TÜİK’in Açıkladığı Verilere Güveni Sağlamak İçin Bir Öneri

Son yıllarda TÜİK’in yayınladığı veriler her ortamda en çok tartışılan, eleştirilen konuların başında yer alır oldu. Çoğunluk TÜİK’in açıkladığı verilere inanmıyor. En fazla tartışılan verilen başında enflasyon verileri geliyor. Öyle ki ekonomiyle uğraşanlar bu verileri kullanmakta tereddüde kapılıyor.

Türkiye’de tüketici fiyatlarını ölçen üç kurum var: TÜİK, İTO (İstanbul Ticaret Odası) ve ENAGrup. TÜİK, enflasyonu; her birinin, endekste yer alacağı ağırlığın her yıl yapılan Hane halkı Bütçe Anketleriyle belirlendiği 400’den fazla mal ve hizmeti kapsayan TÜFE endeksindeki değişime göre belirliyor. İTO İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi; İstanbul’daki fiyatlar temel alınarak hesaplanıyor. ENAGrup, TÜİK ile aynı temelde internet üzerinden derlediği fiyatlar üzerinden oluşturduğu endeks ile enflasyonu ölçüyor.

Bu üç endekste Mayıs ayı itibarıyla 12 aylık değişim oranları şöyle:


Görüleceği gibi üç kurum da farklı sonuçlara ulaşmış bulunuyor (bununla birlikte İTO’nun yalnız İstanbul’u ve belirli mal ve hizmetleri, diğer ikisinin bütün Türkiye’yi ve genel olarak bütün mal ve hizmetleri kapsadığına dikkat etmek gerekir.)

Bu yazının amacı kimin enflasyonu doğru ölçtüğünü bulmak ve açıklamak değil. Bu yazının amacı devletin resmi istatistik kurumu olan TÜİK’in insanların kuşkuya düşmeyecekleri verileri açıklamasını sağlamak için neler yapılması gerektiğini ortaya koymak.

TÜİK’in üzerindeki kuşkuları kaldırabilmenin yolu kuruma bağımsızlık tanımaktan geçiyor. Ne var ki Türkiye uygulamasında bir kamu kurumunun bağımsızlığı yasaya yazmakla sağlanamıyor. Örneğin Merkez Bankasının yasasında araç bağımsızlığına sahip olduğu yazılı olsa da faizi bir politika aracı olarak kullanamadığını herkes biliyor. Bu durumda bağımsızlık meselesini yasaya yazmaktan çok daha sağlam bir noktaya götürmek gerekiyor.

Benim bu konudaki önerim TÜİK’in bütçesinin ve atamalarının devlete bağlı olmaktan çıkarılmasıdır. Özel kesim şirketlerinin cirolarından (ya da kârlarından) kesilecek belirli bir payın ve devlet bütçesinden yapılacak belirli bir katkının bir havuzda toplanması ve TÜİK çalışanlarının ücretlerinin bu havuzdan ödenmesi kuruma mali bağımsızlık kazandıracaktır. Kurumun bütçe gelirleri bu havuzdan gelecek gelirle oluşmalı ve harcamaları (ücret ödemeleri dâhil) bu havuzdan yapılmalıdır. TÜİK’de çalışanların atamaları kamu kesimi ve özel kesimden eşit sayıda temsilci alınarak oluşturulacak bir kurul eliyle yürütülmelidir. TÜİK, bağımsız denetim şirketleri eliyle denetlenmeli, hangi bağımsız denetim şirketinin seçileceğine de yine aynı kurul karar vermelidir. Böyle bir sistem TÜİK üzerindeki kuşkuları ortadan kaldıracak ve kurumun itibarı yeniden sağlanacaktır.

Yapısal Reformlar ve Türkiye adlı kitabımda özetle belirttiğim bu önerinin yalnızca Türkiye için değil bütün ülkeler için yaşama geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.


Yorumlar

  1. üstadım sorunun doğru tespit edilmesi çözüm yolunda yapılacak en önemli aktivitedir. Tüik 5429 sayılı yasa ile sözüm ona bağımsız kuruluş. fakat kanunlarda ne yazdığından ziyade türkiyede kendini herşeyin sahibi ve bilgilisi gören ve çok uzun zamandır her yerde ortaya çıkan kişilerin uygulama mantıkları nedeniyle vu kurumlar bugün bu haldeler.
    Sayın ömer demir'in, Ömer Toprak, Birol Aydemir ,Mehmet aktaş'ın ve daha sonra gelenlerin nasıl uygulamalar yaprığını tüm kurum çalışanları bilmektedir.Sistemli bir şekilde kurumda istatistik kökenli çalışan sayısı ısrarla azaltılmaktadır. Kurumun en büyük sermayesi olan insan ve bilgi birikimi şu veya bu sebeplerle kenarda bırakıldı. Her türlü yazılım daha önceden çalışanlar tarafından yapılırken firmalar, sözleşmeli bilişim personeli atında o anki idarecilerin keyfi uygulamalarına mecbur bırakıldı. Kurumda geçmişi olan kişiler emekliliğe,dışlanmaya zorlandı. Yeni ve konuya vakıf olmayan ancak genç olmanın getirdiği heyacanla bir yerlere gelebilmek için her türlü ödünü vermeye hazır idareciler oluşmaya başladı.
    Sanmayın ki içeride çalışanlar insanlar isyan etmiyor. Kurum dışından getirilen danışman ve üst düzey idareciler eski çalışanlara hasmane tutum içerisindeler zira onlara itiraz etmeyeceksiniz, ne derlerse öveceksiniz.
    GSYIH baz yılının değiştirilmesi döneminde kürşad beyin neler yaptığını bugün dahil bilen kurumda kaç kişi var. Sayın aydemir tv lerde bugünlerde farklı konuşmaktadır. Sayın aktaş ve sayın kürşad dosdoğru baz yılı değişiminde kimleri harcamıştır. SBF den çok değerli hocalar kurumu ziyaret etmiş ancak ne sorulara ne de nasıl yapıldığına dair o yıllarda hiç kimse bir şey dememiştir.

    Örneğin kürşad dosdoğru nasıl oluyorda üç kez alınıp tekrar aynı göreve geliyor ki kendisi eski kurum çalışanıdır. Bir başka kişi gökhan özbakış. Adam idarecilik yapıyor,bşk.yrd,daire bşk. ancak sosyal medyada kurumun iş ve işlemlerine ilişkin aykırı bilgilendirme/yorumlar yapabilmektedir.

    Kısaca el birliği ile ölçemediğini yönetemezsin toplam kalite anlayışından çıkılıp her şeyi vasata doğru el birliği ile götürmekteyiz. yıllar yolu musa yılmaz isimli bir eski güreşçi kurumu bşk.yrd olarak 20 yılın üzerinde yönettiği bir kurumdan fazla bağımsızlık beklenemiyor. Yıllarca bunu dile getirenlere neler olduğunu varın siz araştırınız.

    Üstadım öneriniz maaşların kaynağından çok ülkenin geldiği,getirildiği durumla alakalıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maşallah. Hocadan daha fazla yazmış.

      Sil
    2. Hesaplanan ve bir çok şeye dayanak yapılan verilerin şeffaf ve doğru yöntemlerle hesap verilebilirlik içerisinde bir kamu kurumu olarak görev yapan tüik in neden bu hale düştüğüne dair çok az bile bence, herkes bildiklerini yazmalı ki sorun doğru tespit edilsin sayın mülayim bey

      Sil
    3. Arkadaş Tüik özelinde güzel bir bakış sunmuş.
      Mahfi Hocam gibi insanların nezaketen bilim dışı, akıl dışı diye söyledikleri işlerin ismi,
      mezhep siyasetidir.

      Yine hocamızın tabiri olan Ahbap - Çavuş kapitalizmi, mezhepçi feodal kapitalizme dönüştü.

      Bu işleri insanımız, seçimle temizleyeceği algısını yaşıyor. Seçim ilk aşamasıdır.
      Ardından devlette büyük temizlik gerekir.

      Sil
  2. Merkez bankası bankalara dolar alanlara satsın diye dolar satarken rezervlerinden mi satıyor? rezervleri etkiliyor mu? ithalatı etkileyebilir zarar verebilir derken doların durumu bunu mu kastediyorlar, yoksa dolar çok yükseldiği için ithalat maliyetinin çok yükselmesinden mi bahsediyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reis, Katardan borç alıyor,
      Borç para Merkez Bankası hesabına gelior,
      Onu MB satıyor,
      ortada rezerv filan kalmadı, bitti.

      Sil
    2. Merkez Bankası'nda duran bütün dövizler rezervlerde zaten. Onun için sattığını rezervlerden satıyor.

      Sil
  3. Sevgili hocam, Kısa vadeli dış borcun ödenip ödenemeyeceği için neye bakıyoruz? devlet kendi borcunu hazineden ödüyor herhalde. Peki özel sektör ve bankalar için bilançolarındaki döviz varlıklarına mı bakıyoruz? mb rezervlerinin bu konuda bir önemi var mı? borcun bir kısmıda yeniden borçlanabilir değil mi? (ve büyük ölçüde sendikasyonlarla yapılmakta) bu borçlanma yapılmazsa anii duruş dediğimiz durum mu oluşur ve bu durumda döviz bir anda patlar mı? başka etkileri neler olur, ani duruşta tam olarak neler olur, ithalat zorlaşmakla beraber borç verilmediğii için ithalat yapmak imkansız mı olur? Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  4. Hocam, meteoroloji genel müdürünün oğlunun sünnet düğünü şiddetli yağış ve fırtına nedeni ile yarım kalmış. Yani sayın genel müdür ya o gün için hava durumuna bakmamış, ya da "nasıl olsa tutturamamışızdır, biz yağmur dediysek günlük güneşlik olur" diye düşünmüş. Kendisinin CV'sine bakmadım ama belki de genel müdürü olduğu kurumun ne iş yaptığını bilmiyordur, ülkemizde bunun da mümkün olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle önerinizin mevcut ahval ve şeraitte gerçekleşme olasılığının bulunmadığını üzülerek hatırlatmak istedim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ben de biliyorum gerçekleşme umudunun olmadığını ama yine de inatla neyin yapılması gerektiğini yazmaya devam ediyorum. Belki bir gün birileri de yalan dolandan, kendini kandırmaktan sıkılıp bunları yapmayı dener.

      Sil
  5. Böyle bir durumda yalanı söyleyecek yeni bir kurum gerekebilir..Zaten ölçmeye de gerek kalmadı ,çünkü çarşı -pazar durumun aynası... Teşekkürler Mahfi bey..

    YanıtlaSil
  6. Ah be Hocam, neden sizin gibi değerli insanların bu ve buna benzer önerileri işin ehli insanların oluşturduğu kurul ya da platformlarda tartışıldıktan sonra uygulanmaz? Bu ülkeye bu kadar kin ve garez beslemek niye?

    YanıtlaSil
  7. Hocam, herkesin elinde akilli telefon var, paketin icerigindekilerin, devlet ceksin fiyati aninda gondersin satin alma adresini.. millet oradan alisverisini yapar, itiraz hakki kalmaz.. yoksa bu uckagitci ceberrut devlete guvenen hep zarar eder. Yasal faiz hala yillik %9.. mahkemesinin adaleti bu ise.. gerisi hikaye..

    YanıtlaSil
  8. Hocam merhaba, hep turkiye gibi gelismekte olan ekonomiler icin enflasyondan ekonomik krizden cikma yolunu yaziyor ve anlatiyorsunuz. Gelismis ekonomilerde yuksek enflasyondam cikip normal duzeye nasil gelinir. Faiz arttirmak yeterlimidir, bunun yanimda o ulkelerede yapisal reform veya baska onlemler gereklimidir? Gerekli ise bunlar nelerdir?

    YanıtlaSil
  9. Hocam düşük faizin meyvalarını toplamaya ne zaman başlarız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşük faizin meyvalarını yüksek enflasyon olarak topluyoruz toplamaya da devam edeceğiz

      Sil
    2. Toplayanlar anında meyvelerini almaya başladı,
      sen geç kalmışsın.

      Sil
    3. Yüksek enflasyonda düşük faizin meyveleri zehirlidir. Toplamamanızı tavsiye ederim.

      Sil
  10. Çok güzel bir öneri. Açıkçası pek umudum yok ama inşallah hayata geçer. Zira TÜİK kurum olarak içler acısı bir halde şu anda. Sadece enflasyon değil açıkladıkları hiçbir veriye güvenilmez. Verdikleri rakamların önemli bir kısmı göz kararı dediğimiz cinsten. Ne sanayi envanterimiz belli ne tarım. Ne gerçek işsiz sayımızı biliyoruz ne salgında ölen kişi sayısını. Zira TÜİK ölüm istatistiklerini iktidarın façası bozulmasın diye yayımlamayı bıraktı.

    YanıtlaSil
  11. Merhabalar hocam bu görüşünüze katılmıyorum mali özerklik bu kurumu bağımsız yapmaz enflasyonu düşük yada yüksek çıkması işine yarayan gruplar tarafından satın alınabilir sendika başkanlarının ücretlerinde işçiler tarafından ödeniyor ama kime hizmet ettiğini görebiliyoruz bunun yerine hesaplama usul ve yönteminin açık ve anlaşılır şekilde kamuya açıklanıp isteyen de bu hesaplamayı yapabilmeli kurum verileri açıklamadan düşük hata payı ile tahmin edilebilir olmalı

    YanıtlaSil
  12. Sayın Hocam önerileriniz son derece kıymetli verdiğiniz değerli bilgiler içinde çok teşekkür ederim ancak iş dünyası bile MÜSİAD ve TÜSİAD diye bölünmüş durumda ayrıca İTO nun başındaki şahıs akp destekli olarak oraya getirilmiş biridir, İTO nun açıkladığı değerlerde inandırıcı değildir, bu durumda yaşadığımız enflasyona en yakın değerler olarak enag grubunun açıkladığı değerleri buluyorum. Saygılar

    YanıtlaSil
  13. Kaleminize sağlık Hocam TÜİK mayıs ayı yıllık enflasyonu 73,50 değil miydi Hocam

    YanıtlaSil
  14. Hocam ENAGrubun sitesine girdiğimde de malesef şeffaflık göremedim. Gözden kaçırdıysam kusura bakmasınlar lütfen. Metodoloji yazıyor ancak hangi üçünler için hangi fiyatlar kullanılmış yazmıyor. Örneğin varsa sepette beyaz peynir kilosu kaç ₺ kabul edildi göremiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK Sitesinde bunları görebiliyor musunuz?

      Sil
    2. Öyle ya Mahfi Bey, TÜİK'te göremiyorsak ENAG'ta görememek de doğaldır.

      Bir çuval patates, hepsi birbirine benziyor.

      Bu çuvalın içinde çağdaş, objektif, akılcı, bilimsel düşünce bulamazsınız.

      Her birinin kendine göre hassasiyetleri var, her biri objektiflik yerine bağnaz taraftarlığa eğilimli.

      Sil
    3. Hayır doğal değildir. Ama bunu göremediğinizi önce TÜİK'de sormanız gerekmez mi? Sonuçta ENAG bir araştırma grubu öteki devletin resmi kurumu ve memurun maaşından kiralara kadar her göstergede onun açıkladığı veri esas alınıyor. Ne var ki ENAG'dan hesap sormak kolay kimse sizi yargılamaz ama TÜİK'den hesap sorarsanız başınıza ne geleceği bilinmez. Onun için kolay yolu seçip ENAG'a hesap sormak yolu seçilir.
      Buyurum çıkın ortaya ve sorun bakalım TÜİK peynir fiyatlarını nereden alıyormuş? ENAG'a değil bu soruyu TÜİK'e sorduğunuzda birçok şey değişebilir.

      Sil
    4. Sevgili Hocam,
      Uzun zaman sonra bir türk aile gördüm, kısa süreli görüşmemizde, anne baba arasında huzursuzluk olacak bir konuyu karşılıklı konuşmak yerine çocukları üzerinden konuşup, çocuğa stres yüklüyorlardı. Benim çocuğum araya girdi, niçin öyle diyorsunuz, arkadaşım öyle bir şey yapmadı ki siz kendiniz konuşun dedi. Ben utandım, ayy ne olgun çocuk muhabbetine başladılar.

      Garip bir kültür, medeniyetleşemiş insanlar güçsüz buldukları üzerinden kavga yapıyor. Anadolu köylerinde çok görürsünüz, biraz zayıf biri üzerine tüm espriler yapılır, zayıfa yüklenilir.

      Lümpenler arasında yaygın bir espri de bel altı esprileri. Benzine zam yapılır, pompa ...mıza girdi der, türk erkekleri. Her zam ile bunların bel altına bir şey girer. Bu esprinin de varsa antropolojik açıklamasını çok merak ederim. Erkekler niye bunu der mesela?

      Cem Yılmaz'da da vardır bu espri anlayışı.

      Aziz Nesin'de bu tip espriyi kullanmıştır, tabi Aziz Ustanın kullanımındaki edebi zerafet ile Cem Yılmaz'ın lümpen güldürücü seviyesizliği arasında kıyas yapılamayacak fark vardır. Kemal Sunalların eliyle hayat bulan Nesin esprileri halkın geniş kesiminin en derin duygularına işler.

      Ben bel altı espri yaparken şunu derim, hükümet zammıyla ön tarafıma vurmuş gibi ağrı hissettim. Başka kültürlerde de kullandığım gibi var, ön tarafımı sıktı hükümet, hareket edemiyorum der erkekler.

      Türk erkeğinin böyle bir dişil yanı vardır. Siyasilerde de görürsünüz. Türk liderler konuşurken, sanki, yeni büluğ çağına girmiş 14-15 yaş kız(*) çocukları konuşurmuş gibidir. Heyecanları, toplumu bir duygudan hesapsızca başka bir duyguya geçirmeye çalışmaları, başarısızlıklarında duygusal davranış ve söylemleri, genç çocukların sorumluluğu almak istemeyip suçu başkalarına atmaları vs... Özellikle milliyetçi ve dini söylemdeki siyasilerde fazladır.

      (*) kız çocuğu tabirini duygusal dalgalanmaları kız çocuklarında daha net görebildiğimiz için siyasi ile kız çocuğu benzerliği kurdum, siyasilerde de görülür bu dalgalanmalar, benzer yaştaki erkek çocuklarında da görülen özelliklerdir. Çocuk tabirini de siyasilerin söylemleri olgunlaşamadığı için söyledim.

      Kültürel bir türk özelliği hocam bu.

      Sil
    5. Bu konudaki görüşlerimi "Güneş, Ay ve Gerçekler Uzun Süre Saklanamaz", Haziran 13, 2022 yazınıza 2 yorum olarak yazmıştım.

      İlk yorumum kısa idi:

      Adsız15 Haziran 2022 12:42

      "TÜİK'i bir tarafa bırakalım, güvenilir bulunmuyor haklı olarak...."

      Bu yazıya kendine göre hassasiyetleri olan bir yorumcu ( Adsız 15 Haziran 2022, 17:05) sizin bu yaklaşımınıza benzer bir yaklaşımla yanıt verince daha da açık ve net yazdım:


      Adsız15 Haziran 2022 21:19

      "Adsız 15 Haziran 2022, 17:05,

      Anladım, mevcut yönetim yıllardır yaptığı gibi hukuk, akıl ve bilim dışı uygulamalarına devam ediyor....

      ...Elbette böyle haksızlıklara karşı çıkılmalı, bilimsel araştırma ve ifade özgürlüğü olmalı.

      Diğer taraftan işin bir de bilimsellik ve akılcılık gibi çağdaş insanın değer verdiği boyutları var.

      Örneğin enflasyonun bilimsel, şeffaf ve doğru olarak hesaplanıp yayımlanması gibi. ENAG böyle yaptığını ispat ederse çalışmaları çok daha değerli ve güvenilir hale gelir...."

      Bu sayfadaki yazınıza yorum yapan Adsız 20 Haziran 2022 12:41'e verdiğiniz yanıt ümidimi zedeledi. Sizden önce bilimsel objektiflik beklerdim, siyasetçilere benzer bir tutum değil. Yorumcunun kötü niyetli yazdığını sanmıyorum, o da bir çıkış yolu, tutunacak bir dal arıyordur.

      Mahfi Bey eğer bir katkımız olacak ise, işe bilimsel objektiflik ile çağdaş değerlerlere uygun olarak başlamak, bunlara uygun tutum almak gerekir.

      Özet olarak kötü örnek, örnek olamaz.

      Sil
  15. Hocam hiperenflasyon muhasebesine geçildimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce bir enflasyonu doğru ölçebilsek gerisi gelecek.

      Sil
  16. Hocam bir ülkenin GSYH'si dolar bazında artmasa da üretim bazında büyüyüp, daha gelişmiş devletlerin alım gücüne erişebilir mi? Örneğin 1.000 usd asgari ücreti olan bir ülke, 2.000 usd asgari ücreti olan bir ülke ile aynı alım gücüne sahip olabilir mi?

    İkinci sorum da, borsa ve finansman yatırımları da ülkenin GSYH'sini artıran yatırımlardan biri midir? Yoksa sadece iş yatırımları mıdır, büyüme sağlayan?

    Üçüncü sorum da Türkiye'nin üniter değilde federal bir yönetime sahip olması ülke için iyi bir şey olabilir mi? Örneğin İstanbul'dan toplanan vergiler, anadoluya harcanabiliyor bu da bizim daha az hizmet almamıza neden oluyor. Örneğin x anadolu şehrinin ödediği vergi 5 memuru istihdam edebilecek kadar iken, biz 10 memur çalıştırıyoruz, bu biraz haksızlık değil midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir. 1000 dolar asgari ücret olan ülkede fiyatlar 2000 dolar asgari ücret olan ülkedekinin yarısı düzeyindeyse bu dediğiniz olur.
      Finansal yatırımlar da GSYH'yi artırır.
      Buralarda federal yapı yürümez. Hemen bölünür gibi görünüyor.

      Sil
    2. Federal yapı kurulamaz, bildiğiniz devletin bitişi anlamı taşır.
      Şöyleki,

      1. Devletin egemen unsuru Sünni Türklerdir. Sünni Türklerin tarih boyunca ortak devlet kurma, yönetme, medeniyet kurma tecrübesi yoktur. Devleti Alevi Türkler veya Kürtler ile paylaşamazlar. Sünni Türkler, başka kurulu medeniyetlerin veya devletlerin askeri unsurları olarak yaşadılar. Osmanlıda Fatih döneminde ulaşabildikleri yönetim zirvesi Çandarlı ailesiyleydi, Fatih onları devletten attı, Türklerin devlet yönetim hayatı da bitti.

      2. Şii'ler, Sünni değerlerini kökten rededer. Şiilere göre Kuran uydurulmuş bir kitap, peygamberlik uydurma bir makamdır. Şiilerin Alevi ve diğer doğu illerindeki nüfuzları federasyon ile artar. Sunniler kafir gördükleri bir anlayış ile devlet erkini paylaşamaz, çatışmalar çıkar.

      3. Devletin yönetimi için laik bir sistem gerektir. Laik sistemi zaten bozan mezhep siyaseti, laikliğin teminatı olamaz.

      4. Günümüzde Cumhuriyet idaresindeki devlet de yıkılmıştır, yeni devlet önümüzdeki seçimle kurulur, ömrü de fazla olmaz. Kürtlerin alınmadığı askeri koltuklara günümüzde Suriyeli, Afgan ve Pakistan göçmeni yeni vatandaşlar hızla girmektedir.

      5. Türkiye bir ülke ile yakın zamanda savaşa girerse, Alevi ve Kürtler fırsatı lehlerine çevirir, iç isyan başlatır. Zaten Kürtlerin bir kısmı ile savaş hali vardır.

      Sil
  17. Sevgili Mahfi Hocam,

    TÜİK bi gün çıkıp dese ki, tüm kaynakları taradık ettik, Allah bir'dir,
    O gün, çok tanrılı dine geçer, Zeus'a tapmaya başlarım.

    Adamlar öyle bir itibar sahipleri.

    YanıtlaSil
  18. Tüik, bir sonuç hocam,

    Krizin derinleştiği yıl kim erken seçim istemiş ise sebepi odur,
    2002 seçimleri bir yıl sonra olsa ne olurdu?
    Toplum karşılığı yüzde 25 olan bir siyasi oluşum, toplumun yüzde 75ine hakim oldu.
    Merkez siyasetin mecliste bulunmadığı güzel bir dönem yaşadılar.
    Devletin tüm yönetimi onlara geçti.

    Hilkat garibesi bir kanun vardı, hatırlarsınız, CBna gönderilen yasa önerisini CB meclise iade ederse,
    meclis hiç değiştirmeden geri gönderir, CB otomatik olarak kabul ederdi.
    İş yargıya giderdi.

    Bu check-balance sistemini kırmak için yargıya ne kadar vurdular, yargıya adam sokmak için ne uğraşlar verildi, Fetö ile pazarlıklar yapıldı, (sözde muhalif CHP liderini de pipisinden tutmuşlar istedikleri yöne çevirmişler), yargı da yıpratıldı.

    Yaşı 45 üzeri olanlar gün be gün hatırlar.

    Tüik, devletin ele geçirilmesinin tipik bir sonucu. Devleti 20 yılda ele geçirdiler, bu taraf bugün başlarsa, 30 - 35 yıl sonra devletini tekrar eline alır.

    Tipik bir ortadoğu mezhep siyaseti. Sayıları artsın diye de ortadoğudan kendi mezhep yandaşlarını ülkeye alıyorlar. Zamanında demişti ya, üç çocuk yapın diye; bununkiler üç çocuk yapamadı, o da dışardan getiriyor.

    Bu mezhep siyasetidir Mahfi hocam, bunda bilim olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hapsi malum ama yine de gerçekleri söylemekten vazgeçmemeliyiz. Yalanı kabul ettiğimiz anda o yalanın parçası haline geliriz.

      Sil
  19. Teşekkür ederim hocam,geçmişte yüksek enflasyon yıllarında yaşayanlar bilir,enflasyon verilerinde oynama olmadığında halkın enflasyon oranında aldığı zamlar sayesinde alım gücü aşırı düşmeden normal hayatlarını sürdürüyordu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısınız. 1980'lerde de enflasyon yüksekti ama ücretler de o oranda artıyordu. Bir de enflasyon oranı konusunda yalan söylenmiyordu.

      Sil
  20. Sayın Eğilmez, Yönetimin , Cumhur Başkanının daha iyi yönetim , inandırıcılığın arttırılması gibi bir düşüncesi olmadığına inanıyorum. Sadece Siyasal İslamı , seçimleri düşünüyorlar. Şu anda fiilen yaşadığımız Hilafeti , hukukileştirmeyi düşünüyorlar. Olmayacak duaya Amin demenin anlamı yok diye düşünüyorum, yanılıyor muyum ? Saygılarımla .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemiyorum, haklı olabilirsiniz ama bu, bizim gerçekleri, doğruları, bilimi savunmaktan vazgeçmemizi gerektirmez.

      Sil
  21. Yani sormak istediğim mb net rezervleri biterse ben bankaya gidip döviz alabilecek miyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB'nin swap hariç net rezervleri eksi 50 milyar doların üzerinde ve siz bankaya gitseniz döviz alabiliyorsunuz.

      Sil
    2. bu dövizi nasıl alıyor bankalar, tcmb alıp bankalara vermiyor mu? eğer net rezervler tamamiyle biterse yine aynı şekilde borçlanarak mı alacak tcmb bu dövizi?

      Sil
    3. Hocam brüt rezerv biterse?

      Saygilarimla

      Sil
  22. Uluslararası kredi derecelendirme kurumlarının notlarını itibar edilemez bulan bir anlayışın hakim oldugu ortamda bağımsız bir tuik. Olsa olsa güzel bir rüya be hocam

    YanıtlaSil
  23. Güneş çarığı, çarık ayağı sıkıyor. Bir başka deyişle at sahibine göre kişniyor sevgili hocam.

    YanıtlaSil
  24. Hocam siyasi bir çıkmaza mı girdik?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siyasi olsa çıkarız da girdiğimiz hem sosyal hem siyasal hem de ekonomik çıkmaz.

      Sil
  25. Hocam ne olacak bu memleketin hali ?

    YanıtlaSil
  26. Dün taksiye bindim, şöför her şeyden şikayetçi, benzin fiyatı, domates fiyatı, ekmek fiyatı, enflasyonun eksik açıklanması, elinden ekmeğinin alınması ... saydı da saydı.

    Erdoğan yönetemiyor mu diye sordum.
    Gözleri açıldı, abi dedi biz onu Allah için sevdik.
    Sonra bana sordu;
    "Ben de Allah için sevdim. Hani bazen faiz düşsün der ya, işte o şifre,
    öyle der demez gidip Euro alırım, ertesi haftaya fiyatı artar, Allah razı olsun" dedim.
    Şöför ciddileşti, deme abi ne zaman konuşuyor, söylesene dedi.
    Duraktakilerle faiz konuşmalarını takip edin, iki üç haftada bir söyler deyip ayrıldık.
    Sevindi.

    YanıtlaSil
  27. Mahfi Hocamın güzel bir sözüdür.
    Sorunu inkar eden, çözümü bulamaz. Önce sorunu kabul etmek lazım der.

    Türk entelleri de sorunu inkar ettiler, kendilerine bile itiraf edemediler, sorunu kabul etmediler.
    Sorun, Türkiyenin ortadoğu mezhep siyaseti ile yönetilmesi.

    Alevi kesim aydınları çıkar, lafı hep eveleyip geveler, hükümetin yanlışını ispat için dünyalardan örnekler sunar, bilimlerden bilim seçer, ama bir türlü sorunu söylemezler. Bir de takipçilerine dalga geçtirirler. Bir de nerelerinden uydurmuşlarsa, bunlar geçici, bunlar bu seçim gidecekler yalanını halka işletirler. Yahu bilmezler mi, ortadoğu da hangi mezhep iktidarı ele alınca bırakmış?

    Liberaller, devletin tek bir mezhebin etkisine girmesi yüzünden hükümet yandaşı olanların lehine işlerin hızlandığına bakıp, bakıp karşı tarafın işlerinin yapılmamasını görmezden gelir, buna methiyeler düzer.

    Yavaş yavaş da olsa, Türk insanı sorunu algılamaya başladı. Hala insanları uyaran yok. İnsanlarda uyanış yok. Sanırım 2023 seçimini kaybettikten sonraki 3-4 yıl içinde yaşayacakları insanları uyandıracak.

    Tüik, müik hikaye, mesele 3-5 kurum meselesi değil. Bakalım, Türk insanını uyandıran ne olacak? Ama eminim, Türk insanı çok sağlam uyanacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 300 yıldır uyanamadı ama haydi hayırlısı diyelim.

      Sil
    2. Selam Mahfi hocam,
      Çok güzel cevapladınız,
      Kastettiğim çoğunluğu Alevi olan Türklerin uyanması, hayat tarzı, kamu yönetimi ve gelirdeki payı düşen kesim ağırlıklı olarak onlar.

      Sünni türkler otorite, kendilerinden biri lider olduğu sürece karşı gelemezler. Sünni türklerin en büyük korkusu, Anadolu içinden sünni olmayan bir yönetimin iktidar olmasıdır. Ekonomik krizden daha çok korkutur bu onları.

      Fesli kadir bir kere demişti ya "Atatürk yerine keşke Yunan galip gelseydi diye", Yunanı tercih ederler. Eğer Anadolu Kürdü veya Alevisi iktidar olursa, kendilerinin onlara yaptıklarının aynısının yapılacağından korkarlar.

      Sil
  28. Mahfi Hocam, öneriniz teoride çalışır ancak pratikte pek mümkün değil. Özel sektör şirketlerini lim seçecek ve bu şirketler ne kadar bağımsız olacak. İşin temeli bağımsız adaletten ve yasama/yürütmeden geçiyor. Ancak bu şekilde bence ilerlenebilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunlar çözülür. Ama dediğiniz doğru önce hukuk reformu yapılmalı.

      Sil
  29. Olmayacak duaya amin denilmez hocam. (amin)

    YanıtlaSil
  30. Bazen kangren olan kolu kesmek tüm vücudu kaybetmekten iyidir. Benim önerim TÜİK' in kapatılması gerekliliğidir. Hazine Bakanlığı tarafından 81ildeki Ticaret Odalarından alınan veriler derlenip ortalaması alındıktan sonra kamuoyu ile paylaşılması yeterli olacaktır. Bu fikre ne dersiniz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK'in bağımsız karar alamadığı yerde Hazine nasıl alabilir ki?

      Sil
  31. 2000-2010 arasına bakarsak Türkiyenin muadili şile brezilya g afrika rusya gibi ülkelerin hızla geliştiği ve kişi başı gelirini arttırdığını görüyoruz sonrası ise neredeyse hepsi için duraklama. Bunun sebebi gelişmekte olan piyasalara sermaye akımları mı, global ekonominin genel olarak büyümesi mi? Yani aslında trnin başarısından çok genel bi başarı konu değil mi?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yüksek Enflasyona Karşın Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor?

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Türkiye’nin Dış Finansman Sıkıntısının Nedenleri