Enflasyon Nasıl Düşürülür?
2026’nın ilk dört ayında yıllık enflasyonda ciddi bir düşüş görebiliriz. Bunun temel nedeni, 2025’in aynı döneminde enflasyonun olağanüstü yüksek seyretmiş olmasıdır. Eğer bu yılın ilk dört ayında aylık ortalama enflasyon yüzde 1,5 civarında gerçekleşirse, Mayıs ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 22–23 bandına gerilemesi mümkündür.
Ancak bu bir başarı hikâyesi değildir. Büyük ölçüde baz etkisinin doğal
sonucudur. Dolayısıyla böyle bir düşüşe fazla anlam yüklemek, kamuoyunu
yanıltır.
Asıl soru şudur:
Enflasyon baz etkisiyle geçici olarak mı düşüyor, yoksa doğru politikalarla
kalıcı biçimde mi geriliyor? Bu soruya yanıt verebilmek için önce doğru teşhisi
koymak gerekir.
Bizde sık yapılan
hata, hastalığın adını koymakla yetinmektir. “Sorun enflasyon” demek, bir
hekimin “bu hastalık kanser” demesi gibidir. Yetmez. Hangi tür kanser olduğu
bilinmeden doğru tedavi uygulanamaz. Türkiye’deki enflasyonun kaynağı nedir?
Talep mi, maliyet mi, ikisi birden mi? Bunların yanında başka etkenler var mı?
Bugün Türkiye’de
açık biçimde karma enflasyon yaşanıyor.
Faizlerin ve vergilerin yüksekliği, kur artışları, ücret zamları ve enerji gibi
temel girdilerin pahalanması maliyetleri yukarı çekiyor. Öte yandan ekonominin
değişmeyen bir gerçeği var: Birinin harcaması, başkasının geliridir. Faiz,
ücret, kira ya da kâr geliri elde edenler bu gelirleri harcadıkça talep canlı
kalıyor; bu kez talep enflasyonu devreye giriyor. Böylece enflasyon, kendi kendini
besleyen bir kısır döngüye dönüşüyor.
Bu döngüyü kırmak
için faiz ve vergi artışları gerekli olabilir; ancak kesinlikle yeterli
değildir. Üstelik bu araçlar talebi frenlerken, maliyetleri artırarak sorunu
başka bir kanaldan büyütebilir. Türkiye’nin son yıllardaki deneyimi bunu açık
biçimde gösteriyor. Yanlış faiz politikası ekonomiyi hızla krize sokabiliyor;
ancak sonradan faizi “doğru” düzeye getirmek, tek başına ekonomiyi kurtarmaya
yetmiyor.
Asıl mesele
beklentilerdir. Ekonomi, büyük ölçüde insan davranışlarıyla şekillenir.
İnsanlar geleceğe güven duyduklarında tasarruf eder, yatırım yapar. Güven
duymadıklarında ise, özellikle yüksek enflasyon ortamında, ellerine geçen
parayı harcamayı tercih ederler. Bu da enflasyonu kalıcı hale getirir.
Nitekim hükümetin
ve Merkez Bankası’nın 2026 yılsonu için enflasyon tahmini yüzde 16 iken;
fiyatları belirleyen reel sektör temsilcilerinin beklentisi yüzde 35,
hane halklarının beklentisi ise yüzde 50 dolayındadır. Daha açık bir ifadeyle ne
reel sektör ne de tüketiciler, enflasyonun hedeflenen düzeylere düşeceğine
inanıyor.
Enflasyonla
mücadele yalnızca para politikası ya da vergi politikası meselesi değildir.
Açıklanan hedeflerin toplum tarafından ciddiye alınması gerekir. Bunun ön
koşulu ise güvendir. Güven yalnızca faizle inşa edilmez. Hukukun üstünlüğü,
yargı bağımsızlığı, demokratik kurumların sağlıklı işlemesi, kamuda liyakat,
kaliteli eğitim ve sosyal adalet; tüm bunlar ekonomik istikrarın vazgeçilmez
parçalarıdır.
Özetle, enflasyon
baz etkisiyle geçici olarak düşebilir. Ancak kalıcı düşüş; doğru ekonomi
politikalarının yanı sıra, yapısal reformlarla yaratılacak güven ortamı
sayesinde mümkündür.
Yazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSil🙏
SilEnflasyon TÜİK ile düşürülür.
YanıtlaSilDüşürülmüş gibi yapılır ama gerçekte düşmez.
SilTÜİK 4000 kişiyle ENAG 8 kişiyle ölçüm yapıyor. Hangi özel kurum veya kuruluş ENAG'ı baz alarak plan yapıyor.
SilÖzel sektör, fiyatlarını TÜİK'in açıkladığı enflasyona göre değil onun iki katına göre artırıyorlar. Bu, onların ahlaksız olduğunu değil TÜİK'in açıkladığı enflasyonun gerçeği yansıtmadığını düşündüklerini gösteriyor. Bu anlamda ENAG'ın açıkladığı enflasyonla aynı konumda oldukları anlaşılıyor.
SilHocam ellerinize sağlık
YanıtlaSilSağ olun.
SilYazı için teşekkürler.
YanıtlaSil🙏
SilEmeğiniz için teşekkürler
YanıtlaSil🙏
SilMahfi bey, son günlerde yazdığınız ufuk açıcı, bilgilendici yazılarınız için teşekkür ederim, iktisadın temel öğretisi arz ve talep dengesi fiyat belirleyici ise talep düşürücü önlemler yalnız başına enflasyonu düşürmez ise talep kadar arz arttırma işini kim yapacak, yoksa enflasyon kısır döngüsüne girmezmiyiz, selamlar,
YanıtlaSilSağ olun.
SilBelirsizlik ne kadar fazlaysa işler o kadar karmaşık hale gelir. 2005 - 014 arasında Türkiye'de belirsizlik azdı ve ekonomi sorunsuz gidiyordu. Sonra işler karıştı, başkanlık sistemiyle birlikte karışıklık zirveye çıktı.
Mahfi bey, bahse konu yapısal reformlar olan hukuk, demokrasi, adalet gibi çağdaş uygarlık ve medeni yaşam standartları arz talep dengesinin arz problemini çözebilirmi bunun yanında arzı sürdürecek reel sektörü canlandırıcı önlemler varmı?
SilÇözdüğünü 2001 krizi sonrasında yapılan az sayıda yapısal reform ve AB üyelik müzakeresi bize gösterdi.
SilMahfi bey, sizin dediğiniz gibi enflasyonu baz etkisi, yaz etkisi, güz etkisi gibi etkilerle kalıcı olarak önlemek mümkün olmayacak gibi, kalıcı çözüm Ege Cansen hocanın sifon etkisi ile arzı arttırmak kalıcı çözüm olmazmı?
YanıtlaSilArzı artırmak için yatırım lazım. Yatırımcılar bu ortamda yeni yatırım yapmıyor.
SilHocam yazılarınız ciddi şekilde takip ediliyor ve yılda en az bir kaç defa yapısal reformlar konularını gündeme getiriyorsunuz. Bu kadar takipçi kitleniz var iken resmi kaynaklar bunları hiç dikkate almıyor gibi gözüküyor. Hiç yorulmuyor musunuz? (Biz okumaktan yorulmuyoruz lütfen yazmaya devam edin :) )
YanıtlaSilYorulsam da devam ediyorum. Sizlerin dikkate alması benim için en önemlisi.
SilSaygıdeğer hocam, Kamuoyu nezdinde, güvenini kaybetmiş, ve güven kazanmak için ciddi bir adım atmamış/atamamış, negatif beklentileri iyileştirememiş bir hükümetin, bu derinleşmiş, ve ülkenin her satında çok ağır hissedilen sorunlarımızı çözmesi mümkün görünmüyor. Varlığı çözüme değil, sorunların daha da gelişip, çeşitlenmesine hizmet eden bir hükümet ile nereye gidiyoruz ki, neler yapabiliriz ki?
YanıtlaSilElinize sağlık hocam. Net cevap :Bu hükümet değişmedikçe enflasyon düşmez. Şapkadan tavşan çıkmaz. Saygılarımla Fatih Demirtaş
YanıtlaSil