23 Ekim 2020 Cuma

Döviz Sorunu, Faiz ve Kur ile ilişkisi

Bu yılın ağustos ayından önümüzdeki yılın ağustos ayına kadar vadesi gelecek döviz borçlarımızın toplamı 181,3 milyar Dolar. [1]

Aynı süre içinde ortaya çıkacak cari açığın da 30 milyar dolar olacağını varsayarsak bu bir yıllık süre içinde bulunması gereken döviz tutarının (181,3 + 30 =) 211,3 milyar dolar olacağı sonucuna ulaşırız.  

Bu şekilde vadesi gelecek döviz borçlarına karşılık elde ne kadar döviz olduğunu görmek için TCMB’nin rezervlerine bakmamız gerekir. [2] Buna göre kısa vadeli dış borçları karşılayacak net döviz ve altın rezervimiz 4 aylık vadedeki swapları düşersek eksi 17 milyar Dolar olarak karşımıza çıkıyor. 

Bunları bir arada ele alırsak bir yılda 211,3 milyar Dolar döviz ihtiyacımıza karşılık (4 aylık swaplar hariç) yaklaşık 17 milyar dolar net rezerv açığımız olduğunu görüyoruz. Bu durumda en iyimser hesapla 4 aya kadar olan swapları dışarıda tutarsak (211,3 + 17 =) 228,3 milyar Dolar döviz ihtiyacımız olduğu ortaya çıkıyor.

Böylesine yüksek bir döviz ihtiyacına karşılık swaplar hariç net rezervlerimizin ekside olması sonucu riskler büyüyor. Riskler büyüyünce yabancı sermaye girişi de dış borçlanma imkânları da sınırlanıyor. Bunların sonucunda Türkiye’ye döviz girişi azalıyor. ABD ve Avrupa’da faizler sıfır dolayındayken bizim Hazine yüzde 6,5 ile borçlanabiliyor, dış borçlanma için bankalara yetki veren Varlık Fonu’na teklif edilen faiz ise Hazine’den alınan faizin 150 – 200 baz puan üzerine çıkınca (yüzde 8 – 8,25) borçlanma girişiminden vazgeçiliyor. Bu durum piyasa koşullarının elverişsiz olmasından değil Türkiye’nin risklerinin büyüklüğünden kaynaklanıyor. Çünkü aynı dönemde Avrupa’da ihraç edilen tahvillerin miktarı 1,5 trilyon Dolarla rekor kırmış durumda.

Böyle bir ortamda Merkez Bankası, risk algısını düşürmek için politika faizini artırarak tepki verecek yerde bu amaçla kullanılması doğru olmayan geç likidite penceresini artırarak düzenleme yapma yoluna gidip piyasa beklentilerinin aksine sürpriz yapıyor ve riskleri daha da arttırıyor. Oysa sermaye hareketlerinin serbest olduğu bu sistemde sürpriz yapmaması gereken kurumların başında Merkez Bankası geliyor. Bu karar öncesinde USD/TL kuru, TCMB’nin politika faizini artıracağı beklentisiyle düştüğü 7,78 düzeyinden 7,96’ya, CDS primi de düştüğü 490’lardan 508’e yükseliyor. 

Bu aralar sıklıkla gündeme getirilen bir görüş var: ‘Ülke parasının değer kaybetmesi ülkenin ihracatını artırır ve ekonomiyi rekabetçi hale getirir.’ 2019 – 2020 Ağustos ayları arasında TL, Dolara karşı yüzde 31 oranında değer kaybettiği halde aynı dönemde ihracatımız yüzde 17 gerilemiş durumda. Türkiye gibi dolarizasyonun yüksek olduğu, dual paralı ve yüksek riskli ekonomilerde “kuru bırakalım gittiği yere gitsin bu durum ekonomideki sıkıntıları çözer” biçiminde özetlenebilecek bir yaklaşım kesinlikle doğru olmadığı gibi TL’nin değer kaybının ekonomi politikası hatalarını düzelteceği beklentisi de doğru değil. Geçmiş deneyimler bu iki beklentinin de doğrulanmadığını açıkça gösteriyor.

Türkiye ekonomisinin sıkıntıları faiz artırımıyla çözümlenemez. Buna karşılık doğru araçla yapılacak faiz artırımı gerçek yapısal reformları [3] yapmak için zaman kazandırır. Eğer yapısal reformları yapmaya hazır değilsek faiz artırımından mucize sonuçlar beklemek yanlıştır.

Gerçek anlamda yapısal reformları yapmakta ne kadar gecikirsek o kadar yüksek maliyetler ödeyeceğiz demektir.



[1] Kaynak: TCMB / Ödemeler Dengesi verileri 

Borçlu

Milyar Dolar

Kamu Kesimi

42,5

   Genel Yönetim

5,8

   Finans Kuruluşları

36,5

   Finans Dışı Kuruluşlar

0,2

TCMB

20,7

Özel Kesim

118,2

   Finans Kuruluşları

52,8

   Finans Dışı Kuruluşlar

65,4

TOPLAM

181,3


[2] Kaynak: TCMB Analitik Bilançosu ve diğer tablolar 

Ağustos 2020

 

Kaynak

Resmi Rezerv Varlıkları (Milyar USD)

83.750

TCMB Analitik Bilançosu

   Döviz

38.766

 

   Altın

43.439

 

   Diğer

1.545

IMF Rezerv Pozisyonu ve SDR'ler

Net Rezervler

16.293

TCMB Analitik Bilançosu

   Dış Varlıklar

86.650

 

   Döviz Yükümlülükleri

-70.357

 

Swaplar

-58.556

TCMB Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Tabloları

   1-4 aylık

-33.281

 

   4 ay- 1 yıl arası

-25.275

 

Swap Hariç Net Rezervler

-42.263

 

   1-4 Aylık Swaplar Hariç Net Rezervler

-16.988

 

 

[3] http://www.mahfiegilmez.com/2019/01/yapsal-reformlar-kitab.html 


 

175 yorum:

  1. Teşekkürler Mahfi Bey. Yine sade ve çok bilgilendiricisiniz.

    YanıtlayınSil
  2. Siyasal islam reform falan yapamaz. Onların reformdan anladıkları tek şey deforme etmektir, kafaları böyle çalışır. Beyinleri; bilimsel, akılcı, çağdaş, gerçekçi her çözümle ters mıknatıslanma yapar. Bu nedenle emperyalizm, yıkmak istediği devletlere yıkım ekibi olarak önce onları gönderir. Bizde de sona yaklaştılar, durmak yok, yola devam...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Islam reform dinidir

      Sil
    2. İdeolojik saplantılara gömülmüşsüm Mesuliyetli.

      Sil
    3. Asıl reform İslamda olur. Dilinizi, kültürünüzü, ahlakınızı ve özgürlüğünüzü kaybedersiniz. Beyninizi kaybedersiniz. Bundan iyi reform olamaz.

      Sil
    4. Dünyanın en ilkel ideolojisi hakkında doğruları yazmak ne zamandan beri ideolojik saplantı oldu? Yazdığımın yanlış olduğunu gösterebilecek bir fikir taşıyorsanız yazın, yoksa böyle slonganvari saçmalıklarla kirlilik yaratmayın...

      Sil
    5. Reform 16. yy'da din-devletlerini yıkmak için kiliseye karşı yapılan bir hareket, avrupayı gerici katoliklerden kurtarıp, ulus devletleri ortaya çıkarmıştır, avrupayı bugünlere getiren, bizim Atatürk devrimleri ve laiklikle 300 sene geç kaldığımız hareket. Yani biri reform yapacaksa en son kişi Siyasal islamcılardır.

      Sil
    6. Mahdur bey... İslam faizi yasaklıyor, siz islamı suçluyorsunuz?

      Sil
    7. Ideolojik saplantilara gömülen sensin birader. Islam dahil hiç bir din reform dini değildir. Kavram kargaşası yaşıyorsun, yada trolluk yapip zavalliligini surduruyorsun. Ilki iğlestirilebilinirde 2.sinin tedavisi ulkenin daha da geri gitmesiyle mumkun. Ehh onuda gorecez, en sonunda kafalariniza vurula vurula anlayacaksiniz, kendi ayaginiza sikmiyorsunuz resmen.

      Sil
    8. İslâm denince artık her iki tarafın da tüyleri diken diken oluyor. Demekki kadayıfın altı kızardı... Erbakan hoca ne demişti? Bundan sonra koltuklara kurulup seyredeceğiz... inşallah hocanın dediği seviyeye gelmez toplum.

      Sil
    9. Mahdur bey..İslamcı diye suçladığınız hükümet...savunduğun kapitalist/liberalist paradigma ile ülkeyi yönetiyor..Faizi haram kılan şeriat ile yönetmiyor

      Sil
    10. Din'e göre faiz haramdır az yada çok olması bişey değiştirmiyor. Faizler düşünce kredi kullanımları katlandığı için aslında düşündüğünüzün tersine faize bulaşan insan sayısı kat ve kat artıyor. Yani Din'imiz için yarpılan birşey yok. Heybeyi dolduran doldurana. 2018 de 7,20 de doları bozup 24ay %25(yıllık) faizle stopajsiz mevduata koyanlarin mevduat süresi 6,80 lerde bitti. mevduatin süresi bitince (hatta onlar 6,80 den alabilsin diye tutuldu dolar oralarda) dolara geçtiler. Onlar doları alınca Ekonomi yönetimi dolara bakmaz oldu. Hükümeti elestireceksiniz diye din'i araya katmayin.

      Sil
    11. Hamdullah bey,

      1- Rumuzum Mahdur değil, Mahdut Mesuliyetli
      2- Hayatımda kapitalist/liberalist herhangi bir şeyi savunmadım, sosyalizme daha yakın bir sosyal demokratım.
      3- Hükümetin sahip olduğu ideoloji ve faiz takıntısının ülkeyi ne hale getirdiğini, sadece son bir yılda 110-120 milyar dolara ve tüm dünya ile rezil ilişkilere mal olduğunu hep beraber görüyoruz.
      4- Eğer serbest piyasa ekonomisi uyguladığınızı söylüyorsanız, faiz dahil gereklerini yerine getirirsiniz. Eğer şeri hükümlerden yola çıkarak geliştirdiğiniz bir takım zırva teorilerle ve yetersiz teorik alt yapı ile aklınızca gizli islami bir ekonomi politikası yürütmeye kalkıyor ve bunu serbest piyasa ekonomisi diye millete yutturmaya çalışıyorsanız işte ortaya böyle bir garabet çıkar.

      Sil
    12. Sayın Mahdut,
      Bunların dinle şeriatla bir ilgisi yok bunlarla İslami yan yana siz getirmeyin bari, hastalığı doğru teşhis edemezsek doğru tedaviyi de uygulayamayiz malumunuz, duygularımız düşüncelerimizi belli bir ölçüde etkileyebilir ancak bu ölçü kaçınca kırıcı oluyor ve de olgular belirsizlesiyor bununla birlikte fanatizme bir yol açılıyor maalesef, sizden ricam bu blogda dinle ilgili bu yönünüzü biraz törpülemeniz olacaktır

      Sil
    13. Mesuliyetli,çözüm tevekkül gerektirir bunun için halk kaderine razı olup her lokma için şükretmelidir.

      Sil
    14. Mahdut Mesuliyetli baştan sonra doğru yazmıştır. Eksiği vardır, fazlası yoktur. Bir izleyici olarak, kendisini takdir ediyorum.

      Sil
  3. elinize sağlık teşekkürler

    YanıtlayınSil
  4. Eski başbakanlardan Tansu Çiller'de 94 yılında piyasanın aksine faiz politikası ve gücü olmayan hazine sürekli zarar gösterilen devlet kurumlarıyla bu hareketleri yapıyordu. Yapısal refom şart Hazine garantili işlerden uzak durmak şart.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reform yapılacak ama önce yapının yıkılması bekleniyor.

      Sil
    2. Aynen oyle, ama yapi yikininca da reform yapacak bir yapi kalmayacak.

      Sil
    3. Reform zaten yeniden ortaya çıkarmak demek, yamamak değil. Re-form

      Sil
  5. Çok sağolun hocam. Sadece bu iki günlük kur artışından bile ülke olarak çok fazla zararımız var.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki öyle.

      Sil
    2. Kur zaten 7.95 seviyesinde idi. Faiz kararı gelicek diye alım yönü beklemeye geçerken bir Kısım döviz satışı oldu. Faiz gelmeyince kur yerine döndü . Bu bir zarar değil kur geldiği yerde dönüş demek ..Zarar dediğiniz

      Sil
    3. Kasım da görürsün bakalım nereye dönecek.

      Sil
  6. Emeğinize teşekkürler Mahfi Bey, her zamanki gibi öz ve net bilgiler. Akıllı, eğitimli ve bilgili insan olup da göz göre göre yanlış akılların esiri olmak da nasıl bir basiretsizliktir anlamak mümkün değil.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Anladığım kadarıyla bizim yanlış dediğimiz konular öncelikleri değil.

      Sil
    2. Dünyayı anlamak müökün değil, sucuk fabrikası müdürünü önce belediye başkanı, ardından, başbakan şimdi cumhurbaşkanı yaptık, liyakatsız damadı ekonominin katırına bindi, demek ki bunlara layıkız, ABD de de durum çok farklı değil, al birini vur ötekine, demokrasi güzel sınav veremiyor, vasat olan seçiliyor genelde...

      Sil
  7. haklısınız hocam ama ihracat düşerken ithalat daha fazla düştü. Dolayisıyle cari açıkta düşmüş olmadı mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle değil. 2019 Ağustostan 2020 Ağustos'a ihracat % 17 düşerken ithalat % 3 düştü.

      Sil
  8. Hocam varlık fonunun bilançosu hakkında elinizde data var mı? Barlık fonu ne kadar borçlanmış? Bu borçlar hazinenin borcu olarak mı gösteriliyor yoksa onlarda yıkarsa hesapladığınız hazine borçlarının üstüne mi ekleniyor? 2021 bütçesindeki borç ve faiz ödemeleri sadece hazineyseniz ait?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. https://www.tvf.com.tr/yatirimci-iliskileri/raporlar

      Sil
    2. 2019 sonu 951.000.000tl denmiş. Bana hiç inandırıcı gelmedi. 2020 5 misli artsa bile birşey depil

      Sil
  9. Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri sadece dini inançları öyle öğütlüyor diye faizi düşük tutup ülke ekonomisine zarar veriyor.
    Biz ise bu adamları iktidarda tutmaya devam ediyoruz.
    Eğer azıcık gururumuz var ise bugünleri torunlarımıza anlatırken yüzümüz kızarır. Başımız yere eğilir birazcık utanmamız var ise

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Din'e göre faiz haramdır az yada çok olması bişey değiştirmiyor. Faizler düşünce kredi kullanımları katlandığı için aslında düşündüğünüzün tersine faize bulaşan insan sayısı kat ve kat artıyor. Yani Din'imiz için yarpılan birşey yok. Heybeyi dolduran doldurana. 2018 de 7,20 de doları bozup 24ay %25(yıllık) faizle stopajsiz mevduata koyanlarin mevduat süresi 6,80 lerde bitti. mevduatin süresi bitince (hatta onlar 6,80 den alabilsin diye tutuldu dolar oralarda) dolara geçtiler. Onlar doları alınca Ekonomi yönetimi dolara bakmaz oldu. Hükümeti elestireceksiniz diye din'i araya katmayin.

      Sil
    2. Faize karşıyız deyip en çok faiz veren iktidar bu iktidar. Halk uyuyor herkes iç faizlere bakıyor. Dış faizlerde yabancı ülkeler bir tarafıyla gülüyor. Dolar bazında Hazine gibi tumturaklı bir kurum %6-7 faiz ödüyor, Varlık Fonu borçlanmaya çıkacaktı bu oran 1-2 puan daha arttı. Normal Avrupalı, ABD’li ortalama vatandaş % 2-3 ile hem de 30 senelik Mortgage borçlanması yapabiliyor. Türkiye gibi 8-10 sene gibi bile değil. Erdoğan en iyi faizcidir bence. Halk Demirören, Albayrak medyasına maruz kalmaktan yurtdışına ne kadar faiz ödendiğini bilmiyor. Yaşasın en büyük faizci Erdoğan! Erdoğan’ı TV’de her gördüğümde karikatürlerdeki gibi kafasının üzerinde bir baloncuk içinde yüksek faiz ve yüksek doları görüyorum. Milletin asgari ücreti 300 dolara, emekli maaşı 200 dolara düştü. Yabancılar Erdoğan’a şükrediyor ve iktidarda kalması için dua ediyorlardır. Türkiye’den mal almak, tatile gelip hizmet almak sudan ucuz hale geldi. Son söz: Faiz haramdır, faize karşıyım :):):):) yerseniz.

      Sil
  10. Mahfi Hocam, hesap bu kadar açıkken neden neden olması gerekenin tam tersi kararlar alınıyor? YEP'te 2022 için dolar kur hedefi 7,88. YEP'i bakanlık yani hükümet hazırlıyor. MB kararı öncesi kur 7,72 civarındayken 2 yıl sonraki YEP kur hedefini şimdiden aşan bir hamle yapılıyor. MB hamlesinin sonuçlarını ön göremiyor mu? yoksa sandığımızdan daha bağımsız da inandığı ekonomik gerekçeler doğrultusunda kararlar mı alıyor?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İnandığı politik gerekçeler doğrultusunda kararlar alıyor sanırım.

      Sil
  11. emeklerinize saglik hocam selamlar saygilar

    YanıtlayınSil
  12. Elinize saglik hocam. Sagir kulaklara bir here daha bagirmissiniz. Ama hersey artik Trump donemi devamina bagli. Convertible olmayan qatar parasi ile swap uyanikligina izin, o makamdan geliyor. Makam suskun. Sallanti bundan. Gunes balcikla sivanmiyor. Son elveda turlari. Default not seviyesinin sadece bir ustundeyken, faizi ile mudahele de cozemeyecek nekroz olmus sorunlari.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Maalesef öyle.

      Sil
    2. Bence yaniliyorsunuz Vedat bey. Herkesin bir fiyati vardir. Joe Biden'in oglu Hunter Biden'in de akcali isleri var ve onun da bir fiyati vardir. Huzur hakki Hunter Biden'a da odenecek ve teker donmeye devam edecek. Joe Biden'in secim kampanyasina en cok kim bagis yapmis arastirip bir bakin isterseniz. Ayni kisi/kurulus Trump'in secim kampanyasina da bagis yapti ayni zamanda. Birinden biri tutacak nasilsa.

      Sil
  13. Hocam teşekkür ederim analiziniz için. Hocam, artan döviz kurunun ülke ekonomisi için yaratacağı maliyet ile faizlerin arttırılmasının ülke ekonomisi için yaratacağı maliyeti kıyaslamak mümkün müdür? Orta veya uzun vadede hangisi daha sürdürülebilir sonuçlar verir? Bu konuda bir analiz mümkün müdür?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mümkün tabii. Biz bunu bir zaman anketle saptamıştık. Kur artışının çok daha zararlı olduğu ortaya çıkmıştı.

      Sil
  14. Zararların tüm bedelini, zarara yol açanlara ödeteceksin ki, göreyim o zaman toplumla, piyasa ile dalaşmayı, inatlaşmayı, bilgisizliğin ve kör cehaletin çukurunda debelenmeyi. Çalışmayan kafalarla kararlar al, malı götür, bedelleri zavallı mı zavallı millet ödesin... Ne güzel dünya... Başı yumuşak olanın "a" yeri kurumaz...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gelişmemiş toplumlarda gücü olan hesap vermiyor maalesef

      Sil
  15. Şu anda Dünya laboratuvarında Ilımlı İslâm deneniyor. Herkes koltuklarına kurulmuş; ılımlı islamın sonuçları nereye varacak diye merakla bekliyor. Biz de ayranın içerisindeki kurbağa gibi çırpınıp duruyoruz. UMUT; Ayranın içerisinde bir tereyağı topağı oluşacak biz de kurtulacağız. Sonuç olarak o yağ tekrar eriyene kadar hayatta kalacağız.

    YanıtlayınSil
  16. Sayın Eğilmez, açıklayıcı, kolay anlaşılır yazınız için teşekkürler. Türkiye, Cumhurbaşkanı'nın tam vesayeti altında. Bu vesayet 'in hatalı, yanlış kararlarının Ülkemize verdiği zarar, ziyan artık tahammül edilemez boyutlara ulaştı. Bu durumda bize kimler borç para verir. Hangi faizle borç verir, karşılığında hangi garantileri ister? Batmış bir şirkete kimler borç para verir ki?

    YanıtlayınSil
  17. Türkiye yeni rejiminin fiyatlara yansımasına, kurumlara yansımasına devam ediyor. Daha henüz geçiş bitmedi, ancak dönüşü olmayacak evreyi geçti.

    Ülkenin mevcut gelir düzeyi demokrasiyi kaldıracak seviyenin altına düştü, seneye de düşecek. Türkiye'ye parlamenter sistem ve demokrasi günümüz koşullarında maddenin doğası gereği gelemez.

    Şu anda 700+ milyar dolar seviyesinde bulunan milli gelir hesabı içinde batı dünyası tarafından yapılan bir ambargo, dışlanma bulunmuyor.

    Öyle bir durumda milli gelirin bugün fiyatları 550 ile 640 Milyar dolar olması beklenir.
    Rejim dolayısı ile çok sert yaptırımlar gelirse,
    Türkiye milli geliri günümüz fiyatları ile 350 ile 450 M dolar arasına inecektir.

    Tabi bu yazdığım iyimser ve kötümser iki senaryodur, gerçek ikisi arasında olacaktır.

    Rejimin ilk resmileştiği 2017 ortasında henüz Türk entellektüelleri ve insanları başlarına gelecekleri bilemiyorlardı. Şimdi yeni yeni anlamaya başladılar. Şunu hatırlatmak gerekir ki, bu rejimin daha 3. senesi. 5. senesi, 10. senesini de düşünmek gerekir.

    Rejimin kendi yetiştirdiği çocuklar henüz üst yönetim kademelerine henüz gelmediler. Orta kademedeler, onların yükselmesi için bir 4-5 yıl daha gerekecektir. Şu an üst yönetim kademeleri sayıları azalsa bile eski laik parlamenter rejim ile beraber çalışan insanlardan oluşuyor.

    Bu kadroların eski saikler ile yaptıkları bazı davranışlar, entellektüel çevrelerde veya bir kısım halk kesiminde hatalı şekilde eski normal günlere dönüş olarak algılanabiliyor. Bu davranışlar, eski parlamenter rejimi anımsattığı için insanlarda ister istemez reform yapılabilir gibi bir umut algısı oluşturuyor. Bu his normaldir. Yeni yetişen yönetim kadroları geldikçe eski rejimi anımsatan davranışlar azalacaktır.

    Bürokratların da yılları getirdiği alışkanlığı bırakmaları zor, hala mış gibi muş gibi yapmalarının sebebi, Hocamızın yazıda bahsettiği gibi faizi düşük müş gibi gösterip, başka pencereye bankaları yönlendirmeleri, aktif rasyosu ile hem öyle hem böyleymiş gibi davranılmaları ara dönem davranışları. Yakın zaman sonra bırakırlar.

    Mevcut rejimde, yukarıya bağlı oldukları sürece bu tarz konuları açıklamalarına bile gerek yok, ama kendileri de daha farkında değil.

    Rejime uyan misaller de var, ekonomi bakanı bir projeksiyon rakamlar serisi açıklıyor, powerpointten pdf dosyasına aktarılan 3-4 cümle, tutması düşünülmeyen hedefleri mesela. SGK uzun süre bazı verileri açıklamıyor mesela. Bazı ödeneklerin nerelere gittiğinin detayı kapatılıyor mesela. Bu kurumlar yeni rejim bürokrasinin daha da yerleştiği kurumlar.

    işte böyle.

    :t'Aw\DDks3Q8^/R

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Şahabettin Bey, kim bilir belki "piyasayı ürkütmeyen, liberal tandanslı, parlamenter sistemi yeniden getirmeye, yasama-yürütme-yargı erklerinin ayrı olmasını sağlamaya ve laikliği yeniden tesis edip pekiştirmeye hevesli bir devrim" olur, sizin yukarıda yazdıklarınız gerçekleşmez, kim bilir...

      Bilirsiniz, "devrimler", çoğu zaman hızla olur, çoğu zaman keskindir, kısa vadede can acıtıcı olur, ama sonrası "özgürlük"tür, bilirsiniz...

      Sil
  18. "Mahfi bey vazgeçti" demiyorum fakat aynı şeyleri papağan gibi tekrarlamaktan bıktı biraz.

    Yanılmadığıma eminim.

    YanıtlayınSil
  19. Hocam öncelikle emeğinize sağlık.

    Kur ve faiz sarmalında sıkışan türkiye ekonomisi için artık tehlike çanları yüksek perdeden çalıyor. Boğazına kadar borçlu ve borç çevirmek zorundaki bir ekonomide, kuru dizginlemek için faizleri tekrar yüzde 20 lerin üzerine çekmek banka bilançolarını ve dolayısıyla bankacılık sistemini riske eder. Dolayısıyla, devalüasyona razı olalım şeklinde bir yaklaşım içerisinde ekonomi yönetimi.

    En azından bu şekilde dış güçlerle mücadele eden yerli ve milli ekonomi yönetimi hikayesini yutturabildikleri kadar yutturmaya çalışıyorlar. Gittiği yere kadar..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Herkesin dedigi ayni yere geliyor. Basimizdaki hukumet son derece basarisiz ve bencil. Dis politika'dan, egitime, ekonomiden, ulke imajina kadar batirmadiklari sey yok. Mesela YPG'yi desktekledikleri icin ABD ve Fransa ile kopruleri yakmaya karar verdik diyelim. Yakamiyoruz cunku Araplarla, Israil'le, Avrupa'yla, Iran'la, Rusya'yla hatta Cin ve Hindistan ile de aramiz kotu. Ekonomi de kotu ve dengesiz oldugu icin ne olacaksa olsun deyip YPG ustune butun gucumuzle taaruz da edemiyoruz. AKP hukumeti meydanlara cikip bagirip cagirmaktan baska hic bir vasfi olmayan bir hukumet.

      Sil
  20. Hocam Amerika'nın cari fazla verdiği yıllar var mı ? Hocam eğer varsa neler oldu da cari açık vermeye başladı.

    YanıtlayınSil
  21. türkiye kendi etti kendim buldu gül gibi saraıp soldu

    YanıtlayınSil
  22. Mahfi bey,

    Yazılarınızda referans link olarak köşeli parantez [] içinde verdiklerinizi, evinizdeki şahsi bilgisayarınızın kaynağına göre düzenlemişsiniz. Örnek: C / Users / mahfi / OneDrive / Masaustu / (...).html gibi.

    Yazılarınızın çoğunda böyle, sadece bir yazınıza özgü değil.

    Yazma işleminizi tamamlayıp blog'unuzda erişime açmadan önce, köşeli parantez [] içindeki referans linklerinizi doğru adresler ile yeniden düzenlemeniz mümkün mü?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geçenlerde aynı şeyden ben de bahsetmiştim. Ben de sizin gibi Mahfi hocamızın farklı dosyalara link vermek isterken bu hatayı yaptığını sanmıştım ama sonradan dikkatli bakınca linklerin aslında aynı sayfa içinde verilmek istendiğini anladım. Yani hocamız aslında tıklanınca farklı sayfanın açılmasını amaçlamamış, aynı sayfanın içindeki farklı satırlara geçilmesini amaçlamış. Bunlara anchor link deniyor.

      Mahfi hocam, bu sorunun düzeltilmesi için size üç farklı önerim var. En kötüden en iyi öneriye göre sıralıdır:
      1-) Sayfaların html kodlarında, linklerin bulunduğu yerlerdeki # işaretine dikkat edin. Eğer o link adresinden # işaretinden önceki her şeyi silerseniz sayfanın içindeki linkler sizin istediğiniz gibi çalışır. Örneğin şu linki düşünün:

      href="file:///C:/Users/mahfi/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/Yaz%C4%B1%20Haz%C4%B1rl%C4%B1klar%C4%B1/ge%C3%A7mi%C5%9Ften%20dijital%20gelece%C4%9Fe.docx#_ednref1"

      Yukarıdaki linkin normal çalışması için onu şu şekilde değiştirmelisiniz:

      href="#_ednref1"

      Burada yapılan şey, normal url yerine inner url kullanmaktır. inner url başında http veya https olmayan ve sadece sayfa içinde çalışan adres demektir.

      Hatayı bu şekilde düzeltmenin tek sakıncası şudur: Bu sayfalardaki yazıların bir kısmı sizin ana sayfanızda da çıkıyor. ( Yazıların üst bölümü ) . Ana sayfadan tıklanınca yazıların bulunduğu gerçek sayfa açılıyor. Dolayısıyla bu linklerden bazıları sizin ana sayfanızda da gözüküyor. Ama ana sayfada gözüktüğünde bu şekilde düzeltmek yine hatalı olur. Çünkü bu durumda ana sayfadan tıklandığı için tarayıcılar _ednref1 satırını ana sayfada ararlar ve ana sayfada yazıların o kısmı bulunmadığı için bu yine (Gerçek sayfada değil ama ana sayfada) hatalı link olur.

      2-) # işaretinden önceki tüm karakterleri internette kullanılabilecek doğru adrese çevirmek. Örneğin sizin
      http://www.mahfiegilmez.com/2020/10/gecmisten-dijital-gelecege.html
      adresli sayfanızın html kodunda şöyle bir bozuk link var:

      href="file:///C:/Users/mahfi/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/Yaz%C4%B1%20Haz%C4%B1rl%C4%B1klar%C4%B1/ge%C3%A7mi%C5%9Ften%20dijital%20gelece%C4%9Fe.docx#_ednref1"

      Bu bozuk linki şu şekilde düzeltebilirsiniz:
      href="http://www.mahfiegilmez.com/2020/10/gecmisten-dijital-gelecege.html#_ednref1"

      Bu şekilde düzeltmek birinci şıktaki düzeltmeden daha iyidir çünkü linke tam adres verildiği için nereden tıklanırsa tıklansın doğru sayfanın doğru satırına gidilir.

      3-) Bu sayfada yaptığınız gibi bu linklerin hepsini kaldırmak. Bence en doğru çözümü siz bulmuşsunuz. Çünkü her seferinde bu hataları düzeltmeye çalışmak bence gereksizdir. Normalde zaten sizin makalenizi okurken o linkleri kimse tıklamak istemez. Zaten tıklayınca başka sayfaya gidileceğini sanırlar, tereddüt yaşanır. Ayrıca bazı tarayıcılarda aynı sayfadaki link tıklandığı halde aynı zamanda da sayfa da yenilenir ve bundan dolayı o tıklamalar sizin bilgisayarınızdaki gibi hızlı açılmaz. Ayrıca okuyucunun makaleleri okurken bir yerleri tıklayıp kendi konsantresini bozması da bence pek iyi bir fikir değil. Önce makalenin tamamını okusunlar sonra o alttaki açıklamaları okusunlar. Veya çok merak ediyorlarsa makalenin hepsini okumadan önce de sayfanın altına bakarak okuyabilirler. Ben şahsen o linkler sağlam olsa bile makalelerinizi böyle okurum.

      Bir de bu linklerin arama makineleri açısından sakıncası var. Onlar, içinde bozuk link olan sayfaları insanlara göstermeyi pek istemezler. Bu nedenle bu sayfaların arama makinelerinde çıkma güçleri zayıflar. Hatta bu kötü etki o sayfalardan dolayı sitenizin tamamını arama makinelerinde olumsuz etkiler.

      Emekleriniz için teşekkürler.

      Sil
  23. merkez bankası faiz artırmadı. ben bunun nedenleri:1- cari açığın hızlanması. kur yükselsin ve ithalat iştahı azalsın isteniyor. aslında faiz artırımı yoluyla iç talep daraltılarak da ithalat azaltılabilirdi. fakat faiz artırımı kuru biraz da olsa aşağı yönlü baskılayacağı için ithalat tarafında istenen ölçüde azalma sağlamak zorlaşırdı. 2-konut satışlarında gözlenen sert düşüş trendi. inşaat ekonominin motoru haline getirildiği için ve faize hassasiyeti fazla olduğu için faiz artırımına gidilmedi.3- bütçe açığı. artık cari açık vermeye dayalı büyümede gidecek pek de yer kalmadığı için bütçe açığına dayalı büyümeye çalışıyorlar. bir nevi eskiden finansal çıpa bütçe idi ama artık bu çıpayı elden geldiğince cari denge düzelmesine taşımak istiyorlar. zaten yüksek dış borç stoku ve borç kalitesindeki bozulmalar cari denge konusunda hassasiyeti daha da artırıyor. 4- nisan mayıs aylarından bu yana sürdürülen kredi tabanı genişlemesi özellikle borç-alacak zinciri üzerinde ciddi bir faiz duyarlılığı yaratmaktadır. ekonomi 3.çeyrekte fazla ısınmış olabilir fakat sert faiz artırımı ekonomiyi fazla soğutabilir ki bu istenmemektedir. daha çok tali faiz koridoru kullanılması yoluyla biraz tl cinsi likiditede sıkılaşma sağlanması amaçlandı.5-abd seçimleri. özellikle demokrat adayı joe biden ın seçimi kazanması durumunda dolar kurunda olası sert yükselişi göz önünde de bulundurarak kasım ayına faiz artırım marjı da bırakmak istemiş olabilirler. fakat en önemlisi para politikaları ekonomideki yapısal sorunları çözmez. sadece çözüm veya çözümler üretilmesi için zaman kazandırır. bu arada Vedat G. bey, izin Londra'dan geliyor. yani küresel sermayenin beyninden geliyor.Abd den değil İngiltere'den geliyor. Saygılar hocam.

    YanıtlayınSil
  24. Mahdut bey, hani bazen bir parktaki banka birkaç dakikalığına nefes almak için oturursunuz ya, bazen yanınıza elinde bastonu başında kasket olan tatlı ve huysuz bir ihtiyar oturuverir, birkaç dakika laflarsınız. ("Korona öncesi" böyle anlar çoktu.)

    İşte siz, bu tatlı ve huysuz ihtiyarlardan birine benziyorsunuz.

    Niye biliyor musunuz?

    Anayasa'da ne yazarsa yazsın, Türkiye'deki insanların çoğu İslam'ın kurallarına göre yaşamaya gayret eder. Münferit olayları tek tek getirip hatırlatmanıza gerek yok, "Bu mu İslam?!" diyerek. İstisnalar, kaideyi bozmaz.

    Siz bu sitede neredeyse her yorumunuzda, İslam'ı hedef tahtasına yerleştirerek yazıyorsunuz, ne söylemek istiyorsanız anafikriniz en başından belli oluyor daima.

    Türkiye'de siz istediğiniz kadar İslam'ı kendinizden veya toplumdan uzaklaştırmaya uğraşın, hiçbir işe yaramaz. Balıkları sudan uzaklaştırmak için uğraşmaya benziyor sizin yazdığınız her yorum.

    Türkiye'deki insanların İslam'dan asla uzaklaşmayacağı gerçeğini kabullenebilseniz, yorumlarınızın nitelik düzeyi daha da artacak, buna emin olun lütfen. Yorumlarınız, büsbütün niteliksiz değil. Fakat, İslam'ı, yaşamakta olduğumuz bütün problemlerin merkezine yerleştirip aynı şeyleri sürekli yineliyorsunuz, belki farkında değilsiniz.

    (Not: Sizin yazdıklarınızı "beğenmediğimi" zannedip, size çamur atmak içim yukarıdakileri yazdığımı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz.)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yusuf Akçurayı araştır. Toplum patır patır kopuyor İslamdan. Yorumlar ondan aynı. Hayatımda hiç içki içmedim, zina yapmadım, günah merakım yok. Pek çok Müslümanda bunlar var. 3 sene önce taa Kuteybe vahşetinden beri bu milletin prangası İslamdan ayrıldım. Dinlerden cacık yapılmıyor. Gerçek İslam bu değil... Anca bağırtarak Erabça ezan.

      Sil
    2. Türkiye'de deist-ateist oranının %15'e ulaştığını ve giderek arttığını düşünürseniz haklı olduğunuzu söyleyemiyeceğim. Ayrıca ben her yazımda islam aleyhine yazmıyorum, Mahfi hoca'nın sürekli rakamlarla ortaya koyduğu baş aşağı gidişimizin 70 yıldır sağ popülist, son 18 yıldır da siyasal islami iktidarlarla yönetiliyor oluşumuzla bağlantılarını ortaya koymaya çalışıyorum. İslamla ilgili burada dile getirdiğim her şeyin doğruluğunu her isteyene, sadece islâmi kaynaklarla kanıtlayabilecek kadar da birikime sahibim. Merak eden olursa konuyu belirterek sorsun, kaynaklarını vereyim.

      Bu öğrenilmiş çağresizlikten bir an önce kurtulmanız dileği ile...

      Sil
    3. Son 70 yıldır dediğinizde 1950 ulaşıyorum. Ancak Marshall yardımmları ile ilgili ilk antlaşma hangi siyasi görüş tarafından yapıldı, uçak fabrikaları hangi dönemde kapatıldı, Türk halk müziği hangi dönemde yasaklandı bunların hepsini bildiğinize eminim. Atatürk döneminde bile emperyalizm ve devrimi farklı değerlendirenler boş durmadı. Suçlu arıyorsak ki herkes arıyor gördüğüm kadarıyla biz kimi seçersek seçelim, yine biz doğru düzgün bir üretim yapmadığımız halde bunca lüks tüketmeye hevesli ve istekli olduğumuz sürece emperyalizm bizi öpmekten uzak durmaz. Hocalarımızın yapısal reform deyip tam söylemedikleri şey önce ciddi fakirleşmek ve ardından üreterek yeniden büyümek. Lakin kimse fakirleşmek istemediği için sürekli emperyalizme attığımız suçun, aslında bizim olduğunu anladığımdan beridir siyaseti ya da siyasetçiyi suçlamıyorum. Bugün bulunduğumuz yerin suçlusu kendi etkim oranında benim. Saygılar.

      Sil
    4. Fakirleşmek değil aslında hak ettiğimiz diyebiliriz. Ekonomi dolar faiz biliyor herkes. Ama öyle değil. Üretim aslı olan gerisi hikaye.

      Sil
  25. çok doyurucu bir yazı hocan elinize sağlık

    YanıtlayınSil
  26. Hocam merhaba,
    "Öncelikli faiz arttirimi ile yapısal reformların yapılması için zaman kazanılır" yazmışsınız. Merak ettiğim, yapılacak reformların etkisi 2023 seçimlerinden önce hane halkı ekonomisine yansır mi? Yansimaz ise günü kurtarmayi anlayabilecegim. Yansır diyorsanız neden yapılmadığını anlamlandiramam.
    Tesekkurler.

    YanıtlayınSil
  27. Ben yorumunuza pek katılmıyorum. Açıkcası 2018 dolar şoku yaşadıktan sonra 2019 itibari ile ihracat da büyüme olmuştu. Ama malum 2020 yılı Covid-19 gibi bir hastalık varken, ihracat pazarlarımız oldukça küçüldü bu sebepten ötürü ihracat da küçülme oldu. Eminim Covid-19 olmasaydı bu yıl bu kadar değersizleşen dolara karşı 200 milyar dolara yakın ve bu seviyelerde bir ihracat yapabilirdik diye düşünüyorum. Sonuç olarak kürüsel kriz ihracat pazarlarımızı etkilediği için de doların değerinin şu an çıkıp düşmesi ihracat kalmelerinde çok bir etki yapmayacaktır ama özellikle eğer Covid-19 gücünü kaybetmeye başlarsa üretim yapan şirket ve kuruluşlar daha hızlı krizden çıkacaktır veya sıyrılacaktır. Açıkcası Türkiye'nin değerli para değerli ekonomi anlayışı ya da değerli para düşük enflasyon düşük faiz hedefi için ilk önce paramızın değersiz olması gerekiyor ki verdiğimiz cari açığı kapatalım daha sonra cari fazla vermeye başlamamız gerekiyor ki Türkiye'nin yıllardır ulaşmak istediği hedeflere ulaşılabilsin :). Eğer faiz artırılıp değerli para olulursa bu bir kısır döngüye girer ve türkiye bundan uzun yıllar kurtulamadığı gibide bu kısır döngü sürmeye devam eder.

    YanıtlayınSil
  28. Hocam şu tabloya bakılırsa, zamanında demirelin dediği gibi 70 cente muhtacız gibi.... Peki bu kadar döviz ihtiyacını 1 sene de nasıl karşılayabiliriz, açıkçası bu durum çıkış için kısa vade de yapısal reformlar da çözüm üretmeyecektir.
    Hocam cevap verirseniz sevinirim ciddi mana da yakın zamanda bir moratoryum beklentiniz var mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 70 Cent'e muhtaciz diyebilmek icin once 42.5 milyar dolar bulmamiz gerekecek cunku merkez bankasinin net doviz rezervleri -42.5 milyar dolarda. Su an 42,500,000,000,070 cent'e muhtaciz.

      Sil
    2. Selam Mig, yazdığınız kadar paramız olursa +70 centimiz olur.
      70 cente muhtaç olmak için 42,499,999,999.30 USD ye ihtiyacımız var.

      Sil
    3. Merak etmeyin yabancı gelecektir. Siz kapıları kapatsanız da gelir. Yabancının müşteriye ihtiyacı var. Müşteriden para yoksa Bi şekilde paralı yaparız. Siz yeterki üretmeyin. Teknoparklarınıza oluk oluk yatırım var. Aman ha siz sadece dolara yatırın. Yükseliyor sonuçta. Sahi sormayı unuttum. Gelirleriniz dolardı demi. İyi kazanıyorsunuz ha.

      Sil
  29. Sn 18.23,
    zaman geçer, nesiller değişir ve hiç olmaz dediğiniz şeyler bir bakmışsız oluvermiş ve bu durumu insanlar kabullenmiş.
    Yıllar önce, AB üyelik müzakere dönemlerinde bir yazı okumuştum, Türkiye AB üyesi olursa nüfusunun %30'u hristiyan olur diyordu.
    Çok şaşırtıcı gelmişti, yok canım olur mu öyle bir şey diye düşündürmüştü... Aradan geçen zamanla ne kadar konformist ve güçleden yana olduğumuzu gördükten sonra neden olmasın.
    Uyum kabiliyeti yüksektir bizim insanımızın, zamanında samanizmden islama geçerken o dönemin parlayan yıldızını secmislerdi. 150 yıl önce yonumuzu batiya çeviren de aynı uyum yeteneğidir.
    İslâm olur olmaz onu bilemem ama yönümüz önünde sonunda parlayan yıldızdan yana olacaktır.

    YanıtlayınSil
  30. Hocam çok teşekkürler. Bir sorum var. Hukumet enflasyonu dusuk gosterip faizleri bilerek dusuk tutarak ucuz kaynak mi yaratiyor kendine? Mevduat sahiplerine negatif faiz vererek bir sekilde kredilerle ekonomiyi cevirmeye mi calisiyor? Oyleyse bu surdurebilinir bir politika mıdır? Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  31. Basit bir maskeyi bile dağıtamayan, ihtiyacımız olan grip aşısı miktarını bile tespit edemeyen bir yönetim anlayışından, bu saatten sonra çok fazla şey etmemek gerekir sanırım. Kör gözüm parmağına.

    YanıtlayınSil
  32. Hocam merhaba,

    Öncelikle elinize sağlık.

    Sorum şu:

    TCMB / Ödemeler Dengesi verileri tablosuna göre 181,3 milyar dolar borcun yalnızca 63,2 milyar doları kamu kesimine aitken, 4. paragrafta yer alan "Bu durumda en iyimser hesapla 4 aya kadar olan swapları dışarıda tutarsak (211,3 + 17 =) 228,3 milyar Dolar döviz ihtiyacımız olduğu ortaya çıkıyor." cümlesi ne anlama geliyor? Özel kesimin borçları için, neden TCMB'nin dolara ihtiyacı ortaya çıkıyor ki?

    Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Eğer özel sektör borcunu yenileyemezse ödemek zorunda. Borcun tek şirkete ait olduğunu düşünelim .Bu şirket Bankaya gider bankadan 180 milyar dolar çeker. Banka bu miktar dövizi olmadığı için bunu merkez bankasındam satın alır. Bu şekilde merkez bankasının 180 milyar dolar bulması gerekir. Bulamazsa ödemeler dengesi krizi ortaya çıkar. Merkez Bankası vatandaşın ve kurumların tüm döviz ihtiyacını karşılamak zorundadır.

      Sil
    2. Ozel kesim borcunu oderken dolari ya serbest piyasadan alacak ya da TCMB'den alacak. Serbest piyasadan toplamaya calissa bu talep dolar kurunu serbest piyasada uzaya ucurur. Dolayisi ile gidip guncel kurdan TCMB'den almak durumunda. TCMB'nin net doviz rezervleri de eksideyken haliyle dolara ihtiyaci olacak bu talebi karsilayabilmek icin.

      Sil
  33. 18 yıllık iktidarda kalan ve Türkiye ekonomisini 440 milyar dolar borça soktuktan sonra; bula bula bu cümleyi buldular. Çünkü para bulamıyorlar.”Bu aralar sıklıkla gündeme getirilen bir görüş var: ‘Ülke parasının değer kaybetmesi ülkenin ihracatını artırır ve ekonomiyi rekabetçi hale getirir.’

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biri sunlara soylesin ucuz is gucu ile imalat dusuk gelirden orta gelire yukselinceye kadar yaptigin seydir. Orta gelirli bir ulkeyi rekabetci olmak icin dusuk gelire indirmezsin :)

      Sil
  34. Din bir uyuşturucudur.yaşanan bütün problemlerin kaynağıdır. Afyonlanmaya devam edin.

    YanıtlayınSil
  35. döviz kur ilşksi petrol olan veya bağımsız otomotiv sanayisi olan ekonomilerde olumsız yansımıyor faiz yukseltebiilme küksünüz var ipin ucunu kaçırmadan diger hepsi masal

    YanıtlayınSil
  36. Hocam,ithalat ve Türk halkının yatırım için satın alacağı dolarlar nerede,onlar da mı bu 228 milyara dahil

    YanıtlayınSil
  37. Merkez, kuru 6.8 seviyelerinde tutmak için 100 milyar dolarını kaybetti bunun sonucunda cds 500 üstüne çıktı. Dış borçlanma faizleri %8 e çıktı. Kurun bu seviyede tutulması için bir 200 milyar dolar daha mı borçlanılsın?

    Yada faizi tekrar %20lere çıkartıp cari açığı tekrar 50 milyar dolara mı çıkarttıralım?

    Şu saatten sonra Faiz artışı asla sonuç vermez. Çünkü bu, cari açığın çok daha fazla artmasına yol açar. Faiz yükseldi diye 10 milyar dolar para gelir ama bu gelen para cari açığa dönüşüp 20 milyar dolar olarak dışarı kaçar.

    Ne faizi arttırmak ne de dış borçlanma yapmak çözümdür şu saatten sonra. Tek çözüm devalüasyondur. Devalüasyonla beraber ihracatın ithalatı karşılama oranı %100 olur. Dış ticaret açığı sıfırlanır. Turizmle gelecek 30-40 milyar dolarla da ülke cari fazlaya geçip döviz açığını kapatır. Bu işin başkaca bir çözümü yoktur.

    Faiz artışı ekonomiyi batırmaktan başka bir işe yaramaz. Babası anası işsiz kalacak çocukların günahı boynunuza olur...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Turizmden okadar para nasıl gelecek daha aşı bulunmadı ve beklenti 2021 yazı için olumsuz kısaca turizm çok sıkıntıda. Ayrıca turizm destinasyonları değişti artık toplu şekilde betonla tercih edilmiyor.

      Aşı çok kısa zamanda bulunsa dahi milyonlarca insanı aşıyalamazsınız kısa sürede.

      Seneyede turizmden eğer 15 milyar dolar gelirse öp başına koy.

      Sil
    2. MB faiz arttırmazsa piyasa faizleri artmaz varsayımından yola çıkarak yazmışsınız ama bu varsayım yanlış. Faiz artmazsa kur yükselir, kur yükselince enflasyon ve dolarizasyon yükselir. Bu iki etkiden dolayı ( özellikle negatif faiz ortamında) insanların çoğu TL tasarruflardan kaçar. Bunun neticesi olarak zaten var olan TL tasarruf açığı artar. Bunun da neticesi, düşük TL mevduatı arzından dolayı piyasa faizlerinin otomatik olarak artmasıdır. Yani MB'nin piyasanın gerisinde kalmasından başka eline hiç bir şey geçmez. Sadece bankaları düşük fonlayarak banka karlarını arttırmış olur.

      Sil
    3. Çözümsüzlükte bir çözümdür.

      Sil
    4. Bir kaç haftada 100 milyar dolar eriten ve bunu ucuzdan, zaten parası olana, zengine kaptıran hükümet EYT olmaz diyor. EYT’nin yıllık maliyeti 2 milyar dolar. Bu insanlara hem iş yok, hem işsizlik sigortası yok sonra da Avrupa’ya bak orada emeklilik yaşı 65 diyorlar. Avrupa gibi iş ver, işsizlik sigortası ile korumaya al sonra konuş. 100 milyar doları da zaten zengin olana kaptırma. Neymiş halk adamıymış taksi durağına gidip şöförleri ziyaret edermiş, Keçiören’de otururmuş vs. Bugün nerede oturduğuna bakın. Olan hep zavallı düşük gelirli olanlara oldu. Fakirlerin EYT’leri göze batıyor, taş mı yiyecek bu insanlar, bir taraftan da 5 müteahhit ihale alıp da alıyor, dolar bazında ve mahkemeleri İngiltere’de.

      Sil
  38. Hocam
    Borcun en büyük kısmı 118milyar'ıözel sektörün ve hepsinin karşılığı yurt dışında veya bir yerlerde hazırlıklı eskiden bavul ticareti vardı onun gibi birşey sizin söylemleriniz birkaç yıldır yazılıp çiziliyor siz bile kaç kez yazdınız @erkinşahinöz bağıra bağıra bı hal oldu öyle olmasa şimdiye kadar çöküş yaşamış olmamız lazım yanılıyormuyum tablo bu denli kötü iken neden çöküş boyutlarda kriz yaşamıyoruz? Bence esas araştırma gereken yer burası. Neden olmuyor?

    YanıtlayınSil
  39. Hocam çok teşekkürler kaleminize sağlık. Swap konusunda bir örnek verebilir misiniz? Yani mekanizma nasıl işliyor? Biraz soyut kalıyor teorik olarak okuyunca. Etkileri nasıl oluyor? Artıları ve eksileri nelerdir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşınıza: "Bana 4 aylığına 1000 TL ver, cüzdanıma koyacağım; maksat cüzdan kabarık dursun. Bu parayı harcamayacağım ve 4 ay sonra 1100 TL olarak geri vereceğim."
      Kısaca swap bu!
      Biz, Kuvveyt e 4 ay için TL veriyoruz; o da bize Dinar veriyor.
      Bu, belli bir süre için, harcamamak koşulu ile ve belli bir ücretle oluyor. Her iki ülkenin para birimi de genelde $ a çevriliyor.
      Bu süre boyunca, mesela TC hazinesinde bu para varmış gibi duruyor; "zengin gösteriyor!"

      Sil
  40. Kerem İNANIR23 Ekim 2020 23:49

    Hocam çok teşekkür güzel yazınız için.
    Ama biliyorsunuz, bakmadığımız zaman görmeyiz, dolayısıyla kur artışı bizi ilgilendirmez :(
    Bir de herkes PS 5 almak zorunda değil 🙄😒
    Sevgi ve saygılarımla 🤗

    YanıtlayınSil
  41. Merhaba hocam öncelikle nasılsınız umarım iyisinizdir. Araştırma ödevimin konusu Üretim biçimlerinin siyasal kurumlara etkisi üzerine bir araştırma. Makaleler bulup okumaya çalışıyorum fakat yeterli olmuyor önerebileceğiniz bir kaynak var mıdır? Yardımcı olursanız okuyup, bilgi edinip yazıya dökebilirim.

    YanıtlayınSil
  42. Petrol,gaz,hammadde,makine,iphone ithal edilecek bunları neden eklemiyorsunuz sayın üstad

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kuru öyle bir zıplatırlar ki, zorunlu hammadde, petrol, makina dışında ülkeye hiç bir şey girmez.

      Arjantin'de bir den fazla kur seviyesi var. Zorunlu hammaddeciler için ucuz kur, lüks ithalatçılar için yüksek kur.

      Türkiye şartlarına uygular isek, iphone almak isteyene 1 Euro 30 TL derler, Petrol, hammadde getirene 1 Euro 20 TL derler. Seneye Euro 30 TL olsa, maaşlara da %12 zam yapılsa, kim iPhone alabilir?

      Sil
  43. Hocam bu krizin çözümü Nasıl olmalı

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Once tek adam rejiminden vazgecilmeli. Bu olmazsa ne yaparsan yap cozum olmaz.

      Sil
    2. haklısınız,meclisin üstünlügü saglanmalı sonra adalet.Bunlar olmadan yabancı parasını neden Türkiye'ye getirsin.Şimdiki durum yabancıyı batırır

      Sil
  44. Seçime yüksek faiz ile girmek istemiyorlar olabilir mi.

    2021 de bütçe açığı 250 katrilyon eski para ile bu yaklaşık olarak şuanki kur ile 30 milyar dolar.

    2021 de ödemeye başlanacak krediler verildi bunların birçoğu geri dönmeyecek ve bankaların batık kredi dediği 150 milyar TL var ki bu rakmada 1 yıldır aynı yeni bir stres testi yapılmadı yada yüzdürülüyor diyelim.

    Son 2.5 yıldır ötelenen patlak krediler yapılandırma lar ve yeni yapılandırma lar ile bence bu iş patlamadan Nisan 2021 gibi tekrar seçime gidilir ve muhtemelen bunun için içinde dış mihrakların baskısı denilir çünkü ABD ile paaz olmamız biden seçilirse garanti gibi aynı zamanda yaptırımlarda söz konusu olacak. S400 denemesi de biraz dış güçler bizi karşısın ki oy artsın diye yapılıyor tahminim.

    Kısaca şuan yapısal reform beklemeyin. Seçime kadar sabredin sonrasında kemer sıkma geliyor hangi parti seçilirse seçilsin ya bomba başa partiye bırakılacak yada dış güçler ile anlaşıp 5 yıl sonrasına kadar unutturmak üzere IMF anlaşması.

    Bu süreçte yapılandırma lar düşük faiz ile ekonomi çevirme kredileri öteleme dışardan biraz daha borç bulma yada bıyıklı yabancılarrın türkiyeye para sokması gibi vs. İşlemler olacaktır.

    Benim net beklentim 2021 yılı yine seçim olacak bunun sarkmasınıda beklemiyorum.

    Seçime kadar yine böyle gider sonra seçilirlerse IMF gelir ama yeni ekonomi bakanına kalır ihale.

    Zaten tüm Arap dünyası israil ile barıştı neredeyse ve hepsi bize düşman oldu. Fakir Rusya bile ters yaptı. AB ile aramız çok sıkıntılı ABD ile de sıkıntı yaşamaya başlarsak işte ozaman bizi Çin değil uzaylılar yardım etse kurtaramaz.

    İnşallah seçim erken tarihte olurda batan batar kalan sağlarla devam ederiz. Yoksa ekonomik sıkıntının uzaması toplumsal ve ruhsal çöküntü olacak.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Fakir rusya demişsiniz ama bilemedim kim fakir.
      11500 USD kişi başı ortalama geliri ile bir rus, ortalama bir türkten 1.5 kat daha zengin.

      Sil
  45. Türkiye nüfusunun 0 ile 40 yaş arası toplamı yaklaşık 55 milyon kişi. Yani y kuşağı ile (1980 ile 1999 arası doğumlular) z kuşağı (2000 ile 2020 arası doğumlular) ülke nüfusunun yarısından fazlası.

    Bu kuşakların 28 milyonu y kuşağı 27 milyonu z kuşağı olduğuna göre ve bunlarında 18 yaş ve üzeri olanların sayısı 30 milyonu geçtiğine göre bu gruptaki insanların oy potansiyelleri herzaman yüksek belirleyici olacaktır.

    Kısaca 85 milyon nüfuslu ülkede 55 milyon 40 yaşına kadar olan grup ile kalan 30 milyona yakın diğer grup arasındaki kuşak farkı ve beklenti farkı ülkemizdeki siyasi hayatın en belirleyici öğesi genç kuşağın oy potansiyeli olacaktır.

    Türkiyede oy kullanmaya yeterli 60 milyona yakın insanın beklentilerini doğru belirleyen bir siyasi parti yokken faiz artmamış muhalefet olmamış çokta umrumda değil sanırım kimsenin.

    Bunu 2018 seçiminden önce yazmıştım eğer seçim 2019 kasıma kalırsa AKP işi çok zor hem ekonomik sıkıntı gelecek hemde z kuşağı oy kullanmaya başlayacak diye belirtmiştim. Artık z kuşağından 3 milyona yakın kişi yani yaklaşık yüzde 5 oy eder geleceğin iktidarlarınıbelirleyici olacaktır.

    Bu tespitlerde sonra 2021 senesi muhtemel erken seçim yılı olacak hem ekonomik sıkıntı hem yeni kuşakların iktidarı desteklememesi hükümeti işini zorlaştıracak. Yeni bir hikaye ile seçime gidip süre uzatmak isteyeceklerdir.

    Ülkemizin 60 milyona yakını y ve z kuşağını oluşturuyor. Z kuşağı hayatının tamamında AKP hükümetini gördü. Y kuşağı ise hayatının yarısında AKP hükümetini gördü.

    Artık bir siyasi beklentisi olan varsa bu kuşaklara ve isteklerine çok dikkat etsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Suriyeli seçmen kurtaracak. 2.5m Suriyeli varken hesaplarında 330 bin vatandaş yapmak vardı. Şimdi 3.7m Suriyeli var. Kayıtsızla 4 diyorlar. 500 bin Afgan 700 bin Iraklı. Anadolu tarihinde böyle göç yok. Suriyeli sığınmacı apolitik elbette reise verecek.

      Sil
    2. Suriyeli ye vatandaşlık verilirse suriye de iblib savaşı yalan olur işte ozaman adamların topraklarını pyd ye teslim etmek olur ki bu işin içinden çıkamazlar yani suriyelide bu işe iyan eder.

      Kimse Suriyelilerin vatandaş olmasını istemiyorda birde suriyelilere sorun bakalım adamlar Türkiye pis okları çöp iş yok hepsi fakir diyor. Bu ülkeyi beğendiğini mi sanıyorsunuz.

      Ayrıca suriye de dekar dekar arazisi evi bağı bahçesi olan insanlar buraya göç edip burada çokta memnun olacak değil.

      Kısaca vatandaşlık vermek şi kurtarmaz aksine ters teper ki şuan da bile suriye de savaşı Türkiye çıkardı diyen binlerce suriyeli var hemde bunları çekinmeden söylüyor.

      Zannetmeyin ki apoletli bir suriyeli halkı var. Kaldı ki suriyelilere herzaman yönetilmesi zor bir halk olmuştur ve ortadoğu da en çok sorun çıkaran halktır.

      Pek sevilmezler zaten türkiyede başka alıcısıda çıkmadı sadece Lübnan sınırına yakın olanlar Lübnan'a kaçtı orada da ciddi sayıda suriyeli mevcut.

      Esas soru şu ülke nüfusu 85 milyon deniliyor ve milli gelir bölündüğün bu 85 milyona bölünüyor. Ancak suriyeli ve kaçak göçmen olan Afgan Türkmen özbek kırgız azeri Afrikalı gibi daha niceleri sayılmıyor fakat bunlar 5 milyonu geçiyor ve ülkenin milli gelirinden pay alan kesim yani hesaba katılmayan gizli özne.

      Sil
  46. Merhaba bir sorum var aylardır çok ciddi bir borcumuzun olduğu yazılıyor. Yukarıda detaylı vermişsiniz 118 milyar dolar özel kesimin borcu var buna karşılık şirketlerin kasasında hiç mi dolar yok? Bugün bureysellerin bile banka hesaplarında 228 milyar doları kayıtlı iken özel sektör herhalde borcunu ödeyecek kaynaklara sahiptir değil mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bankadaki döviz mevduatın tamamı bireysel değil 228 milyar dolar dediğiniz paranın içinde özel sektör döviz mevduatları dahil yani tüm döviz mevduat hesabı toplamı.

      Ancak döviz mevduatı dediğimiz gerçek para değil yani sadece kaydi bir para. Hesapta döviz olarak görünüyor fakat öyle bir döviz yok muhasebe kaydı olarak döviz hesabı görülüyor.

      Bu insanlarda o paraları merkez bankasından alacak çekmek istediğinde ki işte sıkıntı orada çünkü merkez bankasında öle bir para yok. Hesapta görünüyor ama borcum borç hesabı.

      Merkezin döviz ihtiyacını karşılamak için şirketler ihracat yapacak veya turizmden döviz gelecek ki para olsun yada borçlanılacak swap dediğimiz takas ile ancak kimse swap yapmıyor bizimle çünkü güven yok.

      Dış kaynaktan borçlanma maliyeti yüzde 6.5 yazmış hoca buda pavyon faizi dediğiniz çok yüksek faiz oranı.

      Kısaca elimizde öyle fiziki bir para yok o hesabın adı üstünde mevduat yani muhasebe olarak görünen senin bende bukadar dövizin var demek ancak öyle bir para yok.

      Borç ödemesi yaklaşınca da dışardan borç para arıyoruz oyüzden

      Sil
    2. Degildir. Bankalardaki doviz tevdiat hesabi kaydi hesaptir. TL miktarinin hesap acildigi gunku kurdan karsiligi bankalarda sadece bilgisayar kaydi olarak tutulur. Bankalarda boyle bir doviz yoktur. Hattizatinda Turkiye'nin tamaminda bile boyle bir nakit doviz yoktur. Turkiye doviz borcunu ancak uretip satarak odeyebilir ama uretiminin en az %70'i ithalata bagimli oldugu icin ithalat yapamazsa uretim de yapamaz dolayisi ile Turkiye borcunu odeyecek kaynaklara sahip degildir. Birakin borcunu odemeyi, Turkiye gida ithalatini bile surdurebilecek kaynaklara sahip degildir, malum Turkiye artik tarimda kendi kendine yetebilen bir ulke degil.

      Sil
    3. Ben hala anlamadım. Doları sanal bile olsa basamiyoruz. Yani bir şekilde bu 228 milyar dolar yapılan ticaret turizm vb nin karsiligi olarak hesaplara geçmiş durumda ve benzer şekilde sanal olarak yani banka transferi şeklinde borç ödemesi için kullanılabilir. Merkez veya herhangi bir devlet kurumu istediği kadar TL basabilirken dolar sanalda olsa basamiyoruz. Tamam para fiziksel olarak yok artık fiziksel para dolar bile olsa yok. Sorumu tekrarlayayim bu hesaplardaki dolar aslında karşılığı olan ve borç ödemesi için kullanılabilecek bir meta değil mi?

      Sil
    4. Sonuçta hiçbir dijital in tam karşılığı yoktur. O bir endekstir. Vadeli ye koyduğum 1000 TL ile banka 10 bin kredi veriyorsa diğer para havadan geldi. 50bin kredi için 5bin yeterli, 50bin kredi için 36 ay için 10bin faiz, eee 5 binle 10bin para, 50bini gitti bankaya yatırdı 500bin kredi kapatesi. Sonra kriz var olur tabi. Dünyayı satsak dünyadaki borcun çeyreği kapanır. Eee borç kime.

      Sil
  47. Devaluasyon yapilirsa turizm gelirlerinde artis olamayacak maalesef. Covid dolayisiyla bu sansimiz da kalmadi.
    Tek çare masa basinda pencere açıp kapamayı bırakıp nasıl daha fazla üretebiliriz diye kafa yormak be hizla karar almak......

    YanıtlayınSil
  48. Mahfi Bey, ihracatta Eylül ayında Cumhuriyet rekoru kırıldığına dair haberler paylaşıldı. Dövizin yükselmesinin nadir avantajlarından biri bu ama vadesi kısa.
    Diğer yandan, TCMB sizin yaptığınız bu hesaplamayı yapmamış anlaşılan. Anlamakta zorlandığım nokta ise şu: TCMB faiz artırmamanın daha iyi bir karar olduğu sonucuna nasıl varıyor ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu karara TCMB varmiyor. Buna tek adam karar veriyor ve bunu ideolojik olarak yapiyor. Amac reel faizi ciddi anlamda negatifte tutup bankaya para yatiranlarin gunaha girmesine engel olmak (yersen) ve bir yandan da konut vs. kredilerinin ucuzlamasini saglayip elde kalmis konutlarin satilmasini saglamak (ozellikle kupon arazilerdeki konutlarin). Kupon arazileri bu insaatcilara kim tahsis etti?

      Sil
    2. benim anladığım faizi tcmb artırınca bankalar paralarını vatandaşa kredi vermek yerine tcmb ye yatırıyor o zamanda ekonomi daralıyor. buradaki en büyük sorun katma değer üretememek. banka parasını piyasaya verse piyasa faizi ödeyecek kazancı üretemiyor. bankada riskli görüp parayı mb ye yıkıyor, hükümet para piyasada kalsın ekonomi büyüsün istiyor. yapısal reformlar burda devreye giriyor.

      Sil
  49. Bu kadar basit anlatılmaz; ki ..... ne zamana kadar halı altı yapalabilirki... Tam hasar yemeden kurtulmak barken

    YanıtlayınSil
  50. Bence olaylara cok karmasik bakiyoruz.
    1- yapisal reform diye birsey yapmazlar. Bu koltuktan kalkmanin bedeli buyuk. Bir daha demokratik secim de olmayacaktir. Yoneticiler ne ulkeyi, ne halki dusunuyorlar. Tek dertleri kendileri.

    2- faiz karari varlik barisi ile ilgili. Katarda, Maltada biriken bir kac milyar dolari getirirler bozdururlar, tcmb faizi artirir sonra. Konunun cds primi, rating, enflasyonla ilgisi yok. Olsa bugune kadar gorurduk.

    Mahfi Bey burada tarihe not dusup, gorev gibi uyarilarini yaziyor.
    Devami hikaye, o da biliyor.

    Karikatur gibi bir ekonomi bakani var, sizce oturup ciddi analizler yapip ulkeyi kurtatmaya mi calisiyor yoksa tek amaci zilgit yememek mi?

    YanıtlayınSil
  51. Turkiye ekonomik olarak bir cikmaz sokaga girdi.
    Soyle bir bakiyorum da gecmise aslinda ufak da olsa bir takim ciliz cabalar soz konusuydu.Ancak sahiplenilmedi.
    Mesela; faizlerin enflasyonun uzerinde olmasina yonelik genel ekonomik bilgi belki kural haline getirilebilirdi. Boyellikle Turkiyenin tasarruflari korunur tuketim insaat cilginligina gem vurulur populizme meydan verilmezdi.
    Mali Kural yasalasabilirdi.
    2007lerde donemin iktidar partisinden Meclis baskaninin dile getirdigi Senato hayata gecirilebilirdi.
    AKP, diger muhalif partiler sivil toplum orgutleri isbirliginde demokratiklesme duzleminde meclis baraji en kotu ihtimal %8 en iyi ihtimalle %4lere cekilebilirdi. Hatta bana kalirsa Turkiyenin guduk siyasi atmosferinde barajin 1 puan inmesi bile demokratik bir kazanim olurdu. Cunku bu yonde cesitli fikirler gorusler teknik alt yapilar eskiden beri dile getirilse dahi 2004ten beri cozum onerileri sunulmaya calisilmisti. Hatta 2004te baraji kaldirmadan kucuk bir kontejan dahilinde Bagimsiz Turkiye Milletvekilligi kavrami herkes tarafindan kabul edildigi halde donemin anayasa mahkemesi tarafindan red edilmisti.Bu barajla ilgili tartismalar 2011e kadar surdu.

    Kisaca cesitli teknik girisimler ciliz kaldi atmosfer uygun olmasina ragmen sahiplenilmedi.
    Suan gelinen noktada Turkiye belki bugun icin yuksek kur dusuk faiz denklemini yasasa bile cok yakin bir vakitte Yuksek Kur Yuksek Enflasyon Yuksek Issizlik Yuksek faiz denkleminde bir cesni olusturacak. Zaten o cesnideyiz ama daha beteri var.

    YanıtlayınSil
  52. Hocam yine son derece kıymetli bilgileri ve fikirlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Bu analizde 181.3 milyar $ borcun 118.2 milyar $'ı özel sektöre aitse bizim TCMB rezervleri dışında özel sektörün döviz mevduatına da bakmamız gerekemez mi? Bir de özel sektörün borcunun ne kadarının hedge edildiği de önemli değil mi?

    YanıtlayınSil
  53. Hocam yeni kitabınız ne zaman çıkacak ?

    YanıtlayınSil
  54. Mahfi Bey, özel kesimin borcu 118.2 milyar borcu gözükmektedir. Bu borcu olan Özel kesimin şuan da elindeki dolar miktarını bilebiliyor muyuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yurt içi yerleşiklerin DTH hesaplarında duran 200 milyar dolar içinde, kurumsal firmalara ait olan bakiye.

      Bu hesaplardaki döviz uluslararası swift edilebilir döviz olsaydı, hiç bir sorunumuz kalmazdı. Bu DTH hesapları gerçek döviz değil, dövize endeksli TL . Bundan dolayı döviz bulmaları gerekir.

      Sil
    2. Bankalar bu DTH karşılığında diğer bankalar ya da finansal kuruluşlar ile hedging anlaşması yapmıyorlar mı? Ya da belli bir miktar dövizi karşılık olarak bulundurmak zorunda değiller mi? Bu iş kontrolsüz ve denetimsiz mi?

      Sil
  55. Hocam sizin bir Sherlock Holmes hayranı olduğunuzu biliyorum. Kitaplardan esinlenilerek yapılmış Yuukoku no Moriarty animesini tavsiye edicektim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Agatha Christie'nin Hercule Poirot serisi de cok guzel. David Suchet'in oynadigi butun bolumlerin komple bulundugu DVD seti mevcut.

      Sil
  56. Peygamberin döneminde enflasyon yok;
    tefecilik var.
    Kuranda yasaklanan tefecilik!
    21. yy da biz hala "Kuranda yazıyor; faiz haram!" ı anlamıyorsak bu, din ile ciddî bir sorunumuz var demektir.
    Bir kitap var: Peygamberden sonra.
    Mutlaka okunmalı.
    Islam dini ile inanan arasına Muaviye diye birisi girdi!
    Günümüz.
    "Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır."
    İstisnasiz tüm müritler, şeyhlerinin melekler vasıtasıyla Tanrı ile haberleştiğine yürekten inandırılmış.
    Fetullah Gülen (Fetö) nün gücü de buradan geliyordu.
    "Ruhban sınıfı" olmayan dinimizin hali!
    Birey gelişmeden toplum, sistem gelişemez!

    YanıtlayınSil
  57. (Kitap: Peygamber'den sonra. Lütfen okuyun.
    Kitap: İlk Müslüman, bu da güzeldir.
    Her iki kitap ta son derece akıcı ve tarafsız/bilimsel/ zengin kaynaklara dayanıyor.)

    YanıtlayınSil
  58. Candan Atadostu24 Ekim 2020 09:56

    Faiz artmayınca kur yükselir. Kur yükselince enflasyon ve faizler yükselir.

    Peki ya devamında ne olur? Doları baskılamayan dual paralı bir ülkede cari açık sıfırlanana kadar yerel para devalue olur. Bu devaluasyonla cari açık sıfırlanır cari açık sıfırlanınca dövizin artışı durur. Döviz artışı durunca enflasyon durur ve faizler otomatikmen aşağı iner.

    Eğer borç para alarak ya da faiz yükselterek ülkeye dolar çekersen, devalüasyona izin vermeyeceğin için asla uzun vadede cari açık kapanmaz enflasyon düşmez.

    Acı ilacı içmeyen acı sona razı olur.

    https://m.youtube.com/watch?v=hoqRJ6gKzCo

    YanıtlayınSil
  59. Durumlar gerçektende sıkıntılı Mahfi Hocam.
    Tl'nin değer kaybı rekabetçi olarak ülkeyi öne çıkarır düşüncesinin doğru olmadığına katılıyorum, Yılmaz Özdil'in "Askıda ekmek" köşe yazısında da bahsettiği gibi;
    "Eskiden petrol rafinerisi, demir çelik fabrikası, baraj kurdurup, para yerine portakalla mandalinayla ödeyen Türkiye… Bugün portakal verse, karşılığında portakal bile alamıyor!"

    Yapısal reformlar gerçekleşmezse Venezuela gibi bir ülke olacağız korkusu var içimde...
    Kimsenin de herhangi bir yapısal reform yapma düşüncesi yok gibi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Miraç ataman, Venezüella'nın petrolü var.

      Dikta rejimlerini kuranlar, diktanın devamı için petrol gibi doğalgaz kaynağı gibi bir kaynağa dayanmasını ilke olarak görürler.

      Türkiye için böyle bir imkan bulunmuyor.

      Türkiye, Osmanlı sonrası modern Avrupa düzeninde arada kalmış bir ülkedir.
      Bir şekilde bugünlere kadar geldi. Günümüz Anadolusu çok büyük bir toprak parçası.
      Diğer bölgeler ile sürekli bir güç çatışması durumu var.
      Rusya ve AB, Rusya ABD arasındaki çatışmaların ortasında.
      Türkiye, ilk başta ABD ve Nato ile anlaşarak bu durumu çözdü.
      AB güçlenmeye başlayınca, sıkıntı oldu.
      AB nin güç genişlemesi Türkiye de çatlamaları beraberinde getirdi.
      Egemen devletlerin elinde, Türkiye'yi ne yapacaklarına dair bir yol haritası, anlaşma metni yok.
      Eskiden kalma uzlaşı metni Serv Anlaşması.
      Bunu uyguluyorlar. Serv herkesi tatmin eden bir metin.

      AB ye girmeyi Türk ekonomik ve siyasi elitleri 2000li yıllardan beri istemezdi.
      AB üyeliği Türk elitlerinin bitişi anlamına gelirdi. Türkiye'nin uzlaşı hükümeti, 2002 ile 2011 yılları arasında AB giriş olasılığını elitler için korku olmaktan çıkardı.

      Şimdi Serv şartlarına doğru ülkeyi götürme. Devlet içindeki ayrık otları temizlendi. Ülke yönetim rejimi değiştirildi. Kurumsal yapı bitirildi. Ülkenin MB kaynakları ve serveti hiç uğruna yurtdışına aktarıldı.

      İnsanlar şunu sormuyorlar. Madem hükümet rekabetçi TL istiyordu, baştan niye yapmadı? MB içindeki rezervleri koruyup, rekabetçi kur yapabilirdi. Hükümet önce tüm döviz rezervlerini bitirdi. Bunu yaparken hiç bir ekonomi reformu da yapmadı.

      Sevr yolundaki diğer adımları da yaptılar. Sağda solda küçük savaşlar açtılar. Sırada ambargo aşaması var.

      Daha önce biz Kıbrısı alınca, ABD ambargosu gelmiş, yağ kuyrukları oluşmuş, ülke 70 cente muhtaç olmuş, mini bir iç çatışma yaşanmış ve günümüz iktidarının kökü olan 80 askeri darbesi yapılmıştı.

      Önümüzdeki günlerde, Türkiye'yi nasıl şekillendirmek istediklerini göreceğiz. Kimse de tam olarka bilmiyor.

      Sil
    2. Zamaninda askida adalet, askida hukuk, askida anayasa, askida ozgurlukler, askida insan haklari kampanyasi yaparsaniz (yani bunlari askiya alirsaniz) iste bugun askida ekmek kampanyasi yapmaya mecbur kalirsiniz. Yarin askiya asacaginiz o ekmegi bile bulamayabilirsiniz, malum tarim mazota, sulama elektrige dayali ve doviz yoksa petrol ve dogalgaz ithali de mumkun olmayacak. Bilin bakalim o zaman askida ne olacak?

      Sil
  60. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  61. Türkiye'de son 35 yıldır sadece 2002-2007 arası hariç toplam faktör verimliliği yaşanmadı. sermaye ve emek harcamaları artırılmadan bile toplam çıktı hacmi artışı sağlanabiliyorsa o ekonomide toplam faktör verimliliği artışı var demektir. türkiye, 1984 ila 1990 arasında büyüdü ama 1991 yılında durgunluk yaşadı. 1992-1993 yıllarında da büyüdü fakat 1994 yılında finansal krize girdi.1995-96-97 yıllarında yine büyüdü fakat 1998 yılında yine kriz yaşadı.2000 de güçlü büyüme yaşadı hemen akabinde 2001 finansal krizini yaşadı. çünkü gerek 84 ila 90 arasında olsun gerek 92-94 aralığında olsun gerek 95-98 ve 99-01 aralıklarında olsun genel olarak harcamalara dayalı büyüme yaşadı.yani nüfus artışıyla tüketim artışı geldi ve yine ortalama olarak gsyh nin %10 unu bulan kredi hacmi ile büyüme yaşadı.91 ve 94 yıllarında kendi iç iktisadi dinamiklerimize dayalı krize girerken 1998 krizine önce 97 yaz döneminde g.d.asya ekonomilerinde domino etkileri yaratan finansal kriz dalgasıyla 98 rusya mali krizinin de kötü etkilerine yakalanmamız dolayısıyla da ve tabii ki yine benzer içsel etkiler yüzünden krize girdik. sonrasında ımf çıpasını kullanarak 99 yılında sabit kur rejimine geçip büyük hata yaptık.sabit kur ile bankacılık ve finansal sistemimizdeki bozukluklar krize kolayca yakalanmamıza neden oldu. çünkü yabancı sermaye girişleri ve tabii ki sabit kur rejiminin getirdiği fazla güvenle yapılan dış borçlanma ve buna rağmen bir türlü sağlanamayan toplam faktör verimlilik artışı krize girmeyi beraberinde getirdi.fakat krizle birlikte bddk nın kurularak bankacılık sisteminin kurumsallaşması ve denetim mekanizmasının kurulması, merkez bankasının kanunla özerk kurum olmasına karar verilmesi, kurumların özellikle AB uyum yasaları çerçevesinde nispeten daha özgür bırakılması, bankacılık sistemindeki bilanço yönetiminin güçlendirilmesi gibi adımlar ve elbette ki bu adımlara güven duyarak gelen uluslar arası sermayenin sağladığı prodüktivitesel artışlar ekonomimizde toplam faktör verimliliğinin de artmasını beraberinde getirdi. fakat 2008 abd merkezli küresel finansal kriz sonrası bu çıpalardan giderek uzaklaştık.ve maalesef tekrar 2002 öncesindeki verimlilik temelli büyümeyen ekonomik sürece geri döndük.2002-2007 aralığında toplam faktörel verimlilik rasyomuz %5 iken bahsettiğim kalan diğer yıllarda ise neredeyse sıfırdır.şu anda total kredi tabanı büyüklüğü gsyh mizin %70 ine kadar çıkmıştır.son 17 yılda dış borç stokumuzu 4,5 kat büyüttük.tüm bunlara rağmen hala 700 milyar dolar civarında gsmh miz var. son 36 yıldır çok istikrarsız büyüme ivmesi yaşadık. çünkü sürdürülebilir büyüme yapısallığını oluşturamadık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok yerinde tespitleriniz ile ilgili Özgür Demirtaş Hocanın Türkiye Ekonomisi Hakkında Kehanet adlı youtube videosunu izlemenizi öneririm.

      Sil
  62. Hocam, Swap konusunda bir örnek verebilir misiniz? Yani mekanizma nasıl işliyor? Biraz soyut kalıyor teorik olarak okuyunca. Etkileri nasıl oluyor? Artıları ve eksileri nelerdir?

    YanıtlayınSil
  63. Maalesef iktidar, ekonomiyi kurtarmak için Keynesin devlet harcamalarını arttırıcı ekonomilerine sarıldı. Bu şekilde bir yatırım çılgınlığına gitti.

    Eğer sadece yatırım artışları olsaydı bütçe açıkları bu seviyede olmazdı. Bununla birlikte başta belediyeler olmak üzere işsizler gereksiz yere devlette istihdam edildi . Bu sebeple bütçe açıkları katlanarak arttı.Faizler fırladı.Yapısal reformlar hikaye oldu.

    Devlet hantallaştı ve freni patlamış kamyon gibi uçuruma doğru sürüklenmeye başladı.Eğer biryerde frene basılmazsa 2001 krizi kapıda gibi görünüyor.

    Keynesin ipiyle kuyuya inen, o kuyudan bir daha çıkamaz.

    Ankara küçülmeden , Türkiye büyüyemez.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Liberal,
      İktidar keynes filan bilmez. İktidar kendini destekleyecek sermaye olarak inşaatı seçti.
      İnşaat sermaye birikimini en az çaba ile en hızlı biriktiren alandı, aynı zamanda en çok oy getiren işleri de yaptı. İnşaat konusunda diğer yerli sermaye olsun, Tüsiad olsun engel çıkaramadı.

      Politik olarak son 250 yılın ezilmiş müslüman türk halkına iyi gelen bir dil kullandı. Dünyanın en büyük havalanı, dünyanın en uzun köprüsü, avrupanın en büyük binası, avrupanın en büyük adalet sarayı, avrupanın en büyük hastaneleri, her ile havalanı, bütçeden beş kuruş para çıkmaması ve gazetelerdeki onlarca haberden bulacaklarınız.

      Yatırımlar doğru sanayi ve endüstriye gitmedi, amaç bu değildi, amaç iktidarı güçlendiren işleri yapmaktı.

      KİT'ler satılıp, kaynakları siyasi amaçlara aktarıldı. Hatta Türk Telekom gibi bir dev hortumlandı, şimdi Türk bankalarına enkazı yıkıldı.

      Başta belediyeler olmak üzere işe alımlar, partili insanları öne çıkarıp, oy potansiyelini en çok yapmak üzerine kuruldu. Hantal olması yönetimin umurunda değil. Parti teşkilatı için çalışan insanlara öncelik verildi. Cemaatler kullanıldı.

      Olayın Keynes ile ufak bir bağlantısı dahi bulunmuyor.

      g6:2V=T2N(&pTV\P

      Sil
  64. Pakistan gibi bir ekonomi olacağız,
    temel mal ve hizmetlerin bir kısmı dışında üretimi hiç bir üretimi olmayan,
    mühendis maaşı 250 300 Euro arasında gezen bir ülke.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Turkiyenin yolu; Misir+Pakistan karisimi bir ulkedir.Ucuza ilkel uretim sefil bir yasam bos kalabaliklik asiri dincilik kadinlarin 10.sinif yasam yasadigi bir yasam tarzi

      Sil
    2. Keske Pakistan gibi bir ulke olabilsek. 128 Ulke arasinda Turkiye hukukun ustunlugu siralamasinda 107. sirada, temel haklar siralamasinda 123. sirada, hukumet uzerinde denetim imkanlari siralamasinda 123. sirada, yani sondan besinci sirada. Pakistanin CDS'leri Turkiye'den dusuk. Pakistan Turiye'den daha dusk faizlerle borclanabiliyor. Pakistan gibi olabilsek ileri gitmis olacagiz. 2010 yilina geri donebilsek 10 sene ileri gitmis olacagiz. Yakinda Pakistan Turkiye'ye gida yardimi filan yaparsa sasirmayalim.

      Sil
  65. Mahfi Hocam Türk lirasının dolar karşısında değer kaybını.Bölge coğrafyamızda bulunan İran,Irak,Azerbaycan ekonomileri ile kıyaslayarak ,bu ülkelerde dolar karşısında kendi para birimlerinin değer kaybından daha fazla bir şekilde Türk lirasının değer kaybetmesini anlatır mısınız?

    YanıtlayınSil
  66. Sayın hocam, son makroekonomik göstergeler ışığında, orta gelir tuzağından negatif yönde kurtulduğumuzu söyleyebilir miyiz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Soyleyebiliriz, orta gelir tuzagindan kurtulduk, dusuk gelir kapanina bacagimizi kaptirdik. Hangisi daha iyi sen karar ver.

      Sil
  67. Değerli hocam,
    Bir ekonomi öğrencisi olarak bu türde, TCMB verilerini inceleyerek yaptığınız analizleri çok öğretici buluyorum. Bir ekonomist verileri analiz edemezse hiçbir değerlendirme ve öngörü yapamaz. Öğrencilere yaptığınız katkıdan dolayı teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
  68. “ Son gelen veriler ekonomimizin büyüme patikasına girmesini destekleyecek şekilde rotasında ilerlediğini gösteriyor.

    Ekim ayında hizmet sektörü güven endeksi %6,4, perakende ticaret sektörü güven endeksi %1,7 arttı. Kapasite Kullanım Oranı ise %74,6'dan %74,9'a yükseldi”

    Bu söylem ve verilerin doğruluğuyla ilgili yorum yapar mısınız hocam?

    YanıtlayınSil
  69. Ben yorum yazana dek $ 7,94 ten 8.06 ya yükseldi...12 kuruş fark epey yük daha getirdi... Teşekkürler Mahfi bey...

    YanıtlayınSil
  70. Mahfi hocam blogunuzun 48,177,792 üyesi var. (Aşağıya sayaç koymuşsunuz.)

    Zoom üzerinden bir araya gelsek, keyif çaylarımızı da bilgisayarlarımızın, telefonlarımızın yanına koyup ara sıra yudumlarken, sizle "irrasyonel beklentiler teorisi"ni konuşsak,

    http://www.mahfiegilmez.com/2014/06/irrasyonel-beklentiler-teorisi.html

    Olur mu?

    Müsait misiniz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi beyin "irrasyonel beklentiler teorisi" başlıklı yazısını okudum.

      Yazıyı, 3 Haziran 2014'te yazmış. Bugün, 26 Ekim 2020.

      Tam, 6 yıl 4 ay 23 gün geçmiş!

      Bir arpa boyu kadar bile ilerleyememişiz!

      Vah ki ne vah!

      Ölmüşüz de ağlayanımız yok!

      Sil
    2. Bu yeni bir Mit taktigi mi? Rumuzlardan kisilerin isimlerini belirleyemiyorsan videosunu kaydet, ehliyet ve nufus cuzdani resimleri veri tababindan kimliklerini belirle, iceri al. Yemezler kusura bakma anonim 1522.

      Sil
  71. Türkiye seçime gidiyor.

    Çok yakında döviz yükselticek ABD ve AB ülkeleri ile sorun çıkarılacak mağdur edebiyatı yapılacak ve tüm ekonomik sorunu dış güçle olduğu söylenecek bunun için dolar kuru patlatılmalı kavga çıkarılmalı halk desteği alınıp seçim kazanılmalı.

    Seçim bitince IMF anlaşması gelir kemer sıkma Avrupa ile açılım yaptık ABD ile açılım yaptık yeni dönem artık Türkiyenin yükselişi denilir halk uyutulur.

    Çok yakında birçok ülke ile kavga edeceğiz göreceksiniz. 2021 yılı erken seçim olacak.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amerikadaki seçimler tamamlansın, neyin ne olacağı netleşir.

      Sil
  72. Dolar'ın TL'ye göre değer kazanması, ülkemizin ihracat gücünü daha da arttırıyor.

    Bunu hâlâ anlayamıyor musunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, Ege Cansen de aynısını söylüyor.

      Ama nedense Mahfi bey, Ege bey'le ters düşüyor.

      İlginç...

      Sil
    2. Anlıyor,görüyor ve arttırıyorum her ay düzenli %10 Dolar'ın TL'ye göre değer kazanmasıyla
      kısa sürede dünyanın en güçlü 5 ihracat ülkesi arasına girebiliriz.

      Sil
    3. Ege hoca hiperenflasyon ekolünden.

      Sil
    4. Ege Cansen, malesef yine aynı hatayı yaptı.

      Temel ihtiyaçlarını giderebilen bir ekonomi için bazı koşullarda, belirli bir sürede geçerlidir, ucuz yerli paranın ihracatı artırması.

      Türkiye'nin ürettiği ürünlerin rakipleri yıllık kişi başı gelir ortalaması 3-6 bin USD civarında olan ülkeler.

      Günümüzde, o rekabet seviyesine erişmek için Türkleri bu kadar fakirleştirmek lazım.

      Ürünlerin pazarları ile iyi ilişkiler kurmak lazım.

      TL yi değer kaybettirmeden önce, ET;SÜT;YUMURTA;BAKLİYAT üretimlerini bağımsızlaştırmak lazım. Gübre, Küspe, Yem, Saman, Tohum işlerini bağımsız halledip, mümkün ise artan kısmı ile ihracat yapabilecek potansiyeli bulmak lazım.

      O ekonomik seviyede demokrasi olmayacağı için, tüm bu kaynakların siyasi rüşvetleri de karşılayabilmesi, veya siyasetçinin bu kaynaklar ile toplayabildiği rüşvet ile yetinmeyi bilmesi lazım.

      Ardından Ege Cansen'in dedikleri bir süre için tutar.

      hW"FE;;'2Kd]a8an

      Sil
    5. Yanlis! Ege bey'in soyledigini de anlamamissiniz. Prof. Ozgur Demirtas'in 25 Ekim Pazar gunu youtube'a koydugu videosunu izleyin cok acik anlatiyor. Turkiyenin uretimi %70 oraninda hammade ve ara mali ithalatina bagli. Dolarin deger kazanmasi ithal ettiginiz urunlerin TL fiyatini artirir. Iscilik ucreti geri kalan %30'un belli bir oranini gecemez (geri kalan uretim faktorlerinden faiz ve kira da bu %30'un icerisinde). TL'nin deger kaybetmesi sadece iscilik ucretinin dolar bazinda azalmasiyla sonuclanir. Yani dolar bazinda tasarrufunuz max %30 oranina sahip olabilecek iscilik ucreti uzerinde olur. Dolarla ithal ettiginiz hammade ve aramalini kullanarak urettiginiz urunu disariya ihrac ederken dolar olarak urun fiyatina aynen gecirgenlik olur, sadece iscilik ucretinden dolar bazinda tasarruf edebildiginiz miktar olcusunde urun fiyatlariniz ucuzlar. Ege bey'in soyledigi disaridan ithal etmeye olabildigince son verip girdilerinizi yurt icinde uretmek ile ilgili. Uretimde %70 oraninda disa bagimliligiz kaldigi surece dovizin TL karsisinda deger kazanmasi uruun fiyatinizi fark yaratacak kadar ucuzlatmaz ve ihracatiniz da artirmaz. Iscilerinizin alim gucunu dusurdugunuzle kalirsiniz.

      Ayrica Saudi'lerin Turk mali boykotunu sattiginiz cikolatayi 5 cent ucuzlatarak asabileceginzi saniyorsaniz cok yaniliyorsunuz. Fiyati ucuzlatsaniz Rusya'ya kac yuz ton daha domates satabileceginizi saniyorsunuz? Adamlar sabah aksam domates mi yesinler?

      Bu soruyu soran 15:22 anonim, cevap verenlerin hepsi anonim. Belli ki hepsi de kilciklik yapmak isteyen ekonomiden bi-haber troller (makarna yemekle ekonomi ogrenilmiyor degil mi).

      Sil
    6. İhracat yaptığın bütün ülkelerle ideolojik takıntılarla papaz olmuşsun, malı bedava dağıtsan alacak adam kalmamış, otele ayağına gittiğin kralın ülkesi bile senin malları boykot ediyor, hala sağa sola dayılanıp boş boş kabadayılık taslıyorsun, bunların hiçbirini yapmasan bile en büyük ihracat pazarın pandemiden kırılıyor, ihracatın ithal ara malına bağımlı olduğu için maliyetlerin de sürekli yükseliyor ama TL değer kaybettikçe ihracatın artacak öyle mi? Bu nasıl bir kafadır, anlamak mümkün değil....

      Sil
    7. Ege hoca, bilmez mi o yazdığının olması için üretim sanayi işgücü ve hukuk uyumu ticareti geliştirir. Tüm dünya yoksa parasının değerini indirme yarışına girerdi.

      Sil
  73. Afgan örneğini verir isek, siyasi lider meydanlara çıkar, rızkımız bu kadarmış,
    Cenabı hak bize bunu sunmuş, şükredelim mihvalinde açıklamalar yapar, dış güçler, moskof(veya amerigan) köpekleri suçlu ilan edilir.

    Devlet cemaat ve tarikatlara para aktarır,
    Cemaat ve tarikatlar da işi olmayana müritlerine bedava sıcak çorba, giyecek malzemesi, basit ev eşyaları verir, insanlar ailelerine, çocuklarına gıda götürebilmek için tarikat mensubu olurlar,
    tarikatlar bazı ufak tefek işleri onların yapmalarını ister,
    tarikat ve cemaatler sıkıntıların sebeplerini ülkedeki günahlar, kafir yaşam düzenine bağlar,
    müritlerin beyni her gün yıkanır,
    beyni yıkanan mürit komşusuna, komşu köye organize silahlı saldırılar düzenler.

    W^x{XY2/gq~_DXR8

    YanıtlayınSil
  74. Hocam reform yerine bir keyif çayı içsek olmaz mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çay iç kave iç yapcak başka şey kalmadı zaten.

      Sil
    2. Ekmek bulamadiginiz icin yediginiz pastanin yaninda bedava keyif cayi da cok guzel gider dogrusu. Bir de cay paketi dagitilirken kafaniza gelmeyeyi iyiydi.

      Sil
    3. Ülkenin geçirdiği her dakika sizin çocuğun, torunun geleceğinin çalınması,
      ister bekleyin, ister çay için, ister reform yapın, gerçekten kimsenin umurunda değil, gemisini kurtaran kaptan.

      Sil
  75. Teşekkürler hocam.
    Peki TL’nin değersizleşmesi neden ihracat rakamlarına yansımıyor? Bir de yapısal reformlar (acil yapılmalı) kısa vadede yukarıda açıkladığınız gerekçeleri nasıl örter?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Azerbaycan'a satılan SİHA ların motorları ve optik lazer kamera sistemleri yurtdışından geliyor.

      İhracat ne olursa olsun, arkasından ihracatı takip eden, daha büyük ithalat var.

      Motor üreticisi şirket açıklama yaptı, Türk SİHA larına verilen motorların lisansları sivil havacılık kullanımı için, lisans ihlalinden motor sevkiyatını durdurmuş.

      Şimdi uluslar arası hukuka konu olan bir telif sorunu da var.

      Tüm bu işleri yapan devlet başının damadı, onay veren seni korumakla görevli ordu.
      Adam gece kayınbabasına ailecek yemeğe gittiğinde konakladığı sarayda parasını ödeyen sen.

      Bu ortamda kim ile, ne ile, ne zaman, nasıl yapısal reform yapılacak?

      Yazmak bile utanç verici, nereden tutsan elde kalıyor.

      Kendinizi kandırmayın, reform filan yok.

      HywP*^4d$nM`%UF"

      Sil
  76. Corona dan önceki liderler.
    Corona dan sonraki liderler.

    Dünya sistemi değiştikçe artık dinazorlaşmış liderlerde değişecek. Yıllardır birçok ülkedeki aynı lider profilleri yerlerini değiştirmek zorunda kalacaklar.

    Birçok ülke liderini hep aynı koltukta gördüğümüz için isimlerde yer etmiş durumda. Mesela Almanya Merkel. Rusya putin. İsrail netenyahu. Azerbaycan aliyev. Belarus zaten 23 yıldır aynı lider. Çin kuzey kore gibi komünist ülkelerde buna Rusya da dahil zaten lider değişmez.

    Birde ortadoğu liderleri var hiç değişmez babadan oğula devam eder bazıları zaten krallıktır ve sözde seçim olanlarda Suriye gibi hep aynı kişi seçilir. Emirlik krallık hepsi konminist düzen gibi eş dost ilişkisi ile gider.

    Corona dan sonra değişim başlayacak.

    YanıtlayınSil
  77. Hocam, dolar kuru 2013-2018 arası 5 yılda 2 katına, sonraki 2 yılda yine 2 katına çıktı. Bu iş logaritmik fonksiyona dönmüş gibi duruyor. Önümüzdeki 1 yılda da 2 katı olursa şaşmamamak lazım.
    Bundan 6 yıl önce geleceğin arjantini biz olacağız diye düşünüyordum. Şimdi ise çogu iran, biraz da arjantin, rusya karışımı bir ülkeye doğru yürüdüğümüzü düşünüyorum. Fakat satacak doğal kaynak olmadan bu iş bizde çok ciddi can yakacak.
    Hem iklim krizi hem de enerjideki dönüşümler bu süreci hızlandıracak. Ayrıca bizim sahip olduğumuz sanayi her ülke tarafından kolay ulaşılabilir olması ihracatta ciddi sorun.

    YanıtlayınSil
  78. herkes sadece kurdan bahsetmiş , biraz da mikro ölçekle bakalım , Türkiye de üretici pozisyonunda olan tüm fabrikaların girdilerinin en az % 30 'u ithal , buda döviz hareketliliği yüzünden maliyetlerin artması demek, gübre üreticisiyim girdilerimizin %75 i ithal , aynı zamanda ihracatçıyım , kurun şu anda bana maliyet eklemekten yana hiç bir avantajı yok çünkü rekabet ettiğimiz diğer ülkelerde döviz düşüp maliyetler azalırken ,biz de devamlı yükselmekte , zaten ithal girdiyle zor bela yaptığımız ihracatlar da karlılığımız 0 ' a yakındı , sırf yurtiçinde pahalı krediyle uğraşmayalım kurdan kazanalı düşüncesiyle ihracat yapmaktaydık şimdi onda da rekabet şansımız kalmadı , iç piyasa taleplerinin azalmasından bahsetmiyoruz bile , zorunlu malın güvencesine sığınmış 2 fabrika da min. üretim düzeyinde hareket ediyoruz, bize bugünleri yaşatan herkesin eli çamurludur .
    dini görüşleriniz sizin olsun , serbest piyasa ekonomisinin yakasından ellerinizi çekiniz.

    YanıtlayınSil
  79. Selamlar , ekonomi öğrencisiyim , şu an dönem başlangıcı ilk dersimizde yazınız ders konumuz oldu.
    Çok keyifli ve efektif bir ders geçirdik sayenizde.

    YanıtlayınSil
  80. Hocam bir yazınız da yapısal reformları anlatabilir misiniz.

    YanıtlayınSil
  81. Hocam öncelikle kolay ve anlaşılır yazınız için teşekürler. Hocam peki merkez bankası dövizi düşürmek için nasıl bir politika izlemeli.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...