Bileşen Hatası, Bölünme Hatası ve Devleti Şirket Gibi Yönetme Hatası

Bileşen (Terkip) Hatası

Sosyal bilimlerde bileşen ya da terkip hatası, bir bütünü oluşturan bireyler (ya da birimler) için tek tek doğru ya da geçerli olan bir olgunun, o bireylerin (ya da birimlerin) oluşturduğu bütün için de benzer biçimde geçerliliğe sahip olacağını düşünmekle içine düşülen hatadır. Bu, yalnızca ekonomi bilimi için değil sosyal bilimler kategorisinde yer alan bütün dallar için geçerli bir hata biçimidir. O nedenle yalnız iktisatçıların değil, sosyologların, filozofların da uğraştığı bir durum olmuştur.

Ekonomi biliminde terkip hatasının en tipik örneği tasarruf çelişkisidir. Bir kişi ya da birkaç kişi tasarrufunu artırırsa bu, onlar açısından pozitif bir gelişme olabilir ve toplum da bundan pek etkilenmez. Buna karşılık bir toplumu oluşturan bütün bireyler tasarruflarını artırırlarsa toplum bundan negatif etkilenir. Çünkü gelir iki şekilde kullanılır: Tüketim ve tasarruf. Gelirin değişmediği bir ortamda tasarrufun artması demek tüketimin azalması demektir. Tüketim azalırsa üretim de dolayısıyla yatırım da azalır ve sonuçta büyüme düşer. Büyüme düşerse işsizlik artar. Sonuçta toplum bu gelişmeden olumsuz etkilenir. Bununla birlikte bu analiz tasarruf oranı düşük olan ülkeler için doğrudur. Tasarruf açığı olan ülkeler bu açığı dışarıdan tasarruf ithal ederek (borçlanarak) karşılar. O nedenle bu gibi tüketim eğiliminin çok yüksek olduğu ülkelerde tasarrufların belirli bir oranda artması ülkenin lehine sonuç verir. Bu da bize sosyal bilimlerde (ve onun bir parçası olan ekonomide) hiçbir şeyin siyah ya da beyaz olmadığını, çoğu konunun gri renkte olduğunu ve ülke koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.

Mikro temelde doğru olan şeyler makro düzeyde doğru olmayabilir.

Bölünme Hatası

Bölünme hatası terkip hatasının tam tersidir. Bir bütün için doğru olan şeyin bütünü oluşturan bireyler (ya da birimler) için de doğru olduğunun düşünülmesi bölünme hatası denilen olguyu ortaya çıkarır.  

Ekonomide resesyon (ekonomik küçülme) yaşandığını ve hükümetin bu durumdan çıkabilmek, ekonomiyi yeniden büyüyebilen bir yapıya döndürebilmek için kamu harcamalarını artırarak ve vergileri düşürerek kişilerin ve kurumların eline daha fazla para geçmesini ve onların da daha fazla harcama yaparak ekonomiyi canlandırmasını hedeflediğini varsayalım. Eğer ekonomide yüksek enflasyon sorunu söz konusu değilse bu tür bir yaklaşım ekonomide büyük sorunlar yaratmaksızın canlanmanın önünü açabilir. Bir araba almak için tasarruf yapan bir hane halkı düşünelim. Hükümetin bu yaklaşımını görüp benzer bir yaklaşım içine girerek tasarruflarını düşürüp harcamalarını artırırlarsa araba alma imkânını yitirebilirler.

Makro temelde doğru olan şeyler mikro düzeyde doğru olmayabilir.

Devleti Şirket Gibi Yönetme Hatası

Devletin niçin şirket gibi, şirketin de niçin devlet gibi yönetilemeyeceğinin en iyi örnekleri bu iki hataya bakılarak anlaşılabilir. Devlet, makro kararlar verir, şirketler ve kişiler ise mikro kararlar alırlar. Yukarıda değindiğimiz gibi çoğu kez makro düzeyde doğru olan şeyler mikro düzeyde, mikro düzeyde doğru olan şeyler de makro düzeyde doğru olmayabilir.  

Yorumlar

  1. Her türlü israf ekonomiyi batırır, önemli olan kaynakları verimli kullanmaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Hocam ,ara vermiştiniz zevkle okudum..

      Sil
    2. Beyler en önemli meziyet " ne önemlidir ne değildir " b,ilmektir . İsrafdan evvel toplanacak vergiler var . Ev sahipleri 4 trilyon vergiyi kaçırıyor . Sayın Şimşek bunu biliyor . " ey kiracılar kiranızı beyan edin " diyor . Ama sonra takip etmiyor . Tasarrufdan 500 milyar Tl gelecekmiş . Yahu kira vergisinmden 2-3 trilyon TL vergi gelecek masrafı da yok endeksa.com a bakın ülkede ortalama kira 15.000 Tl 8 milyon konut var kirada ne eder 8 milyon x 15.000 x 12 ay = 1.440.000.000.000 TL 6 milyon ofis var ortalama kira 23.000 lira Yıllık toplam 6 milyon x 23.000 x 12 ay = 1.660.000.000.000 TL/yıl Toplam 3.1 trilyon TL % 15 i vergi olsa 465 milyar TL vergi toplanır . Geçmiş 5 yıl da da aynı soygun var . Onları da her yılı cezalar dahil 500 milyar TL/yıl tahmin edin . 6 yıllık 500 x 6 = 3 trilyon TL veri toplanacak . Hadi ben % 50 yanlış olayım . Topla 1,5 trilyon vergiyi masrafsız . Muvaffak GÖZAYDIN digitalu,london 16.Mayıs.2024

      Sil
    3. sigara ve akaryakıttan elde edilen vergi gelirlerini de hesap ederseniz( ki bunlar günlük).Halkımız bunların hesabını sormazsa kimse birşey yapamaz,bizde daha çok soyulmaya devam ederiz.

      Sil
  2. Sayın Eğilmez, tasarruf verisi belirttiğiniz üzere dikkatle incelenmeli, halkın tasarrufu önce zorunlu harcamalarını yerine getirilebildiği görülmelidir. Bilindiği üzere Ülkemizde gelir dağılımı anormal ölçüde bozuktur. Orta direk diye bir Halk tabakamız kalmamıştır. Alt tabakamız gıda ihtiyacını bile karşılayamamaktadır. En zorunlu harcamamız Gıda alanında dır ve Halkımız bunu bile karşılayamamaktadır. Nasıl tasarruf edecektir? Önce gelir dağılımımız düzeltilmeli, Orta Direk tekrar ortaya çıkarılmalıdır. Yani Gini katsayımız düzeltilmelidir. Bu yapılmadan Tasarruf edebilecek Halk kitlesi Memuru, İşçisi, Emeklisi, Alt gelirlisi nasıl olacak. Acaba yanılıyor muyum ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon meselesini çözmeden halkımızdan tasarruf beklemek mümkün değildir. Bugün geçim sorunu olmayanlar bile TL ile tasarruf yapmıyor.

      Sil
    2. Mahfi bey, Mehmet Şimşek'in uyguladığı program gerçekten enflasyonu düşürmeye yönelik mi? Yönelikse başarı şansı var mı?

      Sil
  3. İbrahim Mamati15 Mayıs 2024 15:48

    Ekonomiyi israf batırır, önemli olan kaynakları verimli kullanmaktır.

    YanıtlaSil
  4. Mahfi Bey, aylardır burdan maliye politikası olmadan para politikası tek başına işe yaramaz dediniz. Şimdi hükümetin açıkladığı tasarruf paketiyle maliye politikasını da uygulamaya koyduğunu söyleyebilir miyiz? Açıklanan paketi yeterli olmasa bile olumlu değerlendirebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence 500 milyar tasarruf edeceğiz derken 500 milyar ek zarar verecekler . Aman dikkat . Ne diyorum ne önemlidir onu tespit edin . Eforunuzu ona harcayın . Boşa harcamayın . Biirinci yol herşeyi kayıt altına almak . Mesela kiraları .

      Sil
  5. bir işadamından duymuştum etkilendiğim bir sözdür, vatan ne doğduğun yerdir ne doyduğun yer vatan adaletine güvendiğin yerdir demişti" gerçekten de öyle şu dünya üzerinde adaletine güvenilecek yer 2 elin parmaklarını geçmez ekonomi kalkınma sadece adalet ile mümkün olur ancak saygılarımla mahfi hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. doru kadar doğru. hakk'ı bilmeden en doğru adalete ulaşılamaz. çünkü bir şeyi en iyi sahibi bilir.

      Sil
  6. Acaba, şirketleri iyi yönetmek gibi bir kültürümüz olsaydı (ahlak, dürüstlük, kalite, tüketiciyi kandırmama gibi ilkelere dikkat edilseydi) devlet de daha iyi yönetilemez miydi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önemli olan halkımızın yöneticilerden ne beklediğidir. Acaba dürüst yönetim mi bekliyor çoğunluk yoksa kendi işlerine gelecek biçimde bir yönetim mi bekliyorlar? Ben sanki ikincisinin ağırlıkta olduğu gibi bir düşüncedeyim.

      Sil
    2. Yani kusur yöneten de değil halkda . Çok doğru tespit .

      Halk maalesef " kendi işine gelecek biçimde bir yönetim bekliyor "

      Maalesef bu tam bir ahlak erozyonudur . 50 yılda tamir edemezsiniz . Son zamanlarda milleyte yapılamn en büyük kötülük budur . Bu da eğitim ile olmuştur . Hala da eğitim ile uğraşıyorlar nasıl daha kötü yaparız diye .

      Sil
  7. Bu yazinizin hemen sonrasinda okudugum Tanil Bora'nin en asagida biraktigim linkinde cesitli bakis acilarindan, bakis yönlerinden aciklik getirdigi "Anadolu Irfani" ile bir ilinti gördüm. "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli"nde ele alinan iceriklerin Anadolu Irfani ile iliskisi ve kapsaminin; sizin bu yazinizda cok güzel acikladiginiz bilesen/bölünme hatasi gibi; egitimde de ayni hatanin tekrarlandigini seziyorum: Kisinin irfanini (bilgelik, yani rafine olmus olgun ahlak ile bilginin birlikte; bir durumu, olguyu, olayi yorumlama yetisi) gelistirme yöntemlerinin, tüm topluma topluca genel egitim yoluyla verilebilecegi düsüncesi/yaklasimi tam anlamiyla sizin tarif ettiginiz bilesen hatasidir.
    Bana göre, toplumun ihyasi (bilgi toplumu olmak suretiyle ekonomik ve sosyal olgunluk ve bunun gelisiminin sürdürülebilir olmasi) her bir bireyin bilgi ve ahlak ile yetistirilmesi sonrasinda, bireylerin davranislarinin toplami olarak zuhur edecektir. burada, yine de tümdengelim yaklasimlarini da dislamiyorum (örnegin, devlet organlarinin bu ortami destekleyen imkanlar sunmasi). Bu konuda, bakanliklarin yani sira STK, Düsünce kuruluslarinin, kamuoyu arastirma sirketlerinin, üniversitelerin icinde olacagi kapsamli calismalarin yapilmasi da, bunu gelistirmenin iyi bir yolu olabilir.
    Tanil Bora'nin Yazisi:
    https://birikimdergisi.com/haftalik/11750/anadolu-irfani

    YanıtlaSil
  8. Hukukun üstünlüğü endeksini takip ederek en kısa yoldan Türkiye'nin dünya ekonomisindeki yerini anlayabiliriz.. ilk 10 ülke ise paranın merkezi olan ülkeler bakın norveç varlık fonu yılın ilk 3 ayında 117 milyar dolar kar elde etti hiç bir şey üretmeden hiç bir şey satmadan sadece oraya yatırılan paraları işleterek düşünebiliyor musunuz hiç bir şey üretmeyen ülke sadece adaleti sağlam olduğu için 3.dünya ülkelerinin zenginlerinden topladığı paralar ile 117 milyar dolar para elde etti biz ise 5 milyar dolar için 10 takla atıyoruz şimdi size soruyorum hukukun üstünlüğü endeksinde 137 ülke arasında 117'nci olan Türkiye ekonomisi nereye gidebilir en fazla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hukuk meselesi Türkiye'nin en ciddi sorunu.

      Sil
    2. Insan ve para GÜVEN'i arar, aradigini ancak ADALET olan yerde bulur, buldugunu da HUKUK ile korur. Sonucta insan ve para da korunmaya muhtactir.

      Sil
  9. yurtdışında ilk girdiğim şirkette ilk ayımda HR dan bana hatalı bir eposta düştü. 80 bin çalışanlı bir firmaydı.
    bizim şirket ceo sunun yeni yıl sözleşme evrağı.
    Gayri ihtiyari açtım, yanlışlıkla geldiğini anladım.
    Telefonu alıp fotoları çektim, 16 sayfa, hala bende durur.
    hatayı anladılar , eposta kısa süre sonra silindi. bilgisayar erişimim kapandı.

    bilgi işlemi aradım bilgisayar kapandı diye. bakalım dediler, sonra hata ile bir mesaj sana gelmiş, onunla ilgili birazdan erişim verilir dediler.

    Ardından HR aradı, bir hatalı özel mesaj sana geldi diye. ben de aa öyle mi farketmedim diye salağa yattım. ne diyeyim, ceo nun sözleşmesini gördüm, fotosunu da çektim mi diyeyim?
    Neyse erişim verildi, işe devam ettim.

    evde detaylıca sözleşmeyi inceledim.

    açık ve net olarak ceo performansına toplam personel maliyetinin ortalama maliyet altında kalması gerektiği yazılmış. Bir formül yazmışlar, maaşlar ne kadar altta kalırsa, ceo da ona göre ek pay alıyor.

    CEO çalışanlar ne kadar düşük gelirde kalırsa o kadar zengin olacak. ne kadar az kişi zam alırsa o kadar varlıklı olacak, ne kadar işçi çıkıp aynı çıktıyı alırsa o kadarın oranı kadar prim alacak.

    Şirket hissedarları ve CEO bir olmuş, tüm işleri çalışanların aleyhine iş yapmak olmuş.

    Sorsan çalışanları el üstünde tuttuklarını söylerler. CEO nun diğer performans kriterleri de artan ciro ve hisse değerine bağlanmış, bi de normal maaşı vs var.

    uzun lafın kısası, hocamızın yazdığı gibi, aynı evdeki kardeşler bile bir değil, firmalar, devletler de herkese eşit, eş davranamaz.

    Bizim Kayseri'de bir laf vardır. Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar diye. Kıyameti koparmayacak kadar birilerine verirken, diğeri de yiyebildiği kadar yedirecek bir denge içinde sistem hareket eder.

    Yöneticilerin de, devletlerin de elinde düzeltecek sihirli değnek yoktur. Bunu böyle kabul etmek gerektir. Öbür türlü, ülke ağlama duvarına döner.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir örneği, yani ilk firmanızın yaptığı yaygın ve doğruymuş gibi genele yaymak, kabullenmek bence doğru değil. yurtdışında yapılmış olması (neresi bilmiyoruz) da aklamaz, çalışana zulmü. Azcık ona, biraz ona yedireyim, vaziyeti idare edeyim mantığı da yine adil değil. Bizim oralardaki gibi gerekirse "başlarım böyle hayata beyaaa" deyip, çözüm aramak, bulmak esas. sevgi ve saygıyla..

      Sil
    2. Okumamanız gereken bir epostayı okumuşsunuz. Yetmemiş fotoğraflarını çekmişsiniz. Ayrıca maliyeti azaltmakla ilgili bir epostanın sadece personel giderleriyle ilgili kısmına takılıp yanlış anlamışta olabilirsiniz. Sonuçta bizim elimizde bu metinde yok. Yaşadıklarınızla ilgili yorumlarınız doğru olsa bile, aynı işi daha ucuza (daha düşük maliyetle) ve efektif yapacak biri varken, daha yüksek maliyetle ve daha savsaklayarak yapan (mesela okumaması gereken epostanın birde fotolarını çekerek mesaisini harcayan) birine vereyim ki !!! Şirketler karı maksimize mailyeti minimize etme kuralıyla hareket etmez mi? Kaldı ki o şirket sizin olsa eminim çok daha acımasız olurdunuz.

      Sil
    3. Gözünüz aydın sayın adsız bahse konu CEO size cevap vermiş.

      Sil
  10. Tasarruf konusunda, sizin kadar bilimsel olmasa da görüşlerine değer verdiğim Ege bey çok farklı bir yorumda bulunmuştu. Kafamız biraz karıştı Hocam.

    https://youtu.be/MxYu542JIWs?si=nNhOMVkmzYPGlqMm

    YanıtlaSil
  11. Hocam teskur ederiz yazınızla için..konuyla cok alakalı degil ama dogrusunu ögrenebilecegimz sayilı kişilerdensiniz....merkez bankasınin rezervlerindeki artişın son donemlerde artışa geçen döviz kredileriyle bir ilişkisi varmıdır?merkez bankası şirketlere verilen bu kredileri şirketler bozunca tekrar topluyormu aksi halde 35 40 milyarın dısarıdan geldgi cok inandiricı degil 10 milyarda eksi net hata noksan varken?i gunler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eksi net hata ve noksan 16 milyar dolar. MB, piyasadan dolar topluyor rezervleri düzeltebilmek adına. Bir yandan da swapları ödüyor. Bütün bunlar ekonomiyi yabancı yatırımcıya ve borç verenlere güzel gösterip kaynak çekebilmek için.

      Sil
    2. Tesekur ederim hocam .insallah topladgi dolarlar bizim cabbar amcanin ayranı gibi su ekledikce çogalan ayrandan degildir sevgiler

      Sil
  12. sanırım dünyada bir kafa karışıklığı var hocam.
    avrupa üretimi asyaya doğru kaydıkça, eski düzen ve hukuk da bozuluyor.
    biz de ülkemizde bunu yaşıyoruz.

    avrupa sosyal demokratlarının refah devleti kurmaları için gereken unsurlar vardı.
    biri ucuz işçilik - üretimi kısmen türkiye ve esas olarak asyaya taşıyarak yaptılar.
    iki ucuz hammade ve enerji - rusya dan alarak yaptılar.

    bu politikaların başarısı için türkiye, romanya, rusya gibi ülkelerde otokrasi lazımdı, otokrat oldular.
    türkiyenin ve putin in hikayesine bir bakın. hiç olmayacak şekilde iki lider de hep şans dediğimiz faktörlerle tepede kaldılar. hiç biri de halkının lehine bir karar bile almadı. bir tane bana gösterin türkiyeden.

    avrupa refah devletine kavuştu. sosyal demokratlar daha da çok oy aldı. sınıra geldiklerinde de borçlandılar, refah devletini devam ettirdiler.

    sonuçta:
    şimdi borçlanmanın da sınırına geldiler. ama üretim yok.
    tıkandılar. kafa karışıklığı buradan mütevellit.

    bir taraftan asyanın otokratları, diğer taraftan rus ve türk otokratlar sıkıştırıyor. mal için asyaya muhtaçlar. savaşsız bir ortam için putine, göçmensiz bir avrupa için türkiyeye. putin çok net, savaşı ilerletirim diyor. erdoğan çok net, göçmenleri salarım diyor, asya çok net üretimi bana ver diyor.

    biz de ortada kaldık, hem avrupa sosyal demokratlarının hatasının sonucunu yaşıyoruz, hem de onların hatasına ortak olduk.

    853$V2YmMmz$GKYl

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet dediğiniz gibi batı başta olmak üzere bütün dünyada bir kafa karışıklığı söz konusu. Her tarafta demokrasiden yavaş yavaş uzaklaşma, otoriterliğe kayma eğilimleri görülüyor. Ekonomi kötüleştikçe yönetimler de kötüleşiyor. 21'inci yüzyılın ikinci yarısında sanırım çok farklı bir dünya olacak.

      Sil
    2. Benim tespitim de söyle, Asya ve Türkiye benzeri ülkelerde demokrasi olmadigi icin üretim buralara kaydi, isci sendikalarinin olmamasi, kalabalik nüfus-ucuz emek, doganin kirlenmesini önemsemeyen yönetimler, rüsvetin kolayca alinip-verilebilmesi, vs, vs...

      Sil
    3. Sn Adsız16 Mayıs 2024 09:52 ın bahsettiği de üretimin kaymasını hızlandıran bir gerçek.

      Ordu gibi kamu geçmişinden gelmek beni siyasetin sağ tarafına yakın tutuyor. Sol ve sosyal demokrasi siyasetine yakınlaşamıyorum. Aksine, sol siyasetin güzel ve mantıklı gelen söylemler ardında, toplumları kutuplaştırdığını, uzun vadeli refahtan uzaklaştırdığını, toplumları zayıflattığını görüyorum.

      AKP iktidarını da her ne kadar sağ söylemler kullanırsa kullansın, dünya arenasında sol-sosyal demokrat taraftan beslendiğini görüyorum.

      Bulunduğum ülkede de, politik yazılarımda sol siyasetin eksikliklerini vurgulayan yazılarım var.

      Değerli hocam, 15 Mayıs 2024 19:14 deki yorumunuzdaki kafa karışıklığının batı dünyasındaki sol siyasetin teknik hatalarının etkisi var.

      Bu hatalardan birisi şudur. Sol siyaset, azınlık ve dışlanmış grupları kapsayıcı siyaset söyleminde bulunur. Gelenekseldir ve mantıken hoştur. Ancak, gerçek hayat bize tam tersini söyler. Batı sosyal demokratları, azınlıkları kapsarken, siyasi arenaya çıkamamış azınlıkların fırsatçı sağ ve faşist unsurlarına sol siyasette yaşam imkanı sunuyorlar.

      Misal: Alman sosyalistleri, azınlık türk topluluğun oyunu alırken, azınlık türklerin en cemaatçi, en islamcı, en ırkçı kesimi, rusların en almanyada yaşayan en sağcı en Putinci kesimi Avrupa sosyal demokratlar içinde yer tutunuyor.

      Ya da başka batılı ülkelerde, LGBTI+ bireyleri sosyal demokratlar içlerine alırken, bu grubun en faşizan aktörleri sol siyasete girip, diğer bireylere kendi değerlerini dikte ettirmeye çalışıyorlar.

      Belli bir seviye sonra, bu bireyler üniversite rektörlüğü gibi makamlara dahi geliyorlar ve bir bakıyorsunuz ki, kendi köklü kurumlarının değerlerinin aksine, yükselmek için her türlü hileyi yapmış olan fırsatçılar olarak karşımıza çıkıyorlar.

      Bu politik sosyal demokrasinin dizayn sorunudur.

      Belli bir süre sonra bir bakıyorsunuz, avrupa sosyal demokratları, ortadoğu otokratlarını destekleyen bireylerden oluşuyor. avrupaya yakınlaşmak isteyen türk orta sınıf insanını köstekleyen politikacıları Türkiyede destekliyorlar.

      batının kafa karışıklığı bir anlamda sol siyasetinin teknik dizayn sorunundan geliyor. LGBTI+ aktivistleri bir bakıyorsunuz, en islamcı cemaatin mensupları ile şeriat bayrağı ile politik sahneye çıkıyor. Batı solu büyümek isterken, yeni gruplara uzanmak isterken kendi değerlerine karşı faşistleri içinde toplamaya başlıyor.

      Sosyalist düşünce aydınlarını da fikren tıkayan bir gerçekliğe dönüşüyor. Sol partilerden destek alabilen düşünce aydınları kıvırtmak için epey bir kıvranıyorlar. Bu da gerçeklerden uzak, hayal alemlerinde siyasete sürüklüyor.

      Avrupa solu için yapacak bir şey yok. bir şekilde aşabilmeleri, kendilerini temizlemeleri gerekiyor.

      PrMz#*8$fX8Sj5VI

      Sil
  13. Hocam yazı için teşekkürler. Bir şey.sormak istiyorum, merkez bankası son aylarda döviz alımı yapıyor. Son 1 ay içinde -74.6 milyar dolardan -28,9'a kadar gerilemiş TCBM'nin net döviz pozisyonu. Bu alımı hangi para ile yapıyor? Kamu kesintileri, vergi vs. bunlar 1 ay içinde böylesi bir yükseliş için az bir kaynak gibi. Başka kaynaklar varsa nereden geliyor sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki kamu verileri tam açıklanmadığı için bilmiyoruz. Bir tahminim var: Bankalar, reytingdeki düzelmeden yararlanarak dışarıdan kredi alıyor ve bunu MB ye satıyor. Bir anlamda carry traxe yapılıyor.

      Sil
    2. Carry trde

      Sil
    3. carry trade

      Sil
  14. Finansın temeli faiz ve hukuktur.

    YanıtlaSil
  15. Hocam kriz sonbaharda başlayacak deniyor,o zamana kadar neler yapabiliriz?

    YanıtlaSil
  16. SAYIN HOCAM, MERKEZ BANKASI MAYIS AYINDA,ENFLASYONUN TEPE NOKTASINA ULAŞACAĞINI SÖYLEDİ.BU DURUMDA MERKEZ BANKASI FAİZ ARTIŞINA GİDEBİLİRMİ.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bilmiyorum, kendilerinin bildiğinden de emin değilim.

      Sil
  17. Eskiden orta direktim. Şimdi zorunlu ve genel giderlerimi karşılıyorum. Tasarruf oranı sıfıra yakın ( Sıfır değil) Söyleyecek başka bir şey yok .

    YanıtlaSil
  18. Hocam mrb
    Swap düşüldükten sonra net rezervlerimiz -29 milyar dolar küsürlerde. Merkez Bankası dolar alıyor. 0 paramız olması için 20 küsür milyar daha alması gerek.Bu sizce iyi bir göstergemi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birkaç haftaki durumda 55 milyar dolar alması gerekmesine göre iyi değil mi?

      Sil
  19. Hocam Mehmet Şimşek'in son açıkladığı tasarruf tedbirlerinde memurların servisini iptal etmesi lojmanı olan kurumların(çok az sayıda) rayiç bedelinden değerlendirmesi gibi refah daraltıcı
    tasarruf tedbirleri alındı. özellikle servislerin kaldırılması büyük şehirlerde 3-4 saatin yolda harcanması gibi sorunlara yol açabilir. Lüks tüketim yerine çalışanların refahindan kisilmasini nasıl değerlendirirsiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. memur zati o 3-4 saati çalışmıyordu ki. en azından işe gidip gelirken değerlendirir,
      fazla kilolarından kurtulur.

      memurun da işine gelir, sabah otobüs geç getirdi diye sağda soldaki işlerini de halleder öyle işbaşı yapar. sürekli müdüründen izin almak zorunda da kalmaz. o izinleri de biriktirir, yıllık iznini artırır.

      muhterem bi CB ne demişti, "benim memurum işini bilir".

      Sil
  20. elinize sağlık hocam. güne bir doz sizinle başladık;-)

    YanıtlaSil
  21. Mahfi bey umut hiç bitmez bunun farkındayım. Son 25 yılı net hatırlıyorum. Son 100 yılı okuyoruz. 31 mart seçimlerinden sonra yerel ve merkezi yönetimde yapılanları takip ediyorum. Halk gerçek anlamda değişim ve dönüşüm istemedikten sonra 20 yıl sonra alkisladiklarimiz ve elestirdiklerimiz değişir ama bizim istatistikler ya yerinde sayar ya geriye gider

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef öyle. Umut azalıyor ama neyse ki bitmiyor.

      Sil
  22. Hocam, gene harika bir yazı olmuş, teşekkürler. Atalay Şahinoğlu'nu hatırlarsınız. 90ların sonunda Halis Bey'le arada bir kafa kafaya verirler Holding için tasarruf tedbirleri açıklarlardı. Vallahi onların listesinin aynısı Mehmet Şimşek'in bize sunduğu. Bir tek eksik var o da telefon konuşmaları 3 dk. sonra kesilsin, çok konuşulmasın. Rahmetlilerin ruhu girdi bizim hükümete. :-)

    YanıtlaSil
  23. 90'ların sonlarındaki bankaların içinin boşaltılmasından kaynaklı 2001 bankacılık krizi ile 2021'deki "faiz sebep, enflasyon neticedir" tezinden kaynaklı 2023'de başlayan krizdeki KKM'den dolayı halka yüklenen ve yüklenecek maliyetleri ve mekanizmalarını ayrı bir yazıda değerlendirebilir mısınız.

    YanıtlaSil
  24. Hocam öncelikle teşekkürler. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Bu mesele hukukçuların karşısına çok fazla ve çeşitli şekillerde çıkabiliyor. Mesela bir kanun var ve genel itibariyle yani makro anlamda doğru diyelim. Somut olaya yani mikro ölçeğe aynı şekilde uyguladığınız zaman ise adaletsiz durumlar ortaya çıkabiliyor. Farklı şekillerde uygularsanız da toplumdaki adalet duygusuna zarar verecek bir durum oluşabiliyor. Bu süreç hukukçular açısından çok zor ve yorucu olabiliyor.

    YanıtlaSil
  25. Yorum . Bukadar intellect zatı nerden topladınız . Ülkede bukadar akıllı adam olmasına çok memnun oldum . Ne güzel yorumlar . Bunu yapan hocam siz . İyiki varsınız . muvaffak gözaydın 16.Mayıs.2024

    YanıtlaSil
  26. Çok Değerli Hocam, müthiş ve bence anlaması / anlatması zor bir yazı. Şirket versus ülke finansalllarına bakış farklı olmalı bu kadar net anlatılmazdı sanırım. Şirket gelir gider tablosu ile ülke tabloları farklı. Enflasyon şirkette olmaz, onunla yaşanır ve etrafında karar verilir; personel çıkarıp zammı ‘iyi’ mi yapalım ya da koruyup gelir seviyesini düşürelim. Kar ve ciro hedefimize karşılık ilerki yıl stratejilerimizi düşünürken ülkeyi yönetenler işi batırıp tekrar seçilince hesap soran olmadığı için batışa devam. Bunu görmeyen yüzde 99 ile batınca ‘olan oldu’. Bizim düzlüğe çıkan bir ülke ve ulus olma olasılığımız istatistiksel olarak pek görünmüyor hocam, umutsuzluk yok ama istenen algı da bu değil mi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 19 Mayıs 1919'da ülke batmış görünüyordu. Batılılar ülkeyi paylaşmışlardı. Silahlar toplanmış, asker terhis edilmişti. Tersaneler, karargahlar düşman eline geçmişti. Devletin başkenti İstanbul işgal altındaydı. Mustafa Kemal Samsun'a çıktığında durum buydu. Bundan daha umutsuz bir durum olabilir mi? Mustafa Kemal orada vazgeçse bugün belki Türkiye diye bir devlet olmayacak ya da Anadolu'nun ortasında zayıf bir devlet olacaktı. Ne zaman umut var mı diye sorulsa gözümün önüne Mustafa Kemal'i Atatürk yapan o güne ilişkin kararlılığı gelir.

      Sil
    2. Yanıtınız çok çok değerli, sağ olun.

      Sil

    3. Hocam, welcometothemachine co (Googledan aratabilirsiniz direk siteye gitmek yerine) adresindeki yaziyi okursaniz cok memnun olacaginizi tahmin ediyorum.

      *Sanirim* farkinda olmadiginiz kritik bir seye dikkatinizi cekmek istiyorum hocam eger izin verirseniz. Uslubum iyi degilse kusura bakmayin. Ben bu konuda hic iyi olamadim.

      Suanda dunyada olan buyuk olaylarin arkasindaki grup 100+ yildir pek degismedi gibi gorunuyor. O sitedeki yazida farkli kaynaklarla acikliyor. Okuyunca size de mantikli gelecektir.

      Dunyanin calisma sekli *bazen* halkin erisimine sunulan "bilim"in anlattiklarindan cok farkli. Hatta tam tersi.

      1919 yilinda o grubun gücu suana gore daha azdi gordugum kadariyla. Suan herkesin cebinde beyin yikama araclari var. Gucleri sayesinde fakir insanlar kole gibi krediyle beynini yikayacak o araclardan aliyor. O zaman Turkleri etkileyecek kabiliyetleri cok daha azdi.

      Ve bu grup Osmanliyi ortadan kaldirdi. Petrol yuzunden. Sanirim. O grup araplara kendi devletlerini vermeselerdi suan Turklerin devletinin GDP'si $3T+ olacakti belki. En azindan yapabildigim gozlemler boyle.

      Bu grubun insanlarin cinsiyetleriyle, inanclariyla, "normal" algilariyla nasil oynadigini son 15 yila bakarak net gorebiliyorsunuzdur. Bunu teknoloji sirketlerini kullanarak yaptiklarini ve bunun sonucunda bu sirketlerin market degerlerinin nasil degistigini de goruyorsunuzdur saniyorum.

      Biz aldatildigimizi kabul etmektense aldatilmaya devam etmeyi tercih eden varliklariz. Benim kaybedecek pek seyim kalmadigi icin ogrenmeye devam etmistim, oyle ogrendim. Ama siz bu konuda daha fazla detay merak ediyorsaniz, sunlari paylasabilirim. 48 Laws of Power kitabi. Jordan Peterson'in youtube'daki 2018 oncesi maps of meaning ve personality toronto ders playlistleri. Bunlari cok ise yarar bulursunuz diye dusunuyorum.

      Bu grup bizim varsayimlarimizi belirledi. Cizgifilm, okul, devlet politikasi, muzik gibi yollarla. Toronto derslerinden ogrendigim sey olaylara ve realiteye icinden bilgi almak/cikarmak amaciyla bakmam gerekiyor. Ve bakarken de varsayimsiz bakmak gerekiyor. Bu sayede kendimi koruyabiliyorum. Tabi benim elimden gelen gozlem kabiliyeti cok degil, ekonomiyle ilgili bir egitimim vb yok. O yuzden paylasmak istedim :)


      Sil
  27. Hocam bu ülkede yatirimlar hep marjinal fayda temelli yapiliyor agirlikli olarak. Sosyal fayda agirlikli iktisadi yatirimlar o kadar az ki ne prodüktivite yukselebiliyor ne de isrihdam artışı istenilen seviyede ve sürdürülebilir olabiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marjinal fayda ya da marjinal maliyet temelli de yapılmıyor sadece maksimum kazanç temelli yapılıyor.

      Sil
  28. Türk şirketlerinin rekor düzeyde döviz cinsi borçlanması ne anlama geliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İleride patır patır batacaklar yada borçlarına karşılık 3 kuruşa satılacaklar anlamına geliyor :-(

      Sil
  29. Konuyla ilgili klasik bir makale:

    More Is Different: Broken symmetry and the nature of the hierarchical structure of science.
    https://www.science.org/doi/abs/10.1126/science.177.4047.393

    YanıtlaSil
  30. Makam araçlarında Dünya lideriymişiz
    Türkiyede 130.000 makam otomobili var
    Türkiye emekli 300 euro maaş alıyor
    Almanyada 9000 makam otomobili var
    Almanya emekli 1400 euro maaş alıyor
    nasıl iyi değil mi?
    iktidarımız itibar dan tasarruf olmaz diyorya
    itibarda Dünya lideriyiz kesinlikle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oysa tasarruftan itibar olur desek olay çözülecek.

      Sil
  31. Elinize sağlık hocam, bu yazı sosyal bilimlerde çok sık yapılan iki temel hata olan bileşen ve bölünme hatalarını çok güzel açıklamış. Özellikle ekonomi örnekleriyle, bireyler için doğru olan şeylerin topluluklar için aynı şekilde geçerli olmayabileceğini ve tam tersinin de doğru olabileceğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Devletin neden şirket gibi yönetilemeyeceği konusunu da bu hatalar üzerinden anlatmak, konuyu daha anlaşılır ve ilgi çekici hale getirmş. teşekkürler

    YanıtlaSil
  32. Hocam hukuk problemi olan çok gelişmiş ülkelerde var

    YanıtlaSil
  33. Hocam enflasyon kaynatılıyormu?

    YanıtlaSil

  34. Hocam ben Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Biga İİBF İktisat öğrencisiyim sizi fakültemizde ağırlamak isteriz sizden öğreneceğimiz çok seyler var hocam bizi bundan mahrum bırakmayın lütfen. Davetimize icabet etmeniz durumunda büyük memnuniyet duyariz. Şimdiden teşekkür ederiz hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ilginize ve davetinize. Ne var ki zaman sorunu nedeniyle bu davetlere katılamıyorum. Kusura bakmayın. Sevgiler.

      Sil
  35. Ülkemizde enflasyon durağanlaşmaya başladı.

    Zaten ekonomi yönetiminin dikkatle uyguladığı program sonucunda Temmuz ve Ağustos ayları itibariyle enflasyon hızlı bir şekilde düşmeye başlayacak ve bu düşüş trendi devam edecek.

    TCMB'nin faiz yükseltmek için artık gerekçesi kalmadı. Faizi sabit tutabilir.

    Fakat Temmuz ayında olmasa bile Eylül ayı itibariyle TCMB'nin faiz indirim sürecine girmesi iyi olur.

    Ne dersiniz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zorlama bir gelişme bu. Dövizdeki durum önemlki. Tehlikeli bir durum da olabilir.

      Sil
  36. Çok teşekkürler. İlginç bir yazı olmuş:))

    YanıtlaSil
  37. İşçisi işverenden fazla vergi ödeyen bir ülkede hiç bir şey düzelmez. Düzen değişir ama düzülen asla değişmez ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Düzen değişir....." lafı düzen değişikliğine karşı uydurulmuş bir kara propagandadır.Düzen gerçekten değişsin bak neler oluyor..

      Sil
  38. Hocam, Türkiye ekonomisinin yaklaşık yarısının "kayıtdışı" olduğu söylenir. Bu ne kadar doğru?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz!

Kapitalizm

Dolardan TL'ye Geçişin Nedenleri ve Sonuçları Üzerine