların yapılmasına ihtiyaç bulunuyor.

      Sil
  26. "Kurun ve enflasyonun yüksek olduğu ve daha da yükselmeye eğilimli olduğu bir ortamda faizi düşürünce riskleri yükseltmiş oluyoruz..." Faiz düşünce riskler neden artıyor? Bir kaç somut örnek verebilir misiniz Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonun ve kurların yükseldiği bir ortamda faizi düşürürseniz bunları daha da yükseltirsiniz. Bunu bekleyenler sizin ekonomiyi bilmediğinizi düşünürler. Bu risk artışıdır. Öyle olunca da size yollayacakları paraları da yollamaz olurlar. Bu da risk artışının sonucudur.

      Sil
  27. Hollanda'da yasiyorum. Burada doviz burosu diye birsey yok. Gazete ve televizyonlarda Euro/Dolar kuru diye birsey goremezsiniz. Ticari siciliniz yoksa bankalarda doviz hesabi bile acamiyorsunuz. Halk bir Euro kac Dolar eder bilmez. Dolayisiyla dunya patlasa buradaki vatandas gidip Dolar alayim demez, oyle bir imkani zaten yok cunku. Turkiye'de apartman kapicisi bile Dolar fiyatini takip ediyor. Sorun sistematik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hollanda da enflasyon kaç? Hollanda Florini USD karşısında ne kadar değer kaybediyor? Bir de Hollanda2nın CDS primi ne kadar? Bunlarla kıyaslarsak olayı çözeriz.

      Sil
    2. Adsız.

      Hollanda euroya geçmedi mi? Florin ne alaka?

      Sil
    3. Hollanda'nın eski para birimi de zaten Gulden'di. O oraya yanlışlıkla girmiş, kusura bakmayın. Sorunun doğrusu şöyle olacak: Euro Dolar karşısında ne kadar değer kaybediyor? Hollanda'da dolarızasyon diye bir olgu olmadığı için döviz bürosuna da ihtiyaç yok. Birkaç tane varsa o da turistler içindir.

      Sil
  28. Peki Turkiye'nin dunyanin en yuksek faiz veren ilk 5 ulkesi arasinda olmasini nasil acikliyorsunuz? Belirttiginiz sebep sonuc iliskisine gore bizden cok daha guvenli Afrika, Guneydogu Asya veya Ortadogu ulkeleri mi var? Belirttiginiz yapisal reformlardan yoksun pek cok ulke var ancak bunlarin merkez bankasi faiz oranlari bizimkinin cok altinda. Bunu nasil acikliyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz bana Türkiye'nin niçin dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip ilk 5 ülkeden birisi olduğunu açıklayabilirseniz ben de size hemen niçin en yüksek faize sahip ilk 5 ülkeden birisi olduğumuzu açıklayabilirim.

      Sil
    2. Hocam Turkiye enflason oraninda ilk 15 arasinda degil. Ilk 5 nereden cikti?

      Sil
    3. Enflasyonu gerçek oranı olan % 50 ile alırsanız ilk beşte.

      Sil
  29. Hocam, başka bir yazınızda son dönemlerde ortaya atılan (müthiş buluş!) cari fazlayla büyümeyi ele alabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide Sokak Teorileri yazımda bunu işledim ama ileride yine yazacağım.

      Sil
  30. Allah aklını kötü kullananlardan bizi korusun beddualiye beddua edilmez .

    YanıtlaSil
  31. Çok haklısınız. Risklerin düşürülmesi şarttır.

    Riskin %80'i Merkez Bankası rezervleriyle alakalıdır. Özel sektörün enflasyonunun sebebi , rezervlerin ekside olmasıdır. Çünkü rezervler ekside olduğu sürece, 2001 şubat krizi tekrarlanırmı korkusu vardır. Bu korkunun enflasyona katkısı, devalüasyondan fazladır.

    3Kasıma kadar 12 aylık kur artışı %15 ama 12 Aylık Ekim enflasyonu %49.80 .

    Demekki vatandaşı fiyat arttırmaya iten kurdan başka birşey var. Bence bu , merkez bankası rezervinin ekside olması, buna bağlı olarak cds primlerinin yüksek olmasıdır.

    İktidarın kuru yüksek tutarak merkez bankası rezervlerini doldurma girişimini destekliyorum. Bedeli ne olursa olsun bu yapılmalıdır. Aksi takdirde vatandaşın risk algısı ve mallarına yaptığı zam , yani enflasyon düşmez...

    Kuru 7.00 Tl yapsanız da enflasyon düşmez. Önce Merkez Bankası rezervleri doldurulmalıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence risklerin düşürülmesi MB'nin rezervlerinden daha önemli.

      Sil
  32. Sayın 20 Kasım 20.10'un söyledikleri doğruysa , durum çok vahim demektir. Yok yok bu kadar da olmaz. İktidar , Naci Ağbal’da yaptığı hatayı bir daha yapmaz bence.

    Yabancı varlık yönetim şirketleri , 11.00 kurdan borsaya girip borsa ,1730 dan 2000 e gelince , Naci Ağbal gibi faiz arttıran bir başkan getirtecek ve kuru 8.00 tlye düşürüp dolarlarımızı alıp ülkeden kaçacaklar mı demek istiyorsunuz?

    1000 dolarla yani 11.000 Tl ile gelip, borsanın yükselmesinden(1730/2000 ) %15 kazanacaklar, 12.650 Tl leri oldu.

    Faizci başkan, kuru 8.00 tlye çekecek, 12.650/8=1581 dolarları olur.

    Yani varlık yönetim şirketleri 1000 dolarla gelip bizim 581 dolarımıza çöküp, 1581 dolarla yurtdışına kaçacaklar mı demek istiyorsunuz?

    Yok arkadaşım iktidar bu hatayı tekrarlamaz , bundan sonra doların değerini düşürmek istemez. Çünkü doların değeri düşük olduğu sürece hem kur farkından , hem de cari açıktan dolayı ciddi döviz kaybımız olur. O günler geride kaldı bence.

    Londra TL swap piyasası faizlerinin normal seviyelerde olması yani Tl’nin açığa satışının önünde bir engel olmaması ve haftalık Tl repo ihalelerinin devam ediyor olması, iktidarın, doların değerini arttırmak istediğinin göstergesidir.

    Ekonomi yönetimi,dolar kurunun yukarı gitmesini ve bu zamana kadar kaybettiğimiz dolarları geri kazanmak istiyor.

    Zaten bu saatten sonra olması gereken de budur.Kurun düşmesi demek, ihracatçılarımızın, turizmcilerimizin binbir zorlukla ülkemize kazandırdıkları dolarları , altın tepside yabancılara kaptırmak demektir. Bu yapılmaz. Enseyi o kadar da karartmayalım..

    YanıtlaSil
  33. Enflasyon ve kurları düşürmek için yapısal reformlar önemli. Bizim ekonominin temel sorunu üretim yetersizliği değil mi? İthal girdisi fazla olan ihracat ürünlerindeki ithal oranını azaltsak, ağır sanayi üretimini arttırsak kurlar ve enflasyon düşmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek başına bu dediğiniz yeterli değil ama etkisi olumlu olur kuşkusuz.

      Sil
  34. Yazınız gayet açık ve çok faydalı mahfi hocam keşke istifade edilse kaleminize sağlık 🙏 bu arada bir noktadan sonra mecbur faiz artırılacak demişsiniz sizce ne zaman olur bu Ocak ayında mümkün müdür?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Çok da uzun bir zaman geçmeyecek sanırım.

      Sil
  35. Çok bilen böyüklerimiz sayesinde hep beraber uçuştayız, dahada yükseklere çıkarız bu gidişle çünkü ekonomiyi çok biliyorlar! Fakirlik bize bahşedilen bir lütufmudur, yada beceriksiz, liyakatsız kadrolar ısır,

    YanıtlaSil
  36. Degerli hocam elinize saglik. Araya bir iki arapca kelime atsaniz belki bu sefer anlarlar. Kucuk kizim gayet guzel anladi esime sesli okuyunca.

    YanıtlaSil
  37. Hocam semanızı ezberledik artık. Sadece MB duvarına assalar dolar 1 tl düşer. :)

    YanıtlaSil
  38. Hocam merhaba,

    Faiz kararının 5 dakika geç açıklanması dikkat çekici bir durum mu sizin için? Bu sürenin bir önemi var mıdır?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok dikkat çekici hem de. Nedenini açıklamaları lazım.

      Sil
    2. Selam,
      5dk gecikmeli açıklama bahanesi olarak resmi site yoğunluğu verildi.
      Bana göre şüpheli bir açıklama.

      Birincisi resmi site içerik yükleme erişimi ile halkın erişiminin aynı yerden yapıldığını gösterir bir bahane, teknik olarak kusurlu bir tasarım.

      İkincisi, MB bir kaç kanaldan kitleye ulaşır. Bunlardan biri websitesi, diğeri basın açıklaması, bir diğeri sosyal medya hesapları diye gider. Dakik olunması istenirse, tüm sitelere aynı anda basın toplantısı esnasında bilgi girilir. Ama dakik olmayı istememişler, twitter a mesela haberi 14:37 de girmişler. Websitesine daha erken koymuşlar, basına daha erken haber vermişler.

      O halde saati gelen basın açıklamasında, açıklamayı yapması en uygunu olurdu.

      Gecikmenin nedenleri kadar, üyelerin oyları veya karar üzerindeki kurum içi tavsiyeleri, varsa şerhleri, tutanak olarak açıklanmalı. Kim ne tavsiye etmiş? Diğer tüm MBlarının tutanakları ve üyelerinin düşüncelerini halka açık kaynaklardan buluyoruz. Çoğu MB üyelerinin oylarını bile, kararlarından günler bazen haftalar öncesinden biliyoruz. Türkiye özelinde hiç bir bilgi paylaşılmıyor, şeffaflık yok.

      Tek bilinen ülke başkanının maskara açıklamaları.

      f&6GsIIppUoN1Y8N

      Sil
  39. Emeğinize sağlık Mahfi hocam, saygılar

    YanıtlaSil
  40. Hocam emeğinize sağlık yine o kadar güzel ve sade bir yazı kalemi almışsınız ki kendi adıma çok okumayan ya da bir kere okumada kolay kolay anlamayan biri olarak bile kafamda netleşti olay ve sonuçlar. 1994 krizini anlamaya yönelik önereceğiniz bir kitap ya da kaynak olursa sevinirim. Başarılarınızın devamını dilerim.

    YanıtlaSil
  41. Hocam emeğinize sağlık yine güzel bir noktaya dokunmuşsunuz . Ülkede tweet atmak bile risk

    YanıtlaSil
  42. "Olaylar basittir insanlar onu karmaşık hale getirir" diye bir söz okumuştum hocam. Sizin yazıları okuyunca karmaşık hale getirilen olayların basit olduğunu çok güzel anlatabildiginizi gözlemliyorum. Anlatabilmek de ayrı bir tecrübe ve hüner işi tabi. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Tam da benim hedefim bu.

      Sil
  43. Hocam bundan sonra olacakları tahayyül edebiliyormusunuz?

    YanıtlaSil
  44. Slm hocam uygulanan politika cari fazla verip ihracatı arttirarak dolar fazlası ile dolatin bir sure sonra düşmesini saglamazmı ihracat yapan firmalarin bu kazandiklari parayi argeye yatirip ekonomide daha fazla katma değerli ürünlere dönüşturme şansı yokmu .Cin yuanı düsuk tutarak tum yatirimları ustune çekip teknolojı transferi yaptı bizde yapamazmiyız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hayatında bir kere olsun yuan dolar grafiğine baktın mı? 1 yuan 1996'da 0,12 dolar iken bugün 0,16 dolar.

      Sil
  45. Dün bir gazetede çıkan yazı:bu yılın başından beri 1357 kıbrıs türkü vatandaşı çalışmak&yaşamak için rum kesimine taşınmış..demekki neymiş,trt de 100milyon bütçeli diriliş 1974 dizisi çekmekle mücahit olunmuyormuş..
    poundun 15 tl olmasıyla kktc de ciddi bir hoşnutsuzluk var,bilen bilir orda tl kullanılır amma değeri pound la ölçülür,yuro bile ikinci plandadır..ekonomiyi batıran bu siyasal islamcılar sayesinde kaybetmeye kıbrıstan başlayacağız haberiniz olsun,sonra hatay,urfa,maraş,antep,ankara..

    YanıtlaSil
  46. Hocam
    Bu ihracatın aşırı artması piyasa içinde bulunan mamullerinin azalmasına ve iç piyasada oluşan yokluk ve enflasyon neden olmuyor mu.
    Bilerek neden halkı enflasyon ezdiriyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öte yandan ihracatla döviz elde ediliyor ve döviz girişi kuru düşürdüğü için enflasyonu frenliyor

      Sil
  47. Hocam,ülkenin borçlanma maliyetlerini düşürmek mb nin görevleri arasındamıdır?değilse bu görev kime aittir?tşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hazinenin görevidir ama MB de uygulayacağı para politikasıyla yardımcı olmak durumundadır.

      Sil
  48. Hocam ekonomide taşlar yerinden oynuyormu?

    YanıtlaSil
  49. Hocam ekonomimiz vesayet altında mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomimiz yanlış politikaların baskısı altında

      Sil
  50. Enflasyon artınca dolar neden artıyor? Ne alakası var anlamıyorum. Sanki ikisi, birbirinden ayrılmayan yapışık ikiz gibi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon, bir ülkedeki vatandaşların ,diğer ülkelere göre alım gücünün yükselmesi, satım gücünün düşmesidir.

      Çünkü o ülkedeki ürünlerin fiyatı artar..

      Devletler, paralarını devalüe ederek , satım gücündeki düşüşü düzeltirler. Eğer bunu yapmazlarsa ciddi cari açık verirler. Bu da enflasyonu daha da arttırır...

      Türkiye, son 20 yılda enflasyon oranında devalüasyon yapmadığı için 600 milyar dolar cari açık vermiştir.2002-2012 yılları arasında birikimli olarak %300 enflasyon olmuştur ama devalüasyon sıfır olmuştur. Busebeple son 20 yılda 600 milyar dolar cari açık verildi..

      Sil
    2. türk parasının gücü azalıyor satın alınan ürünlere göre , ürünlerinde değeri dolarla ölçülüyor çoğunlukla dolayısıyla dolara karşı değer kaybediyoruz. Şöyle düşünün 1 dolar 5 ekmek alıyor 1 tl 5 ekmek alıyor 1 tl 4 ekmek alabilince 1 dolar hala 5 ekmek alıyor.

      Sil
  51. Hocam ic piyasaya calisan reel sektörde geçen ay itibariyle ciddi sıkıntılar başladı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok hocam, sıkıntı filan yok, hepsi uyduruyorlar. Yarın siyasetçinin biri bunlara iki yapılandırma yapıp borçlarını ötelesin, hepsi o siyasetçiye oy verme kuyruğuna girerler. Timsah gözyaşı bunlar.

      Sil
  52. Merhaba Üstadım, Atatürk doneminde uyguladığımız karma ekonomi hakkında ne düşünüyorsunuz, günümüzde mezkûr politikayı uygulayabilir miyiz? Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk döneminde uygulanan bazı politikaları aynen uygulayamayız. Örneğin sabit kur, ithal ikameci kalkınma gibi politikaları uygulayamayız. Ama herkesle barış sağlamaya yönelik bir dış politika, aydınlanmaya yönelik eğitim, dışa bağımlılığın azaltılması gibi politikaları aynen uygulayabiliriz.

      Sil
  53. Hocam yazınız için teşekkür ederim çok açıklayıcı ama aklıma takılıyor siz çok güzel izah etmişsiniz ki ben orta düzey bir İktisat mezunu olarak bile sizi kafamda soru işareti kalmadan anlıyorum da ekonomi politikamızı şekilendirenler bunları bilmiyor mu ya da onların düşüncesi ne olabilir görmediğimiz farklı bir şeye mi bakıyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmediklerini ve farklı şeylere baktıklarını sanmıyorum. Başka şeyler etkili.

      Sil
  54. Hocam Merhabalar,

    Sizi okumaya başladığım andan itibaren yapısal ve ekonomik reformlardan bahsediyorsunuz.Ancak böyle bir şey ne yapıldı ne de yapılacak gibi duruyor.Yönetim değişikliği olmadığı sürece faizi yükseltip kuru düşüreceğiz.Faizi düşürüp kuru yükselteceğiz.Günü sonunda bu sarmaldan nasıl çıkacağız.Daha doğrusu böyle bir sistem mümkün mü?.

    Rahip olayıyla başlayan kötü ekonomik gidişat maalesef 3 senedir izleniyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Türkiye zaman zaman yapısal reformları yaptı ama gönülsüz kabul ettiği için bunlara sahip çıkamadı ve sürdüremedi.
      Öte yandan kötü gidişat rahip olayıyla başlamadı 2013'de Fed'in parasal sıkılaştırmaya gideceğini açıkladığından beri kötü gidişat var. Bu kötü gidişat Partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle hız kazandı.

      Sil
    2. Hocam Merhabalar,

      Dediğiniz gibi kötü gidişat 2018 te başlamadı.Ancak yüksek faiz vermeye rahip olayından sonra başlandı.Ondan sonrada boşa giden 3 senemiz oldu.Faiz benim bildiğim zaman kazanmak için verilir.Bir ekonomi politikası olamaz.

      Son olarak para basılmasının ne gibi sonuçları olur?

      Sil
  55. Hocam önümüzdeki dönemde faiz düşüşünü sürdürmek süreci tamamen sona mı ulaştıracak?

    YanıtlaSil
  56. Mahfi bey,kültür&turizm bakan yardımcısı serdar çam bey:türkiye kuru yükselterek ekonomide"yeni bir şey"deniyor,başaracak inşallah..şeklinde bir beyanda bulunmuş.bu "yeni bir şey" sizce ne olabilir,denemeye değermi?türk halkı deneme tahtası mı?bizi aydınlatırsanız sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiçbir fikrim yok. Kendilerinin var mı kuşkuluyum.

      Sil
    2. Selam,
      Kimliğinden bağımsız olarak siyasetçi siyasi söylemde bulunur.

      Site sahibini zora sokmamak için patagonyayı yazayım.
      Dikkat ederseniz, aynı siyasi kadrolar, daha önce Patagonyanın üretim fabrikaları varken düşük kur politikası uygulamış, fabrikaları satmışlardı.
      Dönemin ekonomi bakanı tombik de şimdi parti kurmuş. Kimse eskiden öyle yapanlar şimdi niye böyle yapıyor demiyorlar.

      Sebebi, Patagonya siyasetinin batı istihbarat güdümüne tamamen girmesi. Muhalefet ve İktidar kanatlarına baktığınızda ülke insanı için hiç insani bir karar almadıklarını görürsünüz.
      Hepinizin gözleri önünde aşikar bir gerçektir bu. Aklı selim insanları somut gerçek isterler de işin doğası gereği somut gerçek kolay verilemez.
      Ancak, diyebiliriz ki kamuya açık kaynaklardan kalitatif yöntemler ile veri toplayınız.

      Dediğimi anlamak için muhalefete bakınız, istihbarat öyle çalışır. Önce muhalefet ele geçirilir ardından iktidara oyuncu sürülür. Ahalinin tepkisini muhalefet sönümlendirir,
      iktidardaki oyuncunun işini bitirmesi için zaman kazandırır. Dikkat ediniz, 20 yıldır, muhalefet iktidarı hem öne sürmüş, hem de günümüzde de olmak üzere iktidara zaman kazandırmaktadır.
      Halbuki, sizin muhalefetiniz olsa, sizleri yanına alıp sizin için sizlerle yürürdü. Kalitatif data toplarsanız,
      muhalif Patagonya liderlerin iktidar ile nasıl ortak geçmişten yürüdüğünü ve önlerinin açıldığını görürsünüz. İki grup arasında geçişler çok fazladır.
      Batı ülkelerinde böyle geçişli siyaset yoktur mesela.

      Fransa, Alman ve İngiliz siyasi partilerine bakın, halka açık kaynakdan 40 yıllık siyasetçi geçişlerini Patagonya ile kıyaslayın, dediğim ortaya çıkar. Patagonya syasetçilerin hepsi aynı elin kuklası olduğu içindir.

      Fabrika gibi MB da Patagonya Cumhuriyeti kazanımıdır. MB da bağımsızlık temsilidir. MB bitirilmesi bu yüzden.

      Dikkat edin, Patagonyanın en profesyonel çalışan kurumu diyanet. Kadro artırmak çabası var. 20li yaşların ilk yarısında kısa süre Patagonya en büyük kentinde diyanet üzerine çalışan bir ekibe destek
      için bulunmuştum. İmar izni olmayan, tapusu olmayan binlerce daire vardı, belediyeler elektrik ve suyunu bağlamış. Kimini kooperatifler yapmış diyanete bağışlamış, kimini hayırseverler! diyanete bağışlamış.
      Patagonya resmi kurumu olan diyaneti niye bu binaları tapulaştırıp, gelirlerini, varlıklarını resmileştirmez merak konusuydu. Patagonya E5i kenarında, böyle iki sitesi vardı, daire sayısı sadece bu
      iki sitede 000 küsür.

      Arsaların eski sahipleri hep patagonyanın doğusundan tek bir vilayetin vatandaşları, hepsi de bağışlardan sonra resmen vefat etmişler.
      Daha da ilginci, bu vatandaşların ailevi mirascıları yok, çoluk çocuk, eş yok. Kütüklerinden köylerine gidince anca yaşlı akrabaları hatırlıyor,
      onların genç yaşta ana babası ölünce kaybolduğunu, birden gittiğini söylüyor.
      Tahminler, Patagonya doğusundaki dönemin imamları, bi şekilde anasız babasız fakir gençleri Rus istihbaratına servis etmiş.
      Ruslar da ortadan kaldırıp kimliklerini yıllarca kullanmışlar.
      Fotosu bulunan bağışçının da resminin akrabaları ile hiç alakası yok.
      Servetlerinin, gelirlerinin, ticaretlerinin kaydı yok, Patagonyanın en büyük şehrinden arsa alıp bağış yapmışlar.
      Patagonya raflarında tozlu kara kitaplarına girdiydi, hala duruyorsa.
      Somut nasıl vereceksin, o istihbaratçılar bile yok artık, olanlar görevde veya ülkede değil artık.

      Patagonya da demokrasi olsa, belki bi istihbaratçı gazeteciye somut belge verir,
      gazeteciyi bir muhalif parti destekler, kamuoyu baskısı ile olayın üzerine gidilir, kurumlar şeffaflaşır.
      Bu zincirin her ucu ülkede kapanmış, ne yapcaksın?

      nt2N0ewvS6Ig!fvf

      Sil
    3. Adsız 19:15,
      İst Acıbadem de e5 kenarındaki bir sitede bir sene kirada oturdum. 250 daireli bir sitede. Mülk sahibi diyanet. Oturduktan bir kaç ay sonra eşim ile mülklerin tapusuz olduğunu öğrendik. Arsa tapusu diyorlar. Hep düşünürdük niye tapusu yok diye, cevabı bize kimse veremedi. Her ay diyanet bize ödediğimiz kira kadar bağış makbuzu kesti. Banka açıklamasında kira bile yazsak bağış diye makbuz geldi. Eski güvenlikçilerden tek öğrendiğimiz hayırsever bir iş adamı diyanete arsayı bağışlamış, vakti zamanında başka arsa ortağı ile mi, yoksa komşu arsa sahibi ile mi ne anlaşmazlık olmuş, silahlar konuşmuş. Tüm bildiğimiz bu. İşe yakın başka yer buldum çıktım sonra oradan.

      Sil
  57. Hocam saygılar; geçtiğimiz gün bir yerde likidite tuzağına dikkat çeken bir yazı görmüştüm, baktığımızda ağustos ayından bu yana parasal genişleme de bir miktar yukarı yönlü grafik çizmiş m1 %18.9, m3 %21 yanılmıyorsam yıllık fark var, tahvil fiyatları da 2-5-10 yıllıklar 9 kasım itibari ile bir miktar yukarı yönelmiş, işletmelere verilen krediler tarafında 2021 yılı her 3 çeyrekte sıralı olarak aşağı yönlü bir görünüm var. Cumhurbaşkanının da iş insanlarına veryansını vardı "kredileri düşürdük hadi yatırım yapın" gibilerinden... Enflasyon etkisi ile talep tarafı pek hız kesmiyor ve kesecek gibi de görünmüyor, bu kadar kısa geçmişten toparlanan kısıtlı veriler ile likidite tuzağından bahsetmek ne derece doğru olur sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de likidite tuzağı söz konusu değil.

      Sil
    2. Selam,

      Özünde unutulan bir vak'a vardır. Kredi müessesi, kredi veren ve alan arasında bir sözleşmedir.

      Kredi alan ve veren arasına başka kurumlar, devlet gire(bili)r, onların araya girmeleri işin özünü değiştirmez.

      Kredi alabilmek için birisinin kredi vermesi gerekir. Kredi verenlerin hacmi daralttıklarını görüyoruz. Kredinin aracısı olan TL ürüne kredi veren tarafında güvensizlik arttı. Türkiye özelinde, döviz bazlı kredi verme isteği yükseldi. Bunun alıcısı da ihracat kesimi ağırlıkla veya iç piyasaya üretim yapıp teknolojik avantaj ile marjinal maliyetini düşürmek isteyen kesim.

      İhracat kesimi için teminatlar malesef TL bazlı, uzun vadede kredinin default riskine karşı kredi veren tarafında TL vadeli işlemler yapılamıyor. Teminat verebilen ihracatçılar için ise risk, kredi fiyatının, başka ülkelerdeki rakiplerine göre pahalı olması ve az miktarda sunulması.

      Misal vereyim. Arçelik ve Beko üretimi kadar üretim yapan Güney Koreli bir beyaz eşya üreticisi, uluslar arası piyasalardan hem Arçelik hem de Beko'yu satın alacak kadar kredi kullanabilir. Tam tersi mümkün değil. Koç grubu geçen görece uygun fiyatlı bir kredi kullanmış Arçelik için, bana çok küçük miktarda yüksek faiz oranlı geldi o kredi. Yani daha uygun fiyata rakibi, bu firmaları satın alabilecek kadar kredi alıp, üretim maliyetini daha da düşürebilir. Rekabet avantajını pazarda değiştiren bir unsurdur.

      Türk kredi mekanizması, bir şekilde ihracatcısının lehine işleme yeteneği geliştirememektedir.

      İhracatçı yerine iç piyasaya döviz bazlı kredi verdiğimizde ise, limit teknolojisini yükseltip, marjinal maliyet ve verimliliğini artırabilen firmalar ile kısıtlıdır. İster istemez geniş kredi hacminde daraltıcı etki yapar.

      Bireysel ihtiyaç kredileri ile uzun vadeli kullanılan tuvalet kağıdı, yağ, un, şeker gibi malların alımı kredi kullanan lehine bir avantaj sağlıyor. Yazdığınız gibi talep enflasyonu bu tüketici grubu lehine çalıştıran bir hale dönüşüyor. Tabi ki bunlarında miktarı az.

      43zzY72POatpym8$

      Sil
  58. Tip 2 diyabete rağmen dayanamayıp 8 baklavayı mideye indirince komalık olur, sonra seni kurtaran doktoru işten atıp 9 tulumbayla tekrar komaya girer, çıkınca yenisini de kovdurtup 7 şekerpareyle süreci tekrar edersin. Biraz daha indirelim, belki düzelir.

    YanıtlaSil
  59. Kişilerle değil Post-modern , popülist akımla fikir savaşı vermeliyiz. Bilimin değerini bu akıma kapılan yığınlara idrak ettirebilmeliyiz. İktisad bilimini halkın anlayacağı düzeyde izah edebilen nadir bilim insanlarındansınız. Mücadeleniz karşısında saygıyla eğiliyorum hocam.

    YanıtlaSil
  60. Faiz uzerinden para politkasinin ise yaramasi icin. MBnin bagimsiz ozerk soz ve kredilibitesinin olmasi lazim.
    Buna istinaden fiyat istikrarinin Biz gibi GOUlericin %4 ile %2.5 arasinda orta nokta olarak ortalama olarak %3.5larda bir enflasyona sahip olmasi lazim. Bunun uzerinden olusacak MB bankasi faiz oranin ise bu %3.5luk enflasyonun 1.5 puan ustunde oluyor olmasi lazim ki MB enflasyon beklentilerini esas alarak buyume issizlik verilerini de goz ederek MB faiz indirdigi zaman bunun makro dengeler baglaminda(Enflasyon buyume issizlik) bir yonlendirici gucu oyun kurucu gucu yapisi olsun.
    MBnin politika faizi enflasyonun uzerinde oldugu zaman faiz indirmenin ve ya cikarmanin gercek manada etkisi olur. Bu dedigim gelismis ulkeler icin de gecerlidir. Gelismis bir ulkede enflasyon %2 iken MB faiz orani bu enflasyonun en az %o.50 en fazla %1.5 uzerinde olmali ki o ulkede enflasyon dinamiklerini ve buna bagli olan issizlik buyume dinamiklerine etki etsin yonlendirici cok boyutlu oyun kurucu yapisini korusun. Aksi hali ise piyasalarin oyuncagi olmaktan biraz kredibilitesi varsa sozlu ikna etmekten baska daha ileri gidemez. Nitekimde bugun dunyada olan da budur.
    Dahasi fiyat istikrarinin oldugu MBninda makul anlamda bu fiyat istikrarinin biraz uzerinde bir politika faizi orani; o ulkedeki balonlasmayi finansal istikrarsizligi onleyen bir yapida sunar. Boyle bir yapida sayet faiz indirildigi zaman gercekten uretici guclerin daha fazla istifade ettigi yani faiz indiriminden gercekten yararlandigi bir ortam dogar. Boyle bir yapida durgunlugun arttigi issizligin yukari yonlu surece girdigi donemde de faiz indirimi gercek anlamda tam manasiyla bu sureci tersine cevirmeye yarar.
    Bunun da kosulu; diger siyasi teknik kosullar tartismalar polemiklerden arinmis olarak fiyat istikrarinin oldugu Biz gibi GOUler icin %3.5 GUler icin %2-2.2 enflasyon oranlarinin ustunde bir MB politika faizidir.
    Ornek: A GOU ulkesi icin
    Enflasyon %3.5
    MB politika faizi %5
    Ornek B GU ulkesi icin
    Enflasyon %2
    MB politika faizi %2.75

    MBnin politika faizi ile enflasyon arasindaki fark MBnin oyun alanidir oyun kurma manevra yapma araligidir Bir nevi namusudur ozelidir. Hareket alanidir. Bu ozel alan reel faiz surecidir ve tasarruf buyume tuketim issizlik enflasyon dinamiklerine etki eden bir nuvedir. BU olmadigi zaman MBnin hareket kaabiliyeti yok gibi bir seydir. Hatta daha da ileri giderek sadece piyasalarin degil hukumetlerin de oyuncagi olmaya mahkumdur. Bu sadece biz gibi GOuler icin degil GU mBleri icinde gecerlidir.

    YanıtlaSil
  61. Mahfi bey

    25 Eylül'de yayınladığınız "Kanıksanmış Yanlış Davranışlar Seti ve Aldırmazlık Zırhı" başlıklı yazınız hâlâ geçerli mi?

    https://www.mahfiegilmez.com/2021/09/kanksanms-yanls-davranslar-seti-ve.html

    YanıtlaSil
  62. Mahfi bey lütfen kızmayın ama ekonomi çok kompleks bir şey.

    Her şey yerli yerinde, düzenli değil. Kaos, karmaşa çok.

    YanıtlaSil
  63. Mahfi bey

    İnsan, binyıllar boyunca, hikayeler uydurup bu hikayelere inanmakta çok mahir.

    Fakat şu "faiz" meselesinde uydurulan ve inanılan hikaye(ler), günümüzde çok can yakmaya başladı!

    Mitolojinin ne demek olduğunu anlayan ülkemiz insanının sayısı ne zaman artacak çok merak ediyorum doğrusu.

    Bu bekleyiş ne zaman bitecek...

    YanıtlaSil
  64. Hocam tesekkürler. Maliyet enflasyonu olan ülkelerde faiz düsürülebilir diye bir yazinizda (2014) belirtmistiniz. Bu durumda kur yükselirse bu da bir maliyet degil midir?( bir cok konuda bizim gibi disa bagli ekonomilerde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız o yazıyı okudunuz mu, yoksa bir takım trollerin oluşturmaya çalıştıkları algının etkisinde kalarak mı bu soruyu soruyorsunuz? Mahfi hoca o yazıda açıkça "faiz önemli bir maliyet unsuru ise düşürülmesi faydalı olabilir" diyor. Sizce bugün en önemli maliyet unsuru %50-60'lık enflasyon ortamındaki %15 faiz mi, yoksa iktidarın beceriksizlik ve cehalet ötesi politikaları sonucu ortaya çıkan gereksiz riskler ve buna bağlı döviz kuru fırlaması mı?

      Sil

  65. Türkiye'ye 2001 krizinden çıkması için , İmf tarafından yüksek faiz düşük kur politikası dayatıldı ve bunun kurtuluş olduğu öğretildi...

    Bu politika, kısa vadede enflasyonu düşürdü ama sonrasında cari açıklardan dolayı devalüasyon- enflasyon sarmalına girildi.

    Şimdi bu sarmaldan çıkılması için yüksek kur düşük faiz yöntemine geçildi.

    Bu yöntemin başarılı olması için , devalüasyonun gerçek enflasyonun her zaman üstünde olması gerekir.

    Bu sebeple devalüasyon sürekli devam etmeli, buna karşılık enflasyon da düşürülmelidir..

    Enflasyonun düşmesi için
    1-)Faizlerin gerçek enflasyonun üstünde olması gerekir.
    2-)Tcmb nin para emisyonunu durdurması gerekir.

    Eğer enflasyon, devalüasyonun altına düşerse, cari fazla devam ettirilir. Aksi takdirde devam ettirilemez ve tekrar enflasyon-devalüasyon-cari açık sarmalına girilir.

    Yapılması gereken
    1-) Derhal enflasyonu düşürmek için gerekli tedbirleri alın.
    2-) Devalüasyonu, gerçek enflasyonun 5 puan üstünde tutun.
    3-) TCMB rezervlerini +30 milyar dolara getirin
    4-) Bütçe açığını bütçe fazlasına çevirin ve cari fazlayla gelecek dolarları, Almanya’nın yaptığı gibi bütçe fazlasıyla finanse edin (Eğer bu yapılmazsa, cari fazlayla gelecek dövizin Tlye dönüşümü için Tcmb nin para basması gerekir. Bu da enflasyona yol açar.)

    Bunlar yapılırsa, Almanya tipi, bütçe fazlalı cari fazlalı büyümeye geçilir. Yoksa sistem ters teper ve yıllarca sürebilecek bir devalüasyon-enflasyon sarmalına girilebilir.


    YanıtlaSil
  66. Hocam, bu ülkede Nasreddin hoca'nın göle maya çalması, çalılara takılan koyun yünlerini eğirip satarak borcunu ödemesi gibi projelerinin bir gün iktidarın ekonomi politikalarından daha rasyonel hale gelebileceğini hiç düşünmüş müydünüz?

    YanıtlaSil
  67. Ben Tıp Doktoruyum. Ekonomi için verdiğiniz HASTA ADAM örneklemesini çok beğendim :-)

    YanıtlaSil
  68. düzenleyici kurumların, banka sermayesi ve likidite standartlarının kripto varlıklara uygulanmasını da değerlendireceği kaydedildi.AA

    Hocam bunun anlamı, kripto varlıklar için getirilecek sermaye standartı nedeniyle dolar sermayesinin bulunması zorunluluğun getirilmesi mi? Öyle ise 1960'lardaki rezerv para olma hikayesi deki gibi ABD rahat rahat dolar basmasını destekleyecek bir yol daha mı icat edecek?

    YanıtlaSil
  69. Hocam elinize sağlık. Türkiye'nin yıllara göre CDS primini görüp başka ülkelerle karşılaştırabileceğimiz bir kaynak var mı?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?

Faiz Niçin Artırıldı, Şimdi Ne Olacak?