19 Şubat 2020 Çarşamba

Faizi Düşürmekle Enflasyon Düşmez

Türkiye ilginç bir ülke. Herkesin kendisine göre teorileri var. Bu yalnızca ekonomide değil futboldan fiziğe kadar her alanda böyle. O nedenle biz aynı şeyi defalarca anlatmak zorunda kalıyoruz. Öyle olunca da bir türlü sorunları arkamızda bırakıp ilerleyemiyoruz. Defalarca aynı yere dönüyor, aynı hataları tekrarlıyoruz.

Aynı şeyi bir kez daha anlatmak yerine grafikler sunmaya çalışacağım bu kez. Aşağıdaki ilk grafik gösterge faizin, ikinci grafik USD/TL kurunun,  üçüncü grafik te enflasyonun son 6 aydaki seyir defterlerini (Kaynak: Bloomberg HT ve TÜİK.)


İlk grafik gösterge faizin; Merkez Bankası faiz indirimlerini ve bankalara yönelik faiz indirim kampanyalarını izleyerek son haftalar dışında sürekli düştüğünü, son haftalarda artışa geçtiğini gösteriyor. İkinci grafik USD/TL Kurunun faizdeki düşüşle ters uyum içinde sürekli bir artış içinde olduğunu sergiliyor. Üçüncü grafik, enflasyonun ilk dönemde baz etkisiyle gerilediğini, sonrasında ters baz etkisine ek olarak USD/TL kurundaki yükselişle uyum içinde arttığını ortaya koyuyor.

Üretimi önemli ölçüde ithal girdilere bağlı olan ve o nedenle kur artışlarının enflasyona yansıdığı Türkiye’de faiz, sadece enflasyonu denetlemek için değil, enflasyona büyük ölçüde neden olan kuru denetlemek için kullanılır. Faizi indirince kur yükselir ve enflasyonu olumsuz etkiler.

Faizi düşürerek enflasyonu indirmenin mümkün olmadığını bu sefer de bu yolla anlatmaya çalışmış olalım.


141 yorum:

  1. "Faiz düşerse enflasyon düşer" düşüncesini savunanların gerçekteki amacı haram olan faizi ekonomiden uzak tutmaya çalışmaktır
    Bu insanlar faiz derken neyin kastedildiğini bilmezler hatta enflasyonun tam tanımını bile yapamazlar
    Enflasyon onların bahanesidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğunluk halk nezdinde doğru bir tespit.

      Sil
    2. Hocam, biz ekonomide sizin anlattığınız gibi biliyoruz; lakin faizi bir maliyet olarak düşünebilir miyiz? Örneğin, yatırımlarını finans sektöründeki fonlarla destekleyen bir firma yüksek faiz ödediğinde bunu maliyetlerine yansıtıp fiyatları yukarıya çekmez mi? Firmaların büyük bir çoğunluğunun bu şekilde çalıştığını düşünürsek bu durum enflasyon artışına sebep olmaz mı?

      Sil
    3. Emrah Fidan, buradaki esas mesele dini motivasyonla faizin ekonomiden uzak tutulmaya çalışılması değil, mevduat sahiplerinin eksi gerçek faiz (nominal faiz-enflasyon) alıyor olmasıdır, en azından benim açımdan böyle...

      Sil
  2. Hocam rica etsem yanitlar misiniz
    Faiz dususunun ve ya arttirimin Kura oransal olarak etkisi ne kadar?
    Soyleki diyelim ki Faiz %8 Kurda 1 Dolar 5Lira
    Faizi %7.50 ye cektigimizde %6.25 indirim yapmis oluyoruz kur bu asamda kademeli olarak %6.25 artar mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu tam olarak ölçmek pek mümkün değil. Çünkü bu etkilerin yanında başka bir sürü etken var.

      Sil
  3. Hocam kaleminize sağlık ancak anlatamazsınız çünkü anlatmak için anlayacak seviyede insanlar lazım. Sizin kadar sade ve güzel bir anlatım bile bir çok insanın dimağına sığamıyor ne yazık ki çünkü okumuyorlar sadece konuşuyorlar.

    YanıtlaSil
  4. Eger kamu bankalarinda, piyasaya Dolar pompalayip kuru sakinlestirecek kadar cok para varsa; TCMB faiz indirir.

    Biliyorsunuz; TCMB faiz indirdigi an, kamu bankalari piyasaya Dolar aktararak, kurun yukselmesini engelliyor. Turkiye'de boyle bir "kur sakinlestirme mekanizmasi" var.

    Bakalim, simdi ne olacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru da bu kadar parayı piyasaya pompalarsanız bu kez de kurdan değil para bolluğundan enflasyon azar.

      Sil
    2. Hocam devlet bankaları bir süredir döviz mevduat toplamayı bıraktı nasıl pompalayabilir?

      Sil
    3. Mahfi hocam para bolluğundan enflasyonun tırmanması olayını biraz daha açarmısınız ?

      Sil
  5. Hocam birde DOLARI 1 TL EŞİTLEMEK İÇİN ekonomide ne olması gerekir bir yazı bekliyoruz.Bilgileriniz için Teşekkür ederiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün olan bitenin tam tersini yaparsanız bu olur.

      Sil
    2. Çok kısa bir yazı oldu hocam. :)

      Sil
    3. Hocam merhaba.
      Türkiye Ekonomisi kitabınızı dikkatle okudum, oldukça da faydalandım. Bazı ufak tefek hatalar mutlaka vardır. Ben dikkatimi çeken İkiz Açık (safya 252) maddesinde dikkatimi çeken bir maddi hataya değinmek istedim. Kitabınızda, "iç ekonomik denge ile birlikte dış ekonomik denge de açık veriyorsa ikiz açık söz konusudur" demişsiniz. Fakat, bu doğru olmasa gerek, zira bir önceki fotoğrafta yazdığınız gibi "iç ekonomik dengi ile dış ekonomik denge" eşittir. Dolayısıyla matematiksel olarak biri eksi ise diğeri de eksidir.

      Bildiğim kadarıyla, ikiz açık iç ekonomik dengenin sadece (T-G), yani bütçe açığı ile ilgili kısmını ve (X-M) yani dış ekonomik dengesini ifade eder. S-I denklemi bu tanımın dışındadır.

      Bir sonraki baskısında düzeltilir düşüncesiyle paylaşmak istedim.
      Kitap için tekrar emeğinize sağlık.

      Sil
    4. (T - G) eksi ise bütçe açığı vardır
      (X - M) eksi ise cari açık vardır.
      Dolayısıyla ikisi de eksi (açık) olabilir

      Sil
  6. Hocam, cehalet ilim zannedilirse aynen de bu dediğiniz olur, üç ayet, iki hadis ezberleyen kendini alim zannedip kafasına göre teori geliştirmeye başlar. Ne yazık ki ülkemiz cehaletin kutsanıp yüceltildiği bir dönemden geçiyor, sucuk imalathanesi muhasebecileri akla ziyan ekonomi teorileri geliştirirken kaçak sucuk üreticileri rektör yapılıyor. İşin iyi tarafı ise bu dönemin sonuna gelmiş olmamız, aklımıza bir süre daha mukayyet olursak tamamdır :)

    YanıtlaSil
  7. faiz artışının işsizliğe ve yatırıma etkisini de grafiklerle açıklar mısınız hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsa açıklarım ama Türkiye'de böyle bir etki yok. Faizin en yüksek olduğu dönemde yatırımlar en üst düzeyde. Çünkü risk düşük.

      Sil
    2. Mehmet, Faiz artisi daha cok fiyat istikrarinin oldugu dusuk enflasyonlu ulkelerde yatirima ve issizlige etki eder. Bizim gibi yuksek enflasyonlu ulkelerde faiz artisi bu gibi seylere dusuk enflasyonlu ulkeye gore daha az etki eder. Biz gibi ulkelerde faiz artisi daha cok riskleri bertaraf eden etki tasir ayrica dovizdeki dalgalanmalari istikrarsizliklari onler. Oysa dusuk enflasyonlu ulkelerde ise doviz dalgalanma durumu cok fazla yoktur ve onemsenmez daha cok enflasyon ve buyume dinamiklerini kontrol etmek ekonomin isinmasini engellemek adina faiz artislarina basvurulur.

      Sil
    3. Hocam risk düşük cümlesini biraz daha açabilir misiniz? Teşekkürler

      Sil
    4. Riski iki şekilde ölçüyoruz reyting notu ve CDS primi. Türkiye'de faizin sürekli olarak en yüksek olduğu yıllarda bu notlar bugünle kıyaslanmayacak kadar iyiydi.

      Sil
  8. Faiz yukseltmekle,faiz dusurmukle de englasyon dusmez ama bunun bir farkin olmadigi anlamina gelmez ikinci yolun daha fazla zaman kazandirdigi dusuncesindeyim bunun hali hazirda artik kanitlarini goruyorum eski den bir hafta bazen bir gece icinde havluyu atiyorduk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Klasik bir neden sonuç ilişkisini karıştırma örneği. Faiz yükselttiğimiz için havlu atmadık hiçbir zaman. Havlu attığımız zamanlarda faizi yükseltmek zorunda kaldık. Bunun nedeni de zamansız faiz indirmek ya da zamanında faizi artırmamak.

      Sil
  9. https://www.facebook.com/DuvarTurkiye/videos/1151749941561080/

    Buradaki videoda son derece guzel ve herkesin anlayacagi bir dilde kanitli bir sekilde ozetliyor.

    Uzun videonun uzun sozun kisasi su; fiyat istikrarini dovizdeki istikrari saglamanin en basat yolu enflasyonu indirmekten geciyor bununda yolu diger mali makro ekonomik kosullarin yaninda Para Politikasinin bagimsiz ozerk bir hareketle Merkez Bankasinin enflasyona uygun faiz politikasi belirlemesinden gecmektedir. Bunun da on ve yek kosulu ise En az %1.5 en fazla %3 reel faizin oldugu Merkez bankasi politika faizinden gecmesidir.

    Turkiyede eger veriler dogruysa mevcut %12 enflasyonun varsayimindan hareketle merkez bankasinin politika faizinin ortalama olarak %15 olmasi sarttir. Ancak boyle bir politika faizi ile enflasyonda stabil kalma durumu olursa inme yakalanir Ancak boyle bir durumda tasaruflar ozendirici bir hal alir ancak boyle bir durumda cari dengede fazla acilma olmadigi gibi azalmada olusabilir ancak butun bunlar akabinde kisa ve orta vadede eger bu turlu para politikasini devam ettirsek sayet Dovizde soklar dalgalanmalar istikrarsizliklar korkular bertaraf edilir.
    Iste bu ahvalde Turkiye gibi kronik cari acik ve tasarruf acigi olan Tuketim dinamikleri demografik ve kulturel nedenlerden oturu yuksek olan geleneksel ve genetik olarak da enflasyon ve doviz kuru fobisi olan ulkede enflasyon isterse %2.5e insin Merkez bankasi Politika faizi en az %4 en fazla bu enflasyonun basarisina fiyat istikarinin olgunlugu karsisinda en fazla %5.5 politika faizine sahip olmasi gerekir.

    Kisaca Merkez bankasi Politika faizi enflasyon karsisinda reel faiz vermek zorundadir. Dusuk enflasyon kosullarinda ornegin %2.5 gibi enflasyonda %4 bandinda olan merkez bankasi politika faizi kosullara gore issizlik-buyume denklemine gore %3.5 hatta enflasyonun daha da dusecegi ongorusunden hareketle 0 reel fazie kadar getirebilir Politika faizini. Bu onun oyun alanidir Reel faiz oyunu kurma alani sagladigi gibi makro dengeleri ufak sarsintilardan da koruyabilir bu durum onun sayginligini bagimsizligi ve elini guclendirir sozunu sozlu yonlendirme yetenegi kazandirir zamanla merkez bankasina...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. pembe bir tablo olmuş .. gerçekler somali hayaller paris

      Sil
  10. Piyasanın kutsallarından biri merkez bankasının bağımsızlığı iken, merkez bankası başkanının görevden alınmasına ve mb faiz indirme kararlarının toplantı öncesi Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmasına piyasa aktörlerinden hemen hemen hiç bir tepki gelmemesi ve ekonomistlerin bir çoğunun MB nin hâlâ bağımsız olduğunu varsayarak ekonomik gelişmeleri yorumlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasa aktörlerinden ve bazı ekonomistlerden gerekli tepkilerin gelmeme sebebi sustukları taktirde bu işten nemalanmaları ve/veya işlerini ve sermayelerini kaybetmekten korkmalarıdır. Ülke olarak gemicik mevzularına ve kamu ihale yasasının yüzlerce kez değiştirmesine ses çıkarmadığımız için iş bugünkü noktalara kadar geldi.

      Sil
  11. Sabit fikirli ve dediğim dedik benden daha iyi kimse bilemez, en iyisi ve en bilgilisi benim, pozitif bilim de nedir, üniversite öğrencilerini evlenip çocuk yapmaları konusunda özendirelim mantığı olanlara anlatamazsınız Hocam.

    YanıtlaSil
  12. Tahir Ziyaoglu19 Şubat 2020 12:03

    Hocam mb 2019 da epey altın aldı.Mb nin 2919 sonu itibarı ile altın stokunu bunun ne kadarının içeride ne kadarının yurt dışında olduğunu ayrıca döviz rezervimizi irdeleyen bir yazı bekliyoruz.selamlar.

    YanıtlaSil
  13. Çok haklısınız. Hammadde bakımından bile dışa bağımlı bir ekonomide dediğiniz gibi düşmez. (faiz-kur-enf..) Ekonomi bileşik kaplar prensibi gibi ve üstüne de "bekleyişler" sosu eklendiğinde matematiksel denklem çok net. Ve ekonominin kitabı zaten yazılı, bir yanlışı senelerce tekrar tekrar test etmenin farklı sonuç oluşturmayacağını hepimiz biliyoruz. Hayır bu pahalı test çalışmalarının sonucu çıkan rakamlardan da öğrenme ve geliştirme, ilerleme de gerçekleşmiyor. Hem Ekonomi kitabını yeniden yazacağız diyorlar, ağır bedeller yaşatarak bu halka test bedeli ödetiyorlar, hem de çıkan sonuçlardan öğrenmiyorlar. Bu kadarı artık aymazlık değil ahmaklık mertebesine taşıyor durumu.

    YanıtlaSil
  14. Hocam dolar 10 liraya gelice,sıfır atsak enflasyon fiyat istikrarı sağlanır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıfır atmakla veya eklemekle hiçbir şey değişmez.

      Sil
    2. Sorunların çözümü illüzyonla olmaz. İllüzyon sorunu çözülmüş gibi görmememizi sağlar ama sorun aynı yerde durmaya devam eder.

      Sil
    3. gibi görmememizi sağlar
      yerine
      gibi görmemizi sağlar
      yazmanız daha doğru olur

      Sil
    4. İşte böyle hayat akıp gidiyor,zaman durmadan geçiyor..

      Sil
  15. Sayın Eğilmez, Bizler okuyarak değil dinleyerek öğrenmeye alıştırıldık. Halkımızın okumadığını bilenler hep konuşarak halkı kandırırlar. Bilimsel insanlar ise konuşmazlar, yazarlar, raporlar hazırlarlar. Ancak halkımız okumadığından halkımıza ulaşamazlar. Bunu çok iyi bilen hoca, hacı takımı hep konuşurlar, her yerde konuşurlar, halkı oturup dinlemeye yöneltirler. Bazı kitap yazan hocalar bile bedavaya dağıttıkları kitapların halk tarafından okunmadığını bildiklerinden kitaplarını referansa olarak kullanırlar veya taraftarlarından bazılarına halka toplantılarda anlatarak halkın yine oturup dinlemesine yöneltirler. Bilindiği üzere kitap okumak bir alışkanlık, form işidir. 200 sayfalık bir kitabı, halkımız alışkanlığı ve formu yeterli olmadığından ancak 1 ayda bitirebilir, veya 50. ci sayfada sıkılıp bırakır, veya kendini zorlasa bile okuması çok uzun zaman aldığından sonuna geldiğinde başını unutur. Maalesef halkımız okumaya değil, oturup dinlemeye alıştırılmıştır. Bu durum hacı hoca takımının işine gelir her yerde bol bol konuşarak halkı kandırırlar. Kutsal kitabımız Kuran'da ilk Sure 'miz OKU demesine rağmen Okumaya teşvik edilmez, aksine oturup dinlemeye teşvik edilir. Maalesef Din adamlarımızın Halkımıza yaptığı bu kötülük Halkımızın okumamasına, okuma gücünün yok olmasına sebep olmaktadır. Din adamlarımızın her konuşmalarında halkımızı okumaya teşvik etmeleri gerekmektedir. Bilindiği üzere bazı Din adamlarımız ise tam tersine, okuma aklın karışır, dinden uzaklaşırsın diyerek Kuran'a bile karşı gelmektedirler. Halkımızda okuma alışkanlığı yükselmeden oturup dinlemeden uzaklaşmadan gerçekleri ortaya çıkarmak mümkün olamaz diye düşünüyorum. Acaba yanlış mıyım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Din adamları hükümetten maaş aldığı sürece onlarda sadece propaganda duyabilirsiniz.

      Sil
    2. Başka bir gerçek : Medya reklamla geçindiği sürece sadece kapitalist sistemin propangandasını duyabilirsiniz.

      Sil
  16. Merhabalar
    Faizlere negatif seviyeye çekmek sadece yurtiçi tüketici kredilerini tavan yaptırdı yıllık artış ortalaması baz alındığında %50 ye varan tüketici kredilerinde ki artış söz konusu. Benim sormak istediğim; faizler düşürülerek tüketime dayalı olumlu hava yaratmaya çalışmak tüketicinin beklenti ve güvenini artırır mı ? (Uzun vade)
    Özel sektörün en zor borç krizi dönemine girdiği bu günlerde tüketime yönelik politika büyümeye eki etse bile fakirleştiren bir büyüme eğilimine doğru ilerletir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadeli faizleri düşürerek uzun vade tüketici güvenini artıramazsınız hatta gereksiz faiz indirimi ile tüketici güvenini düşürebilirsiniz çünkü harcamaların önemli bir kısmını mevduatına faiz alan zengin kesim yapar.
      Tüketime yönelik politika direk fakirleştiren büyüme yaratır diyemezsiniz. Devletin ekonomi yavaşladığında büyüme yaratmak adına tüketimi desteklemesi anlaşılabilir bir durumdur. Önemli olan uyguladığınız politika setinin bütünüdür. Fakat tüketimi desteklemekle birlikte krizi yenecek bir reform setiniz yoksa sadece faizle uğraşıp demogoji yaparak ancak fakirleştiren büyüme sağlarsınız.

      Sil
    2. Buyume ihracata dayali olursa verimli olur.
      Faiz indirimleriyle bu isler cok saglikli islemez.
      Benim gorusum yuksek doviz kuru enflasyonun uzerinde bir faiz belki %1-1.5 daha saglikli bir atmosfer yaratir.
      Reel faizin varligi sayesinde gereksiz tuketim onlenir yuksek doviz kuru sayesinde tuketime dayali ithal mal talebi duser ihracatta ve turizm gelislerinde artis yasanir orta ve uzun vadede buyume refah yaratan bir surece evrilebilir.
      Bunun da yolu 1 yildaki Doviz artis oraninin 10 yillik tahvil faizi oranindan yuksek olmasi ile gerceklesir ve anlasilir.
      Doviz bir ulkede %4 artisn son bir yilda o ulkedeki 10 yillik tahvil faizi %3 olsun orada Enflasyonun da %2.50 bandlarinda salindigini dusunelim boyle bir makroya sahip ekonomi sadece bu verilere dayanarak yukarida dediklerimize uygun buyume potansiyelini yasayabilir.

      Sil
    3. Faizlerin düşmesi kredi maliyetleri üzerinde olumlu bir etki oluşturacağı için yatırımları da arttırır. Kur uzerinde olumsuz etkiye neden olsa da kurun bu kadar artışı sadece faize bağlı degil hatta korona virüs ve suriyedeki siyasi durumun belirsizliği gibi daha fazla etkileyen unsurlar var.

      Sil
    4. Tüketici güven endeksi son verilere göre zaten aşağı seyirde yani sorunun cevabı arttırır veya arttırmaz değil arttırmamış,amaç tüketici güveninden ziyade piyasanın hareketlenmesini ve tüketimi arttırıp enflasyonu düşürmek sanırım Mahfi hocamın da dediği gibi ekonomisi ithalata bağlı bir ülkede faizin değil kurun düşmesi(düşürülmesi) lazım.

      Sil
  17. Mahfi Bey, ünlü Franız filozof Voltaire'in "Candide" adlı kitabı, Anadolu irfanını anlatıyor.

    Kitabın konusu:

    Arkadaşları Pangloss ve Martin'le birlikte Almanya'dan Hollanda'ya, İtalya'ya ve sonunda Türkiye'ye kadar giden Candide, bu gezileri sırasında bin bir felaketle karşılaşır. Almanya'da asker olur. Hollanda'da çok büyük aşağılamalara uğrar, öğretmeni Pangloss'u amansız bir hastalığa yakalanmış olarak bulur; Portekiz'de bir engizisyon mahkemesinde acımasız bir cezaya çarptırılır; adam öldürür, Amerika'da yamyam yerliler tarafından yenilmek üzere iken son anda kurtulur; Fransa'da tuzağa düşer ve paralarını çaldırır; İtalya'da taçlarını, tahtlarını yitirmiş altı kralın serüvenlerini dinler ve sonunda Türkiye'de, yaşamanın ne demek olduğunu öğrenir. Başından geçen onca olaya rağmen filozof Pangloss'un dediklerine uyarak her şeyin "iyi" olduğuna inanır ve bu düşüncesinden ancak Türkiye'de vazgeçer. Ona yaşamın amacını, yaşamın anlamını Türkiye'de tanıdığı bir dervişin "bahçemizi yetiştirelim" sözü öğretir. O zaman Candide, bunca zamanını boşuna geçirdiğini anlar, bin bir felaketten sonra bir araya toplanan hikâyenin kahramanlarına birer iş verir, hepsini bir uğraşa kavuşturur ve bahçesini yetiştirir.

    Yorumunuz nedir Mahfi Bey?

    YanıtlaSil
  18. Hocam kendinizle çelişiyorsunuz.
    Ekonomi öyle bir bilimdirki bir ülkede geçerli bir teori, başka ülke koşullarında geçerli olmayabilir diyorsunuz ardından

    Faizin düşmesi enflasyonu düşürmez genellemesi her ülke için geçerliymiş gibi Türkiye için de geçerlidir diyorsunuz.

    Burada bir çelişki var..

    Tekrar edelim..

    Faizin düşmesi önce kuru yükseltir.
    Kurun yükselmesi enflasyonda zayıf bir kısa vadeli yükselme yapar.

    Ancak orta ve uzun vadede Kurun yükselmesi o ülkeyi cari fazlaya geçirir. Cari fazlaya geçen ülkenin kuru ,orta ve uzun vadede artmaz olur ve sabit kalır. O ülkedeki enflasyon maliyet enflasyonu ise ki ülkemizde öyle, bu durumda sabit kalan kur ile enflasyondaki artış da durur...

    Bu şekilde faizin azalması enflasyonu düşürür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evrensel olmayan ekonomi bilimi değil ekonomi politikasıdır. Bu bir.
      Kurun yükselmesi değil büyümenin düşmesi, küçülmeye dönmesi ülkeyi cari fazlaya geçirir. Bu iki.
      Faizin azalmasının kuru yükselttiğini son uygulama da gösterdi. Bu üç.
      Enflasyonda artış olduğunu da yakında göreceğiz. Bu da dört.

      Sil
    2. İyimser kardeşim isminle müsemma biriymişsin. Faizi düşürünce döviz kurunun yükselmesi işimize geliyor olsaydı kamu bankaları döviz kurunun yükselmemesi için harıl harıl döviz satmazdı.

      Sil
    3. Kur yükselmesi sebebiyle cari fazlaya geçmenin sonuçlarını geçen sene yeterince gördük sanıyordum anlaşılan pek fark edemeyenler olmuş.

      Bu ülkenin ne zamanlar cari fazla verdiğine dönüp baktığımızda karşımıza ekonomik kriz dönemlerinin gelmesi tesadüf değil.

      Sil
  19. MB faizi indirdi ama hiçbir çalkalanma olmadı Mahfi bey.

    Siz yanlış yapıyor olmayasınız?

    Ne diyeceksiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz başka bir ülkeye mi bakıyorsunuz?

      Sil
    2. arkadas sanirim dedginiz gibi baska ulkede yasiyor. son bir ayda altin tarihin en yuksek seviyesine ulasti. bu ekonominin cok kirilgan oldugundan kaynaklaniyor. diyeceksinizki altin ne alaka ekonomi ile. basit bir ornek: durumu cok iyi olan bi arkadasimiz ulkeye buyuk bir yatirim yapicakti tl ile. belki 2 bin kisiye is sagliycakti, fakat yatirimdan vazgecti. cunku parasini altina koyunca zaten yuzde 40 kazandi. yatirimi yaptiginda da ona geliri yuzde 40 olucakti. fakat hicbisey yapmadan amacina ulasti. sonuc issizlik tarihimizin en yuksegi

      Sil
    3. MB politika faizinin finans piyasalarına etkisi dediğiniz gibi kısa vadede görülür. Şu an bu semptomları kamu bankaları müdahalesi ile bastırmaya çalışıyoruz. Bankaların türev ürün zararlarını bilançolarından bakabilirsiniz. Milyarlarca zarar ettiler. MB politika faizinin ekonomi üzerindeki asıl etkilerini görmek ise aylarca sürebilir.

      Sil
  20. Mahfi Eğilmez de iktisatçı, şimdi okuyacaklarınızı söyleyen de iktisatçı.

    Pek niçin aynı şeyi söylemiyorlar?

    İktisat biliminde, "tek doğru" yok mu?

    JP Morgan Türkiye Başekonomisti Yarkın Cebeci Merkez Bankası'nın 50 baz puanlık faiz indirim kararını değerlendirdi.

    Faiz indirimlerinin devam edeceğini öngören Cebeci "politika yapıcıların da daha düşük faiz istediğini bildiğimize göre Merkez Bankası faiz indirimlerine devam edecektir, gelecek ay (Mart) 25 baz puan, yıl sonuna doğru da enflasyonun yılın 2. yarısında tek haneye inmesiyle birlikte uluslararası arenada da bir terslik olmazsa faiz indirimlerinin devam etmesini bekliyoruz" yorumunu yaptı.

    https://www.bloomberght.com/jp-morgancebeci-faiz-indirimleri-devam-edecektir-2246948

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu gibi yorumlar kişinin bulunduğu yere bakılarak değerlendirilmelidir.

      Sil
    2. Tansu Çiller de iktisat profesörü ama 94 krizine benzin döktü.

      Sil
    3. Aslında Mahfi hoca ile aynı şeyi söylemiş de sen anlamamışsın değerli kardeşim. Bak ne demiş: “Yıl sonuna doğru enflasyonun tek haneye inmesiyle birlikte uluslararası arenada da bir terslik olmazsa”

      Daha ne desin? Söylemediği sadece “doların 3 liraya inmesiyle birlikte Ankara’nın göbeğinde yüksek graviteli petrol fışkırmaya başlarsa” kalmış, onu da ben ilave edeyim :)

      Sil
  21. Hocam Türkiye de üretilen ürünlerin fiyatının düşmesine katkısı olmaz Mı? Örneğin ; portakal, kayısı, vb döviz girdisi olmayan ürünler. Ancak bakıyorum gıda fiyatları çok yüksek seyrediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmaz. Çünkü onların taşındığı araçlar da benzinle çalışıyor.

      Sil
    2. Hocam peki o araçlar elektrikli araçlarla değiştirilse?

      Sil
    3. Elektriğinin %60’ını Rusya’dan dolarla ithal ettiği doğalgazdan ürettiğini bilmeyen bir yurdum insanı...

      Sil
    4. Mesuliyetli nerden biliyor bunları, kulaktan dolma sallıyorsun gibi,ciddi olan kaynak belirtir.

      Sil
    5. 18:51 Daha önce yazmıştım, tekrar edeceğim.

      - Tohum ithal
      - Tarlayı süren traktör ve mazotu ithal
      - Tarlayı sulayan motor ithal, mazotlu ise mazotu, elektrikli ise elektriği üreten doğalgaz ithal
      - Tarlayı sulayan plastik boru, petrol ithal
      - Tarlaya dökülen ilaç ithal
      - Ürünü toplayan işçilerin bir kısmı ithal (Suriye)
      - Ürünü toplayan araçlar ithal
      - Ürünü taşıyan kamyon ithal, mazotu ithal, kamyonun gittiği yolun asfaltının petrolü ithal
      - Ürünün market paketi ithal
      - Markette kullanılan malzemeler
      - Ödenen kredi kartı lisansı ithal
      - Bilgisayar sistemleri ithal
      - Eve taşıyan araba ithal
      - Katı çıkaran asansör ithal
      - Evde kesen bıçak, tabak, çatal ithal
      - Oturulan klozet (veya iç aksamları), taşıyan pis su boruları (petrol), arıtma tesisi teçhizatları ithal

      Şimdi Portakal, Kayısı vb ürünlerin yukardakiler dışında kalan kısımları yerli.
      Yerli malıdır, yurdun malıdır afiyet olsundur.

      Sil
  22. Hocam merkez bankası ile bankalar arasındaki işlemleri ele alan bir kitap onerebilir misini?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir kitap var mı bilmiyorum. Bilen varsa ve yazarsa hep birlikte öğrenmiş oluruz.

      Sil
  23. Faiz indirimi kısa süreli olacak devam etmeyecek. İnşaat sektöründekilerin ellerindekileri boşaltırmak için uygulanan bir yöntem olarak tarihe geçecek.

    Alttan dolar toplayıp yükseltecekler satış için ilk dalga değil ikinci dalga beklenecek. İlk dalgada elinde dolar olan halk Bo, acak dolar düşmeye başlayınca alttan toplayan zenginler ikinci dalgada bozacak. Elindeki dolardan kurtulmak isteyen halkta keşke bekleseydin diyecek.

    Mevcut miktarda para ile borçları kapanacak şirketlerin. Sonra uzun zamandır beklenen ekonomik önlemler devreye girecek ve yılların yanlışlarını halka ödeyecek.

    1 milyon kişinin zarar ödemesi ile 80 milyon milyon kişinin ödemesi arasında çok fark olacağı için kendi yanlışlarını halka ödeyecekler. Hükümet değişsede fark etmez bu borçlar ödetilecek. Şimdilik pozisyon alma yarılındalar yoksa herkes biliyor ekonominin böyle düzelmeyeceğini.

    Hatta ekonomi danışmanı olan abd ile irtibatlı Ekonomistler de senaryolar aralarında tercih yapılmış devreye sokma zamanlama bekleniyordu iblid krizi Rusya krizi bahanesi olacak.

    Artık abd para için tekrar devrede olacak. Yazık halka bilgisiz olmak hep fakir olmayı gerektiriyor.

    YanıtlaSil
  24. Saygıdeğer Hocam,
    Cahillerin tekrar tekrar okumasını ve grafiklere mel mel bakarken bir aydinlanma yasamasını diliyorum sadece... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsan cahilse okuyup, çalışıp öğrenebilir ama taraf olmuş, biat kültürünün etkisi altına girmişse öğrenemez. Çünkü okuduğunu anlamaz.

      Sil
    2. -Bilginin en büyük düşmanı bilgisizlik değildir,bildiğini zannetmektir
      (Stephen Hawking)

      Sil
    3. Saygıdeğer Hocam,

      Haklısınız. Biat etmişlere dair bir ümidimiz olamaz ama sizin yazdıklarınız sayesinde cehaletlerinden her sıyrılan kişi gelecek için bir ışık olabilir. Bu nedenle cok kıymetli fikirlerinizi her platformda ifade etmeniz cok önemli. İyi ki varsınız. Size sağlıklı günler diliyorum.

      Sil
  25. Hocam bu kadar anlatıma anlamamak için, neyse çok kızıyorum, benim burada aklıma sadece belli bir zümrenin bu yolla koca bir ülkeyi bile isteye sömürdüğünü geliyor vergi sistemimiz de buna dahil.Üretim yapılmasın diye ellerinden geleni yapıyorlar.

    YanıtlaSil
  26. Ticaret erbablarina, yapan vardır veya yoktur bilmem ama, çalmaktan başka bir yol bırakmıyorlar.Yekune vurulduğunda %70-%80 gelen bir vergi ve maliyetler zinciriyle ticaret yapılmaz.Bu arada maaşlı çalışanım ticaret yapmak istiyorum ancak bu sistemle yapılamayacağını sizlerden aldığım bilgiler net olarak onaylıyor.

    YanıtlaSil
  27. Bence faizi indirerek gene birileri zengin olmakta. Olan benim gibilere oluyor. Günlük 15 liradan 20 liraya çıkarmak zorunda kaldım mutfak masrafımı. En dandik tuvalet kağıdı olmuş ucuz markette 15 lira en dandik zeytinyağı olmuş 30 lira. Yakında aç kalınca artık beton kemirmeye başlarız. İki boğaza günlük 20 lira. Allah'tan çocuğumuz yok. Bilerek yapmadık geçinemeyiz diye. Şaka değil gerçek. Kimse inanmıyor buna Aile hekimimiz bile. Herkes şaşkınlıkla bakmakta. Çocuk bezi almak zorunda olanlara Allah sabır versin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz inince enflasyon artiyor.
      Negatif reel faiz olunca kredibilitesi olan zenginler kendilerine daha cok ithal mal urun ve hizmet aliyor ve ve ya borclari varsa sayet enflasyondan dusuk faizle aldiklari kredilerle rahatlikla cevirebiliyorlar dahasi enflasyonun yukselme trendi onlara daha cok yariyor hele hele aldiklari kredilerle doviz vs aldiklarinda ise olasi bir sokta voleyi vurma opsiyonlari artiyor.
      Dusen faizler enflasyonu azdirdikca temel zorunlu gida ve ihtiyac maddelerine zam daha cok geliyor. Boylece yasam pahalligi daha da artiyor. Cunku TLden herkes kaciyor cebindeki parasini mala urune cevirmeye calisiyor. Olan da garibana asgari ucretliye issize oluyor.

      Sil
    2. Kapitalizm bir kumarhanedir. İÇİNDE OYNAYANLAR BAZEN AMA SAHİPLERİ HER ZAMAN KAZANIYOR.

      Sil
  28. İnsan bilgisiz olabilir, öğrenir. Ama cahil cahil bilmişlik taslayanlara tahammül etmekte zorlanıyorum. Burada bizlere sağlanan olanakların farkına varmalıyız. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli ekonomistlerinden biri, burada 50 yıllık birikimini bizlerle paylaşıyor. Birisi çıkmış, kıt bilgisiyle ve cahil kurnazlığıyla Hoca'nın yazdıklarında çelişki bulma peşinde. Geçmiş yazılardan bir yorumda okuduğum bir tespit çok hoşuma gitmişti, bu tipler ilgi çekmeye çalışıyor denilmişti. Neden buna takıldım, şundan: Hoca'nın yazılarını yıllardır okurum, yorumları da. Burada sürekli yorum yapan bazı yorumcuların da abonesiyim. Ama araya giren gereksiz yazılar zaman kaybettirdiği gibi, cahil cüretiyle takınılan ukala tavırlar canımı sıkıyor. Hoca'nın alçakgönüllülüğü de bu tiplere cesaret veriyor. Zaten tvden,sosyal medyaya, berberden metrobüse kadar her yerde konuşuyorsunuz, burada bari susun, mümkünse okuyup anlamaya çalışın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size katılmıyorum. Mahfi Bey değerli bir bürokrattır, 50 yıllık birikimi de vardır ama yazdıkları sorgulanamaz değildir. Zaten kendisi de soruları beğenmese de cevap veriyor, kişileri aydınlatmaya çalışıyor. Evet bazı soruların üslupları rahatsız edici ama öğretmeye çalışmak bir yerde sabırla anlatma işidir zaten.

      Sil
    2. Sizin katılıp katılmadığınız beni ilgilendirmiyor. Hoca'nın yazdıkları sorgulanamaz diye bir şey yazmadım ki bu sonuca nereden vardınız? Sorarak öğrenmeye kim karşı çıkıyor? Çok üzgünüm, şu yazdıklarınız bile beni haklı çıkartıyor. Okuduğunuzu anlamadan itiraz ve eleştiri hastalığı maalesef kişisel ve toplumsal gelişimimiz üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Yeniden yazayım, beni rahatsız eden sorup öğrenme çabası değil, bilmeden fikir üretme hastalığıdır, cahil cüretidir. Yazılanı veya söyleneni anlamadan veya anlamazdan gelerek boş konuşmaktır.

      Sil
    3. İşte tam olarak bu tavrınız çok yanlış. Size katılmıyorum diyorum beni okuduğunu anlamamakla itham ediyorsunuz. Belki yanılıyorsunuz, belki insanlar çelişki bulmaya falan çalışmıyor, belki sadece öğrenmeye çalışıyor, belki de bu platform sayesinde öğreniyor, belki siz yanlış yorumluyorsunuz. Sabırla cevap vermeli. Mahfi Bey de bunu yapıyor. Sizin gibi her beğenmediği yoruma beni anlamıyorsun, beni ilgilendirmiyorsun, itiraz ve eleştiri hastalığına sahipsin falan demiyor.

      Sil
    4. Şu an kendimi sakıza basmış gibi hissediyorum. Bana birisi yazdığım şeyi yazsa utanır ve susardım. Yazdığımız şeyler çok açıkken hala tartışma ortamı yaratmaya çalışmak iyi niyetten uzak bir yaklaşım. Okuduğunu anlamıyorsun veya inat ediyorsun. Benim ne yazdığım belli, şikayet ettiğim tiplerin yazdıkları da... Senin yüzünden şikayet ettiğim insanlar gibi gereksiz polemiğin içine girmek zorunda kalıyorum. Anlaşılıyor ki senin niyetin gereksiz tartışma yaratıp ilgi çekmek. Entel görünücem diye konuyu eğip büğerek saptırma. Benim de merak edip okuyan insanların da zamanını çalıyorsun. Oku, bir şeyler öğren veya başka kapıya. Ben Mahfi Hoca gibi değilim, ezikliğini yüzüne vururum.

      Sil
    5. Ben sadece yine size katılmıyorum demekle yetineceğim. Umarım beğenmediğiniz fikirlerle karşılaştığınızda hemen insanlara senli benli üstten hitap etmeyi ve düşük dozlu hakaretlerde bulunmayı bırakırsınız.

      Sil
    6. Sen katılmamakla yetin, ben de dozajı arttırmayayım. sen nasıl hakedersen o biçimde hitap ederim, ne fazla ne eksik. Güle güle...

      Sil
    7. Bu şekilde ancak eleştirdiğiniz kesimin ekmeğine yağ sürersiniz. Ben yine de size her zaman kibar ve ölçülü olmayı tavsiye ediyorum.

      Sil
    8. Mahfi bey gibi paylaşım yapabilen başka bir insan Türkiyede ben bilmiyorum. Hocamızın eline sağlık.

      Adsız, tunc_er34 ün yazdığını iki üç kere okur musunuz?
      Yine anlamadıysanız, yazıyı okuduğunuz elektronik aletten yavaşça uzaklaşıp, en yakınınızdaki insandan okumasını rica eder misiniz?

      Bu tipler 4+4+4 eğitim sisteminden sonra daha fazla çıktı, okuduğunu anlamıyor, kafasından bir anlam üretiyor, sonra o anlam ile ne yazdığını da bilmiyor. Nasıl hitap etmek lazım acaba? Adsız, boş yapma mı desek anlarlar?

      Sil
  29. Hocam hep soruyorum yine sorayım yıl sonu enflasyon Beklentiniz nedir bu faiz indirimleri göz önüne alındığında

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. %9 geçmesi mümkün değil.

      Sil
    2. Eğer büyüme % 3,5 olacaksa % 12, büyüme % 5 olacaksa o zaman % 13 dolayında enflasyon olabilir.

      Sil
  30. Merkez Bankası'nın faizleri düşürmesi veya yükseltmesi kurlara doğrudan etkiliyor mu ? 2018 yılındaki ani kur yükselişlerini önlemek için yapılan faiz artışları kısmi bir etki yarattı sanki ben mi yanlış hatırlıyorum hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru hatırlıyorsunuz. TL'nin reel faizi enflasyondan birkaç puan yukarıda olursa dövize talebi düşürdüğü için kuru da kontrol altında tutmaya yarıyor.

      Sil
  31. Suan savas halindeyiz cephedeyiz o nedenle faizlerin dusmesi lazim ordumuzun paraya ihtiyaci var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Esnafada cansuyu lazım.

      Sil
    2. Bu durumda ilk soru şu: Neden cephedeyiz? Niçin Cumhuriyetin neredeyse 100 yıllık yurtta sulh cihanda sulh ilkesini terk ettik? Günümüzde ekonomi, siyaset, dış politika birbiriyle iç içe geçmiş konular. Birinde yaptığınız hata ötekileri de etkiliyor.

      Sil
    3. Terk ettik çünkü 100 yıllık ilkeler küçük geliyor artık,sürekli büyüyoruz,büyüyeceğiz büyük işler ilkelerle filan yürümez.

      Sil
    4. Uzaya giden araçlar hala 300 yıllık Newton kanunları ile gidiyor. Doğru ise doğrudur.

      Sil
    5. Büyüyenler dış politika beceriksizliğine, ideolojik saplantılara bağlı kaybedilen asker sayıları, cari açık, bütçe açığı, işsizlik, borç, iflaslar, icra dosyaları, T.C devletinin dünyadaki büyük prestij kaybı...

      Doğru her zaman doğrudur hacı. 100 yıl değil 1000 yıl da geçse fark etmez.

      Sil
  32. Faizi zorla düşürmek istemelerinin nedeni inşaat rantını canlandırmak içindir.bir süre inşaat canlansın rant elde edilsin sonrası umurlarında değil.türkiye de insanlar bu kadar yeni konut delisi olduğu sürece de bundan rant elde edecek olanlar her yolu dener.

    YanıtlaSil
  33. Hocam bu faiz indirimleri neden bu kadar tartışılıyor anlamak mümkün değil,ihtiyaç olursa 5-10 puan
    arttırılır olmayınca indirilir gayet basit aslında.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İndirirken oluyor da artırmak gerektiğinde pek öyle olmuyor.

      Sil
  34. Hocam kur suni bir biçimde baskılanıyorsa, er ya da geç kendi dengesini bulacağı görüşüne katılır mısınız?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  35. Dolar/TL: 6,10 - 6,11'e kadar yükseldi.

    Ama kimse umursamiyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 6.40 istiyor ihracatçı ona göre pozisyon alın.

      Sil
    2. Teknik analistim. 6.23 direnc seviyesidir. Eger 6.23u gecerse bu surec 6.40 ve uzerini gormeye odaklanabilir.
      Su aralar gerek korona virus hasebiyle zayif paralardan cikis var. Yatirimci daha cok dolar yen ve isvicre frangi odakli yonelim halinde. Eger Korona virus olayi ilk ceyrekte durdurulmaz 2. ceyrege bu sorun akarsa TL icin sikinti burda baslar.

      Sil
    3. Dolar köpük banyosu yapıyor, elinde dolar tutan yanar.

      Sil
    4. Teknik analist arkadaş doların şu anda içinde bulunduğu yükseliş kanalının üst bandını vererek uyarısını yapmış, ardından bir hacı her zamanki saçma sapan ezberleri tekrar etmiş.

      Hacı, 6,23-25 seviyesi kırılırsa sen görürsün o köpüğü, yananı-yanmayanı. 6,05 kırıldı, 6,10 denendi ama henüz kırılmadı, eli kulağında. sonra sırada 6,25 var, ötesini ise yazmasam daha iyi. Bu seviyeler istihareye yatarak bulunmuyor, aklınızı başınıza toplayın da bilgiye saygı gösterin biraz.

      Sil
  36. Sayın Cumhurbaşkanı tüm politikalarını anketlere bakarak belirler. Anketlerde istediği oy oranını yakalıyorsa bildiğini okur kimseyi kaale almaz.

    Örneğin: Suriyeli mülteciler ilk başta misafirdir. Onların ülkeye böyle başıboş alınmasını yanlış bulanlar insanlıktan nasibini almamış, ensar olmanın ne demek olduğunu bilmeyen gafillerdir. Ama yerel seçimlerdeki hüsranın ve oy kaybının en büyük müsebbibi olarak anketlerde Suriyeli mülteciler ön plana çıkınca bu sefer daha önceki politikasını hemen terkedip Ordumuzu daha fazla mülteci gelmemesi için İdlib'e sokar.

    Faiz meselesine bakışı da aynıdır. Oy oranlarının daha fazla düşmemesi için ekonominin canlanması ve işsizliğin azalması şarttır. Bütçede imkan olsa kamuya 4 milyon kişi daha alır ama o imkan yok. Özel sektörün yatırım yapabilmesi için kredi olanaklarının iyileştirilmesi gerek. Kısaca Onun gözü ekonominin gerçeklerinde değil anketlerdedir.

    Şimdiki plan son bir altın vuruşla ekonomiyi canlandırmak hemen ardından erken seçimlere gidip 5-6 yıl daha zaman kazanmaktır.

    YanıtlaSil
  37. Ona buna değil de grama giremedigime yanıyorum nerden bilebilirdim ki gramın bu kadar kısa süre içerisinde 321 lira olacağını. Böyle giderse senenin sonu nasıl olur aklım almıyor.

    YanıtlaSil
  38. Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir demiş atalarımız... Yanlışta ısrar etmenin bedelini hep bu halk mı ödeyecek hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. “Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”
      Ziya Paşa'nın Terkîb-i Bend eserindendir, atasözü değildir.

      Yanlışta ısrar etmenin bedelini elbette o yanlışı seçen halk ödeyecektir başka kim öder? Uzaydan insan getirip ödetemeyeceğimize göre, elimizdekiler ödeyecek hatanın bedelini.

      Halkımıza nasihat edenler oldu, halkımız dinlemedi,

      Trump'tan Putin'e dış dünyadan gelen hakaretler, 3 sene önce ülkede patlayan bombalardan 15 Temmuz darbesine kadar olanlar da azarlama aşamasıydı, halkımız yine anlamadı.

      Şimdi ekonomik kriz ve Suriye Savaşı ile de kötek yeme aşaması geldi.

      Sil
  39. Merhaba efendim,

    Devlet bankalarının 2019 yılı ortalarından itibaren uygulamaya koyduğu İVME ve İSTOD kredilerinde ilk önceleri enflasyona endeksli faiz uygulaması varken neden daha sonra sabit faiz(ya da TLRef endeksli) uygulamasına geçildi. Planlananlar yolunda gitmedi mi? Asıl sorum en başından ne hedeflendi? ne beklenildi? ne elde edildi? Sizce
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sermaye hareketleri serbestse, kur dalgasıysa faize müdahale edilmez.

      Sil
  40. Mahfi Hocam merhaba, faiz düşünce enflasyonda düşüşe geçer mantığının altında şöyle bir neden olabilir mi acaba.Faizin yüksek olduğu dönemlerde yatırımcılar, elinde sermaye bulanan fabrika sahipleri (üreticiler) alternatif olarak daha maliyetsiz ve kolay yatirim araci olan faizde fonlarını degerlendirmek istemez mi peki bu durumda uretimden vazgecmenin neden oldugu arz azalışından kaynakli fiyat artışı ortaya çıkması muhtemel değil midir. Değerli yorumlarınızı bekliyor, saygılarımı iletiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben e bu hamlede bir mantık aramayın.

      Sil
    2. Hocam, faizin yüksek olduğu dönemlerde firma bilançolarında finansman giderlerindeki artıştan kaynakli kar seviyelerinin düşüş gösterdiğini gözlemledim. Firma yetkilileri, işletme sermayesi ihtiyacı duyduklari halde fon maliyetinin yüksek olmasi sebebiyle kredi kullanamadiklarini, bu durumdan kaynakli üretim yapmanın da maliyetinin artması sebebiyle uretimi azalttiklarini, maliyet artışlarını fiyata yansitmanin da kolay bir durum olmadığını belirttiler. Rasyonel düşünen bir sermayedar, üretici bu durumda alternatif yatırım araci ve yüksek getirili faize yönelmesi doğal bir durum degil midir. Kar seviyelerinin düşmesi ödenecek vergi miktarinda da azalma yaratır, bu durum vergi gelirlerinin azalmasina ve bütçe açığına da sebebiyet vermez mi

      Sil
    3. Burak, son 3 ayda dolar %7 den fazla yükselmiş durumda. Yılda %30 dan fazla ediyor. Rasyonel düşünen fakat alternatiflerden haberi olmayan biri dolar yada altın alır.

      Ayrıca faizleri düşürdüğümüz son dönemde bütçe açığı da tavan yapmış durumda.

      Firma yetkilileri ülke yönetimi çok otoriter o nedenle yatırım yapmıyorum diyemez. Bahane uyduracaktır. Tabi bu türk firmaları için geçerli. Volkswagen açık açık söylüyor neden yatırım yapmadığını.

      Türkiye'de vergi gelirleri çok büyük oranda maaşlı çalışanlar üzerinden toplanıyor. Bu çalışanların bir kısmı işsiz kaldı. Büyük bölümünün maaşı da ciddi oranda düştü. Çalışanların ortalama ücretleri yükselmeden vergi gelirlerinin artmasını beklemeyin.

      Not: Ekonomi için önemli olan ortalama ücrettir. Asgari ücret lafı ağzından çıkan insanlar sizi kandırıyor.

      Sil
    4. Ulaş Bey, şu an faizden ziyade alternatif yatırım araçları on planda (borsa, altin vb.) Özellikle borsada önemli bir artis oluştu ve bu artışın en önemli sebebi de yerli tasarruf sahiplerinin fonlarını hisse senetlerinde degerlendirmek istemesi, geçen yila bakmak gerekiyor faizler yüksekti, ekonomiye güven olmadığı için borsa dip seviyelerdeydi. Faizlerin düştüğü dönemde bütçe açığı tavan yapti diyorsunuz yahu bunun etkisini şimdi göremezsiniz, dönem sonunu beklemek gerekiyor o zaman hakli olduğumu anlayacaksiniz. Volkswagenin yatirim yapmama kararini siyasi olduğunu dusunenlerdenim. Bakın yatırım yapan birçok firma, uzun vadeli kredi kullanarak finansman desteği sagliyor, faiz oranlarinin çift haneli olduğu bir ülkede (o dönem için söylüyorum) maliyetlerin önemli miktarda artış göstermesinden dolayi firma yatırım yapmaktan vazgeçiyor. Işin içinde olan biri olarak söylüyorum, şu an yatirim kredilerinde önemli bir artış var, geçen yila göre. Maaşlı calisanlar üzerinden toplanan vergide düşüş oldu diyorsunuz haklisiniz peki neden oldu, onu açıklamaya çalışıyorum aslinda. Üreticiler zaten yükselen dolar/tl paritesinden kaynakli oluşan maliyet artislarina bir de fona ulaşma maliyetlerinin yükseliş göstermesi eklenmesiyle tamamen bir çıkmaza girdiler. Net kambiyo zararlari ve finansman giderleri kalemleri önemli miktarlarda artış gösterdi ve karlılık inanilmaz şekilde eridi, uretim yaparak kazanmanin bir cazibesi kalmadi. Bir bölümü harcadığı emegi sermayeyi farkli yerlerde değerlendirmek istedi, bir bölümü uretimini azaltti (Çünkü zarar ediyor) uretimin azalmasi ve uretimden vazgecilmesinin sonucu olarak da işten çıkarmalar meydana geldi veya çalışanlara yeterli miktarlarda maaş zammi yapılamadı. Teorik şeyler her zaman geçerli olmayabilir, hocalarımız çoğunlukla teorik verilerden yaralanarak ekonomiyi yorumlayabiliyorlar ama reel ekonominin işleyişi çok daha farkli sahada olan biri olarak bunu net bir şekilde görebiliyorum.

      Sil
  41. Mahfi hocam merhaba. Gelir dağılımının ölçümü ile ilgili bir soru soracağım. Bugün Türkiye'de dolaylı vergilerin ağırlığı azaltılsa bu şüphesiz gelir dağılımını düzelten bir unsur olacaktır. Ancak, bu istatistikleri açıklayanlar bunu nasıl ölçecek? Artan oranlı vergi ölçülebilir çünkü bizzat kullanılabilir geliri etkiliyor ama hangi hane halkının ne kadar tüketim harcaması yaptığı ve dolaylı vergi ödediği nasıl tespit edilecek?

    YanıtlaSil
  42. Mahfi bey anlamaya uğraşıyorum:

    Çeyrek altın, 528 TL'ye kadar yükseldi.

    Dolar/TL'deki yükselişin etkisi var mı?

    Başka etkiler de var mı?

    YanıtlaSil
  43. Altının yükselişinin iki etkisi var, altinin ons fiyatindaki artış ve dolar/tl paritesindeki yükseliş. Ons fiyati küresel piyasada belirlenen dalgalanmalar (çinde görülen salgının üretimde meydana getirdiği önemli düşüş ve küresel ekonomideki belirsizlikler en önemli etki) dolar/ tl paritesi ise reel faizin negatif seviyede olmasindan kaynakli tasarruf sahiplerinin usdye olan talep artışı, sicak para girisinde görülen azalma ve jeopolitik riskler olarak soyleyebiliriz.

    YanıtlaSil
  44. Ülkece kafayı yedik.

    Herkese iyi hafta sonları...

    YanıtlaSil
  45. Mahfi hocam faizleri düşürmekteki amaç, bankada faiz getirisi sağlayan yatan parayı ekonomiye katıp yeni yatırımlar ile üretimi destekleyip artan üretim ve rekabetçi bir ortam yaratarak enflasyonun aşağı çekilmesi mi planlanıyor benim mantığıma oturtmaya çalıştığım durum bu şekilde ama doğru bir akıl yürütmesi içindemiyim bilemiyorum.Faizleri düşürerek enflasyonun düşmesini hedef alan mantık sizce nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herhangi bir mantık aramayın.

      Sil
    2. 2008 krizinden sonra fed amb gibi temel Merkez Bankaları çok para bastı. Bu sebeple biz de para basmamıza rağmen TL çok değer kaybetmedi. Hukumet de bunu sevdi. Yine para basalım ama TL değer kaybetmesin istiyor ama konjonktur değişti. Anlayan yok.

      Sil
    3. Bu dediginizin olmasi icin enflasyonun dusuk guvenin yuksek oldugu kosullar sayesinde olur. Dusuk enflasyon kosullarinda faizler indirilerek gerekirse negatif reel faiz verilerek yuksek kur sartlari lehimize olusur. Boyle olunca da yatirim uretim ihracat istihdam buyume surecleri birbirini olumlu takip edebilir.

      Bu an mevcut ulkemizde kosullar yok

      Sil
  46. Hocam, sizi zaten seviyoruz da... Ben kendi adıma bilimi tanıyıp, inatla uzak bir akrabanın kuzenini sorar gibi "kimdi o kiminle evliydi?" diyenlere anlatma çabanızı seviyorum

    YanıtlaSil
  47. Hocam, sizi okudukça, bazen aklıma orta okuldaki müdürümüz de gelir. Sene 1991-1994 arası.

    O da kendi imkanları ile insanların gelişmelerine katkıda bulunurdu.

    Bir gün okulun koridorlarında, kantininde, bahçesinin bazı bölümlerinde sağlam satranç takımları ve masaları konulmuş gördük. 20 tane masa vardır.

    Hiç bir öğretmen bize bir şey demedi, okul yönetimi de hiç bir şey demedi.

    Bizler öğrenciler olarak kendiliğimizden satranç oynamaya başladık. Kendi kendimize yarıştık, internet yok, meraklı olanlarımız sırf diğerlerine üstün olmak için kütüphaneden kitaplara bakmaya başladık. Hasılı kelam, sınıfta derslerinde en takoz dediğimiz arkadaşlar satranç oyuncuları olmaya başladılar.

    O dönemler sağcı-solcu polemikleri çok olurdu, bizim müdüre bir taraftan derlerdi, nasıl olurdu bilmiyorum, müdürü bir şekilde görevden alırlar, yerine diğer taraftan dedikleri başka müdür koyarlar, sonra mahkeme kararı ile eski müdür tekrar görevine dönerdi, her yıl bu olurdu. Diğer müdürün ilk işi de satranç takımlarını kaldırmak olurdu. Bizim din hocası da az değildi, el altından dindar olduğu düşünülen öğrencilere oyunların haram olduğunu fısıldardı. O zamanlar şimdiki gibi uluorta konuşamazlardı.

    Sizin yıllar önce Gambit ile ilgili bir yazınız vardı, Gambiti orta okul döneminde öğrenmiştim mesela.

    Faiz-Enflasyon ilişkisini kuramayanlar, teori ile sorunu olup, kendi kafasındakilerin en doğrusu olduğunu savunanlar vs hep bu eğitim sisteminin bilinçli olarak çarpıtılmasının sonuçları. Türkiye'yi çözemedim, kendi kendini bir şekilde geriye, kötüye götürmeye kodlanmış bir DNA'sı var Türk milletinin.

    Ne yaparsanız yapın tutmuyor, çorak toprak gibi...

    Sizin ve müdürümüz gibi uğraşan o insanların emeklerinin önemini bilen ve o insanlara sahip çıkan bireylere ihtiyacı var toplumun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harika bir paylaşım. Türk çocuklarını tavla yerine satranç oynamaya yöneltebilseydik bugün analitik düşünme konusunda çok yol almış olur neden - sonuç ilişkilerini karıştırmıyor olurduk.

      Sil
    2. Santranc ile 9 yasinda tanistim nereden baksaniz 15 yasima kadar kesintisiz her aksam oynuyordum.Erken yasta tanismis olmam uzun sure aktif olarak oynamis olmam zeka katsayimi analitik dusunme startejik dusunme hayattaki bir cok konuda bir sonraki hamle ve olasilikliklari tahmin edebilme yetenegimi arttirdigini dusunuyorum.

      Sil
    3. Yukarda yazdığım ortaokuldaki o müdürümüzü internetten buldum. Milli Eğitimden emekli olmuş, oğlunun kurduğu bir turizm acentasında, 72 yaşında turist rehberliği yapıyor.

      Bizim ortaokul sınıfı 36 kişilikti. Şu an 7 tanesi yurtdışında çalışıyor. Küçük bir anadolu şehri için büyük bir oran. İnsan kadri bilmek ve liyakatli insana sahip çıkmak bir toplum için erdemdir.

      Sadece bizim dönem için geçerli değil, bir şekilde Türkiye'de tutunamayıp, Avrupa'ya giden insanlarımızın hayat hikayeleri gözüme çarpar bazen.

      Bir tanesi ilginç gelir, Adıyamanlı, 2. dünya savaşında Fransız köylülerini organize edip Nazilere direniş cepheleri kurmuş. Nişanı var.

      Eski asker olunca dikkatimi çekmişti. Ülkemde de ordudan yeni atılıp, adama ihtiyaç duyulunca yeniden orduya çağrılan, Libya'da şehit olan bir Albayımızı okudum, kendisine tören bile yapılmadığı söyleniyor.

      Liyakatlı insanına sahip çıkan toplumlarda bir şekilde, ithal ürünlerin alternatifini üretebilen, dünyaya ürün satabilen bireyler çıkmaya başlar. Ekonomi zaman ile toparlanır.

      Sil
  48. Felsefeci Atakan hakkinda ne dusunuyorsunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her çocuk, çocukluğunu yaşamalı. Felsefe ileriki yaşlarda da öğrenilir ama çocukluğunuzu bir kez ıskaladınız mı bir daha yaşayamazsınız. İnsan 30 yaşında körebe, 40 yaşında saklambaç, 50 yaşında yakan top oynayamaz. Ama Aristo'yu, Platon'u okur, nihilizmi de öğrenebilir.

      Sil
    2. Atakan, numunedir; zaten özel eğitim alması gerektiği belli. Eğer standart okullarda eğitim alırsa, körelebilir.

      Atakan dışındaki çocuklar ve yetişkinler, az da olsa Atakan'ın okuduğu kitapları ve analitik düşünme yöntemlerini Atakan'a bakarak kendilerine monte etmeye uğraşırlarsa, az da olsa Atakan'a özenirlerse; Türkiye'nin geleceği için harika olur. (Özellikle yetişkinler için bu pek mümkün değil; çünkü, para kazanma ihtiyacı, insanların genelinin zamanını fazlasıyla alıyor. İşe gidip-gelmekten yorgun düşen insanlar, eve döndüklerinde kitap okuyup analitik düşünecek enerjiyi ve vakti kendilerinde bulamıyor.)

      Mahfi bey, 70 yaşında olmasının getirdiği ağırlık ve 2 torun sahibi olmasının getirdiği duygusal hassasiyet sebepleriyle; Atakan'a, mutlulukla karışık bir miktar üzüntü ile bakmış. Atakan numunedir, bu durum unutulmamalıdır.

      Sil
    3. Üzerinde o kadar çok konuşuldu ki kimmiş bu Atakan diye merak edip cumhuriyet tv’nin ilgili videosunu izlemeye niyetlendim, karşımdaki aşırı şımartılmış, çok bilmiş çocuğa ancak yarıya kadar tahammül edebildim. Bir hafta-on günlük sosyal medya şöhreti için aileler neden çocuklarına bunu yaparlar, bilemiyorum ama o çocuğa gerçekten yazık...

      Sil
    4. Atakan, bir halk onderidir. Gelecegin reisi cumhurudur. Kitlelerin ruhunu bedenini kendi ruhunda bedenin tasiyabilecek bir liderdir. Kitleler kendi kisiliklerini boyle liderlere emanet edebilir. Atakan gelecegin tek adamidir.

      Sil
  49. Merhaba hocam, değerli bilgilerinizi aktardığıníz için teşekkür ederim. Hocam, ABD'de an itibariyle reel faiz %-1 de biliyorsunuz. Bu değer nötre veya artıya geçerse ve ülkemiz ekonomisine bakış açısı supheliyse ağır bir krize girebileceğimiz savı doğru mudur? Bir başka merak ettiğim konu da coronavirus vahim bir şekilde ilerlediğinde bu durum ABD enflasyonunu hızlı bir şekilde düşürür mü? Saygılarımla

    YanıtlaSil
  50. Şakkadak 10 milyar dolar satsak 6.17'den hocam. Sonra 6'ya inence çat diye alsak. Olmaz mı hocam ?

    YanıtlaSil
  51. Diyelimki faiz %0(sıfır) a kadar düştü ondan sonra ne olur?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...