Gelelim Satıcıların Niçin Fiyatları Artırdığına

‘Yüksek Enflasyona Karşı Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor’ başlıklı yazımda[i] kurdaki ve enflasyondaki yükselişe karşın piyasada görülen canlılığın nedenlerini talep ve tüketici açısından ele almıştım. Bu kez konuya arz yönünden bakarak satıcıların davranışlarının piyasada fiyatların artmasına nasıl etki yaptığını ve enflasyonda onların sorumluluğu olup olmadığını irdelemeye çalışacağım.

Türkiye’de artan risklere[ii] paralel olarak kurlar ve dolayısıyla enflasyon yükseliyor. Kurlardaki yükseliş; üretim açısından doğalgaz gibi girdilerden hammaddelere, mamul maddelerden makine teçhizat gibi araçlara kadar ithal girdilere önemli ölçüde bağımlı olan Türkiye’de üretim maliyetlerini artırıyor. Kur artışı bir yandan da benzin, mazot, yedek parça vb. fiyatlarını ve dövizle tanımlanmış yol, köprü geçişi vb. ücretlerini artırdığı için malın pazara ulaştırılması maliyetlerini de yükseltiyor. Bu maliyet artışları ister istemez satıcıların fiyatlarının ve dolayısıyla enflasyonun yükselmesiyle sonuçlanıyor (risk artışına dayalı kur kaynaklı maliyet artışı etkisi.) Türkiye’nin risklerindeki artışın sorumluluğu yanlış ekonomi politikası uygulayan yönetimdedir.  

Sürekli yükselen enflasyon, satın alma gücünü korumak isteyen tüketicileri olduğu kadar satıcıları da bir yandan artan talebi karşılayabilmek, bir yandan da alış maliyetlerine gelecek artışlardan korunmak için mal alıp stoklamaya yöneltiyor ve bu şekilde piyasada ek talep yaratıyorlar. Piyasada ortaya çıkan bu ek talep, fiyatların ve dolayısıyla enflasyonun yükselmesine katkı yapıyor (stoklama etkisi.) Bu davranışların sorumlusu ekonomi poltikasının yanlışlığı kadar bunu fırsata çevirmeye çalışan satıcılardır.

Belirsizliğin yarattığı ortamda olası fiyat artışlarından korunmak isteyen tüketici ve satıcıların yarattığı aşırı talep nedeniyle mevcut arzın talebi karşılayamaması fiyatların yükselmesine ve bu durumun devam etmesi de enflasyonun süreklilik kazanmasına yol açıyor (arzdan hızlı artan talebin fiyat artırıcı etkisi.) Bunda da kusur satıcıdan çok uygulanan yanlış ekonomi politikasındadır.

Satıcı, süreklilik kazanan enflasyon ortamında imalatçıdan 25 liraya satın alıp 30 liraya sattığı malın yerine yenisini 25 liraya alamayacağını gördüğünde satış fiyatını 40 liraya yükselterek kendisine kâr edebileceği bir garanti aralığı yaratmaya çalışıyor, bu da fiyatların daha da yükselmesine neden oluyor (zarardan kaçma çabasının piyasa bozucu etkisi.) Burada sorumluluk satıcıyla birlikte yanlış ekonomi politkasının yarattığı belirsizlik ortamıdır.

Böyle dönemlerde fırsatçılık yaygınlaşmaya başlıyor ve bazı satıcılar enflasyon kalkanının arkasına saklanarak ‘ne fiyat istesek satılıyor’ düşüncesiyle fiyatları tekrar artırıyor. Bu davranışın sonucunda enflasyon daha da hızlanıyor (karaborsa etkisi.) Bu davranıştan kaynaklanan fiyat artışının sorumlusu bu şekilde davranan satıcılardır.      

Kurlarda görülen oynaklıklar bankaların ve döviz bürolarının döviz alış satış marjını, kazancı garantileyecek şekilde farklı belirlemesine yol açıyor, bu da piyasadaki belirsizliği ve döviz kuru oynaklığını artırıyor (alış satış kur farkı etkisi.) Bu farklılığın piyasada yarattığı belirsizliğin sorumlusu kısmen bankalar ve döviz büfeleri, kısmen de uygulanan yanlış ekonomi politikasıdır.

Her şeyden önce ülke risklerinin yükselmesinin asıl sorumlusu satıcılar ya da tüketiciler değil bu risklerin doğmasına yol açan ya da doğuşunu önleyemeyen ve oluşan riskleri ortadan kaldıramayan yönetimdir. Dolayısıyla yönetimin neden olduğu riskler sonucunda satıcı ve tüketicilerin çeşitli etkiler altında kalarak kendilerini ve/veya şirketlerini korumaya yönelik davranışlarının kur artışına ve enflasyona neden olması onların sorumluluğu olarak değerlendirilemez. Bu tespitin sınırı karaborsa yaratacak ve/veya stoklama ile sonuçlanacak davranışlara yol açmaktır. Bu tür davranışlara giren satıcı da sorumlu olur.  

Gerek arz (maliyet) gerekse talep yönünden gelen enflasyonist baskılardan kurtulabilmenin yolu yönetimin, günü kurtaracak çözümlere başvurmasından değil, riskleri azaltarak beklentileri düzeltmeye çalışmasından geçiyor. Riskler azalırsa kur düşer, enflasyon geriler, olumsuz beklentiler tek tek ortadan kalkmaya başlar, piyasa da normal dengesine döner.



[ii] Türkiye’nin başlıca risklerinin neler olduğunu ve çözüm yollarını ‘Yapısal Reformlar ve Türkiye’ (Remzi Kitabevi, 2022) adlı kitabımda ortaya koydum.

Yorumlar

  1. Hükümetin riskleri düşürme niyeti yok ,aksine daha da pompalıyor .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çünkü ilginç biçimde risk artışı (komşularla sorun çıkarma, büyük devletlerle kapışma, birilerine meydan okuma, faizleri düşürme vb.) bu coğrafyada oy kaybettirmiyor tam tersine oyları artırabiliyor.

      Sil
    2. Hocam kamu bu arz talep konusunda vatandaşın lehine çeşitli teşebbüslerde (uzun vade de) da(üreticiden ucuza ürün temini- halk a arz”koopereratifliği teşvik)sıkı ve etkili denetim gibi

      Sil
  2. Kaleminize sağlık. Bu kadar basit bir çözümle( riksleri azaltarak) bunun olabileceğinden adım gibi eminim. Hocam peki yönetim için bu basit çözüm ćok mu zor? Acaba riskleri azaltmak yönetimin tekerine çomakmi sokmak oluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen çünkü risk yaratmak gelişmiş dünyada oy kaybettirirken burada oy artırıyor.

      Sil
    2. Risk yaratmak 2002 öncesi hükümetlerde de oy kaybettiriyordu. Ama, ne olduysa bu iktidar döneminde seçmen afyonlanmış bir şekilde, hayatını zorlaştıran uygulamaları görmezden gelerek sanki, zombi sürüsü gibi hareket ediyor.

      Sil
  3. Tebrikler ve teşekkürler üstadım.

    YanıtlaSil
  4. Çok doğru ve yerinde tespitler hocam, tebrik ediyorum

    YanıtlaSil
  5. Tüm aklı selim kişilerin söylemlerini de göz önünde bulundurduğumuzda, şu anki yönetimin art niyeti ortadadır. Bunca yaşananın sebebi sadece iç çatışma çabası.

    YanıtlaSil
  6. Merak ettiğimiz sorulara birbirinden değerli tespitlerinizle cevap veriyorsunuz. Değerlendirmeleriniz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Balıklı yazım demişsiniz sayın hocam gözünüzden kaçtı sanırım

    YanıtlaSil
  8. Hocam giriş kısmında yazım hatanız var başlıklı olacakken balıklı yazmışsınız.
    Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  9. Çok başarı ve anlaşılır bir yazı.. Teşekkürler hocam..

    YanıtlaSil
  10. Ben bu durumu ekonomide şartlar ne olursa olsun konforunu korumak olarak da düşünüyorum hocam. Yani salgın var, ekonomik kriz ben fiyatı arttırayım, kendimi kurtarayım diye düşünüyor satıcılar. Bu şartlarda en zor durumda olan bu sebeple sabit ücretliler.

    YanıtlaSil
  11. Hocam enflasyonist baskılara yerleşiklerin kitlesel tepki göstermemesi bir zenginlik göstergesimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güvenilebilirliği tükenmiş bir ortamda gündemin hızla değişen kargaşası karşısında kazanılanın kaybı korkusu ve bilgi yetersizliği.

      Sil
  12. Hocam çözüm bukadar basitken adım atılmaması ve 82 milyonun bile bile zarar görmesine göz yumulması insanın aklına çok korkunç senaryolar gelmesine sebep oluyor, aylarca yıllarca çalışıp günün sonunda elimize tek bir kuruş birikim kalmaması insanı cinnet geçirecek derecede kızdırıyor. Öfke patlamasına doğru son sürat ilerliyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu toplumda öfke patlaması olmaz.

      Sil
    2. 600 yıllık bir geçmişe dayanan yastıkaltı güvencesi olabilir mi?

      Sil
    3. Hocam bu toplumda öfke patlaması olmuyor harika tespit beni çok aydınlattı gerçekten.Tespitinizi aöarsanız çok daha memnun olurum.Merakla bekliyorum.Saygılarımla

      Sil
  13. Merhaba Hocam, yaşanan talep artışını dolayısıyla enflasyon artışını Giffen paradoksuna benzetebilir miyiz ? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Giffen paradoksu düşük mallar için geçerlidir biliyorsunuz, b u bütün mallarda geçerli.

      Sil
  14. Efendim satıcıların 25 e alıp 40 a satma isteğine kısmen katılamıyorum. Çünkü 25 e alan satıcı 30 a satarken alışı 33 olunca 40 yapıyor, direk 25 e alıp 40 a satmaz. 25 e alınıp satılabilecek pazar çok az, ya pazar hakimiyeti çok fazla olacak yada satışa ihtiyacı olmayacak. Yanlışım varsa düzeltin lütfen. Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kadar talep artışı olunca o dediğiniz piyasa kuralı işlemez oluyor.

      Sil
  15. Hocam elinize sağlık. Bu sarmaldan kolay çıkamayacağımız kesin. Bir öngörünüz var mı? Şu an herşeyi doğru yapmaya başlasak bile önümüzdeki 3 seneyi çift haneli geçirme ihtimalimiz yüksek sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeyi doğru yaparsak, beklentilerin olumluya dönme süresine bağlı olarak birkaç yılda bambaşka bir yerde olabiliriz.

      Sil
  16. Hocam size katılmıyorum, gereken riskler düşürmek değil eylem planı uygulamaya geçirmektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da aynı kapıya çıkar ve riskleri düşürür.

      Sil
  17. Levent Aydöner23 Mayıs 2022 10:19

    Sn.Hocam satıcının garanti aralığı oluşturmak için fiyatları arttırması ve talebin erkene çekilmesi ile oluşan yüksek karlar izliyoruz. Bu dönemsel karlılık şirketlere çok olumlu yansırken çalışanlara ulaşmıyor. Bunu dönemsel olarak kabul eden şirketler geri dönülmez bir ücret artışına sıcak bakmıyor. Dönemsel de olsa kar atışlarının çalışana bir şekilde yansıması gerekmez mi?

    YanıtlaSil
  18. Teşekkürler, yazılarınız zihin açıcı. Yazdıklarınıza ek olarak; negatif reel faiz, varlık fiyatlarını şişiriyor, onlara ulaşmak isteyen satıcıların kar marjlarının artmasına yol açıyor ve/veya yukarıda saydığınız satıcı kaynaklı olumsuzlukları kendilerine hak görmelerine yol açıyor. Kısaca satıcıların sorumlu olumsuzlukların temel kaynaklarından biri de yönetimin negatif reel faiz politikası bence. Keza otomobile uygulanan aşırı ÖTV'nin de benzeri bir etkisi var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam perakendeci yüksek kâr ila satmasına rağmen Üfe ile tufenin makas aralığı nasıl okunmalı.

      Sil
  19. Emeğinize sağlık Mahfi hocam🙏

    YanıtlaSil
  20. Siyasal islâmcılar hiçbir işi kendiliklerinden yapmazlar. Onların uyguladıkları bütün politikalar Allah'ın istekleri doğrultusunda belirlenir. Bu nedenle "yanlış ekonomi politikası", "risklerin yükselmesi" diye bir şey yoktur, olsa olsa "Allah böyle istiyor" diyebiliriz. Bu politikanın doğal sonucu da kelimenin tam anlamı ile "işimiz Allah'a kaldı" durumudur. Alternatif olarak "Allah sonumuzu hayretsin" de diyebiliriz...

    YanıtlaSil
  21. Hocam prof.dr.selva Demiralp hocamizda Tr için talebin yükseldiğinden bahsetmişti.
    Ben toplam talebin artmış olduğu sonucuna nasıl vardiginizi merak ediyorum. Kendimden ve çevremden yola çıkarak insanların/çalışanların talep arttırmakta daha ziyade fiyatlara yetişmeye çalışırken dograndigini ezildigini görüyorum. Yani talep artışını çevremde göremiyorum. Bunu somut bir veriye dayanarak mi aktardiniz yoksa teorik bir aktarım mi yaptınız acaba?
    Benim gördüğüm fiyatlar genel seviyesi (p) yüksek iken talebin (AD) düşük olması şeklinde yani bir stagflasyon sinsice geliyor gibi. Düşüncelerinizi merak ediyorum.
    Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Talep artışını TÜİK'in perakende satış hacim endeksi ve ciro endekslerinden izliyoruz. Her ikisinde de artış var.

      Sil
    2. Teşekkür ederim hocam

      Sil
    3. Sayın Hocam, tuikin parakende satış endeksinde gelen turistler multeciler ve sınırdan gelip alışveriş yapan gürcü, bulgar ve yunan vatandaşlarının ve son zamanda büyük illerde görülen afrikalı siyahi işçilerin, talep artışına etkisi var mıdır? Estonyalı Nurkse'nin teorisini olan, düşük gelir yüksek harcama düşük tasarruf düşük yatırım düşük gelir fakirlik çemberine girmiş olmayalım da. Çiller ve Erdoğan hükümetleri O kadar çok araba sattılar ki ülke şimdi petrole aşırı bağımlı hale geldi. 25 milyon trafikteki araçla ve bu trafik sıkışıklığıyla avrupanın Çini olmak pek mümkün gözükmüyor. Dahası şehirden 25 km 50 km 70 km uzağa yaptıkları konutlarla petrol tüketimini iyice arttırdılar ve artan enerji maliyetlerinden yatırım yapmak için ülkede yeterli döviz olmadığından dış borç buluyorlar veya araplara arsa , gayrimenkul satıp vatandaşlık veriyorlar. Dahası AB'ye girebilseydik, AB ülkesi olduk diye istanbulda araplara ucuza satılan gayrimenkuller en az 3-4 kat daha çok para getirebilirdi.

      Sil
  22. Güzel ve aydınlatıcı yazınız için teşekkür ederiz hocam. Bence bu sefer ,tabi ki yasa dışı yollara başvurulmaz ise, yapılan bu kadar yanlış sandıkta cezasız kalmaz. Sizin tecrübelerinizle kıyaslanamaz ama şimdiye kadar hatırladığım siyasi partilerin yıkışında en önemli etken hep ekonomi olmuştur bilmem yanılıyor muyum ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru hatırlıyorsunuz ama insanları enflasyondan çok işsizlik etkiliyor.

      Sil
    2. Hocam, enflasyon artıyor, bunun sebebinin bir kısmı maliyet bir kısmı psikolojik talep. Bu psikolojik talebin çoğu da hayatta kalmayla ilgili inelastik ürünler. İnsanların alım gücü enflasyon sebebiyle düştüğü için elastik ürünler arz eden sektörler de işsizlik artmaz mı?. Yani philips eğrisi bizim gibi yapısal sorunlar nedeniyle maliyet artışları yaşanan durumlarda geçerliliğini yitirmez mi? Teşekkürler...

      Sil
  23. Çok güzel ve aydınlatıcı yazılarınız için çok çok teşekkürler.
    Yönetim bilinçli olarak düşük TL ve yüksek enflasyona neden olacak politika yürütüyor. bunu bilinçli ve planlı yaptıklarını düşünüyorum. Bu şekilde ülkenin çok acil ihtiyacı olan döviz girdisini arttırmayı hedefliyorlar; aksi takdirde petrol başta olmak üzere çok elzem ve kritik emtiaları ithal edememe ve kriz çıkması riski var. Bu şekilde günü kurtarmaya çalışıyorlar. Azıcık nefes alacak hale gelirlerse hemen seçime gidecekler diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  24. Halk ne kadar isyan etmemeyi sürdürecek hangi veri hangi aralığa gelince korkmayacaklar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşsizlik önemli etkendir. 2001'in bugünden farkı oydu.

      Sil
  25. Yazınız için teşekkürler, günü kurtaracak çözümler ile zaman kaybedilmesi sorunu derinleştirip ileride heteredoks politikalar ile baskılama uygulanmasına sebep olabilir diyebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Heterodoks politikaların neler olduğunun bilindiğine ilişkin kuşkularım var.

      Sil
    2. Ülkemizde kullanılan "heterodoks politika uyguluyoruz" sözünü "ortodoks politikaların ne olduğundan haberimiz yok, öyle kafamıza göre doğaçlama yapıp mabadımızdan bir şeyler uyduruyoruz" şeklinde algılayabiliriz sanırım...

      Sil
  26. Özellikle gıda konusunda bu tür zincirleme ölçüsüz artış trendinin tümümüz aç kalana dek sürebileceğini düşünüyorum..Mazot --gübre fiatları arazileri boş bırakıyor.. Aydınlatıcı yazınız için teşekkürler Mahfi bey..

    YanıtlaSil
  27. Hocam kriz zamanlarında matematik sınavına giriyoruz ulusal düzeyde. Ortalama vatandaşın matematiği gerçekten çok kötü.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  28. Hocam sizce geçici sığınmacıların ülkemizden gönderilmesi ekonomik olarak bize katkısı ve zararları nelerdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ucuz emekten vazgeçmiş oluruz. Ama sonsuza kadar buna dayanarak yola devam edemeyiz.

      Sil
  29. Satıcılar için yerine koyma maliyeti kavramı varsa, stoğundaki eski fiyattan malı, yeni fiyattan satarken yerine korma maliyetini düşünüyorsa, bunu neden sermaye artırarak yapmıyor, yerine korma maliyetini tüketici mi finanse etmeli, satıcının sermayesi mi? Saygılar,

    YanıtlaSil
  30. Merhaba Hocam,

    Elinize sağlık. Harika bir yazı olmuş yine.

    Aklıma takılan bir konu var. Döviz kurlarını dengelemek yada artış hızlarını azaltmak için MB yada özel bankalar vasıtasıyla arka kapıdan döviz satıldığını konuşuyoruz uzun zamandır. Ancak son birkaç haftalık MB grafiklerinde Mevduat içindeki döviz payı ve dolarizasyon oranında ki bu satışları destekleyen bir değişim görülmüyor. Bunun sebebi satışı yapılan bu dövizin ülkeden çıkması mı (İthalat, BOTAŞ vb) yoksa dövizlerin yastık altı diye tabir edilen nakdi olarak tutulması mı ?

    Bu konu hakkında fikrinizi öğrenebilirsem çok memnun olacağım. Teşekkürler,

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Ne yazık ki ben de tam bilmiyorum. Maalesef şeffaflık ve hesap verilebilirlik konusunda ülke çok geriye gitti.

      Sil
  31. Mahfi hocam vatandaşın bindiği gemi belli merak ettiğim bunlar hangi gemide zannediyorlar kendilerini titanic bile battı

    YanıtlaSil
  32. Hocam selamlar, sizin yazılarınızı, kitaplarınızı eşim istisnasız okur. Sizden eşim sayesinde haberdar oldum ve çok şey öğreniyorum. Yorumlarıda tek tek okur. Bir hoşluk yapayım, izin verirseniz önce kendisine teşekkür edeyim. Bülent Öztürk teşekkürler.

    Bilgi ve birikimlerinizi hiçbir ücret almadan bizimle paylaştığınız için Türkiye'de en saygın insanlardan birisiniz bence, iyi ki varsınız.

    YanıtlaSil
  33. Hocam resmen piyasanın ve şu an
    yaşadığımız sürecin fotoğrafını çekiyorsunuz.Gayet anlaşılır ve net ifadelerle bize durumu anlatıyorsunuz. Maalesef Sizin gibi değerli Hocalarımızı ekranlarda görmüyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Türkiye, gerçekleri konuşan insanları tercih ettiğinde bizler de çıkarız ortaya.

      Sil
  34. Emeğinize sağlık hocam.Bu politika ne kadar sürdürülebilir.Yakın bir zamanda faiz artışı bekliyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen adına faiz demeden mesela enflasyona endeksli bono diyerek dolaylı faiz artırımına gidecekler.

      Sil
  35. Mahfi Hocam selamlar,
    Ben 20 yaşında bir öğrenciyim ve yazılarınızı dikkatle takip ediyorum.Hiçbir şekilde iktisat kuramına dair şeyler bilmezken yazılarınız bana çok şey kattı,size minnettarım.
    Affınıza sığınarak size iki şey danışmak istiyorum(bilgisizliğimi maruz görünüz):
    1)Şu an dünya ekonomide bir stagflasyon ihtimalini dillendiriyor,eğer böyle bir şey gerçekleşirse dünya ve özellikle Türkiye bunu nasıl aşacak ve FED ne yapacaktır?
    2)Yukarıdaki sorumdan bağımsız olarak yine sizin yazılarınızın birinde Phillips eğrisiyle tanıştım.Bu eğriyi baz alırsak eğer bir ekonomide enflasyon düşükse işsizlik de fazla mı olmalı,bunun bir çözümü yok mu(düşük enflasyon,yüksek istihdam)?
    Bununla ilgili bir yazı yayınlayabilir misiniz?
    Şimdiden çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Dünyada önce stagflasyon sonra da resesyon bekleniyor. Fed bunu göze alarak faizi artırıp enflasyonu durdurmaya çabalıyor. Türkiye, bu ekonomi politikasıyla bunu aşamaz.
      2) Genellikle enflasyonu düşürmenin yolu faizi yükseltmekten geçiyor. O zaman da yeni yatırımlar duruyor ve işsizlik artıyor. Phillips Eğrisinin ortaya koyduğu budur. Birbiriyle çelişen bu iki hedefe (düşük enflasyon ve düşük işsizlik) birlikte varmanın tek yolu geleceğe ilişkin beklentilerin olumlu hale getirilmesidir. Türkiye, bunu 2001 krizi sonrasında uyguladığı güçlü ekonomiye geçiş programında başarmıştı.

      Sil
  36. Hocam doğruları anlama ve uygulama niyeti yok olsaydı zaten bu durumlara düşmezdik maalesef. Sizler doğruları söylemeye onlar yanlış yapmaya devam ediyor.

    YanıtlaSil
  37. Hocam değerli yorumlarınız ve tespitleriniz için teşekkür ederim, Türkiye'de konut fiyatları her gün rekorlar kırmaya devam ediyor. Bu fiyatlar hiç düşmeyecek mi?

    YanıtlaSil
  38. Hocam çok güzel açıklamışınız elinize sağlık ama bu durumu hükümet neden görmüyor ya da daha doğrusu görmek istemiyor ülkenin durumu çok kötü olan bizlere sizlere oluyor çok acı bir durum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim doğru dediğimize yanlış diyorlardır belki, bilmiyorum.

      Sil
  39. Mahfi bey

    Gerçekten bilmediğim için soruyorum, dalga geçmiyorum:

    "Kur korumalı maaş" diye bir terim, teori, kavram, uygulama var mı? Siz biliyor musunuz ne olduğunu? Eğer biliyorsanız, açıklar mısınız lütfen?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye, sürekli işe yaramaz bir şeyler icat etmekte üstün bir yerdir.

      Sil
  40. Hocam

    Gençken yakışıklı mıydınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam çok basit herşey dünya geneli enflasyon pandemi zamanı üretimlerin durması yakıt fiyatları ve kur oynaklığı.bunlardan kendilerini korumaya çalışan üreticiler ve tedarikçiler.saydığım şeyler ve alım gücünün düşürmemeye çalışan sektörler

      Sil
  41. Serdar Ertekin23 Mayıs 2022 18:41

    Pandemi döneminden kaynaklı "ertelenmiş talep" de kötü bir etkiye sahip.

    YanıtlaSil
  42. Hocam selamlar,

    Bu konuyu size mail ile de sormuştum, cevap yazmıştınız. Çok teşekkürler.

    Fakat aklıma takılan bir konu var, ülke durumunun nispeten iyi olduğu, şu anki alım gücüne göre çok daha iyi durumda olduğumuz 2019 ve 2020 yıllarına göre 2022 GSYH'ımızın artması nasıl mümkün olabilir, göstergeler bölümünde gördüğüm kadarıyla bir artış bekliyorsunuz milli gelirde? Ben kendimi bir 2019 yılına göre neredeyse 2 kat fakir olarak hissediyorum, fakat GSYH 9300 dolarlarda çıkarsa aslında daha zengin olduk demek değil midir?

    Evet dolar enflasyonu da var, belmi 2019'un 8500 doları şimdinin 9500 dolarına eşit. Fakat dolar enflasyonu ile de açıklanamayacak bir durum var ortada gibi. Acaba ülke geliri aynı da dağılım mı çok kötüleşti?

    Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu birçok kez yazdım: GSYH cari fiyatlarla ve TL ile hesaplanıyor. Yani içinde enflasyon var. Enflasyon eğer kurdan yüksekse GSYH yüksek çıkıyor ve biz zenginleşmiş görünüyoruz. Ne yazık ki gerçek durum bu değil.

      Sil
    2. Bunu birçok kez yazdım: GSYH cari fiyatlarla ve TL ile hesaplanıyor. Yani içinde enflasyon var. Enflasyon eğer kurdan yüksekse GSYH yüksek çıkıyor ve biz zenginleşmiş görünüyoruz. Ne yazık ki gerçek durum bu değil.

      Sil
    3. Hocam ama sonuçta dolara çevrilince o bahsetmiş olduğunuz etmenler elimine edilmiş olmuyor mu? Tl ustünden değil sadece, dolar üstünden de bir artış söz konusu. 2019 gsyh 9146 dolar imiş mesela. 2021 daha yüksek, 2022 beklentiniz de daha yüksek.

      Sil
    4. Nominal GSYH %10 artıyor, enflasyon %10, ama kur artışı %5. Sizin aslında alım gücünüz değişmediği halde dolar bazında yaklaşık %5 artış varmış gibi gözüküyor diyor hoca. Ayrıca paydada kayıtdışı göçmenlerin ne kadarının yer aldığı muallak ve de gelir dağılımı bozulduğu için ortalama ile medyan arasındaki fark artıyor, bizler de haklı olarak nerede bu artış diye veya kim nasıl alabiliyor bu evleri diye ahmak ahmak sağa sola bakınıyoruz.

      Sil
    5. Can Bafra'ya teşekkürler.

      Sil
    6. Eninde sonunda kurun enflasyonu yakalayacağını düşünürsek şu anda kurun olması gerekenden düşük bir değerde olduğu, bu sene büyük bir kur patlaması olacağı sonucunu çıkarıyorum.

      Sil
  43. Mahfi hocam bu enflasyonda yani %100'ün üzerinde denilen enflasyonda Kg 2 liraya salatalık aldım (istanbul).
    Bolca üretim yaptığımız takdirde üretimi arttırdığımız takdirde bu krizden zannımca 3-5 yıla çıkarız gibime geliyor. Çünkü bu geçmiş krizlerden farklı olarak ciddi bir üretim krizi. Ve şuan üretimin artması bence olumlu.

    80 milyonluk bir ülke olarak 150 milyar dolarlık ihracat yapmamız oldukça saçma idi. Dünyada bizim gibi yüksek nüfusu olup da 100-150 milyar dolarlık ihracat ile kişi başı milli gelirini 10 bin dolarda tutturabilen bir ülke yok.

    Ben bu nedenle her ne kadar aşırı derece muhalif olsam da şuanki ortodoks olmayan politikaların bir bakıma doğru olduğu görüşündeyim. Nas ise bu işin kılıfı.

    Böyle bir ülke için aşırı düşük olan ihracatın oldukça arttırılması gerekiyordu ve bu TL'yi değerli tutarak, faizi arttırarak yapılabilecek bir iş değildi.

    Ben anca politikalara böyle bir açıklama getirebiliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katma deger uretmeyip, salatalik uretirseniz, yaptiginiz ihracat ne olursa olsun, bir yere gelemezsiniz. Hukumetin politikalrini elestiri/destekler durursunuz. Bilgi uretecek insanlarin yoklugu ya da artik bu ulkede yeterince olmamasi, ileriye yonelik atilim yapacak kapasiteyi eritti. Gecen 1-2 yilda ihracat miktari artti, birim fiyat dustu. Daha cok uret, sat, daha az kazan. Rakamlar ortada, bir de ortada olmayan rakamlar var, benzin 20+ lira olmus. Salatalik nasil uretilecek, nasil satilacak? salataligin uretildigi yerden, Istanbula bir kamyon ne kadara geliyor? 3.kopruye ne kadar oduyor? otoyola ne kadar oduyor? Ulkeyi yoneten herkes cok iyi biliyor, kopru yerine uretimi batiya/limanlara tasiyacak demiryoluna, salataligi surdurulebilir uretecek yapay tarlaya, insanlari yenilige yonlendirecek altyapilara ihtiyac var. Aksi, halde nas, faiz, lobi, dusman der dururuz..

      Sil
  44. Değerli hocam, kıymetli görüşleriniz için teşekkür ederim. Yaşadıklarımızın mukayeseli tesbitleriyle yalın anlatımınız çok güzel. Ayrıca yazınızı okuyanların "cevap hakedenlere" verdiğiniz yanıtlar sizin katkı verme isteğinizin ne kadar samimi olduğunu gösteriyor. İyiki varsınız.

    YanıtlaSil
  45. Hocam,
    Gençken Özbekistan ve Kazakistana gitmiştim bir kaç kere,
    ahalileri pek mutluydu,
    bizler gibi turistlerin yabancı uyrukluların olduğu bölgelere ek polis önlemleri vardı,
    ahaliden kimse akşam belli saatten sonra sokulmazdı oraya.
    Özel izin ve koruma ile bölge dışına gidilirdi.
    Sokak başlarında mutlaka ekip polisleri olur, arada ahaliden birileri gelir polisten bir şey alır giderdi, sordum, afyonmuş. Her polis ekibi bölgesindekiler için belli bir miktarı verirmiş.
    Afyon sayesinde beyinleri uyuşuktu, polise isyan edemezlerdi.
    Polise isyan demek, uyuşturucusuz kalmak demekti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Afyonun yerine biat kültürünü koyun aşağı yukarı aynı yere varırsınz.

      Sil
  46. Bizdeki talep enflasyonu neredeyse bitti. Artık sadece maliyet enflasyonu var. Eskiden Avrupa'da domates 1 Euro'yu şimdi Türkiye'de de 1 Euro oldu.

    YanıtlaSil
  47. Sağ olun hocam

    YanıtlaSil
  48. Hocam merhaba, enflasyonu düşürebilirmek için faizleri arttırmak döviz kurunun düşmesine sebep olsa da kısa vadede piyasanın yavaşlamasına, durmasına sebep olacağından seçime az bir zaman kala bunu uygulamak iktidarın istemeyeceği bir durum olmaz mı?

    YanıtlaSil
  49. Hocam, bir yerde döviz yanlışlıkla büfeleri demişsiniz. Öyle kalabilir. Daha Güzel olmuş...

    YanıtlaSil
  50. Değerli Hocam, elinize sağlık. Çok faydalı bir yazı olmuş. Ancak ben şu paragraf ile ilgili bir soru sormak istiyorum. "Satıcı, süreklilik kazanan enflasyon ortamında imalatçıdan 25 liraya satın alıp 30 liraya sattığı malın yerine yenisini 25 liraya alamayacağını gördüğünde satış fiyatını 40 liraya yükselterek kendisine kâr edebileceği bir garanti aralığı yaratmaya çalışıyor, bu da fiyatların daha da yükselmesine neden oluyor (zarardan kaçma çabasının piyasa bozucu etkisi.) Burada sorumluluk satıcıyla birlikte yanlış ekonomi politikasının yarattığı belirsizlik ortamıdır." Hocam peki akaryakıt için bu nasıl işler? Yani şunu merak ediyorum. Örneğin, bir benzinlik işletmecisi 20 TL ye sattığı ( vergilerle beraber kendisine maliyeti 19 TL düşünelim) benzine devlet 1 TL zam yaptığında 21 TL ye satıyor diyelim ( 1 TL ekstra kar ediyor, devletin elde ettiği vergi de artıyor). Peki 20 TL ye sattığı benzine, devlet 1 TL indirim yaptığında 19 TL ye satacak olması, işletme için nasıl bir risk barındırır. Aradaki zararı devlet mi sübvanse ediyor? Petrol fiyatları 140 doları görürken gün aşırı zam yapılması, daha sonra 100 dolara gerilediğinde zamların hemen geri alınmaması, acaba sübvansiyon maliyetini ve vergi kaybını önlemek için midir?

    YanıtlaSil
  51. Sayın Hocam, birbiriyle bağlantılı bu iki yazınızı bir de muhtemel sonuçları içeren bir sonuç yazısı ile bağlarsanız sevinirim...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yüksek Enflasyona Karşın Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor?

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Türkiye’nin Dış Finansman Sıkıntısının Nedenleri