13 Mart 2019 Çarşamba

Ekonomik Krizler ve Türkiye

Kriz Halleri ve Tanımları
Stagflasyon = Enflasyon + Sıfır (ya da sıfır dolayında) Büyüme
Resesyon = 2 çeyrek üst üste Küçülme
Slumpflasyon = Yüksek Enflasyon + Küçülme
Depresyon = Artan İşsizlik + Süregiden Küçülme 
Deflasyon = Fiyatların Sürekli Düşmesi + Küçülme

Kötülük Sıralaması (En kötüden daha az kötüye doğru)
1.    Depresyon
2.    Slumpflasyon
3.    Deflasyon
4.    Resesyon
            5.  Stagflasyon

Hızına Göre Enflasyon Çeşitleri 
Enflasyon: Fiyatlar genel düzeyinin sürekli olarak artması.
Normal Enflasyon: Gelişmiş ekonomiler için yüzde 2 – 3, gelişme yolundaki ekonomiler için yüzde 5 – 6’ya kadar enflasyon normal enflasyon düzeyi olarak kabul edilir.
Normalin Üzerinde Enflasyon: Normal enflasyon düzeyi olarak kabul edilen düzeyin üstü. 
Yüksek Enflasyon: İki haneli enflasyon. 

Türkiye’nin Son 12 Çeyrekteki Durumu


1; Stagflasyon, 1 – 2 arası; Enflasyonlu büyüme, 3; Slumpflasyon.


120 yorum:

  1. Bilgilendirme için teşekkür ederim hocam, gerçekten insanları aydınlatıp içerisinde bulunduğumuz süreci ve geçmişi çok basit ve anlaşılır anlatıyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili hocam bir iktisatcı olarak sizi zevkle takip ediyorum iyiki varsınız

      Sil
    2. Bence hocam siz cok iyi niyetlisiniz.

      Yazdiginiz siralamadaki kotuluk sirasinin tutacagini sanmam. Burasi Turkiye...

      Son Durak filminin serileri gibi yok olmayi sirali sekilde yasamak yerine, filmdeki gibi olum sirasini da bozduk biz...

      Depresyon mepresyon hikaye...

      Belki Katotonik Ozellikli Major Depresif Bozukluk (Kaslarda hareketsizlik, Nedensiz kas hareketleri, Hic konusmama hali, Tepkisizlik hali, Alisilmamis beden pozisyonu,

      En onemlisi Baskalarinin Soz ve Hareketlerini tekrar etme...)

      Gercekten bu tani tam uyar.
      Taniyi teshisi koyduk...
      Katotonik Ozellikli Major Depresif Bozukluk yasiyoruz.

      Terapi seanslari artik ise yaramaz Hocam...
      Yok olmak uzereye az kaldi...
      ***
      Bugun BBC de belgesel dikkatimi cekti. 1700-1800 lu yillarda maden cikarma cilginligi yuzunden,
      Su cagimizdaki olusan Obruklardan bahsediyordu...

      Yerin altini oya oya haritasiz madenlerle dolu bir Dunya !!

      Altini altini oya oya ust taraftakiler evler caddeler vs... devasa buyuklukte olusan bu cukurlara yani obruklara gomuluyordu..

      Artik bankalar kredi verirken o bolgenin maden haritasina gore kredi veriyor veya vermiyordu.

      Ulkemizin durumu aklima geldi. 17 yildir ulkenin alti oyula oyula
      (tarim oyuldu, sanayi oyuldu, egitim oyuldu, ulkenin butun varliklari satildi, son olarak varlik fonuda satiliyor, birileri yemin etmis sanki iyi bir sey yapmaya bir isaret de yok !!!)

      bugun devasa bir obrugun icinde bulacagiz kendimizi, yok olacagiz...

      Ama bu da hafif kaldi simdi..
      Bu da olmadi...
      ***
      Ucak kazalari belgeseline takildim...
      Aklima ulkemiz geldi yine...

      Ucak yani ulkemiz tam dikine cakilir vaziyette...
      Simdi ucakta pilot milot kalmadi onlar beka deyip,
      ezan deyip, cenneten size tapu deyip, berat belgesini elimize verdiler amma ;
      kendilerine gelince, kendilerini parasutle disari attilar..

      Su an ucak kendi basina asagi dogru gidiyor...
      Basinc masinc kulaklar tikanmis, baslar bunalmis halde... Tepetaklak...

      Otomatik pilotlarda artik calismiyor. Yargi margi kurum hicbir sey de yok...
      Hostesler desen 5 harflilere kurtarin diye bagiriyor..
      Ama nafile...

      Tam dikine... Tepetaklak...

      Simdi onemli soru su aklima geldi:

      Simdi daga mi cole mi cakilacaz ?
      Denize mi okyanusa mi cakilacaz ?

      Yoksa havada mi avlanacaz ?
      vs vs...
      Yani artik herseyi coktan astik hocam...

      Artik yok olus senaryolariyla
      kehanetlerle konusmak gerekirse,
      En buyuk kahin Ataturk...

      Yaradan Ataturk'e bugunleri gosterdi.
      Genclige hitabede de olacaklari yazdi...

      O hitabe, iste bugun yasadiklarimizdir...

      Ey Turk Gencligi !!!!

      Sil
  2. Ekonomide pişmiş tavuğun başına gelmeyen bizim başımıza gelmiş.

    Bir depresyon kalmış yaşamadığımız, onu da yaşayalım, tam olsun literatür.

    Deflason bize uymaz zati, bak ismini bile yazamadım.

    YanıtlaSil
  3. Fazlasıya hak ettiğimizi düşünüyorum . = Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden, rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklallerini kaybetmeye mahkumdurlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu kadar güzel anlatılırdı :)

      Sil
    2. Kardeş, Atatürk o sözü bizim milleti gazlamak için söyledi.
      Yoksa, Atam bilmez mi bizim milletin ne mal olduğunu?
      Kurtuluş savaşında, köylerinde kaçak yaşayan firarileri...

      Bizim millete kalsaydı, kurtuluş savaşı filan olmazdı.
      Hasbel kader Atatürk gibi ordu mensupları milleti kurtarmak için çaba sarfetti,
      onlar da olmasa bunlar köylerinde düşman askeri bekler dururdu.

      Sil
    3. Adsiz 14:59 Ancak bu kadar dogru anlatilabilirdi. Kesinlikle katiliyorum. 100 yil dolmadan geldigimiz noktaya bakinca ne kadar hakli oldugun görülüyor.

      1500 lü yillarda baslayan akila dayanan Reform hareketlerini birileri 1919 da baslayabilmis. Sonucun bugün bu sekilde olmasini yadirgamamak gerekir.

      Bu toplum ektigini bicecek. Asla ve asla bir Atatürk gelmeyecek.

      Sil
    4. Çok yaşa Adsız 14.59,

      Dedemin babası Çanakkale'de şehit olmuş,
      Dedem babasını hiç tanıyamamış,
      Subaymış kendisi,
      Karısı dedeme hamileyken savaş haberi gelmiş,

      Çanakkale'ye gitmeden önce evdekilere vasiyet etmiş,
      Bu sefer gelen düşman çok güçlü, dönüşüm olmayabilir,
      Oğlum olursa ismi şu olsun, kızım olursa da bu,
      Gitmiş, gelmemiş,
      Uzun süre gelmeyince şehit olduğunu düşünmüşler,
      Ne arayan olmuş, ne haber veren...

      Genelkurmay arşivlerinde Çanakkale Şehitleri arasında ismi var.

      Rahmetli dedem kadar iyi silah kullanan görmedim,
      Ona annesi öğretmiş, annesine de dedemin babası evlenince,
      Dedeme babasından hatıra bir beylik tabanca kalmış,
      Onu da annesine kendini korusun diye vermiş Rahmetli Subay,

      Rahmetli dedem, 80 yaşında bile baba mesleğim der, düzenli atış talimi yapardı.

      Dedem annesinden duyduklarını anlatırdı,
      Sözde erkekler savaş zamanı nasıl kadın kıyafeti giyip askerden kaçmış,
      köylerde saklanmış.

      O subaylar olmasaydı, şimdi Anadolu'da Türk kalmazdı.

      Sil
    5. Düzeltmeler yapayım. Reform hareketlerine 1919'da değil 1830'lu yıllarda II. Mahmut ile başladık. Ondan önce de reformun gerekli olduğunu anlayıp yazanlar olduğu halde statükocu kurumlar (yeniçeri ocağı, ulema gibi) sebebiyle reformlar yapılamadı ve günübirlik çözümlerle idare edildi, tıpkı şu an yapıldığı gibi.

      İkincisi hep Atatürk gibi biri gelsin diye bekliyoruz ama bu iş birinin gelip yapmasıyla olacak iş değil. Bu işler kurumsallıkla olur. Toplumun bütün potansiyelini kullanmak varken hep biri çıksın biri kurtarsın diye bakıyoruz. Bin yıldır bu topraklarda lider kültüyle yaşaya yaşaya artık genlerimize işlemiş bu durum. Bize lider değil, kurumsallık, şeffalık ve rekabetçi bir toplum lazım.

      Sil
  4. Ülkemiz bu durumda depresyona girer mi?

    Ne zaman girer?

    Girerse ne olur?

    Depresyona giren bir ülke sağlam bir şekilde çıkar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adam gibi çalışırsa milleti her ülke depresyondan çıkar,
      Savaştan çıkar, ekonomik yıkımdan çıkar.

      Bu soruyu sormanız bir kere çok abes olmuş,
      Kurtuluş savaşında 100 yıl önce yıkılmış bir milleti ayağa kaldırdık, sağlam bir şekilde çıktı.

      Yapılan en büyük hata, çalışmayan millete demokrasi diye söz hakkı verilmesiydi,
      on yıllarca o tipleri siyasi karar mekanizmasından ve ülkede söz sahibi olmaktan alıkoyduk,
      en son 90lı yılların sonunda milleti uyandırmaya çalıştılar ancak millet kafayı çalıştırmadı,
      demokrasinin bu tiplere fazla olduğunu göremedi,
      şimdi çıkmışlar kendilerine oy vermeyen vatan hainidir diyorlar.

      Sil
    2. Yaniliyorsun 15:04, hem de cok yaniliyorsun. Bundan cikis yok artik. Tren coktan kacti.

      Aslinda bunun olmayacagini kendin de yazdiklarinda itiraf ediyorsun.

      Kurtulus savasindan cikmis ve ayaga kalkmis bir milleti uzaylilar mi bu hale getirdi. Bu millet secimini yanlis kullandi. Dogru cizilmis bir yoldan sapti. Bunu da kendi secimleri ile yapti.

      Malum tipler bu cografyada hep vardi. Bu tipleri de uzaylilar iktidara getirmedi. Bu millet secti. Ülkenin rejimini degistirecek oy kullandi.

      Iste asil abes olan da budur. Dogru cizilmis bir hedeften saparak tercihini yanlistan yana kullanan bu millet layik oldugu gibi yönetilecek ve yasayacak.

      Sil
    3. Genelde türkiye küçülmeyi max 1-2 çeyrekte halledebiliyor gecmise bakarsak. Depresyona girmemiz zor fakat imkansiz değil

      Sil
    4. Genelde Türkiye küçülmeyi bir kaç çeyrekte hallettiğinde yanında hep IMF oluyor.

      Sil
  5. Hocam merhabalar bir çok kişi artık ülkemizde Slumpflasyon olduğu konusunda hemfikir.Uzun vadede yapısal reformlardan bahsediyorsunuz (ki kısıtlı bilgimle yüzde yüz haklı olduğunuzu düşünüyorum) peki kısa vadede Slumpflasyonun reçetesi nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal Reformlar. Ucuz ve kolay bir yol yok.

      Sil
  6. Hocam,
    İhracatımız çok arttı. İhracat ile bu krizden çıkacağız gibi şeyler duyuyorum. Ancak geçen aylardaki ihracat rakamları ile ilgili benim çok ciddi şüphelerim var. Rakamlarda hile yapılıyor gibi bir iddiam da yok. Brexit nedeniyle gümrük vergisine yakalanmamak isteyen firmalar, 2019 ihracatlarını şu birkaç aya sıkıştırmış olabilirler diye düşünüyorum.
    İhracat rakamlarının Ocak şubat ayları için ülkelere göre dağılımı ne durumda biliyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem tarım, hem sanayi üretimi düşerken ihracat nasıl artıyor? Fazladan ithal ettiğimiz etleri ihraç etmemiz gibi bir durum olmasın bu da?

      Sil
    2. Brexit, İngiltere'nin AB'den çıkması. Brexit nedeniyle Türk firmaları neden gümrük vergisine yakalansın?

      Sil
  7. Altınbaş Üniversitesi - Şubat 2019 konuşma ve soru-cevap (konuklarla beraber) videonuz, üniversitenin YouTube kanalında hâlâ yayınlanmadı!

    Kanaldan sorumlu ekip izne mi gönderildi?! İşten mi çıkarıldı?! Ne oldu Mahfi bey?!

    Bu kadar uzun süren gecikmenin sebebi nedir? Lütfen bir cevap yazınız...

    YanıtlaSil
  8. Suriye, depresyonda sanırsam .ne yaptiğini bilmiyorlar, allAl korusun dusunmek dahi istemiyorum . Depresyon ilacı da bulunmaz bulunsada alınamaz yokluktan ...

    YanıtlaSil
  9. Dünyada ilk defa yeni bir ekonomik terim duydum. Eksi büyüme :) Bunu da sayın cumhurbaşkanımız dedi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel Cumhurbaşkanımız! ne güzel terimler üretiyor,
      Varlık kuyruğu ve eksi büyüme.

      Sil
    2. Kendisi de sürekli eksi gençleşiyor malum, bundan olabilir belki....

      Sil
    3. Bu ileri demokrasi de aslında eksi demokrasi olmasın?

      Sil
  10. türkiye ekonomisi 2018 yılı son çeyreğinde sözde %3 küçüldü. ancak verilerin detaylarına indiğimizde küçülmenin daha da sert olma olasılığı yüksek görünüyor. mesela son çeyrek dönemdeki hane halkları harcamalarındaki yaklaşık %9 lık gerileme önemlidir. zira ekonomimizin büyüme motoru iç taleptir ve iç talepte de hane halkı harcamaları önemli bir motordur. bu motorda belirgin soğuma başlangıcı görülmektedir. kaldı ki makro iktisadi büyümenin %70 ve üzerini iç talep oluşturuyor. o halde kısaca ;1- arz daralıyor 2- ithalat azalıyor. 3- kaydi para tabanı daralma trendine giriyor. 4-işletme ciroları ve karlılıkları da daralma eğilimine girmeye başladı. 5-piyasada paranın devir hızında düşüş yaşanmaya başladı. 6- ithalatın yani arz açığımızı kapatan ithalat azalıyor ve buna paralel olarak ithalat ü
    zerinden sağlanan vergi gelirleri de giderek düşüyor. ve bu da giderek bütçe açığını kamçılamaya başlıyor. 7- hane halkı bazında yaşanan sert tüketim daralışı zamanla beraberinde işsizlik artışını getirebilir ki bu durumda özellikle bireysel ve tüketici kredilerindeki batık oran hacmi zamanla artabilir ve bu olumsuzluk reel tarafta başlamış olan iktisadi hastalıkların giderek bankacılık sistemine de sirayet etmesine neden olabilir. yatırım hacmindeki %13 dayanmış daralma yatırım iştahında azalmanın başladığını ve beklentilerin olumsuzlaştığını göstermektedir. bu durum işsizlikte de sert artış riskini yükseltebilir. bu gelişme üretiminin %70 ini ithal eden ekonomide ithalatın da %25 e yakın olarak sert daralma trendine girmesini getirmiştir. cari açığın azalışını getiren bu gelişme aynı zamanda ters korelatif etkiyle bütçe açığının büyümesi risklerini artırmaktadır. bu ayrıca işletmelerin bilançolarının da resesyona girmesine ve daralma eğiliminin başlamasına neden olabilir. özellikle inşaat enerji alanındaki işletmelerde yaşanan sert daralma trendi bankacılık sisteminin aktif kredilerinin neredeyse yarısını oluşturduklarını düşünürsek batık kredi hacmi öngörülenden bile fazla artabilir. hem bireysel hem de kurumsal kredilerdeki batık artışı mali sistemi de ciddi bir daralma trendine sokabilir ki zaten son çeyrek verilerinde finans-sigorta kesiminde de %16 civarında bir daralma yaşanmış görünüyor. ekonomide tasarruf kapasitesinin de uzun yılların en düşük seviyelerinde olduğunu bildiğimize göre bankaların da bu tasarruf oranlarıyla kaynak yaratma kapasiteleri oldukça sınırlanmış olmaktadır. eğer dış piyasalarda da sert bozulma trendi başlarsa eğer kaynak sıkıntıları iyice büyüyebilir ki ekonomideki daralma eğilimi fena halde güçlenebilir. %4 civarında seyrettiği söylenen batık krediler hacmi yıl sonunda s&p dediği gibi %10 ları bile aşabilir. eskiden bankacılık sistemi genel olarak yüksek kur riskleri üstlenmeye dayalı büyürdü. kur şokunda mali sistem kilitlenir ve kamu borç finansmanını sağlayamaz ve kriz yaşanırdı. ancak bankacılık merkezli krizler esnek yapısallıktadır ve kaynak bulunduğunda sistem hemen çalışır hale gelebildiğinden v şeklinde çıkardık. bu defa reel ekonomi tarafı aktiflerinin %30 u kadar ki çok yüksek bir orandır bu; benzer ve daha da beter hastalığa yakalanmış görünüyor ve reel taraf katısallık arz eder ve tedavi ciddi bir zaman ister. hemen kaynak bulunsa dahi çabuk düzelme beklenemez. zaten babkalar da yeni iktisadi konjonktürü öngörmeye başlamış gibi görünüyor zira; hem şube sayısında hem de personel sayısında azaltma politikasını benimsemeye başladı. operasyonel maliyetlerini daraltmaya çalışıyor bankacılık sistemi. mevduat/kredi oranı %132 lere çıkmış bir rasyo ile sistemin likidite sıkıntısı yaşamaması olanaksızdır. yeni kredi açmaları çok zorlaşmıştır. bu da paranın devir hızında düşüşlere ve bu da borç-alacak zincirinde çatırdamalara sebep olmaya başlamıştır. zaten enflasyonun %20 lerde seyrettiği bir konjonktürde kredi genleşmesi %9 civarında kalmışsa kredi açmakta ciddi sıkıntı var demektir. bu kriz asla 94-2001 krizlerine benzemiyor. derinden ve yavaş ilerleyen sinsi bir hastalık gibi görünüyor. cumhuriyet tarihimizde hiç olmadığı kadar yüksek finansal kaldıraçlı olarak çalışmaya çabalıyoruz.

    YanıtlaSil
  11. Hocam ümidiniz var mı hala?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz sonra "Umut hep vardir"yazacak.

      Sil
    2. 18:42 eee sen şimdi ne yaptığını zannediyorsun.

      Sil
    3. Adsız 18:42 yi haksız çıkarmayalım.
      Umut hep vardır.

      Sil
  12. Hocam işsizlik eğrisini de ilave edebilir miyiz ?

    YanıtlaSil
  13. yazımın devamıdır. bu kriz asla 94-2001 ile karıştırılmamalıdır. zira: reel merkezli bir kriz başlangıcı görülmeye başlanmıştır. bankacılık sistemli olan ve kısa vadeli dış girdi sağlanmasıyla hızla çıkılan o v biçimindeki krizlerle lütfen karıştırmayalım. bu defa daha derin ve içinde reel ve bireysel olarak da tam da ekonominin beyninde diyebileceğimiz bir büyük sorunlar yumağıyla karşı karşıyayız. eğer büyük önlemler alınmazsa zamanla bu büyük bir çığ haline gelebilir. üstelik kriz reel kökenli olduğundan katılık arz edecektir ve doğal olarak da dış girdi sağlansa bile hızlı bir düzelme olmayacaktır. birkaç yıla yayılan ve acılı reçetelerle düzeltilebilecek bir hastalığımız var ne yazık ki!. eğer 2001 krizinde iktisadımızı topyekün reforme etseydik sadece kredi sağlayan mekanizmayı değil ondan çok daha önemli olan kredileri yani fonları kullana ve çıktılara dönüştüren reel yapı stoklarımızı ciddi derecede reforme edip kalite standardizasyonunu yükseltseydik risk algılama kapasitelerini artırabilseydik muhtemelen u derece yüksek kur riskleriyle çalışan bir reel ekonomi stokumuz oluşmazdı diye düşünüyorum. eksik hem de çok eksik yapılan reformun bedelini maalesef ödemeye yeni başlıyoruz diyebilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel demişsiniz de, zaten 15 yıldır yapilan, her ne yolla (borç, özelleştirme, sermaye hareketi, vs ) olursa olsun, yabancı sermayenin ülkeye getirilip ticaret ve inşaat yatirimlari yoluyla ekonomi şişirilmesi.
      Kapalı bir sisteme 10 milyar $ soksanız bunun 10-20 kat ekonomik faliyet hacmine yol açtığı söyleniyor.

      Şimdi rüya bitti, biryerlerden petrol çikmaz, satılacak birşeyler bulunamaz, birileri bütün olumsuz ekosisteme rağmen yüksek teknolojili/katmadeğerli mal üretip ihraç edemez veya dışarıda birileri paralarını koyacak yer bulamadıkları için turkiye de batırmaya karar vermez ise yavaş yavaş kaynaklarımızın izin verdiği ekonomik faliyet düzeyine ineceğiz. Bu inişin zikzaksiz olması bu kafayla imkansız, bu gidişle olması gerekenden çok büyük dip yaptiktan sonra dengelenecek.
      Bu ülkenin ekonomik kapasitesinin, bu haliyle 850 milyarlik devleti beslemeye yetmeyeceğini bakalım ne zaman anlayacaklar.

      Sil
    2. 2001 de oda yapılmıştı yasa 2009 da değiştirildi döviz geliri olmayan şirketlerinde dövizle borçlanmasının önü açıldı işte film orda koptu. Ülke olarak tuzağın içine çekildik bilerek yada bilmeyerek hükümet şirketleri böyle tuzağa düşürdü. Ardından gelen fedin artık para yok demesi kur şoku ve reel sektör iflas. Bir ülke böyle esir alınır.

      Sil
  14. hocam, eğer bir an önce yapısal reformlar yapılıp derin çözümü getirecek stratejiler oluşturulmazsa ve küresel çaplı bir resesyona girilirse türkiye ekonomisinin depresyona girme riskini yüksek görüyorum. sizin bu konudaki düşünceniz nedir?. iyi çalışmalar diliyorum.

    YanıtlaSil
  15. Mahfi bey, sürekli şunu der: "Türkiye özel sektörünün en sık şikayeti, döviz kurlarındaki (özellikle Dolar/TL kurundaki) dalgalanmadır. Kur dalgalanması biraz sakinleşirse, şirketler nefes alabiliyor, yavaş da olsa toparlanabiliyor. Şirketlerin, banka kredi faizlerinin yüksekliğinden şikayetçi olması ise, ilk problem değil; ikinci problemdir. Yani, önce döviz kurlarındaki dalgalanmayı sakinleştirebilmemiz gerekir. Kredi faiz oranlarının yüksekliği ise daha sonra hâlledilir."

    Mahfi bey, tespitinde hata yapıyor.

    Sebebi şu:

    Şirketlerin şu an para sıkışıklığı var, devasa boyutta.

    Piyasada para dolaşmadığı için, siparişler de otomatikman kesiliyor, kimse yerinden kıpırdayamıyor.

    Hâlbuki talep hazır. Eğer piyasada para dolaşmaya başlarsa; siparişler yeniden artacak ve ekonomi yavaş yavaş canlanmaya başlayacak.

    Şirketler, bankaların verdiği kredinin faiz oranının düşük olmasını istiyor, çünkü işletmelerindeki makinelerin yeniden üretime geçebilmesi için sıcak paraya, yani krediye "acil" ihtiyaçları var.

    Şirketler, Dolar/TL kuruna karşı mücadele edecek güce sahip olmadıkları için, bu oyuna hiç girmiyor. Ve bu şirketlerin canlı kalabilmesi için ulaşabilecekleri en yakın para kaynağı ise; banka kredileri.

    Kısacası, banka kredilerine düşük faiz oranlarıyla ulaşabilmek; şirketlerin "acil olarak" beklediği hareket.

    Dolar/TL kuruna karşı mücadele edecek güçleri olmadığına göre, banka kredilerine düşük faizle ulaşabilmek; şirketlerinin hayatta kalması için mühim bir ilaç.

    Evet, kurlardaki dalgalanma fiyatları yükseltiyor ("maliyetler" artıyor), fakat, nakit sıkışıklığı yaşayan şirketler çökmektense, banka kredileriyle yaşayabilmeyi istiyor. Eğer bu olmazsa, çökecekler. Tehlike, tam burası.

    Umarım Mahfi bey artık anlamıştır: Niçin (yüksek faizli) kredilere ulaşmaktaki zorluğun, Dolar/TL kurundaki dalgalanmadan daha öncelikli bir problem teşkil ettiğini.

    "Madem, kurlardaki sakinleşme pek olası gözükmüyor; bari, düşük faizli krediye ulaşabilelim de, şirketimiz büsbütün batmasın." Şirketler bunu söylüyor Mahfi bey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oy oy oy,
      Bu arkadaşa econ 101 notları gönderelim,
      KGF ler ile hem ucuz krediler verildi,
      hem de devlet o kredilere kefil oldu.

      Bankalar sorunlu kredileri devlete iteledi,
      O krediler Euro oldu, Dolar oldu, Pound oldu,
      Enflasyon oldu.
      kefil oldu

      Sil
    2. Verdin krediyi millet tüketmeye başladığında cari açık yine alip başini gitmeye basladiğinda kuru katar parası nekadar daha tutabilecek hep beraber görürüz.
      Boğazı versek, katarlilar karşiliğinda borç verirmi acaba, bence boşaltarak verirsek, insansiz olarak kesin kabul ederler.

      Sil
    3. Adsız 14:52'nin yazdıklarına katılıyorum.

      Şu an özel sektör "kırk katır, kırk satır" eşiğine gelmiş vaziyette.

      Dolar/TL kurundaki dalgalanmaya karşı mücadele edecek güçleri olmadığına göre, taze kan için (yani piyasada para dolaşımının artması için) banka kredilerine ihtiyaçları var. Bunun için, kredi faizleri düşmeli.

      Kredi faizleri düşmezse ne olur? Cevap: Şirketler, zaten kesilen siparişler sebebiyle işletmelerini açık tutmakta zorlanırken, işçisine maaş ödemekte zorlanırken, işçi çıkarmaya başlar. Bu da toplumsal infiale yol açar, kan gövdeyi götürür.

      Dolar/TL kuruna karşı mücadele edilemediğine göre, banka kredilerinin faizleri acilen düşürülmeli, şirketlerin parasal sıkıntıları giderilmelidir. Yoksa işten çıkarmalar artar ve ülke (adeta) savaş alanına döner.

      Sil
    4. Ucuz kredi istemek kolay. Maliyeti kim karşılayacak, nasıl karşılayacak, onu söyleyin.

      Sil
    5. Usd/Try dalgalı olursa firmalar önünü göremez. Elindeki ürünün gelecekteki fiyatını belirleyemez ve korumacılığa başlar. Kur dar bir bantta kalırsa fiyatları "günceller" ve faaliyetine normal devam eder. Eğer siz bu firmaya faaliyetinin devamı için kredi, borç vs. para verirseniz; verdiğiniz parada korumacılığa gider....

      Sil
    6. Para sıkışıklığı mı var, yoksa başka birşey mi? Bankalarda duran o kadar para kimin. Ülkeye sokulan o kadar sermaye, içeride üretilen o kadar katmadeğer üç beş kişinin elinde toplanmış, bankalardaki paranin %70 ini oluşturmuş. Birde yurt dışına çıkardıkları söylenen yaklaşık 100 milyar dolar var.

      Ekonomi dediğiniz tabandan tavana sermaye toplanması prosesine dönüşmüş. Şimdi tabandakilerin eline biraz ucuz para sıkıştırınca herşey düzelecek mi yani, KOMİK ! Bu paranın yukarıya toplanması ne kadar süre alacak.

      Bu işten zaralı çikacak tek kesim, herşeye rağmen ayağını yorganına göre uzatmaya çalişanlar olacak. Yoksa diğerleri hakketmedikleri hayatları yaşayarak baştan ödüllerini almış oluyorlar, sonraki sefillik ancak onu nötralize edebilir.

      Şimdi dikkat edin, fatura bu işe ortak olanlara mı yoksa suç ortağı olmayanlara mı kesilelecek önemli olan bu! Yoksa fatura eninde sonunda kesilecek,

      Sil
    7. Türkiye, farklı boyut ve evrenlerde yaşayanların, daha önce hiç görülmemiş çeşitlilikte,fizik kurallarına göre de aslında mümkün olamayacak birlikteliğinin sergilendiği bir sahne gibi.. insan oğlunun yaşadığı problem ve çözümlerini örnek almadan, binlerce yıllık geçmişe dayanan bilgiyi,birikimi
      , aklı reddedip bilime aykırı,gerçek üstü masallarla örülen kimlik daha ne kadar satılabilir, onunla ne kadar gidilebilir ki? Kutsalın ne olduğundan habersiz, kırmızı çizgileri tartışılır... Yeni yeni fay hatları oluşturan, bilmeyenin bilenden üstün olduğu, cahilin okumuştan değerli olduğu toplumlar tarihin hangi döneminde huzur, refah ve adaletin temsilcisi olup Hak'kın peşinde koştu? Sorun son bir kaç yıl ya da 50-60-80 yılın sorunu değil..Sorun, basit mali tedbir ya da iktisadi yaklaşımların halledebileceğinden büyük.1950'li yıllar ile birlikte servetin birleşerek ya da birleştirilerek büyüme performansı dünyanın daha önce telaffuz etmediği birikim, güç ve tahakkümü getirdi.Krizlerin dünya çapındaki servetin temerküzünü geliştirirken fakirlik, kan ve göz yaşlarını da arttırdığını, günümüzde ise insanı insan yapan değerlerin yok olmak üzere olduğunu görüyoruz.Amaç güç ve tahakküm olduğu için vesile olan para ile, bu oyunlar sahneleniyor.Türkiye ve dünya'da olanlar sehven ya da değerlendirme hatalarından, masum tercihlerden mi kaynaklanıyor? Önce tespiti doğru yapmak gerekli.


      Sil
    8. ucuz kredi= parasını tlde tutandan alın benim zararı. kimin hatasını kime ödetmeye çalışıyorsun? Bu kafayla Türkiyede orta gelirli kimse kalmaz.

      Sil
  16. hocam aşama aşama en kötüye doğru gidiyoruz görüntüsü var

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. en azından bir istikrar söz konusu (!)

      Sil
  17. Nedense slumpflasyon batılı ana akım kaynaklarda pek kullanılmıyor. Resesyon, kriz, depresyon, stagflasyon, deflasyon sıklıkla geçiyor. Acaba slumpflasyonu çok uzak bir olasılık olarak gördükleri için mi? :-)

    YanıtlaSil
  18. Hocam bundan sonra da varlik fonu konusuna değinseniz olma mı?

    YanıtlaSil
  19. Hocam depresyon tanımında bildiğim kadarıyla enflasyon konusunda bir kesinlik yok . Genellikle fiyat seviyesinin düşmesi beklenir uzun süreli ve şiddetli ekonomik yavaşlamada fakat ülkenin iktisadi yapısı teoriden sapmalara sebep olabilir . Depresyon zamanlarında görülen deflasyonun talebi erteleyici ve borcun reel değerini artırma etkisi nedeniyle krizden çıkmayı neredeyse imkansız hale getirdiği görülmüştür .

    YanıtlaSil
  20. hocam enflasyon ile yüksek enflasyon arasındaki bant ne kadar büyük resesyon ile slumpflasyon arasındaki farkı daha iyi anlayabilmek için soruyorum

    YanıtlaSil
  21. Yerli ucagimizi gordunuz mu?
    Yerli ucagimiza bindiniz mi?
    Yerli ucagimiz goklerde
    denemenizi seyahetlerinizi yerli ucagimizla yapmanizi tavsiye ve temenni ediyorum.

    YanıtlaSil
  22. Üretim gereken düzeye gelmedikçe hiçbir gösterge düzelemez....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üretim de oraya kendiliğinden gelmesi mümkün değil. Önce talep canlanacak sonra arz.

      Sil
  23. Türkiye'den kaçış var. Avrupa'daki eş bulma sitelerinde deli gibi türk kızları koca arıyor. Fiilen evlenip buraya(AB'ye) gelen türk kızı sayısında artış görüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2001 krizinde de Avrupada Türk kadın sayısı artmıştı.

      Sil
    2. Neyse evleniyorlar bari. Rusya'daki kriz sonrasını hatırlıyorum da.

      Herkes için acil yapısal reformlar lafının ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz bu arada.

      Muhafazakar hükümetimize sesleniyorum, ekonomiyi düzeltin ve hamasi nutukları, başka ülkelerle dalaşmayı bırakın. Yoksa Müslüman kızlarınız, Hıristiyan erkeklerle Kur'an'a aykırı bir şekilde evleniyor. Dinen bu hale düşürmeyin kızları. (Bu arada kişisel görüşüm herkes istediğiyle evlensin. Dinin önemi yoktur doğru kişiyi bulunca.)

      Bu arada bizim hükümet sürekli faiz'e karşıyım diyor ve ne hikmetse faiz'de sürekli artıyor.

      Sil
  24. Hocam, Avrupa Parlamentosu, müzakerelerin askıya alınmasını öneren Türkiye raporunu kabul etmis.

    Bu karar Muhtesem medyamizda "AP den skandal karar" sekilde mansetlere tasinmis.

    Siz bu karari dogru buluyormusunuz? Yoksa her secimden önce AB, ABD ve israilin Türkiye aleyhine konusmalar ve kararlar almasinin Bu ülkelere Reisimizin meydanlarda meydan okumasina canak tutup, dünya lideri meydan okuyor mansetleri icin mi oldugunu düsünüyorsunuz.

    Zira Cumhurbaskanimiz dün yine israile bayagi giydirmis. Meydan yikiliyordu.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kararın doğru ya da yanlış olmasının önemi yok. Önemli olan bizim Avrupa Birliği hedefiyle çıktığımız yolda nasıl olup da kendimizi ortadoğuda bulduğumuzdur. Bunun nedenlerini arayıp bulamazsak geleceğimiz hep böyle karışık olacak.

      Sil
    2. AP bir yaptırım gücü yok, tavsiye niteliğinde kararlar verir.
      Kimse tınlamaz, bak Euro TL paritesine karar sonrasında değişiklik oldu mu?
      Yook, niye? Çünkü kimse tınlamadı.

      Sil
    3. AP, AB'nin yasama organı ancak aldığı kararlar tavsiye niteliği taşıyor, bağlayıcılığı bulunmuyor. AP'nin aksine, AB'nin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu ile birçok birlik üyesi ülke, Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasına sıcak bakmıyor.

      Sil
    4. Eski milli takım futbol maçları gibi.

      Biz filana yenildik, puanımız grup atlamaya yetmiyor, ancak
      falan takım önümüzdeki maçta filan takımı yenerse, sonra feşmekan takım da fişmekan takımla berabere kalır, biz de puan kaybetmezsek, grubu atlıyoruz denirdi.

      Lise 2 ye geçtiğimde, olasılık hesapları konusunda beni çok geliştirmişti memleket,
      Şimdi uzaktan sevdiğim memleketim, yine aynı hesabı yapıyor.

      Eski futbol maçları gibi:
      AP bize olumsuz rapor yazdı, Almanya ticari bağlantıları için A.Komisyonunda lehimize oy kullanır, bazı üyeler onu destekler ise, biz de o esnada iki şirinlik yapar, Avusturya da İtalya ile Türk dostu başbakanlar seçer ise, görüşmelere devam ederiz.

      Sil
    5. Hocanın dediği gibi "Kararın doğru ya da yanlış olmasının önemi yok" ya da bağlayıcı olup olmamasından ziyade; biz bu duruma niye düştük, durumumuz nedir, sosyal, ekonomik ve hukuksal olarak daha iyi yerdemiyiz diye bakmak gerekir. Bir bakmışız 10-20 sene sonra kendimizi İran gibi başka bir yerde bulmayalım.

      "Bunun nedenlerini arayıp bulamazsak geleceğimiz hep böyle karışık olacak."

      Eleştirileri hep bize karşı diye değil (karşı bile olsa) nasıl ilerleyebiliriz diye ele alıp ileriye bakmak gerekir. AP'nin kararlarına tamamen hatalı diyebiliyor muyuz? Ülkenin hukuk alanında geldiği durum belli. Tamam ülkemizi her alanda savunuruz yeri gelince ama çuvaldızı çoktan kendimize batırmamız gerekirdi. Az laf, (az hamaset, az sen kim oluyorsun, az heyt) çok iş.

      Sil
  25. Üniversitede ders anlatırken tebeşir kullanır mısınız?

    Yoksa, 'üstüm başım tozlanmasın' diye tebeşire dokunmaz mısınız?

    Hangisi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin baska isin yok mu zibidi.

      Sil
    2. Yıllarca tebeşir sonra da marker denilen kalemleri kullandık ama artık tebeşir de marker de kalmadı. Şimdi bilgisayardan powerpoint programıyla yansıtarak ders yapıyoruz.

      Sil
    3. Tebeşir mi kaldı kardeşim?
      Hangi devirden geldin de buraya bela oldun?

      Sil
  26. Hocam buradaki yazınızla ilgili değil ama biz 2013 yılında ne yaptık da o kadar iyi olduk ve 2013 den sonra ne oldu da düşüşe geçtik?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz aslinda hep kötüye gidiyorduk. Senin gördügün bir illüzyondu..

      Sil
    2. Bu illüzyonu her sene yapalım o zaman durum öyle daha iyi

      Sil
    3. Bu kadar illuzyona rağmen, illüzyon olduğunu bilmemize rağmen, hala niye kanıyoruz. Sosyolojik bir açıklama gerekli.

      Lütfen alıcılarınızla ve algılarınızla kimsenin oynamasına izin vermeyin.

      Sil
  27. Hocam kavramların kelime kökenleri de türkçe karşılığına bir anlamlandırma yolu olarak görülüyor aslında. Ancak dilimize 1929 krizi ile duyulmuş bir kelime var; buhran bunun muadili olarak bunalım da kullanılır. yukarıdaki kriz tanımlarından farklı olarak Bunalım da uzun süren resesyon olarak tanımlanabilir. Bunun ilk örneği 1929 Krizi 1982 Latin Amerika krizlerini örnek gösterilebilir. Uzun süre resesyondan çıkılamamış ve kriz öncesi milli gelir seviyelerine ulaşmak uzun yıllar almıştır. Türkçe de bu tanımlar üzerinde genel bir konsensüs olsa da türkçe karşılıkları konusunda eksiklikler ve karışıklıklar olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  28. Sorun baştakilerin bundan haber ve bilgilerinin olmaması, hiç birşey yokmuş gibi aynı türküyü okumaları

    YanıtlaSil
  29. Ekonominin küçülmesi deflasyon'un nedeni midir, sonucu mudur?

    YanıtlaSil
  30. Tanım üzerinden gidiyorum, olmayan deflasyonun.

    YanıtlaSil
  31. Mahfi bey,blogda yayınladığınız yazıları keşke çıkış bir televizyon kanalında da anlatıp insanları bilgilendirseniz ne iyi olurdu.1-2 kanal kaldı gerçekleri dillendiren keşke oralarda görebilsek sizi.

    YanıtlaSil
  32. Mahfi bey,
    Piyasadaki likidite suyunu çekmiş vaziyette.
    Devlet ve millet borca batmış.
    GSMH'nin yüzde 2'si kadar bir para ile koca Türk ekonomisi ayakta duramaz.
    Sürdürülebilir borçlanma devri de bitti. Borç veren yok. Devletin gelir kalemi olan vergiyi verecek şirket de kalmayacak. Para suyunu çekti.
    Tüketici kesimin tüketim kabiliyeti bitti. Kısır bir döngü var.
    Bu döngüyü faiz ve taviz maliyetli sendikasyon kredileriyle kıramayız.
    Tek çare kalıyor; Rusya, Çin, Hindistan gibi Asya ve BRICS ülkelerinin yaptığı gibi Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Para sistemine geçmektir. GSMH karşıliğında maliyetsiz paranın formülleri var modelinde... Gerisi borç ve faize batmak, devlet ve piyasaları faize ve tavize endeksi kredilerle bozmaktır.
    Arzederim Mahfi hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haydar burada da hizmete girdi.

      Sil
  33. "Resesyon = Enflasyon + (2 çeyrek üst üste) Küçülme
    Depresyon = Yüksek Enflasyon + Artan İşsizlik + Sürekli Küçülme"

    Bu tanımlarda yanlışlık var. Ne enflasyon resesyonun zorunlu bir koşuludur, ne de yüksek enflasyon deflasyonun. Hatta illa bir korealasyon aranacaksa, resesyon ve depresyonlar genelde deflasyonist süreçler olarak kabul edilir. Zaten stagflasyon ve slumpflasyon terimleri, sırasıyla, durgunluk ve küçülmenin enflasyon ile beraber yaşandığı istisnai durumlar için üretilmiştir.

    YanıtlaSil
  34. ben en çok hocamızın herhangi bir konu hakkındaki yazılarından sonra ki yorumları seviyorum.sallandırıcan 4-5 tanesini bak bidaha enflasyon oluyormudan maliye bakanı edası ile olayı çözen ve ülkeyi düze çıkaran yorumları.haa bide troller var onlar ayrı bir alem.para için yapıyorlarsa bişii demem.

    YanıtlaSil
  35. Sevgili üstat,

    2016 kalkışmasını takiben yaşanan bir çeyreklik küçülmenin ardından 2017 yılındaki genel seçime güçlü girmek isteyen iktidarın, yüksek büyümeyi sağlamak için piyasaya temin ettiği çok yüksek orandaki görece düşük faizli likidite aslında 2016 yılında ayak sesleri duyulan, etkisi ve süresi daha az olacak olan bir iç krizi çok daha derinleşmiş hali (daha yüksek enflasyon, kur ve faize eşlik eden yüksek seviyeli - büyüme) ile 2018 yılının ikinci yarısında tekrar karşımıza çıkardı.
    Krizden çıkmamızın şu sebeplerden dolayı daha uzun ve zahmetli olacağını düşünüyorum; 1) Çok daha derin bir reel kesim borç krizi ile karşı karşıyayız. 2) Krize vücut vermiş olan iktidar hatası ile yüzleşemediği için çözümü de geliştiremiyor. 3) Dışarı da da işler iyi gitmiyor. 4) Mart seçiminin ardında siyaset deki belirsizlik daha da belirginleşecek.
    Diye düşünüyorum.

    Çok selam ve saygılar.
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
  36. Sırada depresyon mu var

    YanıtlaSil
  37. hocam aradım mamafih bulamadım. tam sermaye hareketliliği ve esnek döviz kurunda, is-lm-bp modelinde yurtdışı faiz oranı yükselirse bp eğrisi yatay şekilde yukarı kayar mı? kayarsa intibak nasıl olur?

    YanıtlaSil
  38. Merhaba hocam ben marmara üniversitesinde iktisat öğrencisiyim. Iktisadi analiz dersim Prof. Dr. Devrim Dumludag'dan alıyorum. Bize dergi, makale ve belgesel ödevi verildi. Sizinle belgeselde yayinlanmak kosuluyla iktisadi düşünce konusunda ve dergimizde yayinlanmak kosuluyla bir röportaj yapmak istiyoruz. Benim mail adresim erdemucarr1@gmail.com. Eğer bize hangi gün musait olduğunuzu ve adresinizi yazarsaniz sizinle röportaj yapmak için arkadaşlarımızla gelmek istiyoruz. Rica edersek Mahfi hocamız bizi kırmaz bu teklifinizi kabul eder diye size buradan ulaşabiliriz dedik. Eğer yanlış birsey soylediysek affedildiler bizi. Umarım mail adresime geri dönüş yaparsınız ve birlikte güzel bir gün geçirmiş oluruz. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış birşey yok kardeşim. Sen yoluna devam et. Doğru doğrudur.. Her ne kadar son zamanlarda yanlışlar bizlere doğru şeklinde yutturuluyorsa da sen ve arkadaşların doğru yoldasınız.

      Emin olabilirsiniz. Doğru bir insan ile röportaj yapacaksınız inşallah.

      Hayırlı olsun.

      Sil
  39. "Kriz hallerinin kötüden daha az kötüye sıralanması
    Buraya kadar anlattığımız krizlerin en kötüden daha az kötüye doğru sıralanması şöyledir: 1.Slumpflasyon, 2.Depresyon, 3.Resesyon, 4.Deflasyon, 5.Stagflasyon, 6.Enflasyon"
    yazmıştınız "Ekonomik Krizleri Anlama Rehberi" yazınızda. Şimdi benim kafam karıştı hangi sıralama doğru?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada yaptığım sıralama daha doğru.

      Sil
    2. Selam 11.07,
      Biri beterin en beteri,
      Diğeri beterin bin beteri.

      Olayımız beter durumunu geçmiş vaziyette,
      Şimdi "bin beter" mi iyidir yoksa "en beter" mi iyidir konusunu tartışıyoruz.

      Biri, öbüründen daha iyi olsa ne olur? olmazsa ne olur?

      Sil
  40. hocam, çok değerlisiniz. sizi twitterdan da takip ediyorum Hiçbir kibir ve ego derdine düşmeden paylaşıyor, öğretiyor ve açıklıyorsunuz. İktisat mezunuyum ama "lanet gelsin nerden düştüm bölüme "dediğim bölümü sizin sayenizde sever oldum . teşekkürlerimi iletmek isterim hocam. Daim olsun. saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, sevgiler, başarılar.

      Sil
  41. Mahfi hocam selamlar,

    Birinci maddede belirttiğiniz depresyon a girme durumumuz var mıdır? Artan işsizlik ve küçülmenin devam etmesi şeklinde...

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer doğru politikalar uygulamazsak girebiliriz.

      Sil
  42. Hocam cok teşekkürler gayet anlasilir ve sade bilgilendirmeniz için. Anladığım kadarıyla en kötüsü geride kalmadı az ileride bekliyor bizi

    YanıtlaSil
  43. Mahfi hocam Şuandaki tanzim satışları ile tayınlama sorununu bağdaştırabilir miyiz?

    YanıtlaSil
  44. Ekonomi bu, krize girer girer çıkar,
    Merak etmeyin, 3-4 seneye yine buzlu badem yemeye başlar millet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Millet bu sefer buzlu bademi yemeden ziyade bir tarafına sokacak gibi duruyor.

      Milletin bankalar olan borcu 50 kattan fazla artmış halde. Ekonomi büyüsü de küçülse de fark etmez artık.

      Sil
  45. Hocam sizi ekodiyalogdan beri seviyoruz, takip ediyoruz. 2012 deki yazınızda slumpflasyon depresyondan daha kötü yazmışsınız. Burada değişmiş sebebi hikmeti nedir?

    YanıtlaSil
  46. ibrahim Özgüneş14 Mart 2019 17:02

    Hocam
    Yöneticilerimiz doğru bildiklerini aynen yapmaya devam ettikleri takdirde bir sonraki aşamaya (depresyon) yaklaşık ne kadar zamanımız kaldı.
    Saygılar.

    YanıtlaSil
  47. Bizim köyde Mehmet Amca vardı köye para toplandığında kulağı ağır işitir , kesim paraları dağıtılırken yoldaki çıtırtıya kapıya çıkardı bizim yöneticilerin hali de bu işte ....

    YanıtlaSil
  48. Hocam IMF den para gelse yırtamaz mıyız?

    50 milyar dolar yeter mi bize?

    YanıtlaSil
  49. Ülkemizde çok iyi gelişmeler de oluyor.

    Bunlardan bahsetmek lazım.

    Birincisi, firmalar dış borçlarını ödüyorlar. 1 milyar doların üzerinde bir dış borcu firmalarımız sadece Ocak ayında yaptılar.

    İkincisi, ihracatımız sürekli artışına devam ediyor, dış ticaret açığımız sürekli olarak azalıyor.

    Üçüncüsü, ekonomimiz toparlanma eğilimini göstermeye başladı. Geçen aralık ayındaki büyük düşüşten sonra, bu ocak ayında sanayi üretimimiz artış gösterdi.

    Türkiye her türlü bu krizden güçlenerek çıkar, kimse merak etmesin.

    YanıtlaSil
  50. Yazılarınız türk toplumunda ekonomi bilincini artırıyor. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
  51. Hocam bu bu yapısal reformlar yapilsa,uretim ekonomisi geçsek dahi, düşük kurlar artık hayal mi 2-3 civarı bir hiç bir zaman olmaz mı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen bana 3 liradan sat dolari istersen

      Sil
  52. Hocam öncelikle kaleminize sağlık. Sorum şu; küçülme ya da durgunluk diyebilmemiz için ortalama büyümeyi mi baz almalıyız (yani Türkiye için %5) yoksa %0 civarı bir büyüme durgunluk negatif büyüme küçülme olarak mı değerlendirmeliyiz?

    YanıtlaSil
  53. Slampflasyonun bir noktadan sonra Deflasyona dönüşeceğini tahmin ediyorum
    . Çünkü küçülme, hane halkının gelirinin azalmasına ve alım gücünün düşmesine sebep olacak. Bu da piyasada malların satılması için fiyatının düşmesini sağlayacak.

    Bu iyi bir şey çünkü enflasyon var olduğu sürece devlet , ücretliye bu oranda zam yapmak zorunda ancak küçülmeden dolayı vergi geliri azalacağı için bunu finanse etmesi çok zorlaşacak.

    Devlet, bu küçülme sürdüğü sürece enflasyonu mutlaka ve mutlaka düşürmek zorunda bunun için sadece 9 ayları var.

    Enflasyonu düşürmek için kuru düşürmek zorunda. Kuru düşürmek için Abd ile kavgayı bırakması lazım ve S-400 de geri adım atması lazım. Ancak Reis"S400 anlaşmasına mutlaka uyacağız " gibi bir açıklama yaptı. Bu durumda geri adım atma ihtimali düşük olacak gibi görünüyor..


    Eğer bu küçülme döneminde bir kur şoku daha yaşanırsa, özel sektör ve ücretli kesim arasındaki fark ciddi anlamda açılacak ve slampflasyon kalıcı hale gelecek. En kötü senaryo da bu. S400 krizinde de , iktidarın Rahip krizindeki gibi duygusal değil mantıksal davranacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. S400 de bizimkiler R vitesi yapar, facasi yemez amerika veya rusya ile atismaya.

      Kan alirlar kamil kan.

      Sil
  54. Sevgili hocam mail adresinize bir mesaj gonderdim lutfen bakiniz
    Ekonomimiz adina aydinlatici ...:)

    YanıtlaSil
  55. Bütün yazılarınızın tüm Türkiye tarafından okunmasını isterdim.

    YanıtlaSil
  56. dövizle borç almak için borç alınan ülkedeki bir sigorta şirketine sigortalama yapılması istenmeli, yerli yerleşiklerin dövizle borç vermesinde ise alacak tarafın kullanacağı ikincil parayı basan ülkelerde bunun sigortalanması yapılmalı ve borç verende bunu onaylamalı (yani kabul edeceği bir ülke olmalı)... böylece denge bulunur açık verdiğimiz ülkeler bize değil kendilerine güveniyorlarsa verirler borcu; böylece oyun bozulmuş olur. Bu arada delik deşik edilen ticaret kanunuda bir an önce eski haliyle çıkmalıdır.

    YanıtlaSil
  57. Dikkatle takipteyim tesekkurler

    YanıtlaSil
  58. Mahfi Bey,
    Malumunuz bizim yazılı basın anlambiliminden ziyade, "olgu"ların isimlerini bozma ciddiyetsizliğine bayılır.
    Bu nedenle Slumpflasyon'dan daha kötü bir aşama olan Depresyon yerine Trump'flasyon kelimesini lügata kazandırırlar mı dersiniz :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...