9 Mart 2017 Perşembe

Dalgalı Kur Rejiminden Dalgalı Faiz Politikasına

Kur rejimleri esas olarak sabit ve dalgalı kur rejimi olarak iki başlıkta toplanır. (1) Sabit kur rejiminde merkez bankası yerli paranın çeşitli yabancı paralara karşısında kurunu belirler ve ilan eder. Bu kurlar, merkez bankası bunları değiştirinceye kadar bu şekilde devam eder. Eğer ekonomide yaşanan çeşitli gelişmeler sonucunda yerli paranın dış değerin düşürmek gerekirse o zaman merkez bankası yeni ve daha yüksek bir kur belirleyip ilan eder. Buna devalüasyon deniyor. Eğer tersi söz konusu olmuşsa o zaman da yerli paranın değerini yükseltir ve daha düşük bir kur belirleyip ilan eder. Bun da revalüasyon denir. (2) Dalgalı kur rejiminde kurlar serbest piyasada belirlenir. Kurlar hiç kimsenin onayını beklemeden piyasadaki arz ve talebe göre sürekli değişim gösterir. Burada merkez bankasının kurla ilgili bir karar alması gerekmez. O nedenle dalgalı kur rejiminde yerli paranın değer kaybına devalüasyon veya değer kazanmasına revalüasyon denmez, değer kaybı veya kazancı denir. Bazı ülkelerde dalgalı kur rejimi müdahalesiz uygulanır. Yani kurun belirlenmesine merkez bankası karışmaz ve olayı tümüyle piyasa güçlerine bırakır. Bazı ülkelerde ise dalgalı kur rejimi müdahaleli olarak uygulanır. Yani Merkez bankası kurun belirlenmesini piyasaya bırakmış olsa da arada bir girip piyasadan döviz alarak ya da döviz satarak piyasada kurun oluşumuna müdahale eder. Her iki tip dalgalı kur rejiminde de merkez Bankaları, kurlarda ortaya çıkan oynaklıklara belirli ölçülerde müdahale ederler.

Faiz politikası, kur politikasından farklıdır. Merkez bankaları, bankalara sağladıkları fonlara uygulayacakları faiz oranlarını belirleyip ilan ederler. Merkez bankalarının temel bir faiz oranı vardır. Bu faiz oranları her gün her an değişmez. Olağanüstü bir değişim yaşanmadığı sürece Merkez bankaları bu oranları bir sonraki toplantıya kadar değiştirmezler. Bazen merkez bankalarının faiz oranlarını aylarca hatta yıllarca değiştirmeden bıraktığı olur. Mesela İngiltere’de Merkez Bankası faizi 2016 Ağustos’undan bu yana 0,25 ile eksi 0,25, ABD’de Aralık 2016’dan beri 0,50 ile 0,75, Euro Bölgesinde Mart 2016’dan beri 0,00 ile eksi 0,05 arasındadır.

Çeşitli ülkelerin merkez bankalarının uyguladığı faiz oranları ve bu orana geçtikleri tarihler aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.

Ülke
Oran
Değiştiği Tarih
ABD
0,75
14.12.2016
Brezilya
12,25
22.02.2017
Çin
4,35
23.10.2015
Çek Cumhuriyeti
0,05
11.01.2012
Euro Bölgesi
0.00
3.10.2016
Macaristan
0.90
24.05.2016
Hindistan
6,25
4.10.2016
Endonezya
6,50
16.06.2016
İsrail
0,10
23.02.2015
Japonya
0,00
1.02.2016
Meksika
6,25
9.02.2017
Rusya
10,00
16.09.2016
Suudi Arabistan
2,00
17.03.2016
Türkiye (Görünen)
8,00
24.11.2016
Türkiye (Gerçek)
10,71
9.03.2017

Her ülkede farklı bir ad taşıyan bu temel faiz oranına Türkiye’de politika faizi deniyor. Türkiye’de Merkez Bankası’nın bankaları fonlamakta kullandığı birden fazla imkân ve dolayısıyla birden fazla faiz oranı vardır. Bugün itibariyle Merkez Bankası’nın üç temel fonlama imkânı ve dolayısıyla üç farklı faizi bulunuyor: (1) Gecelik borç verme faizi (yüzde 9,25). (2) Haftalık repo ihalesi faizi (yüzde 8,00). (3) Geç likidite penceresi faizi (yüzde 11). Merkez Bankası son 2 aydır haftalık repo ihalesi açmıyor. Dolayısıyla bu imkân ve faiz askıya alınmış durumda. Geç likidite imkânı geçmişte ancak istisnai hallerde kullanılan bir imkân iken son 2 ayda her gün kullanılan bir imkân haline geldi. Hatta Merkez Bankası bu imkânı bir çeşit politika faizi haline getirmesine karşılık yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi hala politika faizi olarak 2 aydır hiç kullanılmayan haftalık repo ihalesi duruyor.

Birden fazla faizi olduğu için Merkez Bankası’nın bankaları hangi faizle fonladığını bulabilmek için ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti denilen ortalama faizine bakmak gerekiyor. Bu da her akşam, o gün itibariyle bankalara kullandırılan gecelik fonlama imkânının ve geç likidite penceresi imkânının ağırlıklandırılmış faizine bakarak bulunuyor. Bu da her gün duruma göre değişiyor. Bu eskiden de böyleydi. Birden fazla faiz söz konusuysa faiz her gün değişecek demektir. Ne var ki son 2 ayda özellikle kurlarda yaşanan oynaklıklar Merkez bankası faizinin de buna uyum sağlayabilmek için giderek oynak bir hale gelmesine yol açıyor. Mesela son 8 işgününde Merkez Bankası’nın ortalama faizi şöyle bir seyir gösteriyor:

Günler
MBOF
Politika Faizi
1.03.2017
10,38
8,00
2.03.2017
10,42
8,00
3.03.2017
10,53
8,00
6.03.2017
10,62
8,00
7.03.2017
10,62
8,00
8.03.2017
10,61
8,00
9.03.2017
10,71
8,00
10.03.2017
10,82
8,00

Tablodaki politika faizi Merkez Bankası’nın haftalık repo ihalesinde uyguladığı faiz oranını gösteriyor. Merkez bankası, haftalık repo ihalesini 2 aydır yapmıyor. Dolayısıyla yüzde 8 oranındaki politika faizi tamamen göstermelik bir faiz. MBOF ise, yukarıda sözünü ettiğim Merkez Bankası’nın gecelik fonlama ve geç likidite imkânı faizlerinin ortalaması olan ortalama fonlama faizini gösteriyor. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın asıl politika faizi artık bu faiz. Tablodan görüleceği gibi bu faiz de her gün farklı bir oranda oluşuyor. Bu da bize TCMB’nin diğer merkez bankalarından farklı olarak değişken ya da dalgalı faiz politikası uyguladığını gösteriyor.

Merkez Bankası’nın, dalgalı kur rejiminin yanında bir de dalgalı faiz politikası uygulamasının bazı avantajları var. Bunların başında piyasaya uyum sağlamak, değişen koşullarda hemen bu koşullara göre faizi ayarlamak gibi üstünlükler sayılabilir. Ne var ki bu rejimin bazı sakıncaları da var. Her şeyden önce kurda yaşanan oynaklık aynı şekilde faize de yansıyor. Öte yandan Merkez Bankası kuru piyasaya bırakmanın yanında faizi de piyasaya bırakınca bu kez piyasaya yön vermek yerine piyasanın peşinden sürüklenmeye başlıyor. Öyle olunca da piyasaya yön veremiyor, tam tersine piyasa ona yön veriyor.

Not: Dalgalı faiz politikası deyimi, bu çerçevede, ilk kez burada kullanılıyor.  


207 yorum:

  1. Elinize sağlık hocam çok güzel bir yazı olmuş . Bize çok şey katiyorsunuz

    YanıtlaSil
  2. Hocam, bir de "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" var, bu da dünyada ilk kez ülkemizde uygulanacak. Bu nedenle sizin tarif ettiğiniz faiz sistemine de bence "Cumhurbaşkanlığı MB dalgalı faiz politikası" demek gerekir, yoksa alınganlık olur. Bir de müslümanlar icat yapamaz derler, çekemiyorlar bizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyada ilk olan çok şey var burada ama işe yarar şeyler değil ne yazık ki. Hep arkadan dolanıp cinlik yapma işleri.

      Sil
    2. Dalga iyidirrrrrr.. Canınızı sıkmayın...

      Dalgalar denizlerdeki birikintileri ve atıkları temizler.

      Dalgacı insanlar güleryüzlü ve mutlu olurlar.

      ::)))

      Sil
    3. hayat dalgaya gelmez.kendini çok nahoş yerlerde bulabilirsin

      Sil
    4. Dalgacı insanları ben de severim ama devlet ya da merkez bankası dalga geçmez. Onlar dalga geçerse bizim için iyi olmaz.

      Sil
  3. Hocam merhaba,

    Verdiğiniz tabloya göre faiz her gün artıyor. 1 Mart ile 9 Mart arasında 0,33 puan fark var. PPK toplantıları sonrasında açıklanan faiz kararı alelade bir parametreye dönüşmüş. Bu durum yatırımcıyı nasıl etkiler?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam merhaba,birkaç merak ettiğim sorum vardı;
      -Etkilememesinin sebebi yatırımcı artık gelmediği için mi?
      -Yatırım finansman aracı kurumunun tek başına borsada puanları etkilediği haberleri var.Benim öğrendiğim kötü niyetli yabancı yatırımcılar ülkeye girip kur fiyatını aşağı çekip sonra TL si ile hisse satın alıp belli zaman sonra aniden borsadan sonra da düşük kur üzerinden çevirdiği para ile ülke dışına çıkabilmektedir. Ülkemizde bunu önleyecek rezerv olmadığı için tonlarca yabancı şirket tek başına yapabilecek potansiyelde iken Türk şirketinin bu oynaklığa sebep olması kafa karıştırıcı mı?http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1991916-borsadaki-yukselise-tek-bir-kurum-onculuk-ediyor
      -Yapılacak yatırımlar için halkı ortak edip hisse satmak kar payı olayı ile aynı mantıkta mı işliyor?Bizim icadımız mı?
      http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/694268/Halkin_parasiyla_konut_yapacaklar.html
      -Opsiyon sözleşmeleri gerçekten kurtarıcı mı?50.000 tl si olmayan iş sahipleri dolar oynaklığından etkilenmye mahkum mu?


      Sil
    2. Yatırımcı geliyor çünkü burada faiz çık yüksek, her geçen gün daha da yükseliyor. İyi para kazanıyorlar. Ama gelen kalmıyor parayı çarpıp kaçıyor, sorun orada. Baksanıza cari açığın üçte birini kaynağı bilinmeyen paralarla finanse etmişiz.

      Sil
  4. gardı düşme noktasın da hala kuyrugu dik tutmaya calısıyor referandumdan sonra dişgüçler seneryosu raftan iner

    YanıtlaSil
  5. İyi günler Mahfi Bey, tahmin ettiğim kadarıyla bir süre daha önemli olacak "Merkez Bankası’nın ortalama faizi"ni (hangi miktarda paraya gecelik fonlama faizini kullandırdığını, ne miktarda geç likidite imkânı faizini kullandırdığını) nereden takip edebiliriz?

    İyi çalışmalar,
    Emre Duran

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB web sitesi istatistikler/piyasalar/ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti.

      Sil
    2. Teşekkürler.

      Sil
  6. MB faizi arttirmamak icin direniyor cunku faizi arttirirsa banka iflaslari baslayacak. Ekonomi su anda bunu kaldiramaz, referandum oncesi hukumet boyle bir seye asla izin vermez. MB faizi arttirmak istiyor ancak, bankalar hukumete faizin arttmamasi, faizin artmasi halinde karlarinin azalacagini, zarar edecegini soyluyor, faiz azalsin diye lobi yapiyorlar. Gerci bankalarin lobi gucleri de pek yok, yani finans dunyasi ve ekonomi yayinlarinda sozleri hic gecmiyor. Gecse bu kadar faiz arttirilsin, niye arttirilmiyor, bak doviz aldi basini gidiyor koylu ciftci nasil mazot alacak gibi yayinlar yapmazlardi.

    Hukumette MB baskanina emir vermis, arttirma faizi diye, arttiriyorsan bile gostermeden masanin altindan arttir demis. MB'de gizli gizli arttirmaya calisiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artırıyor ama artırmamış gösteriyor ve bu yolla da bankalara faiz artırmamaları için baskı yapılıyor.

      Sil
    2. 2010 sonrası istisna süreler hariç neredeyse sıfır/negatif reel faiz uygulanıyor..

      Aynı dönemde kredi faizi ile enflasyon(mevduat faiz oranı)arasındaki fark neredeyse 2-3 katına çıkmış. Bankalar kar rekorları kırıyor.

      Faiz karşıtlığı söylemleri ayyuka çıkmışken, bankalar rekor kırıyor.

      Ne ilginç değilmi?

      Bu dönemde banka hisse el değişimlerine bakmakmı gerek acaba?

      Sil
  7. Hocam bu bilgileri senden başka bulabileceğimiz yerler yok kadar az

    YanıtlaSil
  8. Tebrik ederim hocam, yine son derece faydalı bir yazı olmuş. 09/03/2017 tarihi itibari ile % 10,71 olan MBOF aslında reel sektörün fonlanma maliyetleri açısından da bizlere çok önemli bilgiler sağlıyor. Bankaların ellerindeki fonu piyasalara plase ederken kullandıkları faiz bugün itibari ile ortalama olarak % 14-15 bandında seyrediyor. Bankaların piyasadan mevduat toplama yarışına girdikleri şu günlerde, söz konusu mevduatlar için verilen faizlerin % 12,5 seviyelerine kadar çıktıklarını gözlemliyoruz. ( Hoşgeldin faizi vb.. isimler adı altında ) Bankacılıkda kullanılan önemli göstergelerden bir tanesi olan kredi / mevduat rasyosunun % 118 seviyelerine gelmesi ise bankacılık sektörümüzün her ne kadar sağlam temeller üzerine otursa bile işlerin pek de iyi gitmediğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir diye düşünüyorum. Avrupa da bu oranın ( kredi / mevduat ) % 70 dolaylarında olması bizim bu konuda daha dikkatli olmamızı gerektiriyor sanki. Mevduatın yeterli olmadığı durumda dış kaynaklardan borç alarak, reel sektörün fonlanmasını sağlamaya çalışan bankalarımızın gidişatı pek de iyi görünmüyor.

    Hülasa hocam; Sonunda yine sizin her zaman söylediğiniz yere geliyoruz, günü kurtarmak yerine yapısal ve rasyonel reform ve önlemlerle ekonomimizi düze çıkarmaya çalışmalıyız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Giderek hayale dönüşüyor bu dediğiniz.

      Sil
    2. Hayal bile değil artık hocam...

      Halka, kobilere, şirketlere sus payı vererek depremin şiddeti büyütülüyor sadece.

      Uyuşturucu kesilince kriz patlayacaktır.

      Sil
  9. HOCAM HEP YAPISAL REFORM DİYORSUNUZ YA, BAŞKANLIK LA MI OLACAK BU, NE DERSİNİZ. BÖYLE DAHA MI KOLAY OLUR?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mevcut sistem zaten başkanlık. Yapmak isteyene itiraz eden mi var? Olsa da onu dinleyen mi var?

      Sil
  10. Hocam merkez bankası neden haftalık repo faizlerini kullanmıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğer ülkelerin faiz oranları ile karşılaştırıldığında sanki Türkiye'de faiz artırılmamış gibi gözüküyor,ayrıca haftalık repoyu kullandığında siyasi baskı oluşuyorken,gecelik faiz artışına göz yumuluyor...

      Sil
    2. Onun faizini artırmak zorunda kalmamak için.

      Sil
  11. Hocam, ekledik ekonomi sözlüğüne. :)

    YanıtlaSil
  12. Hocam piyasaya hakim olma işi de varlık fonuna bırakıldıysa bindik alamete gidiyoruz kıyamete diyebilir miyiz? Korkum dımdızlak bırakacak bizi piyasada ki yabancı oyuncular

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varlık Fonu başlı başına bir sorun.

      Sil
  13. Bankalar şu an denetleniyormu.veya denetleyenler bagimsiz mi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. BDDK denetliyor. Ayrıca bağımsız denetim var.

      Sil
  14. Hocam devlet bankalarının olağanüstü yedekleri mi devlet bütçesine gelir olarak aktarılıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kârlarından temettü aktarılıyor.

      Sil
  15. Hocam bize anlatılanlara göre Merkez Bankası'nın piyasaya en iyi müdahale aracı repo işlemleri. Eğer bu böyleyse neden MB 2 aydır repo işlemi yapmıyor?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü repo ihalesinin faizi yüzde 8 ve bu aynı zamanda uluslararası alanda MB'nin faizi olarak biliniyor. Bu faizi değiştirmezse piyasaya çok ucuza para vermiş olacak. Değiştirse bu kez bütün dünyada MB faizi artırdı denecek, onu da politikacı istemiyor. Bu yüzden bu tür dolambaçlı yollardan gidiyoruz.

      Sil
  16. Hocam tebrikler.
    Pek ilgisi yok ama yorumlara bir sıra numarası koymak mümkünmü.Tümünü takip etmek daha kolay olur tahminimce
    Bugünkü geri sayım programında bu konunun aklınıza geldiğini ve bu konuda yazacağınızı söylemiştiniz.bu kadar çabuk yazmanız çok önemli ancak önemli olan bu kadar hızlı yazacak kadar birikime sahip olmanız.
    Tekrar yazı için tebrik ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Öyle bir şey yapma imkanı var mı bilemiyorum bir bakacağım.

      Sil
  17. hocam 70li 80li 90li yillarda nasildi mb faiz politikasi o donemlerde mesela 24 ocak oncesi merkez bankasi faizi 0,25 indirdi arttirdi durumu var miydi.

    Sizce onumudeki aylarda enflasyon uzun sure cift hanede takili kalir mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişte MB' nin günlük faiz belirlediği bir dönem hatırlamıyorum. Bankaların her an faiz değiştirdiği dönemler oldu. Mesela 1994'de. Ama MB nin bu kadar sık değiştirdiği bir dönem hatırlamıyorum.
      Bir iki ay kalır.

      Sil
  18. Hocam bu yazınıza istinaden söylemek istediğim ve sormak istediğim bir şey var.

    Sorum: Dünyada faizlerini 250 baz puan arttırmasına rağmen, parası değer kaybeden ülke hangisidir?

    Söylemek istediğim şey yazınızı okurken aklımda şekillendi ister istemez:) MB'nin Politika faizi gibi güçlü bir silahtan vazgeçmesi; elinde f-16'ları, tankları, topları olan bir ordunun sadece tabancalarla savaşması gibi olmuyor mu hocam? Halbuki esas hasarı verecek olan sürekli olmayan ama bir kerede işi bitirecek olan vuruş güçleridir, her gün her saniye ateş eden tabanca yani geç likidite penceresi değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle oluyor. Ama politikacı böyle yönlendiriyor.

      Sil
    2. Hocam Ortalama Fonlama Maliyeti 10.82 oldu. Sanırım Çarşambaya kadar 11'e dayanacak ve sonra tek faize geçecek MB. Yani umarım böyle yapar..

      Sil
  19. Hocam ellerinize sağlık benim açımdan önemli bir soru olduğu için cevaplarsaniz çok ama çok sevinirim bu görüntüde piyasa Fed kararı ve merkez bankası PPK toplantısı öncesi önden fiyatlaniyor diyebilir miyiz görünüm onu gösteriyor gibi bir de dolar/Tl kurunda gelecek hafta için fed faiz arttirimi ve merkez bankasının faiz artirmama durumunda neler yaşanır sizce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Diyebiliriz, piyasa önümüzdeki günlerde atılacak adımları fiyatlıyor.
      Önceden fiyatlama olduğu için bir bölümü yaşanıyor zaten.

      Sil
  20. Hocam öncelikle ellerinize sağlık kafamizdaki soru isaretlerine cevap oluşturduğunuz için teşekkürler benim bir sorum olacaktı fed kararı ve merkez bankası PPK toplantısı öncesi piyasa önden fiyatlaniyor diyebilir miyiz bir de dolar/Tl kuru Ocak başındaki 3.90 seviyesine bu şartlarda zor ulaşır diyebilir miyiz Cevap verirseniz çok sevinirim hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Şimdilik diyebiliriz ama bir sonraki ve ondan sonraki Fed faiz artırımları görünümü çok değiştirir.

      Sil
  21. Hocam ben piyasada binlerce aktörlerden biri olarak mb'nin verdiği kararlara karşı nasıl tepki vereceğimi bilemiyorum. Acaba herkesin de benim gibi kafası karışık mı? Nasıl bir pozisyon alacağımi bilemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emin olun herkesin kafası karmakarışık.

      Sil
  22. Hocam neden faizlerin düşük olmasını böylesine diretiyor yöneticiler ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü faizin enflasyon yarattığı iddiasını öne sürüyorlar. Yani meseleyi (neden - sonuç ilişkisini) tersten okuyorlar. Bu yeni bir şey değil. Türkiye'de geçmişte de aynı tersten okuma sorunu vardı. 94 krizi o nedenle çıkmıştı.

      Sil
    2. Politika faizi sabit tutulmasına rağmen , o zaman 3 aydır artan enflasyon neden artıyorkineeeeee....:)

      Sil
  23. Sayın hocam. Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum.
    Singapur gibi ülkelerde uygulanmakta olan, kurun belirli bir bant içerisinde yer almasına imkan veren, dalgalı faiz politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Ülkemizin döviz rezervleri daha kısıtlı ancak böyle bir sistemin uygulanması mümkün olabilir mi?

    http://www.mas.gov.sg/Monetary-Policy-and-Economics/Monetary-Policy/Monetary-Policy-Framework.aspx

    Singapur'dan selamlar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler benden de size ve Singapur'a selam.
      Bizdeki sorun bu tür bir mekanizmanın gerektirdiği bağımsız karar alma ve kurallara uyma altyapısının eksikliği. Bir aşamada politikacı devreye giriyor ve sistemi zedelemeye başlıyor. Bu tür rejimler kurallara uyulmasını ve parasal otoritenin bağımsızlığına saygı durulmasını gerektirir.

      Sil
    2. Cevabınız için teşekkür ediyorum.

      Bu durumda, teorik olarak, faiz kontrolü rejiminden tamamen çıkıp Merkez bankasının alım satımlarla kuru yönetebileceği (exchange rate-based monetary policy) rejime geçmemiz mümkün olamaz mı dersiniz? (İlave döviz rezervi ile birlikte)

      Singapur'da uygulanmakta olan sistem Monetary Authority of Singapore'un websitesindeki aşağıdaki bağlantıda açıklanıyor.
      http://www.mas.gov.sg/~/media/MAS/Monetary%20Policy%20and%20Economics/Monetary%20Policy/MP%20Framework/exchangePolicy.pdf

      Ülkemizde bu alanda yapılmış teorik bir çalışmaya rastlamadım.

      Selamlar,

      Sil
    3. Yapmayın bu dediğinizi ABD bile yapamaz., Hedge fonlar , Londra ve diğer bilimum traderlar elinde ülke maymun olur....

      Sil
    4. Sermaye hareketlerinin bu kadar serbest olduğu, iç meseleler nedeniyle risklerin yüksek olduğu bu ortamda bu yöntem iyi sonuç vermez.

      Sil
  24. Hocam günaydın, elinize sağlık. Kafamda aylardır yanıt bulamadığım bir soru var sizinle paylaşmak görüşünüzü almak istedim. Merkez bankası, siyasi ve toplumsal tepkileri azaltmak için sabit kur rejimine geçebilir mi ? Geçerse etki ve sonuçları ne olur? Saygılarımla, Emin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkenin helvasını hep birlikte yeriz....

      Sil
    2. Merkez Bankası bugünkü ortamda dalgalı kuru bile savunamaz durumdayken sabit kuru nasıl savunacak?

      Sil
    3. Elbette savunulamaz Ancak Hocam benim sorudaki kastım; sabit kurun ülke içinde algıya yönelik zoraki kullanılmasını engelleyebilecek bir mekanizma var mı ? Yoksa ve zoraki uygulamaya geçilirse etkileri neler olacağı yolundadır. Teşekkür ederim.

      Sil
  25. Hocam acaba geçmişte faizler Türkiye de çok yüksek seviyede iken sorun olarak karşımıza çıkan problemlerle bugünkuleri karşılaştırdığımızda ne dersiniz. Geçmiş sorunları bilemiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmişte faizler çok yüksekken kamu kesimi borcu yüksek özel kesim ve hanehalkı borcu düşüktü. Bugün faizler geçmişe göre düşük kamu kesimi borcu düşük ama özel kesim ve hanehalkı borcu yüksek.

      Sil
  26. Hocam birinci tertip net kardan mı yoksa karın mı yüzde 5i. Karışıklık var sanırım

    YanıtlaSil
  27. Değerli hocam mükemmel yazınız için çok teşekkür ederiz. Ancak faiz oynaklığı vs kur oynaklığı ve faizleirn yumuşatılması (İnterest smoothing) onularında oldukça geniş bir ilteratür oluştuğunu belirtmeme müsaade ediniz. Bu doğrultuda 2013'te ben de Cumhuriyet'te şöyle bir yazı düşmüşüm: https://yeldane.files.wordpress.com/2014/09/yeldan436_25ara13_istikrarlc4b1faizoynakkur.pdf

    Bir de
    Cömert, Hasan, A. Erinç Yeldan and Akın, Gökçe (2011) “Interest Rate Smoothing and Macroeconomic Instability under Post-Capital Account Liberalization Turkey”, Canadian Journal of Development Studies, 31(3-4): 459-482.
    ve
    Yeldan, A. Erinç, Güneş Kolsuz and Burcu Ünüvar (2014) “Turkish Monetary Policy Under Turbulent Times”. Review of Middle East Economics and Finance, 10(3): 247-262, December.
    içinde konuyu daha teorik bazda incelemiş idik.
    Ben de TCMB'nin uzun zamandır bir yandan enflasyon hedeflemesi yapacağım derken, bir yandan da hem kuru, hem faizi "istikrarda" tutma gibi "Herculean" ve olanaksız bir politika izlemekte olduğunu ve bu yüzden de aslında hiç bir şeyi "hedefleyemediğini" düşünüyorum.
    Sonsuz saygılarımla.
    Erinç Yeldan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli hocam,
      Aşağıdaki yorumunuza verdiğim yanıta ek olarak son paragrafta ortaya koyduğunuz düşünceyle aynı görüşte olduğumu vurgulamak isterim.
      Saygıyla

      Sil
    2. İki usta iktisatçıdan sonra bizim gibi sıradanların söylediklerini dikkate alır mısınız bilemem ama:

      1) "Varlık Fonu"nun, MB'nin ister tarihi (hâlâ kaldıysa!) saygınlığının sağladığı bir tutam özerkliği sebebiyle ve MB'nin kanunlar çerçevesinde yapabileceklerinin "ötesinde" fonksiyonları olduğunu Mahfi Bey'e de Erinç Bey'e de hatırlatmak isterim. Eğer 16 Nisan'da "evet" sonucu çıkarsa, "Varlık Fonu" de-facto şekilde hızla kullanılmaya başlanacak, ve adeta "perde arkasındaki Merkez Bankası" şeklinde hareket edecek. TCMB, figüran statüye düşmek üzere, eğer 16 Nisan'da "evet" sonucu çıkarsa.

      2) "Net hata noksan" denen olayın bu ülkede çok tehlikeli boyutlara ulaştığını, sizin gibi birkaç usta iktisatçının uyarıları haricinde, kimsenin umursamadığını hatırlatırım. "Net hata noksan" şemsiyesi altında gelen para, yıllardır, MB'nin ulaşabileceği sınırları aşacak şekilde kullanılıyor zaten. Demek ki TCMB'ye, birileri tarafından, figüran rolü uygun görülmüş ve banka bugünlere hazırlanmış.

      TCMB, şu anda, faiz konusunda "deneysel oyunlar" oynayabiliyor kanunların kendisine çizdiği sınırlar içinde kalmaya çabalayarak.

      Fakat gelin görün ki, TCMB'nin bileti çoktan kesildi. "Varlık Fonu" = "Yeni MB" (Eğer 16 Nisan'da "evet" sonucu çıkarsa)

      Sil
    3. Burada sizi görmek güzel☺Saygı ve sevgiler hocam....

      Sil
  28. Hocam madem faiz neden enflasyon sonuç ozaman bu fed neden faizi ciddi oranda artırıp enflasyon yaratmaz hiç anlamam:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki faiz neden değil sonuç :-) Ama bunu anlamayanlara anlatmakta sorunumuz var. Yani sorun bizde galiba :-)

      Sil
    2. Hocam arabada mars basmiyorsa neden arabayi calistiramiyoruz sorun bizde diyelim ki? Mars basmiyor iste. Sorun adamlarin kafasinda bizde degil.

      Sil
  29. Hocam uygulanan dalgalı faiz politikasının Merkez Bankasının sofistikasyonunu ortaya koyması açısından
    önemli bir gösterge olduğunu söyleyebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
  30. Hocam Oncelikle elinize saglik . Sadece sizin yazilarinizi okuyorum ve oldukca objektif oldugunuzu dusunuyorum. Bir sorum olucakti. Merkez Bankasi Politika faizini degistirmeden daha baska hangi silahlarini kullanarak doviz kurlarini ve enflasyonu dizginleyebilir. Tum silahlarini cektimi (Politika faizi disinda) yoksa hala cekebilecegi silahlar varmi ? Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Polisiye önlemler dışında bir şey kalmadı galiba.

      Sil
    2. Kuzey kore orjinalden daha orjinal dolar basıyor.Bizimkiler yakında kuzey koreye resmi bir heyet gönderirlerse şaşmam😂😂😂

      Sil
    3. Buna gerek kalmadi Akif, 16 Nisandan sonar baskan ulkenin adini Bati Kore seklinde degistirecekmis.

      Sil
  31. Evet 2 yıllık tahvil fazileri 12.26 (2009 dan sonraki en yüksek oran) Bugünkü faiz artışı tam %7.

    Tam 8 senelik dip oluşumu bugün itibari ile tamamlandı.

    Dipten kopuş başladı ver elini 20 ler.. (yapısal reformaların yapılmadığı , hovardaca heba edilen 10 yıllar)

    Küçülme !
    Resesyon !
    Kurda yükselişler ! (TL nin değer kaybetmesi)

    Üstüne borçlanma faizlerinde yükselişler.

    Üstüne bir de savaş geldimi...

    Dadından yenmez değilmi..

    Ah benim fakir ve gururlu halkım.

    Tanrı Türkü korusun...

    Ihhh. Senin annen bir melekti yavrum :(


    YanıtlaSil
  32. Hocam döviz dalgalı, faiz dalgalı. Dalga boyları gittikçe yükseliyor. Bu iş enflasyon tsunami'sine gider mi?

    YanıtlaSil
  33. Yazınız için teşekkürler hocam. Dün gece dolar ve euronun artışından sonra MB fonlama yapmayacağını duyurdu ve 3 kuruşluk düşüş yaşandı kurlarda.Bu düşünün sebebi bankalardaki tepkiler mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fonlama olmayınca dövize talep de düştü. Tehlikeli bir hamle bu. Umarım ciddi sıkıntılara yol açmaz.

      Sil
  34. Hocam çok teşekkürler, ellerinize sağlık. Benim gibi ekonomi alanına yeni ilgi duymuş biri bile yazıda anlatılmak istenenleri anladı. Bir konuya hakim olmak kadar klonuyu bu sadelikte anlatabilmek de çok değerli bir yetenek. Sağolun varolun...

    YanıtlaSil
  35. Değerli hocam, mükemmel yazınız için çok teşekkür ederiz. TCMB gerçekten bir yandan fiyat düzeyini, bir yandan faizi, bir uyandan kuru istikrara kavuşturacağım diye hiç birinde başarı sağlayamıyor, zira politaka aletleri yetersiz/tutarsız/çelişkili. Ancak, yazınızda geçen faiz oynakılığı ve faizin yumuşatılması (interest smoothing) üzerine uluslararası düzeyde geniş bir literatür olduğunu hatırlatmama müsaade ediniz. ben de bu konuya iki maklalemle katkıda bulunmuş idim. İlginizi çekebilir. Cömert, Hasan, A. Erinç Yeldan and Akın, Gökçe (2011) “Interest Rate Smoothing and Macroeconomic Instability under Post-Capital Account Liberalization Turkey”, Canadian Journal of Development Studies, 31(3-4): 459-482. ve Yeldan, A. Erinç, Güneş Kolsuz and Burcu Ünüvar (2014) “Turkish Monetary Policy Under Turbulent Times”. Review of Middle East Economics and Finance, 10(3): 247-262, December.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli hocam.
      Sizin Güneş Kolsuz ve Burcu Ünüvar ile yazdığınız makaleyi zamanında okumuş ve çok yararlanmıştım. Diğer ikisini bilmiyordum bu vesileyle öğrenmiş ve okumuş oldum, çok teşekkür ederim.
      Dikkatinizden kaçmamıştır. Ben biraz daha farklı bir açıdan bakıyorum olaya. Merkez Bankası sizin yazılarınızda değindiğiniz ve literatürde yeri olan teorik bazda bir yaklaşım içinde konuya yaklaşmış olsaydı ben bu yazıyı yazmazdım. Bence tamamen farklı bir baskı altında tam olarak ne sonuç vereceğini bilmediği bir işi yapıyor. Ve ben bu gidişten ciddi sıkıntılar çıkacağından endişe duyuyorum.

      Sil
  36. Hocam merkez bankasının bu şekildeki farklı yollardan gitmesi keşfetme içgüdüsü ile alakalı mıdır? Teşbihte hata olmaz.
    Hani bir sporcu vardı herkez yüzüstü atlarken o sırtüstü atlardı. Dalga geçerlerdi şuan ise en çok kullanılan yöntem.
    Statükoya karşı çıkmak biz gençlere herzaman keyif vermiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişisel olarak bu tür keşifler kişisel sonuçlar verir ve o kişiyi ilgilendirir ve fatura kişiye çıkar. Ama devlette bilinmeyen alanlarda yapılan denemeler sorun yaratırsa fatura bütün topluma çıkar.

      Sil
    2. Fakat hocam sizde bilirsiniz ki makroekonomik teknikler kişiselleştirilmesi imkansız ensturmanlar. Dediğim gibi dogma olmuş teknikler ve gerçekler artık biz gençleri sıkmaya başladı. Vesselam,

      Sil
  37. Hocam mukemmel bir yazi olmus, cok tesekkur ederiz, saygilar

    YanıtlaSil
  38. Hocam Merhaba,
    Böyle bir dönemde döviz geliri sürekli olan şirketler açısından uzun vadeli(usd ,eur) yatırım kredisi borcuna girmek ne derece rasyoneldir?Yoksa mevcut pozisyonları koruyup, borçları hafifletmek mi gerekir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döviz geliri varsa, yüksek ve sürekliyse fazla sorun olmaz.

      Sil
  39. Hocam, ekonomi yazarları bu durumun sürdürülemez bir durum olarak görüyor. Sizin verdiğiniz bilgilerle de birleştirince, anladım şu: Merkez bankası, diğer bankalara borç verirken her geçen gün daha yüksek faizden borç veriyor. Ancak özel bankalar, merkez bankasından aldıkları parayı daha düşük faiz oranlarıyla vatandaşa vermek zorunda kalıyor. Sürdürülemez olmasının nedeni burada yatıyor. Doğrumu yorumluyorum?

    YanıtlaSil
  40. Merhaba Mahfi Bey,
    Bir suredir yazilarinizi takip ediyorum. Mesleginizden olmadigim halde gayet iyi anliyorum. Cok tesekkur ederim butun emekleriniz icin. ABD federal rezerv sistemi ile ilgili bir detayli bir yaziniz var mi?. Gecmise yonelik taradim ama bulamadim. Dunya ekonomisine yon veren bu sistemi birde sizin anlatiminiz ile dinlemeyi cok isterdim.
    Saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Fed'in yaptıkları ve kararlarıyla ilgili blogda çeşitli yazılarım var ama Fed ile ilgili bir değerlendirme ve tespit yazım yok.
      Bir ara yazayım.

      Sil
  41. 2010 uygulanmaya başlanan asimetrik faiz koridoru bol likidite döneminde sermaye hareketlerinin istikrar bozucu etkilerini sınırlandırmak için faiz belirsizliği yaratarak fon giriş çıkışlarını yavaşlatmaya çalışıyordu.özellikle Murat Çetinkaya görevi devraldıktan sonra faiz politikasında sadeleşme simetrik faiz koridoru politikasına geçiş konusunda piyasa iletişimi yapılsa da gelen yorumlar yetersiz olduğu yönünde. Şimdi mb daha konvansiyonel bir faiz politikası izleseydi durum daha iyi olurdu demek ne kadar doğru sonuçta bunun yanıtını kesin verebilmek için kontrollü deney gerekir ki bu iktisatta sözkonusu değil ve şirketlerin ve bankaların kur ve faize hassasiyetleri mb nı böyle bir politika tasarımına itmiş olabilir mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence politika faizini artıramadığı için bu yola girdi.

      Sil
  42. Hocam bankalar şirketlere verdikleri kredileri istedikleri zaman geri çağırabilirler mi? Belirli bir kriter var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal koşullarda kredinin vadesi dolmadan çağıramaz.

      Sil
    2. anormal koşullarda çagırabilirmi sayın hocam.böyle bir yetkisi varmı acaba.bilginiz varmı hocam

      Sil
    3. Mesela borçlunun taksitlerden birini ödeyememesi ya da krediyi alan şirket veya kişinin krediyi ödememek için bir takım işlemlere giriştiğinin saptanması gibi hallerde banka krediyi ger, çağırabvilir.

      Sil
    4. Taksit odememe kosulu bireysel krediler icin gecerli bir durumdur, soru ticari krediler icin. Ticari kredilerde boyle bir kosul yok, banka istedigi anda krediyi geri cagirabilir, bankalar ticari kredilerin hepsinde sozlesmeyi kosulsuz fesih hakkini sakli tutuyor;

      https://www.bddk.org.tr/WebSitesi/turkce/Kurum_Bilgileri/SSS/10522sikayet25.pdf

      Sil
    5. merhaba hocam, Yasal olarak ticari krediler için yapılmasında bir sıkıntı yok diye biliyorum.

      bireysel krediler ise geri cagirilamiyor.

      syg.

      Sil
    6. tş sayın kardeşim.maddeyide belirtmişsin sagol

      Sil
  43. MERKEZ BANKASI TAKİYE YAPIYOR !! YADA MERKEZ BANKASINA TAKİYE YAPTIRILIYOR!!??

    http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=TAKİYE
    1. isim Mezhep belirtmeme, gizleme
    2. Olduğundan farklı görünme
    3. Sakınma, çekinme

    Bir dönemin en önemli sözcüklerinden biridir.Türk siyaset tarihinin önemli tartışmalarına sebep olmuş bir sözcüktür.Yazınızı okuyunca direk çağrışım yaptı!!
    1.Anlamı itibarı ile politika faizi kaçtır? diye soran birine resmi MB politika faizi %8 iken %10,70 demektir !! %8'lik faiz sanki bizim ülkenin resmi faizi değilmiş gibi gizlemektir !!
    2.Anlamı itibarı ile ülkede ekonomik hiçbir sorun yokmuş gibi kabul edip,herşeyin dışarıdan gelen bir etki ile bu hale geldiğini dile getirerek aslında bu durumun geçici olduğunu kabul ederek hareket etmektir.Özel sektörün vadesi gelen döviz cinsi borçlarının,güvenlik problemleri nedeni ile ülkeye gelmekten vazgeçen turistlerin yarattığı gelir kayıplarının,kur zararı nedeni ile borç çevirme gücünü kaybeden şirketlerin ödeme problerinin,gene kur artışı nedeni ile fiyatı artan ürünlerin enflasyona olan etkilerinin hiçbiri yokmuş gibi davranarak yani olduğundan farklı gözükerek %8 olan resmi politika faizini, sorana geçici olarak %10,70 demektir.
    3.Anlamı Politik güç sahibi olanların çıkarlarına zarar vermekten çekinmek,sakınmaktır.Politik gücü elinde bulunduranların amaçlarına ve hedeflerine hizmet etmektir.Politik güce zarar vermemek için sorana, politika faizi %8 denir.Politik güç, etkili olduğu kesime %8'i dayatır.Bu politik güçten alacaklı olanlar veya borç verenler başka şartlar isterler.Onlara da geçici olarak %10,70 verilir.!!
    Ama geçici olarak kullanılan faiz, ne zamana kadar geçici ?? O nokta hocamın ellerinden öper.!!

    Kelime kök itibarı ile arapça ve daha çok islami değerler gözetilerek kullanıldığı için anlamı açıklayan linkide ekledim..
    http://www.mumsema.org/s-t/2667-takiyye-nedir-islamda-takiye-kavrami-hakkinda-bilgi.html

    YanıtlaSil
  44. Hocam merkez bankasindan ayri olarak para basan Darpanelerin cok fazla metal para basmasi enflasyona yol acar mi

    Ozellikle son yillarda artik dunyada ve turkiyede yabanci paralara ait metal paralarda degisimde kullaniliyor bozdurulabiliyor.

    Mesela Yunanistan darpanesi tam 40 kat madeni parasal genislemesine gitmis.

    Kisaca bol bol Madeni pARA basmak enflasyonu artirir mi
    Madeni paranin bol bol basilmasi carsi pazarda gundelik hayatta cok sik kullanilmasi piyasada hareketi arttirir mi

    Son bir not Dunyadaki krizin cozumunde bol bol ama bol bol para basmanin ekonomilere hareket bereket katacagini dusunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Madeni para, toplam para arzı içinde yüzde 1 - 2 gibi küçük bir yer tutar. Buradan enflasyon çıkmaz.

      Sil
  45. İlhan Kesici ismini daha önce duymuştum ama hiç incelememiştim. Fatih Altaylı'nın programına katıldı, ilk kez tanıma fırsatım oldu.

    Programı izlerken içimden dedim ki, "Acaba bu konuşan, İlhan Kesici mi, Mahfi Eğilmez mi? Çünkü ikisinde de aynı isyan var!"

    Yanlış anlamazsanız iki soru soracağım.

    İlhan Bey'in yıllar yılı siyasi pozisyonlarını hariç tutarsak, kendisinin önemli bir "iktisat uzmanı" olduğunu düşünür müsünüz? Sizin görüşleriniz nedir hakkında?

    "Devlet Planlama Teşkilatı" önemli bir kurum mu? Yeni ismi "Kalkınma Bakanlığı" oldu ama geçmişteki şöhretli işlevi bugün söndü mü sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlhan Kesici yıllarca Devlet Planlama Teşkilatında çalışmış iyi yetişmiş bir uzmandır.
      Devlet Planlama Teşkilatının geçmiş işlevleri ve şöhreti kalmadı.

      Sil
  46. Hocam, Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti 10,82 oldu. Tabloyu güncelleyebilirsiniz.

    YanıtlaSil
  47. Hocam mevduata uygulanan reel faizin negatif seyrettiğini yaşayarak görüyoruz.Panik,kaos,kaotik hal...ne denir bilmiyorum...Insanlar azbuçuk tasarrufununun eridiğini yaşayarak görüyor..geçmiş yaşanmışlıklarla..devalüasyon tecrübesi ile malda..emtiada olması gerektiğini düşünüyor..özellikle adı konulmamış şekilde konut ve taşınmaz alımına yönlendiriliyor..Emtia fiyatlarının aşırı şişmiş olduguna dair bir korku hissetmesine ragmen çaresiz son tasarruflarınıda taşınmaza bağlıyor..Dolar ile reel varlık koruma çabalarıda manuple ediliyor.Hocam kaçınılmaz yoksullaşmak korkusu diyorum yaşadıklarımıza..Gerçeğe uyanmamız kaçınılmazmı.Varlık erimesine karşı bireysel bir tebirimuz ne olabilir.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki böyle net bir tedbir yok.

      Sil
    2. Balon en son alanın elinde patlayana kadar kar etmeye devam gayrimenkulde bir nevi rus ruleti..Bence 1,5-2 sene gideri var daha.Sonra Mortgage kredileri patır patır dökülmeye başlayınca bankalar en büyük emlakçı olacak :)

      Sil
  48. Hocam, merkez bankasının uyguladığı faiz koridorunun sakıncaları nelerdir diye sormayı düşünüyordum size, son paragraftan cevabımı aldım, teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  49. Tablonuzda ülke sıralaması yaparken, sadece MB'lerin faiz oranını yazmakla yetinmişsiniz.

    Sizden ricamız şu:

    "Ülke" ile "Oran" arasında "Enflasyon" sütunu açıp, bu ülkelerin en son yayınlanan enflasyon oranlarını da yazarsanız, MB'lerin faiz oranı kararı alırken temel gerekçelerinin ne olduğu daha net anlaşılır blogunuzun okuyucuları açısından.

    Bunu yapar mısınız?


    Güvenilirliğinden emin olmamakla beraber, http://www.tradingeconomics.com/ adresindeki veriler şöyle:

    ABD:
    Enflasyon oranı = %2,5
    FED faiz oranı = %0,75

    Brezilya:
    Enflasyon oranı = %4,76
    MB faiz oranı = %12,25

    Çin:
    Enflasyon oranı = %0,8
    MB faiz oranı = %4,35

    Çek Cumhuriyeti:
    Enflasyon oranı = %2,5
    MB faiz oranı = %0,05

    Euro Bölgesi:
    Enflasyon oranı = %2
    MB faiz oranı = %0

    Macaristan:
    Enflasyon oranı = %2,9
    MB faiz oranı = %0,9

    Hindistan:
    Enflasyon oranı = %3,17
    MB faiz oranı = %6,25

    Endonezya:
    Enflasyon oranı = %3,83
    MB faiz oranı = %4,75

    İsrail:
    Enflasyon oranı = %0,1
    MB faiz oranı = %0,1

    Japonya:
    Enflasyon oranı = %0,4
    MB faiz oranı = %-0,1

    Meksika:
    Enflasyon oranı = %4,86
    MB faiz oranı = %6,25

    Rusya:
    Enflasyon oranı = %4,6
    MB faiz oranı = %10

    Suudi Arabistan:
    Enflasyon oranı = %-0,4
    MB faiz oranı = %2

    Türkiye:
    Enflasyon oranı = %10,13
    MB'nin PPK (Para Politikası Kurulu, 1 haftalık repo) faiz oranı = %8
    MB'nin Ortalama Fonlama Maliyeti = %10,71

    Yukarıdaki verileri analiz ettiğimizde:

    Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye (sadece MBOFM); faiz oranları, enflasyon oranlarının üzerinde.

    ABD, Çek Cumhuriyeti, Euro bölgesi, Macaristan, Japonya; yüksek enflasyon, düşük faiz oranı uyguluyor.

    İsrail'de, enflasyon oranı ile faiz oranı eşit.

    Mahfi bey, "yüksek enflasyon, düşük faiz" uygulayan ülkelerin MB'lerinin gerekçeleri nedir? (Türkiye'nin durumunu hepimiz biliyoruz, parmaklarınızı yormanıza gerek yok! Diğerleri için yazabilirsiniz.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam biliyorsunuz ki ekonomi statik değil dinamiktir. Yani anlık enflasyon faiz oranı değerlendirilmesi çok sağlıklı sonuç vermez. Zaman serileri içinde değerlendirilmelidir. Örneğin abd de statik bakarsanız faiz düşük dersiniz ama dinamik bakarsanız enflasyon yükseldiği için faiz oranı arttırılıyor dersiniz.

      Sil
    2. yüksek enflasyon, düşük faiz tanimi bu ulkeler icin uygun degil Bu ulkeler icin uygun tanim Dusuk cekirdek ve tuketici enflasyon ornlari, Sifir nominal faiz, negatif reel faiz tanimi uygundur.

      Bu ulkelerde kasim ayinda tahmin edildigi uzere ocaktan beri maliyet kokenli enflasyonla karsilasmislardir. Bu maliyet kokenli enflasyon sanildigi uzre arz sokuna dayali degil aksine emtia baltik endeksini veri kabul edersek baz etkisinden kaynaklanmaktadir. Yani bir arz soku nedeniyle olmamaktadir. Cunku gecen senenin kasim mart arasii basta petrol olmak uzere emtialar ve baltik endexi verileri son yillarin en dip seviyesindeydi. bugun bu seviyelerin uzerinde ama hala zayif ve dusuk genel olmasi gerekn fiyat seviyelerine oranla.Dolayisiyla ortada bir baz etkisi denklemi var. Dahasi Bu ulkelerde merkez bankalar para politikasinin etkili oldugu cekirdek enflasyon ve tuketici enflasyonu merkez bankalarinin belirledigi %2-%2.5 enflasyonun altindadir. Bu ulklerde arz sokuna dayali olmayan baz etkisine dayali eflasyon orani vardir ki buna en guzel kanit bu ulekelerde ki son donemlerdeki yukselen buyume verileri ve oranlaridir. Aksi halde arz sokundan arz sokuna dayali bir enflasyondan bahsetseydik zaten kirilgan buyuyen bu ekonomiler icin araliktan beri gelen olumlu buyume verilerini goremezdik.

      Bu ulekeler niye dusuk faiz uyguluyor niye enflasyonlarini yukselmek istiyor niye enflasyonlari yukselirken faiz oranlarini hala dusuk tutuyor.

      Bunun yaniti bu ulkelerde uzun yillardir suren cok yakin zamana kadar da yasanilan dusuk buyume hatta resesyondur. Yine yakin zamana kadar varolan uzun yillar suren dusuk enflasyon hatta deflasyon ve hatta eksi enflasyon oranlaridir. Kosullaridir.

      Peki bugun bu ulekerde enflasyon yukseliyor mu bunun yaniti su an icin evet emtia fiyatlarina dayanan baz etkisinin agirlikli oldugu bir enflasyon orani var ancak mevcut cekirdek enflasyonu ve icerigi daha genis ve genel olan tuketici enflasyon oranlari henuz merkez banakalrinin istedikleri sviyeye ulasmadi ulasamadi. Ayni sekilde her nekadar buyume seviyeleri iyi gelse de tatmin edici seviyeye henuz ulasmadi. Cogununda issizlik oranlari hala yuksek Tum Bu nedenlerden dolayi bu ulkelerin faiz oranlari dusuk

      Sil
  50. Hocam, Mavi Marmara gemisi Gazze'ye giderken bu işten anlayanların yapmayın etmeyin demelerine rağmen bütün engelleri kaldıran, sonra da "giderken bana mı sordunuz" diyen iradenin, hane halkı ve reel sektöre "borçlanırken bana mı sordunuz" demesine sizce ne kadar kaldı? Bu yıl içinde duyar mıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz Mavi Marmara olayindan sonra Israil'in Turkiye'den ozur diledigini ve tazminat odedigini biliyor musunuz acaba?

      Sil
    2. diyorlar zaten.onlar sadece kamuya bakıyorlar.hane ve özel sektör ne yapmış onları pek ırgalamıyor

      Sil
    3. Sayın Adsız 19:31,
      Bahsettiğiniz özür ve tazminat konusunun benim sorumla en ufak bir ilişkisi yoksa da havuz medyasında yer almayan birkaç noktayı kısaca belirteyim: İsrail resmi bir özür dilememiştir, Netanyahu telefonla kişisel bir özür dilemiştir. Devletler arasında özür dilemek bizim Rusya'da dilediğimiz şekilde resmi yoldan, yazılı olarak yapılır ve hangi konuda özür dilendiği açıkça belirtilir. 20 milyon dolarlık "tazminat" ise aslında bir tazminat değil, konunun uluslararası mahkemelere götürülmemesi, yani daha fazla uzatılmaması için ödenmiş bir sus payıdır, gemide ölenlerin yakınlarının önemli bir kısmı bildiğim kadarı ile bu parayı kabul etmemişlerdir. Bu iki konunun dışında getirilmeye çalışılan Gazze'ye ablukanın kaldırılması gibi (esasen Mavi Marmara'nın gidiş sebebi zaten budur) önemli şartlar ise İsrail tarafından reddedilmiştir.

      Sil
    4. adsiz 19:31, israil'in özür dilediğine dair sözlü ibareler dışında fiziki hiçbir kanıt göremedik. Özür dediğin, Türkiye'nin Rusya'dan resmi olarak, mektup yazarak dilediği şekilde olur, öyle telefonda, öldürdüm ama çok üzüldüm diyerek olmaz.
      10 kişinin canı degil 20 milyon, 20 milyar usd ile bile satın alınamaz. Son olarak operasyonda insanlarımızı öldüren askerler bu anlaşma sayesinde ülkeleri dışına çıkma özgürlüğünü yeniden kazandılar. Bir düşün kim kazançlı çıktı ?
      Bu arada, bana kalsa o gemiyi limandan bile cikarmazdim.

      Sil
    5. özür dilemedi.kan parası verdi.miden kaldırıyorsa dogru ölenlere karşı para verdi.hiç bir zamanda özür dilemedi.hatta ölenlerin üye oldugu dernek bu kan parasını,kan parasını ALANLARI ve hükümete şiddetli tepki gösterdi.gündemi takip etmişsen görmüşsündür.para vermek özür dilemek degildir

      Sil
    6. Su yorumlara bak. Normalde kendi ulkesinde muslumanlara kapiyi gosterenler simdi onlarin canlarinin derdine dusmus. Allah'tan sizin insafiniza kalmadik.

      Tazminat bir zararin tanzimi anlamina gelir. Sizin dava acma sebebiniz zararinizin tanzimidir. Israil sucunu kabul edip tazminat odemeyi kabul etmistir. Tabi ki bunun karsiliginda siz de actiginiz davalardan vaz gecersiniz. Aynen VW'nin ABD'de sucunu kabul edip hakkindaki sorusturmalarin dusmesi gibi. Buna uzlasma denir, hayati kavga ve ideolojileri nefret ile dolu olanlarin pek anlamasi mumkun degildir.

      Ikinci elestri de yillarin diplomatlarindan gelmis. Ozur yazili olurmus. Telefonda ozur dilenmezmis. Netanyahu'nun kisisel ozuruymus. Valla telefon konusmasini yaziya doktugunuzda yazili oluyor. Ingilizceniz varsa haberi asagida;

      http://edition.cnn.com/2013/03/22/world/meast/israel-turkey-apology/

      Bakin kendi haber kanallariyla yaziya dokmusler. Ayrica Turkiye Rusya'dan ozur dilese bile tazminat odememistir. Herhalde Israil'e sorsaniz tazminat yerine mermere ozur dileklerini yazip vermeyi kabul ederlerdi.

      IHH'nin tepkisinden sonra CB de cevabini vermistir. Ulkeyi IHH degil iktidar yonetiyor.

      Sil
    7. Adsız 17:25
      Bak, burada başka bir şey yazıyor:

      http://www.rubincenter.org/2013/03/did-israel-apologize-to-turkey-well-no-not-exactly/

      O gemi İsrail'e neden gönderildi? Gazze'ye ambargo kalksın diye. Peki Türkiye'nin bütün ısrarına rağmen kalktı mı? Kalkmadı. Gerçi ölen insanlarla VW'nin emisyonu düşük gösterilen araçlarını bir tutan zihniyete ne desek boş.

      Sil
    8. Adsiz 21:10, kendi ulkesinde bile 'ya Israil nasil ozur diler bizden, ozur dilemedi' diyenler oldugunu hesaba katarsak, Israil yalakasi bir dusunce kurulusunun 'ozur felan yok' demesini normal karsilarim. Ama bu uluslararasi tum basin kuruluslarinda dile getirilmis bir gercegi degistirmiyor.

      Mavi Marmara ambargo kalksin diye gitmedi, yardim goturmek icin gitti. Israil ile anlasma sonrasinda da Turkiye Israil'e yardim gonderme konusunda engel cikartmayacagini kabul etti. Israil sonucta BM kararlarini bile tanimayan illegal bir ulke. Ama Turkiye'nin dik durusunun sonucu da burada;

      http://www.telegraph.co.uk/news/2016/07/04/turkish-ship-arrives-with-aid-for-gaza-after-deal-with-israel/

      Yani diyecek bir sey yok, ben VW ile sehitleri bir tutmadim, siz orasindan anlamissiniz. Ben VW ornegini 'suclu taraf tazminati onceden kabul ederse, karsiliginda siz de dava etme hakkinizdan vazgecersiniz'e ornek olarak sundum. VW orneginde diger taraf ABD devleti. Yani VW ABD hukumetine 'sus payi' mi verdi? Oyle dusunuyorsaniz zihniyetinizi cerceveletip duvarima asarim.

      Sil
  51. Hocam merhabalar, en basit dille nasil anlatilir, çok güzel aktarmissiniz durumu, tesekkur ederiz. Hic ekonomi ya da finansi bilmeyen kişiler bile sayenizde bilgi sahibi oluyor. Hurmetler..

    YanıtlaSil
  52. Venedik Komisyonu da HDP gibi "Hayir" diyormus.

    Tarihimiz boyunca bizim insanimiz icin hep en iyisini istemis, bilimsel ve medeni olan Avrupa bugun de halkimiz icin en dogru olani soyluyor.

    O vakit HDP ve Avrupa'nin tavsiyelerini dinleyelim, referandumda "Hayir" diyelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baskalarini dinlemek yerine kendi kendine bir seyler dusunmeyi desen daha iyi okur, boylece ruzgarin geldigi yon senin icin onemli olmaz, aksi halde bir oraya bir buraya savrulurken bir bakmissin geriye gitmissin, yillardan beri oldugu gibi..

      Sil
    2. Venedik komisyonu, bizim de kurucu üyeleri arasında sayıldığımız Avrupa Konseyi'nin Anayasa konusunda uzmanlaşmış alt kuruluşudur. Ülkemizde yapılacak bir Anayasa referandumunda evet ya da hayır demek gibi bir hakkı yoktur ama Konsey üyesi ülkelerde yapılacak Anayasa değişikliklerinde fikir belirtmesi asli görevleri arasındadır.
      HDP ise bu ülkede kurulmuş ve halen TBMM'de yer alan resmi bir partidir, diğer tüm legal partiler gibi böyle hayati bir konuda görüş belirtmesi en doğal hakkı ve görevidir.
      Siz de eğer oy verme hakkına sahip bir vatandaşsanız bence "o öyle diyor, bu böyle diyor" şeklinde değil de kendi aklınızın rehberliğinde, araştırarak, getirilmeye çalışılan değişikliğin neler getirip götürdüğünü ölçüp biçerek oy veriniz.

      Sil
    3. Adsiz 11:03, 2010 yilinda yapilan ve sonucunda HSYK'nin FETO tarafindan ele gecirilmesini saglayan anayasa degisikligini destekleyen Venedik Komisyonu bu, bu arada. O gun de FETO ile ayni fikireler di, bugun de. Ne tesaduf. Ayni demokratik Avrupa darbe basarisiz oldu diye karalar baglamisti. Darbe olmadi diye demokrasimiz darbe aldi. Evrim tez zaman da akil fikir mutasyonuna sebep olur umarim.

      Sil
    4. Unknown 16:22,

      2010 referandumunu "ölüleri kaldırıp oy verdirin" diyenlere, 15 Temmuz'u da "Allah'ın lutfu" diyenlere soracaksınız, ben o işlere bakmıyorum. Sizin için yukarıdaki yazımın bir bölümünü aşağı tekrarlıyorum, bir daha okuyun. Anlamazsanız evrimi beklemeyin, çok zaman alır. Türkçe okuduğunu anlama kursları var, belki onlardan bir sonuç alabilirsiniz.

      Siz de eğer oy verme hakkına sahip bir vatandaşsanız bence "o öyle diyor, bu böyle diyor" şeklinde değil de kendi aklınızın rehberliğinde, araştırarak, getirilmeye çalışılan değişikliğin neler getirip götürdüğünü ölçüp biçerek oy veriniz.

      Sil
    5. Adsiz 18:15, ben de tekrar edeyim;

      Evrim tez zaman da akil fikir mutasyonuna sebep olur umarim.

      Daha neyi ve neden savundugunuzun bile farkinda degilsiniz.

      Sil
    6. kim ne der bilmiyorum... hayır demek için sadece ekonomik resmi verilerden 40 madde buldum. bir tekini bile çürütebilirseniz. yazıyı komple silicem. yeter artık 15 yıldır sömürdüğünüz... tabiki hayır diyeceğiz... sadece hdp değil, akp'nin, bbp'nin, mhp'nin seçmenleri de hayır diyor açıkça... Chp zaten hayır diyo.. "Fetöyü" başımıza saran da akp... yazı burada. http://xebatistihdam.blogspot.com.tr/2017/03/referanduma-40-gun-kala-40-ekonomik.html

      Sil
    7. Sinan OK, niye siliyorsunuz silmeyin kalsin.

      Daha ilk maddeden bugunu dusunerek yanlisa dusmussunuz. Hala basbakan varmis gibi dusunuyorsunuz. ABD'de Cumhuriyetcilerin, ve Demokratlarin hem baskan hem de meclis ustugunlugunun oldugu donem sayisi cok azdir. Ama hicbir zaman bu durum "krizlere" sebep olmuyor, aksina uzlasmayi arttiriyor. Insanlarin arzu ettigi o "birligi" pekistiriyor.

      Sayet baskan uzlasi sergilemezse, ya da meclisteki partiler uzlasi sergilemezse halk bunu cezalandirir. Bu sizin yaptiginiz gibi farazi tahmin degil, ornegini 2016 haziran secimlerinde gorduk. AKP tek basina iktidar cogunlugunu kaybetti, koalisyon icin uzlasmaya calisti, ancak AKP'den gorece cok daha az oy alan partiler ne kendi aralarinda ne de AKP ile uzlasmayinca halk cezayi kesti.

      Kriz mi cikti? Hayir. Istikrar mi bozuldu? Hayir. Sonucta yeni sistem de 'mizikcilik' yapmak, 'ben dedim olacak' demek tarihe karisacak. Halkin istedigi olacak.

      Fetoyu basimiza saran AKP derken de biraz yutkunmaniz lazim, su haberi bir okuyun bakalim, tarihi 1999;

      http://www.hurriyet.com.tr/guleni-savundu-39011869

      Sil
    8. Sayın Sinan Ok,

      Az bile yazmışsınız, elinize sağlık. Bu referandum'da "evet" demek için tek bir geçerli sebep yok. Ülkeye katacağı tek bir olumlu özellik yok ama götürecekleri sayılamayacak kadar çok.

      Saygılar...

      Sil
    9. "Anayasa Teklifine göre iddia edilenin aksine siyasal ve ekonomik kriz riski daha yüksektir. “Cumhurbaşkanı seçimleri de TBMM seçimleri gibi 5 yılda bir olacak ve seçmenler, iki seçim için aynı gün sandığa gidecek. Cumhurbaşkanı seçiminde birinci oylamada gerekli çoğunluğun sağlanamaması halinde, belirtilen usule göre ikinci oylama yapılacak.” Birinci turda dağılımı netleşen meclis aritmetiğinin zıttı yönde bir cumhurbaşkanının ikinci turda seçilmesi olasılık dâhilindedir. Mecliste muhalefet olarak kalan partilerin ikinci aday etrafında uzlaşması durumunda rejim sürekli bir kriz veya seçim sarmalına girecektir. Bunun da ekonomik krize neden olması kesin bir durumdur. İstikrarsızlığa HAYIR. Başbabakan varsayılarak yazılmamış ama şunu söyleyeyim. anlamamanızı anlıyorum.yine de açayım: Sadece son cumhurbaşkanı seçiminde % 2 oy kayması olsaydı bu durum oluşmuştu zaten... tarihin sonu gelmiş gibi davranamayız.

      Sil
  53. sayın hocam,önceleri geç likidite penceresini kullanmak bankalar açısından tercih edilmezdi.zor durumda kalan bankalar kullanırdı.amiyane tabirle bankanının kötü yola düşmesi gibi bir şeydi.bizim bankaların devamlı bunu kullanması yabancıların bizim bankalara bakışını nasıl etkiler sizce.sonuçta dünyaya açılmaya çalışan bir ülkeyiz.bizim ülkemize ve bankalara zor durumda kalmış bir ülke ve bankalar gözüyle bakılırmı.selamlar iyi akşamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakılmaz ama MB'na ne yaptığını bilmeyen bir MB gibi bakılabilir.

      Sil
  54. Hocam merhaba. Bir önceki yazınızda TCMB interbank piyasasını sormuştum. MB bankalara haftada ortalama 100 milyar para veriyor. TCMB interbank piyasası bu miktarın içinde mi? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır bu sadece gecelik fonlama ve geç likiditeden verdiği paralar.

      Sil
  55. Hocam haftaya fed faiz artırırsa mb'nin faiz artır(a)mama veya yeteri kadar artıramama ihtimali var mı sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben MB'nin ne yapacağı veya yapabileceği konusunda hiç bir zaman yorum yapmıyorum. Sadece ne yapması gerektiği konusunda yorum yapıyorum. Eğer Fed faizi artırırsa MB'nin gecelik faizi 9,25'den 10'a, haftalık repo ihalesi faizini 8'den 12'ye çıkarması ve geç likidite penceresi kullanımı garabetine son vermesi gerektiği kanısındayım.

      Sil
  56. Hocam size 6dk 5sn'lik harika bir müzik gönderiyorum, eğer bu müziği Merkez Bankası'na defalarca dinletebilirsek belki bazı şeyler düzelir:

    https://www.youtube.com/watch?v=-hncC_s6XlM

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel. Kısa BBC versiyonu da burada:
      https://www.youtube.com/watch?v=gzCEIBaV1Es

      Sil
  57. Sayın hocam bir öğrenci olarak soruyorum; gecelik borçlanma ile geç likiditenin arasında faiz oranları dışında ne gibi bir fark bulunuyor? Yani bir banka neden daha ucuz olan gecelik borçlanma dururken pahalı olan geç likiditeye yönelsin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü MB'nin gecelik borçlanmadan verdiği para sınırlı, geç likidite ise sınırlı değil.

      Sil
  58. Sevgili hocam, merhaba.

    Havsalamın almadığı ve araştırmalarımın sonuç vermediği birkaç şeyi izninizle size danışmak istiyorum.

    1) Kur dediğimiz şeyi belirleyen belli bir mekanizma mı var, yani bütün bu ''fiyatlamaları'' ortaya koyan havuzun nerede ve nasıl işlediğini kısaca anlatmanız mümkün müdür?

    2) Yazılarınızdan takip edebildiğimiz kadarıyla, belirli bir zaman diliminde dolar endeksinin USD/TL kuru üzerindeki etkisinin yaklaşık olarak 1/4 dolaylarında olduğunu söylemiştiniz. Dolar endeksinin kura olan etkisi anlık olarak mı söz konusu olur? Yoksa bu konuda bizi aydınlatabileceğiniz başka bir çerçeve ya da kapsam var mıdır?

    3) BIST kotasyonu ya da gecelik fonlama faizi dediğimiz şey tam olarak nedir? Buna ilişkin Merkez Bankası'nın belirlemiş olduğu fonlama miktarını nereden takip edebiliriz? Her gün kaçta açıklar Merkez Bankası bunu? Geç Likidite Penceresi'nin 16.00 ile 17.00 arasında çalıştığını öğrendik. Bu konuda herhangi bir veriye ulaşamadım. Gecelik Fonlama ne zaman yapılır (bunun standart bir saati var mıdır) ve nereden duyurulur?

    4) Döviz Depo İhalesi ile haftalık olarak bankalara sunulan miktarların geri ödemesi tam bir hafta sonra mı yapılır, bu Merkez Bankası tarafından duyurulur mu? Şayet duyuruluyorsa bunu nereden takip edebiliriz?

    Çok soru sordum, anlayışınıza sığınırım.

    Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  59. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  60. db=b(r-y)-z formülü nerede işimizi görüyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://books.google.com.tr/books?id=JYUVrKb2JmUC&pg=PA133&lpg=PA133&dq=db%3Db(r-y)-z&source=bl&ots=naFg904oHo&sig=zGk1oLArAcejdAv_21GkIItQN64&hl=tr&sa=X&ved=0ahUKEwix45T46s3SAhWMOSwKHcyBDcMQ6AEIGzAA#v=onepage&q=db%3Db(r-y)-z&f=false

      Sil
  61. Mahfi bey bir sorum var.
    Kamu kurumları mesela merkez bankası bistten hisse alabiliyor mu ve istedikleri hisseyi alıp hisse fiyatlarını yükseltebilirler mi?
    Birde borsaya kote bir şirketin tüm hisselerinin o gün toptan alınması mümkün mü yoksa bir sınırlama var mı?Varsa neden var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB alamaz. Bankalar kuracakları yatırım fonları için alırlar. Varlık Fonu da alabiliyor, kuruluş yasasında var.
      Ben borsa uzmanı değilim o nedenle ikinci sorunuzu bilen bir borsa uzmanı varsa yanıtlasın lütfen.

      Sil
  62. Hocam dolar 2 tl iken 10bin$ civarında çıkan kişi başı gelirin,dolar 4 tl yi bulduğunda 5000$ civarı
    çıkması gerekmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. GSYH TL ile hesaplanıyor ve o da artıyor
      2. GSYH yıllık ortalama USD/TL kuru ile bölünüp USD cinsinden hesaplanıyor.
      3. Sonra bulunan bu toplam yıl ortası nüfusuna bölünüp kişi başına gelir bulunuyor.
      4. Bu yıl için tahmin edilen GSYH 2,6 trilyon TL. Yıllık ortalama USD/TL kuru 3,75 olsa
      2,6 trilyon / 3,75 = 750 milyar USD eder.
      5. 750 milyar USD / 80 milyon (nüfus) = 9.375 USD kişi başına gelir eder.

      Sil
  63. Müzeyyen Senar Dalgalandımda Duruldum :

    https://m.youtube.com/watch?v=N4je3FvL0tY

    YanıtlaSil
  64. hocam cok merak ettiğim bir konu var.piyasa neden bu kdr fed e odaklı avrupa ve japonya da eksi faiz ve tahvil devam ederken onlar likitide acısından yeterli gelmiyor mu da fed bu kdr etkili oluyo yada onlarda faiz artırırsa iş daha mı kötü olur.saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü ABD ekonomisi dünya ekonomisinin dörtte biri.

      Sil
    2. doğrudan mı yoksa dolaylı mı? dolaylı olarak dünya ekonomisinin %60'ı amerika ile bağlantılı diye okumuştum bir yerde...

      Sil
    3. Dünya GSYH'sındaki pay olarak

      Sil
  65. Bir kaç yıl önce TCMB nin 'dalgalı faiz politikası' nobel alır mi diye konuşuluyordu. MB başkanlarımız yılın MB başkanı seçiliyordu. Çok geçmeden elimize yüzümüze bulastirdik. Merkez Bankacılığında önemli başarılarımıza gölge düşürdük. İtibarı geri kazanmak kolay olmayacak değil mi hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar hep fantezi şeyler. Nobel ekonomi ödülü uygulamaya değil teorik çalışmaya verilir.

      Sil
  66. Hayir cikarsa Turkiyeyi terkedecegim. Elveda diyecegim Hayir cikarsa baskanlik olmazsa Ingiliz gemisi ile turkiyeden ayrilacagim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vahdettin

      Sil
    2. kararsızların büyük çoğunluğu hayırcı...

      şöyle ki; maliye bilimine siyasal bakış açısıyla yaklaşanlar vatandaşların kamusal hizmetlere yönelik tercihlerini açıkça dışa vurmaktan kaçındıklarını, çünkü potansiyel maliyetlere katlanmak istemeyeceklerini söylerler...dolayısıyla kamusal ihtiyaçları devlet, iktidar-muhalefet partileri ve baskı-çıkar grupları tespit edip gerekli süreçlerin işletilmesini sağlamalıdır..

      burdan yürürsek, akpnin her yere hakim olduğu bir iklimde 'açık açık evet demeye çekiniyorum' diye bir söylem olamaz..çünkü evet diyecek olanların katlanacağı bir maliyet yok, olmadığını da görüyoruz...aksine hayır diyeceğini söyleyenlerin başına neredeyse gelmeyen kalmadı...

      evet demekten imtina etmenin nedeni, belki sosyal çevreden görecekleri manevi yaptırım ve dışlanma olabilir, ama bunun ne kadar önemli bir etken olduğu konusunda kuşkuluyum...

      sonuç olarak 'kararsızım' diyenler şu veya bu şekilde kendini belli etmek istemeyen, işinden aşından olmak istemeyen, yerel yada ulusal siyasetçilerin hışmına uğramak istemeyen, kapısına polis dayansın istemeyenler... çok yüksek bir bölümü gidip hayır verecektir...

      Sil
    3. yorumunuza katılıyorum, hatta kararsızlar değil, evet vereceğim diyenlerin bir bölümünün de aslında hayır vereceğini düşünüyorum, şu anda korkudan, çekinmekten dolayı evetçi olduklarını söylüyorlardır. Niye kararsızım desinler evet deyip kurtulurlar sonra sandıkta hayırı basarlar. Özellikle anketlerde falan evet deyip geçer bu düşüncede olanlar, diğer yandan evet diyecek adamın korkudan sorulunca hayırcıyım demesi diye birşey pek olası değil bu ortamda.

      Sil
    4. Avrupanin su olayindan sonra ailecek hayir diyecektik ancak su an evet demeyi dusunuyoruz. Gun hayir deme gunu degildir gun birlik olmaya evet deme gunudur. Su son olaylar vekillerin bakanlarin alinmamasi vatandaslarimizin avrupada engleenmesi hayir demeynin anlamini kirdi evet diyecegim artik. eger olaylar boyle giderse evet verecekler artacaktir

      Sil
    5. içerde konsalidasyon sağlayamayan akp'nin dışarda konsalide arayışına girmesi ile kasıtlı olarak tırmandırılmış suni bir krizdir...buram buram tezgah kokuyor..

      herkes herşeyin farkında normalde hollandalılar akp'nin iç politikaya yönelik bu tezgahını yemezdi, ama 3 gün içersinde orda da bir seçim var ve ırkçı lider wilders mülteci krizi nedeniyle popülaritesini yükseltti...mevcut hükümet ondan rol çalarak hollandalı seçmenlerini koruma derdinde...

      akp de kasıtlı olarak hem türbanlı hem aile bakanı sıfatında birini sonuçta ne yaşanacağını bile bile yem olarak hollandaya yolladı, böyle olacağı belliydi..bakan da yem olduğunun farkındaydı ama hedef kutsal, evet için herşey mübah...böylelikle toplumun kılcal damarlarına dokunmayı, kararsızları evete döndürmeyi amaçladılar...ama tutmaz...

      tutmaz çünkü akpnin bir referandum stratejisi yok...3 büyük hedef kitle var...milliyetçileri atatürkü kullanarak evete razı etmeye çalışırken eş zamanlı hdplilere pkk bayrağı, barzani ve özerklik üzerinden evet pazarlanmaya çalışılıyor..bir yandan da saadet benzeri partilerin seçmenlerini cezbetmek için de islamcı-osmanlıcı sembolleri kullanıyorlar...memlekette kimse bunu yiyecek kadar zeka özürlü değildir...







      Sil
  67. Çalışanları teşebbüse ortak ederek özelleştirme yöntemi Türkiyede uygulanıyor mu? Uygulanıyorsa mantıklı, verimli bir yöntem midir?

    Kardemir'de bu yöntem uygulanmıştı diye hatırlıyorum yanılıyor muyum hocam?

    YanıtlaSil
  68. hocam avrupa ile siyasi gerilim artıyor. Ekonomik yansıması ne olur?
    Rusya krizi gibi Almanya krizi yaşamamız olası mı? Eğer sıkıntı çıkarsa ihracatımız ne olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bedelini ödettirirler.

      Sil
    2. Unutmadan Iranla da siyasi gerilim icerisindeyiz. Ticaret hacmimiz ne kadar buyuklukte bilmiyorum ama Tirlarimiz orta asyaya kapimiz yollarimiz dogalgazimiz oradan geciyor

      Sil
    3. Konu yalnızca ekonomik veya ticari ilişkilerle sınırlı değil. Hatta bence en hafif yönü o. Asıl sorun Türkiye'nin Avrupa'dan giderek kopuyor olması. Bunun anlamı bizin 200 yıllık idealimizden uzaklaşıyor olmamızdır.

      Sil
  69. Mahfi Bey size 21 Nisan 2012 tarihinden bir tweet gönderiyorum.

    Hani "insan gerçekten hayret ediyor" dediğimiz günlerden birini daha yaşamıyor muyuz sizce de 11 Mart 2017'de?

    21 Nisan 2012:

    https://twitter.com/cbabdullahgul/status/193611521044135937

    "Hollanda hava sahasında bizi iki F-16 karşıladı ve inene kadar bizimle beraber uçtular. Ortaya bu güzel görüntü çıktı."

    Nereden nereye...

    Hey gidi günler hey...

    YanıtlaSil
  70. Beni yanlış anlamazsanız tarihten bir hatırlatma yapayım.

    Sene 1960...

    Nisan ayında Türkiye kaynamaya başlamıştı.

    DP'li milletvekilleri Mazlum Kayalar (Bursa) ve Dr. Baha Akşit (Denizli), toplumda başlatılan hareketin DP'ye karşı başlatılan bir faaliyet olduğunu söyleyerek, kanundışı olarak tanımladığı bu olaylar hakkında tahkikat başlatılması için Meclis'e teklif vermişlerdi.

    'Tahkikat Komisyonu' kurulmasına ilişkin kanun, şiddetli tartışmalardan sonra kabul edildi. Muhalefet milletvekilleri isyan etti. Hattâ, Meclis görüşmelerinin yayınlanmasına yasal engel getirildi.

    Görüşmeler sürecinde 12 CHP milletvekiline 3-4 celse katılım mahrumiyeti verilirken, İsmet İnönü'ye de 12 celse katılım yasağı verildi. Bu kanunda neler yoktu ki... 'Tahkikat Komisyonu' kanun hükmünde kararlar alabilmekle yetkili kılınmıştı.

    CHP Genel Başkanı İsmet İnönü buna büyük tepki vermiş, 'Biz demokratik bir rejim kurduk. Bu demokratik rejimi istikametinden ayırıp baskı rejimi hâline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda giderseniz, sizi, ben bile kurtaramam.' demişti.

    (Gazeteci Yalçın Bayer'in yazısı için:
    http://www.hurriyet.com.tr/sizi-ben-bile-kurtaramam-14647203 )

    * * * * *

    Tarih 11 Mart 2017...

    Almanya ve Hollanda'yla yaşadığımız didişmenin harareti yükseliyor. İlerleyen günlerde, başka ülkeler de katılır mı bu didişme cümbüşüne, bilemeyiz...

    Olaya 'ekonomi ve ticaret' açısından bakacak olursak, sanırım, İsmet İnönü'nün o meşhur sözünü şöyle güncelleyebiliriz:

    '...Bu yolda giderseniz, sizi, Varlık Fonu bile kurtaramaz!'

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazdığınız mesele olduğunda ben 10 yaşındaydım. Toplumun tepkisini hayal meyal hatırlıyorum.

      Sil
  71. Hocam konudan çok bağımsız bu yüzden affedin.İktisadi Analiz dersinde bir arkadaşıma "Gelir Akım Tablosu nedir?" diye ödev verilmiş.Bu konu hakkında bilgi edinilebilecek bir kaynak ismi yazar mısınız? Ben de merak ettim daha önce Gelir Akım Tablosunu duymamıştım.Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir karışıklık olmuş olabilir. Sanki gelir tablosu ile nakt akım tablosu iç içe girmiş gibi. Nakit akım tablosu için bu kaynağa bakılabilir:
      http://www.finansofisi.com/nakit-akim-tablosu-nedir-ve-analizi/

      Sil
  72. hocam, biz neden sürekli döviz-faiz-borsa üçgenine ( bermuda şeytan üçgeni gibi) sıkıştırıp duruyoruz ekonomiyi anlamak mümkün değil!. bunlar sonuçlardır. oysa sebepleri irdelemek ve analitik olarak üzerinde durmalıyız. mesela kemal derviş ile bankacılık sisteminde bazı reformlar yapıldı ancak derviş de sonuçta sadece monetarist politikalara dayalı yaklaşımlarda bulundu oysa reel ekonomimiz daha büyük sorunlarla karşı karşıyadır. üretime dayalı bir iktisat modeline geçmeden ve oturtmadan döviz-faiz-borsa konuşmak bence havanda su dövmekten farksızdır. bilmiyorum hocam siz ne düşünürsünüz bu hususta?. saygılar hocam....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı şeyi düşünüyorum. Benim yanıtım şu: Biz yapısal reformları yapamadığımız için kur-faiz-borsa üçgeninde oyalanıp duruyoruz.

      Sil
  73. Hocam dolar kurundaki değişmeler Sagp'nde değişiklik yaratır mı? Eğer kurdaki artışlar yerli malların fiyatını değiştirmezse tabi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkinci cümleniz geçerliyse değiştirmez.

      Sil
  74. Hocam merhaba. Korumacılığın bir ülkeyi uzun vadede durgunlaştırmasının nedeni şu mudur:
    Ülke dışarıdan ithal ettiği malları kısıtladığından ve bu malları hemen üretemediğinden ekonomide durgunluk oluşur.
    Bir de bu durumda içerideki mallara talep artacağından arz buna hemen karşılık veremeyeceğinden korumacılık enflasyonu yükseltir mi?
    Ve ABDde böyle bir ihtimal görüyormusunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii bir de uzmanlaşma eksikliği varsa pahalıya üretmek de söz konusudur.
      ABD için de her ülke için de aynı ihtimal var. O nedenle korumacılık eğer uygulanacaksa geçici ve kısmi olarak uygulanıp kaldırılmalı, sonsuza kadar sürdürülmeye çalışılmamalıdır.

      Sil
  75. Hocam OHAL'in olağanlaşması ekonomiye nasıl bir etki bırakabilir ki... Bir yıla uzatılması neredeyse netleşti artık. OHAL' kuru, kur enflasyonu, enflasyon reel faizi arttırmaz mı? bir de sabit kur rejiminde devalüasyon dalgalı kur rejiminde değer kaybı demişsiniz. ikisinin anlam olarak aynı olduğunu söyleyebilir miyiz? sadece bir ifadelendirme yada kavramsal fark mı? Nüansı nedir?
    Naçizane mevcut ekonomik durumu halter sporu ile anlatmaya çalıştığım yazımı arz ederim. Özetle "Halter halterciyi taşıyamaz" http://xebatistihdam.blogspot.com.tr/2017/03/referanduma-40-gun-kala-40-ekonomik.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artırıyor zaten.
      İkisi arasındaki fark yazıda da söylediğim gibi devalüasyon kararının resmi bir otorite olan MB tarafından alınmasına karşılık değer kaybının günde onlarca defa piyasada oluşan arz ve talebe göre belirlenmesi.

      Sil
  76. Hocam merhaba, hükümet OHAL den yararlanıp ta ülkenin ihtiyacı var, ekonomik seferberlik Vs. diyerek vatandaşların bankadaki TL ya da USD cinsi varlıklarına el koyabilir mi? Malum, olmaz denen şeyler oluyor Türkiye'de, sizce böyle bir olasılık var mı?
    ABD'den selamlar, saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım böyle bir şey olmaz. Bu ülke varlık vergisini 75 yıl geçmesine karşın unutamadı.

      Sil
    2. Hocam Varlık Vergisi 1942 hakkında bir yazınız var mı?
      Teşekkürler

      Sil
  77. Bu olasılık her geçengün artmakta,tedbirli olmakta fayda var.

    YanıtlaSil
  78. Tavla oynamayı öğrenmek yerine zar tutmayı öğreniyor önce insanlar..Kurala nasıl uyarız değil açığı nerede bu kuralın nereden delinir diye düşünerek geldiğimiz nokta burası..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...