26 Ocak 2017 Perşembe

Leviathan

Leviathan, Tevrat ve İncil’de geçen ve kötülüğü temsil eden bir deniz canavarının adıdır. Sonrasında farklı öykü, roman ve felsefe kitaplarında farklı kılığa ve farklı adlara girmiştir. Thomas Hobbes’un 1651’de yayınlanmış ünlü kitabının adı da Leviathan’dır (Leviathan: Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti.) Hobbes, kitabında Leviathan’ı mutlak güç ve yetkilere sahip egemen bir devleti ve dolayısıyla onu yöneten egemeni (hükümdar) tanımlamak için kullanmıştır.

Hobbes’a göre insan, doğası gereği kendi iyiliğini arar ve bu insanlar arasında karşılıklı bir mücadele yaratır. Yani insan insanın kurdudur (homo homini lupus.) Bu yaklaşımın sonucu doğal olarak insanları sürekli birbirleriyle savaşa götürür ki bu da sürekli güvensizlik içinde yaşamak anlamına gelir. Bu durum sürdürülemez olduğu için insanların huzur ve barış içinde yaşamaları karşılıklı olarak bazı haklarından vazgeçmesiyle mümkün olabilir. Hobbes bu karşılıklı vazgeçmeye ‘toplum sözleşmesi’ adını veriyor. Toplum sözleşmesiyle bireyler zora başvurma yetkisini ve gücü daha üst bir güç olarak boyun eğecekleri kişiye yani Leviathan’a bırakmak üzere aralarında anlaşırlar. Bu şekilde sözleşme yapan insanların bir araya gelmesi ile oluşan şey devlettir. Hobbes’un deyişiyle bu Leviathan’dır. Bu gücü elinde bulunduran kişi egemen, diğerleri onun tebaası konumundadır. Bu Egemen bir çeşit ölümlü Tanrı’dır. Ölümlüdür çünkü yaratıcısı insanlardır, Tanrı’dır çünkü onu yaratan insanlar gücünü tartışamaz. Böyle bir sözleşme ile yaratılan egemenin yetkileri arasında şunlar vardır: Tebaa yönetim biçimini değiştiremez. Çoğunluk tarafından yaratılan Egemeni hiç kimse adaleti çiğnemeden tanımazlık edemez. Egemen, yönetilenler tarafından suçlanamaz ve cezalandırılamaz. Yargı ve uyuşmazlıkları karara bağlama hakkı, savaş ve barış ilan etme yetkisi, danışman ve bakanları seçme hakkı,  ödüllendirme ve cezalandırma yetkisi Egemen’e aittir.  

Hobbes liberalizmin, Egemen’in iktidarını sınırlandırma aracı olarak geliştirdiği güçler ayrılığı ilkesine karşı çıkar. Çünkü Hobbes’a göre güçleri ayırmak Egemen’i zayıflatır, gücünü azaltır. Böyle bir zayıflık ortaya çıkarsa insanlar doğaları gereği yine güç savaşına girerler ve bu gidiş sivil savaşa yol açar. O nedenle mutlak egemenlik anlayışı devleti yıkılmaktan korumanın gerekli koşuludur. Egemenin mutlak güçten yoksun kalması devletin yıkılmasına yol açar. Devlet iktidarı ile dini iktidar arasında yapılan ayırım Hobbes’a göre iktidar gücünü zayıflatacak bir ayırımdır. Hobbes, monarşi, aristokrasi ve demokrasi gibi yönetim biçimlerini kabul etse de asıl olarak egemenin gücünün mutlak olması gerektiği görüşünü savunur. Hobbes’un mutlak monarşiden yana olduğunu desteklemek için verdiği örnek evrenin tek bir Tanrı tarafından yönetilmesidir.  

Hobbes, bu görüşü savunduğunda dünya 17’nci yüzyılı yaşıyordu. Aradan geçen yaklaşık 350 yılda pek çok şey değişti. Mutlakiyet gözden düştü, gücün paylaşımı ön plana çıktı. Mesela Hobbes’un ülkesi İngiltere demokrasinin ve güçler ayrılığının şampiyonlarından birisi oldu.

Ne var ki kapitalizmi ahbap çavuş kapitalizmi haline getiren, yasaların arkasına dolaşmayı marifet sayan birçok ülkede Hobbes’un bu görüşleri yeniden yeniye canlanıp öne çıkar oldu. Hatta bu yalnızca o ülkelerle sınırlı kalmadı. Küresel ekonomik krizin yarattığı hayal kırıklıkları, demokrasi açısından birçok gelişmiş ülkede bile bu tür mutlakiyetçi yaklaşımları itibar edilir yaklaşımlar haline getirdi.

Demokrasinin, laikliğin, güçler ayrımının ne kadar önemli kazanımlar olduğu yine anlaşılacaktır kuşkusuz. Olan yalnızca kaybedilen zamana olacak.


Not: Anayasa değişikliği tartışmalarına kafa yorarken birden kendimi neredeyse yarım yüzyıl eskiye dönüp Mete Tunçay’ın Mülkiye 2. sınıftaki Siyasal Düşünceler Tarihi dersinde buldum (o zamanki adı Kamu Hukuku ve Devlet Teorileri idi). Mete Tunçay bize o yıl bu dersle ilgili tam 50 kitap okutmuştu (Aristoteles’in Politika’sından Platon’un Devlet’ine, Machiavelli’nin Prens’inden Jean Jacques Rousseau’nun İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı’na, Thomas Moore’un Ütopya’sından Thomas Hobbes’un Leviathan’ına kadar yayılan 50 kitap).

O zamanlar Mülkiye’de ilk iki yıl ortak dersler okunurdu. Ben o ortak derslerde (sosyoloji, siyaset bilimi, siyasal tarih, siyasal düşünceler tarihi, uluslararası siyasal kuruluşlar, personel yönetiminde insan ilişkileri, anayasa hukuku, idare hukuku, borçlar hukuku, eşya hukuku, miras hukuku, ceza hukuku ve kriminoloji) öğrendiklerimin çalışma yaşamıma, iktisatçılığıma ve sosyo - ekonomik olayları analiz etme yeteneğime çok şey kattığını düşünürüm hep. Bu ortak dersler sistemini bütün benzer okullara yayacak yerde Mülkiye’den de kaldırdık ve bana sorarsanız sosyal bilimler eğitimine büyük kötülük yaptık.  

288 yorum:

  1. Faiz yazilarinizi ozledik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı dikkatle okursanız faiz de var içinde.

      Sil
    2. Faizli yazilari ne yapacaksin.? Faize yatiracagin 50 milyon paran mi var.? Yaziyi iyi oku. anlamdiysan tekrar oku. yine anlamdiysan git yat uyu. rüyanda insallah Leviathani görürsün. belki o Zaman anlarsin

      Sil
    3. 50 milyona faiz isliyor da, 5 liraya islemiyor mu? Faizi yukseltemedikten sonra ne yapayim Leviathan'i, dini sembollerle ilgilenmiyorum. Hic bilimsel degil.

      Sil
    4. zaman firavunların zamanı. bilmediği veya çok az bildiği veya gazete ve televizyondan izlediği dedikodu haberleri ile kendini alim gören firavunların zamanı. Üsluba bak .Mahfi bey tebrik ederim. Yorumlar içerisinde yapılan densizce ifadelere karşı üslub ve nezaketinizi bozmuyorsunuz. "rüyanda insallah Leviathani görürsün. belki o Zaman anlarsin" BU NASIL BİR İFADE.SOKAK AĞZI.SEN VE SENİN GİBİLER YAKIŞMIYORSUNUZ BURAYA . HER YERDEN ÇIKIYORSUNUZ. GİDİN KENDİ AKRANLARINIZ VE ÜSLUBDAŞLARINIZ İLE KONUŞUN.BURAYI NEDEN KİRLETİYORSUNUZ

      Sil
  2. İşte budur:
    "Demokrasinin, laikliğin, güçler ayrımının ne kadar önemli kazanımlar olduğu yine anlaşılacaktır kuşkusuz. Olan yalnızca kaybedilen zamana olacak."

    Biz tarihin sayfalarında kaybolsak da daim kalan özgür düşünce olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece zamana olacak ifadesi tam olarak yanlış olmasa da o devirde yaşadığım için çok uzgunum :(

      Sil
  3. Bu yaziniza fazla yorum gelmez herhalde ama cok guzel konulardan bahsetmissiniz.

    YanıtlaSil
  4. hocam merhaba bir önceki yazıda sormuştum bankalar borç verme faizine dokunur mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Soruyu tam anlamadığım için yanıtlamamıştım. Borç verme faizinden kastınız bankaların kredi faizi mi?

      Sil
    2. O sorunu o yazinin altina sor. Bu baska bir yazi. var ise bu yazi ile ilgili bir soru haydi sor.

      Sil
  5. o zaman leviathan'a hayır mı diyelim hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben durum tespiti yaptım. Tercih sizindir, ben ona karışamam.

      Sil
    2. Hayır diyen arkadaşı fetullahçılıkla, dış güçlerin maşası olmakla filan itham edeyim mi hocam?

      Sil
    3. ak partiliyim, hayır diyeceğim!

      Sil
    4. Bilal Arslan, madem hayir diyeceksiniz, nasil Ak partili oluyorsunuz orasini anlayamadim? Sizin dunya gorusunuz, HDP ya da CHP ile daha fazla uyusuyormus demek ki. Ak Parti bir irk felan degil, Ak Parti bir siyasi parti.

      Sil
  6. Harika bir yazı. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  7. Üniversitese Leviathan 'ı okuyan ve dönemini düşündugumuzde cok begenen biri olarak çok guzel bir yazı hocam kaleminize saglik

    YanıtlaSil
  8. Hocam, bu 50 kitap arasından en beğendiklerinizden birkaç tane söyleyebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında hepsi de çok önemliydi. Ama beni en çok etkileyenlerinden birisi Karl Raimund Popper'in Açık Toplum ve Düşmanları kitabıydı.

      Sil
    2. Soros reyiz e reflectivity theory yi yazdiran mentoru. Guzel bir konsept acik toplum

      Sil
  9. hocam,2017 daha ilk ayı bitmeden bir çok türk firması,hisselerini yabancı firmalara sattı.bunu nasıl yorumlamalıyız? bknz : banvit,Korozo,Borajet, Peyman, Polisan vs.. türkiyenin geleceğinden umutsuz oldukları için midir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz yorumlamışsınız zaten.

      Sil
    2. onlar umutsuz ama yabancılar umutlu bilmem anlatabildim mi? zaman ucuza şirket kapatma zamanı. dolar artıyor ancak ABD büyük ihtimal enflasyonla bütün dünyaya fatura kesecek o kadar borcun çalışarak gelecek vaadiyle vs. ödenmesi mümkün değil...

      Sil
    3. Hocam, siz bu yoruma katılıyor musunuz? Yani gerçekten bu satışlar sizce de Türkiye'nin geleceğinden umutsuz olunduğu için mi yapıldı? Sonuç olarak ortada bir alışveriş varsa bir de alan taraf var, şu halde satan taraf Türkiye'nin geleceğinden umutsuz olduğu için satıyorsa alan yabancı da Türkiye'nin geleceğinden umutlu olduğu için yapıyordur bu işlemi. Hangi tarafın haklı çıkacağını ise zaman gösterir ancak...

      Lakin bu satışları bence daha ziyade son 6 ayda hızla artan dolar sebebiyle dolar bazında yabancılar için ucuz kalmasına ve yatırım açısından uygun fiyatta görmelerine bağlamak daha doğru olur. Keza borsada da 1 aydır bir artış var ve bence sebebi benzer şekilde şirketlerin dolar bazında çekici noktada olması...

      Sil
  10. Hocam, çok güzel bir yazı olmuş. Gayet naif ve anlamlı bir şekilde mücadelenizi verdiğinizi düşünüyorum. Leviathan isminde bir film de var, izlemediyseniz, tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Filmini izlemedim ama ilk fırsatta izleyeceğim.

      Sil
    2. Fakat (film olan) Leviathan, Thomas Hobbes'un kitabından uyarlanmış olan değil, sadece isim aynı. (Türkiye'de gösterimi "Leviafan" adıylaydı.)

      Bir Rus filmi.

      Konusu şöyle:

      Rusya'da SSCB sonrası hayat,
      Aşk,
      Sadakat erozyonu,
      Din,
      Rus tipi suç, hukuk ve ceza mekanizması gibi, daha çok "günümüz gençliğine hitap eden" bir dram filmi.

      Hobbes kadar yüksek perdeden siyaset soruları neredeyse hiç sordurtmuyor.

      Detaylar için Wikipedia'da filmin sayfası:

      https://en.wikipedia.org/wiki/Leviathan_(2014_film)

      * * * * * *

      Eğer siyasi-ekonomik bir tarihi film izlemek isterseniz:

      Karl Marx'ın gençlik yıllarını,
      Friedrich Engels'le tanışmasını,
      Fabrikalarda sendikal faaliyetleri nasıl yaptığını,
      Ve "Das Kapital"i yazmasına yol açan tecrübelerini anlatan, Alman yapımı film 9 Şubat - 2 Mart 2017'de vizyona giriyor.

      Adı:
      "Der Junge Karl Marx"
      "Le jeune Karl Marx"
      "The Young Karl Marx"

      Filmin tanıtım videosu:

      https://www.youtube.com/watch?v=JL0UtVcEUa4

      https://en.wikipedia.org/wiki/The_Young_Karl_Marx

      Sil
  11. Merhaba Mahfi Bey,

    Yazınız için çok teşekkürler, yine çok aydınlatıcı bir yazı oldu. Sizin yazılarınızdan çok şey öğreniyorum. Yazınıza bir ekleme yapmak istiyorum, kuvvetler ayrılığı ile ilgili. Şöyle bir soru vardır: İki kişi ıssız bir adadadır ve ellerinde bir somun ekmek vardır, bu ekmeği bölüşmeleri gerekir, aralarında kavga çıkmadan ikisinin de payına razı olacağı şekilde bölüşebilmelerinin yöntemi nedir?
    Cevap: Birine ekmeği iki parçaya bölme hakkını diğerine de bu iki parçadan birini seçme hakkını verirseniz. Bu şekilde o ekmek iki kişi arasında adilce bölüşülecektir ve iki taraf da bu paylaşımdan memnun olacaktır. Aksi taktirde her zaman bir taraf diğer tarafın ekmeğinin daha büyük olduğunu iddia ederek kavga çıkaracaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Verdiğiniz örneği daha önce duymamıştım çok güzelmiş.

      Sil
    2. Bu İslam'da önerilen paylaşım şeklidir.Saygılar Hocam...

      Sil
  12. acılardan ders almayacağız, bundan sonra tarih daha sık tekerrür edecek demektir hocam. çünkü bilimin eğitimin ve dolayısı ile aklın yerini din aldı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bilim geriye düşünce bilim dışılık toplumu geriye götürür. Pek çok örneği var.

      Sil
    2. İnanç ve bilimin birbirinin önüne veya arkasına düşmesi veya düşürülmemesi gerekir.İkisine de aynı değer ve önemi vermeli ki daha realist ve rasyonel yaklaşım içinde olan bir toplum ve devlet aklı oluşturulabilsin.Diğer türlü; bir ileriyse iki geri durumu "tarihi tekkerrür" olarak anlatılmaya ve yazılmaya çok defa devam edecektir.

      Sil
  13. Hocam merhabalar,

    sitenizin farkına maalesef kısa bir süre önce vardım. Yazılarınız haricinde, yapılan yüzlerce yorumu okuyup, detaylı ve emek harcayacak şekilde yanıtlar vermeniz özellikle saygı uyandırıcı.

    Bilginin değersizleştirildiği ve her şeyin üstünkörü geçildiği bu dönemde devam ettirdiğiniz bu çaba için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen hocam ben de yeni okumaya başladım. hergün yeni yazınızı merakla bekliyorum.
      syg

      Sil
  14. [1/4]

    MAHFİ EĞİLMEZ'İN YAZISINA KATKI

    ‘John McMurtry’ izah ediyor:
    [Kanada ‘Guelph Üniversitesi’nde felsefe profesörü]


    Şimdi, herhangi birimiz çıkıp, ‘bunların hepsi nerede başladı?’ diye sorabilir.

    Bugün sahip olduğumuz, tamamıyla çökmek üzere olan bir dünya!

    Her şey ‘John Locke’ ile başladı!

    John Locke, bize 'mülkiyet'i tanıttı. ‘Özel hak’ ve ‘özel mülkiyet’ için üç şartı vardı:

    1. Başkaları için yetecek kadar ‘artık [leftover]’ bırakılmalı.

    2. Bu ‘artıklar’ asla çürümeye terk edilmemeli.

    3. En önemlisi de, bu ‘artıkları’, ‘işgücüyle’ yoğurmalı. [Not: ‘İstihdam’ kelimesinin, ‘insanları robotlaştırarak, bu yolla meşgul ederek, zapturapt altında tutmak’ hâline dönüştürülmesi!]

    Bu üç basamak, ilk okuyuşta, doğru bir mekanizma gibi gözükebilir, ‘dünyayı emeğiniz ile yoğurmak’. Ancak ondan sonra ürüne [mala veya hizmete] sahip olmaya hak kazanabilirsiniz. Ama başkalarına da yetecek kadar geride bıraktığınız sürece ve bu ‘artıklar’ çürümediği sürece, hiçbir şeyin ziyan olmasına izin vermiyorsanız, o zaman tamam, her şey harika!

    John Locke, ünlü ‘Devlet Yönetimi Üzerine İnceleme’ [İngilizce aslı, ‘Two Treatises of Government’, 1689] adlı eserini ortaya çıkarmak için çok zaman harcadı. Ekonomik, politik ve hukuksal anlayış üzerine geleneksel bir inceleme olduğundan, bugün hâlâ üzerinde çalışılan klasik bir kitaptır.

    İyi de, Locke yukarıda bahsedilen şartlarını listeledikten sonra, ve siz hâlâ ‘Özel mülkiyetten yana mıyım? - Yoksa değil miyim?’ diye düşünürken, Locke, özel mülkiyetin savunmasını gayet tutarlı ve güçlü bir şekilde vermişti bile! Hâttâ doğrudan ortaya koyuyor! Hem de iki parmağın şıplatılması gibi bir çırpıda, bir tek cümle içinde!

    Locke şöyle diyor:

    [İngilizce] The ‘one thing’ that blocks this is the invention of money, and men’s tacit agreement to put a value on it, this made it possible, with men’s consent, to have larger possessions and to have a right to them.

    [Türkçe] 'Paraya ihtiyaç, insanlığın zımni [dolaylı] arzusundan sadece bir kez feyz aldı ve ardından 'para' var oldu.'

    Locke, bütün koşulların iptal edildiğini ve silindiğini söylemese de, en sonunda '...para var oldu.' dedi ve kesti, bitirdi!

    Böylece bizler bugün ‘üretmiyoruz’ ve işgücümüzle, alın terimizle bir eşya sahibi olmuyoruz, ‘para’ denen madde işgücünü satın alıyor!

    Artık ‘başkalarına ne olacak!’ endişesi yok:

    ‘Yeteri kadar başkalarına kalmış mı!’

    Ya da ‘Kalan mallar ziyan olacak mı!’

    Diyor ki, 'Para', gümüş ile altına benzer ve altın bozulmaz. Bu nedenledir ki, 'para', israftan sorumlu tutulamaz.’

    Bu çok saçmadır! Paranın veya gümüşün veya altının atomik yapısını konuşmuyoruz! Bunların 'bireye ve topluma etkilerinin ne olduğu' hakkında konuşuyoruz! Locke'un birbiri ile alâkasız cümle dizilerini görüyorsunuz!

    Fakat en endişe verici olan ‘mantıksal hokkabazlık’, Locke’un bu çetrefilli ifadelerinden paçasını kurtarması, ancak, sermayedarların çıkarlarına uyması ile sağlanıyor!

    Sonra bir başka ekol, ‘Adam Smith’ geliyor. Ve yukarıda Locke’un anlattıklarına ‘din’i de ekliyor.

    Locke, 'Tanrı bunu tamamen bu şekilde yaptı ve bu Tanrı’nın doğrusudur.' diye başlamıştı,

    Hemen sonrasında Smith’in söylediğinden anlıyoruz ki, ‘Bu sadece Tanrı’nın değil...’ Tırnak içinde verilen ifadeyi direkt telaffuz etmiyor ya da edemiyor! Ne kadar ‘muğlak’ ifadeler kullandıklarının farkına varın artık!

    → → → → →

    YanıtlaSil
  15. [2/4]

    Smith’in felsefi zemine yayarak ‘prensipte!’ dediği şu:
    'Bu sadece Tanrı’nın değil...''Bu sadece 'özel mülkiyetin' sorunu değil.'
    Tarihten ve Locke’un sistemleştirdiği mirastan devralarak herkese hatırlatıyoruz ki, 'piyasa ekonomisi' ön koşulludur.
    Yani en sade tabirle, nasıl insanın doğuştan sahip olduğu yüzbinlerce özellik varsa,
    'Piyasa ekonomisi' de hayatın içinde, en başından itibaren, var olan bir düzendir. Bu durum da doğal olarak ön koşulludur.'


    Yukarıdaki açıklamanın ne kadar muğlak ve bir o kadar sahte göründüğünü, ve günümüzde hâlen devam etmekte olan, meşhur ‘serbest piyasa ekonomisi’nin bu sahte görünümden beslendiğini şimdi daha iyi anladınız mı!

    Üstelik bu muğlak ifade, neredeyse ‘Tanrı’ yerine koydukları ‘Adam Smith’in kaleminden dökülenlerdir! Kitabını [hangi dilde çevirisi olduğu farketmez] alıp incelediğinizde, ‘para ve piyasa ekonomisi ön koşulludur’ bölümünü açıp okuduğunuzda bu muğlaklığa dikkat edin, kafanız çok karışacak, anlam vermekte güçlük çekeceksiniz! [‘Milletlerin Zenginliği’ & ‘The Wealth of Nations’, 1776]

    Smith devam ediyor:

    * İşgücü satın alan yatırımcılar [patronlar] vardır. → Bu durum 'piyasa ekonomisi'nin ön koşuludur!

    * Yatırımcının [patronun], bir başkasının işgücünü ne ölçüde satın alabileceğinin sınırı yoktur. → Bu durum 'piyasa ekonomisi'nin ön koşuludur!

    * Yatırımcının [patronun] ne kadar para & sermaye biriktirebileceğinin, dünya genelinde ne büyüklükte 'eşitsizlik' [yani, o meşhur 'gelir dağılımı adaletsizliği'] olduğunun ve olacağının oranı belirli değildir, belirlenemez. → Bu durum 'piyasa ekonomisi'nin ön koşuludur!

    Ve Adam Smith böylece o büyük fikriyle gelir [bu fikri, kitaplarında ayrı başlıklar altında ispatlı olarak, örneklendirerek anlatMAmış, yine her zaman yaptığı gibi, satır aralarına sokuşturarak-geçiştirmiştir!]:

    Bilirsiniz, insanlar ürünleri [malları, hizmetleri] ‘satmak için’ piyasaya sürdüğünde arz,

    Ve diğerler insanlar, bu ürünleri [malları, hizmetleri] ‘satın aldığında’ talep oluşur, vesaire, iktisadın en temel konuları.

    ‘Arzı talebe’ ya da ‘talebi arza’ nasıl eşitleyebiliriz? Bunlar arasındaki denge nasıl sağlanabilir? Bunların nasıl dengelendiği, ekonomi disiplininin merkezi konularından biridir.

    Ve Adam Smith diyor ki, 'Bunları dengeleyen 'piyasanın görünmez elidir' [The Invisible Hand]!'

    Yani, yukarıda bahsettiğim ‘muğlaklık’, şu anda, sanki ‘Tanrı’ lafı tekrar geliyormuş gibi eli kulağında!

    Locke’un söylediklerini hesaba katarak, mülkiyet haklarını, tüm gerekliliklerini ve ‘doğal haklarını’ Smith de söylemedi, ya da söyleyemedi!

    Şu anda, ‘Tanrı’ metaforu ile doğrudan veya dolaylı olarak yoğrulmuş, sözde ‘ön koşullu sistemle’ karşı karşıyayız: Kapitalizm!

    Şimdi söyleyeceğim alıntıyı bulmanız için ‘Milletlerin Zenginliği’ni sonuna kadar okumanız gerekir. Smith şöyle diyor:

    [İngilizce]
    ‘Every species of animals naturally multiplies in proportion to the means of their subsistence, and no species can ever multiply beyond it. But in civilized society it is only among the inferior ranks of people that the scantiness of subsistence can set limits to the further multiplication of the human species, and it can do so in no other way than by destroying a great part of the children which their fruitful marriages produce.’

    [Türkçe]
    ‘Bütün hayvan çeşitleri, tabii, beslenme araçları oranında çoğalır. Hiçbir hayvan türü bundan öteye çoğalamaz. Ama uygar toplulukta, yiyecek kıtlığı yalnız alt tabakalardaki insan türünün fazla çoğalmasına set çekebilir. Bunu da, ancak o kimselerin verimli evliliklerinden üreyen çocukların büyük bir kısmını ortadan kaldırarak yapar.’

    [‘Milletlerin Zenginliği’, İş Bankası Yayınları, ciltli 2006 basım, çeviren ‘Haldun Derin’, sayfa 87, orta paragraf.]

    → → → → →

    YanıtlaSil
  16. [3/4]

    Yani en kötü anlamıyla Smith, ‘evrim teorisini’ beklemektedir!

    Kitabından yukarıda aktardığım bölüm, Darwin’den çok önceydi! Ve Smith, onlara, ‘işçi ırkı’ adını çoktan vermişti bile!

    Şunu görebilirsiniz:

    * İcat edilmiş yeni bir 'ırkçılık' anlayışı,

    * Sayısız miktarda çocuk öldürmeye göz yumacak kadar düşüncesizlik, şuursuzluk, vicdansızlık,

    * Ve, "'Görünmez el' denen şey, ihtiyacı karşılayacak kadar kaynak, kaynağı karşılayacak kadar da ihtiyaç yaratır." diye silsile hâlinde zırvalaması!

    Locke ve hemen ardından Smith ile muğlakça sistemleştirilmiş bir kavramın, ‘Tanrı’ metaforuyla yoğrulup, sözde ‘bilgece bir tavır olarak!’ bizlere yüzyıllardır nasıl yutturulduğunu nihayet görmeye başladınız mı!

    Bol bol, kelimenin gerçek anlamıyla ‘öldürücü’, hayat yıkıcı, eko-soykırımcı düşünceler! Günümüzde bir şekilde devam eden 'akılcı düşünen gen [veya 'kurnazlık'!]' anlaşılan o ki Smith’de de vardı!


    Adam Smith gibi erken dönem iktisat düşünürleri tarafından ortaya atılan ‘Kapitalist Serbest Piyasa Sistemi’ adı verilen konseptin orijinaline baktığınız zaman:

    ‘Piyasa’nın temel amacının, gerçek, dokunulabilir-fiziki olarak hissedilebilir, somut yaşam şartlarını destekleyen bir ‘takas sistemi’ üzerine kurulduğunu görürsünüz.

    Adam Smith, dünyadaki en büyük kâr getirici ekonomik sektörün, neticede ‘finansal takas’ [ya da en geniş tanımıyla ‘yatırımın’] içinde olacağını, bu alana kanalize olacağını anlamamıştı. Smith'in yaşadığı dönemi baz alırsak, bunu anlamaması [veya öngörememesi] bir nebze makûl kabul edilebilir.

    ‘Finans’ kısaca, bir para biriminin kendi değerini, diğer para birimlerinin hareketleriyle belirlediği, ‘topluma [insana ve hayata] sıfır verimli’ değer sunan keyfi bir oyundur! Yine de Smith’in niyetini dikkate alarak [ya da almadan], onun en temel ilkelerinden biri olan ‘paranın 'ticari mal' olarak kabul edildiği’ bir teori için, böylesine anormal görünen bir kapı [yani ‘finans’ kapısı] sonuna kadar açık kaldı! Bunun en yakınımızdaki yıkıcı örneğini hâlâ sürmekte olan 2007-2008...2017... küresel finans krizinde gözlemleyebilirsiniz!

    → → → → →

    YanıtlaSil
  17. [4/4]

    Bugün, dünyanın bütün ekonomilerinde iddia ettikleri sosyal sisteme, ‘para’nın peşinde olmak için, sadece ‘para aşkı’ için koşulur, başka hiçbir şey için değil!

    Adam Smith tarafından esrarengiz bir şekilde nitelenmiş, bir nevi ‘kişisel dini manifestosu’ olarak kabul edilebilecek ‘Görünmez El’ kavramının altında yatan fikir:

    Bu hayâli, ticari malın, sığ, menfaatçi arayışının; büyülü şekilde, zaman geçtikçe, bireyin ve toplumun refah ve gelişimine dönüşeceği yönündedir! ['Economic growth' tabirinin temelini bu oluşturur!] Yani, "sen ilk önce kendini kurtar, herkes kendini kurtarırsa, toplum da otomatikman kurtulacak, ve böylelikle refah toplumsal olarak artacaktır!" yalanına zemin hazırlandı! [‘Ronald Reagan’, ‘Margaret Thatcher’ ve ‘Turgut Özal’ üçlüsünü hatırlayanlar mutlaka vardır!]

    Gerçekte ‘parasal teşvik’ veya bazılarının adlandırdığı gibi ‘Parasal Değer Dizisi’, ‘Hayat Değer Dizisi’ olarak da adlandırılabilecek temel intifa hakkından ayrılmıştır!

    Aslında olan şudur:
    Bu iki dizge konusunda, ekonomik doktrinler arasında tam bir kafa karışıklığı söz konusudur.

    ‘Para Değer Dizisi’nin ‘Hayat Değer Dizisi’ni doğurduğunu zannederler. Bu yüzden, ‘daha fazla mal satılması durumunda 'Gayri Safi Yurtiçi Hasıla [GSYH]' yükselirse, genel refah seviyesi daha da yükselmiş olacak.’ yalanını yayarlar!

    ‘Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’, toplumsal sağlığın hangi seviyede olduğunun temel göstergesi olarak kullanılabilecekmiş! ‘Para’nın rahminden ‘hayat’ı doğurmak için uğraşırsanız, bütün istatistik hesaplarınızı da, 'ekonominin sağlığı nasıl gidiyor?' ölçümlerinizi de ‘paraya göre’ yapmak zorunda kalırsınız!

    İşte her şey apaçık ortada! Karmaşayı görüyorsunuz:

    Malın satışından elde edilen bütün ‘gelirleri’ ve ‘makbuzları’, ‘Para Değer Dizisi’ ile ilişkilendiriyorlar, ve bunu ‘yaşam üretimi’ diye yutturuyorlar!

    En başından beri kendinizi, ''Para' ve 'Hayat' Değer Dizilerinin' tamamen birbirine zorla eklemlenmesiyle oluşturulmuş, ‘icat edilmiş!’, bir sistem içine inşa etmiş durumdasınız! Ve bebekliğinizden itibaren ‘rekabetçi olmanız’ beyninize enjekte edildiğinden, sistemi [kapitalizmi!] daimi olarak besliyorsunuz!

    Dolayısıyla, ‘Para Dizisi’ herhangi bir üretimden ayrıştıkça, gitgide daha da ölümcül olan ‘plânlı bir yanılgıya karşı!’ mücadele etmek zorunda kalıyoruz!

    Bu durum, ‘sistem tıkanıklığı’dır!

    Ve bu ‘sistem tıkanıklığı’, bugün, geçmişte hiç olmadığı kadar ölümcül seviyeye yükselmiştir!

    Bu tıkanmış sistemi ortadan kaldırmak için 'eylemlere başlamayı geciktirdiğimiz müddetçe', ‘corporatocracy & şirketokrasi’ bütün muhalefet tohumlarını yok edecek!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani? Bu durumda yanlistan donmek icin Komunist filan mi olalim? Bence sakincasi yok, ben varim, olalim derim eger dogrusu buysa.

      Sil
    2. 'MiG.29', 'Su-27' veya 'Su-30' model uçak kullanmanıza gerek olmadığı gibi, "komünist filan mı olalım?" gibi sonuca da ulaşmanız gerekmiyor.

      Tipik "önyargı dolu serzenişlerden bir tanesi" olmuş yazdıklarınız.

      Yukarıda 4 bölüm hâlinde aktarılan tespitleri, "önyargısız" okuyabileceğinizi ümit ederim.

      HEPSİNİ dikkatle okumanızla beraber, özellikle, "Para Değer Dizisi" ve "Hayat Değer Dizisi" kavramlarını anlamaya gayret etseniz, belki birşeyler kazandırırsınız beyninize.

      Diktatörlük referandumuna kadar Dolar'ın 5 TL'ye ulaşabileceğini tahmin edebildiğinize göre, yukarıdaki metinleri de dikkatle değerlendirebileceğiniz kanaatindeyim.

      Saygılar

      Sil
    3. üstadım yazı için teşekkürler...

      Sil
    4. E o Zaman benim de aklima bir soru geliyor Adsiz 20:28 .. bu son derece demokratik ve özgürlükcü bir ortamda yapilacak ve ülkemizi ucuracak bu referandum süreci ve sonrasinda Dolar ne olur.?

      Sil
    5. Adsız (26 Ocak 2017, 21:08)

      Sihirbazlık, müneccimlik, falcılık ve türevleriyle ilgim olmadığı için, Dolar/TL kurunun nerelere gideceğini tahmin etmeye çalışmam.

      "bu son derece demokratik ve özgürlükcü bir ortamda yapilacak ve ülkemizi ucuracak bu referandum süreci" Böyle bir süreç yok. Fiili diktatörlüğü yasal zemine oturtmak için, "diktatörlük referandumu"na adım adım götürülüyoruz.

      Sil
  18. Yine çok başarılı bir yazı olmuş hocam, ne yazık ki eğitim sisteminin sil baştan değişmesi gerekiyor. Bizler sizin kadar şanslı değiliz ama neyse ki yazılarınız sayesinde fikir dünyamın sınırlarının genişlediğini söyleyebilirim. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  19. Hocam,enteresan yazı için tebrikler.Bu tip yazıları tekrarlamınız bazı şeyleri anlamakta zorlananları uyandırır sanırım.Nedense bu yazıda anlatılanlar ,birçok şeyi idrak ettirecek kadar kuvetli vuruşları var.
    Yazı için tekrar tebrikler

    YanıtlaSil
  20. Hocam çok teşekkürler elinize sağlık. Kitaplarda bulunmayacak bilgiler veriyorsunuz.
    Benim sorum, bize fon girişinin bol olduğu dönemde tl değerliydi ve o dönemde enflasyonun da düşük olması gerekir. Peki bu enflasyonu düşürücü bir baskı yarattı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Evet enflasyon o dönemlerde düştü. Buna karşılık Türkiye'nin riskleri artmaya başlayınca fon girişi olsa bile enflasyon düşmez oldu.

      Sil
  21. Hocam yazılarınızı zevkle takip ediyorum ve bana çok şey kattığını düşünüyorum. Ama bu konuda lafı dolaştırmadan gizli sorunuzu yanıtlıyorum; "EVET" çiyim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Oyunuzun çeşidi sizin bileceğiniz bir iştir.

      Sil
    2. Yaşım 60 Size aferin ve bravo,zira en azından tartışacağım bir kişiliği temsil ediyorsunuz ben ise NEİN diyorum...

      Sil
  22. Hocam, güzel yazınız için teşekkürler.

    Yazınızı okuyunca Tülin Öngen'in Leviathan'ı da konu eden ve arşivlediğim bir yazısı geldi aklıma.

    http://www.birgun.net/haber-detay/modern-leviathan-19201.html


    Dostlukla..

    YanıtlaSil
  23. Mahfi bey iyi ki varsınız.Çarpıtılmamış,akla,bilime dayalı yorum ve analizlerden gittikçe uzaklaştığımız bir illüzyon dönemi yaşamaktayız ve bu acı veriyor.Bildiğimiz ve dünya çapında doğruluğuna inandığımız mitlerin birer birer yıkıldığı yerine neyin konacağının belli olmadığı bu ortamda bende tarih kitaplarına gömülmüş durumdayım ve terapiyi orada bulmaktayım.Sizin terpi yönteminizi merak ettim.selamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Benimki de benzer bir yöntem. Ben de tarih kitaplarına ve polisiye (gerilim) türü romanlara dönüyorum.

      Sil
  24. Size bir itirafta bulunayım (ki sanırım haberiniz vardır!)

    Üniversitelerde, ünvanlı/ünvansız akademisyenler, "bırakın Leviathan'ı Meviathan'ı bir kenara, vaktinizi harcamayın! Finans'ta uzmanlaşmaya bakın! Eğer finans uzmanı olmayı hedeflemiyorsanız, iktisat veya işletme gibi bölümlerde geleceğinizi şimdiden harcamayın, başka bölümlere geçin! İktisat, sadece ama sadece 'applied mathematics'tir, gerisi laf salatasıdır!"

    Tehlikenin büyüklüğünün farkında mısınız ?!

    YanıtlaSil
  25. Hocam,
    Dp döneminde Türkiye ekonomisi hakkında birşeyler okudukça gerek icraatler, gerek söylemler gerek jeopolitik durumumuz üzerinden yapılan savunmalar, gerek genel ve savunma yatırımlarına yüklenilmesi ama yapısal reformlardın sadece siyasi arena konuşmaları olarak kalması sanki bugünün çok benzeri gibi gördüm. O dönemde de bütçe ve cari açıklar başımıza artarak problem olmuş. o dönemde de Rusya ile yakınlaşma olmuş. O dönemde ede yabancılara yatırım teşvikleri için planlar yapılmış. Tl değer kaybetmiş vs. Hatta muhalefetin DP'nin plansızlığını eleştirmeleri karşılık muhalefetin etkisizleştirme çabaları bile aynı. Sanki şu anda aynı istekle başkanlık sistemine geçerek muhalefet etkisiz eleman konumuna sokulmak isteniyor. Ben DP ile şu anki durumumuzda çok fazla benzerlik görüyorum. Sizin fikriniz nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet oldukça benzerlik var. Ama o dönemde entelektüel düzey daha yüksekti.

      Sil
    2. Sonu benzemesin demek isterdim ama icimden gelmiyor.

      Sil
  26. Hocam 2000 öncesi dönemde verdiğimiz bütçe açıklarını para basarak kapatıyorduk. TCMB para basıyor Hazine'ye veriyordu Hazine de bütçe açığını kapatıyordu. Hazine, TCMB'den aldığı parayı sonra geri ona ödüyor muydu yoksa bedavaya mı alıyordu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her yıl bütçe ödeneklerinin % 15'i kadar avans kullanma hakkı vardı Hazinenin. Diyelim ki ilk yıl bütçe ödenekleri 100 TL idi. Hazine, MB'den 15 TL avans kullanıyordu. İkinci yıl bütçe 150 TL olmuşsa avans miktarı 22,5 TL'ye çıkıyor bundan eski avans düşülüp kalan 7,5 TL Hazineye veriliyordu. Yani Hazine teorik olarak borcunu ödemiş yeniden almış gibi oluyordu. Hazine bu avans için yüzde 2 dolayında bir faiz ödüyordu. Sistem böyle çalışıyordu.

      Sil
    2. Hocam hazinenin borcu katlanıyordu anladığım kadarıyla?Ödenmediğinde af mı geliyordu?
      Ve bütçe ödeneği gelecek dönem için planlanan toplam bütçe giderleri mi oluyor şu TBMMde görüşülen?

      Sil
  27. İspanyol kadırgaları, Britanya açıklarında demirlediğinde bir kadın ikiz doğurdu. Çocuklardan birinin adı Hobbes, diğerininki korkuydu...

    YanıtlaSil
  28. Hoca ne der bilmem ama bütün sağ popülist politikalar birbirine benzer. AP döneminde de Plânlı ekonomiyi savunanlarla "Plân mı, pilav mı" diye dalga geçilmeye çalışıldığını unutmayalım. Sonuç ortada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oysa ki pilav miktarı da düzgün yapılan bir plana bağlı. Bakın onu yapamadığımız için bugün pirinç ithal ediyoruz.

      Sil
  29. hocam bankalar şirketlere vadeli hesap açıyorlar yada M.b'na gerekli görürse borç veriyorlar ya o miktara kısıtlama gelir mi? Yani dediğiniz gibi Kredi faizine bir kısıtlama gelebilir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanmam diyeceğim ama kafamda yanıtsız sorular var.

      Sil
    2. Hocam;dendiki''paraları $'dan Au 'ya çevirin'' yastık altı edin.Daha nasıl tercüme etsin Adam.Zengin 10% batar onlar zaten bana oy vermeyenler...

      Sil
  30. Hocam, yazılarınızı yakından takip ediyorum. Güncel durumu rahatlıkla takip edip yorumlamama yardımcı oluyor. Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  31. Hocam, yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Güncel durumu yorumlamama yardımcı oluyor,yön veriyor. Fitch'in yarınki açıklamasından sonra görüşlerinizi merakle bekliyorum. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fitch'in yarinki aciklamasindan sonra CB meydanlarda Rabia isareti yapmaya son verecek. Cunku dolar hedefi 4 tutturuldugu icin bundan sonraki isareti 5 olacak ta ki anayasa referandumuna kadar. Ondan sonraki isareti (hayir 6 degil) tek elle yapilabiliyor ama yazmayayim buraya.

      Sil
    2. anlaşıldı MİG29 tamam !

      Sil
  32. Sayın Eğilmez, Aydınlanma "FELSEFE" ile başlar. Eğer "FELSEFE" yasaklanırsa, aşağılanırsa toplumun gelişmesi, huzur bulması mümkün olamaz. Eğer toplumun çoğunluğu, inat, nispet , düşman çatlatma, düşman patlatma zihniyetindeyse "FELSEFE" o toplumda gelişemez, akıl ve mantık saf dışı kalır. Toplum ilkelliğin en alt seviyelerine doğru geriler. Bizdeki gidişat da bu durumda galiba.

    YanıtlaSil
  33. Hocam enflasyon sepeti yine değişiyor diye duydum. Gıda ve giyim oranları azaltılıp stor perde, test kitabı gibi şeyler ekleniyormuş. Doğru mudur? Bu enflasyonu düşük gösterir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sepet değişti. Gıda ve alkolsüz içeceklerin sepetteki ağırlığı % 23,67'den % 21,77'ye düştü. 7 madde sepetten çıkarıldı 3 yeni madde girdi. Bu durum enflasyonu pek de düşük göstermeyecek gibi. Asıl önemlisi mevsimlik düzeltme yapılıyor. Mesela sivri biber ilk çıktığında pahalı çıksa da yıllık ortalamaya bakılarak fiyatı konacak. İşte bu enflasyonu düşük gösterebilir.

      Sil
    2. yapılan değişiklik bu yıl enflasyonu düşük göstermeyecek ; ulaşım enflasyon payı arttı ki bu yıl buna zam olacak(oldu) gibi duruyor, ek olarak tütün-alkol payı arttı ki bunlardaki enflasyonda genelde gıdanın üzerinde (belki vergi indirimi kısa süreli enflasyonu düşürebilir ancak bu da bir yere kadar...); ayrıca yıl içinde çeşitli düzenleme ve ab ile yapılacak anlaşmalarla gıda enflasyonu azalması gündeme gelebilir...vs. genel anlamda bir değişiklik olmayacak gibi (ben en muhtemel seneryonda eskisine göre bir miktar artış olacağını sanıyorum)... son olarak puanlarda az bir oyanama var bu da enflasyonu büyük oranda etkilemez (olsa olsa 9 olacağına 9.5-8.5 olur...)

      Sil
  34. Mahfi Bey Abdülhamit 33 sene padişahlık yapmış ve cuma namazları dışında saraydan dışarı hiç çıkmazmış. doğru mu acaba bu . Emin Çölaşan yazılarında okudum... Saygılar efendim. sizi seven sayan Zeynep..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdülhamit için lehte ve aleyhte çok kitap ve yazı var. Hangisi doğru hangisi yanlış bilmiyorum. Buna karşılık hemen herkesin üzerinde fikir birliğine vardığı konu çeşitli korkuları olduğudur. Bu durumda saraydan fazlaca çıkmamış olabilir.

      Sil
  35. hocam hobbes'un yaşadığı dönem ingilteresinin genel çerçevesini de çizseydiniz keşke. yazıya katkısı olurdu muhakkak. saygılar sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet belki ama o zamanda yazı uzuyor ve okunurluğu azalıyor.

      Sil
  36. Hocam üniversitede böyle kapsamlı bir müfredat, bu kitapları o yaşlarda okumak müthiş. Eğitim sisteminde bugün eksik dediğimiz pek çok şeyi biraz yakın geçmişimize baksak bulacağız. Yine böyle donanımlı üniversite mezunları yetiştirsek bambaşka bir ülke oluruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam yanıtınız doğru fakat öğretici değil zira;bizler tatillerde dünya klasiklerini okur oyun oynar,yüzerdik.Şimdi yapılanlar neler ?

      Sil
  37. Öncelikle bu manidar ve yoğun içerikli güzel yazınız için teşekkür ederim Mahfi hocam . Bir Mülkiyeli olarak belki de en çok hatırımda kalan derslerden biri Siyasal Düşünceler Tarihi dersiydi. Sizin döneminizdeki gibi çok fazla kitap okutmamıştı Zafer hocamız ancak mümkün olduğunca verimli bir ders dönemi geçirmemizi sağlamıştı,kitap önerileri vermişti ve ilgilenenler tabii ki okuyup dersi etkin kılmıştı. Yorumunuza katılıyorum ; Mülkiye gibi köklü bir okul da dahil olmak üzere eğitim öğretimin içi boşaltılmaya devam ediyor ne yazık ki . Geleceğimizden korkuyor , leviathan devlet biçimine dönmemeyi ümit ediyorum .Bilgi birikiminize ve kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  38. Olan sadece kaybedilen zamana olmayacak sayın hocam daha önemlisi, çocuklarımızın istikbaline olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kapıya çıkıyor.

      Sil
    2. Belki her ikisinin de geri gelmemesi açısından aynı kapıya çıkıyor olabilir ancak birileri tarafından yok edilecek değerlerimize baktığımızda, bedelini çocuklarımızın istikbaliyle ödeyecek olmamız, kaybettirilen zamanın ötesinde çok ağır bir bedel değil midir?

      Sil
    3. Aslında benim zaman kaybıyla kastettiğimin içinde sizin dediğinizde var. Ama haklısınız ayrıca vurgulamak gerekir.

      Sil
  39. Hocam bahsettiğiniz 50(ye yakın) kitabın bir listesi var mıdır elinizde?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki yok. Hatırladıklarımı yazayım size.
      Aristoteles'den Politika, Nikomaos'a Ahlak
      Platon'dan Devlet, Diyaloglar
      Sokratesin Savunması
      Sophokles'den Tragedya
      Karl R. Popper Açık Toplum ve Düşmanları
      J.J. Rousseau Sosyal Sözleşme, İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı
      N. Machiavelli Prens, Titus Livius'un Tarihinin ilk 10 Forması Üzerine Söylev
      Thomas Moore Ütopya
      Thomas Hobbes Leviathan
      Montequieu Kanunk-ların Ruhu
      Bertrand Russell Batı Felsefesi Tarihi
      George Sabine Siyasal Düşünceler Tarihi
      S. Freud Totem ve Tabu
      Max Weber'den Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu

      Sil
    2. hep ecnebileri kendinize örnek almışsınız.

      hiç islam irfanını da keşfetmenizi söyleyen olmadı mı size şimdiye kadar? mete tunçay mı sizin yönlendiriciniz?

      bu ülkenin gerçeklerinden kopuksunuz. cemil meriç'in kitaplarını okumakla başlayabilirsiniz, eğer kopukluğunuzu azaltmak isterseniz...

      Sil
    3. Hey gidi günler hey. Üniversite 2. sınıf öğrencilerine okutulan kitaplara bakın!! Mete Tunçay hocaya da hakkını vermek lâzım, damardan girmiş. Gerçi normal şartlarda bu kitapları okumadan kimseyi SBF'den mezun etmemek gerekir de şimdi acaba kaç öğrenci bu kitapları okuyarak mezun oluyor? Gerçi mevcut idarecilere bakınca bu sorunun cevabı açık.

      Sil
  40. mahfi bey herzamanki gibi sade ve amasız fakatsız bir yazı tskler

    YanıtlaSil
  41. Emre Temelkuran26 Ocak 2017 17:17

    Reis ve çevresi bildiğini okur. Bundan dönüş yok. Referandumda red mi gelecek? Arkasından dolaşılır, tekrar sunulur. Ben 18-19 yaşımda hatta daha önceden bu yönetimin asla vazgeçmeyeceğini, her türlü olumsuz sonucu reddedeceğini söylüyordum. Kendilerini devletle eşleştirdiler ama aslında ne bu devlet ne bu sistem onlara uyuyor, hiç ama hiç pes etmeyecekler. Geçmiş olsun. Ben 4,90'dan 1.5 litre su alacağım birazdan. Ben 24 yaşındayım galiba çok daha uzun süreler reisi orada göreceğiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de elli küsur yaşındayım. 12 Eylül dönemini ve hatta öncesini hatırlıyorum.
      Dünyaya kazık çakacaklarını sananlar teker teker gitti. Ama iki kişi var hala daha gündemde;
      Mustafa Kemal. İsmet İnönü.
      Şöyle arkana yaslan, sakince etrafına bak. Ne görüyorsan geriye kalacak hatırlanacak olan odur.

      Sil
    2. Cok güzel izah etmis Emre. Ben de 50 yasindayim. daha 15 yil öncesine Kadar Cumhuriyeti koruyan gercek ve ciddi bir mekanizmanin oldugu rüyasindaydim. birileri geldi 15 yilda beni bu rüyadan uyandirdi.asla böyle birseyin olmadigi tokat gibi yüzüme patladi. 15 yilda 90 yillik cumhuriyeti yerle bir ettiler. Tasraya gidiniz görünüüz toplumu dönüstürmeyi basardilar. 15 yil önce 5 yasinda anaokulunda Kuran kursuna baslayan cocuk simdi 21 yasinda. o Kadar fazlalar ki. secilme ysi 18 e bosuna düsürülmedi. Buraya yaziyorum belki ben görmeyecegim. 24 yasindasin. 15 yil sonra inanilmaz bir Türkiye olacak.15 yil önce Türban gösterileri yapildigi sirada tv tartisma programlarinda Bogazici li kiz ögrenciyi cikartip "" onun türbani beni rahatsiz etmiyor onun inancidir. ayni sirada egitim görmemizin sakincasi ve daha neler neler diyen o kiz ögrencileri hatirliyorum.""" kim suclu.? reis ve reisciler mi.? yoksa henüz daha 15 yil önce sari öküzü teslim edenler mi..? ayni fikirdeyim tek farkla. artik Reis(leri) orada görmeye devam edecegiz.

      Sil
    3. Adsiz 20:39, halk seciyor. Demek ki cogunluk sizin gibi dusunmuyor. Zorbaligi savunmaya ve aramaya gerek yok. Kimsenin neye inanacagini, nasil inanacagini, ne giyecegini, nasil yazi yazacagini, ne dusunmesi gerektigini zorbalikla saglayamazsiniz. Saglarsaniz vaktinizi bosa harcamis olursunuz. Sizin yasam bicimininiz begenmedikerinizden daha iyiyse, begenmedikleriniz o yasam bicimine zamanla gecer. Aksi de gecerlidir. Yoksa siz kendi yasam biciminize guvenmiyor musunuz?

      Daha acik goruslu olup, yurtdaslarinizla barisik yasamaya kendinizi alistirirsaniz sinirleriniz gevser, daha uzun yasarsiniz. Kavga ede ede, didise didise cok da uzun yasamaniza gerek yok zaten.

      Sil
    4. 20:39'a

      Şunu yazmışsınız, '15 yıl önce türban gösterileri yapıldığı sırada TV tartışma programlarında Boğaziçi'li kız ögrenciyi çıkartıp, onun türbani beni rahatsız etmiyor onun inancıdır. Aynı sırada eğitim görmemizin sakıncası ve daha neler neler diyen o kiz ögrencileri hatırlıyorum.'

      Mahfi bey'e bir yorumcu şu soruyu sormuştu, 'üniversitedeki derslerinize türbanlı-başörtülü öğrenciler girmek isterse, ne yapıyorsunuz?'

      Yanlış-eksik hatırlamıyorsam Mahfi bey şuna benzer bir cevap vermişti, 'dersime gelen öğrencinin kılık kıyafetiyle ilgilenmiyorum. Yeter ki beyni açık olsun.'

      Şimdi, 'kim suçlu? reis ve reisçiler mi? yoksa henüz daha 15 yıl önce sarı öküzü teslim edenler mi?' diyerek sorunuzun aynısını Mahfi bey'e de soruyor olmuyor musunuz?

      Sil
    5. Zurnanin zirt ladigi delik de burasi zaten. Halbuki Türbanli kiz örneginin ülkeyi dönüstürmek isteyen zihniyetin o günkü sartlarda cok iyi kullanilabilen bir argüman oldugu cok kolay anlasilmaliydi. Benim sorunum Basörtüsü takan kizla degil o basörtüsünü 5 yasindan itibaren hangi amacla o kizcagizin basina taktiranlarla ilgilidir. geldigimiz günler görecegimiz günlerin habercisi olarak ayni hösgörü ile onlarin karsimiza cikip cimayacagi ile ilgilidir.sorun Otobüste tayt giydigi, hamile olarak parkta spor yaptigi ve kamuoyuna yansimayan bir sürü baskiyi uygulayabilecek cesareti ve rahatligi veren ortamin yaratilmasi sorunudur. Büyük ninemin kara carsaf, Babaannemin yasmak, annemin Basörtüsü taktigi cumhuriyet Türkiyesi bir ailenin cocugu olarak büydüm. %99 u müslüman olan bir toplumda büyük bir medya gücü ve algi yönetimi ile en kolay sömürülecek ve kullanilacak argümanin Türban oldugunu herhalde Kabul etmiyorum diyemezssiniz.Sadece egitim sistemimizin ne hale geldigini görmeniz nereye gidecegimizi görmenize yeterli degilmidir.? 72 ülke arasinda 64. sirada olmamiz sizi rahatsiz etmiyormu. Kuran kurslarinda cayir cayir yanan yavrularin aailelerinin hicbir sikayette bulunmamalari kafanizda bir soru isareti olusturmuyormu. milli egitimde Darwin teorisinin kitaplardan cikarilmasi ve yerine Adem Havva yaratilisin olmasini isteyen onlarca Prof. un tv ekranlarinda fetva vermeleri hangi yolda oldugumuzu göstermiyor mu.? Diyanet isleri Baskanliginin Yilbasi fetvasi tüylerinizin ürpermesine sebep olmuyor mu.? 6 yasindaki cocugun büyüyünce cumhurbaskani olacagini, sebebini de Teröristlere idam cezasi vermek istemesi olarak aciklamasi hic birsey ifade etmiyormu. Mars a gitmeye gerek yok, gerek olsaydi Allah bize git derdi. diyen cübbelileri duydugunuzda insanliginizdan utanmazmisiniz. Varligini ve mevkiini 95 yillik parlementer cumhuriyet Türkiyesine borclu Türbanli Vekilin Atatürkün gazi meclisinde ""100 yillik prangadan kurtulacagiz"" Kurtulus Baskanliktir demesi bu sürecin devam etmesi halinde nerelere sürüklencegimizin isareti degilmidir. Sari öküz derken, 15 yil önce bu sistemi yikmak icin baslangic olarak Türban tesadüfen secilmedi diyorum. Benim Türban ile sorunum bu.. bilmem anlatabildim mi. ne yazik ki itirazlariniz o bez parcasinin kadinin sacini´nin görünüp görünmemesi, günah veya sevap olup olmamasi ile ilgili oldugu anlasiliyor. en kolay ve kendi icinde Dogru argüman olarak da "" yasam bicimi, inanc, zorbalik ve baski "" haykirislari ile haklilik pozisyonu yaratilacagi saniliyorsa ben yemem. Fakat demem odur ki, gelinen o dur ki 15 yildir Kömür, makarna, mercimek, nohut olarak yiyen milyonlarin varligini da asla inkar etmiyorum.

      Sil
    6. Tebrikler... Dayanamayıp artık ben de iki satırla katılayım, dedim. Derdimizi çok güzel ifade etmişsiniz, teşekkürler. Keşke, kimi politikacılar da bu denli somut ve net anlatabilseler, kulislerde çay içip hatıra fotoğrafı çektirmeseler.

      Sil
  42. Türkiyde ahpab-çavuş kapitalizmi var...

    YanıtlaSil
  43. Şu ülke ciğerlerine oksijen alabiliyorsa siz ve sizin gibi düşünenler sayesinde hocam teşekkür ediyorum yazınız için.

    YanıtlaSil
  44. Gündemde bir haber dolaşıyor, her yer çalkalanıyor:

    "Lindsay Lohan ile Faruk Sabancı, İstanbul'da bir lokantada yemek yerlerken görülmüş."

    http://www.milliyet.com.tr/lindsay-lohan-istanbul-da-faruk-magazin-2384751/

    "Dolar/TL kurunun dalgalanmasının asıl sebebi bu!" diyorlar, doğru mu Mahfi Bey?

    YanıtlaSil
  45. Sayın Hocam,

    Tıkanmış, durgunluğa girmiş ve tüm dengeleri bozulmuş bir ekonominin tam olarak krize girdiği kırılma anı nedir ve belirtileri nelerdir? Teknik olarak 2 çeyrek küçülen ekonomi krizdedir deniyor ama halka sirayeti hangi olayla anlaşılır?

    Örneğin çek ve senetlerin yazılıp icra dairelerine taşınması ile mi, işten çıkarmaların kitleselleşmesi ile mi, iflaslarla mı, ya da, enflasyonun süratle artması ile mi?

    Bunu sormamın sebebi birçoğu yaşanmasına rağmen kamu zoruyla baskılanıyor gibi bir his var insanlarda. Bir çok yetkili insan da ilamı yapmaya korkuyor adeta.

    2001 ve 94 krizinde medya korkusuzdu ve çarşı pazardan enflasyon haberleri, zam haberleri rahatça yapılabiliyordu. Şu an en büyük fark bu noktada bana göre.

    YanıtlaSil
  46. Hocam bankalar ama kredi faizi ile yada miktarını daraltırsa bu ekonomi için kötü olmaz mı ?

    YanıtlaSil
  47. Hocam yazıyla alakalı değil ama kendimi geliştirmek ve sınavlara hazırlık için Cumhuriyet tarihinde Türkiye'de uygulanmış ekonomi politikaları ile ilgili bir kaynağa ihtiyacım var. Sitenizde araştırdım fakat bulamadım . Var mıdır tavsiyeniz? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye Ekonomisi kitapları var. Onlarda bulabilirsiniz. Bizim Ekonomi Politikası kitabında da özet olarak yer alıyor.

      Sil
  48. Anlayan veya anlamak isteyen için güzel bir yazı.

    YanıtlaSil
  49. Kazakların başkanlık sistemini bırakıp parlementer sisteme geçtiği bir zamanda bizim başkanlık için referandumuna gitmemizin anlamı nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilsem anlatacağım ama bilmiyorum.

      Sil
    2. Bu bilinememezlik ürkütücü akibetimiz bilinemezliğe göre mi şekillenecek?

      Sil
  50. Tarihimizde pek çok özlü söz vardır. Bunlardan biri de şudur: "Kahve (havan) dövücünün hınk deyicisi".

    Mahfi Eğilmez, her zaman olduğu gibi bu yazısıyla da, "hınk deyici" olduğunu gösterdi: Sürekli ikamecilik, sürekli taklitçilik ve en acıklısı da "sürekli özenticilik".

    Kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısınız. Ben Atatürk'ün getirdiği sisteme özeniyorum, onu arıyorum. Bundan da onur duyuyorum.

      Sil
    2. Arabın yalellisine özenmektense dünyanın en ünlü düşünürlerine, filozoflarına özenmek her zaman daha iyi sonuçlar verir, zihni açar. Diyeceksiniz ki İslâm tarihinde hiç mi özenilecek bir şey yok? Elbette var, Mutezile döneminde yetişen düşünürler, o dönemde yapılan buluşlar, o dönemde yetişen büyük alimler var. Ama pardon, Mutezile dönemi Gazali ve ardılları tarafından İslâm dışı ilan edilmişti değil mi? Aklı öne çıkardıkları için bu uygulamaya maruz kalmışlardı hatırladığım kadarı ile. Aman hocam, siz de aklınızı kendinize saklayın, ne olur ne olmaz.

      Sil
  51. hocam sizi, Allah şahit, seviyorum.

    ben bir katkıda bulunmak istiyorum bu yazdığınıza. belki "leviathan" büyülü bir koltuğun adıdır. zira o koltuğa oturmadan önce, kolluk güçleri, örtülü kızları koltukları altına sıkıştırıp götürürken, şimdi yine aynı güç, büyük bir şehirdeki bir nümayişte insanların gençlerin canını alıyor ve bunu pişkince yapıyor.

    geçmişte eziyet görürken ve bu şuurla hareket ederken,
    şimdi ise "geçmişte ezilenlere karşı, çevreye karşı, 3. köprüye karşı, o sahildeki stadyumuun üstündeki gökdelene karşı hassassiyet taşımak ama bunu unutmak" ve eziyet eden haline gelmek; bence "chamber" "çevre" "koltuk" ne denirse densin, onun büyüsüne kapılmak, elini kolunu makinaya kaptırmaktır.

    bir de geçen yazılarınızda din bağlamında bizi bazı şeylerden alıkoyan işlerden bahsetmişsiniz. din-i mübin bunlara engel değil hocam, n'olur yapmayın.
    bakın iki örnek vereceğim.
    mahmut faruk akşit (cevat akşit hocanın oğlu) http://www.sabanciuniv.edu/rehber/KisiselBilgilerCV.php?sicil=00000590&dil=tr
    burçin, bu da amerika'ya buradan giden bir hanımkız https://www.youtube.com/watch?v=p8AlP9z2Rg4

    bahsettiğiniz şeyin esas adı yozlaşma.
    hürmetlerimi sunarım
    (ömer)

    YanıtlaSil
  52. Hocam size hayranlık duymamak elde değil. Aklıma takılan birkaç soru var musadeniz olursa. Mete Tunçay hocamızin sözkonusu kitapları sizlere okutma metodu neydi? Yani demek istediğim derslerden önce derse hazırlık amacıyla mi okutuyordu yoksa derslerden sonra farklı perspektifler kazanmaniz amacıyla mi? Okuyup okumadiginizi anlamak için bir denetim yöntemi var mıydı yoksa herkes okuyup okumamak da serbest miydi? Biraz uzun oldu ama meraktan soruyorum, ilerde ben de ogrencilerime aynı metodu uygulamak isterim :) şimdiden teşekkür ederim hocam. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mete Tunçay her dönemde bu kitaplardan birer tanesini okuyup ödev olarak yorumlarımızı yazıp kendisine vermemizi istemişti. Böylece iki tanesini okuyup, yorumlayıp ödev hazırlamıştık. Ayrıca bu kitaplardan sınavda soru - yorum sorardı. Herkes hepsini okumuş muydu bilmiyorum ama ben ileride mutlaka yararını göreceğimi düşünerek hepsini okumuştum. Sanırım yararını da görüyorum.

      Sil
  53. Sevgili Hocam,
    Öncelikle Leviathan konusundaki yazınız için teşekkür ederim. Dünkü yorumlarda bu konuda yazdığım yazıyı göremesem de bu konuyu gündeme getirdiğinize sevindim.
    Selamlar,

    YanıtlaSil
  54. Çok umudum kalmadı nedense ve artık kimseyi anlayamıyorum ben mi değiştim bütün insanlar mı değişti gece ile gündüz yanyana,kış ile yaz içiçe. Sanırım ülkeyi terkedecegim biraz da dışardan bakalım göremediğimiz ne

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size anlatilan hikayelerin yalan oldugunu farkediyorsunuz. Aldatilma hissi yasiyorsunuz. Bu acidir. Umarim zamanla alisirsiniz.

      Sil
  55. hocam gerçekten süper elinize sağlık..hayret ettiğim size okutulan kitaplar size ders veren hocaların talebeleri nerelerde?????????yönetim kadroların da olsalar ülkemiz uçar...neyse bizimle paylaştığınız için tekrar teşekkür...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes hepsini okumamıştır herhalde. Ayrıca her okuyan da aynı çıkarımları yapamaz. Bir şey daha o dönemlerden iyi yöneticiler çıktı zaten.

      Sil
  56. Hobbes bu monarşi güzellemesini yaptıktan çok değil 17 sene sonra İngiltere de devrim olması ve meşrutiyetin daha demokratik bir yöntem olanmrşrutiyetin sağlamlaşmasıda tarihin garip bir cilvesi diyebilir miyiz hocam

    YanıtlaSil
  57. Hobbes'un "Leviathan" kitabına karşı önemli argümanlar ortaya atan, "Fredy Perlman"ın yazdığı bir kitap var.

    "Er-Tarih'e Karşı, Leviathan'a Karşı"
    Çeviren: İnan Mayıs Aru
    Kaos Yayınevi

    Perlman özellikle "otoriteye karşı niçin mücadele edilmelidir?" sorusunu genişleterek, Hobbes'un yaşadığı çağdaki düzeni ve o düzenin günümüzdeki izdüşümlerini bir bir tespit etmiş. "Nasıl mücadele edilir?" sorusuna da verdiği yanıtlar oldukça düşündürücü.

    İngilizce aslını okumak isteyenler için:

    "Against His-story, Against Leviathan"

    http://theanarchistlibrary.org/library/fredy-perlman-against-his-story-against-leviathan

    YanıtlaSil
  58. Profesör Ted Malloch. ABD nin yeni AB Büyükelcisi olmasi beklenen kisi. Euro Bölgesinin 18 ay icinde dagilacagini söylüyor.söyle devam ediyor. para biriminin düşeceği öngörüldüğü için satış aksiyonu almak anlamına gelen 'euro için kısa pozisyon' alinmali.Devam ediyor. "Bence para birimi sadece ölmek üzere değil, büyük bir problemi de var, önümüzdeki 1,5 yıl içinde çökebilir. Bu fikre sahip olan tek ekonomist ben değilim. Joseph Stiglitz adındaki ünlü Dünya Bankası ekonomisti, bu konu üzerine kocaman bir kitap yazdı" diyor.
    ABD'nin yeni başkanı Donald Trup'ın ekibi, İngiltere'de bulunan Henley Finans Okulu'nda çalışan Malloch'u bu ayın başında ABD'ye çağırdı ve onunle bir mülakat yaptı.
    Malloch'un yakında resmen göreve atanabileceği belirtiliyor.
    Bu arada,
    Bu haftanın sonunda ABD'ye gidecek olan İngiltere Başbakanı Theresa May, Trump ile buluşacak ilk dünya lideri olacak.

    Malloch, İngiltere'nin ABD ile 90 gün içinde her iki tarafın da lehine olacak bir ticaret anlaşması imzalayabileceğini düşünüyor. ABD'li akademisyen, "Tarihte en iyi birleşme ve satın alma anlaşmaları genelde 90 gün içinde gerçekleşmiştir" diyor.

    Malloch, May'in bu ziyaretinde nihai anlaşmaya varılmasa da bir çerçevenin belirlenebileceği görüşünde.

    Hocam ...tüm bu olan ve olacaklardan sonra özellikle Ingilternin AB den ayrilacak olmasi. Trump in simdiye Kadar özellikle ekonomi ile ilgili aciklamalari ni da göz önüne alirsak. yeni güc dengeleri yoldadir diyebilirmiyiz. hersey o Kadar süratli fakat birbirine bagli ilerliyor ki. adeta gelecek 100 yilin yeni prokjeksiyonu yapiliyor gibi. Diger tarafta 2016 da 300 milyar dolar ticaret fazlasi veren Almanya ve AB.. önümüzdeki yillar cok seylere gebe gibi. ""biz de Allahin izni inayetiyle ülkemizi ucuracak Cumhur(baskani) mizi secmekle mejgul olalim. Bu daha hayirlisi olur insallah.

    YanıtlaSil
  59. O neymis hocam? Mete Tuncay 50 kitap okutmus. Neyse ki günümüzde böyle şeyler yok. Kac yıl öncesinin adamı Aristo ve Platon bize ne verecek. Reis'e kitapların özetlerini veriyorlar. O da bizim için uygun olanlarını söylüyor. Bir de roje okullar ile lise ve kolejler de dize geyirilirse tamamdır. Hobbes dogru söylemiş. Tek lider yeter. Rris'e itaat et, rahat et. Boyle yok kitap okumaymis yok aydinlanmaymis, milletin kafasını karıştırmayın.

    YanıtlaSil
  60. Hocam enflasyon üzerine 200-300 puan üzeri faiz vermekmi gerekir?
    Bu döviz girişi için gerekli bir teknikmidir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet enflasyonun +2 ve +3 puan uzeri faiz orani neredeyse standart halinegelmis bir orandir. Boylesi bir durumda yabanci yatirimcilar icin uygun olur disairdan doviz bulma kolaylasir sicak paranin iceriye akmasi saglanir dahasi tasarruflar artar. Turkiye ve benzer tasarruf orani dusuk cari acigi yuksek ulkeler riskli yanlariyla birlikte enflasyonun uzerinde faiz orani belirlemeleri lazimdir. Mevcut enflasyonumuz %8 iken ortalama faiz oranimiz bu enflasyona gore hem karmasikhem dusuktur. Halbuki piysa faizi %11.5dir dolayisiyla Turkiyede olmasi gereken merkez bankasi faiz orani %11/12 arasinda olmalidir ki yabanci yatirimcilari cekebilelim.

      Sil
  61. Cumhuriyetin fedakar öğretmen ve eğitimcileri,yeni nesli sizler yetiştireceksiniz.
    Mustafa Kemal ATATÜRK

    Siz ve sizin gibi fedakar öğretmenlere atfedilmiş.Blogunuzu özenle takip ediyorum.Paylaşımlarınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  62. Sayın Hocam,

    Geçenlerde "Google Scholar" da isminizi arattım. 500 e yakın atıf sayısına sahipsiniz. Bu sayı, kendisini bugüne kadar akademik işlerden daha çok bürokrasiye ve iktisadı sevdirmeye adamış birisi için cidden yüksek bir rakam. Ancak bir profiliniz yok. Sizin gibi değerli ve entellektüel bir bilim insanının bu platformda da bir hesabı olsa yakışırdı :) İncelemenizi tavsiye ederim hocam.

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  63. Değerli hocam;Mete Tunçay hocamızın Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesindeki derslerine yirmi yıl kadar önce dışarıdan girmiştim.Sınıftaki onbeş kadar öğrenci içerisinden neredeyse yarısı farklı bölümlerden gelen öğrencilerden oluşuyordu.Türbanlı bir öğrenci ve mühendislik okuduğu halde derslere gelen "anarşist"görüşlü bir diğeri hatırladıklarımdan bazıları.Gelen öğrencinin,ders verdiği fakülteden olup olmadığına bakmaksızın dersine kabul ederdi.Dersi işlerken kitap ödevi verirdi ve derste o kitabı okutup ödev verdiği kitap üzerinden tartışma açardı.Dersi bittikten sonra da Göztepe-Kadıköy dolmuşlarından birine binip giderdi.Mete Tunçay Cumhuriyet'in yetiştirdiği büyük bir değerdir ve standart tarih eğitimi almadığı halde büyük bir tarihçidir.Değerli hocam;Kriminoloji demişken,Billy Wilder'in "Çifte Tazminat" filminin Woody allen filmlerinin bazıları üzerinde esinlenmenin ötesinde etkisi var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size de böylece anılarınızı hatırlama olanağı sağlamış oldum ne güzel.
      Ben böyle bir etkisi olduğunu düşünmemiştim aslında ama düşününce var gibi geldi.

      Sil
  64. Hocam öncelikle yazınız herzaman ki gibi cok güzel olmuş ellerinize sağlık.Sizin ögrencilik yıllarınızda gördüğünüz dersler size okutulan kitaplar bakınca yazınızdada görünce inanın çok şaşırıyorum.. Bende suan anadolu üniversitesi iktisat bölümü öğrencisiyim su saydığınız siyaset derslerini bırakın görmeyi hocaları dahi bizim fakuldete yok..Hani demiştiniz ekonomist olmak sosyoloji bilmeyi,tarih bilmeyi siyaset bilmeyi gerektirir diye.En azından su derslerin veya eğitimin daha iyi olmasını diliyorum çünkü artk okula gitmeden okul geçilebilir hale yapılabilir hale geldi ve bu eğitim sisteminin ne kadar kötü olduğunun bence bir göstergesi en basit göstergesi oldu. Sizcede öyle değil mi sayın hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle, biz sayıyı artırmayla kaliteyi artırma arasındaki farkı tam anlayamadık. Hep sayıyı artırmaya odaklandık.

      Sil
  65. Sayın Hocam,
    Son zamanlarda okuduğum yorumlarda sürekli, fitch faiz düşürür ise Bankaların Sermaye Yeterlilik Rasyosunun düşeceği yorumları yapılıyor. Not düşümünün dolaylı etkilerinin farkındayım, fakat hesaplamaya etkisi direkt olarak mevcut mudur? Not düşüşü bu oranı anında etkiler mi?
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlgisi var çünkü hesaplamada bu da dikkate alınarak oran bulunuyor.

      Sil
  66. Yoruma eklemeyi unutmuşum,"Cumhuriyet'in yetirdiği büyük bir insandır ama o döneme ilişkin en keskin tespitleri de-övme veya yerme değil,bilimsel tespitler-o yapmış ve hayatının belli bir döneminde de bunu ödemiştir.

    YanıtlaSil
  67. Sayin hocam yazınızi okuduğumda Andrey Zvyagintsev'in Leviathan filmi aklıma geldi ve aklıma takılan taşlar yerine oturdu. Teşekkur ederim bu engin yazı için

    YanıtlaSil
  68. Eskiden üniversitelerde eğitim varmış , yan odada öğretmen kuzenim oturuyor sabahtan beri tv de evlilik programı tibi şeyler izleyip duruyor...Bunun eğittiği öğrenciden HAYIR gelir mi???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece üniversitelerde değil emin olun liselerde de ciddi eğitim vardı.

      Sil
  69. Hocam
    Peki toplum Hommes sistemini oylar ve tercih ederse o zaman ne yapmali?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saygı duyacağız ama bıkmadan usanmadan bilenler bilmeyenlere doğrusunu anlatmaya çalışmalı.

      Sil
  70. Hocam konut kredilerinde vadeler 240 aya çıkarılacakmış. Hem koşa koşa gidip süper ultra hiper lüks rezidanslardan 1.500.000 tl ye 1+1 dairelerimizi 240 ay taksitle alalım. 2008 den aklımda kalan al ver ekonomiye can ver kamu spotlarıydı bakkal sakız uzatıyordu. Yıl 2017 adam rezidans uzatıyor ekrandan yuhh artık dedim kendi kendime. Sanırım bu kez durum baya bir ciddi vaziyet almak lazım:)
    Bu gözleme dayalı analiz yeterince bilimsel olmasada kabul görebilir bir analiz olabilirmi hocam?

    YanıtlaSil
  71. Hocam ellerinize sağlık yine çok güzel yazmışssınız. Sizden bir isteğim olucak Trump'ın gelişiyle Amerika ekonomisi ve dolaylı yoldan diğer ekonomilerin nasıl değişeceğinden bahseden bir yazı paylaşabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  72. Hocam dalagalı kur sisteminde paranın dış değerinin düşmesi enflasyonu artırarak iç değerini de düşürüyor. Peki iç değerinin düşmesi (enflasyon) dış değerini nasıl düşürür?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Basit. Bir parayı asıl kullanan toplum onu eski değerinde görmüyorsa yabancı da görmez. O zaman dış değeri de düşer.

      Sil
  73. Hocam ben de ankara hukuk da okuyorum çok haklısınız eğitim giderek basitleşiyor. G .K. H Devlet teorisi derslerinde Hobbes dan jonh locke'a kadar bahsediliyor ema tamamen ezbere dayalı yüzeysel ben aynı zaman da memurum cok gidemiyorum okula ama gördüğüm kadarı ile öğrenciler nefret ediyor devlet teorisi derslerin de anlatılardan ama ben seviyorum sizden ricam okuduğunuz kitapların bir listesini verebilirmisiniz kendi ufkumu açmak istiyorum, saygılar ve sevigiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda bir yorumu yanıtlarken hatırladıklarımı sıraladım.

      Sil
  74. Teşekkür ederim Hocam, gerçekten çok anlamlı bir yazı ve içinde bulunduğumuz şu zamanda ayrı bir anlam daha kazanmıştır. Sorum şu hocam;
    Ne kadar az bilirsen o kadar çok mutlu olursun derler. Bağnazlar yığını çok mutlular.
    Sizin gibi birikimli ve akılcı bir insan Türkiye'de yaşarken neler hissediyor? Gelecekten kaygılı mısınız? Milletçe uçuruma giden bir ülkeyi sizin birikim ve yaşamışlığınızdan izlemek nasıl bir his?
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef kaygılıyım. Yalnızca ekonomiyle ilgili değil kaygım, insan kalitesindeki erozyon da kaygılandırıyor beni.

      Sil
  75. Hocam Türkiye enflasyonu + ABD ENFLASYONU + 200 300 faiz teknik olarak olması gereken faiz için doğru olurmu

    YanıtlaSil
  76. niye ve neye hayır dememiz gerektiğini bilmediğimiz için millet evet oyu verecek hocam... biliyorsunuz değil mi...

    YanıtlaSil
  77. Ben orta arsa cumhuriyetlerinin birisinden yaziyirum. Hocam yazilarini elimden geldigince takip etmeye calisiyorum. Bu yaziyi okudugumda tam da bizim ulkenin durumu dedim. Iste bizde simdi Leviathan hukum surmekte. Sonuclarini anlatsam Leviathan ve akrabalarindan baska ulkede kimsenin hic bir hakki yok, can ve mal guvenlihi de yok. Tum bakanlari, yargiclari, milletvekilleri kendisi atiyor ve azlediyor. Birey icin hukuk diye bir sey yok, kamu gorevlisi ne derse o, yalnis diye gidip basvurabilecegin mercii yok. Ozel polis istedigi zaman istedigi kisiyi goturup istedigi kadar iskence yapabilir ve icerde tutabilir. Ekonomi batik, cunku yolsuzlukta dunyada ilk 10 dayiz. Bireylerin hic bir hakki yok. Ikiyuzlu avrupali gelip kendi cikarlarini elde edip cekip gidiyor, insan haklari vs konusunda iki kelime elestirmiyor. En onemlisi Leviathan in ipi yabancilarin elinde. Bu yazi bilmem turk halkina bir sey ifade edermi, ama Leviathan in en insaflisindan bile ben gucler ayriligini tercih ederim.

    YanıtlaSil
  78. Hocam MB'ye yatırılan zorunlu karşılıklar tam olarak ne kadar?
    Ve bu zorunlu karşılıkları MB ne yapıyor. Merkez'in döviz rezervi gibi tl rezervi de mi var ama sanmıyorum çünkü MB istediği zaman para basar. O zaman napıyor bu zorunlu karşılıkları?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Miktarını hesaplamadım. TL olanları da belirli bir katsayıyla döviz olarak yatırmak mümkün. Döviz olanları rezervde tutuyor. TL olanlar hesapta duruyor. Bunlar, banka zor duruma girerse kullandırmak içindir.

      Sil
  79. Bankalar tl zorunlu karşılıklarının %60'ını döviz cinsinden yatırabiliyorlar.
    1) Bankanın hiç yatırmama gibi bir hakkı var (opsiyon) ama yatırdığı zaman %60'ını da yatırmak zorunda mı mesela sadece %5'ini yatırabilir mi?
    2) %30unu da altın olarak yatırabilir.Ama burada bir belirsizlik var %60 döviz %30 altınla beraber tl zorunlu karşılığın %90ı mı lirasız yatırılabiliri yoksa %30dan kasıt %30 döviz %30 dolar mı?
    3) Bu ROK'un başlatılmasındaki amaç döviz kurunu düşürmek miydi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Böyle bir opsiyon yok.
      2) Son seçenek doğru.
      3) MB ye ek rezerv yaratmak.

      Sil
  80. Tarih dönemeçlerle dolu. 1555-1560 yıllarını Türkiye'de elçi olarak geçiren Busbecq Avrupalıları, kaybettikleri Doğu yerine Amerika gibi gereksiz topraklarla ilgilenmekle suçluyordu. Yine Makyaveli Prens isimli kitabında Türkiye'yi ele geçirilmesi zor bir ülke, Fransa'yı ise feodal beylerin ülkesi olan kolay ele geçirilebilir bir ülke ilan ediyordu. Aynı süreçte Türkiye kendi valisine (Kavalalı) bile sözü geçmeyen bir ülkeyken Fransa'da "Devlet benim" diyen bir hükümdar (14. Louis) ortaya çıkıyordu. Hâsılı kelam tarihin dönemeçleri düşünürleri ve insanlığı umumiyetle yanıltıyor.

    YanıtlaSil
  81. Merhaba Sayın Mağfi Eğilmez Hocam,

    Yazılarınızı her zaman büyük bir ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgi ve birikimlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

    Bahsetmiş olduğunuz kitaplar dışında bize mutlaka okumamızı önereceğiniz kitaplar var mıdır? Ekonomi doktora aday öğrencisiyim.

    Saygılarımla ve sevgilerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatih Özatay'ın Para Kuramı kitabıyla Gğlten Kazgan'ın İktisadi Düşünce Tarijhi kitaplarını okumanızı öneririm.

      Sil
  82. yazıyı okurken aklıma hep malum kişi geldi..Sabahattn Önkibar'ın kitabı çıkar çıkmaz yasaklandı,Kendime Yazılar da toplatılabilir aman dikkat !

    YanıtlaSil
  83. Yazı popüler kültüre ait olmayınca faiz yazıları kadar ilgi çekmiyor değil mi hocam? Daha az yorum geliyor:)

    Hocam bu iki haber hakkında yorumlarınızı çok merak etmekteyim.

    1) https://tr.investing.com/news/economy-news/t%C3%9C%C4%B0k,-ekonomik-g%C3%BCven-endeksi%E2%80%99nde-g%C3%BCncelleme-yap%C4%B1yor-124184

    1 gecede güvenimiz artabilir mi hocam?
    2) https://tr.investing.com/news/economy-news/ppk-d%C3%BCzenlemesi-resmi-gazete%E2%80%99de-yay%C4%B1nland%C4%B1-124172

    Başkan 8 kere çağrı yapacak ama bir belirsizlik silsilesi içinde mi olacak? Benim bu haberden anladığım şey hocam; belirli bir toplantı tarihi olmayacağı yönünde. Yani MB; "Ekonomi öyle bir halde ki her an toplanma gereksinimi olabilir böyle kaos ortamında, bu sebeple belirli toplantı tarihleri açıklayamıyorum, içinde bulunduğumuz durumu mazur görmeniz dileklerimle." mi demiş hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Her şey mümkündür artık.
      2) Her belirsizlik risk artışı o da kur artışı ve enflasyon artışlı demektir.

      Sil
    2. Bu arada niçin 8 denmiş onu da anlamak mümkün değil. Madem Başkanın çağrısı üzerine toplanacak sayı koymanın ne anlamı var ki?

      Sil
    3. Hocam gerçekten bir işin bu kadar içinde olup, aynı işten bu kadar kopuk düşüncelere sahip olmak ve bir ders çıkaramamak çok ilginç değil mi?

      http://www.hurriyet.com.tr/tek-faiz-yeter-40347602

      Sil
  84. Hocam doğru bu kadar apaçık ortada iken, hayatta en hakiki mürşit ilim iken nasıl bu kadar doğrudan sapılabiliyor anlayamıyorum. Sanırım cumhuriyetin en büyük eksikliği, beceriksizliği eğitimde olmuş.

    YanıtlaSil
  85. Hocam Başbakan ve yardımcıları bakan statüsünde midir?

    YanıtlaSil
  86. “Hakların güvence altına alınmadığı ve kuvvetler ayrılığının olmadığı bir toplumda anayasa da yoktur”
    16 Ağustos 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesinin 16’ncı maddesi

    YanıtlaSil
  87. Mahfi Bey
    Enflasyon sepetinde, gıda ve alkolsüz içeceklerin payı düşerken alkollü içecekler ve tütünün payının artırılması çok ilginç. Enflasyonu düşük çıkarmak için bir yöntem iken diğer yandan alkol ve tütün tüketiminin sanki bu dönemde artmış olduğu (bence artmamış) izlenimi mi uyandırılmaya çalışılıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahminlerle istatistik yapilmaz.

      Sil
  88. Mahfi Bey, Leviathan ilginc. Pek cok baska kavram gibi bunu da bu siteden ogrendigimize memnun olduk, elinize saglik.

    Fakat baglanti sacma olmus. Sanki baskanlar %50+ oyla gelmiyormus gibi.. Sanki 5 sene sonra gene hesap vermiyormus gibi.. Sanki ayni "egemen" en fazla iki 5 yil alamiyormus gibi..

    Ve tabi ikiden cok partili olarak kalacaksak baskanlarin cogu meclis cogunlugunu arkasinda bulamayacaktir. Eldeki veriler boyle, cunku 7 Haziran birinci tur baskanlik ve meclis secimlerinin, 10 Agustos ise ikinci tur baskanlik seciminin simulasyonudur (hem de oy almada gelmis gecmis en mahir liderin liderliginde, yani en fazla bu kadar oluyor). Simdiki sistemde, en populer partiyi ekstradan aldigi istikrar oylari cok guclu kiliyor (1 Kasim - 7 Haziran farki). Istikrar oyu kavrami baskanlik sisteminde olabilemez.

    Tabii bir de, oylanacak yeni sistemde meclisi ve baskanligi alan "egemen"in, parlementer sistemde tekbasina iktidar olan basbakandan -egemen guc olarak- ne farki var pratik olarak?

    Siz sistematik dusunebilen bir ekonomistsiniz, iki sistemin farkini yeterince incelediginize emin misiniz? Bu konuda zaaflar goruluyor yorumlarinizda. Simdi konuya direk el atmaniz iyi olmus. Bence mantikli bir sekilde yeniden tartismakta fayda var.



    YanıtlaSil
  89. Hocam şu zamanda bir ziraat mühendisine ne tavsiye edersiniz?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...