Modern Arz Yönlü Ekonomi

Eski Arz Yönlü Ekonomi Yaklaşımı

Arz yönlü ekonomi görüşünün savunucularına göre ekonomik dengeyi ve istikrarı sağlamanın yanı sıra üretimin arttırılması yoluyla toplumsal refahın yaygınlaştırılması amaç olarak alınmalıdır.

Arz yönlü iktisatçılar, üretimi arttırmak için vergilerde indirim yapılmasını, üretimi kısıtlayan çevre koruma standartlarının hafifletilmesini, deregülasyona gidilmesini (genel olarak kuralların gevşetilmesi) önermekte, bu yolla üretimin artacağını ve ucuzlayacağını ileri sürmektedirler. Onlara göre talep denetimi yoluyla sağlanacak enflasyonla mücadele politikasının yerini arzı arttırmak suretiyle yaratılacak fiyat ucuzluğu politikası almalıdır. Bu teze göre aşırı yüksek olan vergi oranlarında yapılacak indirimler, bir yandan insanların daha fazla çalışmasını teşvik ederken bir yandan da vergi kaçırma arzularının düşmesine yol açacak ve vergi tahsilâtını azaltmak bir yana artıracaktır. Benzer şekilde kurallarda yapılacak gevşetmeler de üretimi teşvik ederek arzın artmasını ve fiyatların düşmesini sağlayacaktır. Görüleceği üzere arz yönlü ekonomi yaklaşımı bir ekonomik teori olmaktan daha çok bir ekonomi politikası uygulama aracı görünümündedir.

Arz yönlü ekonomi ABD’de Reagan, İngiltere’de Thatcher ve Türkiye’de Özal zamanında uygulanmış, fakat iddia edildiği gibi vergi oranı indirimleri vergi tahsilâtını artırmamış, kurallarda yaratılan esnetmeler de üretimde ciddi bir artışa yol açmamıştır. Bunun nedenleri üzerine yapılan çalışmalar vergi oranlarının, bu tezi ortaya atanlardan Arthur Laffer’in iddia ettiği kadar yüksek olmadığı ya da durumun bir çan eğrisi ile temsil edilmesinin yanlış olduğu yolunda sonuçlara ulaşmıştır. 

Arz yönlü ekonominin vergi oranlarının düşürülmesi önerisi; bütçe açıklarının artmasına ve kamu borçlanmasının yükselmesine, çevre önlemlerinin azaltılması önerisi; çevrenin daha çok tahrip olmasına, deregülasyona gidilmesi önerisi; kuralların zayıflatılmasına ve bunun sonucunda etik dışı kazanç yollarına sapılmasına kaynaklık etmiştir. Özetle söylemek gerekirse küresel krize giden yolda arz yönlü ekonomi yaklaşımının olumsuz katkıları olmuştur.

Modern Arz Yönlü Ekonomi Yaklaşımı

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, Dünya Ekonomik Forum’unun Davos toplantılarında yaptığı bir konuşmada ‘modern arz yönlü ekonomi’ uygulamasından söz ederek, Biden yönetiminin bu yaklaşımı benimsediğini ifade edince dikkatler bu kez arz yönlü ekonominin modern biçiminin nasıl olacağına çevrildi. Yellen konuşmasında Başkan Reagan döneminde uygulamaya konulmuş olan eski arz yönlü ekonomi yaklaşımının büyümeyi yükseltmekte başarısızlığa uğramış bir strateji olduğunu, vergi indirimlerinin ileri sürüldüğü gibi kazançlar sağlamadığını, kuralların kaldırılmasının çevre sorunları yarattığına vurgu yapıyor. Bu eleştirilerden sonra Reagan döneminde uygulanan ‘eski arz yönlü ekonomi yaklaşımından’ büyük ölçüde farklı olan ‘modern arz yönlü ekonomi’ yaklaşımıyla ilgili görüşlerini açıklıyor. Açıkladığı görüşler henüz kapsamlı ve net olmasa da ‘modern arz yönlü ekonomi’ olarak tanımladığı yaklaşımın şimdilik birkaç özelliği öne çıkmış görünüyor: Emek arzının ve verimliliğinin yükseltilmesi yoluyla ekonomik büyümenin canlandırılması, bu yolda adımlar atılırken vergi aracı kullanılarak gelir dağılımı eşitsizliğinin azaltılması ve çevreye verilen zararın düşürülmesi.  

Yellen, Reagan döneminde uygulanan eski modelde vergi indirimleri yoluyla vergilerin ağırlığının sermaye sahiplerinden emek sahiplerine doğru kaydırıldığını ve bunun gelir dağılımı eşitliğini daha da bozucu etki yarattığını belirtiyor. Yeni yaklaşımın kilit noktalarından birisi olan gelir dağılımı eşitsizliğini azaltma adımının temel dayanağı olarak zenginlerden ve kurumlardan daha yüksek vergi alınacağının altını çiziyor.  

Henüz ayrıntıları tam olarak belirlenmemiş olsa da Yellen’in ‘modern arz yönlü ekonomi’ olarak adlandırdığı bu yaklaşımın yeni bir yaklaşım olmadığını, ortodoks ekonomi politikasına birkaç yeni yama yapılmasından ibaret olduğunu söylemek mümkün. 

Yorumlar

  1. Icten yanmali motora dayali ekonomi yani petrole dayali ekonomik anlayis rafa kalkmadigi surece dahasi para birimleri gumus altin bakir gibi bir emtiaya baglanmadigi surece bu is zor.
    Hem petrole dayali bir ekonomik model olacak hem karsiliksiz paraya dayali bir ekonomik yapi olacak. Bu is olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok arz yonlu yok talep yonlu yok keynesyen yok reagen laffer yok ortodoks yok heteredoks yok modern yonlu gorus modellerin hepsi karsiliksiz paraya ve petrole bagimli icten yanmali motora bagimli sistemler.
      Artik dunya kabina sigmiyor kati olan hersey maddenin 3.safhasi oluyor buharlasiyor. Dunyanin cevreci ekolojik geri donusumlu bir ekonomik modele ihtiyaci vardir. Verimlilik kavrami hep ama hep insan kavrami uzerinden dusunuldu bunun uzerinden hesaplar modellemeler yapildi uygulamaya kondu. Insan-makine diyalektigi olumlanmaya calisildi Cevre bu denklemin disinda kaldi. Artik cevre verimliligi soz konusu olmali cevre verimliligi soz konusu olmadigi zaman makinada iyi islemez insanda verimli olmaz(en basitinden trafik vs yasar)

      Artik karsiliksiz para deger yitiren borclanmaya krediye kredinin odenmesi icin insanin verimli calismasini saglamak calistiginda da maas hikmetinde aldigi eriyen paraya talimi bitmelidir. Bu durum daha cok borc daha cok spekulasyon getirmistir. Boylesi para sisteminin enflasyonik yapisi nasil zararliysa deflasyonik yapisida bir o kadar zararlidir. Dolayisiyla saglam para sistemi oldugu vakit daha surdurulebilir spekulasyonun az oldugu gelir dagilimi surecinin bozulmadigi tamir oldugu bir para sistemi olgunlasabilir.

      Sil
    2. Petrole dayalı ekonomi ortadan kalkınca Türkiye'nin durumu ne olacak peki?
      Tüm altyapı ona göre yapılmış. Ülke 100 yıldır kazandığını buraya vermiş.
      Avrupa'da bir kaç ülke, dünyada bir kaç ülke yeşil enerji yatırımlarına başladı, hükümetler altyapı hazırlıklarını bitireceklerini açıkladı. Türkiye de ne var?

      Mesele motor değil ki? Ülkedeki tüm arabaları elektrikli yapsan, elektrik kablo altyapısı o kadar arabaya elektrik taşımaya elverişli değil. O kadar enerjiyi nasıl depolayacağı belli değil, termik santraller ciddi oranda enerji üretiyor. Onlar ne olacak?

      Rusların yaptığı uyduruk, siyasi rüşvet icabı kurulan nükleer santralin elektrik üretim maliyeti AB ortalama elektrik satış fiyatının üzerinde.

      Ne olacak? Türkiye yine borç alacak, hem de çok yüklü miktarda borç alacak, tüm bunları finanse etmek için bir 50 yıllık borç alacak. Hangi paraya bağlarsan bağla, ister altına ister gümüşe, borcu gümüşe çevirip yine alırlar.

      Sil
    3. Adsız24 Ocak 2022 20:36
      Adam dünyadan, dünya ekonomik sisteminden bahsediyor Sen Türkiye'yi merkeze almış konuşuyorsun, devam et

      Sil
  2. Sayın hocam kaleminize sağlık. İki sorum olacaktı, kıymetli vaktiniz ayırıp cevaplarsanız çok sevinirim.
    1. KDV düzenlemesiyle ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sadeleştirmeden bahsediliyor. Birçok sektörde 1,8,18 oranlarından vazgeçilip tek bir oran olacağı söyleniyor. Bu durumda katma değeri yüksek ürünler adil bir şekilde vergilendirilebilir mi?
    2. Türkiye’de kayıt dışı olayı çözülürse belki her şey çözüme kavuşmaz ama bu büyük bir reform olmaz mı? Hükümetler bunu çözmek mi istemiyor yoksa çözemiyor mu?
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Aslında KDV makul bir oranda tek oranlı bir vergi olmalı. Çünkü normal işlediğinde bir sonraki aşamada mahsup var. Oran farklı olduğunda sistemin özü zedeleniyor.
      2. Kayıt dışılığı çözmenin yolu riskleri düşürmekten geçiyor. Bizde ise her gün yeni bir risk yaratılıyor. Ekonomiyle hiç ilgisi olmasa bile Sezen Aksu için söylenen sözler risk yarattı. Böyle bir ortamda kayıt dışı çözülmez tam tersine artar. Burada dikkat edilmesi gereken konu kayıt dışına yakın sistem dışı varlık olduğudur. Yani insanlar kayıt içinde kazandıklarını da yastık altına, banka kasalarına çekerek sistem dışına çıkarıyorlar.

      Sil
    2. Teşekkür ederim hocam. Aslında ben kayıt dışı derken, kayıtdışı istihdamı ya da fazla ücret verip asgari ücret gösterilmesini, faturasız satışları, eksik beyan edilen ya da hiç beyan edilmeyen gelirleri vs vs kast etmiştim.

      Sil
    3. KDV üzerine:

      Hocam, sene 2013, malum bazı olaylar olmuş, benim iki önemli müşterim projelerini ötelediler. Nerden baksan 11 mühendisin maaşı o projelerden çıkıyor. Bir iş etkinliği için İngiltere'ye gitmiştim, gitmişken boş durmadım bir şirket açtım, çok ama çok küçük bir yer. Bi masa bir sandalye, ilk masraflar. Hep hayalimde vardı, İstanbuldaki işleri dengelesin diye yurtdışına açılmak. soranlara da Var bi hayalimiz diye başladım. Şirket ama sadece kuruldu, kağıt üzerinde.

      İstte geldim, 6-7 ay geçti, şirket kaynakları eriyor, mühendisler yetenekli asla bırakmak istemiyorum, müşteriler hala onay veremiyor, bunalmışım, boş boş dururken İngiltere banka hesabına girmek aklıma geldi. Bi baktım 70-80 pound kadar bi para var. Hesapta 5 kuruş olmaması lazım, bu para nerden geldi, baktım gönderen kurum vergi dairesi.

      Aldığım o ucuz masa - sandalye - kablo vesairin KDVsi onlara borç olduğu, ben de hiç fatura kesmediğim için dönem sonu bana gönderilmiş. Ekrana baktım öylece kalakaldım. Hayatımda hiç KDV iadesi, haketsem bile alamadığım için, bi de vergi dairesi para verirmiymiş diye şaşkınlıktan ekrana öyle bakıp kaldım. O an karar verdim, ticaret yerim orası dedim.

      2015 sonuna kadar, Kayseri, İstanbul ofislerim vardı, kademeli hepsini kapadım. Buraya enerjimi verdim. Mühendis sayısı daha da arttı.

      KDV oranı da önemli değil. KDV nin nasıl yönetildiği önemli. Ha İngiltere de yüzde 20.

      KDV deyip geçmemek lazım.

      İş dürüstlük ister, doğru kantar ister, yeri gelir küçücük bi KDV kantar olur, koskoca sistemi ölçer.

      Sil
    4. Adsız24 Ocak 2022 12:10, sizin yorumunuza cevap verecektim ama en güzel cevabı
      Adsız24 Ocak 2022 18:17 yazmış.

      Eğitim firmalarında uzun süre çalıştım, muhasebe olarak bilemem ancak, firma sahiplerinin hep derdi muhasebeciler ile görüşmelerinde KDV alamamak üzerine idi.

      İyi bilinen bir eğitim firmasında, bir kaç sene KDV almak istemişler, her seferinde maliye müfettişleri denetime gelip, usulsüzlük diye cezalar kesmiş, bunlar da bıkmışlar.

      İngiltere vergi dairesinin durumu buna giriyor. Avrupa'da muhasebe bilmenize gerek yok, vergi dairesi hesabınıza yatırır. Türkiye'de KDV yi maliyeden alabilmenin bile ciddi müşavir uzmanları var.

      Firma devletten alamayınca;
      1. Naylon fatura alıyor, iki üç senede bir af ile ceza kesilmiyor.
      2. Firma kaçırabildiği kadar geliri maliye denetimi dışına bırakıyor, örn; bireysel eğitim ücretini kredi kartı yerine nakit, havale edenlere ek %5 indirim gibi.
      3. Esas çalışanları parça başı iş, örn; eğitim başına ödeme vs gibi kayıt dışında tutmaya başlıyor.
      4. Gerekli gereksiz tüm masrafları, örn; patronun kendisine kira geliri için satın aldığı ev, yatırım gösterip gelirleri düşürüyor.

      Bunlar masum olanlar. Evet, yıllar boyu çıkan aflar yüzünden naylon faturanın caydırıcılığı kalmadı.

      Şirketler düzeyinde KDV nin bir anlamı da kalmadı. Ancak, fertler düzeyinde, verginin şirketler üzerinden bireyler üzerine atılmasında önemli bir maliye aracı. Bu yüzden KDV var.

      25 yıldır çalışırım, bir tane bile çalıştığım firmanın KDV ödediğine şahit olmadım. Ay sonu hep denkleştirilir veya naylon fatura ile üleştirilir, o da olmadı eş doşt tanıdıktan geçici bir fatura alınır. Onların KDV si bu şirkete transfer edilir, bi sonraki dönem tam tersi yapılır.

      SMMM yetkim yok, işim gereği sadece aynı ortamlarda kendileri ile konuştum. Mahfi hoca bildiğim kadarı ile yeminli SMMM yapabilecek yetkinlikte, onun bildiklerini bilme imkanım yok.

      Sil
    5. KDV indirimleri ozelinde Gidada KDV indirimleri iyi bir seydir. Tarladan ureticiden tuketiciye pazara giden surecte nasil farkli faktorler aracilar fiyat farkini olusturuyorsa bu surec icinde kdv ile devlet de yer almaktadir. Bu acidan devletin boyle bir surecteki rolunden kismen vaz gecmesi kdvde indirim yapmasi iyi bir seydir.
      Bu durum fiyatlar uzerinde istikrar indirim ve de gidada kayit disilik haksiz rekabet ile mucadelede ve saglikli gida sureclerinde bir ivme saglar. Hatta gida arzi uretimini de destekler.

      Ancak Turkiye gibi tarim politikasinin olmadigi gida politikasinin onemsenmedigi dahasi yuksek enflasyon yasayan bir ulkede kdv indirimin bir etkisi olmaz.
      Kdv indirimlerinin pazara tuketicin cebine yansimasi icin enflasyonun en fazla %5lerde olmasi lazim. Bunun aksi durumunda mesela %8-10 enflasyon kosullarinda; indirim ya enflasyon nedeniyle saniyeler icinde kaybolur fiyatlara islemez ya da en iyi ihtimalle gidayi piyasaya sunan pazarcinin marketin cebine kalir. En iyi ihtimal diyorum cunku en azindan cebine kaldigi icin belki gelecekte yapacagi zammi bir iki ay erteler.
      Yuksek enflasyon kosullarinda ise bunlarin hic biri olmaz kdv indirimin hic bir etkisi olmaz

      Sil
  3. hocam yazınız için teşekkürler. Emek arzının ve verimliliğin yükseltilmesi demek ucuz işçilik mi yoksa kalifiyeli eğitimli işgücü mü ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Tam olarak ne kastedildiği henüz açık değil. Umarım ikincisidir.

      Sil
    2. Selam, genellikle kalifiyeli eğitimli işgücüdür.

      Ucuz işçilik konusunda dibin dibinin rekabeti verimlilik getirmez. Türk işçisini ucuzlatıp piyasayı ele geçireyim derken, karşınıza Bangladeşli daha ucuz, Nijeryalı daha ucuza daha çok çalışan, Filipinli hem dil bilip uluslar arası görüşmeleri yapan hem de ucuza çalışan işçiler çıkar.

      Onların yapamadığını kalifiye işçi yapar, onlara da satar. Mesela, otomobil yazılımı, mesela cep telefonu, mesela mikro dalga fırın, mesele hükümetlere satılan uçak, askeri techizat ve araçlar, mesela asansör, mesela gübre tohum, mesela kaliteli ve ucuz gıda, mesela pil, batarya, mesela güneş enerjisi, bilgisayar, çip, mesela çelik ürünler, metrolar, otobüsler... Liste uzar gider.

      Siz de oturduğunuz odada şöyle bir etrafınıza bakın, hayatınızın olmaz ise olmazları arasındaki eşyalara, farkında olmadığınız ama yurtdışından gelen ürünlere bakın, mesela ampülünüze bakın.

      Ben misal, yerli ampül hiç görmedim hayatımda. Yerli ve milli denilen, yabancı ampül var. Üretimi, işçisi yerli, patenti yabancı.

      Sil
  4. Hocam Reagan döneminden bugüne 5 başkan ve 32 sene geçti Yellen de uzun seneler Fed yöneticiliği yaptı,şimdi suçu Reagana atıp kendi aymazlığına kılıf mı arıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reagan'ın arz yönlü ekonomi uygulamasının yanlış olduğu o zamanlar da söylenmişti zaten. Ben de Özal'ın aynı yöndeki uygulamasının (gelir vergisinde indirimler ve bütçe dışı fonlar kurulması gibi) yanlış olduğunu daha o zamanalar Hazine'de bürokratken eleştirmiştim (basında yer almıştı.) Ama o zaman hoşgörü vardı ve Özal bana çok kızmış olsa da bir şey yapmamıştı.

      Sil
  5. Hocam Reagan ın ekonomi danışmanı laffer in çan eğrisi vergi oranı&vergi geliri oranıydı galiba..daha önceki bir yazınızdan hatırlıyorum hiç iktisat eğtimi görmedigim halde..
    ben şimdiye kadar hep iktidar partisine oy verdim

    https://i.hizliresim.com/hdofi7n.jpg

    bu resmi 5 muhalif partiye online gönderdim,eğer siz iktidara gelirseniz bizi onlarla 1yıl içinde eşitleyecekmisiniz diye,sadece deva partisinden cevap aldım,genel başkanımız ekonomi yönetiminde söz sahibi olursa alkol ve tütün dışındakileri mümkün olacak diye bir yanıt geldi,sizce bu mümkün mü?diğerleri vatandaşla ilgili degil,eksi puan..
    ikinci sorum hani klasik iktisatta bir kıtlık kavramı vardır,sizce türkiyedeki mevcut durumun sebebi bununlamı ilgili yoksa yanlış ekonomik kararlardan dolayı oluşan güvensizlik ortamı daha mı etkili?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostum ekonomi bilmene gerek yokki senin, neden kendini yoruyorsun ki? Sen üzerine düşeni yapıp kendilerine oy vermişsin. Düşünmene gerek yok ki, yerin cennete hazır zaten. Düşünüp kendini yorma boşver. Ufacık dünyanda mutlu değil misin? Boşver dışarı çıkma sakın yoksa mutsuz olursun benden söylemesi...

      Sil
    2. 1. Türkiye'de yalnızca ekonomi politikası değil sosyal ve siyasal politikalar da yanlış. Riskleri sürekli artıran o nedenle kuru ve enflasyonu yükselten bir yönetim anlayışı var. Bu değişirse ve riskler düşürülebilirse o dedikleriniz mümkün olabilir.
      2. Kıtlık kavramı klasik iktisatın değil dünyanın genel sorunu. Her şeyden önce soluduğumuz hava ve içtiğimiz su bile kıt kaynak. Yaşanan çevre sorunları sonsuzmuş gibi görünen bu iki unsurun aslında kıt kaynak olduğunu gösterdi bize. Kıt kaynakların başında zaman geliyor. Türkiye, zaten kıt olan kaynakları iyi kullanamadığı için ne yazık ki ek sorunlar yaratıyor. İyi bir organizasyonla bu sorunlar ortadan kaldırılamaz belki ama minimum düzeye indirilebilir.

      Sil
  6. Hocam selamlar,

    İki sorum vardı, birincisi yeni imf raporunda 2021 gsyh için 9400 dolar yazmışlar hocam, sitenizdeki göstergeler kısmında 8792 dolar yazmakta. Acaba tahminler bu konuda netleşmiş midir hocam?

    İkincisi de 2022 için 7138 dolarlık bir tahmin var hocam yine sitenizde. Daha ocak başındayken böyle dramatik bir düşüş nasıl tahmin ediliyor acaba? Kur 2021 sonlarında yaklaşık %80 yükseldiğinden ve 2022'de de tl'nin değer kaybının devam edeceği öngörüldüğünden mi acaba böyle bir tahmin yapılıyor?

    Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF Raporu Ekim tarihli. O nedenle tahminler eski kaldı.
      2022'deki düşüş tahmini kurda artış olacağı tahminine bağlı.

      Sil
  7. Hocam biliyorsunuz elhamdülillah sayın devlet büyüklerimizin kontrolü ve bilgisi dahilinde g20den düştük.

    Benim sorum iranın milli geliriyle alakalı. Şuan imf 17 inci sırada gösteriyor. Ama internette aramaya başlayınca çok farklı sayılar çıkıyor. İmf 1 trilyon doların üzerinde gösterirken bazı yerler 300 400 milyar civarında gösteriyor. Bunun nedeni ne olabilir çok fazla fark var çünkü. Siyasi olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam iranda illüzyon var değil mi? Devletin sabit kuru 1 dolar 42000 riyal, ama serbest piyasa 1 dolar nerdeyse 300.000 riyal. Dolayısıyla devletin kuruyla hesaplandığı için 1 trilyon doların üzerinde milli gelir, halbuki piyasa kuru olsa 200 300 milyar dolar arasında olacak. Sizce hangisi ile hesaplanmalı hocam?

      Sil
    2. G20'den düşmedik. G20 yalnızca GSYH büyüklüğüne değil coğrafi eşitliğe de bakılarak oluşturulmuş bir grup. Mesela Güney Afrika GSYH büyüklüğü açısından aslında oldukça geride olmasına karşılık Afrika'yı temsil etmesi için G20'de yer alıyor.
      IMF verilerine göre İran'ın 2020 GSYH 836 milyar Dolar (bizimki 720). Sizin 1 trilyon doların üzerinde dediğiniz GSYH Satınalma Gücü Paritesine göre hesaplanmış olanı.

      Sil
    3. Başka kaynaklar farklı gösteriyor.. İran işi biraz karışık.

      Sil
  8. Sayın Hocam! Bence gelecekte makinalar, yapay zekalar çalışmalı insanlar da yan gelip yatmalı. Arz eşit olmasa da temel ihtiyaçlardan başlanarak devlet eliyle dengeli biçim de dağıtılması:)) Bir gün neden olmasın ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olursa şahane olur. İnsanların artı zamanı artacağı için sanatta, edebiyatta, felsefede patlama olur.

      Sil
  9. Hocam yazınızda refahın yaygınlaştırılması için üretimin arttırılması gerektiği savunulduğunu yazmışsınız.

    Ülkemizde belki de savaş yıllarında bile görülmeyen sanayide 3 günlük elektrik kesintisine gidiliyor, elektrik, doğalgaz ve benzin zamları yapılıyor. Yani üretimi kısıtlamak için elimizden geleni yapıyoruz.

    Bütün ekonomik kuralların tersini uygulamayı ekonomi programı yapmışız anlaşılan.

    YanıtlaSil
  10. Hocam,

    Modern arz yönlü ekonomi nedir?

    YanıtlaSil
  11. Klasik bir evdeki hesabın çarşıya uymaması durumu var. Reagan döneminde vergileri azaltalım, elleri bollaşan iş adamları yeni yatırımlar yapıp arzı attırır ve enflasyonu düşürür demişler ama yerli ve milli olmayan iş adamları o paralarla ya keyif çatmışlar ya da yatırımları gidip emek ucuz ülkelere yapmışlar.
    Zenginlere vergiyi arttırıp emekçilerin ellerini bollaştırınca bakalım emekçiler ne yapacak? Tüketimi arttırıp büyümeyi ve yeni yatırımları yukarı mı çekecekler yoksa gayrimenkul ve dövize yönelip tasarrufa mı yönelecekler? Eğer ikincisi olursa zenginler başlarım yatırımına da diyebilir.
    Özetle, ekonomi her ne kadar matematik gibi görülse de aslında ne yapacağı kestirilemeyen insan davranışlarını tahmin oyunudur. Tutturma ihtimali de çok düşüktür.

    YanıtlaSil
  12. Sayın Hocam; Ekonominin en basit tanımı, kısıtlı kaynakların en verimli kullanımı ise
    Ülkelerin bu kaynaklarının 1/3 ü yolsuzluk ve rüşvete , 1/3 ü de silahlanmaya gidiyorsa
    Dünya'nın bütün iktisatçıları tek bir akıl olsa,kalan 1/3 ile insanlığı refaha ulaştıracak bir çözüm bulmaları sizce mümkün mü?

    YanıtlaSil
  13. Hocam düşük faizli ekonomi matiz mi oldu?

    YanıtlaSil
  14. iktisatçılar varsayımlara dayalı kurguladıkları ekonomik modellerin beş para etmeyen bir çöp yığını olduğunu anladıkları an da gezegen ekonomisi işlerlikve işlevini tam anlamıyla sağlayacaktır özünde sosyal bilim olarak düşünülen iktisat ve ekonomi denilen alanın bir dalı olarak gelişme ve kalkınma ekonomisi ile uğraşan iktisatçıların gözardı ettiği kişilerin IQ seviyeleri ile toplumların ulusal IQ ortalamasının herhangi bir ekonominin içinde bulunduğu gelişmişlik ve kalkınma seviyesinin ana belirleyicisi olması durumunu nedense pek dile getirmezler iktisatçılar yıllardır japonyanın ekonomik başarı öyküsünden i almanyanın ekonomik mücizesinden , çinin ekonomik güç hala gelmesinin onlarca nedenini sayıp dururken yada gezegenin zaman içind en yoksul ülke ekonomilerinden biriyken dünyanın en zengin ekonomilerinden biri haline dönüşen güney korenin başarılarının ardındaki nedeneleri sayıp duran ekonomistler nedense ülkelerin ortalama ulusal IQ seviyelerinden pek bahsetmek istemezler örneğin yıllar içinde Arjantin veya Türkiyenin bir ekonomik kriz, bunalımdan diğerine savrulurken IQ seviyelerindn hiç bahsedilmez şöyleki Türkiyenin ulusal IQ ortalaması 85-90 aralığında biryerlerde , çinin ulusal IQ ortalaması 100 , Güney Korenin ise 106 olduğu gibi Almanyanın ulusal IQ ortalaması 102 , Japonyanın ulusal IQ ortalaması ise 105 tir yani tüm ekonomik parametreleri ve ekonomik değişkenleri etkileye bireylerin oluşturduğu ekonomilerin ortalama IQ seviyesi ile ekonomik gelişme ve kalkınma arasında bir korelasyon var ama iktisatçılara sorsan böyle bir şey yok ,......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun iktisat biliminde ya da iktisatçılarda değil. Onlardan mucize yaratmalarını bekleyen cahillerdedir. İktisatçının iyisi gerçeği söyler, akıllı insan gerçeği kabul eder ve ona göre çözüm arar. Akılsız olan ise iktisatçıdan mucize çözümler bekler. Bilimde mucize olmaz.

      Sil
    2. Hocam, son 20 sene de iyi cahil yaptı.

      "The World" yorumcusuna göre IQ önemli, önemli de işte kişide IQ olmayınca, iktisat mesleği ile uğraşanların da kendi toplumlarındaki yüksek IQ seviyesine sahip bireyler olduğunu kavrayamıyor. Kendi yorumu ile çelişiyor.

      Saygın bir iktisat hocamız vardı, keşke derdi, hükümet imkanları ile belediyeler bu beyaz ekmek yerine vitamin değeri yüksek ekmek üretip finanse etse, temel gıdaların besin değerlerinin yüksek olması için yasa sunulsa. Kendisi bunu isterken, meydanlarda makarna dağıtanlar iktidara geldi.

      Ülkeye her geldiğimde ekmeğe bakıp üzülürüm. Çocukken, çocuksu heyecan ile fırından sıcak çıkan ekmeği nasılda yerdik, severdik. Şimdi elimi sürmüyorum, sofradaki sıcak kof ekmek kokusu bana üzüntü veriyor.

      Eski Anadolu tanrılarının binlerce yıllık etkisiyle hala Anadolu insanı ekmeği çöpe atamaz, ekmek çöpe atarsa çarpılmaktan korkar.

      İstanbula son geldiğimde, hem gittiğim evlere hem lokantalara baktım, o ekmekleri atmıyorlar. Halbuki, zeytini çöpe atıyorlar, balı çöpe döküyorlar, peyniri çöpe atıyorlar, üstü etli kemikleri de atıyorlar. O boş, vitaminsiz, faydasız ekmeği atmıyorlar. Kutsadıkları ekmeğin çöp gibi değersiz olduğunu bilmiyorlar.

      Tıpkı, işe yaramaz yöneticileri atmadıkları gibi.

      Sil
    3. tanımından da anlaşılacağı üzere toplumların ulusal IQ ortalamaları ölçüm yapılan toplulukların uç değerlerinide kapsayan ortalama değeri verir örnek vermek gerekirse Arjantinin ulusal IQ ortalaması 96 dediğimizde bu ülkedeki 96 ıq seviyesi ve üzerindeki kimseler ile daha düşük ıq sü olan kimselerin ıq seviyelerinin toplamının ortalaması alındığında 96 çıktığıdır , adsız rumuzlu kimseye göre yorumumda neyi kavrayamadığımı ve kendi yorumum ile çelişenin ne olduğunu ve neyi kavrayamamış olduğumu hala anlamadım açıkçası

      Sil
    4. Son YıllarIn Ekonomi ve İktisat Alanındaki Caf Caflı Moda Terimleri "Gelişmekte Olan Ülker " ile "Orta Gelir Tuzağı" kavramlarının Saçma birer Kavram olması ve Gerçek Bir Olguymuşcasına Ekonomistler ile İktisatçılar arasında Yaygın bir görüş birliği bulunmasına karşılık Karmaşıkşık Teorisi Eşliğinde Gözlemlerim : İlk önce 1945 sonrası Hemen hemen tüm şehirleri yıkılmış , Doğu kısmının Sanayi bölgelerindeki Üretim tesislerinin % 45 lik bir kısmının sökülerek Ruslar tarafından Rusyaya taşınmasının yanı sıra 2. Gezegen Savaşının Galip devletlerinden Amerikanında gerek Teknojilerini gerekse de Alman Bilim adamlarının en değerlilerini ABD vatandaşı yapıldığı , savaştan sonra ne doğru düzgün bir Üretim gücü yani işgücü bile kalmamış ne bir alt yapısının nede insanların yatıp uyuyacakları doğru dürüst bir evleri bile olan yani taş üstünde taş kalmamış ALMANYA nın yani 1950 lerin Doğu ve Batı Almanyasının Ekonomik Mucisesinden Başlamak Gerekiyor sıfırdan bir ülke kurmak ve yaklaşık 20 yıl sonra yeniden dünyanın ekonomik devi haline gelmeyi başarmış insanların öyküsü ve Sonrada Japonyanın Ekonomik Başarılarına Değinicem , devam edecek

      Sil
  15. Sayın Eğilmez. Bilimsel ve tecrübe edilmiş Ekonomik yöntemler konusundaki , kolay anlaşılan açık yazınız için teşekkür ederim. Ancak Ülkemizde uzun bir süreden beri uygulanan Siyasal İslam Ekonomisi yöntemi çok farklı olduğundan havanda su dövmeye devam ediyoruz. Ülkemizde Bilimsel yöntemler maalesef geçerli olmuyor. Zaten Bakanımız Nureddin Nebati bey artık Ortodoks (Bilimsel) yöntemler geçerli değil, inortodoks (Bilimdışı) yöntemler geçerlidir diye söylemişti. Acaba ben mi yanlış anlamışım ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru anlamışsınız. Bilim yolundan ayrılanlar daima bir şeyler uydurup gerçekleri eğip bükerek teorilerine uydurmaya çalışırlar. Ama Inferis'de yazdığım gibi: Güneş, Ay ve gerçekler uzun süre saklanamaz.

      Sil
  16. Hocam öncelikle emeğinize sağlık,

    Esasında yazınızı, 1980 sonrası küresel düzeyde uygulamaya alınan ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelere de T.ÖZAL gibi politikacılar eliyle uygulatılan hatta dayatılan neoliberal politikaların bir eleştirisi olarak da değerlendirebiliriz sanırım. malum, adı geçen politikalar, ortalama her 7/8 yılda küresel krizler üretmekle kalmamış, gelişmekte olan ülkelerde de sayısız ekonomik ve finansal krize yol açmıştır. bu krizlerin sonucu olarak küresel borçluluk ve verimsizlik artarken, piyasaların fiyatlama mekanizmaları da bozulmuştur.

    dolayısıyla, gelinen noktadaki bu aşırı borçluluk sorunun yazınızda bahsi geçen güncellemeler ve revizyonlarla çözülmesi maalesef mümkün değildir.

    xyz..

    YanıtlaSil
  17. Selam Hocam,
    Yellen gitsin, 15-20 sene sonra gelecek olan politikanın adını yazayım.

    "Post-Modern Arz Yönlü Ekonomi..."

    Yönetici milletinin dilinin kemiği yok hocam, bi öyle bi böyle konuşur dururlar,
    tee sümerler öncesinden beri değişmeyen laflar bunlar...

    YanıtlaSil
  18. Mahfi hocam, iyi akşamlar. Şu anki sanayicilere uygulanan elektrik ve doğalgaz kesintileri hakkında ülkemiz ve dünyadaki olan olaylar hakkında ki görüşlerinizi merak ediyorum hocam onunla ilgili bir yazı yazabilir misiniz? Bu kadar önemli birşey olmasına rağmen TV medya da bu konudan hiç bahsedilmemesini nasıl yorumluyorsunuz? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsedenler var: Fox, Halk TV bahsediyor.

      Sil
    2. Mevsimsel münferit bir kaç bölgesel kesintiyi ülke geneli üretim sorununa dönüştürmenin anlamı yok.
      Her yıl olan şeyler bu kesintiler.

      Sil
  19. Hocam bence arz yönlü ekonomi dedikleri şey hızlı moda alınmış, dünyadaki sermayenin ve gelirlerin tepedeki azınlığa transfer işlemi. Geniş kesimler borçlandırılarak veya oluşturulan balonların yarattığı zenginlik hissi sayesinde tüketime yönlendiriliyor. Artık borç limitleri doldu, bir de balonlar patlar ise biz yeni model arz yönlü politikaları mı yoksa acı gerçekleri mi göreceğiz, izleyelim görelim.

    YanıtlaSil
  20. Çarşı pazar karışmış Mahfi hocam.

    YanıtlaSil
  21. Hocam,

    İktisatcılar malesef yolsuzluk, liyakatsizlik ve nepotizm gibi gerçekleri modellerine dahil edemiyor ve hep bir şeyler eksik kalıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ekonominin modellemeleri hep iyi niyet üzerinedir.

      Sil
    2. Niye? Kuramların çoğu, d üzgün işleyen piyasa koşullarına göre geçerlidir. Krallık, sultanlık, beylikler döneminde iktisat diye bir bilim dalı da yoktu. Yolsuzluğun olduğu yerde ekonominin ne işi var?

      Adam sabah başka akşam başka konuşuyor, oranın neresini modelleyecek, kim modelleyecek? Dünyada uğraşacak o kadar iş varken, iktisatçı gidip hıyarın tekinin yönettiği ülkenin ekonomisi ile mi uğraşacak? Milletin zamanı, işi gücü var. Bunlar uğraşmaya değmeyecek şeyler.

      Dünya ekonomisinden sayılması için bir kere dünyaya farklı bir ürün hizmet ekonomik sistem ile entegrasyon sağlaması lazım. 1000 yıl öncenin kekosunu getirip iki yıl ülkede tutsan, ortalama vatandaşı ile aynı seviyeye gelecek ülkenin nesine dikkat edilsin?

      Bugün demokrasi ile yönetilen ülkeler dünya ekonomisinin yüzde 75 civarına hakim. Gerisinin büyük kısmı Çin, kalanları da belli. Özelleşmiş, bazı ülkelerin gelişmesine tavsiye veren, onlar için emek sarfeden ve model üreten iktisatçılar var. Sayıları çok az.

      Sil
  22. Hocam fasit daireyi nasıl kırabiliriz?

    YanıtlaSil
  23. Mahfi Hocam,
    Batının gelecek görüşünü daha çok bilimkurgu (fantazi, korku ve Uzay operası cinsi olmayan) romanlarından takip ettiğimden gelecek için en çok planlanan ekonominin post-scarcity toplumlar yönünde olduğunu fark ettim. Yani insanın ihtiyacı olan herşeyi teknoloji sayesinde minimum efor ve kaynak ile sahip olması şeklinde bir dünya görüşü hakim olmaya başladı. Bu sayede Güneş sistemine ve Galaksiye ve dolayısı ile hayatın yapı taşlarını oluşturan ve uzayda bizim sayımızdan çok daha fazla olan kaynaklara ulaşabileceğimizi düşünüyorlar. Bunun içinde şu anki kaynak planlamasını genel insan toplumu yerine ilerleme kaydetebilecek insanlara yönelik yapmak istiyorlar. Bu bir avuç zengin veya 5 büyük aile değil, kapasitesi ve deneyimi yüksek insan toplama üstüne olacak gibi duruyor. Bu yüzden ağlarını daha geniş atacaklar. Şu an kaynaklar insan talebinden az ve hızla tüketiliyor. Bunu dengelemez isek gerekli atlamaları yapamayacağız diye düşünüyorlar. Dünyayı biz (batı) kontrolsuz yüksek arz ile biz kirlettik ama hep birlikte çözeceğiz gibi haksız ama kabullenmek zorunda kaldığımız bir yapı kurmak istiyorlar.
    Scarcity'nin nasıl çevriliyor ekonomide bilmiyorum ama Kıtlık ekonomisi diyebilir miyiz?
    Bu kadar uzun yazdıktan sonra benim nacizane sorum şudur aslında. Bu tam oluşmamış ama arkası ağır bir şekilde bilime dayalı dünya görüşünde, aslında toprak ve su potansiyeli yüksek memlekete bunu anlatmanın yolu yok mudur? Tabii siz de görüşlerime katılıyorsanız. :-)

    YanıtlaSil
  24. Hocam öncelikle emeğinize sağlık. Aşağıdaki alıntıyı tercüme etmeden iletiyorum.

    "For his part, Nobel Prize winning economist Eugene Fama openly and scandalously stated:

    “We don’t know what causes recessions. I’m not a macroeconomist, so I don’t feel bad about that. We’ve never known. Debates go on to this day about what caused the Great Depression. Economics is not very good at explaining swings in economic activity… If I could have predicted the crisis, I would have. I don’t see it. I’d love to know more about what causes business cycles.”

    Sadly, Greenspan and Fama were not the only ones declaring Know-Nothingism and promoting incoherence. Many other prominent economists and capital-centered ideologues repeated in unison that they had no idea how or why such an economic collapse could occur. Each of them made it sound like years of education, numerous awards, and multiple credentials did not prepare them to foresee such an economic calamity. Such is the miserable bankruptcy of capital-centered economics."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eugene Fama iktisatçı olmadığı, finansçı olduğu için anlayamamış meseleyi. Greenspan'in anlayamadığını söylemesi ise ne yazık ki olayın içinde bulunması ve bir anlamda sorumluluğunu taşımasından kaynaklanıyor.
      Anlaşılmayacak hiçbir şey yok. Bir şeyi kapasitesinin ötesinde zorlarsanız ya kırılır, ya yanar ya da bozulur. Dünya, milattan 2000'lere kadar yarattığı üretimi 20 yılda ikiye katlamaya çalıştı ve sistem patladı. Olay bu kadar basit. Anlaşılmayacak hiçbir yanı yok.

      Sil
    2. İnsanoğlu kaos içinde yaşar. Kaos, evrenin oluşumu ile başlar, dünyanın oluşumu, insanın oluşumu, insanın üretim yapısının oluşumu. Trilyonlarca rastlantının kısa vadeli bileşimleri insanı oluşturur. Trilyonlarca olasılık, insan zihni için büyük olsa bile uzayın büyüklüğü içinde küçüktür. Küçüklüğümüz bize yüksek volalitil bir ortam sunar.

      Fizik bilgimiz ile bizlerin insanın oluşturduğu ekonomik sistemi modellememiz imkansızdır. Özellikle de finans piyasalarında. Herkesin benden beklentisi, bir model oluşturup, o modeli gerçek hayat ile eşleştirmemdir. Onların bilemediği, gerçek hayat modellenemez, gerçek denilen olgu model içinde ististani -yaşanan- bir değerden öte değildir. Bir modelin, sadece bir tane değeri bulmasını bekliyorlar. Ne zaman kriz olur gibi?

      İnsanların benle muhatap olduklarında hep gözardı ettikleri bir şey var. Bunu çok kez büyük kurumlar ile iletişimimde tecrübe ettim. Bank of Canada, Bank of America, JPM Chase, Wells Fargo, TD Bank sunumlarımda; insanlar genelde iki gruba ayrılır. Biri executive yani yönetim pozisyonundakiler, diğeri de iktisat, finans, fizik vs meslek grubundakiler. Meslek grupları bana hiç soru sormazlar, onlar beni bilir. Kendi yöneticilerine iyi görünsün diye usulen bir kaç teknik soru sorarlar.

      Sunumlarımda sorular hep executive taraftan gelir. Beni projelerine dahil edip etmemeye karar verenler de onlardır. Finans piyasaların geleceğini modellemek isterler. Ellerinde insan oğlunun yaratmış old en iyi yazılım, cloud sistemler, data birikimi vs vardır. Az da olsa acemice bir kısmı bankalarına milyarlarca dolar kazandıracak bir mucize peşindedir.

      Unuturlar ki, ben bir aile babasıyım. Kendi evim, arabam, ailemin geleceği vs için birikim yaparım. Yaptığım sunumlar onların gözüne hoş gelecek, bana iki - üç yıl rahat çalışacağım, zamanımı yönetebileceğim az toplantılı bir iş ortamı içindir. Sevdikleri cümle kalıplarını, anahtar kelimeleri serpiştirdiğim bir sunum ile kararlarını bana çevirmelerini sağlamaktır esas işim.

      Onlarca yıl dirsek çürüttüğüm Fizik bilimi, Finans, biraz iktisadın hiç bir önemi yoktur. Asaf hoca on yıllar önce bi kere spesifik bir konuda demişti, bilim değil filim adamlığı yapıyorum. Bi yerden sonra ben de filim çeviriyorum.

      Bu sabah executive hatunun teki diyor ki 18milyar dolar bütçe içinde bilmem neyin bilmem neyinin bilmem neyi, filan bilmem neye oranlanırsa, A kategorisindeki kredi alanların kredi alma olasılığı ne yöne gidermiş ... Bana ne yav, sanki 100 milyon fazla kazandırsam bana vercekler. O da işte kendince, kendi yöneticisine, onun yöneticisi de üstüne şirin görünecek.

      Derdim, geçen ay yaptığım bi iş görüşmesi. O zaman 320 milyar şimdi 270 e düşmüş büyüklüğündeki fon yönetimine sunum yaptıydım. Onlara gelene kadar meslek erbapları ile teknik görüşmeler yaptım, teknik görüşmeler mükemmel geçmişti. Yönetim sunumunda kantarın teknik kısmını fazla kaçırdım, verdiğim örnekte tekniğe çok detaylı girdim, zevatın beyin devreleri yandı, anlamadılar. Bi aydır sesleri solukları çıkmıyor. Hay kafam, o gün çok yoğundum, yoğunluk arasında görüşme yaptım, süslü lafları bulamadım. Derdim bu. Yıllardır Mahfi Eğilmez okurum, yalın üsluba hayranım, nasıl böyle bir hata yaptım.

      Eugene Fama'ya gelirsek, umurunda mı Business Cycle sebepleri artık? Kazara ağzımızdan kaçıyor bunlar modellenemez diyoruz. Hiç öyle denir mi? O modeller bizim ekmek teknemiz. Modelim tuttu, tahvil piyasası krizini bildim dersen, bi de medyada tutarsa var yaa! Allah derim Allah! En az 4 yıl, bi sonraki krize kadar 7 haneli maaş, Zoltan Pozsar ın yaptığı gibi.

      Yıllar önce, Peter Drucker'ın samimi bi öğrencisine denk gelmiştim, sordum, yahu Peter hakkaten yazdığı safsatalara inanır mıydı? "Hiç söylemedi, dedi, edindiğim izlenim öztürkçesiyle sanki inanıyorsa times meydanında beni hoplatsınlar gibi" dediydi.

      Kafam bozuk bugün.

      Sil
  25. Hocam, reyiz en sonunda düşmeyen TL yi buldu galiba, bi aydır kuruş oynatmıyor, 13,45 gibi sabit duruyor.

    YanıtlaSil
  26. Hocam ekonomi ablukada mı?

    YanıtlaSil
  27. Hocam kur kalkanı ne kadar dayanır?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yüksek Enflasyona Karşın Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor?

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?