9 Ağustos 2020 Pazar

Geldik Yine Faize

Dünyada yalnızca dolar olarak 2 trilyon dolara yakın nakit para var. Bu 2 trilyon dolara yakın para dünyanın her tarafına dağılmış durumda. Diğer ülkelerin merkez bankaları, bankaları, şirketleri, fonları, kişileri kendi ülkelerinin parasının yanında birikimlerini korumak amacıyla dolar tutuyor. ABD’nin GSYH’si kabaca 21 trilyon dolar olduğuna göre nakit olarak piyasaya çıkardığı para GSYH’sinin yüzde 9,5’ine denk geliyor. Bir karşılaştırma yapmak amacıyla Türkiye’nin durumuna bakalım. Türkiye’de dolaşımdaki para miktarı 231 milyar TL (33 milyar dolar.) Türkiye’nin GSYH’si 750 milyar dolar tahmin ediliyor. Buna göre dolaşımdaki TL miktarının GSYH’ye oranı yüzde 4,4 ediyor. TL’nin yalnızca Türkiye’de, doların ise bütün dünyada kullanıldığını düşünürsek bu oran normal, hatta TL/GSYH oranı fazla bile. Önceki yıllarda oran yüzde 3 dolayındaydı, pandemiden dolayı para basılınca böyle oldu.

Türkiye’nin resmi (TCMB nezdindeki) brüt döviz ve altın rezervi toplamı 90 milyar dolar. Kamu bankalarındaki rezervleri de buna eklersek kabaca 105 milyar dolar ediyor. Merkez Bankası brüt rezervlerinin net tutarı 26 milyar dolar. Buna kamu banklarının rezervlerini de eklersek yaklaşık 40 milyar dolar ediyor. Buradan ödünç alınmış olan döviz ve altın swaplarını ve kamu bankalarının açık pozisyonlarını düşersek aslında rezervlerimiz ciddi miktarda eksi çıkıyor. Dolayısıyla hesaplarda görünen döviz miktarları aslında başkalarına ait ödünç paralar. Bunları bir çeşit emanet olarak düşünebiliriz. Bize emanet edenler gelene kadar bunları kullanabiliriz ama emanet eden geldiğinde hemen bulup vermemiz lazım.

Buraya kadar anlattıklarımın özeti şudur: Dünyada dolaşan dolar miktarı kabaca 2 trilyon dolar, bizdeki rezerv miktarı kamu bankalarının rezervleri dahil kabaca 40 milyar dolar. Bunlar sahibi isteyene kadar kullanabileceğimiz emanet paralar.

Biz aylardır ne yapıyoruz bu emanet paralarla? Dolar kurunu düşürmeye ya da belirli bir limitte tutmaya çalışıyoruz. Nasıl yapıyoruz bunu? Merkez Bankası ve kamu banklarındaki rezervleri satarak kuru kontrol etmeye çabalıyoruz. Bunu başarabildik mi? Grafiğe bakalım (kaynak: Bloomberg HT)



Haziran – Temmuz aylarında kuru tutmayı başarmış gibi görünüyoruz. Ağustos’ta kontrolü yitirmişiz. Nasıl oldu da 2 ay başardığımız halde sonrasında başaramaz duruma geldik? Bunu basit bir örnekle anlatayım. Dalgaların sahile sürekli olarak deniz yıldızları taşıdığını ve bir çocuğun bunları tek tek denize atmaya çalıştığını düşünelim. Çocuk bir yandan denize atarken bir yandan da kıyıda birikenlerden kurtardıklarını geriye doğru sayar: “999, 998, 997, 996…881…” tam o sırada yeni bir dalga gelir ve yeni deniz yıldızlarını sahile vurur. Çocuk bir an durur ve saymaya yeniden başlar: “1010, 1009, 1008…” ve bu böyle sürüp gider. Bizim Merkez Bankası ve kamu bankalarının yapmaya çalıştığı şey aşağı yukarı budur: Ödünç 40 milyar dolarla 2 trilyon dolara düzen vermeye çabalamak. Bir başka deyişle başkasının bastığı parayı başkasından ödünç aldığın parayla dizginlemeye çalışmak. Oysa yapılması gereken şey kendi bastığın parayı yönlendirmekten ibarettir.

Sermaye hareketlerini serbest bırakmışsak ve ekonomiyi iyi yönetemediğimiz için insanlar Türk Lirası yerine dolar tutmaya yönelmişse yapılacak şey insanların tercih ettiği doları değersizleştirmeye çalışmak değil, Türk Lirasını değerli kılmaya çalışmaktır. 40 milyar dolarlık ödünç rezervle 2 trilyon dolara müdahale etmek mümkün değildir. Bunun kısa vadedeki yolu faizi yükseltmektir. Faizi yükselttiğinizde insanlar faiz geliri elde etmek için dolar talebini bırakıp TL’ye dönerler, bu da TL’yi değerli hale getireceği için kuru düşürür.

Ne var ki faizle oynamanın da bir sınırı var. Sürekli faizle oynarsak ya da faizi çok yüksek tutarsak yatırımlarda gerileme, talepte düşme gibi başka sorunlar ortaya çıkar. O nedenle dönüp dolaşıp geleceğimiz yer yapısal reformlardır.

Bugün içinde bulunduğumuz sıkıntılı durumda önce kanamayı durdurmamız, bunun için de faizi yükseltmemiz gerekiyor. Merkez Bankası bu eylemi el altından yürütüyor. Politika faizini aynı noktada tutuyor görünse de ortalama fonlama faizini artırmaya başladı. Gösterge faiz yüzde 13’e yükseldi, bankalar da yüzde 7’ye kadar düşürdükleri mevduat faizini artırmaya başladılar. Ne var ki bu adımlar iki nedenle yetersiz kalıyor: (1) Faizler (vergi sonrası bakıldığında) beklenen enflasyona göre hala düşük bulunuyor. (2) Merkez Bankası’nın politika faizini artırmak yerine dolaylı yoldan faiz artırımına gitmesi yeterince cesur önlemler alamadığı izlenimi verdiği için beklenen olumlu etkiyi yaratamıyor.

Türkiye ekonomisinin 1993 yılından bu yana en ciddi sorunu ekonominin dört temel unsurundan (ücret, kâr, rant ve faiz) birisi olan faizi sanki ekonomi dışı bir unsurmuş gibi görmekten kurtulamamış olmasıdır. Bu sorunu aşamadığımız için sürekli aynı noktaya geri geliyoruz.

156 yorum:

  1. Hocam bu ara yazmasanız mı şimdi sınavda çıkar gündemi takip edemiyoruz karıştırıyoruz ne nedir ne değildir☺️

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Değerli Mahfi Hocam, ben mevcut konjonktürde sınırlı oranda arttırılacak bir politika faizininde yeterli derecede etki yaratacağını düşünmüyorum. Bu kısa periotlar içinde kurda volatilitelere neden olmaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır. Görüldüğü gibi dün %1 değer kazanan TL, bugün %1 değer kaybeden TL.

      Sil
    2. hocam bu konuyla alakasız bir şey sormak istiyorum. sermaye stoku ve amortisman arasında nasıl bir ilişki vardır?

      Sil
  2. Değerli hocam! Eldeki döviz rezervi tükendi. Peki hocam devlet altın rezervlerini de satmaya başlayabilir mi? Bunu yaparsa etkisi ne olur?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evinizde dededen, babadan kalma değerli eşyalar varsa onlara çok iyi sahip çıkmanız, her çalana kapıyı açmamanız gerekir...

      Sil
    2. Simdiye kadar satmadigin nereden biliyorsun ki? Gidip goren var mi o altinlari? Katar'da olmasin o altinlarin bir kismi mesela, swap'lara teminat olarak?

      Sil
    3. altın da çok değil ki, hepsini satsan 50 milyar dolar ediyor. türkiye'nin 1 yıldan kısa vadeli borç ödemesi yılda 170 milyar dolar, 2020 yılı cari açık beklentisi 25 milyar dolar.

      Sil
  3. eskiden sıkça döviz, faiz, borsa üçgeni deyimi vardı. şimdi ücret, kar,rant, faiz olmuş.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İkisi farklı. İlki piyasalar ikincisi üretim unsurlarının üretimden aldıkları paylar.

      Sil
  4. Hocam yazilariniz için teşekkürler hocam ben bir kaç yıldır yazilarinizi takip ediyorum eski yazılarınızı da okumak istiyorum ama şuan ki site duzeninizde tek tek sayfa değişiyor siteye bir seçenek ekletseniz doğrudan istediğimiz yıla gidecek şekilde olsa biz okuyanlar için eski yazilarinizi ulaşmamız kolay olur

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz olanak zaten var. Blogun sağında blog arşivi bölümü var. Oradan yıl yıl seçim yapabiliyorsunuz zaten.

      Sil
    2. Sağ tarafta "Blog Arşivi" bölümü o istediğiniz şeyi yapıyor...

      Sil
    3. Ben bahsettiğiniz bu blok avsivi kismini bulamadim

      Sil
  5. Fed başkanının dediği gibi. Piyasa bizden büyük piyasa ile savaşamam.

    Faiz artırması tek başına işe yaramaz diye düşünüyorum çünkü dışarıdan gelecek parayı da kıstılar kontrol etmeye çalışıyorlar. Bir bıraksalar ,Mb bankasının bu rezervleri ile hiç ederler.

    Benim anlamadığım neden her zaman aynı hataya düşüyorlar. niye hep aynı hataları yapıyorlar. neden hiç ders almıyor. Bu hatayı yapmaya mecbur bırakılıyor/kalıyorlar. Aynı şeyleri deneyerek neden farklı sonuçlar almaya çalışıyorlar. Bu konuyu hiç anlamıyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Einstein aynı şeyleri deneyerek farklı sonuçlar almaya çalışanlar konusunda spoiler vermiş.

      Sil
    2. Hata yapmıyorlar çünkü bilerek yapiyorlar😉😉😉

      Sil
    3. Çünkü devlet ve millet için değil, kendileri için çalışıyorlar. Çıkarları neyi gösteriyorsa onu yapıyorlar. Bu kadar basit.

      Sil
  6. Hocam... Altın Yükselir mi..!?🤔 Kanatlanıp Uçuyoruz 😁 Dış Güçler bizi kıskanıyor mu & (Dolar- Euro yorum)
    Sağlıkla...👍

    YanıtlayınSil
  7. Türkiyede hükümetler uyguladıkları politikalar sonucunda halkın tavrına bakıyor. Oy tercihlerinde Ciddi azalma görmüyorlarsa o politikalar yanlış dahi olsa devam ediyorlar. Dolayısıyla , Ak Parti hükümeti düşük faiz politikası ile büyüme hedefini hala uygulamaya devam ediyor. Demokrasilerde siyasi hataların cezası sandıkta verilir. Ak Parti henüz bunu tatmadı (7 haziran 2015 hariç)

    YanıtlayınSil
  8. Faize haram gözüyle baktığımız sürece bu ekonomi düzelmez.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Adamlar kamu spotunda krediye başvurduk çikti Allah razı olsun diyor:))

      Sil
  9. Sayın hocam. Bundan sonra yapılması gerekenleri kronolojik olarak maddeler halinde buraya yazıp sıralasanız nasıl olur ? Belki yetkili birileri okuyup sizden feyz alır ve doğru birşeyler yapıp hepimizi bu çıkmazdan kurtarır. Gemi batıyorsa her ne alırsanız alın kurtulamazsınız. İsterseniz gemideki bütün değerli şeyleri kamaranıza doldurun birlikte batar suyun dibini boylarız.Sonumuz duyun-u-umumiye olmasın...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gelecekte yapilacaklari kronolojik olarak siralamak nasil istir? Hoca gun ve tarih de mi versin yani hangi gun ne yapilacagi konusunda? Sonumuz IMF yani duyun-u umumiye olacak bu belli ama bu hangi Cumhurbaskani'nin doneminde olacak bilinmeyen bu.

      Sil
  10. Mahfi bey emeğinize sağlık

    YanıtlayınSil
  11. Hocam merhabalar. "Merkez Bankası bu eylemi el altından yürütüyor. Politika faizini aynı noktada tutuyor görünse de ortalama fonlama faizini artırmaya başladı" yazmışsınız ya buradaki ortalama fonlama faizinin politika faizinden farkını örnek vererek açıklayabilir misiniz? Önceki yazılarınızda bunu açıklamıştiniz ancak okudum ve teorik düzeyde kalıyor kafama oturmuyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. bahsedilen şu: gösterge faizi 9 gibi görünse de kredi çekmek istediğinizde 13-14 civarı maliyet çıkıyor( kamu bank) . hocanın bahsettiği budur.

      Sil
  12. Bana anlatır gibi anlatsanız.😀

    YanıtlayınSil
  13. Hocam, Küresel Finans Krizi kitabınızda sermayenin serbest iken iş gücünün serbest olmamasını adil bulmadığınızı yazmıştınız.

    Pandemi ile birlikte bu durumun değişeceğini düşünüyor musunuz? Dünya uzaktan çalışmaya adapte olmaya başladı gibi. İnsanlar rahatlıkla farklı ülkelerdeki firmalarla bulunduğu ülkeden iş yapabilir hale gelmeye başlıyorlar.

    Bu durum hakkındaki görüşleriniz nedir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Doğru ama asıl işgücü fabrikada üretimde fiilen çalışan kişiler. Onlar serbest dolaşımda değil.

      Sil
  14. Hocam enflasyonun %25-30 arasi hissedildigi ve Dolar'in yukselmeye devam ettigi bu donemde faiz alerjisi olan secmen kitlesine sahip hukumetin faiz artirimini zamaninda ve yeterli yapacagina inanamiyorum.
    Iki sene onceki kur krizi benzeri bir durumla karsilasirsak hic sasirmam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İsterlerse yapmasınlar, an itibarıyla gösterge faiz % 13,37'ye bankaların faizi ise % 7'den 10,50'ye yükseldi bile. MB faizi artırmadığı sürece bankaları ucuza fonlamış olur.

      Sil
    2. Faizin büyüğü küçüğü olmaz, haramsa küçüğüde aynı haram büyüğüde aynı haram. Onların faize ters bakmalarının sebebi dini sebeplerden değil, eğer öyle olsa, tamamen faizi kapatıp, kapalı bir ekonomiye geçmeleri gerekir.

      Sil
  15. Teşekkürler Mahfi bey... Bu döngüden çıkmanın tek yolu her tür tüketimi desteklemekten vazgeçip tasarruf tedbirleri ile birlikte tüm gücümüzle her tür üretime destek vermektir diye düşünüyorum... Üretim, üretim, üretim.....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tüketim yoksa ve ihracat da yeterli değilse üretim de olmaz. Öncelikle ekonomik ve finansal yapıyı düzeltmek sonra üretime dönmek gerekir diye düşünüyorum.

      Sil
  16. Hocam şakkadanak dolar satamayacaksak, o zaman şakkadanak altın satalım. Bakın o zaman nasıl çil yavrusu gibi dağılıyorlar...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence ortalığı şaşırtmak için şakkadanak dolar satalım

      Sil
    2. hahahahaha kahkaha attım :)

      Sil
  17. Hocam sadece yapisal reformlar yetmez.egitim hukuk demokrasi reformlari olmali.ayrica para kazandiracak ihracat yapmaliyiz.enerji reformuda yapilmali.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sen yapisal reformlari nasil birsey zannetmistin? Egitim hukuk demokrasi reformlari yapisal reform degilse nedir?

      Sil
  18. Mahfi hocam bu hükümetin gerçekten yapısal reform yapabileceğine inanıyor musunuz? Sanırım bizim anladığımız reformlarla devleti yönetenlerin anladığı farklı gibi. Bana kalırsa onlar reformdan ayasofyayi ibadete açmak daha çok IHL kurmak gibi şeyler anlıyorlar. Saygılar ve sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Olsun biz yine de yapılması gerekeni söylemeye devam edelim. Bir gün birisi yapar bakarsınız.

      Sil
  19. Hocam bu söylediklerinizin etkisini daha önceki krizlerde görmüştük. Önce şok bir faiz arttırımı, daha sonra normalleşme.Şimdi ise faiz inadı yüzünden 2 yıldır sürünüyoruz.

    YanıtlayınSil
  20. Sayın Eğilmez, Diyanete harcanan paraları kısıp (Din adamlarını Memurluktan çıkarıp, Din işlerinin Sevabına yapılmasını sağlayıp), Tarikatlara , Cemaatlere aktarılan paraları kesip, Millet Vekillerinin ekstra harcamalarını kesip, TL nin aşırı değer kaybını önleyebiliriz diye düşünüyorum acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Battı Balık Yan Gider.9 Ağustos 2020 20:26

      Siz cenneten bahsediyorsunuz...

      Sil
  21. Hocam merhabalar. "Merkez Bankası bu eylemi el altından yürütüyor. Politika faizini aynı noktada tutuyor görünse de ortalama fonlama faizini artırmaya başladı" yazmışsınız ya buradaki ortalama fonlama faizinin politika faizinden farkını örnek vererek açıklayabilir misiniz? Önceki yazılarınızda bunu açıklamıştiniz ancak okudum ve teorik düzeyde kalıyor kafama oturmuyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. MB'nin iki tür fonlaması ve iki tür faizi var. İlki haftalık fonlama (politika faizi oranı % 8,25). Bunun piyasa yapıcıları için oranı % 7,25. İkincisi gecelik fonlama (faizi % 9,75). Faizi çaktırmadan arttırmak istediğinde gecelik fonlamaya ağırlık veriyor ve ortalamayı yukarı çekiyor.

      Sil
    2. peki bu 2 faizin belirlenme biçimi aynı mı hocam? gecelik faizin oranının (9.75%) daha fazla olmasının belli bir sebebi var mı? ve ne kadar daha fazla olabilir haftalık faize göre? teşekkürler

      Sil
    3. Merkez bankası gecelik borç verme ve borç alma faizleriyle bir koridor oluşturup faizi yönlendirmeye çalışıyor. Koridorun üst limiti merkezin faizi yükseltmek istediği zaman kullandığı bir araç . Merkez bankasının faiz koridoru politikası diye araştırabilirsiniz.

      Sil
  22. Güzel analiz ve çözüm önerisi için teşekkürler Mahfi Hocam. Lakin, yapılan herşeyin belirli bir amaç adına bilinçli olarak yapıldığına inanıyorum. Ülke umurlarında değil. Belirli bir misyonları var. Amaç kaynak ve servet transferi. Vatandaştan hazineye, hazineden kamu bankalarına, kamu bankalarından ucuz kredi ile yandaşlara, yandaşlardan düşük tutulan dolara. Alım işlemi tamamlanıp da dolar yükselince kar realizasyonu yapılıp faiz yükseltilir. Ayrıca, yandaşlara dolar yükümlülüğü/borcu da yüksekten ödenir. Dönme dolaba mı bindiriliyoruz, atlı karıncaya mı ona karar veremedim. Ne dersiniz Sn. Hocam?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Battı Balık Yan Gider.9 Ağustos 2020 19:12

      Süper bir analiz. Tebrik ederim.👏👏👏

      Sil
    2. Çok güzel bir tespit. Para basma insiyatifi de bu süreci istedikleri gibi yönetmelerini sağladı...

      Sil
    3. Bir de korku tüneli diye bir şey vardı hatırladığım luna parklarda.

      Sil
  23. Sayın hocam, daha dünkü açıklamalarda çok başarılı olduklarından bahsedildi.TV. ekranlarından bunlar izledik.

    Açıkça anlayamadığım bir şey var. Ben 67 yaşındayım ve emekli bankacıyım. Şu dış ve iç güçler kelimelerinden bıktık usandım. Hemen hemen bütün yazılarınızı okumaya gayret ediyorum.

    Özellikle bu günkü yazınız anlaşılır. Çok merak içindeyim alınması gerekli tedbirler niye alınmıyor. Sanayici, esnaf,çalışan ve diğer tüm kesimler ne yapacağını şaşırmış durumdadır.
    Her halde bu günkü yazınız doğrulutusunda detbirler alınsa bayağı bir yol alabiliriz.

    Sizlerin değerli bilgilerinize ihtiyacımız var çok teşekkür eder iyi günler dilerim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü alınması gereken tedbirler bugünkü ekonomik ve siyasal sistemin değiştirilmesini gerektiriyor.

      Sil
  24. Hocam bu süreçte vatandaş nasıl aksiyon almalıdır?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu süreç vatandaşlık bir süreç değil ne yazık ki. Devleti yönetenlerin önlem almasını gerektiren bir süreç.

      Sil
  25. Hocam yazınız için çok teşekkürler. Benim bir sorum olacak enflasyon-faiz ilişkisi için faiz sebep midir yoksa sonuç mjsdhks şaka şaka :)

    YanıtlayınSil
  26. Yazınız için çok teşekkürler hocam. Bir tıp öğrencisi olarak açıkçası ekonomiden sorumlu şahıs ve şahısların obsesif kompulsif bozukluğu olduğunu düşünüyorum.Çünkü bu olanların başka bir açıklaması olamaz.

    YanıtlayınSil
  27. Yaz bitmek üzere... Ülkemizin en önemli gelir kaynaklarından biri olan turizm gelirlerinin geçmiş yıllara göre çok düşük olacağı aşikar. Pandemi sürecinin ise yakın gelecekte maalesef bitmesi ihtimal dahilinde değil. Pandemi sürecinin sanki üç beş aya süreceği düşünülerek elde ne var ne yok ortaya konuldu. Bu saatten sonra faizleri artırmanın çok fazla bir etkisinin olacağını düşünmüyorum. Bilmiyorum ama çok mu karamsarım hocam sizce ?

    YanıtlayınSil
  28. Hocam Türkiye’nin gayrisafi milli hasılası 750 milyar TL demek istediniz galiba makalede 750 milyar dolar yazmışsınız.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dolar dogru

      Sil
    2. 750 milyar TL olsa 110 milyar Dolar eder ki bizi G20'ye almazlardı öyle olsa.

      Sil
  29. Sayin Albayrak bu makalelerinizi okuyor mu acaba Mahfi Hocam. Gune bunlarla baslasa ne guzel olur.

    YanıtlayınSil
  30. Fatih Kömürcüoğlu9 Ağustos 2020 21:14

    Pandeminin etkisini yitireceğini, seyahat yasaklarının kalkacağını, Çin'den kaçacak yatırım sermayesinin koşa koşa Türkiye'ye geleceğini hesap ettiler ve fena halde yanıldılar.
    Ayasofya'yı açarak önlemlerini aldılar. Şimdi Ayasofya'yı açtığımız için hedef haline geldik retoriğini üflüyorlar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunların olmayacağını en başında söylemiştik.

      Sil
  31. Hocam bu denemeler plosebo etkisi yaratmak için olabilir mi

    YanıtlayınSil
  32. Merhabalar,
    Emeğinize sağlık konuyu akıllarda kalacak şekilde güzel anlatmışsınız.

    YanıtlayınSil
  33. Hocam eldeki 40 milyar dolarla 2 trilyon dolara karşı değil de offshore hesapların elindeki limitli TL'lere karşı çıkmakta değil miyiz aslında? 2019 Mart ayından beri yapılan swap kısıtlamalarıyla offshore hesapların yeni TL yaratmasını önleyip dolar pozisyonu almamaları sağlanıyor. Yerel bankalarla yapılan swapların arttırılması,ZK oranlarının arttılması vb. adımlarla yurtiçi dövizleri TCMB'de biriktirip yurtdışının elindeki TL'yi bitirmek. Teoride işleyecek olan bu yöntemin pratikte tutup tutmayacağı hakkında fikriniz nedir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok yakın zamanda okkalı bir döviz kaynağı olursa işe yaramış olur. Olmazsa kanımızın son damlasına kadar savaştık olur. Hattı TL yoktur sattı TL vardır Gibi gibi... Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları adına karar alan kişinin iki dudağı ne derse...

      Sil
    2. Artik hic bir piyasa aksiyonunun gecici bile olsa cozum olmayacagi noktadayiz, sozu bitirdik, denizi tukettik.
      Guclendirilmis parlamenter sisteme donus, ab standartlarinda yargi reformu, kamu ihalelerinde cok acil ve kati sekilde seffaflik, yap islet devret projelerinde revize (butceye maliyetini oteleme), hsk yasasinin revizesi ve gucler ayriliginin acil tesisi, medya sermaye reformu, kamu bankalarinin ve diger kurumlarin (bbdk, tcmb, rtuk, yök, tuik vb) cok acil reforme edilmesi ve iktidarla baginin koparilmasi, bankalar ve ozel sektor uzerindeki baskinin azaltilmasi gibi cok cok acil duzenlemeler yapmak gerekiyor. Aksi taktirde gelecek nesillerin bile altindan zor kalkacagi bir enkaza donusme surecini tamamlamak uzere ekonomi. Ab uyesi Yunanistan da degiliz ki, almanya bizi kurtarsin.
      Tum bunlardan sonra zulfu livaneliden “umudu kesme yurdundan” sarkisini dinliyorum.
      ‘Isik yener karanligi
      BAK COCUKLARIN GOZLERINE
      umudu kesme yurdundan’
      Sevgi ve saygilarimla

      Sil
  34. Vatandaş olarak TL'de kalmayarak kıymetli maden&döviz ile tl paramızı korumaya çalışıyoruz.. maalesef bu kazanmaktan ziyade mevcudu koruma iç güdüsü ve hatta zaruriyeti..!!

    YanıtlayınSil
  35. Turkiye gibi bir ulkede merkez bankasi faiz orani; enflasyon oraninin minimum +3 puan ustunde olmasi lazim. Dolayisiyla Merkez bankasi faizleri %15e gibi seviyelere cekmesi lazim. Enflasyon ile Merkez bankasi politika faizi arasindaki bu minimum +3puanlik seviye korunmalidir. Enflasyon zamanla dustukce de bu +3puan korunmak sartiyla politika faizi zamanla dusurulebilir.
    Sonuc olarak enflasyonda istenilen hedeflenen biz ve bizim gibi ulkeler icin makul seviye olan %5lere dusene kadar bu seviye korunmalidir. %5lik seviyeye geldikten sonra MB politika faizi ile enflasyon arasindaki fark kuculebilir burda da fark mevcut biz gibi ulkeler icin minimum +1.5 araliginda olmalidir. Ornegin %4.5 Enflasyon %6-6.5luk bir MBPolitika faiz orani gibi
    Boylelikle ekonomi merkez bankasi tarafindan daha yonlendirilebilir piyasaya oncu olabilir MB aktif bir surece evrilir. MBPolitika faizi ile Enflasyon arasindaki pozitif fark merkez bankasinin direksiyonudur joystickidir oyun alanidir ekonomik surecleri yonetme yonlendirebilme onlara mudahil olma gucudur. Merkez bankalari bu aradaki farkla enflasyonu kontrol edebilir buyumeyi daha surdurulebilir kilar. Boylelikle MB, issizlik-enflasyon-buyume olgulari arasindaki celiskileri yonetebilme hatta minimuma cevirebilme ozelligi kazanir. Bunun icinde enflasyonun zamanla fiyat istikrari surecine evrilmesi lazimdir.
    Bu nedenle politika faiz orani enflasyonun uzerinde olmasi Merkez bankasinin asli gorevi bakimindan sarttir.

    YanıtlayınSil
  36. Hocam dünyada 2 trilyon dolar para var yazmışssınız. Pandemi dönemimde fed dolar basarak bu tutarı 7 trilyon dolar üzerinr çıkarmamışmıydı

    YanıtlayınSil
  37. Ödünç 40 milyar dolarla 2 trilyon dolara düzen vermeye çabalamak. Cok guzel bir tesbit. Bundan kotusu ne olabilirdi, mesela sahte diplomayla elde edilen bir makamla dunyaya ayar vermeye calismak gibi birsey olurdu herhalde. Cahil cesareti midir nedir butun bunlarin sebebi?

    YanıtlayınSil
  38. Selam, yapısal reform yapmanın bedeli ağırdır, fakat sonuçları kesindir. Bu yönetimin yaptığı sadece düzeltmedir. 2.bir konu, yönetim yaptığı hataları bilinçli ve isteyerek yapmakta. Enflasyon sebep, sonuç faiz teorisi tamamen insan aklı ile dalga geçmek ve yatırıma sermaye ayırmak yerine dövize müdahale için para yakmak, aklı selim işi değil, art niyet göstergesidir. insanların kalitesi artarsa, yöneticilerinde kalitesi artabilirdi, fakat, tersine evrim kuralları günümüzde net bir şekilde vücut bulmaktadır. Geleceğe dair güzel düşüncelerin yerini, umutsuzluk ve vazgeçmişlik ağır bir şekilde yerini almıştır. Sayın Mahfi bey Cemil'e anlatır gibi izah ettiğiniz için teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  39. Aslında 5 yılda ihrac için ithal edilen ürünlere içerde alternatif yaratılsa idi doların yükselmesi ihracata kafadan 20 milyar dolar turizme 10 milyar dolar yazardı ama gördüğüm kadarı ile mühimmatı tüketen hükümet dualarla tehditlerle gazla doları durdurmaya çalışıyor hatta uçtuğumuzu bunu göremeyenlerin olduğunu söylüyor halkın kendilerinden ışık hızı ile uzaklaştığını nasıl görmezler hayret ediyor insan sen düzinelerce cami aç insanlar ateistliğe yönelsin sen heryeri imamhatip yap millet yanından bile geçmesin inanılmaz kopukluk var halkla buzdolabı hesabı ile ülke yönetilmeye çalışıyorlar gençler sosyal medyada bu ülke bize bir gençlik borçlu diyor okumalarıda yok galiba

    YanıtlayınSil
  40. Faizin en büyük kötülük olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanının, krize çözüm olarak halkı bankalardan faizle kredi almaya yönlendirmesi ne yaman bir çelişkidir ya?

    YanıtlayınSil
  41. Hocam altın rezervleri likitmidir.satılırmı.bu güne kadar hiç satıldımı.saygılarımla

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Swapta olmayanları serbesttir, satılabilir. Bugüne kadar pek satılmadı.

      Sil
    2. Altın rezervleri eritilirse likit olur.

      Sil
    3. Anon 00:14 Son derece dogru ve yerinde tespit. Bkz La Casa de Papel 4. sezon

      Sil
  42. İslâm'a göre faiz haramdır; ama ganimet, yani başkalarına ait olup da savaş yolu ile gasp edilmiş mal-mülk helâldir. Bir ayete göre bunların tümü Allah'a ve peygamberine, bir ayete göre 1/5'i Allah'a ve peygamberine aittir.

    İslâm'a göre faiz haramdır; ama dünya darülharp (kafirlere ait olup islâmi yöntemlerle idare edilmeyen ve savaşla ele geçirilmesi gereken bölgeler) ve darülislâm (islâm şeriatı ile idare edilen bölgeler) olarak ikiye ayrılır, tüm dünya müslüman olup islâm şeriatı ile idare edilir hale gelinceye kadar savaşmak müslümanlara farzdır.

    İslâma göre faiz haramdır; ama kölelik (savaşta elde edilen ve sahip olanın tepe tepe kullanma ya da satma hakkı bulunan erkek savaş esirleri) ve cariyelik (savaşta elde edilen ve sahip olanın fahişelik dahil istediği her şeyi yaptırabileceği ya da isterse satabileceği kadın savaş esirleri) helâldir.

    İslâm'a göre faiz haramdır; ama başka dinden olanları dost edinmemek, hatta müşrik olarak tanımlananlarla fitne çıkaranları görüldükleri yerde öldürmek farzdır. Müşrik olmayıp hıristiyan, yahudi gibi "kitaplı" dinlere mensup olanların ise müslümanlara kendi elleri ile, küçülerek vergi ödemeleri gerekir.

    Aradan 1400 yıl geçip elde kılıç sağa sola saldıramaz hale gelince "islâm'a göre faiz haramdır" kısmı kalmış, geri kalanlar ise mecburen bilinmeyen bir tarihe kadar ertelenmiş. 2020 yılında eldeki kılıç da ancak ilkokul müsamerelerinde kullanılır hale dönüşmüş. Hal-i pürmelalimiz budur.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sn Mahdut bey

      Hakiki islam bu degil.

      Sil
    2. Fatih Kömürcüoğlu10 Ağustos 2020 14:49

      İslam savaş hukukuna göre bir belde halkından önce İslam dinini kabul etmeleri talep edilir ederlerse kimseye dokunulmaz veya cizye (vergi) ödemeleri istenir onu kabul ederlerse de kimsenin canına malına ırzına dokunulmaz, savaşmayı tercih edenler ise sonuçlarına katlanır.

      İslam dinindeki cihat kavramı Allah kelamının yayılmasını içerir sizin iddia ettiğiniz gibi yağma ve talan için değildir. Bugün diğer emperyal güçlerin işgal ettiği halkların hemen hepsinin ikinci dillerinin ve dinlerinin emperyal gücün dili ve dini olduğunu görürsünüz. Osmanlı coğrafyasında bugün kaç halk Türkçe konuşmaktadır?

      Hazreti Peygamber Bedir savaşından sonra esir düşen müşriklerden ödeme gücü olanlardan fidye almış ödeme gücü olmayanların 10 kişiye okuma-yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılmasını buyurmuştur. Belki bu anlayışın arkasındaki derin manayı kavrayabilirsiniz.

      İslamda faiz yasaklanmıştır çünkü elinde sermaye biriktirenlerin hiç emek harcamadan fakirleri sömürmeleri istenmemiştir.

      Siz 90 yaşında İstanbul önlerine gelerek orada şehit düşen Hz. Eyüp'ün Bizanslı kızlar için mi onca yol teptiğini düşünüyorsunuz? Sizin gibilere ancak acınır?

      Sil
    3. Sn. Anonim bey/hanımefendi, dalga geçmek için yazdıysanız bilemem. Ciddi iseniz, hakiki islam ile ilgili bilgileri nereden edindiğinizi yazarsanız sevinirim. Benim yazdıklarımın tümünün kaynağı birebir Kur’an’dır...

      Sil
    4. 12,21! Hakiki İslam budur. Kuran'da Mahdut beyin anlattıklarının tamamı ve daha fazlası vardır ve İslam daima bu şekilde uygulanmıştır. "Hakiki İslam bu değil" diyenlerin dini yanlış dahi olsa İslam bile değildir. "Gerçek İslam bu değil" lafı, İslam'a direnişten başka hiç bir şey değildir. Bu lafı söyleyenlerin kendileri dahi buna inanmıyor.

      Sil
    5. Sn. Fatih Kömürcüoğlu, sanırım gerçek islâm konusunda yukarıdaki anonim ile aynı kaynakları kullanıyorsunuz. Yazdığınız klasik propaganda cümlelerine cevap vermeye gerek yok da sadece tek bir bilgi vereyim, Bedir savaşında esir edilenlerin arasında peygamberin kendi damadı da vardı, kızının eşini kurtarabilmek için gönderdiği fidye'nin arasında da peygamberin ilk eşi Hatice'nin kızına hediye ettiği bir kolye mevcuttu.

      Kur'an ve sahih hadis kitapları gerçek islâmı öğrenmek için gerekli, yeterli ve son derece açıktır, kafa bulandırıcı başka kaynaklara baş vurmamanıza gerek yoktur...

      Sil
    6. Selam Fatih,

      Eyüp ün öldüğü savaşı İstanbul da yapan Yezid, peygamber torununu öldürdü.

      Emevi ailesi, sizin yazdığınız gibi Medine ve Mekke'yi kuşattı, onlara teslim ol çağrısı yaptı.

      Şehirler teslim olmayınca, şeriat hükmünce şehri aldıktan sonra,
      içindeki Sahabeyi köle yaptı, sahabe kadınları cariye yapıp tecavüz etti. Tarihçiler 400 kadar sahabe kadının tecavüze uğradığını ve köle yapıldığını söyler.

      Kabe'yi de mancınıklar ile yıktılar.

      İstanbul kuşatması için asker lazım olunca, dini söylemlerini artırdılar, "İstanbul'u fetheden asker ne güzel asker, fetheden komutan ne güzel komutan" uyduruk hadisi ile asker topladılar.

      1453'te, askerin motivasyonu artsın diye Akşemseddin Eyüb'ün mezarını bulduğunu iddia etti. İddiasının tek kaynağı kendisi ve rüyası idi! Artık o mezarda kimin kemiği varsa, meşhur sahabe Eyüp ile alakası yoktur.

      Sil
    7. Fatih Kömürcüoğlu10 Ağustos 2020 19:48

      Bir dinin veya ideolojinin mensubunun yaptıkları yanlış işleri o dine veya ideolojiye mal ediyorsanız dünya kurulalı beri ortaya çıkmış tüm din ve ideolojiler kirlidir.

      Ayette geçen "Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin" lafzı Yahudi ve Hristiyanlar düşmanınızdır demek değildir. Peygamberimiz Mekke'de Müslümanlar işkence ve baskıya maruz kalınca onları Habeşistan'daki Hristiyan kral Necaşi'ye göndermiştir. Medine'de yaşayan Yahudilerle Medine Sözleşmesi imzalanmış ve Yahudiler anlaşmaya sadık kaldıkları sürece onlara hiç dokunulmamıştır.

      Bir meseleye bakışınız ön yargı içeriyorsa kendinizi haklı gösterebileceğiniz şeyleri elbette bulursunuz. Örneğin mahkemede bir erkek şahit yeterli iken kadın olursa bu sayının 2 olması sizin cephenizden kadınların aşağılanması olarak görülebilir. Ama İslam mahkemede şahitliği bir hak değil ödev olarak vaz etmekte kadının hakkını elinden almamakta ödevini hafifletmektedir. Kadına eğer yanında bir kadın daha yoksa mahkemeye gidip şahitlik etmek zorunda değilsin demektedir.

      Sil
    8. Fatih bey, islam ya da herhangi bir din-ideoloji hakkında en temel kaynaklardan örnekler vererek gerçekleri yazmak önyargı değildir ama yazılan her gerçeğe bir bahane uydurmak ciddi önyargı-fanatizm gerektirir...

      Sil
    9. Mahdut, Fatih gibiler ile tartışmaya gerek yoktur.
      Masal diyarında 7yy arap geleneklerini dünya düzeni sanan insanlar, kestirip atmak gerekir.
      Onlar bu çağın insanı değiller, gülüp geçiniz.

      Sil
    10. Doğru olan Mahdutun söyledikleridir.
      Gerçek islam ise size İslam diye neyi iyi anlatmışlarsa tam tersidir.
      Örnek İslam hak adalet dinidir derler ya gerçeği tam bunun tersidir.

      Sil
  43. Hocam, günü kurtarmaya yönelik olduğu net ve açık görülen bir politika nasıl takip edilir? Bunun sonu belli, bizi kaosa sürükleyecek ve belki de sürekli dillendirdikleri 'Beka' mevzusunda bile sorun çıkaracak bir yola girmiş gibi değil miyiz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sistem değişikliğiyle başlamak lazım. Önce kuvvetler ayrımı.

      Sil
  44. Bence temel yanılgı ekonominin temellerine ve piyasa düzenine aykırı politika üretmek. Türkiyede öncelikle enflasyonun faizi tetiklediği hususunu kabul etmek gerekiyor. Bugün ev,otomobil ve ihtiyaç kredileriyle aslında elimizde çok da kaynak yokken tüketim kaynaklı büyüme destekleniyor. Ve yaklaşıl 20 yıldır da ekonomimizin temeli insanların tüketimine bağımlı. Ancak bu ülkenin sermaye stoğunu artırmak bir kenara sadece ve sadece hane halkının, özel şirketlerin ve bankaların borçluluğunu artırıyor. Geldiğimiz noktada artık bu büyüme modelinden vazgeçip, "üretime dayalı büyüme" modeline geçmemiz gerekiyor.

    Bu kapsamda ciddi ekonomik reformalar gerekiyor, bankaların kredi hacmini büyütmek yerine, birde kredilerinde sermaye stoğunu artıracak şekilde sunulması gerekiyor. Aksi halde kredi kartı limitleri dolmuş, birden fazla kredi içinde olan hane halkı, üretim ve yatırım yerine sermaye hareketliliğinden rant elde eden özel sektör ve daha büyük riskleri üstlenerek giderek daha da az karlı hale gelen bankalarla karışıyoruz, karşılaşacağız.

    Birde şu noktayı unutmamak gerek. Biz tüketimi azaltırken ve büyüme miktarımızın görece düşüşüne razı gelirken fırsatlar ve maliyetler olacak. Mevcut durumda zaten yüksek işsizlik oranı varken bunun daha da artmasına sebep olabilir. Bu yüzden yeni büyüme modelinde istihdamı artırıcı önlemleri almaktan kaçınmamalıyız. Ben temelde 3 yıl+ 3 yıllık bir programa ihtiyaç olduğuna inanıyorum. İlk üç yılımızı, enflasyonun tek hanelere düşürülüp yüzde 5 noktasına gelmesi için sert önlemlerin alındığı, büyüme rakamlarının küçüldüğü, merkez bankası ve finansal kurumların bağımsızlığının garanti edildiği, ekonomi yönetiminin profesyönellerce gerçekleştirilmesinin sağlandığı, uluslararası sisteme güven veren politika ve reformların gerçekleştiği, borçluluğun azaldığı bedel ödediğimiz bir dönem. İkinci 3 yıllık kısımda ise yatırım ortamının iyileştirildiği, vergi reformu sosyal güvenlik reformu, sermaye piyasasının derinleştirilmesi ve bankacılık sistemine ilişkin daha da sistemin güclendirildiği uluslar arası sistemden elde edilen kaynakların farklı alanlara yatırım olarak sunulduğu, istihdamın arttığı ikinci bir dönem.

    Bu konularda ciddi anlamda politika üretmek gerek. Ayrıca unutmamaz gereken önemli bir noktada bugün Türkiye'nin yaşadığı ekonomik sorunların çoğunun temeli ekonomi değil siyaset. Siyasetin ekonomiye müdahale tarzı ve ekonomi yönetiminde siyasetin ağırlığı. Oysa Türkiyede kısa zamanda tek haneli enflasyon (hatta bence ideal olanı yüzde 5 enflasyon), yüzde 10 un altındaki işsizlik ( artan genç nufusu düşünürsek oldukça zorlayıcı bir hedef), yüzde 4 cari açık,yüzde 3 büyüme oranı (üretimden kaynaklanan büyüme) gibi hedefler gerçekleştirilebilir. Hatta iyi bir ekonomik program uygulanırsa türkiye orta gelir tuzağından da kurtulabilir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Üretim =büyüme . üretime dayalı ya da tüketime dayalı büyüme diye bir ayrım yanılsamadan ibaret . Bu yanılsamanın sebebi sanırım doların değerlenmesiyle oluşan artan borçlanma zorunluluğu . Cari dengenin tl cinsinden artması sanki üretim yapmadan borçlanarak dışarıdan ithal edilen ürünleri tüketmek dışında bir şey yapmıyoruz algısı yaratıyor .

      Sil
  45. Sizcede başkanlık sistemi ile uçuşa gecmedikmi? Dolara takılmayın konya ovasını katara okuttukmu gelen dolarlar ateşi söndürür sonra van gölünü satarız. Satacak birsey kalmayinca gerisin geri orta asyaya göç ederiz ne dersiniz bu fikir tutar mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Karaoğlan, Orta Asyanın sahibi var, sizi istemezler, bu fikir tutmaz.

      Sil
  46. Hocam sizce doların tahtı sallanıyor mu yoksa güçleniyor mu?

    YanıtlayınSil
  47. Hocam tasarruf oranına nereden bakıyoruz ? Linkini verir misiniz ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. https://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2019/02/weodata/weoseladv.aspx?a=&c=186&s=NGSD_NGDP

      Sil
  48. Sizce Ayasofya'yı ibadete açmak gibi bir "yapısal reform" ülke ekonomisini düze çıkarmak için yeterli değil mi? :)))

    YanıtlayınSil
  49. Diyelim ki faiz arttırdı. Halk 230 milyar dolar olan döviz mevduatının 50 milyar dolarını bozdurdu TL vadeli mevduata geçti. Ama Merkez döviz rezervlerinin tamamı zaten halkın parasından oluşuyor. Merkez B'nın swap hariç döviz rezervi eksilerde. Yani halk dövizini satınca aslında Merkez'deki dövizini satmış olacak. Merkez'in rezervi 30-40 milyar daha eriyecek. Diyelim ki halk satarken Merkez ucuzdan döviz satın alıp rezervini korudu. O zaman döviz kuru gene düşmeyecek veya istendiği gibi düşmeyecek, çünkü bu kez döviz talebini Merkez yaratmış olacak. Bu durumda döviz, yeni TL faiz düzeyinde, bir süre sonra yine yükselmeye başlayacak. Ortada para olmadan yapılacak bu tür devir daim işleri uçucu olur gibime geliyor. Faiz arttırma, rezerv erimesin diye yapılır. zaten erimiş olan rezervi yükseltmez sanırım. Yükseltse de bu kez, eksi rezervlerde olduğu için, kuru düşürme etkisi olmaz. Kur bir süre sonra yine, geleceği yere yine gelir. Çünkü dolara devir daim yaptırılmış oluyor ama dönen paranın miktarı değişmiyor, kimin elinde olursa olsun. Bu açmaza bir iktisatçının açıklama getirmesi lazım. Kimse bu konuda bir şey söylemiyor. Sanırım bu durumda olan gene, üstüne atlayıp dövizini bozdurana olur. Öte yandan zaten ağır bir TL borcu olan devletin faiz yükü de artar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok basit bir açıklaması var: Faizi arttırdıktan hemen sonra yapısal reform paketini açıklayıp hemen uygulamaya geçmeniz lazım. Yoksa önünde sonunda aynı yere gelirsiniz.

      Sil
  50. Üstteki yorumumdan devam ediyorum, dolayısıyla MB'nın faiz arttırımının, döviz kuru üzerinde bir etkisi olmayacaktır. Faiz arttırımı rezervleri korumak için yapılabilirdi, ama artık rezerv kalmadı. Bu bir açmaz mı, açıklama getirirseniz çok sevinirim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet geç kalındığı için mutlaka yapısal reform paketiyle birlikte açıklanması gerekir.

      Sil
  51. Hocam türkiye cds in neden bukadar yüksek olduguna dair internette tek bir yabancı sitede bile bilgi yok,bu da bana cumhurbaşkanımızın dış saldırı tezinde haklı oldugu sonucuna götürüyor.bu konuda yabancı dilde yazılmış tek bir makale bile varmı?varsa adresini paylaşabilirmisiniz,ingilizce özellikle.ben şu andaki kur,cds konusundaki durumun %90 yabancı kartellerin işine gelmeyen özgür dış politikamızdan kaynaklandığını düşünüyorum.%10 düşük faiz politikası,para politikasındaki minimal hatalar olabilir..
    not:doğma büyüme izmirliyim(içinden)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. CDS primi serbest piyasada belirleniyor. Sizin dediğiniz gibi olsa Arjantin gibi bizimkini de % 6.000 lere çıkarırlardı.

      Sil
    2. Okumaya üşenenler için arkadaşın yazdıklarını maddeler halinde özetledim
      -Ben internette bulamadığıma göre kesin R.T Erdoğan haklıdır.
      -Karteller falan türkiyenin gelişmesini istemediği için Türkiyenin serbest piyasada arz-talebe göre belirlenen sigorta bedelini yükseltiyor.
      -Doğma büyüme İzmirliyim yani ben muhalif bir sesim bu arada ayık olun...

      Sil
    3. 😀 çok iyisin dostum...

      Sil
  52. Hocam MB bilançosu daki toplam döviz yükümlülüklerdeki meblağın çoğu iç yükümlülüklerde gözküyor, bu bizim dışarı olan borcumuz değil mi? Neden bu satırds gözüküyor dış yükümlülükler yerine? Teşekkürler hocam

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İçeriye de döviz borcu var.

      Sil
    2. ama çoğu içeriye borç; 475 milyar TL içeriye, 40 milyar TL dışarıya gözükmekte.

      Sil
    3. İçeriye bu kadar borç nasıl olur ki?

      Sil
  53. Hocam, iktidarın ekonomi politikasının başarısız olduğu, duvara tosladığı, özellikle son 4,5 yılda inkar edilemez bir gerçek. Peki sizce şu saatten sonra, ekonomi politikasında yapılacak önemli değişiklikler ekonomiyi ve iktidarı düze çıkarmaya yeter mi? Ya da bir iktidar değişikliğinde gelecek olanlar, ülkeyi bu bunalımdan çıkarıp, gençlere ümit aşılayan, üretken bir topluma dönüştürebilirler mi? (Sefil Kimyacı)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformlara başladığınız anda manzara değişiverir.

      Sil
  54. Merhaba Hocam,
    2020 yılı ortalama USD kuru 6,55 TL olarak görünüyor. Eğer kısa vadede USD kuru %15-%25 gibi yükselerek stabil hale gelirse önümüzdeki 2-3 yıl için enflasyonun hangi oranlarda seyretmesini beklememiz mantıklı olur?
    Tahmin istemek biraz garip farkındayım, eğer sorum mantıksız gelirse lütfen görmezden geliniz.
    Yazılarınızla yaptığınız bilgilendirmeler için çok teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben gen iş işsizliğe bakıyorum çünkü Türkiye için en doğrusu o. % 25 - 30 aralığında olacağını tahmin ediyorum.

      Sil
    2. Hocam sizde mi seçmen odaklı çalışıyorsunuz :))

      Sil
  55. Sayın Hocam gerçekten durumu çok güzel bir şekilde ve anlaşılır biçimde ifade etmişsiniz. Elinize ve emeğinize sağlık. Maalesef konuya hakim ve konun içinde olan objektif olarak konuya bakan değerli (bence ülke için gerçekten büyük değer) uzmanlar tarafından yapılan sonuna kadar takdire değer işler yalnızca halkımızı bilinçlendirmenin ötesine geçemiyor.

    YanıtlayınSil
  56. Değerli hocam, teknik olarak faizi örtülü olarak arttırmayı biraz daha detaylandırabilir misiniz? Yada eski yazılarınızda varsa paylaşırsanız çok memnun olurum, saygılarımla hocam.

    YanıtlayınSil
  57. Hocam anladigim kadariyla faiz zaten bir sekilde(gosterge faiz olarak) piyasada belirleniyor. Su durumda MB faizi de tamamen piyasa sartlarina birakilsa ne olur?

    YanıtlayınSil
  58. merhaba mahfi bey sizce bu hükümet yapısal reform yapsa piyasalar düzelir mi ?(şahsi düşüncem tr kimse hükümete güvenmiyor artık kendileri bile),katar ile yapılan swap dünya'da bir örneği daha varmıdır, dünyada - faizler konuşuluyor iken neden tr de Ağustos temmuzdan da güzel değil , şuan tr de kaynağı belli olmayan döviz girişi serbest mi teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  59. Türkiye için herkes bir çözüm önerisinde bulunmuş.

    Yorumcular alınmasınlar, yazdıkları kurtuluş reçeteleri 1820 ile 1850 yılları arasındaki aydınlar tarafından daha detaylı ve derin olarak incelenmiştir. O yazılanları incelerseniz, Türkiye'nin tüm sorunlarının cevabını bulursunuz.

    Türk devlet aklı, sizin düşündüğünüzden daha uzun süre olan 180 yıldır, Türkiye'nin hem sorunlarını iyi bilir, hem de cevabını iyi bilir, en ufak şüpheniz olmasın.

    Çözüm için ilk hamle "laiklik" ilkesinin getirilmesidir. 120 yıl önce yapılmıştır, başarılı olmuştur, son 40 yıl uygulamadan kalkmıştır. 2007 yılından itibaren tekkeler devleti yönetmeye başlamıştır. 2016 yılındaki darbe hükümete karşı bir darbe değildir. Tekkeler arasındaki güç mücadelesidir. Dergahın teki kaybetmiş, diğerleri kazanmıştır.

    İkinci hamle, parlamenter rejimdir. Cumhuriyet ilanından sonra uygulanmaya çalışılmıştır.
    40 yıl önce Parlamenter rejim yıkılmıştır. Türkiye son 40 yıl fiilen Meşrutiyet ile yönetilen bir ülkedir. Sizler Meşrutiyet'i parlamenter rejim ismi ile yaşadınız. 2017 den sonra yapılan Meşrutiyetin yıkılması, yerine Otokrasi (bir nevi Mutlakiyet) rejiminin kurulmasıdır.

    Siz para pul, faiz ekonomi denklemlerinden daha ziyade, mutlak otokrasi sonrasında gelecek olan Celali isyanlarından korkun derim.

    Sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1729, bu mutlakiyet meşrutiyet meselesini Sabri Öncü'de tiwitter da arada yazıyor.
      Sabri Öncü de böyle düşünüyor olmalı.

      Sil
  60. hocam çok merak ettiğim bir konuyu yanıtlayabilir misiniz zamanınız olursa bence güzel bir ders konusuda olabilir ben araştırdım çok konuda eksikliğim olduğundan sorunu çözemedim...sorum şu londrada ne oldu swap türkiyeli kimler ile londralı kimler arasında yapıldı? londradakiler swaptan aldıkları tl yi açığa satmışlar sonra swap dönemi geldiğindeaçığa sattıkları tl yi düşük fiyattan alıp türkiyeli karşısındaki ödünç aldığı bankaya ya da artık kimseler onlara vermek istemişler ama TL londrada az olduğundan faiz %1050 ye çıkmış tabi o bankalar ya da fonlar tl ye o kadar faiz vermek istememişler ve türkiyedeki istanbul borsasındaki paylarını satmışlar ya da devlet tahvillerini satmışlar ve türkiyedeki swap yaptıkları bankaya ya da kime borçlu iseler onlara vermişler bu arada temerrüte düşmüşler deniyor bundan bir önceki mayıs ayında da böyle olmuş ve temerrüte düşmüşlerdi sizin hocalığınıza sığınarak bu soruyu soruyorum bunu bir örnek üzerinden açıklayabilir misiniz?merkez bankası llondrada ne yapıyorda londrada o gece gecelik faizleri %1050 ye çıkıyor ya da kim yapıyor bu işi peki lonrada ki bu tl yi açığa satanlar böyle bir hamle yapılacağını bilmiyorlar mı ki hep aynı oyuna geliyorlar bu mekanizmayı anlatabilir misiniz?bizlerde öğrenelim bu DIJ GÜÇLER FAİZ LOBİSİ VEYA TL YE OPERASYON ÇEKENLER KİMLER NASIL BİR MEKANİZMAYI KULLANIYORLAR MERKEZ BANKASI VE TÜRK KAMU BANLKALARI VEYA DİĞER BANKALAR nasıl bir süreçte bu hamleyi yapıyorlar bddk nın aldığı önlemler merkez bankasının girişimleri dahil açıklamanız mümkün mü hele illlede şu TL NİN AÇIĞA SATIŞI VE BUNUN SWAPTAN ALINAN TL İLŞE YAPILMASI AÇIĞA SATIŞTAKİ KONTRAT VADE NE KADAR OLUYOR SWAP TA NE KADAR OLUYOR VE LONDRADAKİ BU İŞLEYİŞ NASIL OLUYOR özgür demirtaşı okudum birşeyleri öğrendim ama tam değil şimdiden teşekkür ediyorum

    YanıtlayınSil
  61. Selam Hocam,
    Az önce twitter da hazine nakit dengesi paylaşmışsınız ama ben bir denge göremedim.
    Yanılıyor olmayasınız !?

    Bir fıkra:
    Malum partinin aklı selim insanları, damadın ekonomi politikalarından şikayet etmek için huzura çıkmışlar. Şimdi konuyu dile getirecekler ama çekiniyorlar, lafı döndere döndere anlatmaya çalışıyorlar, işte sıkıntılar, işte ekonominin gidişatı, işte huzursuzluk filan derken...

    Malum zat hemen lafı bölüyor, bilmez miyim, bilmez miyim?
    Ne yapayım elimde sadece bir tane Berat var.

    Heyet cevabı almıştır. Hepsi kös kös birbirlerine bakarlar,
    biraz kem biraz küm ederler ve huzurdan çıkarlar.

    ----

    Yani hocam, işin özü ekonomi aynen devam.

    YanıtlayınSil
  62. Hocam yıllardır yapısal reform diyorsunuz ama yapmadan da gidiyor bir şekilde, değil mi? 🙂

    YanıtlayınSil
  63. Ekonomi, başkanlık sistemi ile yakından ilgili. ABD'deki gibi yapıp Başkanı sürekli denetlemezseniz, yetkisini sınırlı tutmazsanız, kongreyi (meclisi) etkin ve hakim kılmazsanız, bizdeki gibi bir faiz ucubeliği olur ve on milyarlarca dolar yakılır. Bizdeki başkanlık sistemi, daha çok körfez ülkelerindeki Şeyhlik sistemine benziyor. Bir kişinin dudağında. Sistemler geliştirip bunu gündelik hayata yansıtmayan, hukuk olmayan ya da hukukun yeterince gelişmemiş olduğu ülkelerde, parlamenter sistem başkanlık sisteminden daha fazla ekonomik, hukuki, sosyal fayda getirir.

    YanıtlayınSil
  64. Hocam şirketlerin bilançosu hakkında yazı yazar mısınız ? Örnek olarak Apple bilançosu hakkında. Bilanço yorumlama nasıl yapılır ? Hisse fiyatları nasıl düşer veya nasıl yükselir ? Bunun hakkında makale yazar mısınız ?

    YanıtlayınSil
  65. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba lamel üstadım, yorumunuzu okuyunca ilk aklıma gelen cevap şu oldu.
      Notaların ilk nota da "do" son notada "do". Ama bu do farklı do diyip mucize bekleyişi ya ortamı kızıştırmak yada hayalcilikten başka bişi değildir. O yüzden siz "re" notasından devam edin, sesinize en uygunu o. "Si" ye yükselmeyin sesinize gitmez ;)

      Sil
  66. Anonim diye 9 ağustos 23.18 yazan arkadaş işte yazdıkların reformdur.turkiyede reform deyince iktisat hocaları bile alınmış ekonomik bir kararı reform diye bilirler öyle reform olmaz senin yazdigin şekilde reform olur tesekkurler

    YanıtlayınSil
  67. Hocam TUİK konusu artık sürekli gündemolması gerekmezmi. Bugün açıklanan işsizlik veriliri hemde mayıs ayında herkes evde iken yani pandemi den dolayı işsiz iken işsizlik veriliri açıklanıyor rakamlar inandırıcı değil demek bile artık yetersiz kalıyor.

    Hem istihdam düşüyor hemde işsizlik düşüyor bu nasıl oluyor matematiksel olarak imkansız olan birşey bile Türkiyenin en önemli kurumunda oluyorsa eğer, devletin açıkladığı hiçbir rakama artık güvenilmez buna hasta sayıları dahil her rakam manipülatif demektir.

    YanıtlayınSil
  68. Dolar ve Euro’daki her 1 kuruşluk artış Türkiye’nin toplam dış borcunun TL karşılığını 4.3 milyar lira birden yükseltiyor. Bu para 1 milyon 757 bin asgari ücretlinin 1 aylık maaşından fazla. (Kaynak:gercekgundem.com)

    YanıtlayınSil
  69. Hocam ne derseniz tersini yapıyorlar. Tek çözüm merkez bankasının faizleri indirmesi kesin çözüm ise faizi kaldırmasıdır diye yazın da siz de rahatlayın onlar da!!

    YanıtlayınSil
  70. Hocam! Kamu, özel hiç borcumuz olmasaydı ve bir de kasalar dolu saydı faiz , döviz ne durumda olurdu?

    YanıtlayınSil
  71. Sayın hocam yazınızda faizleri fazlaca yükseltirsek bundan yatırımlar olumsuz etkilenir diyorsunuz. Ancak düşük faiz politikasıyla piyasaya giren kredilerin ne kadarlık kısmı üretime yönelik yatırımlara yöneldiki? Güvenin ve istikrarın olmaığı bir ortamda kim sırf faizler düşük diye üretime yönelik yatırım yapar. Yatırım geniş bir kavram arsa tarla almak inşaat yapmak da yatırım diye görüldüğünden üretim yatırımı diye vurgulamak istedim. TL nin itibarı ülkenin itibarı ve bu itibar palyatif tedbirlerle ne kadar sağlanabilir. Millet elindeki üç beş kuruşu eriyip gitmesin diye bir altına bir dövize koşmaktan ne yapacağını şaşırmış durumda. Elinde birşeyi olmayan borçla yaşayana sıkıntı yok. Para yok dert yok. Herşey çok güzel.:))

    YanıtlayınSil
  72. 93 yılından beri düzelmeyen düşünce :((
    Çok acı :(
    Teşekkürler hocam yazınız için, ellerinize sağlık :)

    YanıtlayınSil
  73. 2008'deki senaryo yeniden işletiliyor gibi, piyasalarda dejavu yaşanıyor. Ne olmuştu global krizde, ABD piyasaya milyarlarca dolar para sürmüştü, ONS kısa dönemde 2000 dolarlara kadar çıkmıştı, sonra kademeli olarak faizler arttırılmıştı ve ons uzun vadede 1100 dolarlara kadar düşüp, 1200-1600 arasında sabitlenmişti. Ancak benzer gibi görünen bu filmde Türkiye'nin rolü çok daha farklı olacak. Abd Doları / Arjantin Pesosu Bu rolü kapacağını düşünüyorum, umarım yanılıyorumdur.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...