2 Temmuz 2014 Çarşamba

İİBF'de Bölüm Seçimi

Yazdığım yazılarda anlattıklarımı izleyenler üniversite tercihlerinin yapılacağı şu dönemlerde hangi bölümü tercih etmelerinin kendileri için doğru olacağını soruyorlar. Ben bu işin uzmanı değilim. Ama size hayata bakış açınızla bağdaşacak tercihleri kuşkusuz ekonomi, maliye, işletme, uluslararası finans, çalışma ekonomisi, kamu yönetimi ve ekonometri çerçevesinde kalmak kaydıyla anlatabileceğimi sanıyorum.  

Size aşağıda bir tablo sunuyorum. Bu tabloda İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) kapsamında yer alan bölümlerde okutulan derslerin ağırlıklarını gösteriyorum. İlk sütunda bölümler yer alıyor, sıralarda ise temel dersler. Niçin bu dersleri seçtiğimi soracak olursanız giriş sınavlarında genel olarak bu derslerden soru geliyor. Artılar ne kadar çoksa o dersin o bölümdeki ağırlığı o kadar fazla demektir. Eksiler ise o dersin o bölümde genel olarak yer almadığını gösteriyor.

Bölüm / Ders
Ekonomi
Maliye
İşletme
Muhasebe
Hukuk
Ekonomi (İktisat)
+++
++
+
+
++
Maliye
++
+++
+
+
++
İşletme
+
+
+++
+++
++
UA Finans
++
+
+
++
+
Kamu Yönetimi
+
++
+
+
+++
Çalışma Ekonomisi
++
+
+
+
+++
Ekonometri
++
+
+
+
+

(Not: Bu tabloda artı işareti ile gösterilen derslerden bazıları ilgili bölümde seçimlik ders olarak verilmektedir.)

Üniversiteden üniversiteye, bölümden bölüme değişen bir şey de seçimlik dersler. Örneğin ekonomi bölümünde okuyan bir öğrenci seçimlik dersleri öyle seçebilir ki muhasebe ve hukuktaki eksikliğini giderebilir.

Bu eksikleri gidermek için en çok çaba harcaması gereken öğrenci ekonometri bölümünde okuyan öğrenci olacaktır. Ekonometri, oldukça ağır bir bölümdür. Yüksek matematik ve istatistik okunur. Bu bölümü seçecek olanların piyasadaki işlere talip olabilmesi için diğer derslere özel olarak çalışması gerekir.

Öneriler:
Piyasa işleri için okumak niyetindeyseniz yani okulu bitirdikten sonra çeşitli kurum ve kuruluşların sınavlarına girip oralarda çalışmayı planlıyorsanız ekonometri dışındaki bölümleri seçebilirsiniz. Bölümde eksik olan dersleri kendi başınıza çalışmanız gerekir.

Araştırmacı ya da ekonomi bilen bir yönetici olmayı planlıyorsanız ekonomi bölümü ideal bölüm olabilir. Eğer diğer dallardaki eksikleri kendim çalışarak tamamlayabilirim diyorsanız ekonomi bölümünü seçin. Burada saydığım konular içinde kendi başına en zor öğrenilecek konu ekonometriden sonra ekonomidir.

Ekonometri okuyacaksanız muhasebe bilginizi de geliştirirseniz ideal bir araştırmacı veya risk yönetim uzmanı olabilirsiniz. (Özellikle ekonometri için iyi matematik bilgisi gereklidir.)

Maliye bölümü her konuya yer verilen bir daldır. Bu bölümün mezunları muhasebe ve ekonomideki eksiklikleri tamamlamak kaydıyla mezuniyet sonrası sınavlara hazır hale gelebilirler.

İşletme bölümü her konuya yer verilen bir daldır. Ekonomi ve maliyedeki eksikleri tamamlarsanız mezuniyet sonrası sınavlarına ideal bir hazırlık yapmış olursunuz.

Uluslararası finans bölümü günümüzde çok kullanılan piyasa bilgilerini veren bir bölümdür. Özellikle yabancı dili iyi olanlar veya bu sürede yabancı dilini (ve özellikle İngilizce) geliştirebilecek olanlar için ideal bölüm olarak kabul edilebilir.  

Kafanızda kaymakamlık gibi bir düşünce varsa o zaman sizin için ideal bölüm kamu yönetimi bölümüdür. Bu bölümde okuyacaksanız ekonomi ve muhasebeye ağırlık vermenizi öneririm. Eğer kaymakamlık sınavlarına girip de kazanamazsanız sizin diğer sınavlarda başarılı olmanız bu iki dalda eksikleri tamamlamanıza bağlı olacaktır.

Çalışma ekonomisi de her konuya ağırlık verilen bir bölümdür. Eğer mezun olduktan sonra insan kaynakları bölümlerinde çalışmayı planlıyorsanız bu bölüm sizin için idealdir. Sınavlarda başarı için muhasebe başta olmak üzere eksikleri tamamlamak gerekebilir.  

Hangi bölümü seçerseniz seçin ilk yıl, 4 yıllık sürede hangi zorunlu derslerin okutulacağının ve hangi seçimlik derslerin bulunduğunun listesini inceleyin. Ve bütün seçimlerinizi bu anlattıklarıma göre daha ilk yıldan kafanızda yapın. Hangi bölümü seçerseniz seçin hukuk ve muhasebe öğrenmeye çalışın. Seçimlik olmayan hukuk dallarını kendiniz çalışın. Yine aynı şekilde mutlaka muhasebe çalışın. Örneğin genel muhasebe dersi seçimlik ise seçin ve eğer sizin bölümünüzde mali analiz yoksa onun kitabını alıp kendiniz çalışın. Mutlaka ve mutlaka üniversiteyi bitirirken yabancı dil düzeyinizi iyi düzeye getirmeye çalışın. İmkanınız varsa yaz aylarında kurslara gidin.

4 yıl az bir süre değil. Eğer daha ilk yıldan iyi bir planlama yaparsanız mezun olduğunuzda ekonomi, işletme, muhasebe ve hukuk bilen, yabancı dil bilgisini iyi düzeye çıkarmış bir kişi olarak sınavlara girer ve kazanırsınız.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinin çeşitli bölümleri arasında tercih aşamasında olan öğrencilere seçimlerinde yardımcı olmak amacıyla bir tablo hazırladım. Bu tablonun ilk sütununda İİBF bölümleri yer alıyor. İkinci sütunda bölümlerin zorluk dereceleri yer alıyor. Bu sütunda en zor bölüm 10 numara ile en hafif bölüm ise 5 numarayla gösteriliyor. Son iki sütun bu bölümlerden mezun olanların kamu kesimi ve özel kesimde iş bulma olasılıklarının derecesini gösteriyor.  

Buradaki değerlendirmelerin hepsi benim kişisel değerlendirmelerim. Başkalarının farklı değerlendirmeleri olabilir kuşkusuz. Ayrıca her bölümün iyi mezunlarına göre bu değerlendirmeler i yaptım. Bu tür sonuçlar kişiye göre değişir. Örneğin ekonometri bölümünü bitirirken bir yandan da ekonomi, muhasebe, hukuk çalışıp kendisini geliştirmiş, yabancı dili de iyi olan bir öğrenci mezuniyetinde bütün diğer mezunları geride bırakıp sınavları kazanabilir. Bu tabloda yer alanlar referans niteliğinde saptamalardır. Sosyal bilimlerde, özellikle de İİBF bölümlerinde başarı çoğu kez kişisel çabaya göre biçimleniyor. Bu durumda hafif bir bölüm seçip kendi başına eksiklerini tamamlayarak çalışan bir kişi, ağır bir bölüm seçerek eksiklerini tamamlamayan kişiyi geçebilir.

Bölüm
Ağırdan Hafife
Kamu Kesimi
Özel Kesim
Ekonomi / İktisat
9
Yüksek
Yüksek
İşletme
7
Orta – Yüksek
Yüksek
Maliye
8
Yüksek
Orta
Çalışma Ekonomisi
7
Yüksek
Orta - Yüksek
Uluslararası Finans
8
Yüksek
Yüksek
Uluslararası Ticaret / Dış Ticaret
7
Orta – Yüksek
Yüksek
Bankacılık Finans
7
Orta - yüksek
Yüksek
Bankacılık Sigortacılık
7
Orta - Yüksek
Yüksek
Ekonometri
10
Orta
Orta
Kamu Yönetimi
6
Yüksek
Düşük

Not: Uluslararası İlişkiler, Siyaset Bilimi, Reklamcılık gibi bölümler uzmanlık alanım dışında kaldığı için onları bu yazıya dahil etmedim. 

Bölüm seçimi kararı verirken şu yazılarıma da göz atmanızı öneriririm:

141 yorum:

  1. Merhaba hocam işletme öğrencisiyim merkez bankası sınavları İçin Hangi konulara ağırlık vermeliyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası'nda çeşitli görevler için farklı sınavlar var. Konu ve soru örnekleri için bu linke bir bakın: http://www.tcmb.gov.tr/yeni/banka/per/sinavsorulari.html

      Sil
    2. uzman yardımcılığı sınavı için söylemiştim hocam ayrıca teşekkürle

      Sil
    3. TCMB Uzman Yardımcılığı için, Ekonomi (para-banka ağırlıklı), Finansal analiz, Maliye, İşletme, Muhasebe çalışmalısınız. fakat her alımda ağırlık değişebiliyor. son ilana bakmanızı öneririm

      Sil
    4. teşekkkürler

      Sil
    5. hocam sizce kamu yönetimi yanlış bir seçim mi iktisat ya da maliyeye geçmemi önerir msiniz

      Sil
  2. merhabalar hocam her zamanki gibi faydalı ve güzel bir yazı olmuş elinize sağlık. ancak maliye bölümüne muhasebe konusunda biraz haksızlık edilmiş gibi kendi mezun olduğum Hacettepe Üniversitesinden örnek vermek gerekirse en yoğun muhasebe ağırlıklı ders alan bölüm maliye bölümüydü. Tabloda 3+ şeklinde gösterilen işletme bölümünü öğrencilerinin almış olduğu muhasebe dersleri maliye bölümünün aldığı muhasebe derslerinin yanında daha yüzeysel kalıyordu. Özellikle muhasebe ağırlıklı sınavlara hazırlancak/ veya bu alanda gelişmek isteyen arkadaşlara maliye bölümünü öneririm. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Ben burada çoğu okulun İİBF bölümlerinde okutulan derslerin ağırlıklarına göre tablo yaptım. Okullar arasında bölümlerdeki ders ağırlıkları farklı olabiliyor.

      Sil
  3. Güzel ve faydalı yazınız için teşekkürler Hocam.

    Ben de İngilizce İktisat mezunu ve finansal denetim alanında çalışan birisi olarak seçim yapacak arkadaşlara küçük tavsiyelerde bulunmak isterim. İktisat mezunları muhasebe, denetim vb. alanlarda çalışma amacındalarsa, ki bence ülkemizde bu alanda geniş imkanlar var, üniversite yıllarında muhasebe bilgilerini kesinlikle arttırmalılar. Bunun yanında bilgisayar bilgisi, İngilizce'yi gerçekten bilmek çok önemli. Kamu personeli sınavlarına girmediğim için ezbere konuşmak istemem, özel sektörde ise iyi bir üniversiteden iktisat, işletme bölümünden mezun İngilizce-bilgisayar bilgisi iyi seviyede bir arkadaşın iş bulmada çok sorun yaşayacağını sanmıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Katkı için ayrıca teşekkürler.

      Sil
  4. oldukça özet bir yazı olmuş...dokuz eylül maliye üzerine amerika'da finansal yönetim üzerine mba yapmış, yetmemiş, 2010'da izmir'deki ilk CMA sertifikasına sahip olmuş birisi olarak söyleyebilirim ki, kişisel gelişimin sonu yok...o sebeple üniversitede iibf okuyacak genç arkadaşlara tavsiyem belki ilk seneyi sınav stresini atmak için geçirmeleri fakat kalan 3 sene boyunca kendilerini geliştirmeye vakit, emek ve para ayırmaları...karşılığını elbet aldığınızı göreceksiniz...belki mezuniyetinizin ilk gününde, belki iş hayatınızdaki üçüncü senede...ama mutlaka...

    YanıtlaSil
  5. Hocam ben İşletme-İktisat çift anadal yapmış, seneye de kısmet olursa Finans yüksek lisansı yapacak birisiyim ancak o paylaştığınız TCMB sınavlarındaki sorulardan hiç bir şey anlamadım desem yeridir :) belki de unutmuşuz...

    Size de çok zor gelmedi mi o sorular ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet gerçekten zor. Ama rekabet o kadar yoğun ki giderek zorlaşıyor giriş sınavlarının soruları.

      Sil
  6. Hocam konuyla ilgilisi yok fakat bir konuda bilginize başvurmak üzere bir soru soracaktım; 1)Türkiye'nin yaklaşık 800 milyar$ GSyh sı olduğunu ve dünyada üretim açısından 17.büyük ekonomi olduğumuzu söylüyoruz. Hocam ben şunu merak ediyorum biraz saçma olacak ama bugün üretici kesim GSyh örneğin 1,5 trilyon $ çıkarmak istese ve bunun için daha fazla üretse ve bu üretimi yapmak için gerek yurtiçinde ki banklardan gerekse de dışardan para bulmada zorlanmadığını varsayarsak kısa bir zamanda (1-2 yıl gibi ) 1,5-2 trilyon $ lık hasıla ile dünyanın ilk 10 ekonomisine giremezmiyiz ? Madem bir ülkenin gücü üretimden geçiyor bzim işletmelerde, ekonomik aktörlerde kısa bir zamnda üretimini önünde finasman engeli yoksa 2 ye katlayamaz mı? katlayamamasının sebebi olarak da ne kadar üretselerde sonuç olarak o üretimi tüketecek kişilerin olmamasından mı kaynaklanmaktadır ?bu yüzden mi aslında eskisine göre daha fazla üretim yapılabilecekken üretilen ürünlerin tüketilemeyeceği endişesinden mi üretimi çok fazla artırmıyoruz ?
    2) hocam eğer üretimimizi kısa bir zamanda 2trilyon$ çıkarmamızda ki sorun l finasman değilde üretilen ürünlerin tüketilmemesi ise benim aklıma şu geliyor; ülkemizin nüfusu 75milyon değilde 150 milyon olsa sonuç olarak üreticiler eğer önlerinde finasman bulma sıkıntısı çekmiyor bankalar ve yurtdışıda kredi açmakta nazlanmıyorlarsa, üreticiler nasılsa nüfus ta bu durumda fazla olduğundan ve ürettiklerini tükettirememe gibi bir sorun yaşamayacapından daha fazla üreterek 2trilyon $ gibi ekonomi büyüklüğünü yakalayamaz mı?
    3) hocam bir ülkenin dünyanın en büyük ekonomisi arasına girmesinin en büyük etkeni üretim ise örneğin Türkiye ilk 10 büyük ekonomi arasına girecek kadar üretimi artıramamasının sebebi nedir ? Finasman bulmada ki zorluk mu, çok fazla üretirsem tükettiremem endişesi mi , nüfus azlığı mı,enflasyonun istikrarsız olması mı?
    Kısacası madem üreterek dünyanın en büyük ekonomileri arasında yerimizi alabiliyorsak neden yıllardır dünyanın 17. Büyük ekonomisiyiz? Neden diğer ülkelerden daha fazla üretemiyoruz üreticiye güven mi vermiyoruz ?üretici üretsede satacağına inanmıyor mu? İzah ederseniz çok memun olurum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Üretimin amacı üretileni satmak ve satıştan da kazanç elde etmektir. Yeni üretim ya da üretim artışı için yeni yatırım yapmak tesisleri büyütmek yeni tesisler yapmak gerekir. Yani yatırım gerekir. Yatırım dediğiniz şeyi yapmak için tasarruf olmalıdır. Bizim ekonomiyi sizin dediğiniz düzeye çıkarabilmemiz için yılda yüzde 10 büyümemiz gerekir. Bunun için de kabaca GSYH'mızın yüzde 30'u kadar yatırım yapmamız gerekir. Oysa bizim yatırımda kullanabileceğimiz tasarrufumuz GSYH'mızın yüzde 13'ü kadar. Bu durumda aradaki 17 puanlık farkı dışarıdan borçlanmamız gerekir. Bu kadar yüksek borcun faizi de yüksek olur ve üretimin kazancı oraya gider.
      (2) Eğer nüfusumuz iki katı olsa da kişi başına gelirimiz bu düzeyde olsa o zaman tüketim bundan fazla olmaz.
      (3) Her ikisi de geçerli. Yani bu finansman kalitesiyle bu maliyete üretip bu kadar satabiliyoruz. Daha fazlası için daha fazla tasarruf etmek gerekiyor. Ki bu da ayrı bir çelişki çünkü tasarrufun arttığı yerde bu kez tüketim düşüyor.
      Dünya hiçbir ülke bir buluş bir teknolojik yenilik yaratmadan buradan daha ileriye gidemez. Türklerin herhangibir buluşu, teknolojiye getirdiği bir yeniliği hatırlıyor musunuz? Ben bilmiyorum. Kore, Singapur, Tayvan, Çin niçin bizi geçip gittiler? Çünkü hepsinin teknolojiye katkısı var. Buluş yapmadan buradan öteye gitmek mümkün değil. Onun da temeli eğitimi bilim çerçevesine oturtmaktan geçiyor. Bu eğitimle ancak buralara gelinebiliyor.

      Sil
  7. Hocam; iktisat teorisi, ekonomi politikası, iktisat tarihi, kalkınma-büyüme yüksek lisans programlarından hangisini tavsiye edersiniz? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günümüzde sanırım daha güncel olan konu Ekonomi Politikası. Özellikle para politikasındaki değişim bu dalı çok güncel hale getirdi. Öte yandan iktisat tarihi de tarihe meraklı birisi için çok çekici ama daha çok akademik kariyer yapacak olanlar için yararlı. İktisat teorisi hepsinin temeli. Buraya yönelip ötekiler hakkında da bilgiyi derinleştirmek mümkün. Kalkınma - büyüme günümüzde biraz popülerliğini kaybetti gibi. Sen olsan ne yapardı derseniz ben olsam ekonomi politikası seçerdim.

      Sil
  8. Ortadoğu boğazici bilkent gibi universitelerden mezun olmayacaksaniz iibf Okumayin işsiz kalirsiniz zira iş bulmaktan kastiniz 1500 tl maaşla cigeri bes para etmeyecek insanlara para kazandirmaksa o başka. Size meslek kazandiracak muhendislik hukuk tıp vb bolumler okuyun. İlla iibf okunacaksa yukarida saydigim bolumlerle birlikte aöf bitirin ve yuksek lisans yapin emin olun hem devlette hem ozelde emeginizin karşiligini fazlasiyla alirsiniz gerisi vakit kaybidir. Nacizane tavsiyemdir.

    Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kanıda değilim. Bu sözünü ettiğiniz okullar gerçekten çok iyi okullar ama diğer okullarda okuyup çok daha başarılı olan pek çok öğrenci var. İş biraz da öğrencinin kendisine kalıyor. İyi okuldan sıradan mezun yerine daha vasat bir okuldan çok iyi bir mezun daha iyi işler bulabilir.
      Buna karşılık yüksek lisans önerinize katılıyorum.

      Sil
  9. Hocam, Merhaba !

    İİBF okumak isteyenlerin mutlaka yabancı dil eğitimi veren üniversitelerin Maliye bölümlerini ( muhasebe eğitiminin de ağırlıklı olduğu üniversiteleri ) tercih etmelerini ve Bu bölümü bitirdikten sonra da uluslararası denetim firmalarında en az iki yıl çalışmalarını öneririm. Artık mali-muhasebe mevzuatı uluslararası kurallara göre şekillenmektedir. Bu tecrübe düzeyi, kariyer açısından da çok fazla imkan sunmaktadır. İİBF'ni bitirdikten sonra bir diğer kariyer yolu da sınavla Maliye Bakanlığı'nın Vergi Denetim Kurulu'na girmek olmalı diye düşünüyorum. Bence, insanlar artık seçtiği mesleğin kendisini emeklilik yaşı olan 65 yaşına kadar götürüp götürmeyeceğini de hesaba katmalı.Belki artık bir meslek emekli olmak için de yetmeyebilir de. Zaman içinde iş süreçlerinin maliyet azaltıcı yönde değişmesi sonucu ya da ekonomik krizler insanları işsiz bırakmaktadır. Bu anlamda bankacılar bu risklerden fazlasıyla nasiplerini aldılar..Eğer çalıştığınız iş kolunda bu işin yapılması için bir sertifika-belge gerektirmiyorsa işsiz kalma ihtimaliniz de o ölçüde fazladır bana göre...

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sertifika konusuna ben de katılıyorum. Yukarıda yazmış olduğum tavsiyelere ek olarak bunu da belirtmek isterim, SMMM ruhsatı, CIA (Certified Internal Auditor) sertifikası bu alanda halihazırda önem arz eden sertifikalardır. Öncelik - Türkiye içinde çalışma amacınız ağır basıyorsa - her zaman SMMM'de olmalıdır. SMMM belgesini aldıktan sonra CIA sınavlarında muafiyetleriniz de olabiliyor.

      Sil
  10. Hocam merhabalar, 9 Eylül Çalışma ekonomisi 3, sınıf öğrencisiyim. Bu bölümde iş hayatında şansımız diğerlerine göre pek parlak değil. Kamuda çalışmak istiyorum bunun için önereceğiniz bölümler var mı?
    Kamuda insan kaynakları üzerine pozisyonlar varmıdır.?
    Birde bilginiz varsa iş sağlığı ve güvenliği okuyarak C sınıfı uzmanlık alsam sizce yararını görür müyüm.?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamuda bu alanda iş imkanı var ama sınırlı. Çalışma ekonomisi aslında iyi bir bölüm ama bölüm dersleriyle yetinmeyip ekonomi ve maliye gibi dersleri enine boyuna çalışmanız gerekiyor.
      İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uzmanlık konusunda bilgim yok.

      Sil
  11. [1. BÖLÜM]

    [Toplam 7 bölüm]

    Mahfi Bey’in kendi mesleğini ve akademik gözlemlerini baz alarak hazırladığı bu yazıda İİBF başta olmak üzere, her tür fakülte seçiminde karar verme aşamasında olanlara uyarı.

    Aşağıda okuyacaklarınız her ne kadar bir ülke ve bazı meslekler çerçevesi içinde kalınarak yazılmış olsa da:

    Bir ülke diğerleri ile karşılaştırıldığında;

    Ekonomik büyüklüğü ne kadar farklılık gösterse de,

    İstihdam şartları ne kadar farklılık gösterse de,

    Kültür uyuşmazlığı nedeniyle “iş hayatına bakış açıları” ne kadar farklılık gösterse de;

    “Para kazanmak!” denilen eylemin dünyada hiç bir farklılık göstermediğine işaret ediyor!

    Bu sebeplerle; sadece aşağıda yazılan ülkeye ve mesleklere odaklanarak “metinlerin bütünü”nün vermeye çalıştığı mesajı hasır altı etmek kendimizi kandırmaktan başka bir işe yaramaz!

    İçinde Türkiye’de olmak üzere o meşhur kategorileri; “Gelişmiş Ülkeler’i (GÜ)” ve “Gelişmekte Olan Ülkeler’i (GOÜ)” 21. yüzyılda neler bekliyor; haklarınızı arama hazırlıklarına şimdiden başlamanız tavsiye edilir!

    Aşağıdaki metinleri okurken;

    Ağzınızı yaka yaka içtiğiniz “karton bardak içindeki kahve”nin ücretini öderken göz göze geldiğiniz “kasiyeri!”,

    “Şişecam” işçilerinin grevlerinin niçin “kanun yolu ile!” ertelendiğini,

    Veya

    “Soma”yı

    sık sık aklınıza getiriniz!

    Lütfen verilen “uyarı mesajı”na odaklanınız!

    * * *
    “Sevmek Namına”

    Bölüm (A)

    Elitler “sevdiğin işi yap” özdeyişine hevesle sarılıyor. Ancak bu özdeyiş; “çalışmak” eyleminin değerini düşürüyor ve çalışanları rencide ediyor!

    Yazan: Miya Tokumitsu

    “Yaptığın işi sev, sevdiğin işi yap!”

    Bu emir sadece güzel dekore edildiği söylenebilecek bir oturma odasının duvarına çerçevelenerek iliştirilmiş. Bu odaya ait bir resim ilk olarak popüler bir tasarım blogunda ortaya çıktı; sosyal medyada binlerce kez işaretlendi, beğenildi ve paylaşıldı. Çalışanlara bir nefes alma alanı olarak tavsiye edilen “Yaptığın işi sev, sevdiğin işi yap” odası, tüm o paylaşıp beğenenlerin içinde olmak için can attığı bir yer.

    Odayı görmek için tıklayınız: https://plazaeylemplatformu.files.wordpress.com/2014/07/siyoda.jpg

    “Sevdiğin işi yap” özdeyişinin günümüzde iş yaşamının gayrıresmi mantrası olduğu şüphe götürmez. “Sevdiğin işi yap”ın sorunu, bizi kurtuluşa çağırmak şöyle dursun, yaptığımız işi değersizleştirmesinde. Daha da önemlisi, çalışanların büyük çoğunluğunu insanlıktan çıkarmasında. “Sevdiğin işi yap” moral verici bir öneri gibi; bizi yapmaktan hoşlandığımız şeyler üzerine kafa yormaya ve bu işleri “gelir getirici girişimler”e çevirmeye itiyor. Fakat, zevklerimizi neden parasal çıkar güderek yaşamak zorundayız? Ayrıca, bu özdeyiş kime hitap ediyor?

    “Sevdiğin işi yap”, imtiyazlıların gizli bir anlaşmasıdır. Elitizmini, yüce bir “kendi durumunu iyileştirme fikri”nin berisinde gizleyen bir dünya görüşüdür. Bu düşünce şekline göre çalışmak, belli bir ücret ya da karşılık için yapılan bir şey değil, bir sevgi eylemidir. Eğer bu eylem ardından kâr getirmiyorsa, muhtemelen çalışanın tutku ve kararlılığı yeterli değil demektir! Bu yaklaşımın gerçek başarısı; çalışanları, emeklerinin pazara değil de kendilerine hizmet ettiğine inandırmasıdır!

    Bu tarz vecizelerin kökeni genelde pek çok kaynağa dayanır, ancak “Sevdiğin işi yap” doğası gereği belli başlı köklere dayanmamaktadır. Oxford Reference, bu vecize ve versiyonları için “Martina Navratilova” ve “François Rabelais”yi kaynak gösteriyor. İnternetteki yazılar ise daha çok muğlak, şarklaştırılmış bir geçmişe bağlayarak Konfüçyus’a atfediyor. “Oprah Winfrey” ve diğerleri yıllar boyunca bu prensibe kendi programlarında yer verdiler. Finans dünyası bile kendi “Sevdiğin işi yap”ına sahip: Carlyle Grup’un eş-Ceo’su bu hafta CNBC’de “Yaptığınız işe aşıksanız, o ‘iş’ değildir!” diyordu.

    [Devamı 2. bölümde]

    YanıtlaSil
  12. [2. BÖLÜM]

    “Sevdiğin işi yap”ın en ateşli savunucularından biri, Apple’ın rahmetli CEO’su Steve Jobs’dı. 2005′te, Stanford Üniversitesi’ndeki mezuniyet konuşmasında Apple’ın kuruluş hikayesini anlatırken şu yaklaşım vardı:

    “Neyi sevdiğini bulmak zorundasın. Bu, sevgilini seçerken de, işini seçerken de geçerli. İşin hayatının büyük bir kısmını kaplayacak ve hayatından gerçekten memnun olmanın tek yolu yaptığının büyük bir iş olduğuna inanmandır. Büyük bir iş yapmanın tek yolu ise yaptığın şeyi sevmendir.”

    Bu cümlelerde defalarca “ikinci tekil şahsa” seslenilir. Jobs’ın birey üzerine bu vurgusu şaşırtıcı değildir, zira kendisini de “özel bir işçi!” imajı çizerek tarif etmektedir; yaratıcı, rahat, tutkulu → bu özelliklerin tümüne ideal bir romantik aşkta da rastlanabilir. Jobs, bu karasevdalı işçi, kendisini şirketiyle öyle etkileyici bir şekilde bir araya getirir ki; onun balıkçı kazağı ve kotu, tüm Apple ve onu mümkün kılan emeğin sembolü olur.

    Apple’ı kendi bireysel tutkusunun sonucu olarak resmeden Steve Jobs, Apple’ın fabrikalarında çalışan isimsiz, gezegenin diğer tarafında gözlerden ırak yaşayan binlerce insanı (Örnek: Özellikle Çin ve Tayvan’da kurulu ve Apple ile milyar dolarlık anlaşması olan “Foxconn” fabrikaları içinde ve Güney Kore’de anlaşmalı olduğu diğer şirketler içinde çalışan o -isimsizler!- başta!) bir kalemde silip atabilmektedir. Halbuki Steve Jobs’ın tutkusunu o insanlar gerçek kılmışlardır.

    Bu “silip atmak!” teşhir edilmelidir. “Sevdiğin işi yap” özdeyişi zararsız ve değerliymiş gibi gözükürken, narsisizme (benmerkezciliğe) varacak kadar kendine odaklı bir söylemi dile getirmektedir. Jobs’ın “Sevdiğin işi yap” formülü; Henry David Thoreau’nun “herkes için iş” ütopik yaklaşımının karamsar bir anti-tezi. Prensipsiz Hayat (Life Without Principle) kitabında Thoreau şöyle diyor:

    “..işçilerine iyi maaş veren bir toplumun ekonomisi iyidir, işçiler böylece sadece geçinmek için ve bayağı amaçlar uğruna çalışmazlar; bilimsel, hatta ahlaki amaçlar için de uğraş verirler. İşi para için yapan birini işe almayın, onu aşkla yapan kişiyi işe alın.”

    İtiraf etmek gerekirse Thoreau, proletarya için kaygılanacak biri değildi. (Ne kadar iyi kazanırsa kazansın, birinin “bilim ve hatta ahlak” uğruna çocuk bezi yıkayacağını hayal etmek zor.) Yine de işin karşılığının iyi düzeyde ödenmesinin ve anlamlı kılınmasının toplumun menfaatine olacağını düşünüyordu. Buna karşın 21. yüzyılın “-Jobs-cı görüş”ü bize içe dönmemizi söylüyor. Bizi dünyanın daha geniş bütünü ile ilgili herhangi bir sorumluluktan kurtarıyor.

    Meseleyi bu şekilde izole etmenin bir sonucu; “Sevdiğin işi yap” yaklaşımının, çalışanlar arasında, sınıf safları içinde yarattığı ayrımdır:

    Sevilmeye değer (yaratıcı, entelektüel, prestijli) işler

    Ve

    Sevilmeye değer olmayan (rutin, entelektüel olmayan, vasat) işler

    olmak üzere iş “iki ayrı sınıf”a ayrılmış olur!

    Sevilmeye değer işleri icra edenler kanadını daha çok; “refah”, “sosyal statü”, “eğitim”, “toplumun etnik ön yargılarınca mübah sayılan” ve “politik açıdan güçlüler”in oluşturduğu, az sayıda çalışanı kapsayan grup oluşturmakta.

    Sevilmeyen işleri yapmak zorunda kalanlar için ise hikaye başka! “Sevdiğin işi yap” inancı ile motivasyonsuz, sevmekten başka nedenlerle çalışanlar -yani çalışanların çoğu- yok sayılıyor. Steve Jobs’ın Stanford konuşmasında olduğu gibi, sevilmeyen ancak toplumsal olarak yapılması gereken işler de aklımızdan çıkartılıyor!

    [Devamı 3. bölümde]

    YanıtlaSil
  13. [3. BÖLÜM]

    Jobs’ın (veya herhangi bir “C-level!” yöneticinin) bir gün için bile CEO olarak zaman harcamasını mümkün kılan işlerin yoğunluğunu bir düşünün. Örneğin “gıda”: Yiyeceği tarladan toplanıyor, sonra büyük mesafeler katediyor. Örneğin bir akıllı telefon: Firmasının ürünleri bir araya getiriliyor, paketleniyor ve yüklemeye veriliyor. Apple reklamları yazılıyor, hazırlanıyor, filme çekiliyor. Patent davaları görülüyor. Ofis çöpleri boşaltılıyor, mürekkepler dolduruluyor. Yaratılan işler çift taraflı. İşçilerin çoğu, “aşık oldukları işleriyle meşgul elitler!” için tamamen görünmezken; bugünün işçilerinin sırtlamak zorunda kaldığı düşük ücret, yüksek çocuk bakımı masrafı gibi ağır yüklerin “egemen sınıfın liberal kanadı!” için bile politik mesele sayılmaması nasıl tuhaf karşılanabilir?

    “İşlerin çoğunu görmezden gelip kalanı da -sevilen iş- olarak tanımlamak”; belki de günümüzdeki en şık “işçi düşmanı” ideolojidir! “Sevdiğin işi yap” özdeyişi beyinlerimize dikte edildikçe; eğer “iş” diye bir şey ortadan kalkıyorsa, işçiler neden bir araya gelip sınıfsal hakları için mücadele etsinler ki?

    “Sevdiğin işi yap”; kişisel zevk için kariyer seçebilmenin bir ayrıcalık, sosyoekonomik sınıfın bir belirtisi olduğu gerçeğini gizlemektedir!

    Kendi hesabına iş yapan bir grafik tasarımcısı bile sanat okulunun parasını ödeyecek, Brooklyn’de daire tutacak ebevenylere sahip olduğu takdirde, başarısını kıskananlara “Sevdiğin işi yap” üzerinden ahkam kesebilir!

    Kaynak (İngilizce): http://www.slate.com/articles/technology/technology/2014/01/do_what_you_love_love_what_you_do_an_omnipresent_mantra_that_s_bad_for_work.html

    Kaynak (Türkçe): http://plazaeylemplatformu.wordpress.com/2014/06/24/sevmek-namina/

    * * *
    “Sevmek Namına”

    Bölüm (B)

    “Bir ‘Silikon Vadisi’ girişimcisi, müze yayıncısı ya da düşünce kuruluşu (think-tank) danışmanı olmanın kendi hakikatimiz için vazgeçilmez olduğuna inanıyorsak, otel odalarını ve büyük depoların raflarını temizleyenlerin iç dünyası ve umutları hakkında ne düşünüyoruz? Cevap: Hiçbir şey!”

    Amerikan vatandaşlarının çoğunluğunun çalıştığı ve çalışacağı işler, eziyetli olmasına rağmen düşük ücretli işlerdir!

    Amerikan İşgücü İstatistikleri Ofisi’nin 2020′ye kadar en hızlı büyümeyi göstermesini öngördüğü iki meslek; 2010′daki yıllık getirileri sırasıyla 19,640 $ ve 20,650 $ olan “kişisel bakım yardımcılığı” ve “ev işleri yardımcılığı”dır. Belirli meslek tiplerini sevilmeye değer seviyesine çıkarmak toplumu işler kılan, alelade işleri yürüten emek gücünü, özellikle de hasta bakıcıların çok mühim olan emeğini ister istemez boşa çıkarır.

    “Sevdiğin işi yap” deyimi; yaşamlarımızı rahatça ve sevdiğimizi yaparak sürdürmemizi sağlayan pek çok mesleği nasıl boşa çıkarıyor ve tehlikeli bir şekilde görünmez kılıyorsa, coşkulu habercisi olduğu pek çok mesleğe de büyük zarar vermektedir. “Sevdiğin işi yap” mantrasının, taraftarlarını en çok harap ettiği yer belki de akademidir. Ortalama bir doktora öğrencisi, 2000’li yılların ortalarında İskandinav mitolojisi ya da Afro-Küba müziği gibi tutkularının izini sürmek için düşük bir bursla yaşamayı göze alıp, finans ve hukuk eğitimiyle cebine girecek kolay paradan (devam eden 2008 küresel ekonomik kriz nedeniyle; şimdi “daha az” kolaydır!) vazgeçebiliyordu.

    Bu yüce çağrıya yanıt verenlerin kazandığı ödül, Amerikan üniversitelerindeki öğretim üyelerinin %41’inin misafir profesör -- ne hakları, ne ofisleri, ne iş güvenceleri olan; düşük ücretli sözleşmeli okutmanlar! -- olduğu bir “akademik istihdam pazarı!” dır.

    [Devamı 4. bölümde]

    YanıtlaSil
  14. [4. BÖLÜM]

    Doktora öğrencilerinin, yüksek vasıflı emeklerini, girdikleri yola bağlı kalarak ve doktorayı almak için geri dönüşü olmayacak masrafları göze alarak böylesine düşük ücretlerin karşılığında harcamalarının pek çok nedeni vardır. En güçlü sebeplerden biri; “Sevdiğin işi yap” doktrininin akademiye etkin şekilde kök salmış olmasıdır! İşçilerin kimlikleri ile işin çıktısının bu derece kaynaştığı pek az meslek vardır. Akademik araştırma “saf aşk!” ile yapılmak zorunda olduğundan, buradaki emeğin gerçek koşulları ve bedeli ya hiç düşünülmez ya da düşünülse bile ikinci planda kalır.

    Sarah Brouillette, “Akademik Emek, Yönetim Estetiği ve Serbest Çalışmanın Vaadi” isimli çalışmasında akademi üzerine şunları yazıyor:

    “Çalışmamızın maddi olmayan ödülleri olduğuna ve kimliğimizle ‘sıradan’ bir işten çok daha fazla bütünleştiğine dair inancımız, yönetimin amacının MİNİMUM MASRAFLA MAKSİMUM DEĞERİ elde etmek olduğu şartlarda bizi ‘ideal çalışanlar’ haline getirir.”

    Birçok akademisyen kurumsal çalışma ortamından ve ona eşlik eden değerlerden kaçındığını düşünmekten hoşlanır, fakat Marc Bousquet “Çalışıyoruz” isimli makalesinde, aslında akademinin kurumsal yönetimler için bir model oluşturabileceğini belirtiyor:

    “İnsanlar akademik çalışma ortamına nasıl özendirilir ve bir barmenin aldığı ücretten daha azı için yüksek seviyede entelektüel ve duygusal yoğunlukta haftada 50-60 saat nasıl çalıştırılır?

    Daha fazla iş yükü ve daha az maaş çeki karşılığında çalışanlarımızın masaları başında bayılmalarının ve ‘yaptığım işi seviyorum’ diye mırıldanmalarını sağlamanın bir yolu var mıdır?

    Çalışanlarımızın kendilerini bir fakülte ortamında hissetmelerini ve aslında çalıştıklarını inkar etmelerini nasıl sağlarız?

    Çalışanlarımızın işlerine aşık olabilmeleri için, kurumsal kültürümüzü kampüs kültürüne nasıl benzer kılabiliriz?”

    Burada zevkli işlerin daha az zevkli olması gerektiğinden bahsetmiyoruz. Ama duygusal açıdan tatmin edip etmediğinden bağımsız olarak, “çalışma çalışmadır” ve bu gerçeği kabullenmek bir işin tatmin ediciliğini ortadan kaldırmaz.

    Öte yandan, bu gerçeği reddetmek ise, sömürünün kapılarını ardına kadar açıyor ve tüm çalışanlara zarar veriyor!

    İronik bir biçimde “Sevdiğin işi yap”; saatten bağımsız, çok düşük ücretli ya da ücretsiz emeğin yeni norm olarak ortaya çıktığı sözde “sevilebilecek” mesleklerde bile sömürüyü pekiştiriyor:

    Muhabirler işten atılan fotoğrafçıların işlerini de yapmak zorunda kalıyor,

    Yayıncılardan haftasonları tweet atmaları,

    Çalışanların %46’sından hasta oldukları günlerde iş e-postalarını kontrol etmeleri bekleniyor!

    Sömürünün etkisinin azaltılmasında, çalışanları sevdikleri işi yaptıklarına “ikna etmek!”ten daha kolay bir yol yok!

    Moda, medya ve sanat; gerçek ücret yerine “sosyal sermaye için çalışmayı arzu eden” çalışanlarla dolu endüstriler ve bütün bunlar “çalışma aşkı!” adı altında gerçekleşiyor.

    “Sevdiğin işi yap” çağı; kendi kendine yeten ve mutlu çalışanlarla dolu bir toplum yerine, misafir profesörün ve ücretsiz çalışan stajyerin (yani çok düşük ücretlere, bedavaya, hatta zararına çalışmaya ikna edilmiş insanların) yükselişine tanıklık etti!

    Üniversite kredisi için çalışan tüm stajyerler ya da açık arttırmayla o aşırı arzulanan moda evlerinde stajyerlik satın alanlar için durum budur (Valentino ve Balenciaga aylık stajyerlikleri açık arttırmaya çıkaran moda evlerinden. Tabii hayır işleri için). Devam eden bir araştırmanın da ortaya çıkardığı üzere, bedava stajyerlik Amerikan işgücü içinde en yüksek seviyesine ulaştı!

    [Devamı 5. bölümde]

    YanıtlaSil
  15. [5. BÖLÜM]

    Moda, medya ve sanat gibi sosyal açıdan yüksek derecede arzu edilen birçok alanın para almadan çalışan stajyerlerle dolu olması bizi şaşırtmamalı. Bu endüstriler uzun süredir, “yaptığın işi sevmek” adı altında gerçek ücret yerine “sosyal sermaye” için çalışmayı arzu eden çalışan kitlelerine alışkın. Tabii tüm bunların yanı sıra, bu fırsatlardan azade olan toplumun ezici çoğunluğu hâlâ ücret için çalışmak zorunda. Bu hariciyet sadece ekonomik ve mesleki hareketsizliği sağlamlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda bu endüstrileri toplumun sunacağı çeşitlilikten de yalıtıyor.

    Madeleine Schwartz’ın Dissent‘te yazdığı gibi, yoğun olarak stajyerliğe dayanan endüstrilerin -- moda, medya ve sanat -- kadınlaştırılmış olması bir tesadüf değil. “Sevdiğin işi yap”in diğer bir yaralayıcı sonucu da, kadın emeğini çok küçük ya da sıfır karşılıkla çekip alma konusundaki insafsız başarısı. Kadınlar; “bakıcı”, “misafir öğretim görevlisi” ve “ücretsiz çalışan stajyerler” olarak düşük ücretli ya da ücretsiz işgücünün çoğunluğunu oluşturuyor, erkekleri bu konuda sayıca eziyorlar. İster “lisans” ister “doktora” mezunları yapıyor olsun, tüm bu işleri birbirine bağlayan şey; ücretin, işi yapmada temel motivasyon aracı olmaması gerektiği inancıdır!

    İşi kadınların yapmaları beklenir çünkü onlar doğal bir yetiştirici/besleyicidirler ve “insanları memnun etmek” konusunda doğuştan isteklidirler; sonuçta karşılıksız çocuk bakımını, yaşlı bakımını ve ev işini insanlık tarihinin başından beri onlar yapmaktadır. Ve tabii para konuşmak pek hanımefendice bir özellik değildir!

    “Sevdiğiniz işi yapın ve hayatınızda bir gün bile çalışmamış olun!”

    Bu vaadin mest ediciliğine teslim olmadan önce eleştirellik adına soralım:

    “Yapılan işin iş değilmiş gibi algılanmasından tam olarak kim fayda sağlar?”

    “Çalışanların çalıştıkları hâlde neden ‘çalışmıyorlarmış gibi!’ hissetmesi gereksin?”

    Emeğin sömürü mekanizmalarını gizleyen “Sevdiğin işi yap” özdeyişi, aslında kapitalizmin en mükemmel ideolojik aracı!

    Eğer yaptığımız işlerin hepsini “iş” olarak tanımlarsak, uygun sınırlar da koyabiliriz; adil bir karşılık bekler, ailemize vakit ayırmak ve boş zaman için “insani bir iş programı” talep ederiz.

    Ve eğer bunu yaparsak daha büyük bir çoğunluğumuz gerçekten sevdiği şeylere vakit ayırabilir.

    * * *
    “Miya Tokumitsu” sanat tarihi konusunda ABD-Pensilvanya Üniversitesi’nden doktora derecesine sahiptir.

    Kaynak (İngilizce): http://www.slate.com/articles/technology/technology/2014/01/do_what_you_love_love_what_you_do_an_omnipresent_mantra_that_s_bad_for_work.2.html

    Kaynak (Türkçe): http://plazaeylemplatformu.wordpress.com/2014/07/03/sevmek-namina-bolum-2/

    [Devamı 6. bölümde]

    YanıtlaSil
  16. [6. BÖLÜM]

    “Sorunlu olan durum; işten çıkarmanın gerekçesi mi; yoksa üstü örtülmeye çalışılan arkaplanı mı?”

    Yazan: Sarphan Uzunoğlu, Kadir Has Ünv. yarı zamanlı öğretim görevlisi

    Özgeçmiş: http://activity.khas.edu.tr/cv_program/cv.aspx?ID=2429

    Kaynak: http://jiyan.org/2014/07/03/sorunlu-olan-isten-cikarmanin-gerekcesi-mi-arkaplani-mi/

    3 Temmuz 2014 Perşembe

    Bahçeşehir Üniversitesi’nde henüz belli olmayan bir sayıda akademisyenin sözleşmelerinin yenilenmediği duyuruldu. Bu Türkiye’de vakıf üniversitelerinde ilk kez rastlanan bir durum değil, hatta tüm vakıf üniversitelerinde geçerli olan sözleşmeli, “ preker * ” çalışma durumunun neoliberal bir kurum olarak üniversite tarafından nasıl kullanıldığının en açık göstergesi.

    Haberi ilk, dün Bianet’ten Ekin Karaca’dan duyduk. Karaca haberinde Bahçeşehir Üniversitesi Kurumsal İletişim Direktörü Turgay Polat’ın ifadelerine yer veriyor ve kurumun gerekçesini şöyle duyuruyordu:

    “Sözleşmesi sona eren 42 öğretim üyesinin sözleşmesi yenilenmedi ve üniversite ile ilişiği kesildi. Bu akademisyenlerin yerine yeni 150 öğretim üyesi aldık. Bu doğal bir iş yenileme sürecidir.”

    Dünyanın dört bir yanında süregelen bir “prekerleşme” var. Bu konudaki örgütlenme pratikleri başta “Plaza Eylem Platformu” ve “Kaç Gel Platformu” olmak üzere birçok organizasyonda kendisini gösterdi. Bu örgütler de bu konuyla ilgili “sol”un geri kalmış birçok eğiliminden farklı “prekarya” kavramını kullanmakta ısrarcılar.

    Dahası, birçok sosyolog bu demografik grubu ve onların iş akti etrafında aldığı adı tanımlarken “yeni orta sınıf” kavramını kullanıyor. Bunun son örneği de Çağlar Keyder.

    Özellikle “Gezi Parkı Protestoları”nda sokağa çıkan preker kitlelere yeni orta sınıf diyerek, tüm dünyada “yeni tehlikeli sınıf” olarak tanımlanan bir sınıfa “pasifist bir orta sınıf” göndermesiyle yaklaşmak; “isyan eden akademi” yerine, “pasifist bir akademi”nin parçası olmaktan kaynaklanıyor olsa gerek.

    Bahçeşehir’e dönersek, iletişim direktörünün açıklamasında kullandığı bahane “yenilenmek”. Yenilenme ya da gençleşme kavramı yeni medyada garip bir şekilde ilgi çekti. Herkes Bahçeşehir Üniversitesi’ne “gençleşme” mantığı üzerinden saldırıyor.

    Oysa “gençleşme”de yanlış bir taraf yok, hele ki akademide. Yanlış olan bunun bir “işten atma politikasına” alet edilmesi, daha yanlış olansa emeğe hassas kitlelerin meseleyi gençleşme üzerinden ele almaya diretmesi.

    Zira vakıf üniversitelerinde çoğunlukla ağır bir performans sistemine dayanarak iki yılda bir yenilenen kontratlar üzerine kurulu bir sistem söz konusu.

    Azımsanamayacak bir kısmı Gezi Parkı’nda ağaçların gölgesinde bizle buluşan bu tehlikeli sınıfın üyeleri üzerine oluşturulan tezleri, bu insanları, üzücü bir biçimde çoğu zaman; “emekçi” olarak görmekten uzak bir noktadan algılıyoruz! Sosyal ağlarda gösterilen tepkilerin çoğu yine ve yeniden reel politik odaklı.

    Oysa Türkiye’de o kocaman, dev binaların içerisinde “yeni bir emek rejimi” var ve bunu klasik işçi sınıfı teorisiyle anlamamız, bu alanların nasıl örgütleneceğini Marksist teorinin dünkü haliyle tanımlamamız zor. Medya endüstrisinde de başımıza ne geldiyse bundan gelmedi mi zaten?

    Özetle 2 yılda bir sözleşme yenilenmesi, insanların “taşeronlaştırılması” ve hak mahrumiyeti içerisinde olması “gençleşme” meselesinden çok daha mühim bir meseledir. Zira parlak fikirli gerekçelerin altında “emek / sermaye” çelişkisi var!

    *Precariat: İngilizce’de; “precarious” ve “proletariat” kelimelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş yeni bir kelime.

    “Precarious”: Sisler içinde kaybolmuş, riskli, yarını belli olmayan, istikrarsız, sürüncemede, öngörülemeyen anlamında,

    “Proletariat”: Özellikle Karl Marx’ın sistemleştirdiği anlamda

    temel alınarak icat edilmiş.

    Detaylı bilgi için, İngiliz iktisatçı “Guy Standing”in 2011’de yazdığı “The Precariat: The New Dangerous Class ~ Prekarya: 21. Yüzyılın Yeni Tehlikeli Sınıfı” çalışmasını inceleyebilirsiniz:

    (İngilizce): http://www.bloomsburyacademic.com/view/The-Precariat/book-ba-9781849664554.xml

    [Devamı 7. bölümde]

    YanıtlaSil
  17. [7. BÖLÜM - SON]

    Otuz yılı aşkın bir süredir çalışmanın örgütlenmesinde esaslı bir dönüşüm yaşandı. Esneklik ilkesi ve ağ imgesi etrafında şekillenen yeni yönetim paradigması, risk iştahıyla ve müteşebbis (girişimci) ruhuyla sürekli beşeri sermayesini artıran bir işçi tipi oluşturmayı hedefliyor. Üstelik bu paradigma artık sadece işyerini ve çalışma yaşamını değil; benliğimizi, gündelik hayatımızı ve toplumsal kurumları da biçimlendirmeye başladı!

    Klinik sosyolog “Vincent de Gaulejac”, İşletme Hastalığına Tutulmuş Toplum’da “işletme ideolojisi” ve “yönetsel tahakküm” olarak kavramsallaştırdığı bu paradigmanın yarattığı bireysel ve toplumsal tahribatı ele alıyor.

    İşletme; araçların, prosedürlerin, “bilgi-iletişim araçları”nın arkasında işleyen dünya görüşü ve inanç sistemi olarak bir “yanılsama”yı sürdürüyor, bir “hâkimiyet projesi”ni gizliyor!

    Bu ideolojinin temelinde:

    Her şeyi ölçülebilir hâle getirmeyi amaçlayan bir “nesnelcilik”,

    Örgütü, amaçları önceden tanımlanmış veri olarak kabul eden bir “işlevselcilik”,

    Uzmanlığın tartışılmaz konumuna dayalı teknokratik bir “araçsalcılık”,

    Ve

    İşçiyi firmanın etkinliği için “insan kaynağı!” olarak gören bir “faydacılık” bulunmakta!

    Gaulejac’a göre hızla yayılan ve son derece tehlikeli bir salgın hastalıkla karşı karşıyayız! Şayet haklıysa doğru bir teşhis ve etkili bir tedavi için kaybedecek vakit yok.

    “İşkolik; çalışmaya karşı uyuşturucu bağımlılarıyla aynı semptomları gösteren bir bağımlılık ilişkisi geliştirir. İlk zamanlar hiperaktivizmin, performansı uyarıcı etkileri olur: Aşırı duygusal uyarılma, narsistik ödüllendirmeler, firma üzerinde güçlü bir grup desteği, ‘benlik’ ile ‘ideâli’ bütünleştirme hayali vs.

    Ancak çok hızlı bir biçimde gevşemenin imkânsızlığı, durdurulamaz faaliyet ihtiyacı, hafta sonu migreni, tatil sıkıntısı, yaratıcılık ve hayal gücü kapasitesinde azalma gibi başka etkiler de hissedilir!

    İş bağımlılarında yoksunluk duygusu, firmadan kopma durumunda dramatik bir hâl alabiliyor: İşten çıkarıldıktan altı ay sonra bile hergün şirkete gitmeyi sürdüren bir yönetici gibi!”

    Kaynak: İşletme Hastalığına Tutulmuş Toplum
    Yazan: Vincent de Gaulejac
    Çeviren: Özge Erbek
    Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

    * * *
    Ek olarak:

    Sayın Eğilmez’in aşağıdaki iki yazısını yorumlarla birlikte sonuna kadar sabırla okumanız önerilir:

    Temel Yanılgılarımız:
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/05/temel-yanlglarmz.html

    Girişimcilik:
    http://www.mahfiegilmez.com/2014/06/girisimcilik.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun ama yararlı tavsiyelerle dolu bir dizi yazı. Çok yararlı. Moral bozucu gibi görünse de gerçekleri anlatıyor.
      Teşekkürler.

      Sil
    2. Mahfi Bey’in bu sayfasını ziyaret eden herkesin, aşağıdaki rehberi okuması ısrarla önerilir:

      “Plaza ve Büro Çalışanları için Hayatta Kalma Rehberi”:

      http://kacbizegel.com/wp-content/uploads/Kac-bize-gel-brosur-1.pdf

      Sil
    3. Tercih yapma aşamasında olan herkesin şu iki uyarıyı dikkatle izlemesi tavsiye edilir:

      * Kısa film:
      "Kaç Bize Gel"
      Süre: 5 dk
      http://vimeo.com/57447092

      * Animasyon video:
      "El Empleo / The Employment / Hayatta herbirimizin görevi var; peki ama bu görevler ne?!"
      Süre: 7 dk
      http://vimeo.com/32966847

      Sil
  18. Hocam, bu sene sınava girdim ve şimdi tercih yapmak için üniversiteleri araştırıyorum.1- İstanbul Üniversitesi nin işletme bölümü üç farklı fakültedede var (bunlar:iktisad Fakültesi, işletme Fakültesi ve siyasal Bilgiler Fakültesi) hangisini tavsiye edersiniz.bunları sıralarmısınız.?...2-tam burslu kazandığım vakıf üniversiteler var bunların bana avantajı olurmu yoksa istanbul üniversitesinimi tercih edeyim.?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üçü de iyi. Sıralama: İşetme F., İktisat Fakültesi işletme bölümü, SBF İşletme. Bence İstanbul Üniversitesini tercih edin.

      Sil
    2. Sorumu cevapladığınız için teşekkürler Hocam .fakat işletme Fakültesi nin Türkçe sini kazanıyorum ve buranın puanı çok düşük . Yinede işletme Fakültesi ni mi düşüneyim?.Birde bu üç fakültenin işletmeleri arasındaki fark nedir?

      Sil
    3. İngilizce işletmeyi kazandığınız fakülte hangisi?

      Sil
    4. Burada ben de yardımcı olmak isterim genç arkadaşımıza. İşletme fakültesi avcılarda bunu dikkate alarak tercih yapınız. İktisat ve siyasal bilgiler fakültesi işletmesi ise beyazıtta Başarılar.

      Sil
    5. *Hocam ingilizce işletme sadece işletme Fakültesi nde var onada puanım yetmeye bilir (tercih listemde İşletme.F. İngilizceyi öncemi yazayım? ) .Diger(SBF ve iktisad Fakültesi) nin ingilizce işletmeleri yok yani hepsinin türkçeleri oluyor *bu bilgilerden sonra yeniden sıralayabilir misiniz? tercihler yaklaşıyor yardımcı olduğunuz için teşekkürler.

      Sil
    6. Bu durumda sıralamayı şöyle yapabiliriz: İktisat F, SBF ve İşletme F.

      Sil
  19. Mahfi hocam merhaba. Ben de bu yil üniversite sinavina girdim ve tercih yapacagim bana da Istanbul Universitesi Isletme geliyor ancak Marmara ikinci ogretim Maliye daha cok dikkatimi cekti. Siz hangisini önerirsiniz? Ayrica maliyeye karşı korkularim endiselerim var hukuga daha yatkin biriyim sözel olarak iyiyim ancak gelmediği icin maliyeyi düşünüyorum sizce zorlanır miyim ve eğer kendimi dediginiz sekilde gelistirirsem kpss den iyi bir puan alirsam beni ne gihi meslekler bekliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de iyi. Ne yapacağınıza karar vererek tercih yaparsanız daha bilinçli bir tercih olur. Maliye daha çok kamu görevleri için, işletme ize özel kesim için uygun olur. Eğer kamuda görev almak istiyorsanız (Hazine gibi Dışticaret gibi ya da Maliye Bakanlığı gibi, ya da kamuda müfettişlikler gibi) maliye bölümü doğru tercihtir. Yok eğer özel şirketlerde çalışmayı tercih ediyorsanız işletmeyi seçin derim. Maliyede de işletmede de zorlanmayacağınızı düşünüyorum. Bütün mesele günü gününe çalışmayı başarabilmekte.

      Sil
  20. Açık Öğretim. İktisat Fakültesi Maliye Bölümü Mezunuyum. Özel bankalar A.Ö. mezunlarına iş vermiyor. A.Ö. okumayın ne okursanız okuyun. Derim. Sizce hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence üzerine yüksek lisans yapın derim. O açığı kapatabilirsiniz.

      Sil
  21. Hocam merhaba

    Ben uluslararası ticaret(%30 ing.) celal bayar üniversitesi ve dokuz eylül işletme(türkçe)iö arasında kaldım.İşletme bölümünün açıköğretimden okuyabilmemiz için şansımız var. Bu yüzden bende biraz ticaret daha ağır basıyor.Siz hangisini önerirsiniz hocam?

    Ayrıca celal bayar ekonomi ve finans bölümü de aklımda bu bölüm hakkında da görüşlerinizi alabilirmiyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi iyi. Ama Ekonomi ve Finans bölümünü daha iyi duruyor. Ötekileri kendi başınıza yapma imkanı daha fazla.

      Sil
  22. İyi günler hocam, yazdıklarınız çok faydalı oldu teşekkürler.Ben bu sene bir talihsizlik yaşadım ve üniversite sınavının bir alanında kaydırma yaptım ve şimdi istanbul üniversitesi işletme(türkçe) geliyor fakat bir sene daha kalırsam boğaziçi ve Galatasaray Üniversitelerinin işletmelerini kazana bilirim.Sizce bu üniversitesiteler arasındaki fark 1yıl daha sınava hazırlanmama değer mi? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      İstanbul İşletme iyidir. Eğer ingilizceniz iyiyse ve daha iyiye götürme imkanınız varsa İstanbul İşletmede okuyun derim. O kazandığınız 1 yıl ile mezuniyet sonrası yüksek lisans yaparsınız..

      Sil
  23. Merhaba hocam, ben bu sene üniversite sınavına girdim. Kararsız olduğum iki bölüm hakkında size danışmak istiyorum.. Gazi Üniversitesi işletme ile İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi maliye bölümleri arasında kaldım. Sizce maliye mi işletme mi daha mantıklı bir tercih olur? Aynı zamanda bu bölümlerin dört sene sonra yeri nedir ? Şimdiden teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle ne iş yapmak istediğinize karar verin. Sonra şu sorulara cevap bulun: insan ilişkilerinde nasılsınız hemen yeni bağlantılar kurabiliyor musunuz? Yeni ortamlara girmekten çekiniyormiyor ve fırsatlar konusunda aktif misiniz? Özel sektörde yönetici, müdür, pazarlama şefi, insan kaynaklarında çalışan aile dostu akrabanız yol gösterecek biri var mı? Herhangi bir eşyanızı rahatlıkla satabiliyor musunuz, daha dogrusu işinize yaramayan eşyalarınızı çöpe atmak yerine satabiliyor musunuz? Bunlara cevabınız hayırsa işletmeden uzak durun çünkü özel sektörde iş bulmanız zor olur. Ama işletmeden akademik personel olmak istiyorsanız bu sorulara yanıt aramanız gerekmez.
      Maliye konusuna gelirsek kamuda memur müfettiş olmak isterseniz maliye bölümü iyidir ama işletmeye göre zordur. İşletme resmen yatarak bölüm geçilebilecek bir yerdir :=)

      Dipnot:derdiniz tez kamuda iş bulmaksa son atama olan 2014 /1 kpss atamalarını inceleyin komedi gibi ama 40 puanla sosyal hizmetler bölüm mezunları sosyal çalışmacı olarak atanabildi üstelik boş kontenjanda kaldı.
      Son bir şey isterseniz bu bahsettiğiniz üniversitelerin facebook ögrenci gruplarından birileriyle bağlantı kurup onlara sorun.

      Seçim sizin, son karar sizin ve sorumlulukta sizin iyi araştırın mesleğinize şimdiden karar verin öyle tercih yapın.

      Sil
  24. Forex piyasasıyla ilgili en iyi temeli alabileceğim dersler, iktisatta mı yoksa işletmede mi alınmalı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. forex piyasasına ilişkin ne iktisatta ne işletmede bir şey ögrenemezsiniz. Bunun için forex eğitimi veren kurslar var. Genellikle eğitimin birinci kısmı ücretsiz. Devam etmek isterseniz egitimin ikinci kısmına geçilir ve size hesapta açılır. Ama dikkat edin öyle kursu bitirdim tamam bu konuda uzman oldum demeyin kaldıraç oranından dolayı bir anda tüm yatırımınızı kaybedebilirsiniz. Dipnot düne kadar forex piyasası spk dan izinli bile değildi.
      Forex yerine Bitcoin konusunda araştırma yapın geleceğin piyasası Bitcoin dir. Yakında bitcoin ödemesi kabul eden şirketler yoğunlaşacaktır.

      Kaydi para sanal paraya dönüşmeye başlayacaktır.

      Sil
  25. Merhaba hocam, puanı düşük ama iyi iktisat eğitimi veren bildiğiniz bir üniversite var mı? ben afyon kocatepenin iyi olduğu duydum sizin bir bilginiz varmı ? seminerler vb. katılıp beğendiğiniz üniversiteler hangisi.

    YanıtlaSil
  26. Merhaba hocam,

    Ben sermaye piyasası, ekonomi ve finans, işletme(ing.) ve uluslararası ticaret ve finansman bölümleri arasında kararsız kaldım. Sizden bu bölümler hakkında ki görüşlerinizi alabilir miyim?
    Meslek lisesi muhasebe çıkışlıyım.Hangisi daha iyi olur benim için (mesleğin geleceği parlak olması açısından) ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uluslararası ticaret ve finansman uygun görünüyor.Ama gideceğiniz üniversite de önemli. Onu iyi inceleyin. Mezunları ne yapmış ona bakın.

      Sil
  27. merhaba hocam. ben ekonometri bölümünü tercihlerde yazıp yazmama konusunda kararsız kaldım. çevremdekilerin yorumlarına göre ileride atanması, okuması zor ve pek tercih edilmeyen bir bölüm olarak nitelendiriyorlar. ayrıca okuduğumuz üniversitenin iş bulmada bir katkısı var mıdır? sizce ne yapmalıyım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonometri oldukça spesifik eğitim veren ve oldukça da ağır bir bölüm. Ekonometri okursanız yanısıra kendi başınıza ekonomi bilginizi geliştirmeye çalışmanız ve muhasebe, hukuk çalışmanız gerekir.
      Üniversitenin iş bulmadaki katkısı şöhretiyle ilgilidir. Mesela Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ gibi okullar iş bulmada ön sıralarda geliyor.

      Sil
  28. Hocam ben dokuzeylul iktisat ceko maliye ve ekonometri arasinda kararsizim ekonometriye matematik cok var zor diyolar ama benim matematikle aram cok iyi .yonetici falan olmak istiyorum bu bolumlerden hangisini secmeliyim ve nasil bir yol izlemeliyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonometri teknik bir konudur. Yöneticilik için bunun yanında hukuk, muhasebe ve daha derin ekonomi bilgisi gerekir. Bunları da çalışıp eksiğimi tamamlarım diyorsanız mesele yok. Aksi takdirde maliye seçin.

      Sil
    2. Ekonometri yi sectim yuksek lisans yapsam ne uzerine yapayim

      Sil
    3. Kamuda görev düşünüyorsanız ekonomi ya da maliye, özel kesimi düşünüyorsanız işletme ya da ekonomi alanında yüksek lisans yapın.

      Sil
  29. Ekonometri okuyup yuksek lisans yapsam is bulma olasiligim artarmi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer yüksek lisansı işletme, ekonomi gibi alanlarda yaparsanız artar.

      Sil
  30. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üçü de iyidir. Kamu kesiminde görev düşünüyorsanız öncelik: İktisat, maliye. Özel kesimde çalışmayı düşünüyorsanız öncelik işletme, iktisat. Hangisini seçerseniz öteki bölümlerde okutulan dersleri kendi kendinize çalışıp eksikleri gidermenizde büyük yarar var.

      Sil
  31. Hocam yazilariniz icin oncelikle teşekkür ederim , bu yil marmara işletme bolumunden mezun oldum, ozel sektörde calismayi planliyorum ingiltere amerika kanada ya da avustralya da yüksek lisans yapma imkanim var, pazarlama, ekonomi yada mba hangi alana yonelmem daha dogru olur ve ulke secimi konusunda spesifik olarak ulkenin hangisi oldugumu ya da kabul alacagim universitenin dunya siralamasinda konumu mu daha önemlidir, teşekkür ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel kesimde çalışacaksanız MBA veya pazarlama yüksek lisansı yapmanızı öneririm.
      Yüksek lisans için ABD bir numaradır. Orada da ilk 50'ye giren üniversiteleri seçmek gerekir. ABD olmazsa Londra da London School of Business iyidir.

      Sil
  32. Hocam calisma ekonomosi mi ekonometri mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mezuniyet sonrası ne olmak istediğinize bağlı. Araştırma yapmaya meraklıysanız ekonometri. Rutin konulara meraklıysanız çalışma ekonomisi.

      Sil
  33. Hocam ben Kocaeli üni. iktisat öğrencisiyim. Mezun olduktan sonra yine bu bölgede çalışmak istiyorum . Sizce burdaki firmalar Kocaeli üni.den mezun olduğum için bana daha kolay fırsat tanırlarmı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bölge şirketlerinde çalışmak istiyorsanız size önerim istediğiniz şirketlerde staj yapma imkanı arayın. Bu, size diğer bölgelerdeki öğrencilere göre avantaj sağlayacaktır.

      Sil
  34. Sayın hocam,
    İngilizce iktisat eğitimi veren bir üniversitemizde iktisat son sınıf öğrencisiyim. İktisat derslerimin ortalaması (iktisat, ekonometri, matematik) yaklaşık 3, 70 ancak diğer dersler eklendiğinde ortalamam 3.30 gibi bir seviye de. Yurtdışında davranışsal ekonomi ya da uluslararası Ekonomi alanlarından yüksek lisans yapmak istiyorum. Ancak başvuru yaptığımda direkt ortalamam mı göz önünde bulundurulur. Nitekim bunların içinde Türkçe, tarih gibi yurtdışındaki okulu ilgilendirmeyecek dersler de var ya da sadece iktisat alanindaki derslerimin başarısı mı göz önünde bulundurulur. Çok karıştırdım ama benle aynı ortalaması hatta daha fazla olup da bu ortalamayı iktisat alanının dışında (genelde ortak dersler) olan derslerle yapmış birinden daha avantajlı olur muyum?
    Başka bir mesele ise, aslında kamu istiyordum ancak okulumda hemen hemen hiç hukuk dersi almadım, hukuk alanına dair bir fikrim yok. Hukukta kendimi geliştirmem adına neler tavsiye edersiniz? Degerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurtdışındaki okullar her ikincine de bakar. Yani toplam başarı ortalamanız ile herbir dersten aldığınız notlara da bakarlar (iyi okulları kastediyorum.)

      Sil
    2. Hukuk için de borçlar hukuku anayasa hukuku idare hukuku ve ticaret hukuku öncelikli çalışılması gereken dallar

      Sil
  35. Hocam ben daha yeni lise mezunuyum ve tercih yapacağım. İktisat düşünüyorum. Acaba iktisat mezunu birisi en kötü haliyle ne kadar kazanır ?

    YanıtlaSil
  36. Böyle bir şeyi yanıtlamak mümkün değil. En kötüye değil en iyiye odaklanmamızın öneririm.

    YanıtlaSil
  37. Hocam,

    Ben afyon kocatepe uluslararası ticaret ve finansman ve celal bayar işletme,iktisat, ekonomi ve finans bölümleri arasından hangisini tercih etmeliyim sizce ?

    Şimdiden teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi de iyi. Özel sektör için işletme veya UA ticaret, kamu kesimi için ekonomi, iktisat her ikisi için de finans tercihi doğrudur.

      Sil
  38. hocam ben muhasebe mezunuyum. aklımda kamu yönetimi,maliye ve işletme var sizce nasıl bir sıralama yapmalıyım kafam çok karışık yardımcı olur musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşletme, maliye, kamu yönetimi sıralaması uygundur.

      Sil
  39. hocam ben üniversite tercihi yapacam bankacı olmak istiyorum. peki sizce bankacılık ve finans, iktisat, işletme ve kamu yönetimi bölümünden hangisini seçmeliyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kamu yönetimi hariç hepsi uygundur.

      Sil
  40. Hocam merhaba
    İstanbul ü niversitesi iktisat fakültesi işletme bölümünden bu sene mezun oldum.Yüksek lisansa başlamayı düşünüyorum.İki program arasında seçim yapmam gerekiyor.İşletme yüksek lisansı veya para ve sermaye piyasaları ve finansal kurumlar yüksek lisans programı.Amacım akademik kariyer yapmak.Hangisini önerirsiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkinciyi öneririm. Çünkü ilkinde zaten lisansınız var. İkincisindeki konular sizin için daha yeni konular.

      Sil
  41. Hocam ben dokuzeylul iktisat bolumunu kazandim sizce bu bolumden hangi meslegi secmeliyim ilgi alanim daha cok yoneticilik falan ama sayilarla aramda iyidir sizce nasil bi yol izlemeliyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce biraz ilerleyin ona göre karar verirsiniz.

      Sil
  42. Sayın hocam
    Ben gazi iibf iktisat bölümünü yeni kazanmış biri olarak seneye bir daha sınava girip hacettepe ingilizce iktisat bölümünü kazanmak için mi uğraşmalıyım yoksa bölümümde kalıp ingilizceyi dışardan kurslarla mı halletmeye çalışayım bilemedim bu konudaki düşüncelerinizi belirtebilir misiniz ?
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tümüyle sizin çabanıza bağlı bir karar. İkisi de olabilir.

      Sil
  43. Gazi iibf özellikle Kamu kesimine sağladığı bürokratlarla alanında Türkiyenin İlk 5 okuluna girer;burayı bırakıp genel başarısını iibf ye yansıtamayan hacettepeye geçmen hele ki. yoğun kişisel gayret gerektiren İngilizce öğrenimi için bana hata gibi görünüyor. Başarılar..

    YanıtlaSil
  44. Zaten benim içinde sorun da tam olarak burada artık ingilizce bile yetersiz kalıyorken birde sadece türkçe eğitim veren bir okulda kalmak geleceğim açısından azda olsa bir kaygı veriyor bu arada hacettepe iktisatın alanında başarısız olduğunu hiç düşünmüyorum.Saygılar

    YanıtlaSil
  45. Demek istediğim yabancı dil öğreniminin daha çok kişisel performansa bağlı olduğu.. Hacettepe iktisata başarısız demedim ama hacettepe deyince akla ilk tıp gelir iibf sonlarda kalır ama gazide durum öyle değil.. ikinci yabancı dili ancak büyük özel şirketlere uluslararası şirketlere müdür vb unvanlara atanırken aranır. iyi bir alan bilgisi ve çok iyi seviyede bir ingilizce hemen her kapıyı açar ayrıca sana kamuda çalışmanı tavsiye ederim. Bakalım Mahfi Hocamız ne der

    YanıtlaSil
  46. bir selahattin togay, ismail bulmuş, ömer faruk çolak yoktur hacettepede:)

    YanıtlaSil
  47. Yorumlarınız için teşekkür ederim benim için oldukça aydınlatıcı oldu.

    YanıtlaSil
  48. dokuz eylül iibf okuyanların kpss başarıları ne düzeyde ?

    YanıtlaSil
  49. Hocam merabalarr :) ben dgs öğrencisiyim sınav terchleri başladı bankacılık mezunuyum ve suan ne yapacağımı bilemiyorum. lütfen yardımcı olun. kendi alanımda mı ilerlemeliyim herhanghi bir yerde yoksa iyi bi ünide ibf bölümü mü okumalıyım. iş olanağı olarak hangisi daha iyidir neye göre tercih yapmalıyım lütfen yardımcı olun. mezun olduktan sonra iyi bi iş hayal ediyorum. cevabınızı bekliyorum meraklaa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi bölümünüzde uzmanlaşmanızı tamamlamak daha akıllıca görünüyor.

      Sil
  50. Merhaba hocam. 2 yıllık bankacılık ve sigortacılık mezunu oldum ve ara vermeden bu sene dgs girdim.okul 3.lüğüm var ve pamukkale uluslararsı tiicaret ve finansman yada herhangi bir uygulamalı bilimler yüksekokulunda bankacılık ve finans tercih etmeyi düşünüyorum.Yüksekokula gittigmde tek korkum yüksekokul diploması almam bi işime yaramıyacak düşüncesi var ve öte yanda 3. yıldan başlıyıp okulu 2 senede bitirebilitim.Bu baglamda size göre iş olanağı açısından hangi bölümü okumam gerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bölüm çok önemli değil. Önemli olan sizin hangisini severek ve ciddiye alarak okuyacağınız. Eğer okutulanlardan ötesine geçip kendi kendinizi geliştirmek için ciddi bir çaba göstermez sadece okulda verilenle yetinirseniz ne okursanız okuyun başarılı olamazsınız. Rekabet inanılmayacak kadar yükseldi.

      Sil
  51. Hocam öncelikle iyi günler,

    Şöyle bir kendimi anlatayım ilk başta . Araştırmacı bir kişiliğim vardır. Ekonomiyi , politikayı , tarihi severim. Uzun zamandır hedefim Boğaziçi , Galatasaray , ODTU gibi üniversitelerde İktisat bölümünü kazanmak ve bu hedefime yaklaştım diyebilirim.

    Hocam benim asıl sormak istediğim konu siyaset ve politika hakkında. Ben siyasi olarak kendimi geliştirmek ve siyasete , politikaya katılmak istiyorum. Şimdi siyaset işinin üniversite de okunan bölümle doğrudan ilişkisinin olmadığını biliyorum. Kendimi geliştirmeye bakıyor bu tür işler gençlik kollarında vs.
    Bana bu konuda önerebileceğiniz bir şeyler var mıdır? 5 Yıllık üniversite hayatımda siyasi , politik , genel kültür anlamında kendimi geliştirmek istiyorum. Mesela üniversitede seçmeli dersler olabilir veya üniversite dışında etkinlikler olabilir neler önerirsiniz? Bu konu hakkında tecrübe , bilgi sahibi herkesten öneri almaya çalışıyorum.
    Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  52. Bu güzel gazi için tesekkur ederim hocam ben 4 yillik isletme okuyorum ve 2. Üniversite ya kayit olmayi düşünüyorum ilerde de ekonomik olarak ve mevki olarak iyi bi meslek sahibi olmak istiyorum sizde hangi bolumu secmeliyim hangi bölümde is olanagi daha fazla
    Tesekkur ederim :)

    YanıtlaSil
  53. Merhabalar hocam, ben dumlupinar univ. İktisat 2.sinif ogrencisyim aof den baska bir bolum daha okumak istiyorum , cevremdekiler maliye veya kamu yonetimi oku dediler, kpss de alanin genisler diye, bunun haricinde saglk kurumlari yonetkcilgi diye bir bolum var kafamda olan, gelecegi en parlak ve bana kpss olsun ozel de olsun en iyi yardnci olacak olan 2.bolum olrak tafsiyenizi almak istiyorm, yaynadignz yazilarnizda okudum verdgniz bilgiler gercekten bizlerin kafasindaki sorulari yanitliyor, benimde bu soruma karslik bir cevabinizi bekliyorm, tesekkuler .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben olsam maliye okurdum. Gerçekten ikisi birbirini bütünler.

      Sil
  54. mrb hocam ben izmir katip çelebi üniversitesi yüzde 30 İngilizce olan işletme bölümünü kazandım yeni açılan bi üniversite akademik kadrosu çok iyi diyolar sizce nasıl bi üniversite iyi midir okunabilir mi soracağım bu kadar tşkler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katip Çelebi Üniversitesi hakkında hiç bir fikrim yok. Ama en iyi okul da olsa en kötü okul da olsa iş size kalıyor. İşletme okuyan o kadar çok kişi var ki çok çalışmanız, başka okullarda okutulan kitapları da okumanız gerekiyor.

      Sil
  55. Merhaba ben bu yil ege uni iktisat bolumunu kazandim su an hazirlik okuyorum ileri ki yillarda yatay gecis sinaviyla ankarada ki veya istanbuldaki universitelerden birine gecmeli miyim hedeflerim ck buyuk cok iyi yerlere gelmek istiyorum bu yuzden de bu konuda bilgi edinmek istiyorum cevaplarsaniz sevinirim.Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence sizin bu ideallerinize ne şekilde hazırlanacağınız daha önemli. Eğer bunu Ege'de yapamayacağınızı düşünüyorsanız yer değiştirmeyi düşünün. Ama ben okuldan çok kişinin kendi çalışmasıyla br yerlere gelinebileceğini düşünüyorum.

      Sil
  56. Merhaba hocam.ben ege üniversitesi iktisat 2.sınıf öğrencisiyim.Size sormak istediğim şey ben ileride kaymakamlık,eğer olmazsa da uzmanlık tarzında meslekler düşünüyorum.Acaba bir kıyaslama yapacak olursak.Ankara,Gazi gibi üniversiteler Ege ye göre daha avantajlı mı?Sizce en iyi iktisat fakülteleri hangisi hocam ülkemizde ?Cevaplarsanız çok sevinirim.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  57. keşke benim soruyu cevaplayaydınız üstteki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size bu konuda bir tavsiye veremem çünkü ben kendimi öğrencilik yıllarımda bu tür bağlantılardan uzak tuttum. O nedenle bu konuda tavsiye verecek doğru kişi ben değilim.

      Sil
  58. merhaba hocam ben kocaeli üniversitesi işleme (%30 ing.) 1.sınıf öğrencisiyim yüksek lisans yapıp özel sektör de çalışmayı düşünüyordum ama arkadalarım bana iş bulamazsın vb şeyler söyledi.Bende kararsız kaldım devam mı edeyim yoksa bir sene daha hazırlanayım mı ? cevaplarsanız çok memnun olurum hocam

    YanıtlaSil
  59. hocam soruma lütfen cevap verirmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşlarınızın ne demek istediğini anlayamadım. Yüksek lisans yapan biri niye iş bulamasın? Tercih sizin elbette ama ben bu görüşü anlamlı bulmadığımı söyleyeyim.

      Sil
  60. Hocam öncelikle verdiğiniz aydınlatıcı bilgiler nedeniyle sizlere teşekkürü bir borç bilirim. Size aklımın her zaman bir köşesinde takılı kalan sorumu yöneltmek istiyorum. Ben Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Maliye 1. sınıf öğrencisiyim. İleride de Vergi Müfettişliği gibi bir hedefim var henüz kesin olmamakla birlikte. Soruma gelince okuduğum üniversitenin ileride bana olumsuz bir durum yol acabilir mi ? demek istediğim Ankara Üniversite , Gazi Üniversitesi dururken Osmangazi Üniversitesi'nde okuyor olmamın mesleki kariyerimde olumsuz sonuçlar doğururmu ? Şimdiden verdiğiniz cevap için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  61. Hocam öncelikle verdiğiniz aydınlatıcı bilgiler nedeniyle sizlere teşekkürü bir borç bilirim. Size aklımın her zaman bir köşesinde takılı kalan sorumu yöneltmek istiyorum. Ben Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Maliye 1. sınıf öğrencisiyim. İleride de Vergi Müfettişliği gibi bir hedefim var henüz kesin olmamakla birlikte. Soruma gelince okuduğum üniversitenin ileride bana olumsuz bir durum yol acabilir mi ? demek istediğim Ankara Üniversite , Gazi Üniversitesi dururken Osmangazi Üniversitesi'nde okuyor olmamın mesleki kariyerimde olumsuz sonuçlar doğururmu ? Şimdiden verdiğiniz cevap için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  62. Hocam ben üniversite sınavına hazirlaniyorum iibfde uluslararasi iliskiler okumayi dusunuyorum konya selcuk universitesinde sizce is imkanlari nasil ve neler + yuksek lisansim ve yabanci dilin bana nasil katkilari olur is bulma yolunda

    YanıtlaSil
  63. hocam uluslararasi iliskiler icin ingilizcenin onemi nasil

    YanıtlaSil
  64. Merhabalar hocam açıklamalarınız ve soruları cevapsız bırakmamanız beni çok sevindirdi.Öncelikle şunları söylemeliyim.Lise hayatımda 1.sınıfı saymassak (ortak müfredat) 2,5 yıl sayısal eğitimi aldım iyi düzeyde bir anadolu lisesinde.Fakat geçte olsa son sınıfın ikinci yarısında üniversite sınavına aylar kala eşit ağırlıktan hazırlanma kararı aldım ve hiç pişman değilim.Zor oldu biraz ama şu an tercih yapmamıza günler kaldı.İktisat bölümü okumak istiyorum.Hedefim Dokuz Eylül üniversitesi.İktisat bölümünde kendimi buldum.Bir sorum olacaktı ing okumak istiyorum tabiki.Benim sorum bölüm ile alakalı olacaktı çok ağır bir matematik ders yoğunluğu var mıdır?yoksa orta derece bir matematik mi?İnsanlar Hep işletme iktisat gibi bölümlere önyargılı yaklaşıyorlar onu okuyacaksan hiç okuma diyen insanlarla bile karşılaştım.Bu fikrimde hiçbir şekilde değişime sebep olmadı,boş laflar,önyargılı saçma sapan dayanaksız fikirler..

    YanıtlaSil
  65. Hocam merhaba ben tm1 de 146 binim 152 binlik bi yerin gelmeme olasiligi var (Marmara ekonometri)

    YanıtlaSil
  66. Hocam nolur bi yardımcı olun

    YanıtlaSil
  67. Merhaba hocam ben İİBF bölümlerinden birini tercih etmek istiyorum ama kararsızim. Müfettiş olmak istiyorum sizce hangi bölümü tercih etmeliyim saygilarimla

    YanıtlaSil
  68. Hocam merhaba çalışma ekonomisi bölümünde Dokuz Eylül Üniversitesini önerirmisiniz yoksa Uludağ yada Eskişehirmi? Birde dokuz Eylülde ikinci öğretim okumanın dezavantajı olur mu? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  69. Hocam dokuz eylül üniversitesi çalışma ekonomisi,selçuk üniversitesi kamu yönetimi ve kırıkkale siyaset bilimi ve kamu yönetimi arasında kararsız kaldım yardımcı olursanız sevinirim.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  70. merhaba hocam sizce pamukkale maliye mi yoksa celal bayar maliye mi ? teşekküler

    YanıtlaSil
  71. hocam i.ö işletme okuyorum, 2.sınıfa geçtim ve örgün hakkı kazandım. Ekonomiyi pek sevmiyorum matematiğimin de iyi olduğu söylenemez .Siyaseti seviyorum ama önümde kontejyan açısından iki seçenek var iktisat ve maliye .Sizce hangisini seçmeliyim ilerisi için genel bir hedefim yok iyi bir ücretle çalışabilsem yeterli.

    YanıtlaSil
  72. Hocam öncelikle yazı için teşekkürler. İÜ SBF'de Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyorum. Bize herhangi bir tavsiyeniz var mı? Bir de açıköğretimden iktisat ya da işletme okusam gözle görülür bir faydası olur mu bana? Şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
  73. Hocam ben geçen sene Dokuz Eylül - İktisat kazandım. Bu sene, geçen seneki puanımı kullanarak Akdeniz Üniversitesine yatay geçiş yapmak istiyorum. Sizce yine İktisat mı tercih etmeliyim , yoksa Maliye mi?

    YanıtlaSil
  74. hocam yazınız gerçekten aydınlatıcı ama aklımda bikaç soru var onlarıda cevaplarsanız sevinirim. iibf bölümlerinden hanginin tercih etmem daha doğru olur. devleti özel sektöre tercih ediyorum ve devlette iş imkanı en çok hangi bölümde var ? şimdiden teşekürler...

    YanıtlaSil
  75. iyi günler hocam. trakya üniversitesi muhasebe bölümüne başlayacağım bu sene ancak başka bir üniversiteye geçiş yapmak ve bölümümü de değiştirmek istiyorum. sizce hangi bölüme geçiş yapmam daha iyi olur? ya da eğer bu bölüme devam edersem mezun olduğumda iş bulma imkanım düşük mü olur? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  76. Merhaba hocam.
    Dumlupınar Üniversitesi bankacılık ve Finans bölümünü kazandım. Kapaliyim. Bankada kapalı çalıştırmazlar dediler.dogru mu? Birde bu bolumden menzun olup Maliye Bakanlığında da çalışabilir miyim?

    YanıtlaSil
  77. hocam iyi günler marmara işletmeyi kazandım fakat insanlar bana maliyenin işletmeden daha iyi olduğunu söylüyorlar benim kafam karıştı alttan ne kadar ders kalırsa kalsın merkezi puanla yatay geçiş yapmayı düşünüyorm maliyeye buna siz ne diyorsunuz. maliye mi işletme mi devlet kadroları bakımında teşekkürler.

    YanıtlaSil
  78. Hocam ben akdeniz üniversitesi kamu yönetimi bölümünü kazandım ancak etrafimdan bölümü boşa okuyacağımı hiçbir işe yaramayan bir bölüm olduğunu duyuyorum ilerde girebilecegim yerleri mezun olunca ne yapmam gerektiğini iş imkanlarını anlatır mısınız. Şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
  79. hocam iyi günler ben maliye 1.sınıf öğrencisiyim.okulum bittiğinde yüksek lisans yapmak istiyorum.ama hangi bölümden yapmalıyım karar veremedim şimdiden karar verip ders seçimleri ona göre yapmak istiyorum.hangi bölümden yüksek lisans yapmak benim için daha iyi olabilir iş imkanları açısından

    YanıtlaSil
  80. Hocam merhabalar ben lise son sınıf öğrencisiyim. Ticaret okuyorum bölümüm dış ticaret/muhasebe. Üniversiteye hazırlanıyorum. Tercih ediceğim bölüm uluslararası ticaret ve finansman. Pamukkale üniversitesini istiyorum bu bölümle beraber. Sizce bölümüm nasıl ve üni hakkında bilgi verirmisiniz? Birde başka nereyi seçebilirim? Yanıtlarsanız çok sevinirim hocam :)

    YanıtlaSil
  81. Merhaba hocam ben Maliye bölümünde okuyorum bu yaz stajımı insan kaynakları departmanında yapayağım. Ileri de bu departmanda çalışmak istiyorum bu departman benim bölümüme uygunmudu.

    YanıtlaSil
  82. Özel sektörde çalışmak için sadece sayısal ağırlıklı alanlarda mi okumak gerekir? Mesela ODTU-Sosyoloji yazmayı düşünüyordum, cok arastirma yaptım bu konuda aslında. iyi bir okul, 2 dil, yandal, Erasmus ve bazı projeler yapsam okul zamanindayken insan kaynakları uzmanı olamaz miyim

    YanıtlaSil
  83. Hocam iyi günler. Hocam matematiğim iyi sayılır ve özel sktörde çalışmak iasteyen biriyim. Bu sene sınava girdim puanıma göre İstanbul ve Marmara ing. işletme ile Hacettepe Uluslararası ilişkileri yazmayı düşünüyorum. Önceliği hangi bölüme vermeliyim işletme mi uluslararası ilişkiler mi, işletmede istanbul mu marmara mı teşekkürler.

    YanıtlaSil
  84. çok teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  85. Hocam merhaba, ben bu yıl üniversite tercihi yapacağım fakat aklımı kurcalayan bir husus var size danışmak istiyorum.Hocam üniversiteyi okurken aynı zamanda KPSS ye hazırlanmayı planlıyorum. Sizce İstanbul Üniversitesi Ekonometri bölümünü mü yoksa Kocaeli üniversitesi İktisat bölümünü mü tercih etmem benim için daha iyi olur? Kısa süre içerisinde cevaplayabilirseniz çok mutlu olurum. Teşekkür ederim, iyi günler dilerim.

    YanıtlaSil
  86. hocam iyi günler öncelikle.

    Ben maliye önlisans maliye aksaray üniversitesi ortaköy myo mezunuyum.Endüstri Meslek Lisesi otomotiv çıkışlıyım aynı zamanda.Sayısalım pek iyi değil.Bu sene dgs ye girdim ve yalnızca Erciyes üni tercih yapacağım, tüm bölümler geliyor.

    İktisat-Maliye-İşletme vs. şeklinde sıralama yapmak istiyorum yukarıdaki yorumları okuyunca iyice aklım karıştı öneri ve tavsiyeniz nedir ?

    Şunu da belirteyim benim sosyal ilişkilerim çok kötü her ortama uyum sağlayamıyorum ancak ticaret açısından alım-satım-değerlendirme yönünde iyiyimdir.Şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...