2021 Para ve Kur Politikası

2021 Para ve Kur Politikasının Başlıca Özellikleri

TCMB, 2021 Yılı Para ve Kur Politikası Rehberinde 2021 yılı enflasyon hedefini geçmiş yıllardaki gibi yüzde 5 olarak açıkladı.

Rehberde açıklandığına göre: “Enflasyona ilişkin yukarı yönlü riskler 2021 yılında para politikasının sıkı ve kararlı bir duruş sergilemesini zorunlu kılıyor.” Bu çerçevede yine rehberdeki ifadeyle: “Para politikası kararları fiyat istikrarı önceliği korunarak alınacaktır.” Bu iki cümleden hareketle TCMB’nin faizleri, en azından enflasyonda bir gevşeme görülünceye kadar düşürmeyeceği hatta artırabileceği sonucu çıkarılabilir.

Para ve kur politikası rehberinin en olumlu maddesi TCMB’nin temel politika aracının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı (politika faizi) olarak açıklanmasıdır. Rehberde gecelik faizlerde gün içi oynaklıkların sınırlanması amacıyla kullanılan faiz koridoru ile TCMB’nin nihai kredi mercii işlevini gören Geç Likidite Penceresi, söz konusu fonksiyonları dışında para politikası aracı olarak kullanılmayacağı vurgulanmaktadır. Bu, öteden beri üzerinde durulan faiz belirsizliği meselesini giderecek, bir süredir normalin dışına çıkmış olan faiz politikasını normale döndürmeye yarayacak olumlu bir adımdır. TCMB’nin, parasal aktarım mekanizmasının sağlıklı işleyişini sağlamak ve makrofinansal istikrara ilişkin riskleri sınırlamak amacıyla, zorunlu karşılıkları ve diğer TL ve döviz likidite araçlarını etkin olarak kullanacağı da yine rehberde vurgulanan hususlar arasında yer alıyor.

Rehber, bir süredir toplumda çokça dile getirilen ‘sabit kur rejimine geçilir mi?’ ya da ‘sabit kur rejimine geçilse daha iyi olmaz mı?’ şeklindeki soruları da “dalgalı döviz kuru rejimi uygulamasının devam edeceği, kurların serbest piyasa koşullarında arz ve talep dengesine göre oluşacağını” belirterek tartışma ortamından kaldırıyor.

Rehberde iki önemli nokta daha yer alıyor: (1) TCMB’nin nominal ya da reel bir kur hedefinin bulunmadığının altı çiziliyor ve (2) TCMB’nin kurların düzeyini ya da yönünü belirleme amaçlı döviz alım ya da satım işlemi yapmayacağı vurgulanıyor. Normal olan yaklaşım budur. Ne var ki yakın geçmişte TCMB be yaklaşımı terk etmiş ve kura, döviz satarak müdahale etmeye çalışmıştır. Bu çabaya kamu bankalarını ortak ederek milyarlarca dolarlık döviz rezervinin erimesine ve swap hariç net rezervlerin ciddi miktarda eksiye düşmesine yol açmış üstelik kurdaki yükselişi de önleyememiş hatta risk artışına yol açarak yükselişin daha da hızlanmasına neden olmuştur.  

Özetle söylemek gerekirse 2021 Para ve Kur Politikasının faiz, kurlar, kur rejimi gibi konularda ortaya koyduğu yaklaşımlar normal yaklaşımlardır. Bir süreden beri devam eden yanlışlardan dönüş açısından önemli mesajlardır. Buna karşılık yüzde 5’lik enflasyon hedefi yanlıştır.

Hedef Tutarsızlığı, Tahmin Tuhaflığı

Dünyada en tutmayan hedef nedir diye sorsanız sanırım ilk sıralarda TCMB’nin enflasyon hedefi çıkar. Aşağıdaki grafik TCMB’nin 2010 yılından bu yana belirlediği enflasyon hedeflerini ve yılsonu enflasyon (TÜFE) gerçekleşmelerini sergiliyor.

Görüleceği gibi 2010 yılındaki tutma (hedef yüzde 6,5, gerçekleşme yüzde 6,4 idi) ve 2012 yılındaki yaklaşma (hedef yüzde 5, gerçekleşme yüzde 6,2 idi) dışında TCMB ve hükümetin ortaklaşa belirlediği yüzde 5 enflasyon hedefine yaklaşmak bile mümkün olmamıştır. 2017 yılından sonra sapmalar, TL’nin dış değer kaybının içeriye yansıması sonucunda, çok daha ciddi bir hal almıştır.

Bu tutarsızlığa karşın 2021 yılında ısrarla yine yüzde 5 oranının hedef olarak alınması hedefin hedef olarak algılanmasını engellemenin yanı sıra TCMB’nin ve Para ve Kur Politikasının ciddi biçimde itibar kaybına yol açmaktadır. Bu tuhaflığın yanında bir başka tuhaf durum hedefi veren kurumun kısa süre sonra hedefin çok üzerinde bir yılsonu enflasyon tahmini açıklamasıdır. Oysa ya hedef açıklarsınız ya da tahmin yaparsınız. İkisini birden yaparsanız birisinin anlamı kalmaz. Bu tuhaflığı yıllardır eleştirsek de TCMB bu tuhaflığı tekrarlama ısrarından vazgeçmez.

2021 Para ve Kur Politikası Rehberiyle altı çizilen normale dönüş adımlarının atılması, kabul edilebilir bir enflasyon hedefiyle bir araya gelse çok daha güçlü bir etki yaratabilirdi.


Yorumlar

  1. Hocam faiz artışları dolaylı olarak enflasyonun artmasına yol açmaz mı? Üretici yüksek faizle aldığı parayı maliyetlere ekler mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Açar ama eğer kur artışları faiz artışlarından daha fazla enflasyona yol açıyorsa başka da çare yoktur.

      Sil
  2. %5 enflasyon 'mantra' oldu sanırım hocam

    YanıtlayınSil
  3. Elinize sağlık hocam. Çok sade açıklamışsınız.

    YanıtlayınSil
  4. 2. Başlık 2012 olmuş

    YanıtlayınSil
  5. MB enflasyon hedefini ve tahminini nasıl belirliyor ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hedefi hükümetle birlikte belirliyor. Muhtemelen hükümet yüzde 5 istiyor. Tahminini ise gidişata ve anketlere (her ay anket yapıyor) bakarak kendisi belirliyor.

      Sil
    2. Selam Uğur, onlar bir şey belirlemiyor, fil tarihinde biri yüzde 5 demiş, aynen devam ediyorlar, daha bir gün tuttuğunu görmedim.

      Mahfi hocamın benden 2 kat fazla ömrü oldu, tutturduklarına şahit olmuş ise bilemem, benim yaşımdan fazla hocanın takip etmişliği var.

      Sil
  6. Çok güzel, çok hoş! Bakın sonunda adeta sizin yazdıklarınızı okumuşcasına fabrika ayarlarına döndüker. Ama bir A diyorlar bir B! Haydi ileri! deyip sonra olmadı Geri dön! deyip kafaları karıştırıyorlar. Şuan en önemli konu Güvennnn... Şahsen bende Güven konusu oluşmadı. Hocam! Ya sizce?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güven çabuk yitirilir zor toplanır biliyorsunuz. Güven duygusunun geri gelmesi için bir süre dediklerini yapmaları gerekiyor.

      Sil
  7. Sayın hocam,
    Bilgilendirici yazınız için teşekkürler. Son cümlenizde belirttiğiniz üzere, MB enflasyon hedefini yüzde kaç olarak belirlemeliydi?

    YanıtlayınSil
  8. Hocam her zaman ki gibi harika bir değerlendirme - teşekkür ederiz. Ancak başlıktaki 2012 sanırım 2021 olacak idi.

    YanıtlayınSil
  9. Dünyada likiditenin bol olduğu bir dönem. Bu her zaman öyle devam etmez. Pandemi azalır normalleşme başlarsa. Fed den gelecek faiz söylemleri paranın akış yönünü değiştirecek bizler belki daha fazla faiz artırmak zorunda kalacağız. Ne yazık!, bile bile pandeminin ilk yarısını boş yere heba ettik. Umarım fazlaca ders alınmıştır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umalım ki dediğiniz gibi olsun.

      Sil
    2. Dünyada likidite bol iken Suriye gitti, Irak dağıldı, Afganistan bitti, Libya çöpe döndü.

      Dünya ekonomisinde sanayi devrimi şahlanırken, Mısır gitti, Yunanistan gitti, Balkanlar kurudu, Ermeniler dağıldı, 8 milyon insanımızı açlık, sefalet, hastalık, savaş ve göçlerde kaybettik.

      Dünya ayrı, yerel gerçeklikler ayrı.

      Sil
  10. Hocam covid salgının, aşırı parasal genişleme yoluyla,
    kripto paralara hızlı değer kazandırmak için planlanışına tanık mı oluyoruz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biraz fazla komplo teorisi olmaz mı bu?

      Sil
    2. Anonim 1211,

      Elektriği kapatırız, ortada kripto para kalmaz, tertemiz.

      Elektrik.

      En önemlisi bu.

      Dünyada trilyonlarca dolar borç varmış. Elektrik giderse, o borçlar da gider.

      e513Gch61^zAZ5XP

      Sil
  11. Hocam merhabalar para teorisi ve politikası ile ilgili kitap önerisi yapar mısınız

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Fatih Özatay'ın Parasal İktisat (Kuram ve Politika) adlı kitabı bu alanda yazılmış en iyi Türkçe kitaptır.

      Sil
    2. Öneriniz için teşekkür ederim hocam

      Sil
    3. Hocam öncelikle yazınız çok güzel olmuş yine. Elinize sağlık.

      Hocam bu kitabı merkez bankası sınavı için önerdiler. Fakat dili biraz ağır geldi. mutlaka çok değerli bilgiler var içerisinde fakat ondan öncesinde okumamızı tavsiye edeceğiniz kaynak var mıdır acaba ? Bu vesile ile merkez bankası yazılı sınavı için(iktisat-para banka-finans) çalışma tavsiyeleriniz nelerdir acaba?

      Şimdiden teşekkürler Sayın Hocam.

      Sil
  12. Hocam hititler hakkında yaptığınız araştırmalarda yararlandığınız kaynaklar ağırlıklı olarak hangi dildeydi

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hitit Kralı Murşili, günlük tutuyormuş. O günlüklerden faydalanmış hititçe.

      Sil
  13. Sayın Hocam,

    Çok uzun zamandır yazılarınızı okuyan ve yazılarınızdan faydalanan ancak yorum yapmayan sessiz çoğunluktaki takipçilerinizden biriyim ve nacizane iktisatçıyım. Öncelikle, herhangi bir karşılık beklemeksizin paylaştığınız faydalı bilgiler ve değerli görüşleriniz için çok teşekkü ederim.

    Bugünkü yazınızdan bağımsız olarak, görüşünüzü merak ettiğim bir konu var.
    Ülkede artık standart ücret haline gelmekte olan (özellikle mavi yaka için) asgari ücretin, tüm ülke genelinde değil, bölgesel bazda belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu düşüncemin sebeplerini örneklemem gerekirse;

    1. İstanbul gibi bir yerdeki işletmenin müşteri potansiyeli ve iş hacmiyle, örneğin Bayburt`taki bir işletmenin müşteri potansiyeli ve iş hacmi aynı değildir. Dolayısıyla, bu iki şehirdeki iki asgari ücretli çalışandan beklenen özveri ve çalışma yoğunluğu da aynı değildir.

    2. Yine aynı örnekle İstanbul`da istihdam edilen bir asgari ücretli çalışanın geçim masrafları, Bayburt`taki çalışana göre çok daha yüksektir.

    Özetle; İstanbul`daki asgari ücretli çalışanın, Bayburt`taki asgari ücretliye göre çalışma yoğunluğu daha fazla fakat görece olarak (satınalım gücü kıyasıyla) geliri daha düşüktür. Aynı zamanda işverenler açısından da, çalışan maliyetleri küçük şehirlerde ciroya oranla çok daha yüksek düzeyde kalmaktadır. Bu durum hem çalışanlar hem de işverenler açısından adil olmamaktadır diye düşünüyorum.

    Konuyla ilgili değerli görüşlerinizi alabilirsem memnun olurum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam,
      Sizle aynı düşüncedeyim, asgari ücretler bölgesel olmalıdır, bölge gerçeklerine göre fiyatlandırılmalıdır.

      Türkiye'de bunun uygulaması yapılamaz.

      Türkiye, merkezi idare ile yönetilen bir ülkedir.

      Bahsettiğiniz asgari ücret uygulamasının başarılı yürümesi için bölgesel olarak da siyasetin yürütülmesi gerekir.

      Benim yazdığım olursa, bir misal, ulusal firmalar, bölgesel farklılıklardan faydalanıp işçilik arbitrajı kazancı sağlama yoluna gitmezler, her bölge siyaseti ve alt-siyaseti kendi önlemlerini alabilir.

      Türk siyaseti, mevcut yapısı ile bölgesel asgari ücret belirlediğinde, en büyük zararı o bölgenin esnafı görecektir. Merkezi siyasi sistemlerde, kontrol balans sistemleri, bölgesel rekabet unsurları devre dışıdır.

      Bir sonraki dönemde, ülke genelinde gelir dağılımını asgari ücretliler aleyhine tekrar bozacak, hatta asgari ücretliler arasında da gelir farklılıkları artacaktır.

      Günümüz politik yapısında asgari ücret insanlarının siyasi temsili yoktur. (Siyasi temsilleri olmadığı için bu ücreti almaktadırlar). Bu adaletsizliği, bir de bölgeler ile bozduğumuzda sistem daha çarpık hale gelecektir.

      Sevgiler.

      s)]3_@2N%yXYt@.)

      Sil
    2. Önceki yorumumda siyaseti öne çıkardım.

      Asgari ücret, siyasi/politik bir tercihtir. Farklı bölge asgari ücretinin politikacılar tarafından desteklenmesi, o politikacıların da iktidar da olması gerekir.

      Günümüz toplumu, politik olarak, sizin ve benim yazdığımın aksine, asgari ücretin daha düşük olmasını tercih etmektedir. Yüksek miktarda ucuz işçi girişine Suriye ve diğer ülkelerden girilmesine izin vermektedir.

      Sanayi, esnaf, hizmetler sektörü, bireysel orta kesim biraz üzeri rutin işlerde asgari ücretin de altında çalışan yabancı işçilerden memnundur. Evlerinde yabancı bakıcı, işyerlerinde yabancı işçi bulundurmakta, düşen maliyetlerden dolayı iktidarı desteklemektedirler.

      Toplumda önemli bir kesim destek vermektedir. Bu destek olmasa, resmi rakamlara göre 6 milyon seviyelerine ulaşan yabancı insan Türkiye'de barınamazdı.

      Bazı bölgelerde, işverenler, Türkiye kökenli işçiler ile asgari ücret pazarlığı da yapmaktadır. Fiyatları düşük yabancı işçinin ücreti seviyesine indirgemek istemektedirler.

      Önümüzdeki dönemde de bu politikanın devamını göreceğiz.

      V"py];zc??P!aM9u

      Sil

    3. Bölgesel asgari ücret anlamsız.sirketlerin gelirlerine göre bir asgari ücret belirlenmeli.kösedeki tavuk dönerciyle migros OPET aynı asgari ücreti ödemesinde bir yanlışlık var bana göre

      Sil
  14. Hocam zaten halk bu kadar güven sarsıntısı yaşarken bu hedeflerle kendilerini "gülünç" duruma düşürmekten başka hiç bir işe yaramıyorlar, kendileri bile bu hedefe inanmıyorken halkın buna inanmasını beklemek nasıl bir düşüncedir?

    YanıtlayınSil
  15. Sizin yıllardır söylediğiniz yapısal reform olmadan topal ördek gibi yol alıyoruz. Ehliyetsiz ve liyakatsiz kişilerin tercih edilmesi ile düşe kalka gidiyoruz. Kurallara en çok kuralı koyan uyması gerekir. Plan, program, denetim ve geri bildirimler şeffaf olmadı sürece uzatılan el havada kalıyor. Kimse karanlık kuyuya germek istemez. Kimse iki defa aynı delikten kendine acıtılmasına izin vermez. Güven en büyük kredidir. Bunu da merkez bankası şimdiye karar sağlamamış.

    YanıtlayınSil
  16. Hocam öncelikle emeğinize sağlık,

    Yazınızda da bahsettiğiniz gibi yıllardır ısrarlar sürdürülen yüzde 5 enflasyon hedefi komedisinin teknik anlamda elle tutulur bir yanı yoktur.

    Ülkenin yarısına yakını enflasyonla maaş alırken, asgari ücrete yüzde 20 zam yapıp hangi enflasyonu yüzde 5 lere düşüreceksiniz?

    Ya da tasarrufların yarısından çoğu dövizdeyken, enflasyonla mücadele için merkez bankası’nın etkin bir para politikası uygulama şansı var mıdır?

    Veya, artan dış borç yükü nedeniyle dış ticaret açığını fonlama imkanlarınız gittikçe azalırken, kur kaynaklı enflasyonu düşürmek için dolar basmayı mı planlıyorsunuz?

    Bu soruların cevabı maalesef koskoca bir hayır. Ancak kamuoyu nezdinde, siyasal iktidar yine algıya oynarak enflasyonla mücadele ediyormuş gibi yapmayı tercih ediyor. Tabii burada üç önemli silahı var: Çarpıtma ustalığında artık sınır tanımayan medya gücü, Manipulatıf veri üretme ustası Tüik, Özellikle un, akaryakıt, sigara, süt gibi temel ihtiyaç malzemelerindeki üstü kapalı Fiyat kontrolü..

    Mevcut sorunları daha da kronikleştirmek dışında hiçbir işe yaramayan ancak yıllardır ısrarla uygulanan para ve maliye politikaları neticesinde, enflasyonla mücadele adı altında, ülkenin kaynakları, gelirleri yine yabancı fonlara, şirketlere akmaya devam edecektir. Ayrıca, enflasyonunun kronikleşmesi ve hatta kontrolden çıkmasının önü de açılmış olacaktır. Turgut özal’dan beridir maalesef bu ülkede değişen bir şey yok. Rahmetli de “enflasyonlu büyüme” diye milleti yıllarca uyutmuştu. Sonucunda 1990 lı yıllara gelindiğinde, enflasyon daha da azıp, önce imf’yi getirdi. devamında ise siyasal islamı başımıza musallat etti. Siyasal islamda ilk günden beri vazifesini en iyi şekilde ifa ediyor ve bu devam edecektir. Çünkü siyasal islam gitmemek üzere gelir.

    xyz..

    YanıtlayınSil
  17. Hocam biz enflasyonu nasıl düşürürüz? Fiyat ve ücretleri gerçekleşen enflasyon oranı üzerinden hesaplıyor belirliyoruz ve tabloya göre de hep üstten ıskalamışız. Hedeflenen enflasyon üzerinden belirlememiz gerekiyor diye düşünüyorum aksi halde fiyatlar, kiralar hep yükselecek ne dersiniz?

    YanıtlayınSil
  18. Hocam yıllardır sizin de bahsettiğiniz gibi en rasyonel çözüm yapısal reformlardır kanımca. Hayırlı günler dilerim.

    YanıtlayınSil
  19. Hocam öncelikle emeğinize sağlık,

    Yazınızda da bahsettiğiniz gibi yıllardır ısrarlar sürdürülen yüzde 5 enflasyon hedefi komedisinin teknik anlamda elle tutulur bir yanı yok.

    Ülkenin yarısına yakını asgari ücret civarı maaş alırken, asgari ücrete yüzde 20 zam yapıp hangi enflasyonu yüzde 5 lere düşüreceksiniz?

    Ya da tasarrufların yarısından çoğu dövizdeyken, enflasyonla mücadele için merkez bankası’nın etkin bir para politikası uygulama şansı var mıdır?

    Veya, artan dış borç yükü nedeniyle dış ticaret açığını fonlama imkanlarınız gittikçe azalırken, kur kaynaklı enflasyonu düşürmek için dolar basmayı mı planlıyorsunuz?

    Bu soruların cevabı maalesef koskoca bir hayır. Ancak kamuoyu nezdinde, siyasal iktidar yine algıya oynarak enflasyonla mücadele ediyormuş gibi yapmayı tercih ediyor. Tabii burada üç önemli silahı var: Çarpıtma ustalığında artık sınır tanımayan medya gücü, Manipulatıf veri üretme ustası Tüik, Özellikle un, akaryakıt, sigara, süt gibi temel ihtiyaç malzemelerindeki üstü kapalı Fiyat kontrolü..

    Mevcut sorunları daha da kronikleştirmek dışında hiçbir işe yaramayan ancak yıllardır ısrarla uygulanan para ve maliye politikaları neticesinde, enflasyonla mücadele adı altında, ülkenin kaynakları, gelirleri yine yabancı fonlara, şirketlere akmaya devam edecektir. Ayrıca, enflasyonunun kronikleşmesi ve hatta kontrolden çıkmasının önü de açılmış olacaktır. Turgut özal’dan beridir maalesef bu ülkede değişen bir şey yok. Rahmetli de “enflasyonlu büyüme” diye milleti yıllarca uyutmuştu. Sonucunda 1990 lı yıllara gelindiğinde, enflasyon daha da azıp, önce imf’yi getirdi. devamında ise siyasal islamı başımıza musallat etti. Siyasal islamda ilk günden beri vazifesini en iyi şekilde ifa ediyor ve bu devam edecektir. Çünkü siyasal islam gitmemek üzere gelir.

    xyz..

    YanıtlayınSil
  20. Siyasette kentsel dönüşüm şart.
    Tüm siyasi yapılar eski çürük depreme dayanıksız çarpık ve tutarsız. Geleceğe yönelik sağlam siyasi yapılar ile yola çıkmadan ilerleme olmaz.

    Siyasette kentsel dönüşüm olmadan. Ne siyaset düzelir ne ülke düzelir ne ekonomi düzelir ne hukuk düzelir.

    Zamanın şartlarına uygun modern siyasi yapılar için piyasa temizlenmesi gibi ülkenin tüm bu siyasi yapılardan kurtulması lazım.

    Kimse benim binam diğerinden daha sağlam demesin hepsi çürümüş eskimiş yıpranmış bu halkı tutacak güçleri ve vizyobları kalmamış.

    Siyasette kentsel dönüşüm için bildiğimiz tüm siyasi yapılara karşı yeni oluşumlara destek vermeliyiz. Umarım beklentiye karşılayacak gerçek siyasi yapılar aydınlar ekonomistler bilim insanları siyasi bir yapı ile karşımıza çıkar. Yoksa sadece yorum yapmaktan öte gitmeyen sokaktan gelenlerin herkesi esir aldığı bilim adamlarına talimat verdiği düzen devam eder. Umarım bu ülkedede Atatürk gibi sorumluluk alacak ülkenin aydınları ortaya çıkarda nefes aldırır.

    YanıtlayınSil
  21. Yapılan açıklamada yine piyasayı faizle şekillendirmek istedikleri görünüyor.tabii TCMB'nin elinde var olan enstrüman bu.bunun yanında gerçek anlamda reformlar yapılmadiktan sonra tekrar başa dönmek sürpriz olmaz heralde

    YanıtlayınSil
  22. Yazınız için elinize sağlık hocam.

    Hocam, Merkez bankasının işleyişini sizin gibi yazım ile ele alan sade ve anlaşılır bir kitap arıyorum önerceğiniz kitap hangileri olur, Teşekkürler (Para politikasını biliyorum ancak biraz detay'a inmem gerekirse)

    YanıtlayınSil
  23. Hocam yüksek enflasyon ve faiz toplumumuzun kolektif bilinçdışına işlendiği için kurtulmamız asla mümkün olmayabilirmi?

    YanıtlayınSil
  24. Merhaba Mahfi bey, Türkiye'nin enerji kaynağı olarak petrolden tamamen vazgeçmesi ve özellikle ileriki yıllarda elektrikli araçların yaygınlaşması ile beraber petrol ithalatının önemli oranda düşmesinin cari açık üzerinde olumlu bir gelişme yaşatacağını düşünüyorum.

    Isınma amaçlı doğalgaz kullanımının azalması yerine elektrikli klimaların yaygınlaşması da ithalata önemli bir çeki düzen verecektir diye sanıyorum. Elektrik tüketimindeki vergilerin %3-5'lere düşürülmesi, petroldeki verginin yüzde 80-90'lara çıkarılması ve tabi bunların hepsi yeterli elektrik arzı sağlandığında yapılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

    Bu konuda hükümetin elektrik üreten şirketlere büyük yatırımlar yapması ve teşvik vermesi de önemli.

    İthal girdinin en az olduğu sektörlerden biri de yazılım. Her 100 liralık ürüne karşı belki 10 liradan daha az ithal girdi var. Bu da yazılım bilişim sektörünün ihracatımız ve milli gelirimiz üzerinde önemli bir katkısı olacağı anlamına geliyor diye düşünüyorum. Tüm bunların sağlanabileceği 10-15 yıllık süre boyunca faizlerin en az %2-3 reel olarak artıda olması da çok önemli bence.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Elektrik nihai bir enerji cesididir..ya petrol, gaz vb fosil yakitlardan ya nukleer kaynaklardan, ya da ruzgar, gunes gibi yenilenebilir kaynaklardan uretilir..Elektrigin turkiyede buyuk oranda fosil yakitlardan uretildigini, fosil yakitlarin da ithal edildigini biliyoruz..dolayisiyla elektrikli araclar sebebi ile cari acigin dusmesi arasinda bi baglanti soz konusu degildir....

      Sil
    2. Selam.,

      Türkiye petrol ve türev ürünleri ithalatı büyük ölçüde sanayi tarafında kullanılır. Önerdiğiniz çözümler için türkiyenin elektrik ile çalışan cihazların üretimini yapacak sanayisi yoktur. Elektrik altyapısı için gereken tüm ürünleri ithal etmek zorundadır. Bunların bakım parçaları da yine dışardan gelecektir.

      Türkiye, elektrik üreten veya dağıtan şirketlere bir sürü yatırım yaptı, sizler bu faturayı yeni yeni ödemeye başlayacaksınız. Çoğu batak firma, bir kaç tanesinin zombi oldukları yeni yeni basına yansıyor.

      Kim bilir, belki Türk halkının o faturayı ödemesini içselleştirmesi için politik bir değişim de gerekebilir. Yani, yeni gelen politikacı eskinin defterlerini gösterir, kötüler, halk eskiye hınçlanır, yeni politikacıya kredibilite açar, klasik bildiğimiz bu hikaye sonunda, faturayı halk öder. 2003 de de batak banka, eski yolsuzluklar vs benzer şekilde halkın ödemesi için sunulmuştu.

      Rusya dan da nükleer için anlaşma yapıldı, elektrik fiyatlarını artıracak bir yatırım oldu.

      Batı ülkelerinde, özellikle Almanya, enerji konusunda bağımsız olmaya çalışır. Almanya'nın bağımsız olma isteği Türkiye'den farklıdır. politik olarak almanya rusya'nın güdümünden kurtulmak için yüksek miktar yatırım yapan ülkedir. Almanya için geçerli koşullar Türkiye için daha farklıdır. Almanya nın yeşil üretim ile elektrik üretmesi, maliyeti yüksek olsa bile politik olarak kabul edilebilir. Almanya aradaki maliyeti, ihracat fazlası ile finanse eder. Türkiye yapamaz.

      Doğu Akdenizde Türkiye uğraşıyor, yasal olarak haklı, politik olarak anlaşamaz bir durumda. Politik olarak muhataplarımız Türkiye için maliyeti yükseltmeye çaba sarfediyor, neticede enerji için kavga döğüş bitmez. Elektrik konusunda da Batılılar ve Çinliler, Türkiye üzerinde kavgaya hazır olduklarında merak etmeyin Türkiye de o kavgaya farklı konular ile girer.

      Elektrik konusundaki kavga şu anda üretim teknolojisini en düşük maliyetle kimin üreteceği, kimlere satacağı konusunda. Bu konuda Türkiye nin rolü pasif bir alıcı pazar olması, Türkiyenin başka bir alternatifi yok.

      Mevcut Türk ekonomisinin potansiyeli, 150-250 Milyar dolar daha ek borcu kaldırabilecek kapasitede. Türkiye'de ortalık biraz süt liman olursa, borç miktarı 450 Milyar dolara kadar da çıkar. Biraz da ekonomik büyümeden bir şeyler gelse, işte o pay Türkiyenin genel pazardaki potansiyeli. Bu miktardan kim ne kadar kaparsa.

      Sakin ve huzurlu Türkiye, herkesin işine yarar.

      ^B#tF3Vd0&SWm7t2

      Sil
  25. Hocam Merkez Bankası verilerine baktığımızda M2 para arzı 2019 a göre yaklaşık 2.4 trilyondan 3.4 trilyona çıkmış. 1 senede bu büyüklükte bir para nasıl oluştu? Ülkeye para mı girdi yoksa Merkez para mı bastı sizce?
    Nuri

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Nuri selam,
      Bahsettiğiniz parasal genişlemenin temel kaynağı düşük faizli kredilerdir. Aktif rasyosu dayatmasının da bu genişlemede etkisi vardır. Ayrıca bir miktar da bütçe açıkları parasal genişlemeye katkı vermiştir. Toplamak gerekirse, 2020 yılı boyunca iliklerimize kadar hissettiğimiz erdoganomics'in temeli şudur: bas bas paraları leylaya..

      Soranlara enflasyonla mücadele ediyoruz derler. tıpkı demokrasi mücadelesi gibi :)

      Xyz...

      Sil
    2. Bir senede bu büyüklükte para oluştu, MB sağolsun.

      Ortalama döviz kuru yükselişlerine bakarsanız, orada tahtaya yazmışlar para büyüklük oranını.

      Sil
  26. Merhaba hocam;
    Ingiltere de iktisat masteri yaptim..onlarda iktisat; economic appraisal, cost-benefit analysis, IRR, SVHL, pollution abatement, NPV, social benefit, renewables,...seklinde uzayan bir icerige sahipken bizde para politikasini ekonomi diye yutturmuslar..maliye politikasinin yuzde 90i yok..ingiltere de bir yere tren yolu ya da santral yapilip yapilmayacagina dair nasil bir ekomomik modelle karar verildigini iyi bilirsiniz..hatta sosyal hayata dair her konudaki optimizasyon hesabinin dahi ekonomik modellerle yapildigini biliyoruz.. parasal olmayan degerlerin iktisatin alanina girdigi bir dunyada yasiyoruz....turkiyedeki yenilenebilir enerjinin onemi icin sunum yaptim orda, cari acik icin onemini de anlattim..sen ne anlatiyosun bosver onu, incentivelerden, gelecek projeksiyonlarindan ve cevresel etkilerden bahset demislerdi..ulkede Para politikasi ile yabanciya guven verilmeye calisilir..yabanci gelir; kur, enflasyon, faiz duzelir; cari acik artar..yabanci gider; cari acik azalir, digerleri bozulur..30 senedir ayni seye ekonomi diyoruz..ben bunu gecici bir donem kullanilmasi gereken agri kesici zannetmistim..meger, kalici ekonomi anlayisiymis..peki iktisadin ulkeye ithal edilmemis yuzde 90'lik kismi ne olacak sayin hocam???

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ülkeye ithal edilmemiş yüzde doksan kısım olduğu yerde kalacak, burası kalan ile devam.

      Sil
    2. Cevabi bile bile sormus bulunduk😀👍

      Sil
  27. Hocam,TR deki altın uretımındekı artışın fiyatlara etkisini nasıl yorumluyorsunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. fiyatları etkilemez, ikincil el altın piyasası uluslar arası fiyatlardan etkilenir. dünya fiyatları ile aradan arbitraj kazancını ancak birincil piyasadakiler yakalar.

      Sil
    2. Türkiye'deki altın üretiminin artması ya da azalması ne Dünya'da ne Türkiye'de hiç bir önemli etki yapmaz.

      Türkiye'nin altın üretimi, dünya altın üretiminin %1'i kadardır. Ondaki %10'luk artışın etkisi de arzda binde bir olur. Yani altın fiyatına bir etkisi olmaz.Altın fiyatlarını belirleyen ana etken dünya altın talebidir

      Türkiye'ye gelince, altın üretimi, yalnızca onu çıkara yerli ve yabancı şirketlerin kârını etkiler.

      Altın "üretimimiz" artıyor yaygaraları da, ekonomi konusunda söyleyecek iyi hiç bir şeyi olmayanların, insanları avutmak için kullandıkları "müjde"lerdendir.




      Sil
  28. Dışarıdan sıcak para hariç yeterli para gelmese bile, varlık barışından yurt dışına çıkarılan kayıtsız parayı ülkeye sokarak hem legalleştirecekler, hem de yurt içi döviz hesapları çözülene kadar dövizi yükseltmeyecekler. Anomymous isimli hacker grubu 350 milyar dolar gibi bir paralarının olduğunu yayınlıyor. Eğer 19 yılda bu miktarda bir söğüsleme yapıldıysa yukarıda bir yorumcunun sürekli tekrarladığı gibi siyasal İslam asla gitmeyecek. Gitse bile geriye o kadar büyük bir çöküntü bırakıyorlar ki, ilk seçimde tekrar gelirler. Ülkede devletin onayı gereken her işte Fetö cemaatinin ''himmet'' parası gibi haraç toplanıyor.Elbet bir yerlerde bir kasa var ve gerektiğinde bir miktarını ülkeye getirirler. Man Adası buzdağının görünün küçük bir bölümüydü. Komplo teorisi kurdum ama destekleyen çok veri var. Yoksa hiçbir iktidar merkez bankasından bu kadar rezerv uçup gidip - 49 000 dolar batağa düşene kadar bekleyemez, mutlaka bir aksiyon planlardı. Yada Rusya ile yürütülen işbirlikleri mutlaka ABD ve ingiltere ile bir stratejinin parçası olarak tam mutabakat ile yürütülüyorsa (kamuoyuna ve dünyaya farklı görüntü verilerek) o da rahatlık sebebi olabilir. Yayınlamazsanız saçmaladığımı anlarım hocam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Toplam uçurulan parayı bilemeyiz ancak geçen yılın İlginç olaylarından birisi de net hata noksan verisi temmuz ve ağustos aylarında 6 milyar dolar çıkış yönlüydü. Bu aylarda, malum, kur 6,85'e çıpalanmıştı. Yani yorum bırakan üstatların da değindiği gibi adamlar parayla kafalarına göre oynuyorlar; sokup çıkarıyorlar. ancak oynadıkları milletin parası..maalesef..

      Xxp..


      Sil
    2. O yorumcu Şahabeddin rumuz ile yazardı, sonra kripto ile yazmaya başladı. Ekonomi bilgileri de yazıyor, uzun uzun yazıyor.

      Yazana göre, Türkiye ile arap ülkeleri arası fark kalmadı, Türkiye'yi devletten saymıyor, Türkiye de onlar gibi kullanılıyor. Özeti.

      Sil
  29. Hocam, kur duserken hala rezervlerin dusmesi:a. Rezervleri artirmak icin kurun daha dusmesi beklendiginden, b. Kasadaki dellkten, c. Doviz dussun diye doviz satmaktan. D. Dususu firsat bilen yatirimcinin askindan e. Sawplarin azaltilmasindan (hepsi sikkina yer kalkmadi ozur)

    YanıtlayınSil
  30. Mahfi bey, Türkiye'nin bölgesel ücretlendirmeye geçmesi mümkün müdür? Örneğin İstanbul'un kişi başına düşen yıllık üretim 18.000 USD, yani neredeyse 700-800 USD asgari ücreti ödeyebilecek kaldırabilecek ekonomisi var. Fakat mesela, doğu şehirlerinde kişi başına düşen yıllık üretim 2000-3000 USD civarında. Doğu şehirlerinde 1000 TL gibi bir asgari ücret belirlenmesi çok harika olurdu. Ayrıca ucuz işçilik fırsatıyla doğu illerine çok fazla yatırım yapılabilirdi.

    Cidden doğunun ülkemiz üzerinde ciddi yük olduğunu düşünmeye başladım. Doğuyu çıkarsak milli gelirde 30-40 milyar USD'den fazla düşüş olmaz gibi :D :D

    YanıtlayınSil
  31. Dünyadaki en tutmayan hedef hiç şüphesiz, ülkemizde 2023 hedefleri denen, yıllarca koca koca adamların ciddiye aldığı, ya da ciddiye alıyormuş gibi yaptığı laf ve rakam salatasıdır.

    2013'de açıklanan "2023 hedefleri":

    Milli Gelir: 2 trilyon dolar

    Kişi başına Milli Gelir: 25.000 dolar

    İhracat: 500 milyar dolar

    Ekonomist, mekonomist denen insanlar, yıllarca bunları ciddi ciddi konuştu. 6 yıl sonra ayaklar suya erdi ve o hedefleri koyanlar, 2019'da, hedefe 4 yıl kala, o hedefleri yarıya indirdi.

    Milli Gelir: 1.1 trilyon dolar

    Kişi başına Milli Gelir: 12.244 dolar

    İhracat: 226 milyar dolar olacaktı.


    Şimdi 2020'de, hedefe 3 yıl kala gerçekleşen rakamlar şöyle :

    Milli Gelir: 737 milyar dolar

    Kişi başına Milli Gelir: 8.808 dolar

    İhracat: 135 milyar dolar


    2023 Hedeflerimiz'i bir kez daha yarıya indirirsek, 2023'de hedeflerimize ulaşır ve geçeriz!



    YanıtlayınSil
  32. Hocam sabit kur ile ilgili bir sorum var. 2021 olmadı ama farz edelim ki 2022 senesinde sabit kura karar verildi. Doların yeni fiyatına nasıl karar veriliyor ? 7 TL olan dolar artık 3 TL olacak denilebilir mi ? Yoksa o andaki fiyatına göre gerçekçi bir fiyat olmak mı zorunda.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. sabit kura geçilmesi için öncelikle esaslı bir devalüasyon ve sağlam miktarda da döviz rezervine ihtiyaç var. bunlardan da önemlisi, küresel sermayenin desteğini alacak bir iktidara. bu deneyi 1990 ların sonunda imf ile yapmıştık aslında. sonucunda akp iktidara geldi.

      velhasıl, türkiye ekonomisi parasal veya finansal herhangi bir çözüm bu saatten sonra yoktur.

      xyz..

      Sil
  33. Değerli hocam, yeni MB başkanının sunumunda 2021 enflasyon hedefinin %9,4 olduğu açıklanmıştı. Yazılı metne baktığımda, orta vade hedefin %5 olduğu ifade edilmiş. Sanıyorum siz metin üzerinden konuyu ele aldınız, bir karmaşıklık söz konusu.. İletişimi şeffaf hale getirelim derken, daha da mı bulanıklaştırıyoruz acaba? Saygılar,

    YanıtlayınSil
  34. Umut MB'nin ekmeğidir demişler :)

    YanıtlayınSil
  35. Hocam gerçekten anlamıyorum. Ben iktisat öğrencisi olmama rağmen enflasyon hedefinin ne kadar anormal olduğunu ve tcmb nin itibarıni zedeleyeceğini idrak ederken bu işin uzmanı olan piyasa yapıcılar neden bunu anlamamakta ısrar ediyor ve her sene aynı hata tekrarlanıyor aklım almıyor. Gerçekten çok ilginç.

    YanıtlayınSil
  36. Mahfi Hocam merhaba,
    Atilla Yeşilada ile yaptığınız söyleşide Merkez Bankası'nın yıllardır belirlediği %5 enflasyon hedefinin tutturabilmesi adına dolar kuru hedefinin olmaması gerektiğini söylediniz. Konuşmanızın devamında dolar kurunun yukarı doğru ivmelenmesi enflasyon seviyesini de yukarıya doğru götüreceğini belirttiniz. Bu noktada, bu çelişkiyi yönetmek adına 'sihirli (!) bir dolar kuru var ve bu seviyeyi bulduktan sonra' Türk Lirasının değerini stabilize etmek gerekiyor diye anlıyorum.
    Dış borçla büyümeye çalışan ve dış borç seviyesini minimize edemeyen bir ülke olarak %5 enflasyon seviyelerinde istikrarlı bir şekilde durmamızın çok zor olduğunu düşünüyorum. Bu görüşüme katılır mısınız?
    Teşekkür ederim.
    Saygılarımla,
    İlker

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi bey merhaba yeni birikim yapmaya heveslenen bir gencim dolar almaya basladim su donemde dogru bir islem olmusmudur ? Bir uxmana sormak istedim yardimci olursaniz sevinirim

      Sil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Swap Hariç Rezervler Ekside

Dolar, Euro ve Altın