Küresel Resesyona Doğru

1980’lerde gündeme gelen küreselleşme ve onun altyapısını oluşturan neo liberal politikalarla birlikte dünya hızlı bir büyüme süreci yaşadı. Yaklaşık iki bin yılda gelinen toplam gelir düzeyi (küresel GSYH) 20 yılda ikiye katlandı. Bu süreç boyunca Washington Uzlaşısı denilen yaklaşım çerçevesinde kurallar gevşetildi, bazıları tümüyle göz ardı edildi, çevre duyarlılığı, insan ilişkileri, etik değerler hiçe sayıldı, varsa yoksa büyüme peşinde koşuldu. Bu hızlı büyümenin sürdürülmesinin olanak dışı olduğu, imkânların bir sınırı olduğu, bu gidişin gelir dağılımını bozduğu, siyasal yapıyı zedelediği yolundaki uyarılara kulak asan olmadı. Sonunda sistem 2008 yılında krize girdi (Küresel Kriz.) ABD, Euro Bölgesi, Birleşik Krallık, Japonya başta olmak üzere gelişmiş ülkeler küresel krizi para basarak atlatma yolunu seçtiler. Bu ülkelerin paraları rezerv para olduğu ve bütün dünyada talep gördüğü için bu artan para arzı uzunca bir süre bu ülkelerde enflasyon yaratmadı. 2021 yılı bu gidişin terse döndüğü yıl oldu ve bu ülkelerde enflasyon artışa geçti. Başta Fed olmak üzere gelişmiş ülkelerin merkez bankaları hızlanan enflasyonu durdurabilmek için faiz artırmaya başladılar. Bu kez bu ülkelerin tahvil faizleri de yükselmeye başladı ve gelişmekte olan ülkelere daha yüksek riskleri göze alıp daha yüksek getiri sağlamak amacıyla giden fonlar, paralarını oralardan çekip geri getirmeye yöneldiler. Bu eğilim, gelişmiş ülkelerde enflasyonun daha da yükselmesine yol açtı.

Bugün geldiğimiz aşamada gelişmiş ülkelerde büyüme, enflasyon, işsizlik ve merkez bankası faizi şöyle görünüyor (veriler için: https://tradingeconomics.com/):

Tablodaki büyüme oranları yıllıklandırılmış oranları gösteriyor. ABD’de ilk çeyrek yüzde 1,6’lık küçülmeden sonra ikinci çeyrekte de yüzde 0,6’lık küçülme yaşanmış olması resesyona girildiğini gösteriyor. Tablonun görünümü bize dünyanın önde gelen iki gelişmiş ülkesi (ABD ve Birleşik Krallık) ile bir gelişmiş bölgesinin (Euro Bölgesi) büyüme ile enflasyon arasında sıkışıp kaldığını ortaya koyuyor. Her ne kadar Euro Bölgesinde büyüme yüzde 4,1 görünse de bir sonraki çeyrekte o da düşecek. Üçünde de enflasyon oranı yüzde 10’u zorluyor. Enflasyonda ortaya çıkan bu artışlar bu ekonomilerin faiz artırmasına yol açıyor. Faiz artışlarının büyümeyi düşürmesi kaçınılmazdır. Önümüzdeki dönemde Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası’nın enflasyonu denetlemek için yapacağı faiz artışlarının büyük olasılıkla büyüme oranlarını eksiye dönüştüreceğine tanık olacağız. Bu ekonomilerin en büyük avantajı işsizlik oranlarının düşüklüğü gibi görünüyor olsa da büyümedeki düşüşle birlikte büyük olasılıkla işsizlik oranlarında da artışlar yaşanacak.

Japonya, uzun yıllardır sıfır büyüme, sıfır enflasyon ve çok düşük işsizlik oranıyla yaşamakla birlikte son dönemde orada da gevşek para politikasının sonucu olarak enflasyonda yukarı yönlü bir kıpırdanma var. Buna karşılık Japonya Merkez Bankası, resesyon korkusuyla, faizi ekside tutmaya devam ediyor. Japonya, yıllardır yaşadığı durgunluktan çıkabilmek için enflasyon artışına razı gibi görünüyor.

Gelişmiş ekonomilerde ortaya çıkan enflasyonun ve özellikle de enflasyona karşı izlenen faiz politikasının gelişmekte olan ülkeler üzerinde de ciddi etkileri söz konusu. Bu ülkelere yüksek getiri elde etmek üzere giden fonlar, geldikleri ülkelerde faizler yükselmeye başlayınca buralardan çıkıp dönüyorlar. Bu durum gelişmekte olan ülkelerde finansman açıklarına dolayısıyla yatırım düşüşlerine ve kurlarda yükselişe yol açıyor. Bütün bunların sonucunda gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranları düşmeye başlıyor. Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin önde gelenlerinden bazılarında durum şöyle görünüyor (veriler için: https://tradingeconomics.com/):

Geçmiş dönemde iki haneli büyümeye alışmış olan Çin’in yüzde 0,4 düzeyinde bir büyümeyle karşılaşması çok ciddi bir sıkıntı. Rusya, savaşın ve uygulanan ambargoların da yarattığı etkiyle küçülme yaşıyor. Öte yandan son aylarda düşüş olsa bile enflasyon oranı hala yüksek sayılır. Brezilya, yaşadığı sıkıntıları aşma yolunda önemli adımlar atıyor. Türkiye, yüksek büyüme oranına karşılık liranın hızlı değer kaybı nedeniyle son derecede yüksek bir enflasyonla yaşamaya devam ediyor. Tabloya alınan ülkeler arasında durumu en iyi görünen ekonomi Endonezya: Büyümesi de, enflasyonu da işsizliği de makul düzeylerde bulunuyor. Endonezya Merkez Bankası, faizi, ekonominin yönlendirilmesinde son derecede akıllıca kullanıyor.  

Özetle söylemek gerekirse gelişmiş dünya resesyona sürüklenirken gelişmekte olan dünya, gelişmiş dünyadaki gidişin de etkisiyle, karmaşık bir görünüme doğru gidiyor. Kiminde büyüme düşüyor kiminde ulusal para değer kaybediyor ve enflasyon yükseliyor. İşin kötüsü dünya genelinde ortaya çıkan bu sıkıntılar ülkelerin bir bölümünü uç siyasal tercihlere doğru savuruyor. 




Yorumlar

  1. Değerli bilgiler ve yorumlarınız için çok teşekkür ederim sevgili hocam. Çok aydınlatıcı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Endonezya kadar olamamışız çok yazık!

      Sil
    2. Endonezya Güneydoğu Asya'nın en büyük ekonomisidir. Doğal kaynağı (gaz/petrol dahil) çok. Nüfusu genç ve eğitim düzeyi iyileşiyor. Orta sınıfın refah seviyesi 10 senede inanılmaz yükseldi. (Ortalama bir ofis çalışanının maaş seviyesi 8-9milyon IDR ve üzeridir- 600$ gibi- civarıdır.)

      Sil
  2. Merhaba Hocam, kaleminizin mürekkebi tükenmesin Insallah. Hocam 2023 daha mı kötü olur yoksa pandemide olduğu gibi insanlar bu şekilde yaşamaya alışır mı ? Amerikaya ihracat yapan biri olarak soruyorum. Şu an imalat kısmında maliyetlerin yükselmesine rağmen imalatçı günü kurtarmak adına uygun fiyatlı mal satıyor. Bu durumda sermayeyi aşırıya kaçmadan ürüne bağlamak ne kadar doğru olur ? Yatırım tavsiyesi yapmıyorsunuz biliyorum ama sizden bir büyüğüm olarak fikir istiyorum. Her gün yazıyor olsanızda sorumuza cevap alınca daha tatlı oluyor. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugünkü duruma ve buradan geleceğe bakınca akıllıca olur gibi görünüyor.

      Sil
    2. Tesekkurler Hocam

      Sil
    3. Merhaba Hocam, elbette dünyadaki gelişmelere baktığımızda odaklandığımız yer resesyonun yönü ve şiddeti. Gelecek adına öngörüde bulunduğumuzda "resesyondan kurtuluyoruz" diyebilmemiz için dünyadaki hangi olaylar silsilesini takip etmemiz gerekiyor? Elbet gelecekte bu döngü de kırılacak ve resesyona bitti diyeceğiz. Ancak hangi olaylar dizilişine tanık olmamız lazım? Değerli yorumlarınız ve yazılarınız için çok teşekkür ederim, saygılar.

      Sil
  3. Hocam resesyon için bireysel önlem ne olmalı yani merkez bankası ekonomi politikasının herhangi bir önlemi olmadığı olmayacağı da aşikar bizler ne yapabiliriz kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendinizi geliştirin,
      Zor çıkarılacağınız bir işe geçin,
      Uzun vadeli projeler bulmaya çalışın,
      Yöneticilerinizle arayı daha iyi tutun,
      Yüksek maaşlı işlere girmeye bakın,

      Esnafsanız elin parasıyla dükkana mal doldurmayın,
      Sermayenizle doldurun,
      Sermayeniz yoksa, hızlı alsat malları koyun,

      Küçük patron, iş adamı iseniz, işe uygun kaliteli personel alın,
      Özkaynak ile büyüme yapın, borç ile büyüme modeli hata olur,
      Borçla iş maliyetinizi düşüren, pazarınızı genişleten yatırımlara girin,

      Emekli, memur; para biriktirebiliyorsanız, ilerde ihtiyaç duyduğunuz malları şimdi ucuzken alın,
      Birikimler ile değeri düşmeyen, az düşen emtia, döviz alın.
      Hayatınıza değer katan ürünleri alın, gerisini almayın.

      Aklıma bunlar geldi.

      eXJE@f3*!SgzB2qs

      Sil
  4. Daha kötü olur kardeşim

    YanıtlaSil
  5. Ne mutlu bize ki dünyanın yüz yüze olduğu bu resesyon riski bizi teğet geçecek. Neden derseniz, biz neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heteredoks yaklaşımla ve günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöro ekonomi ile yolumuza devam ediyoruz elhamdülillah. Başımızda böyle ekonomistler oldukça sırtımızı yere getiremezler evelallah. Bu işlerden de yüzümüzün akı ile çıkacağız inşallah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başımızda böyle palyaçolar olduğu sürece her zaman yüzümüzün akıyla çıkarız.

      Sil
    2. Mahdut Bey, hesabınız mı hacklendi :)

      Sil
    3. Hacklenme yok sayın Adsız. Nebati beyin bu metni tek nefeste okuyabilmesinin bünyemde yarattığı ontolojik sarsıntının dışavurumu diyebiliriz...

      Sil
  6. “Endonezya Merkez Bankası faizi ekonominin yönlendirilmesinde son derecede akıllıca kullanıyor. “ ifadesinde bir cümle düşüklüğü var gibi Hocam.

    “Endonezya Merkez Bankası faizi,ekonominin yönlendirilmesinde son derece de akıllıca kullanıyor.” şeklinde olmalı sanırım.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında "Endonezya Merkez Bankası, faizi ekonominin yönlendirilmesinde son derecede akıllıca kullanıyor. “ şeklinde olması daha uygun olur. Çünkü" faizi son derece akıllıca kullanan" Endonezya Merkez Bankası. Eğer virgül faizi kelimesinden sonra gelirse "son derece akıllı kullanan" 'Endonezya Merkez Bankası Faizi' anlamı çıkar ki, o zaman cümle yine düşük olur.

      Sil
  7. Merhaba Hocam
    Bahsettiğiniz nedenlerle “uç siyasal tercihlere savrulan” ülkeler arasında İtalya’yı da sayabilir miyiz?
    Mussolini’den sonra ilk kez aşırı sağ İtalya’daki seçimlerden 1.parti olarak çıktı.İtalyanların bu tercihlerinde,yaklaşmakta olan resesyonun ve Avrupa’daki kaotik görünümün ne kadar etkili olduğunu ben pek kestiremedim.Sanırım ülke içi dinamikler de rol oynadı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet İtalya'da bu savrulmadan payını aldı. İtalya uzunca bir süredir istikrarsız bir görünüm içinde o nedenle başka etkiler de var tabii, haklısınız.

      Sil
  8. Sevgili hocam oncellikle yazınız için çok teşekkürler şu kötü dönemde yaşayan bir genç olarak sayenizde bilgi sahibi oluyorum. Hocam oluşan bu enflasyonun bir kısmı da arz kaynaklı değil mi gerek tedarik zinciri bozulmaları gerek çindeki zero covid politikası gerek ukrayna Rusya savaşı ayrıca bunun yanında bir de batının giderek otokratlaşan Çine bağımlılığından kurtulmak istemesi sonucu oluşacak ek maliyetler üstüne giderek bozulan iklim sonucu oluşan gerek küresel ısınma gerek dogal afetler fırtınalar sonucu oluşacak gıda arzında azalmalar covid sürecinde petrol yatırımlarının olmaması ve arzının azalması vb olaylar ile sanki dünyayı uzun sürecek stagflasyona götürüyor gibi durmuyor mu? Arz kaynaklı problemlere merkez bankalarının mevcut sıkılaşma ile yanıt vermesi çözüm getirir mi? yoksa %2 lik hedeften ziyade %4 e getirip belirli süre durur mu durursa çok daha sert müdahaleler gerekmez mi? Bu da dünyayı çok derin resesyona götürmez mi? Bunun sonucu dünyada sosyal huzursuzluk siyasi değişimlere sebep olur ve siyasetçiler bu işe razı olurlar mı? değerli yorumunuz için simdiden çok tesekkur ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım mesele artık razı olup olmamayı geçti. İster istemez o yöne doğru sürükleniyoruz.

      Sil
    2. Hocam, bence bu soru ayrı ve detaylı bir cevabı hak ediyor. Enflasyonun tek sebebi para arziymis gibi güçlü ve yaygın bir kanaat var (ben Almanya'da yaşıyorum geçenlerde Tv'de bu konuyla ilgili fırtına koptu).liberal girisimci biri, devletler sorumsuzca para basıyor, enflasyon ondan yükseliyor dedi. Karşıt görüş olarak da enerji maliyet artışı, tedarik zincirini kırılması ile arz sorunun yaşanması daha büyük sebeptir dendi.
      Buradan modern para teorisi bahsine geçildi.

      Bu durumda faiz artışı talebi dizginledi ve arz eksikliği giderildi diyelim.
      Enerji ve ham maddeye bağlı maliyet artışını ne yapacağız?
      Üretim maliyetleri kriz/savaş bitmeden düşecek mi?

      Sil
    3. Kapitalizmin krizini aşmasının son ve en etkili yolu büyük ölçekli savaş olsa gerek.

      Sil
  9. Allah'tan böyle zor bir dönemde başımızda ekonomist bir cumhurbaşkanının olması bizi tüm korku ve endişelerden güvende tutuyor.

    YanıtlaSil
  10. Hocam 90'lı yillarda dünya siyasi, ekonomik ve güvenlik açısından belirsizliklerin, cok yönlü tehditlerin olduğu bir yer olarak anılmaktaydı, ancak görülen o ki
    gelişmekte olan ülkeler ve özellikle de tüm alanlarda yapısal hazırlıklarını tamamlamamış olanlar için gerçek tehlike çanları tüm şiddetiyle önümüzdeki günlerde çalıyor olacak.

    YanıtlaSil
  11. Bi Türk'ün dünyaya bedel olduğu gibi enflasyonumuzda dünyaya bedel,
    tüm gelişmiş ekonomi enflasyonlarını toplasan bi bizim enflasyon etmiyor,
    maşallah diyelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Heterodoks bir bakış olmuş...

      Sil
  12. Paranizi yemeye calisin nasil olsa elinizden alacaklar oyle veya boyle

    YanıtlaSil

  13. Rusya: % -4,1 büyüme, % 3,8 işsizlik!
    Türkiye : % 7,6 büyüme,% 10,1 işsizlik!

    Ya bu nasıl oluyor Allahaşkına hocam?
    Bir tarafta istihdam yaratmayan bir büyüme,diğer tarafta istihdam yaratan küçülme.
    Bu rakamlara ne kadar güvenebiliriz?Hadi TÜİK’ i az çok biliyoruz da,savaş halindeki küçülen Rusya ekonomisinin işsizlik oranı nasıl 3,8 olabiliyor!
    Rusya’nın tarihsel işsizlik istatistikleriyle uyumlu mudur bu oran?Açıklayabilir misiniz?
    Teşekkürler.



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki ülkenin istatistikleri de güvenilir değil ne yazık ki.

      Sil
  14. Hocam konut ve otomobil fiyatları ne olur konut piyasası çok durgun alıcı yok maalesef

    YanıtlaSil
  15. Hocam iş dünya savaşına mı gidiyor? Öncekilerle beni çok korkutan benzerlikler görüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de çok benzerlik görüyorum, özellikle Rusya - Ukrayna savaşıyla birlikte benzerlikler arttı.

      Sil
  16. Abd piyasaları ne olur hocam

    YanıtlaSil
  17. Sayın Hocam Böyle Köye Böyle Muhtar.
    Potansiyeli yüksek olan bir ülkede ekonomiyi akıl ve bilimden uzak yönetmeye kalkarsanız, başına ehil olmayan kişileri getirirseniz kaçınılmaz son bu olur. Bir üretici olarak yarınımızı göremiyoruz. Adım atmaya korkuyoruz. Ürün artışına karşın hammadde alsak stokçu oluyoruz, emtiamız dolar bazlı sermayeyi dolarda tutsak hain oluyoruz şaştık kaldık. Saygılarımla Hayırlı sağlıklı bereketli ömürler değerli hocam.

    YanıtlaSil
  18. Hocam zaten tüm sektörler şuan can çekişiyor. Ülke iş sektörünün %90'ı dövize bağımlı iken bu neo-fisher sevdası bizi bitirecek...

    dövmeciler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu neo - Fisher sevdası da değil, bu 'hele bir gidelim bakalım ne olacak' yaklaşımı.

      Sil
  19. Hocam merhaba Türkiyenin 2000 yılından önceki verilerini incelediğimde yüksek enflasyonun ve yüksek faiz probleminin neden bir türlü cözülemediğini ve diğer ülkelere kıyasla işsizliğimizin neden yüksek olduğu üzerine kafa yoruyorum. Sizin bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2000 öncesi işsizlik bu kadar yüksek değildi. % 7,5 gibi bir ortalamadaydık. Ama enflasyon yüksekti. O zaman enflasyon gerçeği gösteriyordu. Bugün ise yarısını gösteriyor. Bu sorunun çözülememesinin nedeni popülist politikaların geçerli olması.

      Sil
  20. Mahfi Hocam Merhaba, öncelikle şunu belirtmek isterim ki, sizin yazılarınızı okumak çok kıymetli. Endonezya 4.25 gibi bize kıyasla çok düşük bir faiz oranıyla ve 4.7 enflasyon oranıyla krizin teğet geçtiği ülkelerden birisi neredeyse. Neredeyse FED ile aynı faiz oranıyla (oldukça düşük bize kıyasla)bu kadar stabil bir ekonomi ortaya koyabilmelerinin Cari fazla ve rezervler dışında başka bir sebebi var mıdır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Endonezya'da yaşıyorum. Burada ekonomi ile ilgili karar vericiler gördüğüm kadarı ile hükümetten tamamen bağımsız. Merkez bankası yetkilileri çoğunlukla Harward mezunu yetkin kişiler diye konuşuluyor. Devlet başkanı sekuler görüşe sahip hukukçu ve modern. Ülkenin stratejik ihracat ürünleri var. Kömür kalay ve palmyagi gibi. Halk için önemli olan ürünlerin fiyatı son beş yılda hiç artmadi. 2050 yılında dünyanın en büyük 4 ekonomisi olacaklar. Dünyanın ekonomik ekseni Çinden bu tarafa kayıyor. RCEP denen AB benzeri bir oluşum icindeler ve bu ulkeler tedrici olarak gümrük duvarlarını kaldırıyor. Ülkenin geleceği parlak görünüyor.

      Sil
    2. IMF'nin 2022 değerlendirmesinin linkini paylaşayım. Orada Endonezya'nın neleri doğru yaptığı görülebilir:
      file:///C:/Users/mahfi/Downloads/1IDNEA2022001%20(1).pdf

      Sil
    3. hocam pc klasör linkini paylaşmısınız buradan dosyaya ulaşamayız :)

      Sil
    4. Merhaba, hocamıza yardım edeyim. Sanırım, hocamızın bahsettii link bu olmalı (oradaki ilk pdf dosyası-March 2022) : https://www.imf.org/en/Search#q=indonesia&sort=relevancy

      Sil
    5. Teşekkürler Mahfi Hocam. Sizi seviyoruz.

      Sil
    6. Sevgili Adsız 2 Ekim 2022 09.35 Teşekkür ediyorum (:

      Sil
  21. Saygı değer hocam;Özel bir şirkette muhasebe/finans müdürüyüm.Sizin yazılarınız sayesinde çok bilgi sahibi oldum.Bu bilgilerle de şirkette mali konularda yön veriyorum.Sizin gibi değerli işinde uzman kişileri takip ediyorum.Bu ansiklopedilik bilgileri üşenmeden yazıp yayınladığınız için teşekkür ederim.Meslek hayatınızda başarılarınızın devamını dilerim.

    YanıtlaSil
  22. "neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşım, günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöro ekonomi... "
    hocam,bu salakça laf ne anlama geliyor?

    YanıtlaSil
  23. Teşekkürler Hocam bilgileriniz için.

    YanıtlaSil
  24. Hangi başkan demişti, "dolar bizim paramız ama sizin sorununuz" diye hatırlayamadım ama, referans para $ sahibi global hegemonun, sorumsuz davranışlarıyla $30 trilyon borç! yapması temeldeki neden gibi geliyor bana. 13 uçak gemisi grubu işleterek güç projeksiyonu yaparken, tüm dünyaya yayıyor hatasını.. Trump "they have to pay" /"ödemeliler", şeklinde özetlemişti. Diğer grup ülkelerin örgütlenebilme yeteneği yok. yöenticileri, intelligencia'ları hep "pegged to dollar" terbiye almışlar. döviz tevdiat + kur korumalı mevduat eğer %80+lere ulaştıysa, halkımız bunu gayet net görmüş demektir. fakat, aynı şekilde "kadim devletinin sözüne" (naylon dolarlı hesap cüzdanı) güveniyor demektir. Olan fakire, sabit gelirliye, emekliye olur. Çok vahşi bir seçim yaptı rejim. Kasten enflasyonu serbest bırakıp, büyümeyi seçerken mevcut güçlü kurumların dahi el değiştirmesinin yolunu açtı. Askeri, geopolitik hikayeler karın doyurmuyor. hiper enflasyon ve bölünmeye gitmemek için, tarihte tek katma değerimiz olarak tanımlanmış işe doğru itiliyoruz..

    YanıtlaSil
  25. Hocam öncelikle yazınız ve bilgilendirmeleriniz için teşekkürler. Yazınızda belirttiğiniz ülkelerin temel ekonomik göstergeleri arasında Endonezya'nın rakamları gerçekten dikkat çekici. Tüm dünyada yaşanan gerek pandemi gerekse diğer olumsuz gelişmeler ortadayken Endonezya bunu nasıl başarmış neler yapmış ? Hangi politikaları uygulamış ? Görüşlerinizi bizimle paylaşırsanız çok seviniriz. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim görüşlerimden ziyade size IMF'nin Endonezya raporunun linkini vereyim. Orada ayrıntılı değerlendirmeler var:
      file:///C:/Users/mahfi/Downloads/1IDNEA2022001%20(1).pdf

      Sil
  26. Cok değerli hocam yine çok önemli bilgileri toplayıp kaleminizi konusturmussunuz.Emeginize sağlık
    Bilgilerinizin ışığında bu yaşanan küresel krizler genelde dünya savaslariyla sonuçlanmıştır.Bu bağlamda neoliberal ekonomi anlayışı bitmis ise yerini hangi ekonomi polisleri veya hangi ekonomik sistem ve buna bağlı hangi siyaset düşüncesi hakim olacak önümüzdeki süreçte.
    Şimdiden teşekkür ederim.
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Neoliberal politikaların sonuna geldik. Yerini tam olarak hangi politikaların alacağı henüz net değil. Ama birçok yerde sağ uç politikalar öne çıkıyor.

      Sil
  27. Hocam İktidar Değişince Ekonomi Bakanı Olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eksik olmayın ama artık bu görevlere gençler gelmeli.

      Sil
  28. Hocam malum global krizden çıkışı nasıl sağlamalıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün yaptıklarımızın tam tersini yaparak.

      Sil
  29. Hocam enflasyon oranı 80 yerine 180 olarak açıklansa büyüme rakamları çok mu düşer yoksa aynı mı kalır? Aslında gerçek büyüme rakamları negatif bile olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim kabaca hesaplamama göre yüzde 3 dolayında çıkıyor.

      Sil
  30. Hocam bu verilere bakıp “Neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşım, günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöro ekonomi ile daha fazla önem kazanmaktadır” diyebilir miyiz? :)))

    YanıtlaSil
  31. Enfes bir yazı hocam teşekkürler. Bir de takip eden beş yılda dünya ekonomisi nereye doğru gidebilir ?Reçeteler neler olabilir ? Bunları da sizden okumak isterim. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  32. Hocam sizin zamanınızda da var mıydı bu resmi rakamları manipüle edenler. Bunlar velet olduğu zaman ağa babalarından mı öğrendiler finansal üçkağıtlıkları. Yoksa Osmanlı'dan mı devir aldılar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoktu. Kimse TÜİK'in verilerini tartışmazdı. Yalnız bir kez GSYH hesaplarında bir düzeltme yapılmıştı ve o çok tartışılmıştı.

      Sil
  33. Hocam uç siyasal tercihlere yönelme meselesi gelişmekte olan ülkelerde sanırım daha kendini göstermemiş durumda. Buna dayanarak ileride bu uç siyasal tercihler gelişmekte olan ülkelerde de ortaya çıkacak mıdır yoksa bu ülkeler için bu durum geçerli değil midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda bu durum zaten var. En tipik örnekleri Çin, Rusya, Suriye, İran, Mısır. Diğerlerinin çoğunda da demokrasi o kadar eksik ki uç noktada sayılıp sayılmayacağı tartışmalı.

      Sil
    2. "Demokrasi" kavramı ve niteliği de ciddi tartışmalara gereksinim duyacak sanıyorum. Yaşarsak göreceğiz.

      Sil
  34. Hocam merhaba elinize sağlık. Vatandaş olarak ne yaparak en az zararla bu enflasyon etkisinden kurtulabiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki ekonomilerin krize gireceği yerde tek tek bireylerin yapabileceği fazlaca bir şey yok.

      Sil
  35. Hocam amerika faiz arttırımını hangi şartlarda ve ne zaman arttırır ? Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amerikan Merkez Bankası Fed, bu yılın Mart ayından beri sürekli faiz artırıyor.

      Sil
  36. İnsan nüfusu doğal kaynaklara göre değil de üreme güdüsüne göre arttığı sürece ne krizler biter ne de biten krizin yerine başka bir krizin doldurması biter

    YanıtlaSil
  37. Değerli Mahfi Hocam, size ucu açık ve kişisel tercih barındıran bir soru sormak istiyorum, sadece değerli fikrinizi duymak isterim. Eğer tam olarak bugün Türkiye'de yaşayan orta halli bir genç olsanız ve sizi burada bağlayan herhangi bir finans kaynağınız olmasa, eğitim ve yaşamak için Avrupa ülkeleri veya Rusya gibi bir ülkeye gitmeyi planlar mısınız? Bu soruyu sormamın sebebi "bu kadar karışık durumlar var iken harekete geçmek ne kadar riskli olur" sorusunun yanıtını almak. Yazılarınızı büyük bir merakla takip ediyorum. Saygılar hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim bu konudaki düşüncem hiç değişmedi: Ben burada kalmayı ve yaşamayı tercih ettim. Elimden geldiğince iyinin ve doğrunun yapılması için mücadele ettim. Başarılı oldum mu bilemem. Ama en azından doğru düşünen insanlara katkı verdiğimi düşünüyorum. Yine olsa yine öyle yapardım. Ama herkesin düşüncesi kendisine göre şekillenir. O nedenle kendi düşüncenize göre hareket edin derim.

      Sil
    2. Dünyada pasaportunuz kadar itibarınız vardır. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Çocukken o memleketli olabilirsiniz, yoksa her zaman bir Türk olarak, aksanlık, tipli, davranışlı, hep bir camdan çatıyla karşılaşırsınız. Türkiye'nin gerçek itibari varken şartlarınızı değiştirmeniz gerekirdi. Şimdi beyaz yakalı göçmen işçi olmanın ötesine zor geçersiniz.

      Sil
  38. Değerli hocam kaleminize sağlık yine müthiş bir yazı. Benim merak ettiğim bundan sonra ne olacağı. Anladığım kadarıyla ekonomi çok kesin hatlarla tahmin edilebilir bir olgu değil. Karar vericilerin davranışları yönünü belirliyor. Küresel ekonomiyi siz okuyabiliyor ve yorumluyorsunuz; resesyon. Ama kendi ülkemizi okumak imkansız gibi.. yine de soracağım; bu ülkeden ümidiniz var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan sonra daha sıkıntılı günler yaşayacağız. Ama elbette umudum var. Türkiye bu badireleri geçmişte atlattı, yine atlatacak kapasiteye sahip diye düşünüyorum.

      Sil
  39. Sayın Eğilmez, tablolarınız, rakamlarınız ve görüşlerinizle bizleri aydınlatıyorsunuz. Gerçekleri ve doğruları makaleleriniz ile öğreniyoruz. Anlayanlara yol gösteriyoruz. Ancak diğer ülkelerde de ekonomik rakamların gerçekliği tartışılıyor. Toplumları yanıltma ve yönlendirme amaçlı raporlar çoğaldı mı? Dünyada ekonomik rakamların dikkate alınmadığı bir döneme mi giriyoruz? Sonuçları neler olabilir?

    YanıtlaSil
  40. Mahfi Hocam, son tablodaki verilere bakıldığında Rusya'da ekonomi daralmasına rağmen, işsizlik oranı düşük düzeyde. Ancak Türkiye'de ekonomi genişlemesine rağmen, işsizlik oranı en yüksek ülke. Bu durumu etkileyen faktörler sizce neler olabilir?

    YanıtlaSil
  41. Sayın hocam , gelişmiş ülkelerin tahvillerindeki faiz artışı o ülkelerin dış sermaye taleplerindeki artışla mı? Yoksa Merkez Bankalarının enflasyon endişesi ile faizleri arttırması İle mi ilgilidir.

    YanıtlaSil
  42. Hocam konunun dışında olacak ama yüksek lisans öğrencisiyim, lisans eğitimimde sizin kitaplarınız üzerinden işleyiş yapıyorduk, yorum yeteneğimi daha da geliştirebileceğim kaynak önerileriniz var mı acaba?

    YanıtlaSil
  43. Mehmet Beyazyürek6 Ekim 2022 16:07

    Değerli Hocam, çok değerli bilgiler ve yorumlarınız her zamanki gibi.
    BRICS özelinde bakarsak; Endonezya ekonomisini çeşitlendirerek, yani petrol gelirlerinin ağırlığını azaltıp tarım ve üretim/sanayiye yüklenmiş görünüyor. (Kaynak: https://www.bps.go.id/indicator/11/129/1/-2010-version-implicit-index-of-2010-version-gdp.html) Ayrıca, son 4 senedir ticaret fazlası veriyor.
    Brezilya'da hizmetler sektörünün ağırlığı 2/3'e ulaşmış durumda ve trende baktığımızda işsizliğin de bir yıl önce 12.6%'dan 9.1%'e indiğini görebiliriz.
    Rusya, savaşın; Çin ise inşaat sektörü başta olmak üzere, fason üretim merkezi olmanın, yani dış ekonomilerin dinamiklerine bağlı olmanın sıkıntısını yaşıyor ve yaşayacak görünüyor.
    Güney Afrika ise apartheid'ın izlerini taşıyan genç işsizlikte rekor (%65) seviyesi, yolsuzlukların yaygın olduğu, büyümeyen bir ekonomi. Bizim de ekonomik çeşitliliği sağlayıp, resesyona girmiş/girecek büyük ekonomilerle iç içe ticaretimizi hangi ürünlerle arttırabiliriz, ciddi daralma arifesindeki iç pazarı, alım gücünü nasıl arttırabiliriz, bunlara kafa yorsak, daha verimli olmaz mı diye düşünmeden edemiyorum. Enerjimizi verimli kullanmıyoruz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Doların Geleceği

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme