30 Eylül 2020 Çarşamba

Yeni Kararlar ya da Faizi Artırmadan Yükseltmenin Bin bir Yolu

Dolarizasyonun 2001 krizindeki düzeye (yüzde 58) oldukça yaklaşmış olması (yüzde 54), yastık altına para çekilmesinin artmaya devam etmesi, risklerin bir türlü düşürülememesi (CDS primi (568, dünyanın en riskli üçüncü ülkesi), kredi notunun düşmeye devam etmesi ve hepsinden öte faiz artırmada yaşanan sıkıntılar hükümeti yeni kararlar almaya yöneltti. Bunları sıralayalım:

İlk olarak Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), aktif rasyosu oranlarını bankalar için yüzde 90’a, katılım bankaları için yüzde 70’e indirdi.  

Aktif rasyosu uygulaması bankaları daha fazla kredi vermeye zorlayan bir uygulama. Bu uygulamanın temelini Aktif Rasyosu denklemi oluşturuyor. Denklem şöyle:

Aktif Rasyosu [Krediler + (Menkul Kıymetler x 0,75) + (TCMB Swap x 0,5)] / [TL Mevduat + (YP Mevduat x 1,75)]

Bu Nisan ayında yayınlanan kararla bu oranın mevduat bankaları için yüzde 100’ün, katılım bankaları için yüzde 80’in altına inmemesi gerekiyor, bu oranın altında kalan bankalara formüle aykırılık oluşturan tutarın yüzde 5’ine kadar ceza kesiliyordu. Buradaki oranlar ağustos ayında yapılan düzenlemeyle bankalar için yüzde 95’e, katılım bankaları için yüzde 75’e düşürülmüştü. 2 gün önce yapılan yeni düzenlemeyle oranlar bankalar için yüzde 90’a, katılım bankaları için de yüzde 70’e düşürülmüş oldu.

Hükümet, bu yolla küçülen ekonomiyi kredileri bollaştırarak canlandırmayı hedeflemişti. Ne var ki kredilerin önemli bölümü dövize yönelince uygulama amacına ulaşamadı. Öte yandan bankaları kredi verirken titiz davranmaya yöneltmesi gereken BDDK’nin tam tersine bankaları bol keseden kredi vermeye zorlaması eleştiriliyordu. Bu oranın düşürülmesi doğru adımdır. Daha doğru adım ise bu rasyonun tümüyle kaldırılması olacaktır.

İkinci olarak kambiyo işlemlerinden alınan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin (BSMV) oranı düşürüldü. 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 33/e maddesi çerçevesinde vatandaşın döviz alımlarında eskiden binde 2 vergi alınırdı. Bu düşük oran kimsenin dikkatini çekmezdi. 24 Mayıs 2020’den itibaren vergi oranı yüzde 1’e yükseltilince iş ciddileşti. Konvertibiliteye aykırılıktan özgürlüklere kadar pek çok itiraz yükseldi. Daha da önemlisi dolarizasyonu frenlemek amacıyla atılan bu adım risk artışı yarattığı için vatandaşın döviz almasını engellemek bir yana dövize daha fazla yönelmesine yol açtı. Yeni kararla kambiyo işlemlerindeki BSMV oranı binde 2’ye düşürüldü. Bu karar gerek riskleri düşürmek gerekse iyice zedelenmiş olan konvertibiliteyi bir miktar onarmak bakımından yerinde olmuştur.

Bu düzenlemenin iki etkisi olacak. İlk olarak bu oran düşüşünün bütçe gelirleri üzerinde bir etkisi olacak. Bu etkinin ihmal edilebilir düzeyde kalacağını söyleyebiliriz. Çünkü oranı yüzde 1’e çıkaran uygulama yakın geçmişte olduğu için zaten yılbaşında planlanan bütçe gelirleri içinde yoktu. Ayrıca miktar çok düşüktü. İkinci olarak vatandaş, üzerindeki dövize erişim baskısı kalktığı için talebini artırmak yerine düşürecektir. Dolayısıyla bu düzenlemenin döviz talebini artırmak bir yana azaltacağını tahmin ediyorum (yeni riskler yaratılmadığı takdirde.)

Eğer bu uygulamadan, deneme – yanılma yöntemiyle ekonomi yönetmenin yarattığı riskleri görmek gibi bir ders çıkarabilmişsek önemli bir kazanç sağlamış olacağız.   

Üçüncü olarak 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu uyarınca mevduat faizlerinden elde edilen gelirlere uygulanan gelir vergisi stopaj oranları düşürüldü. Bu oranların en önemlilerini eski durumu ve bu karara göre oluşan durumu itibarıyla aşağıdaki tabloda sunuyorum:

Mevduat Faiz Oranları (%)

Eski

Yeni

Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (dahil) vadeli hesaplarda

15

5

1 yıla kadar (dahil) vadeli hesaplarda

12

3

1 yıldan uzun vadeli hesaplarda

10

0

Reel faizin negatif düzeyde kalmış olması haklı olarak çok eleştirilen bir konuydu. Faiz gelirlerinden stopaj yoluyla alınan gelir vergisi oranlarının düşürülmesi net faizin artırılması anlamına geliyor.  Bu yolla uzunca bir süredir tercih edilen doğrudan faiz artırmak yerine dolaylı olarak faiz artırma yöntemi bir kez daha kullanılmış oluyor.

Bu uygulamanın nasıl bir sonuç vereceğini bir örnekle açıklayayım. Diyelim ki bankaya bir ay vadeyle ve yüzde 12 faizle 10.000 TL yatırılmış olsun. Eski oran mevcutken bir aylık vade sonunda brüt 100 TL faiz geliri oluşacaktı [(10.000 x 0,12) / 12]. Banka, bu miktardan yüzde 15 gelir vergisi kesintisi yapacak (100 x 0,15 =) ve çıkan 15 TL’yi düşerek 85 TL net faiz ödeyecekti. Yani net faiz oranı yaklaşık yüzde 10,2’gelmiş olacaktı. Bu yeni düzenlemede aynı verileri kullanırsak faiz kesintisi (100 x 0,05 =) 5 TL olacak ve ele geçen net faiz geliri (100-5 =) 95 TL olacaktır (öncekine göre 10 TL daha fazla.) Bu da net faiz oranının yaklaşık olarak yüzde 11,4’e gelmesini sağlayacaktır. Bu durumda aynı miktar para eskisine göre yaklaşık olarak 1,2 puan daha fazla faiz kazanılmasına yol açacaktır (hesaplamaları karmaşık hale getirmemek için yıllık basit faiz üzerinden gittim.)     

Bu yeni düzenleme tasarruf sahibini negatif reel faiz sıkıntısından bir miktar kurtaracak ve giderek döviz tevdiatı karşısında çekiciliğini kaybetmekte olan TL’yi bir miktar çekici hale getirecektir. Yeni düzenlemenin bu amacı yerine getirirken karşılaşacağı en ciddi sıkıntı vatandaşın açıklanan enflasyon oranlarına olan inançsızlığıdır. Yeni düzenleme bir yandan da önemli miktarda vergi kaybına yol açacak ve zaten büyümekte olan bütçe açığını daha da büyütecek. Ortaya çıkacak gelir kaybını karşılamak için muhtemelen başka vergiler gündeme gelecek.  

Merkez Bankası, dolaylı yollardan faizi artırmaya çalışırken aslında bu atılan adımlar da yine dolaylı yollardan faiz artırımıdır. Bir şeyi dolaylı yoldan yapmanın etkisi hiçbir zaman doğrudan yapmak kadar yüksek olmaz.

152 yorum:

  1. hocam 'döviz alımlarında eskiden binde 1 vergi alınırdı.' yazmışınız. Binde 2 olmayacakmıydı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet yanlış yazmışım oraya, düzelttim, teşekkürler.

      Sil
    2. Hocam,
      döviz işlemlerinde 2019 yılının ortalarına kadar vergi alınmıyordu. Ben mi yanlış hatırlıyorum?

      Sil
    3. Hocam binde 1 doğru doğru yazmıştınız yani
      saygılarımla

      Sil
    4. Hocam, 2019 yılının Mayıs ayına kadar döviz alış işlemlerinden kambiyo muamele vergisi (KMV) alınmıyordu. KMV ilk olarak 2019 yılının Mayıs ayında binde 1 olarak uygulanmaya başlandı. KMV oranı önce 2019 Eylül'de binde 2'ye; sonra da 2020 Mayıs'ta yüzde 1'e yükseltildi. Saygılar.

      Sil
  2. Moody's; bu ekonomi yönetimi için "sorunları çözmekte isteksiz ya da yetersiz" demişti. Bence sorunların farkında bile değiller, farkında iseler de umurlarında değil dese daha doğru olurdu. Ekonomiden sorumlu olduğu ve bakan olduğu söylenen kişinin, bir yılda kuru tutabilmek için 120 milyar doları sokağa attıktan sonra enerjiden gıdaya, sağlıktan eğitime, hatta giydiği iç çamaşırının pamuğundan ipliğine kadar bağımlı olduğu döviz kuru ile ilgilenmediğini söyleyebilmesi sözün bittiği yerdir...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Atacak mermi kalmayınca başka ne diyecek ki! Elde rezerv döviz bitmiş, reel kesim ve vatandaşın büyük kısmı aşırı borçlandığı bir ortamda faizleri artırsanız zaten küçülen ekonomi iyice tökezliyecek, üstelik bir de yüksek faiz olunca ortalık tufan! Bankalara tutsak. Şimdi elindeki üç beş kuruş harcamayıp yaşlılık günleri için kenara koymaya çalışan benim gibi salakların parasını alıp ev, araba, rant düzenine vererek zaman kazanıyorlar. Fakat eninde sonunda kur üzerinden gelecek baskı ile yine ekonomi daralacak. Yabancı kaynak yoksa bu tüketim düzeni sürdürülemez, bu düzen dönmez ise rant düzeni de dönmez, siyasetin arpası kesilir. Bu büyüklükteki devleti bu toplumun uzun süre taşıması imkansız. Bu toplumdan yeni birşey çıkmayacağına göre bu oyuncular gider, yenisi gelir, vatandaşı ve vatanı talan etme düzeni devam eder (son 500 yılda olduğu gibi, ondan önce de değişen sadece savaşlar ile başka ülkelerin talan edilmesiydi)

      Sil
    2. Adam cikti, ben doviz kuruna artik bakmiyorum dedi. Belki de artik bakacak yuzu olmadigi icindir. 110 Milyar dolari artik kura bakmamak icin mi yaktiniz diye sormazlar mi adama?

      Sil
    3. O 110 Milyar doları özellikle yaptılar, ülkeden servet çıkışı olsun diye yapmışlardı.
      Şimdi farketmezsiniz, şu etrafımızdaki savaşlar derinleşsin, iki üç sene sonra sebebini anlarsınız.

      Sil
    4. Mahdut, Mig bizim insanımız çok saf. Türk hükümet yöneticileri, hükümete yakın bakanlar, bunların uluslar arası mal varlıkları var. Bu adamlar iktidar sonrasında tek uçak ile yurtdışına çıkacaklar. Özel jet ile çıkacak olanları bile var.

      Kimi çiftlik satın aldı, kimi gökdelen katları satın aldı. Bir Türk bakanın ailesi Avustralya'dan büyük bir arazi ve çiftlik evi satın almış. Adam emekliliği düşünüyor. Türkiye de ters bir durum olursa, adamlar içkilerini içip haberlerden ülkeyi izleyecekler.

      Şurada yorum yazanlar kadar kura bakmazlar, Türkiye veya sorunları ile ilgilenmezler, onlar milletten aldıkları ile sülalelerini yüz yıl kurtardılar. Onların sorunları çok farklı. Yatta hangi ünlü hatun ile el ele tutuşacaklarını devlet işinden daha çok önemseyen kişiler.

      Hepsi birbirlerinin kirli çamaşırlarını bilen ve gören kişiler. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için diye birbirlerine zoraki bağlılıkları var.

      wBBb7JhJr%:EC/v

      Sil
    5. Denetim yok. Ülke serveti dışarı çıkarılırsa, ülke içinde çok büyük sorunlar olur. İster hükümet değişsin , ne olursa olsun, servet çıkışı olmuş ise, bir süre sonra içerde insanlar cinnet geçirirler.

      Temel hizmetleri satın alamazlar, haklarını arayacakları merci bulamazlar. Türk insanı çok fena tongaya düştü.

      Sabih Kanadoğlu çok uğraştı bu günler yaşanmasın diye. Kimse de destek olmadı. 80 milyonun yarısından fayda yok, anladık da geri kalan 25 -30 milyondan bin kişi bile çıkıp ses çıkarmadı. Aksine millet nispet yapar gibi gitti referandumda yetmez ama evet dedi. Eskiler tevekkeli boşuna dememişler deveye diken, türke ...

      Necip insanını bilen, 4 kelime ile özetleyen atalarımızı saygıyla anıyorum.

      X`baK+//9dV<49F

      Sil
  3. Herşeyin fazlası zararlıdır..
    Acabâ Türk halkı tasarruflarını sırf dövize(dolar~yuro) yatırarak büyük bir risk altında değil mi?.
    Amerika'ya bir şey olmaz deniyor..lâkin ben de bana birşey olmaz demiştim ceviz silkelerken demir(=alüminyum) merdivenden bir sâniyede aşağı düştüm..kol kırığıyla-pilatin ile atlattım..
    Yatırımların bir kalem yerine SEPET'te ÇEŞİTLENDİRİLMESİ ülke geleceği-ülke halkı için daha iyi değil mi?.
    Akıcı- naif anlatım için teşekkürler.. küçük esnaf halil topuz Tekirdağ..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. şunu iyice anlayın lütfen. dolar yükselmiyor, TL değer kaybediyor. bu cümleyi dükkanın girişine yaz hocam, her gün oku anlayana kadar. TL tüm dünya ülkelerinin para birimleri karşısında hızla değer kaybettiği için insanlar dövize yöneliyor. en kolay satın alınabilen döviz de ülkemizde başta dolar ve euro. Amerika'ya birşey olmasının konuyla hiç mi hiç alakası yok. Türkiye'ye bir şeyler olması lazım ki dolar paritesi düşsün, TL değer kazansın.
      bilmem anlatabildim mi.

      Sil
    2. selam küçükesnaf,

      tasarrufu dövize yönlendirenler normal insanımız. ellerindeki yatırım araçları alternatifi çok az. Türk bankacılık sistemi temel ürünleri sunabiliyor. Temel ürünleri de çok dar kullanım çeşidi ve az seçenek ile sunuyor.

      bu insanların en kolay eriştikleri döviz ve altın. güven olmayınca, hükümetin erişemeyecek tek varlık yastık altı altın ve fiziki döviz. Rahmetli bir dedem hükümetten (enflasyon) korunmak için maaşından artanlar ile çeyrek altın alır, onları da eve girmesi muhtemel hırsızdan korunmak için tarlasında bir ağacın altına gömerdi.

      jcR#$e}=]D8W"5p

      Sil
  4. Çok sağolun hocam. Mevduat faizi %15'i bulursa dolar tutulabilir, bence.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. %30’un altında TL’ye dönmem.

      Sil
    2. ben şu an dolara (crypto dolar usdt) %18 faiz alıyorum. mevduat faizi %15 olsa neden döneyim.

      Sil
    3. %30 da düşünürüm,%40 da dönerim.

      Sil
    4. Rakamlar çok önemli değil, ben oraya bakmıyorum.

      Sil
    5. Ben de anonim 1049'a katiliyorum. Dolar kurundaki yillik artis 25%, halkin enflasyonu da %25'den asagi degil. Her ne kadar faiz orani icin beklenen enflasyonu goz onune almak gerekirse de, bolgemizdeki jeopolitik risklerden dolayi bence %30 faiz makul bir beklenti gibi duruyor.

      Sil
    6. Hocam, mart ayinda krediye bulasmadan ticari amacli 3-4 ayligina usd almistim. Borcumu kapatmak icinde %1 vergi zarari ve kur zarari ile kapattim. Empati yapmaniz icin detay verdim. Insanlar artik ekonomiyi yonetenlere inanmiyor guvenmiyor. Bugun binde iki kimisyonun sabah uyandiginizda %2 olmayacaginin guvencesini kimse veremez. Bu durum oldukca yastik alti ve dolar alarak devam ederiz. Saka gibi uyaniyorum % 1 komisyon gelmis. %2 vergiyi cikaracaklar kur artmadan evimi ucuza satiyorum. %1 vergi veriyorum. Aradan 1 ay gecmis. Binde 2 ye dusmus. Olsa olsa heralde sadece Turkiye de olur

      Sil
    7. Crypto dolara nasıl %18 faiz alıyorsunuz sayın hocam Bilgi verirmisiniz?

      Sil
  5. Teşekkürler Mahfi hocam. 2021 iyi görünmüyor.

    YanıtlayınSil
  6. Merhabalar,

    Paydada bulunan (yp mevduat*1,75) olması gerekmiyor mu?

    Saygılarımla,

    YanıtlayınSil
  7. Hocam stopaj indirimi bir ay vadeli mevduatlarda da geçerli olacak mı

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet. 6 aya kadar vadeli mevduatta % 15'den % 5'e düşüyor. Bir gün vadeli bile olsa % 5'den vergilenecek.

      Sil
    2. Hocam bu durum 100baz puan faiz artışı gibi birşey oldu aslinda. Yani 1 hafta önce 200 yerine 300 yapsalardi direkt belki kur 7,50 altına çekilecekti.
      HoMeRoS

      Sil
  8. KESİNLİKLE DOĞRU...DOLAYLI VERGİ ORANININ YÜKSEK OLMASI !!, DOLAYLI FAİZ ARTIŞININ DOĞRU BİR YÖNTEM OLDUĞUNU GÖSTERMEZ...NEDEN HEP BİRŞEYLERİ DİREK DEĞİLDE , DOLAYLI YAPMA YADA YAPTIRMA İHTİYACI DUYULUYOR ANLAMADIM GİTTİ..BİR YERLERE DOLANMA !! ARZUSUNDAN OLSA GEREK DİYE DÜŞÜNÜYORUM...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. insanların güvenini kaybetmemek mevcut durumu da düzeltmek için.

      Sil
  9. Para politikalarındaki ufak düzeltmelerin kalıcı faydaları minimal düzeyde etkili olacaktır., Gerçek enflasyon, TÜFE oranlarına uygun faiz politikaları uygulanmadıkça dolarizasyon düşüşü beklenemez...Ayrıca basılan sınırsız (miktarını bilmiyorum) para da yakın gelecekte başa belâ olacaktır...Aydınlatıcı yazınıza teşekkürler Mahfi bey....

    YanıtlayınSil
  10. Mahfi Bey, öncelikle gündeme ait açıklayıcı yazınız için çok teşekkürler, elinize sağlık.

    Vergi oranının %1'e yükseltilmesiyle risk artışı oldu demişsiniz. Buradaki "risk artışı" ile neyi ifade ediyorsunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye konvertibiliteyi kabul etmiş ev onaylamış bir ülke. Konvertibitinenin anlamı TL'nin yabancı paralara hiçbir kısıtlama olmadan çevrilmesi demek. Buradan binde 1 binde 2 gibi veriler bir çeşit masraf payı olarak kabul edilse de yüzde 1 ciddi bir engel. Bunu görenler daha da artabileceği ve dövizle işlem yapılmasının yasaklanabileceğini düşündüler. Bu da riski artırdı. Risk artışı dışarıdan daha pahalıya borç almakla sonuçlanıyor.

      Sil
    2. Para sistemden dışarı, yastık altına yöneldi.
      Fiziki altın ve döviz talebi arttı.
      O yüzde bir orada kalmaz, yüzde 30, yüzde 60, kimbilir otomotiv gibi topluca yüzde 120 lere kadar çıkabilir.
      Bir kere yapan bir daha yapar.
      Temel ekonomik değerler aynı kaldı, Türkiye ye acilen döviz girişi olması lazım.

      Sil
  11. Kullandırılan kredinin üretime yönelik sektörlere ağırlık verilmesi ve bu sektörlerde kullanıldığının mutlaka kontrol edilmesi lazım. Pandemi bitiminde bir aksilik olmazsa tüm dünya üretime koşacak. Bizim en hızlı koşan olmamız lazım. Yazı için sağolun hocam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun. Kredi kullanımının denetlenmesi konusundaki görüşünüz çok doğru.

      Sil
  12. YEP açıklandı. açıklanan programda 2020 yılı için cari açık,bütçe açığı beklentisi nispeten rasyonel görünmekle birlikte aynı şeyi özellikle 2021 2022 ve 2023 yılları için söylemek zordur. zira 2021 ve sonrasındaki makro ekonomik tahminler pek de rasyonel görünmemektedir. bu tahminlerin türkiye gerçekleriyle ve global ekonomik konjonktürdeki dalgalanmalarla ve yine jeo-politik risklerle uyumlu olmadığını düşünüyorum. herşeyden önce türkiye'nin büyüme yapısına bakmamız gerekiyor. türkiye özellikle de 2001 sonrasında cari işlemler açığına dayalı büyüme yapısına geçmiştir. ve büyümenin motoru, kamu olmaktan çıkarılarak özel sektör yapılmıştır. dolayısıyla eskiden bütçe açığına dayalı büyüyen ekonomi sonrasında cari açığa dayalı büyüyen ve yüksek dış borçlanma ile cari açığın finansmanını sağlayan yapıya dönüştürülmüştür. özellikle de uzun süre yoğun sıcak para akımlarıyla kurlar uzun süre nominal seviyelerin altında kalınca ucuz ithalat yoluyla üretim gücünde erime yaşandı. dış finansal yükümlülükler sürekli arttı. bu da arz açığımızın artmasını getirdi. bu açık da sürekli ithalat artışıyla kapatıldı. ücretler yeterince artırılamadı. buradaki açık da krediler artırılarak vatandaş borçlandırılarak kompanse edildi. böylece işletmeler , hane halkları ve bankalar da borçlandırıldı. resmen borçlanma ekonomisi kurulmuş oldu. açıklanan yep te kamu bütçe açığı ila cari denge ve büyüme - enflasyon arasında ciddi bir uyumsuzluk vardır. son 2 yılda bütçe açığı hızla artırıldı. zira:özel sektör, 2018 ağustos kur şoku sonrasında ciddi bir kambiyo zararı yaşayarak 4-5 yıllık karlarının erimesini seyretmek zorunda kaldı. sabit sermaye yatırımları 2 yıldır negatif fazda seyrediyor. özel sektöre yönelik yapılan kredi genişlemeleri dahi sabit sermaye yatırımlarının canlanmasını sağlayamadı. çünkü; işletmelerin çoğunluğu eğer biraz karlılık sağlayabilmiş ise ya da kredi alabilmiş ise ilk yaptığı kuvvetle muhtemel dövizde açık pozisyonlarını kapatmak ya da azaltmak şeklinde kaynak mobilizasyonu yoluna gitmiştir. haliyle bu da üretim artışını sınırlamaktadır. kamu devreye sokuldu ancak aşırı özelleştirme nedeniyle kamusal üretim çok sınırlı olduğundan dolayı bütçe açığı 2 yıldır ciddi derecede büyütülmesine rağmen ekonomi büyüyemiyor hatta reel olarak daralıyor. yep te ise bütçe açığının yavaş da olsa küçüleceği öngörülüyor. sanırım büyüme artacağı beklentisiyle açığın küçülmesi bekleniyor. ancak cari açık tarafındaki küçülme beklentisi bence bunu desteklemiyor. ya da 1-2 yıl içinde mucize olması ve türkiyenin üretimdeki girdilerinin ithalata olan çok yüksek bağımlılığının çok düşeceği bekleniyor.

    YanıtlayınSil
  13. YEP ile ilgili yazımın devamıdır: eğer kur artışlarıyla ithalat düşer böylece dış ticaret açığı azalır ihracat da artar ve cari denge düzelir diye düşünülüyorsa o zaman ; 1- kur ila enflasyon arasındaki yüksek geçişkenlik göz önüne alınırsa enflasyon yükselecektir. bu da iç talebi azaltacaktır. türkiyenin büyüme motoru iç talep olduğuna göre nasıl %5,8 ve %5.0 büyümeler sağlanabilecek?. 2- ithal girdi bağımlılığı çok yüksektir. o halde üretim hacmimizi nasıl artıracağız?. üfe sert artacaktır. arz açığı büyüyecektir. ayrıca bütçe açığını ithalat sert düşerse oradan alınan vergi gelirleri de düşmeyecek midir?. peki bütçe açığını neye dayanarak yine dolaylı vergileri iyice yükselterek mi kapatacaksınız?. yoksa yine yeniden bedelli askerlik gibi imar affı gibi merkezin ihtiyat akçelerine çökerek mi yoksa işsizlik fonuna el koyarak mı kapatacaksınız?. sürdürülebilir değildir!. üstelik hazine dahi milyarlarca dolarlık kur riski üstlenmişken olası bir kur şokunda bütçe açığının durduğu yerde dahi artmasını saymıyorum bile!. ya kamu bankalarının aktiflerinin %25 lerini bulan dövizde açık pozisyonlarının yarattığı kur riskleri?. bu hesaba katılıyor mu?. kanaatimce hayır!. peki büyürken bütçe açığını da kademeli düşüreceğiz diyorsunuz o halde büyümeyi yine kredi tabanını genişleterek mi sağlayacaksınız?. kuvvetle muhtemel böyle görünmektedir. peki kredi genişlemeleri yani kaydi para arzının artırılması enflasyon-kur üzerinde yukarı yönlü baskılar yapmayacak mıdır?.

    YanıtlayınSil
  14. YEP ile ilgili yazımın devamıdır: ayrıca içeride tasarruflarımız çok yetersizdir. dış koşullar giderek sıkılaşıyor. büyük merkez bankalarını bastığı paralar büyük ölçüde yine aynı ekonomilerde kalıyor. kalmaya da devam edecek gibi görünüyor. peki kaynak sıkıntısı nasıl giderilecek?. merkeze parar bastırarak mı?. zaten daha önceden 700 milyar tl olan parasal taban 1 trilyon 225 milyar tl ye kadar çıkmış durumda. yani parasal taban %73 civarında genişlemiştir. bunu 2 trilyon liraya mı çıkarmayı düşünüyorsunuz?. kaldı ki bu ciddi parasal taban genişlemesinin enflasyonist etkisini ekim ayından itibaren hissetmeye başlayacağız tüikin mucize yaratmasına rağmen!. peki üretim hacmimizi parasal taban kadar artırabildik mi?. koskoca bir hayır!.peki bu eylemler faizler üzerinde artış baskıları yaratmayacak mıdır?. ve bu da kamunun borçlanma gereksinimini artırmayacak mıdır?. ve bu da ayrıca bütçe açığının düşürülmesini zorlaştırmayacak mıdır?. faizler artarsa bütçedeki faiz dışı fazla da giderek düşmeyecek midir?. bu da kamunun tasarruf kapasitesini aşağıya çekmeyecek midir?. yine önümüzdeki 3 yıl boyunca %5.0 ve üzeri büyüme ivmesi yüksek kurlara dayalı ihracat artışıyla mı sağlanacaktır?. peki ya önümüzdeki süreçte ekonomilerde yeniden kısmen ya da tamamen kapanma dönemi yaşanırsa ?.ihracatın artırılması iyice zorlaşırsa ve bu yüzden de dış dengeye paralel cari denge de istenilen ölçüde düşürülemezse?.

    YanıtlayınSil
  15. YEP ile ilgili yazımın devamıdır: enflasyonu iç talebi daraltarak düşürebiliriz ancak kur kaynaklı ki talepten daha çok baskındır enflasyon üzerinde; kurlar yükselirse enflasyon nasıl düşük tutulabilir?. ciddi faiz artırımlarıyla dolarizasyonu azaltabiliriz. fakat bu sefer de yüksek faizler nedeniyle yatırım artışı çok zorlaşır. yine ekonomide büyüme olmaz. ancak kanaatimce kur şoku faiz şokundan daha fazla sarsmaktadır ekonomiyi. özellikle enflasyonu kur fazlaca yükselttiği için de makro ekonomik durumu daha derinden sarsıyor kur şokları bence!. haliyle büyüme zorluğu bütçe hedeflerinin tutmasını zorlaştırabilir. ayrıca 2021 yılında turizm gelirlerinin bu yılki kadar düşük kalması ihtimali de göz ardı edilmiş gibi görünüyor. covid riski giderek artıyor gibi görünüyor. yine abd seçimleri caatsa halk bank konuları ve ekonomideki dışsal etkiler göz bulundurulmamış gibi geliyor bana!. finansal istikrardan söz edilmiş. peki kamu bankalarına zararına kullandırılan kredilerin geri dönmeme riskleri ölçüldü mü?. kamu bankalarının plasmanları aktifleştirilen kredilerin ne kadarını kompanse edebilir?. aldıkları daha doğrusu aldırılan kur risklerini saymıyorum dahi!. merkez bankasının net rezervi -40 milyar dolar civarında!. bu kadar döviz açığıyla finansal istikrar nasıl sağlanacak?.

    YanıtlayınSil
  16. YEP ile ilgili yazımın devamı: yeni normal acaba düşük reel faiz yüksek kur mu olacak?. olacaksa makro ekonomik hedefler yüksek urlarla nasıl tutturulacak?. sürekli finansal istikrara vurgu yapılırken daha önemli olan reel ekonomik istikrar göz ardı ediliyor. reel ekonomide birikmiş yapısal yönetimsel ve mali durum sıkıntılar yaşanırken bunlara önem verilmiyor. ekonominin salt parasal tarafına odaklanılmış. bu sorunlarla dolu mekanizmaya istediğiniz kadar kredi veriniz fayda etmez. sadece sorunu daha da derinleştirmekten başka bir gelişme olmayacaktır. her seferinde daha da çok kredi ihtiyacı duyacaktır reel ekonomi tarafı!. sayın albayrak 2003-2008 ila 2010-2015 konjonktüründe yaşıyor hala!. naçizane yep'te hiçbir makro iktisadi tahminin yanına bile yaklaşılamayacağı kanaatindeyim. çünkü: 1- bu sözde programda türkiyenin iktisadi yapısallığıyla uyumlu olmayan büyüme-enflasyon-bütçe dengesi-cari denge-işsizlik ilişkileri kurulmuştur. 2- program sadece türkiyenin değil dünya iktisadi konjonktüründen de kopuk olduğu kanaatindeyim. programın risk algılama kapasitesi neredeyse sıfırdır!. son sözüm: stratejik hatalar, politika değişimleriyle düzeltilemezler. iktisat modeli stratejidir. bu modeliniz yanlış ise bunu parasal politikalarla da maliye politikalarıyla da düzeltemezsiniz!.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Politika çok net, elde kaydi ve nakdi para makinası istediğin kadar tl hazır, devlet kurumları, başta tuik olmak üzere sözde gizli savaş durumu ahlaksızlığı ile her türlü hile, aldatmaca, yalan... içinde piyasayı ve vatandaşı dolandırma aracı oldugu yeni bir düzen bu.

      Vatandaş bu potitikayı eninde sonunda görecek, elinden geldiği kadar kendini korumaya çalışacaktır. Bu da vatandaşın tl den tamamen vazgeçmesiyle sonuçlanır. Önümüzdeki yılların olası en büyük ekonomik dönüşümü bu olacak gibi geliyor. Elinde para makinasıyla dolaşırsan, insanlarda o kağıdı tanımayarak değersizleştirir.

      Sil
  17. Hocam, biz öğrencileriniz olarak analizlerinizden çok istifade ediyoruz, biz de analiz yapmayı öğreniyoruz.

    Fakat siyasetçiler sizin yazdıklarınızı, uyarılarınızı hiç okumuyor (uygulamıyor da).

    Boşa çabaladığınızı düşünmüyor musunuz?

    Blogunuzu kapatmayı düşünmüyor musunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Troller giderek aptallasiyor mu yoksa bana mi oyle geliyor. Yazdiklarina bak, "biz öğrencileriniz olarak analizlerinizden çok istifade ediyoruz", "blogunuzu kapatmayı düşünmüyor musunuz". Bu ne yaman celiskidir bilader? Neyle besliyorlar sizi?

      Sil
    2. Pedagojik eğitim ve küçük yaşta kaliteli beslenme bu durumları çocuklarınızın yaşamasını engeller.

      Sil
    3. Pedagojik egitim insan cocuklarina verilir, bilmemne kili olmayi kabul edenlere degil.

      Sil
  18. bu arada üfe ağustos itibariyle %16 yı aştı. yakında bu tüfe ye yansıyacaktır. tüik yine mucize yaratır herhalde. aslında bizim tüiki trump niye abd ye transfer etmiyor acaba?. trump'a seçim kazandırırdı. istatistik lere harika takla attırıyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet ikisinden birisi ötekine yaklaşacaktır muhtemelen.

      Sil
  19. Merhabalar hocam, Mikroekonomi kitabınızın bölüm sonu sorularından birisi ‘’Piyasada fiyat oluşmaması hangi hallerde söz konusu olabilir?’’. Buna verilmesi gereken cevap arz ve talebin denge noktasında buluşamaması mıdır yoksa otorite kurumlarının yaptığı müdahalelerin piyasanın doğasını bozması mıdır? Bunun dışında lisans eğitimini ingilizce iktisat olarak gören bir öğrencinin, türkçe hazırlanan TCMB ve Hazine sınavları için kullanabileceği bir kaynak veya genel bir tavsiyeniz var mıdır?
    Yine çok değerli ve aydınlatıcı bir yazı olmuş. Sayenizde okulda öğrendiğimiz teorik bilgileri reel ekonomiyle birleştirme şansı yakalıyoruz. Ellerinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Her ikisi de doğru.
      Bu sınavlar için Zeynel Dinler'in mikro kitabı, benim makro kitabım ve ekonomi politikası kitabım yararlı olacaktır.

      Sil
  20. Fatih Kömürcüoğlu30 Eylül 2020 16:04

    Toplam maliyeti 120 milyar USD olan "faizi düşürürsen enflasyon da düşer mi" deneyi sonuçlanmıştır.

    Elde edilen bulgulara göre kurlara bakmadığınız sürece faizi düşürdüğünüzde enflasyon da düşmektedir.

    Kurlara bakarsanız yan etki olarak "gözüne ışık tutulmuş tavşan" sendromu ortaya çıkmaktadır.

    YanıtlayınSil
  21. Hocam gençlik olarak moralimiz çok bozuk,hayata bir kere geliyoruz ve insan hayatının engüzel dönemi olan 15-35 yaş arasını türkiye de akp döneminde geçirmek zorunda kaldık(evriliş:etiyopya),isyan bile edemiyoruz,demokratik bir ülkede olsak enbüyük hakkımız olan sokağa çıkıp 3-5kişi toplanıp,hükümet istifa diye slogan atsak,polis bize amerikada zenci olmaktan binbeterini yaşatır,seçimi beklemekten başka elimizden hiçbişey gelmiyor,orda da türkiyedeki ortadogulular belirleyici,ondan da umudum yok,15 Temmuz Şehitleri Cd No:5 D:5 teki koltuğunu 2seçim yapmadan bırakmayan,beştepedeki koltuğunu 5seçim yaptırmadan bırakmaz,eğitimliyiz,algoritma bile biliyoruz,elimize 500$ bile geçmiyor,elektronik herşey pahalı alamıyoruz,vergiler çok yüksek,5yıldızlı otelde senede bir hafta tatil yapamıyoruz,çeşmede,bodrumda bir pansiyonda bile yapamıyoruz,babamızın yazlığına gidiyoruz.yurtdışına gitme trenini de kaçırdık,pandemi var,kura hic bakmıyorum,otaraf benim için hiç önemli değil diyen bir maliye bakanı var,tabiki ayakkabı kutularındaki destedeste dolarlar,yurolar onların artıyor,tabiki bakmayacaklar.elimizden hiçbirşey gelmiyor,çaresisiz..evden çıkmak bile problem.ben maske takınca nefes alamıyorum,büyük şehirdeyseniz heryerde sıkıyönetim gibi polisler,dağlık bir yere gidip avazım çıktığı kadar haykırmak istiyorum,yeter artık tanrım düş yakamdan diye..buda böyle birşeydi,paylaşmak istedim..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunlarin hepsi biter uzme kendini. Zamani gelince. Senin yasin tutmaz hatirlamazsin ama internetten bir bak istersen, 25 Aralik 1989 Târgoviște.

      Sil
    2. Maliye bakanı için kur önemli değil, onların tüm faturayı siz ödüyorsunuz.

      Sil
    3. Selam 2313, Zamanı gelince onlar olur veya olmaz,
      Biz o zamana kadar, o zamandan sonra yıkıntının etkisiyle
      gidecek masum canları korumak isterdik.

      Millet bunu kendi özgür iradesi ile istedi ve istemeye devam ediyor, yapacak bir şey yok.

      Sil
    4. dolar beni ilgilendirmez kısmını okurken güldüm Allah bizi bu günlerden kurtarsın

      Sil
    5. Türkiye'nin gerçeklerini görüp söylenmek, sızlanmak veya karamsarlığa düşmek bir çıkar yol değildir. Bu senin ya da toplulukların değiştirebileceği bir gidişat değildir. Türkiye'yi çok daha zor ekonomik zorluklar bekliyor, bunun farkında olarak ayağını yorganına göre şimdiden uzatmaya başlaman şart. Ekonomik krizleri fırsatlara çevirenler ülkelerin geleceğini belirler. Türkiye'de kendini geliştirmeye yönelik imkanlar var, bunu kullanmalısın, en önemlisi hiçbir şeye söylenmemeli ve karamsarlığa kapılmamalısın. Bunları yaptığın zaman insanlar sana sadece hak verir ve geçer, kendi dertlerinde gene sen boğuşursun ve çıkmaza girip hayatını mahvedersin. Hiçbir zaman söylenip sızlanma, fırsat eşitsizlikleri de olsa daha iyi bir hayat için daha sıkı asıl, çıkar yol bulacaksın.

      Bir zamanlar bende aynı senin gibi düşünüyordum, sürekli yanlış politikaları etrafıma paylaşıp, sosyal mecraya yazıp çiziyordum. Sonunda ne kazandım? Koca bir hiç. Söylenmekle geçen bir gençliğin bana hiçbir katkısı olmadı. Ne zaman bunu bıraktım işte o zaman hayat standartlarımı yükselttim, daha da ileriye gittim. Her işte bir hayır vardır sözü bu nokta da sana dayanak olsun. Şükür et demiyorum, sadece bulunduğun konumun farkında olup yukarı çıkmak için çabala, emin ol fırsatlar çok.

      Sil
  22. Hocam ons ile ilgili düşünceleriniz nedir.
    Terazinin bir kefesinde 1500$
    Terazinin diğer kefesinde 2500-3000$
    Olsa sizce hangi ihtimal daha yüksektir. 2021 Fed faiz artirmayacagini varsayarsak...
    HoMeRoS

    YanıtlayınSil
  23. bir tarafa madeni 2yuro,diger yanına üstüste 18tane madeni 1tl koyup resmini çeksek,üstüne de "önemli olan boyu değil,işlevi!" diye yazsak,"kur benim için önemli değil,ben o tarafa bakmıyorum" diyen bakan bey mesajı alırmı acaba?

    YanıtlayınSil
  24. Hocam sizce Azerbaycan savasinda yer almali mi Turkiye? Dogu cephesi acilmali mi libya suriye cephesine ek olarak

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Küçük damadın Alibaba’dan ithal ettiği parçaları birleştirip ürettiği İHA ve SİHA’ları büyük damadın yüzüne bile bakmadığı dövizlerle pazarladığı tüm cepheler açılmalıdır. Ne kadar çok, o kadar iyi...

      Sil
    2. Selam 2023,

      4000 kişi civarı Suriye kökenli lejyonerimiz savaş hattında.
      Aylık 1800 ile 2600 USD arasında bir maaş alıyorlar.
      Bu yazıyı okuyan herkes ödüyor.

      Libya'da bizim hükümet lejyoner maaşlarını düşürmek
      istedi, isyan ettiler, sesi Libya Hükümet başından geldi, galiba istifa edecem filan dedi.

      Bu lejyonerler kısa süreli bir savaşa razı olur mu? Maaşları kesilirse sesi Aliyev'den mi
      gelir, bunlar henüz bilinemez, daha vakit erken.

      Cephe açmak bizim isteğimiz ile olmuyor, bir de karşı taraf var,
      devam etmek ister ise, devam edilir.

      Karabağ çatışması yeni başladı, biraz beklemek lazım.
      Suriye gibi uzar mı, Libya gibi sürüncemede mi kalır?

      Savaş uzarsa, birileri Azerbaycan'a girerse bir kaç milyon azeri mülteci
      Türkiye'ye mi gelir?

      Bir dönem oralarda, Dağıstan, Çeçenistan taraflarına kadar çok yerel örgüt, vali bizden habersiz hareket etmez idi. Tüm önemli haberler bize akardı.

      Türk subaylar düzenli olarak onları ziyaret ederlerdi, hallerini hatırlarını ihtiyaçlarını sorarlardı. Gerekirse aileleri tehdit altında olanlara Türkiye Pasaportu verilir, yeni kimlik çıkarılır, Türk kimliği ile ülkelerinden güvenle ayrılmaları sağlanırdı. Kafaları Türkiye ile çalışmaktan rahattı.

      Son 13 14 yılda neler oldu bilinmez, ergenekon-balyoz sonrasında fetöcüler iyi çocukları hiç barındırmadı. Kimler konuldu/konulmadı bilinemez. Zaman gösterir.

      Bilmiyorum, karşımızda Rusya var. Rusya o kadar korkulacak bir devlet değil(di). Biz savaşı taktik ve gerilla tarzına çevirir, Rus ordusunu sahada bastırırız, iş ordu - ordu çatışmasından kurmay çatışmasına çekilir. Rus askeri hayır der mi hiç demezler seve seve de kabul ederler, bol bol tank gönderirler. Sonra fatura Kremline gider. Ordakiler de hesabı kitabı bilen adamlar.

      Önceki yazıda bir kripto sorusu vardı. Devam edeyim.

      Oralarda Rusların önem verdiği yerlerde eskiden termal kameraları vardı.

      Sivil kimlikle giden Türk subaylar tabi gece görüşü, telsiz, telefon, batarya, hafif silah, techizat, kamera körleştiren pelerin gibi dikkat çekici eşyaları yanlarında taşıyamazlar.

      Cebimizde birbirimizin bildiği çakıl taşı, tahta parçası olurdu. Dağlık arazide, uygun ağacın, taşın etrafına koyardık. Ağacın kuzeyine 3 tane taş koymuşsam, kuzey yönü 3 ağaç sonra pelerin var, veya 30 metre, 300 metre ilerde telsiz var gibi. Aletle işi biten de uygun yerde aynını yapardı. O da bir kripto mesela.

      Türk basınında Rus ordusu ile ilgili abartılı haberler var, basında büyütüldüğü kadar değiller, Putin in küçük zaferlere ihtiyacı var, içiniz rahat olsun, sevgiyle kalın.


      84Bh~-ZP^A}@v_,

      Sil
    3. Bir muhalif CHPli olarak Turkiye Azerbaycan cephesinde yer almali Doigu akdenizde de oyle. BU bakimdan AKPyi destekliyorum

      Sil
    4. 19:06 da Şahabeddin yazmış,

      Savaş biz istemediğimiz durumda da bizi bulur. Önemli olan ülke kurumlarının hazır olması.
      Azerbaycan - Ermeni savaşında, savaş tanrıları Ermenileri kurban seçmiş olabilir. bir diğer ihtimal, türkleri (tr+azerbaycan) savaşa çekmek için çocuğu önden göndermiş de olabilir.

      Bir ihtimal daha var, İran'ı sıkıştırmak için Türkiye kaynaklarını Azerbaycan üzerinden alıp, İran - Azeri gerilimi de yapılabilir.

      Olasılık gördüğünüz gibi çoktur. Bilemeyiz ne olduğunu. Sahadaki insanlar daha iyi bilir. Bizim sahada adamımız kalmadı.

      Şahabeddin gibi eski subayların kafadan tahtaları eksiktir. Sahada gezmiş insanlar, Afganistan dan Özbek veya Türkmenistan üzerinden Hazar'a, ordan Dağıstana, sonra Dağıstan'dan Batıya Çeçenya veya Ermenya tarafına giderlerdi. Bizim ordunun eskiden böyle bir kanalı vardı.

      Kafkaslar karışık bir bölge, Suriye'den daha karışık. Sahadan bilgi almak savaşı kazanmanın yüzde 90'ıdır o bölgede. Dudayev, kapalı Çeçenya'da eski rus ordusundaki türk kökenli subayları ile başarı yaptı. Onlar ölünce de işi bitti.

      Savaş işi kalp, beyin ameliyatı yapan cerrah işine benzer. 80 milyon insanı geçtim, mühendisi bile toplasan bir beyin operasyonu nasıl yapamaz ise, 80 milyon nüfustan da, kalabalık ordudan da savaş kazanan çıkmaz. İşi bilenler beyin cerrahı ne kadar duygusal ise asker de o kadar duygusallıkla işi yapar. Milliyetçilik ile de bu işler yürümez. Milliyetçilik, savaş durumunda milletin elindekileri askere vermesi, fazla çene yapmaması için vardır. Milliyetçilik, halka yapılan propagandadır. Kurmay Asker için milliyetçilik boş laftır.

      Sahada anlık her şey değişir. Bir sabah bir uyanırsın, Aliyev Türkiye karşıtı oluverir, anında satar. Her olasılık olur sahada, olmaz denilenler özellikle olur. Sahadan bilgi almak, anlık almak, aktörlerin davranışını raporlamak, incelemek işin özü.

      Kurtuluş savaşında, büyük taaruz öncesi, bizim türk istihbaratı yunan haber kaynaklarını yanlış bilgi ile zehirledi. Yunan komutanlar şüphelendi, taaruz gecesi öncesi çift taraflı -double check- bilgi kontrolü yaptılar, onları orda şaşırtan insanlarımız oldu. Yunan askerinin hareket edip etmediği, ordu kaydırıp kaydırmadığı anlık olarak Atatürk'e aktarıldı, o da kendi çift kontrolünü yaptı. Yoksa, taaruz emrini çeker, belki bir sene daha bekler, ankarayı bırakır, bir sene sonra daha doğudan bir daha denerdi. Kimbilir!

      Ermeni- Azeri durumu bizim için milliyetçilik değil, iştir. Her iş gibi gereğince yapılır. Korkulacak bir konu değil, abartılacak bir durumu da yok. Yeterli ekipmanımız da, kurmay kabiliyetimiz de var.

      İş olduğu için, siyaset düzleminden savaşa bir katkı/katkısızlık gelmez. İrade gelir. 2017 yılı öncesi, o irade meclis üzerinden, CB emri ile gelirdi. Asker kafası rahat işini yapardı.

      Askerin baktığı yerden siyaset görünmezdi. Meclis siyaseti örter, sonra CB partiler üstü konumu ile iradeyi millet adına verirdi. Savaş başlar/başlamazdı.

      Günümüzde, iş direk partili CB üzerinden gelince arkadaki siyaset kabak gibi görünüyor. Bir siyasetçi çıkıyor, bir kurmaya apoletini sökerim diyor. Bu laf cerraha neşterinle seni keserim demek gibi absürt, anlamsız.

      Şunu demek istiyorum, cerraha siyasetçi hakaret ederse, gider başka ülkede çalışır. Olasılık çok diye yazıya başladık ya, Askerin farklı olduğunu kim niye düşünüyor? Apoleti sökülür diye tehdit edilme ihtimali olan asker acaba başka ülkeye çalışmış mıdır? Sahadan bilgi doğru akıyor mu? Yoksa 100 yıl önce bizim zehirlediğimiz gibi zehirli bilgi mi geliyor? Bunlar da olasılık değil midir?

      Aliyev bir gecede satar dedik ya, Saddam'la gece yemek yiyen generaller sabah karşı taraftaydı. Yıldırım Bayezid'e kanım sana feda diyen, ertesi gün arkadan vurdu. Askeri hareketlilik olmayan tek sınırımız İran kaldı. Bu kadar çok millet niye etrafımıza yığınaklar yapmaya başladı?

      7T9bW;QhN7%{5AQ

      Sil
    5. Benim kafada tahta gerçekten eksik, görünce tanımak çok kolay.

      Kandil güneyinde, sıcak temasta sağ arka tarafa bomba düşmüştü. Sağ kulak zarı patladı, içi zarar gördü, sağ kulağım hiç duymaz, hala sağ kulak zarım yok, soğuk havada pamuk tıkamadan durursam rüzgar boğazıma girer. Hemen hasta yapar. Sağ bilek eklem zedelenmişti, iki üç kilodan fazla kaldırınca ağrı yapar, gangliyon kisti oluştu.

      24 Şubat günüydü, Dağıstan'ın kuzey batısından Yaryshev seyrek ormanlık alanda Rus sınırı içinde iken ihbar üzerine Ruslar çevremizde devriye geziyordu. 6 kişiydik, bizi bulamadılar, adam kaybederler diye araziye girmediler. Helikopter desteği aldılar. Kamuflajdan göremediler, araziden dolayı alçak uçuş da yapamadılar. Uzun süre üzerimizde keşif uçuşu yaptılar. Normal bir durumda helikopterler gidince, askerin çekilmesi lazımdı. Asker mevzi konumu bırakmadı. Demek ki ihbar sağlam yerden gelmiş. Helikopterler tekrar geldi. Uzağımıza rastgele bomba attılar. Yerimizi bulamamışlar demek ki, rastgelirse diye denediler. Nisbeten açıkta, tepelik yerdeydim, sol tarafımda yakınımda aşağıda kayalık güzel bir yer vardı. Askerleri görmeden orada olmayı çok istemiştim, güvenli bir alandı. 7 saat kadar yerimde durmuştum, fırsat olup inememiştim.

      Helikopter de benim gibi düşünmüş. Orası güvenli oraya girmiştir diye orayı bombaladı. Sanki oraya değil benim karnıma bombayı attı gibi hissettim. Toprak altımdan bana öyle bir vurdu ki kollarımın açılıp hareket ettiremediğimi bir de ayağımın tersine sırtıma doğru vurduğunu hissettim. Gördüğüm son şey her yerden toprağın üzerime doğru fışkırmasıydı. Sıcak toprak yüzüme burnuma doluyordu. Çok acı bir çamaşır suyu kokusu içime doldu, sanki öksürmek istiyor da öksüremiyor nefesim kesilip kalıyor gibiydi.

      Anlamsız sesler duydum. Yüzüme dokunulduğunu hissettim. Nereye nasıl düştüysem görmemişler. 2 kişi kaybetmişiz. Araziye girip aramamışlar. Hava kararınca gitmişler. 2 gün sonra uyandırdılar. Kafatasım çatlamış. 3cm x 5cm sol kafatasından kesip aldılar. Yerine titanyum matkapla vidaladılar. kafamın üstünde büyük yara izi var. Saçlar az çok kapatıyor.

      Sol göz retinası yırtıldı. Diktiler, sol gözüm cisimleri suyun arkasında imiş gibi kırık görür. Bomba kimyasalı hafif astım yaptı. İstanbul gibi havası kirli yerde dolaşırsam hemen etkiler.
      Düzenli spor yapmazsam, kilo alırsam, 30 kilo üstü kaldırırsam, bel eklemleri hala ağrır.

      Özeti, kafada tahta eksik.

      f:9tMY

      Sil
    6. Bu sorunun muhatabı hocam Mahfi hoca değil galiba Mahdut arkadaş tez canlı kusura bakmayın ağalar;)

      Sil
    7. Ağalar bu yazdiklarinizin devamını bekliyoruz ona göre blog içinde blog :)

      Sil
  25. Birileri kazanç sağlıyor olabilir mi?

    YanıtlayınSil
  26. Yedimiz makarnanin gubresi bile yutdisindan dollarla aliniyor!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu cumleyi biraz duzeltelim, bir gubre yedik bunlara oy verdik, simdi yedigimiz makarnanin bugdayi bile yurt disindan aliniyor.

      Sil
  27. Mış gibi yapıyoruz gizli işsizlerin yaptığı gibi... sonuçta istenilen marjinal çıktı (etki) sıfır.

    YanıtlayınSil
  28. Sayın hocam blogunuzu&makalelerinizi 1-2günde bir zevkle takip ediyoruz ancak aynı şeyi sayın albayrağın 1-2 ayda bir yaptığı yeni,daha yeni,en yeni ekonomik program sunumları için söyleyemeyeceğim.sebebi herbiri bir öncekini yalanlıyor adeta..rakamlar sürekli birbirini tutmuyor,gelecek projeksiyonları hayal ürünü,dünki 2023 kur hedefine şimdiden ulaşıldı,dikkat ettinizmi.ilk başlarda bu powerpoint sunumları,grafikler filan bir farklılık,görsel bir ilüzyon yaratıyordu seyircilerde,medyada,tv den takip eden halkta,ama artık oda bir işe yaramıyor,sizin aracılığınızla berat beye tavsiyem,zaten yandaş ekonomi kanalları gelir ama bloomberg filan gibi aklı başında ekonomi muhabirlerinin çalıştığı kanalların bundan sonraki sunumlarına katılmasını istiyorsa yeni birşeyler denemesi.kendine tavsiyem asmr tekniklerini uygulasın mesela..aga bu nedir diye daha önce duymayanlar bilmeyenler olabilir bknz:serenay sarıkayanın şampuan reklamı,yada youtube a girin asmr yazın orada binlercesi var..kısacası fısıltı şeklinde konuşarak yada bazı sesli nağmeler kullanarak dinleyicileri söylediklerine inandırma,takip ettirme,etki altına alma ve uyutma tekniğidir,bir denesin yoksa reytingi iyice düşecek berat beyin,tek başına yapar sunumları sonra,apara dahi gelip takip etmez..

    YanıtlayınSil
  29. Önemsiz bir ayrıntı,Döviz satışta alınan vergi (KMV) KAMBİYO MUAMELELERİ VERGİSİ, BSMV değil. Hocam verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler, emeğinize sağlık🤗🤗 sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Kanunda o başlık altında geçiyor.

      Sil
  30. Merhabalar sevgili hocam öncelikle yazınız için teşekürlerimi sunarım. Bu aktif rasyosunda şu şekilde bir çelişki olmuyor mu hocam; bankalar kasasında atıl olarak yabancı para tutmasın diye verdiği krediyi aşan yabancı parayı 1.75 katsayısıyla carpıyor ve bankalar elindeki yabancı parayı piyasaya kredi olarak vererek kuru düşürüyor ancak bir yandan aynı sekilde aktif rasyo oranını tutturmak için faizleri düşürüp kredi vermeye çalışıyor bu seferde faizerin düşmesi yabancı yatırımcıyı kaçırıyor kur yükseliyor bu kısım sizce de çelişki değil mi?

    YanıtlayınSil
  31. Sayin hocam, Hazine bonoları ve banka bonolarının stopajları hakkın da bir. Bilginiz var mi?

    YanıtlayınSil
  32. Hocam dün sağlık bakanı hiç yüzü kızarmadan vaka/hasta tanımları üzerinden yaptıkları tezgahı savundu.
    Bugün anlıyoruz ki bize hasta diye gösterilen rakamın en az 10-15 katı vaka tesbit ediliyor.
    Çok değil mayıs ayında dünya sağlık örgütü tanımlamalarına uygun, diğer teşhis yöntemlerine (tomografi)bakmadan sadece PCR testi sonuçlarına göre bildirim yaptıklarını anlatıyordu.
    28 temmuzdan 29 temmuza geçerken turkuaz tablodaki vaka sayısı hiçbir açıklama yapmadan hasta sayısına dönüşüyor ve verilen rakam 28 temmuzda 963 iken 24 temmuzda 942.
    Demek ki o zamanlar bütün vakalar semptomlu imiş (yersen).
    Ayrıca bir vakanın hasta olarak kabul edilmesi için semptomlar neler ve semptomun büyuklük ölçüsü ortada yok iken verilen rakamın da hiçbir anlamı yok.
    Başta Reis, bütün hükümet sağlık gibi bir konuda (sağlık bakanının deyimiyle, onların gözünde pergelin bir ucunda halkın yararı olunca) bizi bu şekilde aldatabilyorlarsa, diğer alanlarda nasıl bir kandırmacanın içindeyiz kim bilir.
    Örneğin bizim 70 altında bildiğimiz reel efektif kur, tuik enflasyon verisi nedeniyle aslında 100 gibi biryerlerde olabilir mi. Öyleyse vay elinde tl tutanların haline.
    Şahsen kendi harcamalarıma baktığımda %70 i direkt dövize bağlı görüyorum. 10 yıllık rakamları kıyasladığımda ise Tüfe endeksi 650 gibi bir yerde olması gerekirdi.
    Saygılarımla,

    YanıtlayınSil
  33. Hocam iran bu doviz kuru oyunlarina karşı nasıl müvadele veriyor? aslında iyi bir araştırma konusu bixim büyüklüğümüzde olup batıyla sorunları olan bir ülke

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İran, büyük ölçüde dünyaya kapalı bir ülke.

      Sil
    2. İran, bir bakıma 40-50 yıllık arabaları modifiye ede ede oto sanayisindeki ustaları epey bir geliştirdi. Ama bizde öyle mi? Sanayiye gidiyorsun, kaporta için bile usta parça lazım diyor. İran Ustaları tornada kendileri yapıyor. Elleri becerikli.

      İran'da dişçiye gidiyorsun, paran var ise hemen altın kaplama yapıyor. Bizde unutuldu altın kaplama, hemen almanya'dan dolgu malzemesi alıyorlar. Parası yoksa İran'da dişi hemen çekiyor, hayat boyu kurtuluyorsun.

      İran'da bilgisayar yok, çocuklar bire bir öğretmende eğitim alıyorlar, daha kalabalık sınıflarda dayanışma ve sosyal becerilerini geliştiriyorlar. Biz de öyle mi? Çocuklara veriyorlar bilgisayarı, koca çocuk odasını, sessizce dinliyorlar sosyalleşemiyorlar.

      İran'ın mücadelesi kutsal bir mücadele, her türlü oyunu el birliği ile püskürtüyorlar.

      Sil
  34. Mahfi hocamızın yazılarını düzenli takip ediyorum. Bu yazısı için de çok teşekkür ediyorum.

    Konuyla doğrudan bağlantılı değil ama bir şeyi çok merak ediyorum. Mekez Bankası (MB)'nın bugün açıkladığı döviz rezervlerine baktığımda altın hariç brüt döviz rezervi yaklaşık 42 Milyar Dolar. Bankaların zorunlu karşılk olarak MB'ye yatırması gereken oran ortalama yüzde 20. Bankalarda yaklaşık 200 Milyar Dolar mevduat olduğuna göre MB'de bulunan brüt döviz rezervinin tamamı ancak MB nezdinde bulunan ZK'lar oluyor. Yani MB'nin elinde altın hariç hiç dövize çevrilebilir varlık yok.

    Öte yandan yabancı MB lerle ve keza yerli bankalarla yapılan swaplar sonucu yükümlülükleri dikkate alınırsa durum hiç parlak görünmüyor.

    Bu işlerden anlayan bir arkadaş benim hesabımın doğruluğu veya yanlışlığı konusuna bir açıklık getirebilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hesabınız doğru. Toplam rezervlere 43,4 milyar dolar altın rezervini ve onların içindeki zorunlu karşılıkları da düşerseniz net rezervler 16,3 milyar dolar çıkıyor. Bundan 58,6 milyar dolarlık swapları düşerseniz net rezervler eksi 42,3 milyar dolar bulunuyor. Bu da Türkiye'nin niçin dünyanın en riskli 7 ülkesinden birisi olduğunu açıklıyor.

      Sil
    2. Yanıt için çok teşekkürler hocam.

      Selam ve saygılarımı sunuyorum.

      Sil
    3. Bu arada altin haric brut doviz rezervinin 2.8 Milyar dolari ABD hazine tahvillerinde. Gecenlerde ABD buyukelcisi ne soylemisti? Turkiye'nin 1 yildir odemedigi tibbi malzeme ve ilaclarin bedeli 2.3 Milyar dolara ulasti. Bu konuyu ABD buyukelcisinin butun dunyaya acikca ilan etmesinin arkasindaki sebep nedir, ABD bu parayi nasil tahsil etmeyi dusunuyor olabilir sizce?

      Sil
    4. Mig, alacaklılar o parayı her türlü tahsil ederler.

      Sil
  35. hocam sayın albayrak ve kayınbabası sayın erdoğan ikide bir çıkıp 3.çeyrekte güçlü toparlanma var V tipi çıkış yapacağız diyor. bence: 1- ekonomide bu kadar sık şekilde bakan ve reisleri çıkıp bunları söylüyorsa ekonomide gerçekten sıkıntı var demektir. 2- mart-nisan ve mayıs aylarından zaten birikmiş bir talep vardı ve bu birikime bir de güçlü kredi genişlemesi eklediler elbette talep patlaması olacaktı ve zaten iç taleple büyüyen türkiye de 3.çeyrekte büyümesi çok normal. 3- fakat büyüme nasıl sağlandı. büyümenin kompozisyonunu anlamak için ithalat kompozisyonuna bakmak bile yeterlidir. çoğunlukla tüketim malları ağırlıklıdır. kredi genişlemesi sabit sermaye yatırımlarını artırmadı. yani büyüme ivmesi uzun süreli değildir. adeta bir talep fişeklemesi yapıldı. ayrıca işletmeler stoklardan arz yaptı ağustos ve sonrasında ise stoklarda ciddi erime olunca ithalat artışı hızlandı ve bu ithalat da yükselen kurlar üzerinden yapıldı. haliyle artık enflasyon yükselişi daha bariz olacak. faiz artışları da başladı ve kredi tabanı daralacak ve talep de daralacak zaten pmı endeksleri yavaştan aşağı yönlü olmaya başladı eylül ayında!. yani 3.çeyrekte yukarı yönlü hareketin 4.çeyrekte yeniden aşağı yönlü olması riski artıyor. bu da V tipi değil de W tipi büyüme trendini işaret ediyor derim. ne dersiniz hocam?. saygılar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Salgının ikinci dalgası gelirse ciddi sorun var.

      Sil
    2. İkinci dalga geldiği açıklanmazsa sorun yok.

      Sil
    3. Açıklanmasa da insanlar sokakta düşüp nefes darlığından ölmeye başlayınca anlaşılır, merak etmeyin. Buna örnek bazı ülkeler mevcut...

      Sil
  36. Mahfi bey daha başka nasıl sorabileceğimi bulamadığım için elimden gelenin in iyisini yapmaya çalıştım:

    Doğal seçilimin en son aşaması, birbirini öldürmek midir?

    Siz ve ben okyanusun ortasında bir kayığın içindeyiz. Bu okyanusta hiç balık yok, ki yakalayıp yiyebilelim. Etrafta bizi kurtarma ihtimali olan bir gemi de yok.

    Hayatta kalmak için:
    Eğer gücünüz yeterse, sizin beni öldürüp etimi yemeniz / Eğer gücüm yeterse, benim sizi öldürüp etinizi yemem mi gerekir?

    Başka yol yok mu?

    Doğal seçilimin en son aşaması, birbirini öldürmek midir?

    YanıtlayınSil
  37. AA, YSK, TCMB, TÜİK ve şimdide Sağlık Bakanlığı Covid vaka sayısı verileri = Dolar. Bakınız Yunanistan.

    YanıtlayınSil
  38. Sayın hocam iyi günler,
    Konuyla alakalı aklımıza takılan bir soru var.
    Bizim 30 Eylülden önce açılmış ve Ekim ayı içerisinde vadesi dolacak TL Vadeli hesaplardan kesilecek stopaj oranı %15 midir %5 midir?

    Yani %5 lik vergi 30 Eylül tarihinden itibaren açılan yeni vadeli hesaplarda mı uygulanır yoksa vadesi 30 Eylül tarihinden sonra dolan hesaplarda mı?

    İlginiz için şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 30 Eylülden sonra açılacak hesaplara uygulanır.

      Sil
  39. Türkiyenin durumu artık hissetmiyor alzheimer posizyonunda tepki veremiyor.

    Temel ile Dursun yıllar sonra karşılaşmışlar.

    Dursun: Ula temel bu yaşlılık ne kötüdür da. Dizlerim ağrıy, başım ağrıy, heryerim ağrıy, sen nasılsın temel.

    Temel: Ben çok iyiyum hemde çok iyi anamdan doğduğum ilk gün gibiyim. Başımda saç yok, ağzımda diş yok, altıma yapayrım haberim yok.

    YanıtlayınSil
  40. CB 1 ay önce göreceksiniz faizler daha da düşecek diyordu.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye ekonomisinin en büyük sorunu faiz takıntısıdır.

      Sil
  41. Hocam son açıklanan dış borç verilerine göre tcmb'nin dış borcu 2018 3. çeyrekte 1-2 milyar dolardan 2020'de 20 milyara kadar çıkmış, bunun nedeni swap mı?

    YanıtlayınSil
  42. Aktif Rasyosu denkleminin paydasında YP mevduatı ile çarpılan oran 1,75 mı 1,25 mı olmalı Mahfi Hocam, Aktif Rasyosu nedir başlıklı yazınızda 1,25 şeklinde.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O sonradan değişti ben de yazdım:
      http://www.mahfiegilmez.com/2020/06/aktif-rasyosu-aktive-oluyor.html

      Sil
    2. Teşekkür ederim 👍

      Sil
  43. Türkiye yine AB'nin vize oyununa gelmemeli Suriye meselesinde olduğu gibi. Vizeyi vermiyorlar ama almak istediklerini alıyorlar. Sonunda 'Ekonomik' fatura Türkiye'ye kalıyor.

    AB tekrar gündeme getiriyor, Yunanistan, Akdeniz, Doğalgaz ve Ermenistan konularında pazarlık için. Hiç bir şey vermeden yine almaya bakıyorlar. Aynı hataya, hayal peşinde koşup, düşmeyelim. Akdeniz'den oluruz. Hem güvenlik hem ekonomik riski var.

    Bakınız:
    https://www.bloomberght.com/merkel-ab-ile-turkiye-vize-serbestisini-gorusecek-2265747

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Vize serbestliği diye at'ın yularından tutar gibi Türkiye'yi yönlendirmeye çalışıyorlar. Türkler de hemen kanıyor. Bizim siyasetçiler ve halk dünden hazırlar masal dinlemeye. Sonra milyonlarca mülteci Avrupa'ya değil Türkiye'nin üzerine kalıyor. Ama Akdeniz meselesi olunca yine Yunanistanı tutuyorlar. Avrupa'nın Türkiyeyi AB'ye alacak ne gücü var ne isteği var. AB, Türkiyeyi resmi olarak evlenecek kadın değil, metres gibi tutmak istiyor. Ne içinde, ne dışında. Akıllı kadın metres olmaz, nikah ister. Bu kadın, artık, ama ben seninle evleneceğim sözlerine kanmamalı. Avrupa, Türkiyeyi istiyorsa, öncelikle serbest dolaşım vizesini açsın bakalım. Şarta şurta kayda bağlayıp yine açmazlar. Bu arada alacaklarını da alırlar. Kadın uyanmalı artık, sözlere, vaatlere inanmamalı.

      Sil
    2. Ne vizesi kardesim ne vizesi
      1959dan 1980 ekim ayina(Ingiltereye 1988e kadar Ispanya ve Portekize 1990a kadar) kadar Avrupaya vizesiz gidebilen Turkiye Vatandaslari icin vizesiz avrupa abd bir hayalden ibarettir. Hele bu multeci olayindan sonra hayal bile degildir.

      Belki 2007ye kadar suren 2011e kadar da tozu dumani izi kalan demokratiklesme ve ekonomide bazi atilimlar iyilesmeler daha kapsamli bir halde sistemli bir bicimde ele alinsaydi dahasi bu blogun sahibinin dedigi yapisal reformlarin bana kalirsa yarisi bile yapilsaydibunun sonucu olarak da bugun; Issizlik %7lerde enflasyon %3lerde kisibasina gelir 15bin 20bin dolar duzeylerine gelseydi bak o zaman vizesiz avrupada olurdu vizesiz abd de..Hem de biz degil onlar derlerdi ekonomik kulturel turistik ticari iliskilerimiz adina bu hacmi arttirmak icin vizeleri kaldiriyoruz diyebilirlerdi.En fazla on kosullari da tas catlasin 5-10 yillik pasaportu olanlara sadece vizesiz seyahat on kosulu sunarlardi 1-2 yillik dene sureci icin o da

      Sil
  44. Mahfi bey umarım kızmazsınız:

    Türkiye, fakir bir ülke mi?

    "İktisat bilimi" ne cevap veriyor?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye, ülke olarak zengin görünen ama halkı fakir olan bir ülke. Doğan görünümlü şahin gibi bir şey.

      Sil
    2. Doğan gönümlü şahinden, serçe görünümlü bisiklete doğru giden yoldayız.

      Sil
  45. NATO Sekreteri stoltenberg Türkiyeye gelecekmiş. Her gelişinden sonra ülkede bir değişiklik mutlaka olur öncesinde yada sonrasında Devlet Behçeli mutlaka bir açıklama yapar.

    2002 seçimleri öncesindede NATO Sekreteri gelmişti ve devlet bahçeli erken seçim istemişti. NATO ve Bahçeli

    YanıtlayınSil
  46. Hocam merhaba,

    Hocam bu yazıyla alakası yok kusura bakmayın lütfen ama piyasa faizi TCMB gecelik borç verme faizi olarak mı geçiyor Hocam?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Piyasa faizi başka bir kavram. Genellikle gösterge faizi piyasa faizi olarak kabul ediliyor.

      Sil
  47. Hocam
    Kumkapı'ya ne zaman gideceğiz?

    YanıtlayınSil
  48. "Akıl hazır değilse, göz göremez."

    Emilio Gino Segrè
    1905-1989
    (1959'da Nobel Fizik ödülünü aldı.)

    YanıtlayınSil
  49. Sayın Eğilmez'in dikkatine:

    Reuters haber ajansı, Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) koronavirüs salgınından kötü etkilenen Türk Hava Yolları (THY) için acil finansal destek bulmak için görüşmelerde bulunduğunu duyurdu.

    Ajansın özel haberinde, şirkete yakın dört kaynak, diğer havayollarından daha fazla rotaya uçan THY'nin sermaye ya da finansal destek bulabileceğini, ancak henüz kesinleşmediğini kaydettiler.

    Ajansa göre Türkiye Varlık Fonu’nun THY için ne kadar kaynak bulabileceği belirsiz, ancak bir kaynak kaynak için ‘kurtarma paketi’ ifadesini kullandı. Koronavirüs salgını nedeniyle tüm uçuşların durduğu yılın ikinci çeyreğinde THY, 2.23 milyar lira zarara uğradı.

    Ajansa konuşan kaynak, TVF’nin ulaştırma ve turizm sektörlerinde krizle baş eden Türk şirketleriyle ilgili geniş bir çalışma yürütüldüğünü, başka kurtarma paketlerinin de gelebileceğini öne sürdü. Aynı kaynak, "THY’nin bir kurtarma programına ihtiyacının olduğu son derece açık. Bu sermaye desteği ya da finansal destek olabilir” dedi.

    Bir başka kaynak da Reuters’a, THY için Lufthansa’ya benzer bir kurtarma tarzı için çaba gösterildiğini, bir tür sermaye transferi veya finansman sağlamak için görüşmeler yapılduğı ve yönteme ilişkin fikirlerin değerlendirildiğini söyledi.

    Türkiye Varlık Fonu, piyasa değeri 14.6 milyar lira olan THY’nin yüzde 49.12’sine sahip. Şubat ayında uçuşların durdurulmasıyla beraber yüzde 31 değer kaybeden THY hisseleri, finansman haberlerinin duyulmasının ardından yüzde 2.5 yükseldi. Türkiye Varlık Fonu ve THY Reuters’a konuyla ilgili açıklama yapmadı.

    https://t24.com.tr/haber/reuters-turkiye-varlik-fonu-thy-icin-acil-finansal-destek-arayisinda-gorusmeler-suruyor,906864

    YanıtlayınSil
  50. Dolar kullanma ve bulundurmak bu pandemi suresi icinde yasaklanmalidir. Ulkemizin aydinliga refaha ulasmasi ve pandemiden zarar goren ekonomi icin asi etkisi yaratacaktir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Altın ve Türk Lirası bulundurma ve kullanmayı da yasaklarsak hiç sorunumuz kalmaz.

      Sil
  51. Merhabalar,
    Bu blogda bazen aşırı bir karamsarlık ve umutsuzluk dolu mesajlar görüyorum, sonunda dayanamadım, ilk defa yazayım dedim.

    Ülkemiz insanının en belirgin özelliğini bir cümlede anlatmam istense , söyleyeceğim "ifratla tefrit arasında gidip gelmek" olurdu.

    Eğer bardağın boş tarafına bakarsak, doğru, ülkemizde eleştirilecek çok şey bulabilirsiniz. Memleketin durumu nasıl daha iyi hale getirilebilir gibi büyük sorulara cevap vermek gibi bir iddiam yok, bunlar genellikle çok derin sosyal bilimler problemleri, ama kendi meslek hayatımda(teknik bir mesleğim var) bugüne dek memlekette karşılaştığım problemlere baktığımda köklerinin üç temel probleme dayandığını söyleyebilirim: Eğitim eksikliği, hukuksuzluk/kuralsızlık ve ahlaki yozlaşma. Bu üçlü girdap gibi, bir süre sonra doğru davranmaya çalışanları da içine çekiyor, yine de ısrar ederseniz iş hayatı sizin için ciddi şekilde zorlaşıyor.

    Bu problemler toplumun genel yapısı ile ilgili olduğu için de çözmek de zor ve geceden sabaha olmaz. Herkesin hayatında olan bir örnek düşünelim: Trafik kuralları. Basit trafik kurallarıdır; ışığa yaklaşınca yeşil bile yansa hız düşürülür, yaya geçinde yaya varsa durulur, hız tabelalarına uyulur. Yurdum insanı ise genellikle yeşil ışık yanarsa bilakis gazlar, etrafta polis yoksa yaya geçinde pek durmaz, şehir içinde hız limitlerine tam uyan kesimin ise yüzdesi kaçtır gerçekten çok merak ediyorum. Siz değerli Mahfi Eğilmez blogu yazarları/okuyucuları, mesela 50 tabelası görünce 50den düşük, 70 görünce 70den düşük hızla seyrediyor musunuz? Eee, hukuk diye veryansın ediyoruz, trafik kanunu kanun değil mi? Madem hukuk devletiyiz, eğer bu hız limitleri gereksiz derecede düşükse artırılmalı, yok karayolu emniyeti bunu gerektiriyorsa 50 limitinin olduğu yolda 51 ile gidene ceza gönderilmeli.

    Öte yandan bu blogda ara ara gördüğüm "canını seven bu ülkeden kaçsın!" yaklaşımı da doğru değil. Her şeye rağmen Türkiye Cumhuriyeti Devleti iyi kötü bir hukuk sistemi olan, vatandaşlarının nispeten güvenli bir şekilde yaşayabildiği, vatandaşlarına nispeten iyi bir sağlık sistemi sunabilen bir ülkedir. Aranızda bazı yakın coğrafya ülkelerini görmüş insanlar varsa ne dediğimi anlayacaktır.

    Eğitim ve hukuk sistemi reformları kadar önemli olduğunu düşündüğüm bir konuyu da yazayım. Toplum bilincinin güçlenmesi çok önemli. Artık milli bayramların kutlama şekli mi değiştirilmeli, milli güvenlik dersleri mi konmalı veya tarih derslerinin içeriği mi değiştirilmeli bilemiyorum ama güçlü ülkelere baktığınızda ortak bir özelliklerinin birlik beraberliği sağlamaları olduğunu görürüz. Bu ülkenin vatandaşlarının bir çoğunun dedeleri savaşlar sonucunda yurtlarından edilmiş göçmenler ve bizim bir daha bir yere gitme şansımız yok. Çok zorluklarla kurulmuş bu ülkenin değerini bilelim. Gerekirse memleket yansın da bizim istediğimiz türde iktidar başta olsun anlayışı bu ülkeye zarar verir, eğriye eğri doğruya doğru dememiz gerekir. Mesela 100 yıllık rüya gerçekleşip de enerji kaynağı bulununca, siyasi saiklerle bazı insanların adeta ağlamaklı açıklamalarını görünce insan üzülüyor.

    Şu anda ekonomik sıkıntılar yaşandığı açık ve genç insanlar arasında işsizlik maalesef yaygınlaştı. Benim kimseye akıl vermek gibi bir iddiam yok, ama bu durumdaki insanlarımızın da morallerini bozmamaları gerekir diye düşünüyorum. Birkaç senelik zaman dilimleri insan hayatında çok kısa sürelerdir, ayrıca işinizin olmadığı bir dönemi yeni bir şeyler öğrenmek için bir fırsat olarak da kullanmak mümkün.

    Sağlıcakla kalın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. TÜSİAD üyesi bir arkadaşım var. Tam miktarın ne kadar olduğunun belirlenebilmesi için daha onlarca sondaj yapılması gereken, tamamen siyasi saiklerle bulunduğu açıklanan, gerçekten var olup olmadığı ve çıkarılmasının ekonomik kazanç sağlayıp sağlamayacağı bütün bu sondajlardan sonra ortaya konsa ve çıkarılmasına karar verilse dahi kullanılabilir hale gelmesinin en az 7-8 yıl alacağı tüm uzmanlarca anlatılmakta olan ama siyasi iktidarca 2023'te kombilerimizde olacağı ve bizi enerji ihracatçısı yapacağı ilan edilen şu tahmini 320 milyar metreküplük doğalgaz rezervine neden bir türlü sevinemediğimi kendisine anlatamadım gitti. Gerçi daha pek çok şeyi kendisine anlatamadığım için 18 yıldır bu iktidara oy veriyor, o da ayrı...

      Sil
    2. 13:27 bizim etrafımızdaki ülkelerin seviyesine gelmemize az kaldı zaten. Biraz daha dişimizi sıkalım, yönetim tüyü dikecek nihayetinde. Sonuçta halkın kalitesine göre yöneticilerin kalitesi belirleniyor.

      Sil
  52. Çindeki asgari ücreti küçümseyerek yatanlar, Çindeki asgari ücret olsada yeterli diyecek hale gelir. ABD bile sıkıntıda kaçırdığı dolarları tahville geri alıyor. Kimse bence ekonomi konuşmuyor. Finans konuşuyor. Aklı olan gençler gitsin geçsin bir köye baksın hayvan eksin bişeyler. Batarım demeyin zaten batmışsın. İşsizsin daha ne kadar batabilirsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. cinde asgari ucret turkiyeden yuksek. Her gecen yilda reel olarak da yukseliyor. En son 2010lu yillarin baslarinda asgari ucret artis orani %20lerdeydi cinde de o vakitlerde enflasyon %4-6 bandindaydi.Su aralar yukselme orani kac bilmiyorum ama muhtemelen enflasyonun kat be kat ustundedir.

      Sil
    2. Sayın maksi tahmin, Gençlerin bir köye gidip tarım, hayvancılık yapması hakkındaki tavsiyenize işin içinde olan birisi olarak birkaç yorum yapmak isterim.
      Bu işinde bir fizibilitesi var, yapacağınız yatırımı ne kadar sürede geri alabilirsiniz hesaplamalısınız.

      Bir araziniz yoksa ya satın alacak veya kiralayacaksınız. Bugünlerde şehirde kolay para kazanıp, bir kısmını böyle işlere yatırmak isteyen çok insan var, o yüzden de fiyatlar öyle küçük rakamlar değil.
      Yapacağınız iş için traktör ve ekipmanlarına ihtiyacınız var, onların da tl bazlı fiyatlansalarda aslında dolar üzerinden tl ye çevrilen fiyatları var. Kısacası birkaç yüz bin tl ayırmanız lazım.
      Kalacak yere ihtiyacınız var, yeni yer yapacaksanız maliyetini hesaba katmalısınız.
      Yapacağınız yatırımın maliyetini de üstüne ekleyin.
      Üzerine para kazanmaya başlayasıya kadar geçecek sürede ihtiyacınız olan parayı da eklemeyi unutmayın.

      Şimdi sıra geldi para kazanmaya, ceviz ekin mesela, son 20 yıldır ekilen cevizler ürün verse 3 tane turkiye ye yetecek, üstelik ABD de üretilen cevizlerin en büyük pazarı Türkiye, bizde üretim artsa da fiyat düşer yine ABD cevizi gelir. Sonra kilosu 5-10 liraya satarsınız cevizleri.
      Zeytin dikin mesela, son yıllarda hem bizim kendi kalitesiz yüksek asitli zeytin yağlarımız, hem de başta suriye menşeili kalitesiz yağlar (suriye yağının %80 i türkiye üzerinden tüketiciye ulaşıyor) rafine edilip, asit ve kötü kokulardan arındırılıyor, bir miktar ham yağ ile karıştırılarak zeytinyağ kokusu kazandırılıyor ve piyasaya sızma zeytinyağı adı altında sürülüyor. Olması gereken bu tip işlenmiş yağların rivera zeytinyağı olarak satılması. Ortada denetim olmayınca birileri çok büyük paralar kazanıyor. Daha başka, pirina yağlarının ve diğer bitki yağlarının zeytinyağı olarak satılması gibi tağşiş yöntemlerini de ekleyince piyasa tamamen sahtekârların elinde gibi duruyor. Kaliteli yağ üretenler ise maliyeti kurtarmadığı için piyasadan çekiliyor.
      Hayvancılıķ yapın, bitkisel üretim sınırlı olduğu için kaba yem çok ciddi sıkıntı, kesif yem hammaddesi yurtdışından geldiği için daha büyük sıkıntı, sütünüzü satacaksınız ortada içinde hiç süt olmadan hertürlü peynir üretebilen firma (basında haberleri çıkmıştı) dolu, kimsenin süte ihtiyacı yokken doğru fiyatın oluşması imkansız. Üstelik birde şimdi pandemi nedeniyle karkas et alımı da çok nazlı, fiyat kırık.
      O kadar çok arazi, üretim maliyeti kurtarmadığı için boş duruyor bir bilseniz. Bizde mazot, gübre pahalı, araziler çok bölünmüş. Rusya da hepsi toplu devlet arazisi, mazot gübre yarı fiyat. Öyle olunca onlar üretiyor, bizim araziler boş duruyor. Yurdışından gelen buğdayı ihraç ediyoruz diyorlar, kaç ton buğdaydan, ne kadar un elde ediyor, unun ne kadarı buğdaydan açıklasalarda bir öğrensek.
      Saygılarımla,

      Sil
    3. Gençler yapacaktır. Daha organize olarak kendi yağları ile sahtekar dediklerinizi temizler.

      Sil
  53. Hocam dolar 10 TL. olursa ve paradan bir sıfır daha atarlar mı. Saygılar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu soru da çok popüler oldu son dönemde. Unutmayın ki dolar 10 lira olmayacak, aslında 10.000.000 TL yani yazıyla on milyon lira olacak ve kaç sıfır atarsanız atın bu gerçek değişmeyecek. Ben olsam tedbirli davranıp daha fazla sıfır atarak örneğin 0,00001 dolar yaparım ki bu yerlerde sürünen zavallıca ekonomi politikaları ile önümüzdeki üç beş yılda tekrar sıfır atma ihtiyacı doğmasın...

      Sil
    2. Paradan sifir atarak bu isi cozemeyiz. Sifirlar sonsuzdur, at at bitmez. Kesin sonuc veren daha kolay bir cozum var, saraydan adam atmayi denesek?

      Sil
    3. Turkiyede iktidar degisse de paradan sifir artik atilamaz. Bu isler cocuk oyuncagi degildir. Zirt pirt paradan sifir atilmasi populizme mahal verir.Bu Latin amerika ulkerinde oldu olan seydir.Adeta gelenek gorenektir.
      Halbuki 2005deki atilma olayi bir enflasyonla mucadele kapsaminda toplumsal psikolojik guven dinamikleri harekete geciren bir yapisal reform cercevesiydi.Populizm ve cocuk oyuncagi degildi ciddi ve bana kalirsa olmasi gereken bir politikaydi.

      Maksad paranin fiyat istikrarini saglamaktir.Yerel paraya halkin itibarini itimatini ve guvenini olusturmaktir. Bu da oyle kolay bir sey degildir. Yillari alir hatta ve hatta kusaklari alir kusaktan kusaga gecer. Benim ozel hesaplamalarima gore boyle bir guvenin kalici bir sekilde olusmasi ortalama 25 yildir. Bunun icinde enflasyonun fiyat istikrari seviyesinde en az 15 yil boyunca kesintisiz saglanmasi gerekir. Turkiye gibi bir ulke icinde fiyat istikrari seviyesi %3.5 gibi bir rakamdir.

      2005den 2010 kadar ortalama %8-9 bandinda oynayan enflasyon kabul edilebilir dinamikler tasiyordu. Her seyi bir kenara birakalim en azindan 40 yil boyunca yuksek enflasyonla yasamis ve demografik olarak genc bir ulkenin toplumsal yapisi icin %8 onemli bir kabul edilebilir esikti rakamdi ve basariydi. Dahasi ayni donemde emtia basta petrolun yuksek seyrini de ele aldigimiz vakit %8-9 bandi yine bir basariydi. Ancak 2010dan sonra %4-5 bandlarinda seviyeyi yakalammais olmakat da bir o kadar basarisizliktir.
      Eger 2010dan itibaren 2015e kadar %4-6 2015den itibaren de %3.5luk seviyeleri gorseydik bugun cok farkli bir tl ve tlye guveni konurusduk. Dahasi bu olgu ve guven bir kusaga da geciyor olacakti.Dolarizasyon da bu seviylerde olmayacakti.

      Kisaca paradan sifir atmak ne kadar kolay hatta hemen yapilabilecek zaman almayacak ciddi bir isse ondan sonra o yeni paraya itibar guven kazandirmak ta o kadar sabir ve emek gerektiren uzun yillari alan uzun bir istir

      Sil
    4. Eger dedigim gibi bir fiyat istikrari ortami olsaydi bugun Dolarda 2.10-2.25li rakamlari konusuyor olurduk.

      Sil
    5. Selam Selim bey,
      Latin amerikanın bol sıfır atan ülkelerinden birinde ailesi kuyumculuk yapan bir arkadaşım var.

      Kendi ülke parası için finansal bir hafızası yok!

      Diyorum ki sizin ülkede ev fiyatları nedir? İnternete bakmadan bilemiyor. Ben diyor küçükken şu kadar ons altın ile evi almıştık o zaman dolar şu kadardı, şimdi şu şu fiyat arasında olmalıdır. Kendi ilk maaşının kendi ülkesi cinsinden fiyatını söylerken unuttuğunu belirtiyor.

      Bizim 15 yıl kadar oldu 6 sıfır atalı. ülkemiz insanında finansal hafıza yoktur. yaşı ilerde olan kişilere sorunca emekli ikramiyesini, kimi der ki filan yerden ev aldım, sonra arabaya da kalan ikramiyeye ek 5 maaşımı verdim.

      Başkaları derki, 10 milyar borcum var. 2016 yılında evini satmış, diyor ki, mütahit yeniden yapınca 1 trilyonun az üstüne sattım. 500 milyarına gittim yazlık aldım, gerisine de altın alıp banka kasasına koydum.

      Sevgiler.

      h^LZGgLCs_3kD&5

      Sil
    6. Selim 01:58 Dolar 10 Tl olursa ,asgari ücret 230 dolara düşünce sıfır atılıp atılmaması ne farkeder?

      Sil
  54. Hocam gösterge faizi niye düşüyor ? Şu an 12.97.

    Hocam Türkiye en riskli 4.ülke

    1-)Venezuela
    2-)Arjantin
    3-)Ukrayna
    4-)Türkiye

    Hocam cari açığı borçla bile finanse edemiyoruz.Rezerv ile finanse ediyoruz. 2 yıldır Türkiye net borç ödeyici konumda. Bize güvenmedikleri için mi borç vermiyorlar ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hemen hemen hiç işlem yok.
      Bize güvenmedikleri için borç vermiyorlar. Biz de güvenmemeleri için elden gelenin fazlasını yapıyoruz.

      Sil
  55. Mahfi bey şu bilgi ilginizi çeker diye düşündüm:

    1808 yılında bir sarraf (bankacı) olan "Abdülaziz" isimli kişinin finansal bilgilerine ulaşılmış.

    O yılların yöntemiyle tutulan kayıtlara göre; kendisiyle borç anlaşmaları yapmış kişilerin mali bilgileri, hesaplamalar ve notlar var.

    Linklerde virüs yok:

    Tarihçi Ali Yaycıoğlu'nun twitter'daki paylaşımları:

    Fotoğraf: https://twitter.com/ayayciog/status/1312155008264069121/photo/1

    Bilgi: https://twitter.com/ayayciog/status/1312155008264069121

    YanıtlayınSil
  56. Mahfi hocam, doktorlar covid-19 bilgilendirmelerinin yanlış olduğunu, vatan haini ilan edilmeyi göze alarak sonunda ispatladılar. Kendilerine sonsuz minettarız. Ar'dan namus' tan, ahlâk 'tan kimse bahsetmiyor, kimse utanmaktan bahsetmiyor, neymiş yalan ulusal çıkarmış.
    Benim asıl merak ettiğim ise yine benzer bir durum tuik enflasyon verilerinde olmasına rağmen niye kimse bunu ortaya koyamıyor. Ekonomistlerin, siyasi partilerin elinde hiçbir ispat yöntemi yokmu. Zira birçok insan hükümetin benzer ulusal çıkar mazeretine sığınıp benzer yalanı tuik rakamlarında uyguladığından, aslında tl mevduat ve tahvillere görünenden çok daha büyük eksi reel faiz vererek, birikimlerini iç ettiğinden oldukça emin. Fakat yine de devletlerinin bu kadar yalancı ve güvenilmez olabileceğini kabul etmek istemediklerinden tl yi tamamen terk edemiyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunu yapabilmek için bir ay içinde TÜİK gibi 81 il 225 ilçeden 400 bin dolayında fiyat toplayıp, gruplandırıp ağırlıklandırıp endeksi hesaplamak lazım. Bu bir teşkilat işi yani.

      Sil
    2. Bazı ülkeler veya bölgeler için hesaplama yöntemleri ayrıca yapılabilir. türkiye için istanbul ticaret odası, istanbul bölgesi için bir çalışma yapar, duyurur.

      kurumlar, devlet unsurları, hükümet, vs tüm kurumsallaşmış yapılar, tek elde toplanmaya başladığında veriler ile ilgili sizin yazdığınız ciddi şüpheler çıkar.

      bu kadar büyük kaynak gerektiren işler için yeni bir kurum oluşturulması güçtür. Misal, bir yerde savaş oldu, bizim yetkili bir şey diyor, karşı tarafınki ayrı bir şey diyor. hangisi doğru? yeni bir askeri birlik kurup gidip baksınlar mı diyelim?

      ito gibi başka ülkelerin bağımsız eyalet, kanton vs yönetimlerinde de ayrı hesaplar yapılıyor. hatta komşu kantonların hesap yöntemleri bile farklı olabiliyor. federal hükümet yerine gidip hangi kanton ne yaptı diye kontrol etmiyor, olduğu gibi alıyor.

      Önemli olan sizin de belirttiğiniz eksikliğini çektiğimiz kurumsal güven.

      İşin özünde, Türk insanının bu durumda bir ispat için kaynaklarını harcamasına gerek yok. Sorunun kaynağı olan hükümeti ve özünde ülkenin her yerine sirayet eden Türk siyaset kurumunu değiştirmeleri yeterlidir.

      Türk insanı için işte hendek işte deve, istediklerini yapsınlar, ellerini tutan yoktur.

      TL yi tamamen terk edemezler. Günlük işlemler için bir miktar TL gerekir. Taksiye binmek, ekmek almak, doktora ödeme yapmak, maaş aktarmak, vergi ödemek, kredi almak vs gibi işlemler için TL gerekir.

      İşlem parasıdır bu.

      Varlık tutmak/korumak için altın, döviz gibi TL dışı seçeneklere yönelirler. MB kayıtlarına göre bankacılık sisteminin %53 ü yabancı para cinsinden. Aşırı yüksek bir oran. Demekki, işlem dışı konularda halk TL yi tutmuyor.

      Saygılar.

      ~SH&LY6JDe3K6/W

      Sil
  57. Mahfi bey iktisat terminolojisinde nasıl açıklanıyor:

    (A) "Dolar'ın TL'ye göre değeri yükseliyor." mu doğru açıklama?

    (B) "TL'nin Dolar'a göre değeri düşüyor." mu doğru açıklama?

    (C) "Dünya genelinde Dolar'ın diğer para birimlerine göre değerinde düşme yok. Ama TL'nin Dolar'a göre değeri düşmeye devam ediyor." mu doğru açıklama?

    "Galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evladır" alışkanlığımızın sınırları dışına çıkarsak, iktisat terminolojisinde nasıl açıklanıyor?

    Hangisi doğru açıklama?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi doğru.
      Bazı durumlarda USD'nin değeri diğer paralara karşı düşer TL değerlenir, bazı durumlarda USD'nin değeri değişmez TL değer kaybeder, bazı durumlarda USD diğer paralara karşı değer kaybederken TL daha çok değer kaybettiği için USD'ye karşı da değer kaybetmiş olur. Son dönemde olan budur.

      Sil
    2. Selam 1359,

      Bizim dedelerden bize miras esnek bir dilimiz var, bu soruya şu cevabı yazdığımda türkçe düşünen herkes çok kolay anlıyor.

      Otobanda arabam ile 90 km hız ile gidiyorum.
      110 km hız yapan bana göre hızlı, 60 km yapan bana göre yavaş.
      Hangi araçta olduğunuza göre A, B, C seçeneklerinin istediğinizi kullanırsınız.

      3 araba da kazasız gidecekleri yerlere gittiler. O zaman hızın önemi yok.
      Hızlı arabada acil hasta vardı, hızlıca gitti işini gördü. Yavaş arabada çocuklar vardı, gülerek gittiler, işlerini gördüler.

      Hiç birinin hızları sebebi ile ekonomik kayıpları yok. Diğerlerine göre avantajları yok.

      Geçen gün bir video izledim, aziz bir vatandaşımız mikrofona -eğer dalga geçmediyse- diyor ki;
      "Amerika doları 10 TL yapsa 20 TL yapsa kendi zarar eder. O doları alacak olan benim, ben o fiyata almadıktan sonra kime satacak o doları? Elinde kalacak" demişti.

      Eğer Amerika Dolar/TL fiyatını ayarlayan güç olarak düşünülüyorsa, bu halkımız içindeki yeni "Galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evladır" deyip, işimize bakmaya devam ederiz. Ne yapalım?

      (suGahb`r!M4hqK

      Sil
  58. Mahfi beyin ve sitede yazanların dikkatine:

    Üniversitede uzaktan eğitimin faturası:

    https://www.youtube.com/watch?v=T0ezpJ47tbI

    YanıtlayınSil
  59. Tweet'inizdeki:

    "Mal fiyatlarının bugünkü değerinin gelecek on yılın en düşük değeri olduğu düşüncesi yaygınlaşınca insanlar borç harç ya da ucuz pahalı demeden satın almalarını artırdılar. Talepteki yükselişin temel nedeni geleceğe dönük beklentilerin olumsuz olması."

    Şu kısım:

    "insanlar borç harç"

    önemli.

    Kim bunlar?

    Şimdiki gelir seviyeleri ne ve bu gelir düzenli mi? Bankalara kredi için başvurduklarında, bankalar bu insanların neyine güvenerek kredi veriyor?

    Yıllar yılı "orta sınıf"ın ne kadar önemli olduğu, bir ülkeyi ayağa kaldıran ve geleceğe taşıyan sınıfın bu olduğu anlatılır. Krediyi, meşhur "orta sınıf" mı alıyor? "Başka" sınıflar da alabiliyor mu?

    Dolar/TL'deki yükseliş sebebiyle, orta sınıfın da mal ve hizmet satın alma gücü hızla eriyor. "Orta sınıf", bankalardan kredi çekmekten vazgeçmedi mi hâlâ? Nereye kadar dayanabilirler?

    YanıtlayınSil
  60. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  61. Faizi İndirince Enflasyon Düştü mü? diye bir yazınız vardı hocam. faaiz artınca da kur düşmedi.faiz indirmek ya da çıkarmak hiçbir şeyin ilacı olmaz.demek ki ekonomi kavramlarla yönetilecek bir şey değil. öncelikle ekonomiyi teknolojik büyümeye göre yönetmek gerekir. sanayi bile artık bir ülkenin kalkınması için yeterli olmuyor. bilgisayar uzay ve robot teknolojisi o kadar ilerdeki almanlar bile artık sanayi çağını aşıp dijital çağa geçememenin başarısızlığından yakınıyor. para politikaları koronayla birlikte artık entübe durumda. neyimiz varsa teknolojiye yatıralım.saygılar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah 1521 aah,
      Keşke teknolojiye yatırmak o kadar kolay olsaydı.

      Teknolojiye giden yol sermaye ister,
      Sermaye disiplinli çalışma ister,
      Disiplinli çalışma hak ister, hukuk ister, düzen ister,
      Hak, Hukuk, Düzen, demokrasi ister, demokrat toplum ister,
      O demokrat toplum, bilim ister,
      Bilim özgür düşünce, özgür ortam ister,
      Özgür ortam, özgür düşünce bağnazlığın kırılmasını ister,
      Bağnazlığı kırmak bin yıllık ortadoğu geleneğini yıkmak ister.

      Söyleyin şimdi minareler süngümüz, camiler kışlamız diyen teknoloji yolunu bulur mu?
      Söyleyin şimdi ben de Osmanlı Torunuyum(*) diyen muhalif İstanbul BBB ile teknoloji gelir mi?

      Türk muhalefeti ile iktidarın yolu bilimin yolunun tam tersi.

      Adama diyorum ki senin Tanrı dediğin, putların evrimleşmişi,
      Kutsal kitap dediğin sonradan insan yazımı,
      Peygamber dediğin eski Petra tapınak rahibinin talebesi,
      Adamın peygamber dediğine ben günümüz bakışıyla sahtekar diyorum,
      Bunları bana ispat eden de bilim,

      Adam diyor ki başlarım öyle bilime; dinime imanıma vururum senin kelleni.

      Biz ikimiz nasıl bir araya gelelim, nasıl teknoloji üretelim?

      (*) Tarih bilimcisi der ki; Vahdettin ile Osman Gazi mezarlarından birer tel saç alalım,
      dna testi yapalım. Bir de Sultan Deli İbrahim den alalım. Nesil kırılmış mı kırılmamış mı bilelim? Torun tosun ortaya çıksın. Türkiye de yapılabilir mi?

      Bilim der ki, baba ile anne çocuğun ortak atasıdır. Çocuk ikisinden de ortak özellikler taşır. Eğer DNA zinciri kırılmamış ise, Osmanlı Torunlarının hepsi aynı zamanda Yunan Torunudur da.

      Adam Yunan tohumu kelimesini küfür için kullanıyor. Osmanlı'nın bir sürü Yunan valide sultanı var. O zaman Osmanlı torunu demek yunan torunu da demek deyince beyin devreleri yanıyor.

      Söyleyin biz ikimiz nasıl bir araya gelelim?

      a~qhgXahK[4>?+A

      Sil
  62. hocam faiz takintisi degil ! cari acik veren bir ekonomide faiz artirimi farkli ,cari fazla veren bir ekonomide faiz artirimi farkli sonuclar veriyor ,ilkinde artirdin mi gitti gidiyor doneiyorsun geri tarihte bize bunu gosteriyor zaten sonuc teknoloji ye geliyor olay ,yabanci donanimlarla donayilmis fabtrikalarin uretiminden bir fayda gelmiyor

    YanıtlayınSil
  63. Aslında ekonomik konular ile ilgili olarak güzel bir milliyetçilik, Atatürk Milliyetçiliği, din anlayışı ile devlet yönetimi kavramlarını oturtan, sonra da Türkiye siyasetinin nasıl sıkıntıya girip kısırlaştığını anlatan bir yazı yazılabilir.

    Sn Cumhurbaşkanının niçin bu kadar ekonomik krize rağmen yine de seçmen gözünde 1 numara kalabildiğini, seçmenin gözünü boyamayı nasıl başardığını, Sn CBnin siyaseten meşrutiyetini halk ve bürokrasi nezdinde nasıl pekiştirdiği sorularını Türkiye'de yaşayan on milyonlarca insan anlayamıyor.

    Bu sorulara cevap olan yazıları vermek gerekir.

    Üstüne, Türk siyasetinin iktidar (MHP + AKP) ile muhalefetinin (CHP + İyi Parti + kısmi HDP) nin niçin Mahfi beyin de istediği yapısal reformları yapamayacağını açıklayan yorumlar eklemek lazım.

    İnsanlar ondan sonra niçin Kürt siyasetçilerin de, Doğu Perinçek'in de zaman zaman Sn CB'nı destekleyen açıklamalarının sebebini bilebilirler.

    Devletimizin niçin tıkandığını irdeleriz. Bu tıkanıklığı açacak olan elbette yine Türk milleti olacaktır.

    Ancak, Türk milleti tıkandığını ne zaman kabul edecek? Bu bir tartışmak konusu olsun.

    Diğer tartışma konusu Türk milleti tıkandığını anladıktan sonra hangi bedeli ödeyecek? Bu da başka bir tartışma konusu olsun.

    Türk milleti mevcut yapısı ile tıkanıklığını aşacak donanıma sahip değil. Bunu ne zaman farkedecek?
    Farketti diyelim, onun maliyeti ne olacak?

    Biz tarihimizde maddi olarak bu tıkanıklıkları açmak için çok bedel verdik, o bedel kan ve maddiyat kaybı idi. Kimi zaman toprak kaybı oldu. Şimdi maliyeti ne olacak?

    Günümüz dünyasında bu değişim için maneviyat değişimi de önemli.
    Türk milleti mevcut maneviyatı olan İslam'ı kendince resmi olarak değiştirecek mi yoksa tamamen bırakıp farklı bir inanç mı bulacak? Bu da işin manevi maliyeti. Peki o değişim ne sancılar getirecek?

    Millet o tıkanıklığı anladığında aşacak ama, farkettiği an milli servetinin yok olduğunu anladığı an mı olacak? Açlıktan ölenlerin sayısı, salgın hastalıktan ölenlerin sayısından fazla olduğunda mı anlayacak, normal ölümlerin üstüne çıktığında mı anlayacak?

    Peki servetini kaybettiğini anlamadan önce, ordusunu ve milletin kendisini koruyan asker gençlerini kaybettiğini mi anlayacak? Bunu nasıl anlayacak ki önlemini alacak? Bir savaş ile mi anlayacak?

    Yoksa ikisi birden mi olacak? Ya da bir iç savaş olacak da sokakta birbirini öldüren sayısı normal ölümlerin üzerine çıktığında mı anlayacak?

    Tabi bu yazdığım soru işareti senaryolar aşırı sorular, korkutucu gelecektir halka. Değişim bu Anadolu toprağında hep böyle oluyor, alternatifi yok, ben de istemem öyle olsun ama yok işte. Kimi zaman 50 yıl kimi zaman 100 yıl sürüyor, iki üç nesil kargaşa da ölüp gidiyor. Batında AB; üstünde Rusya; altında ABD varken Anadoludaki aklını yitirirse kan çıkar.

    Bilinenlerden geleceğe gidişte çok soru işareti var. Önce bilinmesi gerekenlerin aktarılması lazım, sonra senaryolar gelir.

    Biliyorum çok ama çok uzun, parça parça da aktarılabilir.

    Önemli nokta şu ki, burayı devlet aklındaki bazı kimseler de okuyor, farkettik.

    Ben de CB ye niye hala Sn diyorsam!? Sn dememin sebebi elbette ona meşruiyetini veren kudretten geliyor. Yoksa, aklı selim yaşına eriştiğinde Hikmetyar yanında diz çöken bir iradeye Sn demek bize yakışmaz. Ama yazın, az da olsa azar azar yazın.

    J[AKt5~uL9`z#C[

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...