Enflasyonu Asgari Ücretli ve Emekliye Ödetmek

Asgari ücretlilere satın alma gücü kayıplarının altında ücret artışı yapılması konusunu burada uzun uzun matematiksel yanlışlarını da ortaya koyarak eleştirmiştik: https://www.mahfiegilmez.com/2025/12/asgari-ucret-hesabnn-dogrusu.html

Bu eleştiriyi yaparken temel dayanağımız her şeyden önce 2025 yılı başındaki asgari ücretin kaybettiği satın alma gücünü iade edip ücret artışını sonra ele almak üzerineydi. Bu durumun bir benzeri emeklilerin başına geldi. 

SSK veya BAĞ-KUR emeklisi ve memur emeklisi iki kişi düşünelim. Örneğimizi basitçe ortaya koyabilmek için diyelim ki ikisi de farklı süreler ve derecelerle emekli oldukları için tesadüfen aynı emekli ücretini alıyor olsunlar. Önce eldeki verileri yazalım: Diyelim ki her ikisinin de 2025 yılbaşında aldıkları zamlarla emekli aylıkları 100 lira olsun (anlatım kolaylığı için 100 lira olarak ele alıyoruz.)  

Temmuz 2025’de SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine yüzde 16,67, memur emeklilerine de yüzde 15,57 maaş artışı yapıldı. Bu durumda SSK ve BAĞ-KUR emeklisinin maaşı 116,67 lira, memur emeklisinin maaşı da 115,57 liraya yükseldi.

2025 yılında ortalama yıllık enflasyon yüzde 34,88 olarak hesaplanıyor. Buna göre 2025 yılında enflasyonun yarattığı satın alma gücü kaybını giderebilmek için her iki gruba da yüzde 34,88 oranında artış yapılmış olmalıydı. Oysa yukarıda değindiğimiz artışlarla yetinildi.

2026 başında da SSK ve BAĞ-KUR emeklisine yüzde 12,19, memur emeklisine yüzde 18,60 ücret artışı yapıldı. Her iki grup da aynı miktarda (yüzde 34,88) satın alma gücü kaybına uğradığına göre artış yüzdelerinin niçin farklı olduğu ayrı bir sorun olarak ortada duruyor.

Her ne kadar 2026 yılı için yapılmış görünse de yapılan bu son artışlar ancak geriye dönük olarak 2025 yılında kaybedilen satın alma gücünü yerine koymuş oluyor.

2026 yılı sonunda beklenen enflasyon Merkez Bankası sektörel enflasyon beklentileri anketindeki sonuçlara göre yüzde 23,55 ile yüzde 50,90 arasında değişiyor. Orta Vadeli Programdaki (OVP) tahmin yüzde 16.

Devletin resmi tahmini olan OVP’deki yüzde 16’lık tahmini kabul etsek bile en azından bunun yarısının 2026 yılının ilk yarısı için yapılan artışa eklenmesi gerekirdi. Yukarıda değindiğimiz ve bir anlamı olmadığını düşündüğümüz artış farklılığını koruyarak hesaplarsak SSK ve BAĞ-KUR emeklisi için artış yüzde 12,19 değil (12,19 + 8 =) yüzde 20,19, memur emeklisi için de (18,60 + 8 = ) yüzde 26,60 olmalıydı. Kanımızca her iki grup için de 2026 yılının başında yapılacak ve hem geçmiş satın alma gücü kaybını giderecek hem de 2026 yılının ilk yarısındaki kayıpları karşılayacak yüzde 25 oranındaki bir artış, enflasyon oranı üzerindeki tartışmalar bir yana, nispeten kabul görecek bir artış olacaktı. 

Enflasyonu çözmek için ekonomik ve sosyal alanlardaki yapısal reformları yapmak ve kamu kesimi israfını önlemek gerekiyor. Enflasyonu ücretlilere satın alma gücü kaybettirerek çözmeye çalışmak yalnızca sosyal sorunları artırır.


Yorumlar

  1. Hocam, emekli veya diger ücretli çalışanlara enflasyon üzeri zam yapıldığı oldu mu geçmişte? Yapılsa bile 1-2 ay içinde fark eriyordu diye hatırlıyorum.
    Bir de Enflasyon hesabında lüks eşyalardaki artış dikkate alınıyor mu? Alınmıyorsa zengin enflasyonu diye bi hesap yapılabilir mi? Hayat pahaliligindan yakınan, oldukca yüksek gelirlileri görünce aklıma bu soru geliyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon + refah payı diye ilave 3 - 5 puan konarak zam yapıldı geçmişte. 2004 - 2014 arasında enflasyon Türkiye alışkanlığına göre düşük olduğu için o dönemde ücret artışları kolay erimiyordu.
      Enflasyon hesabı hanehalkları ile yapılan anketlerde kullanılan ürünlerin bütçelerindeki ağırlığı dikkate alınarak hesaba katılıyor. Lüks mallar da var.

      Sil
    2. Hocam kendisine yardımı olmayana başkası ne kadar yardımcı olabilir emekliler ve asgari ücretle çalışanlar ile işsizler neden haklarını gasp edenlerin değirmenine su taşıyorlar. Allah bunlara akıl vermemiş olabilir mı.

      Sil
    3. Güzel bir yorum cahillikle garibanlik bence dogru orantilk olabilir

      Sil
  2. 2025 Ocak'ta en düşük SSK/Bağ-Kur emekli aylığı 14.469 TL idi. 6 ay sonra %16,67 zamla 16.881 TL oldu. Ocak 2026'da ise %12,19 zamla 18.939 TL oldu. Böylece 12 ayda toplam %30.89 zam yapılmış oldu. Asgari ücrete de %27 zam yapılmıştı. Fakat 12 aylık ortalama enflasyon %34,88 idi. Dolayısıyla hem SSK/Bağ-Kur emeklisi hem de asgari ücretlinin satın alma gücü (TÜİK enflasyonuna rağmen) düşürüldü. Gerçekte ise çok daha fazla düştü.

    Memur emeklisine ise 12 ayda toplamda 1.1557 x 1.1860 olmak üzere %37,07 zam yapılmış oldu. Böylece 12 aylık ortalama enflasyon %34,88 olduğu için memur emeklisinin alım gücü az da olsa iyileştirilmiş oldu. Tabi gerçekte onun da alım gücü iyileşmedi sadece TÜİK enflasyonuna göre iyileşmiş gözüktü.

    Peki, bu ayrım neden? SSK/Bağ-Kur emeklisi ve asgari ücretli üvey evlat mı? Bu ülkede eşit vatandaşlık, fırsat eşitliği ve adil paylaşım yok mu? Bu ülke birisinden kısıp diğerine vereceğiniz keyfi kararlar alma merkezi mi? Sizin bir standardınız yok mu? Kimsenin hakkının yenmeyeceği sağlam bir sisteminiz yok mu? Neden cezayı mülakata girmeyenlere kesiyorsunuz? Memurlar enflasyonu arttırmıyor da asgari ücretli ve emekli mi enflasyonu artırıyor? Neden toplumu ikiye bölüp ayrıştırıyorsunuz? Sizin sosyal adaletiniz yok mu?

    Ortada apaçık bir insan ayrımı var; haksızlık var; zulüm var. (Müslüman olduğunuzu iddia ediyorsanız), bu durumda bu adaletsizliğe göz yummamanız ve güç sizde olduğu için de bu haksızlığı bizzat ''elinizle'' değiştirmeniz gerekmez mi? Sadece Gazze için konuşunca mı Müslüman oluyorsunuz? Samimi bir Müslüman zulme karşı sessiz kalır ve boyun eğer mi?

    Eğer adaletiniz varsa SSK/Bağ-Kur emeklisi ve asgari ücret zammı için de olağanüstü toplanırsınız ve bu adaletsizliğe acilen son verip, maaşları revize edersiniz. %37,07 artış oranıyla en düşük SSK/Bağ-Kur emekli maaşını 23.139 TL'ye, asgari ücreti de 30.298 TL'ye çıkartırsınız. Böylece adalet sağlanmış olur. Kimse ayrıştırılmaz, dışlanmaz, üvey evlat muamelesi görmez. Bu ücretler yeterli mi, elbette ki değil. Fakat en azından adil davranmak bunu gerektirirdi.

    Aslında gelir eşitsizliğini azaltmak için düşük ücretlilerin ve özellikle de emekli maaşlarının enflasyon oranından bağımsız olarak ayrıca ele alınıp düzenlenmesi gerekiyor. Bizim asıl önceliğimiz insanları açlık sınırında çıkartmak olmalı. Bu yüzden en büyük artışı emekliler hak ediyor. Fakat siz, SSK/Bağ-Kur emeklisi ve asgari ücretliyi açlık sınırından çıkartmak için onlara göreli olarak nispeten daha fazla artış yapmanız gerekirken; alım güçlerini daha fazla düşürüyor ve onları daha fazla yoksulluğa itmiş oluyorsunuz. Bu, apaçık bir zulümdür. Acil durumda yardım edilmesi gerekeni daha fazla çaresiz ve korunaksız bırakmaktır.

    Sosyal adalette amaç; ''herkes aynı maaşı alsın'' değil, ''kimse temel ihtiyaçlar yüzünden ezilmesin''dir. Emek, sorumluluk, risk ve uzmanlık farkları ücrete yansıyabilir ve yansımalıdır fakat bu farklar orantısız hale gelirse sistem adaletsizleşir. Bu yüzden gelir eşitsizliğini makul aralıkta tutmak gerekir. Bundan dolayı sosyal adalette amaç; ''en üstteki gerekiyorsa biraz daha az alsın fakat alttaki de insan gibi yaşayabilsin'' olmalıdır. Ne var ki sosyal adalet sizin umurunuzda değil. Eğer öyle olsaydı, nispeten üstteki bir grubun alım gücünü TÜİK enflasyonuna göre artırırken, alttaki grubun alım gücünü düşürmez; onları daha fazla sefalete sürüklemezdiniz. Onlara üvey evlat muamelesi yapmazdınız. Eğer samimi bir Müslüman olduğunuzu iddia ediyorsanız, bu zulme seyirci kalmamalısınız; bu haksızlığı derhal düzeltmelisiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söyledikleriniz doğru. Birisine daha fazla verip diğerine daha az vermek olmaz. Bilakis en alttakini kuyudan çıkarmak için ona daha da fazla yardımcı olmak gerekirken, onu daha fazla kuyunun dibine itmek kabul edilemez. Lakin bu zulmü yapanlar mı bu zulme seyirci kalmayacaklar? Bu haksızlığı yapanlar mı bu haksızlığı düzeltecekler? İşte bu noktada benim bu iktidara yönelik hiçbir umudum yoktur. Çünkü samimi değiller. Sadece seçim zamanı insanları hatırlarlar sonra da unuturlar. Seçimlerden sonra da kendi yandaşlarını koruyup, kollama derdine düşerler. Toplumun alt katmanlarının alım gücünü düşürdükten sonra da ‘’vatandaşımızı enflasyona karşı ezdirmedik’’ derler. Oysaki enflasyon oranı belli, yapılan zam oranı da bellidir. O halde nasıl olur da bu cümleleri kurabiliyorlar? Kurabiliyorlar, çünkü toplumumuz gerçekten de doğru ile yanlışı ayırt edemeyecek kadar bilgisiz ve cahil. Bundan dolayı da sahte algılara bu kadar kolay inanılabiliyor. Eğitimde kademe atlamadığımız takdirde böylesi ahlaksızca yalanlara kanmaya devam ederiz; ezilmeye de devam ederiz. Çünkü oy verirken aslında yalan algılara ne ölçüde kanıp kanmadığımıza göre oy veriyoruz.

      Sil
    2. Aslında hesabın doğru şu: En düşük SSK emeklisi Ocak - Haziran arası 14.469, Temmuz - Aralık arası ise 16.881 liraydı. Dolayısıyla 12 ayın ortalama ücreti (14.469 x 6) + (16.881 x 6) / 12 = 15.675 TL yapar. Şimdi 18.939'a yükseldiğine göre demek ki %20,82 zam yapılmış oluyor. Oysaki 12 aylık ortalama enflasyon %34.88'di. Bu da ciddi bir refah kaybı anlamına geliyor. Dolayısıyla 12 ay boyunca kaybedilen alım gücünün iadesi için emekli maaşı gerçekte 15.675 x 1.3488 = 21.142 lira olmalıydı. Eğer emekli maaşı Ocak'ta bu kadar yapılsaydı, ilk 6 ayda gerçekleşen enflasyon ne kadar ise bu 6 aylık alım gücü kaybı da Temmuz'da verilirdi. Böylece doğru bir metodoloji kurulmuş olurdu. Asgari ücret de aslında bu mantıkla yapılabilirdi. Çünkü emekli maaşlarının 6 ayda bir güncellenip, asgari ücretin 12 ayda bir güncellenmesi de büyük bir adaletsizliktir. Fakat dediğinize katılıyorum. Özellikle dar gelirlinin şartlarını enflasyondan bağımsız olarak iyileştirmek gerekiyor. Yıllardan beri dar gelirlinin açlık sınırından çıkamaması ve altında kalması bu ülkenin bir ayıbıdır.

      Sil
    3. Milletvekilleri altı ay için 43.520 TL zam alırken, SSK emeklisi ise 2.058 TL zam aldı.
      Ocak 2025'te milletvekili maaşı 196.775 TL iken, %38,84 zamla Ocak 2026'da 273.196 TL'ye yükseldi.
      Ocak 2025'te en düşük SSK emekli aylığı ise 14.469 TL iken, %30.89 zamla Ocak 2026'da 18.939 TL oldu.
      Böylece milletvekilleri 12 aylık ortalama enflasyon olan %34.88'in üzerinde zam alırken, emekli ise altında zam almış oldu.
      Ülkeyi yönetip enflasyonu tepelere çıkartanlar hiç bir bedel ödemezken, tüm bedel dar gelirliye kesilmiş oldu.
      Ocak 2025'te milletvekili maaşı SSK emeklisinin 13,60 katı iken, Ocak 2026'da ise bu oran 14.43 kata çıktı.
      Zengin daha fazla zenginleştirilmiş, fakir ise daha fazla fakirleştirilmiş oldu.
      Ben bu tablodan örnek Müslümanlığa dair herhangi bir emare göremiyorum. Tam tersine bu tablo, kendilerini koruyup kollayan, tüm bedeli dar gelirliye ödeten ve dar gelirliyi enflasyona ezdiren bir zulüm tablosudur.

      Sil
  3. ''Zamlı'' emekli maaşımı bugün aldım. Artış 3.000 TL. Site aidat artışını bari karşılar umarım (daha yapılmadı). Bu milletvekileri 300-400 bin lira maaşları utanmadan arlanmadan nasıl alıyor anlamak mümkün değil.

    YanıtlaSil
  4. " enflasyonun çözümü bir kez daha ücretliler ve emeklilerin üzerine yüklenmiştir. " İlave olarak çok küçük çiftçi ve küçük esnafı da ekleyebiliriz. Sonuçta yük nüfusun yüzde sekseni üzerinde .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi işte çoğunluk paylaşıyor yükü.

      Sil
    2. Yüzde 60 - 70 dersek daha doğru olur. Nüfus olarak çoğunluk ama gelir olarak azınlık.

      Sil
    3. İnsanlar genelde külfeti değil nimeti paylaşmaya meyillidir. Bu da nankörlüğü doğurur.

      Sil
  5. Mahfi bey, 1980, 1994, 2001, şimdiki gibi büyük ekonomik krizlerde İŞTEN ARTMAZZSA DİŞTEN ARTAR prensibi uygulanarak talep kısıcı politikalar uygulandı, önemli olan arzı arttırarak enflasyonu düşürmek olmalıdır, güncel yazılarınız için teşekkür ederim, selamlarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. O dönemlerde kamu kesiminde böyle büyük israf yoktu.

      Sil
    2. Fakir bir Türkiye'de israf olmaması fakirlikten kaynaklanıyor olabilir mi acaba?

      Sil
    3. Hayır. O zaman yeme içme böyle kolay değildi. Sayıştay, Maliye Müfettişleri falan ciddi hesap sorarlardı.

      Sil
  6. Asgari ücretli ve emekli seçimlerinin sonucunu yaşıyor (tabi kurunun yanında yaşta yanıyor) diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurunun yanında yaş da yanıyor en doğru ifade sanırım.

      Sil
    2. Dolar kurunun yanında herkes ihya oldu. Eskiden çalışanlar maaş alır almaz döviz bürosuna koşardı. Aldığı maaş 100 dolar ederdi ama TL maaşı erimesin diye döviz kapılarında millet kuyruk olurdu. Hey gidi eski Türkiye.

      Sil
    3. Çok doğru çalışanların o zaman dolar alabilecek tasarrufu olurdu. Şimdi kirayı ödeyince geriye pek bir şey kalmadığı için dolar almayı rüyasında bile göremiyor.

      Sil
  7. Hocam yine seçim öncesi iyileştirmelerle toz pembe tablo (maalesef) ve seçimden sonra da yine bedel ödeme olacak gibi. Ama sorum şu: bu çerçevede ne kadar toz pembe tablo çizilebilir? Bu kez ödenecek faturaya artık nasıl katlanılır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu toplum bu tür şeylere katlanmaya alışık.

      Sil
  8. Mahfi bey, küçük esnaf enflasyon ortamında sermayesini koruyabilmek için enflasyon kadar veya biraz üzerinde fiyat güncellemesi yapıyor, hangi esnafa gitseniz gelecek ay zam gelecek, alabilecek gücün varsa hemen al diyor, bu durum fiyatlama davranışının bozulmasına yol açıyor,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet ücretli için ve ev sahibi için artış oranı belirliyor ve fakat piyasada fiyat oluşumuna karışmıyor.

      Sil
    2. Bence fırsatçılığın artık sonuna gelindi. Gidecek alanları kalmadı. Fiyatlar dolar bazında bile yükseldi. Bence esnaf 2 sene zam yapmasa yeridir.

      Sil
  9. Vatandaşlarımızdan herhangi bir itiraz kıpırtısı, herhangi bir isyan cızırtısı gelMEdiğine göre; "Türkiye'de ekonomik kriz yok." demektir.

    Not: Bunları yazdığım için Mahfi bey umarım bana kızmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye kızayım. yazdığınızın bir kısmı doğru bir kısmı yanlış bana göre. Vatandaş itiraz etmiyor ya da en azından bunu ortaya koymuyor burası doğru ama buradan giderek kriz yok demek doğru değil. GSYH'nin yarısını nüfusun yüzde ellisi alıyor kalan yarısını nüfusun yüzde 80'i paylaşıyorsa orada kriz yoktur denemez.

      Sil
  10. Hocam yanlış anlamayın ama, emekli ve asgari ücretliye zerre kadar acımayanların yorumlarını kestiğinizi farkettim. Zarara kendi rızasıyla girene merhamet edilmez çünkü layık değildir diyorum, başka da bir şey demiyorum, Umarım yayınlanır. Bundan ötesi, sana küfreden, seni vatan haini ilan etmiş, senden nefret edenlerin hakkını savunmak gibi salakça bir şey olur ki, o da bana uymaz.. Üstelik bu ülkeyi bu duruma da ben düşürmedim, zamları da ben belirlemiyorum. Oh ne güzel, bana kim ne diyebilir ki??

    YanıtlaSil
  11. Enflasyona siz yada ben sebep olmadığıma göre, emekli ve asgari ücretlinin koyun gibi peşine takıldığı siyasetçi sebep olduğuna göre, enflasyonun bedelini ödemesi gerekenler, asgari ücretli ve emekliler olduğuna göre HİÇ SORUN YOKTUR BANA GÖRE..Tabii ki de bedelini onların ödemesi gerekir. Çok bile..

    YanıtlaSil
  12. Hocam bu ülkede emekliler, emekli maaşlarıyla torunlarına rahat rahat harçlık veremeyecekler mi? Kaldı ki işsizlik o kadar büyük boyutta ki çocuklarına bile bakmak durumunda kalan emekliler var. Hocam, bu ülke bu maaşlarla nereye doğru gidiyor? Neyin cezasını çekiyoruz?

    YanıtlaSil
  13. Valla arada laf açiliyor kriz var diyoruz herkes susuyor kimsede konusmaya cesaret yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baskı yönetimi... İnsanlar başlarına bir şey gelmesinden çekiniyorlar ve sandığı bekliyorlar. Oysaki insan hür olmalı, özgür olmalı. Haksızlığa sesini yükseltecek kadar da onurlu olmalıdır. Geçenlerde bir esnaf Mehmet Şimşek'i eleştirdi hemen soruşturma açıldı. Hangi çağda yaşıyoruz? Eleştirmek ya da protesto etmek suç mu? Neymiş, halkı yanlış bilgilendirmişmiş; yanıltıcı bilgiyi alenen yaymışmış. Peki, kime göre neye göre? Siz, enflasyonun altında zam yaptığınız halde ''vatandaşımızı enflasyona karşı ezdirmedik'' derken, yanıltıcı bilgiyi halka alenen yaymış olmuyor musunuz? Böyle tek taraflı bir hukukla, insanlara baskı kurarak mı ülkeyi yöneteceksiniz?

      Sil
  14. En düşük SSK emekli aylığı (senenin daha başında) açlık sınırının 11.204 TL altında kaldı.

    YanıtlaSil
  15. En düşük SSK emeklisi, 12 aylık ortalama maaşa göre %20,82 zam alırken, aynı dönem için kirasına (12 aylık ortalama enflasyona göre) %34,88 zam yapıldı.

    YanıtlaSil
  16. Mahfi bey'in dikkatine:

    "Dana eti" fiyatı Türkiye'de ilk defa "20 dolar"ı aştı.

    Dünya fiyatı "7 dolar 38 sent" olan dana eti, Türkiye'de "20 dolar 31 sent".

    https://x.com/inanmutlu1/status/2008761484386484586

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Asgari Ücret 2026

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

Asgari Ücret Hesabının Doğrusu