Negatif Faiz Her Yerde Var

‘Çoğu ülkede negatif faiz var bizdeki durumu niçin eleştiriyorsunuz?’ Son dönemde en çok gündeme getirilen itirazların başında bu geliyor. Gerçekten de ABD ve Avrupa Merkez Bankaları enflasyonun oldukça altında faiz uyguluyorlar. Aşağıdaki tablo başlıca gelişmiş ülkelerdeki enflasyon ve faiz oranlarını ve Türkiye’nin durumunu gösteriyor (kaynak: www.tradingeconomics.com, https://www.cbrates.com/)

Her ne kadar ABD Merkez Bankası Fed ve Birleşik Krallık Merkez Bankası BOE faiz artırımına başlamış olsalar da merkez bankası faizi hala enflasyonun oldukça altında bulunuyor. ABD’de de Avrupa’da da günümüzdeki enflasyonun altında hem talep hem de maliyet enflasyonu var. Bu çerçevede son dönemde en önemli etki enerji fiyatlarındaki artışlardan kaynaklanıyor. Bu artışlar ister istemez üretim maliyetlerini yükseltiyor ve sonunda fiyatlara yansıyarak enflasyona neden oluyor. Buna ek olarak pandemi ve sonrasında Rusya – Ukrayna savaşının yarattığı sıkıntılar, tedarik zinciri bozulması gibi nedenler fiyatların artmasına katkıda bulunuyor. Faizlerin düşüklüğü ve enflasyonun yükselmesi insanları bir anlamda paradan kaçarak harcamalarını artırmaya yöneltiyor bu da talep enflasyonunu körüklüyor. 

Türkiye’deki enflasyonda ABD ve Avrupa’daki etkilere ek olarak ve onlardan daha fazla olarak kur etkisi söz konusu. Türkiye’nin riskleri çok yüksek (CDS primi 850.) Bu risklerin artışı kurun yükselmesine yol açıyor. Türkiye’de de paradan kaçış söz konusu. Ama bu kaçış ABD ve Avrupa’da olduğu gibi mal ve hizmet alımına yönelmenin yanı sıra dövize ve altına yönelmeyi de içeriyor.

ABD ve Avrupa’nın çok ciddi bir farkı var: Paraları rezerv para, yani dolar ve euro bütün dünyada ödeme aracı olarak kabul ediliyor.  Dolayısıyla onlar bastıkları dolarlar veya eurolarla hem iç hem de dış borcunu ödeyebiliyor, petrol, doğal gaz, altın vb. alabiliyor. Oysa Türkiye’nin parası rezerv para konumunda değil. Yani bütün dünyada değil sadece Türkiye içinde ya da karşılıklı anlaşma yapılmış bazı ülkelerde ödeme aracı olarak kabul ediliyor. Öyle olunca da Türkiye, bastığı parayla (TL) sadece iç borcunu ödeyebiliyor. Dış borcunu ödemek ve petrol, doğal gaz, altın vb. alabilmek için dolar ya da euro bulmak zorunda. Faizi enflasyonun altında tuttuğunda insanlar ellerindeki TL’den kaçıp dolara, euroya yönelince kurlar yükseliyor ve o da gelip enflasyonu vuruyor.

İşte bu nedenle bizim bu konuda parası rezerv para (dünyanın her yerinde alış verişte geçerli para) olan ülkelere değil bize benzeyen ülkelere bakmamız gerekiyor. Aşağıdaki tablo bize benzeyen ülkelerle karşılaştırmayı gösteriyor (kaynak: www.tradingeconomics.com, https://www.cbrates.com/ )

Bu tablodaki ülkelerin tamamı gelişmekte olan ülke olduğu ve hepsi de derece derece dolarizasyon etkisi altında bulunduğu için Türkiye’ye benzer konumdaki ülkeler. Tabloda yer alan ülkelerden Brezilya dışındakilerin merkez bankalarının faizi enflasyon karşısında eksi durumdadır. Buna karşılık hiçbir ülkede merkez bankası faiziyle enflasyon arasında Türkiye kadar devasa boyutta negatif fark bulunmamaktadır.

Bu karşılaştırmalar bize Türkiye’nin enflasyon ve faiz ikilisi konusunda ‘nevi şahsına münhasır’ (kendine özgü, kimseye benzemez) konumda bir ülke olduğunu ortaya koyuyor. İşin daha da ilginç yanı Türkiye’nin ekonomi politikası da nevi şahsına münhasır olduğu için karşılaştırmalar işe yaramıyor.


 

Yorumlar

  1. Hocam peki ABD faiz arttırmakta yavaş mı davranıyor sizce?Bir çok yazıda FED in hata yaptığı ifade ediliyor.Görüşünüz nedir?Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha hızlı giderse bu kez resesyon oluşacağından korkuyorlar.

      Sil
    2. Sayın hocam
      Aynı kategoride olan ülkelerde olduğu gibi enflasyon ile MB faiz oranı arasındaki makas 4-5 puan olsaydı konut fiyatları ve kiralar bu kadar yüksek olur muydu?

      Sil
    3. Doların Euro karşısında güçlenerek esitlenmesi durumunun bize bir faydası yada zararı olurmu

      Sil
    4. Türkiye ihracatını euro ile yaptığı için aynı miktarda euro ile daha az dolar alabileceğinden aleyhimize olan bir durum doların değer kazanması.

      Sil
    5. Zararı olur. Çünkü bizim ihracat gelirlerimizin çoğu Avrupa'ya olduğu için Euro kazanıyoruz. Ama bu ihracatı yapmak için gerekli hammadde ara malı ve enerji ithalatımızı dolarla yapıyoruz. Eğer bu süreç uzun sürerse bir darbe de bu taraftan yiyeceğiz. Euro/dolar paritesinin bu seviyelere geleceğini tahmin edip hedge yapmayan ithalat ve ihracatla uğraşan firmalar bu işten büyük zarar görecekler maalesef.

      Sil
    6. FED'de biliyor tabi ki de politika faizini yüzde sekize çıkarmayı. ABD enflasyon düşer. Ancak bunun sonunda kimse bankadan kredi çekemez. ABD'de dükkanlar kapanmaya başlar. Ondan sonra düşük enflasyon ve kapanan şirketlerle ABD'ye başarılar dileriz. Bunlar dostlar alışverişde görsün hesabı 500 belki de 750 ufak arttırımlar yaparlar. Doğrusu da bu. Faiz ile enflasyon arasındaki açık da akışa bırakılır. Bakalım ne olacak derler.

      Sil
  2. Hocam ekonomiye hakim olan belirsizlik ortamı karar alma süreçlerini ne müddetle etkileyebilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir ortamda olduğumuzu fark edip önlem almaya başlayana kadar etkileyebilir.

      Sil
  3. Hocam ekonomiyi beka sorunu olarak görüyormusunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beka sorunu söylemi başarısızlığın bahanesidir.

      Sil
  4. Hocam, yeni gelen yönetim(önümüzdeki seçimde iktidar değişikliği olacağını varsayıyorum) doğru işler yaparsa ekonominin toparlanması ne kadar sürer? Bu enflasyonla daha ne kadar gidebilir? Her geçen gün fiyatlar artıyor. Yeni neslin ev-araba alma hayali kalmadı. Kiralar uçuk ama beyaz yakalı veya kalifiye eleman fark etmez gelirler aynı oranda artmıyor. Bu yoksullaşma kalıcı mı yoksa düzelebilir mi? Saygılarımla, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru işlerden neyi anladığımız çok önemlidir. Benim Yapısal Reformlar Kitabımda yazdıklarımı yaparsak birkaç yılda toparlanırız.

      Sil
    2. En büyük sorun güven sorunu. Anlık ani kararların alındığı bir ortama kim yatırım yapar yada borç verir. Şimdi hiç sevilmeyen ve herturlu ağır söz söylenen Suud bae İsrail bile yağ bal oldu.

      Sil
  5. Bence burada algı önemli mahfi hocam. TCMB yanlış bir teoride itiraz edeceğini belirtti açıkça dolayısıyla enflasyon artsa bile müdahale etmeyeceğini bir bakıma ifade etti. abdnin şahin olabileceğini herkes biliyor bu yüzden sözle müdahale etmesi yetiyor ve bilanço daraltmaları da faiz arttırma sayılır onları da saymak lazım. yanlış mıyım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız onlar da parasal sıkılaştırmanın önemli unsuru tabii.

      Sil
  6. Hocam, bu eleştiriyi getirenler ya sayı saymayı bilmiyorlar, ya da iktidarın saçma sapan ekonomik politikalarını haklı çıkartmaya uğraşıyorlar, bu kadar açık. Verdiğiniz tablolarda da açıkça görüldüğü üzere dünyada bizim dışımızda en yüksek negatif faiz euro bölgesinde, o da -8,6. Bu arada ECB'nin faiz artırmaya hazırlandığı hepimizin malumu. Bu negatif faizlerin yanında bizimki TÜİK enflasyonuna göre bile -64,6, gerçek enflasyonla kıyaslandığında üç haneli olduğu kesin de sayın iktidarımızın inat ve ısrarla sürdürdüğü halktan gerçekleri saklama politikası nedeni ile kaç olduğunu bilemiyoruz.

    Dünyada negatif faiz var, doğru da bizde dünyadan farklı olarak enflasyonu ve negatif mega faizi kullanarak dar ve sabit gelirlilerin cebini boşaltıp kendi siyasetini finanse etmeye çalışan bir iktidar var, aramızdaki fark bu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyada negatif faiz var, doğru da bizde dünyadan farklı olarak enflasyonu ve negatif mega faizi kullanarak dar ve sabit gelirlilerin cebini boşaltıp kendi siyasetini finanse etmeye çalışan bir iktidar var, aramızdaki fark bu...MUHTEŞEM

      Sil
  7. Hocam muhteşem bir yazi yine. Teşekkurler..

    YanıtlaSil
  8. Bence ülkedeki durum hakkında en iyi fikir veren cümle giriş cümlesi olmuş. Niye elestiriyorsunuz.....
    Ben faiz çözüm değil diyenleri arabada fren sistemi hareketi sağlamaz diyenlere benzetiyorum. Bence faiz ekonomi arabasının güvenlik paketinde olmazsa olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru. Faizsiz bir para politikası bir kanadı kırık kuşa benzer, uğraşır ama uçamaz.

      Sil
    2. Hocam YOLSUZLUK , RANTABL OLMAYAN YATIRIMLAR ve İSRAf sıfırlansın faiz artırmaya da ihtiyaç kalmaz.

      Sil
    3. hocam yazınız çok güzel ama faize neden bu kadar empati beslediginizi anlamiyorum. faizsiz bir ekonominin yorumunu niye hiç düşünüp degergendirip anlatmiyorsunuz.

      Sil
    4. Ben meselelere bilim açısından bakarım. Öyle bakınca hiçbir şeye sempati duymam. Faiz, ekonomi teorisinin ve para politikasının olmazsa olmazlarından birisidir. Faizsiz ekonomi kanatsız kuş gibi olur. Çünkü üretimde kullanılan dört üretim faktörü vardır: Emek, sermaye, doğal kaynaklar ve girişimcilik. Bunların üretimden aldığı paylar da sırasıyla ücret, faiz, rant ve kârdır. Faizi sistemden çıkarmakla kârı çıkarmak arasında hiçbir fark yoktur. Ekonomi bilseniz bunu yazmazsınız. Bütün mesele sizin din ile bilimi birbirine karıştırmanızdan geliyor. Öte yandan faizsiz ekonomi diye sunulanlar da zaten adı faiz olmayan ama aslında faiz olan unsurlara dayalıdır. Çünkü kimse kimseye parasını bedava kullandırmaz. Hele enflasyon olan ortamlarda bu hiç mümkün olmaz.

      Sil
  9. Mahfi hocam, faizsiz birşeyler söyleyin. Bilgi ve birikiminizi alternatif modeller kurmaya yorsanız memlekette yeni teoriler üretseniz daha iyi olmaz mı? Üretim modelleri, yeni fon çözümleri, yöntemleri ve girişimcilik yönetimleri vs ihtiyacımız var. Küresel sermayenin kölesi olmama adına...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizi bizim yaptığımız gibi yanlış belirlerseniz kur yükselir ve enflasyonu yükseltir. Ülke, bugün olduğu gibi, kendi yurttaşları için cehennem, yabancılar için ucuz cennet haline gelir. İşte o zaman uluslararası kölelik başlar, mallarınızı, hizmetlerinizi ucuza kapatıverirler. Faizle uğraşmak yerine bu takıntıdan kurtulmaya uğraşsaydık şimdi bambaşka bir yerdeydik.

      Sil
    2. Küresel sermayenin nasıl kölesi oluruz mesela? Neyi kastediyorsunuz?

      Sil
    3. Elinize ssğlık hocam.
      Herşey açık seçik ortada iken bu inat niyedir, anlamak mümlün değil.

      Sil
    4. 20 yıl önce küresel sermayenin büyük desteği ile iktidara getirilmiş, iktidarda kaldığı sürece küresel sermayeyi mutlu etmek için elinden gelen tüm çabayı göstermiş, döviz ve dövize endeksli borçları patlatmış, borç faizlerini tefeci faizine çıkartmış bir hükümetin namusunu kurtarmak için ekonomi battıktan sonra Mahfi hoca'dan mucizevi ve faizsiz çözümler bekliyor hacı :)

      Sil
  10. Hocam, Türkiye yarın faizi %75 yapsa bunun doğuracağı sonuçlar ne olur. Kurlarda düşüşle nirlikte enflasyonda da bir düşüş mü olur, yoksa ülke resesyona girip işler daha kötüye mi gider...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam adına yanıt vereyim. Bu saatten sonra çok fazla etkisi olmaz. Zamanında yapmak gerekirdi. Zaten faiz arttırmak geçici bir çözüm önemli olan yapısal reformlar. Bu saatten sonra büyük faiz artışı yapmak şirketleri batırır. Yönetim bunu bildiği için düşük faizle rantiye kesimine destek veriyor tüm yükü orta ve dar gelirlilere yüklüyor.

      Sil
  11. Hocam, hersey sizin büyüme ile genel/yerel secimlerdeki iktidarin basarisi arasindaki iliskiyi ortaya koymanizin bir sonucudur diye dusunuyorum. Secim kazanmak icin büyümenin sart oldugunu gösterdiniz. o günden beri faizi artirmak büyümeye engel olacagi icin haram oldu.

    YanıtlaSil
  12. Mahfi hocam Rusya'nın Almanya 'ya gaz akışını kesmesi(10 günlük bakım yapılacağı söylenmiş) ve bu durumun uzaması halinde bize etkileri nasıl olur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya ekonomisi sıkıntıya girerse bize etkisi ağır olur çünkü en önemli ihracat kapımız Almanya.

      Sil
  13. Hocam,
    Mevcut faiz politikasının ülkeye bu kadar zarar verdiği ortadayken seçime gidilen bir dönemde AKP bu politikada niçin ısrar ediyor? Kime yarıyor bu politika ve niye bu kadar ısrarcılar sizce?

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyümeyi seçim öncesi mümkün olduğunca yüksek tutmaya çalışıyorlar.

      Sil
    2. Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlının parçalanma sürecinde, parçalanma sürecinin bitmemiş bir evresinde kurulan bir devlet.

      Yani, şunu ifade ediyorum, Türkiye halkı, kültürel ve ahlaki uyumunu sağlayamamış bir halk. Bir şekilde Kemalizm, bu halka ve ülke ekonomisine dinamiklik kazandırdı. Ancak, Kemalizm'in ilkeleri 1950lerden itibaren rafa kaldırıldı, Kemalizm bitti. Geriye toplumu bir arada tutan laiklik ilkesi toplumsal bütünlüğü sağladı. Ülkenin son 25 yılında Kemalist olduğunu söyleyenlerin hiç birinin Kemalizm ile ilgisi de kalmadı. Son 25 yılın kendine Kemalist diyenleri yarı Batıcı, yarı
      İslamcı, ne deve ne kuş diyebileceğimiz, fikri ve vicdanı olmayan insan kesimiydi. Onlar da devlet yönetiminden tamamen silindiler.

      Başkanlık sistemi ile de laiklik devri de bitti. Laikler de, tıpkı Kemalistler gibi devlet kadrolarında laf laikliği ile duran, temelsiz, saman alevi gibi sönen kimseler.

      Mevcut faiz politikası, AKP'nin siyaseten kazandığı konumu ekonomik olarak pekiştirme çabasıdır. Diğer çabası da, tekke ve zaviyeleri devlete sokarak büyütme, geri kalan toplum insanlarını devletten koparma çabasıdır. Eğitimi sulandırarak, dini unsurlarla destekleyerek, halk tabanını da kendine çevirmektedir.

      Bu politikada ısrarcı olacaktır.

      Siz ve Mahfi Hocamız, Batıcı bir bakış açısı ile maddi olarak doğrunun yapılmasını istersiniz. Bahsettiğiniz siyasi akım Kemalizm den arta kalan rasyonel yönetim beklentisidir, bitmiştir, tarihe gömülmüştür.

      Öyle ki Mahfi Beyin ve sizin bakışı, yanmış bitmiş Kemalizm'in küllerinden arta kalan kıvılcımlardır. Yani sizler Kemalizmin bile gerisinden gelen nesilsiniz. Mevcut yapı, doğucu bir siyasi oluşumdur. Siyasi köklerini ülkenin her yerine aktarması için sizlerin bitmesi gerekmektedir, yaptığı da sizleri bitirmektir.

      Bu kadar da basittir, karmaşık değildir, teorilere gömülmemiştir.

      Mahfi Hocamız 50 doğumlu. İlkokula 50lerin ikinci yarısında başladı. Babam ile aynı dönemin insanı. Amcam ise babamdan 10 yaş büyük, o ilkokula 40larda başladı, amcam ortaokul terk. Amcamın okuduğu Tarih kitabı ile babamın okuduğu arasında dağlar kadar fark var. Babam Üniversite mezunu olmasına rağmen, amcamdan daha mutaassıp biridir. İlköğretimden dolayı. Sizler, tam bir geçiş dönemi çocukları olarak yetiştirildiniz.

      Amcamın tarih kitabını Atatürk'ün en yakınları yazdı. Sizinkini tam tersi siyasi ekol yazdı.
      Amcam, her mantıksız siyasi iktidara fiziken karşı geldi, çocuklarımı bitirecekler bunlar diye direndi, 5 yıl hapis yattı.
      Siz ve babam, öyle mücadele ruhu kazanmadınız.
      Sizler direnememek için eğitildiniz, ve sonuçta sizleri bitiriyorlar.
      Biteceğinizi bile bile bir şey yapmayı bilmiyorsunuz.
      Siz Atatürk gençliği değilsiniz, siz Atatürk gençliğinin kalıntısına şahit olmuş gençliksiniz.
      Sizi ezmek kolaydır, siz ezilmek için eğitildiniz, varlığınız ezilmek için.
      Şimdi de sizi eziyorlar, neden diye bana sormayın.

      Sil
    3. Yorum yazacaktım vazgeçtim.

      Sil
  14. ECB neden faiz artırmamakta diretiyor. Eur <= Usd karşısında değer kaybedince ihracatın artacağı teorisine ne dersiniz ve Almanya'nın 30 yıldır ilk defa cari açık vermesi bu düşünceyi tetikler mi yoksa aksi bir karar alınarak faiz artırıma tercihine mi yönlendirir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almanya kısa bir süre sonra ECB'ye faizi artırtacaktır.

      Sil
  15. Konut ve otomobil fiyatlarının ucuklugu kurdanmı, taleptenmi hocam

    YanıtlaSil
  16. rezervi satmışsın eksi 50 usd , dış ödemelerin kabak gibi biliniyor, hem kel hem fodulsun ne diye uçmaya çalılırsın diyelim.

    YanıtlaSil
  17. Merhabalar Mahfi Hocam, faiz endeksi formülüne göre döviz kurunun (özellikle dolar paritesinin) gelecekteki konumunu görebiliyoruz. Sizin yaptığınız analizler ile harmanlanınca ortaya gerçekçi veriler ortaya çıkıyor. Fakat biz takipçileriniz olarak sizden elinizdeki veriler ile döviz kurunun gelecekteki olasılıklı yerini ve düşürülmesi için yapılabilecek hamleleri -kaldı ise- (bireysel-kurumsal döviz hesapları, faiz artırımı -%60- gibi) çözümlemenizi rica ediyoruz. Umarım dikkate alırsınız. Saygılarımızla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuyu birkaç kez yazdım, Yapısal Reformlar ve Türkiye kitabımda da anlattım. Bizdeki sorun ekonomik, sosyal ve siyasal risklerin yüksekliği. Riskler yükseldikçe kur da yükseliyor ve enflasyonu artırıyor. Faizin enflasyondan düşük tutulması riskleri daha artıyor. Yapılacak ilke şey faizi yükseltmek ve devamında yapısal reformları hayata geçirmeye başlamak.

      Sil
  18. Hocam, önümüzdeki kış Avrupa’da daha önce görülmemiş bir enerji krizi yaşanacağı öngörülüyor. Sizce Türkiye olarak hangi önlemlerle bu süreci en az hasarla atlatabiliriz ya da ön plana çıkarmamız gereken şeyler neler olabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye bu yönetimle ve bu politikalarla bu süreci az hasarla atlatamaz.

      Sil
  19. Hocam Faiz gelecek aylar için olduğundan,eflasyon da ; geçmiş aylar mı gelecek aylar mı ölçü alınır ?..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel faiz hesabı yapılırken faiz bugünkü faiz olarak enflasyon ise bir yıl sonrası için beklenen enflasyon olarak hesaba katılır.

      Sil
  20. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enflasyona + veya - çok yakın faiz, ekonomiyi yönetmede, piyasayı düzenlemede çok etkili bir araç olarak kullanılır. Örneğin, piyasa durağanlığa gittiğinde faizi biraz düşürür talebi canlandırırsınız. Enflasyon yukarı gittiğinde faizi biraz artırır, yerel paranının dövize kaymasını dolayısıyla maliyet enflasyonu oluşmasını engellersiniz. Faizi artırma talep enflasyonunu da aşağı çeker. Türkiye'nin seçtiği yol; faizi, piyasayı düzenleme aracı olmaktan da çıkardı. Faizin tekrar düzenleme aracı olması için çok rsdikal faiz artışları gerekşr. Radikal faiz artışı ise piyssayı daha çok sarsar. Örneğin, 35 derece sıcaklıktan - 1 derecelik soğuk havaya aniden çıkmak gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin, sistem içinde kaldığı sürece başka çaresi olmadığını anladığımızda zaten piyasa dağılmış olacak.

      Sil
  21. Hocam bunlar battı artık,kaybetti.biz geleceğe bakalım.ben seçimden sonra iktidar değistiğinde kurlarda 1-2ay %20-25 geri çekilma bekliyorum.sonra da 3-4sene geldiği seviyeyle bulunduğu seviye arasında bir dalgalanma.bu arada ilk sene %40-50 enflasyon.ikinci sene %20lere hızlı bir geri çekilme,sonraki sene %10,dördüncü senede de tek hane.bu arada asgari ücrette enflasyonun üzerinde arttırılırsa enazından 4senede normale döneriz gibi geliyor.tabi bu gelişmeleri yabancı sermaye geri gelecek,cds 200lere filan düşecek.faiz enflasyon oranına yükseltilecek(ilk yapılacak bu) varsayımıyla yapıyorum.siz benzer bir senaryomu öngörüyorsunuz,daha radikal ve derin bir iyileşmemi(türkiyenin tekrar gözde ülke olma senaryosu).yoksa hersey okadar kötüki 3-4sene bir türbülans olur,belki enflasyon daha da yükselir ancak sonuc olarak 4.yılın sonunda yine çift hanede dengelenirmi diyorsunuz.bu senaryo dünya ekonomisinin daha da kötüye gidip belki daha geniş kapsamlı bir savaş senaryosu durumu.hangisi size daha yakın duruyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu beklentiler için gelecek olanların ne yapacaklarını görmemiz lazım. Yapısal reformları hızla ve doğru şekilde yapabilirlerse toparlanma iki yılda olabilir. Ama mesela eğitimin düzelmesi en az on yıl alır.

      Sil
    2. Kurlarda %20-25 geri çekilme 20 seviyesinden de, 50 seviyesinden de, hatta bu kafayla giderlerse 100 seviyesinden de olabilir sayın adsız. Önce karaborsa değerle resmi değeri eşitlemek için bir sene falan uğraşmak gerekebilir...

      Sil
    3. Kurlarda sıfır atmadan geri çekilme filan olmaz.

      Sil
  22. Hocam ekonomideki kara bulutların dağılması için rüzgarın hangi yönden esmesi gerekir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilim, akıl ve mantık yönünden.

      Sil
    2. Resesyon olsa da bati resesyondan IMF ye ihtiyaci olmadan işim içinden çokabileceklerini biliyorlar neden çünkü paraları rezerv statüsünde neden çünkü üretimlerinin ön yüzüyle arka yüzü aynı anladınız mı nedemek istediğmi bizimki üretimnin önyüzüne bakıp arka uüzüne görmeden övünüp durmuyorlar ,maalesef aziz nesin bizimle işgili sözleri aklıma gelıyor

      Sil
    3. 20 yıllık bir yönetimin sonlarına yaklaşıyoruz.Ne yazık ki son yıllarında sergiledikleri yönetim anlayışı,halktan ve gerçeklerden çok uzaklaştıkları bir dönem oldu.Dünyada ne olup bittiğiyle ilgili bir anlama çabası olmayan,istişareden çok uzaklaşmış,fikri üretimi önemsemeyen/olmayan bir yönetimin başarılı olması mümkün değildir.

      Gelinen noktada “bilim,akıl ve mantık” aramanın beyhude bir çaba olacağı görülüyor.
      Ama mevcut iktidara karşı yapılan eleştirilerin halâ bilimsel,sorgulayıcı ve objektif olmadığını düşünüyorum.Daha çok duygusal,algısal ve sloganik.
      Meselâ sorunu tek başına başkanlık sisteminde görmek,benim hiç anlayamadığım bir eleştiri.
      Çünkü bu sistem zaten bir başkanlık sistemi değil.
      Denge-denetim mekânizmaları kurulmuş,meclisin kritik yetkilerinin başkanla paylaşıldığı,siyasetin daha katılımcı olmasına ve tabana yayılmasına katkı sağlayacak bir siyasi partiler yasasına sahip bir başkanlık sisteminin,Türkiye için halâ en iyi seçenek olacağını düşünüyorum.
      Başkan profili çok önemli.
      Halkını tanıyan,anlatan,ama daha çok dinleyen,okuyan,araştıran,anlamaya çalışan,liyakât ve sadakât dengesini iyi kurabilen,daha donanımlı,daha entellektüel bir başkan profiline ihtiyacımız var.En önemlisi de tüm bu niteliklerine rağmen, halktan kopmamayı başarabilecek bir sadeliğe sahip olabilmesi lazım.

      Lütfen hayalci olmayalım ve yaşadığımız ülkenin gerçeklerini de unutmayalım.Türkiye’de halk lideri izler.Partiler veya onların politikaları büyük kitleler için fazla bir şey ifade etmez.Takdir ettiklerinde alkışlayıp tezahürat yapacakları,duygusal bir bağ kuracakları lideri isterler.Yine beğenmedikleri her politikada da nefretlerini yöneltecekleri lideri hedef tahtasında görmek isterler.
      Kitlelerin parti tüzüklerinde yazan parti politikalarıyla(zaten hepsi birbirine benzer) ilgisi hemen hemen yoktur.Bu sadece Türkiye’ye özgü bir şey de değildir.TYaşadığımız çağ öyle ya da böyle liderlerin çağıdır.Gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin devletleri getirdiği nokta burasıdır diye düşünüyorum.Devlet önce dönemin dünya şartlarına bakarak milli çıkarlarına uygun politikaları belirler, sonra da o politikaları hayata geçirecek olan lideri bulur ve iktidara taşır.Liderin a,b,c partisinden olması önemli değildir.Önemli olan söz konusu dönemin belirlenmiş milli çıkarlarını,içte ve dışta en iyi savunabilecek veya müzakere edebilecek özelliklere sahip olmasıdır.

      Belirlenmiş konjontürdeki milli çıkarlar ile “halkın sevgilisi” lider profili,medya ve sosyal medya desteğiyle özdeşleştirilir.Böylece kamuoyu,o çıkarlar etrafında ve lider üzerinden konsolide edilmeye çalışılır.
      Ta ki devlet çıkarları bir politika değişikliğini(dolayısıyla da lider değişikliğini) gerektirene kadar…

      Yakın tarihin bana söylediği şu: Türkiye’yi yönetmek kolay bir iş değildir.
      Bu geçmişte de böyleydi,bugün de böyle,yarın da böyle olacak.Çünkü üzerinde yaşadığımız topraklar dünyadaki her paradigma değişiminde belirleyici olan coğrafyadır.Ve şu an o paradigma değişiminin tam ortasında olduğumuzu düşünüyorum.Dünyada taşlar yerinden oynadı ve ne zaman durulacağını kestirebilmek kolay değil.O nedenle dünyanın bu fırtınalı döneminden,en az zararla çıkmak hedeflenmelidir.

      İktidara yönelik günlük eleştirilerin artık zaman kaybı olacağını düşünüyorum.
      Şimdi yakın geleceği düşünmenin ve konuşmanın zamanıdır.
      Mevcut 20 yıllık yönetimin tüm doğrularını ve tüm yanlışlarını “bilim,akıl ve mantık” süzgecinden geçirip ortaya koymak gerekir.
      Bunu yaparken de objektif olmanın çok daha yararlı olacağını düşünüyorum.
      Gelecek yönetime zaman kazandırabilmek adına;yanlışları tespit edip düzeltebilmesi için adres göstermek,fikir vermek ve yol haritaları sunmak lazım.

      Saygılarımla.

      Sil
    4. Hocam,hükümet değişirse akıl ve bilim içeren politikalar uygulanırsa en mantıklı yatırım Tl de durmak mı olur?

      Sil
    5. Sayın 13 Temmuz 0107,

      Güzel Türkçe'mizde "ama" bağlacından önce kullanılan cümleler söyleyen kişinin aslında inanmadığı/doğrulamadığı duygu ve düşünceleri ifade eder. Siz de aynen bu kasaba kurnazlığına başvurmuşsunuz. Başkanlık sistemini yüceltmeye çalışmanıza gerek yok. Değil mi ki güçler ayrılığı prensibi ortadan kalktı, bu iş bitti. Nokta. Mevcut sistemde meclisin herhangi bir (y)etkisinin olduğunu düşünecek kadar saf olmadığınız belli. Oturup burda sayfalar dolusu yazmak isterdim ama şu bayram gününde size dert anlatacağıma açar fazladan birkaç satır daha Mahfi Hoca okurum.

      Sil
  23. Finansman kaynaklarını özsermayesiyle karşılayan orta ölçekli bir gıda üreticisi firmanın sahibiyim. Alım gücünün düşmesi sonucu düşen satışların etkisiyle dönen varlık stoğumuz arttı. Hammaddeye ardarda gelen yüksek zamlardan dolayı artık özsermayemiz, borçlarımızı ödemeye yeterli gelmiyor. Yaklaşık 2 aydır kredi kullanıyoruz, fakat bankalar şu anda kredi vermemek için elinden geleni yapıyor. Kredi notumuz çok yüksek olmasına rağmen her geçen gün kredi bulmakta zorluk çekiyoruz. En son kullandığımız kredi faiz oranı yıllık %36 civarında. MB %14 politika faizi belirlese de binbir zorlukla aldığımız kredi oranları bunun yanından geçmiyor. Kamu bankaları kağıt üstünde %17 civarı faizle kredi verebiliriz diyorlar fakat onlardan kredi almak son 2 haftada neredeyse imkansız hale geldi. Ziraat Bankası kredileri tamamen askıya almış vaziyette. Vakıfbank ve Halkbank da kısa vadeli ya da rotatif kredi verebiliriz diyorlar. Yani ortada çok ciddi bir sorun var ve kısa vadede çözülecek gibi görünmüyor. Bizim gibi sermayesi dönen ve duran varlıkları olan şirketler ellerindeki mal veya sabit kıymeti nakde çevirebilir, fakat döngüsünü borca dayalı yapan şirketlerin önümüzdeki 6 ay içerisinde çok ciddi finansal problemler yaşayacağını düşünüyorum. Bu durum; şirketlerin kapatılmasına, daha kötüsü batmasına yol açabilir. Devamında zincirleme bir reaksiyonla toplu iflaslar gelebilir…

    Mahfi bey, yazılarınızı dikkatle okuyorum ve faydalanıyorum. En kısa sürede kitaplarınızı da temin edip okumaya başlayacağım. Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
  24. Hocam, yine döndük dolaştık, geldiğimiz yer 100 yıl öncesi, Almanya yenilince biz de yenilmiş mi sayılcaz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz kendi kendimizi yeniyoruz, başkalarına gerek yok.

      Sil
  25. Türkiye, Rusya ya yaptırım uygulamayan tek Nato üyesi.
    Diğer Nato üyeleri, yarı dışladıkladıkları Türkiye'yi yaptırım yapmak konusunda zorlamıyor.
    Rusya, aşırı kayıplarına rağmen Ukrayna da kalmakta ısrarcı.
    Nato'nun da istediği 7-8 yıllık bir savaş süreciyle uyumlu bir gelişme Rusların Ukrayna da kalması.
    Ancak, işler biraz ciddileşince Türkiyeden de elini taşın altına sokması istenecek.
    Yaptırımları delmesi, yaptırımlara aktif katılım göstermesi, yaptırımlarda uygulamayı göstermesi beklenecek.
    En kötü, en düşük olasılığımda, Türkiye, Nato üyeliğinden atılıp, Karadenizde sıkışan Rusların Türkiye içine çekilmesi beklenecek.
    Ege ve Boğazları kontrol etmek isteyip, üsleri ile Rusyaya tehdit olmayı sürdürmek isteyen Nato ile sıkışan Ruslar arasında Türkiyenin tercih yapması beklenecek.
    100 yıl önce İngiltere öncülüğünde başlayan, Balkanlardan Türk kültürünün silinmesi ile sonuçlanan harekat, devamında Marmara ve Ege bölgesinden de temizlenmesi sağlanacak.

    Bu yapılabilir mi? Tarihte daha önce yapılmıştı. Türkiye, 100 yıl önce bugünkünden askeri olarak daha güçlü iken, önce ordusu -izellikle donanma - pasifize edilmiş, borçlandırılmış, ardından da Batılı devletlerle bir olmak istemesine rağmen birliğe alınmamış, ikili anlaşmaları boşa çıkarılmış, Almanya'nın yanında savaşa itilmişti.

    Günümüzdeki Türkiye, daha zayıf, ordusu yine son operasyonlar ile zayıflatılmış, ekonomisi degrade edilmiş, borçlarını ödeyemez hale gelmez üzere bir durumdadır. Nato dan atılıp, Rusya karşısına çıkartılabilir hale gelmiştir.

    YanıtlaSil
  26. Hocam kaleminize sağlık resesyon beklentiniz var mı bir de resesyon döneminde yatırım aracı olarak neye yönelmeliyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Avrupa için resesyon beklentim var. Türkiye için daha ağır sonuçlar kapıda görünüyor.

      Sil
  27. Yazı için teşekkürler hocam. Bu platformdan duyan işiten okuyan herkese seslenmek istiyorum. Hata yapanın hatasının bedelini hatayı yapana ödetmediğimiz sürece ceremesini çekmeye mecburuz. O yüzden bizim adımıza karar vermeye talip olanlardan bile en azından taahhüt istemeliyiz. taahhütlerine yerine getiremediğinde bedelini ödetmeliyiz. Siyaseten ve hukuken. Aksi durum malum işte.

    YanıtlaSil
  28. Vatandaşın aldığı döviz ödemeler dengesinde gözükür mü? ödemeler dengesi kur üstünde nasıl etkili olur? cari hesap eksiyse kuru yükseltiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurt içine girmiş olan dövizin el değiştirmesi ödemeler dengesinde görünmez. Ödemeler dengesinin en önemli dengesi cari dengedir. Bu denge açık verirse kur üzerinde olumsuz etkisi olur. Buna karşılık bazen cari açık olsa da ülkeye giren dış kaynak daha yüksek olursa kur yükselmez. Biz bunu 2005 - 2010 arasında yaşadık. Cari açık rekor kırarken kur neredeyse sabit kalmıştı.

      Sil
  29. Hocam boşa faizi yükseltmemiz gerektiğini söylemeyin, hükümet ne yaptığını biliyor. Fed faiz lobisine yenildi ve faizleri artırdı. Olanları gördük. Şimdi yüksek enflasyon ve resesyonla boğuşuyor. Aynısını Türkiye'de mi yaşasın istiyoruz? Avrupa ve ABD eninde sonunda başkan Erdoğan'ın ''faiz sebep enflasyon neticedir'' tezine uyacak. Çünkü başka bir çıkış yolu yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız onlar da % 80 enflasyonu özlüyorlardır.

      Sil
  30. bir şey sorucam cari açıktan fazla döviz türkiyeye girerse bunlar direkt resmi rezervlere mi gidiyor ve tl değerleniyor mu? yoksa rezerve giden kısım mbnin aktif şekilde rezerve koydukları mı gerisi net hata ve noksanda mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet resmi rezervlere gider. Net hata ve noksandan gelenler de resmi rezerve gider, tek farkı nereden geldiğinin bilinmemesidir.

      Sil
  31. Hocam sizce iktidar istihdamı göz ardı edip faiz arttırsaydı, işsizlik rakamları nasıl olurdu? Bence genel olarak bu kısmı fazla atlıyoruz.

    CB Erdoğan geçen konuşmasında kendisi itiraf etti, nas mas da demedi, biz enflasyonu göz önüne alıp istihdamı arttırmayı seçtik dedi. Sizce hükümet oluşabilecek daha büyük bir işsizler ordusundan mı korktu da böyle büyük bir bilimsizliği seçti?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadeli kestirme çözümler uzun vadede sorun olur. Öte yandan Türkiye'de görünen işsizlik % 10,9 olsa da gerçek işsizlik (geniş işsilik % 22,4.)

      Sil
  32. Enflasyon yıllık 75 iken faiz aylık 15 değil mi? Ne gibi bir negatiflik var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dediğiniz yüzde 15 aylık değil yıllık. Ayrıca % 15 değil 14.

      Sil
  33. Hocam ülkenin ekonomik olarak küçülmesi kasada para kalmayışı ithalat ve ihracat da Almanya Rusya gibi büyük alışveriş yaptığımız ülkeleri etkilemez mi. Sonuçta Türkiye sayesinde ihracat kalemlerini yükselten bu ülkeler Türkiyenin ekonomik olarak batmasını istemez

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette istemez ama ısrarla batmaya çalışana da bir şey yapamazlar.

      Sil
  34. Mahfi Bey, iyi günler dilerim. Merak ettiğim bir konu var. Diyelim ki iktidar değişti ve yeni gelen hükümet kişisel fanteziler yerine akıl ve bilimin ışığında kararlar almaya başladı her konuda. Böyle bir durumda hemen olmasa bile dolarda ve enflasyonda zamanla düşüş olacağını öngörebiliriz sanıyorum. Bu tabloda zaman içerisinde asgari ücrette de düşüş görür müyüz? Maaşların bu kadar yükselebilmesi için sanırım devlet para basmak durumunda kaldı (bu konuda fikrim yok, sadece çıkarım), liranın değer kazanabilmesi için maaşlarda düşüş gibi bir uygulama yaşanır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonu ve kuru frenleyip asgari ücretin mevcut haliyle kalmasını sağlamak büyük başarı olur.

      Sil
  35. Mahfi hocam Türkiye'yi bu saatten sonra Allah'ta kurtaramaz ama gelişmiş ülkelerin enflasyona karşı çözümleri çok basit: kışkırttıkları Rusya'yı ve Ukrayna'yı kayıtsız şartsız barışa zorlamalarıdır. Yoksa sonları Türkiye gibi olur.

    YanıtlaSil
  36. Hocam, Arjantin ve Türkiye ekonomilerini kıyaslayabilir misiniz gelecek yazılarınızda?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Doların Geleceği

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme