2026 Tuhaf Bir Yıl Olacak

Altın, Gümüş, Petrol Fiyatları ve Trump

Aşağıdaki tablo altın, gümüş ve ham petrol (Brent) fiyatlarının Trump göreve başlamadan bir gün önceki fiyatlarıyla bugünkü fiyatlarını ve iki tarih arasındaki değişim oranını gösteriyor:

Altın bir yılda yüzde 64, gümüş yüzde 163 değer kazanmış, ham petrol ise yüzde 27 değer kaybetmiş. Altın ve gümüşün sanayide kullanımının artması bu artışlarda etkili olmakla birlikte Trump’ın yarattığı riskler nedeniyle merkez bankalarının altın rezervlerini artırmaya yönelmesinin ve insanların da güvenli liman olarak görülen altına taleplerini yükseltmesinin etkisi daha büyük. Özellikle güneş panellerinde ve elektrikli otomobillerde kullanılmasıyla sanayideki talebi artan gümüşe insanların da yatırım aracı olarak yönelmesi sonucu fiyat astronomik bir şekilde yükselişe geçti. Avrupa’da, Çin’de, Japonya’da ekonomilerin büyüme ivmelerini kaybetmesi petrole olan talebi azaltır ve fiyat düşüşüne yol açtı. Trump’ın Venezuela operasyonu petrol fiyatının daha da düşmesine yol açacak gibi görünüyor.

Türkiye’de Enflasyon ve Beklentiler

Burada üç tablo sunacağız. İlki enflasyonu ölçen göstergelerin görünümü:


Tabloya bakıldığında TÜİK TÜFE enflasyonu düşüyor, TÜİK Yİ-ÜFE enflasyonu artıyor, TÜİK çekirdek enflasyonu (C Endeksi) yükseliyor, İTO İstanbul TÜFE enflasyonu ve ENAG e-TÜFE enflasyonu düşüyor. Burada dikkati çeken Yİ-ÜFE ve çekirdek enflasyondaki yükselişler. Uygulanan dezenflasyon programına karşın bu ikisinin yükselişi gelecek için sıkıntılı bir görünüme işaret ediyor.

İkinci tablo 2026 sonu enflasyon beklentileri ve tahminleriyle ilgili bir tablo:


Bu tabloda dikkati çeken noktalar şunlar: (1) Hükümet (OVP) ve Merkez Bankası (TCMB) enflasyonun 2026 sonunda ciddi biçimde gerileyerek yüzde 30,89’dan 16’ya düşeceğini tahmin ediyor. (2) TCMB’nin sektörel enflasyon beklentileri anketini yanıtlayanlardan piyasa katılımcıları grubu 2026 sonunda enflasyonun yüzde 23,35’e düşeceğini, reel sektör temsilcileri yüzde 34,80’e ve hane halklarının temsilcileri ise yüzde 50,90’a yükseleceğini bekliyorlar. Piyasa katılımcıları enflasyonda düşüş beklese de bu düşüş hükümetin ve TCMB’nin tahminlerinin oldukça üzerinde bir düzeyde kalınacağını işaret ediyor. (3) IMF ve OECD’nin beklentileri de enflasyonun düşeceği ama yüzde 20’nin altına inmeyeceği yolunda.

Üçüncü tablo Hazine ihalesinin yansıttığı beklentilerle ilgili: Hazine bu hafta iki tahvil ihalesi yaptı. Sonuçlar şöyle:

Tabloya göre ilk ihalede Hazine tahvillerinin bir yıllık basit faizi yüzde 36,64 olmuş. İkinci ihalede (ki bu ihalenin vadesi 2030 yılı Ekim ayında dolacak) yıllık basit faiz yüzde 30,49 olarak gerçekleşmiş. Hazine’nin tahvil ihalelerine teklif veren bankaların bir bölümünün temsilcileri (karar alıcılara tavsiyede bulunanlar) TCMB’nin sektörel enflasyon beklentileri anketini yanıtlayan piyasa katılımcıları arasında yer alıyor. Demek ki enflasyon beklentilerine verilen yanıtlarla gerçek yaşamda öngörülenler pek birbiriyle uyumlu değil ki istenen faizler, beklenen enflasyon oranlarının çok üzerinde. Oluşan faiz oranları reel sektör temsilcilerinin enflasyon beklentilerine yakın görünüyor.

Sonuç

Trump, ABD Başkanı olarak devam ettiği sürece değerlerde dalgalanmalar yaşanacak. Bu artık daha da net görünüyor. O nedenle 2026 yılında risk alırken iki kez düşünmek, ortamı ve gidişi kollamak çok önemli olacak.

Türkiye, enflasyonla mücadelede başarılı olmak istiyorsa hukuk, demokrasi, adalet, liyakat gibi sosyal alanlar başta olmak üzere yapısal reformları yapmak ve bu yolla beklentileri düzeltmek zorunda bulunuyor. Sadece birkaç vergi düzenlemesi ve ücretlerin bastırılmasıyla enflasyonun düşmeyeceğini yukarıdaki göstergeler net biçimde ortaya koyuyor. 


Yorumlar

  1. "Nisan 2026" itibariyle; kuyumcularda altın alım / satımı sadece "banka kartı" ile veya "IBAN" üzerinden ödeme ile yapılacak; yani, "fizikî kağıt para" ile ödeme yapmak yasak.

    https://www.t24.com.tr/haber/kuyumcuda-nakit-devri-bitiyor-altin-takip-sistemi-geliyor,1288909

    Bakalım Mahfi bey'in kaç "ton" altını var, o zaman öğreniriz 😅 😅 😅 😅 😅

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şaka maka, bizim gariban millette de iyi yastık altı parası varmış ha. !!!

      Arabaları uçak parası fiyatına satıyoruz, 80 m2 evleri fabrika binası fiyatına satıyoruz... Telefonları motosiklet fiyatına satıyoruz.

      Halen almaya devam ediyorlar. : ))))

      Gariban denilen halkın yastık altına bakın !!!

      Yastık altı değil bu, para basma makinesi mübarek )))

      Sil
  2. Merhaba Hocam, Türkiye’de Enflasyon ve Beklentiler başlığınızda ilk tabloda ARALIK 2205 YILLIK yazınız hatalı görünüyor.

    YanıtlaSil
  3. hocam küçük yatırımcıya altın ve gümüş için ne tavsiye edersiniz? 2026 da altın ve gümüşe yatırım yapsınlar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yatırım tavsiyesi vermiyorum ama her yatırımcının portföyünde altın bulunmalı.

      Sil
  4. 2026 yılı hükümet tarafından reform yılı ilan edildi ve bunun üzerinden bir kampanya yapmaya da başlanıldı gibi gözüküyor bunun hakkında ne düşünüyorsunuz? Ayrıca reformlar ile çözülebilecek bir problem olduğunu bilen bir iktidar neden reformlarını hayata geçirmiyor, sonuçta onun işine yarayacak ve seçimleri tekrar kazanma olasılığı artacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica etsem önce hukuk reformu yapar mı? Tutuklu siyasileri serbest bırakır mı? Sarayın harcamalarını kısar mı? Adrese teslim ihaleye son verir mi? Daha sayayım mı?

      Sil
  5. Hocam, kaleminize sağlık. her zaman reel sektör tahmini daha doğru bir tahmin olmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki! Reel sektörün tahmini de reel olur))

      Sil
    2. Reel sektör birkaç yıldır rant zamları ile piyasaların dengesini bozdu. Bir çok ürünün fiyatında köpük oluştu. Şimdi birkaç yıldır piyasada süregelen köpük zamlar için dengelenme zamanı.

      Sil
    3. Sonuçta fiyatları ayarlayanlar onlar olduğu için tahminlerinin gerçekleşmeye yakın olması da normaldir.

      Sil
    4. Öyle kafalarına göre zam yapma döneminin de bir sonu var. Piyasa eninde sonunda dengesini bulur.

      Sil
    5. Sizin yılsonu enflasyon beklentiniz nedir hocam? Mayıs ayında baz etkisiyle %25'in altına düşer dediniz. Peki, yılın 2. yarısından sonra da %35'e yani reel sektörün beklentisine mi çıkar? Mayıs'tan sonra gerçekten %10 gibi bir yükseliş olabilir mi? Ya da gerçekte böyle olsa bile TÜİK düzenlemesine takılacağı için enflasyon daha düşük mü gösterilir? O zaman sorumu şöyle sorayım: TÜİK enflasyonuna göre yılsonu enflasyon beklentiniz ne olur? (Gerçek enflasyon değil, TÜİK'sel enflasyon beklentiniz) Yani TÜİK enflasyonu 2025'te %30,89'du, 2026'da yaklaşık olarak sizce ne olur?

      Sil
  6. Hocam size boşuna kahin demiyorlar,ilk tabloda yarınki altın fiyatını vermişsiniz.:))
    Şaka bir yana,size bir redaktör-asistan lazım Hocam.Makalede düzeltme gereken hayli yazım yanlışı var gibi…
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  7. Her zaman dediğiniz gibi , Türkiye'nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var . Bu hikayenin yazarının da işi zor değil. Sadece huzurlu bir ortamda , sakin kafayla yazması yeterli sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O hikayenin adı "Türkiye Yüzyılı" Eskiden hükümetler kısa vadeli hedeflere bile halkı inandırmakta zorlanırken bu hükümet çeyrek asırlık hedeflere bile halkı inandırabiliyor.

      Sil
  8. Bunlar içinde en öngörülemez olanı Trump galiba.

    YanıtlaSil
  9. Herşey ocak ve şubat aylarında çıkacak olan enflasyon rakamlarında gizli. Geçen sene ocak ve şubatta yüzde 11 çıkan enflasyon eğer bu sene 5 veya 6 çıkarsa yüzde 16 hedefi tutar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçen yılın ilk 4 aylık enflasyon toplamı yaklaşık 13 puan. Bunlar çıkıp yerine yarısı girse enflasyon Mayıs ayında % 25'in altına gelir. Ama ondan sonra yeniden yükseliş başlar. Çünkü yapısal reform yapılmadan ve beklentiler düzeltilmeden düşen enflasyon yeniden yükselir.

      Sil
  10. Yeniden değerleme oranı yani üretici fiyatları artıyorsa, bu durum tüketici fiyatlarına yani enflasyona sonradan yansıyacak ve enflasyon artacak demektir.
    Yılsonu enflasyonu için esas belirleyici piyasa katılımcıları anketidir. Bu da %24 dolaylarında olduğuna göre enflasyonun bir yılda %6 düşebileceği anlamına geliyor. Bu oranlar ise hedefin çok uzağında. Kaldı ki Trump'ın ne yapacağı belli değil. Bu da küresel alanlardaki riskleri artırıyor. Bu yüzden piyasa katılımcıları bile şu noktada iyimser olabilirler. Enflasyonun istenilen seviyeye düşmesi için güven çok önemlidir. İnsanlar ne TÜİK'e güveniyorlar ne de hukuk sistemine güveniyorlar. Özellikle bu alanlarda bir yapılanma olması gerekiyor. Çünkü dünyadaki gelişmeler zaten risklerle dolu.
    Bugün İran yaptırımların bedelini ödedi. Merkez Bankası'nda dolar kalmayınca sübvansiyonlar bitti, güven kırıldı, piyasaya dolar süremedi ve kur yaklaşık 3 kat sıçradı. Önce kur sıçrar sonra da bunu enflasyon takip eder. Dolayısıyla İran'ı daha da zor günler bekliyor. Bizim de kırılgan bir ekonomimiz var ve bu yüzden bunlar bize ders olmalıdır.
    Biz sürekli borçlanarak carry trade yoluyla ilerleyemeyiz. Çünkü bunun sürdürülebilirliği yok. Tek yapmamız gereken yeni reformlarla güven sağlamak ve geniş petrol kaynakları vs. bulamayacağımıza göre de yüksek katma değerli alanlara yönelmek ki bu da uzun vadeli yatırım içeriyor ve bu yüzden de popülizme takılıyor. Türkiye'nin imalat sanayi ürünleri ihracatında yüksek teknolojili ürünlerin payı yalnızca %2,9’dur. Senelerdir yüksek katma değer yaratamadık. Bunu başarmalı ve bunu güven ortamını sağlayarak yapmalıyız. Bu yüzden de birçok alanda eş zamanlı reformların yapılmasına ihtiyacımız var. Bugün çocuk, öğrenci ve emekli nüfusunun dışında iş gücüne katılacak her 100 kişiden 30'u işsiz. Bu, çok büyük bir rakam. Ülkede yeterli üretim yok. İthalata fazlasıyla bağımlı yaşıyoruz. Coğrafi iklim koşulları açısından en güçlü olmamız gereken tarımda bile fındık, fıstık, üzüm, kayısı ve narenciye dışındaki tüm ürünleri ithal ediyoruz. Seçim ekonomisine ayıracağımız parayı üretime ve teşviklere ayırabilirdik. İşin gerçeği şu ki çok geç kaldık. Gelinen noktada talebi kısarak enflasyonu düşürmeye çalışmak yerine arzı arttırarak bunu başarmalıydık. Çünkü talep kısma stratejisi sadece halka yoksulluk olarak dönüyor. Nitekim kamuda israf önlenmezken ve ülkeyi bu noktaya getirenler hiç bir bedel ödemezken, tüm bedeli toplumun dar gelirlilerine ödetiyoruz. Emekli ve asgari ücretli enflasyonun altında zam alırken, milletvekillerinin enflasyonun üstünde zam alması kabul edilemez. Bedel ödeyeceksek, hep beraber bedel ödemeliydik. Artık seçim ekonomisi ve popülist politikalarla ilerlememeliyiz. Çünkü borçlanmanın sürdürülebilirliği yok. Katma değer oluşturmamız ve yeni reformlarla güven ortamını sağlamamız şarttır. Gelişmekte olan ülkeler, gelişen ülkelere göre 2,5 kat hızla ilerlerken biz Polonya, Romanya gibi ülkelerin bile gerisinde kaldık. Eğer Güney Kore gibi sağlam bir ekonomi kurabilseydik ne bu kadar işsizimiz olurdu ne de ülkenin yarısı açlık sınırının altında kalırdı. Ülkede sadece zenginler değil, toplumun geniş katmanları da bundan payını alırdı. Oysaki gelinen noktada yıllardan beri açlık sınırından çıkabilmiş değiliz.
    Şu anda ekonomimiz risklere açık ve kırılgan. Bu yüzden artık seçim yatırımı ve popülizmi terk etmeli, ülkenin geleceği için zaman kaybetmeden uzun vadeli politikaları teknolojiyle uyumlu olarak hayata sokmalıyız. Sosyal göstergelerdeki yerimizi de bir an önce düzeltmeliyiz. Kurumlar artık bağımsız olmalı ve veriler doğru işlenmelidir. Sahte veriler bir propaganda aracına dönüştürülmemelidir. Mutlaka güven ortamını sağlamamız gerekiyor. Fakat bu güvensiz ve kırılgan ortamı oluşturup, ülkeyi borca ve ithalata bağımlı hale getirip insanları açlık sınırının altına hapsedenler bunu yapabilecek vizyonda değildirler. Öyle olsaydı, ülke bu noktaya gelmezdi. Bu yüzden ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkartacak fikri bir değişim artık kaçınılmazdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 👏👏👏imza

      Sil
    2. İnsanların bu hükümete güvenip güvenmediğini anlamak istiyorsan Maraş depremlerinin vurduğu şehirlere bak. Madden enkaza dönen şehirler Erdoğan'a güvendi. Bunu iyi anlamak lazım.

      Sil
    3. AKP Türkiye genelinde artık bu güveni kaybetti. Anketlerde 2. sırada.

      Sil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Ekim 2030 vadeli hazine tahvil ihalesinde yıllık basit faiz %30,49 enflasyon beklentisi % 5 . İlkokul matematik bilgisiyle bile tutarsız hedefler . Hocam bu işin sonu nerede biter ?

    YanıtlaSil
  13. Mahfi bey,

    İlgi alanınıza giriyor mu bilmiyorum, yine de paylaşmak istedim sizinle.

    Prof. Dr. Korkut Boratav'ın 38 dakikalık son videosunu izlemenizi tavsiye ederim:

    https://www.youtube.com/watch?v=2C2pEdfIavk

    Bu yaştan sonra böyle açıklamaları yapmak için gücü, kuvveti kalmayabilir artık Korkut bey'in.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  14. 2026 şimdiden tuhaf bir yıl olmaya başladı. İnsanlar 18.939 TL olan emekli maaşının seyyanen zamla 20.000 TL'ye çıkartılmasının derdine düşmüşler. Eğer 1.061 TL seyyanen zam yapılırsa neredeyse minnettar olacaklar, bu noktaya geldik. Çünkü yoksulluk bu derece büyük bir boyuta ulaşmış durumda. Oysaki SSK emeklisinin 12 aylık ortalama maaşı 15.675 TL idi ve 12 aylık ortalama maaşa göre de %20,82 zam almıştı. Eğer 20.000 TL'ye çıkartılacak olursa (ki seçim olmadığı için bunu yapacaklarını hiç sanmıyorum) %27,59 zam almış olacaklar. Buna karşın 12 aylık ortalama enflasyon ise %34,88 idi. Dolayısıyla seyyanen zamla emekli maaşı 20.000 TL'ye çıkartılacak olsa bile bir yıl boyunca kaybedilen alım gücünü telafi etmeye yetmeyecek.

    İnsanlar alım gücü kaybını sadece Aralık'tan Aralık'a yaşamazlar tüm yıl boyunca yaşarlar. Bu yüzden kaybedilen alım gücünün tam iadesi için maaşlar, 12 aylık ortalama enflasyona göre en az %34,88 oranında yükseltilmeliydi. Bundan dolayı da emekli maaşı en az 21.142 TL olmalıydı. Fakat gelinen noktada 20.000 TL yapılsa minnettar olacak durumdayız. Bu durum şuna benziyor. İnsanlara 100 lira vermemiz gerekirken 60 lira veriyoruz. Sonra da ''hadi 20 lira da benden olsun'' diyerek 80 lira veriyoruz; oysaki 20 lira daha alacak var.

    Şimdi diyecekler ki bu 20 lira farkı da 6 ay sonra vereceğiz. Hayır. Bu yöntem doğru değil. Doğru olan yöntem önce geçmişin iadesinin tam yapılmasıdır. Bu noktada herhangi bir zam yapılmış olunmaz sadece enflasyondan dolayı kaybedilen alım gücünün iadesi yapılmış olunur. Zam dediğiniz şey ise iade telafi edildikten sonra verilecek miktarı içerir. Bu durumda biz daha iadeyi bile gerçekleştiremediğimiz için zam değil; gerçekte negatif zam yapmış oluyoruz. Böylece insanlar hem fakirleşmiş oluyorlar hem de pozitif zam yapmadığımız için önümüzdeki 12 ayda oluşacak enflasyona karşı korumasız kalıyorlar.

    İnsanları enflasyona ezdirmemek için önce geçmişin iadesi tam yapılmalı (21.142 TL) sonra da bu rakamın üzerine bu sene oluşacak enflasyondan korunmak için öngörülen yıllık enflasyon kadar ‘’pozitif zam’’ yapılmalıydı. Öngörülen enflasyon %16 olduğuna göre (ve yılda iki defa yapılacak zamla, miktar kümülatif olarak artacağından) ilk 6 ay için %7,7 Ocak zammı (22.770), 6 ay geçtikten sonra da %7,7 Temmuz zammı (24.523) yapılmalıydı. Eğer öngörülen enflasyon ilk 6 ay için tutmaz ve %8’i aşarsa, mesela %12 olursa bu durumda yıllık enflasyonun %24 olacağı düşünülerek, Temmuz ayındaki zam oranı (1,24 / 1,077) olmak üzere %15.13 olmalı ve bu durumda Temmuz maaşı da 26.215 liraya çıkmalıydı. Yılsonunda da 12 aylık ortalama enflasyona tekrar bakılır, eğer bir kayıp varsa önce bu giderilir sonra da önümüzdeki yılın beklenen enflasyonuna göre pozitif zam yapılırdı. Sistem böyle işlerdi.

    Kısacası geçmişin iadesi için önce 12 aylık ortalama enflasyon baz alınmalı, pozitif zam yapılması için de öngörülen yıllık enflasyon baz alınmalıydı. Peki, neden yıllık enflasyon? Çünkü geçmişin iadesi yapıldığı için artık geçmişe göre değil, bu yıldaki beklenen fiyat düzeylerine göre hareket etmemiz gerekir. Bu anlamda Mahfi Hocanın metodu ve metodolojisi doğrudur.

    Lakin insanlara geçmişin iadesi bile tam yapılmadığı için emeklinin alım gücü yıllar boyunca düşürülmüş ve sonunda açlık sınırından 11.204 TL uzaklaştırılmıştır. Bu yüzden emekli maaşlarına seyyanen zam değil, seyyanen bir düzenleme şarttır. Ki kaybolan tüm yıllar telafi edilebilsin. Bu düzenleme 1 kere yapılmalı ve sonra da metodolojiye uygun hareket edilmelidir. Buna göre emekli maaşı önce 30.143 TL’ye seyyanen çıkartılmalı sonra da ilk 6 ay için %7,7 zam yapılarak Ocak-Temmuz arası en düşük SSK emekli aylığı 32.464 TL olmalıydı. Ki insanlar hem bu yılın enflasyonundan hem de açlık sınırının altına düşmekten korunabilsinler. Bu, yapılmayacak bir şey değildi. Eğer kamudaki israf önlense ve zengine vergi affı getirmek yerine zenginden daha yüksek vergi alınsaydı, emekli de açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmezdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar çok hesap kitap yapıp emekli maaşına bilimsel bir hava getirmeye calismıs gibisin. En düşük emekli maaşına 6 ay için 3000 lira yani 70 dolar zam gelmiş. Sen dünyada en düşük emekli maaşına 6 ay için 70 dolar zam veren bir ülke gördün mü? Varsa bana da bildir.

      Sil
    2. SGK'dan derlenen verilere göre Türkiye'de emeklilerin tahmini maaş dağılımı şöyledir:

      17 bin TL altı: %38 - yaklaşık 6.080.000 kişi
      17 - 18 bin TL: %32 - yaklaşık 5.120.000 kişi
      18 - 20 bin TL: %18 - yaklaşık 2.880.000 kişi
      20 - 25 bin TL: %8 - yaklaşık 1.280.000 kişi
      25 bin ve üstü: %4 - yaklaşık 640.000 kişi

      Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun'a göre Türkiye'deki maaş dağılımı ise şu şekildedir:

      66 - 88 bin TL arası maaş alanların oranı yüzde 3
      44 - 66 bin TL arası maaş alanların oranı yüzde 7
      33 - 44 bin TL arası maaş alanların oranı yüzde 12
      22 - 33 bin TL arası maaş alanların oranı yüzde 21
      22 bin 104 TL ve altında maaş alanların oranı yüzde 54

      https://onedio.com/haber/turkiye-de-calisanlarin-ve-emeklilerin-maas-dagilimi-belli-oldu-1327964

      Sil
    3. Emek vermişsiniz, detaylı ve açıklayıcı yazmışsınız, teşekkürler.

      Sil
  15. Yazıda ifade edilenlerin tamamına katılıyor ve bir an önce demokratik yoldan yani seçimle ülkenin ehil ellere, dürüst yöneteceklere teslim edilmesini samimiyetle arzu ettiğimizi ifade ediyoruz.

    YanıtlaSil
  16. Hocam gümüş rallisine katıldınızmı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3 liradan katıldık. Mutlumuyum. Hem de çok...

      Sil
    2. Hayır. Ben o işleri pek izlemiyorum.

      Sil
  17. Mahfi bey, reel sektör eli taşın altında olan insanlardır, enflasyon hesabını doğru yapmaz iseler, iflas etme riski taşırlar, yazılarınız için teşekkür ederim,

    YanıtlaSil
  18. Mahfi bey, istanbulda iki artı bir daire fiyatına insanlar avrupadan malikane satın alabiliyor, asgari ücretle çalışan biri ne zaman ve hangi şartlarda daire sahibi olabilir, bunun bir formülü varmı,?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asgari ücretle daire alma konusuna gelince eskiden 10 yıllık asgari ücretle bir daire alınırdı Yani 120 asgari ücret şimdi 3 milyon 700 bin lira ediyor. Bu parayla yine daire alınabilir.

      Sil
  19. Mahfi bey, veriye dayalı yazılarınız için teşekkür ederim, hedef enflasyonun iki üç kat üzerinde borçlanma, hedef değerlere inanç olmadığının bir göstergesi değil mi?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Asgari Ücret 2026

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Asgari Ücret Hesabının Doğrusu