5 Kasım 2016 Cumartesi

Etkilendiklerim: Seçmeler

Yazar / Edebiyatçı / Eseri
Albert Camus (Yabancı, Veba, Düşüş, Başkaldıran İnsan)
Edgar Allan Poe (Morg Sokağı Cinayeti)
Jean Paul Sartre (Bulantı, Altona Mahpusları)
Antoine de Saint Exupery (Küçük Prens, Gece Uçuşu)
William Shakespeare (Venedik Taciri, Hamlet)
Ahmet Hamdi Tanpınar (Saatleri Ayarlama Enstitüsü)
Peyami Safa (Cumbadan Rumbaya)
Yaşar Kemal (İnce Memed)
Beydeba (Kelile ve Dimne)

Şair / Eseri
Nazım Hikmet (Kuvayı Milliye, Sesini Kaybeden Şehir)
Edgar Allan Poe (Kuzgun)
Attila İlhan (Ben Sana Mecburum, Sisler Bulvarı)
Orhan Veli Kanık (Bütün Şiirleri)
Cemal Süreya (Sevda Sözleri, Üstü Kalsın)

Sinema Yönetmeni / Eseri
David Lean (Dr. Jivago, Hindistan’a Bir Geçit)
George Lucas (Star Wars: Empire Strikes Back)
Bryan Singer (Olağan Şüpheliler)
Roberto Benigni (Hayat Güzeldir)
Quentin Tarantino (Pulp Fiction)
John Huston (Iguana Geceleri)
Hurst, Jacobson, Warn (Sherlock, dizi)

Sosyal Bilimci / Eseri
Sigmund Freud (Totem ve Tabu, Rüyaların Anlamı, Hz. Musa ve Tek Tanrıcılık)
Alaeddin Şenel (Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi)
Karl R. Popper (Açık Toplum ve Düşmanları)
M. Ilin, E. Segal (İnsan Nasıl İnsan Oldu?)
Chartier Alain (Mutlu Olma Sanatı)
Şerif Mardin (Din ve İdeoloji, Jöntürkler)

Doğa / Fizik Bilimcisi / Eseri
Charles Darwin (Türlerin Kökeni)
Stephen Hawking (Zamanın Kısa Tarihi)
Stephen Jay Gould (Darwin ve Sonrası)
Desmond Morris (Çıplak Maymun)
Bill Bryson (Hemen Herşeyin Kısa Tarihi)

İktisatçı / Eseri
John M. Keynes (İstihdam, Faiz ve Para Genel Teorisi)
Karl Marx (Kapital)
Piero Sraffa (Production of Commodities by means of Commodities)
Alfred Marshall (The Principles of Economics)

Tarih Yazarı / Eseri
Halil İnalcık (Devlet-i Aliyye, Osmanlı ve Modern Türkiye)
Trevor Bryce (The Kingdom of the Hittites)
Roger Crowley (1453)
Franz Babinger (Fatih Sultan Mehmet ve Zamanı)
David Fromkin, (A Peace to end all Peace)

84 yorum:

  1. Bence Bill Bryson'un Hemen Herşeyin Kısa Tarihi kitabi genel bilim kategorisinde yer almaliydi.

    YanıtlaSil
  2. Öneriler için teşekkürler, fakat benim açıklamasını yapamadığım bir gelişme var(komplo teorilerinden sıyrılarak). Gelişmeler ortadayken S&P'nin kredi görünümümüzü negatifden durağana çekmesinin sebebi ne olmuş olabilir? Üstelik büyüme beklentileri de düşerken, rasyonel bir açıklaması var mıdır bu durumun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var. BB+ (negatif) not bir sonraki aşamada not düşüşü beklentisi demektir. S&P, Türkiye'nin zaten yatırım eşiğinin altında olan notunun düşmeyeceğini bu düzeyde tutacağını açıklamış oldu. Bizim anlamak istediğimiz gibi not yükseltmesi anlamına gelmiyor bu düzenleme.

      Sil
    2. Avrupa'da makro ekonomik göstergeleri,Maastrit kriterlerine uygun kaç ülke var? Türkiye bunların neresinde.Cevaplarsanız memnun olurum.

      Sil
    3. Bunun için bir çalışma yapmak lazım. AB üyesi olup da Euroya geçmemiş üyeler için hazır bir not var.
      https://en.wikipedia.org/wiki/Euro_convergence_criteria

      Sil
  3. Hocam bu kadar kitabı gençken mi okudunuz orta yaşta sonra mı? Eğer gençken okuduysanız biz herşeyden ümidimizi keselim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Moral bozmak gibi olmasın ama bunlar benim okuduklarımın sadece yüzde biri belki.
      Kimisini gençken kimisini orta yaşta kimisini sonra okudum.

      Sil
  4. Hocam Prof. Dr. Celal Şengör hocamızın tv'de bir programını izlerken tavsiyesi üzerine Karl Popper - Bilimsel Araştırmanın Mantığı kitabını okumuştum hakikatten müthiş bir kitaptı. İsterseniz onu da ekleyin ana eseri olarak geçiyor. Birde Bertrand Russell'dan bize ne tavsiye edersiniz başlangıç olarak, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında felsefe başlığı altında ayrı bir kategori açmam gerekirdi.
      Bertrand Russell hem çok okuduğum hem de beğendiğim bir filozoftur. Batı Felsefesi Tarihi, Aylaklığa Övgü, Neden Hristiyan Değilim, Bilim ve Din ilk aklıma gelenler.

      Sil
    2. Hemen sipariş veriyorum, teşekkür ederim.

      Sil
  5. Hocam belli bir yaş seviyesine geldiniz (birikimli ve üst düzey), kitap okumak, çıkarımda bulunmak ve değerlendirme açısında dünyayı gezme ve tanıma noktasında sizce bunun çizgisi nasıl olmalı ve bu çizgi sizde hangi seviyede

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyayı gezmek artık benim gençliğimdeki kadar zor değil. Gençliğimde görevim dolayısıyla gezdim ama artık öğrenmek gezmek için gezebiliyorum. Birçok ülkeyi, kenti gezdim gördüm. Ama tanımak başka bir şey. Öyle bir kaç günlük gezilerle tanımak kolay değil. Ben İngiltere'de 1 yıl, ABD'de 6 yıl kaldım. Dolayısıyla İngilizleri ve Amerikalıları tanırım. Ama mesela son gittiğim Küba'da 8 gün kaldım. Bir fikir edindim ama Kübalıları tanıdığımı söyleyemem.
      Bence fırsat ve imkan varsa yılda en az bir hafta başka ülkelere gidip oraları görmek çok yararlı. İnsanın yaşama bakışını etkiliyor.

      Sil
    2. Başka bir geçerli yöntemde özellikle internet kullanımının çok yaygın olduğu şu dönemde farklı ülkelerden insanlarla tanışıp onların dünyasını ilk ağızdan öğrenebilirsiniz.

      Sil
  6. [1/2]

    Mahfi bey, bu blog yazınızın dışında önemli sorularım var. Umarım okursunuz...

    2017 için tahmin yapmayacağınızı yazmışsınız ama biz sizden nokta atışlı Dolar/TL kuru, borsa seviyesi beklemiyoruz.

    Deneyimli bir ekonomist olmanıza istinaden, 2017'ye projeksiyon(lar) tutmak için analiz yapmayı ihmal etmeyeceksiniz değil mi?

    Birkaç konu başlığı sıralayayım:

    (1) FED'in faiz arttırma stratejisi 2017'de nasıl şekillenebilir? Bu kez, baz alacağı kriterler neler olabilir? Yine sadece ABD-içi ekonomi verileri ile yetinip, dünya genelini ikinci sıraya gönderebilir mi?

    (2) Sanırım 2017 yılı, TCMB'yi haber bültenlerinde çok sık izleyeceğimiz bir yıl olacak. FED'in faiz arttırma olasılığı hiç olmadığı kadar yüksek, bu durum, Türkiye dahil gelişme yolundaki ülkelere akan "sıcak para" mefhumunu eritecek, piyasamızda Dolar daha fazla değer kazanacak, TL daha fazla değer kaybedecek.

    Bu durumda, TCMB'nin ağzından hangi kararlar çıkacak, merakla takip edeceğiz.

    2017 tam manâsıyla, TCMB'nin bağımsızlığını test etme yılı olacak:

    a) TCMB, faiz kararını alırken, siyasi erkin söylemlerine göre mi hamleler yapacak?

    b) TCMB, faiz kararını alırken, ekonominin (özellikle "enflasyon"un) gidişatına göre mi hamleler yapacak?


    (3) İngiltere'nin AB'den çıkış süreci nasıl işleyecek?

    "Easy exit" mi olacak?

    "Hard exit" mi olacak?


    Bu tanımlar ne demek, hem İngiltere ekonomisine, hem AB'nin mevcut ekonomik durumuna ve elbette Türkiye ekonomisine etkileri neler olabilir?

    (4) Çin'in ekonomik büyümesi sabit mi kalacak, yoksa, düşebilir mi? Çin'in uydusu niteliğinde olan ülkelerde "tek adam rejimi" gitgide yükseliyor. Filipinler'de yeni seçilen başkan Rodrigo Duterte bir örnek. 2017 yılı, diğer birçok Asya ülkesi için de seçim yılı aynı zamanda. Bu ülkeler kendi yönetimlerini, ABD'nin başı çektiği Atlantik blokuna göre mi, yoksa, Çin'in başını çektiği Asya blokuna göre mi dizayn edecek?

    FED'in faiz arttırımları olursa, Çin rezervlerindeki Dolar'ları piyasaya sürebilir mi?

    [2'yi takip ediniz...]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) ve (2) Esasen tahmin yapmama yönündeki kararımın temel nedeni Fed'in ne yapacağı konusundaki belirsizlik. Bu konu Türkiye'yi ve bütün dünyayı fazlasıyla etkileyecek. Peş peşe faiz artırırsa krizin içine gireriz, artırmazsa durumu idare edebiliriz.
      Açıkçası bu aşamada Fed'in ne yapacağı konusunda bir fikrim yok. Belki Aralık'taki kararından bir şeyler çıkarma olanağımız olur.
      Fed eğer faiz artırımlarına başlarsa bizim MB'nin işi çok zor olacak. Çünkü faiz artırması gündeme gelecek. Bence MB'nın bağımsızlığı diye bir şey son bir kaç yıldır zaten söz konusu değil. Faii artırsa da indirse de o görünümü kaybetti. Son faiz operasyonundan sonra bence para politikasını yönlendirme yetkisini yani araç kullanma bağımsızlığını bile yitirdi.
      (3) Brexit konusunda yaşanan yeni gelişmeler de ilginç. Bir yanda halkın kendisi var bir yanda temsilcileri. Öte yanda da yüksek mahkemenin kararı var. Ne olacağını şu anda İngilizler bile bilmiyor bence. Sanırım artık dönüşü olmayan bir yoldalar ve muhtemelen ne kolay ne zor orta bir çıkış olacak.
      Bu çıkışın etkileri zaten büyük ölçüde görüldü. Eğer İngiltere AB ile ilişkilerini yine bir pazar ortaklığı benzeri bir düzeyde devam ettirebilirse (ki sanki öyle olacak gibi duruyor) daha fazla olumsuzluk olmayabilir.
      (4) Bunlar yanıtlanması kolay olmayan sorular. Çin'in büyümesi biraz da başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünyanın toparlanmasına bağlı. Çünkü üretiminin büyük bölümünü oralara satıyor. Ben Çin'in elindeki dolarları piyasaya süreceğini, en azından bu aşamada, sanmıyorum. Böyle bir durumda ABD, Çin'den aldığı mallara anti damping uygulamaya başlarsa Çin'in büyümesi daha da düşer. Yani Çin ve ABD birbirlerine fazlasıyla bağlı ekonomiler.

      Sil
  7. [2/2]

    (5) Rusya'ya uygulanan ekonomik ambargo ne durumda? Suriye savaşı nedeniyle gündemde pek yer almasa da, Rusya'nın ekonomisi nasıl gidiyor? Rusya'yı ayakta tutan, hâlâ, devasa doğalgaz rezervlerine sahip olması mı? AB'yi "gazın vanasını kapatırım" blöfüyle hâlâ ürkütebilir mi?

    (6) AB ekonomisi 2017'de de toparlanamayacak gibi gözüküyor. Şimdi ekonomik krizle boğuşacak sıradaki ülkenin İtalya olduğu söylentileri var, veriler bu doğrultuda. İtalya'nın hem kamu borcu, hem özel sektör borcunun tehlikeli boyutlara ulaştığı, İtalyan bankacılık sisteminin sağlam olmadığı iddiaları ne kadar doğru?

    Yunanistan'ı hiç konuşmaz olduk. 5 Temmuz 2015'te Yunanistan'ın ekonomisini son kez konuştuk ve kapattık, niçin?

    AB kurumsal olarak çökmeye henüz başlamasa bile, 2017'de, özellikle ekonomi anlamında, "Kuzey Euro bölgesi" ve "Güney Euro bölgesi" diye ayrışmanın uç gösterebileceği rasyonel mi?


    (7) Hillary Clinton'ın başkan seçilmesi hâlinde, Suriye (belki Irak'ı da kapyasan) bir büyük savaş çıkabileceği, bölge ülkelerini ve elbette Türkiye'yi terbiye etmek amacıyla uydurulmuş, "yapay" bir tehdit mi? Gerçekten bir savaş çıkma ihtimali, dünya piyasalarında fiyatlanıyor mu?

    Clinton'ın başkan seçilmesi hâlinde BİLE, FBI'ın başlattığı soruşturmaların devam edebileceği, Clinton'ın hem siyasetin sıcak dünyasıyla, hem kendisine açılan soruşturmalarla mücadele edeceği, adeta ayrı ayrı cephelerde kavga ederek ilerleyeceği bir dönemin yaklaşmakta olduğunu söyleyenler de var.

    Donald Trump'ın başkan olma ihtimalini hariç tuttum, 8 Kasım'da hep birlikte göreceğiz.

    (8) KHK'yı ve OHAL'i kendine dayanak noktası yaparak, çok hızlı hareket etmek amacıyla ilerleyen mevcut hükümetin planları, hiç pürüz çıkmadan devam edebilir mi?

    Medya kuruluşlarına, gazetecilere, siyasi partilere, yerel yönetimlere, üniversitelere, şirketlere ve daha birçok şahıs ve kuruma yapılan operasyonlar, adli soruşturmalar, yaklaşan bir "genel seçim"in, "erken seçim"in emareleri mi?

    "Türkiye'ye özgü başkanlık sistemi" arka fonda devam eden bir süreç olduğundan bunu da ekleyeyim.

    Soruları çoğaltabiliriz Mahfi bey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi cevaplanması gereken güzel sorular beklenti adına cevap verebildigimiz olcude fayda saglariz

      Sil
    2. (5) Rusya'nın durumu pek de parlak değil. Petrol fiyatlarındaki gerileme Rusya'ya ve körfez ülkelerine ağır darbe vurdu. Ambargo, biraz gevşemiş görünse de, fiilen devam ediyor. Rusya bu doğalgaz rezervleriyle durumu idare edebiliyor. Gazın vanasını kapatma blöfü sanırım eskisi kadar etkili değil. Çünkü vana kapanırsa kimin daha çok kaybedeceği tartışmalı.
      (6) Yunanistan kendi çapında toparlanıyor. Bir kaç yıl öncesine göre daha iyi ama hiç bir zaman o eski günlerine dönemeyecek. Çünkü Yunanistan ekonomisinin böyle bir gücü yok. İtalya çok daha önemli bir sorun. İtalyan bankaları gerçekten sorunlu. Bir bankada çıkan büyük sorun dikkatleri yeniden buraya çekti. Ve öyle anlaşılıyor ki bu sorun o bankayla sınırlı değil. İtalya, Yunanistan'a benzer bir duruma düşebilir. Ama Yunanistan kadar kötü olmaz. Çünkü İtalya'nın ciddi bir sanayi üretimi var.
      (7) Bu konuda açık ve net bir fikrim yok. Bunu, dediğiniz gibi yaşayarak göreceğiz.
      (8) Çok zor. Yani ekonomi bu haliyle zor devam edecek gibi görünüyor. İşin kötüsü artık bu aşamada yapısal reformların da durumu düzeltme olasılığı kalmadı. Esasen mevcut duruma bakınca ben yapısal reformlara girilmemesini önermeye başlayacağım. Çünkü görebildiğim kadarıyla benim yapısal reform anlayışımla hükümetin söyledikleri ve yaptıkları tamamen farklı şeyler.
      Erken seçim olur mu bilmiyorum. Ama fiilen uygulanan ve hukuki hale getirilmeye çalışılan başkanlık sisteminin Türkiye'ye özgü olmadığını geçmişte Latin Amerika ülkelerinde ve ortadoğuda pek çok uygulamasının görüldüğünü söyleyebilirim. Bunun ABD tipi başkanlıkla hiç bir ilgisi yok. Çünkü ABD Başkanı bu kadar yetkili değil.

      Sil
  8. İMF Türkiyenin 4. Madde raporunda bir miktar mali genişleme uygun olabilir demiş. ( Haber, Bloomberg HT) Size göre de mali genişleme yapılmalıdır. bütçe dengemiz buna imkan sağlıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kanıdayım. Bütçe dengesini ve faiz dışı dengeyi bir fetiş haline getirmekten vazgeçmek lazım. Burada en önemli nokta aşırı gitmemektir. Çünkü bu tür açıklar alışkanlık yaratıyor ve geri dönüşü zor oluyor.

      Sil
  9. AYM, KHK başvurusunun reddine ilişkin açıklamasında anayasanın 148. Maddesini gerekçe göstererek KHK ların anayasaya uygunluğunu denetleyemeyeceğini söylüyor. KHK ların Ohal KHKsı nitelikleri taşımadığı açık. Artık anayasamız KHK ile ihlal edilebildiği göre Ohal dönemi bitene kadar anayasasız yönetileceğimiz anlamına gelir. AYM açıklamasına göre KHK ile Başkanlık sistemine geçilirse, faiz yüzde 1 e indirilirse ( daha vahimi Yavuz Baydar söylüyor: değiştirilemez maddeler oylamaya sunulursa iptal edecek mercii yok) AYM kararı iptal edemez. Şimdi saygıdeğer Mahfi Hocam, anayasası uygulanmayan bir ülkeye kim yatırım yapmak ister?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef son derecede yanlış bir gelişme içindeyiz.
      Kim yatırım yapmak ister? Risk arttığı için getiri de artıyor dolayısıyla kısa sürede bu artıştan yararlanmak isteyen sıcak para buraya geliyor. Ödemeler dengesine bakınca görüyoruz doğrudan yatırımlarda ciddi gerileme var. Yani biz artık borçla idare ediyoruz. Bu da bizim ekonominin kırılganlığını artırıyor.

      Sil
  10. Pek çok iyi kitap seçmeleriniz arasında yok. Örneğin Mahfi Eğilmez in hiçbir kitabını koymamışsınız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bir seçki. Üstelik de beğendiklerim seçkisi değil etkilendiklerim seçkisi. O nedenle ilk aklıma gelenleri yazdım. Dediğiniz gibi pek çok kitap eklenebilir.

      Sil
  11. Hocam haddim olmayarak sizin tarzınıza en çok uyacak düşünürün Bertrand Russell olduğuna inanıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle doğru. Russell hem çok okuduğum hem de etkilendiğim bir filozof. Ama işte ilk akla gelenleri yazınca onu atlamışım.

      Sil
  12. siz barok dönemi iktisatçısı mısınız?

    21. yüzyılı anlayabiliyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok ben neolitik dönem iktisatçısıyım. O dönemle ilgili Hitit Ekonomisi adlı bir de kitabım var. Türkiye'yi anlamak için o dönemi bilmek yeterli. Zeka geriliğinin tavan yaptığı bir yüzyıl olduğu için 21. yüzyılı tam olarak anlayamıyorum.

      Sil
    2. Hocam Idiocracy izlediniz mi,internet teknolojilerinin toplumun çoğunluğunu er yada geç o noktaya taşıması kaçınılmaz mı?

      Sil
    3. Muhahahaha... ;-)

      Hocam sizin bu cevaplarınızı birleştirerek, sağlam bir prodüksiyonla reklam hazırlayıp, sizi bir stand-up turuna çıkarsak nasıl olur?

      Güldürürken düşündürmek...
      Güldürürken ekonomi öğretmek...

      Kabul eder misiniz?

      Sil
  13. Hocam makroekonomi kitabında gelirde artış olursa ithalat artar deniyor. İthalattaki artış ise geliri artırır deniyor. Normal koşullarda bu doğru ama gerçek hayatta ithalattaki artış geliri azaltırken bir yandan da geliri artırıcı etkisi de yok mu? TV'lerde izliyoruz ithalattaki artış da büyümeye katkıda bulunabilir deniyor olumsuz yönleri olsa da. Makroekonomi bu durum hakkında teori geliştirmemiş midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Makroekonomide ihracat bağımsız ithalat, otonom kısmı hariç, bağımlı değişkendir. İthalat gelirin bir fonksiyonu olarak tanımlanır. Yani geliriniz arttıkça tüketiminiz arttığı gibi ithalatınız da artar. Öte yandan ithalat sadece tüketim mallarını değil aynı zamanda yatırım malları, ara mallar ve hammaddeyi de kapsar. Bunlar yatırım ve üretimde kullanılır. Dolayısıyla ithalat gelirin de artmasına katkı yapar.

      Sil
  14. hocam bist (eski adıyla imkb) tahvil ve bono piyasası faiz oranı gösterge faiz oranı mı demektir?
    hayırlı akşamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gösterge faiz oranı vadesine 2 ve 10 yıl kalmış devlet tahvillerinden ikincil piyasada (yani BIST tahvil ve bono piyasasında) en çok işlem göreninin faizidir.

      Sil
  15. Faydalı paylaşım. Teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
  16. Davin Fromkin'i okudunuz ve etkilendiniz oyle mi? Yani Ittihat ve Terakki gizli mason orgutu ve yahudilerdi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kişinin bir kitabı okuması ve etkilenmesi o kitapta yazılan her fikri kabul ettiği veya onayladığı anlamına gelmez. Bunları öğrenin atık. Bilim ezberlere, mutlak kabullere bağlı bir şey değildir. O inançtır.

      Sil
  17. Baskanlik sistemi ABD var ABD super guc bizde super guc olabiliriz. Baskanlik sistemi bizi nereye goturur sorusunun cevabini baskan bilir o bizi nereye goturecekse biz oraya gideriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu en son söyleyen ülkeler pek de iyi yerlere gitmedi.
      ABD'deki başkanlık sistemiyle bunları karıştırmayın. ABD Başkanının yetkisi o kadar fazla değil. Öyle istediği yere filan götüremez ülkesini. Yakın geçmişte borç tavanını artırmak için ne kadar zorlandığını hatırlayın.

      Sil
    2. Buna yorum yazmak bile gereksiz ama. Bak mesela Angola'da başkanlık ile yönetiliyor. Onlarda ne kadar güçlü değil mi? Sıkıntı yöntem değil bu yöntemi düzgün, dürüst ve ahlaklı bir şekilde yasalara uygun olarak uygulayabilen, yolsuzluk yapmayan yöneticileri yetiştirmekte.

      Sil
  18. hocam aptigim ufak capli arastirmada bi ulkede enflasyon varsa ikici el daha cok el yakiyor ne bileyim ikinci el araba beyaz esya mobilya vs... soyle ki birinci elle arasinda pek bir fiyat farki olmuyor hatta basbasa bile gidiyor neredeyse ve enflasyon yukselince direk ikinci el piyasada fiyatlara yansiyor birinci el yine kampanya tenzilatli satis vss ile isi ucuzdan kapatabiliyor sizce bunun sebebi nedir.

    cabuk hirpalanan elektronik dijital ve Antika retro tarihsel kiymeti harbiyesi olan seyler haric tutarsak

    YanıtlaSil
  19. istikrar ve muhabbet ortaminda ben de dostoyeski okuyorum. dostoveski ve onun karakteri raskolnikovu muhabbetle en kalbi duygularimla kucakliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. raskolnikov ülkemizdeki istikrar ve muhabbet ortamı içinde yaşayan bir birey olsaydı o cinayeti işlemezdi. o da muhabbet ve sevgi dolu bir insan olurdu.

      Sil
    2. Çok doğru. Bizim buralarda öyle cinayet filan olmuyor. Burada insanlar çocuk ve kadın tacizi, kadına şiddet uygulama, şort giyene tekme, çanta çalıp kaçma filan gibi suçları hiç işlemiyorlar. Hiç yok bunlar bu istikrar ve muhabbet ortamında.

      Sil
  20. Hocam gösterge faizi toplu bir liste şeklinde nerede bulabiliriz?
    bloomberg te var ama ordaki liste şeklinde değil.grafik oluşturcam ama oluşturamıyorum gösterge faiz oranlarını bulamadığım için.
    saygılar.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki böyle bir veri serisi yok. Ya da en azından benim bildiğim bir yayın yok. Ben her gün yayınlanan verileri işleyerek seri oluşturuyorum.

      Sil
  21. Hocam dünya savaşında Almanyada hiperenflasyon varken bir mal satın almak epey zordu heralde. Peki insanlar bu durumda bir mal almak için bir bavul dolu para vereceğine mal takasını gündeme getiriyormuydu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mal yoksa elinde neyle takas edecek? Diyelim ki bir çamaşır makineniz var. O dönemde internet filan da olmadığına göre bunu sırtına alıp kapı kapı dolaşıp çamaşır makinesine karşılık domates verir misiniz mi diyecekti?

      Sil
    2. Altin diye bir madde var, unutturmaya caslissalar da, var. Hiperenflasyon altin standarti kalktiktan sonra (1930lar gelismekte olanlar icin 1970 sonrasi) muzdarip olan bir hastaliktir. Paranizin karsiligi altin olunca oyle kafaniza gore fiyat yukseltemezsiniz. Zaten bugun dahi savas durumunda gecer akce altin olacaktir. ABD'yle savasacaksiniz ve odemelerinizi USD ile yapacaksiniz, akil isi mi bu?

      Sil
  22. Hocam Mehmet Akif hakkında ne düşünüyorsunuz. Hayat görüşünüze uymayan biri ama değer verirmisiniz kendisine?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat görüşüme uymayan birçok kişiye saygı duyar ve değer veririm. Bunlardan birisi de Akif'tir.

      Sil
  23. Hocam bu güzel liste paylaşımınız için teşekkürler, eksiklerimizi tamamlamak ya da bilmediklerimizi kesfetmek ögrenmek üzere not aldım.

    Mutlak okumuşsunuzdur ama Halil Cibran da iyi bir filozotur,listeye nacizane bir ilavem olsun.

    Tekrar tesekkürler..

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  24. Mahfi Hocam ben AK Partiliyim.

    Hükümetin ekonomi politikasının yanlış olduğunu, günü-haftayı-ayı yani sadece kısa dönemli sancıları atlatmak amaçlı, geçici nitelikte politikalar uyguladığını düşünüyorum.

    Başkanlık sistemini değil, meclisi savunuyorum.

    Sizce benim gibi endişeli AK Partililer de var mıdır bu ülkede?

    Herhangi bir siyasi parti üyelerine karşı mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimle aynı düşüncedesiniz. Aramızdaki tek fark ben herhangi bir partili değilim. Ama bana sorarsanız siz bu düşüncenizi sesli olarak dile getirseniz sizi partinizde aforoz ederler. Bu dediğimin benzeri bütün öteki partiler için de geçerli. Liderin dediğinin tersini söyleyen bir kişinin o partide kalması pek mümkün değil. Ve maalesef Türkiye'yi dar boğazlar içine sokan bu demokrasi dışı tutum. Oysa sizin gibi kişilerin görüşlerini dikkate alsalar yanlışları bu kadar fazla yapmayız ve geçmişten ders çıkarırız.
      Herhangi bir siyasi parti üyelerine asla karşı değilim. Benim karşı olduğum şey biat kültürü, hep destek, tam destek kültürü. Yanlışsa bir şey ben niye destekleyeyim ki? O nedenle ben siyasete girmiyorum. Ben özgür bir insanım. Benim herkesten farklı düşüncelerim var. Eğer beni aynı tornadan geçirip herkes gibi yapacaksa sistem ben ona karşıyım. Sistem benim farklı düşüncemden yararlanmaya çalışmalı.
      Sizin gibi parti ideolojisine ya da herhangi bir ideolojiye teslim olmaksızın kendi düşüncesini ortaya koyanlara, hangi partide olursa olsun, hangi düşüncede olursa olsun, saygım sonsuzdur.

      Sil
    2. AKP'de aktif siyaset yapiyor ve muhalif fikirleriniz var ise, Mahfi hocayi dinlemeyin, fikirlerinizi sesli olarak dile getirebilirsiniz. Kendisi hayal dunyasindaki AKP'ye gore yorum yapmis, ya da artik yakin cevresinin iliskili oldugu partilerde oyle ise diger partileri de oyle saniyor herhalde.

      Ben AKP icerisinde mevcut kimi politikalara 100% muhalif bir millet vekilini cok yakindan taniyorum. Her toplantida fikirlerini dile getirdigini, basbakan'a direk ilettigi kendi ifadesidir. Kendisi gibi baska millet vekilleri olduguna da kusku duymuyorum. Afaroz maforoz edildigi de yok. Kendisi daha once baska bir parti de de siyaset yaptigi icin neyin ne oldugunu da cok iyi biliyor. Dogrudan politika uygulayicilarina serbestlik taniyanin, daha genel seviyede siyaset yapanlarin farkli goruslerine tahamulu cok daha fazla olacaktir.

      Kaldi ki, AKP'nin tek bir ekonomi, ya da idari politikasi yok. Zamana gore degisebiliyor. Ornegin, iktidarinin ilk zamanlari yuksek faiz politikasini guderken, artik dusuk faiz politikasini guduyor.

      Ama AKP icinde dogrudan siyaset yapmiyorsaniz, niye AKP'de takilip kaliyorsunuz ki? Kendi fikirlerinize yakin baska bir partiyi destekleyebilirsiniz, sanirim 50'ye yakin siyasi parti var Turkiye'de. Baktiniz AKP politikalari sizin goruslerinize yaklasiyor o zaman tekrar AKP'yi desteklersiniz. Tek parti donemini Turkiye atlatali cok oldu.

      Sil
    3. Ben hiçbir zaman siyaset filan yapmadım. Siyaset yapmadığım için aday olduğum partiden seçilemedim. Biz niçin duymuyoruz o muhalefeti? Niçin bir partili de çıkıp ben faize karışılmasına karşıyım. Faiz piyasada belirlenir demiyor mesela? Niye biz hiç karşı fikir duymuyoruz?
      Türkiye görünürde tek parti dönemini atlattı belki ama ne genel olarak ne de parti içi demokrasiye asla geçemedi. Geçseydi zaten bugün başka bir yerde olurduk, 30 yıldır yapısal reform tartışıyor olmazdık.

      Sil
    4. AKP'de karsi fikir duymuyoruz derseniz gene haksizlik edersiniz. Bakan duzeyinde bile ayni fikirde olmayan bakanlarin farkli aciklamalarini duyuyoruz. Ancak bu tip tartismalari kamuoyu onunde yapmak demokrasi geregi felan degildir, dunyanin hangi toplumuna giderseniz gidin, liderin soyledigini elestiren soylemler medya onunde tartisildiginda, bu partinin politika yapma gucunu sekteye ugratir.

      Ben parti ici demokrasi cok ileri felan demiyorum. Ancak AKP bu konuda diger partilerden cok ileridedir, unutmayin ki AKP, Refah Partisi'nden ayrilmis bir akimdir, ve daha basarili olmustur. Siyasi ideolojisinin bir rakibi vardir. Haliyle fikri gelisimi, senelerdir hic dallanamamis, siyasi ideolojisi rakipsiz diger partilere gore cok daha ileridedir. Iktidar olmasinin sebebi de budur esasinda. Rekabet olmazsa ilerleme olmaz.

      Yapisal reform yapilmama sureci de 30 yila cikti, yakinda 90 yildir yapmadik derseniz onceki yazilarinizla iyice celiseceksiniz hatirlatirim. Arzu ettiginiz reformlar reel faiz dusmeden yapilamaz, yapilsa bile ulkeyi cokertir, eski hali topal aksak gidiyordu bari deriz. Umarim dusuk faiz politikasi devam eder, surdurulebilir, biz de koklu degisiklikler yapariz. Aksi halde reform seklinde degil, hafif yapmak zorundayiz ki o hali cok daha zor. Egitim reformu diyorsunuz, yeni fiziksel imkanlar, yeni egitmenler istihdam etmeden ne reformu yapacaksiniz? O yeni binalar, spor salonlari, kulturel eklentiler, ogretmenler, hizmetliler, arastirma gorevlileri butcede acik olusturmayacak mi? Olusan aciklar 25% reel faiz odeyecek mi finanse edilebilecek?

      Sil
    5. Adsız6 Kasım 2016 13:48

      Ben de Ak partiliyim yalniz sizin gibi dusunmuyorum. Baskanlik sisteminin daha verimli oldugunu ekonominin de su an itibariyle iyi oldugunu dusunuyorum. Siz ve sizin gibi Ak partililer Ak parti ruhunu yakalayamamis oldugu icin ayrica uzuluyorum.

      Sizin bir an once baska bir partiye kanalize olmanizi o parti icin calismanizi tavsiye ederim. Ak partide farkli goruslere ve ozellikle de sizin gibi goruslere itibar edilmez. Nasil islamda zenginim ama hacca gitmiyorum gitmem demek gibi bir sey bu sizin yaptiginiz boyle birine nasil musluman denilir. gitsin baska bir dine hizmet etsin. siz de gidin hdpye chpye hizmet edin. Guven ve istikrarin oldugu yerde sizin gibilere yer yok. Biz muslumaniz hamdolsun ozumuz sozumuz bir ve tutarli. Bizde hosgoru var demokrASI varr islami ahlak terbiye va buna inaniyoruz yoksa inanmasaydik sizin gibileri bir kasik suda bogardik

      Sil
    6. Yok öyle demiyorum. Arzu ettiğim reformların tamamı 1923 ile 1938 arasında yapıldı. Sonra o reformlar tek tek tersine çevrildiği için hep reform sözü ediyoruz.
      Bakın bir üstteki AKP'li arkadaşın yorumuna ve karşı fikre saygı gösterilip gösterilmediğini görün.

      Sil
    7. Yukarıdaki arkadaşa ufak bir soru: Bir önceki başbakan parti içi demokrasi ile mi geldi ve gitti? Yoksa başka bir evrende mi yaşıyorum ben?

      Sil
    8. Adsız 13:48
      Hem Ak partiliyim diyorsun hem de Ak partiyi yeriyorsun. Gercek Ak partili ve gercekten Ak partiye gonul vermis ruhunu vermis biri senin gibi konusmaz yazmaz. Bu yaptigin edepsizlik saygisizlik hemde Ak partiye gonul vermis insanlara millete milli iradeye karsi edepsizlik
      Hem AK partiliyim hem endiseliyim kimi kandiriyorsun sen.

      Sil
    9. Adsiz 05:22, Turkiye kavramlarin herkesin isine gore isledigi bir ulkedir.

      Parti ici demokrasi deyince ne anliyorsunuz?

      Bir onceki basbaskan, kendisi istifa etti.

      Istifa oncesi parti icinde MKYK'da, dogrudan il baskani atama yetkisi alindi. Yani parti liderine ragmen, parti yoneticileri bir karar aldi. Buna demokrasi denir.

      Biliyorum arasaniz Turkiye ortalamasindan cok daha beter bir cok ornegini bulursunuz, ancak hepsinin mukemmel oldugunu farzetdiginiz hepi top 5-10 milyon nufusluk kuzey avrupa ulkelerindeki siyasi kultur ile, Turkiye'yi mukayese edip AKP'yi elestirirseniz, AKP daha cok iktidarda kalir.

      AKP'nin rakiplerine bir bakin, liderler nasil degismis? Onca basarilarina ragmen birakmalari gerektigi yerde nasil birakmislar gorevi.

      Hemen hemen girdigi her secimde oyunu yukseltmis bir parti, kuruldugu gunden beri 4 farkli baskan degistirdi. Peki rakipleri? Sanmayin ki Tayyip Erdogan hic bir sey yapmadan lider kaldi, parti icinde Tayyip Erdogan'i degistirmek icin verilen mucadele, diger partilerde iktidara gelmek icin verilmemistir.

      Diyorumya herkesin kavramlari algilama bicimi farkli. Sizi tenzih ediyorum, ancak 'demokrasi' diye yirtinanlar, utanmadan komur, makarna edebiyati da yapiyor. Insan herkesi kendisi gibi sanir. Bu is o kadar kolay olsaydi, birileri her eve nukleer yakit felan goturmeye calisirdi, supheniz olmasin.

      Sil
    10. Adsız7 Kasım 2016 10:43

      Ak parti de senin gibilere yer yok anladin mi! Defol Ak partiden bizim liderimiz birdir yektir siz AK partiyi chp ile mi karistirmaya calisiyorsunuz. Ak ideoloji bizim icin vazgecilmezdir kim bu idelojiden davamizdan saparsa sonu iyi degildir o kadar!biz gucumuzu milletten ve allahtan aliriz bakiniz millet son anketlere gore %54 veriyor Ak partiye hem ak partili olacaksin hem de ak partiyi muhalfetle isbilrigi yapip yermeye calisacaksin.

      Sil
    11. AKP'ye karsi yapilan muhalefet Adsiz 14:42'de oldugu gibi komiklik yapmaktan ibaret oldugu icin, bence kimsenin sikayet etmeye hakki yok.

      Sil
  25. Mahfi bey şimdi okuyacağınızı size sataşmak için değil, bunların gerçek kaynaklarına nasıl ulaşabiliriz onun için soruyorum:

    Mehmet Şevket Eygi 29 Ekim 2016 tarihli yazısında şunları yazmış:

    Türkiye'de olması gereken düzeni, kendi meşrebince sıralarken şunları da eklemiş:

    * Türkiye'de din devlet ayırımı ve kavgası yerine, İngiltere’deki gibi din-devlet birliği getirilmelidir.

    * İngiltere'de laikliğin esamisi okunmaz, orada hükümdar aynı zamanda millî Anglikan kilisesinin başıdır.

    * Birleşik Krallığın "Büyük Britanya" bölgesinde, bütün liselerde sabahleyin, dersler başlamadan önce, okulun kilisesinde âyin yapılması ve bu âyine iştirak mecburîdir.


    (Yazının tamamını okumak isteyenler için:
    http://www.habervaktim.com/yazar/77795/darbeyle-ilgili.html)

    Eygi, belli ki, İngiltere'nin (kıtasal & kültürel anlamda) Avrupa ülkesi olması nedeniyle kendine muazzam bir malzeme bulduğunu, "bakın Batı da bile din böyleyken, biz Doğu'lular neden dini dışlıyoruz?" demeye getiriyor lafı.

    Eygi'nin özellikle İngiltere ile ilgili yazdıkları neyi ifade ediyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamen yanlış anlamış meseleyi. Son derecede yüzeysel bir bakışla bakmış. İngiltere'nin dinle hesaplaşması 8. Henry ile başlar. Tarihe, roman gibi bakınca Henry'nin Katolik kilisesinden ayrılma ve Anglikan kilisesini kurma nedeni karısı Aragon'lu Katerin'den boşanamadığı için zannedilir. Oysa o, işin görünen yanıdır. Asıl olarak Henry, İngiltere'yi katolikliğin ve papalığın hükmünden kurtarmak için yola çıkmıştır. Dinde reform yaparak Anglikan kilisesini kurar ve kilisenin başına da geçer ki papazlar da kendisine bağlı olsun laiklik otursun diye. Bu ayrıntıyı bilmezse insan kralın (kraliçenin) kilisenin başında olmasını dine bağlılık zanneder.
      Batıda dinin dışlanmamasının nedeni artık pek de etkisinin kalmamış olmasıdır. Kilisede yapılan ayinde başında sivil birisi bir kral bulunan kiliseye olan bağlılık bildirilmekte dolaylı olarak krala bağlılık sunulmuş olmaktadır.
      İngiltere tarihi derslerle doludur. Okumasını bilmek gerek.
      Eğer iddia edildiği gibi olsaydı İngilizler dinin önemli bir olgu olduğunu düşünürdü. Yapılan anketlere göre İngilizlerin % 76'sı dinin önemli bir olgu olmadığını düşünüyor.
      https://onedio.com/haber/dine-onem-vermeyen-ulkeler-294732

      Sil
    2. Sayenizde orta cagda Avrupa'da sekulerizm oldugunu da ogrenmis olduk. Bilmiyordum gercekten cok sasirdim.

      Bir noktayi eklemek lazim ancak, Avrupa tarihini bilmek gerek gercekten. Gunluk verilere bakip da gecmisi okuyamazsiniz. Birinci dunya savasinda Avrupa'da dine nasil bakiliyormus mesela? Allah'in sopasi, orta doguyu dinsizlestirmeye calisirken kendileri dinsiz oldular. Cokusleri de basladi zaten. Gocmenler geldikce, yerli halklarinin dini duydularini ve milliyetciligi palazlandirmak icin ellerinden geleni yapiyorlar.

      Amerika'ya bakin mesela, dini inanclar yonunde hic oyle dusuk oranlar yoktur. Gun gectikce azalsa bile, hala oldukca dindar bir millettir ABD.

      Rusya bu konuda bence guzel bir ornektir. Rusya bolsevik devrimi oncesi dindar sayilabilecek bir toplumdu. Kominizm etkisi ile dinsizlestirilmesi, daha da ileri gidecegine cokusu beraberinde geldi. Simdi tekrar maneviyata donuyorlar. Hatta o kadar komik ki, sovyetler doneminde yikip, yerine havuz yaptiklari dunyanin en buyuk kilisesisini, 2000 yilinda tekrar insaa ettiler. Yani hayalini kurdugunuz donusum Rusya'da oldu ve basarisiz oldu.

      Bahsettigim klise, Moskova'yi gezerken, gormek gereken bir yerdir, gezmediyseniz tavsiye ederim:
      http://io9.gizmodo.com/5981106/the-strange-history-of-the-moscow-cathedral-that-couldnt-be-destroyed

      Sil
    3. Size bir şeyler öğrettiysem ne mutlu.
      Benim hayalini kurduğum bir şey yok. Rusya ise doğru bir örnek değil. Amerika'da ben 6 yıl yaşadım. Dindar görünürler ama öyle değildir. Bilim ile dini yan yana koyduğunuzda olay birden farklılaşır.
      8. Henry protestanlıktan esinlenerek ülkesini katolik rejiminden çıkarıp protestanlığın özel bir hali olan Anglikanlığa geçmiştir. Ve İngiltere'nin çıkışı da onunla ve hemen ardından gelen I. Elizabeth ile başlamıştır.

      Sil
    4. Sn. Eygi, Mahfi hocamızın dediği gibi Ingiltere örneğini kendi meşrebince değerlendirerek siz halis niyetli insanları yanıltıcı bir tutum izlemiş. İngiltere'de din ile devletin birbirinden ayrılmış olması yüz yıllar önce gerçekleşmiş. Biz de din ile devlet arasında hiçbir zaman çatışma olmadı. Bizde, dayatılan din anlayışı ile devlet arasında bir çatışmadan söz edebiliriz. Şu an devlet dediğimiz kurum zaten bu din anlayışını temsil ediyor. İngiltere fiber optik teknolojisini ilk geliştiren ülke,jet motorlarının gelişiminde büyük mühendislik çabaları olmuş, bugün kullandığımız internetin ilk ortaya çıkması İngiltere sayesinde olmuş. Bunun haricinde binlerce icatları var. Modern yüksek matematiğin babası Newton yine İngiltere'den çıkmış. Bu gelişimi sadece din-devlet uyumuna bağlamanın art niyetten başka açıklaması olamaz.

      Sil
    5. Mahfi Hocam, gerçekten süpersiniz. Hayatlarında sadece bir veya iki kitap okumuş ve onları da yanlış anlamış, dünya tarihinden haberi olmayan insanlara sabırla yanıt veriyorsunuz. İngiltere'nin ne kadar farklı bir ülke olduğunu anlamayanlar var. Ben hatta onlar için biraz daha ileriye gideyim: Orada monarşi var, cumhuriyet değil. Keşke bizde de İngiltere'deki gibi monarşi olsa da birilerinin seçim derdi kalmasa:)

      Sil
  26. Merhabalar. Bir kişinin bankadan çaldığı parayı gidip başka bir ülkenin bankasına yatırması ödemeler dengesinde yer alır mı? Yoksa, NEO'da mı yer alır Hocam?

    YanıtlaSil
  27. Gençliğimde Kafka'dan öyle etkilenmiştim ki bir daha elime kitap alamadım.Dünyaya bu kadar karamsar bakan yazarı listenize almamakla çok iyi etmişsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında Kafka'dan da etkilendim ama sıralamada biraz daha geride geliyor.

      Sil
    2. Hocam Kafka benim en etkilendiğim. sanırım sizin kadar okumadım için.

      Sil
  28. Hocam keynese göre sızıntı olan vergiler aynı zamanda tasarrufmudur. S=otonom S+s(1-t)Y+tY. Bu ifade sızıntıları ifade ediyotr aynı zamanda toplam tasarrufu da ifade ediyormu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vergi, zorunlu tasarruf (kamu tasarrufu) olarak kabul ediliyor.

      Sil
  29. hocam İngilizce dil pratiğini geliştirmek için ne tavsiye edersiniz.
    Amerika'ya, ingiltereye gitmek? (en az ne kadar süre?)
    son zamanlarda popüler olan Malta'da ingilizce kurslarına gitmek?

    şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
  30. çocukların okuyabileceği kitaplardan da bahsedebilir misiniz.

    YanıtlaSil
  31. 1) 'das kapital' romanı nasıl buluyorsunuz...
    2) 2002 dolar 1,4/1,5 arasındayken esnaf Bülent Ecevit'e yazar kasa atmıştı 2001 2002 krizinde. Simdi dolar 3,17 olmuş esnaftan hic tepki gelmemesinin sebebi nedir. doların bu krizi esnafı etkilemiyormu,etkilemiyorsa esnafın alternfi mi var, yoksa esnaf haline razı mı olmuşlar? Sebebi nedir hocam...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...