2022 Biterken Türkiye Ekonomisinin Görünümü

Büyüme ve İstihdam

Türkiye, Covid 19 salgını sonrasında yükselen enflasyon eğilimi karşısında enflasyonu hedef alıp düşürmeye çalışan pek çok ekonominin tersine büyümeyi yüksek tutmayı ve istihdamı önce korumayı sonra da artırmayı hedef aldı. Para ve maliye politikalarını bu çerçeveyle uyumlu olacak şekilde oluşturdu: Faizleri düşürürken çeşitli vergilerde de indirimler yaptı, kamu harcamalarını artırdı, asgari ücreti ve devlet yardımlarını yükseltti. Bu ve benzeri politikalarla büyümeyi ilk yarıda yüzde 7,6 oranında, işsizlik oranını da yüzde 10 dolayında tutmayı başardı. Üçüncü çeyrekten başlayarak perakende satış hacmi verilerinden gözlemleyebildiğimiz şekliyle talepte canlılığın devam etmesine karşılık sanayi üretim endeksine baktığımızda sanayi üretiminde düşen bir tempo gözlemliyoruz. Bu çerçevede 2022 yılının yüzde 5 – 5,5 dolayında bir büyüme oranıyla tamamlanmasını bekliyoruz. Yüzde 7,6’dan yüzde 5 – 5,5’a düşüş, çok önemli bir gerilemeye yol açmayacağı için işsizlik oranında da büyük bir artış olmasını beklemiyoruz.


Grafik bize büyümenin belirli bir ortalamayı tutturduğu durumda işsizliğin de azaldığını gösteriyor. Ki Türk siyasetinin temel önceliği daima bu ikili olmuştur.

Enflasyon

Türk siyasetçisi öteden beri ‘büyüme mi enflasyon mu’ ikilemini büyüme diye yanıtlamış buna karşılık enflasyonla mücadele ediliyormuş izlenimi vermeye özen göstermiştir. Ekonomiyi canlı, büyümeyi yüksek tutabilmek için faiz indirimlerine girişen hükümetin, tersine söylemlerine karşılık, gerçekte enflasyondaki hızlı yükselişe pek de aldırmaması bunun kanıtıdır.

Grafik, Merkez Bankası’nın faizi indirmesiyle birlikte enflasyonda yaşanan yükselişi ortaya koyuyor. Buna karşılık büyüme yüksek kalmaya ve işsizlik de denetim aralığı içinde kalmaya devam ediyor.

Öte yandan 2021 Aralık ayından başlayarak 6 ay süreyle yüksek aylık enflasyonlar yaşandığı ve bunların yerine daha düşük aylık enflasyonlar gireceği için baz etkisi nedeniyle hızlı bir enflasyon düşüşü yaşanacak ve siyasal iktidar bunu ‘faizi düşürdükleri için enflasyon düşüyor’ şeklinde anlatacak.

Bütçe Dengesi

2001 krizinin temel nedenlerinden birisinin önceki yıllarda yaşanan yüksek bütçe açıkları ve bu açıkları finanse etmek için başvurulan yüksek borçlanmalar olduğu bilinen bir gerçektir. O nedenle kriz sonrasında bütçe açıklarının denetim altında tutulmasına özen gösterilmiştir. 

2022 yılında 1,7 trilyon TL büyüklükle başlayan bütçenin yıl ortasında 2,8 trilyon TL’ye revize edilmesi 2023 yılı başlangıç bütçesinin de 4,4 trilyon TL olarak teklif edilmesi bütçenin de giderek denetim dışına çıktığını gösteriyor. 2023 bütçesi 2022 yılı başlangıç bütçesinin 2,5 katına eşit. Oysa TÜİK’in açıkladığı enflasyon yüzde 85 dolayında ve Orta Vadeli Programda gelecek yıl yüzde 25’e düşeceği tahmin ediliyor. Bütçe büyüklükleriyle enflasyon arasında ortaya çıkan fark yapılmış ve yapılacak olan seçim harcamalarının etkisidir.

Cari Denge

TL’nin dış değer kaybının çok yüksek olmasına karşılık dış ticaret dengesinin umulduğu gibi olmaması ilk bakışta sürpriz olarak görülebilir. Ocak – Eylül döneminde ihracat artışı yüzde 17 iken ithalat artışı yüzde 40,4 olmuş durumda. Aynı dönemde TL’nin Dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 25’in üzerinde olduğu halde ithalatın düşmeyip, ihracattan çok daha fazla artması Türkiye ekonomisi açısından önemli bir sorun oluşturuyor.

Bu ilginç gelişmenin önemli nedenlerinden birisi Türkiye’nin ihraç ürünlerinin ağırlıklı olarak talep / fiyat esnekliği yüksek mallardan oluşmasına karşılık ithal ettiği malların talep / katı mallara dayanmasıdır.

2022 yılı cari açığın yüzde 4’ün üzerine çıkacağı bir yıl olarak tamamlanacak gibi görünüyor.

Rezervler

Bugün itibarıyla ciddi sorunlarımızdan birisi TCMB’nin resmi rezervlerinin düzeyi. Brüt rezervler yüksek görünüyor olsa da işin aslı tam olarak öyle değil.

Tablodan görüleceği gibi brüt rezervler 114,2 milyar doların üzerinde olsa da bu rezervlerin içinde yer alıp da bankalara ait olan (bir anlamda ödünç duran) rezervler düşüldüğünde net rezervler 13,3 milyar dolara düşüyor. Net rezervlerden swap işlemleriyle elde edilmiş tutarları da düşersek (swaplar hariç) net rezervler – 58,7 milyar dolara düşüyor.

Bir de brüt rezervlerin yeterliliğini ölçen Guidotti – Greenspan Kuralına bakalım.

TCMB Rezervlerinin Yeterliliği = TCMB Brüt Rezervleri - Ülkenin Vadesine 1 Yıldan Az Kalmış Olan Döviz Yükümlülükleri

TCMB Brüt Rezervleri: 114,2 milyar dolar

Ülkenin Vadesine 1 Yıldan Az Kalmış Olan Döviz Yükümlülükleri: 185,8 milyar dolar

TCMB Rezervlerinin Yeterliliği = 114,2 – 185,8 = -71,6 milyar dolar.

Buna göre ülkenin brüt döviz rezervleri ülkenin vadesine 1 yıldan az süre kalmış borçlarını karşılayamıyor.  

Ekonominin Risk puanları

Bir ekonominin risklerini ölçmenin iki yolu var: (1) Kredi derecelendirme kuruluşlarının notları, (2) CDS primi (bir çeşit alacak sigortası primi.)

Önde gelen üç kredi kuruluşunun Türkiye için verdikleri kredi derecelendirme notları şöyle: (1) Standard and Poor’s (B durağan, aşırı riskli), Moody’s (B3 durağan, aşırı riskli), Fitch (B negatif, aşırı riskli.)

CDS primi 610 baz puan. 300 baz puanın üzeri aşırı riskli olarak kabul ediliyor. Gelişmekte olan ülkelerin risk ortalaması yaklaşık 225 puan olduğuna göre Türkiye içinde bulunduğu gruba göre neredeyse üç kat daha riskli bir ekonomi olarak kabul ediliyor.

2023’e Ne Devrediliyor?

Ekonomi açısından 2022 yılından 2023 yılına devredilenleri şöylece özetleyebiliriz: (1) Daha çok tüketime dayalı olsa da dünya ortalamasına göre yüksek bir büyüme oranı. (2) Baz etkisiyle yılın ilk yarısında hızla gerileyecek olsa da seçim sonrasında aynı hızla yükselecek bir enflasyon oranı. (3) Denetimden çıkmaya yatkın bir bütçe yapısı. (4) Üretimin ithalata bağımlı yapısı nedeniyle kur artışına karşılık düşürülemeyen bir cari denge. (5) Eksi rezervler. (6) Son derecede yüksek risklere sahip bir ekonomik yapı.

Türkiye’nin, temel çözümlere girişmek yerine sürekli geçici çözümlere dayalı mucize bekleyişleri tercih eden siyasal geleneği dikkate alındığında 2023 yılının da kayıp bir yıl olacağını tahmin etmemiz zor olmasa gerek. 


Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Kaleminize sağlık değerli hocam. Gelecek hiç gelmese diyorum. Süreci iyi yönetiyor görünmek uğruna indirilen vergiler, affedilen cezalar, sübvanse edilen enerji fiyatlarındaki bu rakamlar gün geçtikçe büyüyor ve bu rakam bir şekilde patlayacak. Bunların bir şekilde kasaya konulmssı gerekiyor. Tabii bu da fazlasıyla vatandaşa yansıyacak. Velhasıl Seçim sonrası (karamsar olmak istemiyorum ama maalesef öyle) bizleri zor günler bekliyor.

      Sil
  2. Her alanda kötü olabilmek kolay bir başarı değil. Tebrikler!

    YanıtlaSil
  3. Değerli bilgiler için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Bu kdr riskli bir ülkeye yurtdışı kimse yatırım yapmayacağına göre (Rusya hariç) demek oluyor ki kendi yağımızla kavrulacağız. İhracat da ithalata nazaran yeterli olmadığından dediğimi destekliyor.Demek oluyor ki bol bol üretim yapmalıyız.Say kuralının dediği gibi " her arz kendi tüketimini yaratacaktır" sıra geldi enflasyonun kök sebebi olan maliyet enflasyonu;yani doları stabilize tutup arzı arttırabilir miyiz? kafamda soru işaretleri var da ...şöyle ki euro da var şimdi o da kızgın boğa gibi tepinip duruyor..petrol desen o da kötümser bakıyor...biz en iyisi dolar tutmayalım!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun için sermaye lazım, dış kaynak; techizat, makina lazım..
      kazın ayağı sizin dediğiniz gibi olmuyor maalesef
      yeni bir gezegen keşfetmiyoruz kafanızda deli sorular olması için:)

      Sil
    2. İstanbulda iki dairem var, biri yedi ay diğerini dört aydır boş tutuyorum.
      Kiraya versem bedavaya gidiyorlar, kiracı da sözleşme gününde çıkmıyor.
      Tahliye taahütnamesinin bile açığını bulmuşlar, 3-4 aydan önce taahütnamesi olsa bile çıkmıyor.
      Krediler kapalı, kimseye kredi verilmeyince, elden de çıkaramıyoruz.
      Öyle duruyorlar.

      Sil
  5. Hocam elinize saglik. 2022 yilinda ne kadar para basildigini ve emisyon seviyesini takip edebilecegimiz bir kaynak bulunuyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB web sitesinde evds sistemine oradan da haftalık para ve banka istatistiklerine girin.

      Sil
  6. İthal-ihraç edilen mal ve hizmetlerin talep/fiyat elastikiyetindeki farklar ithal ihraç edilen malların niteliğinden değil, ithal mallarda gelecekte
    yaşanacak döviz kaynaklı fiyat artışından kaçınma arzusundan kaynaklanıyor.Dolayısı ile stoktaki büyüme kaynaklı olarak orada ileriki donemde cari açığı azaltacak gerçek bir baz oluşuyor da olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir tabii, yalnız ileride Avrupa resesyona girerse (ki girecek gibi) Türkiye'nin ihracatı da düşeceği için cari açık düşmeyebilir.

      Sil
  7. Emekleriniz ve bilgilendirmeniz için Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
  8. Hocam, pazar pazar bence bırakalım bu ciddi konuları da biraz müzik dinleyelim:

    Herkes biliyor
    geminin su aldığını,
    herkes biliyor
    kaptanın yalan söylediğini,
    herkes biliyor
    zarların hileli olduğunu.

    https://www.youtube.com/watch?v=_axf6ckSn58

    YanıtlaSil
  9. Hocam bu sağlanan büyümenin getirisi ödenen bedele değer mi gerçekten merak ediyorum.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçek faturayı ileride göreceğiz. Şimdilik büyüme var ama yok ettiğimiz değerlerin bedeli ileride çıkacak.

      Sil
  10. Merkez bankasi rezervleri $114.2myr iken (yukumluluk haric) gibi ele alindiginda, sanki cepteki keklik gibi gorunuyor. Oysa bu rezerv uzerinde ipotek var, kalani , kisa vadeli dis borc Ile cikarilirken -$71.6myr tablo daha da kotu gozukuyor kanimca. Bunun karsisina "dis borcu cevirme/oteleme" kabiliyeyi, yani "eyyamcilik puani koyacak reis secemezsiniz" tehdidi Ile, iktidarin keyfine birakilmis bir ulkeye donusulmus oluyor. Tpkkk+moratorium ve draconian onlemler, ihvanci/talanci kulturun tarihten kazinmasi gerekli. Bunu yapamayacak, yapmayacak ise muhalefet, Bomba ellerinde patlar,ekonomik kriz devam eder.

    YanıtlaSil
  11. Teşekkür ederiz sayın hocam değerli bilgiler için.öncelikle Sanayi üretimindeki azalmayı neye bağlıyorsunuz yüksek talep devam ederken doygunluk, maksimum kapasite kullanımı diyebilir miyiz ? ikinci olarak birkaç farklı yerden USD nin yıl sonuna kadar %11 civarı yükselmesi gerektiği sağlıklı bir ekonominin ön koşulu olduğu söylendi bu konuda bilgi verir misiniz.şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanıyorum stoklar arttığı için üretim yavaşladı. Stoktan satış yapılıyor.

      Sil
  12. Ahmet Murat YETEN13 Kasım 2022 13:01

    Hocam gerçekten açık seçik ve tane tane anlatımınız her seferinde beni büyülüyor. Bu noktada gösterdiğiniz hassasiyet ve bilgi karmaşasından uzak sunumunuzu ayrıca takdir etmek istiyorum. İyi ki varsınız.

    YanıtlaSil
  13. Teşekkür ederiz hocam

    YanıtlaSil
  14. Hocam ben şunu anlamıyorum detaylı açıklar mısınız? Gelişmiş ülkeler enflasyonu kontrol altına alır gerekirse büyüme düşer, doğru olan budur diyor ekonomistler. Ama bu durumda milyonlarca insan işsiz kalıyor ve ekonomi duruyor. Biz ise yüksek büyümeyi koruyarak piyasayı canlı tutuyoruz. Enflasyon çok yüksek oluyor ama bir şekilde piyasanın çarkları döndüğünden insanlar işsiz kalmıyor, yaşamaya devam ediyor. Diğer türlü işsiz olup aç kalmak daha mı iyi? Bunu bilen hükümetler tabi ki büyümeyi tercih eder. Bunun nesi yanlış?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1990'larda da durum aynıydı ve enflasyon hariç her şey iyi gidiyordu. Derken 2001 krizi çıktı ve battık. Yanlışlık bu politikanın sürdürülebikir olmamasında.

      Sil
    2. Hocam o zamanlar eski Türkiye'de kaldı. Artık öyle şeyler yaşamayız, böylesine büyük bir pazarın batmasına izin vermezler diye düşünüyorum

      Sil
    3. Hocam bunları kafaya takmayalım büyümeye odaklanalım.

      Sil
    4. Bunları kafaya takmadığımız için altmış yıldır gelişmekte olan ülke ve AB adayı ülke konumunda kaldık.

      Sil
    5. Bunları kafaya takmayın mı?!!!!! Sürekli dış açıkla büyüyoruz.Böyle sürüp gideceğine mi inanıyorsun.Ekonomiden anlamayanların söylemleri bunlar..YAZIK

      Sil
    6. Hoca 1990'da enflasyon hariç her şey iyi gidiyordu diyor ama Türkiye'nin küresel ekonomi içindeki payı 1990-2002 arası %0.7 arasında geziyordu .. Şu an bunca krize rağmen %0.82

      Sil
  15. Emeğinize sağlık Mahfi Hocam.Keşke ekonomi yönetimide faydalansa yazılarınızdan.

    YanıtlaSil
  16. Hocam merhaba, biraz garip bir soru olacak ama bir yazınızda iyi bir ekonomist; muhasebe, hukuk, siyaset bilmeli demiştiniz, ben şuanda iktisat okuyorum sizce bunları öğrenmek için ayrı ayrı hukuk lisans, muhasebe önlisans, siyaset lisans mı yapmalıyım, yoksa bunları iş hayatında mı öğrenmeliyim? Üniversite sınavına çalışmadım bu yüzden iyi bir okulda eğitim almıyorum fakat 20 yaşından sonra iyi bir eğitim alma hevesi geldi, a1 gibi bir seviyeden başlayıp b2 düzeyinde ingilizce öğrendim, bir yıl içinde c1'e ulaşmayı planlıyorum. Benim için ne önerirsiniz? Kariyer olarak yüksek lisans, doktora şeklinde mi ilerlemeliyim, yoksa zaten eğitimin vasat sen hukuk muhasebe falan da oku ya da iyi bir okulda tekrar ekonomi öğren mi dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öğrenciliğiniz sırasında bir yandan iyi bir muhasebe ve iyi hukuk kitapları okuyarak bu alanlarda kendinizi geliştirebilirsiniz. Muhasebe ve siyaset biliminde iyi birer kitap okuyup muhasebede problem çözümlü bir kitabı problemlerini çözerek çalışmak size çok şey kazandırır. Hukuk biraz daha fazla çalışma gerektiriyor. Anayasa Hukuku, İdare Hukuku, Ticaret Hukuku, Eşya Hukuku ve Borçlar Hukuku çalışmak gerekir. Piyasada bu konularda yazılmış KPSS'ye hazırlayan el kitapları var onları alıp okuyun.

      Sil
    2. Sn. Çağatay,

      "En iyi" okullardan mezun olanların imlâ kurallarından habersiz olduğu bir ülkede uzunca sayılabilecek yorumunuzu çok düzgün bir Türkçe ile yazabilmenize bakarsak bence kendinizi hiç küçümsemeyin :)

      Sil
    3. Sn. Mahdut Mesuliyetli,

      düzgün Türkce yazmak; mi, de, da ayirmaktan biraz daha ötesidir. Noktalama isaretlerine, hangi kelimenin ayri, hangi kelimenin bitisik yazilacagina da hakim olmayi gerektirir. Sn. Cagatay'in yourumu internet ortaminda okunabilecek en düzgün Türkce yorumlardan biri olabilir. Ama "cok düzgün bir Türkce" olmaktan da uzaktir bana göre. Iyi bir okuldan mezun olmak size iyi bir imla bilgisi vermez. Yayinlamadan önce imlanizi kontrol etme zorunlulugunu ögretir. Asagiya, ilk yorumun kendimce biraz daha düzgün bir Türkce versiyonunu ekledim. Benim hatalarimi da düzelten bir yorum görüp, ders almak isterim acikcasi.

      Saygilarimla

      Hocam merhaba, biraz garip bir soru olacak ama, bir yazınızda iyi bir ekonomist; muhasebe, hukuk, siyaset bilmeli, demiştiniz. Ben şu anda iktisat okuyorum. Sizce bunları öğrenmek için ayrı ayrı hukuk lisansı, muhasebe önlisansı, siyaset lisansı mı yapmalıyım, yoksa bunları iş hayatında mı öğrenmeliyim? Üniversite sınavına çalışmadım, bu yüzden iyi bir okulda eğitim almıyorum, fakat 20 yaşından sonra iyi bir eğitim alma hevesi geldi, a1 gibi bir seviyeden başlayıp b2 düzeyinde İngilizce öğrendim, bir yıl içinde c1'e ulaşmayı planlıyorum. Benim için ne önerirsiniz? Kariyer olarak yüksek lisans, doktora şeklinde mi ilerlemeliyim; yoksa zaten eğitimin vasat sen hukuk muhasebe falan da oku ya da iyi bir okulda tekrar ekonomi öğren, mi dersiniz?

      Sil
    4. Adsız bey aslında insanlarda hata bulmaya çalışmak gibi amacım yoktur ancak bağlaçtan önce veya sonra virgül kullanılmıyor sanırım.

      Sil
    5. Yazmadan önce kontrol ettim ve simdi tekrar baktim, TDK bazi baglaclardan önce konulmaz demis. Ama, fakat vs. bunlarin arasinda gecmiyor. Ben kücükken noktali virgül konurdu ama-fakat-lakin oncesine, bu kurali göremeyince virgül ile idare ettim. Hakli da olabilirsiniz, biraz daha arastirayim bunu. Tesekkürler nazik uyariniz icin.

      Sil
    6. Sn. Adsız,

      Böyle bir yanıta neden gerek duyduğunuzu anlamamış olsam da Sn. Çağatay'ın yorumunda yaptığınız tek anlamlı düzeltmenin, bitişik yazdığı "şuanda"yı ayırmak olduğunu söyleyebilirim. Sn. Çağatay'ın da belirttiği üzere kural olarak bağlaçlardan önce ve sonra virgül kullanılmaz. Ayrıca son cümlenizde "öğren"den sonra, "mi"den önce koyduğunuz virgül de gereksiz ve hatalı. Yorum yaparken bu tip hataları hepimiz zaman zaman yapıyoruz, noktalama işaretlerinden bihaber, kafasını gözünü yara yara, Türkçeyi katlederek yazan yorumcuların arasında "düzgün" Türkçe kullanmaya gayret eden genç arkadaşlarımızın hevesini kaçırmaktansa onları takdir etmeye bakalım derim...

      Sil
    7. Merhaba Sn. Mesuliyetli,

      öncelikle noktalama isaretleri anlamsiz degildir. "Suanda" sehven yapilabilecek bir yanlisken, ki bunlari artik Word gibi uygulamalar düzeltiyor, noktalama isaretlerindeki tekrar eden hatalar göz ardi edilmemeli.

      https://www.tdk.gov.tr/icerik/yazim-kurallari/noktalama-isaretleri-aciklamalar/
      Ben yukaridaki linkte belirtilen kurallari temel aldim yorumlarimda. Baglactan önce ve sonra virgül konulmaz bilgisi nereden geliyor anlamadim. "Ögren"den sonra gelen virgül de alinti cümlesinen sonra konulan virgül.

      Kimse hatadan münezzeh degil, elbette yapiyoruz. Ben burada milletin Türkce kullanimina laf atacak olsam Sn. Cagatay'a sira gelmez elbette. Tepkim daha cok sizin "cok düzgün bir Türkce" ifadenize oldu.

      Sil
  17. Enflasyon düşecek hayat pahalılığı kalıcı olacak

    YanıtlaSil
  18. Teşekkürler hocam çok faydalı bir yazı olmuş

    YanıtlaSil
  19. Bence türkiye ithalata bağlı olan ihracatını azaltırsa üzerinde yük olan cari açığı azaltır ama öbür taraftan işsizliğe yol açar o zaman problem türkiyenin ekonomi modeli yalnış hatta sil baştan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 50 yıldır söylenir,
      Türkiye, "türkiye ithalata bağlı olan ihracatını azaltırsa",
      kulağa hoş gelen, işi bilmeyenlerin işte gizemli çözüm bu dedikleri bir söylemdir.
      50 yıldır, esasında nerdeyse 220 yıldır çözülemeyen bir meseledir.

      Doğrusunu yazayım.
      Türkiye hiç bir zaman ithalata bağlı olan ihracatını azaltamaz.
      Türkiyenin her şeyden önce ticari hukukunda sorunlar vardır.
      Türkiyenin anayasal haklarında sorunlar vardır.
      Bunları çözemeden, katma değerli üretim, ithal ikameci üretim imkansızdır.

      İşin ilk kısmı ekonomistlerin ilgi alanı içinde gibi görünse bile etki alanı dışındadır.
      Mahfi hocayı da uzun süreler takip ederseniz, yapısal reformlar yapılmalı der orada kalır.
      Orada kalır, çünkü etki alanı orada biter.

      Türkiye Cumhuriyeti, her gün verdiğiniz vergiler ile, kendi kısır döngüsünü yaratacaktır.
      Biz bunları yaşadık da.
      2002 AB uyum yasaları, AB ile entegrasyon der iken, devlet bir anda kan şekeri düşmüş hasta gibi, gözleri kararıp yere düştü, tekrar eski reflekslerine sarıldı.
      Arada bir de darbe yaşadı, kendi askeri kendi meclisini bombaladı.
      Bu yine böyle olacak.
      Devleti değiştiremeyeceğimize göre, ithal mallarını almaya devam edeceğiz.

      Biz bunu da Atatürk ile yaptık. Osmanlı da, 170 yıl üretim işini çözemedi.
      1923te Devleti değiştirdik. Üretim kısmını çözecek duruma geldik.
      Şimdi de tekrarı gerek, tabi bunu yapmak isteyenler eski devlet hukukunda terörist olacak.
      Atatürk de, osmanlı devletinden vatan haini damgasını yemişti.

      Anayasal ve hukuki işlemler bitince, sıra ölçek ekonomisinin gereklerine,
      ekonomik planlama ve ön plana alınması gereken sektörlere gelecek.
      Bu kısım ekonomistlerin etki alanındaki bir mesele.
      O zaman sizin yazdığınız ihracat için ithalata gerek olunmayan bir evre gelir.

      Türk Ticaret hukukuna(TTK) 20 yılımı verdim. TTK, sermaye sahibine açık ve net kelimelerle sermayeni başka ülkelerde değerlendir der. TTK'nın böyle dediği evrede, sermaye sahibi ne yapabilir?

      Sil
  20. Cari açık artıyor, dış ticaret haddi, ihracatın ithalatı karşılama oranı sürekli düşüyor, ihracatçılar TL'nin değerli olması nedeni ile fiyat belirleyememekten ve rekabet edememekten yakınıyor, her ay ithalat, ihracatın 3-5 katı artıyor, MB rezervleri eksi 50-60 milyar arası gidip geliyor ama tüm Türkiye nefesini tutmuş Aralık ayında baz etkisiyle enflasyonun düşmüş gibi görünmesini ve birilerinin çıkıp "gördünüz mü, faizleri düşürdük, enflasyon da düştü" demesini bekliyor.

    Ha gayret, az kaldı. 3 Ocak 2023'te ülkece "faiz sebep, enflasyon neticedir" hipotezinin doğrulanması bayramını kutlayacağız. Tek yapmamız gereken, o güne kadar bulup buluşturup arka kapıdan döviz satarak doları 20'ye yaklaştırmamak. Belki 3 Ocak tarihini yılbaşı yerine kutlanacak resmi bayram ve tatil günü bile ilan ederiz. O döneme kadar iflas edecekler için de "bir inat uğruna ya rab, ne şirketler batıyor" diye şiir yazıp geçeriz...

    YanıtlaSil
  21. Hükümetin gelecekte riskleri düşüreceği görünmüyor. Bu yüzden Türk halkının yastık altında döviz ve altın bulundurarak, parayı ülkede tutması milli geliri ne yönde etkiler? Sizce Türk halkı ne yaparsa hükümetin alacağı yanlış kararların zararını telafi edebilir? Türk halkı ne yaparsa hükümetin para politikasından bağımsız olarak milli gelire, Türkiye'deki toplam tasarruflara katkı sağlayabilir ?

    YanıtlaSil
  22. Teşekkürler hocam elinize sağlık.
    Döviz artışı ile enflasyon oranı arasındaki makasın bu kadar açık olduğu başka bir dönem yaşadık mı merak ediyorum doğrusu.
    TL cinsinden maliyetlerin yıl sonu itibariyle katlanacağı bir ortamda kuru baskılayarak ihracatçıyı bir uçuruma sürüklüyorlar. Bu noktada tüketim odaklı büyümenin koca bir balon olduğu da çok geçmeden ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  23. Hocam, ev fiyatları uçmuş gitmiş, ama bakıyorum kimse o fiyatlara ev almıyor.
    Bi tanıdık 6 milyon lira dairesine ilan açmış,
    gelen iki teklif 4.5 milyon lira.

    YanıtlaSil
  24. Hazinenin son yaptığı Eurobond ihracına 3 kat talep gelmiş ve getiri %10 olarak gerçekleşmiştir. Diğer taraftan bu ay yapılacak merkez bankası toplantısında faizin düşürüleceği ifade edilmiş olup, bu düşüşün gerçekleşmesi durumunda (ki beklenen faiz oranı 9.0-9,5) Eurobond getiri oranı, TL faiz oranının üzerine çıkacak gibi görünüyor. Hazinenin ihraç ettiği eurobond getiri oranının TL getiri oranının üzerinde olmasının piyasaya etkisi ne olur? Ayrıca bu durum ülkemizde ilk defa yaşanıyor olacak. Ayrıca MB, Kredi büyümesine giden bankalara %7-8 bandında menkul kıymet almaya zorluyor bir nevi eksi getirili menkul kıymet bu konu hakkında düşünceleriniz nedir?

    YanıtlaSil
  25. Size kafası karışık bir Üniversite öğrencisi olarak bireysel bir soru sormak istiyorum. Geleceğimi yurt dışında kurma imkanım var ve aklım çok karışık. Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisiyim. Gelecek günleri pek aydınlık göremiyorum ama kafam da karışık. Sizin önerileriniz olur mu ? Türkiye' yi gerek ekonomik gerek sosyal yönlerden nasıl günler bekliyor?
    Özellikle gençlere öneriler gibi bir yazı yazarsanız da çok sevinirim. Kitap önerilerine de açığım.
    Şimdiden teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  26. Hocam, aslında içinde bulunduğumuz büyüme modeli, tam olarak "Yoksullaştıran Büyüme"yi tariflemiyor mu?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Doların Geleceği

Ukrayna Savaşının Ekonomik Etkileri: Güncel Değerlendirme