Küresel Kriz Menüsü: Stagflasyon mu Resesyon mu?

Küresel sistemin bugün içinde bulunduğu ciddi sıkıntılar 2008 yılında Küresel Krizle başladı, 2020 yılında pandemi, 2022 yılında Ukrayna savaşıyla kriz yeni bir aşamaya geçti. Bu son ikisinin de eklenmesiyle küresel tedarik zinciri kırıldı, enerji ve gıda fiyatları yükseldi. Kriz boyunca başta gelişmiş ülkelerinkiler olmak üzere merkez bankaları sürekli para basarak krizin ekonomik canlılığı öldürmesini ve durgunluğa hatta çöküşe yol açmasını önlemeye çalıştılar. Ne var ki yaşanan büyük parasal genişleme bu kez çok ciddi bir küresel enflasyonun itici gücü haline geldi. Bugüne kadar ekonomileri canlı tutmak için parasal genişlemeyi mucizevi bir araç gibi kullanan hükümetler ve merkez bankaları artık kriz menüsünden seçim yapmak tercihiyle karşı karşıya görünüyorlar.

Ekonomik kriz denildiğinde insanlar bulundukları ülkeye, çevrelerine ve ekonomik koşullara bakarak gördüklerine göre yorum yapıyorlar. Örneğin yüksek enflasyonun ve yüksek büyümenin bir arada olduğu bir durumda yüksek enflasyondan etkilenen ama yüksek büyümenin fazlaca bir yararını görmeyen kişiler bunu kriz olarak yorumlarken yüksek büyümeden yarar sağlayan kişiler ortada bir kriz olmadığını öne sürüyor. Bir başka deyişle kriz algısı kişilere ve onların bulunduğu duruma göre farklılaşabiliyor.

Aşağıdaki tablo seçilmiş gelişmiş ve gelişme yolundaki ekonomilerin güncel bazı temel ekonomik/finansal göstergesini sergiliyor (kaynak: https://tradingeconomics.com/ ve https://www.cbrates.com/)

Bu tablo bize ABD ve Euro Bölgesi’nin yüksek enflasyonla büyüme durumunda olduğunu gösteriyor. Her ikisi için de en korkulan konu büyümenin gerilemesine karşılık enflasyonun yükselmesi. Eğer küçülmeye dönüş yaşanırsa her iki ekonomi de resesyon[i] tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

Japonya, otuz yıldan uzun süredir yaşadığı stagflasyondan[ii] çıkamazken, Çin ilk bakışta sorunsuz görünüyor. Buna karşılık Çin’de ciddi bir fakirlik ve borç sorunu olduğu için yüzde 4,8 oranındaki büyüme kesinlikle yetersiz kabul ediliyor ve bu büyüme düzeyi yükseltilemezse Çin’in de stagflasyon sorunuyla karşı karşıya kalacağı tahmin ediliyor.

Tabloda en rahat konumda görünen Endonezya ekonomisi en azından şimdilik herhangi bir krizle karşı karşıya görünmüyor.

Brezilya, yüksek enflasyona karşılık düşük büyüme düzeyinde bulunuyor. Böyle devam ederse stagflasyona girmesi söz konusu olabilir.

Tablodan Rusya ve Türkiye’nin çok yüksek enflasyonla birlikte büyüme içinde olduğunu görüyoruz. Bu ekonomiler için krizdedir veya değildir demek mümkün değil. Yukarıda değindiğimiz gibi kişilerin algılarına göre değerlendirmeleri değişebilir. Bir ortak görüş çıkarmak çok zor.

Bugün itibarıyla işsizlik oranının yüksek olduğu iki ülke Türkiye ve Brezilya olmakla birlikte büyüme oranlarının düşmesi ve resesyona girilmesi halinde ABD ve Euro Bölgesinde işsizlik oranlarının hızla yükseldiğini yakın geçmişte gördük.

Türkiye’de enflasyonun çok yüksek olmasına karşılık büyüme oranı yüksek olduğu ve işsizlik oranı daha fazla yükselmediği sürece içinde bulunulan durumun bir kriz olarak algılanması maskeleniyor.



[i] Resesyon; iki çeyrek üst üste ekonomik küçülme yaşanması hali.

[ii] Stagflasyon; enflasyon varken ekonomik durgunluk yaşanması durumu.


Yorumlar

  1. Sağolun hocam. Japonya neden büyüyemiyor? Jeopolitik nedenlerden mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Japon halkı, sanırım ikinci dünya savaşı ve atom bombası etkisiyle, son derecede karamsar bir halk. İşler kötüye gittiğinde harcamayı kesip tasarrufa dönüyor. Öyle olunca ekonomi üretim gücünü, canlılığını yitiriyor. 1980'lerin sonlarına doğru özellikle finans sektöründe ciddi batışlar yaşandı. O zaman dünyanın en önde gelen bankları arasında sayılan bankalar (Daichi Kangyo Bank, Mitsubishi Bank gibi çok sayıda büyük banka) battılar ve sistem durgunluğa girdi. Japon halkının sisteme güveni sarsıldı. O gün bugündür Japonya bu durgunluktan çıkamıyor.

      Sil
    2. Hocam, Japon şirketler Honda, Fujitsu vs yurtdışı operasyonlarını da küçülterek veya kapatarak Japonya’ya çekiliyor son 3-5 yıldır. Buna yatırımlarını bir bir elden çıkarmaya çalışan SoftBank de dahil.

      Sil
  2. Hocam elinize sağlık,

    Tabloda yer alan ülkeler arasında en yüksek merkez bankası faizi Türkiye'ye ait, ki faiz indirimlerine rağmen. Şu an ki mantıksız faiz politikasının sebebi dış baskıdan kaynaklı olabilir mi? Faizin düşük olduğu ülkelerden sermayenin Türkiye'ye akmasını engellemek için... Çünkü hala anlayamıyorum. Zaten ekonomi bozuk, bari faizi düşürelim daha da bozulursa bozulsun en azından dinci kesimden belli oranda oy toplarız derdindeler mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış baskı yok, yanlış ekonomi politikası var.

      Sil
    2. Faizin düsük tutulması kredilerle ihracatcının yüzdürülmesi için cinci kesimle alakası yok.

      Sil
    3. Türkiyeye bi şi olmaz hocam.

      Sil
  3. Merhaba Hocam
    Tablodaki veriler hangi zaman dilimine ait acaba?
    Tabloya ekleyebilir misiniz?

    YanıtlaSil
  4. Hocam, son paragrafınızdan anladığım kadarı ile işimiz TUİK'e kaldı...

    YanıtlaSil
  5. Türkiye'deki var olan ekonomi gerçeğini ve çıkış yolu olarak kabul edilen yapısal reformların önemini ne zaman kabulleneceğiz?

    YanıtlaSil
  6. Hep bir karamsarlık, hep bir umutsuzluk. Ülkemizin güzelliklerini de görün. İyi giden şeylerden de bahsedin. Kötüyü çağırıyorsunuz. Doğaya negatif enerji yayıyorsunuz hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam, arkadaş haklı. Türkiye'nin başkentini 25 yıl yöneten kişi daha yeni Adana'da milyarlarca dolarlık Jelibon rezervi bulunduğunu müjdeledi, onu bile söylemiyorsunuz...

      Sil
  7. Vatandaş açısından durum daha vahim ne alsan zarar ediyorsun hemde enflasyon olan bir ortamda
    Türkiye açısından tek ümidim dibi o kadar derinden gördük ki mantıklı bir iki hareketle bahar etkisi yaratabiliriz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki artık bu dediğiniz o kadar kolay değil. Mesela eğitimde öylesine geriye gittik ki bunu düzeltmek yıllar alacak.

      Sil
  8. Merhabalar hocam,

    Reel büyüme hesaplanırken TÜİK enflasyon oranları mı kullanılıyor? Bu durumda, olmaz ya, enflasyon sehven düşük hesaplanırsa reel büyümeye pozitif etkisi olur mu? Yoksa başka metodolojiyle mi hesaplanıyor büyüme değerleri?

    Çok teşekkürler,

    Sinan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon sehven düşük hesaplanmaz, bilerek düşük hesaplanır.
      Enflasyon düşük hesaplanınca, TL bazlı büyümede büyük olur.
      Euro bazlı büyüme verisinden yaklaşık olarak gerçek büyümeyi ölçersiniz

      Sil
    2. GSYH hesaplanırken bütün mal ve hizmetler piyasa fiyatlarıyla alınıp hesaba katılıyor. Dolayısıyla buradaki fiyat deflatörü sadece 400 küsur mal ve hizmetin derlediği TÜFE sepetinden çok daha geniş bir tabana dayanıyor. Ama tabii mal ve hizmetleri hangi yatlarla hesaba kattığınız da önemli.

      Sil
  9. Hükümet kanadının enflasyonu düşürmek için attığı herhangi bir adım yok. (her ne kadar varmış gibi gözükse de, Tüik'e istediği rakamı açıklatabiliyorlar.) Büyüme odaklı gidiyorlar. Bu da dediğiniz gibi krizi maskeliyor.
    Bunu öngörebilselerdi ek bütçe yapmaya ihtiyaç duymazlardı. asgari ücrete enflasyon farkı vermek zorunda kalmazlardı. Önümüzdeki zaman diliminde olaylar nasıl gelişir bilemem ama ücret artışları işveren tarafını zora sokarsa işçi çıkarmalara kadar gidebilir. bu da küçülmeyi getirir. Bizim için uzun vade de stagflasyona girmek daha olası gibi görünüyor. Son olarak vatandaşa sabret, şükret demekle olmuyor. Uyuduk uyandık altı ayı geçirdik. Değişen tek şey ekonominin daha da kötüye gidiyor olması.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kötüye giden sadece ekonomi olsaydı düzeltilmesi kolay olurdu. Ne var ki sosyal ve siyasal yaşam da hızla kötüye gidiyor. Mesela eğitimde, tarımda öyle sorunlar var ki çözümü yıllar alacak. Sağlık sektörü de hızlı bir çöküş içinde görünüyor.

      Sil
  10. Sayın Mahfi hocam,
    sizin yazılarınızı mümkün olduğunca takip etmeye çalışıyorum. Ancak birçok noktayı anlamıyorum bilgisizligimden. Henüz lise öğrencisiyim. Kitap olarak neler tavsiye edersiniz?
    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim Örneklerle Kolay Ekonomi kitabımı okuyun.

      Sil
  11. "Yeni 'yazı başlığı' önerisi;
    Kralın giyinikmiş gibi gösterilmesinin
    faydaları, zararları"

    YanıtlaSil
  12. Sevgili Mahfi Bey, size izninizle bir kaç sorum olacak:
    1. Tabloda yer alan enflasyon rakamının, TR deki gerçek enflasyonu yansıttığını düşünüyor musunuz? Ben 3 yıldır İngilterede yaşıyorum ve burdaki enflasyonun bile anons edilenin en az 1.5 katı belki 2 katı olduğunu düşünüyorum/yaşıyorum. Sizin kaynak göstererek tabloyu yayınladığınızı biliyor, anlıyor ve takdir ediyorum, sadece şahsi görüşünüzü merak ettim.
    2. Son BDDK kararının ben de sermaye kontrolü başlangıç adımı olduğunu ve gerisinin geleceğini düşünüyorum. Öte yandan Ali Babacan ülke olarak iflasa yakınız dedi. Anons edilen verilere bakınca gerçekten ülke olarak bıçak sırtında bir nakit akış / borç durumumuz var. Sizce de önlem alınmazsa, yanlışlardan radikal dönüşler başlamazsa iflas veya sıkı sermaye kontrolü gelebilir mi? Yoksa sanal olarak (gerçek olmayan verilerle) seçime kadar idare etmenin bir yolu bulunabilir mi?
    3. Yarın itibarıyla gerçekten tam yetkili Hazine/Maliye Bakanı olsanız, ilk 100 gün icraatlarınız neler olurdu? Ateşten gömleği giyer miydiniz, yoksa o kadar batak bir durumdayız ki gömleği giymezdim mi dersiniz? Ölümcül hastaları ameliyat etmemeyi tercih eden doktorlar gibi…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Düşünmüyorum ama benzer sorun (daha düşük oranlarda) dünyada da yaygın. Bununla birlikte eğer her dönemde farklı yanlışlar, hatalar ya da oynamalar yapılmadığı sürece trendin doğruyu gösterdiğini düşünüyorum.
      2. Gidiş öylesine yanlış ki maalesef sonu iflas olur mu bilmiyorum ama kötü olacağı kesin gibi.
      3. Hakan Bey, konu yalnızca ekonomideki sorunlar değil. Türkiye'nin çok sayıda sosyal ve siyasal temelli riski var. Dış politikadan, hukukun üstünlüğüne, eğitimden sağlığa kadar çok sayıda sorun ve risk. Onlar da eş anlı düzeltilmeden ekonomide yapılacak düzeltmelerle kalıcı sonuç alınamaz. O nedenle benim veya başkasının tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı olmasıyla bazı adımlar atılsa da kalıcı düzeltmeler yapılamaz. Bütün bir zihniyetin değişmesi lazım.

      Sil
  13. Hocam yazınız için emeğinize sağlık, teşekkürler.
    Göstergeler tablonuzda faiz eksi enflasyon sütunu neden faiz oranı/ enflasyon veya enflasyon/ faiz oranı gibi oransal miktarı değil de fark olarak ölçülüyor? Sizin tercihiniz mi yoksa işin sistematiği mi böyle?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bir tercih meselesi, ben öyle tercih ettim, oran da alınabilir. Ama iki oran arasındaki farkı da oranla almak bana doğru gelmiyor açıkçası.

      Sil
  14. Dünyada kriz var,türkiyede kriz+krizi fırsata çevirmek var
    1-son 2ayda dünyada bitkisel yağ fiyatları %30 düşmüş bizde tek kuruş indirim yok
    2-petrol 130$ kur 17,5 ikende benzin fiyatı aynıydı,110$ve kurun16,5 olduğu dünde aynıydı.parametreler artınca benzine zam geliyor,ancak azalınca indirim yapılmıyor..
    3-son 1senedir 19lt damacana su fiyatları motorinin litre fiyatına eşitlendi ama sadece zam bahanesi olarak,indirim yok..
    4-almanya&fransadan yılda 100bin araç ithal ediyoruz ancak muadillerini yarı fiyatına üretip satan çinden ithal etmek yasak,çünki araba fiyatları düşmesin diye..
    7-pazarlarda,zincir marketlerde son kullanma tarihine 1hafta kalan sebze&meyveler ingilteredeki gibi yarı fiyatına satılmıyor.son güne kadar aynı fiyattan satılıyor ve sonra da çöpe atılıyor.neden?fiyatı düşmesin diye..

    YanıtlaSil
  15. Hocam merhaba şuan devlet resesyona enflasyon arasında bir seçim yaptı ve enflasyonu seçti benim gördüğüm iki sorum var hocam sizeşuan faizler artırılırsa ülke resesyona girebilir mi birde enflasyon sayesinde şirketlerin borçları ödenebilir seviyeye gelmiş olmuyor mu? Tabii büyüme devam ederse... O zaman enflasyonun oluşması acı bir reçete ancak gerekli gibi duruyor bence saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin atasözü: Uçurumun kenarında yuları çeksen de yararı olmaz.

      Sil
  16. Hocam iyi haber: Adıyaman'da 6 milyar dolarlık jelibon rezervi bulunmuş. Daha da iyi haber: 2023'de Lozan'ın gizli maddeleriyle konan yasak kalkacağından jelibon rezervini çıkarabilecekmişiz. Böyle iyi haberlere ihtiyacımız var. Böyle iyi haberlere inanan zeki insanlara da çok ihtiyacımız var. Yeni Türkiye bu demek değil mi hocam? İyi şeyler de oluyor demek ki. Çok eğleniyoruz. :)))

    YanıtlaSil
  17. Öncelikle jelibonlar diyarı Türkiye'den selamlar hocam :)
    Yüksek büyümeden yarar sağlayan da sağlayamayanda krizde olduğumuzu kabul etmesi lazım. Sonuçta enflasyon da ekonomik kriz olarak nitelendirilmekte.

    YanıtlaSil
  18. Turkiyede faiz 100/14 palavra git kredi kullan gör faizi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. % 14 faiz sadece TCMB'nin bankaları fonlama faizi.

      Sil
  19. Hocam amerikada bir tarikat var scientology gibi birşey ismi.belki duymuşsunuzdur.bu pandemi,sonrasındaki orman yangını,sel,tedarik zincirindeki kopma,küresel enflasyon ve ekonomik krize zemin yaratıyorlarmış,sebepte uzaylıların ortaya çıkışına insanlığı hazırlamak..burdaki mantık:sadece buna üye insanlar uzaylılarla iletişim halindeymiş.şüphesiz tıpta bizden ileriler bu enaz 4-5ısıkyılı uzaklıktan gelebildiyse bunlar,şöyle anlatayım bizim doktorların steteskop koyduğu yere bunların hasta bakıcıları bile ışıklı bir çubuk değdirse korona anında tedavi olur,zaten uzaylıların doktorları böyle basit viral hastalıklarda bize gelmeyin,beyin ölümü gerçekleşenleri getirinki 2saniyede ayağa kaldıralım diyorlarmış.orman yangını ufoları zaten kıbrıs adası büyüklüğündeyse söndürmeleri zor olmasa gerek,hepsini öğretecekler.esas mesele ekonomi.uzay iktisadı robotik üretime ve sosyal yardımlaşmaya dayalı.ışık hızını aşabiliyorlarsa birkaç katrilyon dolarlık ekonomileri olmalı bu uzaylıların.bize bütçelerinden %1tahsil etseler marschall yardımı etkisi gösterir.benim esas korktuğum neden encok biz türklere yükleniyorlar,bu ırkçılıklarının kaynağı ne,sn erdogan ve gözlerdeki ışıltı bu meselenin neresinde.yoksa tanrısal sevginin enbüyük sağlık sorunlarını ve ekonomik dertleri en sevdiği kullarına vermesi misali bizi aslında çokmu seviyor bu uzaylılar?nede olsa hititlerin torunlarıyız ve 450yıl osmanlı egemenliği olmasaydı bu atalarının yaptığı höyükler,sfenks ve piramitler,nemrut heykelleri ayakta kalamazdı.uzaylılar bileşim teknolojisi ve seri üretim teknikleriyle stagflasyon&resesyon gibi sorunları çoktan aştılar.benim esas sorum suanda okuduğum istanbul üniversitesi osmanlı iktisat tarihi kitabında,2.abdülhamit döneminde yabancılara yaptırılan ve işletmesi onlara bırakılan "km garantili" demiryollarından bahsediliyor.kitabı ekitap olarak burda paylaşabilirmiyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/maliye_ue/maliyetarihi.pdf
      Hocam kitabın 125.sayfasının 3.satırında 2.abdülhamit döneminde demiryollarını işleten yabancı kuruluşlara verildiği bahsedilen "km garantisi" ile bugün köprü ve otoyol yapan inşaat firmalarına verilen yolcu garantisi arasında bir paralellik kurabilirmiyiz?

      Sil
  20. Erdoğan hükümeti, bugün Nato genişlemesine verdiği onay ile önümüzdeki seçimleri almayı garantilemiştir.

    Herkese hayırlı uğurlu olsun!

    Seçimlere kadar, bir şekilde Batı güdümlü dandik ülkeler, Katar, BAE, Suudi Rejimi, swaplar vs gibi isimlerle seçimlere kadar Erdoğan'ın ayakta kalmasını sağlarlar.

    Muhalefetin işi zor; muhalif kitlelere iyi görünecek, seçimi kaybedebilecek bir adaya ihtiyaçları var, üstüne üstlük seçimleri kaybettikten hemen sonra seçmenleri seçimleri kaybettik, tüh şimdi olmadı ama yıkılmadık her daim hükümetin takipçisi olacağız, vs gibi söylemlerle teselli tiyatrosu da yapmaları lazım. Seçimlere kadar muhalefet de arka kapıdan iktidarın verdiklerini yer, muhalefetin de rahatı bozulmaz.

    Seçime kadar ekonomik olarak çalkantılar olur, olur ama ülke batmaz, böyle devam eder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Batı, Türk siyasetinde öyle bir güçtür ki; bugün Erdoğan'ı indirmek isteseler, muhalefet işareti alır, Erdoğan'ın karşısına bir aday çıkar ki, ülkedeki herkes bu ülkede ne cevherler varmış da bilmiyormuşuz derler. Batı, Erdoğanın siyasi ömrünü uzatmak istediği sürece muhalefet de kukla adayları meydana sürer.

      Erdoğan, kendi siyasi geleceğini sağlama almıştır.

      İki aydır takip ediyorum, büyük batılı devlet dış işleri bakanları hep Türkiyenin Haziran sonundaki Nato zirvesine kadar ikna olacağını düşünüyoruz dediler. Başka tek kelime etmediler. Zirve başlamadan bir saat önce Türkiye, yeni üyeleri kabul etti.

      Sil
    2. Adsız 18:05

      Bugün (dün) Erdoğan hükümeti herhangi bir şeye onay vermedi. O onay geçenlerde ABD hazine bakan yardımcısı geldiğinde verildi. Zaten bir itiraz yoktu da iç politikaya yönelik kayıkçı kavgası yapılıyordu, ABD işi NATO zirvesi öncesi bitirdi. Bakın 17 Haziran'da Mahfi hocanın yazısının altına ne yorum yazmışım:

      "Gözümüz aydın, ABD hazine bakan yardımcısı önümüzdeki hafta Türkiye'ye geliyormuş. Görüntüde MB başkanı ve Hazine bakanı ile görüşecekmiş ama muhtemelen yanında getireceği dosyaların ağırlığı Zarrab, Halk bankası, SBK ile ilgili olacağından şimdiden şu gelişmeleri bekleyebiliriz:

      1- Suriye'ye harekât, Yunanistan'a atarlanma girişimlerinin şıp diye kesilmesi,
      2- İsveç ve Finlandiya'ya uygulanan vetonun hop diye kaldırılması,
      3- Merkez bankasına bir şekilde döviz girişi sağlanması ve doların bir süreliğine durulması.

      Yerli ve milli dik duruş zaviyesinden ahval şimdilik böyle görünüyor..."

      Bu kadar ön görülebilir ve beceriksiz bir yönetim, ülkede hiç muhalefet olmasa, tüm dünya bir araya gelip desteklese bile bir daha seçim kazanamaz. Sizin için üzgünüm, belli ki bu iktidarın devamını çok arzuluyorsunuz ama mümkün olmadığına şimdiden kendinizi hazırlayın derim...

      Sil
    3. Mahdut bey, yorumcu sizle aynı yazmış.

      Sil
  21. Hocam emeğinize sağlık.
    ABD ve Euro bölgesi resesyon tehlikesine rağmen sıkılaşma politikası uygulamaya koyuldu. Bunun sebebi yazının başında söylediğiniz gibi kriz masasından tercih yapmak zorunda kalmaları diyebilir miyiz yoksa başka bi açıklaması mı var ?
    Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğinizi enflasyon tehlikesine karşı yaptılar.

      Sil
  22. Hocam galiba stagflasyon tanımında hata var. Stagflasyon, enflasyon içinde ekonomik büyüme %0 değil mi?

    YanıtlaSil
  23. Hocam, büyüme oranı/ enflasyon oranı arasındaki denge ülkenin yüksek enflasyon ile büyümesine isaret eden temel göstergelerden sanırım. Bu oran dahilinde kabul edilebilir bir değer var mı yoksa hangi veriler ışığında kabul edilebilir edilemez sonucuna ulaşılabilir? Büyüme olduğu sürece herşey bu kriterin baskısıyla kabul mü edilir? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir değer/sınır yok bildiğim kadarıyla.

      Sil
  24. https://prnt.sc/CvXccyVTuSJE
    Japonya özelinde, son otuz yıl için, stagnasyon olgusunun varlığı tartışma götürmez. Ancak stagflasyon yorumu, söz konusu dönem bağlamında, bana sorunlu göründü. Literatürde, sürekli olarak, deflasyonla mücadele eden ya da düşük enflasyondan kurtulmaya çalışan ülke olarak örneklenen Japonya'nın, iktisadi durgunlukla enflasyonu bir arada yaşamakta olduğunu söylersek, zaten yeterince sofistike olan stagflasyon kavramının anlaşılabilirliğinin azalacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız ama son dönemde enflasyon yükseliyor. Eskiden eksi enflasyon söz konusuydu.

      Sil
  25. Hocam önemli olan asgari ücretin 7bin lira olması değil,7bin lira ile kaç ekmek alındığı düşüncesine katılıyormusunuz?neden asgari ücretin çok artması enflasyonu arttırır diyorlar.ozaman ihracatçı işadamının daha çok ihracat yapıp daha çok gelir elde etmesi de enflasyonu arttırmazmı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi açıdan bakarsanız ona göre yanıtı değişen sorular bunlar.

      Sil
  26. Hocam,ikinci 6 ay için hükümetin son aldığı kararlar ile büyümekten vazgeçtik mi?bankalar kredileri zorlaştırmasının sebebi bu mu?

    YanıtlaSil
  27. Hocam japonya faizi neden ekside tutuyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harcamaları artırıp ekonomiyi canlandırmak için.

      Sil
  28. Yine süper bir yazı . Bu arada Mahfi hocam, bir ülke sadece para ihraç ederek, örneğin borsaya gelen fazla yatırımların borsanın değerini artırarak serveti büyütmesi ya da tahvil alınması gibi direk işletme kurma üzerine olmayan yatırımların ülke ekonomisi içerisindeki payını nasıl bulabilirim?

    Bir de hocam biliyorsunuz dizi-film- oyun ve yazılım gibi sektörler ithal girdisi çok az olan, neredeyse sıfır emekle ( birazdan açıklayacağım) gelir elde edilebilen sektörler. Mesela Türkiye'de bir dizi çekiliyor, bu dizi için masraf yapılıyor vs. Sonra yayın hakkını 50 milyon dolara başka bir şirkete satıyorlar. Bir de sıfır ithalatla yapılmış 50 milyon dolar, %75 ithal girdisi olan 200 milyon dolarlık ihracata denk oluyor.

    Şuanda Türkiye için hangi yol daha iyidir hocam? Yüksek karlı ve teknoloji gerektiren ürünleri üretip ihraç ederek zenginleşmek mi? Yoksa ülke içindeki üretimi artırarak zenginleşmek mi? Mesela şuanda tarım konusunda solucan gübresi üretimi çok popüler, yatırım getirisi inanılmaz yüksek ve az emek gerektirdiği için kişi başına düşen geliri yüksek. Fakat ciddi eğitim ve teknoloji gerektirmediği için, gelişmekte olan ülkeler hızlıca üretip piyasasını düşürecekler bence, bu yüzdne sanırım rekabet etmesi zor şeyler üretmek lazım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Borsayla ilgili veriyi nereden bulursunuz bilmiyorum, aklıma bir şey gelmedi açıkçası. Bir yerde rastlamamışım demek ki.
      Her ikisi de bir arada olmalı. Yani ülke içinde yüksek teknolojili mallar üretip ihraç etmeye çalışmak en doğru çözüm gibi duruyor. Teşvikleri bu alana yoğunlaştırmak lazım.

      Sil
  29. Mahfi Bey, gerçekten, Japonya ve stagflasyon yorumunuz çok sorunlu. Bu yorumunuzu gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabloya bakarsanız 0,2 büyüme ve % 2,5 enflasyonla tam bir stagflasyon durumu görünüyor.

      Sil
    2. Tablodaki veriler sanırım son bir yıla ait. Siz diyorsunuz ki, “Japonya, otuz yıldan uzun süredir yaşadığı stagflasyondan çıkamazken….’. Son bir yılın verisini gösterip otuz yılı yorumlamışsınız. Eğer otuz yılın verisini tabloya koysaydınız Japonya’nın hiç stagflasyona girmediğini görürdünüz. Siz ise stagflasyondan 30 yıldır kurtulamadığını söylüyorsunuz. Eğer stagflayonun tanımını değiştirirsek sizin dediğiniz olur: Topal Stagflasyon. Tek bacağı, yani enflasyon bacağı olmayan stagflayon.

      Sil
  30. Hocam bu tür kriz dönemlerinde Türkiye'de tercih edilen çözüm IMF'e başvurmak ve acı reçetelerine katlanmak oldu. Olası bir iktidar değişikliğinde yeni hükümetin bir enkaz devralacağı işlerinin de zor olduğu ortada. Hiç istemesem de IMF siz bir çözümün de mümkün olmayacağı aklıma geliyor. Sizin bu konudaki görüşünüzü alabilir miyiz. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF'ye gitmek, ülkelere başvurup swap anlaşması yapmaya çalışmaktan çok daha makul bir çözüm.

      Sil
  31. Sayın Mahfi hocam,

    Hakkında yazılacak bir konu arıyorsanız asgari ücrete zam enflasyonun sebebi midir sonucu mudur hakkında bir yazı yazabilir misiniz? Ne zaman asgari ücrete zam yapılması düşünülse bu konu hep tartışma konusu oluyor. Kimi her şeye zam geldiği için asgari ücrete zam geldiğini söylüyor kimi asgari ücrete zam geldiği için her şeye zam geldiğini söylüyor. Bu iki iddiadan hangisi doğru sizce? Tabi bu soruyu ülkemizin şartları için soruyorum. Enflasyonun düşük olduğu, nominal-reel gelirin farklı ülkelerde bu sorunun cevabı muhtemelen değişecektir.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  32. Hocam siz hiç tersten uçan uçak gördünüz mü? Biz o uçağın içindeyiz :)

    YanıtlaSil
  33. Hocam sıkılaştırmaya gitmeden bu çalkantılı dönemi atlatabilirmiyiz?

    YanıtlaSil
  34. Hocam benim aklımda bir soru işareti var. Türkiye için yüksek enflasyonla birlikte büyümenin olduğundan bahsediyoruz ancak ölçülen resmi enflasyon, dolayısıyla büyüme rakamlarının hesaplanmasında dikkate alınan deflatör oldukça şüpheli. Merak ediyorum, acaba ENAG gibi %160 enflasyon açıklamış olsaydık, bu büyümeden söz edebilir miydik? Büyümeden ziyade "şişme" var sanki. İçi boş. Ne dersiniz? Bu hesabı yapabilmek mümkün müdür?

    YanıtlaSil
  35. Hocam küresel krizin neresindeyiz?

    YanıtlaSil
  36. Hocam ihracatı öldürmeyecek ama TL'yede aşırı değer kaybettirmeyecek Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi değeri kaç olmalıdır, şuanda 55 civarında bildiğim kadarıyla. Bunun adil değeri nedir?

    YanıtlaSil
  37. Sn Hocam bu süreçte sizce gelişmiş ülkeler enflasyonist baskıyı azaltmak için faizleri daha da arttırıp resesyonu mı seçecekler yoksa 3-5 ay sonra resesyon tehlikesi var diyerek eskisi gibi parasal genişleme ile sorunları halının altına mı süpürecekler yine

    YanıtlaSil
  38. Hocam, küresel parasal genişleme döneminde hukukun üstünlüğü başta olmak üzere yapısal reformları tamamlayamadık ve hatta bazı alanlarda geriye gittik. Bundan sonraki süreçte zihniyet değişikliği olsa dahi önümüzdeki 30 yıl içerisinde mevcut enkazın kaldırılması mümkün olabilir mi? 2000 krizindeki gibi acı reçetelerle yıpranmadan bir çıkış yolu bulabilir miyiz? Yoksa tekrar kapsamlı yapısal reformlara girişildiğinde küçük olmanın avantajıyla kalkınma için yeterli ölçüde sermaye birikimi elde edebilir miyiz?

    YanıtlaSil
  39. 2022 Eylül-Ekim döneminde olacağı beklenen "büyük tufan" "kasırga" vb ifadelerle desteklenen durum karşısında vatandaş olarak ne tür önlemler alacağız, ne zaman almaya başlayacağız? Bu beklenen durum/lar ne olabilir? Biz yatırım fırsatları için nakit mi bulunduralım, arsa mı alalım/satalım, altın/gümüş mü tutalım, arabamızı mı satalım, borsada parası olan borsadan parasını mı çeksin? Un, bulgur mu alıp koyalım 2-3 çuval? Ne yapalım?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Doların Geleceği

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme