Üç Kritik Gösterge
Reel Sektörün Döviz Pozisyon Açığı
Açık pozisyon
ya da pozisyon açığı; döviz, altın, menkul değer gibi finansal araçlar
üzerinden sahip olunan varlıkların aynı cinsten yükümlülükleri karşılayamayan
kısmı için kullanılan bir ifadedir. Herhangibir kurumun 1 milyon dolar
değerinde döviz varlığı varken 2 milyon dolar değerinde de kredi borcu varsa 1
milyon dolarlık açık pozisyonu var demektir.
2025 yılsonu itibarıyla Türk reel
kesim şirketlerinin (finans kesimi şirketleri dışında kalan şirketler) durumu
aşağıdaki tabloda gösteriliyor (tablo, TCMB, EVDS verileri kullanılarak
tarafımızdan hazırlanmıştır):
Tablo reel kesim şirketlerinin döviz pozisyon açığının
giderek ciddileştiğini ortaya koyuyor. 2023’de 70 milyar dolar olan açık 2025
sonunda 2,7 kat artarak 188,5 milyar dolara ulaşmış bulunuyor. Bu olumsuz tablonun
nispeten olumlu yanı net kısa vadeli döviz pozisyonunun hala artı olması yani
kısa vadeli döviz varlıklarının kısa vadeli döviz yükümlülüklerinden fazla
olması. Bura da da yıllar itibarıyla gerileme olması dikkat çekici.
Reel kesim şirketlerinin net
döviz pozisyon açığı 2023’den itibaren niçin artıyor? Bunun başlıca üç nedeni
olduğunu düşünüyoruz: (1) Enflasyonu düşürmek için faizlerin yüksek tutulması
şirketlerin içeriden borçlanmasının maliyetini artırdı. (2) Bankalara getirilen
kredi artış limitleri reel kesim şirketlerinin yurt içinden borçlanmasını
zorlaştırdı. (3) Kurun, yüksek faizle baskılanarak enflasyonun altında
tutulması dövizle borçlanma korkusunu nispeten azalttı ve teşvik etti.
Enflasyonla mücadele için
kredilere tavan getirilmesi, bugün sanki yeni bir uygulamaymış gibi
makro ihtiyati önlem adıyla anılsa da eski bir yöntemdir. Etkilidir ama uzun
süreli uygulanırsa bu tür sorunlar yaratması kaçınılmaz olur. O nedenle süreyi
fazla uzatmamakta yarar var.
Vadesine Bir Yıldan Az Kalmış Olan Dış Borç Stoku
Vadesine bir yıldan az süre
kalmış olan dış borç stoku bir ülkenin borç sıkışmışlığının göstergesidir.
2025 yılsonu itibarıyla Türkiye’nin
vadesine bir yıldan az süre kalmış borç stokunun borçlulara göre dağılımı şöyledir
(Tablo, TCMB, EVDS kısa vadeli dış borç istatistikleri kullanılarak
tarafımızdan hazırlanmıştır):
Son üç yılda vadesine bir yıldan az süre kalmış olan dış borç stokunun kendi yapısı içinde bazı değişiklikler olmakla birlikte genel toplamda çok önemli değişiklik olmuyor. Türkiye son üç yıldır her yıl 220 milyar doların üzerinde bir dış borç miktarını yeni borçlanmalarla çevirebiliyor. Bu durumda endişe edecek bir şey yoktur diyebilir miyiz? Diyemeyiz çünkü ekonominin herhangi bir yerinde çıkabilecek bir sıkıntı hemen buralara yayılabilir.
O nedenle bu borç stokunu orta –
uzun vadeye çevirmeye çalışmak gerekir.
Yüksek Faiz / Düşük Kur / Carry Trade Üçlüsü
Türkiye, 2021 yılı Eylül ayında tarihinin
en ciddi ekonomi politikası hatalarından birisi olan enflasyon yükselirken art
arda faiz düşürme operasyonuyla sistemi çökme aşamasına getirdikten sonra
faizleri yükseltti. Faizler yükselince yurt içinde sahip oldukları döviz mevduatından
sıfıra yakın faiz alan YP mevduat sahipleri dövizlerini bozdurup Türk Lirası mevduata
ya da yatırım fonlarına döndüler. Bunlara ek olarak yabancılar da yurt dışından
düşük faizlerle borçlanıp paralarını Türkiye’ye getirip Türk Lirası mevduata,
yatırım fonlarına, hisselere, tahvillere yatırdılar. Bu kadar yüksek döviz
girişi kuru baskıladı ve kurlar, enflasyonun üçte ikisinden fazla artmaz oldu.
Bunu sayısal bir örnekle açıklayalım:
100.000 dolarını Türkiye’ye
getirip 43 USD/TL kuruyla bozduran bir kişi düşünelim. Bu kişinin eline
4.300.000 lira geçer. Bu kişinin aynı gün bu parayı yüzde 40 brüt (yüzde 33
net) faiz ve bir yıl süreyle bankaya TL mevduat olarak yatırdığını varsayalım. Yılsonunda
bu kişinin eline 1.419.000 TL faiz geliri geçer ve toplam parası (anapara + faiz)
5.719.000 lirası olur. Parayı bankaya yatırdığı tarihte 43 TL olan kurun vade
dolduğu gün 50 TL olduğunu ve bu kurdan parasını tekrar dolara çevirip (5.719.000
/ 50 =) eline geçen 114.380 doları ülkesine götürdüğünü varsayalım. Bu durumda
bu yatırımcı bir yılda yüzde 14,4 dolar faizi kazanmış olmaktadır. Böyle bir
faiz kazancı dünyanın hiçbir yerinde yok. Nitekim HSBC Bankası yayınladığı son
strateji raporunda, Güney Afrika randı ve Orta Avrupa para birimlerinin çekiciliğinin
azaldığı bugünkü ortamda, Türk Lirasının bölgenin en dikkat çekici “carry
trade” fırsatı haline geldiğini açıklıyor.
Gerek yerli döviz sahiplerine gerekse yabancı yatırımcılara bu kadar büyük bir faiz getirisi sunulması kısa sürede durumu düzeltmek için yapılabilir. Bu süre bir yılı aşmamalıdır, aksi takdirde herkesin beklentisi buna göre biçimlenir. Türkiye bu getiri iki buçuk yıldan daha uzun bir süreden beri ödüyor. Bunun devam ettirilmesinin iki büyük sakıncası var: (1) Ülkenin varlıkları bu tür carry trade ödemeleriyle dışarıya ya da döviz sahiplerine aktarılıyor. (2) Türkiye’ye borç verenler, portföy yatırımı yapanlar bu yüksek getiriye alıştığı için getiri azaldığında gelmemek üzere çıkıp gidebilirler.
Öte yandan gerek yurt içi yatırımcıların dövizden
dönerek Türk Lirası hesaplara geçmesi ve gerekse yurt dışı yatırımcıların carry
trade yoluyla döviz getirmesiyle yükselen döviz rezervleri bu yüksek faizi
siyasal iktidar açısından bağımlılık haline getirmekte ve dolayısıyla bu kısır
döngüyü tersine çevirme çabasının sürekli ertelenmesine yol açmaktadır.
Değerlendirme
Reel sektörün artan döviz açığı
ile kısa vadeli dış borç stoku birlikte değerlendirildiğinde, yüksek faiz –
düşük kur politikasının yarattığı kırılganlık daha net görülmektedir.
Türkiye bugün yüksek faizle
zamanı satın alıyor. Ancak zaman satın almak, sorunu çözmek demek değildir. Eğer
yapısal reformlar gecikirse, bugün yönetilebilir görünen riskler yarın yönetilemez
hale gelebilir.
Hocam yaz geliyor, dövizli turizm geliri, baz etkisi, yaz etkisi derken hepsi unutuluyor.taakii sonbahar gelene kadar........
YanıtlaSilMahfi hocam reel sektörde artık gerçekleri görmeli.Dünyada şirketler kendi sektörlerine, insanlara, teknolojiye, kazandıklarının yarısına yakınını yatırırken, bizim şirketler yat, kat, sat peşinde.
YanıtlaSil2027 de de birde, genel seçim ekonomisi yaparlarsa, tekrar başa döneriz hocam.aynı hamam, aynı tas.
YanıtlaSilKÖPRÜ SATIŞLARI GÜNDEME GELDİĞİNE GÖRE, MAHFİ HOCAMIN MUHTEŞEM SÖZÜ AKLIMA GELİYOR. AT ARABASININ BİR UCUNDA ÖKÜZ, BİR UCUNDA AT VAR.NE ILERLIYORUZ, NEDE GERİLİYORUZ. 50 YILDIR BİR SARMALIN İÇİNDE DÖNÜP DURUYORUZ.
YanıtlaSil