Faiz İndiriminin Sonuçları

Enflasyon yükselmeye devam ederken Merkez Bankası (TCMB) faizi yüzde 14’den 13’e indirdi. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Kararında (PPK) yer alan ifadeleri irdeleyelim (italik yazılı olanlar PPK Kararında geçen ifadelerdir): 

“Üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler iktisadi faaliyette bir miktar ivme kaybına işaret etmektedir.”

Gerçekten de üçüncü çeyrekte büyümede düşüş sinyalleri var. Eğer böyle devam ederse dördüncü çeyrekte düşüş çok daha belirgin hale gelecek ve bu kadar yüksek enflasyonda bir de büyüme sıfıra yaklaşıp da stagflasyon ortaya çıkarsa işler iyice karışacak. Dolayısıyla TCMB’nin bu tespiti doğru.

“Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.”

Burada PPK, çeşitli dış etkenlerin yarattığı belirsizlik ve risk artışının sanayi üretimini ve istihdamı olumsuz yönde etkileyeceğinin anlaşıldığını ve olumsuzluğu terse çevirmek için finansal koşulları desteklemenin gerekli olduğundan söz etmektedir. Bu yaklaşımın sonucu olarak da politika faizi 100 baz puan düşürülerek ekonominin canlandırılması hedeflenmiştir. TCMB kuruluş kanununun 4’üncü maddesinde şu hüküm yer alıyor: ‘Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler. Banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler.’ Fiyat istikrarını sağlamakta kullanılan temel para politikası aracı faizdir. Eğer fiyat istikrarı enflasyonist yönde bozulmuşsa TCMB, politika faizini artırmak durumundadır. Bugün Türkiye’nin çok yüksek bir enflasyon olgusunun içinde olduğu ve enflasyonun da giderek yükseldiği bir gerçektir. Bu durumda faizi indirmesi ‘fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla Hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler’ ifadesiyle çelişmektedir. Çünkü faiz indirimi fiyat istikrarıyla çelişen bir adımdır.

“TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.”

Bir merkez bankası her şeyden önce kendi bastığı paranın itibarını sağlamaya ve korumaya yönelmelidir. Devlet, kendi parasına sahip çıkmalıdır ki yurttaşlar da o parayı ölçü olarak, biriktirme aracı olarak ve alış veriş aracı olarak kullansınlar. Bugün birçok altyapının geçiş ücretleri dolara endekslidir. Geçen yılın sonundan beri mevduat da dövize endekslenmiştir. Bugün kur korumalı mevduat denilen uygulama mevduatın yabancı paralara endekslenmesinden başka bir şey değildir. Kendi bastığı parayı başka ülkelerin paralarına endeksleyen bir devlet, yurttaşlarından ulusal parayla işlem yapmalarını isteme hakkını kaybeder.

Şimdi gelelim faiz indiriminin yaratacağı sonuçlara:

Bu kararın ardından TL, dış değer kaybına uğradı. USD/TL kuru 17,96’dan 18,10’a yükseldi (arada daha yüksek ve düşük noktalar da var ama son durum böyle.) Bu durum ithalata dayalı üretimi olan Türkiye’de maliyetleri, fiyatları ve enflasyonu artıracak bir gelişme.

Kur korumalı mevduata geçenlere bankalar (TCMB politika faizi + 3 puan =) yüzde 17’ye kadar faiz ödüyor, kur farkını da Hazine bütçeden ödüyordu. Merkez Bankası’nın faizi yüzde 14’den 13’e indirmesi sonrası kur korumalı mevduata bankaların ödeyeceği faiz oranı (13 + 3 =) yüzde 16’ya gerilemiş bulunuyor. Bu durumda Hazine’nin ödeyeceği ek faiz yükü de artıyor. Benzer durum döviz tevdiat hesabını bozdurarak kur korumalı mevduat hesabı açanlara TCMB tarafından yapılacak ödemede de geçerli. Dolayısıyla faizi indirmek Hazine ve TCMB’ye ek ödeme yükü getirdi. Bütçe hazırlanır ve onaylanırken kur korumalı mevduat gündemde olmadığı ve bütçeye bu amaçla ödenek konmadığı için yıl ortasında ek bütçe kanunu çıkarıldı. Bu düzenlemeyle bütçeye kur korumalı mevduat giderleri için 40 milyar TL ödenek kondu.  Ne var ki yılbaşından Temmuz sonuna kadar bu çerçevede bütçeden ödenen miktar 60,6 milyar TL’yi bulduğuna ve bu faiz indirimi de ek yük getirdiğine göre yılsonuna kadar bütçe ödeneğinin en az üç katı harcama yapılacak demektir. Öte yandan TCMB’nin yılbaşından Temmuz sonuna kadar döviz tevdiat hesaplarından dönerek kur korumalı mevduat hesabı açanlara yaptığı ödemelerin tutarının 80 milyar TL olduğu tahmin ediliyor. Bu ödemeler TCMB açısından zarar yaratıyor ve banka bunu para basarak karşılıyor.

Enflasyonu yaratan nedenlerden birisinin harcama artışları olduğunu biliyoruz. Bu durumda kamu harcamaları bu yıl kur korumalı mevduat ödemesi kadar yani en az 120 milyar TL fazla olacak ki bu da enflasyonu artıracak demektir. TCMB’nin kârını Hazine’ye devretmesinde olduğu gibi zararının da Hazince karşılanması gerekiyor. Bu durumda TCMB 2023 yılında Hazine’ye kâr devretmek bir yana Hazine’den zararını karşılamasını isteyecek. Dolayısıyla bu taraftan da enflasyona katkı söz konusu olacak.

Faizin düşürülmesinin büyümeyi yükseltmesi de kesin değil. Çünkü enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir ortamda faiz indirimi risk artışı demektir. Ki son günlerde düşmeye başlamış olan CDS primi bu indirim kararını izleyerek hızla yükseldi. Risk artışı, yatırımların önündeki en önemli engeldir. 

Özetle söylemek gerekirse Türkiye, enflasyonla mücadeleyi tümüyle terk etmiş görünüyor. Bu çerçevede Türk toplumu uzunca bir süre yüksek enflasyon ve onun yarattığı satın alma gücü kaybıyla yaşamaya alışmalıdır.

Yorumlar

  1. Mahfi Bey teşekkür ederiz. Faiz indiriminin piyasada büyümeye etkisinin ancak kredi verilerek olabileceğini düşünüyorum. Özel ya da kamu bankalarında kredi kullanımları BDDK tarafından farklı uygulamalarla kısıtlanmış durumda. Bu durumda faiz indirimi büyümeye nasıl bir katkı sağlayabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. faiz indirimi bankalar için, sorunlu kredilerini döndersin diye yapılan bir uygulama.
      Senlik benlik bir durumu yok indirimin.
      Sana bana düşen, sorunlu kredi maliyetlerini enflasyon ile ödemek.
      Paşa paşa ödediğimiz sürece sorun yok.
      Büyümeye de etkisi yok, zombi şirketlerin ayakta durup sözde üretim yaptığını göstermesi gibi bir durum var.

      Sil
    2. Bankaların karı artacağı için daha çok kredi verecekler ve sanayicinin kredi bulamama sorunu açılacak. Hesap bu.

      Sil
    3. Hocam merhaba, MB Politika Faizi için tanım olarak 1 hafta vadeli repo faizi deniyor. Bu durumda bir banka bugün MB'den 100 TL kredi alsa bir hafta sonra %13 faizle 113TL geri ödemesi lazım. Ama bu %13 oran yılık oran deniyor. Yani haftalık kredi maliyeti %13 değil mi? Tanım ve vade haftalık, oran nasıl yıllık oluyor, çelişki değil mi bu. Sonra da bu oranı yıllık enflasyondan çıkarıp eksi %60 politika faizinden bahsedenler var. Haftalık bir değeri yıllık bir değerden çıkarmak saçma değil mi?

      Sil
    4. Şöyle okuyun, 1 hafta vade için yıllık %13 faiz oranı. Haftalık oran için kabaca %13/52 hafta diyebiliriz… Dolayısıyla reel faiz hesabı doğrudur.

      Sil
    5. MB politika faizi bankalara açılan haftalık repo ihalesiyle bankalara sağlanan bir hafta vadeli borçlanmanın yıllık faizi. Yani % 13 yıllık oran. Yukarıdaki arkadaşımızın dediği gibi 13/52 olarak alırsanız haftalık faiz oranını bulursunuz. Dolayısıyla enflasyonun % 80 olduğu yerde Negatif reel faiz % 60'ın üzerinde demektir.

      Sil
    6. Cevap için çok teşekkürler. Durum bankalar açısından bu kadar cazipse onların sınırsız borçlanma isteğini hiçbir şey frenlememeli. Niçin bankalar sürekli olarak MB'den yıllık %13'ten (veya haftalık 13/52) borç alıp üzerine 10 puan ekleyip kredi olarak vermiyorlar, böyle bir fırsat asla tepilmeyecek kadar cazip çünkü. Ayrıca bu durum kamu eliyle birer özel şirket olan bankalara haksız kazanç sağlama mekanizması değil mi?

      Sil
    7. Bankalar, özelliklede özelleri😃 verdikleri kredinin geri dönüşünüde garantiye almak ister. Kredibiliten yoksa nazarlarında %100 le bile kredi vermezler. Bu sadece sebeplerden biri ve en basiti...

      Sil
  2. Hocam 3.ceyrek için olumsuz görüşler belirtilmiş akabinde seçim surecinede o dönemlerde girileceği düşünülürse bu düşüşün seçim öncesi sert puan yükselişleri yapmak için yapıldığı söylenebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiç bir hükümet, faiz artışı ile seçime girmek istemez.

      Sil
    2. Sert faiz artışlarının tehlikesi var. Faiz normalde artan enflasyonla mücadele için faiz-enflayon yakın olduğunda yavaş yavaş artırılmalı. Sert faiz artışları şirketlerin kredi almasını bir anda aşırı zorlaştırıp kısa sürede şirketlerin iflasına ve işsizliğin artmasına sebep olabilir.

      Sil
  3. Mahfi Bey, yarin iktidar degisse ve tum iktisadi dogrulari takip ederek ve gerekli yapisal reformlari da sirasiyla almaya baslasa, halkin alim gucunun belirgin sekilde degistigini gormek icin ne kadar bir sure gerekir sizce?

    Aslinda sorumun oldukca muallak oldugunu ve bir cok dis faktore de bagli oldugunun farkindayim ama bugunku kosullarin sabit oldugunu varsayarak kabaca bir tahmin yapmaniz mumkun olur mu?

    Tesekkur ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş, iktidar değişimi filan yok, olsa bile sana/bana faydası yok.

      Sil
    2. Son beş yılda ülkenin itibarı öylesine zedelendi ki bunun onarılması epey zaman alacak.

      Sil
    3. Vakit ayirip yanit verdiginiz icin cok tesekkur ederim

      Sil
    4. Mahfi bey 2001 krizinde NTV’de sizin her yayınızı izledim deniz ve asaf hoca ile yaptığınız 20 yaşındaydım şimdi yine o yıllara geri döndük üzerinden 21 sene geçti memleket yine aynı noktada hatta daha kötü durumda o zaman bankalar krizi vardı dolar devalüasyon olmuştu ama bugünki gibi dolar krizi yoktu belli başlı şirketlerin dolar borcu vardı onlarında ihracat geliri vardı yada sermayedarlarının doları vardı şirketlerine kaynak yarattılar şuan da yurt dışında parası olanların çoğu sanayici değil dolar borçlu şirketlerin çoğunun geliri dolar değil en önemlisi devletin kendi verdiği garanti ödemelerinin hepsi dolar bu krizden kurtulmanızın tel çaresi dolar basabilmek 😂 ülkeye her yıl ihracat dışında 30/35 milyar dolar yatırım veya geri dönüş parası girmeli en az 3 yıl devletin gübre yem yatırımlarını 3 katına çıkarması tarım arazilerini 2 katına çıkarması lazım siz tenceredeki enflasyonu anca kendi kendine yeten tarım ve hayvancılıkla çözebilirsiniz hiç bir tarım ürünü üretimi için gübre tohum ilaç ithalatı yapmayacaksınız bunların fabrikalarını teşvikler ile açtıracaksınız gerekirse devlet açacak bu fabrikaları hibe olarak verecek üreticiye 2001 krizinde ülkenin sadece burda üretilmeyen ürünlerden cari açığı vardı şimdi ise durum çok farklı en basitinden 4 milyar dolarlık buğday ithalatımız var Rusya’dan sen kendi üretebileceklerinide ithal edersen bu haline dua etmen lazım bu krizden tek çıkışımız ülkede cumhuriyet sonrası gibi o zaman imkan yoktu 10 senede olmuş şimdi imkanlar hâla var yeterki yatırımcı düzgün bir yönetimle önünü göreceğine inansın 2/3 sene içinde 5/6 sektörde 45/50 fabrika yatırımı ile dolar garantili geçişleri hastaneleri TL yaparak hukuk refomları ile bu krizden 2025 çıkarız enflasyon o zaman %10/15 arasına iner dolar yıllık enflasyon oranında artar sonrasında teknolojik sanayi ve yer altı kaynaklarının işlenip ihracatı gerçekleşir ise bor madenin daha değerli maddeler haline getirilip satılması gibi 2028/2030 arasında bence kişi başı gelir 15000$ seviyelerine gelir

      Sil
  4. Merhaba hocam. Bu indirimde gelmesi muhtemel olan suudi, bae, katar ve rus dolarının etkisi olabilir mi? Ay sonundan başlayarak dolarda düşüş nedeniyle kkm ek yükünden kurtulmak ve bir müddet sonra enflasyonda düşüş beklenebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazla düşecek enflasyon.

      Sil
    2. Bu politikayla enflasyon baz etkisiyle düşse bile yine yükselir.

      Sil
    3. Petrol fiyatı düşüşünü baz alarak enflasyon düşecek diye düşünüyorsunuz ama dolar/TL artıyor petrol ithal ve fiyatı dolarla ve yani baz etkisi olmaz çünkü ekonomi yönetimi dolar/TL yi arttırmak için çırpınıyor muhakkak bir şeyler yapıp dolar/TL yi arttırıyor sonra dolar/TL artışı ile mücadele ediyoruz diyorlar bir komedi seyrediyoruz Dünyada Türkiyenin enflasyonuna TL değersizleşmesine gülüyorlar bir sene içinde Türkiyede çimento m3 fiyatı 250 liradan 1000 liraya çıkdı (neden 4 misli arttı ekonomi yönetiminden birileri çıksın hesap yöntemi ile nedenini açıklasın )ve hala 1000 TL dünyada demir vadeli fiyatı bir yıl içinde 220 dolardan 110 dolara düştü ve çimento fiyatıda düştü Türkiyede düşmedi konut fiyatları son bir yılda Türkiyede 160% arttı durgunluk olucak çünkü hayat pahalı insanlar en ucuz yiyecekleri alabiliyorlar ekmek-makarna-patates-soğan-ucuz karpuz-çorbalık tavuk-tavuk sakatatı-ucuz bitkisel yağ marketlere bakın etler duruyor kimse alamıyor son tarihine gelen etleri müşterilere ısrarla satmaya çalışıyorlar satıcılar TL değersizleşmesi nedeniyle pahalılık,pahalılık nedeniyle durgunluk, durgunluk nedeniyle büyüyememe, görünen bu Allah yardımcımız olsun diyorum hepinize saygılar.

      Sil
  5. ''dinini tilkiden öğrenen tavuk çalmayı sevap sanar'' ataözünden yola çıkarsak tüm dünya enflasyon ile mücadele etmek için faiz artırırken bizimkiler ekonomiyi kimden öğrendi acaba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ataya bak, hizaya gel, nasıl bir sözdür bu böyle, her şey içiçe geçmiş birbirine girmiş.
      bi tane de ben üreteyim, ataya baka baka.

      "Tilkinin imam olduğu yerde, tavuk hırsız olur"

      Sil
    2. Tilknin şeyh olduğu yerde tavuk soydaşlarını kafir ilan edermiş

      Sil
  6. MB tek haneli faizle büyümeyi hızlandıracağının sinyalini verdi,hayırlısı olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizi indirerek sağlanacak büyüme tüketim artışıyla gelir o da işe yaramaz çünkü enflasyonu da artırır.

      Sil
  7. Birsen KOÇYİĞİT19 Ağustos 2022 17:31

    Merhaba Mahfi Hocam, bu konu üzerinde amacın istihdam ve büyüme olduğu söyleniyor. Çok çelişkili geliyor bana, enflasyon ve döviz yükselmeye devam ediyor. İthalatı zor duruma düşürüp halihazırda üretim yapan firmaların dışardan ithal edilen ürün talebini karşılayamayacağını düşünürsek işten çkarmalar ve firmalar küçülmeye gidecek. Bu amaçlarla çelişiyorlar ve başka amaçları var mı acaba diye düşünüyorum. Teşekkür ederim. İyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlaSil
  8. Hocam, hükümetin KKM uygulaması ile dar gelirlinin hakkı olan bütçe payını parası olana (zengine) aktardığını biliyoruz ve bunu üzülerek izliyoruz. Yükselen ve daha da yükseleceği belli olan enflasyon vatandaşı sıkıntıya sokmaya devam edecek. Hükümet madem döviz talebini böyle saçma bir enstrüman ile kontrol etmeye çalışıyor neden TL'yi USD'ye endekslemiyor ya da kur çıpası uygulamıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TL yi USD de endekslemek hükümetin yaptığının tam tersi.

      Hükümet TL yi USD ye endekslemiyor, A tarihinde varlığı olan kişinin varlığının USD cinsinden değerini TL bazında koruyor. Yani tam tersini yapıyor.

      Yani, varlığını Türkiyeden çıkarma, diyor.

      Sil
    2. Orhan Veli Özbayrak20 Ağustos 2022 07:12

      Bu her yorumun altına hükümet komiseri gibi yanıt veren kim? Hükümet ₺’yi $’a endekslemiyormuş. Neye endeksliyor acaba? KKM bir gün bitecek, bu sonsuza kadar sürecek bir uygulama değil. Yüksek enflasyonun önüne geçilemezse ne olacak? Şu an KKM’de olanlar KKM uygulaması bitince ne yapacaklar? ₺ güçlendirilmediği sürece paralarını tekrar dövize yatıracaklar. KKM hükümetin tamamen seçime kadar uygulayacağı geçici bir araç. Olur da seçimi kazanırsa ondan sonra olacakları siz görün.

      Sil
  9. Hocam ağzınıza sağlık, bu faiz indirimi durumunun seçime yaklaştıkça dağıtılacağı iddia edilen %0,99 luk konut kredisiyle çeliştiğini düşünüyorum. Eğer ki bu kredi verilirse hazinedeki açık daha da artmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 0.99 kredi, mevcut faiz indirimi ile çelişmiyor. hükümet faiz artışı ile seçime girmek istemez. seçime kadar faizler bu seviye ve altında kalacak.

      TL değerini hükümet yapay yollarla yukarda tutuyor, TL değeri düşük olsa, ithalat - ihracat makası böyle artmazdı.

      Mal fiyatları ise hükümetin kontrolü dışında olunca, TL bazında aşırı değerliler. O kadar yüksek mal fiyatları var ki, firmalar al-sat ve üretim için mal almakta zorlanıyorlar, firmalar para bulamıyor. Firmalar paraya ulaşsın diye, MB bol bol para basıyor. Basılan para enflasyon yaratıyor, daha çok paraya ihtiyaç duyuluyor.

      Sil
    2. 0.99 ile kredi verse de fazla bir etkisi olmaz. İnsanların alım gücü düştü. Alacağın konut kredisinin aylık ödemesi 0.99 ile bile çoğu vatandaşın ödeme gücünün çok üzerinde olacaktır. Kaldı ki çoğu müteahhitin vergiden kaçmak için evlerin değerini düşük gösterdiği, bu nedenle evin küçük bir kısmı için kredi çekilebildigi fiili durum vardır. Bu nedenle 0.99'un dişe dokunur bir etkisi olmaz. Fiyatlar insanların alım gücünün çok çok üstüne çıktı.

      Sil
  10. Sayın Hocam, Cds primlerinin yüksek seyrettiği bir ortamda bankalarin sendikasyon maliyetleri ortada iken faizlerin düşmesini beklemek ne kadar gerçekçi olacak? Bir de bankaların kredi faiz oranlarına bir sınırlama getirilerek karlılıklar baskı altına alınabilir mi ? Saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Banka kredi faiz oranlarına üst limit getirilebilir, bu durumda da kredi vermezler, veremezler. Yani ucuz krediyi alabilen kimse çıkmaz.

      Yaşıyoruz, konut kredilerinde max 250 bin 400 bin TL bandında kredi çıkıyor. Ev fiyatları uçmuş, krediler limitli.

      Sil
  11. Tüm yorumları okudum ve TCMB nı yönetenler ve yönetmesine fazlaca yardımcı olanlar bu yorumları düşünemiyorlar mı.Bence düşünüyorlardır.O halde bile bile lades oynuyorlar.Bunun adını ben söylemiyeyim.Çok yazık…

    YanıtlaSil
  12. Hürriyetini ve asıl gayesini bütünüyle yitirmiş olan TCMB birilerini memnun etme çabasıyla kelebek etkisi yaratacak bir skandala imza attı. Bir diğer acı durum ise memnun edilenlerin kimlerin ceplerini doldurttuğu. Artık bilgisi olanlara yetkinin verildiği bir sistemi istemek hayalperestliğin zirvesi oldu. Halâ düzelebilme dileğiyle..

    YanıtlaSil
  13. Öleceğini bilen tek canlı türünün insan olduğu söylenir. Buna rağmen hiç kimse ölümü kabul etmez, sonsuza kadar yaşayacağını zanneder. Bizim iktidar da tam o durumda, çok kısa sürede siyaseten öleceğini biliyor ama bunu bir türlü kabul edemiyor. Bu nedenle daha önce kendisine seçim kazandırdığına inandığı ne kadar saçmalık varsa hepsini dozunu artırarak tekrar deniyor. Zamanın ruhunun kendi aleyhine döndüğünü, ne yaparsa yapsın iktidarda kalma şansının bulunmadığını içgüdüsel olarak hissetse de içindeki o kof kendine güven ve cehaletin verdiği cesaretle, ülkenin canına okumak pahasına en delice hamleleri denemekten çekinmiyor.

    Biraz akılları varsa bu sonbahar acilen seçime giderler. Eğer bu kafayla bu millete bir kış daha geçirtirlerse hiç beklemediğimiz durumlarla karşılaşma olasılığının çok yüksek olduğunu düşünüyor ve endişe ediyorum açıkçası...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun, bir dönem daha iktidarda kalcak.
      Sonraki dönem ister kendi, isterse ülkenin 100% ü iktidarda kalmasını istesin, başkası gelecek.
      Son kullanma tarihi dolacak, tarihi misyonunu bitirmiş olacak.

      Sil
    2. Adsız 19:53

      Bence bir iki yazıdır tekrarladığınız bu tahmininize güvenerek yatırım yapmayın, çok zarar edersiniz...

      Sil
  14. Hocam, bu yaklaşım ABD'de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki seçim öncesi ve sonrasında yaşanan politik ekonomi yazınında da yer alan temel politika farklılıklarına benzemekte. Cumhuriyetçilerin seçim öncesi enflasyonu ikinci plana itip istihdamı ön plana cikartmaları gibi. Ancak, mevcut durumda enflasyon, kur, CDS, kamu ve özel sektör borçları, kurumlara güven, beklentiler vb. gibi hususlar dikkate alındığında durum hiç de yazınların tespitlerinin yaşandığı yerler gibi değil. Bu para politikası seçimi neden o zaman?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki bunun yanıtını ben de bilmiyorum.

      Sil
  15. Hocam, bu faiz düşürme yöntemiyle şirketlerin gelirleri dolar cinsinden arttı mı?
    Yani faiz sabit olsaydı dolar sabit olucaktı ama şimdi insanlar sürekli bir şeyler talep ediyor. ama talepleri dolayısıyla paramızda değer kaybediyor aynı zamanda? sonuçta öne çekilen talep usd cinsinden dövizleri arttırıyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok karışık, faiz düşüyor kur yükseliyor kazanç ne kayıp ne karışık.

      Sil
  16. Dönüşüm yaşayıp, üretim ekonomisine geçen Türkiye, millete nasıl bir dert olduysa, çarşaf çarşaf yazıyorlar. Ama boşuna, eski faiz lobisinin, bornoz giyip başbakanları karşıladığı ülke yok.

    Bana bir tane, ya bir tane, bu dönemde faizleri enflasyon üzerinde olan gelişmiş ülke gösterin. Hadi gösterin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz bana bir tane cds primi 200 ün üzerindevgelişmiş ülke gösterin ben de size faizi enflasyonun üzerinde gelişmiş ülke göstereyim. Öte yandan Türkiyeyi gelişmiş ülkelerle değil bize benzeyen ülkelerle karşılaştırırsanız birçok benzer ülkede faizin enflasonun üzerinde olduğunu göreceksiniz.
      Sizin sorununuz yaygın bir sorun: Yanlış yere bakıyorsunuz. Yanlış yere bakarak doğru sonuç çıkaramazsınız.

      Sil
    2. Hacı, sen bana bir tane "daha çok don gömlek, domates patlıcan satıp cari fazla vereceğim" diye faiz indirip altı ayda hem enflasyonu %200'e, hem cari açığı 50 küsur milyar dolara, hem doları 8'den 18'e, hem de negatif reel faizi TÜİK enflasyonuna göre bile 67 puana çıkaran, sonra da cari açığı finanse edeceğim diye net hata noksandan ülkeye on milyarlarca nereden geldiği belirsiz dolar sokup bir o kadar da rezerv yakan, aman dolar daha fazla yükselmesin diye yine 6 ayda negatif MB rezervlerinden başkalarından borç aldığı 60 küsur milyar doları sokağa atan "üretim ekonomisi" göstersene...

      Sil
    3. Mahdut, bu sefer özü yakalamış ve yazmış. Ellerine sağlık.

      Mahfi Hoca, Adsız 19Auğustos 2022 19:56 Türkiye'nin NET DIŞARIYA BORÇLU OLAN BİR ÜLKE olduğunu bilmiyor. Artık Halk SWAP'ın SWORT Analiz gibi algılıyor. Halbu ki SWAP bir kredi işlemi dir. Takas edilen varlıklar ve kıymetli olana karşı bir bedel ödenir:Faiz. Yoksa TRY alan taraf Tcmb'ye faiz ödüyor mu?????
      Üretim ekonomisi zaten var. Kimse vitrinleri süslemek için üretmiyor. Üretim Tüketim gerektirir. Elin yabancısı Patlıcanımızı Domatesimizi vs (ki bunlar onların tatsız tuzsuzlardan daha kaliteli) hep ucuz almak ister ve alır da çünkü bizim Böyüklerimiz hep Böyük düşünür ve Böyük projeler icat eder (Tabii kasa boş olduğu için hep dışarıya veresiye yaptırılır). Yabancılarda Türkiye dışında faizi seve seve ödemek isteyen başkasını bulamayınca ellerindeki Avroları Dollarları, ceza faizi ödemek yerine, Türkiye'ye verirler ki Şu Çılgın Türkler Çılgın projeleri yapsın ve onlar Faiz kazansın.

      Saygılar,
      Şenol Ç.

      Sil
    4. Türkiye ne zaman dönüşüm yaşayıp üretim ekonomisine geçmiş? Avrupa'nın başından attığı çevreyi katledip kanseri patlatan tekstil -boyama ve çimento sektörü kastediliyorsa ergene nehrinin haline bakın. Tarla sulamada kullanılan yeraltı sularının nasıl kanser yaptığını bir araştırın. Avrupa'nın yüksek enerji tüketimi ve çevreye zararı nedeniyle başından attığı sektörleri almışız, avrupaya mal satıyoruz diye seviniyoruz. Kilosuna kaç dolar kazanıyorsun? 1. sınıf tarım arazisini katletmeye değdi mi? İhracatımızın yüzde kaçı yüksek teknoloji? İhracatımızın ne kadarını kendi markamizla, tasarimimizla yapıyoruz? Yazık oldu ülkeme...

      Sil
  17. Sayın hocam, MB faizi indirince piyasada faizler inmediğine göre aksine arttığına göre büyümeyi nasıl destekleyecek? Açıklar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankaların kazancı artacağı için daha rahat kredi verecekler bu da büyümeyi teşvik edecek.

      Sil
    2. Gece gelen yeni düzenleme ile bankalara kredi faizlerini düşür ama kredi hacmini %10'dan fazla büyütme denmiş. Bu da bankalar kolay kolay kredi vermeyecekler diye okunabilir.

      Sil
  18. Mevcut koşullarda olası bir faiz artırımının zararı olmayacak mı?
    Faiz artırımı işleyen piyasayı olumsuz etkilemez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur artışı mı daha olumsuz etkiler faiz artışı mı? Ona göre karar vermek gerekir.

      Sil
  19. Sayın Hocam; birçok kişi, hükumetin faiz düşürerek ekonomiyi büyütmeyi hedeflediğini, bu biçimde seçimi kazanmayı hedeflediğini söylüyor. bunu her seçim öncesi yaptılar. ancak bu sefer hissedilen enflasyonun çok yüksek olması nedeniyle bahsedilen büyümenin beklendiği oy kazancını sağlayamayacağını, algı çalışmalarının gerçeği artık baskılayamayacağını düşünüyorum. (Bu düşüncem, gelir dağılımındaki adaletsizliğin yanında 2 nolu sorumla bağlantılıdır.) 1) bana katılır mısınız? 2) GSMH hesaplamasında Tüik enflasyonu yerine Enag enflasyonu dikkate alınsa yine büyüme sonucuna ulaşılır mı? Bu konuda bir çalışma var mıdır? Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız her seçim öncesi bu yapılıyor. Bu arada dün gece TCMB zorunlu karşılıkları sıfıra düşürdü ve yabancı para mevduatlar için de menkul kıymet bulundurma zorunluluğunu % 20'den 30'a yükseltti. Böylece bankalara yabancı para mevduat sahiplerini ikna et KKM'ye dönsünler derken bir yandan da daha kolay ve bol kredi açmaları imkânı tanımış oldu. Bu yeni kararlar yavaşlayan büyümeyi yeniden hızlandırmayı hedefliyor. Ne var ki bir yandan risklerin büyüdüğü bir yandan da ona bağlı olarak enflasyonun arttığı bu noktada büyümeyi yeniden eski ivmesine oturtmak artık o kadar kolay değil. GSYH hesaplamalarında hesaba alınan fiyatlar ENAG'ın hesaba kattığı fiyatlar olsaydı büyüme bugünkü gibi olmaz çok daha düşük olurdu.

      Sil
  20. Hocam %150 enflasyonun oldugu bir yerde faiz %13 olmus 14 olmus fark eder mi? Bence ihmal edilebilir sanki. Hatta sıfırlasalar bile cok birsey degismez gibi geliyir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de o enflasyonun % 150 olmasının nedeni faizin öyle düşük tutulması zaten. Hep diyoruz ya: 'Düşük faiz enflasyonun nedenidir.'

      Sil
    2. Hocam zaten olan olmuş ve enflasyon aşırı yükselmiş. Anlasilan hukumetin enflasyonu dusurmek gibi bir derdi de yok. Bu durumda faiz sıfırlansa (ki zaten bence sıfıra yakın)sonuç ne olur. Örnek olarak 1000 tl paramız olsun. Bu enflasyona göre yıl sonunda paramızın değerinin korunması icin 2500 olması gerekiyor. Ama politika faizine göre 1130 lira olabiliyor( yani bunu bankalar için düşünebiliriz) bu durumda para ha 1000 tl olarak kalmış ha 1130 tl olmuş. Bi önemi var mı

      Sil
  21. Hocam bu faiz indirimlerininniye yanlış olduğunu düşünüyorsunuz? Faizler yüksek seviyede artsa şirketler batar ve insanlar işsiz kalır. Ama böyle olunca döviz ve enflasyon artıyor ama yine de tüketim durmuyor. Maaşlara zam yapılıyor falan insanlar bir şekilde yaşıyor. Diğer türlü işsiz kalsa ne yapacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur biraz daha yükselince bu dedikleriniz olacak zaten.

      Sil
  22. Değerli Hocam,
    Sahte Sultan adlı romanınızı büyük bir keyif ile okudum. Bir önceki romandan tanıdığımız karakterlerin öykülerini sürdürmeniz ayrıca mutlu etti. Umarım yanılmıyorumdur, sanki değerli Ahmet Ümit'in Komiser Nevzat karakteri gibi uzun soluklu maceralara atılacak karakterleriniz. Bir başka değişle serinin devamı gelecek müjdesini verebilir misiniz?
    Saygılarımla,
    Özgür Coşar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahte Sultan'ı beğenmenize çok sevindim. Başlangıçta Murat ve Rüya ile bir üçleme yazmayı planlamıştım. İlk ikisini yazdım (Inferis ve Sahte Sultan.) Şimdi üçüncü üzerinde çalışıyorum. Biraz daha zaman alacak. Sonrası ne olur ben de bilmiyorum.

      Sil
  23. Hocam bütçe fazlası veren ve cari açık vermeyen bir ülke enflasyonun altına faizi çekse sorun olur muydu veya nasıl bir sorun olurdu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun asıl teşvik edilmesi gereken tasarruf sahibi yerine tüketim harcaması yapanın teşvik edilmesi olarak ortaya çıkar ve dönüp dolaşıp cari açığı büyütürdü.

      Sil
  24. Hocam merhaba; Kur korumalının faizi %17 yani 3 ay için alacağınız olası faiz %4.25. Ne yazık ki 90 gün içinde kurun %4,25 artmadığı hiç bir periyot olmadı. Sistem; dolarınızı kur korumalıya geçerek dolar karşılığı olarak değerini koruyacağını taahhüt ediyor. (sizinde bildiğiniz gibi şirketlerde durum farklı onların vergi avantajı mevcut) fakat sıkıntı şurada kkm'nin vadesi dolduğunda size TL veriliyor ve verdikleri TL ile banka döviz alım satım marjları yüzünden aynı dolarınızı almanız mümkün olmuyor. Örneğin 100.000USD 15.00-TL ile KKM hesabı açtınız ve 3 ay sonra kur 17.00-TL olduğunda hesabınıza yatan para ile 100.000USD alamıyorsunuz çünkü bankada döviz satış kuru 17.25-TL oluyor. aynı şekilde üç ay için alacağınız %1 dolaylarında ki dolar faizinden vazgeçmiş oluyorsunuz. Şimdi bu sistem baktığımızda küçük yatırımcıya yaramıyor. Dolar kurununa olumlu olarak mutlak faydası olmuştur fakat KKM yerine faiz artırımı olsaydı doların artış hızıda daha az olacaktı yani ona da faydası olmadı. Piyasada oluşan faizede bir katkısı olmadı özel bankalardan % 40+ üzeri anca fon bulanabiliyor yani faizlerde artmış oldu. KKM'nin kısa ömrüne baktığımda bankalar ve serbest fonu olan şirketlerin işine yaradığı anlaşılıyor. O zaman insan soruyor bu kadar ucube bir sistemi bu kadar maliyeti bir yönetim neden vatandaşın yararına diye böyle bir sistemi getirir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam büyüme rakamları ne kadar gerçek?

      Sil
    2. Enflasyon ne kadar gerçekse büyüme de o kadar gerçek

      Sil
  25. Merhabalar, Ben Dijital Planlı Ekonomi olarak isimlendirdiğim bir sisteme geçilmeden bu kısır döngüden çıkılamayacağını, bunun içinde ekonomiye reset atarak bu sisteme geçiş ile mümkün olacağını savunuyorum. Ancak b6 sistem denenmiş bir sistem olmadığı için olası sonuçları ne olur, neyi gözden kaçırdım bilemiyorum. Bu konuda hem hocamdan hem buradaki arkadaşlardan görüş almak istiyorum.
    Detay yazıları Facebook /dijitalplanli sayfasından bulabilirsiniz.
    Kısaca özetlemek gerekirse nakit para yerine dijital/elektronik paraya geçilerek, muhasebe sistemi de stoklu takip sistemi ile resmileştirilerek birbirine bağlanıyor. Bu #UlusalPlanlamaMerkezi ve #hazinebankası tarafından görülebiliyor. Devlet hesapları ve tüm banka hareketleri bu banka tarafından görülebiliyor. Döviz yalnızca Merkez bankasında oluyor.
    #USÜTAB, Ulusal Sermayedarlar Üreticiler veTacirler Birliği, ile özel sektör firmalarına enflasyonu, döviz kurunu, faizi kontrol altına tutmak için kanuni sorumluluk veriliyor. UPM ve USÜTAB ülkede ne ihtiyaç varsa, asgari ücret ne olacaksa (buna kriz öncesi 400 USD, şimdi uygularsak 5500 :400; dolar kuru 13,75 TL, bu noktaya da reset noktası diyorum), dolar kuru ve faiz ne olacaksa birlikte karar veriyorlar. Üyeler UPM ye ne üreteceğini ve hangi kapasite kullanım oranı ile kaç paradan üreteceğini, mevcut ekipman listesini ve çalışanlara kazandırabileceği miktarı bildiriyor. UPM de üniversite yerleştirme merkezi gibi bu üretimi üyelere dağıtıyor. Bu fiyatların sabit kalması için İhracat ve ithalata, döviz planlamasına USÜTAB ve UPM birlikte onay veriyor. Döviz ve altın yatırım yerine ihtiyaç olan alanlara fizibilite ve UPS onaylı yatırım fonları çıkıyor. Bu fonlardan en kusa sürede dönüş sağlayan ilk fonu alacağı için, planlı üretim olduğu için gelişim tam gaz ilerliyor.

    YanıtlaSil
  26. Hocam merhaba, söylendiğine göre bu faiz indirimleri , KKM vs sadece sanayiyi, üretimi ve büyümeyi desteklemek için yapılıyor. Üreticiye ucuz kredi vermek için bütün dengeler bozuldu. Onun yerine faizler olması gerektiği gibi kullanılsaydı, devlet KKM, vergi indirimleri vs için milyarlarca lira harcayacağına o parayı üretimi direk desteklemeye kullansaydı hibe vs gibi. Şuan da kur da enflasyon da daha düşük olmaz mıydı? Devlete maliyeti daha az olmaz mıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Faiz % 19 iken hiç dokunulmasaydı bugün enflasyon % 30'un altında USD/TL kuru da 12-13 aralığında bir yerde kalırdı.

      Sil
  27. Hocam, aldıkları son kararlarla yüksek faizle ticari kredi kullandıran bankalara getirilen düşük faizli DİBS bulundurma zorunluluğu sanırım KKM maliyetinin hiç olmazsa bir bölümünü bankalara ödetme amaçlı. Unuttukları şey, bankaların yöneticilerinin onlardan çok daha akıllı ve kalifiye oldukları. Bu durumda özel bankalar ticari kredi vermeyi tamamen keserlerse, hatta daha önce kullandırdıkları kredileri geri çağırırlarsa ani duruş gibi bir risk ortaya çıkmaz mı? Böyle bir durumda aktif rasyosu benzeri bir uygulamaya gidebilirler belki ama böyle bir girişim işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirebilir diye düşünüyorum.

    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette bir ani duruş riski doğar ama bizde bankalar öyle kendi başlarına karar alıp uygulayamıyor ki. Özel sektör de desen hükümete danışmadan kimse adım atamıyor.

      Sil
  28. herkes bir büyüme tutturmuş gidiyor hangi alanda büyüdük yıllarca emlak ve beton konutlar işçiler suriyeli ve afgan günlük 250 lira yevmiye ile çalışıyorlar üniversiteden mezun liseden mezun iş bulamıyor ve bu beton konut endüstrisini evsiz %42 ye satamazsın çünkü pahalı yüzde 11 işsizlik sadece kayıtlı olan T.C. işsiz 30% civarı herkes nefret ve kötülük içinde sevgi saygı yok olmuş yol yanlış emlak müteahhitlik beton konutla büyüme araba alım satım dolandırıcılık elektronik paralar vd. üretmeden büyüme rezillikleri furyası sona erecek ilersini iyi görebilen arge patent için çalışan kendi patentlerini üreten ülkelerin halkları rahatlayacak Türkiye ise eski hamam eski tas nesil değişene kadar kafanızı yormayın ayni filmi yıllarca seyredeceğiz daha hepinize saygılar.

    YanıtlaSil

  29. TÜİK'in projeksiyonlarına göre, Türkiye'nin nüfusu 20 yıl sonra yaklaşık 17 milyon artışla 100 milyonu bulacak.Türkiye nüfusu 2022 yılında 84.680.273 olup Bir önceki yılda Türkiye nüfusu 83 milyon 614 bin 362 kişiydi bu sebeple günü yaşamaktansa Türkiyenin geleceğini düşünmek herkesin birinci vazifesidir 84 milyon insanı mutsuz eden yönetim şekli acaba 100 milyona ulaşınca ne yapacak merak ediyorum

    YanıtlaSil
  30. Hocam böyle bir ortamda şirketler nasıl çılgınlar gibi kar ediyor? Diğer ülke borsalarına kıyasla bizim borsamız nasıl rekor üstüne rekor kırıyor? Uygulanan politikalar cidden buna yol açacak şeyler mi yoksa bu yükselişler birer illüzyon mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısmen illüzyon tabii. Enflasyonun % 80 olduğu ülkede % 40 - 45 faizle kredi alıp da iş yapan herkes kâr eder. Tabii kâğıt üstünde. Çünkü enflasyon % 80 demek aslında reel olarak zarar ediyorlar demektir.

      Sil
    2. Borsamız TL ye göre rekor kırıyor USD de göre değeri düştü

      Sil
    3. Hoca cevap vermiş ama bende ilave etmek istiyorum. Türkiyede döviz arttı, hammadde arttı dersin, geleceğe yönelik afaki bir döviz kuru belirleyip yeni fiyat listesi çıkartır satarsın. Kimse bir şey demez. Olmadı sonraki ay şu tarihte ödemeli kampanya var dersin, yine satarsın. Kimse bir şey demez. İdareciler sistem falan bilmez, bütünü gören kanun çıkarmaz,ahlaki değil der, oraya yama yapar öbür taraftan patlar. Partiler Türkiye nin ideolojik bölünmüşlüğünden faydalanır, dernekten aday alır, mahalleye çeşme yapıcam der seçilir.
      O yüzden bizde geleceği gören sistem devlet aklı her zaman gelişmiş ülkelerden azdır

      Sil
  31. hocam enflasyon sürekli artarken türk lirasının değer kaybı bu kadar hızlı olmuyor, bunu tl'nin değerlenmesi olarak görebilir miyiz?
    bir de mb faiz kararlarının dövize etkisinin azaldığını savunmak mümkün müdür?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rakamların ve ölçülerimizin ne kadar doğru olduğu tartışmalı olduğu için onlardan hareketle bir şey söylemek mümkün değil.
      MB'nin kararlarının dövize etkisinin azaldığı doğru. Çünkü piyasalar esnekliğini tamamen yitirdi.

      Sil
  32. Hocam. Faiz % 19 iken hiç dokunulmasaydı bugün enflasyon % 30'un altında USD/TL kuru da 12-13 aralığında bir yerde kalırdı. demişsiniz. bunu dünya gazetesi röportajında da dile getirdiniz. nasıl hesapladığımı açıklayamam uzun dediniz ama muhtemelen usd ile enflasyon farkı aldınız değil mi? fakat eksi reel faiz büyüyünce herkes dolar almayacak ve kur geçişkenliği de çoşunca da aynı şeyler olmayacak mıydı? niçin bir şey değişirdi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişten gelen fiyat artışlarını faiz değişmemiş gibi devam ettirdim. Faiz değişmeseydi CDS primi ve kur da böyle değişmeyecekti.

      Sil
    2. peki eksi faiz olunca insanları tlde ne tutacak

      Sil
    3. Para sıkılaştırmaya gelişmekte olan ülkelerin en doğru cevabı mal kontrol ve döviz kazançlarına % 100 vergi olurdu(Türbülans şartları) . Ekim 2021 de malların Türkiye ihtiyacı artısının ihracatına izin verilseydi, şimdi AB de % 30 enflasyon bizde % 10 enflasyon olurdu. twitter.com/mehmetates651/…

      Sil
  33. İzlenen ekonomi politikasının yanlış olduğu ayan ortada iken ben iktidarın da bunun farkında olmadığına ihtimal vermiyorum. Açıkçası ortada bir miras bırakmak (faizi sıfırlamak) gayesinden çok, ekonominin kasıtlı olarak bozulduğu ve yeni gelecek iktidar zorda bırakılarak kötü ekonomi vs. bahane edilerek yeniden iktidara gelme hevesi söz konusu gibi geliyor bu yapılanlar. Bu saatten sonra ne kadar etkili olur bilinmez ama başka mantıklı bir açıklaması yok, iktidarın söylemleri 20 senedir aynı, yağ kuyrukları, tüp kuyrukları, IMF geldi kölesi olduk vs. Söz konusu süreçlerin tekrar bu ülkede yaşatılması ve gördünüz mü biz haklıydık denmesi gibi bir amaç taşıyorlar herhalde.

    Neyse bir musibet bin nasihatten iyidir derler, sayelerinde 7-8 yaşındaki çocuklar bile ekonomi öğrenmek zorunda kaldı, darısı ekonomimiz süper diyenlerin başına.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sn Adsız 19:47

      Siz de her mantıklı insan gibi bu yapılanların altında mantık arıyorsunuz ama inanın yok. Bu iktidarın; gücünü kaybettiği anda bırakın yeniden iktidar hayalleri kurmayı, hukuk karşısında hesap vermek dışında hiçbir şeyle uğraşacak vakti olmayacak. Elbette bu durum yurt dışına çıkamamış olanlar için geçerli olacak, diğerleri de muhtemelen uluslararası hukukla cebelleşecekler. Bunu en iyi kendileri bildiklerinden, bir yandan iktidarı kaybetmemek için her türlü numarayı çevirirlerken bir yandan da ne olur ne olmaz diye tencerenin dibini sıyırmakla meşguller, yaşanan olay bundan ibaret...

      Sil
    2. Sayın Mahdut Mesuliyetli arkadaş,

      Bana göre çok iyi niyetlisiniz. Eğer iktidara gelecekler ülkeyi yeniden düzlüğe çıkartmak istiyorsa çok sıkı ekonomik tedbirler almaları gerekecek. Bu da alt gelir gruplarının canını çok yakacak. İki yıla varmadan homurtular başlayacak. Bugüne kadar iktidara sırtını dayayıp zenginleşmişlerin de canını biraz yakabilir ama onlar yaşam standartlarında fazla bir şey kaybetmiyecekler. Halen yüzde 30 desteğe sahip mevcut iktidar taraftarları neredyse baş kaldıracaklar ve "Bundan önce durumumuz daha iyiydi" diyecekler.

      Yukarıda yazdıklarımla bağlantılı olarak, belki bir iki göstermelik hesap sorma olacaktır. Ancak mevcut hukuki düzen içinde kimseden dişe dokunan bir hesap sorulamayacak. Onlar da bunu biliyor zaten. Hep "biz ne yaptıysak ülkemizin iyiliği için yaptık" diyecekler. Bizim hukuk düzenimizde baklavacıdan 6 kilo baklava çalan çocuklara yıllarca hapis verilebilirken (geçmilte olan gerçek bir olay), milyarlarca lirayı ihale dalavereleriyle götürene bir şey olmaz. Bunun da bir bir örneği var. Bir bakanın yargılandığı Anayasa mahkemesinde 6 oyla beraat 5 oyla suçlu kararına baksın gençler. Özü şu ki ben bunlardan bir hesap sorulabileceğine inanmıyorum. En fazla, o çete denilen müteahhitlerin henüz devam eden işlerinde burunları çok iyi sürtülebilir. Bunun için ise bahşiş kabül etmeyecek memur Teomanlara ihtiyaç var.

      Sil
    3. Sayın Adsız 13:54,

      Elbette fikrinize saygılıyım ama ben kendimi iyi niyetli olmaktan çok gerçekçi olarak değerlendiriyorum. Bugün ülkemizin son 60-70 yıllık geçmişine bakıp geleceğinin de benzer tarzda şekilleneceğine inanan analiz yeteneğine sahip insan sayısı çoğunlukta, ben bunu iki şeye bağlıyorum:

      1-Öğrenilmiş çaresizlik ki bunca yıldan ve tecrübeden sonra az ya da çok hepimizde var,
      2-Bir antitez döneminin kapanmakta olduğunu dikkate almamak.

      Bu iktidarın halka karşı işlenmiş o kadar büyük suçları var ki iktidardan indikleri anda onlardan hakkıyla hesap sormayacak, hatta hesap sormayacağı yönünde işaretler verecek hiçbir siyasetçi, her kim olursa olsun bir gün bile siyaset sahnesinde kalamaz, bundan emin olabilirsiniz. Önümüzde atlanması gereken tek bir eşik var, o da bu iktidarı mümkünse demokratik yollarla indirmek. Burada "mümkünse" kelimesini kullanmamın nedeni, daha önce defalarca deneyimlediğimiz antidemokratik girişimlerle ilgili bir beklentim ya da isteğim olması değildir. Ben, seçim dönemine yakın ortaya dökülecek çok daha büyük rezaletler karşısında iktidarın daha fazla direnemeyeceğini ve bir şekilde seçime giremeyeceğini tahmin ediyorum. Elbette bunu bir temenni olarak değil bir tahmin olarak söylüyorum, umarım hileli-hurdalı da olsa bir seçim yapılır ve iktidar demokratik yollarla değişir, zira ne kadar hile yapılırsa yapılsın bundan sonra ne bu iktidarın bir seçim kazanma şansı var, ne de seçimi kazananların iktidardan, yaptıkları ile ilgili hukuki yollarla hesap sormama lüksü var...

      Sil
    4. Bizdeki enflasyonun çoğu dış ülkelerden gelen talebe bağlı oluşan enflasyon. Diğer kısmı da dış ülkelerde para sıkılaştırma politikası uygulayınca bizim nasıl tedbir alacağımızı bilmemekle ve döviz yükseliş beklentileri kıramamakla alakalı.

      Sil
  34. Hocam selamlar. Benim konu dışı bir sorum olacak. Sorumu teorik bir soru olarak düşünün lütfen bugünkü tcmb politikalarından bağımsız.
    Merkez bankası piyasaya döviz sattiginda döviz düşer. Peki döviz MB döviz sattığı için mi düşüyor yoksa bankalar eline geçen dövizi sonra sattığı için mi düşüyor?
    Örneğin MB bankalara 3 milyar dolar satsa ama bankalar bu 3 milyar doları ileride dış borç ödemelerini yapmak üzere satmayıp bekletme döviz düşmez değil mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisi de söz konusu. Bankalar da dövizlerini bir yandan piyasaya bir yandan da MB'ye satıyor.
      MB bankalar döviz sattığında bankalar dövize talep yaratmış olacağı için kur yükselir.

      Sil
  35. Hocam doğru olan şeyi, yapılması gereken şeyi çok iyi bilirken; bu konuda yıllarca eğitim almış, bir çok kitap yazmışken söylediklerine kulak asılmaması ve vatanının çok daha kötü günlere doğru gittiğini görmek herhangi bir vatandaşın yaşadığı duygulardan daha ağır olsa gerek.
    Siz bu duyguları yıllardır yaşıyorsunuz,
    Saygılar sunarım.

    YanıtlaSil
  36. Hocam haziran 2023 e kadar hedefledikleri nedir bu kararla?ve hedefleri ulaşılabilir mi?düşünüyorum da bir yerden sonra benim gibi seksenlerde çocuk olanlar dinazor olarak tanır kendisini,enflasyon canavarı yeter ben artık yükselmeyeceğim,oynamıyorum diyerek çekilecek ve büyümeye devam edeceğiz filan mı zannediyorlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence artık o tür planları yok, günü kurtararak devam etmeye çabalıyorlar.

      Sil
  37. Size Twitter'da da aynı soruyu sordum ama o platformda yanıtlamak istemezsininiz diye buradan da soruyorum; Mahfi Abi, üstü kapalı ya da açık olsun bir gence böyle bir süre için ne önerirsin? Böyle bir dönemde bir genç olsaydın ne yapmayı düşünürdün abi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çalışmak lazım. Eskiden iki çalışıyorsanız şimdi üç çalışacaksınız. Bol bol okuyun, roman okuyun, edebiyatla felsefeyle ilgilenin, entelektüel düzeyinizi artırın. Sorunlara kendi çözümlerinizi geliştirmeye uğraşın. Saçma olsun zararı yok. Önceleri saçma olur sonraları mantıklı çözümler geliştirebilirsiniz. Size benzeyen milyonlarca insanla aranızda bilgi ve nitelik farkı yaratmaya çalışın.

      Sil
    2. Bu soruyu görünce aklıma bir sokak röportajı geldi: Gazeteci ileri yaştaki bir beye "gelecek nesiller için ne önerirsiniz" diye sorunca beyefendi çok net bir cevap veriyor, "gelmesinler".

      Aslında komik gibi görünse de ülke gerçekten bu hale geldi ne yazık ki. Bu dönemde gençlerin önünde dişlerini sıkıp iktidar değişikliğini beklemek ve bu arada da kendilerini geliştirmek dışında hiçbir yol kalmadı. Elbette bir yol daha var, o da iktidar partisinin gençlik kollarına üye olup işine bakmak ama onuruna düşkün hiçbir genç bunu kendisine yediremiyor, o zaman da önündeki bütün kapılar kapanıyor. Günümüzde eş'ari islâmcı sünni müslüman AKP'li değilseniz hiç şansınız yok. Hele de evrensel ahlâk kurallarını benimsemiş çağdaş bir insansanız kendiniz yok sayın bu ülkede.

      Neyse ki fazla bir şey kalmadı...

      Sil
  38. Öncelikle lütfen iktidar değişse ne kadar sürede ekonomi düzelir sorusu sormayın be kardeşim maglum şahsa ramazanda sorulan sakız çiğnemek orucu bozar mı sorusu gibi oldu artık capsleri çıkar yakında"""" hoca cevaplamaktan bıktı siz sormaktan bikmadiniz!
    Birde seçim öncesi faiz indirme adeti gibi yorumlar var bence bunun matematiksel modellemesini yapmak lazım sonuçlarınin öngörülebilir olduğunu düşünmüyorum çünkü gerek Türkiye'de gerek dünyada parametreler hızla değişiyor bence bu politika faizi düşüşünün tek öngörülebilir sonucu belirsizliği artıracak bir hamledir. Türkiye siyaseti ve ekonomisi adına....
    TL'nin serbest düşüşü gerçekleşirse dış politikada da hamle değişiklikleri olmasi gerekliliği ortaya çıkacaktır ki zaten Suriye ve Afganistan'a zeytin dalı uzattılar bile
    Kıbrıs sorununda hamle ustunlugumuzu kaybetmemek için de Avrupa ile ilişkilerimizi geliştirmemiz gerekliliği ortaya çıkacaktır.

    YanıtlaSil
  39. Sayın hocam merkez bankası para basmasa herkesin her firmanın banka hesaplarına bağlı kartı olsa bütün parsal işlemlerini bu kart üzerinden yapsalar ve piyasada nakit para dolaşımı olmayacağına göre döviz büroları olmasa türkiyeye giren yabancılarada sınırda kart verilse nakit para harcama izni verilmese ve para hareketlerine düzenlemeyi yapan ekonomi yönetimi en çok sorun yaşadığı döviz işlemini sistemde yaptırmasa kendi ekonomik varlığını döviz cinsi korumak isteyenler viop da vadeli döviz/altın/vd. cinsinden varlıklarını koruyabilirler bu sayede sorunlar çözülebilirmi acaba(ekonomi yönetiminin yapdığı yanlışlar dışındaki sorunlar)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu söylediklerinizin yapıldığını bir an düşündüm de hayatı ne kadar zorlaştırırdı değil mi?

      Sil
  40. MB niye bağımsızdır ? Pek çok cevapdan birisi; hükümetler seçim zamanı suni şekilde kredileri düşürerek sahte bahar havası oluşturup ekonomiye zarar vermesinler diye olabilir...MB son kararını böyle değerlendirebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kredileri değil faizleri düşürüp kredi kullanımını arttırmak olacak

      Sil
    2. Bağımsızlık nedenlerinden birisi bu.

      Sil
  41. Dün özgür hocanın video sunu izleyene kadar merkez Bankası faiz indirince bütün bankalar harfien uyguluyormuş zannediyorum.öyle birşey yokmuş.kamu bankaları hariç bütün bankalar piyasa ne ise ona göre hareket ediyormuş.iyi de hocam MB isterse parayı yüzde 1 den satsın bankalar MB sallamadıktan sonra ne önemi var ki.sadece özel banka sahiplerini zengin eder.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki büyük çoğunluk MB faizi indirerek bankalara ders veriyor sanıyor oysa MB faizi indirince bankalara daha ucuza kredi vererek onların kazançlarını artırıyor.

      Sil
    2. Yani ben bu işin içinden çıkamadım hocam.bu nasıl bir ticaret ya.
      Resmi enflasyon yüzde 80.doğru evet.
      Özel bankalar enflasyon var diye piyasa faizi ne ise onu kullanırım diyor MB yi takmıyor.tamam sende haklısın.
      Kamu bankaları düşük faiz uyguluyor ama geçen gün iş adamları kredi alamamaktan dert yandı.demekki kamu bankaları da hükümete uyup önüne gelene kredi vermiyor.bu da bu şekilde.
      O zaman bu yaygara neden.bırakın indirsin nede olsa bir karşılığı yok.valla bilemedim hocam

      Sil
  42. Hocam oncelikle bilgi dolu yayinlarinizla biz genclere önumuzu gorebilme firsati yarattiginiz icin cok tesekkur ediyorum iyiki varsiniz🙏 İki sorum var cevabini merak ettigim cevaplayabilirseniz cok sevinirim. 1) bir yorumunuzda borsadaki sirketlerin karliliklarinin illuzyon oldugundan bahsetmissiniz. Sirketler tl bazinda karliliklari evet illuzyon fakat en azindan üfe’yi baz aldigimizda rekor kar aciklamalari illuzyondan ziyade gercek karlilik degilmidir. ( dolar baskilandigi icin tl bazinda reel karliliktan bahsediyorum. Doviz bazinda reel karlilik degil bencede) 2) vadeli piyasada ornegin aralik vade usd kurunun nasil hesaplandigini (swap faizleri uzerinden diye okudum fakat bir turlu sonuca ulasamadim.) aciklama sansiniz olurmu acaba . Cok tesekkurler.

    YanıtlaSil
  43. Hocam sabırla istisnasız bütün sorulara nasıl cevap veriyorsunuz bir yardımcınız var mı? Teşekkürler

    YanıtlaSil
  44. Hocam MB de çiftbaşlılık mı var,genişletirken sıkılaştırıyor?

    YanıtlaSil
  45. hocam merhaba bir yazınızda enflasyonu durdurmak için peşinden koşarak değil önüne geçerek çözülebilir demiştiniz. ama amerika önüne geçmeden düşürdü. bu acaba paranın rezerv para birimi olmasından kaynaklanabilir mi?

    YanıtlaSil
  46. Benim gibi ücretliler için tek tesellisi, yüksek enflasyon döneminde, enflasyonun çok altında kredi kullanmak. Bu arada Adam Smith ' in teorisi tamda burda cuvalliyor;)) kendi menfaitimizin peşinde koşarken hiçte toplumsal bir menfaat oluşmuyor.

    YanıtlaSil
  47. Mahfi bey merhaba,sizlere şunu sormak istiyorum; bankalar ticari kredi faiz oranlarını belirtilen aralıklara çekiyorlar fakat yanına tahsis ücreti/masraf paketi adı altında çeşitli peşin komisyonlarla toplamda faiz oranlarını yine %30 un üzerine çekiyorlar. Bu tebliğ bunu engelleyici bir şart koyuyor mu? Yoksa bankalar piyasa şartlarında gene bir yolunu bulmaya devam edebilirler mi? Saygılarımla

    YanıtlaSil
  48. Hocam ben ciftciyim maliyetler 2 yılda 6 kat arttı ürünü 6 kat fazla satma şansımız yok sürekli zarar etme şansımız yok İnsAllah çok güzel bir gelişme olur girdiler düşer milletimiz rahat rahat alır bizde para kazanırız şuan ki gelişmeler ile bize yolun sonu göründü

    YanıtlaSil
  49. akp ilk geldiğinde 21 banka batmış kimsenin 1 kurusuna el konulmamıştı . kaldı ki bu bankalrın içi boşaltılmış on milyarlarca dolar zarar ortaya çıkmıştı tabi mevduat sahiplerinin bir kabahati yoktu, devleti yönetenler doğruyu gördü kimseyi 1 kuruş zarara uğratmadan hemen ertesi günü birikimini ödeyecek şekilde hiç bir bankayı kapatmadı. akp 22. banka imar bankasını bankanın batması için bir neden yokken husumet vs nedenlerden dolayı çeaş-kepez e el bankanın batmasını sağladı. ve bankayı hiç bir vatanndaşa birikimini ödemeyecek şekilde kapattı. o zaman bu insanlar kötü insanlar demiştim. zira bankayı kendileri batırmış olmalarına rağmen "biz vatandaşa batık bankanın zararını ödetmeyiz" demekle sözüm ona doğru-dürüst bir iktidar olduklarını söylemeye çalışıyorlardı. ilginç olan şu an akp yi eleştiren laik kesimde 400bin insanın birikimlerinin gasp edilmesini alkışlamışlardı. ben çok genelleme yaparak insan aklının gerçekten "insanın" iyilğini istemedğini düşünüyorum. evrimsel sürece de bakıldığında iyiler hep kaybetmiştir. insanlara bilgili-entellektüel olun denir ama "iyi" insan olun denmez.insanlar kötü olmaya teşvik edilir. netice de kötü fakirler ve kötü zenginler oluşur. iki tarafta kötü olduğu için kimse rahatsızlık duymaz. iyiler kötü olmak zorundadır yoksa acı çekerler.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Çok Daha Zor Günler Kapıda

Bir Şehir Efsanesi: Merkez Bankası'nın Sahibi Kim?