8 Mart 2018 Perşembe

Moody's Kararı Üzerine Değerlendirme


Moody’s’in Kararı
Moody’s 7 Mart Perşembe akşamı Türkiye’ye verdiği kredi notunu Ba1’den Ba2’ye düşürdüğünü ve not görünümünü durağan olarak belirlediğini açıkladı (eski nota eşlik eden görünüm negatif idi.) Çoğu yorumcu bu kararın haksızlık olduğunu hatta kasıtlı olduğunu söyledi. Bazı yorumcular kararı, ABD ile Türkiye’nin arasının bozulmuş olmasına ve ABD yönetiminin Moody’s’i böyle bir karar almaya sevk ettiğini ima etti.

Daha önce çeşitli defalar yaptığım gibi konuyu akıl yürütme yaklaşımı çerçevesinde analiz edelim. Önce Moody’s’in dediklerini ve Türkiye ekonomisinin verilerini karşılaştırmalı olarak ele alalım.

Moody’s’in Türkiye notunu düşürmesinin ilk gerekçesi: “Para politikasının etkinliğinde yaşanan önemli aşınmalar ve temel yapısal ekonomik reformların uygulamaya sokulmasında ortaya çıkan ciddi gecikmelerin de kanıtladığı kurumsal güç kayıpları.”

Bu gerekçede geçen “…para politikasının etkinliğinde yaşanan önemli aşınmalar…” ifadesini Moody’s açıklamanın sonraki bölümünde daha net bir hale getiriyor ve “hükümetin kısa dönemli önlemlere odaklanarak etkin para politikasına ve temel ekonomik reformlara zarar verdiğini” vurguluyor. Bu gidişle enflasyonun 2020’ye kadar sürdürülebilir bir biçimde tek haneye düşmesinin mümkün görünmediğinin altını çiziyor.

Moody’s’in bu ifadelerle Merkez Bankası’nın temel amacı olan enflasyonu düşürmede uyguladığı para politikasının yeterince sıkı olmadığını ve hatta bu uygulamanın giderek zayıfladığını kastettiğini düşünüyorum. Merkez Bankası’nın hiçbir anlamı kalmamış olan yüzde 5’lik hedefte ısrar etmesinin ve karar alıcı mevkideki yetkililerin faiz indirimi çağrısı yapmalarının ardından böyle bir sonucun gelmesi bence şaşırtıcı değil. Moody’s’in aldığı bu kararın haksızlığını vurgulayanlar Türkiye’nin 2017’de yüzde 7’nin üzerinde büyüdüğünü öne sürüyorlar. Aslında bu büyüme de Moody’s’in not düşürme gerekçelerinden birisi zaten. Çünkü Moody’s’in bu büyümenin enflasyonda dizginleri kaybetmenin sonucunda oluştuğu kanısında olduğu anlaşılıyor. Sanırım Moody’s, dün Merkez Bankası’nın kararını bekledi ve Merkez Bankası’nın bu kadar yüksek bir enflasyon oranının varlığında faizi artırmama kararı almasının ardından Türkiye’nin notunu düşürmeye karar verdi.  

Gerekçede geçen “…temel yapısal ekonomik reformların uygulamaya sokulmasında ortaya çıkan daha ciddi gecikmeler…” ifadesiyle Moody’s söz verilen bazı yapısal reformların yapılmadığını ya da gecikmeler yaşandığını öne sürüyor. Bu konuda üzerinde en çok durdukları konu işgücü piyasasındaki katılıkların giderilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Moody’s karar notunda bu konunun seçimler nedeniyle ertelendiğine dikkat çekiyor.

İkinci gerekçe: “Artan siyasal riskler ve yükselen dış finansman faizleri çerçevesinde ülkenin büyüyen cari açığı, yüksek dış borçları ve yüksek dış borç çevirme oranının ortaya çıkardığı dış şok riskindeki yükseliş.”

Moody’s bu gerekçede geçen asıl tehlikenin kamu kesiminden çok özel kesim borçlarından kaynakladığına dikkat çekiyor. Bu gerekçenin altında yatan nedenlerden birisinin de artan jeopolitik riskler olduğu açıklamada vurguluyor. Bu risklerin artması halinde ülkenin dış kaynak bulmakta zorlanacağı ve dolayısıyla dış borç çevirmede ciddi sorunlar yaşayacağına işaret ediyor.

Diğer konular: Moody’s not düşürme kararında bu iki temel noktayı vurgulamanın yanı sıra bunlarla dolaylı ya da dolaysız ilgili bazı başka hassas noktalara da değiniyor. Bunlardan birisi bütçe dışında yaratılan Kamu Özel İşbirliği Projelerinin ve Kredi Garanti Fonu’nun yarattığı potansiyel yükümlülükler. İkincisi karar metninde şeffaflıkla ilgisi olmadığı öne sürülen Varlık Fonu’nun elindeki varlıkları teminat göstererek borçlanması meselesi.  Bu iki konunun dışında Moody’s ayrıca Anayasa Mahkemesi kararının alt mahkemece uygulanmadığını, referandumla kabul edilen Anayasa değişikliğinin siyasal sistemin denetim ve denge mekanizmalarını sınırlandırdığına vurgu yapıyor. Yani bir anlamda kararın siyasal açıdan dayanaklarının da olduğunu ortaya koyuyor.

Moody’s’in Önceki Kararından Bu Yana Neler Değişmiş?
Moody’s’in not değişimiyle ilgili bir önceki kararı 17 Mart 2017 tarihini taşıyor. Söz konusu kararda Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu düşürebilecek olan olası gelişmeleri şöyle sıralamış: (1) TL’de ortaya çıkabilecek hızlı bir değer kaybı, rezervlerde ani ve yüksek miktarlı düşüş ya da sermaye çıkışının kısıtlanmasına yol açacak bir karar gibi ödemeler dengesi krizini olası duruma getirecek maddi bir değişme. (2) Büyüme oranında sürüp giden bir düşüş. (3) Kamu mali disiplininde bozulma. (4) Kurumsal güçlülükte ortaya çıkabilecek ilave aşınmalar.

Şimdi bir de önceki karar olan 17 Mart 2017’den bu yana başlıca makroekonomik göstergelerdeki değişime bakalım:

Ekonomik Göstergeler
Mart 2017
Mart 2018
Not
Büyüme
3,0
7,3
++
Enflasyon
10,1
10,3
-
İşsizlik
12,1
10,3
+
Bütçe Açığı
1,1
1,5
-
Cari Açık
3,8
5,5
-
Dış Borç Stoku / GSYH (%)
47,0
51,2
-
Gösterge Faiz (%)
11,1
13,5
-
Sepet Kur
3,81
4,26
-
TCMB Döviz Rezervi (milyar USD)
89,2
89,3
+
Artılar
4
Eksiler
6

Moody’s’in Not Düşürme Kararı Haklı mı Haksız mı?
Moody’s’in bir önceki kararında not düşürülmesine yol açacağını vurguladığı konulardan ilkine baktığımızda TL’de hızlı sayılabilecek bir değer kaybı (yüzde11,3) olduğunu, cari açığın ödemeler dengesini sıkıntıya sokabilecek biçimde ciddi bir artış eğilimine girdiğini, buna karşılık döviz rezervlerinde bir düşüş olmadığını görüyoruz. Öte yandan Türkiye’nin, sermaye hareketlerine (döviz çıkışlarına) bir kısıtlama koymadığını, sermaye hareketlerinin serbestliğiyle ilgili önleyici bir önlem almadığını biliyoruz (dış borçlanmaya getirilen döviz geliri kadar dış borçlanma uygulamasının bu anlama gelmediğini ifade edelim.) Dolayısıyla buradan giderek bir not düşürme kararı pek haklı görünmüyor.

İkinci nokta olan büyüme oranına baktığımızda düşüş değil tam tersine ciddi bir artış olduğunu görüyoruz. Bu madde de not düşürmeyi haklı kılacak bir gelişmeyi göstermiyor.

Üçüncü nokta kamu mali disiplinin bozulması yani bütçe açığında artışlar ortaya çıkması meselesidir. Tabloya baktığımızda geçen karardan bu yana bir bozulma olsa da bu bozulmanın en azından şimdilik sınırlar içinde kaldığını söyleyebiliyoruz. Dolayısıyla buradan giderek de bir not düşüşü pek haklı görünmüyor.

Son nokta olan kurumsal güçlülük çerçevesini daha yakından ele alalım. Çünkü bu kavram ötekilerden daha zor ölçülebilen ve sübjektif değerlendirmelere açık bir çerçeve içinde bulunuyor. Kredi Ölçüm Kuruluşları kurumsal güçlülüğü aşağıdaki şemaya göre değerlendiriyorlar.


Kurumsal Güçlülük çerçevesinin alt gruplarını ele alıp Türkiye açısından değerlendirmeye çalışalım.

Kurumsal Çerçeve:
Hükümetin etkinliği; hükümetin ekonomi politikasını uygulamada ne kadar etkin olduğunu ölçmeye yarıyor. Bu konu oldukça karışık görünüyor. Eğer amaç enflasyonu düşürmekse Türkiye bu uygulamada başarısız, eğer amaç büyümeyi yükseltmekse Türkiye bu alanda başarılı.

Kanunların üstünlüğü; kanunları uygulamakta yargı ne kadar bağımsız hareket edebiliyor, mülkiyet hakları korunuyor mu, hükümet karışımı var mı? Moody’s, açıklamada verdiği Anayasa Mahkemesi ve alt mahkeme ilişkisi konusuna değinerek kanunların üstünlüğü, yargının bağımsızlığı konusunda Türkiye’yi olumlu görmediğini dolaylı yoldan açıklıyor.

Yolsuzluk; ekonomide yolsuzluk hangi boyutta, hesaplarda şeffaflık var mı? Moody’s kararında bazı kamu hesaplarında şeffaflık olmadığını vurguluyor.

Politika Kredibilitesi ve Etkinlik:
Enflasyon ve enflasyon dalgalanması; bir ekonomi politikasının kredibilitesini ölçmekte en uygun ölçülerden birisi olarak kabul ediliyor. Enflasyon, diğer ekonomilerle karşılaştırıldığında makul mü, enflasyon oranı sürekli iniş çıkışlar içinde mi? Bu soruların yanıtı aynı zamanda Merkez Bankası’nın uyguladığı para politikasının kredibl olup olmadığını da ortaya koyuyor. Merkez Bankası’nın koyduğu enflasyon hedefinden uzak kalıp kalmadığı aynı zamanda bu bankanın bağımsız olup olmadığının da göstergesi olarak kabul ediliyor. Moody’s kararında bu konuda Türkiye’nin başarılı olmadığını açıklıyor.

Diğer Faktörler:
İflas Geçmişi; bir ekonominin geçmişinde iflas durumuyla karşılaşıp karşılaşmaması ve bunun ne kadar yakın dönemde olduğu da önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Moody’s’in yazısının altındaki Türkiye ekonomisine ilişkin göstergeler tablosunda 1983 yılından bu yana Türkiye’nin bir kez iflasla karşılaştığı yer alıyor. Ki bu da her zaman için olumsuz bir faktör olarak notu etkiliyor.  

Sonuç
Burada, eldeki verileri, olabildiğince objektif olarak ortaya koymaya ve kredi değerlendirme kuruluşlarının bakış açısından değerlendirmeye çalıştım. Bu analize göre bazı konularda olumlu gelişmeler olmasına karşılık bazı konularda işler olumsuz gitmiş ve asıl olarak ekonomiden daha çok siyasal alanda ve hukuk alanında işler karışmış görünüyor.

Moody’s Türkiye’nin notunu düşürmekte haklı mıydı haksız mıydı herkes kendi kararını versin. Ben size objektif olarak ve ayrıntılarıyla konuyu sundum.

100 yorum:

  1. Artık şu 'Amerika bize düşman ondan hep böyle oluyor' saçmalığından bir kurtulmak lazım. Konu para ise ortaya sadece gerçekler konur, kaç aydır OHAL ile yönetilen bir ülke için notumuz hala fena değil. Sonumuz Mısır gibi olmaz umarım.

    YanıtlaSil
  2. Gerçek sıkıntı Amerika'nın böyle kurumları etkileyebilecek gücte olması(etkiledi ya da etkilemedi demiyorum).

    S&P, Moodys Almanya'nın notunu böyle spekulasyonlara dayanarak düşürebilir mi?

    Güçlü değiliz, olmak zorundayız...

    Yanlış mıyım Sayın Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz Almanya gibi cari fazla versek, bütçe fazlası versek, enflasyonumuz % 6 olsa, seçimlerimizi düzgün yapsak, yargımız bağımsız olsa Moody's sırf spekülasyon var diye bizim notumuzu düşürebilir mi? Bir de o tarafından bakmak lazım.

      Sil
    2. Sayın Mahfi Eğilmez'in dediği gibi biz ne zaman cari fazla verirsek ve TL nin değerini artırırsak o zaman kredi kuruluşlarının verdiği notlara yüksek sesle itiraz ederiz Ancak biz hâlâ maalesef %80 tüketen bir ülkeyiz Bana göre böyle.

      Sil
  3. Ben sizden şu gunde kadinların neden istihdamda daha fazla bulunması gerektiği üzerine bir yazı daha beklerdim.

    Canınız sağolsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Gerçi kadın vurgusunu en çok yapan kişilerden birisi benim ama yine de bu gün böyle bir yazı yazmak doğru olurdu.

      Sil
    2. Bence yazmamanız daha iyi olmuş. adını ister "dünya kadınlar günü", ister "dünya emekçi kadınlar günü" koyun, yılın bir gününü bu şekilde kadınlara ayırmaya çalışmak cinsiyet ayrımcılığının dik alasıdır. O zaman neden "dünya erkekler günü" yok diye sorarlar adama. Yılın 365 günü zaten onların olduğu için mi? 1857'de ABD'de yaşanan trajediyi bence daha farklı şekilde anlamlandırmak gerekir. Meselâ "vahşi kapitalizm'in yaptığı emekçi katliamlarını anma günü" denebilir.

      Sil
    3. ‪İştir kişinin aynası lafa söze bakılmaz deyip notu açıklasaymış mondays daha güzel olurdu hiççç açıklama yapmaya gerek yok çok çalışmamız lazım değil mi hocam?‬

      Sil
  4. Hocam gerektiği kadar açıklayıcı olmuş teşekkür ederiz

    YanıtlaSil
  5. Hocam, Moody's ve diğer kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'deki enflasyon, büyüme, isthdam oranları ile ilgili TUİK'in verileri dışında kendi araştırmalarını yapıyor ve rakamlar arasında tutarsızlıklar buluyor olabilirler mi? Yoksa onlar da sadece devletin açıkladığı verilere göre mi değerlendirme yapıyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende merak ediyorum. Bu Moody's bizim göremediğimiz neyi görebiliyor?

      Artık herkes çok iyi biliyor ki ekonomide ciddi bir sıkıntı var. Kısa vadede ekonomiyi toparlayabilecek bir gelişmede yok ufukta.

      Sil
    2. TÜİK verilerini kullanıyorlar. Çünkü aksi takdirde kendilerinin TÜİK gibi veri üretmesi lazım. Ama mesela artık bizim alıştığımız Ohal gibi uygulamalara onlar dışarıdan baktığı için farklı bakıyorlar. Ki onların bakışı bizimkinden çok daha doğru.

      Sil
    3. TÜİK verileri kullanılıyorsa gerçek çok daha vahim denilebilir mi?

      Sil
  6. Hocam ne kadar yandaş! bir yazı yazmışsınız. Azcık Moodys'i övün ki, son yazılarınızda sizi yerlere vuran trollere iş çıksın! Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Trollere aldırmayın.

      Sil
  7. 2017 büyümesi yüksek YeniSeri yapmadık...

    2018de de endişelenmeyelim, gerekirse bir gecede işi bitiririz....

    YanıtlaSil
  8. Hukuk bitti ise d8gerleri arkadan gelir... ekonomi de hukuk ile cakilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hukuk ile ekonomi birbirine o kadar bağlantılı değil. Güney Kore'nin kalkınması buna en güzel örnek. Güney Kore 40 sene boyunca askeri cunta tarafından yönetildi. Hukuk diye bir şeyden bahsetmek mümkün değildi buna rağmen Güney Kore kalkındı. Çin'de güzel bir örnek. Seçimlerin bile yapılmadığı bir ülke Çin. Çin'de tek bir politik parti var oda komünist partisi. Hukuk yok denecek seviyede ve corruption aynı şekilde inanılmaz bir seviyede buna rağmen dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi Çin. Putin yönetimindeki Rusya peki? Oda güzel bir örnek. Ambargolardan önce Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisiydi Rusya. Peki bu zaman diliminde hukuk ve corruption ne sevideydi Rusya'da? Avrupa'nın en kötüsüydü Rusya buna rağmen ekonomileri aldı başını gitti.

      Sil
    2. Hukukla refah arasında kurulan ilişki daha anlamlı olur . Yoksa antik romada da büyümeden ve estetik sofistikasyondan ( sanat , mimaride gelişme ) bahsedilebilir ama toplum genelinde paylaşılmış refah duygusundan bahsetmek imkansıza yakın . Hukuk sistemini iyileştirmemizin amacı ekonomik büyümeden ziyade toplum refahını artırmak içindir . Toplum refahı büyümeye bağlı olmakla beraber yaratılan gelirin nasıl paylaşıldığı , çevre tahribatına yol açıp açmadığı da önemlidir . Sistemin yozlaşması bir süre büyümeyi etkilemese bile uzun vadede insanın yaşamak istemediği yerde ticaret olmaz sanat olmaz toplumsal barış zarar görür ve orman kanunları geçerli olmaya başlar .

      Sil
    3. Hukuk, en temel değerdir ve herşey ile çok yakından ilintisi vardır. Temelinde hukuk olmayan hiçbir oluşum bir anlam taşımaz. Verdiğiniz örneklerde kalkınan ülkeyi görüyor ama o yıllar boyunca yitip giden kuşakları göremiyor musunuz? Kalkınma, ekonomik gelişme, refah kim için amaçtır? İnsan için... Kalkınmayı sağlayan toplumların hemen hepsinde, bedeli acımasızca ödeyen insanları unutmayın. Burada esas olan, kalkınma, büyüme, refah artışı sağlanırken, tüm toplumun, bu yaratılan değerleri adil bir biçimde paylaşmasıdır. Bu da ancak, sağlam temellere oturtulan ve gerçek anlamda uygulanan, bağımsız, güçlü ve şeffaf hukuk sistemi ile olur. Aksi halde dedelerin, babaların, anaların yokluklar ve adaletsizlikler içinde yok olup giden, harcanan yaşamları üzerine kurulan gelişmişlik düzeyinin hiçbir anlamı yoktur. Bugün gördüğünüz de böyle toplumlardır. Kriter olarak alınmaları da en büyük saçmalıktır... Siz hangi kuşakta olmak isterdiniz? Bedel ödemeyen bilemez...

      Sil
    4. Çok güzel,benim için öğretici, teşekkür ederim.

      Sil
    5. Bu bahsettikleriniz "ekonomik kalkınma" ama. Kimse Çin'e göç etmiyor aksine Çinliler artık Çin'den kaçıyor. Kalkınmanın birden çok boyutu var ve büyüme sadece bir tanesi

      Sil
  9. Türk halki 167 mukyar usddoviz hesabı var ve kesinlikle satma niyeti yok yani beklenti kötü. Aslında siz sayin otoritelerin acik net ve korkusuz ilmasi gerekiyor yoksa daha ağır bir fatura karşımıza çıkacak. Sizin izgur açık görüş yazamamanuz aslinda sorunun cevabı. Ozgur olacak bir ülke hukuk olacak yansız üstün olacak hukuk...o zaman sorunları çözeriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu dışı ama düzgün yazmak bu kadar mı zor? Sadece sizin için demiyorum birçok okuyucu da aynı şeyi yapıyor.

      Sil
    2. David Stricagnoli,

      Gerçekten çok rahatsızlık verici bir durum ama yapacak bir şey yok gibi görünüyor. Sosyal medya'nın yaygınlaşması sonucu gelişen bir alışkanlık olduğu söyleniyorsa da bence büyük ölçüde özensizlikten kaynaklanıyor. "Yayınla" düğmesine basmadan yazdıklarını bir kez daha okusalar, bilgisizliktan kaynaklananlar dışındaki yazım hatalarını herkes görüp düzeltebilir diye düşünüyorum. İlginç bir şey daha var, İngilizce forumlarda da aynı durum söz konusu. Oralarda da hataları düzeltip doğru yazmaya dikkat edilmesini rica edenleri "gramer nazisi" olarak niteliyorlar.

      Sil
    3. Önce Türkçe öğrenin, yazdığınız anlaşılmıyor.

      Sil
  10. Erkin ŞAHİNÖZ, kredi derecelendirme kuruluşlarının bağımsız ve tarafsız olmadığını söylüyor.Bu kuruluşların ortaklık yapılarını, üst perdelerini bilen biri olduğunu ve verdikleri kararların ekonomik değil,uluslararası siyasetin sonucu olduğunu söylüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erkin bey haklıdır. Ama bence biz onların bağımsız olup olmadığına bakmak yerine acaba mesela bizim Merkez Bankamız yeterinde bağımsız mı? yargımız bağımsız mı? iç siyasetten bağımsız karar verebiliyorlar mı? diye baksak daha doğru yapmış olmaz mıyız?

      Sil
  11. isterlerse not artar isterlerse not düşer artması içinde düşmesi içinde yeteri kadar gerekçe var. not artarken niye arttı sorusu madde madde açıklanıyordu düşerken yine aynı hikaye..

    YanıtlaSil
  12. Hocam merhaba. İster kabul edelim ister etmeyelim, bu not düşüşleri ülke imajını olumsuz etkiliyor ve yurt dışındaki hareket kabiliyetini azaltıyor. Yani özel sektörün uluşlararası ticarette işini zorlaştırıyor. Aa

    YanıtlaSil
  13. Hocam ekonomimizde olan olumlu ve olumsuz veriler çerçevesinde bizim için yapılan not düşürmenin fırsatlarının kollandığı durumlarda benzer verilere sahip batılı ülkelerin notlarının düşürülmesinde acaba not düşürmemenin yolları aranıyor olabilir mi.
    Geçmiş deneyimleriniz ve uzmanlığınız çerçevesinde Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının masum olup olmadığı noktasında görüşleriniz nelerdir acaba.
    Derdim bu kuruluşları acımasızca eleştirmek değil objektiflikleri hususunda sizin değerlendirmeleriniz ışığında bir kanaat sahibi olmaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir ve hatta oluyordur da. Ama bunlara bakmak yerine acaba biz doğrusunu yapıyor muyuz diye baksak mesela Merkez Bankamız yeterince bağımsız mı, yargımız bağımsız mı, demokrasimiz üst düzeyde mi, cari açığı nasıl kapatabiliriz, enflasyonu düşürmek için neler yapmalıyız gibi konulara konsantre olsak daha doğru olmaz mı?

      Sil
  14. Elinize sağlık hocam. Yine harika bir yazı olmuş. Okurken aklımdan son not indiriminden bu yana neler yaptık diye geçiyordu ki , onu da eksik etmemişsiniz. Teşekkürler

    Benim adı geçen derecelendirme kuruluşlarına veryansın eden yorumculara bir sorum olacak.

    Farz edelim ki bu derecelendirme kuruluşları olmasa idi; bilginin bu kadar hızlı yayıldığı bir dönemde, ülkemizde dönen dolaplardan, yolsuzluklardan, hukuksuzluklardan, ekonominin, tarımın, üretimin, eğitimin kötü gidişatından Dünyanın hiç haberi olmayacak mı sanıyorsunuz? Sizler Dünya'yı sahiden kör ve sağır mı sanıyorsunuz?

    YanıtlaSil
  15. OHAL'le ilgili bir vurgu yok mu raporda hocam? Gerci Fransa'da da OHAL halen devam ediyor bildigim kadariyla. Ama farkli gerekçe ve yöntemlerle.
    Yaklasan ve halen metodu olusturalamamis bir secim var. Simdiden şaibeler oluştu. Ustelik erken secim de buyuk bir olasilik.
    Objektif olursak boyle bir ortamda kim iyiye gidişe dair bir öngörüde bulunabilir? Eldeki ekonomik parametrelerin olumsuz taraflardan yorumlanmasinin hem objektif hem subjektif bir sonuç oldugunu düşünüyorum. Bilmiyorum yaniliyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudan bir vurgu yok ama Anayasa Mahkemesi kararının alt mahkemede değiştirilmesi yoluyla var.

      Sil
  16. Cok guzel bir yazi keskin ve ince bir ipte cok ustaca yürümüşsünüz. Ellerinize sağlık...

    YanıtlaSil
  17. Hocam biliyorum konuyla ilgisi yok ama bir sorum olacak benim. Merkez bankası altın ithalatı yapmaya başladı mı? Yani rezervlerde değişikliğe gitmeye mi başladı. Yuan vb...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Epey bir zamandır MB altın rezervini artırıyor.

      Sil
  18. Hocam çok güzel ve objektif bir yazı, elinize sağlık. Bence bu kredi derecelendirme kuruluşlarının objektifliğini anlamak için benzer ülkelere verdiği notları da karşılaştırmak lazım. Eğer bu not düşürme sırf siyasi riskler dolayısıyla yapıldıysa siyasi risk olan ülkelerde böyle bir düşürme yapılıyor mu yok ekonomik veriler nedeniyle yapıldıysa benzer ekonomik verileri olan ülkelere aynı şekilde davranıyorlar mı ona bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda bir çalışmanız var mıdır acaba yada ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kredi Derecelendirme kuruluşlarının bu derecelendirmeyi nasıl yaptıklarını açıklayan kitapları var. Bu kitaplarda notu neye göre belirledikleri anlatılıyor. Yani bu değerlendirmelerin her ülkeye aynı biçimde uygulanan tabloları var. Bunlar içinde üçte bir ağırlık ekonomide, üçte bir ağırlık uygulanan politikalarda ve üçte bir ağırlıkta yazımda değindiğim kurumsal güçlülük meselesinde.
      Eskiden bu tür çalışmalar yapmıştım. Yani benzer gruptaki ülkelerle karşılaştırmalar. Son zamanda yapmadım. Aslında kimse bu anlamda birbirine benzemiyor. O nedenle o tür karşılaştırmalar pek de anlamlı değil.Kimisi ekonomide iyi çıkıyor kimisi siyasal istikrar açısından iyi çıkıyor ve farklı gruplardaki üstünlükleri sonucu benzer notlar alıp aynı not kategorisinde buluşabiliyorlar.

      Sil
  19. https://mobile.twitter.com/azonceoldu/status/971791424227282945?s=12

    Hocam bu haberi okumussunuzdur. Yapisal reformlari halk diliyle aciklamis.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformların değil ama tarım ve hayvancılığın özeti budur. Bu kadar açık, bu kadar net.

      Sil
  20. Bence az bile indirdi. Ben halis bir Türk evladı olarak paramı yurt dışına çıkarmayı planlıyorum. Kimse kimseyi kandırmasın. Gereksiz hamaset duygularına da kapılmayın. Elinden gelen herkes bu ülkeden kaçar kardeşim. Burda milyonlarca lira param olacağına İngiltere’de meteliksiz olarak burgerking de patates kızartmayı tercih eder ve mutlu olurum. Beyler gereğinde fazla miktarda kötülük var buralarda. Mahfi hoca bilimsel bir şekilde yazı yazıyor adamlar hain ilan ediyor. Kaçın kurtulun abi. Memlekete hizmet bir tek memlekette olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kaçmak yok. Burası bizim ülkemiz, yanlışı düzeltmeye çalışacağız. Ne kadarını becerebilirsek o kadarını.

      Sil
    2. Kendini de ne güzel poh pohlamışsın kardeşim halis türk evladı vatanından kaçmaz senin ceddin kaçtı mı yurdundan böyle güzellemeler yapacağına coğrafya kaderdir deyip ülken için ne yaptın önce onu düşün

      Sil
    3. Hiç meteliksiz olarak Burger King'de patates kızarttınız mı?

      Biz Orta Asya'dan kalkıp Anadolu'ya, Anadolu'dan Balkanlara hatta Afrika'ya kadar göç etmiş bir milletiz. Yaşamını başka bir yerde sürdürmeye karar vermek ayıp değil, Türkiye'de devletin bunu engellemek gibi bir politikası da yok. Gitmek isteniyorsa gidilebilir, bugün Almanya başta olmak üzere pek çok ülkeye yerleşmiş milyonlarca Türk var, etrafımızda da başka bir ülkeye yerleşmeyi tercih eden insanlar görüyoruz. Ama Türkiye'nin dünyanın en kötü yeri olduğu, burası dışında her yerin çok iyi olduğu, bir gidilse ondan sonra her şeyin çok güzel olacağı, bizim zaten bu ülke için çok fazla olduğumuz ve kıymetimizin bilinmediği psikolojisi sağlıklı değil.

      Sil
  21. Raporun ozetini okudum Hocam. En cok dikkat ceken iki gazeteciyle ilgili (raporda isim yok elbette) anayasa mahkemesi kararinin alt mahkeme tarafından taninmamasi.
    Vatandaş ve biraz da gazete okuyan biri olarak bakiyorum, ozellikle bir tanesinin bir donem yazdigi seyleri, isaret ettigi insanlari hatirliyorum da..ama burada belirtmeye gerek yok.. O kadar karanliklardi ve bu o kadar netti ki ancak o kadar olur. Toplum vicdaninda cok da kozmopolit bir tabanda zaten konu cok açik. Ancak yine de hukukun üstünlüğünu kabul ediyorsak buna uymamamiz en cok bize zarar veriyor. Bu da cok açik. Hakliyken haksiz konuma dusmek haksiz olmaktan daha kötü. Cunku bir zeka problemi oldugu suphesi uyandırıyor.

    YanıtlaSil
  22. Adamlar karar vermek icin TCMB'nin faiz kararini bekliyor. Akil yurutebilene kararin sebebini cok guzel acikliyor.

    YanıtlaSil
  23. Bana kalırsa evet derecelendirme kuruluşları siyasi olarak etkileniyorlar ve tamamen tarafsız değiller bizden daha kötü durumda olan ülkeler bizle aynı ya da daha iyi notlardalar. Ama son 1 yılda ekonominin kötüye gittiğini kabullenmek gerek. Bence kısacası not indirme haksız değil ama notumuz haksız uzun süredir

    YanıtlaSil
  24. Hocam baz alınan degerlerin ikna edici gerçekçi oldugunu düşünüyormusunuz.Bazı degerlerin örnek işsizligin enflasyonun gerçek degerleri yansıtmadıgını düşünüyorum.Bunu da gözönüne almak gerekir.

    YanıtlaSil
  25. Nedenleri okudukça ülkemizin içler acısı hali ile yüzleşiyoruz,bilmiyorum kadınsal mı ama insan bu sorunlarimiza ağlamaklı oluyor,dahasi bu sorunlari öteleyip kendi halimize bakmadan dış ulkelere kurumlara saldirgan elestiriler yapıyoruz,anlamıyorum bir seçim dönemine daha kurban edilen genc issiz ciftci esnaf ve daha nicesi var.. Yureginize sağlık hocam,keske sizin gibi insan olabilsem ve sizin gibiler hep artsa..

    YanıtlaSil
  26. Hocam ellerinize sağlık.Eldeki verileri kullanarak "erken seçim ihtimali" konulu objektif bir değerlendirme yazısı yazabilirmisiniz?Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir yazım var zaten blogda. Ve bu veriler erken seçime işaret ediyor. Ama tabii ben kamu oyu yoklamalarını bilmiyorum. Bu konuda karar alacak olanlar asıl olarak onlara bakıyordur. Orada durumu garanti görseler erken seçime giderler.

      Sil
  27. Mahfi bey, sizce, bu ihtimal var mı:

    Moody's'in raporlarına malzeme olacak şekilde, TÜİK ve diğer kurumların içinde, verileri, istatistik sonuçlarını çarpıtarak yayınlayan kişiler olabilir mi?

    Yani, kendi kurumlarımız içinden kötü niyetli kişiler, dışarıya malzeme sağlıyor olabilir mi?

    Sonuçta, Moody's, "bu verileri sizlerden alıyoruz" diyerek sıyrılıyor olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok ekstrem bir komplo teorisi olur bu.

      Sil
  28. Türkiyede derecelendirme faaliyetinde bulunması kurulca kabul edilen uluslararası derecelendirme kuruluşları
    1) Standards and poor's corp.
    2) Moody's ınvestor service inc.
    3) Fitch ratings Ltd.
    Fitch ve S&P' de BB+, Moody's için Ba1 ve aşağısı ise yatırım yapılamaz spekülatif derece sayılmakta ve çoğunlukla çöp olarak ifade edilmektedir.
    Uluslararası kredi derecelendirma kuruluşları; S&P ve Fitch için BBB-, Moody's için Baa3 ve yukarısı yatırım yapılabilir seviye olarak görülmektedir.

    Moody's 1909 senesinde kurulmuş ve derecelendirme kuruluşları S&P ile kurucuları arasında gösterilir.

    Standards and poor's 1860 yılında kurulmuş sektörün öncüsü konumundadır.

    Fitch ratings 1914 te kurulmuş ve derecelendirme kuruluşları arasında 3 yönlendirici firmadan diğeridir.

    Hepsinin ortak özelliği ABD yapımı ve dünyanın en zengin Ailelerinin firmaları büyük ortaktır. Piyasalara yön veren bu firmaların güvenilirliği herzaman tartışılmıştır.
    ABD nin en büyük firmalarından Lehmann brothers'ın 2008 de iflası öncesinde S&P ' den aldığı not AAA idi ( S&P'dan alınabilecek en yüksek not ) bu not alındıktan sonra batan lehmann brothers için yatırım yapanlara S&P cevabı ise bilgisayralarına "Virüs" girdiği gibi çok garip açıklama yapması.
    Bunun gibi daha birçok olay mevcuttur.
    Dünyadaki birçok ekonomi etkileyen aslında aldığı para karşılığı ne yapmasını söylediği ülkelerde istediği hükümeti ayakta tutan istediğini yıkmaya gücü olan dünya zenginlerinin ekonomi belirleyici kuruluşlarıdır.
    ABD bize güveniyor ekonomimiz iyi gidiyor yalanlarını bunlarla çok duyduğumuz işte bakın türkiye ekonomisine güven artıyor bunu dünya görüyor yalanlarını duyduğumuz fakat gerçekte onların istediklerini yapmanız gereken tüm dünyada ekonomistlerin tartıştığı perde arkası güçlerin şirketleri.
    Ekonomi kötü olduğundada baz aldıkları gerçekleri istediklerinde bizim TUIK gibi göstermeyen bana göre gayri ciddi kuruluşlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazdıklarınızın hepsi doğru ama bunların doğru olması Moody's'in raporunda Türkiye için yazdıklarının yanlış olduğunu göstermiyor.

      Sil
    2. Hocam benim ifade etmek istediğim kredi derecelendirme kuruluşlarınında güvenilir olmadığını belirtmekti. Yoksa türkiye ile ilgili yazdıkları yanlış demiyorum fakat istediklerindede türkiyeye karşı örtülü destek vermişlikleri var daha önceki yıllarda bunlarıda gördük. Türkiyenin ekonomisinin çok iyi yönde olduğunu söyleyip ciddi algı yönetimi yaptıkları ve insanlara hayel sattıkları dönemde hükümet bunları referans göstermişti hatırlarsanız. Kısaca geleceği yönelik yazdıkları herzaman doğru yapmadıkları ki bunun daha önceki yanlış yönlerdirmeleri konusunda lehmann brothers örneğini yazdım.
      Türkiyedeki ekonomik görünümden çok gerçeklerini yaşayan zaten Moody's yazdıklarını yaşayan halk olarak bunları biliyoruz ve inkarda etmiyoruz. Benim bahsetmek istediğim gerçek verilerin olmadığı bir ortamda ne hükümetin hamasetine, ne tüik kurumuna, ne moody's gibi kurumların analizlerine bakmadan kendi yaşadığımız gerçeklerle olaylara bakmalıyız ve analiz etmeliyiz malesef.

      Sil
  29. Hocam merhaba, olası bir erken seçimin Türkiye'ye faydası/zararı ne olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. An itibariyle sanki her an seçime girilecekmiş gibi genişletici bir maliye politikası uygulandığı için erken seçimin bundan büyük bir zararı olmayabilir.

      Sil
  30. Hocam ABD ekonomi politikasından maliye politikasına mı geçiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha doğrusu para politikasını sıkarken maliye politikasını gevşetiyor.

      Sil
    2. Bizi mi taklit ediyor?

      Sil
    3. Bizimki ortaya karışık. Enflasyonun neredeyse kalmadığı bir dünyada çift haneli enflasyonla gevşek maliye politikası uyguluyoruz. ABD'de enflasyon yüzde 2'nin altında. Bizim uyguladığımız karma karışık para ve maliye politikası bulamacını kimse taklit edemez.

      Sil
  31. hocam öncelikle yazınız için teşekkürler.devletin tüm kurumlarının hantallığının ülkenin tüm konularında 1. faktör olduğuna inanıyorum hala tam anlamıyla siyasi görüşlerden uzak ülke menfaatlerine yönelik işleyebilen bir kurumsal mekanizmamız yok bu gün doğru yapıyoruz dediğimizi yarın yanlış olmuş hemen değiştirelim mantığıyla yaşayıp gidiyoruz.özel sektör devletin boşluklarını doldurayım derken güzel şeyler yaparken hayati önem arz eden hatalarda yapabiliyor en önemlisi de eğitim malum ülke olarak bedelini çok ağır ödedik yıllarca ödeyeceğiz de analaşılan

    YanıtlaSil
  32. Mahfi hocaa, bunlar hep amariganın esrayilin dış mihrakların oyunu gelme bu oyunaa, yedi düvele karşı ikinci kurtuluş savaşını üçüncü dünya savaşını veriyoruz burdaaa. Yollarımızı havaalanlarımızı köprülerimizi kıskanıyorlar da ondaaan.
    öf neyse sıkıldım baktım kimse yazmamış ben başlayayım dedim de içten gelmeyince bu kadar oluyor idare edin (mahfi hocam sizi çok seviyorum emeğinize sağlık)

    YanıtlaSil
  33. hocam gerçekten aydınlanma yaşıyorum sizi okuduğumda var olun minnettarım size

    YanıtlaSil
  34. Hocam konu dışı olacak yine ama Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Özel sektör olarak 140 milyar lira devletten alacağımız var. Hükümetimizle de anlaştık. Bunu bize belirli bir taksitle ödeyecek. Bu paranın cebimize girdiğini düşünün, ekonomi ne kadar canlanır biliyor musunuz? 1985’ten beri alamadığımız Katma Değer Vergimizi devletten geri alacağız." demiş.Devlet niye 1985'ten veri bunu ödemiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ödüyor ama tamamını ödeyemiyor ve yenileri doğduğu için birikiyor ve artıyor. Öte yandan devletin de özel sektörden tahsil edemediği bir o kadar vergi alacağı vardır. Borcu olanla alacağı olan farklı kişiler ve kurumlar olduğu için bu sorunlar çıkıyor.

      Sil
  35. Kurlar değişmeden maliye politikası yoluyla dış ticaret açığı kapatılabilir mi? Nasıl?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Daha fazla döviz getirici yüksek teknolojili mal üretip onları ihraç edip daha çok ihracat geliri elde ederek. (2) İthal edilen malları ülkede üretip ithalatı düşürerek.

      Sil
  36. Hocam herkese yanıt vermenize ve yetişebilmenize hayranım... Size şunu sormak istiyorum... ülkedeki sosyal, siyasi ve ekonomik durum ne olursa olsun, bankaların batması, yabancı bankaların türkiye'den çıkması ya da döviz hesaplarına el konması ya da faizlerine sınırlama getirilmesi gibi olaylar yaşanır mı? ülkenin ekonomik geleceğine yönelik kaygılar taşıyorum...
    saygılarımla...

    YanıtlaSil
  37. Bence hiç değinilmeyen bir konuya, yani veri güvenliğine de değinmek gerek.
    Bu konuda çok ciddi sorunların olduğunu ve açıklanan bazı verilerin gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum.Belki de bizim verilerimizi gerçekçi bulmuyorlardır...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bakın verilerin güvenilir olup olmadığı konusunda benim de bir bilgim yok ama böyle bir iddianız varsa neyin yanlış olduğunu (çarpıtıldığını) ya da en azından şu göstergede reel durum şöyle ama yayınlanan veri gerçeği yansıtmıyor diyerek konunun içini doldurun ki iddianızın bir temeli olsun.

      Sil
    2. Büyüme hızı, enflasyon ve isşizlik rakamlarının gerçeği yansıttığını söylemek zor. bir yıl önceye göre büyüme hızı ikiye katlanıyorsa işsizlik rakamlarının artması akla uygun gelmiyor. işsizlik rakamlarının hesaplanmasında ciddi sorunlar olduğu herkesin malumu. Ayrıca enflasyon oranlarının hesaplanmasına yönelik son yıllarda yapılan tuhaf değişiklikler var ve hesap araçlarının ağırlığı gerçek gider kalemlerinin ağırlığı ile örtüşmüyor.

      Sil
    3. Teşekkür ederim daha açıklayıcı oldu.

      Sil
    4. Peki Türk-iş'in hesapladığı açlık ve yoksulluk sınırı istatiklerinde yıllık fiyat artışları, TUİK hesaplamalarına göre çok büyük bir makasın olmaması hakkında ne düşünürsünüz? Ki Türk-iş istatistiklerinde Tüik fiyatlarını kullanmıyor. Tüik %12 derken Türk-iş %30 arttı demiyor. Türk-İş de mi bizi yanıltıyor?

      Kendi ağırlıklarınızı ortaya koyun, hesabı yapın belki sizin ağırlıklarınıza göre de çok farklı çıkmayacak, hayır iki katı çıkar diyebilir misiniz? Herhalde burada 1 veya 2 puan farkından bahsetmiyoruz TUİK yanıltıyor derken.

      Sil
  38. Kuruluşların teknik dille aktardığı kredilendirmenin, sade vatandaşın her sabah yataktan kalkarken yaptığından bir farkı yok.
    Gözünü açtığında o ülkede yaşamaktan mutlu, umutlu, güvende, huzurlu hissediyor musun?

    YanıtlaSil
  39. Hocam, bilgilendirici yazılarınız için teşekkürler. İlk kez size yazıyorum.
    11 Nisan'a kadar ABD hazine bakanlığı tarafından bazı bankalarımıza kesilecek cezaların açıklanacağını hatırlıyorum. Tarih konusunda emin değilim. Bu konu hiç gündemde değil. Eğer kapalı kapılar ardında bir şeyler dönmüyorsa bu cezaların bizi çok sarsacağını düşünüyorum.
    Sizin düşünceniz nedir? Mesela 10 milyar dolar ya da üstü bir ceza bizi ne duruma getirir?
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  40. Sn. Mahfi hocam, olası nedenleri ile açıkladığınız son günlerde konuşulan Moody's in not indirimi ile ilgili yazınız için çok teşekkür ederim. Ziyadesiyle faydalandım. Daha fazla kişiye ulaşması için sitenizi makro ekonomi ile ilgili tanıdıklarımla paylaşıyorum.
    Saygılarımla,
    Mehmet K.

    YanıtlaSil
  41. Hocam fevkâlâde bir yazı kaleme almışsın eline sağlık.

    YanıtlaSil
  42. Hocam merhaba,

    Biz yıllardır imf politikaları uyguladık. İmf heyetleri ülkemize gelir ve ekonomimizin çok iyi yolda olduğunu söylerlerdi. Tabiri caizse kırmadığımız rekor kalmazdı ancak her seferinde de sonu ekonomik krizle biterdi. Ben ekonomik verileri gözardı edelim demiyorum ama, bu kurumlar ne kadar güvenilir diye düşünmeden de edemiyorum. Bu kuruluşların kararlarında, aklıma, hep bir ekonomik tetikçinin anıları geliyor, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  43. Yerli ve milli bir kredi derecelendirme kuruluşu kursak direk tam puani caksak en guzeli. Yada tuik verileri biraz daha eyse bukse. Yada acaba not düşünce oy orani artiyorda biz buyuk resmi goremiyormuyuz.

    YanıtlaSil
  44. Amaç ne pahasına olursa olsun hukuksuz büyüme olamaz

    YanıtlaSil
  45. Hocam siz tabii olarak konuyu objektif olarak ele almış olabilirsiniz. Fakat bu ve benzer kuruluşların yaptığı değerlendirmeleri objektif olarak görmüyorum.

    YanıtlaSil
  46. Mahfi bey bu yazınızdan sonra bankalarımızın da bir çoğunun notu düşürüldü, bu durumda sendikasyon gibi yurt dışından para bulmada faiz artışı olur mu? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  47. Moodys in güvenilirliği ?
    Geçmişteki fiyaskoları ?
    ABD ve İtalyanın Moodys e dava açması ve ABD nin tazminat alması ?
    General Motors un CEO sunun Moodys in notunu önemsemediği açıklama ?
    Japon Kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiyenin notunu niye düşürmediği, verilerden daha güçlü olduğunu söylemesi.

    YanıtlaSil
  48. Mahfi hocam merhaba
    Türkiye kendi derecelendirme kuruluşunu oluşturmak için çalışmalara başladığını TBB başkanı ve BDDK açıkladı. sizce bu kuruluş neyi farklı yapacakta bu bildiğimiz 3 adet kuruluş ( fitch. ,s&p , moddy's ) dan daha öne çıkabilecek, her şey açıkça ortada değil mi ? bu kuruluş bize daha iyi not mu verecek . sadece not düşüşüne bakmak ne derece doğru . CDS primleri zaten her şeyi açıkça ortaya koymuyor mu ? dünyada yanlış hatırlamıyorsam 29 adetin üzerinde derecelendirme kuruluşu var ama 3 tanesi konuşuluyor. sizce bu kuruluş gereksiz maliyet değil mi ayrıca kuruluşun bağımsız bir kuruluş olduğu belirtiliyor. bu kuruluşu devlet kendisi kuracaksa nasıl bağımsız olabilir

    YanıtlaSil
  49. Sanırım konu şu açıdan da değerlendirilebilir: S&P 2016 yılında Türkiye'nin notunu iki kademe birden düşürdüğünden beri Moody's ve Fitch'in Türkiye değerlendirmeleri ile S&P arasında kademe uyuşmazlığı
    var.

    Fitch'i bir yana bırakırsak.

    Moody's 2017 Mart'ında Ba1 not seviyesini korurken görünümü negatife çekmişti. Son bir yıl içinde
    Türkiye'nin profilinde olumlu yönde çok büyük değişiklikler olmadı. Aksine kur, enflasyon, cari
    açık, siyasi belirsizlikler (gelecek seçimler, bir sistem değişikliğine yönelim, gerilen politik
    ortam), jeolpolitik riskler, vs. vs. negatif şeyler toptan artma eğiliminde.

    Global finans ortamında da FED'in beklenen faiz artışları, parasal sıkılaştırmaların başlaması, vs. vs.

    Moody's bu hamlesi ile S&P ile arasındaki not düzeltme fırsatını değerlendirdi tüm bu kapsamda.
    Negatif görünümden daha kötü bir gelecek görüyorum ve notu düşürüyorum ama Türkiye'nin mali yönden
    güçlü olması nedeni ile görünümü durağana düzeltiyorum demiş (bir teselli, S&P de görünüm uzunca bir
    zamandır negatif'de).

    Tekrar daha titiz davranılan, daha kıt not verilen bir döneme giriyoruz. Türkiye'nin işi kolay
    olmayacak. Ay başından beri tahvil piyasasında kademeli satış görünüyor; FED ve ECB faiz
    arttırmaya ve aktiflerini küçültmeye başladığında (henüz başlamadılar) ne olur diye düşünmek lazım.
    Yatırımcıların daha hassas, seçici olacağı ve riskten olabildiğince kaçınacağı bir ortama doğru
    gidiliyor (olunabilir).

    ---

    İyi not aldığında sen alırsın, kötü not aldığında hoca verir.

    Değerlendirme değerlendirme, ölçü ölçüdür. Yapılması gereken zayıf aldığında bundan alınacak bir
    ders varsa alıp/çıkarıp, eksikliklerini görüp, yalnışlıklarına bakıp bunları düzeltmenin yolu
    aranır.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...