Faiz İndiriminin Maliyeti

Faiz İndiriminin Kur ve Enflasyona Etkisi

Aşağıdaki grafik sol eksende Merkez Bankası (TCMB) faizi, USD/TL kuru ve sağ eksende enflasyon (TÜFE) arasında 2021 yılı boyunca yaşanan ilişkileri gösteriyor (Veriler için kaynaklar: TCMB her ayın ortalama döviz kuru, TCMB haftalık repo faizi oranları, TÜİK ay sonları TÜFE verileri.)


Grafikten görüleceği gibi TCMB politika faizi yüzde 19 düzeyinde iken USD/TL kuru da enflasyon da hafif bir yükseliş içindeymiş. Bu dönemde mesela TCMB, faizi yüzde 20’ye çıkarsa her ikisinde de ciddi düşüşler yaşanabilirdi. Eylül ayı içinde TCMB, ‘faiz, enflasyonun nedenidir’ yaklaşımı çerçevesinde enflasyonu düşürmek amacıyla politika faizini yüzde 19’dan 18’e düşürünce USD/TL kuru buna tepki vererek yükselmiş ama bu yükseliş o arada enflasyona etki etmemiş (kur etkisi önce üretici fiyatlarında sonra tüketici fiyatlarında görülüyor.) TCMB, Ekim ayında faizi yüzde 18’den 16’ya indirip bu yaklaşımda ısrarlı olduğunu ortaya koyunca kur yeniden yükselmiş ve bu kez geriden gelen enflasyon artışı da benzer bir tepki vermiş. Kasım ve Aralık aylarında faiz indirimi devam ederken hem kur hem de enflasyon yükselmiş. Kırıklı çizginin sağ tarafı bize ‘faiz, enflasyonun nedenidir’ tezinin ne kadar yanlış bir tez olduğunu açıkça gösteriyor.

Faiz İndiriminin Dış Borçlara Etkisi

Aşağıdaki tablo Türkiye’nin dış borçlarını gösteriyor (Veriler için kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Borç Yönetimi Raporları.)

Şimdi bu tablodaki verileri dönem sonu kurlarıyla TL’ye çevirelim ve bu dış borçların TL karşılıklarını hesaplayalım:


Şimdi de kaba bir hesap yapalım. 2020 sonunda Türkiye’nin toplam dış borcu 450,1 milyar dolar, USD/TL kuru da 7,44 idi. Türkiye o tarihte bütün dış borcunu ödemek isteseydi (450,1 x 7,44 =)  3.349 milyar TL’ye ihtiyacı vardı. 2021 yılının ortasında toplam dış borcumuz 446,5 milyar Dolar, USD/TL kuru 8,55 idi. O tarihte ve o kurla toplam dış borcumuzun karşılığı 3.818 milyar TL idi. Aradaki fark (3.818 – 3.349 =) 469 milyar TL tutuyordu. Eldeki son dış borç stoku verileri 2021 yılının üçüncü çeyreğine ait. Buna göre Türkiye’nin toplam dış borç stoku 453,5 milyar dolar. 2021 yılının bu miktarla tamamlandığını varsayalım. 2021 yılsonunda USD/TL kuru 13,30 olarak gerçekleşti. Buna göre dış borçlarımızın TL karşılığı 6.032 milyar TL oldu. Bu, 2020 sonuna göre dış borç stokumuzun TL karşılığının (6.032 – 3.349 =) 2.683 milyar TL arttığını gösteriyor. Aslında dış borçlarımız dolar olarak sadece 3,4 milyar dolar arttığı halde TL karşılığı 2.683 milyar TL (2 trilyon 683 milyar TL) artmış bulunuyor. 2021 yılsonu için USD/TL kur tahmini 9,16 idi. Eğer tahminlere uygun sonuçlansaydı dış borç yükünün TL karşılığı (453,5 x 9,16 =) 4.154 milyar TL ve 2020 sonuna göre fark (4.154 – 3.349 =) 805 milyar TL olacaktı.

Bütün bu hesaplamalar gösteriyor ki (2.683 – 805 =) 1.878 milyar (1 trilyon 878 milyar) liralık (TL cinsinden) borç yükü artışı faiz indiriminin ülke ekonomisine maliyetidir.

Bu borç yükü artışı kamu kesimini yeni vergiler almaya, yeni borçlanmalar yapmaya, Merkez Bankası’nı zorunlu karşılık oranlarını artırmaya ve yeni swap anlaşmaları yapmaya, özel kesimi ise varlıklarını satmaya zorluyor.

Faiz İndiriminin Rezervlere Etkisi

Faiz indiriminin iddia edildiği gibi enflasyonu düşürücü etki yaratması için kurlarda artış ortaya çıkmaması gerekiyordu. Çünkü Türkiye’deki enflasyon ağırlıklı olarak maliyet enflasyonu idi ve onun da nedeni büyük ölçüde kur artışı idi. Faiz indirimlerinin ardından kurlarda ciddi sıçramalar yaşanınca bu kez TCMB’nin rezervleri kullanılarak döviz satışı yapıldı ve kurlar denetlenmeye çalışıldı. Ortaya çıkan durum aşağıdaki tabloda gösterilmektedir (kaynak: https://mb-reserves.github.io/)


Bu tabloya göre faiz indirimlerinin başladığı Eylül ayı ile 24 Aralık 2021 arasındaki üç aylık dönemde Merkez Bankası’nın swap işlemleri hariç net rezervleri 18 milyar dolar erimiştir.

Faiz indiriminin doğru bir eylem olduğunu kanıtlamaya çalışmanın bedeli bu üç ayda 18 milyar dolar olarak gerçekleşmiş olmakla birlikte aynı işlem devam ettiği için önümüzdeki dönemde rezervlerdeki erimenin daha yüksek tutarlara çıkması beklenmektedir.  

Sonuç

Bir sorunu çözebilmek için üç aşamadan geçmek gerekiyor: (1) Sorunu doğru tanımlamak ve gerçeği kabul etmek. (2) O soruna yol açan nedenleri belirlemek. (3) Nedenleri ortadan kaldırmaya çalışmak.

Bizim olayımızda sorun enflasyondur ve gerçek enflasyon bizim açıkladığımızdan yüksektir. Enflasyona yol açan nedenler ülkenin risklerindeki artıştır (CDS priminin yüksekliği.) Sorunun çözümü bu risklerin ortadan kaldırılmasındadır. 2021 yılının son dört ayında riskleri düşürecek yerde TCMB’nin faizini düşürdük. Enflasyonda düşüş olmadan faizi düşürmekle riskleri daha da artırdık (CDS primi) ve önce kurun sonra enflasyonun sonra da işin tuhafı tahvil ve kredi faizlerinin yükselmesine neden olduk. Üstelik faiz indirimi hamlesini haklı göstermek için milyarlarca dolarlık rezerv harcadık.

TCMB faizi indirmeseydi USD/TL kuru yılı muhtemelen 9 dolayında tamamlayacak, enflasyon yüzde 16 – 18 düzeyinde olacak, kredi faizleri daha düşük kalacak, kur korumalı mevduat ve enflasyona endeksli borçlanmaya gitmek gibi tuhaf uygulamalara gerek kalmayacak ve TCMB’nin rezervleri de yerli yerinde duruyor olacaktı. 

Yaşamın kanıtladığı tezleri tersine çevirmek için gerçekleri değiştirmeye çalışmanın maliyeti her zaman yüksek olmuştur. 


Yorumlar

  1. İhracat ve turizm gelirlerine güven hayli fazla peki covid nedeni ile kapanma olursa o zaman nolur hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman kötü olur işte.

      Sil
    2. Mahfi hocam, yabancı ajanslarda geçiyor, hükümet yüksek miktarda döviz alan bireysel ve ticari işletmelerin listesini bankalardan bir kaç haftadır almaya başlamış.

      Sil
  2. Mahfi Bey iyi günler dilerim. Peki, sizin değerlendirmelerinize göre ve önerdiğiniz çözüm yollarına göre bir yol izlense çözümü ne kadar zaman alacaktır veya bu çözüm yolları için geç kalınmış mıdır? Teşekkür eder, iyi günler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyileşme olması için IMF gibi bir yerden ciddi destek almak lazım. Eskiden alınan desteklerin sosyal hayata ve düşük gelirli halka da yansıma ihtimali daha yüksek idi. Mevcut ekonomik yapıda zor.

      Sil
    2. Türkiye, sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda o kadar zedelendi o kadar ağır darbe aldı ki bunların düzeltilmesi yıllar alır. Her geçen gün bu süre daha da uzayacak.

      Sil
    3. "Düzeltilmesi yıllar alır" yorumunuza tam katılmıyorum hocam.
      Mantıklı bir yönetim gelir, bazı yapısal reformları yapar, ve hele de "hukuk"u normal şekline döndürürse; aylar ile ölçülecek çok kısa bir sürede büyük ölçüde düzelir durum.

      Sil
    4. Birisi selam;

      hukuk geldi, yapısal reform sözü de verildi diyelim.. 600 milyar dolarlık dış borcu hangi kurdan ne şekilde çevireceksin?

      şimdikine kıyasla oldukça mütevazi kalan 2000 krizi sonrasındaki ekonomik toparlanma neredeyse 4 yıl sürmüştü..

      Sil
    5. Artık söz vermekle olacak durumu geçtik. Hemen yasaların hazırlanıp geçirilmesi gerek. Aksi taktirde söz vererek kimseyi ikna etmek mümkün değil bu aşamada. Hukuk da öyle hop deyince gelmiyor. Önce yasa değişiklikleri ardından uygulama gerekiyor. Uygulanmayan yasalar bugüne kadar hep vardı ve hiçbir anlamı kalmadı.

      Sil
    6. Tabii ki "söz"ü kimin vereceği çok önemli. Şimdiki yönetimin (yani Erdoğan'ın) sözünü kimse dikkate almaz. Kanımca artık tamamen değersiz durumda tüm dünyanın gözünde.
      Hatırlayalım, 2001 krizinde de benzer durum sözkonusu olduğundan, "güvenilir" kişi olarak Kemal Derviş gönderilmişti işin başına.
      Ancak bu defa tüm muhalefet tek olarak davranıp mantıklı bir plan ve ekiple çıkarlarsa işler o zamankinden çok daha hızlı düzeltilebilir.

      Tabii ilk şart, çok geniş toplumsal desteğe sahip olabilecek bir başkan adayı saptamak.

      Sil
  3. 1.878 'lik zarara yol açandan bunun hesabı sorulmayacak mı? Ortalıkta hesap soracak bir muhalefet de göremiyorum maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu coğrafyada hesap iktidar kaybedildiğinde soruluyor.

      Sil
    2. Selam mustafa yüksel,
      Zarar verenden hesap soruldu diyelim. Giden servet ne olacak? Servet yerine asla konulamayacak

      Sil
  4. Merhaba Hocam,
    bu bilgilendirici yazınız için teşekkür ederim.
    Özellikle son cümleniz çok çarpıcı.
    Sağlıklı, mutlu ve güzel bir yeni yıl dileklerimle

    YanıtlaSil
  5. 2021 Ekim sonu net rezerv 20.35 milyar dolar.
    2021 Kasım sonu net rezerv 12.95 milyar dolar.
    2021 Aralık sonu ner rezerv -0.68 milyar dolar.

    21 milyar dolara ne oldu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz neden enflasyon sonuç iddiasını kanıtlamak için harcandı.

      Sil
    2. 2021 Ekim sonu net rezervleri 2021 Aralık ayının son günlerine kadar TCMB Analitik Bilançodan 35 milyar dolar küsur olarak hesaplanıyordu.
      Şimdi ise Ekim rezervleri 20.35 milyar dolarak hesaplanıyor.
      Ne oldu da Ekim rezervleri artık 15 milyar dolar daha az hale geldi?

      Sil
  6. Hem Nass uygula, hem ülke ekonomisi ekonominin kitabını yazan ekonomistler tarafından yönetilsin, hem de sonuç bu olsun.... İnsanın "lan ne oluyor" diyeceği geliyor. Sorumlusu dış güçler olabilir mi hocam?

    YanıtlaSil
  7. Kamu borcu, halkın borcudur. Artan kamu kesimi borcu vergilerle, özel kesim borcu ise fiyat artışları ile finanse edilmeye çalışacaktır. Dolayısıyla fiyatlardaki artış enflasyonun daha da yükselmesine neden olacaktır. Aslında çözüm o kadar açık iken yolu böyle yokuşa sürmek neden? Ekonominin rakam işi olduğunu göstermiş oldunuz, teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
  8. Sorunun nedenlerini ortadan kaldırmak gibi bir niyetleri sanırım hiç olmadı,tamamen bilimsel olmayan bir şeyi ülkemizde deniyorlar,kötü olan sonucu matematiksel olarak ayan beyan ortada olduğu halde bu yanlışta ısrar ediyorlar bunu anlamak mümkün değil.Başkalarının kazançları üzerinde hesapsız harcama yapmak,deney yapmak ne kadar kolaysa bu duruma da aynen böyle bakılıyor sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de kendileri de oy kaybediyor sonuçta.

      Sil
    2. Oy kaybettiklerine emin miyiz? Halay? vs. vs.

      Sil
  9. Umuyorum ki çoğu ekonomist üfe ile tüfe arasındaki farkın bu kadar uzun süre çoğalarak gidemeyeceğinin farkındadır.

    Ekonomistler TÜİK'in açıkladığı yalan enflasyon verilerini analiz yaparken kullanıyorlar mı? Çünkü eğer kullanıyorlarsa tüm tahminlerini yanlış yapıyorlar demektir. Eğer kullanmıyorlarsa neden televizyona çıkıp sanki gerçekmiş gibi bu enflasyon verilerini söylüyorlar? Korku saltanatından artık gına geldi. Nereye gitsen dolandırıcı kaynıyor. Yurtdışındaki itibarımız beş para bile etmiyor. Hiçbir ülke bizim açıkladığımız korona verilerine güvenmiyor. Resmen bir adamın elinde oyuncak olduk.

    YanıtlaSil
  10. 1/2
    Hocam enflasyonun çuvala sığmayan kısmı 36 geldi. Yazık bu topluma. Türkiye' nin ilk 5 üniversitesinden mezun birisi olarak siteme tepki duyarak uzun yıllardır mühendis olarak çalışmıyorum. 2 çocuğum var onlar da benzer okullarda okumuş mühendis . Hem kendim hem onlar üniversite sınavında ilk 1000 içine girmiş insanlarız. Ben kendimden geçtim fakat onları düşünüyorum tek umut yurt dışı.
    Siz çözümün hep eğitimde olduğunu söylersiniz, okurlarınızı fazla sıkmak istemem fakat bir hikaye anlatmak istiyorum.

    Ben egenin bir köyünde, çiftçi bir ailenin çocuğu olarak doğdum. ilkokulda okumayı ilk ben söktüm, arkadaşlarım 1-10 arası sayıları öğrenirken, bütün sayı sistemini çözmüştüm. Orta liseyi devlet parasız okudum. 11 yıl boyunca açık ara okul birincisi oldum. Liseye geldiğimde hayat birden benim için acı verici olmaya başladı. toplum içinde çelişkileri, haksızlıkları görünce şaşkına döndüm. Çok iyi öğretmenlerim (minnetle anıyorum) olduğu kadar, neredeyse yarısı da, bırakın öğretmen olmayı verdikleri derste sınıfta kalacak kadar kötüleri de oldu. O kötü öğretmenler yüzünden öğrenmek için kimseye ihtiyacım olmadığını öğrendim. Örneğin aradan 30 yıl geçse bile kendi kendime öğrendiğim fizik kuralları dünyayı görme gözüm oldu. Bu kötü öğretmenlerin sebep olduğu haksız, yanlış duruma tepki göstermek için sınıfta onları bilgisizlikleriyle yerin dibine soktuğum da oldu. Üniversiteye geldiğimde başarılı (notları yüksek) bir öğrenci olmak istemedim, sınıfı geçecek kadarıyla idare ettim. Eğitim hayatımda bulunduğum sosyal grupta uzun süre en tepede dururken, en dibe de düştüm.

    Feto ile yolum nasıl kesişti onu da anlatayım; lise sonda arkadaşlarım sınav için dershaneye gidiyordu, benim o maddi imkanım yoktu, o zamanlar çok ilgi gören İzmir de dershaneleri vardı. Ailemin olduğu köye kadar gelip herşeyi onların karşılayacağını söyleyip beni dershanelerine davet ettiler. Kabul etmedim, ortada yanlış birşey vardı, sonuçta bu iyilik ile irademe sahip olacaklardı. İçinde bütün derslerin olduğu 200-250 sayfalık bir kitabım vardı onunla çalışıp sınava girdim. Üniversiteye gidince okul yurdu çıktı, kabul için gerekli, yaklaşık 15 günde gelir dedikleri güvenlik soruşturması birileri işini yapmadığı için bir türlü gelmedi. Hayatımın en zor günlerini yaşadım, bilmediğim bir büyük şehirde aç kaldım, sokakta kaldım fakat boyun eğmedim. Dönem sonuna doğru yurda girebildim.

    YanıtlaSil
  11. 2/2

    İş hayatına girince oradaki durum çok daha vahimdi, Ülkenin en önde gelen holdinglerinin birinin fabrikasında bile yeni birşey yapmanın, yaratıcı birşey yapmaya kalkmanın nasıl engellendiğini gördüm. İstedikleri getirdikleri yabancı teknolojileri çalışır tutacak, aynı zamanda işçilere çobanlık yapacak insanlardı. Yönetimde adı, uyumlu ekip olsa da aslı bir grubun oluşturduğu çete herşeyi kontrol ediyordu. Tesislerdeki bölümler (disiplinler) arasında çok büyük boşluklar olduğu ortadaydı, ben de kendimi bütün bölümlerin bilgilerini bünyemde toplayıp tesisi bir bütün olarak değerlendirmeye başladım. Fırsat bulursam gerçek anlamda verim artırıcı küçük yapısal değişikler yapmaya başladım. 2008 krizi çıkınca yönetim verim artırıcı aksiyon istediğini söylüyordu. Diğer göstermelik söylemler gibi olmasına rağmen bir fırsat olarak gördüğüm için işi üzerime aldım. Fabrikada tesislerden birisi 1 yıl önce çalışmaya başlamış, ilk çalışma sırasında yabancı teknoloji ve ekipman sağlayıcı firmaların yaptığı ayarların yanlış olduğunu görmüştüm fakat düzeltmek için etkili olamamıştım. Bu firmalar tesise davet edildi, düşündüklerimi yaptığımda çevreye, bakım faaliyetlerine ve ürün kalitesine olan çok büyük avantajlar yanında sadece verim artışından yıllık yaklaşık 10 milyon dolar para kazanılabiliyordu. Sonuç ne oldu derseniz mevcut yönetim bu iyileşmenin görünmemesi için inanılmaz bir tezgah kurup herşeyi saklamaya başladı. Aynı zamanda yine bana verdikleri hiçbir sözü yerine getirmedikleri gibi, beni baskılamak için üzerime çullandılar.

    Bir süre sonra lanet olsun böyle düzene deyip istifa ettim. Benzer imkanın birçok tesiste olduğunu gördüm, biliyorum. Bugün 10 yılda belki 1 milyar dolar para kazandıracak, çevreye etkisiyle dünyayı önemli miktarda koruyacak işler yerine evimde oturup, sakin bir hayat yaşıyorum.
    Zamanında dünyanın geçirdiği dönüşümü düşünüp birkaç küçük yatırım yapmıştım, bugün onlar bana o fabrikalarda çalışsaydım verilecek olandan çok daha fazlasını getirdiler. O yüzden maddi bir kaybım da olmadı.
    Konuyu daha fazla uzatmadan, sizin aslında her zaman söylediğiniz gibi bu ülkede eğitimle çözeceğiniz reel dünyada fazla bir şey yok. bu düzende yüksek eğitimli, analiz yeteneği, eleştirel gözü yüksek bireyler deprosyona girip yok olur gider. Asıl sorun devletin, sermayenin ve ekonominin yapısında, işlevinde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam yaşadıklarınız gerçekten çok acı ve bunu yaşayan çok insan var. Devlet öyle maalesef, özel bari daha iyi olsun diyorsun ama oda öyle çok yazık. Umarım farklı bakış açısına sahip insanlara değer verilecek zihinsel dönüşümü en kısa zamanda başarabiliriz.

      Altı şey, altı yerde gariptir.

      1- Mescid, kendisinde namaz kılmayan kavmin arasında gariptir.

      2- Mushaf, okunmayan evde gariptir.

      3- Kuran, fasık kişinin kalbinde gariptir.

      4- Müslüman ve salih bir kadın, zalim ve kötü huylu bir erkeğin elinde gariptir.

      5- Müslüman ve salih bir erkek, söz dinlemeyen ve kötü huylu bir kadının elinde gariptir.

      6- Âlim, kendisini dinlemeyen bir kavmin arasında gariptir.

      Allah-u Teâlâ, onları garip bırakanlara kıyamet gününde rahmet nazarıyla bakmaz.

      Sil
    2. 14:16 masal anlatıyor ama burada alıcı çıkmaz,bilmiyor.

      Sil
    3. 16:54 Sen bu bozuk düzenin neresindesin bilmiyorum. Yazdığın çok saygısızca. Benim anlayaşımda yalan söylemek, sahtekarlık ancak zayıf insanların haketmediği şeyleri kapmak için yaptıkları şeylerdir. Ben de zaten bu tip insanların değirmenine su taşımayı bıraktığım için kendimden gurur duyarak yaşıyorum. Bir insan olarak yapabildiklerimi bilseydin biraz utanırdın.

      Sil
    4. Mustafa Bey yorumununa 14:16 yı kendim zannederek yorum yaptım. Fakat insanların inançlarına göre önyargılı değerlendirilmeleri bence yanlış.

      Sil
    5. 14:16 yorum sahibi olarak; ben de Mühendis Beyin yaşadıklarına benzer şeyler yaşayan ve başka örnek durumlara da şahit olan bir insan olarak saygı duyuyorum ve Mahfi Hocam dahil işinin ehli olan insanlara da saygım sonsuz. Ayrıca işin ehline verilmesi gerektiği inancına da sahip bir insanım. Birileri işi ehline vermiyorsa, bu vebal bana ait değil. Yukarıda bahsettiğim zihinsel dönüşüme, bu toptancı zihniyetten vazgeçmede dahil..

      Sil
  12. 100 000 tl param var. Hiç kar etmeden paramın değerini korumanın yolu nedir? Basit bir soru.Cevabını bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun vadede (10-15 yıl) altını hiçbir şey geçemez. İçinde bulunduğumuz piyasa koşullarında kısa vadede (1-3 ay) dolar ya da euro.

      Sil
    2. unknown, 100 bin paradan sayılmaz. Gidin harcayın bence, harca derken havaya gitsin demiyorum, evin ihtiyaçlarını alın, benzin, mazot, tuvalet kağıdı, yağ, şeker, un, nohut, pilav; bugün 100 bine aldığınız gıda için sene içinde nasılsa 160 - 180 bin rahat harcayacaksınız. iki yıllık stok yapın.

      Sil
  13. Merhaba hocam yazınız için teşekkürler. gerçekten aydınlatıcı ve kolay bir şekilde anlaşılır bir yazı olmuş.
    Bu inatlaşmanın sonu yine vatandaşa vergi olarak gelecek gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gibisi fazla olmuş, her inatlaşmanın bedeli vatandaşa gelir. Reiz d.tüyle inatlaştı, altına yaptı. Şimdi temizlemesi tüm millete düştü.

      Sil
  14. Merhaba değerli Mahfi hocam,
    öncelikle yeni Yılın sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.
    Bu durumda; "Faiz düşürme operasyonları yapılırken amaç zaten enflasyonu düşürmek, riskleri azaltmak değildiki. Amaç, tüm bunlar yapılırken, buhar edilen paraların nereye gittiğinin ömür-billah bulunamaması ve bir müddet sonra unutulması amaçlanmıştır" diyebilir miyiz?
    Sağlıklar ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun, sizin de yeni yılınız kutlu olsun.
      Bu sorunuzun yanıtını ne yazık ki ben bilmiyorum.

      Sil
  15. 2001 krizinin etkilerini (sizin yazınızdan faydalanarak) 7 8 senede atlatmışız. Enflasyon, dolar, Euro düşmüş ekonomik göstergeler tarihi seviyelere ulaşmıştı. Peki şuanda bu dipten çıkmamız için ne yapılması lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız , şu anda dibi daha görmedik, dibe doğru gidiyoruz.

      Sil
  16. Çok teşekkürler Mahfi bey, çok açık ve net bir bilgilendirme olmuş. Ama unutmayalım ki: "faiz sebep , enflasyon sonuçtur " Macera faiz 0 olana dek sürecek gibi görünüyor..

    YanıtlaSil
  17. Sayenizde ülkeden haberimiz oluyor Mahfi Bey, o kadar bilgi kakafonisi arasında, siz net veriler ile yorum yapıyorsunuz, ülke dışından ülke gündemi takip edilmiyor, işin siyasi politikasına girmeden sizden ve yorum yazanlarınızdan ülke ekonomisini takip edebiliyoruz, iyi ki varsınız. Emekleriniz için çok teşekkürler.

    Sizin ve tüm okuyucularınızın yeni yılını kutlar, herkese güzel bir yıl dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah, sağ olun. İyi bir yıl dilerim.

      Sil
  18. Faiz indiriminin maliyeti var da kazancı hiç mi yok?
    O kadar esnaf, Kobi, iş adamı bu krediler ile ayakta duruyor, bu krediler ile iş yapıyor, iş imkanları sağlıyor, işçilerinin maaşlarını ödüyor.
    Faizler yükselirse bu firmalar ne yapacak? Bunca işsize kim iş verecek.
    Kayıp var, ama kazancı da yazmak lazım. Devletin borcu arttı ama millete aş olarak geri döndü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esnaf, Kobi ve iş adamının kullandığı kredilerin faizi arttı. Yani MB'nin faiz indirimi faiz indirimine değil artışına yol açtı. Çünkü MB'nin faiz indirimi sonucunda enflasyon yükseldi. Ezbere konuşmayın, verileri inceleyin.

      Sil
    2. E hocam durum öyleyse şuan vaziyet muz cumhuriyeti? yanlış mıyım? ekonomide alınan kararların hiçbirinin doğru düzgün iyi etkisi olmaması ama hala bu kararların sürdürülmesi.

      Vallahi acıdığımız Afrika ülkelerinden halliceyiz. Allahtan tarım ülkesiyiz. Ekonomik geçmişimiz var da aç kalmıyoruz...

      Sil
  19. Mahfi bey merhaba,

    Benim aklıma nominal -reel faiz üstünden bir konu takıldı.

    Merkez bankası politika faizi %14,
    Enag'a göre %82
    tüik'e göre %36 enflasyon açıklandığına göre
    Enag'a göre reel faiz oranı -%68
    Tüik'e göre reel faiz oranı -%22 olmuyor mu?

    Şu durumda, bizim tasarruf yapmamız gereken yerde, aksine tüketime yönlendiren bir durum değil mi bu?

    Ama gerçekten tüketimi tetikliyor mu yoksa risk'ten kaçan haneler (risk-averse) daha fazla mı tasarruf yapıyor (income -substitution effect gibi)?

    Ve elbette, -%22, böyle bir negatif reel faizin etkileri ne olur acaba?

    YanıtlaSil
  20. Türkiye'nin potansiyel büyümesini %5 olarak baz alırsak, bir süredir bu potansiyelin aşıldığını söylemek mümkün. Sorum şu, potansiyel büyümelerini aşan ülkeler sert veyahut yumuşak iniş gerçekleştirerek mecburi bir potansiyele dönüş yapmak durumda kalırlar, eğer iş vaktinden önce potansiyele dönmezse bunun ülkeye getirisi büyümenin yanında, cari açık olur. Peki potansiyel büyümesinin üstünde bir büyüme sergileyen ve bunun devamlılığını arzulayan hükümet aynı zamanda cari dengenin sağlanarak, cari açığın kapatılmasına yönelik çalışmaları olduğunu ve bunu başaracaklarını iddia ederken, ekonomi bilimine ters düşmüyorlar mı ? Yoksa cidden ekonomi her gün bilim olmaktan bir adım daha mı uzaklaşıyor. Potansiyel üstü büyümeyle, cari açık kapatmak mümkün müdür ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Potansiyel üstü büyümenin hangi alandan geldiğine bakmak lazım.

      Sil
  21. Bu tehlikeli karışımın patlama süresi nedir hocam 3-6-9-12 ay minimum maksimum ? yani yanlışa ne kadar dayanabilirler ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Patlamadan kastınız nedir? Mesela enflasyonda yüzde 40'a gelip dayanmak patlama değil midir? Ne anladığımıza göre bu sorunun yanıtı değişir.

      Sil
  22. Hocam, böylesi daha iyi değil mi?

    Bizim milleti bilirsiniz, pek varlıklı hiç olamadı, hali vakti yerinde olanları zenginden sayarlar anadolu da.
    Ekonomi uçsa da onlar öyle varlıksız kalacaktı, yerinde saysa da aynı kalacaklar.

    Şimdi daha iyi en azından eğleniyorlar. Reiz bir çıkıyor, avrupaya eeeyt çekiyor, kılışdara sallıyor, dönüyor israile gömüyor, faizci değilim filan diyor, ahalinin neşesi yerine geliyor. En azından neşelenerek fakirliğini devam ettiriyor. IMF araştırmacıları bile demişler ki, neşeli neşeli fakirleşen tek ülke Türkiye diye. Sosyal medya, reisin her açıklamasından sonra espri kasmaya çalışan yurdum insanı ile dolu. Faiz sebebin bile milyon çeşit twitter esprisi çıktı, binlerce karikatür türetildi, halkımız güldü eğlendi.

    YanıtlaSil
  23. Hocam, bildim bileli siyasiler yer.

    Faizi indiremezse, MB dövizini harcayamayıp yiyemese, kaldırım taşı döşer yine yer. Biliyorsunuz, sizi de yediler, müşteşar oldunuz, ertesi gün sattılar. Bunların huyu kurusun, böyleler.

    Son 25 yıl herşey düzgün olsaydı, siz Avrupanın ilk 4 büyük ekonomisinden birinden emekli müşteşar olarak, AP veya Londra üniversitelerinde "Türkiye'yi nası dönüştürdük" konulu seminerler veriyordunuz.

    Gencini, emeklisini, yaşlısını hepimizi etkiliyor da, bizim millet böyledir, hani boşvermiştir, kim yönetirse yönetsin der. Ülkenin demiyorum ama milletin huyu bu. 2bin yıllık huy.

    Yani diyorum ki can çıkar huy çıkmaz ya, ondan. bizim millet yeryüzünden silineceğini bilse, yine huyundan vazgeçmez.

    YanıtlaSil
  24. Mahfi bey kur korumalı mevduat hesabinin faydalı olup olmayacağı ve olası sonuçları hususunda da bir yazı yazacak mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır yazmayacağım.

      Sil
    2. Hocam, hükümet dövizi dövize endeksli hesapla bir süreliğine durdurdu,
      peki tekrar kur arttığında nolcak?

      Arabın Hasan'ı petrol sattığında, Almanın Hans'ı ilaç sattığında, İngiliz Henry araba sattığında, Çinli Haseng pil sattığında, dövize bağlı TL istemiyor, adamlar döviz istiyor.

      Sil
  25. Hocam baz etkisiyle enflasyonda hızlı düşüş görülürmü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görülür ama baz etkisini giderecek etkiler olursa baz etkisi açıkta kalır.

      Sil
    2. Hocam, bu bazın da üstüne yeni baz gelirse, bu baz bas bas bağırıp kaçar, yeni baz baz etkisi olur.

      Sil
    3. Bu dediğiniz için enflasyonun önce bazallaşması lazım.

      Sil
  26. Hocam ekonomik savaş cephelerinde tl ağır bombarduman altında,faiz ateş hattında, enflasyon yıldırım harekatıyla ilerliyor sizce ihracat stratejimiz savaşı muzaffer bitirmeye yetecekmi?

    YanıtlaSil
  27. 20.40 "ENAG ilgili bilgim llmadığı için yorum yapamıyorum" verdiğiniz Bilgiler doğru ,,,DATA evet ,Amma ,,,ABD faizi 0,,0,25 Enflasyonu 6 yı buldu ,,,, Almanya Fransa vb "Euro bölgesi diyelim " Faizi 0 sıfır Enflasyonu 5 i geçti ,,,,onlar yüzde% 500 den "5 katı" daha az faiz veriyor ,,, fomülde nerelere yerletirip nasıl yorum yapılabilir ,,, bu arada İsviçrede Japonyadada faizler eksi Pandemiden sonra Ekonomi bilimine yenişeyler yazmak gerekeceğini düşünöekteyim

    YanıtlaSil
  28. Hocam

    Arthur Conan Doyle hayranı olduğunuz için belki kıyas yapabilirsiniz diye soruyorum.

    2021'de Alfa Yayınları'nın bastığı şu 3 kitap, "bütün Sherlock Holmes eserleri"ni mi içeriyor? (Eksiksiz mi?) İnceleme imkânınız oldu mu?

    Ve çevirileri beğendiniz mi?

    Kitap: Sherlock Holmes - Bütün Hikayeler 1
    750 Sayfa
    Çeviren: Orhan Düz
    https://www.alfakitap.com/sherlock-holmes-butun-hikayeler-1-sir-arthur-conan-doyle-kitabi-239612-9786254492815-1

    Kitap: Sherlock Holmes - Bütün Hikayeler 2
    992 Sayfa
    Çeviren: Orhan Düz
    https://www.alfakitap.com/sherlock-holmes-butun-hikayeler-2-sir-arthur-conan-doyle-kitabi-239613-9786254493102-1

    Kitap: Sherlock Holmes - Bütün Romanlar
    785 Sayfa
    Çeviren: Filiz Tülek
    https://www.alfakitap.com/sherlock-holmes-butun-romanlar-sir-arthur-conan-doyle-kitabi-239614-9786254492839-1

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu çevirileri okumadığım için bir şey diyemeyeceğim.

      Sil
  29. Türkiye de en iyi 5 iktisatciyi ele alalım ya da 20sini fark etmez yonetse yonetse en fazla erdogan kadar yönetebilir (ki ben yonetebilecegine inanmıyorum)çünkü 2002 den öncesi çok kötü bir şekilde enkaz bırakılmış bir Türkiye vardı o enkazı toparlamak herkesin yapabileceği bir şey değildi

    94 krizi 2001 krizi sıcak paranın çıkışından kaynaklanan krizdi elinizi kolunuzu sıcak paraya bağlarsanız bir yerden sonra kurallara uyduginuz politikalarda size çözüm getirmez bizim 150 yıldır sorunumuz maalesef. birileri dur diyor bakalım başarı olabilecek mi orasını zaman gösterir sabır acıdır meyvesi tatlıdır bir yerden başlamak gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardesim aynen katiliyorum yazdiklarina. Keske asgari ucrete zam yapacaklarina aradaki farki da butceye aktarsalardi, boylece daha da guclu bir butcemiz olurdu. Dolarin da artmasini istemeyenler var, 20 olunca ihracatimizi kisses tutamayacak, hele 30-40 olsa cosacagiz...

      Sil
    2. Bence de çok haklısınız. Hiçkimse bundan daha iyi yıkım hazırlayamazdı.
      Bir aile düşünün atalarından kalan herşeyi satmış, gırtlağa kadar borç yapmış, çocukları okutmamış, bu zamana kadar yemiş içmis, birinden alıp obürüne satmış (yakında onlar direkt alıp satmaya baslayacak, aracıya ne gerek var diyorlar) , kendilerine güzel bir ev yapmışlar, çocuklarının birkaçı dedelerinin mallarında işçi şimdi, diğer çocuklar ev genci. Ama güzel evde keyif yaptılar bu zamana kadar.

      Bundan daha iyi yıkımı kim yapabilirdi. Umut bitti, deniz de...

      Sil
    3. Sevgili kripper, peki bu dediklerinizi gercekleştirme amacı için ilk adımı neden ekonomi bozulduktan sonra, 20 yıl sonra attılar diye bir soru sormak aklınıza gelmiyor?

      Sil
    4. Sevgili Mehmet Tunç,
      Ben bunlarla muhatap olmayı bıraktım, niye 20 yıl paranın ve kaynakların bitmesini bekledik diye bir soru sorabilse kendine, zaten bunları yazmazdı.

      Bu adam 3 dönem kalacam diye kendini meydanlarda paraladı, bakıyoruz, 33 dönem daha yapacak gibi, bu da neresinden tutsan elinde kalan başka bir konu. He bir de kamçılı deri yelekli 50 adamın bacıyı gündüz meydanda sıkıştırma olayına girmiyorum, kendi özel hayatının fantazilerini niye siyasi meydanlarda dışa vurduğunu anlamış değilim. Aklı olan bir insan düşünür, bu ülkede 50 kişi ne zaman kamçı ve deri giysiler ile sokaklarda gezdi?

      Sil
  30. Hocam,ekstrem bir ekonomik durum yaşıyoruz ya.. Bunu sadece meraktan soruyorum ama çook merak ediyorum yarın öbürgün faiz lobisinin emireri,uşağı onlar nederlerse desinler bambaşka bir yönetim geldi erdoğanın tam zıddını yaptı diyelim:bana ne ihracat&cari açık dedi faizi olması gerekenden de yüksek bir yere koydu tl yi de değerlendirmek için de elinden gelen herşeyi yaptı,olabikecek endüşük kur&enyüksek faizin dibine vurcam şeklinde bir model koydu ortaya mesela bendeniz..tabiki biliyoruz herşey dengeli olmalı demeden lütfen allahaşkına söylermisiniz hersey şuankinden daha mı kötü olurdu daha mı iyi,ne dersiniz?enflasyon&alımgücü nolurdu mesela..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yaşadığımız durum ekstrem bir ekonomik durum değil sadece ekstrem bir durum. Çünkü meselenin ekonomiyle ilgisi görünmüyor.
      Hiç kimse bana ne ihracat ve cari açık demez. Kaldı ki faizi artırmanın her ikisine de olumsuz etkisi olmaz. TCMB faizi artırmayı bırakın hiç düşürmemiş olsaydı Türkiye aynı ihracatı yapar, kur ve enflasyon bu durumda olmazdı.

      Sil
  31. Hocam iyi seneler. Yaza kadar kur u tutalimda turist gelince dertler bitecek rahat edecekmiyiz. May-ekim arasi ne kadar doviz piyasaya girerse kur baskilanmis olur. Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin sıkıntıları turist gelmesiyle bitecek gibi değil. Ekonomi dışında pek çok sorun var.

      Sil
  32. Hocam merhabalar, yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Uygulanan hatalı politikaların neticelerini verilerle ortaya koymanız biz okuyucular açısından oldukça faydalı. Ben naçizane, son 3-4 aylık süreçte yapılanların ekonomi teorileri ile açıklanamayacak kadar tuhaf olduğunu düşünüyorum. Faiz ve enflasyon arasındaki ilişki bağlamında veya dini söylemlerle yapılan açıklamaların da (hele de sonuçları görüldükten sonra) akıl dışı olduğu açıkça ortada. Hocam gerçekten şunu çok merak ediyorum: "Neden?" Tabii siz ekonomik analiz yapıyorsunuz, siyasal değerlendirme değil. Bunun farkındayım. Ama hiçbir mecrada bu sorunun cevabının tartışılmıyor olmasını da anlayamıyorum. İktidar neden bile isteye ekonomiyi felakete sürüklüyor? Üstelik kendi istikbalini de mahvetmek pahasına. Asıl amaçlanan nedir sizce? Saygılar sunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun gerçeği kabullenmemekten kaynaklanıyor. Bunun ötesinde bir amaçları var mı bilmiyorum.

      Sil
    2. Hocam, bu tip sorulara siz ısrar ile gerçekleri yönetimin kabul etmemesi derken, bir yorumcunuz tam da aşağıdaki yorumda yazdığı gibi ısrar ile bilinçli yapıldığını yazıp, örnek veriyor.

      Biliyorum ki, tarzınız sadece somut bilgi üzerine yorum yapmak. Eskiler "bunca cehalet anca tedrisatla mümkün olur" derler. Böyle bir durum olabilir mi? Ülke yönetimini kimler etkiliyorsa ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar ve ısrar ile en kötü kararları alıyorlar. Başkanlıktan sonrasına bakıyoruz, ülke insanının lehine hiç bir karar ama hiç bir karar alınmıyor. Alınan tüm kararlar insanımızın aleyhine, ortak akıl hiç bir kararda yok. Yazı tura bile atsalar, yüzde 50 güzel karar çıkar. Başkan cahil biri bile olsa iyi niyetle arada aklı-selimi dinler. İyi niyet bile yok.

      Kafalar karışık hocam. Seçim, seçim diyoruz ama seçimde sandığa gitsek kime oy vereceğimizi bile bilmiyoruz, karşısında isim bile yok daha. Diyelim ki seçim zamanında, 2023 te yapıldı. Dünyanın tüm demokrasilerinde iki yıl önceden karşı aday, adaylar belli. Son 3 ayda mı öğreneceğiz adayı?

      Olay ekonominin, verilerin, çok dışına çıktığı için sizden yorum da beklemiyorum ama iş çok farklı gibi.

      Sil
  33. Değerli izninizle, bi daha yazmayacağım, son yorumumu paylaşayım.

    Yorumlarda siyaset, ülke ve ekonomi yönetimlerinde işlerin tıkandığı, insanların çözüm aradığını görüyorum. Sorunu insanımız göremeyince, çözümü de göremiyor.

    Yaşanan Ortadoğu'da son yüzyılda yaşanandır. 2 yıldır, batı istihbarat bürokrasisi ve siyasetimiz etkilerinden bahsettim. Köklerinden bahsedeyim. Yazdıklarım, günümüz Batı dünyasının yaşayan akademisyen ve düşünce insanlarından öğrendiklerim, askeri tecrübemle harmanladıklarımdır.

    Ortadoğu'da yaşananların kökü, bir kaç yüzyıl önceki batı siyasi elitleri arasında egemen olan Hristiyan Sionist akımlara dayanır. Batı dünyasını, 3 katman düşünmek gerekir, servet üreten halk, üretilen servete yön veren siyasi elitler ve bürokrasidir. Batı servetinin dünyayı etkileme gücü arttıkça, siyasilerin etkileri de artmıştır. Batı siyasileri kolonileşme ve koloni kaynaklarını kullanmayı uzun dönemler yapa yapa beceri haline getirdi. Batı bürokrasi ise rasyonelize etmiştir.

    Misal; Birleşik devletlerin sıralı çoğu başkanı 1900-1970 arası -Wilson, Rosvelt, İncilden kavram kullandı. İsrail'in devletleştirilmesinde old gibi. Dini güdünün halkı şevke getirmesi ile ortadoğu kolonisine siyasi destek ürettiler. Askerin yönettiği bürokrasi dini çağrıya kulak asmadı. Ancak, İngiliz ve ABD askeri elitleri, İsrail'in askeri yetenekleri, saha etkisi, Arap ülkeleri içine nüfuzu gibi maddi gerçekleri üzerine fizibilite çalışmalarını oturtarak, siyasilerinin söylemlerini rasyonelize ettiler.(Batı bürokrasisi tarafından kabul görmeyen çok siyasi projenin çöpe gittiğini de hatırlatırım)

    Türk dünyasında, batı devlet gelenek ve felsefesini azdır. Ahalimiz arasında hatalı olarak günah keçisi ilan edilen Yahudi Sionizmi kukla bir koloni gücüdür. Ancak, Arap dünyasında başarılı iş yapmıştır. Arap Nasyonel Siyasileri tarihten silip, Arap dünyasını abidik gubudik kukla şeyh veya Baas partisi yönetimlerine mahkum etmişdir. Laik devlet değerleri, ülkeyi bu beladan 20 yıla kadar iyi-kötü koruyabilmiştir.

    Arap halkları içinde çıkan milli ve rasyonel siyasiler ayıklandıkça, arap halkı sorunlar karşısında sözde milliyetçi kavramları kullanan kukla siyasal islamcıların güdümlerine girmiş, ülke kaynakları bitirilmiştir. Yaşadığınız ekonomik, siyasilerin rasyonellik dışı kararları arap dünyasında da sizlerin yaşadığınız gibi yaşandı, üretilen servet Batı dünyasına aktarıldı. Ülkenin son dönem kaybettiği 140M rezervi gibi. Onlarda da Mahfi bey gibi değerli iktisat uzmanları uyarılarını yaptılar.

    60 darbesi, tıpkı, Arap milliyetçilerin bitirildiği gibi Türk milli değerlerini bitiren darbedir. Albay darbe yapmış, akıl tutulması ile ordu generalleri destek vermiştir. Ardından sözde milliyetçilik zırhını giyinen albay, Türk milliyetçi aydınları bitirmiş, milliyetçiliği sulandırmış, uyduruk değerleri milli değerler olarak lanse ettirip, partisinin tekeline geçirtmiştir. Kemalistlere nasıl itibar suikasti yapıldığını benden daha iyi bilirsiniz.

    Olayın özü budur.

    Kimleri takip edebilirsiniz? Yaşayan batılı düşünürlerden TR üzerine çalışan biri yok.
    Batılı, sosyalist siyasi aktivistler, marksist ekonomistlerden, devlet, kolonicilik, kaynak dağılımı alanlarında seminer ve röportaj sorularının cevaplarında, satır aralarında bulursunuz. Sosyalist-Liberal iktisatçıları biraz bu konularda ketumdur, sık inceleyip yakalamanız gerekir; siyasi aktivistler daha rahat konuşur. Marksistler eleştirilerini daha net yapar. Bazı isimler: P. Krugman, R.Shiller, N.Chomsky, H.Kissenger, J.Stiglitz

    Benden bu kadardı, herkese güzel bir yıl dilerim, saygılar.

    g1RJN0hGsbE3k6Nq

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız 06:55 Gelecek nesilleri düşünerek yazmayı bırakmayınız.

      Sil
    2. Selamlar. Teoman' a benzetiyorum sizi

      Sil
  34. Hocam TUIK'in makyajli enflasyon rakami bile cok yuksek olmasina ragmen kurlari 1 $= 13 TL seviyesinde tutabilmeleri icin arka kapidan doviz satmaya devam ettikleri goruluyor.Bu dovizin kaynagida buyuk olcude DTH'lerin zorunlu karsiliklarindan kaynaklaniyor herhalde.Ama belliki bu yetmemis simdide ihracatcilarin doviz girislerine goz dikmisler.Onlari getirdikleri dovizin %25'ini satmaya zorluyorlar.Yani zorunlu karsiliklari erittikleri gibi simdide ihracatcini dovizini eritecekler.Potansiyel olarak 225 MIlyar $'in %25'i 56 Milyar dolar yani bugunku kurdan yaklasik 728 Milyar TL karsiliksiz basip ihracatciya verecekler.Peki bu TL'nin degerini dahada dusurmezmi? Enflasyonu yukariya cekmezmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım artık ekonomi denetimden tamamen çıktı.

      Sil
  35. Hocam peki bu kadar güven olmayan bir ortam da tekrar güvenin sağlanabilmesi için sizce ilk olarak nasıl bir reforma gidilmesi şart ya da ilk olarak atılacak adımların neler olması gerekir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce hukukun üstünlüğü sağlanmalı. Ekonomi ondan sonra.

      Sil
  36. Hocam tesekkurne eseriz oncelikle degerli yorumlariniz icin. Bu swap lar konusu hep kafami karistiriyor benim. O kadar basit olmadigini bilmekle beraber kabaca gelecekteki dolar yukumluluklerimiz diyebilir miyiz? Eger durum buysa gelecekte kur uzerinde yukari yonlu bir baski olusturmazlar mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim.
      Evet swap bir çeşit kısa vadeli borç gibi düşünülebilir. Eğer vadesi sona erdiğinde yenilenemezse dediğiniz sorunları doğurur.

      Sil
  37. İZZETTİN UĞUR ÇINAROĞLU4 Ocak 2022 13:20

    Hocam merhaba,
    ABD'nin 2022 yılı içerisinde faiz arttıracağı düşünüldüğünde ve bizim gibi gelişmekte olan ülke para birimlerinin de dolara karşı değer kaybedeceği de öngörülüyorsa hükümetin faiz indirim konusunda geri adım atmamasının enflasyona ve döviz kurlarına hangi oranlarda yansımasını düşünüyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuru tutamayız, enflasyon da onunla birlikte artar. Oranları konusunda bir şey söylemek zor.

      Sil
  38. Mahfi hocam tüm bunların karşılığında yapılan %5 lik faiz indirimi ile kaç liralık faiz ödeme yükünden kurtulmuş olacağız acaba? Tabi tahmin etmesi çok zor ama bu ödenmeyecek olan faizden elde edeceğimiz kazanımın ne kadarı Kur Korumalı Mevduat şeysine gidecektir size göre?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu faiz indirimi sonrasında Hazine borçlanma faizleri 5 puana yakın arttığı için aslında faiz yükünden kurtulmak bir yana yükümüz arttı.

      Sil
  39. -Merkez Bankası’nı zorunlu karşılık oranlarını artırmaya
    -Özel kesimi ise varlıklarını satmaya

    Hocam merhabalar, bu iki sonucu biraz daha açmanız mümkün mü acaba tam anlayamadım ama ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaynak bulabilmek için yapacakları şeyleri anlatıyorum.

      Sil
  40. Hocam emeğinize sağlık. Yüne harika bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  41. Hocam size bir sorum olacaktı. Enflasyon hesaplaması ile ilgili. Kasım sonu enflasyon rakamına 2021 Aralık ayını ekleyip geçen Aralığı çıkarınca yıl sonu enflasyonunu elde etmemiz gerekmiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O tam öyle değil. Bunu yapabilmek için Aralık ayı endeks sayısından geçen Aralık endeks sayısını çıkarıp kalanı geçen Aralık endeks sayısına bölmeniz gerekir.

      Sil
    2. Çok Teşekkür ederim Hocam. Anladım dersem yalan söylemiş olurum. Sanırım benim bu konuya biraz çalışmam lazım

      Sil
  42. Hocam sizce doların yada euronun gerçek olması gereken değerini nasıl hesaplayabiliriz?
    Bağımsız enflasyon rakamından (örneğin %87) abd enflasyonunu çıkarırsak (%7), bunu geçen yılın kur değeriyle çarparak 7.40 civarı olması gereken dolar kursuna erişebilir miyiz?
    Bunun iktisatta bir yöntemi var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir hesaplama yok. Ama dediğiniz yöntemle yakın bir değer bulunabilir.

      Sil
  43. Hocam son aylarda yaşadığımız kurdan kaynaklanan krizin faiz indiriminden olduğunu oldukça net ve anlaşlır bir şekilde açıklamışsınız ancak benim merak ettiğim bir soru var kur krizini ilk olarak 2018 yılında yaşadık ve Trump'ın "TL'nin değer kaybını görüyor musunuz." şeklinde bir açıklaması olmuştu ve Türkiye ekonomisine ABD tarafından bir saldırı olduğunu yine kendisi açıklamış ve bunu bir daha yapabileceklerine dair Türkiye'yi tehdit etmişti. Yani 2018 kur krizini bu sebeplere bağlayabilir miyiz ? Eğer bağlayamıyorsak o zaman yanlış yapılan bir ekonomi politikası var mıydı ? Neden olmuştu bu durum ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Trump'ınki tamamen palavraya dayalı bir tehditti. Siz bağımsız politikalar izlerseniz kimse size de
      paranıza da bir şey yapamaz.

      Sil
    2. Hocam, laf aramızda Trump tam bir hödüktü.

      Sil
    3. Hocam öğrenmek için soruyorum bu soruları maruz gorün de peki 2018 kur krizini neden yaşadık ?

      Bir sorum daha var ABD doları güçlü bir para birimi ve çıkarlarına ters düşen ülkelerin para birimlerini değersizleştirmek için operasyonlar yapmıyorlar mı ?

      Mesela Rusya'yı örnek gösterecek olursak GSYH, dış ticarer rakamları, işsizlik, enflasyon gibi ekonomik göstergeleri oldukça iyi bir ülke olmasına rağmen para birimi bunlara ters orantılı olarak değersiz bunun sebebi de ABD'nin yaptırım ve operasyonları değil midir ?

      Yani güçlü bi ekonomi değilseniz eğer ne kadar bağımsız politikalar izleyebilirsiniz ki. Özellikle Türkiye gibi bölgede ABD çıkarlarına ters ve kendi çıkarları doğrultusunda politikalar izliyorsanız.

      Sil
  44. Merhaba efendim,
    Bu gibi şeylere dikkat ettiğiniz için bu açıklamayı yazıyorum.
    Bir kısımda maliyet yazılacağına malşiyet gibi bir kelime yazılmış.

    YanıtlaSil
  45. Sayın hocam, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Dolar/TL kuru için bir yorumlama/yazı paylaşırsanız çok hoş olur kanımca. Medyada şunu çok duyuyoruz: Dolar/TL'de tarihi rekor! Ancak geçmiş için çok daha absürt ve yüksek Dolar/TL kurları zikrediliyor. Hangisi gerçek? Örneğin 6 sıfır atılmadan önce TL'nin değeri çok mu düşüktü yoksa 1 milyon TL (şimdiki parayla 1 TL) olarak piyasaya sürmek bir tercih miydi? Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu 6 sıfır atılması işleri karıştırıyor ama bir bakalım.

      Sil
  46. Hocam tek kelime ile harikasınız, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  47. Merhabalar; Mahfi Bey.
    Sizi sanirim 2000lerin ilk yillarindan beri okurum, dinlerim; bu baglamda tesekkur etmek isterim.

    Belki bir soru ya da belki bir boyut olabilir bu yaziya; Uzmanlik alanim degildir, ogrenmek isterim.

    - Doviz uzerinden yapilan mali tablo karsilastirmalarinda (ornegin bu yazida: TCMB Rezerv veya Ihracat veya Dis Borc Acigi) kullanilan para biriminin degerini de hesaba katmak gerekmez mi?

    USD/TL degisimini hesaba kattigimiz gibi USD enflasyonunu da dusunmemiz gerekmiyor mu?

    USA parasinin 2021 icinde %6.8 enflasyona maruz kaldigini (deger kaybettigini) duyurdu yanlis bilmiyor isem; Bu durumda pek cari acik acisindan olmasa da (aldigimizi da sattigimizi da USD anlatiyoruz) TCMB rezervleri acisindan bahsedilen brut rezervin bile aslinda eskisinden %6.8 dusuk alim gucune sahip oldugunu soyleyebilir miyiz?

    Ayni vaziyet, asgari ucretin dolar uzerinden halka anlatilmasinda da gecerli degil mi? Maasini USD kuruna bolup 300$ (izafi) bulan memur aslinda %6 daha az teknoloji/ithal nohut/ithal hizmet satin almiyor mu?

    Bu sekilde elmalarin, armutlarin mukayese edildigi yazilarda, elmalarin kac armut ettigi uzerinden hesap yapiyoruz da "elma da o eski elma degil" dusunmuyoruz gibi geliyor, kafam karisiyor.

    Tekrar cok tesekkur ediyorum. Uzun sureli bir okur/izleriniz olarak saygilarimi sunuyorum.

    YanıtlaSil
  48. Hocam, az önce bloomberg de okudum, bizim MB bir gecede 70 milyar zarardan 60 milyar kazanca geçmiş, 10 billion USD profit a night diye yazmışlar haberi.

    Sanırım, 10M doları, MB hazineye sattı, hazine de MB na döviz borç kağıdı verdi. Para hazineye geçince bir şekilde iç edileceğini tecrübeler bize söylüyor.

    Şu halde bu 10M dolar hazine kağıdı için MB yabancı varlığı mı diyeceğiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam izninizle burada yaşadığım bir olayı okucunuzla paylaşmak istiyorum.
      Biliyorsunuz doğalgaza ciddi zam geldi, benim yaşadığım bölgede genelde soğuk havalarda bazen evdeki ocaklar yemek suyunu bile zor kaynatır hale geliyor. Ben de gazın basıncı düşük olabilir diye binanın etrafında bir basınç göstergesi aradım yoktu. Araştırdım gaz 21 mbar olması gerekiyormuş. Peki bir sebeple gaz basıncı düşük ise sayaç metreküp olarak yazmaya devam eder, bu durumda bizim tüketim miktarımız aslında çok daha altında olur.
      Dağıtıcı firmayı aradım basıncı sorunca inanılmaz sinirlendiler. Bu kadar sinirlenecek ne vardı anlamadım. (inşallah korktuğum değildir)

      Sil
    2. MB bir açıklama yapmıyor o nedenle ne olduğunu ancak bağımsız denetçi raporu çıktığında anlayabileceğiz.

      Sil
  49. Sayın Eğilmez, güzel ve kolay anlaşılır yazınız için teşekkür ediyorum. Sizlere ve tüm halkımıza ; Baskısız, Tehditsiz, Korkutmasız, Sindirmesiz, Açık, Şeffaf, Dürüst, Saygılı, Nezaketli, Zerafetli , Huzurlu, Mutlu, Güzelliklerle dolu bir Yeni Yıl temenni ediyorum.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, bilmukabele iyi yıllar dilerim.

      Sil
  50. Hocam kur korumalı mevduat sisteminin ekonomiye ne gibi etkileri olabileceğine veya ne gibi riskleri olduğuna dair de bir yazı kaleme alırsanız iyi olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemen hemen hiç kimsenin itibar etmediği bir enstrüman için bir şeyler yazmaya gere yok diye düşünüyorum.

      Sil
  51. Hocam önce faizi tuttuk,sonra kuru tuttuk şimdi enflasyonu tutunca işlem tamam yola devam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir sonraki aşamada neyi tutacağız sizce?

      Sil
    2. Abi biz faiz ve kuru tuttuktan sonra herşeyi tuttuk :)

      Sil
  52. Tarım bakanımız 2021 de yapılan işleri anlatmış. Ben de aşağıdaki yorumu yazdım. Bunları çözebilen ekonomistler ve idatecileri bulabilmemiz dileğiyle.

    Bekir Pakdemirli sayın bakanımız, yapılabilenler için tebrikler ancak çok temel sorunlarımız var; Enflasyon, Sermaye ve emek israfı, Gelir adaletsizliği.
    Bu sorunlara istinaden aşağıdaki soruların cevabını bilen uzmanlara ihtiyacınız var;
    1) üreticilerin ürünlerinin baştan planlanarak, en az maliyetinin % 20 üzerinde satmalarını sağlayan, girdi ürünlerini minimum karla aracısız alabildikleri, küçük üreticinin başabaş kar noktasını bildiği bir sistem mümkün mü?
    2) ürünlerin global ölçekte fiyatının artacağı bilinen bir erken uyarı sistemi ile yurt içi ihtiyacın ihracatını önleyen, ihracat bağlantılarının sezon başında yapıldığı, ilave ihracat için yarı mamulün ihraç kayıtlı girip çıktığı bir sistem mümkün mü?
    3)tüm ürünlerde konfor ve lüks ayrımı yapılarak temel ihtiyaçların sezon için depolandığı, stok miktarıyla fatura edildiği, konfor grubunda üretici ile tüketici arasında aracıların kalktığı, % 20 yi geçmeyen kar marjı ile çalışılan bir sistem mümkün mü?
    4) Genel ekonomide de TL nin döviz, altın, coin, anlık borsa vb. alanlara değil de üretim ve hizmetlere gittiği bir sistem mümkün mü?
    Mehmet Ateş 04.01.2022

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tarım bakanı değilmi, gübre ve diğer maliyetlerdeki artış bu yaz çoktan yeni mahsul buğdayın maliyetini 4000 tl yi geçirmişken üreticinin elindeki buğdayı 2350 liraya toplattıran. Neymiş onların maliyeti eski fiyatlarlaymış. Peki çiftçi bu fiyatla 1 yıl nasıl yaşayacak, yaşasa yeni ürünü yetiştirecek sermayeyi nerden bulacak, heryıl yedikleri kazıklarla
      borç boğazda zaten.
      Bu haksızlığa, hırsızlığa alkış tutanlar bedelini açlıkla ödesinlerde bir görsünler.

      Sil
    2. Benim bakış açım, bu hataların tekrar etmemesi için, uzun vadeli planlanmış, uygulanabilir bir sistem bulunabilmesi için fikir ortamı oluşturmak ve bu fikirlerin toplumda genel kabul görmesidir. Yoksa bakanı kötülemek değil. Şu anki üretim politikası da temelde doğru ancak plansız ve eksiklikler olduğu için kar yerine zarala çıkıyoruz. Belirtmek istedim.

      Sil
    3. Sn Mehmet Ateş,

      Adamlar, TR deki tarımı baltalayıp, devlet kaynakları ile Sudan da arsa alıp, devlet kaynakları ile yetiştirdikleri Sudanlı çiftçilerin mallarını TR piyasasına satmanın derdindeyken, bu adamdan tarım projesi beklemeniz ne kadar doğru? Adam, TR tarımını bitirmeye yemin etmiş, hala adamdan çözüm mü bekliyorsunuz? Stokholm sendromu muydu neydi bu?

      Sil
  53. Global Planlı Ekonomi
    Gıda lojistiği ile ilgili bir makale okuduktan sonra Planlı Üretim teorisinin küresel boyutta ele alınması gerektiğini ve benim bunu sadece yerel boyutta dile getirdiğimi farkettim.

    Dünyadaki pandemi, lojistik ve iklim krizi sonrası sürdürülebilir üretim planlamasının global boyutta ele alınması gerektiği ve kapitalist sistemin en büyük sınavlarından biriyle karşı karşıya olduğu ortaya çıktı. Modern dünyada büyük endüstriyel işletmeler çok uzun zamandır ERP programları (ham maddenin planlı olarak tam zamanında belirlenen miktarlarda sevkiyatını takip eden program) kullanılarak stok ve lojistik problemlerini çözüme kavuşturmuştur. Ancak söz konusu gelişmekte olan dünya olduğunda kısmi yada hiç planlama olmaması nedeniyle değerinin altında oluşan fiyatlar kazanç fırsatı olarak görülmüş, buna karşılık plansız üretim nedeniyle diğer ürünlerin fiyatının yüksek olması ile oluşan toplam gider görmezden gelinmiş, maliyetin altında oluşan bu zararına fiyatlar az gelişmiş bölgelerde büyük kayıp, yıkım ve israflara yol açmıştır. Toplam giderlere bakıldığında gelişmiş ülkeler bu ucuz alımlardan çok az yada hiç fayda sağlayamazken evrensel sürdürülebilirliği yok etmiş, farkında olmadan az gelişmiş bölgelerde mutluluk ve rafah oluşmasına imkan vermemiş ve sınırlarında göçmen krizi, kaçakçılık vb. birçok farklı tehditler ile karşı karşıya kalmıştır.
    Ham maddenin yada gıdanın son dakika siparişi ile bir ülkeden çekilmesi o ülkede fiyatların, enflasyonun ve dolayısıyla da faiz oranlarının artması kısır döngüsü ile sonuçlanmakta ve hatta satarken develüasyona bile sebep olabildiği Türkiye örneği ile görülmüştür.
    Türkiyenin rekor seviyede ihracat yaparken hiç planlama yapmadan ve kendi ihtiyaçlarını belirlemeden ihracat yapması içeride enflasyonun yükselmesi ve bu da faiz oranlarının yükselmesi kısır döngüsü ile sonuçlanmıştır. Erdoğan ve ekibi zafer sarhoşluğu yaşarken bir anda tarihi bir develüasyonla karşı karşıya kalmıştır. Avrupaya sağladığı hızlı tedarik Avrupa Merkez bankalarından hiç bir destek gelmemesi neticesinde Avrupalılar daha da değeri düşen liranın kendi ülkelerinde enflasyonun düşürmesinin keyfini sürmüştür. Buna mukabil halen televizyon ekranlarındaki ünlü ekonomistler enflasyonu para politikalarıyla, hükümet de stokçulara ceza vererek çözeceğine inanmaktadır. Muhalifler ekranlarda ve medyada 'iş liyakatli olana verilmiyor' ,' hayat pahalılığı israftan oluyor' vb. argümanlarını artırarak, en liyakatli ekonomistin başbakan olduğu 1994 ü unutturmaya ve yeni bir kurtarıcı için yol açmaya çalışıyor.
    Bu problem Dünya Ticaret örgütünün, Devlet Planlama Teşkilatı, odalar vb. kurumların önderliğinde ülkelerin ihtiyacını uzun vadeli planlaması yapılarak, daha sezon başında yapılan sözleşmeli üretim sistemi ile sermaye ve ürün israfının önlenmesi ile çözülebilir.
    Netice itibariyle halen böyle bir kurum olmadığına göre, Erdoğan'ın önünde acilen Türkiye'de planlı ekonomiye geçerek, hem sermaye hem ürün istafını önleyen, dövizin sadece ödeme aracı olduğu ve fiyatının sadece dövizle işi olan paydaşlar tarafından belirlendiği bir sistem oluşturmaktan başka çare görülmüyor. Çünkü döviz bir ödeme aracıdır, siz 2,5 TL ye malettiğiniz bir buğdayı 3TL ye ihracat yapıp 4,7 TL ye alırsanız, farkında olmadan ihracat yaparak enflasyon ve döviz açığı oluşmasına sebep olursunuz. Erken uyarı sistemi yerel bazda değil evrensel boyutta düşünülürse çok fayda sağlayacaktır. Ayrıca yine serbest piyasa kılıfı altında dövizi, altını, kripto paraları.. yatırım aracı yaparak binlerce kişiyi üretimi, yatırımı düşünmekten uzaklaştırıp kolay para kazanma yollarına sevkedersiniz.

    15.12.2021 Mehmet Ateş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sn Ateş, yorumunuz için teşekkürler.

      En liyakatli ekonomistin başbakan olduğu kısmına katılmıyorum, Tansu'nun mesleki liyakati bu konuları kapsamaz.

      TV ekranında ünlü ekonomist olmaz, ünlü ekonomi yorumcusu olur, ekonomistin günlük konularda TV ekranında demeç vermesi abestir, vermezler, bahsettikleriniz ekonomist değil ekonomi yorumcusu. Sizin onlar adına bahsettiğiniz para politikası, Mahfi bey çok kez işin para politikası dışında old belirtti ki bildiğim tüm ekonomistler de para politikasını tasvip etmediler.

      Erdoğan'ın kapasitesi plan proje yapmaya müsait değildir. Erdoğan bi şey yapamaz, bu topluma bi şey de veremez. Önce otursun, prompter ekranına bakmadan doğaçlama konuşmayı öğrensin. Ki kendisi planlı ekonomiyi kaldıran kişidir, ondan planlı bir hareket beklemek abestir.

      Sil
    2. Sayın adsız, Erdoğanın böyle bir planlama yapması gerekmez. Liderlik etmesi yeterli. Ancak Türkiye'deki kısır döngüden çıkmak için bir sistem öneriniz varsa duymak isterdim. Yoksa bizim kahvedede bu tip yorumları yapanilenler çok.

      Sil
    3. Ülkedeki toplam patates ekili alanı belli, ortalama üretim belli iken ülke ihtiyacı düşünülmeden kontrolsüz ihracata izin verirseniz tabiki içerdeki fiyatı patlatırsınız. Sonra da bilmem hastalık dı, şuydu, buydu. Bunun adı başka birşey. Kurun buralara geleceğini ve yarın ne olacacağını biraz ekonomi ve matematik bilen analiz yeteneği olan herkes hesaplıyor. Diyeceksiniz ki peki gördünde kendini koruyabildin mi. Sırf vatanımı, milletimi düşündüğüm için bir de o kadar da olmaz, yapmazlar, bu kadar da para basarak tl yi çaputa çevirmezler dediğim için çok ciddi zarar gördüm malasef. Gözümün önünde benden alıp krediyle ev, araba alanlara verdiler.

      Sil
    4. Mehmet Ateş, takılı plak gibisin anladık Erdoğancısın, herif planlama teşkilatını kapattı hala planlamaya liderlik etsin diyosun. Kısır döngüden çıkmak için hukuki temeli güçlü, demokratik yönetim gerekir, senin gibi kahve köşelerinde pineklemediğimiz için kahvede ne konuşulduğunu bilemiyoruz.

      Sil
    5. Adsız 21.04
      Global planlama demek dünya çapında planlama demek. Erdoğan değil Dünya Ticaret örgütünün yapması gerekiyor. Sorun kapitalist sistemin sorunu. Sermaye ve ürün israfının önleyemiyor. Zengin ülkeler param değerli diyor gelişmekte olan ülkelerin malını topluyor ve enflasyon artışına ve yoksulluğa sebep oluyor.
      DTÖ nün yönetimi gelişmiş ülkelerin kontrolünde olduğuna göre buna Türkiyenin çözüm bulması gerekiyor. Gel gör ki serbest piyasa var. Çözüm yok. Yani Erdoğan değil ise başkası da olsa enflasyonu önleyemez. Tüm ürünlerin stok ve ihtiyaç miktarının görülebildiği, Türkiyeye yüksek fiyat verenin ihracat lisansının iptal edileceği yada kazancı kadar ceza yazılacağı ideal bir piyasa şartları olması lazım. İşler iyi giderken sıkıntı yoktu ama bugünkü şartlarda Türkiye için üretilen başkasına gidiyor. Dövizin yükselmesi değil düşmesi lazım. İç piyasadaki üreticinin ithalata karşı gümrüklerle korunması lazım. Anlaşılır olsun, şeker pancarı gibi korunması lazım tüm ürünlerin. Önce Türkiye olması lazım. Kişiler üzerinden değil hatalar ve çözümler üzerinden tartışırsak bir şeyler çıkabilir. Bunun bir beyin fırtınası tartışması olduğunun farkında olalım. Sen de ben de çözemeyiz.

      Sil
    6. He Mehmet hee, bizim yöneticiler dışında herkesin payı var.

      Dünyadakiler işlerini güzel yapsalar, bizim ülkeyi Reis ne güzel yönetir değil mi?

      Benim en bozulduğum konu da Reis konuşurken prompter ı ayarlayamıyorlar bazen, Reisin anlatışı bozuluyor. Adam gibi prompter yapsalar ne güzel anlatacak adam.

      Bi de ağız tadıyla, iyi bi MB başkanı bulamadık kaç sene. Bu MB başkanlarını nasıl yanlış eğitiyorlarsa, adamlara faizi düşür enflasyon düşsün diyorsun, faiz artırıp duruyorlardı. Reisin ve ülkenin ekonomik yıllarını yediler. Halbuki, indirsek faizi, bassak parayı, ne güzel liramız değersiz olsa, otu çöpü avrupaya satsak Eurolar aksa değil mi?

      Tabi biz Euro kazanacağız da bu AB yok mu? Hatalı yönetimleri yüzünden pazarları küçülecek mal satamayacağız ağız tadıyla.

      Avrupa'ya en bozulduğum konu da kendi işsizlerine tonla maaş verirken, kapı komşuları olan bize kuruş koklatmıyorlar, bu adamlar için o kadar çalış didin, turizm tesisi yap, ödülün covidde turistik yerler kapanınca parasız, işsiz kalmak olsun. AB kötü yönetiliyor.

      Hele o DTÖ yok mu? dediğin gibi yatacak yeri yok. Adam gibi plan yapsalar da biz de bilsek neyi ne kadar üreteceğiz, ne kadar para kazanacağız. O yok, bu yok, sonra gel ülke yönet.

      Bi de bi şey beğenmeyen ülke muhalefeti. Ülke için dünya ile boğuş, bin odalı sarayında insana rahatlık verdirmiyorlar. Neyse, tatil yörelerine, cennet koylara yeni saraylar inşa ediliyor da yöneticimiz biraz temiz hava alacak.

      Yazdıkça sorun çıkıyor, bak dünya şekerciler birliğinin gelip bizim şeker pancarı fabrikalarımızı sattırmaması lazım. Yoksa reiz nerden bilsin şeker kıtlığı olacağını? Oldu ki reiz yoğunluktan dinleyemeyip şeker pancarı fabrikalarını sattı, bu durumda dünya ticaret örgütü ve şeker birliği gelip fonları ile o fabrikayı almalıydı, biz şeker krizine girince de bize faizsiz uzun vadeli kredi ile geri vermeliydi değil mi? Yoksa ben nerden anlıycam dünya ticaret örgütünün ne işe yaradığını? Canım reizimin hatasını örtemeyen örgütün ne işi var dünyamızda?

      Ben de doldum şimdi. Neyse, bu akşam gideyim, 3 şişe parasına 1 şişe rakı alayım, 2 şişe de ülke dertlerinden boğulan yöneticilere vergi yoluyla ikramım olsun.

      Sil
  54. Furkan TUNCA5 Ocak 2022 18:04

    Mahfi hocam,
    Benimsenen ekonomi politikası doğru zamanda uygulansaydı da aynı sonucu verir miydi?
    Omicron varyantının ağır seyretmesi halinde bugünleri mumla arar mıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimsenen bir politika olduğunu görmüyorum ben.

      Sil
  55. Hocam, Tüikcilere ne oldu böyle? Yürek mi yediler? Yoksa hükümet şubat gibi faiz artırmayı düşünüyor da enflasyon altında faiz artırdık diyebilmek için yol mu yapıyorlar?

    Yüzde 36 açıklanmış. Bu açıklanan, 2-3 ay önceki kur artışını kapsayan rakamlar değil mi hocam? Aralık - Kasım döneminde yaşadığımız kur artışının etkisini Mart veya Nisan gibi görmeye başlamaz mıyız? O dönemde enflasyonun 50-60 bandına doğru gittiğini görmez miyiz? Bir de yeni döviz hesaplarının ödemelerinin getireceği enflasyon yükü var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mızrak çuvala sığmayınca mecburen böyle oldu.

      Sil
  56. Ekonomi için dualar yerine profesör ekonomistleri bir odaya toplasalar belirli kararlar neticesinde ortak paydada toplanan veriler neticesinde alınan kararlar uygulansa ekonominin kalkınmasını nasıl bir yönde etkiler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnadı bıraksalar mesele çözülecek

      Sil
    2. Boş koltuğun da ekonomimizde faydalı işe yaradığı zamanları gördük.

      Sil
  57. Devalüasyon, maliyet artışlarından dolayı enflasyonu arttırıyor bunu anladım.
    Ama enflasyon nasıl devalüasyona sebep oluyor bunu anlamadım. Bunun mekanizması nedir acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba.Bu sorunun cevabını ekonomistler bilmez. Ben size anlatayım. Enflasyonla beraber, o ülkede fiyatlar ve gelirler artar. Fiyatlar ve gelirler artınca, bu fiyatların ve gelirlerin dolar karşılığında değeri de artar ve o ülkenin bireyleri , diğer ülkelere göre sanal olarak zenginleşir. Bu durumda Hollanda sendromu olur ve o ülkenin ihracatı azalır ithalatı artar... Sonuç olarak Enflasyondan dolayı cari açık oluşur. Eğer devalüasyon yapılırsa, cari açığın oluşması engellenir.

      Hiçbir ülke, cari açığı uzun süre devam ettiremeyeceği için enflasyon varsa devalüasyon yapmak zorundadır. Aksi takdirde, ödemeler krizine varacak bir cari açık sürecine katlanmak zorunda kalır.

      Sil
    2. Bir de işin para tarafı var. Enflasyon varsa bireyler ellerindeki paranın alım gücünü korumak için biran önce reel varlık almaya veya paralarının alım gücünü koruyacak faiz yoksa başka para veya altına geçer. Bunlar da hem enflasyon hem de devalüasyona katkıda bulunur.

      Sil
    3. Adsız 1250, ekonomistler bilmez deyip de ekonomistin çıkarımlarını kullanmak neyin kafasıdır?

      Sil
    4. 1. Fiyatlar düzenli arttığı için, döviz fiyatları da düzenli artar. Bu yavaş yavaş paranın enflasyon ortamında devalüe olmasıdır.

      2. Enflasyon ortamında kredi mekanizması uzun vadeli yatırımlar için çalışmaz. Uzun vadeli yatırımları sayısı küçük büyük işletmeler sermaye ile veya devlet yapar. Orta ve uzun vadede ekonomik verimi düşürür, ülke dış dünya ile rekabet edemez hale gelir. Bu durumlar bir süre sonra yönetilemez ise birikir ani ve gecelik devalüasyona sebep olur.

      3. Bütçe dengesi. Son bi kaç yılda bozulmuştu, açık artıyordu. Şimdi daha da artacağı belli oldu. Denk bütçe yapılamayacak. Hükümet kaynaklı tüm harcamalar, enflasyonu azdıracak, dolayısı ile para değer kaybedecek.

      2022 ile resmen yüksek enflasyon ortamına girdik. Reizin dövize endeks mevduat hesabı da hazinenin üzerine tüyü dikti. Aklı olan herkes gördü, göremeyen 3 ay sonra yaşayarak anlayacak. Büyük sermaye de görüyor. Piyasa kendini güvenli limana çekmeye başladı.

      Belli oldu ki hükümetin elinde döviz yok, bol TL var. O zaman yine enflasyon.

      Seneye bu zaman şeyi 20TL'ye havada kaparlar. Şey dedim, hükümet şey 10TL olacak diyenleri içeri almak istedi, en az 20TL olacak.

      Şeyin yükseldiği zamanlar enflasyon yine artar. Nasıl? Kamuya borcum var. Borç ödeme yerine şey alırsam, seneye borcum yarı yarıya azalır. Bu yaptığımı 10bin kişi yaptığında bütçe dengesi yine şaşar, yine para basacak.

      7326 sayılı yasadan 2.3 milyon TL yapılandırdım. Yapılandırma bozulmasın diye 18 taksitin ikisini ödedim. 2022 de 6 taksit var, ödemeyeceğim. 3. taksidin parasına şey aldığimda 11.50TL idi. Şimdi o şey 13.70TL. Bir ay geçmeden, 3. taksitin ödemediğim parası 4. taksidin %20sini ödedi.

      Büyük firmaları düşün, onlar da benim gibi. Vergi vermek yerine, yatırım diye arsa, hammadde alacaklar, vergiyi ödemeyip vergiyi küçültecekler. Bütçe açılacak. Temel muhasebe bilgisi yeterlidir, profesör seviyesine uçmaya bile gerek yok. Firmanın 200 milyon TL vergi hesabı çıkacak ise, 190 milyon TL ye hammadde alır, vergiyi 10 Milyona ufaltır. Yunanistanda depo tutar, malı TL bazında küçük kazançla oraya satar. Malı yurtdışı deposunda tutar.

      Hükümet yakayı kaptırdı bi kere. En az 5 yılda kurtaramaz.

      Sil
    5. Bu olayın iki yönü var yani;

      1) Ülkeye yabancı para girişini doğal kaynak satışı (60 larda hollanda), mal ihracı (80 larda japonya) veya sermaye hareketleri ile 2000 öncesi arjantin, 2000 sonrası kısmen Türkiye çok artırır ve önlem almaz iseniz paranız içerideki birçok sektörü yok edecek kadar değerlenir. Varlık fiyatları aşırı şişer. Olay tersine dönmez ise durgunluk oluşur, tersine döner ise büyük bir kriz (Devalüasyon+Enflasyon) olur.
      Bu duruma düşmemek için ülkeler ya Norveç gibi varlık fonu kurup fazla parayı yurtdışına transfer ediyor veya Çin gibi ABD tahvili satın alarak yine parayı iç piyasaya sokmadan dengelerini koruyorlar.

      2)Yeterli döviz kaynağınız (net ihraç edilecek malınız veya sermaye girişiniz) yoksa siz tüketimi artırmak veya yatırımlar ithal mal ile yapılıyorsa farketmez yatırım için bile olsa, kredi yolu veya başka yollardan içeriye yerel para cinsinden kaynak pompaladığınızda döviz ihtiyacı hızla artar. Hem talep tarafı hem de yükselen döviz enflasyonu patlatır, örnek 2021-...Türkiye. Siz birde yerel paranızın değerini koruyacak faizi vermez iseniz elinde tl tutanlar hızla alım gücünü kaybeder. Paralarının değerlerini korumak için ellerindeki yerel parayı mal, gayrimenkul, döviz, altın veya borsaya çevirirler. Bu da enflasyon ve devalüasyonun katlanmasına sebep olur.

      Biz 10 yıl (madde 1) paramızı aşırı değerli tuttuktan sonra şimdi madde 2 deki durumu yaşamaya başladık. Yapılabilecek bütün hatalar birarada yani. Kusursuz kıyamet!

      Sil
  58. hocam bu maliyetler, geleceğimizi karartıyor. elinize sağlık yazı ve grafik için.

    YanıtlaSil
  59. Gözden kaçan yada çok fazla dillendirilmeyen en büyük yıkıcı etkilerden bir tanesi de ticari kredi faizlerinde ki artış. Bir ay öncesine kadar % 18-19 seviyelerinden kullanılan krediler %30 seviyelerinin üzerinde. Kurdaki artışı da dikkate aldığınızda, ara malı yada tüketim malı ithalatı yapan firmaların finansman giderleri fahiş bir şekilde yükseldi. Bir ay önce 9 TL kurdan ve %18 den kredi kullanarak yaptığınız ithalatın finans gideri 1,620,000 TL iken, şu anda 13,5 kurdan ve yüzde %35 den kredi kullanarak yaptığınız ithalatın finans gideri 4,050,000 TL. Finans gideriniz 2,5 kat artmış durumda. Kaldı ki yurtiçi satın almalar ve maaş, kira vs giderler için kullanacağınız işletme sermayesinin finans giderini hiç hesaplamıyorum. Aynı zamanda kurdaki artış yüzünden bir çok bankanın SYR lerinin aşağı gelmesi ve TL kaynak sıkışıklığı nedeni ile, faize razı olsa bile birçok firma kredi de kullanamıyor. Sorun sistemik bir hale gelmeye başladı.

    Bankaların fiyatlama politikalarını tekrar gözden geçirmeleri lazım. Sektördeki TL kredilerin (2,8 trilyon TL), yaklaşık 1,1 trilyon TL sini TCMB APİ ve SWAP ile fonluyor ve ağırlıklı ortalama %15 ler civarında. Sektördeki vadesiz mevduatın oranı da ortalama %40 seviyesinde. Bankaların kredi faizlerinde aşağı doğru yerleri olduğunu düşünüyorum.

    Doğru yada yanlış yeni bir sistem hayatımıza girdi. Tekrar normalleşmeye başlamamız açısından bu sisteme tüm oyuncuların hızlı bir şekilde adapte olması gerektiğini düşünüyorum. Siyasi irade de bu yoldan geri dönüş yada pişmanlık/ders alma alametleri yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. adsız cevabı siz vermişsiniz, doğru ya da yanlış bir sistem diye son paragrafta. Yanlış bir sistem olunca herkesi baş aşağı götürüyor. Kim nasıl yanlış bir şeye adapte olacak? Sistemi getiren çok para istiyorsa, sistemini düzeltsin.

      Twitter da yatırım tavsiyesi olarak vermiştim, 400 bin Euro kadar bir alacağım gelmişti. Euro 20TL olduğunda 8 milyon TL eden bir bakiye. Sonra uzun adam konuştu, 5.6 milyon TL ye düştü. Neticede TLyi paradan saymadığım için TL bakiyenin ne old umurumda değil.

      Adam konuşur konuşmaz benim aldığım ilk mesaj paranı güvenli bir yere götür. İsveç'te hesabım var. 360 bin Euro yu ertesi sabah düşünmeden swift aktardım. Kalan 40 bin Euro ile işleri döndürüyorum. O para burada nakit al/sat işlerimi döndürür. Batsa da umurumda olmaz, alır çocukları uçarım.

      B2B satış yapıyorum, ticari prensibimdir, her zaman hesapta 1 milyon Euro düzenli bulundururdum, son iki yıldır teminatlı bile olsa TL bazlı mal vermiyorum, nakit al/sat a döndüm. Fazla paranın tek kuruşunu bile burda tutmuyorum, 3 yıldır düzenli İsveç'e aktarıyorum. 20 yıllık ofisimi bile hülle ile önce kayınbiradere tapudan yaptım, 2 yıl onun üzerinde kaldı, kredi ile tekrar kendi üzerime aldım ki nakit olsun, ülkede bir şey ters giderse geride ofis kalmasın diye. Kredi ile gelen parayı dövize koydum, 14 ay olmuş, kredi parasını çıkardı.

      Sistemi düzeltsin, para sahibi parasını getirir. Öyle sabahtan akşama, akşamdan sabaha değişen sistemle ticaret yürümez. Neticede banka da ticari bir kurum, ben nasıl tedirginsem banka ortakları da tedirgindir.

      Sil
    2. Adsız 18.30 kusura bakma da senin füşüncen çok paranoyakca. Yaşım 56, kafa yorduğum bir çok risk hesabı başka türlü sonuçlanıyor. Adam kalpten ölüm beklerken vovidden, trafik kazasından ölüyor. Mesela yarın şöyle bir şey de olabilir, senin için yazdım😬😀;1 dolar:1TL,asgari ücret 1500 TL, bütün fiyatlar yeni duruma göre revize edilecek.

      Sil
    3. Mehmet Ates, para benim, ben boyle dusunuyorum, ister paranoya de ister baska, umurumda ol az. O paraya hukumet kopek gibi ac, hamlesini belli etti. Bu sartlarda kimden nasil buluyorsa bulsun. Benim parami alamaz. Bu da benim risk anlayisim. Dunyada o kadar saglam duzgun isleyen piyasa varken dandik erdogan yonetimine guvenemem.

      Sil
  60. Hocam selamlar. İşletme mühendisliği bölümü hakkında düşünceleriniz nelerdir. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşletmenin mühendisliği olmaz. Ama ondan önemlisi bu bölümün hangi okulda olduğu. Ona bakıp karar verin.

      Sil
  61. Sade vatandaş6 Ocak 2022 20:16

    Hocam sade vatandaş olarak soruyorum.
    Faiz indirimi kime yarıyor? Bunun cevabı benim için yeterli olacaktır. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk ağızda bankalara yarıyor gibi olsa da yarattığı risk artışı nedeniyle hiç kimseye yaramıyor. Çünkü kur yükseliyor, enflasyon artıyor ve herkes kaybediyor.

      Sil
  62. Immanuel Wallerstein'in teorisine göre Türkiye çevre ülkelerden biri idi ben artık Türkiyenin tampon ülke olmaktan bir basamak aşağı düştüğünü düşünüyorum hocam sizce ?

    YanıtlaSil
  63. Hocam, hayırlı olsun, twit mesajınızdan öğrendim, cep telefoncu hıyara denk gelmişsiniz.

    Hocam, bunları siz bile eğitemezsiniz, onlar eğitilemezdir, yaşar ve ölürler.

    Kesin 3-5 gün düşünür, ardından arkadaşlarına Muhalif Mahfi'yi gördüm,
    telefonunu çıkarttırdım, lafımı da kodum, bi şey diyemeden çekip gitti diye yalan uydurur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanki biraz düşünceliydi yanımdan ayrılırken ama bilemem tabii.

      Sil
    2. Hocam, bilirim onları, dediğinizi de anlamamıştır. Kafasınca sizden bir tepki beklemiştir, beklediği tepki gelmeyince beyin devreleri yanmıştır, o an böyle bi düşünceli gibi oluyorlar.

      Sanki devrelere elektrik şoku verip bir an açmak gibi, o dakikalarda biraz daha konuşursanız, düşünceleri 180 derece dönüyor, sırıtarak her dediğinize evet diyorlar. Siz ayrılıp, aradan 5 dk geçinde, elektro şok etkisi geçiyor, aslına dönüyorlar. Vaktinize değmez.

      Aralarında ömrümün yarısını geçirdim, çok iyi bilirim onları. Hayatta kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik onlar ile vakit kaybetmeden hayatınızı idame ettirmektir. Hayatımın 3 yılını yatırıma verip, mesleğimi yurtdışında yapabilecek beceriye ulaşmak için kullandım, büyük para kazanamayacağımı hep biliyordum, bir şekilde onlar benim patronum yöneticim olmasın, emeğim onların sistemine kaynak olmasın diye.

      Paylaştığınız 4lük gibi, ben varsam herşey var, ben yoksam yoklar.

      Sil
  64. Üçlü açmazı açmaya çalışıyoruz, başarabilirsek ekonomi kitapları baştan yazılır.

    https://www.mahfiegilmez.com/2013/03/imkansz-ucleme-ya-da-uclu-acmaz.html

    YanıtlaSil
  65. Hocam,

    Şiirle ilgilenir misiniz?

    Evetse, son zamanlarda sizi etkileyip aklınızda kalan bir dörtlüğü yazar mısınız zahmet olmazsa?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son zamanlarda değil, her zaman etkileyen bir dörtlük yazayım:

      'Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
      Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
      Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
      Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.'

      Sil
  66. Mahfi bey

    Her ne kadar D.E.M. (D.Ç.M.) reklamı yapılsa da, vatandaşların döviz tevdiat hesaplarında (D.T.H.) zaten var olan dövizi hızla bozdurmadığı, akın akın koşmadığı, D.E.M.'e çabucak geçmediği söyleniyor. Kısacası, vatandaş açısından, D.E.M.'e yönelik güven yok gibi görünüyor.

    Siz, D.T.H.'larda dikkate değer hacimde azalma gözlemliyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Dikkate değer bir değişim görünmüyor.

      Sil
  67. Mahfi bey, belki ilginizi çeker.

    Mimar Selahattin Tüysüz mühim bir bilgisel paylaşmış:

    Sultanahmet Meydanı: Yüzyıllık tasarım hatası

    "Sultanahmet Meydanı" olarak adlandırılan "Hipodrom alanı"nın; "Örme Sütun", "Yılanlı Sütun" ve "Obelisk aksı"nı oluşturan "Spina duvarı"na paralel tasarlanması gerekirken, yüzyıldan fazla süredir meydan aksı 1.5 derece kaymış olarak algılanır:

    https://twitter.com/selahattintuysz/status/1479682727733571584

    YanıtlaSil
  68. Hocam merhaba. Uzun yıllardır yazılarınızın ve kitaplarınızın sıkı bir takipçisi olarak İnferis'ten sonra Sahte Sultan'ı da bitirdim. Elinize sağlık, her zamanki gibi akıcı ve sade bir dille yazılmış, bir çırpıda biten sürükleyici bir kitap yazmışsınız.

    Bir sorum olacaktı size: TV programlarınızdan kitaplarınıza, bu sitedeki yazılarınızdan tweet'lerinize kadar sade bir anlatıma önem veriyorsunuz. Bana tek kelime ile Mahfi Eğilmez yazıları deseler, "sade" derim galiba. Bu tarzınızın özel bir nedeni var mı? Daha geniş kitlelere hitap etmek mi? Ve bu sadeliğin, kolay anlaşılabilirliğin "basitlik" gibi görülme riski için ne düşünürsünüz? (Oysa basit/sade anlatım en zor olanıdır, eminim hemfikiriz) Sanatı toplum için mi yapıyorsunuz da sorunun özeti olabilir :)

    Saygılar hocam.
    TPR

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parantez içinde yazdığınız yorum benim de yanıtımı oluşturuyor aslında. Basit yazamayanlar konuyu tam anlayıp da sindirememiş olanlardır.

      Sil
  69. Hocam iyi günler,
    Yapısal reformlar yapılmadan bu darboğazdan çıkılabilir mi? Çıkılamaz ise neden yapısal reformlara girişilmiyor olabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oy kaybettirir de ondan.

      Sil
    2. Türkiye yeni bir devlet, ekonomi ve sosyal hayat ile ilgili reformları adapte etme yeteneği yok.
      Yeteneği olsaydı, siyasetçisi de adapte olur, oy kaybı korkusu olmaz idi. Vatandaşlar, devletin ve siyasetçinin reform yolunda gittiğini görünce elleri mahkum yine oy vermeye devam ederdi. Almanya ve Japonya çok iyi iki örnektir bu konularda.

      Eski devlet Osmanlı da yeniliklere kapalı bir devletti. Reform uygulamayı bilmezdi. Reform yapmak, süreci yönetmek başlı başına bir bürokratik yönetim sanatıdır. Devlet kurumlarının uyumunu gerektirir, siyasetçinin de adaptasyonunu. Osmanlı da bunlar yok idi. Yeni devlette de maddenin doğası gereği eskiden gelmeyen miras yeniden üretilemedi.

      Olumsuz algılamayın, Güney Korenin de böyle bir yeteneği yok. Dünyada sayılı devletlerin var.

      Almanya ve Japonya'yı özellikle verdim, ikinci dünya savaşında bunların üzerlerinden buldozer gibi geçildi, toprak bütünlüklerini koruyarak yeniden kendilerini reformlar ile ayağa kaldırdılar.

      Osmanlı'yı gördünüz, kaç tane devlet kuruldu eski mülkü üzerine. Hala da parçalana parçalana devam ediyor. Kore, iki parçaya bölündü, Rusya dağıldı. Türkiye de sosyal hayat böyle devam etsin 20 yıla kalmaz dağılır.

      Sil
    3. Adsız 18:24 yazmış, niçin reform yapılamadığını, toplumun böyle bir yeteneği yok. Reform yapmak bir yetenektir. Osmanlı da güzel örnek olmuş, reform yapamadı battı.

      Atatürk, yaptıkları ile yönetici sınıfın reform isteğini topluma sundu. Anadolu coğrafyası üzerinde yaşayan toplumların istediği de bir durum değildi. Bıraksan, toplum bin yıl daha sultanlık yönetiminde yaşardı. Sultanlığı seven Türk gelenekselcileri Atatürk'ü Sultanlığı yıktı diye sevmezler. Halbuki sultanlığı yıkan, dünya şartlarına uyamamasıydı. Dünya devleri de yıktılar Osmanlıyı. Atatürk, kurulan devlete o dönem İstanbul yönetici elitlerinin görüşlerini aktardı.

      Yeni Türk devleti, milletin eline geçince gördünüz ne olduğunu. Yıkılana kadar gidecek böyle, reform yapamazlar, insanımızın doğalarında yoktur. Yazları 9 yaşında Kayseri eski sanayide mobilya atelyesinde getir götür işleri ile hayata girdim diyebilirim. Usta yetiştiren bir sistemimiz yoktu. Eski Türk ustalar, önceki Ermeni Ustaların çıraklarıydı, az usta yetişirdi. Yeniliğe adapte olamazlardı. Bir kaç tane kalan Ermeni usta vardı, paraları teknoloji almaya yetmezdi, onlar tasarıma yönelir, İstanbula ziyarete gider milletin aldığı tasarımları üretirdi. 12 yaşında yazın Kayseri de Ermeni Ustamın yanında eskiz kağıdına çizip, tahtaya yansıtmayı gördüydüm. Bana perspektif çizimini 12 yaşında öğretmişti. Ortaokul, lise, ÖSS ve ÖYS sınavında ne Geometri ne matematikten bir tane bile soru kaçırmadım. Öyle iyi kafama işletmişti. Türkiye 132. olup Boğaziçi Elektrik Elektroniğe girmiştim. Sanayi ustalığı öyle önemlidir. Sayıca çok azdırlar.

      Bizim Kayserinin köylüsü anlamaz. Başında ister papaz olsun, ister imam olsun, ister müslüman olsun, ister yahudi olsun, ister demokrasi olsun, ister kral olsun farketmez. Bunlar arasındaki farkı da bilmez. Köylerinden gelip kenti istila ettiklerinde, siyasileri de, devlet yöneticilerini de değiştirdiler.

      Şimdi, TV de gördüğün Tayyib var ya, bizim köylü milletin tam da özü o işte. Hık demiş, milletin burnundan düşmüş. Bi öyle bi böyle konuşması, dediğinin ne anlama geldiğini bilmemesi, bi siyasi duruşunun olmaması, güne uygun laf üretmesi, bugün başka yarın başka çözüm bulması...

      Bunlardan yapısal reform falan çıkmaz. Çıka çıka yapı çıkar, onun da maliyetini millete yıkarlar, kendi kurnaz inşaatçıları kazancına oturur, aldıkları parayı da nasıl kullanacaklarını bilmezler, çar çur eder giderler.

      Yerine de yeni sistem kuramazlar.

      Sil
    4. Hocam, yukarda arkadaşlar tarihten girerek cevap vermeye çalışmışlar.

      Bizim milletin anlamadığı bir şey var, milletin dnasına seçilmiş siyasi yöneticilerin ülke meselelerini çözeceklerine dair bir inanç kazılmış.

      Siyasetçi söz verir, oy almak için yapar. Bizim toplumda denetleme, check balance sistemi olmayınca, yalan söyler siyasi, yalanlar ile başa gelir.

      Yalan söyleyen adamdan niye beklerler yapısal reform yapmayı veya ülke sorunlarını çözmeyi. Boş bir bekleyiştir. Beklemekle zaman aşınmaz. Sadece Türkiye ile dünya arasındaki fark daha da açılır. Siyasetçinin çapı da yetmez ki sorunları çözmeyi, olan sorunları devam ettirir bunlar, başka işe yaramazlar.

      İktidara destek veren bir parti lideri açıklama yapmış. Vatandaşımız kasaptan et alacağına onun gibi canlı hayvan alıp kestirmeli, toplu alım yapmalıymış. Bu adam mı yapacak yapısal reformu? Bunun ağası da benim vergimle işleyen sarayda oturuyor.

      Sil
  70. Hocam Metaverse hakkında varsa eğer fikir ve kanaatlerinizi paylaşmanızı rica ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akşam eve geliyorsun, salona kuruluyorsun, gözüne 3d gözlük, eline çay, düğmeye basıyorsun, karşı sandalyede Mahfi hoca oturuyor, gülüyor, başlıyor sana dönüp faiz indiriminin maliyetini anlatmaya.

      Sil
  71. Mahfi bey, son tweet mesajınızı gördüm, topluma meslek erbabı lazımsa mutsuz üni mezunu üretmeyi eleştirmişsiniz. 45 yaşındayım, kendimi bildiğim 35 yıldır bu konuyu Türk toplumu içselleştirip kabul edememiştir.

    Almanca kendimi ifade sorunları yaşadığım için, babam elimden tuttu beni 13 yaşımda elektrik okuluna verdi, gelecek bu iştedir, elektriği iyi öğrenmemi istedi. Çok üzülmüştüm. Ama okulda öğretmenlerin yaklaşımı, elektrikli oyuncaklar yapmayı öğrenmek motive etti.

    14-15 yaşlarında yazları Kayseri'ye dayımın elektrik, TV tamirat dükkanına verirlerdi. Kayserililer yaptığım işi bir severlerdi sormayın. Zamanın elektrikçileri hareket sensörü takmayı bilmezdi, Kayseri de hacıamcanın tekinin evine taktım, gece abdest almaya kalkınca led lambaların yürüdükçe ışık vermesi bir hoşuna gitmiş, ona buna şuna derken işten kafayı kaldıramazdım. Dayım da kazandığım paraları bana verip, Kayseri kuyumcularından zamanın doyçe marklarını aldıkça acayip motive olur, mutluluğum ailemi mutlu ederdi.

    16 yaşında Kayseri sanayide bir fabrikanın makinalara giden elektrik, tel kablolarını döşedim. 2 hafta sonra mühendis beni çağırdı. Adamlar hayatlarında nizami kablo çeken işçi görmemişler. Her kablonun gerekli yerine notlar koymuştum, nerden nereye gider, volt, amper vs gibi. Adamlar bana iş teklif etti, iyi mi?

    O zamandan Almanya'da hocalarımız bize derdi, ilerde tüm arabalar elektrikli olacak, sizler ilk elektrikli araçlarda çalışan mühendisler olacaksınız.

    Elaatrıkçı, derler Anadolu'da, ahalimiz pek önemini kavramayamıştır, önemli bir alandır. Tıbbi cihazlar, otomotiv, ev eşyaları, inşaat, aydınlatma, makina, robotik, elektrikli cihazlar, tren ve uçaklar, bilgisayarlar aynı elektriği değişik değişik kullanırlar. Lise çağında, biraz da alanı belirleyip, bilgisayarlı devre tasarımları, şema, panel, hat çizimleri başlar. Orta okulda oturan el işçiliğinin üzerine teorik bilgiler gelmeye başlar. Sonra dönem dönem fabrikalara dağılıp, mühendislerden üretimdeki kullanımları öğrenilir. Meslek adamı böyle yetişir. Çalışan işe girer, devam eden üniversiteye geçer. Üni matematik, fizik, soyut teorinin başladığı, Faraday'ın niye önemli bir adam old anlaşıldığı dönemdir, güneşten kopan fotonun sensöre çarptıktan sonra, sensörün malzeme kimyası ile ne kadar enerji ürettiğinin hesap zamanıdır.

    Üniversite, branş ise, seçiminde temel bilgiye dikkat eder, öğrenciyi ona göre seçer. Türk üniversitesi, örneğin 19 yaşımdaki beni mesela elektrik elektronik birimine alamaz, almaz. Düşün ki, Boğaziçi ee müh girmek için Türkçe gramerimin çok iyi, tarih-coğrafyamın çok iyi olması gerek ki, ben elektriği iyi biliyorum, Boğaziçi EE girenler ise hiç elektrik devresi çizmeyi bilmiyor.

    Düşünün, üni 1. sınıfta okurken, ben Odtü, Boğaziçi, İtü elektrik-elektronik mühendisi öğrencilerine göre ciddi bir birikim kazancıyla başlıyorum. Üni bittiğinde Türk öğrenci 4 ben ise 9 yıl tecrübe ile sahaya girerim.

    Mesleki bilgi farkı devasadır. Kendim bir şey yapmadan toplumun mesleğe verdiği değer, 19 yaşındaki beni Türkiyedeki aynı yola giren diğer akrandan ayırır. Kişisel çaba ile daha da ilerlersiniz. Tabi ben doktorayı da verdim.

    Üni yıllarında ve sonrasında TR piyasasında çalışmak istedim, ancak, maddi beklentileri, proje yönetim anlayışı, kurum hiyerarşi kültürü ciddi uyumsuzluklar çıkarıyor. TR piyasasında hiç çalışamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu harika deneyimi paylaştığınız için teşekkür ederim.

      Sil
    2. Sizin harika yazılarınız yanında önemi nedir ki Mahfi hocam.

      Kız kardeşimi de benden 6 yıl sonra babam muhasebeye vermişti. Sizin branşınız old. için yazayım. Türkiyede ön muhasebe olarak geçen meslek liselerinde gösterilen 2 yıl. Ardından bilirsiniz, uzmanlaşma gelir, kardeşim istatistik, ekonometri, zaman serileri analizlerine üniversitede geçti. Muhasebe eğitimi alınca üniversite de ilgili bölümlere kayıt daha kolay olur.

      Bendeki durumun aynısı onun için de geçerli. Mesela, Bilkent, Odtü, Boğaziçi ekonomiyi kazanan bir öğrenci ekonomi hakkında hiç bir şey bilmezken, kardeşim muhasebe, uluslar arası ticaret, temel istatistik ve ekonometri, temel ekonomik kavramlar, üretim maliyetleri, yönetim maliyetleri konularında temel bilgilere sahip olarak üniversiteye giriş yapar.

      Yine kardeşim de istese, temel bilgilere hakim olarak Türk üni lerin ilgili bölümlerine giremezken, hiç bilmeyenler sınavla bu bölümlere Türkiyede girerler.

      Türk eğitiminin meslek ile ilgili büyük ironisidir. Küçükken Türkiyede ticaret liseleri idi sanırım vardı, emin değilim ama onların iyi üniversitelerin ekonomi bölümlerine girmeleri bir şekilde zor olurdu. Halbuki öncelikle girmesi gereken kişiler onlar iken.

      Kardeşim, üniversite sonrasında LSE, ardından akademik hayata girdi.

      Meslek böyle bir şey, ben böyle gördüm, 13 - 14 yaşından başlar. Üniversite sonrası Ustalaşır, doktora da diğer yaşayan ve eski ustaların eserlerini inceler, doktora sonrası kendi ustalığınızı hem konuşturur, hem kayıt altına alır, hem kabul ettirir, hem de yeni ustalar yetiştirirsiniz.

      Sil
  72. Hocam işsizlik oranı her ayın kaçında açıklanır

    YanıtlaSil
  73. Hocam, yaşınız yettiği için soruyorum.

    2022 yılındayız.

    Bugün bile sıradan vatandaşa "protesto" kelimesi söylendiğinde, tedirginlik ve tereddüt hâli oluşuyor.

    Bunun "temel" sebebi; 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde, darbe anı ve sonrasında yaşananların, üzerinden 42 yıl geçmiş olmasına rağmen vatandaşlarda bıraktığı korku izleri, korku tortuları mı?

    "Temel" sebep bu mu? Başka sebepleri sormuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok daha eskilere dayanıyor. Nazım Hikmet'in hapislerde sürünmesi, Sabahattin Ali'nin öldürülmesi iki çok bilinen örnek.

      Sil
    2. Almanya, Romanya ve Türkiye'de yaşayan 3 sokak köpeği karşılaşmışlar.

      Alman köpek başlamış, sokakta bir havlıyorum, hemen bana et atıyorlar.
      Romanyalı köpek sormuş, et ne demek?
      Türkiye'deki köpek sormuş havlamak ne demek?

      Aşağıdaki liste yeterli mi?

      - Abdi İpekçi
      - Kemal Türkler
      - Muammer Aksoy
      - Çetin Emeç
      - Bahriye Üçok
      - Turan Dursun
      - Uğur Mumcu
      - A. Taner Kışlalı
      - Necip Hablemitoğlu
      - Hırant Dink

      Alman köpek dedik, listeden Hablemitoğlu, Alman vakıflarının terör örgütleri ve Türk siyasetinin finansmanı ile ilgisini araştırırken 2002 de öldürüldü. Burada bazen kripto isim ile yazıyorlar ya, Türkiyeyi Batı İstihbaratı yönetiyor diye...

      Türkiye'yi Türk insanı yönetse, hiç Türklerin protestosunu engeller mi? Basit mantık yeterlidir. Kazakistan'dakiler biraz isyan edince nasıl Rusya'dan özel kuvvetleri çağırdılar isyanı bastırsın diye. Kazaklar yönetse, Rus özel kuvvetlerini yardıma çağırır mı? Ruslar da çağrılmadan dan önce hazırlık yapmış bile.

      Sil
    3. Hocam, siz Cumhuriyet tarihinin eskilerine gitmişsiniz, daha da eskilere dayanır, emir demiri keser derler, celali diye milleti kuyulara tıkıp katletmeler...

      Anadolu insanı Osman'ın düzeni ile nasıl baş edebilirdi ki? Anadolu'dan toparladığı çocuklar ile Balkanları vurur, Balkanlardan topladığı çocukları yetiştirip onlarla Anadolu'ya vururdu. Osman'ın savaşlarına insan mı dayanırdı? Cumhuriyetten önceki son 500 yılda Anadolu nüfusu hiç artmamış. İnsanlar eğitim alamamış, iyi kötü eğitim alanların kelleri alınmış, Anadolu da şehir kuracak kadar bile insan kalmamış ki.

      Üniversitede bir mimar hocam yorum yapmadan anlatmıştı.

      Hiç dedi dikkat ettiniz mi eski İstanbul konaklarına, yalılarına? Onların isimlerine? Hepsi ya bilmem ne paşa konağı, ya bilmem ne valide yalısı, ya bilmem ne valisi köşkü, bilmem ne şehzadenin korusu....

      Hiç var mı aralarında bilmem ne kasap efendinin, at arabacı bilmem ne efendinin, tüccar bilmem ne efendinin mülkü? Rönesans ile Avrupa da burjuvazinin iyi kötü konakları çıkarken, bizde sadece Osman'a kulluk edenlerin mülkleri vardır. Tabi kelleyi koruyabilmişlerse mülkleri ailelerine geçer, yoksa Osman malına mülküne çöker. Biraz biraz Osman paraya sıkışınca, bazı bankerlerin malına çökemediği için onların malları olmaya başlamış, sonra da Osman çöktü zaten.

      Bize de ya devlet başa ya kuzgun leşe diyen, Osmanın zombileri artıkları kaldı. Şimdilerde size de yolda telefon markası soruyorlarmış, ne yapacaklarsa? Ülkenin tercih ettiği telefon modellerini mi analiz edecekler acaba?

      Sil
    4. Hocam bir de rezerv konusuna değiniyim eğer bir ülkenin kendi parası rezerv para değilse(yapısal güç) ,rezerv miktarı ne kadar fazla olursa olsun bur rezerv fanıdır (yani yüksek iyi de olsa ,konjonktürel dir )

      Sil
  74. Hocam, sizin gösterge tablosuna göre kamu tarafı epey bir toparlamış, hele bütçe dengesi mükemmele yakın çıkmış, maşallah mı diyelim? Hazine - MB döviz hüllesinin kamu maliyesine etkisi mi diyelim? Ne diyelim bilemedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam hocam, sizin göstergeler tablosundaki kamu tarafı iyileşmeleri, enflasyon rakamının hatalı ölçümü ile yakından alakalı mı?

      Sil
  75. Hocam bu haliyle türkiye bu sene g-20 de içinde tutanabilinir mi ? yapısal reformlar oy kaybetirir de ,döviz kurunun yol açtığı hayat pahalalğo oy kaynetirmrz mi ,türkye nin geçmişinine bakışdıgında her iktidar enflasyona yenilmiştir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. G20, bölgesel temsiliyete de dikkat ediyor. Ekonomi ile düşüş hemen olmaz.
      Ancak, İran mesela, batı ile iyi ilişkilerde olsaydı, günümüz koşullarında TR ekonomisinden daha ilerde olurdu. G20 de TR yerine İran olurdu.

      Şimdilerde, gelecek projeksiyonu yapıldığında Arabistan davet edildi bir kaç yıldır. İlerde olursa, Arabistan TR yerine geçer.

      Sil
  76. Hocam maliye politikası icin hangi kitabı önerirsiniz

    YanıtlaSil
  77. Keşke, ama keşke Fenerbahçe'nin teknik direktörü siz olsanız Hocam...

    Bunu çok, ama çok isteriz...

    YanıtlaSil
  78. Milletin kafası da ayrı bi güzel, ekonomisti bizim millet sanki hükümetin alternatifi, muhalifi çözüm veya muhalefet üreten kişi olarak görüyor. Garip yahu, gerçekten garip.

    Hocam, iktisatçı kimdir diye bir yazı yazın en iyisi, arada mallara link atarız.

    Bunların reisi, kafalarına satranç tahtası ata ata başladıydı kariyerine,
    malını öğrenince zamanla, çay atmaya başladı.

    Biz de Mahfi Eğilmez yazıları atıyoruz, tahmininiz üzere pek işe yaramıyor kitle üzerinde,
    susuz, gübresiz çorak topraklara tohum atmak gibi, insan tohuma acıyor.

    YanıtlaSil
  79. hocam öncelikle yazınız için elinize sağlık , teşekkür ederim .
    güncel ticari faiz oranlarını söylüyorum : yeşil renkli banka : %38-%41 , koyu mavi renkli banka : % 32-%35 , kırmızı renkli banka (devlet olan ) : %18-%22 seviyelerin de limit bulursan oda . reeskont tl kresi %10 (mb krediyi duyurdu 5 gün sonra kapattı limit yok diye , exim söik %14 işlemler genel müdürlükte bekliyor , kimseyi onaylamıyorlar. )
    tl cinsinden piyasa factoringlerinde oran % 45- %52 arasında , şimdi bana tahsilatlarının % 80 ninin ortalama 180 gün vadeli çeklerle yapan bir firmanın , emtia fiyat artışlarının üzerine bir de vade farkı eklemesi sonucu ürününü satmak için belirleyeceği fiyatın talep yönünü bi anlatsın , ben söyleyeyim talep yok. sonumuz bu talebin olmaması.
    üretimin devam etmesi için krediiyi de alamadınız , ihracat yapalım dediniz 30.000 usd üzerin olan beyannameninin % 25 i ni de devlet bana sat dedi açıklayacağı kur muamma , açıklasa bile dolar borcun var kur oynak döviz gelirisni sana sattırdı sonrada tl den geri aldırdı aradaki farkı da özel karşılasın dedi , sonra neden yatırımcı yok , Türkiye de üretici olmak, yatırımcı olmak dünyanın en zor ve riskli şeyi.

    YanıtlaSil
  80. Mahfi hocanın yazılarını okurum, severim ama yeni bir sistem bulunmalı diyenlerdenim.
    Bugünkü Mahfi hocanın beyanına yorumum:

    Çözümün faiz artırımı olmadığı % 7500 faiz verildiği bir ülkede anlaşılamamış olması ilginç. Şimdiki uygulamanın da tek başına çözüm olmadığı da belli ama faiz artırımı olmadığı da kesin.
    Çözüm Dijital Planlı Üretim Ekonomi Sistemi kurularak gelebilir;
    Toplu tüketim ürünlerinin konfor ve lüks ürünler olarak ayrılıp, konfor ürünlerinde üretim ve ihracat miktarının Dijital Milli Planlama Teşkilatı tarafından belirlendiği, üreticinin zarar ettirilmediği, kar marjının ürün grubuna göre belirlendiği, sermaye israfının olmadığı, sermaye hareketlerinin kontrollü olduğu, bize özel bir sistem oluşturmak çok zor değil. Dijital Milli Planlama Teşkilatı tüm ürünlerin, tüm hizmetlerin üretim ve ihtiyaç miktarını dijital ortamda yayınlar ve buraya kayıtlı olmayan ürünlerin, yatırımların, yurt içi satışına % 50 stopaj uygularlar, her sektör odasına enflasyonu kontrol etme görevi verirse sistem kolayca istikrar sağlayacaktır. Bunu uygulayacak yetişmiş insan gücümüz fazlasıyla mevcut. IHA' nın yazılımından çok daha kolay.
    Bu uygulama sonucunda fiyatlar, faizler ücretler vb. dünyadaki milli gelir sırasına göre oluşacaktır. Döviz TL yi zorlayıp gelişmiş dünyadan daha fazla faiz vermeye zorluyorsa döviz hareketleri de ilgili kurumun iznine tabi olur. Dijital sisteme geçerken TL döviz sepetine ve ülkedeki mal varlıklarına endeksli hale getirilir.
    Verimlilik kredi sistemiyle sağlanır. Kredi geri dönüşüm zamanına bağlanır. En kazançlı sektör ve stratejik ürünler öncelikli olur. Lüks ürünlere ikinci el değeri kadar ya da yarısı kadar verilir. Hatta hangi mahalleye belirli kişi ve mekanla ne kadar konut, market, mağaza, lokanta vb. ihtiyaç olduğu bile bu kurum tarafından belirlenir ve ihtiyaç olmayan yerde yenisine kredi verilmez. Böyle bir sistemde faturalarda dijital olacağı ve net mal varlığı hariç kısmı şirket hesabı dışına çıkmasına müsaade edilmeyip, peşin sistemde yapıldığında, dövize endeksli ürünlerin hareketleri izne tabi olduğundan, bu ürünler yerli malı ise ne kadar kredi verilirse verilsin enflasyona sebep olmayacaktır. Çünkü üretilip geri gelecektir.
    Detaylı düşünülüp uygulanabilmesi ümidiyle....
    #DijitalMilliÜretimEkonomisi #DijitalMilliÜretimEkonomisi #EkonomiSistemi #FinansSistemi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediklerinizi yapabilmek için önce faizi enflasyonun üzerine çıkararak ekonomiyi dengeye oturtmanız gerekir. Ben de faizin çözüm olmadığını biliyorum. Ama çözüme giden yol faizi doğru düzeye çıkarmakla başlıyor. Yoksa hep yanlış yapıyorsunuz. Kur yanlış oluyor fiyatlar yanlış oluyor. O kadar yanlışın içinden de doğru üretim çıkamıyor.

      Sil
    2. Mahfi bey, evet şu an yapılanlar komple hatalı. Bir şeyi yarım yapmak, hiç yapmamaktan daha kötü.
      Bunları komple bir sistem içinde yapmak lazım. Bunu hemen yapabilecek bir başkanlık sistemi var ama meyve, sebze fiyatını belirleyecek bir planlama başarılamıyor.
      Bütün bir sisteme karar verilip, bir plan dahilinde uygulanması çözüm olacaktır diye düşünüyorum.
      Saygılar

      Sil
  81. Hocam bilgilendirmeleriniz için çok teşekkür ederim öncelikle. Teorik bilgilerimi pratiğe dökmek için bir soru sormak istiyorum. Düşük faiz politikasının kısa vadede yüksek kurla birlikte maliyet enflasyonuna yol açtığı aşikar fakat uzun vadede dışlama etkisini ortadan kaldırıp yatırımları arttıracağını aynı zamanda kamu borçlanmasını rahatlatacağı için büyümeye faydası olacağını söyleyebilir miyiz?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rezervlere Ne Oldu?

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz