Faiz Yetmez
Türkiye, 2023 yılının ortasından bu yana bir dezenflasyon programı uyguluyor. Programın temel amacı, uzun süre sürdürülen negatif reel faiz politikasını terk ederek faizi enflasyonun üzerine çıkarmak ve böylece fiyat artışlarını kontrol altına almaktı. Programın en önemli dayanaklarından biri de kur artışının enflasyonun altında tutulması, başka bir ifadeyle kurun baskılanmasıydı.
Kâğıt üzerinde bakıldığında bu
çerçeve, klasik bir IMF programının temel mantığıyla örtüşüyordu. Ancak iki
önemli fark vardı: IMF’den doğrudan kaynak kullanılmadı ve faiz artışları ani
değil, kademeli biçimde yapıldı. Bunun yanında kur üzerindeki baskıyı azaltmak
için kur korumalı mevduat uygulaması da 2025 sonuna kadar sürdürüldü.
Program başladığında, 2023
Haziran’ında yıllık enflasyon yüzde 38,21’di. Bugün gelinen noktada enflasyon
yüzde 32,61. Yani üç yılda enflasyon anlamlı biçimde düşürülebilmiş değil. Bu
sonuçlar programın hedeflerinin çok üzerinde.
Dünya enflasyon sıralamasında
Venezuela, Güney Sudan ve İran’ın ardından Türkiye dördüncü sırada yer alıyor.
Hemen arkamızda Arjantin var. Uzun yıllar sonra enflasyonda ilk kez Arjantin’in
önündeyiz.
Bu olumsuz gidişte özellikle ABD
ile İsrail–İran hattında yaşanan gerilimler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin
önemli etkisi oldu. Ancak belirsizliklerin yüksek olduğu bir dünyada bu tür
şoklar artık istisna değil, yeni normal.
Tam da bu nedenle programın ara
hedef olarak açıklanan yüzde 16 enflasyona en geç bir buçuk yıl içinde ulaşması
gerekirdi. Bunun yalnızca faiz artırarak sağlanamayacağını baştan beri söyledik
ve yapısal reformların önemini vurguladık.
Bugün karşı karşıya olduğumuz
temel sorun “enflasyon direnci”. Bu direncin kaynağı olumsuz beklentiler.
Geleceğe ilişkin güven zayıf olduğu sürece fiyatlama davranışları da buna göre
şekilleniyor. TCMB’nin enflasyon beklenti anketleri bunu gösteriyor. Hazine’nin
borçlanma ihaleleri de piyasanın enflasyonda düşüş beklemediğini açık biçimde
ortaya koyuyor.
Enflasyon direncini kırabilmek
için yeni riskler yaratmamak ve mevcut riskleri azaltmak gerekiyor. Yatırımların
artması ve uzun vadeli sermayenin gelmesi için yalnızca para politikası yeterli
değil. Hukuk alanında, siyaset alanında ve sosyal yaşam alanlarında güven
artırıcı yapısal reformlara ihtiyaç var. Beklentileri düzeltecek olan şey faiz
oranının birkaç puan yukarı ya da aşağı gitmesi değil, öngörülebilirliğin
artmasıdır.
Gelelim bugün TCMB’nin ne yapması
gerektiğine.
TCMB’nin ilan ettiği politika
faizi (haftalık repo ihalesiyle borç verme faizi) yüzde 37. Ne var ki Banka,
haftalık repo ihalesiyle fonlama yerine gecelik yüzde 40 faizle borç verme
yöntemine geçmiş durumda. Fiilen uygulanan faiz yüzde 40 iken dünyaya ilan
edilen oranın yüzde 37 olarak kalması kafa karıştırıcı bir durum yaratıyor. Bu
nedenle politika faizinin yüzde 40’a yükseltilerek yeniden haftalık repo
fonlamasına dönülmesi daha doğru olur. Böylece teknik olarak faiz artırılmış
görünse de, bileşik hesapta haftalık oran günlükten düşük olacağı için fiilen
ek bir sıkılaştırma yapılmamış olur. En azından iletişim netleşir.
Bu aşamada bir faiz artışı ise
doğru görünmüyor. Çünkü fiyat artışlarında özellikle enerji maliyetlerinin
etkisi belirgin ve bu durum maliyet enflasyonunu daha öne çıkarmış görünüyor. Böyle
bir ortamda faizi aşırı yükseltmek maliyetleri daha da artırabilir.
Ancak tekrar vurgulamak gerekir:
Faiz ve vergi ayarlamaları tek başına enflasyonu tek haneye indiremez.
Enflasyonla mücadele yalnızca para
politikası meselesi değil, güven meselesidir. Risk üretmeye devam ettiğimiz
sürece kalıcı düşüş sağlayamayız. Yapısal reformları hayata geçirmediğimiz
sürece doğrudan yabancı yatırımı çekmek yerine, dünyanın en yüksek dolar
faizini ödeyerek kısa vadeli sıcak para girişlerine bağımlı kalırız. Ve sıcak
para, istikrar değil kırılganlık üretir.
Gerçek dezenflasyon, ancak güven
inşa edildiğinde başlar.
Hükümetimiz kendine göre risk olarak gördüğü sorunlara ivedilikle eğiliyor sayın hocam: CHP yi parçalamak, CB olacak kişiyi hapse atmak, bunun için kullandığı aparatı adalet bakanı yapmak, vs. Ülkenin / toplumun / ekonominin karşı karşıya olduğu riskler ise pek umurlarında değil…
YanıtlaSilYazınız için teşekkür ederim.
YanıtlaSilMevcut hükümet iktidarda kaldığı sürece enflasyonun düşme ihtimali yoktur. İsterse takla atıp ağzıyla kuş tutsunlar.
SilEnflasyon düşer! Bizim yasadığımız greedflasyon yani açgözlü enflasyonu elbet patronların açgözlülüğü de biter! Hükümetin en önemli vazifesi dövizi dizginlemek ve onu da yapıyor ama açgözlü fırsatçılar durmuyor! Sizin acgözlülerle ilgili bir cozumunuz var mı?
SilSayın yorumcu 11 Haziran, 16:05. Aç gözlü fırsatçılara somut örnekler verir misiniz? Örneğin, dolar bazlı aşırı geçiş garantili köprü geçiş ücretlerini bize zorla sunanlar mı? Ya da birden fazla özel firmadan yüksek maaş alan "kamu görevlileri" mi? Ya da abisi, kardeşi yetmedi tüm sülalesi bakanlıklarda rahatlıkla yüksek maaşlı iş bulan "üstün yetenekli" insanlar mı? Ya da açıklanan enflasyondan çok daha fazla yeniden değerleme oranı belirleyenler mi? Hükümeti eleştirenler mi yoksa sizin aç gözlü tanımınız?
SilHocam sabırla bunları dile getiriyorsunuz sağolun. Ama şöyle faizleri iyice düşürüp bi gözümüzü kapatıp 6 ay sonra açsak nasıl olur insan merak etmeden duramıyor.
YanıtlaSilSanırım 6 ay sonra gözümüzü açamayız.
Sil"Geleceğe ilişkin güven zayıf olduğu sürece fiyatlama davranışları da buna göre şekilleniyor." Bu ifade bugünkü gerçeği hiçbir şekilde yansıtmıyor. Aksine patronlar milletin alım gücünün arttığını bildiği için zam yapma eğiliminde. Temmuzda en az 20 milyon kişinin maaşına en az 75 dolar zam gelecek. Siz hiç merak etmeyin patronların geleceğe ilişkin beklentileri oldukça yüksek! Dolar dizginlenmesine rağmen patronlar geleceğe o kadar umutla bakıyorlar ki dünya dolar enflasyonunun bile üzerinde zam yapmaktan çekinmiyorlar. Bu yaptıkları fırsatçılıktır greedflasyondur.
SilHocam siyasi, hukuki ve ekonomik öngörülebilirliğin olmadığı, toplumun genel ahlak seviyesinin diplere indiği böyle bir ortamda ne güven tesisi mümkün ne de enflasyonun düşmesi. Faiz ayarlamalarıyla enflasyona yön verilebilecek aşamayı çoktan geçtik. Bu enflasyonun düşmesinin tek çaresi var o da malum..
YanıtlaSil😀
SilEnflasyonu baskıla , Faizi baskıla , Kurları baskıla , İşsizliği baskıla , Emekli maaşını baskıla , Asgari ücreti baskıla , her şeyi baskıla . Hocam bu tren nereye gider ?
YanıtlaSilÇok fazla yol kalmadı gibi. İnanılmaz balonlar oluştu ekonomide.
SilPeki hocam bahsettiğiniz balonlar patlarsa kötü senaryo nedir?
SilBalonlara ornek verebilir misiniz hocam?
SilBalonlar patlarsa gürültü kopar.
SilBen enflasyonu düşürmek gibi bir amaçlarının olduğuna inanmıyorum.
YanıtlaSilMille devlet ve patronlar dolar bazında hep kazanıyor. Bu durumda kim niye şikayet etsin ki?
SilHocam yani diyorsunuz ki konu ekonomik değil, konu sosyolojik ve etik.
YanıtlaSilYarı yarıya ama öncelik ekonomi dışı konularda.
SilÜlkede adalet sorunu var hocam. Ülke adil olmadan piyasa adil olmaz. Ülkede hukuk olmadan piyasaya güven olmaz. Yabancı yatırımcı güven ortamı olmayan yere gelmez/yatırım yapmaz. Örneğim BYD Türkiye'de yatım yapmayı askıya aldı...
SilEnflasyonla mücadele bence Tuik ile başlamalı. Doğru veri, doğru tedavi getirir. Profesyonel ve Bağimsız kadrolar gerekli. Aksi takdirde alınan önlemler, sizcede hastayı sadece süründürmez mi ??
YanıtlaSil% 100.
SilGüncel enflasyon oranını %32,61 olarak düzeltmelisiniz, dikkatinizden kaçmış.
YanıtlaSilDüzelttim, sağ olun.
Silhocam peki tom barrackın açıkladığı gelecek olan yeni hanedanlık rejimiyle enflasyon düşebilirmi amerikadan sıcak para gelirse
YanıtlaSilPara mara gelmez.
SilSaygıdeğer hocam, Türkiye’nin mevcut ekonomik yapısı ve ödemeler dengesi kısıtları dikkate alındığında, 2021–2023 dönemindeki düşük faiz–yüksek enflasyon politikasına benzer bir uygulamaya yeniden dönülmesi olası mı? Böyle bir durumda %100’ü aşan enflasyon veya sert bir devalüasyon riski görüyor musunuz, yoksa ekonomi uzun süre mevcut dengelerle devam edebilir mi?
YanıtlaSilBurası Türkiye her şey olabilir.
SilHayatta çoğu süreçte gelişmeler adım adım olur. Yani, ciddi bir hazırlık, disiplinli uygulama, ve en sonda gelen mutlu sonuç.. Kadim öğretilerimizde de, çocuklara yönelik filmlerde de hep bu tema işlenir.
YanıtlaSilUzun zamandır dikkatimi çeken şey, mevcut iktidarımızın zamanında bu unutuldu. Ortada bir sorun mu var? Gece yarısı bir karar... %28'den %8'e indir. Sonra sektörden gelen "aman yapmayın" uyarılarıyla tekrar %27'ye çıkar vesaire.
Ekonomi de bunun en çarpıcı şekilde yaşandığı bir alan.
Ortada "kapsamlı bir program" ve "disiplinli bir uygulama" olmadan -İndir faiz!, -Yükselt faiz! fermanları ile, iyi bir ekonomi olamayacağız.
Bence ilk öncelikle bu dediğim konuda milletçe farkındalığa varmamız gerekiyor. Bu farkındalığa ulaşmazsak, yeni gelecek hükümetler de bir sonuç alamaz.
Tek adam rejimleri hep böyledir. Yanına önce giden kararı aldırır. Bilgi Üniversitesinin üç gün içinde önce kapatılıp sonra yeniden açılması bunun tipik örneğidir.
SilGelinen noktada ülke ekonomisinin tüm bileşenleri, görüşleri ne olursa olsun tüm yaşananlara rağmen, ekonomi adına atılacak tüm olumlu adımları desteleyecek durumda. Fakat artık kronikleşmiş enflasyon ve buna rağmen idarenin kontrollü olarak bunu kabullenişi, sizin de teoriye bağladığınız kanıksanmış piyasa aldırmazlığının mikro anlamda ülkemizde yansımalarını gösteriyor bize. Öyle ki her geçen gün, doğru uygulamalar yapılacak olsa bile artık mikro bileşenler üzerinde beklenenin altında etki yaratması da ayrı bir problem olarak beliriyor. Yıllardan beri bıkmadan dile getirdiğiniz yapısal reform ve güven yaratacak uzun süreli istikrarlı planlar yerine maalesef popülist ve kısa vadeli seçim kurguları tercih edilmeye devam ediliyor. Kaybedilen güven, uyumlu istikrarlı para ve maliye politikaları , şeffaflık ve öngörülebilirlik nasıl geriye getiriliri konuşacağımız yerde, biz hala derinleşen ve dönüş yolunu uzatmayı bırakın artık dönülemez hale getiren tutumun, sonraki etkilerinin ne olabileceğini konuşuyoruz. Umut kaybetmemek için direnen her ekonomi bileşeni, sosyal varlığının geleceğinden olduğu gibi ekonomi konusunda da oldukça karamsar ve gücünü yitirmek üzere. Bugün ki yazınızda yine net ve özet şekilde yaptığınız uyarılar, görünen o ki yine bir kırılım takviminin hemen öncesinde yapılan son uyarı niteliğinde kalacak maalesef.
YanıtlaSilEmeklerinize sağlık hocam. İzlenmesi gereken para politikası ve yapılması gereken yapısal reformlara ek olarak maliye politikasına ilişkin önerilerinizi de başka bir yazıda bekliyoruz.
YanıtlaSilEkonomi ekonomist olmayan kişiler tarafından yonetilince sonuç, şekil A'da görüldüğü gibi...!
YanıtlaSilTansu Çiller ekonomi profesörüydü.
SilAma hocam! Bu nasıl oluyor o zaman!
SilKimse anlamadı.
SilYazınız, aslında iktidarın enflasyonu düşürme konusunda neden 'istiyormuş gibi yaptığını' net bir şekilde ortaya koyuyor. Enflasyon bugün gerçekten düşürülmek istenmiyor; çünkü doğası gereği devletin iç borçlarını reel olarak eritiyor ve halktan hiçbir yasa çıkarmadan 'gizli bir vergi' toplanmasını sağlıyor. Kamu maliyesi açısından bu konfor alanı bırakılmak istenmiyor.
YanıtlaSilİstenilse düşürülürdü; çünkü artık modern dünyada enflasyonla nasıl mücadele edileceği, beklentilerin nasıl yönetileceği ve fiyat istikrarının nasıl sağlanacağı ekonomi bilimi tarafından çoktan öğrenildi. Sizin de belirttiğiniz gibi, dünya genelinde bu şoklar aşılabilirken Türkiye, Arjantin'in bile önüne geçerek dünyada 4. sıraya yerleşmiş durumda. Bu bir beceri sorunundan ziyade tercih sorunudur.
İsteniliyormuş gibi yapılmasının nedeni ise şu: Topluma acı reçeteyi açıkça söyleyemedikleri ve siyasi maliyetinden kaçındıkları için, sadece faiz ve kur mekanizmasıyla oynayarak bir illüzyon yaratıyorlar. 3 yıldır uygulanan programa rağmen enflasyonun yüzde 38'den ancak yüzde 36'ya inebilmiş olması, yapısal reformlara (hukuk, kamuda tasarruf, şeffaflık) hiç dokunulmaması bu oyalamanın en büyük kanıtıdır. Amaç enflasyonu kalıcı olarak indirmek değil, yüksek dolar faiziyle sıcak para çekip günü kurtarmak ve kamuoyunu dezenflasyon masalıyla oyalamaktır.
Gizli enflasyon var parekendede örnek bir fiyat 1879 TL den indrimli 579 TL satılan güneş kremi veya diğerleri bir üründe yüzde 100 den fazla indirim nasıl oluyor indirimler yüzde 10 ile sinirlandilmali eflasyondan yüksek indirimleri bar gercek fiyat hep saklanıyor
YanıtlaSilŞu dillendirilen 'hayırsever mutlak monarşi formülü ' bizim geleceğe ilişkin güvenimizi arttırır mı hocam?
YanıtlaSilSon son 20 yıldır uygulanan ekonomi politikamız:
YanıtlaSil"𝐋𝐮̈𝐳𝐮𝐦𝐬𝐮𝐳 𝐛𝐮̈𝐲𝐮̈𝐦𝐞 𝐢𝐧𝐚𝐝ı, 𝐠𝐮̈𝐧𝐮̈ 𝐤𝐮𝐭𝐚𝐫𝐦𝐚, 𝐝𝐮𝐫𝐮𝐦𝐮 𝐢𝐝𝐚𝐫𝐞 𝐞𝐭𝐦𝐞" olarak özetlenebilir.
Geldiğimiz nokta ise yüksek enflasyon, uluslararası rekabet gücünü yitirmiş sanayi ve çökmüş tarım.
Çözüm (hayal): Halkın güvenini almış yeni bir hükümet, hasarlanmış adalet ve diğer kurumların yeniden yapılandırılması, AB ile müzakerelerin başlaması.
İşte 3 cümlelik sebep-sonuç ve çıkış .
Hocam tek kurtuluş 1929 buhranı gibi büyük bir çöküş ve bizde zaten batmış bir ekonomi olarak bir daha batmayacağımız için kurtuluruz😂😭
YanıtlaSilÖyle bir durumdan çıkamayabiliriz.
SilO dediğiniz buhran 2001 krizinde yaşandı bu ülkede. Maraş depremlerinde çöküş yasandı ama noldu 11 şehir 3 yılda anahtar teslim ayağa kalktı! Türkiye artık bir Balkan ülkesini 3 veya 5 yılda anahtar teslim inşa edecek hale geldi. Bir 99 depremini düşün bir de Maraş depremlerini düşün kim çökmüş kim kalkmış kıyasla!
Silhocam, bu durumu metaforik öğelerle hicivli bir hikaye olarak yazsam ve bunu internet ortamında paylaşsam başıma dert olur mu?
YanıtlaSilBilmiyorum. YZ'ye bir sorun yazdıktan sonra.
SilBorç; sadık bir köle olduğu sürece iyidir, ancak efendi olmaya başladığında felaket yakındır.
YanıtlaSilVictor Hugo, (1802~1885)
Hocam bugün Alaattin Aktaş da "Enflasyon düşecekse Hazine’nin bu faizi ne?" başlıklı bir yazı yazmış. O da sizin gibi faiz konusunu işlemiş. TL cinsi sabit faizli kuponlu senetlerin yıllık birikimli faizinin hedeflenen enflasyonun üstünde olduğunu 15 Mart 2028 olan 672 gün vadeli son ihalede Hazinenin bu ihaleyle önümüzdeki yaklaşık iki yıllık dönem için yıllık bazda yüzde 41,80 faize razı olduğunu belirtmiş. Ekonomi yönetimi bence bir şeyin hala farkında değil. Vatandaşın çoğu kredi kartı, taksitli avans ve bireysel kredilerle geçimini sağlamaya çalışıyor. Bakın idare etmeye çalışıyor demiyorum. Maaş yetmiyor. Faiz yükseldikçe geçimini sağlamakta daha da zorlanıyor. Faizin, enflasyonun yükselmesi Merkez Bankasının umurunda değil bence. Sonuçta Merkez Bankası da borçlandığı parayı faiziyle bankalara, bankalar da üstüne koyarak faiziyle vatandaşa satıyor. Hazine de bu krediler sayesinde KKDF, BSV olarak kasasını dolduruyor. Olan işçiye, memura, esnafa oluyor.
YanıtlaSilAktaş'ın yazısını okudum. Haklı. Sizin yorumunuz da doğru. Ama bunları dinleyen yok.
SilSiyasi gelişmeler, yargının davranışları , her geçen gün artan belirsizlikler sonucu güven meselesi hergün biraz daha kırılgan oluyor. Bu koşullarda enflasyonun başıboşluğu önlenemez. Tam da " bindik bir alâmete " günleri yaşanıyor. Yazınız için sağolunuz..
YanıtlaSilMaalesef öyle.
Sil3 yıldır aynı konuları konuşuyoruz ama bir arpa boyu yol alamadık.
YanıtlaSilEnflasyonda bir arpa boyu yol alamadık ama ekonomi son 5 yılda 800 milyar dolardan 1 trilyon 640 milyar dolara çıktı. Şimdi hangisi önemli enflasyon mu büyüme mi. Kesinlikle büyüme!
SilEkonomi son beş yılda toplam % 30 büyümüş olduğu halde GSYH nasıl olmuş da % 100 artmış? Bu soruyu yanıtladığınız anda bir şeyler anlamaya başlıyorsunuz demektir.
SilDövıze karsı üstünlük sağladığınız için. Önceden de büyüyorduk ama döviz belasından dolayı boyumuz kısa kalıyordu hep. Şimdi geçmiş yılların acısını çıkartıyoruz. Dövizin baskısını kırdık attık!
SilBir iktisatçı daima şu soruyu sorar: Ne pahasına? Eğer dünyanın en yüksek faizini ödeyerek bunu yapıyorsanız çok ciddi batıyorsunuz demektir. İllüzyonlar hoştur ama gerçek değildir.
SilYol aldık ,denize düştük şimdide dalışa geçtik.
SilFaiz sebep enflasyon sonuç diyenler haklı çıktı.Hem faiz , hem enflasyon yüksek şu anda.
YanıtlaSilMahfi Bey, enflasyon ortamında, küresel ve içerdeki siyasi, ekonomik vd. risklere göre hangi yatırım araçları kazanç sağlar. Mesala döviz tutarak kazanç elde etmek mümkün mü?
YanıtlaSilBorsada uzun dönem yatırımcı olmak hangi koşullarda iş yapar?
Altın nerdeyse 1 sene önceki fiyata indi, rizikolu durumlarda nasıl yatırım kararı verilmeli?
Rica etsem bize nasıl ve nezaman neye yatırım yapılırı bir başlıkla anlatabilir misiniz?
Böyle karma karışık bir ortamda, Trump'ın yarın ne yapacağının belli olmadığı bir zamanda ayrıca bizim de her türlü riski yarattığımız dönemde ne yazık ki şuraya yatırım yapın demek mümkün değil.
SilHocam 1 soru da benden,
SilSiz hisse alım-satımda teknik(formasyonlar, direnç, destek), temel (akd, takas, derinlik) , haber... neye göre strateji belirliyorsunuz?
Ben borsada işlem yapmıyorum. Teknik analiz vb. konusundaki bilgilerimi yalnızca olayları anlamak ve izlemek için edindim. Ekonomi üzerine, finans üzerine ve piyasalar üzerine yazı yazdığım için prensip olarak borsada alım satım yapmıyorum.
SilSayın hocam yine cok haklı ve cok dogru bir yazı olmuş..daha öncede söyledim ben ortada enflasyonla mücadele proğramı felan göremiyorum 3 yıldır verdğimiz mücadele sayın bakanında türkiyeyi uçurumun kenarından aldık dediği ödemeler dengesi krizi,,enflasyon seneye tek haneye inecek diyende kalmadgına göre onlarda ümidi kesmiş yanıldıkları nokta şura halk alıştı sanıyorlar ama kimse alışmak biryana yaşayamaz halde. Artık son virajdayız gibi geliyor bana biriken iç riskler artan eneji maliyeti dünyada artan küresel faiz ve sürekli faiz artışına rağmen tl nin itibar kaybı.bu işin sonu çok kötü bitecek umarım yanılırım umarım ülkemiz güzel günlere çıkar saygılar.
YanıtlaSilTeşekkürler. Haklısınız bizde dezenflasyon programı Nasreddin Hoca'nın dostlar alış verişte görsün fıkrası gibi.
SilYapısal reformlar yapılırsa, kendi kurdukları düzeni sürdüremeyeceklerini biliyorlar. Bu nedenle insanları sürekli yeni kaoslarla oyalayıp ekonomiyi "idare ediyorlar". Rejim ve kişiler değişmeden bu "sürdürülemezlik" devam edecek.
YanıtlaSilOlsun biz ısrarla doğrusunu söyleyelim. Sonra birileri çıkıp niye söylemediniz diyemesin.
SilSiz ne kadar söylerseniz söyleyin, yine birileri çıkıp "hep ekonomiyi kötülüyorsunuz neden yapıcı eleştiriniz yok" diyecek hocam!
SilAma merak etmeyin her fırsatta eski yazılarınızı gözlerininin önüne seriyoruz. Yok öyle kör numarası yapmak diyoruz.
Mahfi bey, beyin fırtınası gibi yazılarınız için teşekkür ederim, tünelin ucundaki ışık üzerimize gelen trenin ışığı olabilir, deyimini hatırlatmak istedim, sorunlarımızın kök nedeni ovp den çok öncelerde başladı, son bir nesil boyunca üretici sektörler üzerinden, tüketici sektörleri besleyerek, popülist politikalar ile ithal ikameci sektörleri diz çöktürdük, şimdi sıra imalat ve ihracatçı sektörlere geldi, ihracat sürekli kan kaybetti ve aşırı derecede borçlu sektörler oldu, selamlar,
YanıtlaSilMaalesef öyle.
SilOhhh. Mahfi hoca da ne rahat. Faizi yükseltin, nası bırakın diyor faiz yükselince faiz yetmez diyor. mahfi hocanın dediklerini yapsak ve enflasyon düşmezse acaba o zaman ne der. 🤣🤣
YanıtlaSilBu yazıyı henüz faiz artırımı başlamadan yayınlamıştım. 2023 Haziranda. Okursanız o zaman da faiz yetmez dediğimi göreceksiniz.
SilMaalesef ana akım iktisatçıların formülleri çalışmaz. Demokrasi ve hukukun ülkeye yatırım getirmeyeceğini bir yorumda söylemiştiniz. Eğer mesele kamu israfıysa, kamunun talebi özel sekötörden düşük. Makam araçlarının, hediye çokolatların ekonomiye etkisi yok. Onlar paracık. Mesele halka kemer sıktırarak da çözülemiyor, çözülemeyecek. Halkın ekonomideki talebi düşük, zenginler harcamaların bilmem kaçını tek başına yapıyor ama yok sıkıntı kamu, memurlar, devlet, işçiler, emekçiler. Çok komik gerçekten. Bir yürekli insan da çıksın fesin ki "bak alt kesimin harcaması zaten ekonominin yüzde şu kadarı, kamunun harcaması ekonomiye oranla bu kadar, özel sektör harcaması şu kadar gibi. Ama yok, hep kolaya yatmak. Asgari ücret zamlandı diye böyle oldu, kamu çok para harcıyor ya, demokrasi, yapısal reform. Yapısal reform da deus-ex machine oldu zaten, dış ticaret cari açık bunların hepsi yapısal reform. Yapısal reform da o kadar kolay ki aslında, biliyorlar ama yapmıyorlar. 🫣
SilFaizler düşse de ev araba alsak hocam ya :(
YanıtlaSilYanlış dua. Enflasyon düşsün diye dua etmeniz lazım. Faiz ancak öyle düşer.
SilHocam hesaplarıma göre enflasyon %2 bile olsa ev araba alamıyoruz ailecek
Sil:(
Arabaların yüzde 20'si faizsiz katılım tasarruf kanallarıyla alınıyor!
SilFaizsiz demekle faizsiz olsa iyi olurdu ama adını değiştirseniz de faiz faizdir.
SilNe alaka organizasyon ücreti için hizmet parası alıyorlar. Herşeye faiz demeseniz olmaz sanki!
SilFaize de komisyon dense mesele kalmayacak sanki.
SilBarrack'ın hayırsever monarşisi ile yapısal reformların olabilirliği birlikte olamayacağına göre doktor ne isterseniz yiyebilirsiniz demiş olmuyor mu?
YanıtlaSilOluyor.
SilHocam siz veya buradaki arkadaşlardan biri bu "Ana akım" iktisada alternatif olan ve Heterodoks denilen iktisadın ne olduğunu anlatabilir mi?
YanıtlaSilBen İktisat Okudum. Benim bildiğim ana akım iktisat dışında, tek alternatif, üzerine yazılan çizilen ve fikir ortaya atılan sadece Marksist iktisat teorileri var. Ana akım bize uymaz diyenler bunu mu kastediyor?
Yani basite indirgeyeyim: Faizi düşürürsen enflasyon da düşer diyen bir teori, bilimsel bir makale var mı?
Sırf bir şeyler bulurum diye eski Yiğit Bulut makalelerine bile baktım, demegojiden iyice kafam karıştı ama onda da yok böyle bir şey.
Şimdi bu durumda ana akım iktisat politikaları bize uymaz diyen arkadaşlar yerine ne sistem öneriyorlar? Biraz açıklar mı?
Ortodoks ya da ana akım iktisat Keynes ve sonraki katkılarla yenilenmiş Neoklasik iktisattır. Bu, bugün dünyada genel kabul gören iktisat teorisidir.
SilHeterodoks iktisat ana akımın ideolojisine (genellikle kapitalizmin ideolojisi diyebiliriz) rasyonellik, maksimizasyon, marjinalite kavramı gibi varsayımlarına karşı çıkan iktisat akımlarıdır. Bunların en güçlüsü ve sistematize olanı sizin de dediğiniz gibi Marksist iktisattır. Bugün pek çok farklı alanda karşı çıkışlar ya da ekleme önerisinde bulunan okullar söz konusudur. Mesela Post Otistik İktisat bunlardan biridir.
Bir zamanlar pek moda olan incomes policy denen ve ücretlerin, fiyatların, kârların, faizlerin bir süreliğine dondurulmasını öneren yaklaşım da heterodoks iktisadın bir örneğidir.
Hocam sizin gibi birikimli ve deneyimli bir iktisatçı, iktisadi akımlardan daha çok hangisini kendi düşüncelerine uygun bulur?
SilTürkiye nin CDS priminde nasıl değişimler oldu hocam? CDS primi de yabancı kaynak açısından en az politika faizi kadar önemlidir değil mi?
YanıtlaSilCDS primi 240. Yüksek ama bu kadar riskli bir ülkenin daha iyi olması zor.
SilCDS primi 240. Yüksek ama bu kadar riskli bir ülkenin daha iyi olması zor.
SilTürkiye garip bir ülke.vatan evladından 20 gün askerlik yapması için 400 bin tl para alıyor.vatan evladından dünya kupasında 20 gün maç yapması için 40 milyon tl para ödüyor.........
YanıtlaSil"Merhametli monarşi"
YanıtlaSilLevant ve Anadolu'yu uzun süredir inceleyenler şunu göreceklerdir: "Irak, Suriye ve Türkiye"nin gelenekleri; Orta Doğu'da kalıcı istikrar tesis etmek için dönmek zorunda olduğu stratejik bir dayanak noktası olmaya devam etmektedir. Bu üç ülkeyi dengelemek, kabilevî, dinî veya mezhepsel farklılıkların ötesine geçerek; Amerikan temas ve kaldıraç noktasında tek, tutarlı bir odak (yönetim) gerektirir. Başkan Trump tarafından benimsenen bu hayatî misyon; bölgenin dağınık iplerini düzen içinde tutmayı, ve karşılıklı çıkarları birbiriyle uyumlu bir dokuda dokuyarak bölgenin ortak refaha doğru hizalanmasına yardımcı olmayı amaçlamaktadır.
1 Haziran 2026
Tom Barrack
(ABD'nin Türkiye Büyükelçisi)
Kaynak:
https://x.com/USAMBTurkiye/status/2061517384439971908
İstenen şey şu:
Türkiye; "Osmanlı millet sistemi"ne dönmeli, hâttâ bu 3 ülkeyi kapsayacak şekilde olmalı, bunun için gereken adımlar atılmalı ("federasyon", "özerklik", vb.)
"Kabilevî, dinî veya mezhepsel farklılıkların ötesine geçmek" dedikleri şey ise; Türkiye'nin "milliyetçiliği" bırakması (Bkz.: "Türk & Kürt & Arap bir olacak." Recep Tayyip Erdoğan).
Bu plân için öncelikle gereken; "Osmanlı millet sistemi" konseptinin kabul edilmesi. Bunu zaten "Neo-Osmanlı" tabiriyle daha önce duymuştuk. Bir de "eyalet sistemi" söylemi vardı "ilk açılım süreci"nde (Bkz: "Eyalet sistemi 2023'ün konusu"). Onu da "Hilafet geri gelecek" etiketiyle sosyal medyada yazıyorlar sürekli.
Sıra geldi bu "3 ülkeli", darmadağın, devamlı kargaşadan başını kaldıramayacak ucube bölgeye hükmetmeye; ona da "merhametli monarşi" ismini münasip görmüşler.
Onu da açık açık anlatıyor Tom Barrack: "Siz, alayınız, sürekli birbirinizle kavga etmeye hevesli alık sürülersiniz... Bölgeye istikrarı getirecek olan tek şey, işe yarayan tek yöntem; güçlü lideri olan (bize) faydalı monarşiler..."
Tom Barrack'ın bahsettiği bu bölge; darmadağın, parçalanmış ve kafasını kaldıramıyor... Üstüne üslük "güçlü liderlikli bir yönetim"le onyıllardır çatır çatır eziliyor, yetmedi, bu güçlü liderle "monarşi" isteniyor. Öyle seçim-meçim "yok", 4 yılda değişen siyasî kadrolar "yok", siyaset "yok"...
İstenen şey tek bir aile, tek bir "monarşi"; ona da bir şekilde kendi tasmanı bağladın mı oldu-bitti.
Orta Doğu'da; "ABD", "AB", "İsrail" için bundan daha güzel çözüm şimdilik gözükmüyor.
Tom Barrack'ın bizzat kendi anlatımı:
Kaynak:
https://www.youtube.com/live/jmE5oXT9bCY
2011 yılındaki "Arap Baharı"nın tamamı bugün yok oldu gitti, lâfta "demokrasi", lâfta "insan hakları" götürülen ülkelerde başarılamadı. Bölgede refahın tesis edilmesi için; "İsrail'in çıkarları" ile bölgenin yönetim yapısını birbiriyle uyumlu hâle getirmek gerekiyor...