Gelir Dağılımında Son Durum

Gini Katsayısı

Kişisel gelir dağılımı; bir ekonomide yaratılan gelirin, o ekonomideki kişiler arasındaki dağılımını ifade eder. Kişisel gelir dağılımında adaleti ölçmek için kullanılan araçlar içinde en yaygın kullanılanı Gini katsayısıdır. Gini katsayısı sıfır ile bir arasında değişen bir katsayıdır ve sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitliğinin, bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliğinin arttığını gösterir. Elimizdeki son ölçüm 2019 yılına ait. 2019 yılında Türkiye’de Gini katsayısı 0,395 olarak açıklanmış durumda. Aynı yılda en fakir yüzde 20’lik nüfus grubunun ortalama geliriyle en zengin yüzde 20’lik grubun ortalama geliri arasındaki fark 7,4 kat. 0,395 oranındaki bir Gini katsayısı bozuk bir gelir dağılımına işaret ediyor. Buna karşılık 2018 yılında katsayının 0,408 olduğu dikkate alınırsa, asgari ücret artışı ve transfer ödemelerinden kaynaklanan, az da olsa bir iyileşme görülüyor. Gelir dağılımı en iyi olan ülkeler kuzey ülkeleri (Gini katsayısı 0,25 – 0,30 arasında) ve bazı eski sosyalist ülkeler (Gini katsayısı 0,28 – 0,33 arasında.)

Aşağıdaki grafik OECD üyesi ülkelerin Gini katsayıları esas alarak hazırlanmış (Kaynak: OECD, https://data.oecd.org/inequality/income-inequality.htm)

Oecd Gini Katsayısı

Görüleceği üzere Türkiye, OECD ülkeleri arasında gelir dağılımı bozuk ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’nin durumunu hafifleten tek şey ABD ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde de gelir dağılımının bozuk olması.

Gelirin Nüfusla İlişkisi

Şimdi gelelim nüfusun yüzde 20’lik gruplar olarak gelirden aldığı paylara. Bu tablodaki hesaplamaları yaparken 2019 yılı GSYH’sini 761 milyar Dolar ve yıl ortası nüfusunu da 82,6 milyon olarak aldım (Kaynak: TÜİK, ulusal gelir ve nüfus istatistikleri, IMF WEO database, October 2020 ve https://knoema.com/atlas.) 


Tabloya göre en yoksullarımız ortalama olarak Angola, Papua Yeni Gine, Kongo’daki insanların elde ettiği ortalama gelir kadar gelir elde ederken, en zenginlerimiz ortalama olarak Yunanistan, Litvanya, Slovak Cumhuriyetindeki insanların ortalama geliri kadar gelir elde ediyor.

Türkiye’de 2019’da yıllık kişi başına ortalama gelir 9.213 dolar. Bu tutar, dünya ortalamasının (11.356 dolar) yaklaşık yüzde 20 altında bir gelir düzeyine işaret ediyor. Dünya ortalama gelirinin yüzde 20 altındaki bir düzey Türkiye’nin 2019 yılında orta gelir tuzağında olduğu anlamına geliyor.

2020 yılı için GSYH tahmini 700 milyar dolar dolayında. Bu durumda kişi başına gelir de 8.000 dolar dolayında olacak demektir. Covid – 19 salgını nedeniyle bütün ülkelerin GSYH’si ve kişi başına geliri düşeceği için bu tablonun çok da fazla değişmeyeceğini tahmin edebiliriz.

Yorumlar

  1. Yeni tasarım hayırlı olsun güzel gözüküyor :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Avrupada calisiyorum.

      Maasimi Euroyla aliyorum.
      Bana bile Turkiye cok pahalli geliyor.
      Avrupada kazandigim parayi hic yemeden icmeden bir yil biriktirsem Turkiyede en ucuz arabayi ucu ucuna zor alabiliyorum. (B segmenti)

      Sil
    2. Merhaba 0736,
      Türkiye bana da yurtdışında yaşayan biri olarak pahalı geliyor. Ürünleri şöyle sınıflandırdım Türkiye'deki.

      Bana ucuz, Türkiye'de yaşayanlara pahalı olanlar:
      Türkiye'de et, süt, yumurta ve temel gıda maddeleri alım gücüne göre yurtdışında daha ulaşılabilir. Türkiye'de yaşayan insanlar için pahalılar.

      Tekstil, Mobilya Türkiye de üretilenler:
      Bunlar bana göre ucuz. Yukardaki gibi Türkiye de yaşayanlar için pahalı.

      Tekstil, Mobilya, Elektronik Eşya, dışardan Türkiye'ye gelenler.
      Bunlar bana göre pahalı. Türkiye de yaşayan insanlar için de çok pahalılar. Fiyatları dünya fiyatlarının da üzerinde. Markalı bir tekstil Lacoste veya Gap, ben indirimden 10-15 Euro arasında bu ürünleri bulabiliyorum. 12 Euroya 4 gün önce çocular için aldığım bir marka tekstil ürünü Türkiye de 900TL fiyat etiketi ile %33 indirim ile 599 TL ye satılıyor. 45 Euroya aldığım bir ev eşyasını Türkiyede indirimli 1599TL fiyat ile gördüm.

      Sil
  2. Buna da şükür. En azından bu endeksde göstermişler. Böyle devam ederse birkaç yıla kalmaz bu endeklerden de dışlanırız. Meselâ Afganistan burada yok. Neden acaba hiç merak eden var mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Afganistan OECD üyesi değil. Ama haklısınız. Türkiye'de enflasyon yüzde 60'larda iken grafiğin ağırlığını bozuyor diye grafiğe koymazlardı.

      Sil
  3. Hocam bir kaç gündür gini katsayısını başka konulara uyarlamak için kafa yoruyorum. Ben şehir plancısıyım ve örneğin bir bölgedeki karayollarının dağılımını incelemek istedim. Bölgeyi eşit parçalara ayırdım ve karayolu uzunluklarını not aldım. Buna göre nüfusun belli kısmının karayoluna erişimini mi ele almam daha doğru olacaktır yoksa yalnızca eşit yüzölçümüne sahip alanlardaki yol uzunluklarına bağlı bir karşılaştırma yeterli olacak mıdır?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İki türlü de olabilir, farklı sonuçlar verir. Ama nüfusun karayoluna erişimini ölçmek için elde veri var mı onu bilmiyorum.

      Sil
    2. Eşit alanlarda bulunan yerleşimlerin karayoluna erişimini ölçmek için yerleşim merkezlerinden uzaklık belirten daireler çizilebilir. Bu dairelerin içinde kaç kişinin yaşadığı bulunabilir. Çalışılan ölçek (bölge planı ölçeği) nedeniyle daha fazla ayrıntıya gerek kalmadan kuş uçumu uzaklık yeterli olacaktır. Ancak eşit alanlardaki yol uzunluklarını hesaplamak yalnızca karayollarının nerede yoğunlaştığını anlamamıza yardımcı oluyor. Birim alana düşen yol miktarının haritalandırması oluyor aslında. Sanıyorum ki bunu nüfusla ilişkilendirmek karayolunun dağılımının dengesine bakmak için daha doğru olacaktır. Teşekkürler.

      Sil
    3. Selam Emre,

      Türkiye karayolu, gini arasında uyum az olacaktır. Karayolu, ile hükümete yakın belediyeler arasında doğrudan bir ilişki çıkar.

      Türkiye, karayolu ve inşaat yatırımları, siyasetin finansman ayağının önemli parçasıdır.

      Şehirler ile gini arasındaki bağlantı için şu yapılır. Gini katsayısı gelir akışına dayalı bir ölçüm. Şehirlerde gelir akışı ile artan bina talepleri neler ise, Gini ile anlamlı bir ilişkisi olur.

      Misal, sosyalleşmek amaçlı binaları bir grup içine alınız. İçinde sinema, tiyatro, opera vs gibi gelir akışı olduğu sürece ayakta kalabilen, gelir akışı azaldığında faaliyeti biten binaları seçebilirsiniz. Sonra şehir, bölge popülasyonu başına bu binalar ile ilişki kurarsınız.

      c#e^ay3RX#Hu2q^2

      Sil
  4. Hocam yeni tasarım hayırlı olsun. Umarım GSYH en kısa zamanda dünya ortalaması üstüne çıkar. Bunun için ihracatı da arttırmamız lazım , turizmin de tekrardan başlaması gerek.
    İthalattaki zorlaşmanın ve sürekli ithalat vergilerinin arttırılmasını doğru buluyor musunuz ? Bu şekilde cari açık tersine döner mi ?

    YanıtlayınSil
  5. Emeğinize sağlık hocam müsadenizle paylaşalım

    YanıtlayınSil
  6. Ülkemizdeki servet dağılımı nasıl acaba? Gelir dağılımından daha çarpıcıdır muhtemelen. Ülkemizdeki servetleri ve bunların dağılımını gösteren bir çalışma var mı acaba?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Servet dağılımıyla ilgi bir araştırma var mı bilmiyorum.

      Sil
    2. Selam, Servet ölcümü yapılamıyor.

      A. Geçen ay hisse aldım. Tüm servetim idi. Şimdi hisse %50 yukarda. Servetim ne oldu?
      B. Geçen yıl arsa aldım. Tüm servetim idi. Belediye başka yere planlama yaptı. Arsa fiyatı yüzde 50 düştü. Servetim ne oldu?
      C. Geçen yıl yabancı ülkeden ev aldım. Tüm servetim idi. O servet bu ülkenin mi başka ülkenin mi?
      D. Devlet savaş ilan etti. Bütçenin yüzde 1 i kadar borçlandı. 1.Savaşı kaybettik. Ülkenin serveti azaldı mı? 2. Savaşı kazandık, diğer ülkenin petrol kuyularına el koyduk. Servetimiz arttı mı?
      E. Fabrika açtık. Tüm serveti yatırdık. Fabrika her yıl yüzde 10 net kazanç veriyor. Servetim arttı mı?
      F. Fabrika açtık. Tüm serveti verdik. Banka kredi vermedi, nakit bitti. İşçiler gitti. Makine ve Fabrika elimizde duruyor. Servet azaldı mı?

      Servet hesabı yerine, hesabı kolay olan akışları hesaplamak daha iyi geliyor. Ölçülendirme akışlara göre yapılıyor. Muhasebe hesabı kolay. GSMH olarak adlandırılıyor.

      Tabi ki bunun tüm hatalı yöntemlerini de yorumlarımız taşıyor.

      ^gj0n3GTJkWFCaEx

      Sil
  7. Hocam dolarda kõpūk var mı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Suan temizlik var.
      O nedenle Dolar kaygan

      Sil
    2. 4 TL den sonraki kısmına köpük diyolaaa

      Sil
    3. Dolarda aşağı yönlü köpük var. Doların gerçek değeri çift haneli olmalıdır reel olarak. Ama saray küresel sermaye ile iyi geçinmeye çalıştığı için şimdilik 8 tl altında tutuyorlar. Doların değerini türkiyede her zaman siyasal gelişmeler belirler. türkiye genelde üçüz açık veren cari bütçe tasarruf açıkları veren bir ekonomidir. bu kadar açığı ancak bunları finanse eden uluslar arası finans kapitale istediklerini verirsen tabi burada kastım asla faiz değildir faiz sadece bir göstergedir; istedikleri jeo politik ve stratejik istekleri karşılarsanız bütün bu açıklar sıcak parayla kapatılır ve kriz ortaya çıkmaz. kriz sürekli sıcak para ile kamufle edilir. türkiye esasen 1980 ve sonrasında zaten sürekli kriz ekonomisidir. sadece kaynak girişleri olursa kriz ötelenir girişler kesilir bir de sıcak para hareketleri tersine dönüp de çıkışlar başlarsa kriz realize edilir bu kadar net.

      Sil
  8. Ekonomik sıkıntıların olduğu dönemlerde, gelir düzeyi yüksek kesim daha çok etkilendiğinden(törpüleme), gini katsayısı olumlu gelişme gösterebilir demişti bir hocam ne düşünüyorsunuz ?

    YanıtlayınSil
  9. çok güzel bir noktaya deginmişsiniz hocam elinize saglık. Ayrıca site tasarımıda güzel olmus hayırlı olsun.

    YanıtlayınSil
  10. Hocam ABD İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde dahi gelir dağılımı bozulmasının temelinde kapitalizmin aşırı finansallaşması vardır. Para tabanlı iktisat modelinde eğer para girdisi mal ve hizmet çıktısı artışı hacmi finansal çıktı hacminin altında kalıyorsa o iktisat tabanında hem gelir artışı düşer hem de düşen gelir artışının paylaşılmasında çarpıklık artar. Zaten bizim gibi gelişmekte olan kapitalist ülkelerin bir kısmında ki biz de bu kesimin en başlarındaki ülkelerden birisiyiz; yeterli üretim alt yapısallığı oluşmadan güçlü ve kaliteli çıktı artışı sağlayamadan hızla finansallaşan ekonomilerde bu gelir dağılım çarpıklığı daha büyük ve derin olmaktadır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunun da etkisi var ama bu ülkelerde gelir dağılımı hiçbir zaman iyi olmadı zaten.

      Sil
    2. Güzel bir yerden yakalamışsınız. Gini tartışmalarında yer alan bir konu yazdığınız.
      Gini konusunda, parası rezerv para olup, firmalarının rahat yurtdışı yatırım yaptığı ülkelerin durumları farklıdır. Onların vatandaşları Gini den bağımsız olarak diğer ülkelerden daha rahat yaşam koşullarına sahiptir.

      Yukardaki tablo bize, siyasi politika olarak, gelir adaletini sağlamaya çalışan ülkeler ile eşit gelir dağılımını siyaseten politikasına koymayan ülkeleri gösteriyor.

      Bir ingiliz veya Norveçli, gelir durumundan bağımsız olarak, devletinin kurumlarında Türkiyenin en zengin insanlarından daha iyi bir eğitim alır, daha iyi bir hastane koşulunda tedavi olur. Yani zengin bir türk ne kadar zengin olursa olsun, çocuğunu devlet kurumunda istediği yüksek eğitim ile, kendisini de iyi bir devlet hastanesinde tedavi altına alamaz. Bu hizmetler için o zengin ülkelerin zengin vatandaşlarının bile üzerinde masraf yapmak zorundadır.

      Yani, düşük gelirli veya sıradan bir İngiliz çocuğuna aylık 80 pound a piyano dersi aldırabilirken, Türk varlıklı insanı daha yüksek bedel öder. Veya, beyin ameliyatı olmak isteyen bir Alman, 1000 Euro masraf yapar iken, Türkiye de bu miktar 5-6 bin Euro olur.

      q$fbm5bOXoY@2B2T

      Sil
  11. Siteniz çok güzel olmuş hocam.Sizce ABD, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerin neden eşitsizlik konusunda böyle bir bozukluğu var? ve bu bozukluk gelişmiş ülkeleri plütokrasiye kaydırıyor mu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öteden beri böyle. Bu bozukluk ister istemez plütokrasiyi getiriyor. Güçlüler siyasette olmasalar bile siyasettekileri ellerinde tutuyorlar.

      Sil
  12. Kosta rikayı görünce aaa oecd üyesi mi olmuş dedim. Küçücük saçma sapan adı sanı bilinmeyen bir ülke Atatürkün muasır medeniyetler dediği oluşuma en yakın ülkelerin oluşturduğu bir birlik olan koskoca oecdye(tamam biz de genelde sıralamalarda meksikayla sonunculuğu paylaşsak da) nasıl üye olabilir diye merak edip internette araştırmaya başladım. Ne olabilir abi bu küçücük ülkenin özelliği? 70 yıldır ordusu yokmuş. Dünyanın en mutlu ülkesiymiş, okuma yazma oranı çok yüksekmiş. 2021 de fosil yakıt üretimini sıfırlayın tüm enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan elde edeceklermiş zaten hali hazırda yüzde 99unu elde ediyorlarmış. Eğitim, sağlık politikası baya iyiymiş. Sonra düşündüm valla oecdye üye olmayı bizden daha çok hakediyorlar diye düşünmeye başladım. Güzel bir sürpriz oldu :)

    YanıtlayınSil
  13. Hocam ben merkez bankalarinin enflasyonun dusuk oldugu ulkelerde %2-3 gibi devlet butcesinin %1.5 oraninda 12 aylik dilimler dahilinde para basip karsiliksiz yoksul insanlara para dagitmasi taraftariyim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Para basmaya basıyorlar da yoksullara dağıtmıyorlar.

      Sil
    2. Hükümetin 5 i bir yerdesi varken ,kim ne yapsın keynesçi politikaları??

      Sil
  14. Buğday mı üretmeliyiz?.data mı?.
    tarım yazarı Tayfun Özkaya organik tarıma yönelmemizi tavsiye ediyor..LÂKİN :
    çiftçi sayımız 8 milyondan 5 milyona düştü..
    Tekirdağ'ın yakın köylerinden bir çiftçi 40 baş büyük hayvanını mezbahaneye= kesime vermiş : işçi parası + dönümlerce sılaç(hayvan yemi) = süt parası karşılamıyor..demiş..
    sırf sılaçları satarım 100 bin lira fazla kazanırım demiş..
    Ekonomideki BALANS BOZUKLUĞU işvereni YAPTIĞI İŞTEN soğuturken- ÇALIŞAN EMEKÇİYİ de işinden ediyor..
    Bol su için= sıhhatlice yaşayın..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yakinda besbelli sut fiyatlari yukselecek yerel olcekte.
      Gelellim kuresel olcege son gelen kuresel gida fiyatlari surecinde sut fiyatlari uluslarasi konjokturde ciddi bir yukselis gosteriyor.
      BU iki olgu onumuzdeki gunlerde Turkiyede sut ve sut urunlerinde ciddi bir enflasyonun habercisi gorunumudur.
      Bilenler bilir; Sut bir hammadedir ayni zamanda bir metadir. Sut fiyatlarinin artmasi gida fiyatlarinin artmasina meydan verir. Sut, Gida sektorunun Gida sanayinin "Petroludur"
      Bu metada olusacak bir fiyat hareketi diger tum gida fiyatlarina etki edebilecek bir tsunamiye sahiptir.
      Diger ulkenin icinde oldugu ekonomik etkilere doviz enflasyon faiz makro ve mikro ekonomik sureclere girmiyorum.

      Sil
    2. Türk Tarımının hem maliyet sorunu var hem de hiç bir işten anlamayan çiftçi sorunu var. Türk çiftçisi önemlidir. Türk çifçisinin sosyo-kültürel seviyesi dünya çiftçilerinin ortalamasına göre aşırı düşük. Türkiye insanına uzun dönemdir yatırım yapmayı bıraktı. Anadolu çiftçisi ise öyle kaldı. Anadolu çiftçisini 2bin yıl hiç dokunmadan bırakın, nesiller sonra yine aynı kafayla gider. Kendini geliştirmez.

      İki sorun birleşince, bizim tarım problemimiz dünya ülkelerinden daha büyük oluyor.

      Sil
  15. Hocam varlık fonundaki şirketler Sayıştay denetimine tabi değil ancak Örneğin Halk Bankası Maliye Bakanlığının ilgili kuruluşu olduğu için yine Sayıştay denetimine Tabi olur mu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 2010 yıllarından sonra yapılan yasa değişiklikleri ile Sayıştay'ın denetleme dahil pek çok işlevi kaldırıldı. Basında duyduklarınız izin verilen incelemelerin raporları.

      Ziraat bankasının çiftçiye kredi vermesi gerekirken, büyük sermaye gruplarına medya satın alması için kredi verdi.

      Halkbank, orta ölçek ve küçük işletmelere kredi vermesi gerekir iken, büyük ölçekli belli inşaat firmalarına kredi vermeye başladı.

      Bunlar eski raporlardan çıkanlar, basına yansıdıkça o raporlar, düzenlemesini yapıp ertesi sene o kurum ve konuda rapor vermesi engelleniyor.

      Sil
  16. Hocam sizce içinde bulunduğumuz ekonomik kriz siyasi kadroların topyekün değişimiyle çözülebilir mi.?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sorun mevcut siyasi aktorler aktristler ve onlarin kadrolari degildir. Sorun topyekun bir sistem yonetim yonetisim bir zihniyet sorunudur.
      Mevcut siyasi aktor ve aktristler ve onlarin kadrolari topyekun degisip yerlerine baskalari gelse de sonuc yine degismez. Cunku sistem ve sistemi olusturan payandalar zihniyeti zayiftir

      Onun icin Yapisal Reformlar diyoruz. Onun icin icerigi tamamen bilimsel olan ruhaniyetten arinmis evrensel degerelre dayali arastirmaya meraka ilgi alakaya ve bilimi sevdirmeye dayali egitim diyoruz. O nedenle yeni bir Anatuzel devlet yapisi diyoruz. Onun icin kalkinmaci icinde sosyal devlet ilkesinin oldugu vergi bilincinin oldugu kayita ve kanita dayali devlet yonetimi ekopnomi anlayisi diyoruz.Onun icin Yeni bir siyasi partiler tuzesi secim sistemi ve denge balansa dayali cift meclisli Meclis-Senato diyalektigi diyoruz.
      Aksi halde A gider yerine B gelir duzen ve duzenin olusturdugu sorunlar degismez.

      Sil
    2. Bu ülkede siyaset hiçbir şeyi çözemez.

      Sil
    3. Kesinlikle cift meclisli; Senato ve Millet meclisinin oldugu bir temsili yapi olmali.

      Emekli olmus yasi +68 yasin uzerindeki kisiler -18 alti kisiler gibi oy kullanmamali.

      Senatoda bulunan senatorler bagimsiz kisi ve kisilerden olusmali herhangi bir siyasi partiye 1. dereceden yakinlari da dahil secilmeden onceki 5 yil ve senatorlukleri bittikten sonraki 5 yil boyunca uye olmamalidir. Senatorluk bir defaligina olmak zorundadir.

      Adalet bakanligi ve MEB Senato tarafindan belirlenen kisiler tarafindan temsil edilmeli.
      Eger tarafsiz gelecegimizi ve yasamimizi belirleyen bir hukuk anlayisindan bahsediyorsak bu herhangi bir siyasi partinin hukumetinin temelinde tekelinde ve anlayisinda olmamali. Keza MEB icinde bu gecerlidir. Siyasi partiler mecliste oneri goruslerini komisyonlar dahilinde sunabilirler

      Millet meclisi secimleri "Milli Bakiye"secim sistemine gore belirlenmelidir. Ne kadar oy orani o kadar oranda mecliste temsiliyet. Formaliteden belki baraj %2 olabilir.

      Siyasi partilere yardim aldiklari oy sayisi nispetinde her oy ornek veriyorum5 lira olmak kaydiyla yapilmali.
      Buradaki sart %50kadin %50erkek adaylari uzerinden olmalidir. Listelerinde adaylarinda eger kadin sayisi %50nin altindaysa yardim rakami da o oranda dusurulmelidir.

      Sil
    4. Dunya nufusu yaslaniyor demokrasiler krizde.
      Brexit ortada.
      Parlementer demokrasinin payandalarinin olgunlasmasi 17.-18.yyda tamamlandigini varsayarsak.
      O donem olsun eski yunan sehir devletlerinde olsun demografik cerceve cogunlukla gencti. Omur ve yasam beklentisi bu kadar uzun degildi. Birakalim 17-18yyi 20.yyin ortalarinda bile dunya daha gencti yasli nufus daha azdi.
      Bugun gelinen noktada dunyada olsun avrupa da Turkiyede demokrasi varolussal bir kriz yasamaktadir. Bu krizi demografik donusumden ayri tutmak akla zarar bir kavrayistir.
      Bu vesile ile gunumuz sartlari degismis ve degisim ise son suratle devam etmektedir. Bu degisimin anlami ve manasi demografik bir surectir. Bu surecin tam orta noktasinda toplumlarin yaslanmasi oldugu herkes tarafindan bilinen bilinmese bile hissedilen bir olgudur.
      Bu vesile ile erken donem parlementer anlayisla bugunun demokrasi anlayisina bakmak bugunki sartlarda korlugu ve duyarsizligi hatta demokratik mekanizmalarin krizini getirmektedir.Bu vesile ile +68 yas ustunun oy kullanmamasi son derece nitelikli bir tercihtir. Bu demokrasinin daha katilimci daha ilgiye dayanan surecini tetikleyecektir. Dahasi gelecegin gecmisin tahakkumunden hayallerin anilarin baskisindan ve rovansindan kurtulmasini saglayacaktir.
      Diyalektik gecmisin tezinin bugunun anti tezine bakarak sentezini yapmak babinda ilerici bir adimdir.

      Sil
    5. Selam 1604,

      Yapısal reformların yapılması Türkiye özelinde ekonomi ve sosyal hayat içinde şikayetçi olunan meselelere çözüm üretmezler. Kısa vadeli çözümler üretir, yapısal reformlar.

      Bunun üzerine bir yorum yazarım ilerde, yapısal reformların niçin başarılı olmayacağını anlatırım, yapısal reformların neleri çözebileceğini, Türkiye toplumunda niçin işe yaramayacağını aktarırım.

      Sevgiler.

      q&Ase6%dCNt70p!4

      Sil
    6. Anonim 6 Aralık 2020 18:16 +68 yaştakilerin seçimlerde oy kullanamasın buyurmuş. Üstelik bunu nereye yazıyor? 70 yaşında Mahfi hocamızın bloğunda yazıyor. Bu görüşteki bu kişinin o yaşlara gelince aynı muameleye maruz kalmasını temenni ediyorum.

      Sil
  17. Hocam sitenin yeni teması güzel olmuş. Yazı için elinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  18. https://wid.world/world/#sptinc_p90p100_z/US;FR;DE;CN;ZA;GB;WO/last/eu/k/p/yearly/s/false/24.339999999999996/80/curve/false/country

    Bu sitedeki veriler güncel. Amerika'da 1980 yıllarından itibaren neo liberal politikaları geçtikten sonra Amerika'da gelir eşitsizliği artmış.

    YanıtlayınSil
  19. Hocam yeni tasarım hayırlı olsun. Umarım GSYH en kısa zamanda dünya ortalaması üstüne çıkar. Bunun için ihracatı da arttırmamız lazım , turizmin de tekrardan başlaması gerek.
    İthalattaki zorlaşmanın ve sürekli ithalat vergilerinin arttırılmasını doğru buluyor musunuz ? Bu şekilde cari açık tersine döner mi ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      İhracatı artırmak sadece bize bağlı değil. Bizim mallarımızı alanların ekonomik durumunun da iyi olması gerekir.
      Türkiye, üretim için ithalat yapıyor. O nedenle ithalatı kısıtlayıcı önlemler bizim üretimimizi ve dolayısıyla GSYH'mizi düşürür.

      Sil
  20. Merhabalar hocam yazılarınızı iktisatçı olarak beğenerek okuyorum.şöyle bir sorum olacak Türkiye kredi olanaklarını ev araba kredileri için değil de tarım ve sanayi sektörüne ayırsa idi şuan GSYİH ne olurdu.işsizlik dış borç döviz kuru gibi veriler ne olurdu.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bunu tahmin etmek kolay değil. Çünkü tarımda gizli işsizlik oluşabiliyor. Öte yandan inşaat verimli bir yol olmasa da GSYH'yi büyütüyor. Muhtemelen daha iyi olmazdı büyüme ama ekonomi kesinlikle daha sağlıklı olurdu.

      Sil
  21. Hocam Merhaba , Güney Kore'nin GSYH' göre hane halkının borçluluk oranı neden yüksek acaba ? Bu seviyedeki bir ülkeye göre fazla yüksek değil mi ?

    Teşekkür ederim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Birçok gelişmiş ekonomi özellikle küresel krizle birlikte çok borçlu hale geldi. Uzak doğuda genellikle enflasyon ve faizler düşük olduğu için bu durum borçlanmayı teşvik ediyor. Benzer bir durum Çin'de ve Japonya'da da var.

      Sil
  22. merhaba hocam, elinize sağlık. gini katsayısının düşük olmasını arzu ederiz. krizlerin gini katsayısını düşürdüğü belirtmişsiniz önceki yazılarınızda. buradan varsayımla şu şekilde değerlendirmek hatalı mı olur? paylaşacak pasta yok ise gelir sevyesinin en yüksek kesimi de daha az pasta yer ve adaletsiz gelir dağılımı biraz da olsa daralır. bu varsayımla gini katsayısının, üretimimizin düşüklüğünden düşme ihtimali yok mudur?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Birçok nedeni var ama eğer mesela krizde asgari ücret yükseliyorsa o zaman bu, gelir dağılımını az da olsa düzeltir.

      Sil
  23. Hocam siteniz çok güzel olmuş hayırlı olsun.
    Erinç Yeldan hoca geçen hafta yazısında paylaşmıştı. Kendisi de IMF den almış. Türkiye'de pandemi döneminde GSYH nin %6,8 i kadar kredi garantisi verilmiş. Bu yaklaşık 300 milyar tl ye denk geliyor. Bu krediler KGF teminatıyla mı verildi hocam?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bir bölümü öyle, bir bölümü tamamen bankalara baskı yapılarak (aktif rasyosu kanalıyla) verdirildi.

      Sil
  24. Teşekkürler hocam güzel yazınız için :)
    Bir de yeni sayfa düzeni hayırlı olsun çok güzel olmuş 👍👏😊🤗

    YanıtlayınSil
  25. Hocam ekonominin darboğazdan çıkması kaç yıl sürer?

    YanıtlayınSil
  26. Hocam emeğinize sağlık. Japonya ve ingilterenin durumu beni şaşırttı açıkcası. Özellikle İngilterenin bu durumunun sebebi nedir merak ettim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bu ülkelerin zenginleri çok zengin. O nedenle gelir dağılımı bozuluyor.

      Sil
  27. Hocam bu aralar kafaya takmama sanatı adinda bir kitap okuyorum okumayanlara tavsiye ediyorum

    Düzenin boyle sacma olması benim suçum degil. Sacma duzene kafa yormam benim sorumlulugum .

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu da bir yaklaşım ama başkaldırmadığınız sürece o düzeni kabullenmiş ve hatta bir parçası haline gelmiş oluyorsunuz. Başkaldırsanız ne olacak? Belki bir şey olmayacak ama en azından bir parçası olmadığınızı kendinize söylemiş olacaksınız.

      Sil
    2. Devlet sizden vergi alır.
      O vergi ile saçma düzenini insanlar kabul etsin diye propaganda reklamı yapar.

      Mesela, on binlerce imama para verir. İşleri sabahtan akşama kadar saçma şeyleri, haftada bir kere de topluca insanlara söylemektir.

      Mesela, O parayı pedagoglara, psikologlara verse, insanlar hayatı, insanı, güzel konuşmayı, güleryüzü, somut bir şeyler üretmeyi tanır, tanıma yoluna girer.

      Hükümetler o parayı, kendi siyasi geleceklerini sağlamlaştırmak için yandaşlarını devlet işlerine almakta kullanır.

      O paranın sahibi sizsiniz, benim, Mahfi Hoca ve diğer okuyanlar. Parayı veren birinci dereceden sorumludur, benim gibi.

      Başlangıç şu, bu sistemden ben sorumluyum, sen sorumlusun, etrafımızdaki herkes sorumlu. Sorumluluğu 3. kişilere atmak çocuk davranışıdır, küçükken verilen eğitim ile ilgilidir.

      Sonra, adamlar çıkıyor diyorlar ki, bizi bir yaradan var, şöyle bir sistem istedi. Sen nereden biliyorsun diyorsun? Filan kişi yaradan ile konuşmuş o söyledi, diyor. O nerede ne zaman konuşmuş yaradan ile diyorsun. O konuşmuş, yanında kimse yokken diyor. Sonra bu çürük iddia yüzünden milyonlarca insan, ömür, gelecek heba oluyor.

      İmamın teki ile konuşuyoruz, adam diyor ki, 6 bin küsür ayet geldi, yüzden fazla sure geldi, yüzlerce sayfa geldi, şunun cezası bu cehennem yapıldı, bunun cezası şu cehennemde ateş yapıldı, anlatıyor anlatıyor anlatıyor. Şu kadar şartı var bu kadar koşulu var, şu kadar ibadeti var, var oğlu var...

      Dedim ki, ya imam efendi, bu kadar lafa ne gerek var, bir cümle deseydi ya,
      "Dürüst ve Sadık insan olun." yetmez miydi.

      Dürüst olacağız, doğruya sadık olacağız, burada, konuşurken, iş yaparken doğruluğu aktaracağız. Bu kadar.

      f&0L6yQ$0Qa9Ucb0

      Sil
  28. Hocam sitenin yeni hali daha şık olmuş fakat eski halinde okumuş olduğumuz yazılarınızı renk farkından ayırt etme gibi bir şansımız vardı. Geriye doğru okurken büyük kolaylık sağlıyordu. Öyle bir güncelleme yapılabilir mi acaba?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, ona da bir bakalım ne yapabiliriz.

      Sil
    2. hocam bir de yazıların altında önceki yazı sonraki yazı linkleri vardı. O özellik de yeniden gelebilirse iyi olur derim.

      Sil
  29. Hocam yorum yazmıştım ama gelmedi galiba yeni siteniz telefonda biraz aşağı kaydırmada problem çıkıyor gibi benim telefonumda mı bilemedim yine de kutsal ekonomi kaynağı olarak favımda yer almakta. Size bir sorum olacaktı hocam, yıl sonu enflasyon beklentiniz kaç olabilir...

    YanıtlayınSil
  30. Hocam asgari ücretle çalışan işçi oranında % 40 ile Türkiye Avrupa'da 1. sırada geliyor. Bu kadar çok insan düşük ücret alıyorken gini katsayısının nispeten düşük olması da sürpriz değil. Gini katsayısını düşürmek istiyorsak ya daha çok insanı asgari ücretle çalıştırırız(ki yıllardır bu oran artıyor) ya da asgari ücrete gereken zammı yaparız, 3. seçeneğimiz yok.

    YanıtlayınSil
  31. Mahfi Bey merhaba bu yazının üzerine kitap önerileri de iyi giderdi açıkçası. İçinde bulunduğumuz durumlardan dolayı bu yıl diğer yıllardan çok farklı bu hareketlilik içerisinde takip etmeye çalışsakta gözümüzden kaçan noktalar olabiliyor ve bir de bunları kaçırmayan not edenler var onlardan bir iki tutam bilgi iyi olurdu

    YanıtlayınSil
  32. Bu gani katsayısının bozulmasının sebebi, ücretli kesimin, tuik enflasyonuna göre zam alması, buna karşılık, serbest meslek sahiplerinin gelirlerini gerçek enflasyona göre arttırmalarıdır.

    Böyle olunca gelir dağılımı bozulmuş ve serbest meslek sahiplerinin yani özel sektör sahiplerinin milli gelirden aldıkları paylar anormal biçimde artmıştır.

    Özel sektörün zorda olduğu doğru değildir. Özel sektörü zorda olan bir ülkede borsa zirvede olmaz. Özel sektör, en az dolar artışı kadar ürünlerine ve hizmetlerine zam yapmakta ve kendini kurtarmaktadır.Zorda olanlar, enflasyonun çok altında maaş zammı alan hem özel sektörde çalışan hem de devlette çalışan ücretlilerdir.

    Devlette istihdam fazlası olduğu için, tuik enflasyonu düşük göstermeye devam edecektir.Yani kısa vadede ginide düzelme beklenmemelidir. Eğer yeni gelecek iktidar, devlete personel alımını durdurup, gerçek bir norm kadro uygulamasına geçerse, devletin ihtiyaç fazlası personel sayısı azalır ve gerçek enflasyon açıklanır bu durumda ücretlilerden özel sektör sahiplerine gelir transferi durur gini düzelir.

    Bunu sadece ve sadece "Oy oranımızı arttırmak için işsizleri devlette istihdam etmeliyiz " düşüncesinde olmayan bir iktidar başarabilir. Akp teşkilatı , maalesef bu zihniyette olduğu için istihdam fazlası kişilere
    de maaş ödenebilmesi amacıyla enflasyon düşük gösterilmek zorunda . Yani bunu AKP'nin düzeltmesi mümkün değil. Belki CHP -İyi parti iktidarı düzeltebilir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Eğer özel sektör kur maliyetlerini ürünlerine tam olarak yansıtabilseydi dediğiniz doğru derdim. TÜFE ila ÜFE arasında en az %9 luk fark var şu anda!. Yani özel sektör sizin belirttiğiniz kadar karlı çalışamıyor artık. Ve ithalat yapmadan üretim yapamıyor. Bu yüzden de döviz kaynağı bulmak zorundadır. Dövizde yılbaşından bu yana %30 civarında artmıştır. Sizin rahat dediğiniz hükümete yakın bazı şirketler yani bazı holdinglerdir. Bugün reel sermayeli işletmelerin büyük kısmı zayıf karlılıklarını güçlendirebilmek için finansal yatırım yapmaya çalışmaktadır. Zaten ana faaliyet karlılıkları düşükken faaliyet dışı karlılıkları artış eğilimindedir. Hem çalışan hem de işveren kesiminde yüksek stopajlar ve vergilerle ciddi kaynak transferi var hazineye doğru. İşletmeler satış yapmakta zorlanıyor. Çünkü hane halkları borçluluğu da yüksek seyretmektedir.Alım gücü düştükçe üreticiler de satış yapabilmek için karlılıklarından fedakarlık yapmak zorunda kalıyor. Yani öyle orasından kırpalım biraz burasından gevşetelim ile sistem yürümez çünkü iktisat modelimiz bozuk. Bozuk model düzeltilmeden ne mikro ne de makro bazda kalıcı iyileşme olamaz. Mesela 2001 kriziyle bankacılık sistemini yapılandırma fırsatı değerlendirildi. Ciddi bir iyileşme sağlandı. Rehabilitasyon yapıldı. Ancak reel ekonomi tarafındaki bozukluklar giderilmediği için reel kaynaklı bu sorunlar giderek bankacılık sistemini de bozmaya başladı ki ayrıca özellikle kamu bankaları üzerinden yapılan siyasal müdahaleler de bankacılık sistemindeki kırılganlığı artırmaya başladı.Yani ekonomiye topyekün bir yaklaşım gerekiyor.

      Sil
  33. Hocam merak ettiğim bir şey var : biz derslerde serbest(ESNEK) döviz kurunda ; merkez bankası dövize karışmıyor dedik fakat dövizi belirli sınır da tutmak için bu sene TCMB rezerv azalttı anlamadım arasındaki ilişkiyi ?

    YanıtlayınSil
  34. Hocam, bu Avrupa ne ayak yapıyor böyle? Yok yaptırım yaparmış, yok dışlarmış, yok bizim Akdenizdeki haklarımızı tanımazmış, yok Türkiyeden mal almazmış, yok şuymuş yok buymuş.

    Sonra bir bakıyorsunuz, fısss diye sönmüşler.

    Bir bardak suda fırtına koparmaya çalışıyor Avrupa.

    Haftasonuna gene toplanıp değerlendirme yapacaklarmış? Ne değerlendirecekler ki? Avrupanın ayranı yok içmeye tahtı revan ile gider s.. tövbe tövbe.

    Bir şey yapamayacakları halde niye bu kadar gürültü koparıyorlar? Oy kaygısı ve Türk düşmanlığını körüklemek mi istiyorlar?

    Boşta gezenin boş kalfası gibi, kendi iç işlerinde sıkıştıkça, vuruyorlar Türkiye'ye.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bi kere reis sert oynuyor ama temeli yok. Bunu fırsat bilen Atlantik gündemi zaten 2013 senesinden beri Türkiyeye vurmak. Reis ise tamamen inzivaya çekilmiş sahte bir çevrede herşeyden habersiz. Önlem almadı. Üstüne kahvehane ağzı yapıyor. Yunanistan ise taşeron. Olan tabi bize oluyor.

      Sil
  35. Hocam, Ülkemiz de yaklaşık 7 milyon yabancı(Suriye, Azerbaycan, Türkmenistan, Gürcistan. vb.) yaşıyor ve çalışıyorlar. GSMH'nin oluşumuna katkı sağlıyorlar. Sorum şudur! GSMH' nın oluşumuna katkı sağlayan bu insanlar, Kişi Başına Düşen Gelir de neden hesaba katılmazlar ? Ornek 83 Milyon Yerli, 7 Milyon yabancı Toplam 90 Milyon Üretici var. Ama iş gelirin bölünmesine gelince 83 Milyona bölüyoruz, bu hesaplama yanlış ve yanıltıcı değil mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sanırsam oturma veya çalışma izni olanlarınki katılıyor. Oturma izinliler Iraklı 700000 kadar. Ama çalışma izni onlarda binde 1 bile değil. Kayıt dışı. Sigortalı kayıt içi olsa zaten çalıştırılmazlar yerine vatandaş alır. Suriyeli çalışma izni 35000 kadar. Hükumet kasıtlı istatistik çarpıtıp sanki bu insanlar Türkiyeye dışarıdan para getirip yiyor gibi algı yapıp kayıp noksana para girdisi gibi gösteriyorlar. Olan şey para çıktısı. Bi de fena teşvik ediliyorlar.

      Sil
  36. 3.çeyrekte %6,7 büyümüşüz. Bak sen!. Çalışan sayısı azalmış, Çalışma saatlerinde ortalama %20 lik düşüş var,sanayi endeksi 112 den 108 e gerilemiş ama büyümüşüz hem de %6,7 gibi bir rakamla. tarımsal üretim sözüm ona %6,2 artmış ama ne hikmetse tarımsal ürün fiyatları yaz döneminde bile düşmemiş.istihdam azalmış.turizm neredeyse ölü ama büyümüşüz.makine ve teçhizat yatırımı %22 artmış güya ama işsizlik düşmemiş. en önemlisi ise büyümedeki stoklar etkisidir. %5,1. yani esasen üretim artışı sadece %1,6 dır. ki bunca kredi genişlemesine ve birikimli talebe rağmen.özellikle stoklara dayalı büyümenin son 4.çeyrektir yani 1 yıldır ön planda olan kalem olması kesinlikle üretim temelli büyümenin değil yapay taleplerle istikrarsız büyüme yaşandığını gösteriyor. ayrıca yukarıda bir kısmını da belirttiğim üzere tutarsızlıklar vardır. belli ki yine tüik ısmarlama çalışmış. bu çok net.

    YanıtlayınSil
  37. Yalanın batiramadigi hiçbir güruh yoktur nice aileler ve insanlar yalan yüzünden helak olmuştur veri seti yanlış yapılandırılması bile bu ülkenin başına gelen en büyük hatadır aslında

    YanıtlayınSil
  38. Mahfi Hocam, Türkiye'nin 2020 GYSH beklentisine iyimser yaklaşmıssınız. IMF 650 milyar USD, EIU 615 milyar USD olarak öngörüyor

    YanıtlayınSil
  39. Sayın Hocam, "Türkiye’nin durumunu hafifleten tek şey ABD ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde de gelir dağılımının bozuk olması." demişsiniz ama bir hususa dikkat çekmek istiyorum: Bu ülkelerde gelir dağılımı bozuk bile olsa fakirlerin bu tarz gelişmiş ülkelerdeki yaşam standartları/refah düzeyleri gelişmekte olan ülkelerdekilerden daha yüksektir (Yani gelişmiş bir ülkede fakir olmakla gelişen bir ülkede fakir olmak aynı şey değildir.). Saygılarımla.

    YanıtlayınSil
  40. Hocam, halkın birikimlerini döviz ya da altın cinsinden değil de TL' de tutmasını sağlamak için, türk vatandaşlarına özel farklı bir faiz uygulanabilir mi? (Normalden yüksek) kötüye kullanımı, zengini daha zengin yapmamak adına da 100 bin gibi bir kota da koyulabilir kişi başı. En basit şekliyle anlattım geliştirilebilir bir sistem getirilebilir mi? Böyle bir uygulama reel ekonomi de ne kazandırır, ne kaybettirir? Değerli yorumlarınızı bekliyorum şimdiden teşekkürler

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Swap Hariç Rezervler Ekside

Dolar, Euro ve Altın