27 Ekim 2018 Cumartesi

Sepet Dolusu Kitap

Coşkun Can Aktan, Yeni İktisat Okulları ve İktisadi Düşünce, Seçkin Yayınları
Prof. Dr. Coşkun Can Aktan’ın bu kitabı ekonomi biliminin gelişiminde katkısı olan düşünce okullarını ve onların ortaya koydukları düşünceleri değerlendiriyor. Kitap, ekonomiyle uğraşan insanlar için her zaman çekici bir alan olan düşünce tarihi ve ekonomi okulları konusunu kronolojik olarak, olabildiğince anlaşılır bir biçimde ele alıyor. Aktan’ın bu kitabı, ekonomi öğrencileri için kaynak niteliği taşımasının yanı sıra ekonominin zaman içinde gelişimi konusuna ilgi duyan herkesin okuyup yararlanabileceği bir kitap olarak öne çıkıyor.   

Aysel Gündoğdu (Editör), Finansın Temel Kavramları, Gazi Kitabevi
Doç. Dr. Aysel Gündoğdu’nun editörlüğünü üstlendiği ve 23 Üniversite öğretim üyesinin katkı verdiği bu kitap, finans alanındaki kurumları, kavramları alfabetik sırayla ele alarak açıklıyor. Kitap, ekonomi, finans, işletme konularında yazı yazanların elinin altında bulunması gereken bir referans kitabı olmanın yanında sınavlara hazırlanan öğrencilerin de gözden geçirmeleri gereken bir kaynak niteliği taşıyor.

Aysel Gündoğdu (Editör), Finansın Temel Teorileri, Beta Yayınları
Doç. Dr. Aysel Gündoğdu’nun editörlüğünü üstlendiği ve 15 Üniversite öğretim üyesinin katkı verdiği bu kitap da yukarıda değindiğim kitabı tamamlayan bir çalışma. Bu kitap, ilkine göre daha teknik konuları kapsadığı için daha çok bu alanda eğitim görmüş ve görmekte olanlara hitap ediyor. Özellikle finansal analiz ve teoriyle ilgili çalışma yapacak olanların el altında bulundurmaları gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Rod Hill ve Tony Myatt, İktisat: Eleştirel Bir Ders Kitabı, Heretik Yayınları
Neoklasik ekonomi özellikle mikroekonomiye yeni bir yaklaşım yapmış bir teoridir ve bugün kullandığımız bütün ekonomik araçların, politikaların kökeninde bu teori bulunuyor. Neoklasik teorinin eleştirilen birçok yönü ve kabulü var. Bunlar arasında rasyonellik, marjlarda karar alma, piyasaların rekabetçi olup olmadığı meselesi gibi konular en bilinenleri. Hill ve Myatt’ın kitabında bunlara ek olarak pek çok mesele ele alınıyor ve mikroekonomi her yönden eleştiriye tabi tutuluyor. İktisatçıların kafasını çok meşgul eden sorunlara ve tartışmalara ışık tutan tartışma konularıyla düşüncemize katkı yapacak, yeni ufuklar açabilecek bir kitap.

Heinz D. Kurz, İktisadi Düşünce Tarihi, Heretik Yayınları
Kurz’un kitabı da tıpkı Aktan’ın yukarıda değindiğim kitabı gibi oldukça sürükleyici, anlaşılabilir bir biçimde ekonomik düşünce tarihini, bu tarihe katkıda bulunan düşünürlerle birlikte ele alıyor. Şimdiye kadar herhalde 10’dan fazla ekonomik düşünce tarihi kitabı okumuşumdur ama hala okumadığım birisini bulduğumda alıp sonuna kadar okurum. Her kitaptan farklı bir bakış açısı öğrenirim. Bu kitaptan da birçok şey öğrendim. O nedenle bu kitabı ekonomi öğrencilerine, ekonomi biliminin tarihsel süreç içindeki gelişim aşamalarıyla ilgilenenlere öneriyorum.

Gavin Menzies, 1421: Çin’in Dünyayı Keşfettiği Yıl, Kalkedon Yayınları
Bu kitapta, İngiltere Donanmasında Denizaltı Komutanı olarak hizmet etmiş olan Gavin Menzies, tarihe merak sarmış ve kartografi uzmanlığı edinmiş bir araştırmacı olarak karşımıza çıkıyor. Menzies, 1400’lerden kalma bir haritadan başlayarak çok sayıda kanıt toplamayı başarıyor ve bütün bunların sonunda Çinli denizcilerin Amiral Zeng He kumandasında, Avrupalılardan yıllarca önce Amerika’yı keşfettiğini, Ümit Burnundan geçtiğini ve neredeyse dünyada gidilmedik yer bırakmadıklarını anlatıyor. Bir dedektif romanı tadındaki kitapta, İmparator Zhu Di’nin yaptırdığı devasa Hazine yelkenlilerinin denizlere nasıl açıldığını, nerelerden geçerek kıtaları keşfettiklerini ortaya koyuyor. Kitabın sonuna eklediği kanıtlar ise neredeyse kitabın kendisi kadar görkemli. Menzies’in ortaya koyduğuna göre çocuk yaşta hadım edilen o nedenle Hadımağaları grubunda olan Özbek asıllı Zeng He, filosunda yer alan amirallerin çoğu gibi Müslüman. İlginç olan, Avrupalıların barbar olarak nitelediği Çinlilerin, dünyayı keşfe giderken oraları ele geçirmek ve oralardaki insanları köle yapmak gibi bir yaklaşımlarının olmaması. Tam tersine gittikleri yerlere bildiklerini öğretmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla kimin barbar kimin uygar olduğu da karışıyor. Menzies’in ve aynı yolda çalışma yapanların bulguları arttıkça dünya tarihini yeniden yazmak gerekebilir. Buna karşılık Menzies'e şarlatan diyenler de var. Yazarın şarlatan mı yoksa gerçekleri yazdığı için batılıları kızdırmış birisi mi olduğuna kitabı okuduktan ve kitaba ekli çok sayıda kanıtı değerlendirdikten sonra siz karar verin.    


205 yorum:

  1. Peki hiç roman okumuyor musunuz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumaz olur muyum? Sürekli roman ve öykü okuyorum arada bir onları da yazıyorum ama yazdıklarım daha çok bu bloğu izleyenlere hitap edecek kitaplar.

      Sil
    2. Peki dizi film izliyor musunuz ?

      Sil
    3. Sayın Hocam; yazılarınızı büyük beğeni ve dikkatle okuyorum. Emeğinize sağlık. Hazır konusu geçmiş iken bir kaç tane de çok beğendiğiniz roman tavsiyesinde bulunabilir mısınız.? Saygılarımla;

      Sil
    4. Hocam biz de maliye mezunuyuz sizin bloğunuzu takip ediyoruz videoları izleyip çıkarımda bulunmaya çalışıyoruz. Bir yandan atanmaya çalışırken de bir yandan da ekonomi ve edebiyat okumaya çalışıyorum :)

      Sil
    5. sizin tavsiyenizle saatleri ayarlama enstitüsünü aldım..
      şu an 120. sayfadayım ve okuyorum...
      müthiş bir kitap gerçekten...
      buradan merak saldım diğer kitaplarını da okuyacağım tanpınarın...

      Sil
    6. Hocamın önerisiyle "Yaşamayanlar" romanını okumuştum. 2 günde bitti gerçekten harika bir kitaptı okumanızı öneririm.

      Sil
  2. Cok tesekkurler hocam, hemen alisveris listeme ekledim bazilarini.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangilerini ekledin Zeynep? Neden bazilarini? Neden hepsini degil?

      Sil
    2. Zeynep hanım, bir iktisatçının blog'unda kadın bir yorumcunun olması harika.

      Keşke ülkemizde iktisat ile ilgilenen sizin gibi kadınlar artsa.

      Sil
    3. Belki parası yetmemiştir, enflasyon, malum...

      Kağıt maliyetinin artması kitapların da fiyatlarını arttırıyor sayın Adsız...

      Sil
    4. Alisveris listesinde kitaplar olan bir Türk kadini.. Aglamak istiyorum.

      Sil
    5. Ne kadar itici yorumlar bunlar böyle. Yok alışveriş listesinde kitap olan Türk kadını yok bir iktisatçının blogunda bir kadın yorumcu olmasına methiye düzme...Bir kadın olarak utanç duydum. Bu blogu takip eden erkek kitlenin güncel tabiriyle kütle olmadığını sanıyordum ama yanılmışım gördüğüm kadarıyla.

      Sil
    6. Adsız27 Ekim 2018 12:32
      Adsız27 Ekim 2018 17:37
      Adsız29 Ekim 2018 10:32

      Hepsi cinsiyetçi, ayrımcı yorumlar. Yazık.

      Kadına yapılan ayrımcılığın, baskı ve şiddetin ürünleri,
      ülkenin bu zihniyetten kurtulması lazım.

      Sil


  3. Hocam size aklıma takılan bir soruyu size sormak isterim.Son zamanlarda mevcut ekonomik krizinde etkisiyle birçok ekonomistin yorum/görüşlerini çeşitli mecralardan okuyup/izlemekteyim.Yapılan yorumlarda mevcut döviz kurlarının artma nedeninin sadece ülkemizden çıkan sermaye değil aynı zamanda yerlilerinde sürekli döviz alım yapmalarını göstermektedirler.
    Yerlilerin döviz alımları ve fon çıkışları kurları yükseltir bu doğru olabilir ancak asıl döviz kurlarını artıran neden forex piyasasında yapılan işlemler değil midir?Sonuçta iç piyasadaki dövizin satış bedelini de forex piyasası belirlemiyor mu?Örneğin ABD de yaşayan jack isimli vatandaşta türk lirası satıp usd alabiliyor yani usd/try paritesinde işlem yapabiliyor ama onun yaptığı bu işlem ülkemizdeki dövizin giriş-çıkışını etkilemiyor yani niceliksel bir değişme yaratmıyor ancak bizim bankalarımız yapılan işlem sonucu oluşan yeni fiyatı yerlilerin/yabancıların döviz alımlarına yansıtıyor.

    Bu konuda beni aydinlatabilirseniz cok sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülkede yerliler TL verip döviz talep ediyorsa bu döviz kurunu yükseltir. Sonuçta banka elindeki dövizi bu kişiye verince yenisi dışarıdan talep edecek demektir.

      Sil
  4. Eski İngiliz Büyükelçi Craig Murray Cumhurbaşkanı Erdoğanın Gazeteci Kaşıkçı hakkında elimizdeki tüm bilgi ve belgeleri açıklayacağız açıklamasından sonra CIA Başkanı Haspel Türkiyeye gönderildi ve eğer kaşıkçı cinayeti ile ilgili elinizdeki ses ve video dahil belgeleri açıklarsanız Kanal İstanbul Projesindeki Yolsuzları açıklarız elimizde çok ciddi belge ve bilgiler var diyerek tehdit ettiğini Eski İngiliz Büyükelçi Craig Murray söylemiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adı üstünde, henüz "proje" aşamasında olan "Kanal İstanbul Projesi"nde elle tutulur, resmiyete dökülmüş kararlar alınmamışken, eski büyükelçi Craig Murray karnından uyduruyor olabilir mi?

      İngilizler, veriye, belgeye, kanıta dayanmadan konuşan kimseler değildir. "Gerçekleşmemiş" bir projenin belgelerine nasıl ulaşmış eski büyükelçi?

      Henüz "gerçekleşmemiş" yolsuzluklardan nasıl haberi olabiliyormuş kendisinin? Müneccim miymiş?

      Siz yanlış bilgilenmiş olabilir misiniz? Bu haberi okuduğunuz haber sitesi, "tık" almak için yazmış olabilir mi?

      Sil
    2. Arkadaş yanlış ifade etmiş olayı tehdit eden CIA Başkanı Gina Haspel. Kaşıkçı olayında elimizdeki belge ve bilgileri açıklayacaz diyen Cumhurbaşkanına, CIA başkanı Haspel siz kaşıkçı olayını açıklarsanız bizimde elimizde Kanal İstanbul prijesiyle ilgili yolsuzluk belgeleri var açıklarız demiş olay bu. bunu kendi sayfasında paylaşan da Eski İngiliz Büyükelçisi Craig Murray.

      olay yanlış aktarılmış burada. Cumhurbaşkanı ile CIA başkanı arasındaki konuşmayı aktaran kişi büyülelçi. Tehdit eden CIA başkanı

      Sil
    3. Bu dedikoduya inanan var mı?

      Böyle bir tehdit bir büyükelçinin sayfasında paylaşılmışsa bomba etkisi yaratmaz mıydı medyada bugünlerde?

      Ne çok seviyoruz dedikoduyu?

      Ama ne yazık ki bu tip dedikoduları çok göreceğiz sanırım. Bunu iş tutmuş olanlar var çünkü.

      Sil
    4. Goruyorsunuz Turkiye her alanda kendini aşiyor ve liderlige oynuyor. Artik daha baslamamis projelerde bile yolsuzluk yapabilir hale geldik. Eskiden ihalelerden %20 komisyon alirdi birileri, demek ki artik %100 olumus komisyonlar.

      Sil
    5. Bu konuda asıl vahim olan CIA başkanı veya herhangi birinin TÜRKİYE CUMHURİYET'İ CUMHURBAŞKANI'NI tehdit ettiğini, birisinin iddia edebiliyor olması. Bunun olabilmesi öyle kanıksanmış ki gerçek mi yalan mı diye tartışılabiliyor. İlk önce itibar kavramını herkesin ortak anlayacağı şekilde açıklamalıyız. Sonra da itibarımızdan asla tasarruf etmemeliyiz. Acaba bu tehdit açıklaması itibarımızı zedeler mi? Bırakın tehdit etmeyi, kimsenin tehdit edildiğini iddia bile edemediği itibarlı günler için çalışmak umuduyla.

      Sil
  5. Hocam çok teşekkürler.

    Adım Adım Dış Ticaret adında İbrahim Halil Ekşi'nin editörlüğünü ve kendisinin de aralarında bulunduğu 9 akademisyenin yazarlığını yaptığı kitabi tavsiye üzerine sipariş verdim.

    Kitap hakkında bilginiz var mıdır? Ya da tavsiye edebileceğiniz bu minvalde bir kaynak var mı?

    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  6. Hocam merhaba , Davranışsal İktisat üzerine ihtisaslaşmak isteyen bir yüksek lisans öğrencisiyim. Araştırmalarım sonucu Gary Becker’in kitaplarından başlamam gerektiğini farkettim fakat kitapların hiçbirini Türkiye’de bulamıyorum, pdf’lerini internet ortamına yüklememişler ayrıca. Siz ağırlığı olan bir insansınız , sadece benim için değil İktisat okuyan/okuyacak olan birçok genç için ciddi bir gelecek vaad eden ayrıca ciddi araştırmalara tabi tutulmuş fakat ülkemizde araştırma yapmak için kaynakları bile bulunmayan bu alan için yayıncılarla görüşüp ‘Davranışsal İktisat ve Etkileri’ gibi kitaplardan ziyade daha akademik kitaplar çevirmelerini , basmalarını rica edebilirmisiniz. Bu alan dünyada birçok önemli ekonomistin araştırma alanı ve biliyorsunuz son zamanlarda Nobel Ekonomi Ödülleri daha çok bu alanla ilgilenen İktisatçılara verildi. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlis bir yaklasim. Bu konuda akademik calisma yapan birisinin bu kitaplari Ingilizcesinden okuyabiliyor olmasi lazim. Tercumesi yapilan kitaplar belli bir satis oranini yakalarsa ancak kar edebilir hale gelir, akademik kitaplarda bu oran dusuktur. Turkiye'deki akademik duzeyin geldigi nokta icin guzel bir ornek bu isteginiz.

      Sil
  7. Hocam teşekkür ederiz. Harari'nin 3. Kitabını okuma firsatiniz oldu mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Harari'nin ilk kitabını beğendim. İkinciyi çok beğenmedim o nedenle üçüncüyü okumadım. Belki sonra okurum.

      Sil
    2. Kivanc Bey, bence 3.kitap "21 Lessons for 21st Century" Sapiens kadar olmasa da oldukca iyi, Homo Deus'tan ise cok cok iyi, tavsiye ediyorum.

      Sil
  8. Hocam merhaba.
    İngilizce seviyem iyi değil ancak yüksek lisans yapmayı çok istiyorum.
    Hatta vakıf üniversitelerinde ücretli yapmayı bile düşündüm ancak ingilizcem alt seviyede.Bu şekilde ales puanı yetmez mi yapmak için?Birde hocam vakkf üniversiterinde yüksek lisans yapmanın artısı varmıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artısı vardır. İngilizce için bir kursa gidin.

      Sil
    2. Merhaba Hocam ben Y.Hararinin 3 kitabını tez konusu olarak aldım kitaplar hakkında görüşlerinizi öğrenebilir miyim? Hocam bu arada kolay ekonom kitabınızı çok sevdim bana çok şey kattı teşekkür ederim:)

      Sil
  9. Çok teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
  10. Niall ferguson paranin yukselisi almistim bi ara hocam. Guzel gibi o da daha yeni basladim ama..

    YanıtlaSil
  11. Hocam keşke sizde bazı abilerimiz gibi bu tiviti retweet edenlere çekilişle kitap hediye etmiş olsaydınız 🙃 Tavsiyeniz için çok teşekkür ama tavsiye ettiğiniz eserleri hediye etmiş olsaydınız daha bi güzel olacaktı sanki ama 🙃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim blogum hediye. Ücret filan almadan, reklam bile almadan yazıyorum ya burada.

      Sil
  12. Çinlileri bulduğunuz her yerde okumak lazım :) teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
  13. Hocam, Anatoli Fomenko'nun "History: Fiction or Science" kitabını hiç duydunuz mu? Yazar Rus bilimler akademisi üyesi bir Matematik profesörü ve Fizik doktorası da var. Yazdığı kitap 20 yıllık bir ekip çalışması ürünü. Özet olarak, bildiğimiz tarihin tamamen uydurma olduğunu, 15-16. yüzyıllarda Scaliger ve Petavius isimli iki rahip tarafından Vatikan'da yazıldığını ve elimizde 1000 yıllıktan eski hiçbir belge-bulgunun bulunmadığını iddia ediyor.

    İlk elinize aldığınızda hadi canım, bu kadar da saçmalık olurmu diye başlıyorsunuz, sunduğu belge ve bilgilere baktığınızda gözleriniz yerinden fırlamış şekilde bitiriyorsunuz. Binlerce iddiasından birini yazayım, Hz. İsa'nın aslında 1000'li yıllarda yaşamış bir Bizans imparatoru olduğunu, isyan sonucu öldürüldüğünü ve halen de Yuşa tepesinde yattığını yazıyor. Bir başka iddiası tüm Kur'an'ların noktalama işaretlerine kadar aynı olmasını matbaa'nın keşfinden sonra çoğaltılmış olmalarına bağlıyor.

    Ne yazık ki Türkçe'ye tercüme edilmemiş ama İngilizce versiyonu'nu internet üzerinden bulmak mümkün. Siz komplo teorisi sevmezsiniz, biliyorum ama gerçekten çok ilginç bir kitap, adeta bir Sherlock Holmes romanı tadında. Belki ilginizi çeker.

    YanıtlaSil
  14. Hocam paylaşımınız için teşekkür ederim. Bunların haricinde 20.yüzyıldan günümüçe kadar olan dünyadaki bütün ekonomik krizleri analiz eden sebepleri hakkında bilgi veren bir kitap önerinizde var mı ?

    YanıtlaSil
  15. Hocam sırasıyla Popülizm nedir (Jan-Werner Müller, sonra sizin Değişim Sürecinde Türkiye ve Daron Acemoğlunun Why Nations Fail kitabını okudum. Ufak çaplı bir aydınlanma yaşadım. Nasıl drvam etmeli bu seriye. Tavsiyeleriniz için tesekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alaeddin Şenel İnsanlık Tarihi.

      Sil
    2. Şu anda bu kitabı okuyorum. Oldukça yavaş gidiyor :) Ama çok detaylı yazılmış müthiş emek verilmiş bir eser.

      Sil
  16. hocam, polisiye kriminolojik romanlar da okur musunuz?. mesela agatha christie romanları sherlock holmes maceraları gibi... saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Agatha Christie ve A.Conan Doyle'un (Sherlock Holmes) romanlarının çoğunu okudum.

      Sil
  17. hocam biraz konu başlığınızla farklı olabilir ancak ımf nin önümüzdeki beş yıllık dönemde global ekonomide büyümenin yavaşlayacağını ve ortalama büyümenin %3,5 in altına ineceğini belirtmiş. abd ekonomisi için bu yıl makro büyümenin %3 ve biraz üzeri olabileceğini ancak 2019 yılında bunun %2.9 olabileceğini belirtmiş.ve 2020 ila 2023 arasında ortalama bazda %1,4 lük bir ortalama abd büyümesi öngörüyor. yine a.b ekonomisinin bu yıl %2 civarında büyümesini ancak 2019 bunun biraz gerileyeceğini ve 2023 e değin de ortalama olarak %1 gibi bir büyüme yaşayabileceğini belirtmiş ımf. hocam özellikle ımf nin a.b ekonomisine yönelik beklentisi gerçekleşirse biz en büyük ihracat pazarımızda daralma yaşayacağımız için de hem iç talep azalıyor bu defa önümüzdeki süreçte de dış talebin de azalması muhtemel görünüyor. o halde 2019 ve sonrası büyüme, işsizlik borçların çevrilmesi gibi konularda ciddi sıkıntı yaşayabileceğimiz sonucu çıkara bilir miyiz hocam ?. saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl sorun Fed ve AMB'nin parasal sıkılaştırmaya gitmesi.

      Sil
  18. iyi çalışmalar hocam. hocam, abd ekonomisinde ortalama reel kesim karlılık artışı %6,6 olmuş durumda. bu makro iktisadi büyümenin yaklaşık iki katına tekabül ediyor. ancak hocam dikkat çekici unsur bu büyüme ivmesinde sabit sermaye yatırımları ağırlıklı büyüme hacminin toplam milli gelir artışındaki payının yaklaşık olarak %15 lik bir payının olduğunun görülmesidir. buna karşın şirket karlılıklarının milli gelir içindeki payı %18 in üzerine çıkmıştır. bu veri de şirketlerin karlılıklarındaki sabit sermaye karlıklarının nispeten düşük katkısının olduğunu gösteriyor. hocam o halde abd ekonomisinde büyüme motoru kamu tarafı olmuştur?. yani trump yönetiminin vergi teşvik ve indirimleri ila bazı altyapı harcamaları mı acaba abd ekonomisinin büyüme hızını artırmıştır bir nevi özel sektör yatırımlarının pek de artmadığı sonucu çıkarabilir miyiz ve bu doğruysa abd ekonomisinin sürdürülebilir bir büyüme yapısına kavuşmadığını söyleyebilir miyiz?. saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki hoca sizin bu sorunuza da cevap verdi.

      Ne olacak?

      Hayatınızda ne değişecek?

      Sil
    2. Peki senin ne değişti Adsız 27.Ekim.2018 18:17.

      Ne güzel arkadaşımız burada google sorulabilecek bir soru değil, kendi düşüncelerini de ortaya koyan bir soru sormuş?

      Ve çok şey değişecek arkadaşımızın hayatında, bu yolda devam ettiği müddetçe.

      Ya sizin?

      Sil
    3. hayatım da herhangi bir şeyin değişmesi için değil sadece iktisat bilgimi ne derece iiyi kullanabildiğimi mahfi bey gibi değerli bir iktisatçının düşüncesini okuyarak değerlendirmek istiyorum. bence siz sorunuzu tekrar okuyarak ne kadar saçmaladığınızı anlamaya çalışınız.

      Sil
    4. Ülkemde resesyon baslamis.. ABD ekonomisinin cani cehenneme.

      Sil
    5. Siz ülkede başlayan size göre resesyon bana göre stagflasyonun nedenlerinden birisinin de abd ekonomisindeki enflasyonist baskının güçlenmesi ve bu nedenle de fed in faiz artırımı yaparak parasal sıkılaşmaya gitmesi olduğunun farkında değilsiniz sanırım.

      Sil
  19. hocam unuttum belirmeyi bu arada sizin '' DEĞİŞİM SÜRECİNDE TÜRKİYE '' isimli kitabınızı aldım. büyük bir ilgiyle ilk fırsatta okuyacağım. hocam kitabınızda aklıma takılan soru/soruları buradan size sorabilir miyim?. iyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlaSil
  20. Ekşisözlük'te "okumadım, durumumuz yoktu" şakası yapan arkadaşlar vardır. Bu arkadaşların çoğu, sitedeki pek çok entry'nin uzun olmasını şakaya vurup, okumamak için bahanelerini dile getirirler.

    Bu şaka, şaka olmaktan çıkmaya başladı! Döviz kurlarının yükselmesi kitap fiyatlarını uçuruyor!

    Bugün, maddi durumu iyi olanlar yine okuyabilecek, fakat maddi "durumu (iyi) olmayanlar", Mahfi bey gibi kitap önerileri yazanların satırlarına baka baka, ah çeke çeke, yaşayıp gidecek...

    Ahh be fakirlik, ne zalım şeysin, kitap bile alamaz oldum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşım ekonomisi kurgulayabilirsin bu aşamada.

      Sil
    2. Hmmm paylaşım ekomonisi mi.. tamam o zaman..

      Kitaplarınızı benimle paylaşır mısınız sayın Çimen?

      Adres:
      Kurların Yükselmesinden En Feci Etkilenenler Caddesi,
      Züğürt Mahallesi,
      Meteliksiz Sokak,
      Paylaşım Ekomonisi Kurgulayamayanlar Sitesi,
      Blockchain Blok,
      Zemin altı,
      Daire: 1
      Polonezköy/İstanbul

      Bekliyorum...

      Sil
    3. Şimdi kargoladım. Kitap listesi;

      - Ağlama, bebek değilsin (Seri1)
      - Ağlama, fikir üret (Seri2)
      - Ağlama, önayak ol (Seri3)

      Bol bol iyilik yap. Bulaşıcıdır.

      Umarım yardımcı olur...

      Sil
    4. Pazar günleri kargo şubeleri genellikle kapalıdır, Cumartesileri 12:30 - 16:30’a kadar çalışan birkaç şirket vardır, hele saat 19:35’de açık kargo şubeleri bulmak neredeyse imkansızdır. Pazar günü, saat 19:35’de, bir şubeyi size özel açık mı tuttular? Eğer size özel açık tuttularsa, ek kaç para ödediniz? Yoksa, kargo şubesinin işletmecisi, bir yakınınız mıydı sayın Çimen?

      Ağlamak için öncelikle vücutta su olması gerekir. Su seviyesi azalıp dip seviyeye yaklaşırsa, göz yaşı üretmek de zorlaşır. Evet, bu, ekstrem bir durumdur, ve şu an bu haldeyim. 3 serilik “Ağlama” kitaplarınız pek işe yaramaz, çünkü zaten ağlayacak göz yaşı tükendi.

      İyilik yapmak, bunun da bol olanını yapmak için öncelikle döviz kurlarındaki dalga boyunun azaltılması, bir nebze sakinleştirilmesi gerekir.

      Kurlardaki yükseliş, ağlayan ağlamayan ayırt etmeksizin fakirleşmeyi arttırır; bulaşıcıdır. Ve kurlardaki yükseliş, iyiliklerin önünü kesecek kadar da kuvvetlidir.

      İyiliğin yoğunluğunu ve hızını belirleyen, paradır. Ne kadar çok para, o kadar çok iyilik; ne kadar az para, o kadar az iyilik.

      Paylaşım ekomonisi, palyatif bir çözümdür, aspirinle kanser tedavi etmeyi sanmak gibidir, alışkanlık yapmamalıdır; paylaşım ekomonisi, probleme nihai çözümler üretmeyi sürekli erteletir. Yardımcı olmak için, paylaşım ekomonisi gibi abidik gubidik önerilerle gelmek yerine, kurlardaki yükselişin hızını azaltacak kallavi hamlelere kafa yormak daha acildir. Kağıt maliyetlerinin artmasıyla kitap fiyatları da arttığından, kitapları “paylaşmak” da zaman ilerledikçe pahalılaşır; kargo şirketlerinin de maliyetleri arttığından taşıma için müşterilerden daha yüksek para isterler, bu durum zincirleme devam eder.

      Sil
    5. Aslında sadece Adsız olarak yorum yazmanız ne kötü. Herkes için söylüyorum bunu. İlla adınızla yazmanız gerekmiyor. Bir nickname kullanabilirsiniz de.

      İşte bu gözyaşı bittiği için Ağlama diyorum. Bir işe yaramaz diyorum.

      Yaradı mı? Yaramadı. İşin özü bu. Benim önerimle +1 kitap elde edersen buraya yazarak elde edemediğin bir kitaba kavuşmuş olurdun. Yanlış mıyım?

      Başka çözüm önerileri olan var mı diye ikinci bir soru sorup Ağlama, önayak ol serisine uygun davranabilirdin.

      İyi niyetli bir öneriye aklınca beni madara edeceğini düşündüğün bir üslupla cevap verdin. Ben cevabını verdiğim için mi Abidik Kubidik oldu.

      Aynı pırıltıyla güzel bir üslupla bir cevap beklerdim senden.

      Ya bir şey soracağım bu bloğa cevaplarını mektupla mı gönderiyorsun. Kur artışından dem vurman kitap okumanla mı alakalı yoksa cep telefonlarıyla mı?

      Sil
    6. Sayın Çimen

      Mahlas kullanıp kullanmamak önemli değil. Döviz kurlarındaki yükselişin hızını azaltmak, kurları sakinleştirmek için paylaşım ekomonisi gibi palyatif çözüm önerileri getirmemek önemli. Aspirinle kanser tedavi etmeyi sanmak gibidir paylaşım ekomonisi çözüm önerisi.

      Sizle yazışabildiğime göre, sanırım bebek değilim, en azından okuma-yazmayı sökmüş gözüküyorum galiba.

      “Fikir üretmek” ve “önayak olmak” konusunda ise, döviz kurlarındaki yükselişin set çektiğini size hatırlatıyorum ama anlamazdan geliyorsunuz.

      Sizi madara etmeyi asla aklımın ucundan geçirmedim. Paylaşım ekomonisi çözüm önerinizin abidik gubidik olması, mevcut ekonomik kriz ortamında doğru bir tespittir. Bu tespit, şahsınızın madara olduğunu göstermez.

      Ümit ettiğiniz pırıltının belirmemesinin temel nedeni de, döviz kurlarındaki aşırı dalgalanma. Belki size komik gelebilir ama gerçek bu.

      Kitaplığımdaki bütün kitapları 5’ten fazla okudum. İhtiyacı olan olmayan, ulaşabildiğim kişi ve kurumlarla kitaplarımı “paylaştım”. Yeri geldi yeni, yeri geldi elden düşme kitaplar aldım, okudum. Bazı kitabevlerinin üyelik sistemine kaydolup, yeri geldi bedava, yeri geldi ucuz ödeme ile okudum...

      Döviz kurlarındaki aşırı dalgalanma, bütün bunları sekteye uğratmaya başladı. Yeni “fikirlerin üretilip”, “önayak olunması”nın önüne de set çekmeye başladı. Kurlardaki yükseliş, ağlayan ağlamayan ayırt etmeksizin fakirleşmeyi arttırır; bulaşıcıdır. Ve kurlardaki yükseliş, iyiliklerin önünü kesecek kadar da kuvvetlidir. İyiliğin yoğunluğunu ve hızını belirleyen, paradır. Ne kadar çok para, o kadar çok ve hızlı iyilik; ne kadar az para, o kadar az ve yavaş iyilik.

      Cep telefonu meselesine gelirsek..

      2012’de aldığım bir telefon var, camı çatlak ama idare ediyor. Gün içinde iki kez şarj ederek kullanıyorum. Bataryasını yeniletecektim, kurların yükselmesi nedeniyle onu da yapamadım. Belki “fikir üretemediğim” ve “önayak olamadığım” için bütün bunlar sadece benim başıma geliyordur, başka kimsenin başına gelmiyordur, kim bilir...

      Döviz kurları daha da yükselmeden, cüzdanımızda, banka hesabımızda kalan son para ile, “SMED”, “OTED”, “6 Sigma”, “Kaizen”, “Poka-yoke” gibi lagalugaları anlatan kitaplar alıp okuyup derhâl “fikir üretmeye” ve “önayak olmaya” mı başlasak, diğer bütün kitapları geri-dönüşüm merkezlerine mi göndersek acaba, karar veremedim bir türlü...

      Saygılar, sayın Çimen

      Sil
    7. Sayın Adsız, işin özünde beni yanlış anladınız. Tüm samimiyetimle söylüyorum, "paylaşım ekonomisi kurgulayabilirsin" derken amacım ukalalık etmek değildi. Bu cümlemde sizi bu yönde algılamanızı sağlayacak tek bir harf yoktu.

      Yazdığıma cevap yazmayabilir, daha iyi bir fikri olan yok mu diyebilirdiniz.

      Esprili bir yanıt verdiniz, hatta verdiğiniz yanıtla beni yönlendirdiniz, ben de aynı tonda cevap yazdım.

      Nick name kullanılmalı diyorum. Çünkü Adsız olarak yazınca sizi tanıyamıyor, saize özel cevap yazamıyoruz. Geçmişte yazdıklarınızı bilsek, tanısak sizi daha farklı bir cevap da yazabilir ya da yine bir sorunu farklı şekilde dile getiriyor diyebilirdim. Siz kendinizi biliyorsunuz, biz sizleri bilmiyoruz sayın Adsızlar. Sadece o an yazdıklarınızla değerlendiriyoruz.

      Şimdi benim değerlendirmemde de size bir haksızlık olabilir ama geniş bir aileyi kapsayan Adsızlar topluluğuna haksızlık yaptığımı düşünmüyorum.

      Çünkü bir çok şeye para bulabilen bu Adsız grubunun birkaç şeyinden feragat ederek kitaba da para ayırabileceğini düşünüyorum. Adsız olarak yazmanızın dezavantajını yaşıyorsunuz. Bu açıdan önemli.

      Tahmin edemedim artan kurlara çare olacak bir cevap beklediğinizi. Ağlama serisi size haksızlık oldu ama hata bende değil.

      Bu arada paylaşım ekonomisi ciddi bir kavramdır. İnternette araştırırsanız bir kitabı paylaşmaktan çok çok öte olduğunuda göreceksiniz.

      İleride hayatımıza fazlasıyla girecek.

      Saygılar, sayın Adsız.

      Sil
    8. Sayın Çimen

      Özür diler ve teşekkür ederim.

      Mahlas meselesine o kadar takmamanızı öneririm sayın Çimen. Her şeyin numaralandırıldığı, her şeyin kodlandığı, her şeyin pazarlanmaya, üzerinden kâr elde edilmeye çalışıldığı, her şeyi kategorilendirdikten sonra hayatın daha kolay yaşanabileceğinin zannedildiği günümüz dünyasında, mahlas kullanmamak, anonimlik daha ne kadar sürebilir meçhul.. Bırakınız öyle kalsın..

      “Paylaşım ekonomisi”, kapitalist sistem öncesinde dünyadaki çeşitli coğrafya, medeniyetlerde farklı adlarla da olsa uygulandı. Birbirine benzer benzemez yönleri vardı, yani hepsi birbirinin kopyası değildi, fakat sonuç itibariyle “paylaşım”ın farklı farklı veçheleriydi.

      Örneğin, ABD kurulmadan önce o coğrafyada asırlardır var olan farklı kızılderili klanlarından tutun, (henüz “Amerika” ismi yokken) Latin Amerika’nın en uç noktalarına kadar yaygın “potluck kültürü” vardı. Zaman geçtikçe, “seri üretim” yaygınlaştı, rekabet hızla arttı, yardım etme alışkanlıkları erozyona uğramaya başladı. Başka birçok sebep de var, buraya tek tek yazmaya gerek yok.

      “Abundance economics (Bolluk ekonomisi)”, “Altruism (Diğerkâmlık)” gibi, anlam olarak daha dolu, uygulama olarak potluck’dan daha güncel model ve öneriler de mevcut.

      Vaktiniz olursa ve elbette döviz kurlarındaki yükselişten etkilenmediyseniz (önleminizi önceden aldıysanız, etkilenmemiş olabilirsiniz), günümüzde yeniden (21. yüzyıl şartlarına güncellenmiş şekillerde) diriltilmeye çalışılan
      “paylaşım ekonomisi”nin temel sütunlarını teşkil eden David Hume ve Marcel Mauss’un kitaplarını öneririm. Eğer okuduysanız, fikir üretme çalışmalarınıza devam edebilirsiniz.

      Saygılar...

      Sil
    9. Sayın Adsız ben de özür diler, teşekkür ederim.

      Paylaşım ekonomisi hayatımıza ileride çokça girecek derken temel varsayımım;

      Artan dünya nüfusuyla beraber, bir Çin'in bir Amerika bir Almanya gibi tüketmeye başlaması durumunda, emtia fiyatlarının çok yukarılara tırmanma potansiyeli olacağını düşünmem. Buna Hindistanın da katılabileceğini düşünün. Yakın bir zamandan bahsetmiyorum.

      Eğer bilim, teknoloji buna bir çözüm bulmazsa, organik sağlıklı bir kilo domates karşılığında 1 kamyon dolusu iphone alabilme ihtimali çok yüksek. Çünkü birisi çoğalırken, diğeri azalıyor.

      Ve bunun yanında esasında ilk çağlardan başlayan makinelerle olan savaşımızın, günümüzde yapay zekanın devreye girmesiyle hizmetler sektöründe de ağırlığını hissetirmeye başlamasının işsiz mi kalacağız olgusunu da düşündüğümüzde, bu alanda şimdiden yapılacak yatırımların boşa çıkmayacağını düşünüyorum.

      Artan borçluluğu saymadım bile.

      Önerdiğiniz kitapları okuyacağım.

      Saygılar...

      Sil
  21. Sağlığınıza dikkat edin Mahfi bey. Sinüzit yayılıyor, tam mevsimi şu an. Konferansa, okula giderken, elinize falan dikkat edin.

    Siteyi zaten boşladınız, bir de üstüne hastalanırsanız, bul bulabilirsen Mahfi Eğilmez'i...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siteyi boşlamadım aslında ama yetişemiyorum.

      Sil
    2. Hocayi rahat birak. Cok yogun oldugunun farkindayiz.

      Sil
  22. http://www.bumko.gov.tr/Eklenti/11290,2018eylulbultenipdf.pdf?0 sitesinde

    iktidarın çok övündüğü kişi başına düşen yıllık dolar gelirlerine bakalım rakamlar 2009 bazlı:

    1998 de 4.442 dolar. 2002 de 3.51 dolar. Hani çok bağırdıkları çağırdıkları biz şöyle şöyle yaptık dedikleri 2008 de 10.931 dolar.

    GELELİM 10 SENE SONRA 2018 YILINA

    Mahfi hocam kendi sitesinde 9.385 dolar demiş. BAKIN DİKKATLİ BAKIN 10 SENE ÖNCEKİ RAKAMDAN AZ.

    Linkini verdiğim sitede 2018 tahminen yıl sonu milli gelir 3.475 milyar tahminini vermişler. Bu sayıya ortalama nüfusa ve ortalama dolar kuruna bölelim ki gerçeği bulalım.

    Ortalama nufus aşağı yukarı belli 81 milyona yakın. Ortalama dolar kuru bugun itibarıyla https://www.muhasebenews.com/ortalama-doviz-kuru-programi/ bu sitede 4.71 çıkıyor. Burası önemli bu tutar yılın sonuna doğru artmaya devam edecek. Biz kabaca 5 tl diyelim.

    Hesaplamaya geçelim. 3 trilyon 475 milyar / 81 milyon*5 = 8.580 dolar

    ÇIKAN RAKAM BU 8.580 DOLAR. YANİ 20 YIL ÖNCEKİ TUTARIN 2 KATINDAN DAHİ AZ.

    ESERİNLE GURUR DUY TÜRKİYE!!!

    YanıtlaSil
  23. Twitter'da, bir holdingin Cumhuriyet Bayramı videosunu eleştiren takipçinizin tweet'ini RT'lemişsiniz.

    Soru 1: Niçin bizzat kendiniz eleştirmiyorsunuz da, bir başkası üzerinden sanki siz de eleştiriyormuşsunuz gibi numara çekiyorsunuz?

    Soru 2: Bugünkü iktidarın doğup büyümesine yol açan Turgut Özal'ı ve Süleyman Demirel'i öve öve bitiremeyen bizzat siz değil miydiniz? Şu yazıyı kim yazdı?

    http://www.mahfiegilmez.com/2015/06/demirel.html

    Soru 3: Blog açmak, kitap yazmak, konuşma yapmak, yorum yapmak dışında, mevcut gidişata dur demek için eyleminiz niye yok? Bir holdingin Cumhuriyet Bayramı videosunu eleştiriyorken, aynı eleştiriyi kendinize de yöneltiyor musunuz?

    Sorularım size sert geldiyse, kusura bakmayın, hakkediyorsunuz.

    "Bütün bu yaşananlar bittiğinde, dönüp baktığımda en çok üzüleceğim şey, düşmanlarımızın eylemleri değil, dostlarımızın sessiz kalmasıdır. (Martin Luther King, Jr.)"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Sizin kadar zamanım yok.
      2. Eleştiri ve beğeni parçalı olabilir. Bir şey hep iyi hep kötü olmaz.
      3. Benim yaptığım kadarını siz de yapın sonra bana hesap sorun.
      Başkalarından beklemeyin kendiniz yapın, yapamıyorsanız susun.

      Sil
    2. Mahfi Bey

      Size bu soruları soran kişiye niçin "senin kafanı kırarım ha!" gibi cevap vermediniz de, sabırlı davranıp, nezaketinizi bozmayıp tane tane cevap verdiniz?

      Niye?

      Sil
    3. ben ak parti seçmeniyim. bununla birlikte mahfi hocam gayet tarafsız kalarak; devlet terbiyesi içerisinde eleştirilerini sunuyor. Bu platformda herkese ekonomi bilgisini ücretsiz olarak vererek, son derece faydalı bir hizmet yürütüyor. bence hocamızı üzmeyelim haksızlık etmeyelim.

      Sil
    4. AK parti secmeni olmak nasil birseydir.? Yani doguyorsunuz büyüyorsunuz ve secme yasindan itibaren AK partiye oy veren makine gibi birsey mi.? Her secimde gidiyor Oyunu ak partiye veriyor demek. Düsünme ve sorgulama kabiliyetini yitirmis, otomatige baglanmis bir makine gibi olsa gerek. Insan degil yani.. baska birsey… Ama ne.?

      Sil
    5. Süleyman Demirelin ölümünden sonra " Ulusumuzun basi sagolsun" cok iddiali.

      Süleyman Demirelin siyasi Hayati ve ülkemize ettikleri bir ibret vesikasidir.. Tabii balik hafizali bu millet icin bir kahraman olarak kalacaktir.

      Hele Mahfi Egilmez gibi aydinlarimizin güzellemelerinden sonra her zaman elestirdigimiz bu halk daha ne yapsin.

      Sil
    6. Bugün Cumhuriyet Bayramımızı kalbim kırık kutladım.

      Mahfi Bey'in "Demirel" başlıklı yazısını okuduğumda, üzüntüm daha da arttı!

      Marksist değilim, Stalinist hiç değilim. 1970'leri iliklerine kadar yaşayan biri olarak, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan'ın idam edilmesine giden yola taş döşeyen Süleyman Demirel için, mecliste idam kararı öncesi oy kullanılırken kendi partisinde kimlerin el kaldırıp kaldırmadığını dikkatle kontrol eden Demirel gibi biri için şu güzellemeler yürek parçalayıcı: "Sadece yaşam tarzı bile bugün için ne kadar çok ders içeriyor." & "Ulusumuzun başı sağ olsun."

      Mahfi Bey sloganlar ata ata bügünlere gelmiş biri değil, ama ne yazık ki Süleyman Demirel'le ilgili tespitleri yanlış.

      Bir siyasetçinin ömrü boyunca yaptığı icraatları övmek, ama bu icraatları yerle yeksan eden idam kararlarını hiç dile getirmemek...

      Yazık...

      Kederliyim... Mahfi Bey'den böyle bir yazı hiç beklemezdim...

      DEMİREL'İN ÖLÜMÜNDEN SONRA DENİZ GEZMİŞ'İN AĞABEYİ BORA GEZMİŞ'TEN AÇIKLAMA:

      "Bize yapılanı unutmamız mümkün değil!
      Bugün ne kadar överlerse övsünler o üç gencin öldürülmesindeki rolünü gizleyemezler, günahını temizleyemezler!
      Hayırla yadedemiyorum!
      Biz sağken de söyleyeceğimizi söyledik zaten."

      GAZETECİ ALTAN ÖYMEN:

      İDAMLAR İÇİN MECLİSTE OY KULLANILIRKEN, DEMİREL SIK SIK ARKASINA DÖNÜP KENDİ GRUBUNUN "İDAMA EVET" İÇİN EL KALDIRIP KALDIRMADIĞINI KONTROL ETTİ!

      http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29309923.asp

      Demirel'in idamlarla ilgili son açıklaması: "İdam kararları meşrudur!"

      http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29312304.asp

      Sil
    7. Süleyman demireli tanimak icin 1990 li yillarda yazilan "Gene mi Demirel" kitabini okumak yeterlidir sanirim. Kitapcilarda bulmak mümkündür sanirim. Bir solukta okuyacaksiniz.

      1964 yilinda o zamanki AP (Adalet Partisi) icindeki cekismede Dönemin en iyi siyasetcilerinden vatansever Sadettin Bilgic AP genelbaskanligi icin en büyük adaydir. Bu malum cevrelerce asla kabul edilir birsey degildir.
      "Morisson" lar ile birhayli icli disli olan Süleyman Demirel bir anda AP genel baskani olmustur.

      Tabii ki kisa bir ABD seyahatinden sonra.

      Aslinda olan 1990 ve 2000 lerde olanlarin 1960 li yillar versiyonudur. Yani sahne ayni, senaryo ayni sadece oyuncular farklidir.

      Türkiye Cumhuriyeti ABD ni uydusu olmussa bu Mendere ve Demirel sayesinde olmustur. Özal Dönemindeki Hasbahcede sonbahar partilerinin ilk versiyonlari Demirel döneminde baslamistir.

      Türkiye cumhuriyeti Hayali ihracati Demirelin öz yegeni Yahya Demirel sayesinde ögrenmistir. Daha neler neler.

      Maalesef Türk halkinin en önemli özelligi olan Balik Hafizasi sayesinde yine yapilanlar unutulmus milyonlarca yetim evladinin hakkini simdi oldugu gibi talan edenleri rahmet minnet ve Özlem ile aniyoruz.

      Tek birseyde ayni telden caliyoruz artik. O da Mustafa Kemal Atatürk düsmanligi..

      Varsa yoksa 1920 1930 1940 li yillar. Herseyin sebebi ve baslangici bu yillar ve Dinsiz Atatürk.

      Iste bu yüzden kendi kendini sokan akrep misali bu gerzek millet ektigini bicecek layik oldugu sekilde yönetilmeyi hakedecektir.

      Sonuclari her ne olursa olsun kesinlikle yasayacaktir.

      Sil
    8. zaten bu halk şu anda hak ettiği şekilde yönetiliyor. bence özal-mendres-demireli bile aratacak kadar küresel güç merkezleriyle iyi anlaşan birisi tarafından yönetiliyor.

      Sil
  24. Sevgili hocam, oncelikle yaziniz icin tesekkurler. Ancak roman konusunda yazilan yorum hakli, ders kitaplari disindaki dallardaki (roman, hokaye, soor vb.) onerilerinizi israrla soran bir kitle var. Bu takipcilerinizin talebini gormezden geliyorsunuz hep :(
    umarim yanlos anlamazsiniz, sizi seviyoruz. Saygilarimla hocam.

    YanıtlaSil
  25. Hocam toplumsal eşitsizlikle ilgili çok yazı var ama tam manasıyla bilimsel bir tanımını bulabileceğim bir yere rastlayamadım,

    Bu konuda sizin görüşlerinizi de merak etmekle beraber ben kavramı şu şekilde açıklıyorum ;
    toplumsal eşitsizlik;hayat standartlarındaki farklılığa toplumsal eşitsizlik denir. Toplumda hayat standartları arasında ne kadar uçurum varsa sosyal eşitsizlikte o kadar yoğundur o toplumda.
    Birçok yazı eşitsizliğinin sebebini gelir dağılımındaki eşitsizliğe bağlasada bence toplumsal eşitsizliği sadece buna bağlayamayız.
    Hayat standartları denen şey maddi ve manevi ihtiyaçların tatmini olduğuna göre bazı kesimlerin manevi ihtiyaçlarının tatmin edilememesi de sosyal eşitsizliği kapsar. Örneğin; bazı azınlıkların ( Aleviler , hristitanlar gibi) kendi din derslerini alamaması manevi ihtiyaçlarını karşılayamamasına sebep olmaktadır. Buda toplumsal eşitsizliğin bir parçasıdır.
    Aynı şekilde bazı sektörlerde çalışma sürelerinin diğer işlere nazaran uzun olması sebebiyle ilgili sektörlerde çalışanlar uzun çalışma saatlerinden dolayı sosyal aktivitelere (dinlenme, eğlenme gibi) katılamamaktadırlar böyle bir durumda kişinin tam olarak ihtiyaçlarını karşılayamamasıda eşitsizliğe katkı yapmaktadır.
    Kısacası toplumsal eşitsizliği sadece ekonomik eşitsizlik olarak değilde ekonomik eşitsizliğin yanında azınlıklara belirli imkanların sağlanmaması, sektörler arasında çalışma saatlerinde ki farklılıkta toplumdaki eşitsizliğe katkı yapacaktır diye düşünüyorum katılır mısınız ??(özellikle toplumsal eşitsizlikle ilgili tanıma )

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  26. Mahfi Bey merhaba,
    Malum cok kitap okuyorsunuz, daha hizli okumak veya daha cok zaman ayirmak icin onerileriniz var midir?
    Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben hızlı okumuyorum onun için önerim yok. Gecelerimden çalarak yaşadığım (az uyuduğum) için daha çok okuyabiliyorum.

      Sil
  27. 2008 krizini anlatan bi kitap tavsiye edebilir Misiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Eğilmez: Küresel Finans Krizi

      Sil
    2. inside job filmini izlemenizi tavsiye ederim, film gerçek kişilerle yapılmış görüşmeler üzerinden ilerliyor.

      Sil
  28. Sayın hocam Youtube da yorumlarınızı izlemek istiyoruz. Sizin gibi aydınlara çok ihtiyacı var ülkemizin.
    Asaf hocayla yaptığımız programların tadı damağımızda kalmıştı.

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence youtube yapmayın. Son zamanlarda moda oldu ve birçok ekonomist yapıyor ama konuşmayı beklemek zaman alıyor. Yazıyı okumak daha hızlı ve nereyi ne önemde okumak açısından kararımızı verebiliyoruz. Kendimize gerekli olmadığını düşündüğümüz yerleri atlamak açısından da iyi oluyor. Ben açıkçası böyle bir videoya yönlendirilmişsem hemen kapatıyorum. Yazı ayrıca daha derli toplu ve bütüncül. Videoları ayrıca her yerde açıp seyredemiyoruz. Başkalarının dikkatini dağıtıyor ya da ortamda başka sesler de varsa, duymak zor olabiliyor. Yazı çok temiz. Bastır her yere götür, yarım bırak daha sonra devam et. Çok daha pratik. Videolar belki birden fazla kişininin karşı karşıya gelip konuştuğu ortamlar için daha iyi olabilir.

      Sil
  29. Hükümet "nakit sıkışıklığı" aşmak için para mı basacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baska caresi yok

      Sil
    2. Bir sureden beri bazi ekonomistleri degisik kanallarda takip ediyorum. Son zamanlarda edindigim izlenim bu problemin ancak para basilip likidite genislemesi yapilarak cozulebilecegi yonunde ama o zaman da doviz kuru tutulamayacagi icin bu uygulama beraberinde kambiyo rejiminde degisiklige gidilmesini de getirecek yani doviz serbestce alinip satilamayacak, piyasa kurallari disina cikilacak. Bu da ancak Mart secimlerinden sonra olabilir eger oncesince ABD Iran yaptirimlari ve Halkbank konusunda basimiza baska bir dert acmazsa. Enflasyonda 1990'lara, kambiyo rejiminde 1980'lere (yani fabrika ayarlarimiza) geri doner tekrar bastan baslariz, yoneticilerimize hayir dualarimizla birlikle...

      Sil
    3. Piyasa zaten 7,20ye kadar fiyatladi...
      Suan 5.58
      para basip mevcut yuksek faizlerle nakit darbogazini asip
      dolarinda 6.50lere cikmasi sanirim kimse icin sorun olmaz.
      Bu asamada dolarda 7,20 ve uzeri 8ler 9lar sikintidir.
      Yoksa para basilmis dolar 6 olmus 6.50 olmus 7 olmus kimsenin umrunda degil
      Bu yuzden nakit darbogazini para basarak cozme hevesi suan top noktada.
      Acikcasi baska care de goremiyorum.
      Sadece mevcut konkordato surecinde KGF turunde bir para basim teknigi parasal genisleme uygulamasi en azindan biraz daha uretime ihracata borclarin cevrilebilecegi yonunde issizlik karsiti bir tercih olabilecegini dusunuyorum.
      Yoksa para basip ona bunun maasina zam yapmak ona buna 13. maas vermek ikramiye sunmak bayram seyran ulufesi dagitmak "para basma" gibi kotu bir tercihin en kotusu olur...Enflasyonu daha da azdirir alana bile faydasi olmaz zarari olur. Zaten zammi alan ya mal alir ya da doviz...ya da en iyi ihtimalle de para basimi ile daha yukselecek olan faizler neticesinde mevduata kacar ki tum bu olasiliklar isi daha da sarpa sardirir...Bunu da bizzat yaz aylarinda gorduk..
      Onun icin KGF turu bir genisleme daha akla mantiga reele uygun oldugunu kotu bir tercih olan para basiminin kotunun iyisi yonetemi oldugunu dusunuyorum.

      Sil
    4. Bu EYT olayı çözülmezse hiç beklemedik sonuçlara yol açabilir, seçim sonuçlarını etkileyerek ekonomi üzerinde de etkileri olabilir. Öngörülmeyen şeylerin ya da beklenmedik değişikliklerin doğasında zaten bu tür faktörler var. Olmaz olmaz demeyin. Not olarak burada dursun. Olmaz olmaz ama ya olursa.

      Sil
    5. Adsız 28 ekim 2018 23:32, yanılıyorsun. piyasa doları 7,20 liraya kadar fiyatlamış olabilir ancak önemli olan o fiyatlama çok kısa süreli oldu. yani önemli olan belli bir süre geçerli olan fiyattır. ki son 1,5 aylık fiyat hareketi 5,51 ila 6,71 aralığı olmuştur. dolayısıyla her iniş-çıkışın bir bedeli oluyor kur riski taşıyanlar için. 7,20 liradan dolar alıp döviz açık pozisyonunun kapanmasıyla 5,51 liradan döviz alıp döviz borcunu kapatmak asla aynı değildir. bu da faiz kadar vurucu olabiliyor. sizin bakış açınızla reel ekonomi ölür ve bankacılık sistemine sıçrayarak onu da komaya sokar. burada faiz-döviz-enflasyon üçgeninde çok hassas refleksler geliştirilmelidir. para basmak zaten büyük yapısal sorunları olan ekonomiyi daha çok sorun artır demekten başka hiçbir işe yaramaz. büyük zararı olur. artık ekonominin toptan hem reel tarafının hem de finansal sisteminin operasyona alınması elzemdir. başka bir kurtuluş reçetesi görmüyorum.

      Sil
    6. Adsiz 23:32 ve Adsiz 11:45

      Yazdiklarinizi ilgiyle izliyorum. Biraz daha acarmisiniz?

      Sil
  30. Ekonomi ile topyekün mücadele kampanyasını uygulamada nasıl buluyorsunuz? Amacına ulaşabilecek mi beklentiniz ne yönde?
    Bir piyasa aldatması söz konusu mu: şişirilmiş fiyatları indirim ilizyonu ile değerlemeye çalışan firmalara denk geldiniz mi?
    İşin teorisini değil uygulamadaki gözleminizi merak ediyorum.

    YanıtlaSil
  31. Hocam nedense sizin büyük bir Arthur Schopenhauer okuyucusu oldugunuzu düsünüyorum, okudugunuz kitabi oldu mu?

    YanıtlaSil
  32. hocam, reel ekonomide bir '' bilanço resesyonu '' başlamış olabilir mi?.

    YanıtlaSil
  33. merkez bankası 25 ekimde faiz artırımı yapmadı. esasen tüfe nin durumu faiz artırımını gerektiriyordu. ancak ekonomide belirgin yavaşlama olması ve bunun enflasyonun talep tarafında ciddi gevşeme olduğunu göstermesi ve yine artmaya başlayan likidite sıkışıklığı gibi bazı sorunlar sanırım faiz artırımına engel teşkil etti. indiremezdi de çünkü bu defa da kurları tutmak ve yeni bir enflasyonist baskı ortaya çıkışını durdurmak imkansız hale gelebilirdi. kanaatimce merkez bankası doğru olanı yaptı. ne indirdi ne de yükseltti. bekle gör moduna geçti. muhtemelen yeniden kurlar yukarı yönlü gitmez ise ve özellikle de ekim ayı enflasyon rakamları beklentilerin üzerinde gelmezse bir süre bu modunu sürdürebilir diye düşünüyorum. ancak türkiye ekonomisi bana göre enflasyon batağına bir kere saplandı. yani buradan çıkış için kısa vadede 1- uluslar arası finansal yükümlülüklerini yerine getirmek adına yüksek kaynak bulacak. 2-kamu maliyesinde ciddi sıkılaştırma yapacak. böylece borçlanma ihtiyacını da azaltarak daha fazla faiz vermesine gerek kalmadan faiz artış baskısını azaltacak. 3- bankacılık sistemine sık sık yapılan kredi mekanizmalarını çalıştır baskısı yapılmayacak. 4- büyüme motorumuz olan iç talep ciddi derecede soğutulacak. bunlar elbette sadece biraz ekonominin nefes almasını sağlayacaktır. ve zaman kazandıracaktır. en önemlisi ise bu zamanın çok iyi kullanılarak ekonomide geniş çaplı bir envanterin çıkarılmasının sağlanmasıdır. mesela taze bilançolarla çürük bilançoların ayrılması gerekir. bu çürüklerin tazelerini de çürütür hale getirmesinin önüne geçmek elzemdir. bir de tazeliğini kaybetmenin başında olan bilançolar vardır ki bunları da onarmak ve gerekirse biraz likidite desteği ve risk algılama kapasitelerini artırıcı reformlar yapılmalıdır. örneğin 2001 krizi sonrası bankacılık sisteminde yapılan risk algılama kapasite artırımları vb gibi. 1994-2001 bankacılık sistemi merkezli krizlerdi. oysa şu an henüz başlarında olduğumuzu düşündüğüm krizin merkezinde reel ekonomi var ki bu daha da kötüdür. zira: reel krizlerin nispeten daha katılık arz ettiğini unutmamalıyız. mal-hizmet üreten mekanizmada yaşanan ciddi sıkıntılar zamana yayılan şok dalgaları gibidir. finansal sistem kaynaklı krizler gibi ani şok yaratmazlar. kelebek etkisi gibi zincirleme biçiminde ağır ağır yayılırlar ve daha uzun ömürlü olabilirler. daha önce de belirttiğim gibi bu kriz bana 97 asya krizini hatırlatan parametrelerle dolu. orada da özellikle hızla düşen şirket karlılıkları ve adım adım gerileyen borsalar ve aşırı boyutta dövizle borçlanmalar ve fazla inşaat alt yapı gibi yatırımlardı. sayın hocam ne dersiniz ciddi benzerlikler yok mudur?. iyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlaSil
  34. Mahfi bey her cumhuriyet yıldönümünde kutlama yapıyorsunuz.

    Söyler misiniz, başka ülkelerin insanları da kendi ülkelerinin kuruluş yıldönümlerine sizin kadar önem veriyor mu?

    Abartmıyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen yapmiyormusun dingil.. O Cumhuriyet senin bu gerzek soruyu Mahfi Hocaya sormani sagladi. Sen bence bir hic hükmündesin.

      Sil
    2. Evet ben bir hiçim

      Sil
  35. Fakirsen isyan etme Zenginsen dostunu unutma

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu söz, zenginlerin, fakirleri, kontrol altında tutmak için uydurduğu bir sözdür.

      Tarih, sınıf savaşlarından ibarettir.

      Bazen, zenginler
      Bazen, fakirler
      kazanır.

      21. yüzyılın ilk 25 yılını tamamlamaya yaklaşırken, tarihin sarkacı bir kez daha sallanıyor.

      Binyıllardır süregelen "zenginler ile fakirlerin savaşı"na, bir kez daha şahit olacağız.

      Şahit olmakla kalmayıp, bizler de, mensubu olduğumuz sınıflara göre savaşacağız.

      Komünizm mi geliyor? Safsata...

      Cevap burada:

      21. Yüzyıl İçin 21 Ders

      21. yüzyılın en çok ses getiren düşünürlerinden Yuval Noah Harari, ilk kitabı Sapiens’te insanın nasıl önemsiz bir hayvandan dünyanın efendisine dönüştüğünü, ikinci kitabı Homo Deus’ta çarpıcı öngörüleriyle insanlığın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunu ele almıştı.

      21. Yüzyıl İçin 21 Ders ise yüzyılımızın eşi benzeri görülmemiş teknolojik ve ekonomik kırılmalarıyla ve yaşanan aralıksız değişimlerle başa çıkabilmek için elzem soruları tartışmaya açıyor.

      * Tanrı geri mi dönüyor?

      * Bilgisayarlar ve robotlar insan olmanın anlamını nasıl değiştirecek?

      * Yalan haber (fake news) salgını karşısında ne yapabiliriz?

      * Büyük veri (big data) bizi sürekli izlerken, seçme özgürlüğümüzü nasıl geri kazanabiliriz?

      * Dünyayı anlayamıyorsak doğruyla yanlışı, haklıyla haksızı nasıl ayırt edeceğiz?

      * Ufkumuzu aşan, bütünüyle insan kontrolünün dışında dönen ve tüm tanrılarla ideolojilere gölge düşüren bir dünyada sağlam bir etik zemin bulmak mümkün mü?

      * Homo sapiens yarattığı dünyayı anlamlandırma yetisine sahip mi? Gerçekliği kurmacadan ayıran belirgin bir sınır kaldı mı?

      * Eşitsizlik ve iklim değişikliğinin açtığı dertlere milliyetçilik deva olabilir mi?

      * Eski anlatıların çöküp yerine yenilerinin gelmediği bir çağda ne tür becerilere ihtiyacımız var?

      Harari bu ve benzeri çok temel soru(n)ları, her biri birbirinden kışkırtıcı ve derinlikli 21 bölümde ele alırken, daha önceki kitaplarında ortaya koyduğu fikirlere dayanarak siyasi, teknolojik, toplumsal ve varoluşsal zorluklara açıklık getiriyor.

      Kolektif Kitap, 336 sayfa

      Sil
    2. Fakirlik kader zenginlik rizik

      Sil
  36. Soforsen bas gaza muavinsen vur saza

    YanıtlaSil
  37. Remzi Kitabevi'nin sitesine girdiğimde çıkacak kitabınızın sayfasının henüz hazırlanmadığını gördüm. Tanıtım için koyacakları PDF'yi okuyacaktım, galiba hazır değil.

    Mahsuru yoksa, kitabınızdaki ilk cümleyi yazar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihsel Süreç İçinde Dünya Ekonomisi kitap kapağınızın sağ altındaki resimde, elinde ip gibi bir şey tutan bir adam ve kitap yaprağını çevirirken adamın eline bakan bir kadın var.

      Bu resmi kim yaptı? Tarihi nedir? Kapağınıza koymanızdaki anlam nedir?

      (Virüs yok) https://pbs.twimg.com/media/DqwNXJvWkAAXa1K.jpg:large

      (Diğer iki resmin hikayesini biliyorum.)

      Sil
  38. Sarıyer Belediyesi Başkanlığı'na bağımsız aday olacağınız söyleniyor?

    Yapısal reformlara ilk orada başlayıp, siyaset merdivenlerini basamak basamak çıkacakmışsınız.

    Doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neden Sariyer.. Neden Bagimsiz.? Hocayi Sariyerde taniyan kac kisi var?

      Sil
    2. Teveccühünüze teşekkür ederim ama siyasetin hicbir basamağıyla ilgim yok.

      Sil
    3. Lokasyon ifşa etmek gibi olmasın ama Mahfi hoca, Sarıyer'de ikâmet ediyor. Sarıyer eşrafı Mahfi hocayı sever, sayar.

      Sil
  39. hocam konu ile ilgili değil ama. Bir şey sormak istiyorum. Hocam Çin ekonomisinin batmaya mahkum olduğunu söyleyenler var. Sizce de öyle mi? Öyleyse nasıl olacak bu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soruyu Cin ekonomisinin batmaya mahkum oldugunu söyleyenlere sormaniz gerekmez mi?

      Sil
    2. Soruyorum ama cevap yok. Mesaj halinde soruyorum. Mesajıma karşılık bulamiyorum. Sanırım bir ted konuşmasinda soylenmiş fakat ben bulamadim. Mahfi hoca bu konuda uzman mesajlarımıza olabildiğince cevap yazıyor. Belki onun bilgisi vardır

      Sil
    3. Şu açıdan düşünün. Bizim birçok imkansızlıklara rağmen umudumuz varsa, Çin'de sorunlarına çareler bulacaktır. Devasa rezervleri var.

      Çin batmaz evrim geçirir, onun evrilmesi dünyanın geri kalanının da evrilmesine yol açar. Bu aşamada dünyanın nasıl olacağını tahmin edebilirsek Çin'in ne durumda olabileceğini de öngörebiliriz.

      Şu varsayımda bulunuyor olabilirler;

      Çin'in gücününün ucuz işçilikten kaynaklandığı,

      Korumacılığın arttığı bu
      dönemlerde, sonsuza kadar da ihracata dayalı büyüyemeyeceğine göre,

      İç tüketime dönük büyüme modeline geçtiğinde ücretler üzerinde yukarı yönlü baskıların olabileceği,

      Zenginleşmenin artması, fakirliğin azalması bunun gibi birçok sebeple tüketim toplumuna dönüşmesi durumunda ucuz işçilik üstünlüğünü kaybedeceğini düşünüyor olabilirler.

      Bunu onlar görebiliyorsa Çin de görüyordur. Zaten Yuanı da 1.sınıf rezerv para yapma çabaları bu yüzden olabilir. Amerikanvari bir topluma dönüşeceklerse buna ihtiyaçları olacaktır. Bunu gerçekleştirirlerse batmazlar.

      Bu dünyada iki Amerika olursa nasıl bir gelecek bizi bekliyor olabilir?

      Sil
  40. Hocam yazılarınıza çok tşk.Ellerinize sağlık benim sorum 2002 den bu güne kadar Amerika ve Türkiye arasındaki enflasyon arasındaki farkı alıp dolar kurunu hesaplayınca ve türkiye deki faizi üzerine eklemekmi yoksa çıkartmak mı lazım reel dolar kurunu hesaplarken tşk

    YanıtlaSil

  41. AKP liyim, dibine kadar da TAYYIPCİYİM. Mahfi hocamı da çok severim. Hocamıza bazen kendini bilmez 3 5 lavuk laf atıyor. Akıllı olun, burası kahvehane degil, bir iki bir sey öğrenmek için siteyi takip ediyoruz, ağzımızın tadını kacırmayın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilime saygısı olan bilime emek veren bilim insanına saygısı olan ben şucuyum bucuyum gibi ucuz anlayışa sahip olmaz. geçmişte de Özalcıydın menderesçiydin. emekçi olabildin mi, anti emperyalist olabildin mi?. cumhuriyetin kurucu değerlerini içselleştirebildin mi?. hiçbir vatandaş bir siyasetçiye aşık olamaz. bir bürokrata da aşık olamaz. çünkü aşk kör eder insanı. tüm ihanetlerine gözünü kapar ve hala seviyorum dersiniz. bu bir kadını ya da bir erkeği sevmeye aşık olmaya asla benzemez. bir ülkenin ve toplumun kaderini belirleyebilecek şahıslara veya kurumlara aşık olunmaz ve asla da olunmamalıdır. kaldı ki bu halkın geçmişte aşık olduğu sözde siyasal liderlerin türkiye cumhuriyetini ne hale getirdiği de ortadadır. özellikle 1945 sonrasında.

      Sil
  42. Sayin Hocam Merhaba, siz Ic Denetim Kongresi'ne mi katildiniz? Fotografinizi gordum galiba

    YanıtlaSil
  43. çin ekonomisinin batmaya mahkum olduğunu söyleyen zevatlar çin ekonomisi hakkında yeterli bilgi ve araştırmaya sahipler mi acaba?. çin ekonomisinin sanayi yapısı finansal yapısı beşeri sermaye yapısı demografik yapısı eğitim-öğretim yapısı vb gibi konularda ne derece bilgi sahibidir?. ancak çok kısa şekilde makro iktisadi özelliklerine değinecek olursam; dış ticaret fazlası ve cari işlemler fazlası olan bir ekonomidir. sabit sermaye yatırımları hayli yüksektir. tasarruf oranı yüksektir ve bu tasarrufların yatırımlara özellikle de sabit sermaye yatırımlarına dönüşüm hacmi gayet yüksektir. üretimde katma değeri yüksek mal üretimi %18'lere yaklaştı. döviz rezervleri 2,5 trilyon doların üzerindedir. evet özellikle son 8-9 yıldır şirketlerinin döviz cinsinden fazla borçlandığı bir gerçektir. yani kur riski taşıyorlar ancak çinin bu konuda en büyük avantajı dış finansal yükümlülüklerinin döviz varlıklarına oranının çok yüksek olmamasıdır. çin ekonomisinin en büyük dezavantajı büyüme motorunun sadece dış talep olmasıdır. dolayısıyla küresel ticaret ivmesinde olası yavaşlama-daralma gibi olumsuzluktan şiddetli etkilenecek yapısallığa sahip olmasıdır. son zamanlarda biraz kredi kanallarını genişleterek biraz da işçilik ücretlerini fazla artırarak iç talebi büyütmeyi amaçladı. ancak henüz istenilen seviyede iç talep hacmi oluşturamadı. güçlü bir tüketim kültü oluşturamadığı için de olası bir küresel çaplı ticaret yavaşlaması ve ekonomik durgunlukta büyüme hızını sert şekilde kaybedebilir. bir de çin ekonomisinde de inşaata fazla sermaye yığılımı yapılmaya başlanıldı. bu ortalama verimlilik düzeyini düşürebilir. gölge bankacılık sorunu tam olarak çözümlenebilmiş değildir. evet bazı riskleri vardır ancak en azından kısa vadede çinin yönetilemeyecek bir riski bulunmuyor diyebilirim. borçları var ama tasarrufları borçlarından fazladır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çinliler o yaratıcılığa devam ederlerse zorlukları aşabilirler.

      Sil
  44. hocam, kalan cumhuriyetimizin bayramı kutlu olsun.

    YanıtlaSil
  45. Mahfi bey sizle aynı ülkede yaşıyoruz ama aynı duyguları paylaşmıyoruz.

    Siz 29 Ekim'de bambaşka şeyler söylüyorsunuz biz bambaşka şeyler söylüyoruz. Sizle beraber olmamız mümkün gözükmüyor.

    Niye böyle acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihinizi tam olarak bilmemenizden ve size söylenen yalanlara inanıyor olmanızdan olabilir mi acaba?

      Sil
    2. Sizin hocanız Şerif Mardin, 'Mustafa Kemal devrimler yaptı ama toplum, bu devrimleri kabul etmediği gibi Mustafa Kemal'i de bağrına basmadı' der, unutmayınız Mahfi bey.

      Sil
    3. Şerif Mardin'in hocam olması ve onun fikirlerini beğenmem, onun her dediğini kabul etmemi gerektirmez bu bir. İkincisi bu dediğinde Şerif Mardin haklıdır. Ve ne yazık ki Mustafa Kemal'in devrimlerinin bazısını kabul etmemesi bu toplumun hatasıdır onun değil. Toplum bu hatasının sonuçlarına katlanmaya devam ediyor.

      Sil
    4. Hocam 2000 li yillarin Türk toplumundan bahsediyorsaniz Serif Mardin ve ve sizin söyledikleriniz dogrudur.

      Türk toplumu 1960 lara kadar Mustafa Kemalin devrimlerini kabul etmistir. Bu kabul ve gelecek yillardaki Güclü Türkiye birilerini rahatsiz etmis ve 50 yildir hertürlü operasyona maruz kalmis bu toplum arzulandigi sekilde Mustafa Kemal devrimlerine düsman ve karsi gelir hale sokulmustur.

      Sonucta, söylenen ve algi operasyonu yapilan "" Bakiniz zaten Türk toplumu en basindan beri Mustafa Kemal devrimlerine karsiydi " söyleminin altyapisini olusturdu.

      Biz Serif Mardini cok iyi biliriz Hocam.

      Sil
  46. hocam öncelikle saygılarımı sunuyorum. dolar kurunun nasıl bu kadar gevşemiş olabildiğine şaşırıyorum hocam. yani makro iktisadi durumumuz iyiye gitmiyor, enflasyonist baskı özellikle üretici tarafında hayli güçlü görünüyor. üstelik artık reel faiz eksi haneye gerilemiş durumda. yakında 4 kasım da irana yönelik sert yaptırımlar da başlayacak. küresel ticaret savaşı kızışabilir. yani hem içeride hem de dışarıda ciddi risk potansiyelleri hala güçlü görünüyor. yani salt brunson ı bıraktı ve abd ile ilişkilerde biraz yumuşama oldu diye bence piyasalar bunu fazla abarttı. yani sanki piyasalar aşırı risk aldıkları için en ufak bir iyi gelişmeyi bile abartarak fiyatlıyorlar gibi geliyor bana. tabi benim bir de sürekli aklımda bulunan bir konu var hocam. o da özellikle sıcak paranın şantaj olarak devletler ya da siyasal irade üzerinde kullanılması konusu. ben abd tarafının istediği tavizlerin büyük kısmını aldığı ve kalanını da almak için eli güçlü olduğu ve bizim en büyük zaafımızın ekonomi tarafında olduğunu gördüklerini düşünüyorum. kanaatimce iran konusunda da s-400 leer konusunda da ege adaları konusunda da tavizler verilmiştir. küresel çaplı bir kriz-türbülans yaşanmadıkça bu hükümete dış sermaye desteği gelecektir. elbette devlet garantisine rağmen dolar cinsinden %7,5 lik yıllık faiz bedeliyle. özel sektörün dış borçlanma maliyetinin %9-10 luk dolar faiziyle olduğu aşikardır. hem bağımsızlığımızı hem de iktisadi geleceğimizi ipotekledik kısacası. ne dersiniz hocam?.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurun esasen oralara çıkması anormaldi. Bugün geldiği nokta da aslında gerilemiş görünse bile yılbaşına göre yüzde 45 yukarılarda.

      Sil
    2. HOCAM ANLAŞILAN 7,20 ÜZERİ DE ABARTIYDI BURALARA KADAR GEVŞEMESİ DE ABARTI DİYORSUNUZ. O HALDE BUNUN NORMALİ HOCAM SANIRIM 6,00 - 6,15 ARALIĞI SANIRIM. .Y. ÇALIŞMALAR.

      Sil
    3. Hocam bayramınız kutlu olsun. hocam, özellikle reel ekonomide '' bilanço resesyonu '' yaşanıyor olabilir mi?. iyi günler hocam.

      Sil
  47. 10 Kasım 2018 - 10 Kasım 1938 = 80 yıl

    Twitterda, blogda yine birşeyler yazacak mısınız Mahfi bey?

    YanıtlaSil
  48. Yeni doğmuş bir kedi, köpek ormanlık alana bırakılsa, çevresinde yardımcı olacak kimse olmasa bile çok kısa zamanda adapte olur, hayatta kalır.

    Yeni doğmuş bir insan-bebek, ormanlık alana bırakılsa, çevresinde yardımcı olacak kimse olmazsa, ölür.

    Evrimsel süreci de göz önünde bulundurarak bu soruya verilmiş bir veya birden çok cevap var mı Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maymun yavruları da aynı durumdadır.

      Sil
    2. Yeni doğmuş bir kedi-köpek yavrusu o gece onu bulacak ilk etobur hayvana yem olur. Ülkemizde genelde yaban domuzları bu konuda oldukça hızlı ve beceriklidirler.

      Sil
  49. Hocam ekonomi / Maliye öğrencisiyim bana önerebileceğiniz filmler ve diziler var mı ?
    Cevap verirseniz çok sevinirim...

    YanıtlaSil
  50. Uyku düzeniniz ve ort. ne kadar uyuduğunuz hakkında bilgi verebilir misiniz üstad? Bu konuda kaynakların çoğunda bir insanın ort. günde 8 saat uyuması gerekliliğinden söz ediliyor. Ben bunun çok fazla olduğunu düşünüyorum fakat örneğin günde 5 saatin yeterli olabileceğine dair de bir kaynak bulamıyorum, bu konudaki bilgilerinizi kısa da olsa paylaşırsanız çok sevinirim. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ortalama 5 - 6 saat uyuyorum. Daha fazla uyumak isterim.

      Sil
  51. bir sürü insan daha iyi yaşam şartları nedeni ile göç ediyor.işsizlik yüzde 10 diyorlar ama araki bulasın..çok uzun yılladır böyle..torpil bile kar etmiyor artık..inanılmaz bir dış borç var.buna rağmen herkes sefasında gibi..alvm ler mağazalar dolu,kimse ekonomik kriz var demiyor sosyal medya hariç...bu nasıl oluyor hocam ?..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genellikle böyle olur ve bir anda değişir her şey.

      Sil
  52. Hocam AB ülkeleri hazine tahvili ihraç edebiliyorlar mı Avrupa Birliğinin mali kurumlarından bağımsız olarak? bir de bu ülkelerin merkez bankaları kendi politika faizlerini oluşturabiliyorlar mı yoksa ECB'ninkini mi kullanmak zorundalar? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ediyorlar. ECB'nin faizi Euro için geçerli faiz.

      Sil
  53. Hocam Merhaba,

    Thomas Piketty'nin Kapital'ini okudunuzmu? Okuduysanız görüşlerinizi merak ediyorum.

    YanıtlaSil
  54. Hocam merhaba umarım güzel bir gün geçiriyorsunuzdur,size sormak istediğim soru şu vergilerde yapılacak olan indirimler ve iktisadi,hukuksal reformlar doları 6-8 ay gibi sürede 4,5 tl civarlarına getirebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Getirebilir de orada tutabilir mi onu bilemem.

      Sil
  55. Mahfi Hocam merhaba,
    TCMB para basıp tüm bireylerin bankalardaki TL borçlarını ödese, ardından da bankalardaki parayı zorunlu karşılık vs gibi bir yöntemle geri çekse sonuçları ne olur.
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonucunu bilemem ama bu ahlaksızlık olur. Borcu olmayanlar ne olacak? Bankada parası olanların günahı ne?

      Sil
    2. Ekonomide her şey yazılı kural, kanun maddesi değil sanırım Mahfi bey.

      Sözlü güven, yıllara yayılan sistem, alışkanlıklar da belirleyici, doğru mu düşünüyorum?

      Sil
    3. İçinde matematik yoksa, bilim değildir.

      İktisadın bilim olduğunu savunanlar var mı hala?

      Hayatın merkezi, matematiktir.

      Sil
    4. İktisat, son yıllarda, içinde en çok ve en ağır matematik olan bilim haline geldi. Bilgilerinizi biraz güncelleyin.

      Sil
  56. Mahfi bey

    Siz de iktisatçısınız, bankaların hazine ve finans birimlerinde çalışanlar da iktisatçı.

    Siz ekonominin kötüye gittiğini söylerken, bankacılar size kıyasla daha iyimser.

    Bu farkın sebebi nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazımda anlatmaya çalıştım nedenini. http://www.mahfiegilmez.com/2017/12/piyasa-aldrmazlg.html

      Sil
  57. Cumhuriyet’ten beri Türkiye hiç gerilemedi, artan bir hızla ilerliyor. Türkiye dünyada artık hem daha tanınır, hem de daha güçlü lider abi bir ülke konumuna geldi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 18 yasinda milletvekili olabilecegiz

      Sil
    2. tabi onun için daha bir türbeyi bile koruyamadı. ege adalarını koruyamaz hale geldi. uçan kuşa borçlu hale geldi. evet yolsuzlukta tüm ekonomik değerlerini su fiyatına satmakta ileri konuma geldi. eğitimde son sıralara doğru ilerliyor doğru. üretimdeki ortalama teknolojisi sanayi 2.0. dünya 4.0 a başlıyor. tabi sizin gibiler için tek ilerlemek bol bol beton yapmak olduğu için. samanı bile ithal pirinci ithal eti ithal bir ülke haline getirilmişiz hala polyannacılık yapılıyor bir de!. ağlanacak halimize gülüyoruz. yazık....

      Sil
    3. Adsiz 23:06 yazdiklarininizin o da farkinda. Provakasyon yapmak icin bu sekilde yaziyor.

      Sil
    4. Illa "Provakasyon" olarak mi algiliyorsun iraoni olamaz mi?
      Fikir ve ifade ozgurlugu icinde bu tarzli ironiye de ihtiyac var.
      Her seyi provakasyon olarak ele alirsak birbirmizi anlayamayiz asil o zaman provasyon dongusune girer birbirimize satasiriz.
      Bana gore yazdiklarinin o da farkinda ironi yapmak icin bu sekilde yaziyor.

      Sil
  58. Sizce de kitaplar çok pahalı olmadı mı? Gerçekten Türkiye'nin kendi kaynaklarıyla selüloz ve kağıt üreten bir kuruma ihtiyacı var. Örneğin Gavin Menzies'in kitabı kitapturdunda 44TL.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kâğıt fiyatları öylesine arttı ki kitap fiyatlarının bundan etkilenmemesi mümkün değil.

      Sil
  59. dolar tl nin düşüyor olması, ekonomik krizin de bitiyor olması demek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. <ekonomiye bir rahatlama geleceği kesin ama bu tek başına kriz olgusunu ortadan kaldırmaz.

      Sil
  60. Ankara Üniversitesi SBF'de, "Anayasa Hukuku ve Tarihi" dersleri verirken, Şubat 2017'de ihraç edilen Doç. Dr. Murat Sevinç'in şu iki yazısını dikkatinize sunuyorum sayın Eğilmez.

    İlgiyle okursunuz umarım...

    ‘İlk 500 tutkusu’ (1): Karl Marx’ı Türkiye’de doçent yapmazlardı

    Yazının başlığı herhalde anlaşılmıştır!

    Karl Marx elinde Kapital ciltleri ile bizim seçkin kurumlarımızdan birine kadro başvurusunda bulunsaydı ne olurdu sizce?

    Önce “Hele bir İngilizceye çevir”, ardından “Yalnız, Kapital’den türetilmiş en az iki İngilizce makale gerekli” derlerdi. Dosyada başka bir yayın olup olmadığını sorarlardı. Marx diğer yayınlarını gösterse, Engel’in adı ilk sırada mı yoksa ikinci sırada mı, ölçütü üzerine konuşulurdu. Jüriye gönderirlerdi. Jüri “Hep aynı konular çevresinde yazmış” derdi. Endeks taraması yapılırdı. Puanları toplanırdı. Ya yetersiz yayından reddedilirdi ya da kabul edilse bile hocalığa başladıktan bir süre sonra ‘ideolojik yönelimleri’ nedeniyle öğrenci ihbarıyla hakkında soruşturma açılırdı.

    http://www.diken.com.tr/ilk-500-tutkusu-1-karl-marxi-turkiyede-docent-yapmazlardi/

    ‘İlk 500 tutkusu’ (2): Ticari, sağa çek!

    Son yıllarda tüm Batı’da yaygınlaşan ‘makale’ çılgınlığına ne demeli! Yeni akademik yayın dünyasında kitap, eskisi kadar muteber değil. Makale yazacaksınız. Nerede yayınlayacaksınız? Yurt dışındaki dergilerde. Orta Asya’da, eski Balkan ülkelerinde satın alınan dergilerde! Saçma sapan internet dergilerinde.

    Kuşkusuz endekslerde taranan adı sanı duyulmuş son drece prestijli dergiler de var aralarında. Bunlarda yayın yapmak hem çok zor hem de önemli kısmı ücret talep ediyor. Yanlış okumuyorsunuz, yazınızı yayınlamak için hiç de az olmayan bir maddi bedel ödemek zorundasınız.

    Şu satırlara çok şaşırdıysanız, ötesini bilmediğinizdendir!

    http://www.diken.com.tr/ilk-500-tutkusu-2-ticari-saga-cek/

    YanıtlaSil
  61. Kıymetli Hocam;Beğendiğiniz romanlar seçkisi yaptınız,iktisat ve diğer bilimsel kitaplarla ilgili bir çok kere kıymetli önerilerde bulundunuz.Filmlerle ilgili beğeninizi yazdıklarınızı sürekli takip eden birisi olarak az çok tahmin edebiliyorum.Benim asıl merak ettiğim;Mahfi Eğilmez müzik dinlemek istediğinde kimleri dinler?Sokakta çalınırken duyduğu anda hangi ezgilere refleks olarak kulak kesilir?Sıralama yapmaksızın beğendiğiniz şarkı,beste ve ya müzisyenlerin istediğiniz kadar olanlarını bizlerle paylaşmayı lutfeder misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah. Ben klasik müzik severim. Her nerede bir Chopin ezgisi duysam etkilenirim. Mesela Ballade Nr 1 beni duygulandırır. Max Bruch'un, Mendelsohnn'un, Sibelius'un keman konçertolarını severim. Bach'ın Chaconne'unu çok beğenirim. Beethoven'in Ayışığı Sonatı'nı, Coriolanus Uvertürünü, Albinoni'nin Adagio'sunu severim. Daha pek çok var. Benim klasik müzik koleksiyonum vardır.
      Öte yandan The Beatles'ın birçok parçasını, The Yardbirds'i, The Shadows'u severim. Hala nerede Enrico Macias'ın Melisa'sını ve ya mon Ami Mon Frere'sini duysam durur sonuna dek dinlerim. Yeni parçalardan da sevdiklerim var ama eskisi gibi adını sanını bilmeden yalnızca dinliyorum.
      Türk Sanat Müziğini de severim. Özellikle klasik dönem bestelerini ve Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak bestelerini severim.

      Sil
  62. Borçlanma dinamikleri ile kastedilen nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar: https://www.hazine.gov.tr/File/Index?id=748a34c6-65ab-405d-9ae1-a8b184dcb545

      Sil
  63. hocam benim sorum faiz ile alakalı merkez bankası kısa vadeli faizleri belirleyebiliyor ve uzun vadeli faizleri dolaylı olarak etkileyebiliyor sorum şu peki uzun vadeli faizleri belirleyebilecek ya da etki edebilecek hiçbir kamu otoritesi yok mu? uzun vadeli faizler tamamen piyasa da mı belirleniyor?

    YanıtlaSil
  64. Ekonomik canlanma mi var yoksa faizler arttigi icin mi karlarini arttirdi bankalar acaba? Biz faizler yukselince bankalarin isine yaramiyor, o yuzden dusmesini istiyorlar, o yuzde faiz artmasi icin lobi yapmak sacmalik diye biliyorduk da...

    https://www.dunya.com/finans/haberler/bankalar-kari-9-ayda-11-milyar-artirdi-haberi-431150

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kârların gerçekliğine bir bakmakta yarar var.

      Sil
  65. Hocam çok teşekkürler
    Kapalı ve açık ekonomi hakkında Keynesyen ve Klasiklere de değinerek detaylı bir araştırma yapmam gerekiyor. Sizin değerli bilginize ihtiyacım var. Önerebileceğiniz herhangi bir yazınız, kitabınız veya başka bir kaynak var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://public.econ.duke.edu/~kdh9/Courses/Graduate%20Macro%20History/Readings-1/Hicks_Mr.%20Keynes%20and%20the%20Classics.pdf

      http://community.middlebury.edu/~colander/articles/Mr%20Keynes%20and%20the%20Classics%20Again.pdf

      Sil
  66. Hocam ideolojileri okurken takıldığım bir nokta vardı netleştirmek adına sormak istiyorum ;

    “Marksizm, eşitlik anlayışında ; kapitalist toplumun sosyal ve ekonomik eşitsizliğe sebep olduğunu söylemektedir.”
    Ekonomik eşitsizlikten kastın meslekler arasındaki ücret farklılığı ya da gelir dağılımdaki adaletsizlik olduğunu anlayabiliyorum.

    Netliğe kavuşturamadığım ve emin olamadığım nokta sosyal eşitsizlikten kastın ne olduğudur ?
    Marks’ın buradaki kastı ; kapitalizm, üretim araçlarına sahip olan ve üretim araçlarına sahip olmayan şeklinde iki sınıf yarattığı için patron -işçi (çalıştıran -köle) ilişkisinden mütevellit mi sosyal eşitsizlik var deniliyor. Sosyal eşitsizlikten kasıt bu mudur? Yoksa sosyal eşitsizliği daha farklı manada mı anlamalıyım?? Cevaplarsanız çok sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada var: http://www.turkcewiki.org/wiki/Toplumsal_e%C5%9Fitlik

      Sil
    2. Ben de yıllarca Marks'ın bu söylemine inandım.
      Marks bize yanlış sorunu gösterdi, sorunun Kapitalizm olduğunu savundu.

      Marks yanlış yere bakmıştı, asıl sorun Devlet ve özgür adalet mekanizması idi.
      Devlet ve Adalet, Kapitalizmi yönetebilecek yegane unsurdur.

      Günümüzün Demokratik devletleri malesef, bir zaman içinde Kapital sahiplerinin etkisinde kalarak, sosyal adalet ve ekonomik eşitsizliği arttırmaktadır.

      Sil
  67. Hocam sosyal eşitlik ile ilgili gönderdiğiniz link için teşekkür ederim,
    O zaman sosyal eşitliğin bir modern anlamı birde Marksist ideolojide anlamı var diye anlıyorum

    Modern anlamı ; hayat standartlarındaki farklılıktır, yani ekonomik eşitsizlik , farklı sektörlerde çalışma süresinin uzunluğundan dolayı dinlenme hakkına zor erişme , toplumdaki bazı azınlıkların dini derslerini okuyamaması v.b gibi yaşam standartlarındaki farklılıktır diye düşünüyorum

    Marks’a göre ise ; kapitalizm üretim araçlarına sahip olanlar ve olmayanlar şeklinde iki sınıf ürettiği için sınıfsal bir farklılığın oluştuğunu sosyal eşitliğin sağlanması için de sınıfları ortadan kaldırmayı sağlayacak düşünce sistemini oluşturuyor.

    Kısacası modern anlamdaki toplumsal eşitlik ile Marks’ın tanımladığı toplumsal eşitlik farklıdır
    Katılır mısınız hocam?

    YanıtlaSil
  68. Hocam kitaplar için teşekkür ederiz benim için uygun olanları listeme ekledim sayenizde çok farklı kitaplar okuyabiliyoruz para banka konusunda önerebileceğiniz bir kitap var mı acaba saygılarımla

    YanıtlaSil
  69. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  70. Hocam merhabalar. Nasılsınız? Şu an kadın çalışmaları alanında tezli yüksek lisans çalışması yapıyorum. Doktora eğitimimi politik ekonomi alanında yapmak istiyorum ancak bu alanda yetersiz hatta şu an için temel bilgilerden bile yoksun olduğumun farkındayım. Politik ekonomi alanında okumam gereken temel kaynaklar hakkında (uzunca bir liste olmasında hiçbir sakınca yok) yönlendirme yaparsanız çok memnun olurum. Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

    Saygılarımla..

    YanıtlaSil
  71. hocam dolardaki düşüş eğilimi dünya genelinde göremiyorum bizde var sadece son günlerde. bunda merkez bankasının döviz rezervinin azalması ve bazı kurumların da bir miktar satış yapması etkileri var mıdır?.

    YanıtlaSil
  72. hocam, reel sektörün vadesi gelmiş dış borç ödemelerini önümüzdeki kasım ve aralık aylarında mı yapması gerekiyor. iyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
  73. hocam, türkiye ekonomisinde olası krizin 97 asya krizine önemli ölçüde benzeyeceğini düşünüyorum. bu konuda bir düşünceniz var mıdır?. saygılar.

    YanıtlaSil
  74. Hocam, merkez bankasının net döviz rezervleri her hafta mum gibi eriyor. Sıcak para gelmediği için mi rezervler kullanılıyor? Bu konuda bir yazı yazabilir misiniz? Yorumlarınızı almak isteriz. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  75. hocam sabit kur rejiminde döviz kurunu merkez bankası, faizi piyasa belirliyor; dalgalı kur rejiminde ise döviz kurunu piyasa , faizi ise merkez bankası belirliyor değil mi?. iyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
  76. Merhaba hocam
    ABD enflasyon, işsizlik vb şeyleri istediği seviyeye çektiği halde yani kriz öncesi seviyelere yaklaştığı halde neden halen 2019 yılında faiz artırma planları var? Amaç faiz arttırma ihtimalini dile getirerek doları güçlü tutmak mı?

    YanıtlaSil
  77. AKP'nin ilk yıllarında ekonominin gidişatının iyi olması, AKP'nin mucizesi olarak yazıldı çizildi o yıllarda, hatırlarsınız Mahfi bey.

    Aslında, koalisyon hükümetinin son anlarında (Kemal Derviş'in öncülüğünde) kararlar alınmasının ilk meyvelerini, AKP'nin kendi başarısıymış gibi sunması olduğunu söyleyenler de var.

    Sizin görüşünüz nedir bu konuda? (Hangi cephedesiniz diye sormuyorum.)

    Trump, yaptığı her tv konuşması, röportajda, konuyu daima ekonomiye getirip, ABD ekonomisinin harika olduğunu söylüyor, bunu da kendisinin başkan seçilmesinin sonucuna bağlıyor. "Eğer ben başkan seçilmeseydim, ABD ekonomisi perişan haldeydi" demeye getiriyor.

    Gerçekten böyle mi?

    Yoksa, Obamalı yıllarda alınan ekonomi politikası kararlarının meyvelerini yiyen Trump mı oluverdi?

    YanıtlaSil
  78. hocam geçen yazdığımda cevap alamamıştım sorum gelir vergisi oranları azaltılırsa enflasyonda mücadelede etkinlik olur muydu ki bir hafta geçti bu kez Berat Albayrak ÖTV ve KDV indirimleri yapacaklarını söyledi..Okulda bize öğretilen enflasyonla mücadelede vergide muafiyet,indirim,istisna olmaması aksine verginin artırılması iken benim aklım bunu almadı..Açıkalar mısınız lütfen hocam

    YanıtlaSil
  79. Merhaba hocam. İktisat alanında yüksek lisans yapıyorum. Tez konum için kitap ya da kaynak önerisi rica edecektim. Engin bilgilerinizi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. İlgiyle tüm yazılarınızı takip etmeye çalışıyorum. Konum şu: Türkiye'de borçlanmanın büyümeye etkisi.
    Teşekkürler. İyi günler .

    YanıtlaSil
  80. Hocam hükümet ekonomiyi canlandirmak icin ÖTV indirimlerine sarilmis gözüküyor. Bu cözüm olabilir mi.?

    Bu durum zaten yeterli olmayan vergi kaybina neden olmaz mi?

    Ekonomiyi yeteri kadar canlandirir mi?

    Aksi durumda aradaki fark, Merkez Bankasi tarafindan para basilarak mi karsilanacak.?

    Böyle bir tercih, sonun baslangici degil midir.?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...