17 Haziran 2019 Pazartesi

Bütçe, Piyasanın Görünümünü Yansıtıyor

Kamu bütçesi bize iki konuda bilgi verir: (1) Kamu kesiminin finansmanının nasıl olduğunu, açık verip vermediğini ve faizler üzerinde etki yaratıp yaratmayacağını gösterir. (2) Piyasanın yani özel kesimin satış yapıp yapamadığını, ithalatın gidişini gösterir.

Kamu Kesimi Açısından Durum
Bütçe açığı yılın ilk 5 ayında 66,5 milyar TL olurken faiz dışı denge de (bütçe gelirleri – faiz dışı bütçe giderleri) 20,1 milyar TL açık verdi. Böylece her yıl fazla vererek borçlanmanın bir bölümünü kapatmaya yarayan faiz dışı dengenin bu yıl açık vererek borçlanmayı artırıcı etki yarattığına tanık olmaya başlıyoruz.

Gidişin bu yönde olduğunu zaten iki hafta önce açıklanan Hazine Nakit Dengesinden görmüştük.
Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayınlanan Ocak – Mayıs Genel Bütçe dengesini gösteren tabloya bir göz atalım:


Bu tablonun ortaya koyduğu sorunları sıralayalım: (1) 2019 yılının ilk 5 ayında bütçe giderleri 2018 yılının aynı dönemine göre yüzde 28,4 oranında artmış. Bu artış söz konusu dönemdeki ortalama 12 aylık enflasyonun (yüzde 19,5) yaklaşık 9 puan üzerinde bir artışa işaret ediyor. (2) Faiz giderlerindeki yüzde 47,6 artış kamu kesimi borçlanma maliyetinde yaşanmaya başlanan yükselişin boyutlarını gösteriyor. (3) Bütçe gelirleri giderlerin tersine enflasyonun altında bir artış sergileyerek sadece yüzde 15 artmış. (4) Asıl büyük sorun bütçenin temel finansman kalemi olan vergi gelirlerinde ortaya çıkıyor. Vergi gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,3 artmış. Ki bu ilk 5 ayın ortalama enflasyonu olan yüzde 19,5 oranındaki enflasyonun neredeyse beşte biri oranında bir artış demek. (5) 2018 yılının ilk 5 ayında bütçe açığı yıllık açık beklentisinin yüzde 28,2’si oranında iken 2019 yılının ilk 5 ayında bu oran yüzde 82,5 olmuş. Yani yıllık bütçe açığı tahmininin yüzde 82,5’i yılın ilk 5 ayında gerçekleşmiş.

Bu görünüm, 2019 yılı bütçesinin tahmin edilenden fazla açık vereceğini, dolayısıyla kamu borçlanmasının ister istemez artacağını, açıktaki artışın enflasyon üzerinde olumsuz etki yaratacağını ve bunların sonucunda kamu kesiminin borç verilebilir fonlar piyasasında yaratacağı ek talebin faizler üzerinde artırıcı etki oluşturacağını ortaya koyuyor. Bu durumda eldeki tek çıpa olan bütçe çıpası da elden çıkmış görünüyor.

Özel Kesim ve Piyasa Açısından Durum
Kamu bütçesinin özel kesim ve piyasa açısından nasıl bir gösterge olduğunu ortaya koymak için Hazine ve Maliye Bakanlığınca yayınlanan Ocak – Mayıs Genel Bütçe Gelirlerindeki gelişmeyi gösteren tabloya bakalım:


Bütçe Gelir tablosu bize özel kesimin, hane halklarının ve özetle piyasanın durumu hakkında çok önemli bilgiler veriyor. (1) Dahilde alınan Katma Değer Vergisi (KDV) ilk 5 ayda geçen yılın ilk 5 ayına göre yüzde 20,5 azalmış. Enflasyonun ortalama yüzde 19,59 olduğu ilk 5 ayda KDV tahsilatındaki bu düşüş bize piyasada satışların tepe taklak olduğunu gösteriyor. Çünkü dahilde alınan KDV satış üzerinden alınan bir vergi. (2) Benzer bir durum Özel Tüketim Vergisinde de (ÖTV) söz konusu. ÖTV tahsilatı da geçen yıla göre yüzde 6,8 azalmış. Satışların nasıl düştüğünü gösteren çok önemli bir gösterge. (3) İthalde alınan KDV ise yüzde 10,7 artmış. İthalat düşse de karşılığı olan TL, kur nedeniyle arttığı için tahsilat (enflasyonun yarısı düzeyinde de olsa) artmış.

Bu görünüm piyasanın sıkıntı içinde olduğunu, sanayi üretimindeki, perakende satışlardaki düşüşü ve beklenti anketlerindeki olumsuzluğu doğruluyor.

Sonuç
Alınan bütün önlemlere karşın ekonomide yeterli canlanma oluşmuyor. Çünkü sorun yalnızca ekonomik değil. Riskleri yükselten ve piyasada sıkıntı yaratan birçok mesele var.   

123 yorum:

  1. Sizi TCMB takip etse hiç sorun kalmaz. Acaba büyük harf le yazıp boğaz köprüsüne mi asilsa 👍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 17.00 TCMB değil daha tepelerin takip etmesi gerekiyor.))
      Hocam elinize sağlık, harika bir yazınızı okumaktan dolayı her zamanki gibi size müteşekkiriz. Saygı ve sevgiler.

      Sil
    2. Selam 1333,

      Yeni sistem deve desen değil, kuş desen uçamıyor kuş ta değil. Tepeler takip etse ne olur?

      Sn. Cumhurbaşkanı, hem bürokrasinin başı, aynı zamanda hükümet başı, aynı zamanda siyasi partinin başı.

      Bürokrat Vali, emrinde olduğu Sn Cumhurbaşkanının siyasi partisinin Sn Rakibine bir zorluk oluşturmuş. Emir komuta hiyerarşisinde, Sn Vali bunu yapabilir, normaldir. Sn Siyasi Rakip kızmış, (sözde veya özde) İT demiş, ya da dememiş Sn Vali'ye.

      Sn Cumhurbaşkanı da, "emrimdeki görevli Sn Vali'yi koruma kalkanımdadır, benim Sn Valimdir" diye, siyasi rakibine meydanlarda iletmiş.

      Mevcut Yasal mevzuata bakarsan;

      Sn Siyasi Rakibin, Sn Vali'ye, "Sn Valim, insanlık durumu, ben bir hata ettim, özür dilerim." demesi gerek. Sn Siyasi Rakibin, Sn Cumhurbaşkanına da, "Sn Cumhurbaşkanım, yasal konumumu aşan bir çıkışta bulundum, gündeminizi meşgul ettim." diye izahatini vermesi lazım.

      Eğer mevcut yasal mevzuata göre düşünürseniz, devlet adamı terbiyesi bunu gerektirir.

      Şimdi siz söyleyin, deve mi bu kuş mu?

      (Dikkatinizi çekti mi, bir yazıda bir kelimeyi ne kadar çok abartıp kullanırsanız, o kelimenin anlamı yok olur.)

      Sil
  2. Altınbaş Üniversitesi'nde konuklarla beraber aylık konuşmalarınız, Eylül'de mi başlayacak? Umarım sonlandırmamışsınızdır (?)

    YanıtlaSil
  3. Fatih Kömürcüoğlu17 Haziran 2019 17:21

    Anlaşılan seçimlerden sonra bizi bir dizi fiyat güncellemesi bekliyor. Ekonomi yönetimimizin şu anki durumunu anlatan en güzel video:

    https://www.youtube.com/watch?v=zCYSxDH0_AQ

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haha :) Maalesef güldürü değil dram geliyor.

      Sil
  4. Geçen yıla göre gelirler %15 artarken giderler %28 artmış aradaki fark yüksek faizli borçla mı kapatılacak? Bu bir kısır döngü yaratmıyor mu?

    YanıtlaSil
  5. Meslektaşınız Yalçın Karatepe'yi tanıyor musunuz?

    YanıtlaSil
  6. Hayatiniz boyunca hic karikaturunuz yapildi mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapıldı. Arada bir ben kendi karikatürümü de yaparım.

      Sil
  7. MAHFİ EĞİLMEZ'E SORU:

    "SAYIŞTAY RAPORU"NU OKUDUNUZ MU?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum.
      Siz de okuyabilirsiniz:
      https://www.sayistay.gov.tr/tr/Upload/62643830/files/raporlar/kid/2017/Belediyeler/%C4%B0STANBUL%20B%C3%9CY%C3%9CK%C5%9EEH%C4%B0R%20BELED%C4%B0YES%C4%B0.pdf

      Sil
    2. Hocam teşekürler ... raporda dernek ve vakıflara aktarılan paralar hangi kalemden aktarılıyor...?

      Sil
    3. Ben de inceledim raporu. Ancak İştiraklarden aktarılan bağışları göremedim. İştiraklerle ilgili bir tek bulgu gördüm. O da KİPTAŞ kar payını büyükşehire aktarması gerekirken aktarmamış.Siz değerli hocam bizleri aydınlatır mısınız.

      Sil
    4. Bağışlar, İBB nin STK başlıklı, kendi hazırladığı bir sunum ya da belgede yer alıyor.
      "Bu konuda bir kafa karışıklığı oluştu ya da oluşturuldu."
      Sayıştay raporundaki konular ayrı, vakıflara aktarılan kaynak ayrı..

      Sil
  8. Hocam ulkemizdeki ekonomik zorluklari anladikta abd deki olasi resesyon riskinin daha simdiden piyasalarda fiatlanmaya baslamasini anlayabilmis degilim.Fed in faiz indirimi sinyali vermesi bekleniyor.Usd 10 yillik %2ye yaklasti.Parasal genislemeler devam edecek.Ing jap eu mb leri piyasayi likiditeye boguyor.Bu bolluk bize sirayet etmezmi? Ticaret savaslarina birde kur savasi eklenecek.Bu durumda usd/tl nin yukselmesini bekliyebilirmisiniz? Bu arada altin fiatlari nereye gidiyor? Acaba altini alternatifsiz mi birakmak istiyorlar? Bu arada hazinenin tl borclanmasina yapici olan bankalara tcmb az dusuk faizden ayrica liktide saglayacak.Caktirmadan parasal genislememi olacak?Hocam icte ve dista isler biraz karisik gibi.Insallah bu karisiklikta biz aradan siyrilir cikariz Herkes icin en iyisi olmasi dilegiyle saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim bu sistemle aradan sıyrılmamız pek mümkün görünmüyor.

      Sil
  9. Roubini: 2020'de resesyon riski artıyor

    Roubini geçen sene 10 potansiyel aşağı yönlü risk konusunda uyarıda bulunmuş ve bunların küresel resesyona neden olabileceğini belirtmişti. Roubini, bu listede yer alan Fed faktörü artık kaybolsa da diğer 9 riskin hala sürdüğünü ve eskisinden daha tehlikeli hale geldiğini belirtti.

    Roubini'nin tespitlerinin tam metni:

    https://www.bloomberght.com/roubini-2020-de-resesyon-ve-kriz-riski-artiyor-2225509

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Roubini neredeyse 10 yıldır bunu söylüyor. Birisi tutacak ve ben demiştim diyecek.

      Sil
    2. Tamam Mahfi bey de,

      Siz fakir iktisatçısınız.

      Roubini zengin iktisatçı.

      ;-)

      Sil
    3. Doğrudur Roubini her yazdığını parayla satıyor bendeniz buradan bedava dağıtıyorum. Roubini zengin ama bizim de gönlümüz zengin. Ben çocukluğumda çok Yeşilçam filmi izledim ve o filmlerin temel felsefesi olan "parayla saadet olmaz" felsefesine yazıldım. Roubini Yeşilçam filmi izlemediği için paranın peşine takılmış.

      Sil
    4. Dunya ekonomisinde bir resesyon soz konusu degil. Sadece ve sadece yavaslama soz konusu.Bu da normal.

      Sil
    5. Bize Mahfi Bey gibi iktisatçılar lazım.
      Roubini kehanetlerle(!) para kazanmaya devam etsin.

      Belki Roubini kadar zengin değildir.
      Ama Türkiye’ye olan inancı,duruşu ve gençlere olan katkıları,her türlü takdiri hak etmektedir.
      Biz de her kitabını satın alarak Mahfi Bey’e destek olmaya devam ederiz.
      Elimizden geldiğince...

      Türkiye’ye yaptığı katkıları unutmayız,unutturmayız.
      Zaman ne gösterir,neler olur bilinmez.
      Devran döner,şartlar değişir.
      Belki de Mahfi Bey’in çok başka statülere gelmesi imkan ve ortamı oluşur.
      O zaman da üstümüze düşeni yaparız.

      Sil
    6. Hocam hocaam para yok diye kivirmayin simdi, oyle bir cevirim yaptiniz ki, 50 geriden yesilcam sokagindan gectiniz.

      Sil
    7. rubin spekülasyoncu dandiğin tekidir. kale almaya bile değmez. mahfi hocanın kestiği tırnak olamaz.

      Sil
    8. Mahfi Egilmez 19:01
      Hahaha Hocam cok tatlisiniz, sakin degismeyin:)))

      Sil
    9. Hocam süpersiniz😄

      Sil
    10. Selam hocam,
      siz yine yazın, yine yeşilçam filmi izleyin, parayla saadet olmaz deyin.

      Ne olursa olsun;

      "Paraya inanmayın, parasız da kalmayın."

      "Havalar nasıl olursa olsun, sizin biraz paranız olsun."

      Sil
  10. hocam, merkez para basmıyor diyorsunuz ancak merkez fazladan para basıp kamu bankalarına veriyor ve kamu bankaları da piyasa faizinden daha düşük faizle hazineye bu fonları vererek finansman sağlamış oluyor. bu yüzden de dikkat edilirse faizler bu kadar borçlanma gereksinimi arttığı halde politika faizinin bile altına inmiş durumdadır. yapay şekilde piyasa kurallarına aykırı biçimde faizler baskılanıyor ve aynı anda kurlara da baskılanıyor. hem kuru hem faizi ikisini birden belirleyemezsiniz. birsini mutlaka piyasaya bırakmalısınız. ikisini de tutmaya çalışırsanız zamanla ikisi de freni patlamış tır gibi üzerinize doğru hızla gelir. ben merkezin fazladan para bastığı kanaatindeyim.

    YanıtlaSil
  11. Hocam emeginize sağlık aydınlatıcı yazı için herşeyi paket olarak veriosunuz parayla satın alamazsiniz ben maliye bakanı olsam aylık bütün ekonomistleri toplar görüş lerini alırım bu aynı şekilde sanayi tarım içinde geçerli başarılı kendini kanıtlamış insanların görüşleri ülke menfaati için çok önemli tekil düşüncelerden biran evvel çıkmamız lazım bu ülke hepimizin saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O eskidendi dost,
      şimdi maliye bakanının başka öncelikleri var.

      Sil
  12. Herşey bir anda durdu. Çarklar çok yavaş. Ne zaman düzelir ? 2 sene önce bedava yaşıyormuşuz gibi bugüne bakınca.

    YanıtlaSil
  13. hocam 2019 girdi beri, bu memlekette tüm piyasa durmuş vaziyette, herkes bu seçime endekslenmiş vaziyette ve başka bir şeyle ilgilenmiyor ki, bunlar da kasıtlı olarak bu memleketi seçim ortamından çıkarmıyor. ticaret olmazsa kdv de olmaz. adam kirasını ödeyemezse, kiralık sayısı artar. ekonomi adına ciddiye alınabilecek bir önlem aldıklarını da göremiyorum. hep günü kurtarma işleri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2018 de benzeri idi tıpkı 2017 gibi, biz bunu 2016 dan beri bekliyorduk.

      Piyasa da işlerin durmasının en büyük sebebi, Türklerin paralarını yurtdışına çıkarması, kaliteli Türklerin işlerini bırakıp, yurtdışında yatırımlara girmeleri.

      Orta halli Türklerden de yaklaşık olarak 60 bin tanesi evini satıp yurtdışında yerleşim izni aldı bu süre içinde. 60 bin ev, bir daha dolmamak üzere boşaldı, 200bin civarında nüfus eder.

      200 bin kişinin yaklaşık 100 bini aktif verimli çalışan insandı, bu insanların ortalama 2500 Euro aylık katma değer ürettiklerini düşündüğünüzde, ayda 250 milyon Euro, yılda 3 milyar Euro, az bir rakam gibi görünür. Ama bu her sene 0 dan yaratılan katmadeğerdir, ekonomiye borç veya alacak-verecek ile giren katkı değil.

      Sil
  14. Mahfi bey s400,jeopolitik riskler vs.varken birde Modys notumuzu düşürdüğü halde bugün borsa yükseldi, dolar düştü, sizin bakış açınızdan bunun mantıklı bir izahı varmı, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu saatten sonra Türkiyede olanlarda Mantik aramak mantiksizlikdir.

      Sil
    2. Dışardan bakan bir göz için Türkiye'nin yaşadıkları beklenen mantıklı gelişmelerdir.

      Genel tabir ile buna siyasi istikrar ve riskler diyebilirsiniz.

      Türkiye ile aynı siyasi kategoriye giren ülkelerde de benzeri sorunlar farklı konular üzerinde vardır.

      Orta Afrika daki bir ülke sizi ilgilendirmeyebilir, ancak onların vatandaşları da sizin gibi komşular ile ilişkiler, ekonomik olarak bağlı oldukları bloktan ayrılma kararları, sonra tekrar o bloğa yüksek maliyet ile giriş konularında Türk insanı gibi tartışırlar.

      Bizler o bölgelerde yaşamadığımız için her detayını bilemeyiz.

      Piyasa rakamları en iyi göstergedir. %60 değer kaybeden bir borsanın %1-2 puan yükselmesi, para biriminin bir iki puan değer kazanması, genel gidişat içindeki günlük rutin vakalar olarak düşünülür.

      Sil
    3. Millet habire faiz düşürürken normal olması gereken faizin 2 katını oduyorsan mantıksızlık burada başlıyor.

      Sil
  15. Piyasanın gerçek durumunu anlatan güzel bir yazı olmuş hocam teşekkürler. Seçimleri kazanmak ve kendi menfaatleri için maalesef düne kadar olduğu gibi bugünde yanlış politikalarla ülkemizin ve milletimizin istikbaliyle oynuyorlar. Acaba bir gün bu son bulacak mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Enes bey,

      Pek çok kişi gibi sizin de karıştırdığınız noktalar şunlar.
      - Seçimler artık göz boyama aracı, yapılanlar seçim için değil, seçimler olmasa da benzeri olurdu.
      - Milletimiz kendisi kendi istikbali ile oynadı, kimse zorla istikbalini çalmadı.
      - Bu Türkiye halkı için son bulmayacak.

      Sevgiler.

      Sil
    2. Merhabalar, aslında bu konularda size katılmıyorum. Çünkü her millet kendi istikbalinin iyi olmasını ister ve seçtiklerinin bunu gerçekleştirecegine inanırlar. Bu sorunların temel kaynağı yönetimin doğru kararlar alamaması. Nitekim malum iktidar partisinin ilk yıllarında doğru kararların alınması durumunda Türkiye'nin de güzel günler görebilmesinin aslında mümkün olduğu görülebilmiştir. Nihayetinde yönetenlerin de bu milletten olduğunu düşündüğümüzde bence şahsi menfaatler nedeniyle her zaman olduğu gibi bugünde hata yapılıyor. Bunun değişmesi için Mahfi hocanında devamlı olarak vurguladığı yapısal reformların kalıcı hale getirilmesi gerekiyor. Yani devamlı aynı şeyleri bozup düzeltmek için tekrar aynı şeylerle vakit kaybetmemeliyiz. Yapılamayacak bir şey değil. Umudumuzu yitirmeyelim. Selamlar.

      Sil
    3. Selam Enes bey,
      Milletler istikballerinin ne yönde gideceğine dair genel bir istek gösterir. Kendi içlerinden seçtikleri (hükümet), milletten aldığı irade ve milletin kaynakları ile bunu somut halde gerçekleştirir.

      Bu cümlelerde anahtar kelimeler "kendi içlerinden seçtikleri" dir.

      Türkiye, kabaca 1980 den beri "seçim" yapmamaktadır. Sunulanlardan birini diğerlerine tercih etmektedir.

      40 yıla yakın bir süre, bir nesilden biraz fazla nesil geçmiş. Bunun sonunda şikayetçi olunan bir yönetimin gelmesi hayatın normal akışına uygundur.

      Malum iktidar partisinin ilk yıllarında, bürokratik sistem, diğer partilerin siyasi güçleri, halkın siyasi eğilimi (o yıllarda oy oranı %34 idi) denge siyasetini zorunlu kılmaktaydı. AB ilişkilerinin ilerlemesi ve yatırımlarının artması aynı döneme rastlar.

      Bu sebeple halkımız nispeden güzel günler gördüğünü düşünmüştür.

      Sil
  16. Nasıl not düşürme ise, dolar düşüyor, borsa yükseliyor.

    Moody's in itibarı bu kadar işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok acele karar vermeyin.

      Sil
    2. Bu tarz kuruluslarin verdogi not ve ayarlamalar orta vadede etkili olur.
      Zaten bu kuruluslar bir ulkenin notunu kararlastirip degistiriken yaptiklari aciklamada orta ve uzun vadede gprunumu Adan Bye indirdik der.

      Sil
    3. Selam 2104,

      Kredi veren derken, onların kim olduğunu iyi bilmek gerekiyor.

      100 Milyar dolar ve üzerinde yatırım yöneten grupları düşündüğünüzde, Türkiye 5 ile 10 Milyar dolarlık bir yatırım yapmaya elverişli mi sorusunun cevabını bilmek isterler.

      Bu fon grupları, başkalarının parasını yönetiyorlar. Para sahipleri, sözleşmeleri uyarınca, paralarını almak istediklerinde Türkiye'den çıkışlarının kolay olup olmaması önemlidir.

      Moody's gibi kurumlar bu konuda fikir verirler. Ancak, fon yöneticilerinin mutlaka kendi araştırma birimleri de bulunur. Her zaman için yatırım yaparken, kredi kuruluşlarının da görüşünü göz önünde bulundurmakta fayda vardır.

      Kredi kurumlarının not ortalamasını alabilir ve onların notlarına bir ağırlık vererek kendi çalışmaları ile birleştirip yatırımlarına karar verebilirler.

      Misal, 500 Milyar dolarlık bir fonun 40 milyar dolarlık nakdi var ve para sahiplerine 6 ay sonra bu parayı verecekler ise, 40 milyar dolar ile Türkiye den tahvil alır mı? Sorusunun cevabı Hayır dır. Moody's o yatırım fonuna 40 Milyar doları nereye yatırırsa, 6 ayda zararsız çıkabileceği derinlikli piyasaları notlandırır.

      Moody's hata yapmaz mı?

      Yapar, her zaman yapma olasılığı vardır. Peki bu hatalar, toplam görüşleri arasında ne gibi bir oranda dır? Belki %1. (Eğer fon yöneticisi Moody's görüşünü %25 ile ağırlıklandırmış ise, fon yöneticisinin hatası Moody's sebebi ile %0.25 e düşecektir.)

      Fon yöneticileri o hataları sizden benden daha iyi bilirler. O yüzden kimse gözü kapalı Moody's dedi diye yatırım yapmaz.

      Türkiye'nin finans kurumları (TCMB dahil), Ticaret hukuku ve genel yapısı, neo-klasik politikaları uygulamak için uygun bir yapıda değildir. Bu yapıdaki politikaları benimseyen ülkeler ile başetmesi zordur. (Buna eleştirilerini Korkut Boratav her yazısında mutlaka yapar. Ama kendisi de dış dünya ile serbest ticaret yapan ülkeye özgü bir model getirmez.)

      Türkiye, kendi gerçeklerine özgü iktisat doktrinlerini uygulamalı, temel iktisadi kanunların düzgün işlediği bir piyasa mekanizması kurgulamalı, ortodoks politikalar için geçerli kabul edilen başarı kıstasları geliştirmeli.

      Ülkenin kendi geliştirdiği doktrini olursa, ülke, dışardan TLyi açığa satıp, enflasyon oranı üzerine çıkan bir kur fiyatından arbitraj karlılığı sağlamak isteyenlere karşı, bir günde döviz transferini yasakladım diyebilir, böyle demesi de öyle bir ekonomik ortamda, kimse tarafından olumsuz algılanmaz, hatta direk yabancı sermayedarlar tarafından, karlılıkları korunduğu için politik olarak desteklenebilir de.

      Sil
    4. bunu zaten yaptı ama mahfi bey ve siz dahil çok eleştiri aldı. tl rezerv para değil; rezerv parası olan ülkeler gibi politika yürütemez. dışarıdan tl'ye karşı tl olmadan dolar alan olacaksa bunun en iyisi dışarıya tl vermenin önlenmesidir, mb bunu yaptı dışarıdakilerin tl'ye erişimini kısarak dış piyasadaki fiili faizi yükseltti (politika faizini yükseltip likit verseydi diyenlerin neyi amaçladığı bence çok açık).

      ilk önce ağustosta içeridekilerde bu harekete katılınca, mb benim paramla beni ütemezsiniz diye bankalara bir daha affı olmayacak dedi, o nedenle en son atak pek etkili olmadı, bu mesajı dışarıdakiler anlamadı. sanırım temel doktrin şu: elindeki tl kadar tlye karşı oyna çünkü kontrat-işlem kapatma zamanı gelince tl'yi ben vermezsem havanı alırsın.

      bloomberg falan çok ağladı yok içerideki yatırımı hedge edemiyoruz falan, doğru da sen zaten yatırım yaparken o işlemi yapacaktın şimdi gelmiş atak varken ben hedge imkanı bulamıyorum diye ağlayacan gerçekçi değil, yatırımın varsa zaten sat tl, dolara çevir; mbden günlük para alıp köşe olamadık, piyasadan %1000'le borçlanıyoruz diye ağlaşmalar falan, tamam mb size para versin ama %1000'den kabul mü?.. yok hayır %24'le versin dolar alalım, operasyon çekip köşe olalım... yazık ekonomi bilen adamlar bile bu ahlaksızlığı destekliyor. mb politika faizi bankacılık sistemi içinde etik davranan bankaların piyasa düzeni içinde yüzdürülmesi için, piyasa bozucu manipülatör bankerler için değil.

      bu bir çok politikanın yanlışlığını önlemiyor ama sezarın hakkını da sezara vermemiz lazım. Bu doktirini yayınlayıp iyice anlatmalıyız ki açık politika olsun, sonra süpriz oldu diye ağlaşmalar olmasın. genel anlamda bu şeffaflık sağlansa aslında çok da güzel bir doktrin olur. Bir kaç onyıl içinde küçük mblerin doktrini haline gelir.

      Sil
  17. HOCAM güzel yazınız için tesekkurler. Bütçe açık vermekle birlikte ekonomide cari açık pozitife doğru ilerlemekte. Bu durum şu anki kotu ekonomik durum üzerine nasıl etki etmekte, Bu durum, faizlerin daha da artmasının önünde bir engel teşkil edebilir mi sizce. Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cari açığın artıya doğru gitmesinin nedeni işler iyi gittiğinden değil kötü gittiğinden. Ekonomi küçüldüğü için ithalat yapılmıyor ve ithalat düşünce cari açık ta düşüyor.

      Sil
    2. Sayın Hocam, çok doğru söylüyorsunuz. Ara malı ithalatı yapılmıyorsa üretim durmuş demektir ülkede. Önümüzdeki günlerde yokluk ve pahalılık bizi bekliyor.

      Sil
    3. cari fazla verip işsizliği %10 altına düşürürsek olurdu.

      Sil
    4. Cari pozitif ekonomide yeni bir denge getirir,
      bütçe açığını yükselten, bir döngüye sokar.
      90lı yıllarda benzeri yaşanmıştı.

      Sil
    5. Size iyi bir haberim var cari acik bu sene ve muhtemelen onumuzdeki iki uc sene dusuk olacak ve hatta belki de fazla veren bir yapiya burunecek.
      Kotu haberim cari dengeden saglanan bu gelisme ekonominin iyi gitmesinden degil kotu gitmesinden hatta tuketimin cokmesinden ve hatta ve hatta ileride de cari dengenin fazla verebilme ihtimali de dovizin her daim atak halinde olabilme ihtimali ile dogru orantilidir ki buyuk olasilikla da boyle olacaktir.

      Acik ve Net Turkiyede Cari acik sorunu morunu kisa ve orta vadede yoktur bitmistir.
      Asil sorun Issizlik enflasyon butce acigi ve demokrasi hukuk kulturudur.

      Sil
  18. 1) Sorunları borçlanma yada öteleme ile 2020 yılına kadar götürebilirler mi hocam.
    2) 2020 yılında bu geçmişten gelen büyük sorunlar ile ekonomi daha sert tsunami oluşturmaz mı.

    YanıtlaSil
  19. Türk eğitimli insanları ve bürokrasisi 100 yıl öncesinden itibaren Parlamenter sistemi, özünde Cumhuriyeti benimsemiş ve yaşaması için çaba sarfetmiştir.

    Mahfi beyin yazılarında bu durumu çok net görebilirsiniz, aynısı neredeyse tüm Türk eğitimli insanının görüşünü yansıtan aydınlarda mevcuttur.

    Türk halkı ise, mevcut sistemi sürekli savunmuş ve istemiştir. İkisi arasında bazen çok sert siyasi çekişmeler olsa bile, bürokrasinin de desteği ile parlementer sisteme dayalı cumhuriyet hep desteklenmiştir.

    Bu 20 yıl öncesine kadar böyle devam etmiştir. 2002 ve 2004 yılları arasında yapılan bazı basit siyasi hatalar, önce siyasi güç dengesini, sonrasında da bürokrasideki güç dengesini değiştirmiştir. Siyasi hatayı yapan şahsiyetin, siyasetteki hedefi Cumhurbaşkanı olmak idi, bu hırsı gözünü kör etmiş ve hata yapması sağlanmıştır. Neticede bedelini, mavi iç çamaşırını bizlere göstererek siyaset sahnesinden çekilmek ile ödemiştir.

    Türk bürokrasisi de gizliden başlayan değişimini 2007 den itibaren apaçık, sonraki referandumlar ile tamamen yasal zemine kavuşarak tamamlamıştır.

    2017 yılı anayasa değişikliği ile artık sistem tamamen değişmiş, sistem sahibine yeni Cumhurbaşkanlığı seçimi ile teslim edilmiştir.

    Bundan sonra sistemin değişmesi için parlementer sistemi isteyen insanların sıkı bir çalışmaya girmesi ile 25-30 yılda sistem tekrar değiştirilebilir. Ancak, nüfusun yaşlanması, milli eğitim bürokrasisinin artık onlara kapanması ile bu süre 50 yılın üzerine de çıkar.

    Ben artık Mahfi beyin o yazdıklarının olduğunu görmem, ömrüm yetmez.

    Aranızda 20 li 30 lu yaşlarda olan var ise, sizler emekli olduğunuzda görebilirsiniz. Bunun için sizlerin demokrasinin ne olduğunu öğrenmeniz, yeniden öğrenilen demokrasinin gelecek nesillere aktarımı, sonra onların sistemi değiştirmeleri beklenmelidir.

    Ben 42 yaşına gircem iki ay sonra. Ben göremem.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görürsünüz merak etmeyin. Dünya öyle hızla değişiyor ki buna direnmek her geçen gün daha zorlaşıyor.

      Sil
  20. Hocam hep karamsar hep karamsar, biraz da guzel şeyler söyleseniz. Gulumse gulumse...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ben hep gülerim. Karamsar da değilim. Sadece durum kötüye giderken iyiye gidiyoruz diyemem, dersem kendime saygımı yitiririm. Madem istiyorsunuz güzel bir şey söyleyeyim size:
      Hava güzel.

      Sil
  21. Hocam sabit kur rejimine girilme gibi bir plan olabilir mi? sn. devlet Bahçeli o meyanda bir iki cümle sarfetti ama gerisi gelecek gibi. Benim enflasyonum ile açıklanan enflasyon rakamları örtüşmediği için cocuğumun rızkını yabancı parada durararak enflasyondan korumaya çalışıyorum. Böyle bir durumda gram altın (ki o da dolarla fiyatlanıyor) veya bankaların emtia, yabancı hisse fonları yoluyla yatırımlarımı koruyabilir miyim? Yoksa sistemden paramı çekmem mi gerekir? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahçeli'nin tam olarak neyi kastettiğini bilmiyorum. Size bu tür konularda tavsiye veremem çünkü ben bu tür tavsiyede bulunmuyorum. Ama benim ne yaptığımı soruyorsanız onu söyleyebilirim. Benim de varlığım sistemde bulunuyor.

      Sil
    2. Bahçeli, "Kavgada çocuğu önden gönder" felsefesinin pratik uygulamasındaki çocuk rolünü yerine getirmiş.

      Sil
  22. ÖTV'de azalma hükümetin gerçekleştirdiği ÖTV kampanyalarından olmasın hocam. Bu sadece satışların düştüğünden kaynaklanan bir gerileme mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kısmı mutlaka o indirimlerin etkisiyle ama hepsi değil.

      Sil
  23. Hocam satışların düşmesinin yanında vergi oranlarının yüksekliğinden de bahsedebilir miyiz? Piyasa kötüye gidince insanlar vergi verdiği miktarın fazlalılığından rahatsız olup vergi kaçırma yoluna gitmiş olabilir mi? Satışlar kayıtdışına mı kaydı yoksa azaldı mı sorusunun cevabı nasıl bulunur? Kayıtdışılık nasıl ölçülür yani kısaca?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir ama bu da piyasada işlerin iyi gitmediğinin bir kanıtıdır. Yani işler iyiyken vergisini nispeten düzgün ödeyen iş dünyası işler kötüye gidince ödememeye başlamış olabilir.

      Sil
    2. Türkiye’de vergi kaçırmadan sermaye birikimi sağlayabilmiş bir “iş dünyası” mensubu var mıdır?
      Ama sanırım sorun bu değil.
      Bence Sorun,
      “Ahbap-Çavuş Kapitalizmi” nin emekleme döneminden bir türlü çıkamayışımız.
      O biriken sermayenin,başka sürece evrilememesi.

      Sanırım o sermayenin nasıl kazanıldığından ziyade,bundan sonra hangi alanlarda değerlendirilmesi gerektiğini sorgulamalıyız.
      Türkiye’nin geleceği için,bildik ve kısır tartışmalardan ziyade,bu persektifin çok daha yararlı olacağını düşünüyorum.

      Aklıma ilk gelen yatırm alanları;

      • Katma değerli üretim,

      • İç tüketim veya ithalattan ziyade,ihracat potansiyeli olan üretim,

      • Markalaşma(çok önemli olduğunu düşünüyorum),

      • İnsana daha çok yatırım,

      • Üniversite - özel sektör işbirliğinin sağlanabileceği sektörler,

      • İnovasyon...

      Ben geleceğin Türkiye’sinin,bugünden çok daha güzel bir ülke olacağına inanıyorum.
      Yeter ki aklımızı kullanalım,dünyayı anlamaya çalışalım ve geleceğe dair umudumuzu hep koruyalım.🇹🇷

      Sil
  24. Hocam, KDV ve ÖTV boyutunda işverenlerin vergi tahsilatlarından kaynaklanan ödeme dengesizliği de etkili olabilir mi?

    YanıtlaSil
  25. yeni vergi artislari issizligi daha da arttiri mi?

    YanıtlaSil
  26. Sabit kur rejimine geçilirse neler olur bu konuda bir yazı hazırlayabilir misiniz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Iyi olur.

      Sil
    2. Bu konuda uzun uzun bir şeyler yazmaya gerek yok. Mesela sabit kur rejimine geçip de 1 USD = 3 TL derseniz herkes döviz talep edeceği için döviziniz biter. O nedenle sabit kur rejimine geçerseniz mecburen kambiyo yasakları getirmeniz gerekir. Yani döviz bulundurmayı, dövizle hesap açmayı yasaklamanız ve döviz taleplerini Merkez Bankası eliyle sıraya koyup karşılamanız gerekir. 450 milyar dolar dış borçla bunları yaparsanız bir daha bu ülkeye ihracat ve turizme geliri dışında döviz girmez. Bu durumda dış borçları ödeyemezsiniz.

      Sil
    3. hala akıllanıyoruz hocam. eğer cari fazlanız yoksa dış dengeniz negatif fazlıysa ve üretimde dış girdiye yüksek bağımlılığınız varsa sabit kur sadece intihar etmek olur. 2001 krizi öncesi de sabit kur rejimi vardı lira dolara çıpalıydı. güçlü döviz rezerviniz özellikle de net döviz rezerviniz yüksek değilse sabit kur dalgalı kurdan daha da tehlikelidir. hızlı biçimde devalüasyon riski birikir ve kur şoku çok kısa sürede yıkıcı olabilir.94-2001 krizleri unutuluyor ki şimdi çok daha kırılgan olduğumuzu da hesaplarsak çok fena patlarız sabit kur rejiminde!.

      Sil
  27. Mahfi hocam merhaba,

    KDV ve ÖTV-deki azalmanın ne kadarlık kısmı oranların düşürlmesinden kaynaklanıyor, bunu görebiliyor muyuz? Yanlış hatırlamıyorsam, KDV ve ÖTV-nin çok önemli bir kısmı (%45 dolaylarında idi) akaryakıt ve araba satışlarından elde ediliyordu. Hükümet, talebi canlı tutabilmek için bir çok dayanıklı malda ÖTV ve KDV oranlarını düşürdü (enflasyonla mücadele programı dendi, ancak, enflasyonu düşürmediği çok açık). Benzer şekilde, akaryakıtta da ÖTV çok sık değiştirildi. KDV ve ÖTV gelirlerindeki düşüşün ne kadar bu oranların düşürülmesinden geliyor? Bunu görebileceğimiz bir kaynak var mı? Böyle kaynak yoksa, sizin tahmininiz ne? Yani, gördüğümüz düşüşün ne kadar oranlardaki azalmadan kaynaklanıyor? Cevap verebilirseniz memnun olurum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun hesaplamasını yapmadım. O nedenle oranı bilmiyorum. Mutlaka etkisi var. Buna karşılık bu indirimler satışları artırdığı için KDV ve ÖTV tahsilatına olumlu etki de yapmıştır. Yani bu indirimler olmasa satışlar daha da düşeceği için KDV ve ÖTV tahsilatı da daha düşük çıkabilirdi.

      Sil
  28. Butce konjukturel sorun cari acik yapisal sorun oncelik hangisinde opmsli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütçe bizde yapısal sorun. Çünkü harcamaları hiçbir zaman kısamıyoruz ve her defasında açıpın büyümesini tek seferlik gelirlerle önlüyoruz. Tek seferlik gelirleri çıkarıp baktığınızda açık aslında ciddi boyutta. Mesela IMF böyle bakıyor.

      Sil
    2. o zaman çözüm göstergelerde sorun çıkmaması için giderleri tek seferlik gider olarak düzenlemek ... :)

      Sil
  29. Cari acik katma degerin yukselisi nedeniyle azaliyor olamaz mi ?arastirma icin iyi bir konu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saf bir vatandasimiz.

      Sil
    2. İhrac edilen ürün miktar olarak artıyor, KG başına fiyatı düşüyor.
      Biraz tersi olmuş. Araştırmaya gerek yoktur.

      Sil
    3. Evet Şahabeddin Batarel haklı. İhracatımız artıyor ama ihraç ettiğimiz mal miktarı fiyattan hızlı arttığı için aslında katma değer düşüyor.

      Sil
  30. Hocam teşvik sistemi baştan sona değişmelidir. Masa başı alınan teşvikler beklenenin aksi yönde sonuç veriyor. Canlı bir örnek verecek olursam; 50 çalışanı olan tekstil firmasısınız. İşler be karlılık ucuucuna dönüyor. İşçilere 2500 tl ödüyorsunuz. Ertsi gün diyorsunuzki 40 işçiyi çıkaracağım, bu 40 işçi 6 ay boyuna devletten 1200 tl işsizlik parası alacak kalan farkı ben cepten ödeyip kaçak çalışacaksınız. Mecburen işçiler kabul ediyor. 6 ay sonrada işçiler kaçak çalıştıkları yerdende çıkarılıyorlar. Sonra patron çıkarılan 40 işçinin yerine yenisini alıp ssk teşviğinden vs. faydalanıyor. Buna kimse dur diyemiyor. Sistemi aldatma konusunda herkes patronlar uzman olmuş maalesef...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Vivaldi,

      Yorumunuza bir ek de ben yapayım.

      Türkiye deki tüm patronlar, hangi patronların 400 Milyon liralık vergi borcunun tek seferde bir gecede sıfırlandığını gördüler.

      Piyasa, bu yazıyı okuyan herkesin hareketleri ile oluşur.

      Sistemi aldatma, aldatan sistemi aldatma, aldatan sistemi aldatanı aldatma şeklinde bir zincir oluşmuştur.

      Herkesin hareketlerinin sonucunu piyasadaki fiyatlandırmalar gösteriyor.

      Sil
    2. Şahabeddin bey bugün döktürüyor. Çok doğru tespitler.
      Teşvik sistemi dünyayla rekabet edebilecek ürünün belirlenip teşvik edilmesine dönüştürülmelidir.

      Sil
  31. Hocam merhaba.. Son gunlerde TC'nin dış borçlarını ödeyememe riskinden bajsediliyor. Moody's not indirme gerekçesinde de vardı. TR'nın devlet olarak yurtdışından borçlanma yolları kapanmadığına göre gunu kurtarma politikası gereğince yuksek faizle de olsa pekala döviz borçlanabilir. Bazıları ise temerrüt riski varsa yuksek faiz versen de borç bulamazsın diyorlar. Bu orta vadeli risk hakkına siz ne düşünüyorsunuz? Borçlanma imkanları nasıl?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye, riskleri yüksek bir ekonomi konumuna geldi. Mesela CDS primi 2013 başında 113 idi bugün 485 Yani riskler 4 kattan fazla artmış. bu bizim borçlanma maliyetlerimizin artması demek. Zaten artıyor da. Eskiden dolar bazında % 5 ile dışarıdan borçlanırken şimdi % 8 -9 ile ancak borçlanıyoruz. Dış borçları ödeyememe noktasında değiliz. Pahalı da olsa dışarıdan borç bulup ödeyebiliyoruz. Moody's bunun sürdürülebilir olmadığını düşünüyor. Orada haksız değil.

      Sil
    2. Ödeyememe riski önümüzdeki 5 yıl için %25 ile %30 arasında hesaplanıyor, faizlerin bu seviyelerde gitmesi ve CDS lerin yüksek seyri bu oranı yükseltir. Bu oran kesin iflas edecek anlamı taşımıyor, %70-%75 iflas riski yok.

      Borç verenler için risk yönetimi amacı güden bir veri. Önümüzdeki aylarda düşebilir de, artabilir de. Bu konuda kesinlik bulunmuyor.

      Bu kesinliğin bulunmaması sebebi ile kredi notu düşük seviyelerde, önümüzü görebilsek, daha yüksek olurdu.

      Sil
  32. https://www.youtube.com/watch?v=8t9mN0gf39M

    Türkiye İhracatçılar Meclisinin hazırladığı resmi video yu ekledim.
    Anlayanlar için her şeyi (Türk Ekonomi Yönetimini) özetliyor.

    Bu video ile Türkiye'nin ilerdeki 10 yılı için projeksiyon yapabilirsiniz.
    (Ben 83. saniyede kapattım, benim için yeterli idi, bugüne kadar tüm düşündüklerimi ispat etti.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu video üzerinden,gelecek 10 yılı nasıl projekte ettiğinizi gerçekten merak ettim.
      Rica etsem anlatabilir misiniz?

      Sil
    2. Selam 0103,

      Aslında tüm video üzerinden değil.
      83. saniyesine kadar olan bölüm bana yetti.

      İhracat Birliği, gibi siyaset dışı kalması gereken bir kurum, tamamen siyasi mesaj ve siyasi söylemleri sahiplenmiş, gerçek olmayan hayal ürünlerine vergi mükelleflerinin cebindeki parayı vermişler.

      Kurumsallaşmanın ve iş yetkinliğinin bittiğini göstermektedir. O siyasi kadroların temizlenmesi, Türkiye'ye çok iyi bir başkan gelse bile, en az 10 yıl kadar sürer, görev sürelerinin dolması, yerlerine yenilerinin atanması, alttan gelen kadroların güçlendirilmesi derken, 10 yıl iyimser bir tahmin olarak duruyor.

      Nerden tutulsa elde kalıyor. Türkiye tarafından yapılan ihracatın önemli bir kısmını Türkiye de yerleşik yabancı yatırımcılar yapıyorlar, onların dini İslam değil, kendileri de Türk değil.

      Bir de şöyle düşünün, aldığınız Alman araba üreticileri için bir videoda kilise çanları eşliğinde Türklere arabaları iteledik mesajı verilirse ne hisseder bu videoyu hazırlayan zihniyet?

      Bizim araba olmasa Türkler(veya hiç bir müslüman) evinden işine gidemez denirse mesela?

      Türk ihracatçıları, Fransız uçakları ile uçuyor, gururları THY ya uçak vermezsek adamlar ülke bile değiştiremez denirse...

      Veya biz Türklere pis su borusu satmazsak, evlerini pislik götürür derlerse? (Barbaros Şansal söylemine benzedi de aynısı değil)

      Siyasi söylemlerin iş dünyasına taşınması, ülke halkına ve kurumlara en büyük zararları verir. TİM için geçmiş olsun.

      Sevgiler.

      Sil
    3. Merhaba Şahabettin Bey,

      Haklısınız.
      Bu video global bir vizyonla çekilmemiş.
      Küresel ekonomide bir aktör olmak isteyen ve iddalı ihracat hedefleri olan bir ülkenin,daha profesyonel olması beklenir.

      Bence bu filmde,iktidara göz kırpma telaşındaki bir aklın yansımaları var.
      Biraz da yabancı düşmanlığı tadı var.
      Bunlar hiç olmamış.

      Oysa adı Türkiye İhracatçılar Meclisi olan bir örgütün,bu tür ucuz propagandalara girmemesi gerekir.
      Hedefleri iktidarı tavlamak değil,dünya pazarlarını tavlamak olmalıdır.
      İhracatçıların veya onu temsil ettiğini söyleyen örgütün hedefi:
      daha çok pazara ihracat,
      daha çok döviz geliri ve
      daha yüksek karlılık olmalıdır.
      Siyasi karar vericiler ile ilişkilerini de,bu hedeflere ulaşabilme stratejisi üzerinden sürdürmelidir.

      Açıkçası ben cami veya ezan görüntülerinden rahatsız olmadım.
      Bunun yanına kilise veya sinagog görüntüsüyle birlikte çan sesi de koysalar,yine rahatsız olmazdım.
      Çünkü böyle bir çeşitlemenin,zaten Türkiye’nin ta kendisi olduğunu ve tarihi zenginliğini yansıttığını düşünürdüm.
      Burası %99’u müslüman bir ülkedir.Bunu da dünya üzerinde bilmesi gereken herkes zaten bilmektedir.
      Ancak bu gerçeğin,insanların gözüne gözüne sokularak anlatılacağı yer burası değildir.
      Yeri gelince ve gerekirse yine yapabilirsiniz.
      Ama bu yer,o yer değildir.

      Yine de “10 yıl bu kurumdan bir şey olmaz” tezinize pek katılamıyorum.
      Çünkü Türkiye bu dönemde,en yüksek ihracat rakamlarına ulaştı.
      Bu rakamlara ulaşan ihracatçılar ile onların örgütü(yönetimi),sanırım videoyu hazırlatanlarla aynı kişiler!
      Demek ki rakamsal başarı ile iktidar goygoyculuğu arasında bir korelasyon var!
      Sanırım gariplikte bu noktada.

      Türkiye’nin bırakın 10 yılı,10 gün bile vakit kaybına tahammülü yoktur.
      Bu nedenle kadroların değişmesi üzerinden çizdiğiniz 10 yıllık projeksiyona katılmıyorum.
      Belki kadroların değişmesi yerine,mevcut kadroların kafa yapısının değişmesini sağlamak daha faydalı olabilir.

      Sevgi ve saygılar.

      Sil
    4. Selam 1940,

      Üşenmedim resmi sayfayı size iletiyorum.

      https://www.tim.org.tr/en/about-tim-about-us.html

      2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğiz demişler.

      Bu tarz saçmalıkları sürdürmenin bir anlamı bulunmuyor.

      Sitelerinde benim düzenli baktığım yer istatistikler bölümü,
      en fazla ürün ihracatı yapılan ülkeler ve sektörler bulunur.

      ALMANYA
      BİRLEŞİK KRALLIK
      İTALYA
      İSPANYA
      ABD
      FRANSA
      IRAK
      HOLLANDA
      İSRAİL
      ROMANYA
      SUUDİ ARABİSTAN

      Gerçek bu, rakamlar ile sunulan.
      Bu ülkelerin hepsine de Reis bir şekilde meydanlarda çaktı.
      TİM siyasi söylem ile esasında kendi ihracatçılarının
      pazarlarına da saçma bir mesaj veriyor.

      İhracat yapılan markalara yapılan ihracatın neredeyse tamamı
      yine o markaların Türkiye deki yatırımları ile iş yapan ihracatçı firmalar.
      Elin şeyi ile iş yapıp, eğitimsiz kitleye pazarlamak Tim yönetiminin yaptığı.

      Bunların kafa yapısı değişmez.

      Çoğu 40 lı yaşların sonunda 50 li yaşlarındaki insanlar, ben onlara acıyorum,
      Türkiye şartlarında ancak yalakalık ile bir yere gelebileceklerini keşfetmişler,
      bu imkanı kullanarak başkalarından öne çıkmaya çalışıyorlar.

      Eğitim seviyeleri sebebi ile kendilerinin de böylesine acınaklı konumda olmak istemeyeceklerini
      düşünüyorum, daha adil rekabet olan bir Türkiye isterlerdi mutlaka.

      Bu insanlar tatillerinde mutlaka Batı ülkelerine giderler, kendi ünvanlarına sahip insanların çalışmalarını görürler. Kimbilir aralarından kaç tanesi onlar gibi yeni bir şey üretip, gururla üniversitelerde sunmak ister, onlar gibi işten çıkıp metroya otobüse binerek korunaklı bir sitede olmayan evlerine gidebilmek ister.

      Bulundukları makamdan çıka çıka kendilerini yansıtan yalaka bir video çıkmış.

      Acınacak durumunun farkında olup, kendine yeni bir hayat imkanı sunamamak da ciddi bir ızdıraptır sanırım.

      Düşünüyorum, Tim yöneticilerini, bir işe girsinler desem, hangisi hangi iş yeteneği ile bir işe girebilir ? Cevap bulamıyorum. Siyasi yalaka networku içinde onun bunun yanına sığıntı bir makam bulurlar galiba.
      -----
      Geçen sene Starbucks tan kahve aldım, masalardan birinden biri Skype ile Türkçe konuşuyordu, yan masaya iliştim. 30 lu yaşların başında bir genç, kurumunun ismini vermeyim, Türkiye ye yatırım çekmeye çalışan bir kurumda çalışan bir genç. Akranı ile konuşuyor.

      "Kahvecideyim ne ofisi ofis mi var, elime çanta alıp, firmalara boş boş sunum yapmaya gönderiyorlar, kimsenin randevu verdiği, verenlerin ilgilendiği de yok, ayda bir uyduruktan bir firma bulursam gidiyorum, onunda bizim ülke ile alakası yok, raporlara da günlük 2-3 firma gezdiğimi yazıyorum tarzında konuşması vardı."

      Genç, çalışma izni ve oturma izni bir yılı biraz geçince, çalıştığı kuruma bağlı olmadan kalıcı izne sahip olacağını, o zaman istifa edip, burada tam zamanlı işe gireceğini söylüyordu.

      Bir selam veririm diye gitmiştim, özel görüşme olunca, daha dinlemeden kalktım.

      Bunlardan iş filan çıkmaz, sadece halkın sırtına yük.

      Sil
    5. “ Eğitim seviyeleri sebebi ile kendilerinin de böylesine acınaklı konumda olmak istemeyeceklerini
      düşünüyorum, daha adil rekabet olan bir Türkiye isterlerdi mutlaka.

      Bu insanlar tatillerinde mutlaka Batı ülkelerine giderler, kendi ünvanlarına sahip insanların çalışmalarını görürler. Kimbilir aralarından kaç tanesi onlar gibi yeni bir şey üretip, gururla üniversitelerde sunmak ister, onlar gibi işten çıkıp metroya otobüse binerek korunaklı bir sitede olmayan evlerine gidebilmek ister.

      Bulundukları makamdan çıka çıka kendilerini yansıtan yalaka bir video çıkmış.

      Acınacak durumunun farkında olup, kendine yeni bir hayat imkanı sunamamak da ciddi bir ızdıraptır sanırım. “

      Yukardaki kısmı tam anlayamadım.
      Madem ki bu insanların kendilerine dair farkındalıklarının bu kadar yüksek olduğunu düşünüyorsunuz,o zaman sorun nerde?
      Farkında olupta yapamadıkları nedir?
      Sorun kişilerde mi sistemde mi?
      Sizin eleştiriniz tam olarak kime veya neye?
      Ben anlayamadım.

      TİM ile kişisel bir sorununuz yoktur sanırım.
      Peki iş dünyasının diğer örgütleri?
      Tüsiad?
      Müsiad?
      Onlar da mı böyle?

      Sil
    6. Şahabeddin Batarel

      Şahabeddin gercek isminiz mi?
      Batarel ne demek Batirel mi yoksa

      Sil
  33. Mahfi bey

    Ben "Devlet"te çalışmadım. Yazışma mekanizmalarının nasıl olduğunu bilmiyorum.

    ABD Savunma Bakanlığı'nın TC Savunma Bakanlığı'na gönderdiği "mektup" epey konuşuldu. Şimdi de TC Savunma Bakanlığı cevaben "mektup" göndermiş:

    https://odatv.com/turkiyeden-abdye-mektuplu-yanit-18061948.html

    Siz müsteşardınız, bilirsiniz:

    Bu "mektup"lar, klasik yöntemle; Bakanlığın antetli kağıdına yazılıp, zarfın içinde konup, üzerine pul yapıştırılıp, taşıma masrafı ödenerek mi gönderiliyor?

    21. yüzyıldayız, resmi e-posta adresleri aracılığı ile göndermek varken, niçin hâlâ klasik yöntem tercih ediliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim bildiğim kadarıyla eğer bu bir resmi yazıysa ya da nota niteliğindeyse bu mektup, Dışişleri Bakanlığı tarafından ABD Büyükelçisi bakanlığa davet edilip kendisine elden verilir.

      Sil
    2. Karşı tarafa verilen değer,işin ciddiyeti de bunu gerektirir.Bi zahmet zarfa koyuver sende
      Oldu olacak faceden mesaj atsınlar istersen :D

      Sil
    3. Posta masrafı olmasın diye mektup verilecek ülkenin elçisi veya yasal temsilcisi konuta çağrılır, ayıp olmasın diye dinlenme odası, çalışma odası, toplantı odası gibi bir bölüme alınır,
      önüne bir çay, kahve itelenir!, mektup verilir, elden masrafsız teslim edilir.

      Sil
  34. İş yine dönüp dolaşıp "neymiş bu yapısal reformlar" kısmına geliyor.

    YanıtlaSil
  35. Hocam merhabalar, konu dışı bir soru sormak istiyorum. Biz doların ucuz olduğu dönemlerde bile neden enflasyonu sıfıra düşüremedik?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıfıra düşüremedik ama bayağı düşürdük. % 80'lerden yüzde 6 - 7'lere kadar indirdik. Daha fazla düşürememizin birkaç nedeni var. En önemli nedenlerinden birisi devlette ısrafı önleyemedik. İkicisi de çok yanlış bir politika olan konut ve inşaat ile büyüme modelini seçtik.

      Sil
    2. Mali displin SART!

      Sil
    3. 3. Neden Merkez bankasini tam yetkin bagimsiz kilamadik. Ozellikle 2006dan itibaren cogunlukla da acik acik 2011den itibaren.
      Eger Merkez bankasi Daha bagimsiz ozerk net bir durusa sahip olsaydi Faiz oranlari cok fazla dusmeyecekti enflasyona gore sekillenecekti konut ve insaata enerjimiz paramiz yatirimlarimiz gitmecek ve faizler enflasyonun uzerinde belirlenecekti.
      Cunku bizim gibi ulkelerde faizler enflasyonun uzerinde olmadiginda uretim tuketim dinamigi rasyonel olmaktan cikiyor. Tuketim tarafi daha cok kisa ve orta vadede luks ithal tuketime uzun vade de ozellikle yatirim amacli konuta betona yigiliyor uretim ise sanayiyi birakip insaata turizme ithalata yoneliyor. Cunku faizler dusuk disaridan bol para gelip dovizi baskiliyor ulkeyi fonluyor dahasi reel faizler eksi olunca tuketim uretim denklemi ne yapacagini sasiriyor. Dolayisiyla Enflasyon bir sure sonra yukseliyor

      Sil
  36. Avrupa ekonomisinde yavaşlama ciddi gibi görünüyor. ki merkez bankası başkanı mario draghi genişleyici para politikasını 2020 de de devam ettirmekten bahsediyor. benim dünya ekonomisiyle abd ekonomisi arasında bir ayrışma olacak tezimi destekler nitelikte draghinin açıklaması. dünya ekonomisi giderek yavaşlarken abd ekonomisi şu anki hızında devam edebilir. çünkü abd iç talep ağırlıklı büyüyen bir ekonomi ki zaten trump boşuna fed e faiz artırmama baskısı yapmıyor. ancak fed ileride bu ayrışmadan dolayı ister istemez yavaş adımlarla faiz artırmaya devam edecektir. çünkü abd ekonomisinde enflasyonist baskı zamanla artacaktır. trump ne olursa olsun güçlü büyüme politikası izliyor. gerektiğinde bütçe açığını bile daha da büyüterek büyümeyi destekleyecektir. kaldı ki cari açık değil ancak bütçe açığının büyümesi abd de enflasyonu körükleyebilir ki bu da fed in faiz artırmasını getirecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. FEDin suanda yapacagi en buyuk hata faiz indirimidir. Fed, bekle-gore devam edip faiz arttirimlarina devam etmelidir. En azindan iki ya da uc 0,25bplik faiz arttirimina ihtiyaci vardir 2020 sonuna kadar. Aksi halde Fedin faiz indirimleri emtialarda balonlari arttirir. Dolar her zaman kendi celiskisini tasiyan riskli paradir.
      ECBye gelince ECB cok erken sonlandirdi parasal genislemeyi bu taaa parasal genisleme bitmeden once soyluyordum bu blogda bu sene icin her ay 30-35 milyar euroluk Yunanistani da icine alan genislemeye devam edip ekim ayinda sonlandirsaydi Draghinin kariyerinde kalici itibar kattigi gibi Eu bolgesindeki teklemeleri de ortadan kaldirirdi dahasi Avrupadaki kritik siyasal sureclere de mesela irkci partilerin ciddi oy kazanmasinin onune de bir nebze olsun barikat koymus olurdu.
      Ama sagolsun Bundesbank bana gore bizdeki derin devlet gibi iceriden iceriden ise karisti parasal genislemeyi bitirtti olan Almanyadaki pmi verisinin ani cokusune neden oldu.

      ECBnin bu saatten sonra yapacagi faiz indiriminin bir faydasi olmaz! Direk parasal genislemeye gitmelidir, bu draghni icin bir nevi itibar kaybi ama draghinin buna takacak bir yapisi ve zamani yoktur. Bence ECB ekimden itibaren 1 yil surecek olan her ay en az 30 milyar euroluk parsal genisleme takvimini aciklamalidir. Almanyadaki PMI verileri dragniyi bak ben hakli ciktim bana uymadiniz adeta derin devlet gibi isleyen bundesbanka hak verdirttiniz ilk darbe Almanyaya oldu dragni hakli cikmanin ozguveniyle hareket etmektedir.

      ECBnin yapacagi parasal genisleme yunanistani icine almalidir cunku Yunanistan bunu hak etmistir ancak bazi ulkeler var ki onlara sart kosulmali italya ispanya ve portekiz gibi en azindan butce mali disiplin uzerine reformlari gorup ona gore parsal genisleme programinin icine alinmalidir. Mesela cok afaki olarak ispanyaya bu yil icin butcede 3 milyar euro tasarruf yap Asgari ucreti populist amacla arttirma enflasyon olcusunde arttir programini yap bana sun ben de senin tahvillerini alayim denetleyeyim. Uymazsan direk ilk ayda programdan cikarsin tarzi bir durum Almanyayi da sevindiren kaygilarini kurutan bir yaklasim olur.

      Sil
    2. Fed eger faiz indirimine giderse hic iyi olmaz
      1) Balonlasma artar
      2) Emtialar gida hammadde petrol fiyatlari istikrarsiz olur yukselir.
      3)Piyasada kriz beklentisi olusur guclenir
      4)ABD ekonomisi asir isinir bu isinma ABDde kalici hasar birakir
      5)ABDnin cari dengesi acigi dusunulenin aksine artar. Artan tuketim istahi daha da dusen issizlik artan ucretler artan emtia fiyatlari ithalati arttririr maliyetleri ozellikle emek ucret maliyetlerini arttriir rekabetini onler.
      6)ABDde enflasyon olgusu ortaya cikarsa ki bu ihtimal cok kuvvetli bu sefer faiz politikasindan geri donus hem zor hem de FEDin itibarini yok eder.

      FEDin faiz indirmesi tam anlamiyla sacmaliktir. FED bekle-gore devam edip aralikta 25 bp arttiram gidip para politikasini ona gore sekillendirmesi lazimdir.

      Sil
  37. Hocam gelen tüm haberler kötüyken nasıl oluyor da dolar düşüyor borsa yükseliyor? Açıkçası şunu sormak istiyorum: Ne yapıyorlar da ekonomiyi bu kadar kontrol edebiliyorlar?

    YanıtlaSil
  38. Doların yurt içinde miktarı artarken değeri nasıl yükseliyor?Bu işte bir iş var.
    2000 yılında toplam dolar mevduatı 25 Katrilyon tl imiş dolar 1tl idi yani 25 milyar dolar yapar.
    2019 yılında toplam dolar mevduatı 190 milyar dolar .

    Ama dolar 1 tlden 6 tlye geliyor. Bu nasıl oluyor? Miktarı artan birşeyin değeri düşmez mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. adsız 11:15 ekonomiyi büyük ölçüde uluslar arası sermaye yönetiyor. borsayı yükseltip keriz silkelemesi yapma peşindeler bu bir. ikincisi ise doların düşmesini teşvik ediyorlar çünkü dolardan tl ye geçmişte fazlasıyla geçmişlerdi riskleri çok artmış durumda bu nedenle de dolar düşecek ki düşük değerlerden dolar toplayıp risklerini kademeli
      olarak azaltsınlar. ayrıca bu akepe nin de işine geliyor çünkü bu halk ekonomi deyince salt dolara borsaya bakar. bunlar da iyileşme görürse günlük düşündüğünden manipüle ediliyorlar. ve iktidarın oy kaybı da sınırlanmış oluyor kendince!. yılın üçüncü çeyreği ve sonrasında borsayı da doları da göreceksiniz . ayrıca şirketlerin satış hacimleri daraldı yatırımlar sert düştü ekonomiye sadece borçların çevrilmesi dışında ciddi bir dolar gereksinimi bulunmuyor artık. millet yeterince tl kazanamıyor ki döviz toplasın piyasadan. ancak reel olarak tl hala değerlidir. dolar esasında şu anda 7 tl ve üzerinde olmalıydı. ama er ya da geç yine olacaktır. zaten merkez bankası da api üzerinden piyasaya likidite verecekmiş. bankalar verecek onlarda gidip hazine dibsleri, tahvilleri alacak ve böylece dolaylı olarak merkez bankası tıpkı eski yıllarda olduğu gibi kamunun finansörü olarak kullanılmış olacak. bunun yan etkisi ne olacak?. yakın bir zamanda önce kurlar yükselecek sonra da faizler yeniden yükselecek. geçmişteki yanlışları tekrarlayıp da farklı sonuç beklemek büyük ahmaklıktır rahmetli albert Einstein ın da belirttiği üzere!.

      Sil
  39. Hocam merhabalar, konut fiyatlarinin gelişimi konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu ekonomik şartlar altinda ev almak mı yoksa mevduatta kalmak mı daha karlı olur. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkesin kendi koşullarına göre sorunun cevabı değişiyor.

      Yatırımcı(*) için biraz daha beklemek en iyisi.

      Kendisi için konut alanlar, eğer uygun yerde bütçelerine uygun ev bulmuşlar ise
      her zaman satın alabilirler. Çünkü kirada oturanlar için ev fiyatı yüksek olsa bile
      kira hizmetine verdikleri paranın bir kısmını kendi konutlarının ana para ödemesine de eklemiş oluyorlar. Ayrıca, istedikleri muhitteki evi ilerde fiyatı düşşse bile başkası satın alabilir.

      (*) Yatırım için eğer otel vb gibi gayrimenkul işletmecisi ise merkezi yerlerden satın almak yerine uzun vadeli kira sözleşmesi ile durmak daha avantajlı, yine firmaların kendilerine özgü koşulları çok değişkenlik gösterir.

      Bir kaç tane evi olan kişiler ise, yatırım için Türkiye yerine İngiltere, Fransa, Almanya gibi finans araçlarının geliştiği ülkeler daha avantajlıdır. Faiz oranları orada çok düşük olduğu için düşük bir ön ödeme ile 30 yıllık ödemeler ile gayrimenkul alınabilir, yapılan ön ödemeye bağlı olarak, aylık kira geliri, mortgage kredisinin üzerinde pozitif nakit akışı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye de olmayan refinance sistemi ile bir kaç yıl sonra faiz oranları düştüğünde veya ana para borcu azaldığında, tekrar 30 yıla kredilendirilip, aylık pozitif nakit akışı arttırılabilir.

      Sil
  40. Hocam uzun suredir yazilarinizi takip ediyorum cok basarililar. Ayrica burda yapilan yorumlara zaman ayirip cevap verdiginiz icin de tebrik etmek istedim. Yukarda bi yorumunuzu gordum para ile saadet olmaz diyorsunuz yesilcam zamanlarindan kalma bir soz ile bu konuda katilmiyorum size bence sizinde bi youtube kanali ile piyasada hic haketmeyen kisilerin kazandigi paradan nasibinizi almaniz gerektigini dusunuyorum. Cunku bunu bu piyasada en cok hakeden kisi sizsiniz. Hakedenlerin kazanmasi dilegiyle

    YanıtlaSil
  41. Sınırsız evrende, mikrop kadar dünyada, kendi yarattıkları kocaman sorunlarla uğraşan insanlar. Paran varsa derdin var, paran yoksa neye yarar..

    YanıtlaSil
  42. Ihracat ettigimiz mal fiyat hizli artiyor bu katma degerin dustugu anlamina gepmiyor gelismis bir ekonomide para degerini dusurdu zaman ihracat ettigi mal para deger artisinin uzerine cikiyor

    YanıtlaSil
  43. Öğrencilik yıllarımdan beri okur,istifade ederim. Teşekkürler, sıhhat ve afiyetiniz ziyade olsun.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...