5 Ağustos 2015 Çarşamba

Ekonomide Analitik Düşünme Dersleri 3 (Örnek Olay: Büyümenin Analiz Edilmesi)

Teorik örnek: Büyümenin analiz edilmesi
Diyelim ki ekonomide büyümenin durumunu araştıracağız. Büyüme burada sonuç ya da sentezdir. Analiz yaparken bu bütünü oluşturan parçaları ayrıştırmamız gerekir. Büyümeyi etkileyen birçok parça söz konusudur.

En basit denklemle başlayalım. Gayrısafi yurtiçi hasılanın (GSYH) harcamalar açısından yazılışı şu denklemle ifade ediliyor: 

Y = C + I + G + (X – M)  (Bu denklemde Y = GSYH, C = Tüketim, I = Yatırım, G = Kamu harcamaları, (X – M) de ihracat - ithalat farkını gösteriyor.)  

Çoğu ekonomi öğrencisi bu denklemi bu aşamada bırakır ve metnin devamını okumaya devam eder. Çok az öğrenci daha bu aşamadayken bazı sorular sorup yanıt arar. Y’nin artması demek ekonominin büyümesi demektir. Bir ekonominin büyümesi için fiziksel üretimi artırması gerekir. Fiziksel üretimi artırmak için de ya yatırım yapılması ya da üretimde kullanılan kapasitenin daha yüksek oranda kullanılması Kapasite kullanımının kullanılabilecek son aşamada olduğunu yani daha fazla artırılmasının mümkün olmadığını varsayarsak üretimi artırmanın yolu yatırımdan geçecek demektir. O halde büyümenin yolu yukarıdaki denklem açısından I’nın artırılmasıyla sağlanacak demektir. Buraya kadar anlattıklarımızı yazalım:

Yatırım                    
Üretim artışı                
       Büyüme

Yatırım yapmak için ne gerekir? Yanıt: Kaynak gerekir. Kaynak nasıl bulunur? Yanıt: İç tasarruflar kullanılır. İç tasarruflar yetmezse ne olur? Dışarıdan tasarruf ithal edilir (borçlanma veya yatırım çekerek.) Şimdi bunu yazalım:

Tasarruf
Yatırım
Üretim artışı
        Büyüme

Tasarruf nasıl yapılır? Gelir eşitliğini hatırlayalım: Y = C + S Yani gelir (Y) iki şekilde kullanılır: Tüketim (C) ve tasarruf (S.)

Tasarrufları artırmanın iki yolu vardır: (1) geliri (Y’yi) artırmak, (2) Gelirin kullanım biçimini değiştirmek ve tüketimi düşürüp tasarrufu artırmak. Bunun da yolu tasarruf yapmayı çekici hale getirmek ve insanları tüketim taleplerini ertelemeye yöneltmekten geçer. Bunu yapabilecek tek araç faizdir. Faizi artırırsak tüketim azalır, tasarruf artar.  GSYH’yı şimdi de üretim cinsinden yazalım:

Y = Ap + Ip + Sp + o (Bu denklemde Y gelir, Ap tarımsal nihai üretim, Ip sanayi nihai üretimi, Sp hizmet kesimi nihai üretimi, o diğer kalemleri gösteriyor.)

Y’yi yani geliri artırabilmek için denklemin sağ tarafındaki nihai üretim değerlerini (reel yani fiziksel olarak) artırmak gerekiyor.

Bu durumda Kısır döngüye girmiş oluyoruz. Çünkü büyümeyi artırmadan yani denklemin sağ tarafındaki üretim miktarını artırmadan geliri (Y’yi) artırmak mümkün değil. Oysa yukarıda yazdığımız Y = C + S denklemindeki tasarrufu (S) artırabilmek için Y’yi artırmak gerekiyor. S’yi artıramazsak yatırımı, yatırımı artıramazsak üretimi, üretimi artıramazsak geliri artıramıyoruz. Bu durumda hayati önemdeki değişken tasarruflardır (S.) O halde S’yi artırmak gerekir. S’yi nasıl artırırız? S, gelirin ve faizin bir fonksiyonudur: S = f (Y, i)

Geliri, yukarıda açıkladığımız kısır döngü nedeniyle artıramıyorsak faizi artırmak suretiyle S’yi artırabilirmiyiz? Y = C + S olduğuna göre yani gelir tasarruf ve tüketim olarak kullanıldığına göre C’yi düşürerek S’yi artırabiliriz. Bunun da yolu faizden (i) geçiyor. Faizi artırırsak o zaman insanlar C’ye ayırdıkları kaynağın bir bölümünü S’ye ayırırlar. Böylece yatırımlar için kaynak bulmuş oluruz.

Güzel de Faiz tasarrufları etkilediği kadar yatırımları da etkiliyor. Yatırım fonksiyonunu yazalım: I = f (Y, i, K) (Bu denklemde K, sermaye miktarını gösteriyor.) Artırmayı hedeflediğimiz Y’yi bir yana bırakırsak tasarruf fonksiyonu [S = f(Y, i)] ve yatırım fonksiyonunda [I = f (Y, i , K)] ortak anahtar i’dir (faiz.) Ne var ki i, tasarruflar açısından artarsa olumlu, yatırımlar açısından ise azalırsa olumludur. Bir başka kısır döngüye giriyoruz. Bu durumda tek çözüm dışarıdan tasarruf ithali kalıyor.

İç Tasarruf + Dış Tasarruf 
    Yatırım
   Üretim artışı
                      Büyüme

Dış tasarrufu nasıl ithal edebiliriz? Üç yolu var: Ya yabancı sermayeyi yurtiçinde doğrudan yatırım yapmak için çekeriz veya portföy yatırımı için davet ederiz (borsa yatırımı) ya da bize borç vermesini sağlarız. Yabancı kaynak kendi ülkesinde yatırım yapmak veya faiz kazanmak varken niçin bizim ülkemize gelsin? Ya da soruyu farklı soralım: Yabancı kaynakların, kendi ülkesine yatırım yapmak yerine bizim ülkemize gelmesi için ne yapmamız gerekir? Eğer bizdeki faiz, yabancı sermayenin kendi ülkesindeki veya bizim yerimize gidebileceğimiz alternatif ülkelerin faizinden yüksekse o zaman yabancı sermayeyi çekebiliriz. İyi de faiz yükselince yatırımcı, finansman maliyeti pahalandı diye yatırım yapmıyor. İç ve dış enflasyon farklıysa devreye reel faiz giriyor. Çünkü tasarruf sahibi nominal (görünür) faize değil reel faize (enflasyondan arındırılmış faize) bakıyor. Bizde enflasyon yüzde 8, nominal faiz yüzde 10, yabancı yatırımcının ülkesinde nominal faiz yüzde 2 enflasyon da yüzde 1,5 olsun (bu faizleri vergi sonrası net faiz olarak alıyoruz.) Bizim paramızla yabancı yatırımcının ülkesinin parası arasındaki kur 1 yıl boyunca değişmeden kalmış olduğunu varsayalım. Bu durumda yabancı yatırımcı 100 birim parasını kendi ülkesinde bankaya (veya tahvile) yatırsa yılsonunda yüzde 2 faiz alacak ama bunun reel (yani enflasyondan arındırılmış) getirisi kabaca 0,5 puan olacak. Oysa bu parayı buraya getirip aynı işlemi yapsa yüzde 10 faiz kazanacaktı. Onu, bizim ülkemizdeki enflasyon değil kendi ülkesindeki enflasyon ilgilendireceği için arındırmayı ona göre yapacak ve 8,5 puana yakın reel faiz elde etmiş olacaktı. O halde biz, yabancıya sağlanan bu imkanla faizi artırmadan yani yatırımcının maliyetini artırmadan tasarruf ithali yoluyla yatırımlar için kaynak bulabiliriz.

Ne var ki bunun da sınırları var. Her şeyden önce bizim ülkenin para birimi değer kaybederse bu yabancı yatırımcı için kayıp demektir. Kur riskini bu yatırımı yaparken dikkate alır. İkinci olarak kur riski dışında diğer riskler de vardır. Örneğin ülkedeki siyasal istikrarsızlık, ekonomik kriz ve paraların ödenememesi riski gibi riskler yabancı yatırımcıyı olumsuz etkiler.

Ekonomide her konu aşağı yukarı böyle uçsuz bucaksız tartışmalara neden olur. Ama bu analitik akıl yürütmeyi yapmazsak ekonomiyi anlama imkânımız da olmaz. Çelişkiler, labirentlere dönüşür. Bu tür labirentlerde birden fazla çıkış yolu vardır ama o yolları bulmak kolay değildir. Onun için ekonomide aynı konuda iki farklı görüşe dayalı iki farklı teori Nobel ödülü alabilir. Bu iki farklı teori labirentin birden fazla olan çıkış yollarından ikisini göstermiştir muhtemelen.  Ekonominin zorluğu da buradadır, güzelliği de.  

41 yorum:

  1. hocam elinize sağlık , çok güzel ve ayrıntılı olmuş. Şimdi döngüye hangi kısımdan girmek gerekcek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Döngüden çıkmak önemli.

      Sil
  2. beyniim yandı elinize sağlık hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi çalışmalarında yaygın bir durumdur beyin yanması. Neyse ki kendi kendini söndürüp devam eder beyin çalışmaya.

      Sil
  3. Bu ülkeye yüksek faiz nedeniyle, yabancı yatırımcılar tarafından milyarlarca döviz gelse ve dövizlerini tl ye çevirip vade sonunda da tekrar daha fazla dövizle ülkelerine giderken iç piyasadan bu kadar fazla dövizi toplayabilirler mi? Toplarlarsa bu ne gibi sorunlar ortaya çıkarır acaba?...

    Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu tür paranın çıkış zordur. Sıkıntı yaratır. O nedenle yabancı sermayenin makbul olanı doğrudan yatırım için gelenidir.
      Bu sorduğunuz sorunun yanıtını hep birlikte Fed'in faiz artırım kararıyla yaşayacağız. Neyse ki herkes çıkış için o anı beklemiyor, bir bölüm önceden çıkıyor.

      Sil
    2. Hocam selamlar, eski bir konu evet ama buradaki sorular ve onlara verdiğiniz cevaplardan bile faydalanmaya çalışıyorum. Sorum şu olacak ; FED in faiz arttırmasının nedeni enflasyonun 2% olan hedefe ulaşması olacak. Faiz artışında beklenen oran ise ilk aşamada 25 baz puan. Yani 0,25% ten 0,5% olması bekleniyor. Peki ; reel faiz yine eksi olmayacak mı burada ? Yani vergiler muaf en yalın haliyle bile yine -1,5% luk bir negatif getiri söz konusu iken neden EM lerden para çıkışı söz konusu oluyor ? Konjonktürel riskleri bir kenara koyduğumuzda tabi . Yani sadece faiz artışı nedeniyle para çıkışı olduğunu varsaydığımız durumdan bahsediyorum.

      Saygılar..

      Sil
  4. Hocam çok güzel bir yazı olmuş gene. Okuduğumuz kitapların resmen özünü çıkartıp önümüze koyuyorsunuz.O derece faydalı oluyor bize. Birde hocam affınıza sığınarak sizden birşey rica edeceğim. Bize güzel bir okuma listesi daha hazırlarsanız gerçekten bizi çok mutlu edersiniz. Daha önceki hazırladığınız okuma listenizden bir kaç kitap dışında ( onların satışı tükenmiş. ) hepsini okudum. Takdir edersiniz ki ne kadar çok kaynaktan beslenirsek bizim için okadar iyi. Elimden geldiğince gece gündüz okumaya çalışıyorum. Ne yazıkki özelikle makro ekonomi mikro ekonomi vb. konular sürekli tekrar etmeyince unutma kaçınılmaz oluyor. Kendi okuduklarım dışında sizin önerdiğiniz kaynaklarıda okumak bizim için gerçekten çok önemli. İlginiz için şimdiden çok teşekkür ederim. Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Evet ben de her yıl yeni çıkan bir makro bir de mikro kitabı alıp hızlıca okurum. Hem bilgi tekrarı olur hem de yeni teorileri elden geçirme fırsatı verir bu tür tekrarlar.
      Bu yazı serisini tamamladıktan sonra daha geniş bir okuma listesi vereceğim. Bir yazımı böyle bir listeye ayıracağım.

      Sil
  5. Hocam İktisada Giriş derslerinde okutulacak örnek analiz olmuş. Ellerinize sağlık...

    YanıtlaSil
  6. Hocam bir sorum olacak cari açığı ödemeler bilançosu kalemlerinden biri olan cari işlemler hesabının açık vermesi olarak tanımlayabilir miyiz ? Şimdiden çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle tanımlarız. Yalnız doğrusu ödemeler dengesidir. Ödemeler Bilançosu doğru bir çeviri değildir. Çünkü ingilizcesi Balance of Payments dir Balance Sheet of Payments değil. Esasen u bir bilanço değildir. Çünkü kar zarar yoktur içinde.

      Sil
  7. Hocam hiç mübalağa etmeden üniversitede aldığım 4 yıllık İngilizce iktisat eğitiminden daha fazlasını sizin blogunuzdan öğrendim.Yazılarınızın devamını bekliyoruz. İyi ki varsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bunun nedeni üniversite eğitiminin uygulamadan uzak olmasından kaynaklanıyor. Teorinin uygulamaya dönüştürülmesi genellikle applied economics derslerinde verilir ama bizde bu dersler ya yok ya da olsa bile uygulama olarak genellikle Türkiye uygulamasını değil başka ülkelerin uygulamasını anlatıyor.

      Sil
  8. yatırımdan yatırıma da fark var tabii. verimli-verimsiz, döviz gelirini daha çok artıran-daha az artıran, döviz giderini daha çok azaltan-daha az azaltan gibi.
    mesela Avustralya'da son 5 yılda (kümülatif) yatırımlar %10 artmış ama ekonomi %14 büyümüş. Hindistan'da yatırımlar %22 artarken Hint ekonomisi %42 büyüme kaydetmiş. Çin'de hem yatırımlar hem ekonomi %50 büyümüş. G.Afrika %11 yatırım artışıyla %13 büyüme yakalamış. benzer şekilde Meksika %13 yatırım artışıyla %18 büyümüş.
    bize gelirsek; yatırımlar %77 artmış artmasına ama gelin görün ki ekonomi son 5 yılda yatırım artışının sadece %39'u kadar yani %30 büyümüş.
    ABD bizden biraz daha iyi. %26'lık yatırım artışının %46'sı kadar yani %12 büyüme gelmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Katkı için teşekkürler.

      Sil
  9. Hocam MB nın faizleri 100 bp artırması dolar üzerinde etkisi olur mu?
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buradaki konu yabancı kaynakları çekebilmek. Sın dönemde Türkiye'de riskler hızla arttı: Koalisyon kurulamıyor, erken seçim kapıda, Sınırımızda savaş hali var, terör tırmanıyor. Bunlara ek olarak ihracat düşüş eğiliminde, büyüme oldukça düştü, enflasyon yüksek, cari açık düşse de hala yüksek. Ayrıca Fed'in faiz artırma beklentisi arttıkça ülkeden parasını alıp gidenler artıyor. Böyle bir durumda TCMB faizi artırmak zorunda kalacak. 100 bp ile başlayıp daha yukarı giderek döviz erimesini en azından yavaşlatabilir.

      Sil
    2. Hocam merkez dolara fed+ufak bir miktar (örneğin %0.5) verse dolar karşılığında o günkü kurdan dolar teminatı ile kısa vadeli başka bir oranda tl karşılığına faiz alsa (yani gelin dolarınızı feddden daha iyi alayım, bunu teminat olarak kullanıp tl yatırım yapın dese ki sanırım buna benzer bir şey yapıyor) faiz hadlerini fazla oynamadan işi çözebilir mi?

      Sil
  10. S+T+M = I+G+X =>>> (S-I) = (G+Tr-T) + (X-M) =>>> Özel Kesim Dengesi = Bütçe Dengesi + Dış Ticaret Dengesi

    Sızan Tasarruflar S, Yatırım I şeklinde, sızan Vergiler T, Kamu Harcaması G şeklinde, sızan ithalat M ihracat X olarak ekonomiye tekrar enjekte olur ve denge sağlanır.

    Özel kesim dengesinin dengede olduğu S=I ortamında; devlet, topladığı tüm vergileri bütçede denklik sağlanacak şekilde kamu harcaması olarak topluma geri döndürmektedir.

    Özel kesim, kamu kesimi ve dış ticaret dengesinin bulunduğu sızıntı ve enjeksiyon eşitliğinde ekonomide herhangi bir sorun meydana gelmez.

    YanıtlaSil
  11. Tasarruflar (S), faiz artınca normal şartlar altında artar, insankar tasarrufa yönelir yazınızda belirttiğiniz gibi.

    Peki, ülkemiz ve bizim gibi hepsi olmasa bile vatandaşların önemli bir kısmı faizi haram olarak değerlendiriği ve tasarruf kararını değiştirmediğini düşünmek yanlış mı?

    Eğer böyle ise faiz arttırma/azaltma nın etkisi olması gerektiğinden sınırlı olmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer faiz ile katılım bankalarının aldığı farkın aynı nitelikte olduğunu düşünürsek (ki öyledir) faiz artırımının etkisi sınırlı olmaz. Bizde olmuyor mesela.

      Sil
  12. Ekonomi her ne kadar matematik dolu olsa da sonunda sosyal bir bilimdir, ve toplum tercihleri makro ekonomiyi belirler. Kesin cevaplar yoktur fizikte oldugu gibi. Bunu gosteren gayet guzel bir yazi. Buna benzer cevapsiz bir soru da ben sorayim: ABD senelerdir cari acik veriyor, Almanya ise surekli fazlada. Hangisi ekonomi icin daha iyi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir katkı. Teşekkürler.
      Soruya gelince hangisinin doğru olduğu tek bir veriye bakarak anlaşılmaz.

      Sil
  13. Hocam,
    biz de sizin tasarruflarınızı (bilgilerinizi) kullanarak yatırım yapıyoruz (öğreniyoruz).
    Faiz olarak (şimdilik) sadece teşekkürlerimizi sunabiliyoruz. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. O kadar faiz bana yeter.

      Sil
  14. Mahfi Bey Merhabalar,

    Türkiye Ekonomisine ilişkin tahminlerinizi değiştirdiğinize ilişkin yazınıza yorum yapmıştım, Dolar kuru ve büyümeye ilişkin yılsonu öngörülerinize katılıyorum. Yakın zamanda Türkiye için senaryonun iyiye gideceğine dair pek bulgu yok diye düşünüyorum. Benim size bireysel emeklilik sistemine ilişkin bir sorum olacak. Bu sistemde hisse ağırlıklı fonlara portföyde önemli bir ağırlık verilmesi gerektiği, zira uzun dönemde bu fonların en iyi getiriyi sağladığından bahsediliyor. Sizce bu önerme sadece yapısal sorunları olmayan ya da görece az olan ülkeler için mi geçerli? Türkiye'nin gelecek 5- 10 yılı için
    bu önermenin geçerli olabilme ihtimalini görüyor musunuz? Yoksa Amerika'nın faiz artırım süreci ve Türkiye'nin büyüme ve enflasyon sorunları uzun vadede de olsa Türk Lirası varlıklara yatırımı çok riskli hale mi getiriyor?

    Bir de bugün Harvard'dan bir ekonomistin gelişen ülkelerin gelecek 10 yılı daha kötü gidecek diye bir yazı okudum. Bu bilgiler ışığında Türk yatırımcılarına döviz cinsi varlıklar dışında bir seçenek kalıyor mu sizce?

    Çok teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kanıdayım. Uzunca bir süre önce krizin son aşamasının gelişmekte olan ülkeleri vurması olacağını anlatmıştım.
      Bu durumda en akıllıca iş Dolara yatırım yapmak. Yılbaşından beri herkese söylüyorum. Ozaman Dolar / TL kuru 2,30 idi.

      Sil
    2. Yanıt için teşekkür ederim Mahfi Bey. Eurobond yatırımını da bu kapsamda önerir misiniz, yoksa ülke riskinden dolayı o da beklenen getiriyi sağlayamayabilir mi? Bir de altının bir sonraki küresel krize kadar yatırım aracı olmaktan çıktığına ilişkin yorumlar var. Sizin bu konudaki düşüncelerini alabilir miyiz? çok teşekkürler, iyi günler.

      Sil
  15. Emeğinize sağlık,resmen beyin fırtınası yaşattınız hocam ya nasıl faydalı bir şey oluyo anlatılamaz yazılarınız.Yukarıda kitap okuma dizisinden bahsetmişiniz,sabırsızlıkla bekliyorum gerçekten.Diyecek söz yok hocam size keşke imkan olsa da her üniversitenin birinci sınıfında en azından birkaç derse girseniz.Hem iktisatı sevdirirsiniz hem de öğrencilerin ufkunu açarsınız.
    Sizin gibi değerli,karşılıksız emek harcayan insanları hala bu ülkede kaldığını görmek geleceğe umutla bakmamızı sağlıyo hocam tekrar herşey için teşekür ederiz..............

    YanıtlaSil
  16. Hocam öncelikle yazınız için ellerinize sağlık diyorum. Nihai tarım üretimi, sanayi üretimi adımlarında kritiklik olduğunu düşnüyorum. Sanayi üretimine yönelim planlı bir şekilde gerçekleştirilmeli. Patent başvurularına ülke ülke baktığımızda hangi noktada olduğumuzu görüyoruz. ( bazı siteler koydum aşağı incelemek isteyen arkadaşlara) devletin daha fazla AR-GE konusunda teşvik sunması gerekiyor. Bunun yanında bütün yük devlette değil bizim de dediğiniz şekilde finansman yaratmak için tasarrufta bulunmamız gerekiyor. Ama ülkemizde müthiş bir üretim çılgınlığı olduğunu düşünüyorum. C üzerinden Yyi arttırmak I olmadığı sürece geçici büyümeler gerçekelştirir üretimin devamı gelmeyeceği için. İnsanların tasarruf konusunda bilinçlenmesi gerekiyor.


    http://deneyimpatent.weebly.com/1/post/2013/07/patent-top-20-listesi.html
    https://stats.oecd.org/Index.aspx?DataSetCode=PATS_IPC
    http://data.worldbank.org/indicator/IP.PAT.RESD

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "tüketim" çılgınlığı olacaktı

      Sil
  17. işin özü
    karlı yatırım ,karların tasarrufu ve tekrar karlı yatırım

    YanıtlaSil
  18. Hocam merhaba
    Öncelikle bu güzel yazı kendi adıma için teşekkür ederim. Bu blog ve emeklerinizin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Hem türkçe kaynak açısından hemde anlaşılır uslubunuz sayesinde bir çok konuda bizi aydınlatıyorsunuz. Bir kaç sorum var.
    1- Tasarruflar yatırımlara kaynak oluşturuyor bunu anlıyorum fakat tasarruflar arttıkça yapılan yatırımları karlı kılacak ve yeni yatırımları teşvik edecek tüketimi kısmış olmuyor muyuz ?
    2-Yüksek tüketim oranlarının enflasyon ve dış borçlanma gibi negatif etkileri olduğunu gözardı edemem ama bir yandan da ekonomiye olan güvenin bir göstergesi olamaz mı ?
    3-Belki de çözüm yatırımların kaynağında yapılacak bir değişiktir borçlanma yerine katılım ile olsa (biraz Amerika gibi ) daha sıkı denetlenen şirketler ve ekonomi ile daha ilgili bireylerin sayısının artması ile tasarruf oranlarının artmasından daha olumlu sonuçlar doğurmaz mı ? Böylece ekonomik ilişkiler daha içiçe geçerek ' Köşeyi dönme ' hırsından devamlılık hırsına pozitif bir motivasyon sağlayabilir mi ? ( Yüksek tüketimin enflasyonu tetiklediğini biliyorum fakat belki buna bir çözüm bulunabilir)

    YanıtlaSil
  19. hocam cok tesekkurler müthiş faydalı yazılarınız takip ediyorum
    hem türkiye hemde dünya ekonomisi konusunda bu tip analizlerin devamını diliyorum
    başarılar dilerim

    YanıtlaSil
  20. Yukarida sergilediginiz ogretim becerileri cogu ogretmende bulunmaz hocam.Bir lise ogretmeni olarak size tesekkur ediyorum.

    YanıtlaSil
  21. hocam elinize sağlık,bir öğretmen olarak ekonomiyi bu şekilde anlatmanız gerçekten kafamda farklı düşünceleri açtı...

    YanıtlaSil
  22. sonuç olarak hocam bizim kendi tasarruflarımızdan öte ithal tasarrufa hitap etmemiz gerekiyor.bunun yoluda kur istikrarı ve hukuk devleti güvencesiyle yabancı yatırmcılara güven sağlamamızdan geçiyor.siyasilerimiz hukuki konularda biraz az müdahil olup bağımsız ve tarafsız yargıyı tesis edip yatırımların yapılması önündeki hiyerarşiyi azaltıp hızlandırmamız ve kurdaki oynaklığa mümkün olduğunca erken müdaheleyle istikrar sağlamamız öncelikli hedeflerimiz olmalı.bundan bi kaç ay önce yazdığım' reeel faiz yabancı yatırımcıyı cok bağlamaz' yorumuma neden cevap yazmadığınızı anladım sanırım.. teşekkürler..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...