15 Haziran 2019 Cumartesi

Moody’s’in Not Düşürme Kararı ve Olası Etkileri

Genel Açıklama
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu Ba3’den B1’e indirdiğini ve görünümün de negatif olduğunu, yani not indiriminin devam etmesi olasılığının bulunduğunu açıkladı.

Bu yeni notun ne anlama geldiğini gösterebilmek için önce kredi derecelerini gösteren tabloya bir bakalım:


Önde gelen diğer iki kredi derecelendirme kuruluşu olan Standard and Poor’s (S&P) Türkiye’yi B+ (görünüm durağan), Fitch ise BB- (görünüm negatif) olarak derecelendirmiş durumdalar.

S&P’nin B+ notuyla Moody’s’in B1 notu aynı dereceye denk geliyor ama S&P görünümü durağan olarak belirlemişken Moody’s görünümü de negatif olarak değerlendiriyor. Görünümün pozitif olması notun ileride artma olasılığının, durağan olması değişmeden kalma olasılığının, negatif olması ise düşme olasılığının bulunduğunu gösteriyor. Bu açıdan bu üç kredi derecelendirme kuruluşu arasında bugün itibarıyla en kötü not Moody’s’e en iyi not ise Fitch’e ait. Bu aşamada S&P ve Fitch’in notlarının eski tarihli olduğuna ve bu notların da yakında yenileceğine dikkat etmek gerekir.

1990 yılında S&P’den BBB ve Moody’s’den Baa3 notlarıyla başlayan (bu notların açıklanması 1992 yılında Yankee Bond Market’e ilk tahvil ihracı sırasında olduı) Türkiye’nin kredi derecelendirme öyküsü 1994 krizindeki not kaybıyla devam etti ve 1997 yılında Moody’s notu B1’e ve Standard and Poors B+’ya düşürdü. 2004 yılından itibaren Türkiye’nin notu tekrar yükselmeye başladı ve 2014 sonunda Türkiye’nin kredi notları Fitch BBB – (negatif), Moody’s Baa3 (negatif) ve S&P BB+ (negatif) olarak belirlendi. Bu notlar, 1990 yılında alınan notlardan sonra en yüksek düzeydeki notlardı. Ardından Türkiye ekonomisinde yaşanan ivme kaybıyla kredi notları tekrar düşmeye başladı. Moody’s’in açıkladığı B1 (negatif görünüm) notu, kuruluşun 1997 yılında Türkiye’ye verdiği en düşük nota geri dönüşü anlamına geliyor. Kriz yaşamış olan ve hala toparlanamamış olan Yunanistan’ın kredi notu B1 (durağan.) Yani Yunanistan, Türkiye’den iyi durumda.

Moody’s’in Not Düşürme Gerekçeleri
Moody’s, not indirimi gerekçeleri olarak başlıca şu kaygılara yer veriyor[i]: Türkiye’nin içinde bulunduğu ödemeler dengesi krizi, iflas riskiyle birlikte devam ediyor. Merkez Bankası döviz rezervlerindeki düşüş izlenen dalgalı kur politikasına ters düşüyor ve bu gelişme Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve şeffaflığını tartışmalı konuma sokuyor. Hükümetçe açıklanmış bulunan ekonomi programlarının bir kısmı gidişata reaksiyon niteliği taşımaktan öteye gitmezken bir kısmı da uygulanmadan kalıyor. Türkiye ekonomisinin dış kaynaklara yüksek dereceli bağımlılığının ileride yaşanacak bir şok durumunda ciddi sorunlar yaratacağı tahmin ediliyor. Kısa vadeli dış borç ödemeleri, yıl içinde vadesi gelecek olan uzun vadeli dış borç ödemeleri ve yurtdışı yerleşiklerin döviz mevduatlarının toplamı döviz rezervlerinin 2,6 katı ettiği için riskli bir görünüm sergiliyor. Ayrıca dış kaynak bulma maliyeti Şubat ayından bu yana 4 puan artmış bulunuyor. Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S – 400 füzeleriyle ilgili olarak ABD ile Türkiye arasında yaşanan kriz, ABD Kongresi’nin, Türkiye’ye ambargo uygulanması kararı almasına yol açtığı takdirde bu gelişme Türkiye ekonomisi ve finansal sistemi için ciddi sorunlara yol açabilecek gibi görünüyor.  

Moody’s, not indiriminin yanı sıra geleceğe ilişkin görünümü negatif olarak belirlemesinin altında da şu gerekçelere yer veriyor: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi potansiyel olarak siyasal sorunlar yaratmaya aday görünüyor. Eğer bu durum gerçekleşirse TL ilave değer kayıplarıyla karşılaşacağı gibi döviz rezervlerinde de ek düşüşler yaşanacağı tahmin ediliyor. ABD’den bir ambargo uygulanması halinde piyasaların, Türkiye’ye kredi vermekte negatif reaksiyon göstermesi bekleniyor. ABD’nin ambargo uygulaması halinde Türkiye’nin IMF’den destek alabilmesi olasılığı zayıflıyor. Bu durumun Türkiye açısından ödemeler dengesi krizini tırmandırıcı gelişmelere yol açması kaçınılmaz görünüyor.      

Türkiye’nin Moody’s Kararına Tepkisi
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Moody’s’in not düşürme kararı sonrasında bir açıklama yaparak bu görüşlere katılmadığını gerekçeleriyle ortaya koydu[ii].

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı görüşleri de özetle şöyle: Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s tarafından verilen not indirim kararı, Türkiye ekonomisinin temel göstergeleri ile bağdaşmıyor. Bu durum, kuruluşun analizlerinin nesnelliği ve tarafsızlığı açısından soru işaretleri yaratıyor. Kuruluş, yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin borçlarının rezervlerinden 2,6 kat fazla olduğunu vurguluyor. Bu oran, Moody’s’in daha yüksek not verdiği bazı gelişmekte olan ülkelerde Türkiye’nin çok üzerinde bulunuyor. Türkiye’nin ithalat üzerinden ölçülen rezerv yeterliliği benzeri gelişmekte olan Avrupa ülkelerine yakın seyrediyor. Türkiye’nin, borçluluk açısından hem toplam ekonomi hem de her bir ekonomik aktör düzeyinde oldukça güçlü bir performans gösterdiği görülüyor. Moody’s’in değerlendirmesinde kamu bankalarının sermayelerinin güçlendirilmesi, ödemeler dengesinde ithalat düşüşü ve ihracatta yaşanan artış ile sağlanan düzelmenin reel olarak döviz ihtiyacını ortadan kaldırması, İVME paketi ile birlikte ihracata yönelik firmaların finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve diğer reform ajandasının kararlılıkla uygulanması, enflasyonda sağlanan düşüş trendi, artan turizm gelirleri, Yargı Reformu Strateji Belgesi ve bunun gibi pek çok olumlu gelişme göz ardı edilmiş görünüyor. Türkiye’nin 2003 yılından beri uyguladığı ekonomik politikalardaki temel unsur, her koşulda serbest piyasa ekonomisinin gerekleri ile uyumlu hareket etmektir. Bugün de dalgalı döviz kuru, sermaye akımlarının serbestliği ve girişimciliğin teşvik edilmesi ekonomi politikalarının merkezinde yer alıyor ve bunun aksi Türkiye Cumhuriyeti için gündemde bulunmuyor.

Moody’s’in mi yoksa Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın mı haklı olduğu konusunda herkes verilere ve gidişe bakarak kendi yorumunu yapabilir. Benim görüşüm iki tarafın da haklı olduğu yönlerin var olduğu şeklinde. Türkiye ekonomisinin performansında ciddi bir ivme kaybı olduğu bir gerçek. Buna karşılık Moody’s’in eğer not düşürecekse notu ve görünümü Ba3 negatiften B1 pozitif ve B1 durağan kademelerini atlayıp B1 negatif düzeyine düşürmesi ağır bir karar. Buna karşılık bu gibi durumlarda ülkenin kendi değerlendirmesinden çok, bütün itibar kayıplarına karşın, bağımsız kabul edilen bu tür kuruluşların değerlendirmesinin uluslararası piyasalarda daha fazla kabul gördüğü de bir gerçek. Dolayısıyla Moody’s’in bu kararının Türkiye’nin son dönemde zaten yükselmiş bulunan dış kaynaklara erişim maliyetini daha da yükseltmesini beklemek gerçekçi bir yaklaşım olur.  


110 yorum:

  1. Güzel bir analiz ve açıklayıcı bir yazı olmuş sayın hocam. Acaba Bunlar daha iyi günlerimiz mi diye düşünmeden edemiyorum maalesef

    YanıtlaSil
  2. milli yerli derecelendirme kurumumuzu kurmaliyiz Yerli ve Milli Kredi Derecelendirme kurulusumuz finans dunyasinda olmali.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüz yıldır çalışan mevcut kurumlarınızın itibarı kalmamışken kuracağınız yerli ve milli kredi derecelendirme kuruluşunu yabancılar ciddiye alır mı sizce? O kuruluşun notuyla Türkiye'ye borç verir mi?

      Sil

    2. Yerli ve milli derecenlendirme kuruluşu bu noktada çok faydalı olacaktır, uzun zamandır ertelenen bu projenin hayata geçmesi ile kredi notumuz ivedilikle yükselecektir.

      Sil
    3. Merkez Bankanızın itibarı yerle bir olmuşken...

      Sil
    4. Adsız15 Haziran 2019 18:09
      Yav hehe hehe

      Sil
    5. Adsız yapma artık :)Durum o kadar ciddi ki hoca, şaka bile yapılamayacağını düşündüğünden sana cevap vermeye çalışıyor.

      Sil
    6. Kendi derecelendirme kurulusumuzu neden ciddiye alsinlar ki? Akil var mantik var yahu. Hic bir anlami olmaz

      Sil
    7. Adsız in istediği su körler sağırlar birbirini ağırlar...adsız öyle bir dünya malesef yok. Ekonomi affetmez.yani yerli ve milli yediğin hurmalar bir gün gelir.... tırmalar..

      Sil
    8. Yerli Not Kurulusumuz Finans dunyasinda :))
      Milli Kredi Derecelendirme Kurulusumuz Akillarda Hayallerde :))
      Milli yerli kredi derecelendirme Kurulusumuz Milli Standart Akce tarafindan yapilan Degerlendirmede Turkiyenin Kredi notu 6 puan yukseltilerek AAA duzeyine yukseltildi.

      Sil
  3. nisan ayında 4 milyar doların üzerinde çıkış oldu buna karşın 3,7 milyar dolarlık net hata noksan kaleminden giriş yaşandı. yani londradan sistem dışı paralar sokuldu. malum hangi güç odağının finansman sağlamaya devam ettiği. 2,8 milyar dolar da rezervlerden kullanıldı ve dolar kuru böylece 6 tl nin altında tutuldu. bence moody's in sert not düşürmesinin temelinde giderek kaybedilen bütçe çıpası vardır. bütçede disiplininde ciddi bozulma yaşanıyor. cari açık ki son 16 yılda 567 milyar doların üzerinde birikimli rekor cari açıkla sanal büyüme yaşadık. artık cari dengesizlikle büyümeye yer kalmadı. artık 2001 öncesi gibi bütçe açıklarını büyütmeye dayalı iktisadi aktivite artışları sağlamaya dayanmaya başladık ancak kanaatimce artık bütçe açığına dayalı büyüyebilecek bir iktisadi yapımız yok denecek kadar azdır. herşeyi neredeyse yabancı sermaye ve onların buradaki uzantısı yerli taşeron şirketlere devrettik. bütçe açığıyla büyümeye çalışmak eskisinden daha büyük zarar verecektir. çünkü hem istenilen ivme oluşmayacaktır hem de enflasyonu ve faizleri ileride yukarılara doğru ivmelendirecektir. bu kurların da giderek tutulamaz olmasına neden olacaktır. işte bu yüzden moody's in kararını rasyonel görüyorum. çünkü tek iyi gibi görünen gösterilen çıpayı da kaybediyoruz.

    YanıtlaSil
  4. Hocam bu moodys fitch ve s&p gibi aktorler sizcede gercekten bagimsiz finans not verici kurumlar midir ? Yunanistan in batigini yillarca gizleyen aktör firmadan farklari nedir ? Emperyalistlerin yönettiği bu para sistemine gercek bir bakis açısıyla ne oldugunu neler döndüğünü yazmanin vakti gelmedi mi sizce ? Ne zaman yazacaksiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kuruluşların itibarı çok sarsıldı doğru ama bizim itibarımızın sarsılması onlardan büyük olduğu için yine onların sözü geçer.
      Yar emperyalistlerin yönettiği para sisteminden borçlanmayacasınız ya da borçlanıyorsanız onlara kabadayılık yapmayacaksınız.

      Sil
  5. Kredi derecelendirme kuruluşlarının,Türkiye ile ilişkilerinin tarihsel sürecini de anlatan güzel bir yazı olmuş.
    Elinize ve emeğinize sağlık Mahfi Bey.

    Açıkçası Moody’s in yaptığı değerlendirmelerde,özellikle aşağıdaki kısımlara biraz takıldım:

    “Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S – 400 füzeleriyle ilgili olarak ABD ile Türkiye arasında yaşanan kriz, ABD Kongresi’nin, Türkiye’ye ambargo uygulanması kararı almasına yol açtığı takdirde bu gelişme Türkiye ekonomisi ve finansal sistemi için ciddi sorunlara yol açabilecek gibi görünüyor.

    Moody’s, not indiriminin yanı sıra geleceğe ilişkin görünümü negatif olarak belirlemesinin altında da şu gerekçelere yer veriyor: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi potansiyel olarak siyasal sorunlar yaratmaya aday görünüyor. Eğer bu durum gerçekleşirse TL ilave değer kayıplarıyla karşılaşacağı gibi döviz rezervlerinde de ek düşüşler yaşanacağı tahmin ediliyor. ABD’den bir ambargo uygulanması halinde piyasaların, Türkiye’ye kredi vermekte negatif reaksiyon göstermesi bekleniyor. ABD’nin ambargo uygulaması halinde Türkiye’nin IMF’den destek alabilmesi olasılığı zayıflıyor. Bu durumun Türkiye açısından ödemeler dengesi krizini tırmandırıcı gelişmelere yol açması kaçınılmaz görünüyor.”

    Yazının bu kısmında ekonomi yok.
    Sadece spekülasyon var.
    Sadece uluslararası dengeler,kararlar ve ülkenin yerel seçimleri var.
    Abd şöyle yaparsa şöyle olur,Türkiye şöyle yaparsa bu olur,vs. var.
    Hatta o kadar var ki,Doğu Akdeniz konusunu da bu değerlendirmeye almamalarına şaşırdım doğrusu!
    Nasıl unutmuşlar?!!!

    Bu konular nasıl oluyor da bir kredi derecelendirme kuruluşunun raporunda yer alabiliyor ve not indiriminin gerekçesi olabiliyor bilemiyorum.
    Çünkü tespitler bilimsel değil,siyasi ve spekülatif!

    • Yazının diğer bölümlerindeki bazı tespitler yerinde olsa da,bu metin Türkiye ekonomisinin gerçek sorunlarına ilişkin bir değerlendirme değil.

    • Türkiye ne yapmalı? veya Ne yapsın? sorularına cevap aramıyor veya öneri sunmuyor.

    • Türkiye ekonomisinin üretim modeline veya ihtiyaç duyulan yapısal reformlara da dikkat çekme niyetinde bir metin değil.

    • Bu konulara ilişkin ne derinlemesine bir eleştiri getiriyor,ne de çözüm önerileri sunuyor!
    Sanırım bu raporun da zaten öyle bir amacı yok!

    Bence Moody’s in derdi başka!
    Belki de işi ve misyonu sadece budur.Bilemiyorum.
    Yazmış olduklarını tabi ki okuyalım,değerlendirelim,tartışalım.
    Ama doğru yolu ve çözümleri bulacak akıl ve irade,sadece bizde olmalıdır diye düşünüyorum.
    Tam da bu noktada;Mustafa Kemal’in konu ile ilgili sözlerini tekrar hatırlamanın ve hatırlatmanın faydalı olabileceğini düşünüyorum:

    "Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlık ile mümkündür." (1922, Ankara)

    "Siyasi, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa kazanılan zaferler kalıcı olmaz az zamanda kaybedilir. (1923, İzmir)

    "Bu millet, ekonomik bağımsızlığını elde ederse o kadar kuvvetli temel üzerinde yerleşmiş ve ilerlemeye başlamış olacaktır ve artık bunu yerinden kımıldatmak mümkün olmayacaktır. İşte düşmanlarımızın, hakiki düşmanlarımızın bir türlü rıza göstermedikleri budur." (1923, İzmir)

    "Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin özgür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha müreffeh Türkiye idealinin belkemiğidir."

    "Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksun olunca, o devletin bütün hayati kısımlarında bağımsızlık felç olmuştur."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunların hepsi doğru hepsi güzel ve haklı. Ama eğer siz Moody's in yerinde olsanız ve sizin notunuza güvenerek Türkiye'ye borç veren müşterileriniz olsaydı ne yapardınız? Meseleye o açıdan bakarsanız olayı çözeceksiniz.

      Sil
    2. Moody’s in yerinde olsam ne yapardım bilemiyorum Mahfi Bey.
      Çünkü hiç o kadar çok param olmadı.:)

      Şaka bir yana,yakın dönemi biraz analiz ettiğimizde,Türkiye’ye borç verenlerin hızının pek de kesilmediği görülüyor.
      Hatta ivmelenerek artıyor.
      Bu borç verenlerin içinde ne kadar Moody’s müşterisi olduğunu bilmiyorum ama borç verme iştahları ve risk algılamaları,sanırım Moody’s ile pek örtüşmüyor.

      İzah etmeye çalışayım;
      Moody’s 16 Mayıs 2013’te,Türkiye’nin kredi notunu Baa3 ve görünümünü de (Durağan) olarak açıklıyor.
      Bu not ve görünüm,Moody’s in Türkiye’ye not vermeye başladığı 1992’den bu yana açıkladığı en yüksek düzey.
      Aynı zamanda bu seviye(Baa3),Moody’s in kredi sklasına göre, bir ülkeye yapılabilecek sermaye yatırımına(borca) onay veren ilk not.(Yatırım yapılabilir düzeyin ilk basamağı)
      Zaten Moody’s in bu tarihten sonraki değerlendirmelerinde,not ve görünüm hiç yükselmemiş.
      Her raporunda not ve görünüm değişikliği yapmasa da,bu tarihten sonra notun ve görünümün hiç yükselmediğini ve hep düştüğünü gözlemleyebiliyoruz.

      Moody’s in en yüksek not ve görünümü açıkladığı 16 Mayıs 2013 tarihi de,bence önemli ve kritik bir tarih.
      Çünkü Fed başkanının,parasal genişlemenin sona ereceğini açıkladığı ve buna ilişkin takvimi ortaya koyduğu tarihin
      (22 Mayıs 2013) hemen öncesine denk geliyor.
      Yani dünyadaki dolar bolluğunun en tepe noktada(bunun azalabileceğine veya sona erebileceğine dair bir bilginin henüz olmadığı bir tarihte) olduğu tarihte,Türkiye’nin notu da en yüksek seviyede!

      Moody’s bu tarihten yaklaşık bir yıl sonra,11 Nisan 2014’te, Türkiye’nin görünümünü (Negatif) olarak açıklıyor.
      Yatırım yapılabilir(Baa3) notunu korumakla birlikte,görünümünü düşürüyor.
      Bu tarihle birlikte ve sonrasında,Moody’s in açıkladığı not ve görünümler devamlı düşüyor.
      Yani Moody’s e göre,Türkiye’nin riski artmaya başlıyor.
      O zaman u bağlamda 11 Nisan 2014 tarihini,Moody’s göre Türkiye’nin riskinin artmaya başladığı tarih olarak not edebiliriz diye düşünüyorum.(++)

      Sil
    3. (Yazının Devamı)
      Nihayetinde 23 Eylül 2016 tarihinde,Moody’s Türkiye’nin notunu Ba1’e düşürüyor.
      Görünümünü de (Durağan) olarak açıklıyor.
      Bu notla ve tarihle birlikte Türkiye,Moody’s açısından,yatırım yapılabilir seviyeden spekülatif seviyeye düşüyor.

      Şimdi bir toparlama yapıp,yanıtımın başındaki kısma geri döneyim;
      16-23 Mayıs 2013/11 Nisan 2014/23 Eylül 2016 tarihleri,gerek fed’in parasal genişleme ve dolar bolluğu politikası açısından,gerekse de moody’s in yaptığı değerlendirmeler(küresel para genişlemesi ve Türkiye özelinde) açısından kırılma noktaları.

      Yani Moody’s in,küresel parasal genişlemenin(sanırım dolarsal dersek de çok yanlış olmaz) tersine dönmesi ve faizlerin yükselmesi sürecine paralel olarak,Türkiye’nin de riskinin devamlı arttığını söylediği süreci notlandırması.

      Peki bu süreçte,Türkiye dış borç bulmakta sıkıntı çekti mi?Ya da ne kadar çekti?
      Türkiye’ye borç veren devletler,bankalar ve yatırım şirketleri,Moody’s in ortaya koyduğu analizi ne kadar önemsediler?Veya önemsediler mi?

      Özel sektörün(özellikle bankaların) borçlanma grafiklerine baktığınızda,sanırım bu analiz pek karşılık bulmamış.Bu süreçte bankalarımız yurt dışından borçlanmaya(düzenli artışlarla) devam etmişler.
      Moody’s in müşterisi olma ihtimali olan büyük bankalar,finans ve yatırım şirketleri de borç vermeye devam etmişler.

      Hepimizin bildiği gibi son 10 yılda;yapılan,yapımına başlanan veya ihalesi tamamlanan büyük yap-işlet-devret projelerimiz var.
      Bu projelerin finansman ve kredilendirme anlaşmalarının yapıldığı tarihlerin,Moody’s in Türkiye‘ye dönük riskli ve “yatırım yapılmaz” değerlendirmelerinin tarihleriyle ne kadar örtüştüğünü bir incelemek lazım diye düşünüyorum.
      Sanırım bu konunun bam teli de burası.
      Büyük kaynak gerektiren ve dış finansmanla yapılabilen bu projelerin hepsini bu bağlamda incelemek çok vakit alabilir.
      Bu nedenle sadece, “1915 Çanakkale Köprüsü” nün kredi ve finansman anlaşmasının yer aldığı haberin linkini paylaşayım.
      Anlaşmanın ne zaman yapıldığı,kredi veren profili ve rakamlara baktığınızda,yazımızın başındaki tezin doğrulandığını düşünüyorum.
      Borcun alındığı ülkelerin,hali hazırda Türkiye’nin en borçlu olduğu ülkelerle(Özellikle Avrupa Ülkeleri) örtüşüyor olmasını da,sanırım dikkate almalıyız.
      Saygılarımla,

      https://www.ntv.com.tr/ekonomi/1915-canakkale-koprusune-2-265-milyar-euro-finansman,-6b3E8_xkkeHtOMFOfi63w

      Sil
    4. Bence Moody's kararları öncesinde faiz ne idi sonrasında ne oldu ona bakmak lazım.

      Sil
    5. Haklısınız.
      80’lerden bu yana,büyüyebilmek için yurt dışından gelecek sermayeye olan bağımlılığınızı azaltamazsanız,tasarrufları arttıramazsanız ve bu ekonomik zaafı da iyi yönetemezseniz sonuç hiç değişmiyor.Bir noktadan sonra duvara tosluyoruz.

      Borcu çevirebilmek için yeni borçlar aradığımızda da(daha yüksek faize katlanarak),”borç veririz ama siyasi taviz isteriz” manasına gelen tekliflerini,diplomatik bir dille iletiyorlar.Yani aynı filmi yıllardır izliyoruz biz.

      Yüksek dış borç + biraz spekülasyon = daha çok faiz

      Sanırım buradaki asıl mesele,ekonomiyi büyütmek pahasına borçlanmak veya faiz ödemek değil.
      Mesele,bizim hala bu sistemde(neoliberal sistemin ve küresel sermaye akımlarının yön verdiği dönem için) nasıl oyun oynayabileceğimizi bilemememizdir.
      O kapasiteyi ve stratejiyi geliştiremememizdir.

      Sil
  6. Birisi bana -Para ne için yaratılmış? Harcamak için- demişti. Kesinlikle gelir ve gider dengesi diye bir şeyi kabul etmiyorlar. Para bankada var öyleyse bankadan alıp harcamalıyız diye düşünüyorlar. 5 kuruş kazanmayan şirket kurup arkadaşlarına kredi kartı çektirip ciro yapmış gibi gösterip bankadan kredi çekiyorlar.

    YanıtlaSil
  7. Sayın hocam elinize sağlık.Bu kuruluşların 2008 global krizde lehman gibi finans kuruluşlarına yönelik öncesinde yayınladıkları olumlu raporlar güvenilirliklerini zedelemisti.Bu kuruluşlar hala itibar görüyor mu ?Dediklerinin doğruluğuna katilsamda neden S400 kararından sonra hemen not düşürdüler deneden gecemiyorum.Saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Evet itibarları çok sarsıldı. Siz Moody's yerinde olsanız ambargo söz konusuysa Türkiye'ye yatırım yapan müşterilerinize ne derdiniz? Ambargo filan olmaz yatırın paraları Türkiye'ye der miydiniz? Muhtemelen demez ve tazminat sorunlarıyla karşılaşmamak için onları uyarırdınız.

      Sil
  8. Hocam bu not indirimi ile ulkemizin borclarini cevirmesi zorlasirsa ekonomide ani durus riski olusabilir mi?Finansman maliyetleri her yeni borclanma ihalesinde artarsa butceyi ne yonde etkiler.Saygilarimla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Not indirimi olmasaydı da ekonomi iyi yönde gitmiyordu zaten. Bu karar ilave bozulma getirecek muhtemelen.

      Sil
  9. merkezi yönetim iç borç stoku 110 milyar dolara yakındır. merkezi yönetim dış borç stoku yaklaşık 95 milyar dolardır. merkezi yönetim kümülatif borç stoku ise 200 milyar doları aşmış görünmektedir. özel sektörün kümülatif dış borç stoku 400 milyar dolara yakın iken iç borç stoku 100 milyar dolara yakındır. total borç stokumuz 700 milyar dolara dayanmıştır. cumhuriyet tarihimizde dış borç stokunun GSMH ye oranı ilk defa %60 a çok yaklaşmıştır. 2001 krizinde bile GSMH nin %53 üne eşitti. zaten %50 yi bulduğunda kırmızı alarma verilmelidir. şu anki bütçe açığı GSMH nin %3,2 sini bulmaktadır ki bu gidişle yıl sonunda bu oranın %3,6 ila %4.0 arasında olması şaşırtıcı olmaz. en kötüsü de büyüme düştükçe ve cari açık küçüldükçe bütçe açığımızın büyümesi de hızlanmaya devam edecektir. bir de bizimle aynı kategoride olan ekonomilerden dem vurmuş hükümet!. bir kere gelişmekte olan ekonomilerin dış borç stoklarının GSMH lerine olan oranı %50 civarlarındadır. üstelik kısa vadeli dış borçlulukları GSMH lerinin %12 leri kadardır. bizim ise sadece kısa vadeli dış borç stokumuzun GSMH ye oranı %28-30 civarlarında salınıyor. 2,5 kat risk primimiz daha yüksektir. en yüksek enflasyonda arjantini takip ediyoruz. cari açığın küçülüyor güzellemesi yapıyorlar yahu ekonomi cahillerini kandırabilirsiniz ancak bizleri kandıramazsınız hele de iktisat eğitimi almış bizim gibileri asla!. cari açık ekonomi küçüldüğü için ithalat sert daraldığı için tüketim düştüğü için cari açık düşüyor üstelik eskiden türkiye ekonomisi küçüldüğünde cari fazla verirdik hemen. şimdi ise hala açık vermeye devam ediyoruz. çünkü dışa bağımlılığı şaha kaldırdılar. her 100 birim üretim için 70-75 birim ithalat yapar hale geldik. daha yazsam buraya sığmayacak kadar data yazardım buraya ancak sadece bu kısa özet bile yeter diye düşünüyorum. o yüzden kimse moody's e kızmasın. bana göre not düşürmek için geç bile kaldılar. geçmişte not yükseltirken bu kurumlar çok iyi idiler hatta bana göre fazla bile yükseltmişlerdi kredi notumuzu. şimdi rasyonel bakışlarla notlarımız düşürülmeye başlayınca bunlar tu kaka oldular. aşırı sıcak para girişleri uzun yıllar boyunca tüm kırılganlıklarımızı hatalarımızı gereksiz harcamalarımızı örttü finanse etti. finansman azalınca da dış güçler ki 657 milyar dolar sermaye gönderdiler bu ülkeye ; bunlar birden kötü oldular. eskiden iç gücümüzdü bu sermaye güçleri şimdi birden dış güçler haline getirildiler. sen ekonominin kalesini boşalt kaleciyi çek stoperleri çek sonra rakip bana sürekli gol atıyor deyip kötüle ne güzel İstanbul değil mi?..

    YanıtlaSil
  10. Bilgilendirmeleriniz için teşekkür ederim hocam. Kredi derecelenditme kuruluşları tarih boyunca büyük hatalara imza atmış ve bu hataların bazıları için bilinçli olduğu yorumları yapılmakta. Bu doğrultuda yerli ve milliden ziyade küresel ölçekte yeni kredi derecelendirme kuruluşları kurulması mümkün görünüyor mu ? Eğer böyle bir şey mümkün olursa bunu gerçekleştirecek düzeyde bağımsızlığı kabul görmüş bir kurum var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Doğrudur, bu kuruluşlar birçok hatalar yaptılar ama bizden fazla değil. Küresel sistem gördüğüm kadarıyla böyle bir arayışta bulunmuyor. Kaldı ki bunlarda çok daha geçerli olan ölçü her gün sürekli arz ve talebe göre belirlenen CDS primleridir.

      Sil
    2. Teşekkür ederim hocam.

      Sil
  11. Hocam bana öyle geliyor ki derecelendirme kuruluşları son birkaç yıldır halının altına süpürülen pisliklerin farkına varmış. Yüzde 100’ün üzerinde düzeltmeler yaparak günü kurtaran istatistik kurumlarının açıkladığı ekonomik göstergelere güvenmemiş yani. Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  12. Çok geçmiş olsun hocam.Kendinize iyi bakın.Sizi ekranlarda görmeyi de isteriz.Ege cansen ile bir perşembe akşamı programı güzel olur

    YanıtlaSil
  13. 5 milyon mülteciye bakan bir ekonominin bu duruma geleceği açık ve net ortadaydı. Eskilerin bir deyimi vardır. Hazıra dağ dayanmaz. Son 15 senede iyi yedik içtik şimdi hesabı ödeme vakti geldi. Tarım bitmiş, hayvancılık bitmiş sanayii tekstilde buzdolabında fason üretim dışına çıkamamış. İnşaat ile para bu kadar döndü. Olayın neticesi iflastır. Buradan sağ sağlim çıkacak siyasi iradede ortada yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olayın neticesi iflastır. Buradan sağ sağlim çıkacak siyasi iradede ortada yok. bakin burasi cok muhim

      Sil
    2. Olayın neticesi iflastır. Buradan sağ sağlim çıkacak siyasi iradede ortada yok. Bakin burasi cokomelli. Eninde sonuda yenecek bu cokomel.

      Sil
  14. Mahfi bey

    "İfade özgürlüğü"mü kullanmak istiyorum:

    Sinkaflı küfür ve hakaretle dolu yorumumu gönderirsem yayınlayacak mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Talep ettiğiniz şey ifade özgürlüğü değil terbiyesizlik.

      Sil
  15. Çok güzel bir yazı olmuş hocam yüreğinize sağlık

    YanıtlaSil
  16. ekonominin iyiye gitmediği bir gerçek ancak yine de zamanlama manidar gelmiyor değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye öyle zamanlardan geçiyor ki her zamanlama manidar görünüyor.

      Sil
  17. Benim anladığım bu derecelendirme kuruluşları bize emeklikik fonları seçiminde en az riskli varlık olarak gösterilen hazine kağıtlarını çöp diye nitelemiş. Coğrafya kaderdir biraz da aksi söylense de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kuruluşlar 2005 sonrasında notumuzu yükseltirken coğrafya kader değildi de şimdi mi oldu?

      Sil
  18. Sayın hocam, dalgalı kur rejiminde olduğumuzu ve döviz kurlarının piyasada arz talep dengesine göre belirlendiğini biliyorum. Ancak merak ettiğim döviz kurlarını arz ve talep dengesine göre kim tespit ve ilan ediyor? mesala şu an doların 5.90 olduğunu kim tespit ve ilan etti?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasa. Tıpkı elma fiyatlarında olduğu gibi.

      Sil
  19. Not düştüğü için mi kötü oluruz, kötü olduğumuz için mi not düşer? internette çoğu kişi not düştü çok kötü olacak demiş, bence yanılıyorlar, zaten kötüyüz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisi de. Önce ekonomi kötüye gider sonra not düşer, not düştüğü için döviz girişi azalır, kurlar yükselir, enflasyon artar, işsizlik yükselir ve büyüme düşer. Bu gelişmeler sonucunda not bir kez daha düşer.
      Burada esas olan neden-sonuç ilişkisini doğru kurabilmektir. Neden ve sonuç bir süre sonra birbirinin yerine geçer. O nedenle ilk nedeni bulmak gerekir. Burada ilk neden ekonominin bozulmasıdır.

      Sil
    2. ilk ve temel neden hukukun ustunlugunun ve adaletin kaybolmasidir hocam.

      Sil
  20. C seviyesine az kalmış Ha gayret

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimize A seviyesinden kredi notu ayarlayip fotokopisini noter katibine asli gibidir diye onaylatip yayinlasak yemezler mi? Malum, tecrubeliyiz bu konuda...

      Sil
  21. Hoca doğruları açıkça söylüyor. O yüzden ana akım medyada göremiyoruz kendisini. Çok konuşup, hiçbir şey anlatmasaydı her gün bir kanala çıkarırlardı.

    YanıtlaSil
  22. Hocam aydınlatıcı yazınız için. Teşekkürler. Sİzi seviyoruz. Geçmiş olsun. KEndinize iyi bakın.

    YanıtlaSil
  23. Moody's, dış güçlerin bir kurumu olduğuna göre kafamıza takmamıza gerek yok.

    Osmanlı torunları, dış güçleri yenecek, az kaldı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlı hanedanından olmayanlar Osmanlı torunu değildir. Yani Osmanlı diye bir millet yoktur, Osmanlılar, Habsburglar (Avsturya - Macaristan imparatorluğunu yönettiler), Tudorlar (İngiltereyi yönettiler), Romanovlar (Rusyayı yönettiler) gibi bir hanedandır. Osmanlı ailesine kan bağıyla bağlı olmayan kişilerin Osmanlı torunu olması söz konusu değildir.

      Sil
  24. Sayın hocam, elma vb. Ürünlerin fiyatları her pazar tezgahında farklılık gösteriyor. Ama döviz kurları her bankada aynı. Döviz kurları sanki bi merkez/kişi/oluşum tarafından belirleniyor gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başlıca iki nedeni var: (1) Döviz standart bir mal. Yani 100 Dolar hep aynı. Oysa elmalar farklı. Rengi, tadı, kalitesi farklı öyle olunca fiyat farklılığı olması normal. (2) Döviz fiyatları her an tvlerde, internet sitelerinde geçiyor ama elma fiyatları bu kadar bilinip izlenmiyor.

      Sil
  25. Doları yükselterek dengelerle, seçimden sonra

    YanıtlaSil
  26. Not çıkarsa başarılıyız, not düşerse karar siyasi :) Hükümetimizin her alandaki özeti.

    YanıtlaSil
  27. Hocam zaten borc verenler ekonominin durumunu bilerek borc veriyorlar.Moody's in yaptigi ise malumun ilanindan baska birsey degildir.Su anda turkiyenin ihtiyaci mevcut borclarin cevrilmesidir.Borc cevirmenin maliyeti biraz daha artar.Cevrilmemesi gereken kadar bu ulkeye zaten borc vermezler.Borclari yenilememe olayinin sonucunu bizden daha iyi bilirler.Bu yola tevessul edeceklerini dusunmuyorum.Bence turkiyeyi elde tutmanin maaliyeti onlara biraz agir geldi.Fakat zor kullanmanin maliyeti daha buyuk olacagindan ne care ki buna katlanmak zorundalar.Elbette cekisme surecinda birkisim canlar yanacaktir.Akil ve zekaya dayanan guc parayi ve diger unsurlari kendi cikarlari dogrultusunda kullanacaktir.Sunla iktifa etmeliyim ki surecte turkiyeyi altindan kalkamiyacagi bir duruma getirmek hicbir egemen gucun cikarina uygun degildir.Aptalca bir hata yapmadiktan sonra turkiye yolunda yurumege devam edecektir.Saygilar.

    YanıtlaSil
  28. hocam şu durumda ekonominin iyi olduğunu kimse söyleyemez zaten ama ben Erdoğan ve hükümetinin bu kez bir ekonomik kriz riskini alabileceğini sanmıyorum. Yani bir şekilde Trump ile arka planda bir şeyler görüşülecek ve yaptırım vs olmadan bu işler tatlıya bağlanacak. Sonrasında ise Türkiye'de piyasalarda bir ralli başlayacak diye düşünüyorum. Şuan saçma gelebilir ama herkesin korktuğu ortamda kiminin elinden hisse toplayacaklar kiminin elinden TL sini toplayacaklar. Herkes borsa aşağı dolar yukarı odaklanmışken çok kişinin canı yanacak diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasa da sizin gibi düşünüyor ve iyi kötü sakin duruyordu. Ama son açıklamalardan sonra ve özellikle Moodys'in not indiriminden sonra neler olacağını yarın göreceğiz.

      Sil
  29. Teşekkürler hocam, yerinde tespit ve yorumlarınız için. Bu kötüye gidişin, fanatizm körlüğü içindeki milyonlara rağmen tersine dönmesi mümkün görünmüyor. Ne dersiniz? Üzülmek midir tek yapabileceğimiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Herhangi bir meselede kötüye gidişin tersine dönebilmesi için bir kaç şey lazım: (1) Kötüye gidiş olduğunu kabul etmek gerekli. (2) Nerede hata yapıldığını araştırmak gerekli. (3) Hataya neden olan konuları ön yargılardan uzak düzeltme niyetinin olması gerekli.
      Bunlar varsa düzelme de mümkün olabilir.

      Sil
  30. Herkes eğri oturup doğru konuşmalı. Şu ortamda kim Türkiye’ye yatırım yapar? Bir noktadan sonra faiz ne kadar yüksek olursa olsun kimse bu ekonomiye para vermez. Adamları, bize yıllardır borç para verenleri suçlayacağımıza , dönüp bir kendimize bakalım. Kısır döngüler içinde ne yöne gideceği belli olmayan zorluklat içinde boğuşan, hak, hukuk ve adaletin ağır yara aldığı bir ülke. Bir Ortadoğu ülkesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hatayı nerede yaptığımızı tespit edemezsek ya da görmezden gelirsek bu döngüden çıkamayız.

      Sil
  31. Hocam yanitlariniz hayatin akisi icinde her alanda gecerli, gercekci onermeler iceriyor, saygilar


    YanıtlaSil
  32. Son 2 yılda ekonomi yönetimi hata üstüne hata yaptı ve oyunu iyi okuyamadı. Bana göre en büyük hata keynesyen= harcamacı ,bütçe açığı verdirici önlemlerdi. Bu şekilde hükümet ekonomiyi toparlayacağını düşündü.Hala aynı yolda gidiyor.Ancak Süreci kötüleştiriyor.

    Vatandaşı para harcamaya teşvik için kredi kartı asgari ödeme oranını düşürüyor taksit sayısını arttırıyor (vatandaş borcunu ödemez daha çok borçlanır ve faizler daha da artar),özel sektöre teşvik programları açıklıyor..

    Borç/gsyih oranının diğer ülkelere göre düşük olmasından cesaret aldılar ve yanıldılar. Güzel kardeşim senin borç/gsyih oranın %50 Japonyanın %230 ancak Japonya , yıllardır istikrarın olduğu, sürekli cari fazla veren ve faizlerin eksi düzeyde olduğu bir ülke.

    Bu ülkede oran %400 olsa da sorun yok çünkü adam faiz ödemiyor tam tersi faiz eksi olduğu için borcundan para kazanıyor.

    Sen böyle değilsin senin faizlerin çok yüksek. Çünkü Abd ile aran bozuk, siyasi istikrarsızlığın var. Gazeteciler, muhalif politikacılar tutuklanıyor İstatistik kurumun enflasyonu doğru açıklamıyor Merkez Bankan rezervi doğru açıklamıyor. Ysk , İstanbul seçimini iptal ediyor kimse gerçek iptal sebebini anlamış değil.
    Ysk başkanı bile iptal edilmemeli yönünde oy kullanmış..

    Yani devlet kurumlarına güven kalmamış bu sebeple vatandaş tamamen tasarruf moduna geçmiş.

    Bütçen sürekli açık veriyor, faiz dışı fazla bile veremiyor artık. Bütçen faiz dışında da açık veriyor.

    Böyle bir ortamda senin faiz giderini azaltacak önlemler alman şart. Bu da sıkı tasarruf tedbirleriyle ve güven artışıyla olacak birşey.

    Sen bu tedbirleri alacaksın faizleri düşüreceksin, hukuk reformunu yapacaksın içeride düşünce suçlusu kimse kalmayacak mesela. Bunları yapacaksın güveni sağlayacaksın. vatandaş ondan sonra para harcamaya yatırım yapmaya başlar. Böyle bir ortamda kimse para harcamaz harcamayacak bunu ne zaman göreceksiniz acaba?

    Yaptığınız tek doğru, büyümeye geçmek için faiz arttırıp kuru düşürmek gibi bir yola girmemek.(2001 iktidarı bu yola girdi ve ekonomi battı)

    Çünkü bunu yaptığınızda cari açık artıyor ve hasta kanamalı duruma geçiyor. Cari açık , ülkeden para çıkması demek ve kan kaybetmemiz enerji kaybetmemiz demek.

    Cari açık vermememiz ama büyümememiz ise enerji kaybetmememiz ama enerjiyi depoladığımız anlamına gelir bu sorun değil. Bu sene enerji depolarız sonraki yıllarda bu enerjiyi harcarız önemli olan enerji kaybetmememiz.

    Yapılacak olan şeyler belli
    -Hukuk reformu
    -çok sıkı tasarruf tedbirleri(hem vatandaş hem devlet için)
    -Belediyelere yarım kalmış yatırımlar dışında hazineden para aktarımının durdurulması ve belediyelerin kendi yağlarıyla kavrulmasının sağlanması.
    -Ötv kdv gibi tüm vergi indirimlerinin iptal edilmesi faizler düşene kadar vergi oranlarının arttırılması
    -Gerek iç gerek dış barışın sağlanması (Muhalefet partileri ile ve Abd ile aranın düzeltilmesi füzelerin alınıp kullanılmaması gibi.)
    -Herşeyden önemlisi İstanbul seçimlerinin sonuçlarının kabul edilmesi ve tüm dünyaya demokrasiye inanıyoruz mesajının verilmesi.

    Bunlar olursa ne olur? Güven gelir. Faizler düşer , insanlar araba almak istediğinde 120.000 tllik arabanın 48 ay vadeli fiyatı 200.000 olmaz 150.000 olur mesela ve vatandaş araba alır.

    Kredi kartı borçlusu vatandaşın ödediği temerrüt faizi düşer borcunu daha rahat kapatır.

    Faizler düşünce ve tasarruf yapılınca bütçedeki faiz yükü iner bütçe önce faiz dışı fazlaya sonra da bütçe fazlasına geçer. Bundan sonra vergiler düşürülür ve cari açık vermeden büyüme hedefine odaklanılır.

    Bunları yapmak zor mu? Elbette çok zor çünkü bugüne kadar yaptığınızın tersini yapmış olacaksınız ancak doğrusu bu.

    Başka türlü ekonomimiz düzelmez. Kapanan fabrika sayısı , dolayısıyla işsizlik daha da artar.

    Her ülkenin koşulları farklıdır ve alınacak önlemler bu koşullara uygun olmalıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıklamalarınızın tamamına katılıyorum. Sadece küçük bir parantez olarak,
      Yapılacak olan şeyler listesinin 1.sırasındaki hukuk reformu kişi yada kurum çıkarlarını koruyacak şekilde düzenlenirse gene hiçbir etkisi olmaz !!

      Sil
    2. İçinde çelişki olan bir yazı olmuş şöyleki 2001 krizindeki gibi yf-dk uygulanmadı denmiş faizler 4.5 lerden 25.5 lara geldi şuan sırf kuru düşük tutmak uğruna.

      Sil
    3. Adsız 11.45
      Evet hukuk herkes için eşit koşullarda uygulanmalı.

      Adsız 18.47

      12 aylık Cari açık 8 milyara düştü bu da cari açık/gsyih oranının %1 olduğu anlamına gelir.

      2000 yılında %4 idi o dönemde hükümet çıpayı tutturmak için yüksek faiz uygulamak zorunda kaldı Siyasi krizden sonra çıpayı da bıraktı.

      Eğer bugün hükümet gösterge faizi %40'a çıkartsa ve doları 4 tl yapsa büyüme pozitife döner büyürüz ama sonra çok ağır bedel öderiz .

      Büyüme için cari açık feda edilmemeli . Önemli olan cari açık vermeden büyümek.

      Ekonomi yönetimini ve merkez bankasını faiz yönetimi konusunda başarılı buluyorum .

      Cari açık/gsyih oranı %0-%1 arasında tutulacak şekilde faizler belirlenmeli.

      Bu anlamda yazıda çelişki yok.

      Sil
  33. Hocam elinize sağlık yine çok başarılı bir yazı olmuş.

    "2014 sonunda Türkiye’nin kredi notları Fitch BBB – (negatif), Moody’s Baa3 (negatif) ve S&P BB+ (negatif) olarak belirlendi." cümlesinin revize edilmesi faydalı olabilir diye düşünüdüm.

    Türkiye’nin kredi notunun; Fitch tarafından 05.11.2012 tarihinde Fitch BBB – (durağan), Moody’s tarafından 16.05.2013 tarihide Baa3 (durağan) ve S&P tarafından 27.03.2013 tarihinde BB+ (durağan) olarak belirlendiği bilgisine ulaştım. Bu durumda kredi derecesinin zirve yaptığı yıl olarak 2013 yılına atıfta bulunulması daha vurgulayıcı olabilir.

    Nitekim, 2013 yılında ülkemiz 950 milyar USD tutarın GSYH ve 12,5 bin USD kişi başı GSYH ile GSYH açısından en başarılı seviyeye ulaşmıştı. Bu durumda; 2012 yılında elde edilen ve 2005 yılından bu yana ulaşılan en olumlu veriler olan %6,2'lik enflasyon, %8,4'lik işsizlik oranı ile desteklenmişti.

    YanıtlaSil
  34. Hocam Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı askeri harekatlarının maliyet rakamı belli midir? Asker kayıpları veya yurt içinde ve dışında Suriyelilere harcanan, milyar dolarları bulan insani yardım tutarından bahsetmiyorum. Yaşadığımız yüksek enflasyon ve yüksek kur hareketlerinde bu askeri operasyonların etkisi, rahip Bronson etkisinden daha kalıcı ve yıkıcı olmadı mı? Maliyet/fayda açısından değil, sadece maliyet açısından değerlendiriyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki bir süredir kamu harcamalarının ayrıntıları açıklanmıyor.

      Sil
  35. Hocam merhaba,( biraz konuyla alakasız bir soru olabilir ama cevabınızı çok merak ediyorum) yatay geçiş yapmayı düşünüyorum ama emin değilim. Uluslararası ilişkiler okuyorum. Hacettepe mi Ankara üniversitesi mi, teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hacettepe, ama Beytepe kampusune ulasim konusunu da goz onunde bulundur.

      Sil
    2. Hocam,Bu konu benim için çok önemli ve çok acildi. Hemen cevapladığınız için çok teşekkür ederim.

      Sil
    3. Ankara Üniversitesi (Siyasal Bilgiler Fakültesi) uluslararası ilişkilerin kurucusudur. Bence orayı düşünün.

      Sil
    4. Hacettepe’de iyi eğitim alırsınız ama Siyasal’ı tutmaz. Siyasal’da sadece iyi yemek yoktur bunun yanında iyi de bir ambians vardır. Girdi olarak bu oksijeni solursanız, çıktı olarak çok farklı düşünen insanlar olarak çıkarsınız. Parayla ya da puanla ölçmeyin. Siyasal’ın Uluslararası İlişkileri, Maliyesi, Çalışma Ekonomisi, Kamu Yönetimi alanlarının en iyilerindendir. İşletme ve İktisat’ta ise yine iyilerdendir.

      Sil
  36. Turkiyede busartlar altinda
    1) son bahar gibi kisa dogru cok rahat %17 issizlik rakamina ulasiriz
    2)olasi bir kur ataginda ki olma ihtimali %50nin ustunde dolarda benim daha onceki yorumlarda bu blogda yorumladim alt taban 9.47 olmak uzere 10-11 ve hatta 12li rakamlari gorme ihtimalimiz cok yuksek
    3)Turkiyede cari acik muhtemelen bu sartlar payendesinde artik olmayacak cunku ne tuketecek gucumuz ne borclanacak kredinilitemiz ve sartlarimiz var ne de gelirimiz doviz karsisinda guclu ve veya sattigimiz urunler disariya ucuza gidiyor. Kisaca Cari acik sorunu en az 2 yil yok diyebiliriz hatta bana kalirsa daha uzun bir sure
    4) Enflasyonda tek rakam acik konusalim artik ruyalarda kalmistir. Bundan sonra %8-9 lu tek rakama ulasmak imkansizdir. Enflasyon %20ye cipa atmis durumdadir burdan oyle kolay kolay inmesi mumkun degildir. Bu rakamdan inmesinin ihtimali bu rakamin uzerine cikmasi ihtimalinden daha dusuktur. Olasi bir kur atagi enflasyonu cok rahat yeni seviyelere yeni bir levela ziplatir. Dahasi issizlikte mevcut %14 ileri de olasi rakamlar olan %17 %20lere dogru rakamlar karsisinda hic bir siyasal erk rahat olamaz isterse demokratik adil esit sartlarda %98 oy alsin Issizlikta bu tur rakamlar geceleri uyku sokmaz Yunanistan diyeceksiniz ya da Avrupada farkli bir ulke issizligi yuksek bu dogru ama oralarda insanlarin rahatlikla vizesiz calisma izinsiz yasal olarak kacabilecegi bir delik kendilerine alternatif uretecegi bir cografya var mesela Yunanistanda issiz olan bir kisi ver elini Almanya deyip oralarda emegini deglerndirebilir ya da baska bir avrupa ulkesinde mesela ingiltere ve hatta ve hatta vizesiz Avusturalya gidip oralarda tutunabilir(bilenler bilir Avusturalyada ilk ve koklu ticarette namli guclu bir yunan diasporasi vardir)Mamafih Bu turden issizlik oranlari karsisinda siyasal erkin yapabilecegi kuskusuz sinirlidir. Bu baglamda cozum olarak geriye "Para Basmak" fikri akla gelmektedir. Para basarak talep yonlu enflasyon yaratarak hem buyume saglamayi hem de philips egrisi uzerinden kendince issizlikle mucadele etmeyi secenek olarak onumuzde durmaktadir. Buna kur atagini da eklersek onumuzdeki surecte Turkiyede hiper enflasyon surecinin kapida oldugu acik ve net suphe getirmez bir gercektir.
    Siaysal erk icin para basarak issizligi kontrol etme sureci hic de yabanci degildir. Ihtiyat Akcesi KGF Merkez kari bunlar gecici para basma teknikleridir. Devlet sismis ve buyumustur surekli para basma ise hazine avansi ile gerceklesmesi olasidir. Dahasi olayin sosylojik boyutunda para basma Turkiye toplumu icin de oyle cirkin kotu ve yabancisi oldugu bir olgu degildir. Turkiye toplumu Is As olsunda enflasyon ne olursa olsun mantelitesinde hayata bakmaktadir. Dahasi gecmis tecrubelerimiz ekonomik tarihimize baktigimizda Philip egrisi denkleminin Turkiyede orta uzun vadede isledigi tecrube edilmistir. Tam da bu noktada Turkiye onumuzdeki surecte acili bir kumar oynacagi cok aciktir ya herro ya merro ya enflasyon ya issizlik kavramlarindan tercihli yol ayrimina gelmistir. Korkarim ki bu acili kumar iki elimizde de patlamasin hem yuksek issizlik hem yuksek hiper enflasyon. Ben kisisel olarak ikisininde cok yuksek olacagi bir doneme girecegimizi dusunuyorum.Yani iktidari issizligi alt edeyim buyumeyi saglayayim enflasyon ne olursa olsun diyerek para basma kumari bize ne issizlikte ne buyumede fayda saglamayacagi gibi yuksek issizlik ve hiper enflasyon olarak elimizde patlayacaktir.

    Saygilarimla ve herkesten basta bu blog yazari beyefendiden yorumuma katkida bulunmasini temenni ediyorum.

    YanıtlaSil
  37. Hocam

    Öğrencileriniz olarak sizi seviyoruz.

    Babalar gününüz kutlu olsun :)

    YanıtlaSil
  38. Mahfi Bey,
    Yorumunuz icin tesekkurler. Bir duzeltme lutfen, soz konusu olan “iflas riski” degil, “temerrut riski” olarak (default) belirtilmistir. Moody’s websitesinde temerrutun nasil tanimlandigi gorulebilir, cunku degisik kurumlar farkli tanimlayabilirler.
    Ayrica, Turkiye’de genelde finansal rasyolara odaklanilir; ancak Sovereign rating metodolojide gorulebilecegi gibi, dort ana faktore bakilir: Ekonomi gucluluk, Kurumsal gucluluk, Finansal gucluluk ve Soklara karsi kirilganlik.
    Saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, hemen düzelttim, teşekkür ederim.

      Sil
  39. Hocam cin in belkide brics deyim kredi derelecenditme kurulusu var mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim kadarıyla yok, olsa da zaten batılılar kendi derecelendirme kuruluşlarının notuna itibar eder.

      Sil
  40. Sayın Eğilmez geçmiş olsun. Doğru teşhis ve neticesinde doğru tedavi yöntemi hastalığınızın çabuk geçmesine neden oldu. Ülkemizin de hastalık durumu aynı, doğru teşhis koymaya çalışılıyor. Deveye sormuşlar boynun neden eğri diye? Deve de nerem doğru ki demiş. Ülkemizi yönetenler doğru teşhis arama yerine, işine gelen teşhisi Halka kabul ettirme çabasında. Cumhurbaşkanımız, Ülkemizi Dünya ekonomik büyüklük sıralamasında ilk 10 a sokmayı hedefliyor. bence bu hedef yanlış. Esas hedefimizin "Dünya Yolsuzluk sıralamasında" ilk 20 ye girebilmemiz olmalı. Halen "Dünya Yolsuzluk Sıralamasında" 80 inci sıraya yakınız. Dünya Ekonomik büyüklük sıralamasında ilk 10 a girmektense, Dünya Yolsuzluk sıralamasında ilk 20 ye girebilmemiz bir çok sorunumuzu çözecektir diye düşünüyorum. Acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeyimiz bitmiş. Önemli olan tüm hedefleri tutturmak

      Sil
  41. Hocam yazılarınızı ilgiyle takip ediyoruz. 2020 yılından başlamak üzere Dolar'in aşırı bir değer kaybedip başta altın olmak üzere emtia fiyatlarının yükselecek iddialarını ne kadar doğru buluyorsunuz? Dolar sizce hangi yıla kadar en çok tercih edilen küresel rezerv para olma özelliğini korur. Sizce küresel ekonomik kriz dönemlerinde altın vd.emtialarin değeri başta ABD olmak üzere diğer devletler tarafından aşağıya nasıl çekilir?
    5 sene içerisinde 1929 Buhranı tarzında küresel ekonomik kriz öngörüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunların çoğu dikkat çekmek için ortaya atılan görüşler. Birisinin dolar daha uzun süre tahtını korur derse çekeceği ilgi, altın birkaç yıla doların yerini alacak derse çekeceği ilgiden daha az olur. O nedenle bu tür altı boş, herhangi bir araştırmayla desteklenmemiş iddialar benim açımdan pek bir anlam taşımıyor.
      Aslında içinde hala yaşadığımız Küresel Kriz 1929 Krizinden daha derin ve uzun bir kriz oldu.

      Sil
  42. türkiye ekonomisinde aşırı derecede kredi gerçeği bulunmaktadır. 2003 yılında kredinin GSYH içindeki hacmi %14 civarındayken 2009 itibariyle adeta Ferrari hızında büyümüş ve nihayetinde ortalama bazda %67 civarına kadar çıktı. üstelik niceliksel genleşme hacmi daha da büyüktür.2,6 trilyon liralık kredi hacmi oluştu. GSYH ise 3,8 trilyon lira civarındadır üstelik de iki defa olumlu revizyon yapılarak bu GSYH ye ulaşılabilmiştir. yani kredi varsa sözde büyüme var yoksa küçülme vardır. uluslar arası sermaye en az 657 milyar dolarlık sermaye getirdi bu ülkeye!. buna karşın GSMH 763 milyar dolar hala. kredi büyüme ortalaması makro büyüme ortalamasının hayli üzerindedir. sermaye dağılım mobilizasyonu konusunda aşırı bir verimsizlik ve bunun yarattığı çok çarpık bir büyüme tabanı ve yapısı oluşturulmuş bulunuyor maalesef. inovasyonlaşma bilimselleşme teknolojileşme sanayileşme yerine salt betonlaşma rantlaşma olunca sonuç budur!. bir başka olası sonuçsa bu kredileri bu verimsiz ve çarpık yapıya doğru aktifleştiren bankacılık sisteminin batık geri dönemeyecek kredi hacminin giderek artmasıyla sarsılacak olmasıdır. ekonomimiz yüksek girdiyle düşük çıktı hastalığına tutulmuş ve adeta kanserleşmiştir.

    YanıtlaSil
  43. Her Almanci bir tane arabasina Alman koyup getirse donuste de bir tane issiz Turk getirse hem issizlik azalir hem cari acik bir tasla birden fazla kus

    YanıtlaSil
  44. Hocam öncelikle yazı için teşekkürler. Anladığım kadarıyla amacınız halkı eğitmek, bilgilendirmek, birçok şeye bardağın dolu tarafından bakıp kötü olasılıkları atlamadan iyimser bir dille anlatmak. Anlıyorum, ekranlara küstünüz. İşlerine geldiği zaman sizi çağırıp orada konuşturuyorlar, gelmediği zamansa mecazi anlamda kapı dışarı ediyorlar. Biliyorum çok yoruldunuz. Sonuçta takım tutar gibi ekonomik safsataları savunan bir toplumun fikrini değiştirmek çok zordur. İmkansız değildir, sadece çok zordur. Sizin gibi insanlar Türkiye'de o kadar azınlıkta ki... Hocam bu blog iyi güzelde insanlar sizin Ege Cansen, Asaf Savaş Akat vb. gibi kişilerle halka açık sohbetlerinizi özledi. Bu sohbetler nerede olursa olsun insanlar oraya resmen akıyor. Bunu konferanslarınızdaki kalabalıkları göz önüne alarak söylüyorum. Fakat farklı şehirlerde yaşadığı için konferanslarınıza katılamayan, aynı şehirde olsa bile kalabalıktan ötürü yer bulamayanlar var. Lütfen ekranlarla olan küslüğünüzü en azından bir dönem askıya alamaz mısınız? Sizi çok özledik hocam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakkımdaki sözleriniz için çok teşekkür ederim. Ama benim ekranlara küskünlüğüm söz konusu değil. Ekran tuhaf bir yer bu dönemde. Doğruları söylerseniz ekran sahibi sıkıntıya giriyor. Başkalarını kendi görüşlerimi açıklayarak sıkıntıya sokmak istemiyorum. O nedenle sadece kendi bloğumda reklamsız, sponsorsuz yazıyorum. Reklam almıyorum, sponsor kabul etmiyorum çünkü yazdıklarımın faturası onlara çıkabilir. Yazdığım şeyler ne kadar bilimsel, tarafsız ve objektif olursa olsun sıkıntı yaratabiliyor. Hatta sırf o nedenle daha fazla sıkıntı yaratıyor. O nedenle televizyona çıkmıyorum, herhangi bir medya kuruluşuna yazmıyorum.

      Sil
  45. Fatih Kömürcüoğlu17 Haziran 2019 13:43

    Bir diş hekimlerinin diş macunu reklamlarını anlamıyorum. İnsanların dişleri çürümese aç kalırlar halbuki. Demek ki ben önemli değilim yeter ki insanların dişleri çürümesin diyorlar. Bir de bu not şirketlerini anlamıyorum. İlk bakışta müşterilerine yol gösteriyorlar gibi. Ama bir kere olumlu rapor verdikten sonra geri dönüşleri çok zor. Eğer yanılırlarsa bunlara güvenerek yatırım yapan şirketler hay sizin raporunuza diyecekler. Ülkedeki olumsuz gidişatı görüp raporu revize etseler müşterileri daha çok para kaybedecek. Belki düzelir deyip pembe tablo çizmeye devam etseler 2009 krizinde olduğu gibi bir yerde patlayabilir. Bence bu not işini uluslararası özerk bir kuruma havale etmek lazım.

    YanıtlaSil
  46. Hocam, siyasetteki tıkanıklık Türkiye'nin üzerine lanet gibi çöktü.

    Umudum tükeniyor, galiba iş bulamayacağım hocam...

    YanıtlaSil
  47. Hocam
    Şu sözü kimin söylediği hakkında sizin bilginiz var mı? Google'da çeşitli isimler çıkıyor, net bilgi yok.
    "Bir şeye sırf inanmak istediğin için inanma."

    YanıtlaSil
  48. Hocam hep karamsar hep karamsar, biraz da gulumse.

    YanıtlaSil
  49. Merkez Bankası döviz rezervlerindeki düşüş izlenen dalgalı kur politikasına ters düşüyor ve bu gelişme Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve şeffaflığını tartışmalı konuma sokuyor. Bu kısmı anlayamadım tam olarak ne anlama geliyor

    YanıtlaSil
  50. Dalgalı kur ile Merkez Bankası zıt hareket halinde sanki. Bunun olumsuz yansıması olacaktır

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...